Sesli asistanlar nerelerde kullanılıyor?

Sesli asistanlar, hayatımızdaki birçok rutin işi daha kolay hale getiriyor. Sesli asistanlar için yapılan bir araştırmada, kullanıcıların bu özelliği evin hangi odalarında kullandığını gösteriyor.

Sesli asistanlar yüzde 14 oranında tuvalette kullanılıyor

Amazon ve Apple gibi şirketler, sesli asistanlar ile günlük işlerimizi daha kolay hale getirmenin yollarını arıyor. PR ajansı Walker Sands’in “Future of Retail 2018” raporu, sesli komutla çalışan cihazların kullanımını ve müşteri beklentilerini ortaya koyuyor. Rapora göre, ses kontrollü bir aygıta sahip olanların yüzde 64’ü, haftada en az bir kez bu aygıtı kullanıyor. Yüzde 18’lik kesimi ise günde en az üç kez kullandığını belirtiyor.

Raporda, kullanıcıların müzik çalmak, bir şeyler dinlemek ve akıllı eve bağlanmak gibi temel görevler için sesli asistanları kullandıkları belirtiliyor.

Sesli asistanların yüzde 57’si oturma odasında, yüzde 33’ü mutfakta, yüzde 27’si yatak odasında ve yüzde 14’ü banyoda kullanılıyor. toplam orandaki yükseklik ise bazı kullanıcıların evlerinde birden fazla sesli aygıt kullanmasından kaynaklanıyor.

İlginç bir istatistik ise tuvalette kullanım konusunda var. Katılımcıların yüzde 14’ü elleri serbest konumdayken ses kontrollü seçeneklerden faydalanıyor.

sesli asistanlar

Uganda’da WhatsApp kullanımına vergi geldi

0

Afrika ülkesi Uganda’da WhatsApp ve sosyal medya kullanıcıları artık günlük vergi ödeyecekler.

Bahane bulmak zor değil

Sosyal medya uygulamalarını sevmeyen ve bu uygulamaların vatandaşlarının zamanını çalarak üretkenliğini azalttığını savunan Uganda devlet başkanı, çözümü WhatsApp kullanımını vergilendirmekte buldu.

Buna göre, telefonunda WhatsApp uygulaması bulunan ve bu uygulama üzerinden iletişim kuran herkes, gün başına 0.05 Dolar vergi ödeyecek. Yaratılan kaynağın ise devletin ihtiyaçları için kullanılacağının altı çizildi.

Model 3 otonom park özelliğine kavuştu!

Tesla, Model 3 otonom park özelliğini aktif ettiğini duyurdu. Yeni güncelleme ile Model 3 otonom park edilebilecek ve park yerinden kendisi çıkabilecek.

Summon: Model 3 otonom park

Tesla daha önce Model S ve X araçları için otonom park özelliğini sunmuştu. Ancak şirketin üretimdeki son modeli olan Model 3 araçlarında bu özellikle aktif değildi. Yapılan son duyuru ile Tesla’nın Summon adıyla bu otonom park özelliğinin, Model 3 araçlar için de geldiği belirtildi.

Otonom park özelliği ile Model 3 araçlar, garaj kapılarını kontrol ederek gireceği alana bakabilecek ve sürücüye ihtiyaç duymadan kendi kendine park edebilecek. Ayrıca park alanından yine otonom şekilde çıkacak.

Tesla, Model 3 üretim hattında yaşadığı teknik sorunlar nedeniyle zor günler geçirmekteydi. Otomasyonda sorunlar yaşayan şirket, son olarak montaj çadırları kurmuştu. Yapılan son çalışmalar ile Tesla, haftalık 5000 adet Model 3 üretim hedefine, 5031 adet araç üreterek ulaştı.

Tesla’nın sıradaki hedefi ise Model Y sedan aracını müşterileriyle buluşturmak olacak. Ayrıca sedan üretiminin dışına çıkmayı planlayan şirket, elektrikli pickup üretimi de gerçekleştirecek. Yeni nesil pickup çift elektrik motoru ile yollarda olacak.

Türkiye’de fidye yazılım saldırıları yarı yarıya azaldı

0

Fidye yazılımları, pencere engelleyici (işletim sistemini veya tarayıcıyı açılır bir pencere ile engelleyen) ve şifreleyici (kullanıcı verilerine şifre koyan) olmak üzere iki ana türe ayrılıyor. Bunlar arasına, bulaştıkları bilgisayarlara şifreleyici fidye yazılımı indiren Truva Atı grupları da dahil ediliyor.

Fidye yazılım yerine kripto para madenciliği

Kaspersky Lab’in birbirine benzer iki dönemi (Nisan 2016’dan Mart 2017’ye ve Nisan 2017’den Mart 2018’e) kapsayan son raporuna göre bu yazılımların önüne büyük bir engel çıktı. Raporda fidye yazılımı saldırılarının fark edilebilir düzeyde azaldığı ve bunların yerini kripto para birimi madenciliğinin almaya başladığı belirtiliyor. Zararlı yazılımlarla karşılaşanlar arasında en az bir kere fidye yazılım saldırısına maruz kalanların oranı da düşmeye devam ediyor. 2015-2016 döneminde %4,34 olan bu oran, 2016-2017’de %3,88’e, 2017-2018’de ise %2,80’e geriledi.

Rapora göre Türkiye, 2016-2017 döneminde fidye yazılımı saldırısına uğrayan kullanıcı oranı en yüksek ülkeler listesinde ilk sırada yer alıyordu.

Türkiye’yi sırasıyla Vietnam (%7,52), Hindistan (%7,06) ve İtalya (%6,62) takip ediyordu. Şimdi ise bu durumun değiştiği görülüyor. Türkiye (%3,22) halen ilk onda yer alsa da artık birinci değil onuncu sırada.

Kaspersky Lab araştırmacıları ayrıca, Nisan 2017 ile Mart 2018 arasındaki 12 aylık dönemde fidye yazılımlarla karşılaşan kullanıcı sayısının bir yıl önceye göre neredeyse %30 azaldığını ortaya koydu. 

Nisan 2016 ile Mart 2017 arasında dünya genelinde 2.581.026 kişi fidye yazılımı saldırısına uğrarken son dönemde bu sayı 1.811.937’ye geriledi. Mobil fidye yazılımı saldırısı sayısı ise 2017-2018’de %22,5 azalarak 130.232’den, 100.868’e düştü.

Yasa dışı madencilik için hapis cezası verildi

Japonya’da, kullanıcıların bilgisayarları aracılığıyla yasa dışı madencilik yapan vatandaş, hakim karşısına çıktı. Yasa dışı madencilik için 1 yıl hapis cezası verildi.

Yasa dışı madencilik ile 45 dolar kazanılmıştı

Geçtiğimiz günlerde Japonya’da oldukça ilginç bir olay gerçekleşti. Yerel yayın Kahoku’ya göre, Yoshida Shinkaru isimli bir vatandaş, geliştirdiği yazılım ile madencilik yapmaya çalıştı. Shinkaru, geliştirdiği yazılımı durumdan habersiz olan kullanıcıların bilgisayarına yüklemeyi başardı. Sonrasında ise Javascript kütüphanesi olan Coinhive’ı kullanan yazılım ile madencilik yapmaya başladı.

