Apple AR devrimine hazırlanıyor

0

“Next big thing” peşindeki Apple’dan sızan haberler, şirketin CEO’su Tim Cook’un, artırılmış gerçeklik teknolojisi konusunda çok heyecanlı olduğunu ve bu alana büyük yatırım yapmaya hazırlandığını ortaya koyuyor.

Tim Cook, 2011’de Apple’ın başına geldiğinden beri akıllı saatler, sürücüsüz otomobiller, artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik gibi konularda önemli adımlar atıldı. Bu adımların öncüsü olarak Apple’ın ön plana çıkacağı düşünülüyordu ancak ne var ki, Steve Jobs gibi bir efsaneden sonra CEO görevini üstlenen Tim Cook’un, büyük bir hata yaparak zarar ederek Steve Jobs ile mukayese edilmesi riskine girmek istemediği için, mevcut ürünleri daha çok para kazandıracak hale dönüştürmeye odaklandığı düşünülüyor. Tim Cook gerçekten de Apple’ın gelirlerini arttırdı, satışları zirveye taşıdı ancak dünyanın Apple’dan beklediği, bir sonraki büyük devrimi bir türlü yapamadı. 

Akıllı saati kim takıyor?

Büyük heyecanla beklenen Apple akıllı saati bile, Samsung’un akıllı saatinden iki sene sonra piyasaya çıktı ve mevcut iPhone sahipleri için gösterişli bir aksesuardan öteye geçemedi. 

Ancak Tim Cook’un bir sonraki büyük şey konusunda artırılmış gerçeklik teknolojisine odaklandığı artık sık sık dile getiriliyor. Cep telefonlarının kullanım alanını yeni bir düzeye taşıyacak olan artırılmış gerçeklik teknolojisi sayesinde günlük yaşamın büyük oranda değişeceği, renkleneceği ve zenginleşeceği düşüncesine sahip olan Tim Cook’un, çok yakında sahneye çıkarak, Apple’ın özelleştirdiği ve kullanımını kolaylaştırdığı bir artırılmış gerçeklik ürünü tanıtmasına herkes kesin gözüyle bakıyor. 

Dolayısıyla, “the next big thing” için artırılmış gerçeklik teknolojisi ile karşılaşmaya hazır olalım.

Kaspersky Lab, OPC Foundation üyesi oldu

0

Kaspersky Lab, OPC Foundation’a katıldı. Küresel bir kuruluş olan OPC Foundation, pazarlardan bağımsız olarak çoklu tedarikçi, çoklu platform, güvenli ve güvenilir endüstriyel birlikte çalışabilirlik için veri ve bilgi aktarım standartları oluşturuyor.

Bu üyelikle birlikte OPC’nin tüm spesifikasyon ve araçlarına erişme hakkı elde eden Kaspersky Lab, endüstriyel siber güvenlik çözümü olanKaspersky Industrial CyberSecurity’nin birlikte işlerliğini yeni bir seviyeye çıkaracak.

Çok tedarikçili ICS platformları arasında kesintisiz bilgi akışını garanti altına alan OPC, endüstriyel otomasyon ve diğer endüstrilerde veri ve bilgilerin güvenilir bir şekilde paylaşımı için meydana çıkmış birlikte çalışılabilirlik standardıdır. OPC standardı için gerekli şartlar, 460’tan fazla endüstri tedarikçisi ve yazılım geliştiricinin işbirliğiyle yaratılıyor ve Kaspersky Lab böylece siber güvenlikle ilgili yeni OPC standartlarının geliştirilmesine katkıda bulunacak.

Söz konusu üyelikle birlikte Kaspersky Lab, OPC UA (Unified Architecture / Birleşik Mimari) yapısına destek sağlayacak ve OPC kütüphanelerini endüstriyel siber güvenlik çözümü dahilinde kullanabilecek. Bundan böyle OPC Sertifikasyon Laboratuvarı’na erişimi olan şirket, çözümünün protokolün tüm özellikleriyle pürüzsüz bir şekilde birlikte çalışabilmesi için gerekli testleri gerçekleştirebilecek.

