Hidrojen Vadisi Projesi, bugüne kadarki en yüksek AB katkılı hibe desteğini aldı

0

Sabancı Üniversitesi’nin ve TÜBİTAK’ın da dahil olduğu 13 ortaklı proje, Türkiye Çerçeve Programları içinde bugüne kadar tek seferde alınan en yüksek AB Katkılı hibe ile desteklenmeye hak kazandı. 

Bölgesel bir hidrojen ekonomisinin gelişiminin desteklenmesi amaçlanan Temiz Hidrojen Ortaklığı (Clean Hydrogen Partnership) 2022 yılı sonuçlarına göre, Türkiye’den Sabancı Üniversitesi ile birlikte 13 ortağın yer aldığı “HYSouthMarmara” akronimli proje” desteklenmeye hak kazandı. Toplam bütçesi 36 Milyon Euro olan proje ile Türkiye Çerçeve Programları tarihinde bir ilk gerçekleşti ve tek seferde 7.455.625 Avro tutarındaki en yüksek Avrupa Birliği (AB) hibesi sağlandı. 

5 yıl sürmesi planlanan projenin, temiz hidrojen üretimi ve kullanımına, buna ilişkin teknoloji-odaklı altyapıların gelişimine ve Türkiye’nin bu alandaki potansiyelinin güçlendirilmesine önemli katkı sağlaması öngörülüyor. Sabancı Üniversitesi’nin bu projedeki rolüHidrojen Vadisi iş planında yol haritasının belirlenmesine katkı sağlanması, kurulacak olan vadinin enerji ve iklim alanlarındaki çok boyutlu katkılarının analiz edilmesi ve raporlanması, lojistik süreçlerinin oluşturulması ve vadinin orta uzun vadede genişleme stratejisine katkı sağlanması, yeşil hidrojen üretimi için elektrolizör kurulumu ve devreye alınmasında bilimsel ve teknik destek verilmesi, projenin yaygın etkisini artırmaya yönelik çalışmaların gerçekleştirilmesi, iletişim stratejisinin oluşturulması, çalıştaylar ve etkinliklerin organizasyonu olarak belirlendi. 

Sabancı Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) ve EnerjiSa Üretim’in aktif rol alacağı bu proje, Güney Marmara Kalkınma Ajansı koordinatörlüğünde, Kale Seramik Sanayi A.Ş, Şişecam A.Ş, TÜBİTAK MAM, Eti Maden Genel Müdürlüğü, Universite Mohammed VI Polytechnique, ve Universita Di Bologna’nın da içinde bulunduğu yurt içi ve yurt dışından 16 kurum ile birlikte yürütülecektir. Sabancı Üniversitesi kapsamındaki çalışmalar Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Selmiye Alkan Gürsel’in yürütücülüğünde gerçekleşecek olup, bu projede Alp Yürüm, Bülent Çatay ve Bora Şekip Güray araştırmacı olarak yer alacaklar. 

500 TON YEŞİL HİDROJEN ÜRETİLEREK SANAYİDE KULLANILACAK

Proje kapsamında, Balıkesir’de Enerjisa Üretim’in sahasında üretilecek minimum 500 ton yeşil hidrojenin, Linde Gaz tarafından taşınarak Hidrojen Peroksit, Kale Seramik, Şişecam ve Eti Maden’in tesislerinde kullanılması hedefleniyor. Proje ile sadece yeşil hidrojen üretimine değil türevlerinin üretimine de odaklanılacak. 

Bu kapsamda Türkiye’nin ithalatına bağımlı olduğu metanol ve amonyak gibi hidrojen türevlerinin yeşil yöntemlerle ve kendi kaynaklarıyla üretilmesi amaçlanıyor. Aynı zamanda proje kapsamında Dünya rezervlerinin yüzde 73’üne sahip olduğumuz ve hidrojen ekonomisinde önemli bir yer tutan bor mineralinin hidrojen depolamadaki avantajlarının Balıkesir’de kurulacak Sodyum Bor Hidrür Tesisi yatırımıyla incelenmesi öngörülüyor.

Konu hakkında değerlendirmede bulunan Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici şunları söyledi:“Sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en tanınan ve takdir edilen araştırma üniversitelerinden biri olmayı hedefliyoruz. Fakültelerimizde ve merkezlerimizde, öncü ve ses getiren araştırmalar yürütüyor ve bu çalışmalar için yurt içi ve yurt dışı kaynaklardan yüksek oranda proje desteği alıyoruz. Temiz enerji alanında tüm dünyada en öncelikli konulardan biri olan yeşil hidrojen üretim, depolama ve dağıtım teknolojilerine yönelik bu proje ile üniversitemizin bilimsel araştırma kapasitesini daha da geliştirebilmeyi ve uygulamalı alanlara yöneltebilmeyi hedefliyoruz. Proje kapsamındaki sanayi ortaklarımızla birlikte bu çok önemli alana katkı yapıyor olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.”

FBI’ın toptan internet verileri satın aldığı ortaya çıktı 

0

FBI’ın siber güvenlik bölümünün, Florida merkezli az bilinen bir teknoloji şirketinden toplu internet verisi satın aldığı ortaya çıktı 

Toplu web trafiği erişimi satan ve “Siber tehdit istihbaratında küresel lider” olarak adlandıran Team Cymru’nun müşterilerine “internet üzerindeki tüm faaliyetlerin büyük çoğunluğuna” erişimi olduğu söyleniyor. Firma, FBI’dan önce bir dizi başka federal kuruma da hizmet satmıştı.

Motherboard, FBI’nin sözleşme ayrıntılarını Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası talebi yoluyla elde etti. 4 sayfalık FOIA belgesi büyük ölçüde sansürlü ve büronun veri ediniminin genel amacı hakkında çok fazla bilgi vermiyor. Bununla birlikte, 2017’de hükümetin bilgi alımı için toplam 76.450 dolar ödediğini gösteriyor. Büronun Siber Bölümü’nün bu veriyi ne yaptığı tam olarak açık değil, ancak Motherboard, söz konusu verinin “ağ akışı” verisi olduğunu ve bazı durumlarda siber suç faaliyetlerini takip etmek için kullanılabileceğini belirtiyor. Cymru gibi şirketler genellikle verileri internet hizmet sağlayıcılarından satın alıyor ve sonra bunları kolluk kuvvetlerine satıyor. 

FBI, Team Cymru’dan veri satın aldığı tespit edilen ilk federal kurum değil. Geçtiğimiz Eylül ayında ABD ordusu bünyesindeki çok sayıda kurumun Florida’daki firmadan “Augury” adlı güçlü bir internet izleme aracı satın almak için milyonlarca dolar harcadığı bildirilmişti. Reklam materyallerine göre Augury, kullanıcının toplu internet trafiği günlüklerine erişmesine izin veriyor. Bazı durumlarda, sağlanan veriler arasında “kişilerin e-posta verilerine, tarama geçmişine ve hassas internet çerezleri gibi diğer bilgilere erişim” de yer alabiliyor.

Bain & Company, OpenAI ile hizmet ortaklığını duyurdu

0

Bain & Company, kurumsal müşterilerinin yapay zekanın tam potansiyelini ve sağlayabileceği maksimum değeri anlamasına ve keşfetmesine yardımcı olmak adına OpenAI ile hizmet ortaklığı gerçekleştirdiklerini duyurdu .Bu küresel ortaklık, OpenAI’ın yapay zeka teknolojisinde gerçekleştirdiği alanında öncü nitelikte önemli gelişmeler ile Bain’in strateji ve dijital uygulama hizmeti alanında dünyaca tanınan becerilerini bir araya getiriyor; Coca-Cola Company, bu ortaklık ile çalışacak ilk şirket olarak duyuruldu.

Bain & Company, OpenAI ile hizmet ortaklığını duyurdu

Bain & Company, insanların iletişim kurma ve yaratma şeklini değiştiren ChatGPT, DALL·E ve Codex gibi yapay Zeka sistemlerini üreten araştırma ve uygulama şirketi OpenAI ile global bir hizmet ortaklığı gerçekleştirdiğini duyurdu. Bu ortaklık, Bain’in 18.000 kişilik çok-disiplinli bilgi üretim ekibinde OpenAI teknolojilerinin benimsenmesi üze rinden şekillendi. Bain, geçtiğimiz yıl içinde verimliliğini artırmak adına OpenAI teknolojilerini kendi bilgi yönetim sistemlerine, araştırmalarına ve iş süreçlerine dahil etmişti.

Bu girişimlerin erken başarıları göz önüne alındığında, Bain ve OpenAI, OpenAI’ın çığır açan yeteneklerini küresel olarak müşterilerine getirmek için birlikte çalışıyor. Bain bu iş birliği sayesinde, dijitalleştirme konusundaki engin becerisini, ChatGPT’nin de aralarında bulunduğu OpenAI tarafından geliştirilen araç ve platformlar ile bir araya getirerek dünyanın dört bir yanındaki müşterilerinin yapay zekanın imkanlarını tespit edip kullanmasına, bu sayede ticari potansiyellerini geliştirmesine yardımcı olmayı amaçlıyor. Buna ek olarak Bain, Coca-Cola Company’nin bu yeni ortaklık ile çalışacak olan ilk şirket olduğunu duyurdu.