Yaklaşık 90 kez indirilen bu yazılım ile Shinkaru, 45 dolar kazanabildi. Kazandığı para çok az olsa bile Japonya’da yetkililer kullanıcı isteği dışında gerçekleşen bu olayı mahkemeye kadar ulaştırdı. 24 yaşındaki madenciye, hakim tarafından 1 yıl hapis cezası verildi. Ancak bu ceza 3 yıl süreyle askıya alındı.

Kripto para ve madencilik faaliyetleri ile işlenen hırsızlık suçları da teknolojik dönüşüme uğruyor. Birçok bölgede elektrik hırsızlıkları ve kullanıcıların bilgisayarlarına sahte yazılım yükleme vakalarında artış yaşanıyor. Ancak Japonya’da izinsiz madencilik için verilen bu ceza, benzeri birçok olay için örnek teşkil edebilir.

2018’de ağ saldırıları yarı yarıya arttı

0

WatchGuard’ın dünya genelindeki 40.000 Firebox cihazının verilerinden yola çıkarak oluşturduğu Q1 İnternet Güvenliği Raporu, geçtiğimiz hafta yayınladı. Rapora göre kripto para madenciliği yazılımları siber saldırganlar tarafından sıkça başvurulan bir yöntem olmaya başlarken, ağ saldırıları ise 2017’nin son çeyreği ile kıyaslandığında %52 artışla endişe yaratıyor.

Cryptojacking, Dünyayı En Çok Etkileyen Saldırılar Arasında!

Kripto para madenciliğinin gitgide daha çok siber saldırı yöntemine dönüşmesi ve ağ saldırılarının artışı gibi bulgular 2018’in ilk çeyreğine damga vurmuş durumda. WatchGuard’ın yılın ilk çeyreğine dair İnternet Güvenliği Raporu’nun önemli bulguları şöyle:

1. Cryptojacking gitgide daha büyük bir tehdit haline geliyor. Cryptojacking (Kötü niyetli kripto para madenciliği yazılımları) WatchGuard’ın tehdit raporlarında dünyayı en çok etkileyen kötü niyetli yazılımlar listesine ilk kez girdi. WatchGuard Firebox, 2018’in ilk çeyreğinde bu tür yazılımların %98,8 gibi bir oranla neredeyse hepsinin Linux işletim sistemine dayalı olduğunu ve Linux üzerinden sistemlere zararlı kripto para yazılımları indirilmeye çalışıldığını ortaya çıkararak pek çok cihazda engelledi. İkinci çeyreğin şimdiye kadarki hali gösteriyor ki cryptojacking WatchGuard’ın en etkili kötü niyetli yazılım listesinde olmaya devam edecek ve ikinci çeyreğin sonunda ilk 10’a bile girebilecek.

2. Kötü niyetli yazılımların yaklaşık yarısında basit antivirüs programları işe yaramıyor. Watchguard bu çeyrekte toplam 23,7 milyon kötü niyetli yazılım tespit etti ve bu bir önceki rapora kıyasla %23 düşüş anlamına geliyor. Ancak ne yazık ki, sıfırıncı gün (zero-day) yazılımlarının başını çektiği kötü niyetli yazılım saldırısı vakalarının %46’sı, basit antivirüs çözümleri ile fark edilemiyor ve korunmak için WatchGuard APT Blocker gibi ileri seviye bir sisteme ihtiyaç duyuluyor. Bu nedenle sıfırıncı gün saldırıları davranışsal savunma tekniklerinin önemini gösteriyor.

3. Ağ saldırıları %52 oranında artmış durumda. WatchGuard’ın IPS sistemi 2018’in ilk çeyreği boyunca toplam 10 milyondan fazla zararlı ağ saldırısı buldu. Bu rakam, 2017’nin son çeyreğindeki rapora göre %52 artışla endişe yaratıyor.

4. Asya Pasifik ülkeleri siber saldırganlar tarafından en çok hedeflenen kesim oldu. Geçmiş raporlar Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Amerika’nın kötü niyetli yazılımlardan daha çok etkilendiğini gösteriyordu ancak yılın ilk çeyreğinde siber saldırıların yoğun olarak yapıldığı bölge Asya Pasifik ülkeleri olarak öne çıktı. Bu saldırıların önemli bir kısmı Windows işletim sistemi üzerinden çalışan yazılımlar ile gerçekleştirildi.

5. Mimikatz yazılımı Amerika’yı etkiliyor. Windows işletim sisteminde kayıtlı bilgileri çalan ve Mimikatz olarak adlandırılan bu yazılım, son birkaç raporda en etkili yazılımların arasında belirtilmiyordu ancak bu rapor ile adı tekrar geçmeye başladı. Mimikatz ile karşılaşan cihazların üçte ikisi Amerika’da bulunurken yazılımın sadece binde birinden az bir kısmının Asya Pasifik bölgesini etkilediği söylendi.

6. Ramnit trojanı İtalya’da tekrar ortaya çıkarak geri döndü. 2010’da ilk kez karşılaşılan ve Ramnit adı verilen bu trojan, 2016’daki kısa süreli yeniden açığa çıkışının ardından bu sefer İtalya’da kendisini gösterdi. Bu trojan, daha çok kullanıcıların banka bilgilerini hedef aldığı için WatchGuard, Ramnit’ten korunmak için finansal hesaplarda çok faktörlü kimlik doğrulamasının kullanılmasını öneriyor.

Pasaportsuz check-in dönemi başlıyor!

Avustralya’da Qantas isimli havayolu şirketi, pasaportsuz check-in için ilk denemelere başlıyor. Yolcular, pasaportsuz check-in için biyometrik kimliklerini kullanabilecek.

Biyometrik kimlik ile pasaportsuz check-in

Havayolu ile ulaşımda yoğun güvenlik aramalarını geçtikten sonra, pasaport ve check-in işlemleri ile uğraşmak çoğu zaman sıkıcı olabiliyor. Sydney Airport’tan seyahat edecek olan Qantas yolcuları, yüz tanıma teknolojisini kullanarak ile yolculuk edecek ilk yolcular olacak. Qantas yolcularının, yüz tanıma sistemi sayesinde pasaportlarını kullanmasına gerek kalmayacak.

Sydney Airport CEO’su Geoff Culbert, biyometrik sistemin kullanımıyla yeni pasaportun artık yolcuların kendi yüzü olduğunu belirtiyor. Avustralya federal hükümeti tarafından onaylanan teknolojinin kullanımı için 16.6 milyon dolarlık bir yatırım yapılacak.

2019 yılının Mart ayında tamamlanması beklenen sistemin, ülke çapında uygulanacak ‘SmartGate’ projelerine öncülük etmesi hedefleniyor.

Ayrıca yüz tanıma sistemleri birçok ülkede güvenlik amaçlı kullanılıyor. Stadyumlar, sokaklar, toplu eğlence alanları gibi birçok yerde kullanılan kamera görüntüleri analiz edilerek, şüpheli durumlara müdahalede bulunulabiliyor.

