BuzzFeed News Kapanıyor, Şirket 180 Çalışanını İşten Çıkarıyor!

0

CEO Jonah Peretti’nin Perşembe günü şirket çalışanlarına gönderdiği bir nota göre BuzzFeed, kâr edemediği için BuzzFeed News’i kapatıyor. Dijital yayıncı, BuzzFeed News ve diğer bölümlerdeki çalışanlarının %15’ini ya da yaklaşık 180 kişiyi işten çıkarıyor.

CEO Peretti’nin Sözleri

Peretti’nin notuna göre, BuzzFeed bundan böyle haber çalışmalarını 2020 yılında Verizon’dan satın aldığı HuffPost gibi tek bir kârlı haber kuruluşunda yoğunlaştıracak. Şirketin amiral gemisi BuzzFeed.com sitesi ise yerinde kalacak.

Peretti, “İşten çıkarmalar neredeyse her bölümde gerçekleşirken, şirketin artık BuzzFeed News’i bağımsız bir kuruluş olarak finanse etmeye devam edemeyeceğine karar verdik” diye yazdı. BuzzFeed News 2012 yılında o zamanki genel yayın yönetmeni Ben Smith’in yönetiminde yayın hayatına başlamıştı. Peretti notunda, “BuzzFeed News’e aşırı yatırım yapma kararı aldım çünkü çalışmalarını ve misyonlarını çok seviyorum. Bu, büyük platformların sosyal medya için özel olarak tasarlanmış birinci sınıf, ücretsiz gazeteciliği desteklemek için gereken dağıtım veya mali desteği sağlamayacağını kabul etmemi yavaşlattı.” Peretti’ye göre HuffPost, BuzzFeed News’e kıyasla “sosyal platformlara daha az bağımlı olan, son derece ilgili ve sadık bir kitleye sahip, kârlı bir marka”.

Peretti ayrıca, “müşterilere, yalnızca BuzzFeed, Complex, HuffPost, Tasty ve First We Feast’te gerçekleşebilecek yaratıcılar, yapay zeka ve kültürel anlar şeklinde daha fazla yenilik getireceğiz” diye yazdı. Bir BuzzFeed sözcüsüne göre, hiçbir işin yerini yapay zeka almıyor. Şirket kısa süre önce testler de dahil olmak üzere bazı içeriklerin oluşturulmasına yardımcı olması için yapay zekayı kullanmaya başladı ve Peretti teknolojinin “ana işimizin bir parçası” haline geleceğini söyledi.

BuzzFeed News’in kapatılmasının yanı sıra, gelirler müdürü Edgar Hernandez ve COO Christian Baesler de şirketten ayrılıyor. BuzzFeed başkanı Marcela Martin, derhal geçerli olmak üzere tüm gelir fonksiyonlarının sorumluluğunu üstlenecek. Bir BuzzFeed temsilcisine göre, BuzzFeedNews.com’un geleceğiyle ilgili tartışmalar devam ediyor, ancak BuzzFeed News’in tüm çalışmaları korunacak ve BuzzFeed ağı içinde erişilebilir olacak. Şirket ayrıca BuzzFeed News ekibinin şu anda üzerinde çalıştığı tüm hikayelerin BuzzFeed mülklerinde de yayınlanmasını ve tanıtılmasını sağlamak için çalışıyor.

Temsilci, BuzzFeed.com ve HuffPost’un, kapsamı genişletmek istedikleri alanlarla eşleştirmek için bir dizi BuzzFeed News gazetecisine rol teklif edeceğini de sözlerine ekledi. Haziran 2022’de BuzzFeed News’in genel yayın yönetmeni olan Karolina Waclawiak attığı bir tweet’te şunları yazdı: “@BuzzFeedNews’e liderlik etmek benim için bir onur ve ayrıcalıktı. Kariyerimin 7+ yılını gazetecilikteki en yetenekli ve cömert insanlarla birlikte çalışarak geçirdim. Kültürü değiştirdik. Yasaları değiştirdik. Hepsini işe alın.”

Waclawiak ayrıca BuzzFeed News çalışanlarına gönderdiği notun bir bölümünü de paylaştı: “Son 8 aydır gelirlerimizi başarılı bir şekilde çeşitlendiriyorduk – ancak bu, şirket içindeki daha büyük mali zorlukların ve Facebook gibi sosyal platformlardaki para kazanma değişikliklerinin üstesinden gelmek için yeterli değildi. Bunun için çok üzgünüm. Sizin için şu anda olanlardan daha fazlasını istedim. Siz daha iyisini hak ediyorsunuz. Bu şirketin çok daha önce BuzzFeed News etrafında bir iş kurmaması için hiçbir neden yoktu.”

Sözlerine şöyle devam etti: “BuzzFeed News için bu sonucun önlenebilir olduğuna inanmakla birlikte, bu durum bugün gazeteciliğin karşı karşıya olduğu daha büyük bir krizin göstergesidir. Sürdürülebilir bir haber işine sahip olmanın tek yolunun gazeteciliği bir ödeme duvarının arkasına koymak gibi görünmesi son derece endişe verici. Bunun anlamı, sadece ödeme gücü olan insanların yüksek kaliteli bilgiye erişebileceği, diğer herkesin ise sosyal platformlarda yaygın olarak paylaşılan yanlış bilgileri ayrıştırmak zorunda kalacağıdır. Bunun sonuçları korkunç olacaktır.”

Microsoft Twitter’ı terk etti, Elon Musk dava açmakla tehdit ediyor!

0

Twitter CEO’su Elon Musk, Twitter verilerini izinsiz kullanmakla suçlayarak yazılım devi Microsoft’u dava etmekle tehdit etti.

Microsoft Elon Musk’ı kızdırdı.

Microsoft geçtiğimiz günlerde Twitter’ın artık reklam planlama hizmetine dahil edilmeyeceğini duyurdu. Şirketin, reklamverenlerin sosyal medyada reklam vermek için kullandığı Smart Campaigns hizmeti, Twitter’ın daha önce ücretsiz olan API’si için ödeme yapmayı reddetti. Bu karar, Microsoft’un Twitter’ın verilerini yasadışı olarak kullandığını iddia eden ve Microsoft’a dava açmayı düşünen Twitter’ın sahibi Elon Musk tarafından iyi karşılanmadı.

Microsoft yayınladığı bir bildiriyle “25 Nisan 2023’ten itibaren Çoklu Platformlu Akıllı Kampanyaların artık Twitter’ı desteklemeyeceğini” duyurdu. Bu, insanların sosyal yönetim aracı aracılığıyla Twitter hesaplarına erişemeyecekleri; taslak veya Tweet oluşturamayacakları ve yönetemeyecekleri; geçmiş Tweetleri ve etkileşimi görüntüleyemeyecekleri ve Tweetleri planlayamayacakları anlamına geliyor. Ancak Microsoft, Facebook, Instagram ve LinkedIn gibi diğer sosyal medya kanallarının kullanılmaya devam edeceğini söyledi.

Dava tehdidi, Microsoft’un Twitter’ın API ücretlerini ödemeyi reddettiği için Twitter’ı kurumsal reklam platformundan çıkarma planına yanıt olarak geldi.

Microsoft’un Twitter’ı reklam platformundan çıkarma planları internette tweetlendiğinde, Musk yasal işlem tehdidiyle yanıt verdi.

“Twitter verilerini kullanarak yasadışı eğitim verdiler. Dava zamanı,” diye cevap verdi Twitter CEO’su.

Elon Musk Microsoft’a başka alanlarda da meydan okudu. Geçtiğimiz hafta Financial Times, Musk’ın Microsoft’un büyük ölçüde desteklediği OpenAI’ye rakip olacak bir yapay zeka start-up’ı kurmayı planladığını bildirdi.

Musk’ın yasal tehdidi, milyarderin yanıltıcı açıklamalar yapmak ve komplo teorilerini desteklemek de dahil olmak üzere platformdaki düzensiz davranışının tipik bir örneğidir ve platformun birçok kişi tarafından güvenilmez olarak görülmesine neden olmuştur.

Microsoft’un kararı Twitter için daha kötü bir zamanda gelemezdi zira platform, markalarının giderek daha faşizan bir platform olarak görülen bir platformla ilişkilendirilmesinden duydukları endişe nedeniyle reklamverenlerin kaçışına sahne oluyor.

Güneş ile bir saatte ne kadar enerji üretilebilir?

ÜÇAY Grup bünyesinde faaliyet gösteren AR-GE Merkezi, 22 Nisan Dünya Günü dolayısıyla tüm dünyayı etkisi altına alan iklim krizi ile mücadelede güneş enerjisi yatırımlarının önemine dikkat çekti.

Üçay Grup AR-GE Direktörü Volkan Demir, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi ile birlikte yürüttükleri TÜBİTAK onaylı AR-GE çalışmalarından biri olan “Pv panellerin maksimum verimde çalışması için IOT tabanlı optimize edici (optimizer) sistemin geliştirilmesi” projesi ile güneş panellerinin maksimum verimlilikte çalışmasını sağlayarak, enerji üretimini optimize ettiklerini açıkladı. İklim krizi, kutuplardan tropik bölgelere kadar dünyamızın her yerini tehdit ediyor. Su kaynakları tükeniyor, aşırı hava olaylarının sıklığı artıyor, ormanlar yanıyor ve yaşanan tüm bu doğal afetler, dünyanın farklı bölgelerinde birçok insanın hayatına mâl oluyor.


Hükümetler, şirketler ve topluluklar harekete geçmek için bir araya geliyor, çeşitli aksiyonlar alınıyor; ancak daha fazlasını yapmak ve daha hızlı aksiyon almak gerekiyor. En önemlisi, iklim değişikliğinin en büyük nedeni olan fosil yakıtları kullanmaktan vazgeçip, biran önce temiz enerjiye geçilmesi gerekiyor.