Sertifikasyon tamamlandıktan sonra Kaspersky Industrial CyberSecurity çözümü, OPC protokollerini kullanan müşterilerin heterojen endüstriyel ortamlarına sorunsuz bir şekilde entegre edilebilecek. Bu sayede SCADA sunucuları, HMI panelleri, mühendislik iş istasyonları, PLC’ler, ağ bağlantıları ve diğer organizasyonel ve endüstriyel öğeler OPC’ye uyumlu ve çok katmanlı korumaya sahip olabilecekler.

IBM’den Türkiye’de ilk Dijital Tasarım Stüdyosu

0

IBM, Türkiye’deki ilk dijital tasarım stüdyosunu kurmak üzere Turkcell ile iş birliğine vardı. Açılacak yeni stüdyo, Turkcell’in ürünlerini ve hizmetlerini dijitalleştirmeye, yeni dijital ürün ve hizmetler üretmeye yönelik çalışmalarında fark yaratacak deneyimler tasarlanması için destek verecek.

Yapılan iş birliğiyle IBM, Turkcell’e özel kurduğu Dijital Tasarım Stüdyosu aracılığıyla hizmet verecek. Turkcell aynı zamanda dünyanın en büyük küresel dijital ajansı olan IBM iX’den (Interactive Experience – Etkileşimli Deneyim) dijital danışmanlık ve deneyim tasarımı konularında hizmet alacak.

IBM Türk Genel Müdürü Defne Tozan Turkcell ile yaptıkları iş birliğiyle ilgili şunları söyledi: “Tüm dünyada dijital dönüşüm yeni trend haline geldi, etkileşim tasarımı ve dijital deneyim müşteri deneyiminde özel bir yere sahip oldu.Bu stüdyo, Turkcell’in çeşitli kanallarda ve müşteriyle temas noktalarında dijitalleşmesini bir üst noktaya taşımasında önemli bir rol oynayacak. İki şirket tarafından atılan bu adım, dijital teknolojilerle desteklenen, yeni ve cazip müşteri deneyimleri yaratma konusundaki vizyonunu yansıtıyor.”

Turkcell Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Serkan Öztürk, Turkcell için dijitalleşmenin çok önemli ve ana odaklardan biri olduğunun altını çizerek şöyle konuştu: “Mobil teknolojiler bize artık konuşmanın ötesinde hayata dair pek çok şeyi mobil olarak sunabilmemiz için fırsat veriyor. Müşterilerimize en kapsamlı mobil hayatı, ihtiyaçlarına ve kendilerine özelleşmiş olarak sunmak için çalışıyoruz. Bu noktada yaptığımız iş birliği müşterilerimize eşsiz bir dijital deneyim yaşatmak adına son derece önem taşıyor.”

POS sistemlerinin geleceği ne olacak?

0

Perakende sektörü için POS sisteminin daha modern bir hale gelmesi, gün geçtikçe daha fazla önem kazanmaya başladı. Birçok ticari işletme, müşterilerinin alışveriş deneyimini zenginleştirmek için çoklu-kanal çözümlerine yöneliyor ve şirket içi pazarlama özelinde farklı çözümler deniyor.

Bu dönüşümün hayata geçişi sürecinde, bayilerin POS’ta mobil öncelikli bir yaklaşım benimsemeleri ve değişen tüketici ihtiyaçlarına daha zengin bir şekilde cevap verebilmeleri önem kazanıyor. Küresel anlamada her 10 tüketiciden 8’i alışveriş yaparken bilgisayar, akıllı telefon, tablet ya da dijital mağaza içi teknolojilerini kullanıyor.

Teknolojik yenilikler ve genişbant bağlantı teknolojileri, müşteri davranışlarını ve beklentilerini önemli oranda etkilemiş durumda. Müşterilerin  yüzde 82’si bir mağazada alışveriş yaparken, telefonlarına başvuruyorlar. Ticari işletmeler için bir diğer önemli nokta ise mağazalarına farklı ödeme sistemleri adapte edebilmek. Dünya genelinde mağazaların yüzde 46’sı halihazırda mobil POS kullanmıyor ve %23’ü ise bu cihaz üzerinden ödeme kabul etmeyen/edemeyenlerden oluşuyor.