Bain & Company’nin Küresel Yönetici Ortağı,Manny Maceda’ya göre “Yapay zeka bir dönüm noktasına ulaşmış durumda, biz de bunun farklı sektörlerdeki müşterilerimiz adına çok büyük bir değişim ve inovasyon dalgası yaratacağını öngörüyoruz. Bunu bilgi üretimi alanında gerçekleşen bir tür sanayi devrimi olarak, müşterilerimizin her birinin ticari yapılarını yeniden düşünme ve uyum sağlama ihtiyacı duyacağı bir dönemeç olarak yorumluyoruz. OpenAI ile iş birliğimiz sayesinde müşterilerimiz için özel dijital çözümler oluşturabilmemiz ve değer elde etmelerine yardımcı olabilmemiz için en son teknolojiye sahip temel yapay zeka modellerine benzersiz erişime sahip olmaktan mutluluk duyuyoruz.”

OpenAI Pazara Açılma Müdürü Zack Kass, “Büyük kurumsal müşterilerimize gerçek değer katmak üzere Bain ile çalışmaktan dolayı çok mutluyuz. OpenAI teknolojisinin Bain’in uzmanlığıyla bir araya gelmesi, Fortune 5.000’de oldukça kapsamlı bir ticari dönüşümün önünü açacak. Ayrıca Bain’in kendi içinde halihazırda bu teknolojiyi benimsemiş olması, müşterileri için bir örnek niteliği taşıyor” dedi.

Bain, OpenAI işbirliğiyle müşterilerinin faaliyetlerine yapay zekayı dahil etme ve teknolojilerini, iş süreçlerini, operasyon modellerini ve veri varlıklarını geliştirme üzere gereken değişimlere destek vermeyi amaçlıyor. Otomatize edilmiş, kişiselleştirilmiş ve gerçek zamanlı komut dizileriyle satış ve hizmet temsilcilerini desteklemek ve müşteri deneyimini iyileştirmek adına bireysel bankacılık, telekomünikasyon ve kamu hizmeti şirketleri için yeni nesil iletişim merkezleri oluşturmak, büyük ölçüde kişiselleştirilmiş reklam metinleri, zengin görsel tasarımlar ve tüketiciye özel mesajlar üretmek üzere ChatGPT ve DALL·E kullanarak önde gelen ürün ve hizmet pazarlama uzmanlarının iş dönüş süresini kısaltmak ve müşteri diyaloglarının ve finansal literatürün analiz edilmesi ve dijital iletişim üretimi üzerinden finansal danışmanların üretkenliklerinin ve müşteri yanıtlama kapasitelerinin artırılmasına yardımcı olmaktır.

Bain ve OpenAI, ortaklıkları ile çalışacak ilk şirketin Coca-Cola Company olmasından mutluluk duyuyor. OpenAI’dan Kass, bunu şöyle ifade ediyor: “Coca-Cola’nın OpenAI teknolojisini benimseme vizyonu bizce onları tüketim ürünleri şirketleri arasında en heveslisi haline getiriyor.” Coca-Cola, halihazırda küresel standartlardaki markalarını, pazarlama stratejisini ve müşteri deneyimini geliştirmek adına sektörüne öncü olacak yöntemler ile ChatGPT ve DALL-E’nin gücünden faydalanıyor.

Coca-Cola Company Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su James Quincey, “Hızla yükselen bu teknolojinin sunduğu yeni nesil yaratıcılığı hayata geçirmek bizi heyecanlandırıyor” diyor ve ekliyor, “Son teknoloji ürünü yapay zekada pazarlama kapasitemizi geliştirme imkanları görüyoruz, ayrıca ticari faaliyetlerimizi ve kapasitemizi geliştirme yollarını keşfediyoruz.”

Yapay zekadaki gelişimin ticari yazılım ürünlerini derinden etkilediğinin farkında olan Bain ve OpenAI, finansal faaliyetler, insan kaynakları, müşteri ilişkileri yönetimi, dijital ticaret ve hizmet faaliyetleri alanlarında başı çeken aktörlerin aralarında bulunduğu bilişim endüstrisinden Bain müşterilerinin ürünlerini zenginleştirmek üzere çalışıyor.

OpenAI ve Bain’in Gelişmiş Analitik Uygulamaları hakkında

OpenAI, insanlığa fayda sağlayacak güvenli ve güçlü bir yapay zeka tasarlamayı amaçlayan bir araştırma ve uygulama şirketidir. OpenAI, ekonomik ve toplumsal fayda sağlayacak geniş bir görev yelpazesine sahip, genel amaçlı yapay zeka araçlarına odaklanmaktadır.

OpenAI, metin, görüntü, konuşma ve yazılım kodu çözümleme ve üretme konusunda dünyadaki en becerikli yapay zeka modellerinden bazılarını geliştirmektedir. Şirketin ChatGPT’nin de aralarında bulunduğu doğal dil işleme modelleri, gerçekçi konuşma metinleri üretebilmesi ve insanların uzmanlığını taklit edebilmesi bakımından, müşteri destek hizmetleri, tercüme hizmetleri, içerik üretimi ve gelişmekte olan diğer birçok uygulama alanında yeni imkanlar sunmaktadır.

Otonom teslimatlar Avrupa genelinde yayılacak

Otonom araç şirketleri Oxbotica ve Goggo, Avrupa çapında sürücüsüz teslimatları hayata geçirmek için iş birliği yaptı.

Ortaklık, Birleşik Krallık’ta Oxford merkezli Oxbotica’nın Madrid merkezli Goggo’nun teslimat hizmetlerinde kullanılan araçlar için kendi kendine sürüş yazılımı sağlamasını sağlayacak. Goggo, nakliye, market ve gıda dahil olmak üzere çeşitli sektörlerde orta ve son mil teslimatları için elektrikli araçlar kullanıyor. Oxbotica teknolojisi ile donatılacak elektrikli araçların tümü, 1.5 ton kadar maksimum taşıma kapasitesi kapasitesine sahip olacak ve yolda kullanılacak.

Goggo’nun İspanya’daki ana ortakları arasında Telepizza ve süpermarketler Carrefour ve Dia gibi büyük şirketler yer alıyor ve bunların teslimat operasyonları, yeni bağlantıdan ilk yararlananlar arasında olacak.

Oxbotica, “Evrensel Özerklik” stratejisi sayesinde dikkat çekiyor ve fon sağlıyor. Ocak ayında BP Ventures, Çinli holding Tencent ve Alman parça tedarikçisi ZF’nin de dahil olduğu çeşitli yatırımcılardan 140 milyon dolar topladı.

Evrensel Özerklik, mevcut yazılımla entegre olma kapasitesiyle ve donanımdan bağımsız olarak, bundan yararlanacak herhangi bir alana esnek otomatik işlevsellik getirme fikri.

Otomotiv sektöründe siber güvenlik endişeleri artıyor

0

Omdia raporuna göre, otomotiv endüstrisindeki artan dijitalleşme, siber güvenlik düzenlemeleri ve kontrolü için yeni talepler yaratıyor. Omdia raporuna göre, dijitalleşmenin arttığını gören otomotiv endüstrisi için siber güvenlik büyüyen endişe kaynağı oldu.

Son birkaç yılda, arabalar basit bir ulaşım yönteminden tüm deneyimleri sağlamaya doğru kaydı. Şimdi, otomobil üreticileri arabaları, araç içi oyun ve eğlencenin yanı sıra hala gelişmekte olan otonom navigasyon ve sürüş yetenekleri dahil olmak üzere bir dizi dijital araçla donatıyor.

Yine de bağlanabilirliğin artmasıyla birlikte, otomotiv endüstrisinin genellikle aşina olmadığı bir şey olan kötü aktörlerden kaynaklanan güvenlik açığı riski artar. Raporun yazarı Hollie Hennessy: “Endüstrinin dijitalleşmesi, otomotiv üreticilerini ve tedarikçilerini siber güvenlik alanına çekiyor” dedi. “Bir zamanlar öncelikle güvenlik ve fiziksel arızalarla ilgilenirken, artık otomotiv endüstrisinin bunun yanında siber güvenlik hususlarıyla da mücadele etmesi gerekiyor. Araba bağlantısındaki gelişmeler son 13 yılda hızla gerçekleşti ve bu nedenle siber güvenliği düşünmek ve uygulamak zorunda olmak, BT alanının aksine otomobil üreticileri için nispeten yeni bir kavram” dedi.

Bu güvenlik açıkları, donanım ve yazılım zayıflıklarından bağlı üçüncü taraf cihazlara ve bilgi-eğlence sistemlerine kadar her şey olabilir.