Dünyamızı karbondan arındırmak için en ideal çözüm

22 Nisan Dünya Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Üçay Grup AR-GE Direktörü Volkan Demir, elektrik üretiminde güneş enerjisinin önemine dikkat çekti, Dünya genelinde ki karbon emisyonlarının yüzde 75’ini; kömür, petrol ve gaz gibi fosil yakıtlar oluşturuyor. Bu durumla mücadele etmek yani dünyamızı karbondan arındırmak ve ekosistemi korumak için en ideal çözüm güneş enerjisidir. Çünkü güneş enerjisi, yenilenebilir bir enerji kaynağıdır ve bir saatte dünyanın ihtiyacından daha fazla enerji üretebilecek kapasitededir. Fosil yakıtlar gibi çevreye zararlı emisyonlar üretmez. Bu nedenle güneş enerjisi santralleri, doğal kaynakların korunmasına katkıda bulunur. Ayrıca güneş enerjisi santralleri, elektrik üretimi için kullanılan fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltarak, ülkelerin enerji maliyetlerini de düşürüyor. Böylece ülkelerin enerjide dışa bağımlılığını da azaltarak, enerji güvenliğinin artmasına yardımcı oluyor. Güneş enerjisi santralleri, uzun vadede ekonomik faydalar da sağlıyor. Güneş enerjisi, ücretsiz bir enerji kaynağı olduğu için, güneş enerjisi santrallerinin işletme maliyetleri, diğer enerji kaynaklarına kıyasla daha düşük oluyor. Sonuç olarak, güneş enerjisi santralleri; sürdürülebilir, temiz, sınırsız ve ekonomik bir enerji kaynağıdır. Güneş enerjisi santrallerinin dünya genelinde yaygınlaşması, küresel iklim değişikliği ile mücadelede, doğal kaynakların korunmasında ve enerji güvenliğinin sağlanmasında önemli rol oynuyor.” dedi.

Optimizer projesi, enerji üretiminde verimliliği artırıyor

Volkan Demir, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi ile birlikte EVREKAA Ar-Ge Merkezi’nde yürüttükleri TÜBİTAK onaylı AR-GE çalışmalarından biri olan “Pv panellerin maksimum verimde çalışması için IOT tabanlı optimize edici (optimizer) sistemin geliştirilmesi” projesi hakkında da önemli bilgiler paylaştı,“Optimizer sistemini, güneş enerjisi santrallerinde verimliliği ve enerji üretimini artırmak amacıyla tasarladık. Günümüzde kullanılan sistemlerden farklı algoritmaların ve haberleşme protokollerinin kullanıldığı sistem, IOT tabanlı bir yazılım ve donanım ürünüdür. Optimizer, güneş enerji santrallerinde kullanılan çeşitli bileşenlerin performansını izleyerek, tesisin enerji üretim verimliliğini artırmak için gerekli durumlarda operatörü uyarıyor ve otomatik olarak ayarlamalar yapıyor. Bu bileşenler arasında; güneş panelleri, invertörler, güneş izleme sistemleri yer alıyor.

Yapılan yatırımdan maksimum fayda sağlanması hedefleniyor

Özellikle güneş panellerinin performansı; sıcaklık ve ışık düzeyi ile panel arızaları gibi faktörlerden etkilenebiliyor. Optimizer, bu faktörleri izleyip, güneş panellerinin maksimum verimlilikte çalışmasını sağlayacak sistemsel önlemler alıyor ve gerekli bilgilendirmeleri yapıyor. Bu sayede enerji üretiminin optimize edilmesine destek oluyor. Kısacası yapılan yatırımdan maksimum fayda sağlanması noktasında önemli rol oynuyor” diyerek sözlerini tamamladı. 

Bu iPhone ayarı sayesinde hırsızlar hesabınızı ele geçiriyor!

0

Hırsızların iPhone ve parolanızı ele geçirmesi nadir bir olasılık gibi görünse de, son zamanlarda yavaş yavaş bir trend haline geliyor. İşin kötüsü, bazı önlemler almadığınız takdirde, Apple ID hesabınız neredeyse hiçbir şekilde geri alınamayacak şekilde kilitli kalabilir.

“Kurtarma Anahtarı” Tehlikesi

Eğer bir iPhone kullanıcısıysanız, muhtemelen kaybolması ya da çalınması durumunda ne yapacağınızı pek düşünmemişsinizdir. Şirketin sizden ücret almasına izin verdiğiniz sürece içinizi rahatlatmak için tasarlanmış bir hizmet olan AppleCare+ için düzenli olarak ödeme yapıyor da olabilirsiniz.

Ancak son zamanlarda ABD ve diğer ülkelerde iPhone hırsızlıklarında yaşanan artış, geçen yıl en çok satan 10 akıllı telefondan sekizini oluşturan Apple cihazlarının kamuya açık alanlarda kullanıldığında ciddi bir güvenlik riski oluşturduğunu ortaya koydu. Hırsızlar son zamanlarda, cihazınızın kilidini açmak için kullandığınız şifrenin, diğer tüm güvenlik önlemlerini geçersiz kılmak için kullanabilecekleri en güçlü araç olduğunu ve şifreyi ele geçirdiklerinde onları durdurmak için yapabileceğiniz çok az şey olduğunu öğrendiler.

Wall Street Journal’da yayınlanan bir rapor, Ekim ayından bu yana Apple hesabına erişimi engellenen bir iPhone kullanıcısı olan Greg Frasca örneğine dikkat çekiyor. Hırsızlar, 46 yaşındaki adamın iPhone 14 Pro’sunu Chicago’daki bir barda, parolasını kullandığını gördükten sonra çaldılar. Bu sayede Apple ID parolasını değiştirebildiler ve “kurtarma anahtarı” olarak bilinen az bilinen bir güvenlik özelliğini etkinleştirdiler.
Kurtarma anahtarı, Cupertino devinin 2020 yılında bilgisayar korsanlarına karşı ek bir güvenlik katmanı olarak sunduğu isteğe bağlı bir özelliktir. Esasen, Apple Kimliği parolanızı sıfırlamalarını önlemek için kullanabileceğiniz rastgele oluşturulmuş 28 karakter uzunluğunda bir koddur. Sorun şu ki, ilgili ayar diğer birçok ayarın altında gömülü ve söz konusu kurtarma anahtarını kaybetmek sizi Apple Kimliğinize bağlı tüm cihazlardan kilitleyebilir, bu yüzden çok az kişi bunu kullanıyor.

Kuşkusuz bu, Face ID veya Touch ID herhangi bir nedenle çalışmayı reddettiğinde hırsızların kurbanın parolasını girmesini ezberlemeyi veya kaydetmeyi başardığı bir uç durumdur. Yine de, hırsızlar sizi hesabınızdan kilitledikten sonra Apple’ı hesabınıza geri girmenize izin vermeye ikna etme süreci, en iyi ihtimalle Apple’ın merkezine şahsen gitmeyi veya 10.000 dolarlık bir çek yazmayı gerektiriyor. Bu da şanslıysanız mümkün, çünkü çoğu durumda şirket size yalnızca kurtarma anahtarını vermeniz halinde yardımcı olacaktır.

Peki bunun başınıza gelmesini önlemek için ne yapabilirsiniz?

Öncelikle, yalnızca Face ID/Touch ID kullanmayı deneyebilir ve parolanızı herkese açık yerlerde girmekten kaçınabilir ya da hırsızların hatırlama olasılığını azaltmak için özel bir alfanümerik kod kullanabilirsiniz. Bunu Ayarlar -> Face ID ve Parola (iPhone SE/8/eski modellerde Touch ID ve Parola) -> Parolayı Değiştir altında yapabilirsiniz.

Başka bir yol da normalde ebeveyn kontrolü için kullanılan Ekran Süresi özelliğini kullanmaktır. Ayarlar -> Ekran Süresi -> Ekran Süresi Parolasını Kullan bölümüne gidin ve telefon parolanız olarak kullandığınızdan farklı bir anahtar ayarlayın. Ardından aynı ayarlar sayfasındaki İçerik ve Gizlilik Kısıtlamaları’na gidin ve üstteki geçişi kullanarak etkinleştirin. Son olarak, listeyi aşağı kaydırarak “Değişikliklere İzin Ver” kategorisine gelin ve Hesap Değişiklikleri için “İzin Verme” seçeneğini seçin.

Titiz olmak istiyorsanız, Ayarlar -> adınız -> Parola ve Güvenlik -> Hesap Kurtarma bölümüne giderek ve kurtarma yardımına ihtiyaç duymanız halinde yardımcı olmasını istediğiniz bir kişiyi ekleyerek bir kurtarma kişisi de ayarlayabilirsiniz. Önemli dosyalarınızı düzenli olarak çevrimdışı yedekleme alışkanlığı edinmeniz de iyi olacaktır.

Apple’a gelince, şirket rapora tipik bir yanıt vererek, kullanıcılara güvenliklerine yönelik her saldırıyı “ne kadar nadir olursa olsun çok ciddiye aldığını” ve “bunun gibi ortaya çıkan tehditlere karşı her zaman ek korumalar araştırdığını” garanti etti.

LinkedIn ve Uber gibi diğer şirketler halihazırda kimliğinizi doğrulamak için diğer şeylerin yanı sıra hesap kurtarmaya yardımcı olabilecek ek yollar kullanmaktadır, ancak bunlar mükemmel olmaktan uzaktır. Bununla birlikte, teknoloji endüstrisi henüz yüz tanıma veya hesabınızı korumak için devlet tarafından verilen bir kimlik gerektirme gibi şeylerle gizliliğinizi ihlal etmeden kolaylık ve güvenliği dengelemenin harika bir yolunu bulamadı.

Rus siber saldırganları ulusal güvenliğe yönelik tehdit oluşturuyor!

Ulusal Siber Güvenlik Merkezi (NCSC), Rus siber saldırganlarının İngiltere ve Batılı hükümetlerin kritik altyapısına yönelik bir saldırı gerçekleştirme amacıyla faaliyet gösterdiğini bildirdi. İşte NCSC’nin bu konuyla ilgili açıklamasının detayları.

Saldırganlar 2020 ABD seçim saldırılarından da sorumlu olabilir!

NCSC, söz konusu saldırı grubunun, “NOBELIUM” adlı bir grup tarafından yönetildiğini açıkladı. NCSC, “NOBELIUM”un 2020 yılında ABD seçimlerine yönelik bir siber saldırı gerçekleştirdiğine inanılan “Cozy Bear” adlı bir siber saldırı grubuyla aynı kişilerden oluştuğuna inanıyor. “NOBELIUM”, özellikle Batılı hükümetlere yönelik siber casusluk faaliyetleri yürüten bir grup olarak bilinmektedir.

