Telekom sağlayıcıları verilerden para kazanabilir mi?
Reid Hoffman OpenAI yönetiminden ayrıldı
TSMC 2023’te 6 binden fazla personel işe alacak
Rivian üretim hedefine bağlı olduğunu söyledi
İşten ayrılan teknoloji profesyonelleri kendi girişimlerini kuruyor
Homster, Keiretsu Forum Türkiye’den yatırım aldı
Homster, 4 milyon dolar değerleme ile yatırım aldı
ABD, Uzakdoğu ve Türkiye’deki 10’un üzerinde müteahhit firma, mobilya ve Home Decor perakendecisi ile iş geliştirme süreçlerinde olduğunu belirten Kaya; “Satışlarımız Mart ayı içerisinde başlayacak. Otomasyon sayesinde, manuel metotlara göre yüzde 99’un üzerinde maliyet ve yüzlerce katlık hız avantajı sağlıyoruz. Bunun yanında, manuel metotlar ile mümkün olmayan, gerçek zamanlı olarak kişiselleştirilebilir bir dizayn hizmeti sağlıyoruz.” dedi.
Gelir modellerinin, tek seferlik satışlar, periyodik hizmet abonelikleri, ürün reklamları ve pazaryeri komisyonlarından oluştuğunu da sözlerine ekleyen Kaya;
“Vizyonumuzu, Homster olarak “Stylish Living for Everyone” sloganımızla belirlediğimiz yönde ilerleyip, herkesin iç mimari hizmetine rahatlıkla ve çok ekonomik bir şekilde ulaşabilmesini sağlayacak bir platform olmak şeklinde belirledik.
Keiretsu Forum Türkiye melek yatırımcılarından aldığımız yatırım ile 2023’ün 3. çeyreği ile birlikte SEED round’umuzu tamamlayıp, şirketimizin merkezini birincil hedef pazarımız ve şirketimizi kurduğumuz ülke olan ABD’ye taşımak istiyoruz. Bunun sonrasında da global operasyonumuzu hem emlak hem de perakende tarafında agresif bir şekilde geliştirmek arzusundayız.” şeklinde konuştu. Rackle, 500 bin euro yatırım aldı!
Kobaküs kurucuları tarafından İngiltere merkezli olarak kurulan servis bankacılığı (BaaS) sunan Rackle, tohum yatırım turunu tamamladı ve toplamda 500 bin euro yatırım aldı.
Rackle’ın 500 bin euroluk yatırımı Arz Portföy ve Deniz Türkkan’dan geldi. Rackle, aldığı yatırımla birlikte yeni nesil bankacılık hizmetini müşterilerine sunmayı hedefliyor.
Yurt içi veya yurt dışında bankacılık hizmeti vermek isteyen şirketleri tak-çalıştır çözümler ile buluşturan Rackle, birçok şirketin herhangi bir lisansa ihtiyaç duymadan kendi bankacılık çözümünü birkaç hafta içerisinde müşterilerine sunmasına olanak sağlıyor.
Yatırımı Arz Portföy ve Deniz Türkkan sağladı
Türkiye’deki şirketleri Avrupa’da yeni nesil bankacılık hizmetlerinin sunulmasına olanak sağlayan Rackle, Avrupa’da yaşayan Türklere bankacılık hizmeti vermek isteyen spor kulüplerinden, turizm şirketlerine, havayolu şirketlerinden, büyük zincir markalara kadar birçok firmanın Avrupa’da bankacılık hizmeti vermesinin önünü açıyor.
Avrupa’da Solarisbank; Türkiye’de QNB Finansbank ile partnerliği bulunan Rackle, Solarisbank ve QNB’den aldığı servis bankacılık API’lerinin üzerine geliştirdiği teknoloji sayesinde şirketlere hazır paket yeni nesil bankacılık uygulamaları sunuyor. Rackle, ayrıca müşterilerine IOS, Android ve Huawei uygulamaları da sağlıyor.
Aldığı yatırımla beraber kısa süre içerisinde yeni nesil bankacılık hizmetini ilk defa müşterileri ile buluşturacaklarının altını çizen Rackle Kurucu Ortağı Doğukan Gözeten, “Rackle bankacılık ekosisteminin bileşenleri olan pazarlama, teknoloji ve risk birimlerini bir araya getiriyor.