Mercedes-Benz Türk StartUP yarışmasının sonuçları belli oldu

0

Mercedes-Benz Türk’ün geçtiğimiz Mart ayında başlattığı StartUP yarışmasının kazananları açıklandı. Türkiye’nin dört bir yanından 485 girişimcinin başvurduğu yarışmada bu yıl ilk 10’a kalan startup’lara “StartUP Boost” adı verilen özel bir gelişim programı ve Mercedes-Benz ile özel Almanya seyahati hediye edildi. İlk 10 içinden “teknoloji”, “sosyal fayda” ve “tema” olmak üzere 3 farklı kategoride kazanan 3 startup’a ise 50’şer bin TL para ödülü verildi.

Düzenlenen ödül töreninde, kazanan yarışmacılar ödüllerini Mercedes-Benz Türk CEO’su Süer Sülün, İş Geliştirme Direktörü Didem Daphne Özensel, AR-GE Merkezi Direktörü Mustafa Üstertuna ve Mercedes-Benz Türk CIO‘su Gökçe Bezmez’den aldılar.

Ödül töreninde konuşma yapan Mercedes-Benz Türk CEO’su Süer Sülün “Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasının doğaya ve topluma faydalı, yenilikçi, teknoloji ile bağı olan fikirlerin yeşerip büyümesiyle mümkün olduğuna inanıyoruz. Geçen sene 50. yılımız vesilesiyle başladığımız Mercedes-Benz Türk StartUP yarışmasını bu yıl Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin rehberliğinde ‘Sürdürülebilir Şehirler ve Yaşam Alanları’ teması altında duyurduk ve yarışmamız bu yıl da büyük ilgi gördü. Gençlerin teknoloji ve inovasyon alanında her geçen gün yenilikçi çözüm üretme konusunda bilgi, tecrübe ve ürün üretme kapasitesinin arttığını görmek bizleri çok gururlandırıyor. Mercedes-Benz Türk olarak Türkiye’nin geleceğine duyduğumuz bu güvenle ülkenin dört bir yanındaki yenilikçi girişimleri ödüllendirmeye devam ediyoruz.” dedi.

Ödül töreninin gerçekleştirildiği etkinlikte ayrıca jüride yer alan Yaşama Dair Vakıf Mütevelli Heyet Başkanı Mehmet Ali Çalışkan, startup’larda sosyal faydanın önemine değindiği bir konuşma yaptı. Ardından jüri üyelerinden Açık İnovasyon Derneği Kurucusu Zehra Doruk Türkiye’de startup dünyasındaki inovasyonlardan bahsederek yarışmaya başvuran projelerin inovatif yaklaşımlarını değerlendirdi. Etkinlik, Mercedes-Benz Türk CIO’su Gökçe Bezmez’in Mercedes-Benz Türk’ün teknolojiye verdiği önem ve bu alanda yarattığı değerleri anlatmasının ardından yarışmacılara ödüllerinin verildiği törenle sona erdi.

“Sosyal Fayda Ödülü” kadın girişimciye verildi!

Sosyal fayda ödülünü zeytin çekirdeklerinden bio plastik üreten Biolive girişimi ile Duygu Yılmaz aldı. Biolive, zeytin çekirdeği atıklarını fabrikalardan alıp antimikrobiyal biyoplastik granül haline çeviriyor. Böylelikle, toprağa atılınca çok kısa sürede gübre olarak geri dönebilen, insan sağlığına uyumlu, yenebilecek kadar katkısız plastikler üretiyor. Bu malzemeler antibakteriyel gıda ambalaj filmleri, araç içi malzemeler, beyaz eşya gibi farklı alanlarda kullanılabiliyor. Petrol temelli plastiklere karşı önemli bir alternatif geliştiren Biolive, yenilikçi yaklaşımı ile çevreye fayda sağlıyor.

“Sürdürülebilir Şehirler Tema Ödülü” Ankara’ya

Tema ödülü kablosuz sensörler sayesinde binaların kullanım karakteristiğini ölçerek bulut üzerinde çalışan optimizasyon modeliyle iklimlendirme sistemlerini yöneten Sensgreen girişimi ile Hasan Basri Tosun’un oldu. Sensegreen, geliştirdiği yapay zeka algoritmaları sayesinde kişilerden aldığı basit geri bildirimlerle kullanıcıların konfor aralıklarını öğreniyor, buna göre iklimlendirme sistemlerini kontrol ediyor ve yüzde 30’a varan enerji tasarrufu elde ediyor. Sensgreen enerji verimliliği konusunda toplumda bir bilinç yaratmayı hedefliyor. Ofis kullanıcılarının termal konforlarını artırmak dolayısı ile daha üretken bir çalışma ortamı sunmayı amaçlıyor.

“Teknoloji Ödülü” İstanbul’dan bir girişimciye

Teknoloji ödülü karayollarına yerleştirilmek üzere tasarlanan dikey eksenli rüzgâr türbini ile doğal rüzgârdan yararlanan ve bunun yanında taşıtların ürettiği rüzgârı yakalayıp elektrik enerjisi üreten Deveci Tech girişimi ile Kerem Deveci’ye verildi.
Deveci Tech Solar panel destekli, hibrit dikey eksenli rüzgar türbini ile hem taşıtların oluşturduğu hem de doğal rüzgarları kullanarak enerji üretirken, aynı zamanda türbin üzerine yerleştirilen sensörler ve IOT platformu ile şehir içi sıcaklık, nem, rüzgar, CO2 ölçümü yapabiliyor ve üzerinde bulunan güneş enerjisi paneliyle de enerji üretilmesini sağlıyor. Hali hazırda Deveci Tech’in geliştirdiği bir rüzgar türbini İstanbul Vatan Caddesi’nde yer alan Metrobüs istasyonunda kullanılıyor.

Mercedes-Benz Türk tarafından bu yıl ikincisi organize edilen yarışma; yenilikçi, sürdürülebilir ve yaratıcı fikirleri destekleyerek topluma ve çevreye fayda sağlayan, hayatı kolaylaştıran çözümlere katkıda bulunmak amacıyla gerçekleştirildi. “Sürdürülebilir Şehirler ve Yaşam Alanları” temalı yarışmaya Türkiye’nin 62 ilinden toplam 485 başvuru yapıldı.
Yarışmanın ilk aşamasında ön elemeden geçen 60 yarışmacı, StartersHub ev sahipliğinde düzenlenen eğitim kampına girdikten sonra ilk 10’a girebilmek için projelerini anlattıkları videolar çekerek jüri ile paylaştılar. Jürinin değerlendirmeleriyle belirlenen ilk 10 startup daha sonra ImpactHub İstanbul tarafından organize edilen StartUP Boost Gelişim Programı‘na katıldı. Program özel tasarlanmış içeriği ile startup’lara yatırımcılar ve iş dünyasıyla tanıştıkları, işlerini geliştirmek için kullanabilecekleri beceriler kazandıkları ve uzmanlarla bir araya geldikleri fırsatlar sundu.