Yeni teknolojiler müşteri beklentilerini etkiliyor

Mağazaların yüzde 62’si müşteri verilerinin kendilerinin en önemli önceliği olduğunu söylüyorlar. Buna rağmen, mağazalara gelecekleri hakkında sorular sorduğumuzda her 4 bayiden 3’ü önümüzdeki 12 ayda mağaza içi mobil çözümler için ayrılacak bütçeyi artırmayı hedeflediğini belirtiyor. Her 2 bayiden 1’i ise POS ödeme seçeneklerini genişletmek için yapacakları harcamaları artıracaklarını söylediler.

Son araştırmalar gösteriyor ki müşteriler alışveriş deneyimlerini kanallara göre ayırmıyorlar ve mağazalar bu dijital çağda öne çıkmak istiyorlarsa, müşteri beklentilerine uyum sağlamaları gerekiyor. Mağazalar, kurulumu kolay veri çözümleri sayesinde online ve offline servisleri birbirine bağlayarak üstün bir müşteri deneyimi sağlayabilirler. Mağazaların yüzde 62’si, müşterinin mağaza içi deneyimini anlamanın bütünsel anlamda müşteri yolculuğunun önemli bir parçası olduğunu kabul ediyor.

Mağazaların geleceği, müşteri ilişkilerini güçlendiren ve müşteri deneyimini arttıran, bunun yanı sıra, mağaza yöneticileri için günlük operasyonları kolaylaştıran teknolojinin sektöre daha fazla adapte edilmesine bağlı. Perakendeciliğin geleceği, müşteri ilişkilerini güçlendirmek ve müşteri deneyimini geliştirmek için geleceği teknolojisine daha fazla odaklanmak hem günlük hem de uzun vadeli çözümlerin çok daha etkili olmasını sağlayacaktır.

Polis, Google’da arama yapanlar için arama emri çıkardı

0

ABD’de ilginç bir hırsızlık vakası, polisin bir semtte belli bir tarih aralığında, belli bir ifadeyi aratanlar için arama emri çıkarmasına neden oldu.

Edina yaşanan hırsızlık olayında, kurbanların kredi kartı ve kişisel bilgileri kullanılarak 28.500 dolarlık hırsızlık yapıldı. 

Kurbanın kişisel bilgilerini sosyal medya mühendisliği ile elde eden hırsızları yakalamak için Polis şimdi Google üzerinde iz sürmek istiyor. Polis, Google’dan Aralık ayı içinde kurbanın ismini internette aratan kişilerin peşine düştü. Google bu arama iznine itiraz edeceklerini açıklasa da mahkemenin talep ettiği verileri polise vermek zorunda. Polis ise aradığı verileri Google’dan aldığında, şüphelilerin evine baskın yaparak, hırsızı yakalamaya çalışacak.

Polisin bu yeni soruşturma yöntemi ise şimdi ülkede yeni bir tartışmayı körüklemek üzere. Bazı çevreler bunun özgürlükleri kısıtlayan ve polis devleti olma yolunda tehlikeli bir adım olduğunu savunuyor. Polis ise bu yöntemle, hırsızları açığa çıkarmanın mümkün olacağını savunuyor.

Yine de artık insanlar komşularını veya merak ettikleri, ya da bir iş toplantısı öncesinde bilgi almak için birinin ismini Google’da aratırken büyük tedirginlik yaşayacaklar. İsmini arattığınız insanın başına bir şey gelirse, siz de şüpheliler arasına girebilirsiniz.

Epilepsi hastası gazeteciye mesaj gönderdi ve tutuklandı

0

ABD’de, Twitter üzerindeki bir mesajlaşma, bir kişinin ölüm tehlikesi geçirmesi, diğerinin ise tutuklanmasıyla sonuçlandı.

Epilepsi hastası olduğu bilinen gazeteci Kurt Eichenwald’ın Twitter’da aldığı bir mesaj, neredeyse ölümüne neden oluyordu. Epilepsi krizini tetikleyecek şekilde yanıp sönen, flaşlar çakan bir animasyon içeren mesajı gönderen John Rayne Rivello, “yazdkların nedeniyle bunu hak ettin,” ifadesini de mesaja eklemişti.