Rackle’dan servis alıp kendi bankacılık uygulamasını müşterilerine sunmak isteyen firmalar, hiçbir teknoloji geliştirmesine gereksinim duymadan müşterilerine bankacılık hizmeti sağlayabiliyor. Ayrıca Rackle ekosisteminde bulunan diğer şirketlerle çapraz pazarlama da yaparak müşteri sayısını çok hızlı bir şekilde büyütebiliyor” dedi.
Yapay zeka afet yönetimini de değiştirecek
Erken uyarı sistemleri için çalışmalar yapılıyor
Teknoloji ve yapay zekanın afet öncesinde ve sonrasındaki kullanım alanları hakkında bilgi veren Dr. Erdem Erkul, “Yenilikçi teknolojilerden yararlanılması afet sonrasında olduğu kadar, afet öncesinde de riskin azaltılması adına oldukça önemli kazanımlar sağlıyor.
Afet öncesi süreçlere yönelik yapay zeka destekli sistemler, uydu görüntüleri, hava tahminleri gibi çeşitli kaynaklardan gelen büyük miktarlardaki verileri analiz ederek erken uyarı sistemlerinin kurulmasını sağlayabiliyor.
Sel, kasırga, heyelan, tsunami gibi doğa olaylarına karşı başarıyla çalışabilen erken uyarı sistemleri, deprem gibi daha sofistike doğa olaylarına yönelik de çalışmaların konusu haline geldi. Çin ve İsrail’de iyonosferdeki elektrik yüklü parçacıklardaki dalgalanmaların analiz edildiği örnek çalışmalar var.
Avrupa ve Japonya’da ise deprem gerçekleşmeden 10-15 saniye öncesinde uyarı verebilen sistemler mevcut. Böylece bir nebze de olsa insanların güvenli alanlara yöneltilmesi ve enerji santralleri gibi riskli yapıların kullanım dışı bırakılması mümkün oluyor” dedi.
Yapay zeka ile tüm afet senaryolarına hazırlık yapılmalı
Afet yönetimi süreçlerinin karmaşık ve dinamik bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Dr. Erkul, “Afet yönetim sürecinde hızlı planlama, karar verme ve doğru uygulamaların hayata geçirilmesi kritik bir öneme sahip.
Verilerin depolanması, işlenmesi, haritalandırılması ve değerlendirilmesi için teknolojinin sağladığı olanaklara ihtiyaç var. Yapay zeka yardımıyla afetler daha gerçekleşmeden tüm senaryolar hazırlanıp, üzerinde çalışılabilir. Bu senaryolara karşı olası eylem planları hazır tutulur.
Ayrıca bu sistemlerde etkin rol alacak görevliler metaverse ortamında sanal simülasyonlar yardımıyla eğitilebilir. Uydu görüntülerinden ve sahadan gelen verilerin analizleriyle oluşturulan karar destek sistemleri yöneticilere yol gösterebilir. Afet yönetimi sistemleri sel, orman yangını, deprem gibi farklı konu başlıklarında da özelleştirilebilir” diye konuştu.
Afet sonrası süreçte yapay zekanın hızından faydalanılmalı
Yapay zekanın en etkili olduğu alanın afet sonrasındaki zamanla yarışılan arama-kurtarma ve lojistik evresi olduğunun altını çizen Dr. Erkul, “Yapay zeka algoritmaları ile uydu görüntüsü verilerini işleyerek hasarın boyutunu ivedilikle tespit edebiliyoruz. Böylece gerekli kol gücü ve malzeme ihtiyacı hızla seferber edilebilir. Bu veriler üzerinden oluşturulacak haritalamalar ile arama kurtarma ekipleri için öncelikli konumlar belirlenebilir. Yapay zeka tabanlı sistemler, afet sonrası yol ve köprülerin durumunu analiz ederek en hızlı rotayı belirleyebilir. Aynı zamanda, acil durum depolarındaki malzemelerin stok durumu takip edilerek, eksik olan malzemelerin en kısa sürede tamamlanması sağlanabilir. Sosyal medya verilerini toplayarak insanların konumu belirlenebilir. Bu tip çalışmalar yaşanan büyük can kaybı ve yıkımla hepimizi yasa boğan Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat deprem felaketinin ardından kısıtlı da olsa uygulandı. Biz de Cerebrum Tech olarak uydu görüntülerinin analizi ve haritalama çalışmalarına elimizden geldiğince destekte bulunduk” diye konuştu.Robotlar enkaz altına ulaşmakta en önemli yardımcılar
