Lonca Girişimcilik Merkezi 7 startup’ı mezun etti!

Kuveyt Türk’ün yenilikçi ve inovatif fikirleri destekleyip ülke ekonomisine kazandırmak amacıyla kurduğu Lonca Girişimcilik Merkezi’nin sekizinci dönem programı tamamlandı. 

Yüzlerce başvuru arasından seçilerek programı başarıyla tamamlayan 7 girişimi mezun eden Lonca’nın destek verdiği startup sayısı 80’e yükseldi. Teknoloji odaklı ve ölçeklenebilir iş fikirlerine sahip girişimcilerin proje fikirlerini sürdürülebilir bir modelle ticari faaliyete dönüştürmelerine imkân sağlayan Lonca Girişimcilik Merkezi, sekizinci dönemi düzenlediği demoday etkinliğiyle tamamladı. Lonca Girişimcilik Merkezi’nde 21 Haziran 2023 Çarşamba günü gerçekleştirilen Lonca Demoday etkinliğinde startup’lar yatırımcıların karşısına çıktı. Kuveyt Türk ve iştirak şirketlerinin yönetici ve çalışanlarının, yatırım gruplarının, mentorların ve melek yatırım ağlarından temsilcilerin katıldığı etkinlikte girişimciler katılımcılara başarıya giden serüvenlerini anlattı.

Girişimciler Lonca Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’ndan yararlanabilecek

Startup’ların proje fikirlerine odaklanmasını önemseyen Lonca Girişimcilik Merkezi, program süresince her bir startup’a 80 bin TL’ye kadar nakit hibe desteği ve cihaz geliştiren startup’lara da ekstra 20 bin TL Ar-Ge desteği sağladı. Lonca, dokuzuncu dönemle birlikte startup başına nakit hibe desteğini toplamda 125 bin TL’ye yükseltti. Lonca’nın sekizinci dönem hızlandırma programı kapsamında girişimcilere, ulusal ve uluslararası yarışmalara katılım, 10 bin dolarlık sanal sunucu, alanında uzman kişilerden mentorluk ve danışmanlık ile pazarlama ve tanıtım destekleri verildi. Ayrıca Lonca’dan mezun olan girişimciler, KT Portföy tarafından startup’lara yatırım amacıyla kurulan ve Kuveyt Türk tarafından 75 milyon TL kaynak ayrılan Lonca Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’na başvuru konusunda önceliğe sahip olacak. 

Lonca Girişimcilik Merkezi
Kuveyt Türk Strateji ve İnovasyon Grup Müdürü ve Lonca Yönetim Komitesi Üyesi Dr. Selman Ortaköy

Lonca Girişimcilik Merkezi startup’lara 3 milyon TL nakit hibe desteği sağladı

Kuveyt Türk Strateji ve İnovasyon Grup Müdürü ve Lonca Yönetim Komitesi Üyesi Dr. Selman Ortaköy, Demoday etkinliğinde yaptığı konuşmada, “Kurulduğumuz 2017’den bu yana girişimlerimize 3 milyon TL nakit hibe desteği sağladık. Sekizinci dönemle birlikte hibe oranını yükselterek ve yatırım fırsatları sunarak girişimlere verdiğimiz desteği artırdık. Kuveyt Türk’ün 75 milyon TL kaynak ayırdığı KT Portföy yönetimindeki Lonca Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, başta Lonca mezunları olmak üzere ekosistemdeki tüm girişimcilere yatırım yapmaya devam ediyor. Öte yandan, cihaz geliştiren girişimcilerimize Ar-Ge desteği, özellikle FinTech’ler için ise API altyapımızı kullanmaları gibi birçok ayrıcalık sunuyoruz. Kuveyt Türk ile birlikte proje geliştirme imkânı da girişimcilerimize sunduğumuz diğer ayrıcalıklar arasında yer alıyor. Lonca Girişimcilik Merkezi’nden mezun olan girişimler içinden ülkemize, ekonomimize ve müşterilerimize faydalı olacağını düşündüğümüz uygulamaları projelendirilip iş süreçlerimize dâhil ediyoruz. Bazı girişimlerin ürün ve hizmetlerini müşterilerimizle buluşturarak her iki tarafa fayda sağlıyor; hem girişimlerimizin potansiyel müşterilerine ulaşmaları için bir köprü oluyor, hem de müşterilerimiz için hizmet çeşitliliğimizi artırmış oluyoruz. Girişimcilik alanında yapılan bu faaliyetlerin ülkemize ve geleceğimize yapılmış en önemli yatırımlardan biri olduğuna inanıyoruz. Bu vesileyle, sekizinci dönemi başarıyla tamamlayıp mezun olan girişimlerimize de başarılar diliyorum” dedi. 

Lonca Girişimcilik Merkezi’nin sekizinci dönem kuluçka programını başarıyla tamamlayan 7 startup ve faaliyet alanları:

Harcy: Tekstil atıklarından geri kazanım yoluyla uygun fiyatlı, sağlıklı ve çevre dostu bina cephe ısı yalıtım malzemesi üreten girişimdir.

Microhobist: Gelecekte güvenle tarım yapabilmek için ekolojik döngüden ilham alarak oluşturulan, aynı zamanda verimsiz toprakları canlandıran sürdürülebilir postbiyotik bitki gelişim ürünü üreten bir girişimdir.

Pooly: Aynı rotada yolculuk eden, aracı olan ve olmayan kişilerin birlikte ulaşmalarını sağlayan yapay zekâ ve deep learning entegrasyonlu mobil uygulamadır.

Qpien: İşletmelerin LiveChat, WhatsApp, Instagram, Facebook, Telegram, Twitter, SMS hatta e-posta gibi tüm popüler kanallardaki müşteri mesajlarını, yorumlarını ve pazaryerlerinden gelen müşteri sorularını tek bir ekrandan kolayca yönetebilmelerini sağlayan, işletmeler için tasarlanmış bulut tabanlı bir omni-channel müşteri iletişimi ve otomasyon platformudur.

Robeff: İç ve dış ortamlarda kullanıma uygun elektrikli sürücüsüz teslimat robotları geliştiren bir teknoloji şirketidir. Gelişmiş otonom sürüş algoritması ve fonksiyonel tasarımı ile orta ve son kilometre teslimat süreçleri için çözümler sunmaktadır.

Scoutify: En iyi yetenekleri ekibine katmak isteyen şirketler ile pozisyona ve şirket kültürüne en uygun adayları sunan yetenek avcılarının buluştuğu bir platformdur.

Wearintels: Endüstri ve lojistik alanında yürütülen stok, üretim, montaj ve dağıtım işlemlerini akıllı sistemlerle dijitalleştirerek insan gücünü ortadan kaldırmadan iş/işçi maliyetlerini düşürmeyi, üretim/lojistik faaliyetlerin hızını artırmayı ve iş güvenliğini artırmayı hedefleyen girişimdir.

Papara yine yeşil sahalarda!

0

Beşiktaş Futbol A Takımı’nın konç ve kol sponsoru son dönemde finansal teknolojileri ile gündemde olan Papara oldu

Beşiktaş JK ile Papara, Beşiktaş JK Futbol A Takımı sponsorluğunun kapsamını genişletti. Geçtiğimiz sezon takımın konç sponsoru olan Papara, yeni sezonda anlaşma kapsamına kol sponsorluğunu da ekledi. Yeni sponsorluk anlaşmasının duyurulduğu ve takımın yeni sezon formasının tanıtıldığı basın toplantısında, Papara’nın Beşiktaş taraftarlarına özel BJK Card çıkaracağı bilgisi de paylaşıldı.

Beşiktaş Futbol A Takımı ile sponsorluk anlaşmasına ilişkin değerlendirmelerini paylaşan Papara CEO’su Emre Kenci ile hem sponsorluğu hem de Papara’nın yeni dönem girişimlerini mercek altına aldık:

Beşiktaş JK ve 16 milyonu aşkın kullanıcısına hızlı, kolay, hesaplı ve keyifli finansal hizmetler sunan finansal teknoloji şirketi Papara, Futbol A Takımı sponsorluğunun kapsamını genişletti. Geçtiğimiz yıl Beşiktaş JK Futbol A Takımı’nın konç sponsoru olan Papara, 2023-2024 sezonu itibarıyla 3 yıl boyunca Beşiktaş Futbol A Takımı’nın konç ve kol sponsoru oldu. Beşiktaş Jimnastik Kulübü Başkanı Ahmet Nur Çebi ile Papara CEO’su Emre Kenci’nin katılımıyla gerçekleştirilen ve Beşiktaş JK’nın yeni formalarının da tanıtıldığı basın toplantısında duyurulan sponsorluk kapsamında Beşiktaş JK Futbol A Takımı, yeni sezonda Papara logosunu hem konçlarında hem de kolunda taşıyacak.

Beşiktaş taraftarlarına BJK Card müjdesi 

Papara

Milyonlarca bireysel kullanıcıya Papara Card, Metal Card, Voice Card, Joker Card, Batman Card gibi farklı fiziksel kart ürünleri sunan Papara, Beşiktaş JK sponsorluğu kapsamında takım taraftarlarına özel BJK Card çıkaracağının müjdesini de verdi. Beşiktaş Stadyumu’nda gerçekleştirilen basın toplantısında, Beşiktaş JK Futbol A Takımı’nın yeni formalarının yanı sıra, BJK Card tasarımı da tanıtıldı. BJK Card’ın, Papara’nın tüm kart kullanıcılarına sunduğu özelliklere sahip olmasının yanı sıra taraftarlara özel ayrıcalıklar sunacağı da ifade edildi. 

BJK Card sahibi Papara kullanıcılarının, Papara’nın harcadıkça anında nakit kazandıran Cashback programından Kartal Yuvası mağazalarında da yararlanabilme olanağının yanı sıra; imzalı forma ve bilet çekilişlerine katılma, deneyim odaklı etkinliklere katılma şansı yakalayacağı belirtildi. BJK Card’ın önümüzdeki aylarda kullanıma sunulacağı kaydedildi.