En yüksek puanları kadın girişimciler aldı

Bu sene yarışmada ön elemeyi geçen 60 girişim arasında en yüksek puanları alanların kadın girişimcilerden oluşması da dikkat çekti. Toplam 60 kadın yarışmacının 14’ü, yani yüzde 25’i ilk elemeyi geçmeyi başardı.

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri rehberliğinde sürdürülen yarışmaya engelliler, kadınlar, yaşlılar, çocuklar, yoksullar gibi hassas grupların şehre ve hizmetlere erişiminden, şehir hayatının daha temiz ve sağlıklı olmasına, kent tarımından, herkes için erişilebilir beslenme, barınma ve ulaşım imkanlarına kadar pek çok konuda faaliyet gösteren startup’lar katıldı.

En çok başvuru, şehirlerin ulaşım ve lojistik sistemlerini iyileştirmek üzere çalışan startup’lardan geldi.

BKM’den finans teknolojilerine dair iki kitap!

0

Dijital dönüşüm her alanda olduğu gibi finans ve bankacılık alanında da etkisini hissettirirken, para kavramı da bu değişime bağlı olarak farklılaşıyor. BKM de finans teknolojileri hakkında yeni kitaplarını yayınladı!

Mobil ödemeler, nesnelerin interneti, biyometrik ödemeler, kasasız mağaza deneyimi, blockchain teknolojileri ve dijital kimliklerin hayatımızdaki yeri her geçen gün artıyor. Bankalararası Kart Merkezi (BKM), bu teknolojilerin hayatlarımızı nasıl etkileyeceğini ve dönüştüreceğini anlamaya odaklanırken, nakitsiz ödemeleri yaygınlaştırma hedefini sahiplenen bir kurum kimliğiyle, uygun çözümleri üretmeye çalışıyor.

BKM finans teknolojileri hakkında yeni kitaplarını yayınladı!

Bu dönüşümde okurlara keyifli bir yolculuk yaşatmak isteyen BKM Yayınları, bünyesine eklenen iki kitabı duyurdu. Ahmet Usta tarafından, FinTech dünyasının önemli fikir önderlerinden David Birch‘ün paranın geçmişten bugüne yolculuğunu ve geleceğini aktardığı Before Babylon, Beyond Bitcoin isimli kitabını temel alarak hazırlanan Paranın Serüveni‘nde bizim anladığımız para kavramından “bizleri anlayan” para tanımına nasıl ilerlendiğini okuyabileceksiniz.

Ahmet Usta ve Serkan Doğantekin tarafından kaleme alınan Blockchain 101 v.2 kitabında ise; gelecek yıllarda tüm dünyayı derinden etkileyecek, en az internetin geleneksel iş dünyasına etkisi kadar yenilikçi modelleriyle günümüz iş dünyasını yeniden dönüştürecek blockchain teknolojisi, bu teknolojinin potansiyeli ve temel kavramları herkesin anlayabileceği yalın bir dille anlatıldı.

Kitapları BKM üzerinden Kaçuv ve Darüşşafaka‘ya 1 TL bağışta bulunarak indirmeniz mümkün.

Paranın Serüveni adlı kitabı buradan indirebilirsiniz.

Blockchain 101 v.2 adlı kitabı buradan indirebilirsiniz.

Avrupa’nın ilk canlı C-V2X örneği sergilendi

Qualcomm CDMA Technologies GmbH, motosiklet, araçlar ve yol çalışmaları arasında Avrupa’nın ilk C-V2X doğrudan iletişim birlikte işlerliğinin canlı gösterimini duyurdu. İlk defa duyurulan 3rd Generation Partnership Project’in (3GPP) Sürüm 14’ünü temel alan C-V2X’in denemesini hayata geçirmek için geçen yıl “Yarının Her Şeye Bağlantılı Araçları” (ConVeX) konsorsiyumunu oluşturan şirketler, gösterimlerini Almanya’nın Ingolstadt şehrinde gerçekleştirdi.

Gösterimde Audi Q7 ve Audi A4 yol araçlarının yanı sıra Qualcomm 9150 C-V2X çip seti çözümünü kullanan C-V2X teknolojisiyle donatılmış Ducati Multistrada 1200 Enduro çift tekerli araç yer aldı. Etkinlikte motosiklet ve araçlar arasında yaşanabilecek yaygın olaylar ve C-V2X teknolojisinin yol güvenliğini iyileştirmede nasıl kullanılabileceği gösterildi. Bunların arasında C-V2X teknolojisiyle donatılmış bir aracın kavşaktan ileriye atıldığında sağ şeritten kendi hakkı olan yoldan gelen bir motosikletle çarpışmasını engellediği Kavşakta Çarpışma Uyarısı’nın yanı sıra bir aracın sola dönerken motosikletle çarpışmasını engelleyen Trafik Dönüşleri Boyunca Çarpışma Riski Uyarısı yer aldı.

ConVeX konsorsiyumu yeni teknolojilerin durağı oldu

Bu kullanım durumları, ConVeX projesinde gösterilen geniş yelpazeli gelişmiş uygulamaların bir parçası. Bu uygulamaların arasında SWARCO tarafından geliştirilen ve yol kenarlarındaki altyapıyı kullanan Araç – Altyapı arası (V2I) iletişimi ve Ericsson’ın Almanya’daki A9 motor yolu dijital test alanında çalıştırılan 4G/5G hücresel test ağını kullanan Araç – Ağ arası (V2N) iletişimi bulunuyor.

Konsorsiyum, katılan kurumlar ve “Almanya’daki Dijital Test Alanlarında Otomatikleştirilmiş ve Bağlantılı Sürüş” projesi kapsamında Alman Federal Ulaşım ve Dijital Altyapı Bakanlığı (BMVI) tarafından finanse ediliyor.

ConVeX konsorsiyumu, C-V2X teknolojisinin ticari olarak hizmete alınmasını desteklemek amacıyla var olan çalışmalarının bir parçası olarak birleşik C-V2X bağlanırlık platformunun faydalarını göstermek için saha denemelerini yıl boyunca gerçekleştirmeye devam edecek. Şirketler, bu denemeleri 3rd Generation Partnership Project’in (3GPP) Sürüm 14 standardıyla tanımlanan C-V2X bağlanırlık platformu sayesinde gerçek zamanlı C-V2X doğrudan iletişiminin menzil, güvenilirlik ve düşük gecikme süresi avantajlarını sergilemek için gerçekleştiriyor. Trafik akışının optimizasyonunu desteklemek, güvenliği iyileştirmek ve otomatikleştirilmiş sürüşe giden yolu oluşturmak için yeni kullanım durumlarını öne çıkarmak, buradaki amaçlar olarak dikkat çekiyor.