Hennessy: “Otomotiv alanındaki diğer teknolojik gelişmeler, yine siber güvenliğe daha fazla odaklanmayı gerektirecek. V2X (araçtan her şeye) teknolojisi gelişiyor ve muhtemelen önümüzdeki birkaç yıl içinde devreye girecek. Güvenlik açısından bakıldığında, bu, saldırı ortamını genişletmenin yanı sıra, araçlar tarafından işlenecek karışıma daha da fazla veri atıyor” dedi.

Robotik çöp kutuları öncelikli olarak tercih edildi

Cornell Üniversitesi araştırmacıları tarafından yapılan bir araştırma, New Yorkluların yalnızca robotik asistanlara açık olmadığını, aynı zamanda robotik çöp kutularını kullanmayı sevdiğini de gösteriyor. Araştırma, vatandaşların robotik çöp kutularına çöp koymak, yollarındaki engelleri kaldırmak ve engebeli araziyle karşılaştıklarında onları dengelemeye yardımcı olmak için çaba sarf ettiklerini buldu.

Çalışma, 2022 yılında Greenwich Village’da insan-robot etkileşimini, yoğun bir alana konuşlandırılmış iki robotik çöp kutusuyla yapıldı. Bir Raspberry Pi 4 mini bilgisayar ve 360 ​​derecelik bir kamera içeren bir hoverboard tabanında 32 galonluk bir kutudan oluşan robotik tasarım aslında gayet basit. Bunun arkasındaki yenilikçi fikir ise izleme süreci oldu.

Tasarım özerk gibi görünse de, robotlar, araştırmacıların “doğal etkileşim davranışlarını ortaya çıkarmayı” amaçladığını söylediği şekilde, görünmeyen insan operatörler tarafından kontrol ediliyordu.

Araştırmacılar: “İnsanların genel olarak robotları hoş karşıladığını, robotların yabancılar arasındaki sosyal etkileşimi teşvik ettiğini, insanların robotlar için çöp üretme konusunda baskı hissettiklerini ve insanların etkileşimlerinin robotların birbirlerinin farkında olduğunu varsaydığını gösteriyor” dedi.

Rapor, geçen hafta Stockholm’de düzenlenen İnsan-Robot Etkileşimi Konferansı’nda sunuldu ve 2023 ACM/IEEE Uluslararası İnsan-Robot Etkileşimi Konferansı’nda yayınlandı.

Zoom yapay zeka ile toplantıları özetleyecek

0

Zoom, toplantı görevlerini yapay zekaya yaptırmak için OpenAI ile işbirliği yapıyor.

Zoom IQ, akıllı toplantı kayıtları da dahil olmak üzere akıllı özellikleri yavaş yavaş genişletiyor. Zoom artık sohbet dizisi özetleri ve metin oluşturma gibi yapay zeka destekli üretkenlik özellikleri ekliyor.

Metin oluşturma özellikleri olan Zoom IQ sohbet oluşturma ve Zoom IQ e-posta oluşturma, konuşma bağlamı ve kullanıcı yönlendirmesini kullanarak mesajlar ve yanıtlar hazırlamak için  üretken yapay zekayı kullanacak.

Zoom IQ toplantı özeti özelliği, bir toplantının içeriğini gerçek zamanlı olarak otomatik olarak özetleyecek. Bir toplantıya geç katılırsanız, kaçırdıklarınızı hızlı bir şekilde yakalamak için bu özelliği kullanabileceksiniz. Oturum sona erdiğinde özet, paylaşılabilir bir formatta, ekibin toplantı içeriğine ve önerilen eylem öğelerine erişebileceği Zoom Ekip Sohbetine iletilir.

Blog gönderisine göre, yeni Zoom IQ özellikleri Nisan ayından itibaren “davetiye yoluyla seçilen müşterilere” sunulacak.

Zoom, yapay zeka özelliklerini benimseyen ilk iş verimliliği aracı değil. Slack , Google Workspace ve Microsoft 365  de bu ay kendi yapay zeka entegrasyonlarını duyurdu.

Arm, çiplerinin lisans ücretini artırmayı planlıyor

0

Çip üreticisi Arm’ın sahibi Softbank son zamanlarda yaşadığı finansal zorluklar sebebiyle Arm’ı satışa çıkardığında, ilk talibi NVIDIA olmuştu ancak bu satış planı rafa kalkmıştı. 66 milyar dolarlık satış anlaşmasına ABD, İngiltere ve AB’deki regülatörler global endüstride rekabeti etkileyeceği gerekçesiyle izin vermemişlerdi. Şimdi Arm’ın New York Borsası’nda halka arz edilmesi gündemde. Arm’ın satışlarının değeri küresel ölçekte milyar doları bulurken firmanın çip lisansı, çeyrek dönemde 500 milyon dolar gibi bir meblağ ile oldukça küçük bir geri dönüş sağlıyor. Gelirinin düşük olması sebebiyle Arm’ın borsada alıcı bulma ihtimali zayıf kalıyor.

The Financial Times’da yayınlanan bir habere göre Arm’ın iş modelini değiştirmesi söz konusu. Yeni plana göre ürün fiyatları yükselecek ve çip lisansları için şimdikinin birkaç katı fazla ücret talep edilecek. Firma çip satıcılarından Arm çipi üretmeleri için ücret talep etmek yerine, akıllı telefon gibi cihazları üretenlerden son ürünün fiyatına bağlı şekilde bir ücret talep etmeyi planlıyor.

arm

Arm’ın anlaşmaları değişince telefon fiyatları bundan etkilenir mi?

Diyelim ki Motorola, Qualcomm Snapdragon Arm çipiyle telefon üretiyor. Bunun için daha önce Qualcomm, bu çipler için lisans anlaşması yapmış durumda olmalı ve Motorola bu sayede telefonlarında bu çipi kullanabiliyor. Qualcomm, çip tasarımını oldukça değiştirdiğinden, teorik olarak Arm çiplerini işleyip satan aracı, yani yeniden satıcı durumunda. Arm bu yeni iş planında Qualcomm yerine Motorola’dan lisans ücreti talep etmek istiyor.

Bu örnek, oldukça basitleştirilmiş bir kurguyu içeriyor ve Apple ile Samsung gibi sektör devleri için geçerli değil çünkü onların yaptıkları anlaşmalar daha farklı. Her iki firma da çip satıcısı ve cihaz tasarımcısı durumunda. Zaten Apple, bu çipleri kullanmıyor. Yine de Arm’ın Wall Street yatırımcılarını etkilemeye yönelik yeni iş planının sektör devlerini etkileme ihtimali var.

Arm’ın müşterileri bu planı beğenmedi

Firmanın 2024 yılında fiyat yükseltme planı var ve eski anlaşmalarının süresi bitene kadar geçerliliği devam edecek. Yine de bu çipleri kullanan MediaTek, Unisoc ve Qualcomm ile Çinli üreticiler Xiaomi ve Oppo, bu yeni lisans anlaşması ücretlendirme stratetejisinden etkilenebilir. Bu müşterilerin firmanın bu planından hoşnut olmadıkları belirtiliyor.

Rakibi RISC-V bundan karlı çıkabilir

Arm sektörde dizüstü bilgisayardan daha küçük her cihaza çip tedarik ettiği için tekel haline gelmiş durumda. Rakibi RISC-V ise enerji tasarruflu çiplerini telif hakkı olmayan açık kaynak lisanslı olarak satışa sunuyor. Arm’ın devasa bir tasarım, kullanıcı verisi ve geliştirici araçları olmasına rağmen cihaz üreticileri açısından RISC-V’ye geçmek daha kazançlı görünebilir.

ABD’nin finansal kararlara müdahale etmesi, Çin ile arasındaki ticaret savaşında yeni bir cephe açıyor. Çinli üreticilerin alternatif olarak RISC-V’ye geçmek için görüştüğü biliniyor. Arm’ın geçtiğimiz günlerde bir lisans davası açması, iş ortağı olarak güvenilirliğine gölge düşüren bir başka etken. Bunun haricinde, Apple kadar iyi çip tasarımı üretemediğinden Android üreticileri firmanın çiplerini kullandıklarında doğrudan ikinci kalite ürün ortaya çıkarmış oluyorlar. Google, RISC-V’ye geçmek isteyenleri dikkate alarak Android kod tabanında bunun için bazı yükseltmeler sağladı.

Türkiye’de yazılımcı istihdamı sorunu 2023’te azalacak

DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, yurtdışında resesyon beklentisiyle beraber yazılım şirketlerinin olanaklarının kısırlaştığını ve Türkiye’de yazılım sektöründeki firmaların tecrübeli yazılımcıları ellerinde tutabilmeye başladığını açıkladı.