Beşiktaş Papara’yı, Papara da Beşiktaş’ı benimsedi

Papara

Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi, Beşiktaş JK olarak, sponsorluk anlaşmalarını, hem marka değerlerini, hem camia kültürünü gözeterek; kültürel uyuma dikkat eden profesyonel bir yaklaşımla gerçekleştirdiklerini belirterek, şunları söyledi: “Papara ile geçtiğimiz yıl konç sponsorluğuyla başlayan yol arkadaşlığımız, bir yıl gibi kısa bir sürede önemli bir ilerleme kaydetti. Beşiktaş JK Yönetim Kurulu olarak, göreve geldiğimiz günden bu yana, “Özkaynak ve altyapı odaklı yeni spor ekonomisi” stratejimiz en temel odaklarımızdan birisi oldu. Tüm sponsorluk stratejimizi de bu odak belirlemektedir. Bu doğrultuda Beşiktaş Papara’yı, Papara da Beşiktaş’ı benimsedi. Beşiktaş JK olarak biz de bu bağın ortak değerler üzerine temellendiğine inanıyoruz. Yeni sezon formalarımızı tanıttığımız bu toplantıda müjdesini verdiğimiz taraftarlarımızın gururla cüzdanlarında taşıyacakları BJK Card ile sponsorluk anlaşmamızı duyurduğumuz ilk andan itibaren Beşiktaş taraftarlarının yoğun bir biçimde talep ettiği bir projeyi de hayata geçirmiş olacağız. Geçtiğimiz dönem sponsorluklar açısından ve dolayısıyla Beşiktaş JK’ya getirileri açısından verimli bir yıl oldu. Hedef her zaman çoğalarak büyümek… Papara da bunun en güzel örneği oldu… Ben geçen sene sponsor olduklarında “Bunu büyütün” demiştim… Biz kendilerine verimli olduk ki, onlar da bize artı ikiyle geri geldiler… Bu sponsorluk çalışmasında tüm arkadaşlarıma, yöneticilerime ayrıca teşekkür ediyorum. Papara’nın sponsorluğunda taraftarımızın da önemli katkılar verdiğini biliyorum. Aile olmak böyle bir şey ve Beşiktaş JK ülkemizin en büyük ailelerinden birisidir. Papara markasının büyük Beşiktaş ailesinde varlığının önümüzdeki dönemde de güçlenerek sürmesini diliyorum.”

İş birliğimizi sponsorluğun ötesinde görüyoruz

Sponsorluk anlaşmasına ilişkin değerlendirmelerini paylaşan Papara CEO’su Emre Kenci ise “Beşiktaş JK sponsorluğumuzu geçtiğimiz yıl duyurmuş ve Türkiye’nin en köklü spor kulüplerinden biri olan Beşiktaş JK’nın konç sponsoru olmuştuk. Güncellediğimiz ve kapsamını genişlettiğimiz yeni sponsorluk anlaşmamızla ay yıldızlı armayı göğsünde taşıyan ilk kulüp olan Beşiktaş ile bağlarımızı daha da güçlendiriyoruz. Papara ve Beşiktaş JK’nın ilklere imza atmak, cesaret, azim, sevgi, saygı gibi değerler etrafında ortaklaştığına inanıyoruz. Beşiktaş JK ile bağımızı sponsorluğun ötesinde, bu ortak değerler etrafında şekillenen bir yol arkadaşlığı olarak görüyoruz. Beşiktaş JK’nın yeni sezonda hem konçlarında hem de kolunda taşıdığı Papara logosuyla yeni başarılara imza atmasını diliyor, iş birliğimizin tüm taraflar ve Türk sporu için hayırlı olmasını temenni ediyorum” dedi.

Beşiktaş JK Genel Sekreter, Sponsorluk ve Pazarlama, İnsan Kaynakları ve İdari İşlerden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Mehtap Mutluşan Ferah ise konuşmasında, sponsorları ile kurdukları gönül bağının ve profesyonel artı değerin her geçen gün kuvvetlendiğini vurgulayarak; “Uzun zamandır amatör branşlarımız da dahil olmak üzere, isim sponsoru olmayan hiçbir branşımız kalmadı. Ulaştığımız bu seviye ile, ezeli rakiplerimize bir çıta koyduğumuzu da belirtmeliyim. Bu iş birliğimizde, konç sponsorluğumuza “kol” sponsorluğunun eklenmesi kadar sevindirici bir başka gelişme ise; taraftarlarımıza birçok avantaj sağlayacak BJK Card’dır. Beşiktaş aşkı bir başkadır. Bu kart ile büyük taraftarımız, aynı zamanda gönül verdikleri kulübümüzü desteklemek için yeni bir mecraya kavuşmuş olacaklar. Başta Papara olmak üzere, BJK’yi gönülden destekleyen tüm sponsorlarımıza, sizlerin huzurunda camiamız adına teşekkür ederim” dedi.

“Sponsor değil, Papara”

“Banka değil, Papara” sloganıyla faaliyet gösteren Papara, Beşiktaş JK sponsorluğu kapsamında geçtiğimiz aylarda ses getiren bir reklam kampanyasına imza atmıştı. Papara ve Beşiktaş JK’nın ortak değerlerine vurgu yapılan, Beşiktaş JK’nın değerlerine ve Beşiktaş camiası için önemli an ve kişilere ilişkin atıflarla örülen 360 derece reklam kampanyası, film, outdoor çalışmaları, kartal pençeli Instagram filtresi gibi pek çok ayrıntıyla tasarlanmıştı. Çekimleri Beşiktaş ilçesinde gerçekleştirilen, 15 milyonu aşkın erişim alan kampanya filmi, “Sponsor değil, Papara” mesajıyla son bulmuştu. Kampanya ayrıca, BoomSonar ve Marketing Türkiye tarafından düzenlenen Brandverse Awards’ta PR ana bölümünün Sponsorluk Çalışmaları kategorisinde altın, Kurumsal İmaj ve İtibar Yönetimi kategorisinde gümüş ödüle layık görüldü.

Trugo şarj deneyimi 63 ile ulaştı

Türkiye’nin yüksek performanslı ve geniş kapsamlı şarj ağı Trugo, 150 kW ve üzeri ultra hızlı şarj istasyonları sınıfında en fazla ilde hizmet veren ve en yüksek sayıda cihaza sahip şirket oldu. Halihazırda 63 ildeki 153 lokasyonda 198 yüksek performanslı cihazla elektrikli araç kullanıcılarıyla buluşan Trugo, haziran sonunda 81 ildeki şarj cihazı kurulumlarını tamamlayarak tüm Türkiye’de hizmet verecek.

Türkiye’de uçtan uça kesintisiz ve yüksek performanslı şarj ağı kurmak için yola çıkan Trugo, farklı bölgelerdeki cihaz kurulumlarını hızlandırdı. Halihazırda 63 ildeki 153 lokasyonda 180 kW ve üzeri yüksek performanslı 198 cihazla tüm elektrikli araç kullanıcılarına kesintisiz bir deneyim sunan Trugo, haziran ayı sonunda 81 ilde kullanıcılarla buluşacak. Trugo, Türkiye’de kurduğu şarj ağı altyapısıyla 150 kW ve üzeri ultra hızlı şarj istasyonları sınıfında en fazla ilde hizmet veren ve en yüksek sayıda cihaza sahip şirket unvanına sahip oldu. Trugo’nun yüksek performanslı şarj cihazlarıyla bir bataryanın doluluk oranı 30 dakikadan daha kısa sürede yüzde 20’den yüzde 80’e ulaşıyor. Türkiye’deki tüm elektrikli araç sahiplerinin erişimine açık olan cihazlarda sertifikalı yüzde 100 yenilenebilir kaynaklarından elde edilmiş enerji kullanılıyor. 

Trugo mobil uygulamasını 27 bini aşkın kişi indirdi

Elektrikli araç kullanıcıları, Türkiye genelinde kurulan şarj ağını Trugomobil uygulaması ve web sitesi üzerinden takip edebiliyor. App Store ve Google Play üzerinden 30 Mart’ta kullanıcıların hizmetine sunulan mobil uygulamayı 27 binden fazla kişi indirirken, toplam şarj seansı sayısı da kısa sürede 2100’e ulaştı. Kullanıcılar, mobil uygulama ile kendilerine en uygun istasyonu bulabiliyor, şarj sürecini takip edebiliyor, şarjın tamamlandığını görebiliyor, geçmiş şarj uygulamalarına erişebiliyor ve şarj ödemesini yapabiliyor. Kullanıcılar aynı zamanda yakınlarındaki Trugo istasyonunu ararken, eczane, kafe, oyun parkı, AVM, restoran gibi ihtiyaçlarına göre de arama yapabiliyor. Kullanıcılar, anlık boş olan/müsait olan şarj istasyonlarını da görebiliyor.

Katılmak isteyenler başvuru yapabiliyor

Ayrıca şarj ağına katılmak isteyen işletmeler, web sitesi üzerinden “İş Ortaklığı Başvurusu” bölümüne tıklayarak, taleplerini iletebiliyor. Firma bu talepleri değerlendirerek, şarj cihazı kurulumlarını ihtiyaç doğrultusunda şekillendirmeyi sürdürüyor.

Nükleer enerji sektörünün temsilcileri İstanbul’da buluştu

0

Türkiye, Ortadoğu ve Afrika’nın en kapsamlı nükleer enerji platformu olan 5. Nükleer Santraller Fuarı ve 9. Nükleer Santraller Zirvesi – NPPES, 21 Haziran 2023’te İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda başladı. Türkiye’deki nükleer enerji yatırımlarıyla ilgilenen Rusya, Güney Kore ve Çin Halk Cumhuriyeti geniş katılımla NPPES’teki yerini aldı. Nükleer Enerji ve Uluslararası Projeler Genel Müdürlüğü Nükleer Altyapı Geliştirme Dairesi Başkanı Salih Sarı: “4. nükleer santral projesi için saha araştırmalarımız devam ediyor” dedi.

Ankara Sanayi Odası (ASO) ve Nükleer Sanayi Derneği (NSD) tarafından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen 5. Nükleer Santraller Fuarı ve 9. Nükleer Santraller Zirvesi (NPPES), 21 Haziran 2023 tarihinde İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda başladı. Türk sanayicilerini nükleer endüstrinin küresel oyuncuları ile buluşturan, yeni nükleer enerji fırsatları için iş birliklerinin geliştirilmesine aracılık eden NPPES’te Akkuyu NGS’deki gelişmelerin yanı sıra Türkiye’de kurulması planlanan ikinci ve üçüncü nükleer enerji santrallerinde bekleyen iş fırsatları ve küçük modüler reaktörler hakkında uzmanlar bilgiler paylaşacak.