Polis soruşturması sonucunda yakalan 29 yaşındaki John Rayne Rivello’nun özel mesajları da incelendiğinde, arkadaşları ile mesajlaşmalarında “bakalım bunu görünce ölecek mi?” ifadesini kullandığı da kayıtlara geçti. Böylece cinayete teşebbüsten hakkında dava açılan John Rayne Rivello’nun, gazeteci adına açılan Wikipedia sayfasında gazeteciye ölüm tarihi eklediği ve bu tarihi mesajı gönderdiği gün olarak değiştirdiği de anlaşıldı.

Tüm delilleri değerlendiren yargıç ise Rivello’nun tutuklu yargılanmasına karar verdi. 10 yıl hapis istemiyle yargılanan sanık, dijital saldırı ile cinayet işlemeye teşebbüs suçundan tutuklanan ilk insan oldu.

 

Bordro tebliğleri e-ortamda yapılabilecek

E-dönüşüm kapsamında sunulan uygulamalar, kurumlara katma değer sağlarken, vatandaşların da hayatını kolaylaştırıyor. Geleneksel bordrolama süreçleri imzalama, baskı ve teslimat gibi nedenlerden dolayı zaman kaybına yol açıyor. Özellikle farklı lokasyonlarda çalışanları bulunan kurumlarda bu maliyetler önemli bir gider kalemi oluşturuyor. E-GÜVEN, yenilikçi ürünü Belgepro ile kurumların toplu bordro oluşturma ve gönderme işlemlerini kolaylaştırıyor. Belgepro ile yüzlerce bordro oluşturma, bu bordroları toplu olarak imzalama ve dağıtma işlemleri dakikalar içinde tamamlanıyor.

Artık bordrolar zaman damgalı

Belgepro ile gönderilen bordroların çıkış ve teslim anlarına zaman damgası ekleniyor. Böylece tebliğ-tebellüğ süreçleri yasal zeminde gerçekleşiyor, gönderiler hızlı ve güvenilir şekilde ulaştırılıyor. Çalışanlar da bordrolarını kendilerine özel oluşturulan bir şifre ile diledikleri zaman güvenilir şekilde görüntüleyebiliyor. Güvenliğin ön planda tutulduğu Belgepro sayesinde İK yetkilileri kendi alanlarında çalışmalarını gerçekleştirip, çalışanlara kısa süre içerisinde bordrolarını gönderebiliyor. Birden fazla alt kuruluşa sahip işletmelerde ise her şirketin kendi İK yetkilisi tek bir platform üzerinden kendine özel alanda bordrolama işlemini yapıp gizlilik içinde bordrolama sürecini kolaylıkla tamamlayabiliyor.

Bordro tebliğleri e-ortamda yapılacak

E-dönüşümün ölçek bağımsız tüm kurumlara tasarruf, katma değer, rekabette öne çıkma, hız ve verimlilik gibi önemli avantajlar sağladığını belirten E-GÜVEN İş Geliştirme, Satış ve Pazarlama Direktörü Ayşegül Tüzün, “İş Kanunu kapsamında kurumların zorunlu olduğu çalışanlara bordro tebliğ etme işi, Belgepro ile hızlı ve güvenilir şekilde ve elektronik ortamda yapılabiliyor. Tek bir uygulama üzerinden kurumların çoklu belge işlemlerini tamamlayabilmelerini sağlayan çözüm, özellikle çalışan sayısı fazla ya da çalışanları farklı lokasyonlarda bulunan kurumlarda insan kaynakları departmanlarının iş yükünü hafifletiyor. Bu çözümle İK süreçlerinde gizlilik prensipleri gözetilerek tebliğ ve tebellüğ etme, arşivleme ve raporlama kolaylığı gibi birçok kazanım sağlanıyor.” dedi.

e-arşiv fatura adedi 1 milyarı geçti

Gelir İdaresi Başkanlığı’nın (GİB) 2016 yılı verilerine göre, yıllık düzenlenen e-fatura adedi 170.673.313, e-arşiv fatura adedi ise 1.005.239.719 oldu. E-dönüşüm uygulamaları regülasyonlar ve artan taleplerle hızla yayılmaya devam ediyor. E–dönüşüm ile kâğıda dayalı işlemlerdeki maliyetlerle birlikte sık rastlanılan evrakların kaybolması, teslim edilememesi veya günlerce bekleyen işlemler geride kalıyor.