Arama-kurtarma çalışmalarında drone ile görüntüleme ve robotik gibi teknolojilerden de faydalanmak gerektiğinin altını çizen Dr. Erkul, “Dünyada afet sonrası çalışmalarda robotların öne çıktığı örnekleri daha sık görmeye başladık. Ekiplerin erişemediği alanlara robotlarla ulaşarak enkaz altına ilkyardım ve gıda gibi malzemelerin teminini sağlamak mümkün olabiliyor. Bu robotların karada, havada ve suda çalışan farklı versiyonları bulunuyor. Sese, ısıya duyarlı görüntüleme sistemleri de enkaz altındaki canlı varlığının tespitinde çok önemli bir rol oynuyor. Bunlar bilinen ancak ülkemizde pek yaygın kullanılmayan ekipmanlar.Afetlerde teknoloji kullanımında ABD ve Çin lider
Her ne kadar son dönemlerde dünya genelinde afetler karşısında bilgi teknolojilerinin kullanımının gerekliliğine yönelik farkındalık artmış olsa da uygulamaların beklenen düzeyde olmadığı görülüyor. Bu konuda 2020 yılında yapılmış bir istatistik çalışmasında, afet risklerinin azaltılması amacıyla teknolojinin olanaklarından yararlanma oranının ABD ve Çin’de yüzde 14-15 seviyelerinde olduğu pek çok ülkede bu ortalamanın yüzde 3-5’i geçemediği tespit edilmiş durumda. Afetlerden fazlasıyla canı yanmış bir ülke olarak devlet kurumlarımız, özel sektör ve üniversitelerimiz ile afet yönetiminde teknolojik yatırımlarımızı artırmamızın ileriki dönemlerde aynı acıları tekrar yaşamamamız için oldukça önemli olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.Volvo yeni teknoloji merkezini Polonya’da açıyor
Yazılım tanımlı otomobiller!
Volvo Cars’ın yakın zamanda tanıttığı tam elektrikli Volvo EX90 SUV’da görülebileceği üzere, otomotiv endüstrisi hızla değişiyor. Önümüzdeki süreçte çıkacak tam elektrikli tüm Volvo otomobiller, yazılım tanımlı olacak.
Tamamen elektrikli olması hedeflenenen geleceğin Volvo modellerinin, online kanallar üzerinden yapılan satış adedinin her geçen gün daha da artması bekleniyor.
Şirket içi geliştirilmiş yazılımlarla ve onları çalıştıran son teknoloji bilgisayarlarla desteklenecek yeni otomobillerde yapılacak düzenli kablosuz yazılım güncellemeleri sayesinde teknolojik gelişim hız kesmeden devam edecek.
Bu durum, şirket içi yazılım geliştirmeyi; 2030 yılına kadar yeni teknolojilere liderlik etmek ve sadece tam elektrikli otomobiller üreten bir marka olmak gibi stratejik hedeflere ulaşmanın anahtarı haline getiriyor.
Volvo Cars, dönüşümünü hızlandırmak için dünya çapında binlerce yetenekli mühendisi işe almaya başladı. Krakow’da yer alan Tech Hub da bu resmin bir parçası olacak.
Volvo Cars CEO’su Jim Rowan, “Amaç ve teknoloji odaklı bir şirketiz .Yeni nesil Volvo otomobillerimiz bizlere ulaşımdan daha fazlasını sunacaklar. Onlar, yeni yazılımlarla kablosuz olarak güncellenmek üzere tasarlanmış, tekerlekler üzerinde hareket eden yeni bilgisayarlar olacaklar. Krakow teknoloji merkezimiz ve her geçen gün büyüyen şirket içi yazılım geliştirme yeteneklerimiz, gelecekte başarıya ulaşmamız için anahtar rol üstlenecek” dedi.
Volvo Cars, Tech Hub için detaylı değerlendirmelerden sonra Krakow’a karar verdi. Şirketin Polonya’yı iyi tanıması, yaklaşık 30 yıldır Polonya’da faaliyet göstermesi, şehrin gelişmekte olan bir teknoloji merkezi olması, bölgede geniş bir teknoloji ağı yer alması gibi faktörler bu kararın alınmasında etkili oldu.