NPPES’in açılışını; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji ve Uluslararası Projeler Genel Müdürlüğü Nükleer Altyapı Geliştirme Dairesi Başkanı Salih Sarı, ASO Başkanı Seyit Ardıç, NSD Başkanı Alikaan Çiftçi, Akkuyu NGS Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Anton Dedusenko, SPIC – Çin Devlet Enerji Yatırım Şirketi Türkiye Projesi Başkanı Xiaohang Wang, Kore Nükleer Derneği Başkan Yardımcısı Min-Cheol Lee, Türkiye Nükleer Enerji A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Necati Kaya ile Assystem Uluslararası Enerji Yeni Yapılacak Projeler & MECA Bölgesi Başkan Yardımcısı Guillaume Puravet gerçekleştirdi. Dünya Nükleer Derneği Genel Direktörü Sama Bilbao y Leon da etkinliğe video ile katıldı.

Önümüzdeki 30 yıllık süreçte 100 milyar dolardan fazla nükleer yatırıma ihtiyacımız var

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji ve Uluslararası Projeler Genel Müdürlüğü Nükleer Altyapı Geliştirme Dairesi Başkanı Salih Sarı: “Karbon nötr hedeflerine ulaşma noktasında 2035 yılında nükleer enerjinin üretim içindeki payını yüzde 11,1’e, 2053 yılında da yüzde 29,3’e ulaştırmayı hedefliyoruz.  Bunun için de 20 GW’tan fazla nükleer kapasite kurmamız gerekiyor. Bu kapsamda da önümüzdeki 30 yıllık süreçte 100 milyar dolardan fazla nükleer yatırıma ihtiyacımız var. Bu bağlamda 4 üniteli Akkuyu’ya ek olarak en az 12 üniteye sahip üç büyük ölçekli nükleer santral projesini daha hayata geçirmeyi ve bunun yanı sıra SMR teknolojilerini de kullanmayı planlıyoruz. SMR’ların daha kolay finans edilebilmesi, saha esnekliği sunması, elektrik dışı kullanım imkanı, fabrikada üretilebilirliği, modüler yapısı ve seri üretime açık olması gibi özellikleriyle daha geniş yelpazede yatırımcıya hitap edebileceğini ve yerli sanayimiz için katma değeri yüksek iş imkanları sunacağını düşünüyoruz. SMR tasarımının ülkemizde kurulabilmesine yönelik üç kıstas bizim için önemli. Bunlar; lisanslanabilirlik, ticarileştirebilirlik ve yerlileştirilebilirlik. SMR yatırımlarının özel sektör eliyle ve mümkün olan en yüksek oranda yerli katkıyla kurulmasına yönelik iş modeli ve yasal çerçeve geliştirme ile SMR’lara yönelik saha seçim çalışmalarımız devam ediyor.

4. nükleer santral projesi için saha araştırmalarımız devam ediyor

Salih Sarı sözlerine şöyle devam etti: “Nükleer güce ulaşmak ülkemizin 60 yıllık hayali. 27 Nisan 2023 günü ülkemizin nükleer serüveninde çok önemli bir adımı geride bıraktık. Akkuyu Nükleer Santralimiz resmen nükleer tesis statüsü kazandı. Bu sayede ülkemiz nükleer güce sahip ülkeler liginde yerini almış oldu. Önümüzdeki yıl santralin ilk ünitesinden elektrik üretmeyi hedefliyoruz. Santralin diğer ünitelerinin 2027 yılı sonuna kadar devreye alınmasıyla en çok nükleer güce sahip ilk 10 ülke arasına girmiş olacağız. Sinop’ta ikinci bir nükleer santralin kurulmasına yönelik sahanın geçmişten günümüze kapsamlı bir şekilde incelenmiş olması ve gerekli saha etütleri ve karakterizasyonunun tamamlanması nedeniyle yeni bir partner ülke ile projenin hızla hayata geçirilebileceğini inanıyoruz. Bu sahaya yönelik şu anda Güney Kore ve Rusya Federasyonu ile görüşmelerimiz devam ediyor. Ayrıca Trakya bölgesinde üçüncü bir santralin kurulumuna yönelik de Çin hükümetiyle görüşmelerimiz sürüyor. Ek olarak dördüncü bir nükleer santrale yönelik saha araştırmalarımıza hızla devam ediyoruz. Bunların yanı sıra ABD, İngiliz, Fransız şirketleriyle SMR’lara yönelik yakın temas içindeyiz.”

Yerli katkı oranını diğer santral projelerinde kademeli artıracağız

Sarı: “Nükleer santraller sadece bir elektrik üretim tesisi değil; aynı zamanda gerek inşaat gerekse elektrik-elektronik ve makine olmak üzere endüstrinin pekçok kolu için yeni iş fırsatları yaratacak yüksek teknoloji tesisleridir. 20 milyar dolar iş hacmine sahip Akkuyu NGS’de 6,5 milyar dolarlık yerli katkı hedefi koyduk ve şu ana kadar 4,3 milyar dolar yani yüzde 47 oranında yerli katkıya ulaştık. Diğer nükleer santral projelerimizde de yerli katkı oranını kademeli olarak artırmayı ve önümüzdeki 30 yıllık süreçte nükleer sanayinin her alanında kendi kendimize yeter noktaya gelmeyi hedefliyoruz. Bunların yanı sıra Akkuyu santralinin işletiminde de yerli firmalarımız için yıllık 400 milyon dolardan fazla iş imkanı bulunuyor.”

Nükleer enerjinin küresel oyuncularının tedarikçisi olabiliriz

Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç: “Türkiye’nin istikrarlı ve kararlı nükleer enerji hamlesi, tüm dünya tarafından yakından takip ediliyor. 5. Nükleer Santraller Fuarı ve 9. Nükleer Santraller Zirvesi’nde Rusya, Güney Kore, Çin ve bir çok ülkenin nükleer sanayii temsilcileri yer alıyor. Nükleer enerjide küresel lider konumunda olan ülkelerin bu Zirve’ye katılması bizler için son derece önemli. Türk sanayicilerini küresel tedarik zincirinin bir parçası olmak için bekleyen pek çok fırsat bulunmakta. Ankara Sanayi Odası olarak, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’mızın Kümelenme Destek Programı ile hayata geçirdiğimiz Nükleer Sanayi Kümelenmesi NÜKSAK’da 75 üye sanayicimizle, her adımda birlikte çalışıyoruz. Ülkemizin ilk nükleer güç tesisi olan Akkuyu sahasında hem ekipman hem de hizmet alanında yer alan Türk firmaların birçoğu NÜKSAK üyesi. Türkiye’nin girişimci gücü olarak, çevreye saygılı yeşil üretim modelini destekleyerek ülkemizin geleceğine yatırım yapmaya devam edeceğiz. Yeşil dönüşümün sanayinin gündeminde her zamankinden fazla anıldığı bu dönemde nükleer santraller ile güç üretiminin dünyanın ihtiyaç duyduğu temiz, karbonsuz ve sürdürülebilir enerji için akla gelen ilk seçenek olduğu kaçınılmazdır” diye konuştu.

SPIC Türk partnerleriyle uzun vadeli ve istikrarlı iş birliği kurmayı hedefliyor

SPIC – Çin Devlet Enerji Yatırım Şirketi Türkiye Projesi Başkanı Xiaohang Wang ise şunları söyledi: “Günümüzde 130’dan fazla ülke ve bölge  iklim değişikliğine yanıt olarak karbon nötrlük hedefleri önerdi ve küresel nükleer enerji endüstrisi toparlanmasını hızlandırıyor. Enerji güvenliğini sağlamak için nükleer enerji, birçok ülke için düşük karbonlu enerji dönüşümü elde etmek için gerçekçi bir seçim olacak. Türk hükümetinin nükleer enerji geliştirme konusundaki güvenine ve kararlılığına büyük hayranlık duyuyoruz ve Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda önemli bir nükleer enerji ülkesi olacağına inanıyoruz. SPIC, dünyanın en büyük temiz enerji üreticisidir. Nisan 2023 sonu itibarıyla SPIC, yüzde 67’den fazlası temiz enerji olmak üzere toplam 235 GW elektrik üretim kapasitesini yönetiyor. İş kapsamımız Türkiye, Kazakistan, Pakistan, Suudi Arabistan, Brezilya ve Avustralya gibi 47 ülke ve bölgeyi kapsıyor. Çin ve Türk hükümetlerinin desteğiyle, son on yılda enerji alanında ilgili Türk şirketleri ile yoğun bir işbirliği yapıyoruz. SPIC, Çin’de nükleer santraller inşa ederken, gelişmiş pasif üçüncü nesil nükleer enerji teknolojisi için Türk partnerleriyle iş birliği yapmaya aktif olarak kararlıdır. Nükleer enerji inşasında kazandığımız teknoloji ve endüstrideki avantajlarımızı güçlendirme, geliştirme, mühendislik inşası, ekipman imalatı, işletme ve bakım alanlarındaki başarılı pratik deneyimimizi paylaşmaya ve Türkiye’nin karbon nötr hedeflerine ulaşması için Türk ortaklarla uzun vadeli ve istikrarlı bir iş birliği ortaklığı kurmaya hazırız.”

Twitter çalışanları Twitter’a dava açtı!

Yakın zamanda olan bir gelişmede, Twitter Inc., şirketin 2022 ikramiyelerini söz verdiği gibi ödemeyi reddettiğini iddia eden çalışanlarından bir dava ile karşı karşıya. Dava, geçen ayın sonlarına kadar Twitter’ın kıdemli tazminat direktörü olarak görev yapan Mark Shobinger tarafından açıldı. Shobinger, yönetici ve teşvik ödemelerini denetlemekten sorumluydu ve küresel olarak çalışan tazminatlarının yönetiminde yer aldı.