İstihdam problemi 2023 yılında azalacak

DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, yurtdışına açılan yazılımcıların yavaş yavaş azaldığını belirterek, “Geçtiğimiz yıl tecrübeli ve dil yeteneği olan yazılımcılar “Yurtdışına iş yapabilirim, gidebilirim” mantığıyla ilerledi. Pandemi sonrası yurtdışında borsalarda da büyük bir hareketlilik vardı ve yazılım şirketleri büyüyordu. Piyasa ve Türkiye’deki birçok tecrübeli yazılımcı da yurtdışında iş aramaya başladı. Uzaktan
çalışma yöntemiyle veya direkt o ülkeye giderek çalışmaya başladılar. Ancak son bir yılda özellikle Amerika’daki Silikon Vadisi odaklı olarak resesyon beklentilerinin artması, enflasyonun hızlı yükselmesinden sonra FED’in faizleri daha fazla yükseltmesi ve ekonomiyi yavaşlatmaya çalışması, son 3-4 ay içinde tüm yazılım şirketlerini ve borsayı fazlasıyla etkiledi. Benzer bir durum da Avrupa’da Rusya ile Ukrayna arasındaki savaştan kaynaklı olarak yaşanıyor.

Bunun sonucunda da yazılım şirketleri büyük işten çıkarmalar yapmak durumunda kaldılar. Türkiye’deki yazılım firmaları, tecrübeli yazılımcıların yurtdışına gidip iş bulmada sorunlar yaşamaya başlaması üzerine, tecrübeli yazılımcıları ellerinde tutabilmeye başladılar.
Bu da Türkiye’deki yazılım firmalarını aslında pozitif yönde etkiledi.” dedi. Türkiye’nin yazılımcı açığının 2023’te azalacağını öngördüğünü de sözlerine ekleyen Onay, “Türkiye’de yazılım şirketleri geçen senekinden daha rahat bir durumda. Türkiye’de enflasyonun artmasıyla yazılım şirketlerinde bir sıkıntı baş gösterdi. Ama yazılım şirketleri büyüdüler ve personel maliyetleri artsa da, elde ettikleri gelirlerle bunu da karşılayabilecek noktaya geldiler. Böylelikle yazılımcıları ellerinde tutmaya başladılar. Geçen seneye göre şu an durum normalleşmeye başladı. Çünkü yurtdışındaki olanaklar giderek kısırlaşmaya başladı.” şeklinde konuştu.

Bilişim vadisi mobilite hızlandırma programına başvuru süresi 1 hafta uzatıldı

Türkiye’nin teknoloji ve inovasyon üssü Bilişim Vadisi girişimcileri desteklemeye devam ediyor. Mobilite ve girişimcilik ekosistemine sunduğu katkılarla sektöre yön veren Bilişim Vadisi, Mobilite Hızlandırma Programı’nın bu yıl 3’üncüsünü gerçekleştirecek. Mobilite Hızlandırma Programı’na başvurular yoğun ilgi nedeniyle bir hafta daha uzatıldı. Son başvuru tarihi 3 Nisan 2023.

Mobilite sektörünün gelişimine önemli ölçüde katkı sunmaya devam eden ve sektörün odak noktası haline gelen Bilişim Vadisi; Türkiye’de geleceğin mobilite ekosistemini şekillendirecek girişimcilere mentörlük, finansal ve hukuki danışmanlık, proje takip desteği ve Ar-Ge teşvikleri gibi konularda yol göstermek amacıyla başlatılan ve bu yıl 3’üncüsünü gerçekleştireceği “Mobilite Hızlandırma Programı” ile girişimcilere kapısını bir kez daha açıyor.

Mobilite Hızlandırma Programı, potansiyel müşteriler ile girişimcileri bir araya getiren bir platform işlevi de görüyor. Program, paydaş ve girişimleri buluşturarak daha sağlam ilişkiler kurmalarına ve olası projelerde birlikte çalışmalarına olanak sağlıyor.

Mobilite Hızlandırma Programı’nda bu yıl ilk kez mobilite sektöründe faaliyet gösteren yabancı firma yöneticileri ve çalışanları, girişimcilere bire bir mentorluk verecek. Bu sayede girişimler, hem globale açılma yönünde ilk adımı atmış olacak hem de potansiyel uluslararası iş birliği fırsatını yakalamış olacaklar.

Kimler başvuruda bulunabilir?

Mobilite odağında teknoloji özellikle bağlantılı teknolojiler, yapay zeka, nesnelerin interneti, siber güvenlik, akıllı ödeme sistemleri, elektrikli araç çözümleri, batarya teknolojisi gibi alanlarda iş fikrine sahip, prototipini geliştirmekte olan ya da geliştirmiş yerli ve yabancı tüm girişimciler programa başvuruda bulunabilir. Başvuru yapan girişimler, bir ön başvuru sürecine tabi tutularak, teknoloji hazırlık seviyelerine göre değerlendirilecek. 

Programa başvuru yapacak girişimcileri neler bekliyor?

Programa başvuru yapan girişimciler;

·       Mobilite alanında uzman ulusal ve uluslararası mentorlardan bire bir mentorluk ve danışmanlık desteği,

·       Sektör lideri ve alanında uzman eğitmenler tarafından ihtiyaca yönelik eğitimler,

·       Bilişim Vadisi’nin Girişim Sermayesi Yatırım Fonlarından öncelikli olarak yararlanma,

·       Ulusal / uluslararası yatırım fonları ile görüşmeler,

·       Bilişim Vadisi Kuluçka Merkezi ofis desteği,

·       Potansiyel iş birlikleri için OEM’ler ve tedarikçi firmalar ile görüşmeler yapma,

·       1.0000.000 TL destekli KOSGEB İleri Girişimcilik Programı’ndan yararlanma,

·       TÜBİTAK BİGG Teknogirişim Desteği Programı’ndan yararlanma,

·       Program sonunda gerçekleşecek olan “Demoday” ile yatırımcılarla buluşma fırsatı yakalayacak.

KOSGEB teknoloji girişimci destekleri nelerdir? Nasıl destek alınır?

0

Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB), Türkiye’de bulunan küçük ve orta ölçekli olan işletmelerin ekonomideki rolünü ve etkinliği artırmak, sanayide entegrasyonu ekonomik gelişmelere uygun bir şekilde gerçekleştirmek ve küçük ve orta ölçekli işletmelerin rekabet güçlerini artırmak amacı ile kurulmuş olan bir kamu kurumudur. 20 Nisan 1990 tarihinde, 3624 sayılı yasa ile kurulan KOSGEB, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ilgili kuruluşudur. Merkezi Ankara’da olan KOSGEB, tüm illerde müdürlükleri bulunan tüzel kişiliği sahip olan özel bütçeli bir kuruluştur.

Tamamen ücretsiz olan KOSGEB destek ve hizmetleri aracısız olmakla birlikte veri tabanına kayıt ve destek programlarına başvuru ve ödeme süreçleri de tamamen çevrimiçi (online) olarak E – Devlet sistemi üzerinden gerçekleştirilmektedir.

KOSGEB Başvuru Şartları

KOSGEB Başvuru işlemleri ve kredi almak için yapacağınız şey, ilk olarak KOSGEB’den onaylı bir girişimcilik sertifikası almaktır. Sertifikayı almak için girişimcilik kursunu tamamlamanız gerekir. Online kursa katılmak ve girişimcilik sertifikası almak için başvurular e-devlet sitesi üzerinden yapılabilmektedir.


Başvuru yapıldıktan sonra, online ortamda eğitimlere katılmanız gerekmektedir. Bu eğitimde devam zorunluluğu vardır ve eğitim sonrasında KOSGEB tarafından onay alınması durumunda iş yeri açılışı gerçekleştirebilirsiniz. Sonrasında KOSGEB veri tabanına kayıt oluşturmanız ve sırası ile uygulanan bu işlemler sonrasında KOSGEB destekleri veren bankalardan herhangi birine giderek kredi başvurusu gerçekleştirilebilirsiniz. Bunun yanı sıra KOSGEB destekleri için belirli koşullar tamamlandığından e- devlet üzerinde de başvuru yapılabilmektedir.

KOSGEB Kadın Girişimci Şartları

KOSGEB destekleri, kadın girişimciler için de özel olarak imkanlar sağlamaktadır. Bunun yanında ev hanımları, kadın girişimciler, çalışmayan kadınlar iş yeri açabilmek için KOSGEB başvuru işlemleri ile devlet desteği alabilirler.
Kadınlara ekonomiye ve hayata kazandırılmak istenmektedir. KOSGEB’de bunun için son derece avantajlı fırsatlar sunmaktadır. Bu fırsatlardan faydalanabilmek için de bazı KOSGEB kadın girişimci şartları mevcuttur.