Bu yıl Belfast’ta düzenlenen yıllık CYBERUK konferansının açılışıyla eş zamanlı olarak yapılan uyarıda, son 18 ay içinde Rusya’ya bağlı “yeni bir siber saldırgan sınıfının” ortaya çıktığı belirtildi.Bu “yeni düşman sınıfının” bir parçası olarak belirli bir grup tanımlanmadı, ancak bugün CYBERUK’un açılış konuşmasını yapacak olan Şansölye Oliver Dowden bunları “Wagner benzeri gruplar” olarak nitelendirdi. NCSC bu grupların devlet destekli olmadığını söyledi. Bu da nispeten daha az donanımlı oldukları ama aynı zamanda diplomasi tarafından operasyonel olarak daha az kısıtlandıkları ve dolayısıyla “daha az öngörülebilir” oldukları anlamına geliyor.

“Bu grupların, özellikle de sistemler yeterince korunmuyorsa, böyle bir etki yaratmak için fırsat kollamalarını bekliyoruz.”

Ortaya çıkan grupların kısa vadede kendi başlarına kasıtlı ve başarılı bir şekilde yıkıcı bir saldırı gerçekleştirebilecek kadar güçlü oldukları düşünülmüyor. Bununla birlikte, kendilerine yardım edilmesi halinde, belki de Rus devlet destekli hackerların kendilerine ödünç verilmesi halinde, daha zarar verici saldırıların gerçekleştirilebileceği öne sürülmektedir. NCSC ayrıca bu grupların zaman içinde daha da güçlenebileceği ve yeteneklerinin daha da gelişerek sonunda yıkıcı olmaktan çıkıp yıkıcı hale gelebileceği konusunda da uyarıda bulundu.

Dowden’ın konuşmasında Birleşik Krallık’ın “bozma ya da yok etme” güdüsünü benimseyen Rusya’ya bağlı aktörler için birincil hedef haline geldiğini söylemesi bekleniyor. Dowden, “Bu tehdidi açıklamak hafife aldığımız bir şey değil” diyecek. “Ancak bu şirketlerin karşı karşıya oldukları mevcut riski anlamalarını ve kendilerini ve ülkelerini savunmak için harekete geçmelerini istiyorsak bunun gerekli olduğuna inanıyoruz.”

Rusya’nın bilgisayar korsanlarını barındırma geçmişi

Uzun zamandır Rusya’nın siber suçlular için bir ‘güvenli liman’ görevi gördüğüne ve yargılanma korkusu olmadan faaliyet göstermelerine olanak sağladığına inanılıyor. Geçmişte Rusya’nın siber suçlulara hapishane ile askerlik arasında bir seçenek sunduğu, suç gelirleri yerine ülke için hackleme teklif ettiği iddia edilmişti. Bugüne kadar faaliyet göstermiş en başarılı fidye yazılım organizasyonlarının büyük bir kısmı Rusya’ya bağlanmıştır. Devlet kontrolünde olmasalar da, genellikle Rus çıkarlarına karşı çıkan kuruluşları hedef alırlar. ABD ve Birleşik Krallık rutin olarak dünyada fidye yazılımları tarafından en çok saldırıya uğrayan bölgeler arasındadır. LockBit, REvil, DarkSide ve Conti ülke ile ilişkili en yüksek profilli fidye yazılımı çeteleri arasındadır. Fidye yazılımlarının dışında, Rusya bağlantılı en önde gelen yıkıcı siber suç gruplarından biri de Killnet’tir. NCSC, DDoS saldırılarını Batılı kuruluşlara karşı kullanılan en yaygın yıkıcı tekniklerden biri olarak tanımladı ve bu tür saldırılar Killnet tarafından yoğun bir şekilde kullanılıyor. Siber güvenlik araştırmacılarına göre, Killnet’in birincil aracı DDoS’tur ve geçmişte Eurovision Şarkı Yarışması’nın oylama sistemleri ve Avrupa Parlamentosu gibi kurbanlara karşı bu saldırıları kullandığı gözlemlenmiştir.

Ayrıca daha önce İtalya’ya ‘savaş ilan etmiş’ ve kamu hizmeti şirketleri gibi CNI’lara ve İtalyan kimliğine sahip diğerlerine saldırı sözü vermişti. Killnet, Nisan 2022’de Rusya’ya bağlı en tehditkar siber düşmanların vurgulandığı Beş Göz tavsiyesinde de diğerlerinin yanı sıra özel olarak adlandırılmıştı. İstihbarat ittifakı o dönemde CNI’ın saldırılar karşısında özellikle risk altında olduğunun düşünüldüğünü belirtmişti.

Rusya’nın geçmişte kritik ulusal altyapıyı hedef alması

CYBERUK 2022’de NCSC, Ukrayna’da faaliyet gösteren uydu tabanlı internet sağlayıcısı Viasat’a yapılan saldırıların Rus devlet destekli bilgisayar korsanları tarafından gerçekleştirildiğini resmen açıkladı. Saldırılar, ülkenin Ukrayna’yı işgal etmesinden bir saat önce gerçekleşti. Viasat önemli bir kesinti yaşadı ve wiper zararlı yazılımının kullanıldığı saldırıların etkileri ülke dışında da hissedildi, örneğin diğer Avrupa ülkelerindeki rüzgar çiftliklerini etkiledi. Devlet tarafından sipariş edildiğine inanılmasa da, Darkside’ın Colonial Pipeline’a yönelik fidye yazılımı saldırısının tarihteki en yıkıcı siber saldırılardan biri olduğuna inanılıyor.

ABD ayrıca geçtiğimiz yıl Rus hükümetinin dört üyesini dünya çapında CNI’ya yönelik iki saldırıda rol aldıkları iddiasıyla suçladı. Bunlardan ilki Suudi Arabistan’daki bir petrokimya tesisine yapılan meşhur saldırıydı. Rus hükümetinin tesiste patlamaya neden olabilecek kötü amaçlı yazılım geliştirdiğine inanılıyor. İddianamelerde ABD merkezli CNI’a yönelik ayrı bir saldırıya da atıfta bulunuldu, ancak saldırı uzun uzadıya detaylandırılmadı.

Birleşik Krallık hükümetinin Rus siber tehdidine yanıtı

Dowden’ın konuşması, Rusya’dan gelen bu yüksek tehdidin bir sonucu olarak siber savunmalarını güçlendirmeye odaklanmaları için iş dünyasına ülke çapında bir çağrıda bulunacak. Dowden ayrıca 2025 yılına kadar CNI kuruluşları için güvenlik hedefleri belirlemeye ve hepsini siber dayanıklılık düzenlemelerine uygun hale getirmeye yönelik yeni planlarını ve hükümetin kritik BT sistemlerinin korunmasına yönelik yeni yöntemleri de açıklayacak.

“Bunlar ülkemizin çalışmasını sağlamakla görevli şirketler. Işıkları açık tutmakla yükümlüler,” diyecek Dowden. “Ortak refahımız onların kendi güvenliklerini ciddiye almalarına bağlıdır.

“Her gece arka kapısını suçlulara açık bırakan bir tuğla ve harç işletmesi ayakta kalamaz. Aynı şekilde günümüz dünyasında işletmeler dijital arka kapılarını siber dolandırıcılara ve bilgisayar korsanlarına açık bırakmayı göze alamazlar.”

NCSC, CNI kuruluşlarına gelecekteki saldırılara karşı riski yönetmek için “şimdi harekete geçmelerini” tavsiye etti. Kuruluşların siber dayanıklılıklarını değerlendirmelerine yardımcı olacak çeşitli çevrimiçi rehberlik belgelerine ve siber tehdit arttığında operasyonel olarak nasıl değişeceklerine işaret etti.

Eski Apple çalışanları yapay zeka destekli giyilebilir bir aygıt tanıttı!

Teknoloji devi Apple’da çalışan eski çalışanlar tarafından kurulan Humane, son teknoloji giyilebilir teknolojiler alanında yeni bir cihaz tanıttı. Yapay zeka ve projektör teknolojisi kullanarak, yeni cihaz kullanıcılara üstün bir deneyim sunuyor. İşte Humane’nin yeni giyilebilir cihazı hakkında daha fazla bilgi.

Akıllı saat işlevli bir projeksiyon cihazı!

Humane, yeni giyilebilir cihazı, hem akıllı saat hem de akıllı bileklik işlevleriyle birlikte gelen bir projeksiyon cihazı ile donattı. Cihazın yüzeyinde yer alan dokunmatik yüzeyler, kullanıcılara kolayca erişilebilir kontroller sunuyor. Ayrıca, cihazın yapay zeka özellikleri, kullanıcılara kişiselleştirilmiş öneriler sunarak, hayatlarını daha da kolaylaştırıyor.

Humane’ın kurucuları arasında Imran Chaudhri, Bethany Bongiorno, ve Josh Jewett gibi eski Apple çalışanları bulunmaktadır. Humane’nin yeni giyilebilir cihazı, her türlü görev için tasarlandı. Cihaz, projeksiyon özelliği sayesinde kullanıcıların ellerini kullanmadan herhangi bir yüzeye dokunmadan yazı yazmalarına, çalışmalarını sunmalarına ve hatta bir film izlemelerine olanak tanıyor. Ayrıca, cihaz, kullanıcıların daha önce yaptıkları görevleri otomatik olarak tanımlayarak, onlara daha fazla verimlilik sağlıyor.

Giyilebilir teknolojide yapay zeka etkisi

Chaudhri sunum sırasında küçük cihazı cebinde taşıdı ve sanki akıllı bir hoparlörmüş gibi uzaktan komutlar verdi. Yalnızca tam olarak çalışması için bir akıllı telefona ya da başka bir cihaza bağlanması gerekmiyor. Görünüşe göre, bilgilerini aldığı bulut hizmetlerine erişimi var.
Temel olarak Humane’in aygıtı, telefon çağrılarını kabul edebilen veya reddedebilen, sizin için e-postaları ve bildirimleri toplayabilen, metinleri çevirebilen, size gerekli bilgileri verebilen vb. akıllı bir asistan.