San Francisco federal mahkemesinde açılan davaya göre, Twitter’ın nakit performansı prim planı genellikle yıllık olarak ödeniyor ve Elon Musk’ın şirketi Ekim 2022’de satın almasından önce, aralarında eski Finans Direktörü Ned Segal’in de bulunduğu yöneticilere ve çalışanlar, ikramiye ödenecekti. Ancak Twitter’ın sözünü tutmadığı ve 2023’ün ilk çeyreğinde şirkette çalışmaya devam eden çalışanlara ikramiye ödemeyi reddettiği iddia edildi.

Musk devraldığından beri Twitter önemli zorluklarla karşı karşıya kaldı. Markalar, platformun şiddet içeren, pornografik ve nefret dolu içeriği kaldırma becerisine olan güvenini kaybettikçe, şirket reklam gelirinde %50’nin üzerinde bir düşüşe tanık oldu. Twitter ayrıca iş gücünde önemli bir azalma yaşadı ve çalışanlarının %75’inden fazlası işten çıkarmalar ve istifalar nedeniyle işten ayrıldı. Ek olarak platform, Florida Valisi Ron DeSantis’in başkanlık kampanyasının son lansmanı sırasında olduğu gibi teknik zorluklarla karşılaştı.

Dava, toplu dava statüsü istiyor ve 2023’ün ilk çeyreğinde işe alınan ve ikramiyelerini almayan mevcut ve eski Twitter çalışanlarını temsil ediyor. Twitter’ı vaat edilen ikramiyeleri ödemeyerek sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal etmekle suçluyor.

Bu dava, Musk’ın satın alınmasından bu yana Twitter’ın sayısız yasal sorunlarına eklenenlerden bir tanesi, çünkü şirket, kira da dahil olmak üzere faturalarını ödemediği iddiasıyla ve eski çalışanlar için kıdem ve geçmiş ödemelerle ilgili sorunlar nedeniyle birden fazla davayla zaten halihazırda boğuşmakta.

Şu an itibariyle Twitter, medya ilişkileri departmanını dağıttı ve konuyla ilgili yorum taleplerine geri dönmüyor. Dava yasal sistem üzerinden ilerleyecek ve sonucu, Twitter’ın iddia edilen sözleşme ihlalinden ve çalışanlarına ikramiye ödemesinden sorumlu olup olmayacağını belirleyecek. Bu gelişmeler tekrardan dev sosyal medya platformlarının bir kişinin eline bırakılmayacak kadar riskli oluşumlar olduğunu gösteriyor. Gün geçtikçe yeni ve bağımsız bir sosyal medya platformuna olan ihtiyaç artıyor.

Dell Technologies yeni ürün ve çözümlerini tanıttı

Dell Technologies, son kullanıcı çözümleri ürün portföyünü yenilemeye ve genişletmeye devam ediyor.

Dell Technologies Türkiye Son Kullanıcı Çözümleri Ülke Müdürü Ümit Yeşiltaş ile Dünya ve Türkiye’de yeni geliştirilen uzaktan çalışma modelleri, siber güvenlik önlemleri ve Dell Technologies’in yeni ürün ve çözümlerini konuştuk.

Hibrit çalışmanın değişen ihtiyaçlarına çözümler

Dell, hibrit çalışmanın değişen ihtiyaçlarını karşılamak için, aralarında Dell Speakerphone ve Dell Slim Conferencing Soundbar’ın da bulunduğu kişisel iş birliği cihazları portföyünü genişletmeye devam ediyor. Kısa süre önce bu portföyün amiral gemisi olarak nitelendirilen 4K Dell UltraSharp Webcam’i tanıtan şirket, bu kez de Dell Pro Webcam’i duyurdu.

Dell Technologies ve fütüristik tasarım

Dell Technologies, en yüksek performanslı 13 inç dizüstü bilgisayarı XPS 13 Plus’ı (9320), gücü bir üst noktaya taşıyan en son 13. Nesil Intel Core işlemcilerle birlikte piyasaya sundu. Küçük ama oldukça iddialı olan XPS 13 Plus, hafif iş yüklerinin yerine getirilmesi ve çoklu görevlerin kolaylıkla yapılmasını sağlayan gücüyle kendi sınıfının üzerinde performans gösteriyor. Özellikle hareket hâlindeki yaratıcı kullanıcılar için ideal bir çözüm olarak nitelendirilen yeni XPS 13 Plus’ın bir diğer öne çıkan özelliği de dış görünümü. En son teknoloji ve minimal tasarımın alışılmadık UX özellikleriyle bir araya geldiği XPS 13 Plus, Dell’in “en fütüristik” dizüstü bilgisayarı olarak kabul ediliyor.

Dell’in Dual Charge Dock’u kablosuz şarj, harici ekran desteği, ekstra bağlantı noktaları ve uzaktan yönetim özelliklerini tek bir kompakt pakette başarıyla birleştiriyor. Dell dizüstü bilgisayarla ideal bir eşleşme sağlarken, USB-C veya Thunderbolt’a sahip diğer dizüstü bilgisayarlarla da çalışabiliyor.

Latitude 7340 Ultralight, dünyanın en küçük ve en hafif 13,3″ birinci sınıf ticari dizüstü bilgisayarıdır – hareket halindeki meşgul profesyoneller için idealdir. Latitude 7340 Ultralight, dayanıklı, ultra hafif bir magnezyum kasa ve büyüleyici River rengiyle gelir. Titan Gray alüminyum kasa, 4 farklı modda (geleneksel dizüstü bilgisayar, çadır, stand veya tablet modu) istediğiniz gibi çalışmanıza olanak tanıyan bir dizüstü bilgisayar veya 2’si 1 arada form faktöründe de sunulur. Alüminyum model, kasada %50 geri dönüştürülmüş malzeme kullanılarak düşük karbonlu alüminyumdan yapılmış ilk Latitude 7000 neslidir.

Her koşul için test edilmiş olan Latitude 7230 Rugged Extreme Tablet yüksek düşme testinden geçirilmiştir. 63°C/145°F’ye kadar olan sıcaklıklar sorunsuzdur. -29ºC/-20ºF hava şartlarında çalışır.Toz, kir ve su girişine karşı maksimum koruma için IP-65 sınıfındadır. 2,8 lbs/1,3 kg’den düşük başlangıç ağırlığındadır. %13 daha fazla aktif ekran alanına ve eldivenle dokunma özelliğine sahip gerçek 12 inç 16:10 en boy oranlı ekran sayesinde üretkenlikten ödün vermeden ellerinizi sıcak ve güvende tutar. 12 inç tam dayanıklı tabletteki en büyük ekran alanı ve 1200 nit’lik doğrudan güneş ışığında görüntülenebilir ekranla, dışarıdaki her yer ofisiniz olabilir.Dell 14 1920×1080 60Hz 6ms Type-C C1422H IPS Monitör, dizüstü bilgisayarların en iyi dostudur. 500 gramdan bile daha hafif ve en ince haliyle çeyrek inçten daha ince bu ultra hafif, ultra ince 14 inç FHD taşınabilir monitörle her yerde çift ekran verimliliğini deneyimleyebilirsiniz. Bu kullanışlı, kompakt ekranla ofiste, evde veya hareket halindeyken çalışma alanınızı genişletin. Size iç veya dış mekanlarda harika görüntü ve video kalitesi sunan kolay erişimli kontrollerle ekranınızı aydınlatabilirsiniz. Ekranınızı en yüksek değer olan 300 nit’e kadar ayarlayabilirsiniz.

Tesla araçlarda gizli Elon Musk modu mu var?

Tesla tutkunu kimliğini gizleyen bir araştırmacıya göre; Tesla ‘nın çılgın CEO’su Elon Musk, Tesla araçlarında eller serbest sürüşe olanak tanıyan kendi süper gizli sürücü moduna sahip olabilir.

ABD merkezli otomotiv firması Tesla, Çin'de bulunan ve sayısı 1 milyonu aşan otomobilini bir frenleme arızası ve hızlanma sorunu yüzünden araçlarını geri çağırıyor.

Adı “Elon Modu” olarak kabul gören gizli özellik, internette @greentheonly olarak bilinen bir Tesla yazılım korsanı tarafından keşfedildi. İsimsiz bilgisayar korsanı, yıllarca araç kodunun derinliklerine indi ve Tesla’nın resmi olarak etkinleştirilmeden önce sizi elektrikli koltuklarınızı veya Model 3’teki orta kamerayı kullanmaktan nasıl kilitleyebileceği gibi şeyleri ortaya çıkardı .

Bilgisayar korsanı, Tesla’nın Tam Kendi Kendine Sürüş (FSD) yazılımını kullanırken arabanın kendilerinden herhangi bir ilgi gerektirmediğini keşfetti. FSD, Tesla’nın beta sürümünde olan ancak şu anda seçenek için 15.000$’a kadar ödeme yapan herkesin kullanımına açık olan vizyon tabanlı gelişmiş sürücü destek sistemidir. Yazılım, geçen ay dahili olarak sızdırılan ve FSD’nin binlerce müşterisinin ani frenleme ve ani hızlanma şikayeti aldığını belirten bir rapora konu oldu.

Otomobil üreticisinin otoyollar için birinci nesil sürücü destek sistemi olan Tesla’nın Otopilot sistemi, kullanım sırasında dikkatli olduğunuzu doğrulamak için direksiyon simidini dürtmenizi gerektirir. Sahipler genellikle sistem kontrollerinin sıklığından şikayet ederler ve bu da bazılarının buna “dırdırcı” demesine yol açar. FSD kullanıcıları da sık sık dürtmeye maruz kalıyor ve bazen sistemi istemeden kapatabilecek kadar güç gerektiriyor gibi görünüyor.

Halbuki Elon Modu’nda araç hiçbir dırdırcılık göstermeden bağımsız bir şekilde ve arabanın tüm imkanlarıyla konforlu bir yolculuk sunabiliyor.

Mevcut uygulamalı direksiyon onayına ek olarak, merkezi bir iç kameraya (dikiz aynasının üzerinde) sahip araçlar, ileriye baktıklarından emin olmak için sürücüleri gözlemleyecektir – ancak bu aynı zamanda oldukça titizdir.