  • İlk olarak KOSGEB başvuru işlemleri yapılır. Çalışmayan kadınlar İŞKUR üzerinden başvurularını gerçekleştirirken, çalışan kadınlar da KOBİ Bilgi Sistemi üzerinden başvurularını gerçekleştirebilirler.
  • Başvuruları kabul edilen bireylerin eğitim kurslarına kayıtları yapılır.
  • E-devlet üzerinde, online olarak verilen bu derslere katılım zorunludur. Nitekim videoların bitiminde video onaylanıp sorular cevaplanmalıdır. Bu aşamalar tamamlandıktan sonra girişimci sertifikası verilir.
  • Bu işlemleri tam olarak yerine getiren kişiler hibe kredilerinden yararlanabilir.
  • 2023 yılında girişimcilik kursları, online olarak gerçekleştirilmektedir.
  • Sertifikayı alan kadınlar, iş yerlerini açarak kadın girişimci destek programına başvuruda bulunabilmektedir.
  • Açılan iş yeri için harcanan bütün harcamaların faturaları saklanarak KOSGEB’e istenen belgelerle gösterilmelidir. Sonrasında geri ödemeler alınabilir.
  • İş yerini açan kişi, öncelikle KOSGEB veri tabanına iş yerinin sicil numarasını kaydettirmelidir. Ardından KOSGEB kobi beyannamesi belgesi ve kobi bilgi dökümanı tamamlanmalıdır. Sonrasında da bütün harcamaların faturaları hazırlanarak KOSGEB’e verilmelidir. Bütün adımlar KOBİ Bilgi Sistemi üzerinden yapılmaktadır.
  • Son olarak KOSGEB kurslarına 18 yaşını doldurmuş bütün kadın başvuruda bulunabilir. Kurslar tamamen ücretsiz olarak verilir ve devam zorunluluğu vardır.

KOSGEB Başvuru İşlemleri Nasıl Yapılır?

KOSGEB başvuru işlemleri yapacak olan işletme sahipleri, işletmelerini öncelikle KOSGEB veri tabanına kaydettirmeleri gerekiyor. Bunun için gerekli olan kayıt ve başvuru işlemler ise;

  • Veri tabanı kayıt sistemi açılır.
  • Sistem üzerinden verilen işlem adımları tek tek yapılarak gerekli olan bilgiler işlenir.
  • İşletmenin kayıt bilgileri eksiksiz bir şekilde girilmelidir. Sonrasında veri tabanı kayıt başvurusu yapılır ve destek talep formu doldurulur.
  • Bütün bu işlemlerin tamamlanması sonrasında, KOSGEB görevlileri başvuruyu incelemeye alırlar.

KOSGEB Kredisi Başvurusu Sırasında İstenilen Belgeler

  • Destek almak isteyen kişinin kimlik belgesi ya da ehliyetinin fotokopisi
  • KOSGEB girişimcilik sertifikası
  • Açılan iş yerine ait iş planı
  • Ortakların kimlik belgesi örnekleri
  • Adres bilgileri(işyeri)
  • Girişimcilerin ikametgah bilgileri
  • Girişimcilere ait SGK hizmet dökümü
  • KOSGEB destekleri talep beyannamesi
  • Güncel vergi levhası örneği
  • İş yerine ait gelir çizelgesi ve bilanço kayıt örnekleri
  • Açılış izinleri ve ruhsatı
  • Kuruluş sırasında yapılan harcamaların makbuz ve faturaları
  • Kira kontratı
  • Oda kayıt belgesi

Belgelerde eksiklik olması durumunda, girişimcilerin KOSGEB başvuru işlemleri ret edilir. Bu yüzden bütün belgelerin eksiksiz bir şekilde sisteme yüklenmesi gerekiyor.

KOSGEB Tarafından Destek Verilen Projeler

  • Küçük ve orta boyutlu işletmeler
  • Üretim
  • Yönetim ve organizasyon
  • Pazarlama
  • Dış ticaret
  • İnsan kaynakları
  • Mali işler ve finans
  • Bilgi yönetimi ve bununla ilgili alanlar
  • Kısaca, istihdam, ihracat, Pazar payı, verimlilik ve kapasite çoğaltıcı, maliyet azaltıcı bunun yanında da ürünle hizmetin kalitesini yükseltici, kurumsallaşmaya yönelik, müşteri memnuniyetini baz alan projeler, KOSGEB tarafından desteklenmektedir.

Yeni Mercedes-Benz, B-serisi Türkiye’de satışa sunuldu

0

Mercedes-Benz‘in merakla beklenen yeni Sports Tourer modeli olan B-Serisi Türkiye’de otomobil severlerin beğenisine sunuluyor. Eşsiz sportif gövde orantıları, çok yönlü iç mekânı, modern sürüş teknolojileri ve en güncel MBUX donanımı gibi özellikleriyle yenilenen B-Serisi, günlük yaşamın tüm gereksinimlerini karşılayarak öne çıkıyor.

Türkiye’de satışa sunulan yeni B-Serisi’nin ön cephesi daha ilk bakışta dikkat çekiyor. Yeni tasarım LED farlar ve radyatör ızgarası, cam alanlara yumuşak bir geçiş yaparak B-Serisi’ne dinamik bir görünüm kazandırıyor. Elbette arka görünüm de dinamizm ve güç vurgusu yapıyor: İki parçalı arka stop lambaları artık standart olarak LED teknolojisine sahip ve arkadan bakıldığında genişlik algısını güçlendiriyor. Aynı zamanda aerodinamiği de iyileştiren arka camın yan tarafındaki aero spoyler genişlik algısını ileri taşıyor. Yeni B-Serisi standart özel metalik renk seçeneği ile öne çıkıyor.

İleri teknoloji ile sportifliği harmanlayan iç mekân

Yeni B-Serisi pratiklik ve ferah bir iç mekan sunuyor. Eğlence ve bilgilendirme için de 10,25 inç olmak üzere standart olarak sunulan çift ekran karşılıyor. İki adet 10,25 inç ekrana sahip isteğe bağlı versiyon ise havada süzülen tek bir geniş ekran hissi uyandırıyor. Karakteristik Mercedes-Benz tasarım unsuru olan üç yuvarlak türbin görünümlü havalandırma çıkışı, uçak tasarımlarına gönderme yapıyor. Yeniden tasarlanan orta konsol, siyah panel görünümüyle yeni B-Serisi’nin teknolojik yönünü ortaya koyuyor. Yeni nesil direksiyon standart olarak napa deri ile sunuluyor.

İç mekâna yönelik renk ve malzeme seçimleri ileri seviyede kişiselleştirmeye olanak tanıyor. Sunulan “Progressive” donanım versiyonunda siyah, siyah/macchiato ve yeni siyah/adaçayı yeşili renklerini içeren palet ayrıcalıklı bir dünya sunuyor. Ayrıca siyah veya bahia kahverengisi deri koltuklar da tercih edilebiliyor. Yıldız desenli yeni döşeme, iç mekanda heyecan verici bir vurgu oluşturuyor.

Öte yandan Mercedes-Benz, Ambition 2039 stratejisi ile 2039 yılından itibaren yeni binek otomobil ve hafif ticari araç filolarının tüm değer zinciri ve yaşam döngülerinin net karbon nötr olarak sunulması hedefini belirledi. Alınan önlemlerden biri geri dönüştürülen malzemelerin kullanımı. Bu doğrultuda, yeni B-Serisi’nin tasarımında kullanılan malzemelerin bileşimi gözden geçirildi ve daha sürdürülebilir alternatifler için olasılıklar incelendi. Konforlu koltukların orta bölümünde yüzde 100 geri dönüştürülmüş malzemeden yapılan kumaşlar bulunuyor. ARTICO/MICROCUT koltuklarda bu oran koltuk yüzeyinde yüzde 65 ve altındaki malzemede yüzde 85’e kadar çıkıyor.

Mercedes, zaman alan kişiselleştirme seçeneklerini kolaylaştırmak için donanım paketi mantığını bir kez daha önemli ölçüde değiştirdi. Yapılan bu değişiklikle birlikte sıklıkla birlikte sipariş edilen özellikler, artık gerçek tüketici davranışları değerlendirilerek ekipman paketlerinde toplanıyor. Ayrıca farklı fonksiyonel seçenekler de sunuluyor. Müşteriler; gövde rengi, döşeme, trim ve jant gibi seçeneklerle araçlarını daha önce de olduğu gibi kişiselleştirebiliyor.

Bilgi-Eğlence ve Destek sistemleri ile,B-Serisi’ndeki en güncel MBUX nesli için üç ekran stili yeniden tasarlandı. ‘Klasik’ tüm sürüş bilgilerini içeriyor, ‘Sportif’ dinamik devir sayacıyla etkileyici bir görsellik sunuyor ve’ Yalın’ azaltılmış içerikleriyle sadelik getiriyor. Üç mod (Navigasyon, Destek, Servis) ve yedi renk seçeneği kişiselleştirilebilen bütünsel ve estetik bir deneyim yaratıyor. Merkezi ekran daha önce de olduğu gibi navigasyon, medya, telefon, araç gibi işlevleri sunuyor ve dokunmatik ekran olarak kullanılabiliyor.

Revize edilen telematik sistemi yeni tasarımı ve artan performansı ile etkiliyor. Kablosuz Apple Carplay veya Android Auto üzerinden akıllı telefonlarla bağlantı seçenekleri mevcut. Daha fazla bağlantı için de ek bir USB-C bağlantı noktası eklendi ve USB şarj gücü daha da artırıldı.