E-dönüşüm uygulamaları kâğıt, işçilik, postalama ve depolama gibi alanlarda sağladığı tasarruflarla ülke ekonomisine önemli katma değer sağlıyor. İşlemleri hızlandıran ve kolaylaştıran e-dönüşüm hizmetleri çevreci olmasıyla da dikkat çekiyor. Zarf sektöründe 20 seneyi aşan tecrübe ve uzmanlığıyla bilinen Doğan Zarf, e-dönüşüm alanında da hizmet vermeye başladı. Firma, GİB’den aldığı onayla Doğan E-Dönüşüm Hizmetleri olarak müşterilerine e-fatura, e-defter ve e-arşiv hizmeti sunuyor.

Zarf sektöründeki gücünü e-dönüşüme yansıtacak

2014 yılının başından itibaren 10 milyon TL ve üzeri ciroya sahip firmaları kapsayan e-dönüşüm uygulamaları, ek düzenlemeler ile daha fazla alanda kullanılmaya başlandı. Zarf sektöründe 35 ülkeye hizmet veren ve sektörünün lideri olan Doğan Zarf, e-dönüşümün gücüne inanarak yeni bir şirket ile bu alanda da faaliyet gösterme kararı aldı. Doğan Zarf bünyesinde faaliyet gösteren Doğan E-Dönüşüm Hizmetleri, uzman kadrosu, Ar-Ge gücü ve yenilikçi teknolojisi ile müşterilerine e-fatura, e-defter ve e-arşiv alanında fırsatlar sunuyor.

Şirket satın almak dahil önemli yatırım planları mevcut

Zarf sektöründe 20 yılı aşkın deneyime sahip olduklarını ve sektörlerinde lider olduklarını ifade eden Doğan E-Dönüşüm Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Doğan “Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de e-dönüşüm hızla yaygınlaşıyor. Güçlü sermayemiz ile tecrübemizi birleştirerek e-dönüşüm alanına yatırım yapma kararı aldık. Bu sektörün de öncüsü olmayı hedefliyoruz. E-fatura, e-defter ve e-arşiv çözümlerimiz ile müşterilerimize ve ülkemize katkı sağlamak üzere yola çıktık. Önümüzdeki dönemde e-dönüşüm alanına yönelik yatırımlarımızı, bünyemize şirket katmak da dahil olmak üzere artırmayı planlıyoruz.” dedi.

Intel, hata aramak için ödül programı açıkladı

0

Yazılım ve internet şirketlerinin, sistemdeki hataları, bug’ları, açıkları bulmak için araştırma yapan kişilere vadettiği ödül programlarına alışıktık. Ancak işlemci devi Intel, tarihinde ilk kez böyle bir ödül programını hayata geçirdi.

30 bin dolar ödül

HackerOne servisinde duyurusu yapılan programa göre Intel yazılımları, Intel firmware ürünleri ve Intel donanımları dahilinde hata bulan ve bunu firmaya bildiren araştırmacılara 500 dolar ile 30.000 dolar arasında ödül verilecek.

Ancak bazı Intel ürünleri bu kampanya dahilinde değil. Intel Security (McAfee) ürünleri ödül programının dışında tutuluyor. Intel’in web sayfası ve servisleri yine program dışında.

Bu yeni ödül programı sayesinde Intel ürünlerinin çok daha stabil ve güvenli olması bekleniyor. 

Apple Çin’de AR-GE merkezi kuruyor

0

Apple, Çin’de iki yeni AR-GE merkezi kurmak için 507 milyon dolarlık bütçe ayırdığını duyurdu. Apple daha önce de Beijing ve Shenzen’de iki AR-GE ofisi açacağını duyurmuştu ancak bu ikisinin bütçesi 45 milyon dolarla sınırlıydı.

Ülkenin iki büyük şehri, Shanghai ve Suzhou’da kurulacak olan yeni AR-GE merkezleri şirketin lokal teknoloji şirketleri ile işbirliğini geliştirerek Apple’ın Çin’deki varlığını güçlendirme amacını taşıyor.