Denemeler sırasında Araç- Araç arası (V2V), Araç- Altyapı arası (V2I) ve Araç-Yaya arası (V2P) senaryoları için C-V2X doğrudan iletişimi; Abone Kimlik Modülü (SIM), hücresel abonelik veya ağ yardımına ihtiyaç duymadan 5.9 GHz ITS yelpazesinde çalıştırılıyor. Doğrudan iletişim aktarımını tamamlayan ağ temelli iletişimler, kablosuz operatörün 4G ve Araç – Ağ arası (V2N) iletişimi için gelişmekte olan 5G kablosuz ağlarını kullanacak şekilde tasarlandı ve telematikleri, bağlantılı bilgi-eğlenceyi ve gittikçe çeşitlenen gelişmiş bilgilendirici güvenlik kullanım durumlarını desteklemek için lisanslı operatör yelpazesinde çalışıyor. V2N senaryoları, denemeler için Ericsson’ın 2.6 GHz bandında, Almanya’daki 4G ve 5G test ağlarında çalışıyor.

C-V2X teknolojisi, geniş küresel otomotiv ve telekom ekosistemi tarafından destekleniyor. Destekleyenler arasından Audi, Ericsson ve Qualcomm Incorporated’ın kurucu üyeleri olarak yer aldığı hızla büyüyen 5G Automotive Association (5GAA) da yer alıyor. 5GAA’da birçok öncü otomotiv üreticileri, birinci sınıf sağlayıcılar, yazılım geliştiricileri, mobil operatörler, yarı iletken şirketleri, test ekipmanı bayileri, telekom sağlayıcıları, trafik ışığı sağlayıcıları ve yol operatörlerinden oluşan 85’ten fazla üye yer alıyor. İyileştirilmiş otomotiv güvenliği, otomatik ve bağlantılı sürüş ve trafik verimliliğini desteklemek için V2X iletişimlerinin küresel bir çözümü olan C-V2X, küresel olarak tanınmış 3rd Generation Partnership Project’in (3GPP) 5G ile ileri düzeyde uyumluluk sağlamak üzere tasarlanmış sürekli evrilen belirlemelerini temel alan tek V2X teknolojisi olarak dikkat çekiyor. Aynı zamanda Avrupa Telekomünikasyon Standartları Enstitüsü (ETSI) kurumlarının da dahil olduğu otomotiv endüstrisi tarafından tanımlanan üst katman protokollerinden de avantaj kazanıyor.

Türkiye’nin en büyük teknoloji şirketleri hangileri oldu?

4

Geçtiğimiz günlerde Fortune 500 listesi açıklandı. Türkiye’nin en büyük şirketleri bu liste ile resmiyet kazanmış oldu. Peki, bu liste için teknoloji şirketlerinin durumu ne? Türkiye’nin en büyük teknoloji şirketleri hangileri oldu? Sizler için bu listeyi hazırladık!

Türkiye’nin en büyük teknoloji şirketleri kimler oldu?

Fortune 500 tarafından açıklanan Türkiye’nin en büyük şirketleri arasında, çok sayıda teknoloji şirketi de yer alıyor. Listede yer alan ve bir önceki yıla kıyasla sıralaması değişen şirketleri sizleri için derledik!

Dünya geneline bakıldığında ilk 10 sırada teknoloji şirketleri yer alırken, ülkemizde en büyük şirketleri enerji ve petrol şirketleri ile oluştuğunu görüyoruz. Ülkemizde ise teknoloji şirketlerinin konumlarını sizler için araştırdık. İlk 100 şirket arasındaki teknoloji şirketlerini derledik.

Anker Türkiye’nin hedefleri neler?

Fortune 500 listedinde, en yüksek konumda olan teknoloji şirketi ARÇELİK A.Ş oldu. Listede 9. sırada olan ARÇELİK A.Ş, yüzde 29.5 gibi önemli bir değişim elde etmeyi başardı. Listede 13. sırada yer alan Türk Telekomünikasyon A.Ş ise 2016 yılına göre 2 sıra gerilemiş olsa da, en büyük şirketler arasında yer almayı sürdürüyor. 

Fortune 500 listesinin ilk 100 sırasında yer alan şirketler arasında bulunan teknoloji şirketlerinin tamamını ve 1 yıllık süre içindeki değişimlerini, aşağıdaki listede görebilirsiniz. Türkiye’nin en büyük teknoloji şirketleri şu şekilde oluşuyor;

Şirket adı: ARÇELİK A.Ş.

2017 sırası: 9

2016 sırası: 12

Satışlar (tl): 20.840.613.000

Değişim yüzdesi: 29,5

Şirket adı: TÜRK TELEKOMÜNİKASYON A.Ş.

2017 sırası: 13

2016 sırası: 11

Satışlar (tl): 18.139.554.000

Değişim yüzdesi: 12,6

Şirket adı: TURKCELL İLETİŞİM HİZMETLERİ A.Ş.

2017 sırası: 15

2016 sırası: 14

Satışlar (tl): 17.026.401.000

Değişim yüzdesi: 20,7

Şirket adı: VESTEL ELEKTRONİK SAN. VE TİC. A.Ş.

2017 sırası: 20

2016 sırası: 21

Satışlar (tl): 12.100.938.000

Değişim yüzdesi: 26,8

Şirket adı: İNDEKS BİLGİSAYAR SİSTEMLERİ MÜH. SAN. A.Ş.

2017 sırası: 48

2016 sırası: 39

Satışlar (tl): 4.719.624.736

Değişim yüzdesi: 24,4

Şirket adı: TEKNOSA İÇ VE DIŞ TİC. A.Ş.

2017 sırası: 65

2016 sırası: 51

Satışlar (tl): 3.397.855.000

Değişim yüzdesi: 10,5

Şirket adı: BRIGHTSTAR TELEKOMUNİKASYON VE DAĞITIM LTD. ŞTİ.

2017 sırası: 92

2016 sırası: 61

Satışlar (tl): 2.572.901.220

Değişim yüzdesi: -1,0

Şirket adı: GEN-PA TELEKOMUNİKASYON VE İLET. HİZ. SAN.TİC A.Ş.

2017 sırası: 95

2016 sırası: 66

Satışlar (tl): 2.490.062.097

Değişim yüzdesi: -0,8

Anker Türkiye’nin ülkemizdeki hedeflerini konuştuk!

Ürettiği dikkat çekici ve yenilikçi cihazları ile teknoloji dünyasında, kısa süre içinde adından söz ettirmeyi başaran Anker Innovations ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Şirketin Türkiye ve Orta Asya Müdürü Cem Bodur ile Anker’in çalışmalarını değerlendirdik.

Anker Türkiye’nin ülkemizdeki hedeflerini konuştuk!

Anker Türkiye ve Orta Asya Ülke Müdürü Cem Bodur ile yaptığımız söyleşi de, şirketin hem global pazardaki geçmişini hem de operasyonlarını konuştuk. Sonrasında ise, Anker Innovations’ın ülkemizdeki çalışmaları hakkında önemli bilgiler aldık! Bu keyifli video ile sizleri baş başa bırakıyoruz.

Gündemimizde olan konu başlıkları ise şu şekilde oldu. Anker markasının hem global hem de Türkiye pazarındaki hikayesini merak ettik. Serüven oldukça heyecanlı. Türkiye operasyonu noktasında da çok yeni olan firma, ülkemizde ne gibi çalışmalar yapmayı planlıyor.