Hey Mercedes sesli asistanı, yeni B-Serisi ile diyalog ve öğrenme konusunda daha da yetenekli hale geliyor. Örneğin, “Hey Mercedes” etkinleştirme kelimeleri olmadan da belirli eylemler tetiklenebiliyor. MBUX sesli asistan araç fonksiyonlarını açıklayabiliyor ve akıllı telefonunu bağlamak veya ilk yardım çantasını aramak üzere destek sağlıyor.

Yeni B-Serisi’nin motor seçenekleri de güncellendi ve elektrikli hale getirildi.

İlk hareket anı 48 voltluk entegre güç kaynağı ve 14 HP/10 kW ek güç ile destekleniyor. B-Serisi’ndeki yeni kayış tahrikli marş jeneratörü (RSG), konforu ve sürüş deneyimini önemli oranda iyileştiriyor. Çalıştırma anında geleneksel çözümlere kıyasla daha az titreşim ve daha az ses üretiyor. Ayrıca “süzülme” işlevi ile sabit hızda sürüş sırasında içten yanmalı motorun devreden çıkmasına olanak tanıyor. RSG ayrıca fren ve sabit hızda süzülme sırasında enerji geri kazanımı sağlıyor ve 12 voltluk dahili sistemi ve 48 voltluk bataryayı besliyor. Elde edilen enerji, içten yanmalı motoru destekleme ve hızlanma anında kullanılabiliyor.

Teknik özellikler:

 B 200
Motor hacmicc1332
Nominal güç üretimiHP/kW163/120
Devir sayısıd/d5500
Anlık ek güç (boost etkisi)HP/kW14/10
Nominal tork üretimiNm270
Ortalama yakıt tüketimi (WLTP)lt/100 km6.6 – 6.0
Ortalama CO2 emisyonu (WLTP)gr/km151,0 – 136,0
Hızlanma 0-100 km/hsn8,4
Maksimum hızkm/s223

Yenilenebilir enerji için hidrojen projesi geliştiriliyor

SOCAR Türkiye Ar-Ge ve İnovasyon Merkezi, Sabancı Üniversitesi iş birliği yaparak yenilenebilir enerji için önem taşıyan hidrojen (H2) esaslı teknolojilere odaklanıyor. 

Türkiye’nin endüstriyel holdingi SOCAR Türkiye, yenilenebilir enerji için büyük önem taşıyan hidrojen (H2) esaslı teknolojilerle ilgili çalışmalarına hız verdi. Bu kapsamda 2022 Kasım ayında Sabancı Üniversitesi ile iş birliğine başlayan SOCAR Türkiye Ar-Ge ve İnovasyon Merkezi, “Bipolar Membranlı Elektrolizörler ile H2 Üretimi İçin Özgün Anot Geliştirilmesi” başlıklı Ar-Ge projesini başlattı. 

Yenilenebilir enerji

SOCAR Türkiye Ar-Ge ve İnovasyon Merkezi ile Sabancı Üniversitesi yenilenebilir enerji için hidrojen projesi geliştiriyor

SOCAR Türkiye Ar-Ge ve Sabancı Üniversitesi proje ekipleri, bu proje ile sudan yeşil hidrojen üretimi için katkılı yeni nesil katalizörler içeren özgün elektrotların geliştirilmesini hedefliyor. Ek olarak proje kapsamında hem elektrolizör maliyetinin düşürülmesi ve verimliliğinin artırılması hem de kullanım ömrünün artırılması amaçlanıyor.

AB’nin 2050 yılına kadar net sera gazı emisyonlarını sıfırlama ve karbon ayak izini minimuma indirme hedefleri doğrultusunda temiz enerji üretim teknolojilerine ihtiyaç duyuluyor. Bu amaç doğrultusunda en umut vadedici yakıt hidrojen (H2) olarak görülüyor. SOCAR Türkiye ve Sabancı Üniversitesi işbirliğinde başlayan çalışmalar da bu alanda katkı sağlamayı hedefliyor. 

Lityum fiyatları düşünce elektrikli araç satışı arttı

0

Neredeyse tüm elektrikli araba akülerinin ortak maddesi olan lityum genellikle beyaz altın olarak adlandırılıyor. Bu adlandırmanın sebebi dünyada lityumun az olması yüzünden değil, bu madeni çıkaran işletme sayısının az olmasından kaynaklanıyor. Son analizlere göre ocak ayından bu yana lityum fiyatı yaklaşık %20 düşerken elektrikli araç satışları arttı. Bir diğer önemli pil malzemesi olan kobaltın fiyatı yarıdan fazla düştü. ABD ve bakır madeni zengini Peru gibi ülkeler bakır üretimini artırmakta zorluk çektikleri halde elektrik motorları ve piller için gerekli olan bakırın fiyatı da son dönemde yaklaşık %18 düştü.

Tesla indirim yaptı!

Birçok analist malzeme maliyetleri yüksek kalacağı için elektrikli araçların yaygınlaşmasının çok hızlı olmayacağını düşünüyordu. Oysa emtia fiyatlarındaki düşüş, otomobil üreticilerinin elektrikli araç fiyatlarını düşürmesini sağlıyor. Bu ay Tesla, en pahalı iki arabası olan Model S sedan ve Model X spor otomobilinin fiyatlarında ciddi oranda indirim yaptı.

Ocak ayında, Tesla’nın daha uygun fiyatlı Model 3 ve Model Y araçları ile Ford Motor’un Mustang Mach-E modelinin fiyatı düşmüştü. ABD’de elektrikli araç fiyatlarının şubat ayında bir önceki aya göre bin dolar azaldığı hesaplanıyor.

Bu ay Colorado’da bir fabrika kurma planı olduğunu açıklayan pil üreticisi Amprius Technologies’in CEO’su Kang Sun, “Elektrikli araçlar için en büyük engel maliyet” diyor. Sun, fiyatların düşmesinin elektrikli araç satışına olumlu etkisi olacağını tahmin ediyor.

Lityum fiyatları düşmeye devam edecek mi?

Bazı uzmanlar, elektrikli otomobil alımlarına yönelik sübvansiyonların sona ermesinin ardından Avrupa ve Çin’deki satış büyümesinin yavaşlaması gibi kısa vadeli faktörler yüzünden lityum fiyatlarının düştüğünü düşünüyor. Ancak diğer endüstri uzmanları, bu düşüşün, yeni madenlerin ve işleme tesislerinin lityum sorununu beklenenden daha erken çözdüğünü gösterdiğini savunuyor. Enerji depolama kabiliyeti nedeniyle piller için uygun olan lityumun üretimi ton başına 5.000 ila 8.000 ABD Doları arasında; satış fiyatı ise bunun 10 katını buluyor. Bu yüzden lityum bankalar ve yatırımcılar için en karlı ürünlerden biri olmaya devam ediyor.

Ekonomistler üretim ile satış arasındaki 10 kat farkın çok yüksek olduğunu, bu yüzden lityum fiyatının düşmesini beklediklerini belirtiyorlar.

ABD’de hükümet cephesi talebin artacağını hesaplıyor. Dışişleri Bakanlığı Ekonomik Büyüme, Enerji ve Çevre Müsteşarı Jose W. Fernandez, temiz enerjiye geçişi desteklemek için lityum arzının 2050 yılına kadar 42 kat artması gerektiğini söylüyor. Bunun için daha fazla lityum üretilmesi gerekiyor. Maden işletmecileri, fiyat yüksekliğinin sebebinin maden işletmelerinin azlığından ve madencilik maliyetlerinden kaynaklandığını söylüyor çünkü aslında dünyada yeterince lityum bulunuyor.

Elon Musk Twitter’ın fiyatını yarıya düşürdü

0

Geçen sonbaharda Twitter’ı 40 milyar dolara satın alan Elon Musk, Twitter çalışanlarına yolladığı hisse senedi hibe programından söz eden e-postada siteye 20 milyar dolar değer biçti. Musk’ın yolladığı e-postayı The New York Times ve The Information teyit etti. Musk, sitenin halen mali açıdan istikrarsız durumda olduğunu savunuyor. Satın alma işleminden sonra sitenin çalışanlarının büyük bölümü işten ayrılmıştı.

Personel 6 ayda bir hisse satabilecek

Musk, çalışanlara yolladığı e-postada, daha önce şirketin parasının bitmesine dört ay kaldığını hatırlattı. Çalışanlara, 250 milyar dolarlık bir değerleme sağlayacak “önü açık ama zor bir yol” öneriyor. Söylediği yöntem varsayımsal olarak şirketin mevcut hisse bağışlarının gelecekte 10 kat daha değerli olmasını sağlayacak.

Musk’ın Twitter’a değer kazandırmak için önerdiği yöntem, SpaceX’te uyguladığı yönteme benziyor. Bu kapsamda Twitter personelinin 6 ayda bir hisse satışı yapmasına izin verecek; çalışanlara “likit stok” verirken onları halka açık bir şirkette hisse senediyle gelen “fiyat kaosundan” koruyacak.