Apple, Çin’deki varlığını korumak için önemli bir çaba sarf ediyor. Geçtiğimiz yıl Çin’in Apple uygulama marketine önemli erişim yasakları getirmesi, Apple hissedarlarını kızdırmış, hissedarlar CEO Tim Cook’u Çin yönetimi ile iyi ilişkiler kuramamakla suçlamışlardı. Bunun üzerine Tim Cook apar topar Çin’e giderek devlet liderleri ile görüşerek, önemli sözler vermek durumunda kalmıştı. Çin’de açılan 507 milyon dolarlık iki AR-GE merkezinin de bu sözlerden biri olduğu düşünülüyor.

Yeni merkezler sayesinde Çin’li teknoloji şirketleri, Apple’ın deneyimlerinden önemli kazanımlar elde edecekler. Apple mühendisleri ile birlikte ürün geliştirecek olan Çin’li mühendisler ve şirketler, önemli bir teknoloji avantajı elde edecekler. Apple’ın bu şirketlerle işbirliği onların dünyaya açılmasına da yardımcı olacak.

Apple ayrıca, yerel okullarda ve üniversitelerde de çeşitli projelere destek vererek öğrencilerin eğitimine katkıda bulunacak.

Apple’ın Çin’deki tüm bu çabalarını 1 milyardan fazla insanın yer aldığı Çin pazarından her yıl onlarca milyar dolar kazanmanın maliyeti olarak görmek gerekiyor.

Sosyal medyaya Avrupa’dan bir ay süre

Sosyal medya servisleri Facebook, Twitter ve internet devi Google ve hatta haber yayını yapan MSN, Yahoo gibi dijital servisler, Avrupa’dan önemli bir ültimatom aldılar.

Avrupa Komisyonu dijital haber servislerine, yayınlarında Avrupa yasalarına uygun olmayan detayları temizlemeleri için bir ay süre tanıdı. Bu süre sonunda yayınlardaki sorunlar giderilemezse, ilgili servislere erişim yasağı ve para cezaları uygulanacak.

Özellikle Facebook, Twitter ve Google’ı hedef alan yeni karar, yine özellikle bu üç servisten bir ay içinde, yayınlarını Avrupa Birliği kurallarına nasıl uygun hale getireceklerine dair bir plan sunmalarını istiyor. Elbette planı sunmak sorunları çözmüyor, bu planların mümkün olan en hızlı şekilde sorunların çözüleceğine dair komisyonu ikna etmesi gerekiyor. Ardında komisyon, sorunların çözülme sürecini yakından izleyecek ve işlerin yavaşlaması durumunda yine cezalar devreye girebilecek.

Sahte haberler çığırından çıktı

Avrupa Birliği özellikle sosyal medyadaki sahte haberlerden son derece rahatsız. Sahte haberlerin ABD’de Trump’ı başkanlığa taşıdığını gördükten sonra bütün Avrupa devletleri seçimlerde bir Facebook darbesiyle iktidarı kaybetme korkusunu taşımaya başladı.

ABD seçimleri sırasında, Obama yönetiminin ve Clinton ailesinin Avrupa’daki bazı çocuk istismarı operasyonlarında başrolü oynadığına dair haberler sosyal medyada hızla yayılmış, başkan ve yardımcılarının küçük çocuklarla yakın halde çekilmiş videoları özel algı operasyonları ile taciz gibi lanse edilmişti. Medyanın yer vermediği bu görüntü ve haberler sosyal medyada büyük yankı uyandırmış ve çok sayıda insanın bu ve benzer haberler nedeniyle oylarını Trump’a vermişti. Trump’ın, çok az farkla seçimi kazandığı düşünülürse, bu tür yalan haberlerle kandırılan az sayıda insanın bile seçimin sonucunu etkileyebileceği ortaya çıkmıştı.

Avrupa şimdi benzer bir “darbe”nin kendi başına gelmemesi için sosyal medya servislerinden önlem almalarını istiyor. 