Greentheonly’nin Twitter dizisinde sağladığı notlar arasında , bilgisayar korsanı sistemin hala rastgele şerit değiştirdiğini ve otoyolda yavaş sürmeye başladığını belirtiyor. FSD’nin bu sürümünün normal sahiplere sunulup sunulmayacağı bilinmiyor. Aralık ayında Musk , sorunsuz sürüşün geleceğini ima etti.

Greentheonly, Tesla’nın yazılımının, bilgisayar korsanının yazılımı ilk kez incelemeye başladığı 2017 yılına kıyasla her zamankinden daha güvenli olduğunu ekliyor. Tesla’nın güvenliğini tutarlı bir şekilde aşma yeteneklerine rağmen, greentheonly, Tesla’nın yazılımına gösterdiği özen düzeyinin, dokundukları diğer arabalara kıyasla görülmesinin nadir olduğunu ve bunun “sürekli gelişen güzel bir bilmece” olduğunu tweetliyor.

Ama tüm bu gerçekliklerin üzerinde, bu korsanın; Tesla’nın yeteneklerini duyurmak için yürütülen bir PR çalışmasının parçası olması da mümkün.

Kamu hizmetlerinde ChatGPT’nin yeri

0

ChatGPT teknolojisinin kamu hizmetlerindeki iş yapış süreçlerinde, verimliliği artırabileceği öngörülüyor. ChatGPT, son dönemlerde birçok alanda adını sıkça duyuruyor. Yapay zekaya dayalı sohbet robotu olan ChatGPT, insanlarla etkileşimde bulunabiliyor, sorulan soruları anlamlı ve akıcı bir şekilde yanıtlayabiliyor, bilgi sağlayabiliyor ve öneriler sunabiliyor. Ancak kesin doğruyu garanti etmiyor.

ChatGPT’nin hızlı ve etkili bir şekilde soruları yanıtlaması, teknik bilgiler vermesi ve problemleri çözmek için rehberlik etmesinin, birçok sektörde büyük bir fayda sağlayabileceği ve iş yapış süreçlerini hızlandırabileceği öngörülüyor.

ChatGPT teknolojisinin, kamu sektöründe de bir dizi avantajı beraberinde getirebileceğini belirten Kamu Teknoloji Platformu Başkanı Çağrı Işıklıoğlu, “ChatGPT, sektöre ilişkin yeni fikirlerin ortaya çıkması, hizmet geliştirmesi ve sürekli yenilikçilik için verimliliği artırabilir. Modelin analiz yetenekleri sayesinde karmaşık soruların daha iyi anlaşılabileceğini ve bu sorulara uygun çözümleri bulmanın kolaylaşacağını söyleyebilirim. Büyük veri setlerini kullanarak geleceğe yönelik tahminler yürütmek ve daha iyi kararlar alabilmek açısından oldukça önemli bir yenilik olduğunu düşünüyorum. Ayrıca, ChatGPT’nin otomasyon kabiliyetinin kamu süreçlerini daha verimli hale getireceği de bir gerçek. Rutin görevleri otomatikleştirerek, çalışanların daha stratejik ve yaratıcı işlere odaklanmasına olanak sağlayacak olan bu teknoloji sayesinde kamu hizmetlerinin sunumunda hızlı ve etkili iyileştirmeler mümkün” dedi.

Kişiselleştirme yetenekleri değerli olacak

Çağrı Işıklıoğlu, ilerleyen süreçte ChatGPT’nin kişiselleştirme yeteneklerinin oldukça değerli hale geleceğinin altını çizdi: “Kamu hizmetlerini alan vatandaşlara daha özelleştirilmiş deneyimler sunmak, onların ihtiyaçlarını ve tercihlerini daha iyi anlayarak, daha etkili hizmetler verilmesinin de önünü açacak. Bu da vatandaş memnuniyetini artırırken, kamu kurumlarının itibarını güçlendirecek. Akıllı, verimli ve vatandaş odaklı bir hizmet için çözüm odaklı bu teknolojiye danışmak, farklı perspektiflerden bakmayı da beraberinde getirecek. Elbette bazı endişelerimiz de bulunmakta. Bu model her ne kadar yetenekli olsa da, tamamen insan benzeri düşünme veya yaratıcılık seviyesine ulaşama konusunda eksiklikler barındırıyor. Bu nedenle, belirli durumlarda modelin önerilerini değerlendirirken insan muhakemesinin kullanılmasında fayda var.

Öte yandan ChatGPT’nin tamamen otomatik bir sistem olması veri gizliliği veya güvenlik endişelerini de beraberinde getiriyor. Bu noktada veri güvenliği ve gizliliği konularında en üst düzeyde önlemler alınarak, vatandaşların bilgilerini korumak için gereken adımların kesinlikle atlanmaması gerekiyor. Bu hususlara dikkat edildiği takdirde; yaratıcılığın olduğu, operasyonel verimliliğin arttığı, müşteri odaklı, yüksek hizmet kalitesi sağlayan kurumlara ulaşmak kolay bir hale gelecektir.”

Zoom toplantıları artık Google TV’lerden de yapılabilecek

Zoom toplantıları, özellikle pandemi sürecinin ardından büyük ve orta ölçekli şirketlerin, okulların olağan bir faaliyeti haline geldi. Zoom’un bu kadar yaygınlaşmasının ardından bir adım da Google tarafından geldi. Artık Google TV’ler belirli sınırlar içerisinde de olsa toplantılara izin verecek.

Zoom

Zoom , Google Play Store’da yerel bir uygulamayla Google TV’ye ve Android TV‘ye geliyor , ancak Sony Bravia TV setlerine özel olacak. Sony, bir basın duyurusunda özelliğini duyurdu ve “BRAVIA TV’lerimize video konferans özelliğini getirmek ve hizmetlerini Android TV platformunda kullanıma sunmak için Zoom ile iş birliği yapmaktan heyecan duyuyoruz” açıklamasını yaptı.

Sony , Bravia TV’lerine akıllı web kamerası işlevselliği getirmek için kullanıcıların Toplantı çağrıları yaparken kullanabilecekleri bir Bravia Cam aksesuarı yapıyor. Bu, iki yönlü video, ekran paylaşımı ve ortak çalışma araçlarının uygulamaya dahil edildiği anlamına gelir ve deneyimi masaüstü veya mobil cihazlarda normal bir Zoomaramasına çok benzer hale getiriyor. 

Google akıllı TV
Google akıllı TV

Bravia Cam’in akıllı özellikleri, odanın neresinde olduğunuza ve TV’den ne kadar uzakta olduğunuza bağlı olarak ses ve görüntü ayarlarını yapmak gibi şeyler yaparak deneyimi daha da geliştirecek.

Zoom’a sohbet robotu geliyor

Zoom uygulaması, yaz başında yalnızca Bravia Cam ile uyumlu belirli Bravia TV’lerde kullanıma sunulacak. Yayınlandığında, kullanıcılar uygulamayı doğrudan Google Play Store’dan indirebilecekler.

Alibaba ‘da CEO değişikliği büyümeyi hızlandıracak mı?

Alibaba , düşen büyüme hızını ve zayıf tüketici harcamalarını düzeltmek için çözümü CEO’yu değiştirmekte buldu.

Alibaba’da yeni dönem: Şirket 6’ya bölünüyor

Zhang yaptığı açıklamada, Alibaba’nın gelişmiş bulut bilgi işlem biriminin tam bir spin-off’unu hayata geçirmeye çalıştığı için istifa etmesi için “doğru zaman” olduğunu söyledi.

Şirket, geçişin ardından Zhang’ın Alibaba Cloud Intelligence Group’un başkanı ve CEO’su olarak hizmet vermeye devam edeceğini söyledi.

Pekin yerel teknoloji sektörüne daha sıkı kısıtlamalar getirirken Alibaba zor günler geçirirken, zayıf tüketici harcamaları bu yılın başlarında art arda üçüncü çeyrekte tek haneli gelir artışı kaydettiğini gördü.

Alibaba Cloud inovasyon merkezi

Alibaba, şok edici bir duyuruyla Mart ayı sonunda altı iş grubuna ayrılacağını söyledi – bu, önde gelen bir Çinli teknoloji firmasının bugüne kadarki en önemli revizyonlarından biri.

Zhang, o sırada, yeniden yapılandırmanın bireysel iş birimlerine bağımsız finansman ve halka arz planlarını takip etme yeteneği vereceğini söyledi.

Sarsıntıda bu ”ikinci yarı”

TechMoat Consulting’in ortağı Jeffrey Towson, bir telefon görüşmesinde bu haftaki sarsıntının bu yeniden yapılanmanın “ikinci yarısı gibi göründüğünü” söyledi.

Towson, “Alibaba’nın e-ticaret işi dışında sahip olduğu en büyük büyüme motoru bulut işidir” dedi. 

Bu Zhang’ın tek odak noktasının “akıllıca bir hareket” olduğunu ekledi. 

Alibaba 11.11

Yeni başkan Tsai yaptığı açıklamada, Zhang’ın “son birkaç yılda işimizi etkileyen benzeri görülmemiş belirsizliklerin üstesinden gelmede olağanüstü liderlik gösterdiğini” söyledi.

Şirketin kurucu ekibinin bir parçası olan kıdemli bir şirket olan Tsai, eski Alibaba finans müdürü olmak da dahil olmak üzere finansla ilgili çeşitli rollerde kapsamlı deneyime sahip.

Bu arka plan göz önüne alındığında, Pekin merkezli teknoloji odaklı düşünce kuruluşu Dolphin’in kurucusu Li Chengdong, AFP’ye Tsai’nin başkan olarak atanmasının muhtemelen “Wall Street yatırımcılarıyla iletişimi kolaylaştıracağını ve hisse fiyatına olan güveni sürdüreceğini” söyledi.

Alibaba 6’ya bölünüyor!

Yeni düzenlemeye göre her birim kendi CEO’su ve yönetim kurulu tarafından yönetilecek.

Alibaba, yeni düzenleyici zorluklar ve küresel ekonomi üzerindeki artan baskılar karşısında rekabet gücünü korumak için “daha çevik” bir yapıya ulaşmayı hedeflediğini söyledi.

OpenAI, AB’nin çıkaracağı yapay zeka yönetmeliğinden istediğini aldı

0

OpenAI CEO’su Sam Altman geçen ayı dünya başkentlerini gezerek geçirdi; burada yaptığı görüşmelerde ve hükümet başkanlarıyla yaptığı toplantılarda defalarca küresel AI düzenlemesine duyulan ihtiyaçtan bahsetti.