Instagram soru sistemini başlattı

Nebula Capsule gibi yenilikçi bir ürün üreten firmanın, diğer ürün kategorilerindeki çalışmaları ne durumda? Tüm bu soruların yanıtlarını röportajımızda bulabilirsiniz! İnovasyon konusunda, çok farklı ürünler ile karşımızda çıkan firmanın, bazı ürünlerini videomuzda bulabilirsiniz. Diğer ürünler ise, hem e-ticaret sitelerinde, zincir teknoloji mağazalarında ve operatör mağazalarında bulunabilir durumda.

Robot teknolojisinin Nobel’i Engelberger Ödülü sahibini buldu

0

Amerikan Robotik Endüstrileri Derneği (RIA) tarafından düzenlenen, robot teknolojisinin Nobel’i sayılan 2018 Engelberger Ödül Töreni’nde Universal Robots kurucu ortağı ve CTO’su Esben Østergaard, onur ödülünün sahibi oldu.

En önemli teknoloji atılımlarından birini temsil eden Universal Robots’un iş birliğine dayalı robot kollarının geliştirilmesine öncülük eden Østergaard, ödülünü Almanya Münih’teki Hofbräuhaus’da, Automatica Fuarı bünyesinde gerçekleşen Uluslararası Robot Sempozyumu’nda aldı.

Engelberger’in vizyonu Universal Robots ile örtüşüyor

Ödüle ve çalışmalarına ilişkin açıklamalarda bulunan Østergaard, “Endüstriyel üretimde robotizmle devrim yapan, hayranı olduğum Joseph Engelberger’in adını taşıyan bu ödülü almaktan gurur duyuyorum. Engelberger’in, bir robotun, fabrikanın her aşamasında kullanılabileceğine ilişkin vizyonu Universal Robots olarak bizimle oldukça örtüşüyor. Robot teknolojisinde bir devrime öncülük ettiğimiz iş birliğine dayalı robot konseptimizin en temel özelliği güvenlik konusunda sunduğumuz çözüm ve insan-makine etkileşimine imkan tanıyor olmamız” dedi.

Østergaard, sözlerine şöyle devam etti: “Risk analizleri sonucu koruyucu çit ihtiyacı olmaması, robotun bir kişi ile çarpışması durumunda otomatik olarak çalışmayı durdurması gibi güvenlik çözümleri sağlıyoruz. Aynı zamanda, Cobot’larımızla yorucu, tekrarlayan ve hatta tehlikeli görevleri üstlenerek, insanlara daha karmaşık projelerde yaratıcılıklarını kullanma fırsatı veriyoruz. Böylece, insan- makine etkileşimini temsil eden, 2017’de en yenilikçi şirket seçilen Universal Robots olarak Endüstri 5.0’ın da öncülüğünü üstleniyoruz”

Instagram açık uçlu sorulara başlıyor

1

Zuckerberg’ün popüler görsel paylaşım ağı Instagram, kısa süre önce Hikayeler içinde anket soruları paylaşmaya izin vermişti. Bu sayede özellikle Stories üzerinden ürün/hizmet tanıtan şirketler, takipçilerinden daha sağlıklı geri bildirim almaya başladılar.

Herkes sormak istiyor

Ancak Instagram şimdi bu anketlere açık uçlu sorular da ekliyor. Yani, Hikayeler üzerinde anket soruları paylaşan kullanıcılar, seçenekli cevapların yanına, takipçilerin kendi cevaplarını yazabilecekleri serbest bir cevap seçeneği de ekleyebilecek.

Yeni özellik sayesinde bir ürün hizmet hakkında yapılacak anketlerde takipçilerin daha doyurucu ve gerçekçi yorumlar bırakması bekleniyor.

Instagram henüz bu özelliği resmen duyurmuş değil ancak bazı Instagram kullanıcılarının hesaplarında özelliğin aktif olduğu ve deneme aşamasında olduğu vurgulanıyor.

Dijital kimlikler geleneksel kimliklerin yerini alıyor

0

Mobil cihazlar, herhangi bir zamanda ve herhangi bir yerde ödeme imkanı verdiğinden dolayı dijital bir ekonominin gelişimi için ana platform haline geliyor. Dünya genelinde 5 milyardan fazla mobil kullanıcı için aşılması en önemli konu, ödemelerin yapıldığı kişilerin kimliklerinin doğruluğu oluyor. Bu soruna bir çözüm olarak dijital kimlikler güvenilir bir yol olarak gözüküyor. Bilişim güvenliği alanındaki dağıtım ve çözümleriyle pazarda lider konumda bulunan Komtera Teknoloji uzmanları, mobil cihazların ekonomide nasıl devrim yarattığının altını çizerken mobil platformlardaki güvenli ödeme hizmetlerinin yarattığı dijital kimliklerin, geleneksel kimliklerin yerini alacağını belirtiyor.

Kimlik oluşturma ve doğrulama için çeşitli ülkelerde kullanılmaya başlanan dijital kimlikler alışveriş, sağlık, eğitim ve finansal hizmetler gibi pek çok alanda fayda sağlayarak güven çatısı altında kullanıcı deneyimini geliştiriyor. Mobil cihazlar üzerinden yapılan işlemlerin önemli bir kısmını oluşturan mobil ödeme yöntemleri, dijital kimlik kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte daha güvenli hale gelmeye başlıyor.

Bir son kullanıcının, bir mobil cihaza bağlı olarak gerçekleştirdiği ve mal veya hizmet göndermesine ya da almasına olanak tanıyan kimlik doğrulama işlemlerine mobil kimlik adı veriliyor. Dijital ortama aktarılmış kullanıcı veya vatandaşlık bilgisi ya da finansal hesap verileri ile cihaz kimlik bilgileri kullanıcıların mobil kimliklerini oluşturuyor.


Ekonominin Geleceğini Mobil Platformlar ve Dijital Kimlikler Oluşturacak

Mobil platformların popülerleşmesi, yeni uygulamaların geliştirilmesi ve kullanıcıların güvenli ödeme sistemlerine karşı artan ihtiyacı nedeniyle dijital kimlikler, ekonomik büyümenin ana mekanizması olmayı sürdürecek. Komtera Teknoloji güvenlik uzmanları, dijital kimliklerin neden geleceğin ekonomisini oluşturduğuna dair altı nedeni sıralıyor.

1. Mobil cihazların etkisi dünya genelinde artıyor. Dünya genelindeki toplam kullanıcı sayısının 5 milyara ulaşmasıyla mobil cihazlar, en popüler global platformu oluşturuyor. Mobil cihaz kullanımı Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da %63, Asya Pasifik’te %68 ve Afrika’da %44’e erişmiş durumda bulunuyor. Bunun dışında ön ödemeli kartlar dünya genelinde %76 yayılım gösteriyor.

2. Dijital bir kimlik, doğrulayıcı olarak kullanılabiliyor. Mobil numaralarımızı bir nevi tanımlayıcı olarak kullanarak değişik niteliklerinden faydalanmak dinamik kimlikler yaratmamızı sağlıyor. Mobil cihazların bu işlevi, daha etkili ve kolay bir şekilde kimlik doğrulamaya el veriyor ve bireyler arasında güvenli ödeme sağlayabiliyor.