Microsoft KOBİ’lerin dijitalleşmesinde itici güç olacak

0

Microsoft, KOBİ’lerin dijitalleşmesini hızlandırmak amacıyla 2018 yılına kadar 600 yeni uzman istihdam edeceğini açıkladı. Microsoft aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 19 ülkede 13 bine yakın KOBİ ile yaptırdığı araştırmanın sonuçları, Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu ile Microsoft Türkiye KOBİ Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Tarık Tüzünsu’nun ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında açıklandı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu,“Dijital dönüşüm bugün kaçınılmaz bir gerçek. CEO’muz Satya Nadella’nın da söylediği gibi artık her şirket bir yazılım şirketi” dedi. Kansu, “Türkiye’nin en büyük 10 ekonomisi arasında yer alması hedefleniyor. Türkiye, Dünya Ekonomi Forumu’nun 2016 Küresel Rekabet Raporu’na göre 140 ülke içerisinde 51’inci sırada. Bu misyona ulaşmamız için inovasyon ve AR-GE’ye odaklanmamız gerekiyor. Microsoft olarak bu sene hayata geçirdiğimiz yerli teknoloji atağımızın en önemli parçasını KOBİ’ler oluşturuyor. Bulutun bu gücünü arkamıza alarak, ekonomimizin can damarı KOBİ’leri yeni teknolojilerle buluşturmak istiyoruz” dedi.

Kansu, sözlerine şöyle devam etti; “Türkiye’yi bilişimde tüketen değil de üreten bir ülkeye dönüştürmenin tek yolu, ihracatı arttırmak. Maalesef toplam yazılım ihracatımız 1.3 milyar TL. Yani toplam ihracat içinde yazılım ihracatının oranı yaklaşık olarak yüzde 0.3. Bu nedenle, teknolojide yazılıma önem vermek, yazılım ihracatını arttırmak ve ürettiğimiz tüm sanayi ürünlerini daha akıllı ürünlere dönüştürmek çok kritik. KOBİ’lerde bilgiye dayalı üretim yapısının teşvik edilmesi ve AR-GE alanında yenilikçi ürün ile hizmet modellerine sahip girişimlerin desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Microsoft olarak biz inovatif Türk şirketlerini dünyaya açmak için çalışıyoruz. Bilişimle gelen değişimi Anadolu’da yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda KOBİ’lerin dijitalleşmesine hızlandırmak amacıyla yeni bir saha gücümüzle hem istihdama hem de KOBİ’lerin dijital dönüşümüne güç katmayı hedefliyoruz” dedi.

Türk KOBİ’lerin yüzde 92’si teknolojinin işlerine hız kazandırdığına inanıyor

Microsoft’un Avrupa kıtasında 19 ülkede 13 bine yakın KOBİ’nin katılımı ile yaptırdığı Microsoft KOBİ 2017 araştırmasının sonuçları Microsoft Türkiye KOBİ Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Tarık Tüzünsu tarafından paylaşıldı. Türkiye’de KOBİ’lerin %46’sının geleceğe güvenle baktığını belirten Tüzünsu, şu bilgileri verdi; “Türkiye %92’lik oranla, Yunanistan’dan sonra (%93) teknolojinin işine hız sağladığına inanan ikinci ülke olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte Türk KOBİ’lerin %79’u teknolojinin işlerine esneklik kazandırdığını düşünüyor. Bu da KOBİ’lerin teknolojinin önemi, işlerine sağladığı fayda ve dijital dönüşümün getirdiği avantajlar hakkında birçok ülkeye oranla daha bilinçli olduğunu gösteriyor. Araştırma sonuçlarına göre, Türk KOBİ’lerin %69’luk kısmı dijital dönüşümü ‘işleri otomasyona çevirmek’ olarak görüyor. Bu verinin kırılımına baktığımızda, %37’lik payla Müşteri Yönetim Süreci ve Muhasebe Stok Yönetimi, %26 ile İş Zekası Çözümleri’nin en çok tercih edilen çözümler olduğunu görüyoruz” dedi.