Humane’nin yeni giyilebilir cihazı, son teknoloji özellikleriyle birlikte kullanıcılara üstün bir deneyim sunuyor. Yapay zeka ve projektör teknolojilerinin kullanımı sayesinde, cihaz, kullanıcıların hayatını daha kolay ve verimli hale getiriyor. Bu cihaz, gelecekte giyilebilir teknolojilerin nereye gidebileceğini gösteriyor ve gelecekte daha fazla yenilikçi cihazların piyasaya sürülmesini bekleyebiliriz.

Capita siber saldırıya uğradığını kabul etti, milyonlarca insanın verileri tehlike altında!

BT dış kaynak sağlayıcısı Capita, “siber olayın” bir veri ihlaliyle sonuçlandığını ve sunucu varlığının “yaklaşık %4’ünün” etkilendiğini kabul etti.

Siber saldırıyı “Black Basta” üstlendi!

Capita, Birleşik Krallık merkezli bir iş hizmetleri sağlayıcısıdır. Çeşitli sektörlere, özellikle de hükümet, sağlık, finans, perakende ve ulaştırma sektörlerine hizmet verir. Şirket, müşterilerine insan kaynakları, mali işler, çağrı merkezi yönetimi, iş süreçleri yönetimi, teknoloji çözümleri ve danışmanlık hizmetleri sunar. Capita, özellikle kamu hizmetlerine yönelik hizmetleriyle tanınır ve İngiltere hükümeti için birçok projede yer almıştır.

Capita, “şu anda sınırlı veri sızıntısı olduğuna dair bazı kanıtlar bulunduğunu” ve verilerin müşteri, tedarikçi veya iş arkadaşı verilerini “içerebileceğini” söyledi. Şirket, “siber olayın” esas olarak personelin Microsoft 365 ürünlerine erişimini etkilediğini, ancak bu erişimin artık geri yüklendiğini söyledi. Capita’nın müşteri hizmetlerinin çoğunluğu olaydan etkilenmedi ve çalışmaya devam etti ve Capita şu anda etkilenen neredeyse tüm müşteri hizmetlerini geri yükledi” dedi.

Capita, yapılan incelemelerin izinsiz girişin 22 Mart’ta başladığını ve 31 Mart’ta şirket tarafından “kesintiye uğratıldığını” gösterdiğini söyledi. O gün, Capita “bir BT sorunu” yaşadığını söyledi ancak 3 Nisan’a kadar bunu bir “siber olay” olarak tanımlamadı. Fidye yazılım grubu Black Basta saldırının sorumluluğunu üstlenerek internette bir dizi belge yayınladı, ancak Capita hala kamuya açık iletişimlerde grubun adını vermedi.

Saldırıdan Vodafone, Devlet daireleri ve İngiliz Ordusu etkilenmiş olabilir!

Bu haftanın başlarında Capita hissedarlara bir e-posta göndererek sızıntının gerçek olup olmadığını ve dosyaların gerçekten Capita’dan gelip gelmediğini araştırmaya devam ettiklerini açıkladı ve başka kaynaklardan ya da kamusal alandan gelmiş olabileceklerini öne sürdü.
Sızıntıda yer alan dosyalar, pasaport taramaları, iş başvuruları, bina kat planları, ‘gizli’ olarak işaretlenmiş belgeler ve “Capita Nuclear” ile ilgili dosyalar gibi hassas nitelikteydi.

Capita’nın müşteri listesinde, çağrı merkezlerinde kesintiler yaşanan O2 ve Vodafone gibi mobil operatörler; NHS; Çalışma ve Emeklilik Bakanlığı gibi çeşitli devlet daireleri; ayrıca İngiliz Ordusu ve Kraliyet Donanması gibi Birleşik Krallık’taki önemli kuruluşlar yer alıyor. Sektör uzmanı Kevin Beaumont’a göre, kamuya açıklanmamış gibi görünen tehdit istihbaratı verileri, bu haftanın başlarında Capita’nın uç noktalarının, Capita’nın bir BT olayını duyurmasından bir hafta önce Qakbot kötü amaçlı yazılımı için izleme telemetrisinde bulunduğunu gösterdi.

Eğer doğruysa, bu veriler Capita’nın izinsiz girişin Mart ayında başladığını kabul ettiğini doğruluyor.

Black Basta bilinen bir fidye yazılım grubu olmasına rağmen, şu anda olayın grubun şifreleyicisini içerdiğine dair bir gösterge yok. Black Basta sofistike bir tehdit aktörü olarak kabul ediliyor ve genellikle çifte gasp taktikleri kullanarak faaliyet gösteriyor. Kroll‘a göre ilk olarak 2022’de keşfedilen Black Basta, veri çalmak ve fidye yazılımı yükünü sistemlere bulaştırmak amacıyla saldırılar düzenlemek için bir dizi benzersiz taktik kullanıyor.

Google, devasa San Jose kampüsünün inşaatını durduruyor

Google’ın uzun süredir planlanan 80 dönümlük San Jose kampüsü şimdilik beklemeye alınmış gibi görünüyor.

Alphabet, başlangıç yıkım aşamasının ardından Downtown West tesisinin inşaatını durdurdu. Şirket, Ocak ayındaki büyük ölçekli işten çıkarmaların bir parçası olarak kampüs geliştirme ekibini “boşalttığı” ve inşaatı ne zaman devam edebileceği konusunda müteahhitlere bilgi vermeden dondurduğu bildiriliyor.

Bir Google temsilcisi yaptığı açıklamada, şirketin ofis alanının işletmenin, hibrit çalışanların ve topluluğun “gelecekteki ihtiyaçlarını” yansıtmasını istediğini söyledi. Google, San Jose kampüsüyle “nasıl daha iyi ilerleyeceğini” belirlemeye çalışırken, sözcü San Jose’deki uzun vadeli gelişmeye “bağlı” olduğunu ekliyor.

Google, yıllarca Downtown West’in müzakerelerini ve tasarımını yürüttü ve 2021’de, Silikon Vadisi’nde 15.000 konut ünitesi, yerinden edilen işletmelere yardım gibi toplamda 200 milyon dolarlık topluluk desteği ve kampüsün yarısından fazlasını kamuya açık alanlara ayırma gibi tavizler vererek onay aldı. İnşaatın bu yılın ilerleyen dönemlerinde başlaması ve 10 ila 30 yıl sürmesi bekleniyordu. Eleştirmenler, ünlü işletmelerin ve simge yapıların ortadan kaldırılması veya taşınmasına karşı çıktılar, ancak şehir için potansiyel ekonomik kalkınma o kadar büyüktü ki, Vali Gavin Newsom, anlaşmanın COVID-19 pandemisinden kurtulmada önemli bir rol oynadığını öne sürdü.

Google, önceki yıllarda agresif bir şekilde işe aldı (% 20 büyüdü 2017’den beri), ancak bu yıl reklam ve bulut hizmeti müşterileri bütçelerini sıkılaştırırken 12.000 çalışanı işten çıkardı. Google ayrıca, çalışanların bir kısmını evde tutan hibrit bir çalışma stratejisi benimsiyor. Basitçe söylemek gerekirse, eskiden olduğu kadar ofise ihtiyaç yok.

Siber Suç Grupları işletmeleri taklit ediyor

0

Yeni bir araştırma, siber suç örgütlerinin faaliyetlerini sürdürürken işletmeleri taklit ettiklerini ve bu durumun çeşitli zorlukları beraberinde getirdiğini ortaya koyuyor.

Dünyanın önde gelen siber güvenlik şirketlerinden Trend Micro, siber suç gruplarının büyüdükçe nasıl şirketler gibi davranmaya başladıklarını, ancak bu durumun kendine has maliyetler ve zorluklarla birlikte geldiğini detaylandıran yeni çalışmasını kamuoyuyla paylaştı.

Konuyla ilgili bir açıklama yapan Trend Micro Tehdit İstihbaratından Sorumlu Başkan Yardımcısı Jon Clay, “Yeraltı suç dünyası hızla profesyonelleşiyor ve siber suç grupları, üyeleri ve gelirleri arttıkça bir işletme gibi hareket etmeye çalışıyor. Bu, karmaşıklığı artırıyor ve siber suç örgütlerinin yönetimini zorlaştırarak ofis politikalarının uygulanmasını gerektiriyor. Bu durum, siber suç örgütleri açısından performansın azalmasına ve güven sorunlarının oluşmasına neden oluyor. Bu çalışmamız, araştırmacıların karşı karşıya oldukları suç oluşumlarının boyutunu anlamalarının ne derece önemli olduğunu ortaya koyuyor” dedi.

Araştırmaya göre, tipik bir işletme, giderlerinin yüzde 80’ini maaş ödemelerine ayırırken bu oran suç örgütlerinde de benzer şekilde oldukça yüksek (yüzde 78). Diğer yaygın giderler arasında altyapı (sunucular/yönlendiriciler/VPN’ler), sanal makinler ve yazılım yer alıyor. Araştırma, Trend Micro’nun resmi kurumlar ve dahili verilerden toplanan örnekler kullanılarak büyüklüklerine göre üç türde kuruluşun genel hatlarını çiziyor.

Küçük ölçekli siber suç örgütleri

  • Genel olarak bir yönetim kademesinde 1 ila 5 personel bulunur ve yıllık cirosu 500 bin doların altındadır.
  • Üyeleri genellikle grup içinde birden fazla görev üstlenir. Bu görevlerinin yanı sıra ayrıca çeşitli günlük işleri de yürütür.
  • Suç örgütlerinin çoğunluğunu oluştururlar ve genellikle diğer suç örgütleriyle de ortaklık yaparlar.

Orta ölçekli suç örgütleri

  • Genel olarak iki yönetim kademesinden oluşur, çalışan sayısı 6 ila 49 arasındadır ve yıllık cirosu 50 milyon dolara kadardır.
  • Genellikle tek bir kişinin sorumlu olduğu piramit tarzı bir hiyerarşik yapıya sahiptir.

Büyük ölçekli suç örgütü

  • Genel olarak üç yönetim katmanından oluşur, çalışan sayısı 50’nin üzerindedir ve yıllık cirosu 50 milyon doların üzerindedir.
  • Nispeten çok sayıda alt yönetim ve yöneticiye sahiptir.
  • Etkili operasyonel güvenlik (OPSEC) uygulamalarına sahiptir ve diğer suç örgütleriyle iş birliği yapar.
  • Sorumluları deneyimli siber suçlulardır ve kısa dönemli yükleniciler dahil olmak üzere çok sayıda geliştirici, yönetici ve sızma test uzmanı istihdam eder. İşletmelere benzer departmanları (örneğin BT, İK) sahiptirler ve performans değerlendirmeleri gibi çalışanlara yönelik programlar yürütebilir.