Ancak OpenAI ‘in AB ile angajmanı hakkındaki belgelere göre, perde arkasında OpenAI , dünyadaki en kapsamlı AI mevzuatının önemli unsurlarının şirket üzerindeki düzenleme yükünü azaltacak şekilde seyreltilmesi, rahatlatılması için kulis çalışması yaptı.

OpenAI Avrupa operasyonlarını sonlandırmayacak

Bazı durumlarda OpenAI, 14 Haziran’da Avrupa Parlamentosu tarafından onaylanan ve şimdi Ocak ayında kesinleşmeden önce nihai müzakere turuna geçecek olan AB yasasının nihai metninde daha sonra yapılan değişiklikleri önerdi .

2022’de OpenAI, Avrupalı ​​yetkililere tekrar tekrar, yaklaşan AI Yasasının ChatGPT’nin öncüsü olan GPT-3 ve görüntü oluşturucu Dall-E 2 dahil olmak üzere genel amaçlı AI sistemlerini “yüksek riskli” olarak kabul etmemesi gerektiğini savundu. 

Bu, OpenAI’yi yapay zeka laboratuvarına 13 milyar dolar yatırım yapan Microsoft ve her ikisi de daha önce AB yetkilileriyle büyük yapay zeka sağlayıcıları üzerindeki yasanın düzenleyici yükünü hafifletmek için lobi yapan Google ile aynı çizgiye getirdi. Her iki şirket de, Yasanın en katı gerekliliklerine uyma yükünün, genel amaçlı AI sistemleri oluşturan şirketlerde değil, yüksek riskli bir kullanım senaryosu barındıran şirketlerde olması gerektiğini savundu.

OpenAI , Eylül 2022’de AB Komisyonu ve Konsey yetkililerine gönderdiği, Avrupa Birliği’nin Yapay Zeka Yasasına İlişkin OpenAI; Beyaz Kitap başlıklı, daha önce yayınlanmamış yedi sayfalık bir belgede “Kendi başına GPT-3 yüksek riskli bir sistem değildir” dedi. “Ancak, yüksek riskli kullanım durumlarında potansiyel olarak kullanılabilecek yeteneklere sahiptir.”

OpenAI ‘in lobicilik çabası başarılı olmuş gibi görünüyor; AB yasa koyucuları tarafından onaylanan Yasanın son taslağı, daha önceki taslaklarda bulunan ve genel amaçlı AI sistemlerinin doğası gereği yüksek riskli olarak değerlendirilmesi gerektiğini öne süren ifadeleri içermiyordu. 

Bunun yerine, üzerinde anlaşmaya varılan yasa, sözde “temel modeller” veya büyük miktarda veri üzerinde eğitilmiş güçlü AI sistemleri sağlayıcılarını, yasa dışı içeriğin oluşturulmasını önleme, bir sistemin eğitilip eğitilmediğini ifşa etme dahil olmak üzere daha küçük gereksinimlere uymaya çağırdı.

Bulut servislerini yarıştıran ve tek yerden yöneten servis!

0

SaaS platformu olan Cross4Cloud, çoklu bulut ortamlarını yönetme ve optimize etme konusunda kullanıcılara yardımcı oluyor. Kullanıcıların birden fazla bulut sağlayıcısında barındırılan uygulamalarını ve kaynaklarını tek bir merkezi noktadan yönetmelerine nasıl olanak tanıyor?

C4C, işletmenize hak ettiği çoklu bulut özelliğini verir

İhtiyacınız olan birden çok bulut sağlayıcısı için tek API. Zaten bildikleriniz, benzersiz bir şey yaratmak için yeterlidir. Dinlenmek çok kolay.

Kullanım kolaylığı

Temiz API’si sayesinde bulut uzmanlığınız ne olursa olsun çoklu bulut deneyiminden yararlanabilirsiniz. C4C, yönetici paneli aracılığıyla kullanıcıların projelerine en uygun hizmetleri seçmelerini sağlayarak, genel bulut sağlayıcılarının eşzamanlı kullanımını sorunsuz bir şekilde sunar.

Cross4Cloud web sitesine ulaşmak için buraya tıklayın

Cross4Cloud, farklı fiyat ve hız opsiyonlarını tek ekrandan görüntüleme, raporlama, anlık optimizasyon önerileri, olağan üstü durumlarda hızlı ve ucuz geçiş, platformlar arası sorunsuz taşınma ve bölge/sağlayıcı bazlı regülasyonlara uyum gibi imkanlarıyla kullanıcılarına bulut kullanım tecrübesi sunuyor.

KWORKS’22 girişimlerinden Cross4Cloud almış olduğu yatırımla Amerika ve Türkiye olmak üzere iki ayrı lokasyonda şirketleşme sürecini tamamladı. Kurucu ortakları ile birlikte toplam 12 kişilik uzman bir ekiple çalışmalarını sürdüren girişim, yakın zamanda bu sayıyı 16 kişiye çıkarmayı amaçlıyor. Geliştirmekte oldukları PoC servislerini 2023 yılı içerisinde tamamlayarak kullanıcıları ile buluşmayı planlayan şirket, hızla büyümekte olan bulut teknolojileri pazarından önemli bir pay almayı hedefliyor.

PoC versiyonunda yer vermeyi düşündükleri servis ve özelliklerin içerisinde depolama (storage), raporlama, izleme (monitoring) ve bulut iyileştirmeleri (optimization) yer alan girişimin hedef müşteri kitlesini ise çoklu bulut kullanımı ve bulut sağlayıcıları arasında geçiş alışkanlıkları yüksek olan kurumsal firmalar ile startuplar oluşturuyor.

GTECH, symphony labs ile finans sektörüne yeni bir soluk getiriyor

0

Hızla dijitalleşen dünyada, daha inovatif hizmetleri müşterileriyle buluşturmak için altyapısını Fintech’lere açarak onlarla işbirliği yapan bankalar servislerini müşterilerine daha hızlı sunacaklar. 

GTech; yetkilendirme yapısı son derece esnek ve güvenli, hem Private Cloud hem de Public Cloud yapılarında çalışabilen, Autoscale özelliğiyle önemli bir maliyet avantajı sağlayan API altyapısı ürünü Symphony LABs ile sektöre yeni bir ivme kazandırıyor.   

Günümüzde bankaların genişleyen dijital hizmetlerini kusursuz verebilmeleri, müşterilerin dijital alışverişlerinde onlara hız ve güven sağlayabilmeleri için altyapılarını buna göre geliştirmeleri kaçınılmaz bir zorunluluk haline geldi. BDDK’nın 2021 yılından itibaren hayata geçirdiği düzenlemelerle gelişen dijital bankacılık, beraberinde birçok Fintech ve finansal kuruluşun bankaların altyapısıyla entegre olma ihtiyacını gündeme getirdi.  GTech’in API Ürünü Symphony LABs bu konuda finans sektörüne yeni bir soluk kazandırdı. 

GTech Spmhony LABs, sunduğu ana bankacılık uygulamalarına ilave olarak içinde barındırdığı 500 den fazla servis ile bir bankanın çok daha fazla hizmet ve ürününü müşterisiyle hızlı ve güvenilir bir şekilde buluşturabilmesine imkân sağlıyor. GTech Stratejik Planlama ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Öztürk; “GTech olarak uzun yıllardır Symphony Banking ürünümüz ile bankaların alt yapılarını kuruyor ve bu yapıların kusursuz işlemesini sağlıyoruz. Şimdi yeni ürünümüz Symphony LABs ile bankalar ek bir maliyete katlanmadan çok daha fazla hizmet ve ürünü müşterilerine sunabiliyor, aynı zamanda Fintech sistemleriyle beraber yeni ürün ve hizmetlerini geliştirebiliyor” dedi.

Bankacılığın bir evrim geçirdiğini ve önümüzdeki yıllarda tüm bankaların dijital yapıya geçerek çok az şube sayısıyla hizmet vereceğini belirten İbrahim Öztürk sözlerini şöyle sürdürdü: Finansal hizmetlerin her geçen gün dijitalleşen süreçlerin içerisine daha fazla gömülü hale geleceğini görüyoruz. Mevcuttaki en bilenen örneğe bakacak olursak bir e-ticaret mağazasında 50 bin liralık bir alışveriş yaptığınızda, sistem size ‘kredin hazır istiyorsan buradan başvur’ diyor. Bilgilerinizi giriyor ve satın alma işlemini o anda, mağazada bitiriyorsunuz. Dolayısıyla finansman olayı, ana iş sürecinin içine gömülü hale gelmiş oluyor. Böylece siz aslında bir banka olarak çok daha fazla hizmet ve ürünü müşteriyle buluşturabilir hale geliyorsunuz. Dolayısıyla günümüzde bankalar artık bir ekosistem kullanarak müşterilerine şube ve klasik dijital kanal dışında da ulaşmak ve hizmet sunmak zorundalar.” 

GTech Symphony LABs ürününün çok daha fazla fonksiyon desteklemesinin en ayırt edici farkı olduğunun altını çizen İbrahim Öztürk, GTech altyapısının sağladığı bütün fonksiyonların bu altyapı üzerinden de sunabilir durumda olduğunu söyledi ve ürünün özellikleri hakkında şunları söyledi: “Yetkilendirme yapısı son derece esnek ve güvenli, dolayısıyla firmaya bunu verdikten sonra hem kendi içinde hem başka firmalara açma noktasında hem de kendi şirket içerisindeki yetkilendirme noktasında ciddi avantajları var. Aynı zamanda yeni nesil bir altyapı olduğu için hem Private Cloud hem de Public Cloud yapılarında da çalışabiliyor. Autoscale özelliği ile de kullanıldığı zaman performansını iyileştiren, bir kullanım olmadığı zaman da kendisini otomatik olarak azaltan yapısıyla kaynak tüketiminde maliyet avantajı sağlayan, kısacası çok ciddi akıllı zekaya sahip bir yapıdan bahsediyoruz.”