Twitter’ın gelirleri yüzde 40 düştü

Elon Musk’ın siteyi satın almasından sonra sitenin finansal durumu düzelmedi. 2023’in başında sitenin günlük geliri bir önceki yıla göre yüzde 40 azaldı çünkü 500’den fazla reklamveren siteye reklam vermeyi bıraktı. Mavi tik uygulamasının gündeme gelmesi ise trol hesapların büyük markaları taklit eden sahte hesaplara mavi tik almasıyla siteye olan güveni iyice azalttı. The Information’ın tahminine göre ABD’de mavi tikli kullanıcı sayısı sadece 180 bin. Bu rakam Musk’ın umduğu gibi siteye gelir sağlamaktan oldukça uzak.

Musk Twitter’ın kullanıcı sayısının 259 milyona ulaşarak arttığını iddia etmesine rağmen Snapchat, şubat ayında yaptığı açıklamada aylık aktif kullanıcı sayısının 750 milyona ulaştığını söylüyor. Snapchat’in günlük kullanıcı sayısı ise 375 milyon olarak ifade ediliyor.

Sitenin değeri yarıya indi

Elon Musk’ın siteyi 40 milyara satın aldığı dikkate alındığında, çalışanlara yolladığı e-postada 20 milyar olarak bahsetmesi, sitenin değerinin yarısının buharlaştığı olarak yorumlanıyor.

Twittter’ın kurucusu Jack Dorsey ise Bluesky adında yeni bir platformun geliştirilmesi için çalışıyor. Bu uygulamanın beta versiyonu Apple Appstore’da mart ayında erişime açıldı.

Silicon Valley Bank satıldı

0

ABD Federal Mevduat Sigorta Kurumu (FDIC), First Citizens’ın Silicon Valley Bank’ı (SVB) satın almayı kabul ettiğini açıkladı. Girişimlere destek veren ve batmasıyla finans sektöründe dalgalanma yaratan Silicon Valley Bank’ın Mevduat Sigorta Fonu’nda 20 milyar dolarlık zarara yol açtığı hesaplanıyor.

Anlaşma kapsamında, Silicon Valley Bank’ın yaklaşık 72 milyar dolarlık varlığı 16,5 milyar dolar indirimle satılıyor. Borç verenlerin yaklaşık 90 milyar dolarlık menkul kıymetleri ve diğer varlıkları, FDIC’nin “tasarruf yetkisinde” kalıyor.

Kayyum atanmıştı

SVB, 21 milyar dolarlık tahvil pozisyonunu yaklaşık 1,8 milyar dolar zararla kapattıktan sonra sermaye artırımı yapacağını duyurunca hisseleri yüzde 60 değer kaybetmişti. Bunun üzerine Federal Mevduat Sigorta Kurumu bankaya kayyum atamıştı. Batmasından önce Silicon Valley Bank, ABD’nin 16’ncı büyük bankası sayılıyordu.

Uzmanlar ABD’de girişimlere yapılan yatırımlardaki sert düşüş sonucu firmaların mevcut birikimlerini harcama yoluna gittiğini bunun da SVB’deki mevduatlarda düşüşe yol açtığını söylüyor.

SVB’nin 17 şubesi First Citizens Bank olarak yeniden açılacak. Bu duyuru FDIC’nin, batan bankaya el koymasından uzun süre sonra geldi. Bankanın batışının özellikle yerel bankaları etkilediği belirtiliyor ve FDIC mevduat sahiplerini korumak için tüm SVB mevduatlarını yeni bir “köprü bankasına” aktardı. Mevduat sahipleri ancak 13 Mart’ta hesaplarına erişebildi.

First Citizens Bank CEO’su Frank B. Holding, Silicon Valley Bank’ın satın alınmasının, First Citizens’in özel sermaye, risk sermayesi ve teknoloji sektörlerindeki firmalara hizmet verme kapasitesini güçlendireceğini söyledi. Kuzey Carolina merkezli bu banka, bu satın alım sayesinde Kaliforniya’da şube sahibi olma fırsatını yakaladı.

Özellikle teknoloji girişimlerine finansman sağlayan Silicon Valley Bank, 2021’de girişim sermayedarlarına on milyarlarca dolar kaynak sağlamıştı ancak bu sermayeyi geri toplayamadı. İngiltere Merkez Bankası geçen hafta yaptığı açıklamada, ABD yetkililerini Silikon Vadisi Bankası’nın çöküşünden çok önce, artan riskler konusunda uyardığını söyledi.

HSBC İngiltere’de 1 sterline satın aldı

İngiltere Hazine Bakanlığı ve Merkez Bankası’nın aracılığıyla HSBC, Silicon Valley Bank’ın İngiltere iştirakini iki hafta önce 1 sterline satın aldı. 10 Mart itibarıyla SVB İngiltere’nin mevduat büyüklüğü 6,7 milyar sterlin, kredi büyüklüğü ise 5,5 milyar sterlin seviyesindeydi.

SVB’nin iflası, 2008 küresel finansal krizinden bu yana ABD’de kayıtlara geçen en büyük banka iflaslarından biri kabul ediliyor.

Ollang, 1,5 milyon dolar yatırım aldı

0

Başta film, dizi ve belgeseller olmak üzere görsel işitsel medya için dünya dillerine altyazı çevirileri ve dublaj hizmeti sunan Amerika merkezli Ollang, 1,5 milyon dolar tohum yatırım aldı.

Ollang, vizyonu doğrultusunda yabancı dillerde yayımlanan içerikleri dil bariyerlerine takılmadan daha fazla izleyiciye ulaştırmak adına 60’tan fazla dilde nitelikli altyazı ve dublaj hizmeti sağlıyor. Bu doğrultuda 25 kişilik beyin takımı ve 56 farklı ülkeden 1400’den fazla profesyonelden oluşan çevirmen takımı eş zamanlı çalışmalar yürütüyor. Yapılan hizmetlerle medyanın ulaşılabilirliğinin en yüksek düzeye çıkarılması hedefleniyor. Şirket, halihazırda Netflix ve YouTube gibi video yayın platformları, ATV, Startv gibi TV yayın organları, online eğitim platformları ve sosyal medyadaki içerik üreticilerinin güvenilir bir çözüm ortağı olarak faaliyetlerini sürdürüyor.

Şirketin yatırım aldığı tura Revo Capital, JIMCO (Jameel Investment Management Company), twozero Ventures, Dubai Angel Investors’un yanı sıra Join Venture’dan Koray Bahar, Arya Melek Yatırım ağından Ahu Serter gibi değerli melek yatırımcılar ve Orkun Işıtmak da katıldı. Alınan yatırımların ardından toplam değerlemesini üç yıldan kısa bir sürede yaklaşık dört kat artıran şirket, 2022’in son çeyreğinden itibaren Güney Kore, Birleşik Arap Emirlikleri ve İtalya ve Fransa’da daha fazla müşteriye ulaştı. Ayrıca, ABD ve Türkiye’de sektörün tanınan içerik yayıncıları ve dağıtımcılarına da çeşitli hizmetler sunuluyor.

Ollang uçtan uca lokalizasyon çözümleri için yapay zekâ desteği kullanıyor.

Öte yandan şirket, alt yazı ve AI Dubbing konusunda uzmanlaşıyor. Vizyonu herhangi bir video veya audio içeriğinin 122 dilde anında izlenebilmesi olan Ollang, hem müşterilerine hem de bünyesindeki çevirmenlere Olabs isimli bir teknoloji platformu sunuyor. Şirket, 2022 yılında toplamda 2 milyon dakikayı aşan altyazı çevirisi ve 30 bin dakikanın üzerinde dublaj çevirisiyle müşteri portföyünde yüzde 183’lük bir artış yakaladı.

Ollang’in Teknolojiden Sorumlu Yöneticisi (CTO) ve Kurucu Ortağı Muhammed Aziz Ulak, “Her biri alanında deneyimli uzman bir ürün ekibiyle birlikte çalışıyor. Kaydettikleri büyümenin ve aldıkları yatırımların ardında giderek artan heyecanlarının büyük payı olduğunu vurgulayan Ulak, Ollang müşterilerine bir müjdesi olduğunu belirtirken, “Olabs’in yeni versiyonu canlıya aldık. Her şey planladığımız gibi giderse en geç Haziran başına kadar müşterilerimize Ollang’in yeni ürünlerini sunmaya başlayacağız.” ifadelerini kullandı.

Yatırım sürecinin tüm taraflar için oldukça verimli geçtiğine dikkat çeken twozero Ventures Yönetici Ortağı Yiğit Arslan, “Ollang, vizyoner ekibi ve yapay zekâ desteğiyle sunduğu hizmetlerle medya alanındaki sorunlara yenilikçi çözümler getiriyor. Bizler, önümüzdeki 5 yıllık periyotta tüm altyazı ve dublaj süreçlerinin yapay zekâ uygulamaları aracılığıyla gerçekleştirileceğini öngörüyoruz. Bu süreçte değişime öncülük edecek girişimler arasında Ollang’in de yer alacağına inanıyoruz. Şirket bugüne kadar geliştirilen doğru stratejiler ve uygulamalarla önemli bir ivme yakaladı. Önümüzdeki süreçte de iş birliği içinde hareket ederek Ollang’i daha ileriye taşımak adına çalışmalarımıza devam edeceğiz.” dedi.