Rapora göre, bir suç örgütünün büyüklüğünü ve karmaşıklığını bilmek, araştırmacılara ne tür verilerin aranacağı gibi kritik ipuçları sağlar.  Örneğin, büyük suç örgütleri çalışan listeleri, mali tablolar, şirket yönergeleri, eğitimler, birleşme ve satın alma belgeleri, çalışanların kripto cüzdan bilgileri ve paylaşılan takvimler gibi bilgileri toplar. Hedefli suç örgütlerinin büyüklüğünün bilinmesi, kanun uygulayıcıların maksimum etki için hangi grupların takip edilmesi gerektiğini daha iyi önceliklendirilmesine olanak tanır.

Güney Kore batarya teknolojilerine 15 milyar dolar yatırım yapıyor!

0

Sanayi bakanlığı 20 Nisan Perşembe günü yaptığı açıklamada, Güney Kore hükümeti ve önde gelen batarya şirketlerinin katı hal bataryaları da dahil olmak üzere gelişmiş batarya teknolojileri geliştirmek için 2030 yılına kadar ortaklaşa 20 trilyon won (15.1 milyar $) yatırım yapmayı planladıklarını söyledi.

Yeni üretim tesisleri kuruluyor.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Ortak yatırım Güney Kore’nin katı hal bataryalarının ticari üretimine diğerlerinden önce başlamasına olanak tanıyacak” denildi. Güney Kore dünyanın en büyük beş elektrikli araç bataryası üreticisinden üçüne ev sahipliği yapıyor – LG Energy Solution Ltd, Samsung SDI Co Ltd ve SK On. Bu üçlü birlikte küresel elektrikli araç batarya pazarının dörtte birinden fazlasını kontrol ediyor ve Tesla Inc, Volkswagen AG , General Motors Co ve Ford Motor Co gibi büyük otomobil üreticilerine tedarik sağlıyor. Bakanlık, üç batarya firmasının Güney Kore’de ürün ve üretim inovasyon merkezleri olarak hizmet verecek pilot üretim tesisleri kuracağını söyledi.

Bu tesisler, denizaşırı üretim tesislerinde seri üretime geçmeden önce katı hal bataryaları, silindirik 4680 hücreli bataryalar ve kobalt içermeyen bataryalar gibi gelişmiş ürünleri test etmek ve üretmek için kullanılacak. Elektrikli araç akü üreticileri, geleneksel lityum-iyon akülere kıyasla daha uzun sürüş menzili, daha yüksek enerji yoğunluğu ve daha iyi güvenlik vaat eden yeni akü teknolojileri geliştirmek için yarışıyor. Çinli batarya devi CATL çarşamba günü, elektrikli araçlara güç sağlamak üzere bu yıl içinde seri üretimine başlamayı umduğu yoğunlaştırılmış madde bataryasını tanıttı. Dünyanın en büyük batarya üreticisi geçen ay, Japon Toyota Motor Corp (7203.T) ve Alman Volkswagen tarafından da araştırılan bir teknoloji olan katı hal bataryalarına dayalı teknolojik olarak uygulanabilir ve rekabetçi bir ürün bulmakta zorlandığını söyledi.

İhracatı üç katına çıkarmayı hedefliyorlar.

Sanayi bakanlığı, Güney Kore’nin bu yatırımla katot malzemelerinin yerli üretim kapasitesini dört katına çıkarmayı ve batarya üretimiyle ilgili ekipman ihracatını üç katına çıkarmayı hedeflediğini söyledi. Plan, hükümetin bu ayın başlarında ABD Enflasyon Azaltma Yasası ile başa çıkmalarına yardımcı olmak üzere Kuzey Amerika’da altyapı yatırımı yapmak isteyen yerli akü üreticileri için 7 trilyon wonluk bir mali destek planı açıklamasının ardından geldi.

Bu ayın başlarında ABD Hazine Bakanlığı, ABD’yi elektrikli araç tedarik zincirlerinde Çin’e bağımlılıktan kurtarmayı amaçlayan daha katı elektrikli araç vergi kurallarını açıkladı. En son kurallara göre, batarya parçalarının ve minerallerin belirli bir yüzdesinin uygun bir ülkeden gelmesini gerektiren yeni eşiklere dayalı olarak 16 elektrikli araç modeli artık tam veya kısmi vergi kredisi için uygundur. Aracı kurum Korea Investment & Securities tarafından yapılan bir analize göre, ABD federal vergi kredisi için uygun olan elektrikli araçların yaklaşık %80’i Güney Kore’nin üç büyük hücre üreticisinin bataryalarını kullanıyor. Bu yatırımın, Güney Kore’nin ileri teknoloji sektöründe daha da büyümesine ve küresel bir lider olmasına yardımcı olması bekleniyor.

Chrome bu hafta ikinci acil durum yamasını alıyor!

0

Chrome, sadece beş gün içinde ikinci kez bir “sıfırıncı gün” açığı için yamanıyor. Saldırganlar Chrome’da, ele geçirilen bir cihazda kötü amaçlı kod çalıştırmak için kullanılabilecek türden yeni ve büyük bir açıktan faydalanıyor. Bu yüzden hemen yeni güncellemeyi almak isteyeceksiniz.

Windows ve Mac şu an güncellemeye ulaşabiliyor.

Geçtiğimiz Cuma günü Google, tarayıcının JavaScript motorundaki bir sorunu gideren bir yama yayınladı. Ancak bugünün hatası Skia grafik kütüphanesinden kaynaklanıyor. Windows ve Mac’teki Chrome kullanıcıları güncellemeyi şu anda indirip uygulayabilirken, Linux ve diğer platformlar güncellemeyi önümüzdeki birkaç gün içinde görecek.

Güncellemeyi erteleme dürtünüze karşı direnin! Çünkü bu görmezden gelmeniz gereken bir şey değil. Google’ın Chrome Sürümleri sayfasındaki gönderisine göre, geçen haftaki hata gibi bu da aktif olarak istismar ediliyor. Bu güncellemede düzeltilen ve Güvenlik Açığı Araştırma Enstitüsü üyeleri tarafından bildirilen ve toplam 20.000 dolarlık hata ödülleri ödenen diğer güvenlik hatalarının aksine, bu kritik hata Google’ın Tehdit Analiz Grubu’ndan Clément Lecigne tarafından keşfedildi. Saldırganların bu hatayı nasıl manipüle ettiğine dair ayrıntılar, henüz açıklanmadı.

CVE-2023-2136 hatasının tespit edilmesinden bu yana tam bir hafta geçti; bu da dolar bazında birkaç ülkeden daha büyük bir şirket için oldukça iyi bir geri dönüş. Hatanın tam olarak nasıl kullanıldığına ilişkin ayrıntılar mevcut değil – muhtemelen Google, gerçekleştiğini gördükleri şeylere başka kimsenin katılmasını istemiyor.

Meta’da işten çıkarmalar başladı. Oyun geliştiricileri bile güvende değil!

Geçtiğimiz birkaç yıl boyunca Meta, sanal gerçeklik bölümüne büyük önem verdi. Ancak bu son işten çıkarmalar, şirketin yeni başlıkları için oyun yapan geliştiricileri baltalamaya istekli olduğunu gösteriyor.

Toplam 10.000 kişi işten çıkarıldı!

Meta bir kez daha tırpanı eline aldı ve geliştirici kadrosundan geniş bir kesimi işten çıkardı. Şirkette toplamda 10.000 kişinin işten çıkarılması beklenen bu sürecin ilkinin Facebook, WhatsApp, Instagram ve şirketin sanal gerçeklik teknolojisi üzerinde çalışan Reality Labs bölümündeki ekipleri etkilemesi bekleniyor. Ancak CEO Mark Zuckerberg’in “verimlilik yılı” olarak tanımladığı işten çıkarmalar, Meta’nın VR oyunları üzerinde çalışan oyun stüdyolarının üyelerini de vurdu.

Meta dokuz ayrı oyun stüdyosuna sahip ve bunlardan dördünü geçen yılın sonlarında satın almıştı. Bu stüdyolardan ikisi olan Ready at Dawn ve Downpour Interactive’in çalışanları, Meta’nın personel sayısını azaltmaya başladığının ipuçlarını verdiler. Ready at Dawn’da tasarımcı olarak çalışan Colin McInerney Çarşamba günü attığı bir tweetle kendisinin ve oyun stüdyosundaki diğer pek çok kişinin işten çıkarıldığını duyurdu. Downpour’da seviye tasarımcısı olan Daan van Zelst de stüdyoda büyük kesintiler olduğunu ima etti. Downpour ekibinin diğer üyeleri de Çarşamba gününün kariyerlerinin “en zor günü” olduğunu ima etti.

Bloomberg’in şirket içi bir nota dayandırdığı haberine göre kesintiler Reality Labs’in yanı sıra sosyal medya uygulamalarını da etkiliyor. Bu ilk 4,000 kişilik işten çıkarma grubu, Meta’nın geçen yıldan bu yana gerçekleştirdiği ikinci büyük işten çıkarma turunun sadece ilk bölümünü oluşturuyor. Zuckerberg daha önce, geçtiğimiz Kasım ayında yaptığı ilk 11.000 işten çıkarmanın ardından şirketin daha fazla kesintiye ihtiyaç duymayacağı sözünü vermişti. Zuckerberg’in işten çıkarmalarla ilgili önceki açıklamasında Nisan ve Mayıs aylarında kesintiler olacağı belirtilmişti.

Bu işten çıkarmaların bir parçası olarak Meta’nın Londra’da bulunan tüm Instagram personelini başka bir yere taşımayı planladığı da bildiriliyor. Bloomberg’in anonim bir kaynağa dayandırdığı habere göre, Instagram şefi Adam Mosseri geçen yıl İngiltere’ye taşındıktan sonra ABD’ye geri dönüyor ve Çarşamba günü işten çıkarılmayan tüm personeli de yanına alıyor. Tam taşınmanın, şirket İngiltere hükümetine danışana kadar gerçekleşmeyeceği bildiriliyor.