Tesla’yı yenecek elektrikli Mercedes EQXX Vision tanıtıldı

Mercedes-Benz’in Vision EQXX elektrikli konsept otomobilini tanıtması, yüksek verimli ve uzun menzilli elektrikli araçlar geliştirmeye olan bağlılıklarını gösteriyor. Dolu pille 1000 kilometre civarında bir menzile sahip olan EQXX, sürüş menzilindeki mevcut lider Lucid Air’i 160 kilometre ve hatta en uzun menzilli Tesla modelini bile 320 kilometreyle yeniyor.

Böylesine etkileyici bir mesafe kapasitesi elde etmek için Mercedes-Benz, otomobilin aerodinamiğini geliştirmeye ve ağırlığını azaltmaya odaklandı. EQXX’in gözyaşı damlası şekli, Mercedes’in kendi EQS amiral gemisi modelinin aerodinamik verimliliğini geride bırakarak havayı zahmetsizce kesmesini sağlıyor. Ek olarak, otomobilde yuvarlanma direncini en aza indiren özel lastikler ve hafif magnezyum jantlar bulunuyor. 3D baskılı parçaların kullanımı ve fazla malzemelerin ortadan kaldırılması, EQS sedan ile karşılaştırıldığında yaklaşık bir ton ağırlık azalmasına katkıda bulunarak EQXX’in ağırlığını yaklaşık 1700 kilograma indiriyor.

EQXX, yalnızca 200 beygir gücüyle muazzam bir güce sahip olmasa da, pist performansından çok uzun mesafeli sürüşte mükemmel olmak için tasarlanmış. Aracın verimliliği, ideal hava koşullarında 15 mile kadar menzil ekleyebilen çatıya güneş panellerinin entegrasyonu ile daha da artırılmış.

EQXX’in içinde Mercedes-Benz, sürdürülebilirliğe ve lükse öncelik veriyor. Kabin, kapı kolları için vegan ipek benzeri malzeme, mantar ve kaktüslerden elde edilen vegan deriler ve geri dönüştürülmüş plastik şişelerden yapılan yüzeyler dahil olmak üzere otomobilin karbon ayak izini azaltmak için sürdürülebilir malzemelerle bezenmiş. Konsept otomobil aynı zamanda ön panel boyunca uzanan devasa 47,5 inç ekrana sahip Mercedes’in araç içi ekranlarının geleceğine bir bakış sunuyor.

Vision EQXX konsepti, Mercedes-Benz’in elektrikli araç teknolojisinin sınırlarını zorlama ve menzil konusundaki endişeleri gidermekte kararlılığını temsil ediyor. Gelişmiş aerodinamik, hafif yapı, güneş paneli entegrasyonu ve sürdürülebilir malzemeleri birleştiren Mercedes, uzun menzilli elektrikli araçların sorunsuz ve lüks bir sürüş deneyimi sağladığı bir gelecek hayal ediyor. Vision EQXX bir konsept araba olduğu için şu an tam haliyle satın alınamayabilir ancak yenilikçi özelliklerinin ve geliştirmelerinin Mercedes-Benz’in gelecekteki elektrikli arabalarının tasarımını ve mühendisliğini etkilemesi ve tüketicilere daha uzun sürüş menzili ve daha az yolda kalma korkusu ile gelecek için umut vadediyor.

IBM Watsonx yapay zeka platformunu kullanıma sunuyor

0

Watsonx, kurumlara kendi verilerini kullanarak yapay zeka modelleri oluşturmalarına veya mevcut yapay zeka modellerini kendi verilerine uyarlayarak ihtiyaç duydukları çözüme güvenilir bir şekilde ulaşmalarına imkan sunarken, kurumları yapay zeka kullanıcısı olmaktan öteye taşıyor. Açık “lakehouse” mimarisi üzerine kurulu veri deposu ve yönetişim araç seti olan Watsonx AI geliştirme ortamı,  yapay zeka modellerini eğitmek, optimize etmek ve uygulamaya koymak için kurumlara teknoloji desteği sağlıyor.

IBM, kuruluşların güvenilir verilerle gelişmiş yapay zekanın etkisini ölçeklendirmelerini ve hızlandırmalarını sağlamak üzere tasarlanmış yeni bir yapay zeka ve veri platformu olan Watsonx’i duyurdu. Watsonx platformu, içinde barındırdığı yapay zeka geliştirme ortamı, veri deposu ve  yönetim araç seti ile kuruluşların operasyonları genelindeki yapay zeka modellerini hızla eğitmeleri, optimize ederek uygulamaya koymaları konusunda  teknoloji desteği sağlıyor.

Watsonx 3 ürün seti içeriyor: Geleneksel makine öğrenmesi ve yeni üretimsel yapay zekaya(Generative AI) yönelik kurumsal bir ortam olan IBM watsonx.ai; açık “lakehouse” mimarisine dayalı, yapay zeka iş yükleri için optimize edilmiş bir veri deposu olan IBM watsonx.data ve yapay zeka için uçtan uça yönetişim sağlayan IBM watsonx.governance. Bu setler, kuruluşlara yapay zeka modellerini kendi verilerini kullanarak oluşturma ve devreye alma olanağı sağlayarak iş başarımlarını artırıyor.

Kuruluşlar, Watsonx ile IBM tarafından oluşturulup eğitilen temel ve açık kaynak modellerine erişimin yanı sıra eğitim ve optimizasyon verilerini toplamak ve temizlemek için bir veri deposuna da sahip oluyorlar. Bu platform sayesinde müşteriler, kendi yapay zeka modellerini oluşturabiliyorlar veya mevcut yapay zeka modellerini kendi verilerine göre uyarlayabiliyorlar.  Bununla birlikte, kuruluşlar iş başarısını artırmak için bu yapay zeka modellerini daha güvenilir ve açık bir ortamda geniş ölçekte devreye alabiliyorlar.

IBM Türkiye Ülke Müdürü ve Teknoloji Lideri Volkan Sözmen platform hakkında şunları söyledi:  “Watsonx, kuruluşların, kendi verilerini kullanarak yapay zeka modelleri oluşturmalarına veya özelleştirme yoluyla yapay zeka yeteneklerini genişletmelerine olanak sağlayarak ihtiyaç duydukları çözümü ön maliyetlerin büyük oranda azaltılmasını sağlayacak hazır yapay zeka modelleriyle birlikte sunuyor. Bu modeller güvenilir bir ortamda uygun ölçekte kullanılabiliyor ve böylece müşterilerimizin yapay zeka kabiliyetleriyle belirledikleri iş hedeflerine çok daha hızlı ve etkin bir şeklide ulaşılmasına yardımcı oluyor.”  

IBM ayrıca yoğun yapay zeka kullanımına dayalı iş yüklerini desteklemek için bir hizmet olarak GPU altyapısı, bulut karbon emisyonlarını ölçmek, izlemek, yönetmek ve raporlamak için yapay zeka destekli bir gösterge tablosu da dahil olmak üzere çeşitli planlı geliştirmeler sunuyor. Bu planlı geliştirmeler arasında, müşterilerin yapay zeka devreye alımını desteklemek için IBM Consulting’den Watsonx ve üretimsel yapay zekaya (Generative AI) yönelik yeni bir uygulama da bulunuyor.

Müşterilerinin iş ihtiyaçları için en iyi modellerden ve mimariden yararlanmalarını hedefleyen IBM, bunu sağlamak için açık bir ekosistem yaklaşımı sunmakta kararlı olduğunu dile getiriyor.

Kozmik ışınlar sayesinde 3 boyutlu bir kordinatlandırma artık mümkün

Kozmik ışın çarpışmalarının yarattığı atom altı parçacıklar üzerine yapılan bir çalışmada, Tokyo Üniversitesi’ndeki bilim adamları, bu yüksek enerjili parçacıkları, bir binanın altında derinlerde gezinmek için nasıl kullandıklarını gösterdiler.

Kozmik ışınlar tarafından üretiliyor

Türünün ilk örneği, Dünya atmosferindeki atomlara çarpan kozmik ışınların ürettiği yüksek enerjili parçacıklar olan muonlar sayesinde oldu. Muonlar, dakikada metrekare başına yaklaşık 10.000 muon sürekli bir sağanak halinde Dünya’ya “düşer” ve havada, suda veya kayada seyahat etmelerine bakılmaksızın aynı hızda hareket ederler. 

Bu nitelikler daha önce eski Mısır piramitlerinin derinliklerine ve  volkanların bağırsaklarına bakmak için kullanılıyordu . Şimdi, dünyada bir ilk olarak, bilim adamları yer altında gezinmek için müonları kullandılar . 

Tokyo Üniversitesi’nden Muographix’ten çalışma yazarı Profesör Hiroyuki Tanaka yaptığı açıklamada, “Kozmik ışın muonları Dünya’ya eşit olarak düşüyor ve hangi maddeden geçtiklerine bakılmaksızın her zaman aynı hızda hareket ediyor, kilometrelerce kayaya bile nüfuz ediyor” dedi .

 “Şimdi, müonları kullanarak, yer altında, iç mekanlarda ve su altında çalışan muometrik konumlandırma sistemi (muPS) adını verdiğimiz yeni bir GPS türü geliştirdik.”

Geleneksel GPS cihazları, trilaterasyon adı verilen bir süreçte Dünya üzerindeki belirli bir noktayı bulmak için uydulardan gelen verileri kullanır. Basitçe söylemek gerekirse, bir GPS cihazı, A uydusu, B uydusu vb. Bu yeni yöntem benzer bir prensip üzerinde çalışıyor ancak referans noktası olarak alçak Dünya yörüngesindeki uydular yerine müon algılayıcı sensörleri kullanıyor.

Araştırmacılar, bir kişinin bodrum katına bir alıcı detektörü götürdüğü sırada, bir binanın altıncı katına dört müon tespit eden referans istasyonunun yerleştirildiği bir deney gerçekleştirdiler. Kişi bodrumun koridorunda aşağı yukarı yürürken, hareketlerini nispeten iyi bir doğrulukla takip edebildi. 

Araştırmacılar bunların şu anda çok pahalı olduğunu söylese de, çip ölçekli atomik saatler (CSAC’ler) kullanılarak doğruluğun iyileştirilebileceği umulmaktadır. 