3. Mobil cihazlar, birden fazla yerde kullanılabilecek bir kullanıcı bilgisi oluşturuyor. Günümüzde insanların çevrimiçi hesaplarında kullandığı ve zaman zaman hatırlamakta zorlandığı çok fazla şifresi bulunuyor. Hele ki çeşitli çevrimiçi platformları kullanan 20.000’den fazla kişiden toplanan verilerle oluşturulan istatistik çalışmasında bir kullanıcının ortalama 90 çevrimiçi hesabı olduğu ortaya çıkmışken alışveriş, sağlık, eğitim ve finansal hizmetler gibi alanlarda birçok dijital servisin herhangi birine ulaşmak için değişik kullanıcı adı ve şifre bilgileriyle uğraşmanın can sıkıcı olduğu herkesçe kabul ediliyor. Dijital ekonomide ise böyle bir sorun kalmıyor çünkü kullanıcı deneyimini rahatlatmak için kullanıcı bilgileri dijital servis sağlayıcıları arasında paylaşılarak tek bir güvenli tanımlayıcının tüm hesaplara erişim için kullanılması sağlanıyor.

4. Dijital kimlik şemaları şimdiden kullanıyor ve gün geçtikçe gelişiyor. Çin, Estonya, Azerbaycan gibi ülkeler şimdiden dijital kimlik kullanımı devreye sokmuş durumda bulunuyor. Dijital kimlikler şu an bir bardak kahve satın almaktan çok daha fazla önemli nedenlerle kullanılıyor.Örneğin Çin, uluslararası olarak kullanılabilen bu dijital kimliklere oldukça yüksek seviyelerde yatırım yapıyor ve bu kimliği kullanan 62 milyondan fazla kullanıcı, günde ortalama 450 milyondan fazla ödeme işlemi gerçekleştirerek durumu benimsediğini göstermiş oluyor. Dijital kimlikler vergi ödemekten sürücü lisansı taşımaya kadar bir çok alanda kullanılıyor.

5. Mobil cihazlar, her gün biraz daha popüler bir servis platformuna dönüşüyor. Mobil cihazlar, yeni jenerasyonlar için servis ve ürünlere erişmek adına mutlaka sahip olunması gereken bir araç olduğundan gitgide daha popüler bir platforma dönüşüyor. Dünya genelinde web trafiğinin %52’si mobil üzerinden sağlanıyor. Örneğin, Twitter kullanıcılarının %80’i erişimini mobilden gerçekleştiriyor ve Twitter’daki videoların %93’ü mobil cihazlardan izleniyor. Servis sağlayıcılar da bu etkili akımı odaklarına alarak mobilde daha fazla imkan yaratmaya çalışıyor. Çeşitli bankalar kişilerin parmak izlerini kullanarak finansal servislere erişim izni veriyor. Sosyal ağlar gibi servis sağlayıcıların kimi artık önce dijital kimlik kartı, daha sonra da bir selfie’yle yüz tanıma sistemleri eşliğinde kişilerin kimliğini doğrulamasını bekliyor.

6. Mobil cihazlar, her zaman basit bir kullanıma sahip olmasıyla öne çıkıyor. Mobil cihazlar artık günlük hayatlarımızın bir parçası halinde ve sadece bir akıllı telefon ile birkaç saniye içinde birçok ürün ve servis kullanabiliyor. Alışveriş deneyiminin bu sayede değiştiği ve mobilin merkezde bulunduğu bu devrim niteliğindeki yeni ekonomide dijital kimlikler de altyapıyı oluşturuyor. Devamlı olarak yeni uygulamaların geliştirilmesi ve kullanıcıların güvenilir ödemelere karşı artan ihtiyacı nedeniyle bu yeni sisteme uyması, büyümenin ana mekanizması olmayı sürdürecek.

2023 yılında yaklaşık 8.5 milyon kişi freelance olarak çalışacak!

Dünya Ekonomik Forumu, geleceğin meslekleri hakkında yaptığı araştırmada gittikçe yaygınlaşan esnek çalışma sistemlerine dikkat çekiyor. Öyle ki 2027 yılında sadece ABD’de; işgücünün yüzde 36‘sını oluşturan 57 milyondan fazla kişinin, freelance (serbest) olarak çalışacağı tahmin ediliyor. Geçen yıl esnek çalışma modelini benimseyen şirketlerin sayısının yüzde 26 artması bu tablonun bir diğer destekçisi.

Türkiye de dünyadaki bu eğilimi yakından takip eden ülkeler arasında yerini alıyor. 2023 yılında yaklaşık 8.5 milyon freelance çalışanın Türkiye iş piyasasındaki yerini alması bekleniyor. Projeleri için uzman bulmakta zorlanan işverenlerle, freelancer’ları bir araya getiren online iş platformu SanalUzman’nın üye sayısının 6 bin 500’ü aştığını, bu tablonun Türkiye’deki iş yapış biçimleri hakkında önemli sinyaller verdiğini anlatan SanalUzman Genel Müdürü Niyazi Bekiroğlu, rakamlara dikkat çekiyor.

Zaman ve mekândan bağımsız esnek çalışma modelleri konusunda pratiği oldukça zayıf bir coğrafya olan Türkiye için farklı bir disiplin sunan platformumuz, iş veren ve iş alan kişileri aynı platformda buluşturuyor. Kapalı ofis ortamında çalışmayı sevmeyen, sabit maaşa ve kurum kurallarına bağlı kalmak istemeyen ya da sabit kazancı olsa da ek gelire ihtiyaç duyan tüm uzmanlara kapılarını açıyor. Ülkemizde yaklaşık 1.2 milyon kişi freelance olarak çalışıyor. Biz de bu kitlenin işverenlerle ve yetkinliklerine uygun projelerle buluşmasına fırsat sağlıyoruz. Türkiye için esnek çalışmak artık bir yan model değil, başlı başına bir pazar. 2023 yılında yaklaşık 8.5 milyon freelance çalışan Türkiye iş piyasasındaki yerini alacak. Bu rakam daha da artabilir.” 

Şu anda üye sayılarının 6 bin 500’ü aştığını anlatan Bekiroğlu, “Sitemiz üzerinde yapılan işlerin ortalama değeri 1.060 TL civarında. Yazılım, tasarım, çeviri, metin yazarlığı, reklamcılık, satış pazarlama, danışmanlık gibi birçok alanda proje bazlı iş imkânları sistemimizde bulunuyor. Nitelikli yetenekleri olan uzmanlar, site üzerinden asgari ücretin dört beş katı aylık gelir kazanabiliyor. Bu nedenle platforma ilgi büyük. Büyüme hızını göz önüne alarak yıl sonunda üye sayımızın 20 bini aşmasını hedefliyoruz” dedi.

SanalUzman nasıl çalışıyor?