Meta devam eden işten çıkarmalar hakkında yorum yapmayı reddetti.

Downpour, VR birinci şahıs askeri simülatörü Onward üzerinde çalışan stüdyo. Meta, daha sonra Facebook, şirketi 2021 yılında satın aldı. Stüdyo geçtiğimiz Şubat ayında Onward için 1.10 güncellemesini yayınladı. Ready at Dawn, arena sporları tarzında bir oyun olan Echo VR üzerinde çalıştı. Şubat ayında Meta, Echo VR sunucularının önümüzdeki Ağustos ayında kapanacağını duyurdu ve Meta’nın Baş Teknoloji Sorumlusu Andrew Bosworth azalan oyuncu sayılarını gerekçe gösterdi.

Bloomberg tarafından alıntılanan notta, bu azalan takımlarda kalanların yeniden atanacağından bahsediliyor. Meta son birkaç ay içinde personel sayısını büyük ölçüde azaltan ilk büyük teknoloji şirketi olmasa da, son zamanlarda “metaverse” girişimlerine odaklanmaktan yapay zekaya geçmesi Reality Labs bölümüne büyük bir yük bindirdi. Bosworth geçtiğimiz günlerde Nikkei Asia’ya yaptığı açıklamada şirketin bu yıl yapay zekanın “ticarileştirilmesi” üzerinde daha fazla çalıştığını söyledi.

Siber suçlular şimdi de satranç oyuncularını hedefliyor

Çevrimiçi satranç oyuncularının sayısının artmasıyla birlikte, bu alandaki siber saldırı riski de artıyor. Kaspersky siber güvenlik uzmanları, satranç oyuncularının Google Play’de bile kötü amaçlı veya istenmeyen mobil yazılım yayabilen siber suçlulardan, PC ve mobil cihazlar için satranç uygulamaları kılığına girmiş Truva atlarına ve fidye yazılımlarına kadar bir dizi farklı saldırı tekniğinin hedefi olduğunu keşfetti. 20222 yılında siber suçlular yaklaşık 12 bin satranç oyuncusunu hedef alan 139 bin saldırı girişiminde bulundu. 

Geçtiğimiz on yılda satranç dünyası, çevrimiçi eğitim için giderek daha fazla platform ve uygulamanın ortaya çıkması ve dijital formatlarda düzenlenen çok sayıda küresel turnuva eşliğinde hızla büyüyor.  Bununla birlikte satrancın çevrimiçi gelişimi ve yaygınlaşması, çevrimiçi satranç oyuncularını çeşitli hilelerle yakalamaya çalışan siber suçluların da ilgisini çekti.

Satranç oyuncuları sürekli olarak yeni taktikler öğrenirken ve çevrimiçi olarak başkalarıyla oynarken, bilgisayarları ve mobil cihazları için genellikle üçüncü taraf sitelerden edindikleri uygulamaları indiriyor. Doğal olarak yasal uygulama kisvesi altında zararlı dosyalar gizlenmiş olabiliyor. En son Kaspersky istatistiklerine göre, 2022 yılında siber suçlular yaklaşık 12 bin satranç oyuncusunu hedef alan 139 bin 203 saldırı girişiminde bulundu.

Satranç oyuncularının çoğu Rusya, Hindistan, Vietnam, Brazilya ve Almanya’dan 

Analiz edilen vakaların çoğunda Kaspersky araştırmacıları, diğer istenmeyen programları yükleyebilen indiriciler keşfetti. Aralarında siber suçluların kredi kartı bilgilerini, kimlik bilgilerini toplamasına, verileri değiştirmesine veya bilgisayarların performansını bozmasına olanak tanıyan diğer Adware ve hatta Truva atı şeklindeki kötü amaçlı programlar da vardı. Ayrıca, siber suçluların satranç uygulamaları kılığında fidye yazılımları yaydığı ve virüs bulaşan cihazdaki tüm dosyaları şifreleyebildiği de tespit edildi. Saldırıya uğrayan satranç oyuncularının çoğunluğu Rusya, Hindistan, Vietnam, Brezilya ve Almanya’da yer aldı.

2022’de satranç oyuncularına yönelik saldırı girişimlerinin sayısı

Kaspersky araştırmacıları ayrıca son birkaç yıldır siber suçluların satranç oyunu kisvesi altında kötü amaçlı mobil uygulamaları veya istenmeyen yazılımları dağıttığını keşfetti. Bunlardan basitçe “Satranç” olarak adlandırılan ve sonradan kaldırılan bir uygulama Google Play’de dahi yer almayı başarmıştı. Dolandırıcılar Google Play dışında üçüncü parti siteler aracılığıyla mobil kötü amaçlı yazılım ve reklam yazılımlarını aktif olarak yayıyorlar. 2023 yılında tespit edilen uygulamalardan biri, virüs bulaşmış kullanıcının telefonundan SMS mesajları göndererek cihazı siber suçlular için bir spam aracı haline getiriyordu. Diğeri, çoğu saldırganın satranç uygulamalarının arkasına gizlediği dosyalar gibi, kullanıcının isteği dışında tarayıcıda periyodik olarak reklam sekmeleri açan bir reklam yazılımıydı. Uygulama, Google Play’de 100 binden fazla indirilen “Chess Pro” adlı gerçek bir uygulamayı taklit ediyordu.

Satrançın popülerliği saldırganlar tarafından istirmas ediliyor

Kaspersky Güvenlik Uzmanı Igor Golovin, şunları söyledi: “Satranç dünyası son yıllarda önemli ölçüde değişerek dijitalleşti. Eğitimler ve hatta uluslararası şampiyonalar çevrimiçi ortamda gerçekleşiyor, oyuncuların küresel olarak deneyimlerini paylaşmalarına ve birbirleriyle rekabet etmelerine olanak tanıyor. Ancak gördüğümüz kadarıyla satrancın popülerliği saldırganlar tarafından da istismar ediliyor. Bunun sonucunda satranç kılığında binlerce kötü amaçlı dosya dağıtılıyor. İster kimlik avı e-postaları isterse satrancı taklit eden şüpheli mobil uygulamalar olsun, siber suçluların kurbanı olmamak için dikkatli olmak ve temel siber güvenlik kurallarını hatırlamak hiç bu kadar önemli olmamıştı.” 

World Chess CEO’su Ilya Merenzon da şunları ekliyor: “Satranç dünyası onlarca yıldır dijitalleşiyor. İlk bilgisayar oyunlarından biri satrançtı. Ancak son zamanlarda satranç büyük bir dijital sıçrama yaptı ve sadece sıradan oyuncular değil, satranç eğitimi, elit seviye yarışmalar, satranç kulüpleri, okullar da bu akıma katıldı. Örneğin, e-oyun platformumuz FIDE Online Arena her ay 600’den fazla turnuvaya ev sahipliği yapıyor. Bu nedenle dijital dünyaya bağlı yeni zorluklar artık satranç için kilit önem taşıyor: Hile, siber güvenlik, kimlik yönetimi, dijital ve OTB (tahta üstü oyun) arasındaki bağlantı, hesaplama gücüne dayalı silahlanma yarışı ve daha fazlası gibi. Teknoloji satranç dünyasını değiştiriyor. Bu nedenle oyuncular bu noktada karşılaşacakları zorluklara yanıt vermeye hazır olmalılar.”

Kaspersky, 7 Nisan – 1 Mayıs tarihleri arasında Kazakistan’ın Astana şehrinde gerçekleşecek olan satranç dünyasının en etkili etkinliği 2023 FIDE Dünya Şampiyonası’nın resmi siber güvenlik ortağı olarak yer alıyor.

Kaspersky, mobil tehditlere karşı güvende kalmak için şunları öneriyor:

Kullandığınız uygulamaların izinlerini kontrol edin ve özellikle Erişilebilirlik Hizmetlerini kullanma izni gibi yüksek riskli izinler söz konusu olduğunda bir uygulamaya izin vermeden önce iyi düşünün. Örneğin bir el feneri uygulamasının ihtiyaç duyduğu tek izin el feneridir. Fazlasını istiyorsa şüpheyle yaklaşın.

Güvenilir bir güvenlik çözümü, kötü amaçlı uygulamaları ve reklam yazılımlarını cihazınızda kötü amaçlı niyetlerini ortaya koymadan önce tespit etmenize yardımcı olabilir.  iPhone kullanıcıları Apple tarafından sağlanan bazı gizlilik denetimlerine sahiptir. Kullanıcılar bu izinlerin gereksiz olduğunu düşünüyorlarsa fotoğraflara, kişilere ve GPS özelliklerine dair uygulama erişimini engelleyebilirler. İşletim sisteminizi ve önemli uygulamalarınızı yeni güncellemeler çıktığında güncelleyin. Birçok güvenlik sorunu, yazılımların güncellenmiş sürümleri yüklenerek çözülebilir.

Teknoparklara Yüzde 100 Uzaktan Çalışma Desteği!

Teknoparklar için verilen yüzde 100 uzaktan çalışma desteği kararı, Resmi Gazete’de yayınlandı

2019’da baş gösteren koronavirüs salgınının ardından oldukça yaygınlaşan uzaktan çalışma konsepti, 2023 yılında da sıklıkla tercih edilmeye devam ediyor. Başlangıçta virüs nedeniyle insan temasını minimuma indirme amacı güdülse de, günümüzde çalışanların yollarda geçirdiği zamanın azaltılması ve iş veriminin artırılması hedefleniyor. Bu konuyla ilgili olarak kısa bir süre önce önemli bir gelişme yaşandı. Teknoparklar için verilen yüzde 100 uzaktan çalışma kararı, Resmi Gazete’de yayınlandı. İşte detaylar:

Teknoparklara Yüzde 100 ‘Uzaktan Çalışma’ Desteği

Teknoloji geliştirme bölgeleri ve AR-GE veya tasarım merkezlerinde çalışan personelin, ilgili bölge dışında geçirebileceği süre, yani uzaktan çalışabileceği sürenin oranı geçen yıl yüzde 75 şeklindeydi. Bu oran, daha sonra yüzde 100 seviyelerine çıkarılarak, çalışanlara daha konforlu bir ortam sunulması ve daha verimli bir yapı hedeflenmesi amaçlandı. Kısa süre önce yaşanan bu gelişme ile karar resmileşti.