Intel de artık Kuantum yarışında

Intel ; büyük çalışmaları destekleyen laboratuvarlar, şirketler ve büyük çaplı istihbarat çalışmaları vb. işlemlerde kullanabilmesi için devletlere Tunnel Falls adlı bir kuantum işlemci geliştirdi.

Otomotiv kuantum bilişim pazarı

Tunnel Falls işlemcisi, kübit adı verilen 12 temel veri işleme öğesini barındırıyor. Bu, yonga üreticisinin sonunda rakiplerini geride bırakacağını umduğu kuantum bilgi işlem donanımı geliştirme girişiminde önemli bir adım.

Intel Labs kuantum bilgi işlem donanımı direktörü Jim Clarke; “Bana göre, yeni araçlar geliştirmek yerine halihazırda geliştirilmiş araçları kullanmak doğaldır.”

Intel, rakiplerinin çoğundan farklı olarak, kübitlerini, milyonlarca PC’ye güç verenlerin kuzeni olan bilgisayar çiplerinde barındırılan bireysel elektronlardan yapıyor. Şirket geride kalıyor. IBM, Google, Quantinuum ve IonQ gibi rakipler yıllardır kuantum bilgisayarları sunuyor, ancak Intel, servetini geleneksel çip teknolojisine bağlamanın nihayetinde daha hızlı ilerleme sağlayacağına inanıyor.

Bu teknolojiler belki sizin doğrudan satın alıp kullanacağınız cihazlar yaratmayacak fakat bunlar kullanılarak geliştirilen ilaçlar, buluşlar; devletlerin daha çok veriyi işleyerek elde ettiği istihbaratlarla önlediği suçlar toplum boyutunda faydalar yaratacak. Bu, geleneksel bilgisayarların erişemeyeceği bir nokta, ancak kuantum hesaplama; ultra küçüklüğün garip fiziğinden yararlanarak bunların üstesinden gelme potansiyeline sahip.

Intel salgın

Büyük ölçekli üretimde uzman olan Intel, kuantum işleme birimleri veya QPU’lar adını verdiği birçok kuantum yongası oluşturarak işleri hızlandırmayı umuyor. Kuantum bilgi işlem ilerlemesini hızlandırmak için bir ABD hükümet programından yararlanan merkezlerden biri olan Maryland Üniversitesi, Intel makinelerini kullanacak.

Kuantum hesaplamada farklı yollar

Intel, elektronları kullanıyor ve verileri, bir topuğun dönebileceği iki yöne benzeyen, spin adı verilen kuantum mekanik özelliğiyle depoluyor. IBM ve Google, süper iletken malzemelerden oluşan küçük elektrik devreleri kullanıyor. IonQ ve Quantinuum, bir tuzakta depolanan yüklü atomları manipüle eder. Diğer yaklaşımlar, nötr atomları ve hatta parçacıkların en uçucusu olan fotonu içerir.

Kuantum hesaplama öncüsü ve MIT araştırmacısı Seth Lloyd, daha önceki bir röportajda, yeterince küçük bir ölçekte, kuantum mekaniğinin fiziğe hakim olduğunu ve her şeyin bir kübit haline gelebileceğini söyledi. “Bu, onları hesaplamaya ikna etmek için doğru şekilde masaj yapıp yapamayacağınızla ilgili bir soru.”

Intel yaklaşımını seviyor. Clarke, Tunnel Falls’un bugün imalatta olduğunu, ancak şirketin halefini çok yakında “bantlayacağını”, yani tasarımın bittiğini ve bundan sonra modeli tasarlamaya başladığını söyledi. On iki kübit, kullanışlı kuantum bilgisayarları için gerekenin çok küçük bir kısmıdır, ancak Intel, ciddi kuantum bilgisayarları yapmak için gereken yıllar boyunca hızlı gelişme ve sürekli ilerleme için tasarlanmış basit bir yaklaşımla başladı.

Bu yarışın kazananı henüz belli değil

Google yaptığı açıklamada, “Süper iletken kübitler kritik ölçümlerde başı çekiyor. Kuantum süper bilgisayarların geleceği için lider teknoloji olduklarından eminiz.” “Teknolojimizi genel kullanıma yönelik büyük ölçekli, hataları düzeltilmiş makinelere ölçeklendirmek için açık bir yol görüyoruz.”

Ve IonQ İcra Kurulu Başkanı Peter Chapman, Intel’in yaklaşımının pratik, büyük ölçekli kuantum bilgisayarlar için fazla esnek olmadığına inanıyor. Şirketi, yüklü atomları etrafta gezdiren ve farklı kübitlerin hesaplama için birbirleriyle etkileşime girmesine izin veren iyon tuzağı makineleri geliştiriyor. Qubit’leri bir çipin yüzeyine sabitlemenin hesaplamaları büyük ölçüde karmaşıklaştırdığını söyledi.

Kuantum teknolojisinde limitleri zorlayacak teknolojileri oluşturup ötesine geçme adımları atılmadan hangi yolun daha doğru tekniği barındırdığını söylemek mümkün değil ama bugün doğru tarafta çalışma yapanlar o gün sektörün hakimi olacak.

ChatGPT Mercedes araçlara geliyor

ChatGPT Mercedes araçlarda artık kullanılabilir hale geliyor. Mercedes, ChatGPT’yi kullanan ilk otomobil şirketi oldu.

Microsoft’un ChatGPT’si artık ABD’deki Mercedes araçların kullanılabilir. 16 Haziran itibariyle, üretici yapay zeka platformu, bir yazılım güncellemesi ile şirketin MBUX bilgi-eğlence sistemi ile donatılmış 900.000 araçta kullanıma sunuldu.

Şirkete göre, ChatGPT’yi kullanmayı seçmek çok basit. Müşteriler bunu “Mercedes me” uygulaması aracılığıyla veya doğrudan araçlarından “Hey Mercedes, beta programına katılmak istiyorum” sesli komutunu kullanarak yapabilecek.

ChatGPT bilgi eğlence sistemini güçlendirecek

Hey Mercedes şu anda spor ve hava durumu güncellemeleri sunabilir, bir aracın çevresi hakkındaki soruları yanıtlayabilir ve hatta bir kullanıcının akıllı evini kontrol edebilirken, ChatGPT bu hizmetleri genişletecek.

Mercedes: “Kullanıcılar, yalnızca doğal sesli komutları kabul etmekle kalmayan, aynı zamanda konuşmaları da yürütebilen bir sesli asistanı deneyimleyecek. Yakında, Sesli Asistan’dan gidecekleri yerle ilgili ayrıntıları, yeni bir akşam yemeği tarifi önermesini veya karmaşık bir soruyu yanıtlamasını isteyen katılımcılar, ellerini direksiyondan ve gözlerini yoldan ayırmadan daha kapsamlı bir yanıt alacak” ifadelerini kullandı.

Beta programının üç ay sürmesi planlanıyor ve Mercedes bu ilk test dönemini, kullanıcılar tarafından yapılan talepler hakkında fikir edinmek için kullanacak ve şirketin ses kontrol teknolojisinin devam eden gelişiminde öncelikler belirlemesini sağlayacak. Mercedes, bulguların farklı pazarlarda ve dillerde sunum stratejisine ince ayar yapmak için kullanılacağını da ekliyor.

Kullanıcılar, ChatGPT’den hangi taleplerde bulunduklarını düşünmek isteyebilirler, çünkü Mercedes, veri korumanın “birinci öncelik” olduğunu söylese de, konuşmaların şirketin mülkiyetinde olacağını açıkça belirtiyor. Veriler, anonimleştirilip analiz edileceği Mercedes-Benz Intelligent Cloud’da saklanacak.

Mercedes’in baş teknoloji sorumlusu Markus Schäfer, “ChatGPT’nin kontrollü bulut ortamımızda Microsoft ile entegrasyonu, arabalarımızı müşterilerimizin dijital yaşamlarının merkezi haline getirme yolunda bir kilometre taşı” dedi.

Meta, ürettiği yapay zeka aracının tehlikesini kabul etti

Meta , yapay zeka destekli konuşma üretimi sağlayan ‘Voicebox’ adlı yeni bir yapay zeka aracını tanıttı. Fakat şirket, aracını tehlikeli olduğu için henüz kullanıma açmıyor.

YouTube'dan para kazanmak artık daha kolay!

Voicebox şu anda altı dilde (hepsi Avrupa menşeli) konuşma ses klipleri üretebiliyor. Ayrıca Meta, Voicebox’ın neredeyse her alanda rakip konuşma oluşturma yapay zekalarından kolayca daha iyi performans gösterdiğini iddia ediyor.

Meta’nın bu aracıyla sansasyonel kayıtlar yaratılabilir

Yeni başlayanlar bile, iki saniye gibi kısa bir sürede örnek bir ses dosyası kullanarak bir kişinin sesinin benzerini yaratarak istediği konuşmayı yaptırabilir; bu, yanlış ellerde büyük miktarda yıkıcı potansiyel taşıyor. Bu aracın siyasi konularda kullanılması ülkelerde devrim niteliğinde değişiklikleri suni bir şekilde meydana getirebilme gücüne sahip.

Elbette bu tür araçlar zaten var, ancak daha az ikna ediciler; sosyal medyada Joe Biden, Donald Trump ve Barack Obama’nın birlikte Fortnite oynadığı varsayılan eğlenceli videolar görmüş olabilirsiniz . Gülmek için iyi, ama ses pek inandırıcı değil. Her başkanlık oyuncusunun tavırlarını tanınabilecek kadar taklit ediyor, ancak beyni olan herkesin aslında onlar olduğuna inanacağı kadar iyi değil.

Meta, blog gönderisinde Voicebox’ın kayıtlı konuşmayı düzenlemek ve iyileştirmek için kullanılabileceğini açıklıyor. Bir ses kaydı yaptıysanız ancak bir sözcüğü yanlış telaffuz ettiyseniz veya arka plan gürültüsü tarafından kesintiye uğradıysanız, Voicebox rahatsız edici bölümü izole edebilir ve sesinizi kullanarak bir konuşma parçasını ‘yeniden kaydedebilir’. 

Bu teknolojinin tehlikelerinin bilincinde hareket edilmiş olması güzel. Bununla birlikte tehlikelerin önlemi alınarak kaçınılmaz olan gelişimi lehimize kullanmak için de çalışmalar yapılıyor elbette.