Üyelerine, istedikleri işi ve projeyi bulma kolaylığı sağlayan SanalUzman; beyaz yakalı, 18 – 50 yaş arası, teknolojiye hâkim, bilgisayar üzerinden iletişim faaliyeti yürütebilen; yazılım, tasarım, editörlük, çeviri, danışmanlık, internet üzerinden satış temsilciliği, sosyal medya ticareti alanlarına ilgi duyan tüm uzmanları iş platformuna bekliyor.

SanalUzman’ın geliştirdiği, SincApp Uygulaması ve Hakemlik Sistemi bu iki soruna da çözüm niteliğinde. İşverenlerin kaliteli hizmet, uzmanların ise ödeme almakta yaşadıkları sıkıntılara son vermeyi amaçlayan SincApp uygulamasını kullanmayı tercih eden üyeler, SincApp’ı bilgisayarlarına indirerek; işlerini, çalıştıkları programları, çalışma saatlerini ekran ve dilerlerse kamera görüntüsü hâlinde sistemde tutabiliyor. İşverenler, uzmanların tuttuğu SincApp verileri sayesinde işin aşamalarını istedikleri zaman takip edebiliyor. SincApp’ın, iş sürecini kolaylaştıran ve hızlandıran başka avantajları da bulunuyor.

Herhangi bir anlaşmazlık durumunda ise SanalUzman’ın geliştirdiği Hakemlik Sistemi devreye giriyor. Bu uygulama kapsamında; SanalUzman Hukuk Departmanı, SincApp verilerini uzmanın veya işverenin yetkilendirmesiyle inceliyor, avukat ve bilirkişi yardımı ile en doğru karara varıyor. Bu esnada projenin ücreti SanalUzman’ın güvenli hesabında bekletiliyor. Taraflar arasında uzlaşma sağlanarak uzmana hak ettiği ücret iletiliyor. Uzlaşmanın sağlanamaması durumunda ise SincApp kayıtları; mahkemelerde delil niteliği taşıyor.

Online iş platformu SanalUzman hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Türk girişimci Kickstarter’a damga vurdu!

0

Girişmcilerin maddi kaynak aradığı Kickstarter’da bir Türk girişimci 26 günde 398 bin dolar gibi ciddi bir destek almayı başardı. Peki, Kickstarter’a damga vuran bu girişim ile ne yapılacak?

Tesla Pickup özellikleri netleşmeye başladı!

Kickstarter’a damga vuran Türk girişimci!

MUWI isimli Amerikan ve Türk ortaklı firması, Kickstarter’da destek arayışı içine girdi ve 26 günlük süre içinde 398 bin dolar gibi büyük bir kaynak elde etti. Bu proje için koyduğu hedef ise 35 bin dolardı. MUWI’nin girişimi, kaynak için talep edilen sürenin bitmesine yaklaşık 3 gün kala, hedeflenen rakamın 10 katından fazlasını elde etmeyi başardı.

MUWI tarafından başlatılan projenin ürünü ise, video çekmek isteyenlerin işine yaracak son derece faydalı ekipmanlardan oluşuyor. MUWI adı verilen aksesuar, görsel açıdan şov yapmanıza yardımcı olacak bir cihaz. 

türk girişimci

Akıllı telefonlar ve DSLR fotoğraf makineleri ile tam uyumlu olan bu cihaz, video çekimlerinize fantastik hareketler eklemenize yardımcı olacak. 

muwi

Selfie çubukları, gimball’lar ve daha pek çok akseuar ile uyumu olan MUWI, nesne takibi yaparken, 4 eksenli optik görüntü sabitleme özelliklerinde de faydalanabilecek. 

https://youtu.be/QbdRwYxq2w8

Sinematik çekimler konusunda da yayınlanan örnekler son derece etkileyici, Ayarlanabilir tekerlik yapısı, görsel açıdan etkileyici açıları ve hareketleri yapmak üzere tasarlanmış. MUWI’nin başlattığı proje kapsamında yapılan bağışlar ise, farklı paketler ile ödüllendirilecek. Bağış yapanlar, yaptıkları bağış miktarına göre, MUWI’nin farklı paketlerine sahip olabilecek. 

Aksiyon kameraları ile DSLR fotoğraf makineleri, telefonlar ve aynasız fotoğraf makineleri için de uyumlu olan MUWI’nin Kickstarter linkine ve bağışlar karşılığında alabileceğiniz paketlere bu linke tıklayarak daha yakından bakabilirsiniz.

RFID etiketi kimyasal algılama yapabiliyor

0

MIT mühendisleri, kimyasal algılama yapabilen RFID etiketi geliştirdi. Yeni RFID etiketi, gıdadan enerjiye kadar birçok sektörde kullanılabilir.

RFID etiketi ile algılama

MIT’in mühendislik uzmanları, RFID (radyo frekansı tanımlama) etiketlerini daha güvenilir hale getirmek ve ortamdaki kimyasalları algılamak için yeni bir yöntem buldu. Tak – Kullan özelliğindeki yeni tasarım, tipik bir bataryaya ihtiyaç duymuyor. Sistem, boruları ve gaz konteynırlarını kontrol eden şirketler için büyük kolaylıklar sağlayacak potansiyele sahip. Ayrıca gerekli okuyucu sayısını minimuma indirecek olan RFID etiketleri, maliyetlerin de azalmasını sağlayacak.

Kimyasal algılaması yapan RFID etiketleri, 10 metreye kadar iletişim sağlayabiliyor. Böylelikle çevresindeki kimyasalların kablosuz takibini mümkün hale getiriyor. Glikoz algılama için testlerini yapan araştırmacılar, bu çalışmada başarılı oldular. Gelecekte, araştırmacılar, çevresel karbon monoksiti tanımlayabilen RFID etiket sensörleri geliştirmeyi hedefliyorlar.

Tesla pickup özellikleri belli olmaya başladı!

Elektrikli Tesla pickup modeli, geleceğin pickup araçlarına yeni bir örnek olacak. Çift motorlu Tesla pickup, şirketin sedan araçlarından sonraki yeni hedefi oldu.

Tesla pickup çift motorlu olacak

Bu yıl içinde Türkiye pazarına girmesi beklenen Tesla, bir yeni model aracını daha tanıtmaya hazırlanıyor. Ancak bu model daha öncekiler bir saden olmayacak. Tesla, Model Y aracının üretimi sonrasında piyasaya bir pickup sürmeye hazırlanıyor. Ağır yüklü araç olarak sınılandırabileceğimiz bu model, çift motorlu olması ile dikkat çekiyor. Üstelik elektrikli tahrik sistemine sahip olacak olan araç, gelecek nesil pickup modellerine bir örnek oluşturacak.

Ford F150 boyutlarında olması planlanan dört çekerli yeni modelde, iki adet elektrikli motor kullanılacak. Büyük bir batarya paketinin de yer alması planlanan aracın, 45-800 km menzile sahip olması hedefleniyor.

6 kişi kapasiteli aracın çıkış tarihi konusunda henüz net bir bilgi verilmedi. 18-24 ay içinde üretilebileceği tahmin edilen araç için acele edilmeyecek. Tesla’nın öncelikli hedefleri arasında Model 3 üretiminde hedefine ulaşmak ve Model Y aracını başarılı bir şekilde piyasaya sürmek var.