Resmi Gazete’de yayınlanan gelir vergisi stopajı teşviki kapsamında, teknoloji geliştirme bölgeleri ve Ar-Ge veya tasarım merkezlerinde çalışan personelin toplam sayısına veya teşvike konu edilen toplam çalışma sürelerine uygulanmak üzere, söz konusu bölge ve merkezler dışında geçirilen süreler bakımından belirlenen oran; Bakanlıkça belirlenecek bilişim personeline 1/4/2023-31/12/2023 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) yüzde 100, diğer personellere ise 31/12/2023 tarihine kadar (bu tarih dâhil) yüzde 75 olarak uygulanacak.

Söz konusu kararın, 1 Nisan 2023 tarihinden geçerli olmak üzere yayım tarihinde yürürlüğe girdiği belirtildi. Ayrıca, yüzde 75’lik uzak çalışma oranını kapsayan önceki 5806 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı da yürürlükten kaldırıldı.

İkinci el router’larda ciddi güvenlik açıkları var!

Güvenlik araştırmacıları, eBay gibi çevrimiçi satıcılara ikinci el olarak satılan kurumsal routerların yarısından fazlasının fabrika ayarlarına sıfırlanmadığını ve verilerinin silinmediğini ortaya çıkaran bir çalışmanın bulgularını kamuoyuna açıkladı. Bu da cihazların yeniden satıldıklarında hala önceki sahiplerine ait hassas şirket bilgilerini içerdiği anlamına geliyor.

Routerınızı satarken bunlara dikkat edin!

Güvenlik firması ESET’ten araştırmacılar, çalışmalarını önümüzdeki hafta San Francisco’da düzenlenecek olan RSA güvenlik konferansında sergilemeyi planlıyorlar. Araştırmacılar, ikinci el routerlar ile “ağ bilgileri, kimlik bilgileri ve diğer gizli veriler” de dahil olmak üzere kurumsal kuruluşların verilerini büyük bir çaba sarf etmeden ortaya çıkarabildiklerini söylüyor.

Araştırmacılar özellikle Cisco, Fortinet ve Juniper Networks gibi tanınmış markalardan 18 adet kullanılmış router satın aldı. Sonuçta cihazlardan dokuzunun olduğu gibi satıldığını ve yönlendiricinin tüm bilgilerine kolay erişim sağladığını keşfettiler. Bu arada, beşi tamamen fabrika ayarlarına sıfırlanmış ve tüm veriler silinmişti. Cihazlardan ikisinin şifreli, birinin ölü ve birinin de başka bir cihazın kopyası olduğunu belirtti.

Bütün hassas bilgilere ulaşmak mümkün.

ESET araştırmacılarının korumasız dokuz routerdan toplayabildiği bilgiler arasında “kuruluşun VPN’ine ait kimlik bilgileri, başka bir güvenli ağ iletişim hizmetine ait kimlik bilgileri ve karma kök yönetici parolaları” yer alıyor.
Korumasız cihazlardan sekizi, “önceki sahibi tarafından kullanılan belirli uygulamalara nasıl bağlandığı hakkında bilgi” içeren “yönlendiriciden yönlendiriciye kimlik doğrulama anahtarları” içeriyor. Dört cihaz “güvenilir ortaklar, işbirlikçiler veya diğer üçüncü taraflar gibi diğer kuruluşların ağlarına bağlanmak için kimlik bilgileri” içeriyor. Araştırmaya göre, üç cihaz “bir önceki sahibinin ağına üçüncü taraf olarak nasıl bağlanılabileceğine” ilişkin ayrıntıları barındırırken, ikisi müşteri verilerini tutuyor. ESET ayrıca, dokuz korumasız routerın tamamının, araştırmacıların daha önce hangi kuruluşlara ait olduklarını anlamaları için yeterli veri içerdiğini belirtti.

Araştırmacılar, siber suçluların ve devlet destekli bilgisayar korsanlarının yaygınlığı nedeniyle routerların bu kadar kolay erişilebilir olmasının ne kadar büyük bir güvenlik riski oluşturduğuna dikkat çekti. Routerlar ikinci el oldukları için internet üzerinden indirimli olarak satın alınabiliyor ve kötü niyetli kişiler potansiyel olarak cihazları karanlık ağda satabilecekleri değerli kurumsal bilgiler için tarayabiliyor ve ardından yönlendiriciyi tekrar satabiliyor. Araştırmacılar bulgularını yayınlamakta tereddüt ettiklerini, ancak nihayetinde farkındalığın daha iyi bir seçenek olduğuna karar verdiklerini söylediler.

Borusan toplumsal ve çevresel sorunlara dikkat çekiyor

Borusan Holding, Impact Hub İstanbul iş birliği ile hayata geçirdiği Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı’yla, toplumsal ve çevresel meselelere dikkat çekiyor

Borusan’ın ilk meyvelerini Cumhuriyetimizin 100. yılında alacağı Sürdürülebilir Fayda Programı’nın çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. İklim krizi ile mücadele ve eşitsizlikleri azaltma temalarında projeler geliştiren ekiplerin, mentorlar ile görüşmeleri sürerken program kapsamındaki çeşitli kapasite destek çalışmaları gerçekleşiyor.

İklim, insan ve inovasyon odak alanlarında  “Geleceğe İlham” sürdürülebilirlik stratejisiyle faaliyetlerinin merkezinde toplumsal ve çevresel faydayı konumlandıran Borusan Holding, Impact Hub İstanbul iş birliği ile hayata geçirdiği Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı’yla, toplumsal ve çevresel meselelere dikkat çekiyor. Hedef grupları etkileme ve harekete geçirme potansiyeline sahip Sağır ve İşitme Engelli Kadın Hakları Eğitim Platformu, Zaman Yolcusu Kreta ve Marmara’nın Umudu Pina projeleri hız kesmeden çalışmalarına devam ediyor.

Program, seçilen projeler için sunduğu 200.000 TL hibe desteğinin yanı sıra mentorluk desteği, kapasite ve proje geliştirme, finansal sürdürülebilirlik, paydaş haritalandırma, iletişim yönetimi ve topluluk oluşturma gibi çeşitli desteklerde bulunarak faydayı yaymayı amaçlıyor.

Etki ekosistemini oluşturmak ve katılımcılar arası bilgi paylaşımını sağlamak amacıyla ikinci katılımcı buluşmasını gerçekleştiren Borusan Holding ve Impact Hub İstanbul, projelerin gelişmelerini yakından takip ederken iletişim çalışmalarında uzman mentorlar ile ekiplerin görüşmelerine aracılık ediyor ve farkındalık artırma odaklı etkinlikler tasarlamalarına destek oluyor.

Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı’nda Ayşe Damla İşeri Sunman’ın ve Diclehan Sönmezoğlu’nun Dem Derneği aracılığıyla hayata geçirdiği Sağır ve İşitme Engelli Kadın Hakları Eğitim Platformu, Türkiye’deki sağır ve işitme engelli kadınların toplumsal cinsiyet eşitliği temelli hakları ile ilgili farkındalığını artırmayı amaçlıyor.

Nesra Gürbüz ve Gülşah Özdemir Koryürek, Zaman Yolcusu Kreta isimli projesinde iklim krizinin çocuklar üzerindeki etkisine odaklanarak bu konuyu çocuklara ve yetişkinlere bir animasyonla anlatmayı amaçlıyor.

Prof. Dr. Mustafa Sarı liderliğinde hazırlanan Marmara’nın Umudu Pina projesinde ise Marmara Denizi’ndeki müsilajın ve iklim değişikliği sebebiyle yaşanan ekosistem tahribatının etkilediği, dünyada yalnızca Marmara Denizi’nde bulunan ve dakikada 6 litre suyun temizlenmesini sağlayan Pina popülasyonlarını, bilimsel verilerle, farkındalık çalışmalarıyla ve koruma stratejileriyle korumayı amaçlıyor.

3 proje ekibi, bugüne kadar 4 saat eğitim, 4 saat mentorluk desteği alırken programın bundan sonraki süreçlerinde projelerin gelişimine katkı sağlamak üzere eğitim ve etkinlikler düzenlenmesi planlanıyor. Projelerin Haziran ayında tamamlanması ile sonlanacak olan Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı, iklim krizi ile mücadelede ve eşitsizlikleri azaltmada toplumsal ve çevresel meselelere dikkat çekerek fark yaratmayı hedefliyor.

Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş, programla ilgili olarak “İklim krizi ile mücadele ve eşitsizlik odaklı projelerimizde güzel gelişmeler kaydediyoruz. Proje sahiplerinin fayda odaklı çalışmaları ile farklı alanlarda farkındalık yaratılırken Cumhuriyetimizin 100. yılında ilk meyvelerini toplayacağımız projemiz için büyük heyecan duyuyoruz” dedi.

Borusan, hayata geçirdiği projelerde dünyadan ilham alıp geleceğe ilham vermeye devam ediyor. Sürdürülebilirlik odak alanları iklim, insan ve inovasyon alanlarında çalışmalarına devam ederek sektöründe öncü uygulamalara imza atıyor. 2030 hedefleri kapsamında sürdürülebilirlik performansını her gün artırmayı amaçlayan kurum, sorumlu anlayışıyla sahip olduğu güç ve bilgiyi paydaşlarına sunarak pozitif etki yaratıyor.

E-ticaretin kapıları Anadolu’ya açılıyor

2022’yi 800,7 milyar TL’lik hacimle kapatan yerel e-ticaret pazarındaki oyuncuların büyüme hedefleri doğrultusunda yeni e-pazaryeri arayışı devam ediyor. E-ticaret dünyasına henüz katılan satıcılar için birçok avantaj sunarken, aynı zamanda uluslararası işbirlikleriyle globalleşme hedeflerine de katkıda bulunuyor.