Volvo Cars, büyük küresel teknoloji şirketlerinin henüz önemli bir yatırımın yer almadığı Krakow’da mühendislik varlığına sahip ilk otomobil üreticisi olmayı planlıyor. Tüm bu özellikler Krakow’un Tech Hub için doğru bir seçim olduğunu gösteriyor. Gerekli bağlantıların kurulmaya başlandığı ve yetenek arama çalışmalarının yapıldığı yeni ofisin, yıl sonuna kadar faaliyete geçmesi hedefleniyor.
Vovlo Cars İnsan Kaynakları Direktörü Hanna Fager, “Amacımız, stratejik açıdan önemli konumlarda yer almak ve dünya çapında en iyi yetenekleri çekerek işe almak. Krakow’daki yeni Tech Hub’ımız bunun mükemmel bir örneği. Teknoloji geliştirmede ön saflarda yer alan, güçlü kültür ve değerlere sahip bir markanın parçası olmak istiyorsanız, mobilitenin geleceğini şekillendirmekle ilgileniyorsanız, Volvo Cars sizin için en uygun yer olacaktır” diye konuştu.
Volvo Cars’ın şu anda, İsveç’in Stockholm ve Lund şehirlerinde ve ayrıca Hindistan’da Bangalore’da Tech Hub’ları yer alıyor.
Ayrıca Çin’in Şangay kentinde ve İsveç’in Göteborg kentinde de büyük mühendislik merkezleri bulunuyor. Her lokasyonun kendine ait bir odak alanı olsa da, birlikte stratejik olarak dünya çapında yayılmış çok önemli bir inovasyon merkezleri ağı oluşturuyorlar.
Krakow’daki yeni Tech Hub ekibine katılmak isteyen mühendisler, Volvo Cars’ın iş sayfasından hemen başvurabilirler. Sayfada şu anda yazılım mühendisleri, sistem mimarları ve test uzmanları için aktif işe alımlar yapılıyor. Arvis Teknoloji’yi tanıyoruz!
Arvis Teknoloji’yi tanıyoruz!
ArVis, Fintech, Endüstri4.0 ve Deeptech segmentlerinde yer alan yeni nesil dijital teknolojilerde özellikle büyük veri analizi, ileri görüntü işleme, bilgisayarlı görü, makine öğrenmesi, derin öğrenme (yapay zeka), biyometrik tanıma (örneğin yüz tanıma), RKYC- uzaktan müşteri edinimi, NFC’li kimlik doğrulama, nesne tanıma, anomali tespiti, hasar ve sahtecilik tespiti konularında ar-ge çalışmaları yapıyor. Şirket, modüler, ölçeklenebilir ve güvenilir kurumsal ürünler geliştirerek yapay görü teknolojilerinde öncü bir konumda yer alıyor.Yeşil teknoloji kullanımında ne durumdayız?
Geliştiriciler projelerinde ChatGPT’yi kullanabilecek
En popüler programlama dilleri hangileri?
Dell CFO’su Tom Sweet emekli oluyor
ASUS, 2022 yılını lider olarak kapattı.
5G Hasat aşamasına giriyor!
Operatörler, 5G ağlarının potansiyelini ortaya çıkartmak için özel ulaşım yollarına ihtiyaçları olduğunu biliyor.
5G ağları, önceki nesillerden açıkça ayırt edilmeli ve gerçekten oyunu kurallarını değiştiren bir dizi yeni hizmet sunmalıdır. Bu hizmetler, operatör tarafından garanti edilmesi gereken hizmet seviyesi anlaşmaları olarak adlandırılan, oldukça çeşitlendirilmiş performans özelliklerine dayanacaktır.5G bu yeni hizmetlerin gerektirdiği garantili SLA’lar aralığında hizmet sunmak için gereklidir. 5G mimarisinin özünde, birleşik bir xHaul ağı üzerinden her biri farklı SLAS’a sahip çok sayıda hizmet türü sunma yeteneği bulunmaktadır. Ağ dilimleme gibi teknolojiler bunu gerçeğe dönüştürmektedir. Elbette, taşıma katmanının veya xHaul ağının 5G’nin tam değerin ortaya çıkartmak için bir yükseltme gerektireceğini en başından beri biliniyordu. Hasat gelirleri açısından, xHaul ağlarını elden geçirmek için en uzun süre bekleyen operatörler, ele alınması gereken pazardan en küçük paya sahip olanlar olacaktır. Ağ dilimleme yoluyla, bir 5G ağı, spor etkinliklerinden yayın yapmak için planmış yüksek kaliteli düşük gecikmeli