Netflix Türkiye’den dizi uyarlama eğitimi

0

Netflix Türkiye, Impact Hub İstanbul ve Tatino Films işbirliğiyle kreatif sektöre katkı sağlayacak yeni bir projeye daha imza atıyor. Dört ay boyunca dünya standartlarında dizi uyarlama eğitimi verecek ‘Netflix Adaptation Lab’i tamamlayan katılımcılar, projelerini Netflix yöneticilerine sunma şansını yakalayacak.

Netflix Türkiye, Impact Hub İstanbul ve Tatino Films işbirliğiyle hayata geçirilen dizi uyarlama eğitimi ‘Netflix Adaptation Lab’ başlıyor. Programa seçilen yazar ve yapımcılar, farklı türdeki eserleri dünyanın dört bir yanında izlenecek dizilere uyarlamanın yöntemlerini ve
inceliklerini öğrenecek. Katılımcılar, Avrupa dizi-film sektörünün önde gelen isimlerinden mentorluk almanın yanı sıra eğitim ve atölye çalışmalarına da katılarak deneyim kazanma ve yeteneklerini geliştirme şansını yakalayacak.

‘Netflix Adaptation Lab’ kapsamında, bir eserin uyarlama potansiyelinin analiz edilmesi, hikaye dünyası içerisindeki farklı uyarlama olasılıkların incelenmesi ve global ölçekte kullanılan dizi uyarlama tekniklerinin Türkiye bağlamında uygulanması gibi pek çok alanda
bilgi paylaşılacak. Dört ay sürecek programı tamamlayan katılımcılar, projelerini Netflix yöneticilerine sunma şansına da sahip olacak.

Netflix Türkiye, başvuruları almaya başlıyor

Programa dizi uyarlamaları alanında deneyim kazanmak isteyen bağımsız yazarlar ve hâlihazırda bir uyarlama projesi bulunan kreatif ekipler başvurabilecek. Program hakkında daha detaylı bilgi almak ve başvuru yapmak için 27 Mart 2023 – 12 Nisan 2023 tarihleri arasında Impact Hub İstanbul web sitesininin (istanbul.impacthub.net) ziyaret edilmesi gerekiyor. ‘Netflix Adaptation Lab’, eğlence servisinin kreatif sektörü geliştirmek ve yeni yetenekleri sektöre kazandırmak amacıyla projeler üreten Grow Creative ekibinin imzasını taşıyor. Bugüne dek Türkiye’de gerçekleştirilen Grow Creative projeleri arasında Güney California Üniversitesi desteğiyle düzenlenen ‘Yaratıcı Yapımcılık Programı’, Bahçeşehir Üniversitesi ortaklığıyla açılan ‘Netflix Dizi Senaryosu Yazarlığı Dersi’, Tatino Films ve Impact Hub İstanbul işbirliği ile sunulan ‘Netflix Series Lab’ projesi ve Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamındaki Dizi/Kısa Dizi Pitching Platformu ile işbirliği de dahil olmak üzere pek çok farklı girişim yer alıyor.

Kripto madenciliği çevre dostu mu?

Washington’daki bir blokzincir politika etkinliğinde, kripto para birimi madenciliğinin çevre dostu olduğu iddia edildi. Kripto madenciliğinin elektrik tüketimi öylesine yüksek ki bazı madencilik firmaları kömür yakıtlı elektrik santrallerini yeniden açtılar. ABD Dijital Ticaret Odası’nın düzenlediği blokzincir etkinliğine katılan konuşmacılar ise kripto madenciliğinde yenilenebilir enerjiye geçişi teşvik ettiklerini savunuyor.

Sürdürülebilirlik odaklı kripto para madenciliği, “oldukça öngörülebilir ve ölçeklenebilir bir talep varlığı” olarak görülüyor.

Fazla enerjiyi satın alıyorlar

Madencilik şirketi Riot Platforms’ta kamu politikası başkanı Brian Morgenstern, “Şebeke istikrarına olumlu katkıda bulunabiliyoruz” diyor. Teksas’taki Rockdale tesisinde rüzgar ve güneş enerjisinden yoğun şekilde faydalandıklarını vurgulayarak, şirketin enerji tasarrufuna önem verdiğine dikkati çekiyor.

Teksas, Amerika’nın yenilenebilir elektrik üretiminde büyük bir paya sahip. Rüzgar, güneş ve hidro enerjinin %40,1’i burada üretiliyor. Bununla birlikte, gaz hala toplamın %41,8’ini oluşturuyor. Riot, Teksas tesislerindeki enerji türleriyle ilgili soruyu yanıtlamadı, ancak şirket, Eylül 2022’de Meclis Enerji ve Ticaret Komitesi üyelerine yazdığı bir mektupta Teksas’taki üretim kaynaklarını seçemeyeceğini söyledi. Morgensten, talep arttığında Riot’un madencilik makinelerini hızla kapatarak boşta bıraktığını vurguluyor.

Teksas elektrik şebekesini yöneten Texas Elektrik Güvenilirlik Konseyi (ERCOT), endüstriyel müşterilere kullanımlarını geri çeviren “talep yanıtı” indirimleri sunuyor. Geçen temmuz ayında, Riot bu indirimlerden Bitcoin madenciliğinden daha fazla para kazandı.

Şebeke operatörüyle anlaşmalı çalışıyorlar

CleanSpark Yönetim Kurulu Başkanı Matthew Schultz, bu alandaki madenciliğin kamuyu daha fazla yenilenebilir enerji kaynağı üretmeye teşvik ettiğini ve üretilen fazla enerjiyi kendileri satın aldığı için madencilik şirketlerinin sürdürülebilir enerjiye katkıda bulunduğunu savunuyor. Nevada merkezli bu şirket, 2022 yılında kullandığı enerjinin yüzde 94’ünün karbon sıfır niteliğinde olduğunu söylüyor.

Hive Blockchain Technologies Genel Danışmanı Gabriel Ibghy, şirketinin “bir hizmet olarak talep yanıtı” sağladığını ve talep arttığında madencilik teçhizatlarını otomatik olarak kapattığını söylüyor: “Şebeke operatörüyle entegre olduk, bu yüzden tamamen otomasyonla iş yapıyoruz ve bunun için bize para ödeniyor.”

Vancouver merkezli Hive, Kanada, İzlanda ve İsveç’te kurduğu tesislerde yüzde yüz yenilenebilir enerji kullanıyor. Şirket, kullanılmadığı takdirde boşa gidecek yoğun olmayan gücü satın alıyor ve bu sayede kamuya destek olduğunu savunuyor. Şirket, kripto madenciliğinde yan ürün olarak açığa çıkan ısı için müşteri bulmuş durumda. Örneğin İsveç’te firmanın tesisinin yanındaki serada bu ısının kullanılması söz konusu. Şirket, bu sayede İspanya’dan İsveç’e kadar sebze ithalatı yapılmasıyla oluşan karbon ayak izini düşürmeye de katkıda bulunduğunu söylüyor.

2020’de Montana kömür yakıtlı elektrik santralinin yeniden açılmasına sebep olan Marathon Digital Holdings, geçen yılın nisan ayında yenilenebilir enerjiye geçtiğini belirtiyor.

Enerji danışmanlığı Wood Mackenzie’nin Nisan 2021 tarihli raporunda, sürdürülebilirlik odaklı kripto para madenciliğinin, “oldukça öngörülebilir ve ölçeklenebilir bir talep varlığı” olarak olumlu olduğunu belirtiyordu. Bağımsız elektrik üreticileri ve kamu kuruluşları tarafından üretilip yeterince kullanılmayan elektrik için kripto madenciliği firmaları alıcı olarak sektöre katkı sağlıyor.

New York’ta özel bir yasa çıkarıldı

Kripto madenciliği firmaları yenilenebilir enerji kullandıklarını iddia etseler de Cambridge Üniversitesi Alternatif Finans Merkezi, bunların yenilenebilir payını, nükleer dahil %37,6 olarak çok daha düşük hesapladı. Hükümetin Enerji Enformasyon İdaresi’ne göre, ABD’de toplam enerji üretimi içinde yenilenebilir enerjinin payı 2022’de %21,5 oranıyla bundan çok daha düşük durumda.

New York’ta özel sermaye şirketi Atlas Holdings’in taşrada bulunan bir kömür santralini yeniden açmasının çevreye kötü etkisi oldu ve New York buna karşı özel bir yasa çıkarmak zorunda kaldı. Kasım ayında çıkan bu yasa, kripto madenciliği firmalarının gaz ve kömür kullanmasını iki yıllığına yasaklıyor. Bu yasa, yenilenebilir enerjiye geçiş karşısında ekonomik zorluk yaşadıkları için bitcoin madenciliğine geçen gaz ve kömür santrallerini durdurmayı amaçlıyor.