T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre Türkiye’deki e-ticaret hacmi 2022’de bir önceki yıla göre %109’lık artış kaydederek 800,7 milyar TL’ye ulaştı. E-ticaretin genel ticaretteki payı ise 2021’de %17,7 iken, bu oran geçtiğimiz yıl %5 artarak %18,6’ya çıktı. E-ticaret pazarın büyümesi ve gelişmesiyle birlikte sektöre katılanların sayısı da yükselişe geçti. E-ticaret faaliyetinde bulunan şirketler 2022 itibarıyla 548 bin 688 olurken, bunların %97’si e-ticaret pazaryerlerinde faaliyet gösteriyor. Bu durum ise e-pazaryerlerini e-ticarette başarılı olmak için kritik bir hale getiriyor. Piyasadaki e-pazaryerlerinin sayısının yetersizliği, bu platformlarda mağaza açan tedarikçilerin yeni e-pazaryerleri ihtiyacını doğururken, sektör oyuncularının ihtiyaçlarına cevap vermek için yola çıkan Ahmet Sefa Bir ve Şerafettin Özsoy b4mar isimli e-pazaryerini kurdu. Sanayici iş insanı Melih Sınırcı’nın da yatırımcı olarak desteklediği b4mar’ın gelecek dönemde pazarının ilk beş oyuncusundan birisi olması bekleniyor.

E-ticaretin kapılarını Anadolu’ya açıyor

Anadolu’da birçok üretici, satışlarını artırmak için çözümü e-ticaret pazaryerlerinde satış yapmakta buluyor. Fakat piyasada adı duyulmuş pazaryerlerinde satış yapmak oldukça maliyetliyken bunların ilk sırasında ise %30’lara varan komisyon oranları geliyor. Öte yandan aynı ürünü satan binlerce satıcının varlığı rekabeti de yoğunlaştırıyor. Üstelik bir ürünü satmak için sadece düşük fiyat vermek de yeterli olmuyor. Rakiplerinden bir adım öne çıkmak için pazaryerlerinde reklam satın almak zorunda kalıyor. Her bir unsur özellikle Anadolu’daki üreticilerin büyümesinin önünde birer engelken, b4mar ise üreticiler için büyük bir avantaj sağlıyor. Her bir ürün çeşidinde her markadan bir satıcının olacağı şekilde tedarikçi mağaza açma stratejisi uyguluyor. Öncelik ise markanın üreticisine veya exclusive (özel) satış haklarına sahip şirketlere tanınıyor. Ayrıca komisyon oranları da diğer pazaryerlerine kıyasla oldukça makul seviyelerde tutuluyor.

Ölçek ekonomisiyle avantaj yaratıyor

b4mar’dan edinilen bilgilere göre platform tüketicilere dakikalar içerisinde ürün gönderimi vaadinde bulunmuyor. Çünkü böyle bir vaadin yüksek maliyetinin diğer pazaryerlerinde fiyatlara ve tüketicilere yansıtılıyor. B4mar bu yüzden yakın zamanda referanslı satışı da hayata geçirecek. Böylelikle müşteri olmasına referans olunan kişilerin satışlarından da özel indirimler ve ücretsiz ürünler kazanma şansı doğacak. Mağaza sahipleri, tedarikçiler için ürünleri daha uygun fiyata sunabilmeleri adına ayrıcalıklar yakalayacak. Her markadan sadece bir satıcının bulunabileceği b4mar’da satıcıların mümkün olduğunda üretici olması ya da üreticiden özel haklarla ürün tedarik edebilmesi isteniyor. Böylece aracısız bir şekilde üretici fiyatlarına erişebilmesi hedefleniyor. Böylece mağaza sahibi hem daha düşük pazaryeri komisyonu öderken hem de kendi markalarında tek satıcı olmanın getirdiği ölçek ekonomisinden faydalanıyor. Satış kolaylığının bir avantajı olarak kârlılık sorununu ortadan kaldırarak tüketicilere daha cazip fiyatlar sunabiliyor.

Globalleşme hedefleri için uluslararası görüşmelere başladı

Daha iyi tedarikçilere erişilebilmek ilk adımda çok daha az ama ülke çapında saygın üreticilerle anlaşma yoluna giren b4mar, globalleşme hedefi doğrultusunda birçok ülkeyle ön görüşmelere başladı. Bunların ilk sırasında Suudi Arabistan yer alıyor. Türk gıda ve tekstil ürünlerinin Suudi Arabistan’a, Suudi petrol türevli perakende ürünlerin de ülkemize  satışının kolaylaştırılması için hem Türk hem Suudi resmi makamların desteğiyle işbirlikleri yapılması planlanıyor. Ayrıca ödeme sistemlerinde katılım bankacılığının dijital ürün ve ödeme sistemlerinin merkeze alınması da amaçlanıyor. Ön görüşme yapılan diğer ülke Almanya ortaklığında ise özellikle gurbetçi Türk vatandaşlarının iki ülke arasındaki alışverişlerini katalizör güç olarak değerlendirilerek faaliyet alanlarının Almanya’dan diğer Avrupa ülkelerine genişletilmesi hedefleniyor. Türki Cumhuriyetler için Özbekistan merkez üs olarak düşünülürken, koşer sertifikalı ürünlerin satışında yer almak için ise İsrail, ana ülke olarak konumlanıyor. b4mar, Kafkaslara açılmak için de Gürcistan’ın merkez ülke olması için çalışmalarını sürdürüyor. 

Çin sahte sosyal medya hesapları ile taciz ediyor

0

Çin sahte sosyal medya hesapları ile ABD’de yaşayan Çinli vatandaşları taciz ediyor. ABD Adalet Bakanlığı konuyla ilgili açıklama yaptı.

ABD Adalet Bakanlığı’ndan yapılan resmi bir basın açıklamasına göre, Çin Ulusal Polisinden 40 memur New York’ta ve ABD’nin başka yerlerinde yaşayan Çinli vatandaşları taciz ediyor.

ABD Başsavcılığı tarafından haklarında açılan iki suç duyurusu, Brooklyn’deki federal mahkemede açıldı. Aralarında 40 MPS görevlisi ve Çin Siber Uzay İdaresi’nden (CAC) iki yetkilinin de bulunduğu sanıkların, siyasi görüşleri ve eylemleri ÇHC hükümeti tarafından onaylanmayan ABD’de yaşayanları hedef alan, ÇHC’de demokrasiyi savunmak gibi ulus ötesi baskı planları uyguladıkları bildirildi.

Çin, ABD’deki vatandaşlarına baskı uyguluyor

Sanıklar, yurtdışındaki ÇHC muhaliflerini taciz etmek ve tehdit etmek için sahte sosyal medya hesapları oluşturup kullandıkları ve bir ABD telekom şirketinin platformunda ifade özgürlüğünü bastırmaya çalıştıkları iki entrikaya karıştılar. Bu planlarla suçlanan sanıkların ÇHC’de veya Asya’daki başka bir ülkede yaşadıklarından ve hala kaçak olduklarından şüpheleniliyor.

Adalet Bakanlığı Ulusal Güvenlik Birimi’nden Başsavcı Yardımcısı Matthew G Olsen, “Bu davalar, ÇHC hükümetinin, ABD’yi yasa dışı bir şekilde istismar etmek de dahil olmak üzere, ÇHC baskısına karşı seslerini yükseltmek için temel haklarını kullanan ABD’li kişileri susturmak ve taciz etmek için ne kadar ileri gideceğini gösteriyor” dedi. FBI Başkan Yardımcısı Kurt Ronnow: “Bu eylemler yasalarımızı ihlal ediyor ve demokratik değerlerimize ve temel insan haklarımıza bir hakarettir” dedi.

Şikayet, Grup üyelerinin Twitter gibi sosyal medya platformlarında Çinli muhalifleri çevrimiçi olarak taciz etmek ve tehdit etmek için binlerce sahte çevrimiçi kişi oluşturduğunu iddia ediyor. Çinli muhaliflerin demokrasi yanlısı retoriğine karşı koymak için, bu çevrimiçi şahıslar ayrıca resmi ÇHC hükümeti propagandası ve anlatılarını da yaydı. Örneğin, Grup üyelerinin sahte sosyal medya hesapları oluşturmak ve sürdürmek için geçici e-posta adresleri kullandıkları, ÇHC hükümetinden içerik yayınladıkları ve Grup hesaplarının belirli bir kişiye “taştığı” izlenimini vermemek için çevrimiçi konuşmalar yaptıkları iddia ediliyor.

Google patent kararı temyizini kazandı

0

Google patent kararı konusunda temyize giderek mahkemeyi kazandı. Böylelikle Google 20 milyon dolarlık ihlal kararından kurtuldu.

Google, ABD temyiz mahkemesini, Teksas jürisinin şirket aleyhine verdiği 20 milyon dolarlık ihlal kararının merkezinde yer alan üç kötü amaçlı yazılıma karşı patenti iptal etmeye ikna etti.

ABD Federal Temyiz Mahkemesi, Alfonso Cioffi ve Allen Rozman’ın patentlerinin, patentin daha önceki bir versiyonunda da yer almayan yenilikler içermesi nedeniyle geçersiz olduğunu söyledi.

20 milyon dolarlık ihlal kararı verilmişti

Cioffi ve merhum Rozman’ın kızları, Google’ın Chrome web tarayıcısındaki kötü amaçlı yazılımdan koruma işlevlerinin, kötü amaçlı yazılımların bir bilgisayardaki kritik dosyalara erişmesini engelleyen teknoloji patentlerini ihlal ettiği iddiasıyla 2013 yılında Google’a Doğu Teksas federal mahkemesinde dava açtı. 2017’de bir jüri, Google’ın patentleri ihlal ettiğine karar verdi ve davacılara 20 milyon dolar artı devam eden telif hakları verdi.

Ancak Federal Mahkeme günü tüm patentlerin geçersiz olduğunu söyledi. Üçlü yargıçtan oluşan kurulun oybirliğiyle ortaya çıkan sonuca göre, üç patent daha önceki bir kötü amaçlı yazılım önleme patentinden yeniden yayınlandı. Federal yasa, yeni patentlerin ilkiyle aynı buluşu kapsamasını gerektiriyordu.

Temyiz mahkemesi, yeni patentlerin, ilk patentin bahsetmediği web tarayıcılarına özgü teknolojiyi özetlediğini söyledi. Böylelikle Google, Chrome teknolojisiyle ilgili 20 milyon dolarlık ABD patent kararının temyizini kazandı. Google’ın böyle bir davayı kazanmış olması sadece maddi değil, strateji olarak da önem teşkil ediyor.