videoyu etkinleştirmek üzere günün belirli bir döneminde çok yüksek kapasiteli, düşük gecikmeli bir döneminde çok yüksek kapasiteli, düşük gecikmeli bir bağlantı sağlayabilir. Alternatif olarak akıllı bir şehirde, bir 5G ağı, garantili yüksek hızlı gerçek zamanlı acil durum iletişimi için ağın bir dilimini tahsis edebilir veya tahsis edilebilir. Operatörlerin kurumsal müşterilere sağlayabilecekleri hizmetler etrafında ağ yeteneklerini tanımlamaya yönelik bu odak kayması, şu anda telekomünikasyondan tekkolara geçişle karakterize ediliyor.Verizon Business veya BT’s Division X gibi birimler çeşitli iş zorluluklarını ve dikey bağlamları ile karşılaşmak için son teknoloji çözümleri sunmak üzere kurulmuştur. Operatörler müşterilere, hizmetleri eski haline getirmelerine, her bir hizmet haline getirmelerine ve yeni hizmetler sunmalarına izin verecek kadar çevik oldukları güvenini verebilmelidir. Operatörlerin bu fırsatları ele alarak, ağlarının taşıma katmanının hedeflere yükseltmelerine geri dönmesi, ağın ileriye dönük olarak kritik ihtiyaçlarını karşılamaya devam etmesi açısından kritiktir.MEF anketi, dijital hizmetlere duyulan güvenin hala eksik olduğunu gösteriyor!
Dijital hizmetler tüketicilerin beklentilerini karşılamıyor.
Insight Angels’ın kurucusu ve direktörü Barabara Langer’e göre, genel güven endeksi her iki ülkede de oldukça zayıf, ABD’de %55 ve Birleşik Krallık ‘ta %50 oranında ankete katılan kullanıcılar özellikle telefonlarının kontrolü konusunda endişeli olduklarını belirtti. Tüketicilerin giderek artan bir yüzdesi, hizmetler karşılığında verilerini paylaşmayı kabul ediyor. ABD’de bu oran üç yıl içinde %45’ten %54’e yüksellirken, Birleşik Krallık ‘ta bu oran %48’den %56’ya yükseldi. Bununla birlikte, Identity Praxis’in kurucusu ve Ceo’su Michael Becker, insanların ücretsiz hizmet almaya alıştıklarını ve bunun karşılığında nelerden vazgeçtiklerini ve karşılığında ne aldıklarını tam olarak almadıklarını söyledi. Becker “bu kavramları ve fikirleri daha derine indirdikçe, bu sayıların gerçekten düştüğünü görmeye başlayacağımızı düşünüyorum” dedi. “Bunun asıl anlatmak istediği, insanların yarısı değer görmediklerine inanıyor. Bir işletme olarak bununla çok ilgilenirim. Çünkü değer alamadıkları zaman verileri siliyorlar veya sizinle bilgi paylaşmıyorlar. Başka bir deyişle size güvenmiyorlar. Bu durum, kesinlikle ele almamız gerektiğin, düşündüğüm sektörle ilgili bir sorun” olarak belirtti.TikTok 60 yaşın altındaki kullanıcılar için 18 dakikalık günlük ekran sınırı geliyor!
Ekip, 60 dakikalık sınırı seçmek için Boston Çocuk Hastanesi’ndeki Dijital Sağlık Laboratuvarı’ndan mevcut akademik araştırmalara ve uzmanlara danıştı. Bakıcılar, haftanın farklı günleri için farklı olanlar da dahil olmak üzere günlük ekran sınırını özelleştirmek için aile eşleştirme’yi kullanabilecek. Ayrıca, uygulamadaki zaman, uygulamanın açılma sayısı ve harcanan toplam sürenin dökümü hakkında ayrıntılı bilgi sağlayan ekran süresi panosuna da erişebilecekler.
Ebeveynler ayrıca gençleri için daha fazla sınır belirleyebilecek ve bildirimleri sessize alabilecekler. Şu anda, 15 yaşın altındaki kullanıcılar saat 9.16’den sonra anlık bildirimler almamaktadır.
Ekran süresi tüm kullanıcılar için ciddi bir sorundur ve bu yüzden TikTok herkese Uyku hatırlatıcıları getiriyor. Pop-up’ın oturum kapatmalarını, cihazı terk etmelerini ve yatağa gitmelerini hatırlatacağı bir zaman ayarlayabileceksiniz. 