Yerli girişimlerin teknoloji ile desteklenmesinin ülke ekonomisinin büyümesinde kritik bir rol oynadığını belirten Tüzünsu, bu bilinçle Bulut Çözüm Sağlayıcı projesini hayata geçirdiklerini söyledi. Bulut Çözüm Sağlayıcısı insiyatifi ile bilişim ekosistemine ve istihdama katkıda bulunacaklarını belirten Tüzünsu, sözlerine şöyle devam etti; “Bulut Çözüm Sağlayıcı yatırımımızla bulut teknolojilerini tabana yayacağız. İş ortaklarımız nezdinde 1500 çalışanı bulut teknolojileri alanında yetiştirip, eğiteceğiz. 600 yeni mezuna da istihdam sağlayarak, Anadolu’da kapı kapı KOBİ’leri ziyaret edeceğiz, ihtiyaçlarına özel çözümler geliştireceğiz.”

KOBİ’ler için siber güvenlik tehdidi artıyor

“Türkiye’de bilgisayarlarda kötü amaçlı yazılım bulunma oranı dünya ortalamasının üstünde” diyen Tarık Tüzünsu, yeni saha güçleri ile KOBİ’leri siber güvenlik nezdinde bilinçlendirmeyi hedeflediklerini söyledi. Microsoft’un Aralık ayında yayınlanan 21’inci Güvenlik İstihbarat Raporu’nun sonuçlarına değinen Tüzünsu, “2016’nın ikinci çeyreğinde zararlı yazılım bulunduran bilgisayar oranı %31.4. Dünya ortalamasına baktığımızda ise bu oran %21.2. Sonuçlar kaygı verici” dedi.

KOBİ’lerin dijital dönüşüm süreçlerini yavaşlatan en önemli faktörün güvenlik olduğunu belirten Tüzünsu, şöyle devam etti; “Microsoft bugün dünya üzerindeki 1.5 milyar cihazın güvenliğinden sorumlu ve milyonlarca şirketin güvendiği, dünyanın en büyük bulut platformlarına sahip. Ayda 300 milyar kimlik doğrulaması yapıyoruz. Yine Microsoft altyapısında her ay 200 milyar adet e-posta spam ve zararlı yazılım için analiz ediyoruz. Microsoft olarak güvenlik nezdinde kurumları kötü amaçlı yazılımlardan ve virüslerden koruyan ATP gibi gelişmiş güvenlik önlemlerimiz ve çok yönlü kimlik doğrulaması yapan Office 365 hizmetimizle onları 7/24 koruyoruz. Güncel yazılımların kullanılmasına yönelik bilinçlendirme kampanyalarımızla müşterilerimize destek oluyoruz. Güvenlik konusunda farkındalık ne kadar artarsa, hem sektör hem de ülkemizin gelişimine yararına olacağına inanıyoruz.”

Uber’in otonom araçları 1 mil bile gidemiyor

0

Uber’in Kaliforniya valisi ile kavga ederek başlayan otonom sürüş testleri nihayet yasal statü kazandı ve rayına oturdu.

Volvo ile ortak gerçekleştirilen testlerde, otonom araçlara çevrilmiş XC90’lar kullanan Uber, her otomobilin içinde bir de güvenlik şoförü bulunduruyor. Bu şoförlerin görevi, otonom aracın hata yapması halinde müdahale ederek aracı kaza yapmaktan kurtarmak. 

Şimdi ise şirketin içinde testlerin sonuçları yorumlanıyor ve durum çok da iç açıcı görünmüyor. Raporlara göre güvenlik şoförleri, ortalama olarak, her 0.8 milde bir araca müdahale etmek zorunda kalıyor. Yani otonom bir Uber aracı kendi başına 1 mil bile yol kat edemiyor.

Uber’i sevindiren tek detay, bu mesafenin giderek artıyor olması. Ancak, bir otonom aracın gerçekten otonom sayılabilmesi için, tüm ömrü boyunca hiçbir şekilde sürücüye ihtiyaç duymadan yol alabilmesi gerekiyor. Uber araçlarının şu anda bu hedefe çok uzak olduğu görülüyor.

Uber güvenlik şoförlerinin henüz birkaç aydır devam eden testler boyunca engelledikleri kazaların zarar boyutunun ise 5000 dolar olduğu tahmin ediliyor. Kısacası, Uber’in otonom sürüş teknolojisini mükemmelleştirmesi için hala kat etmesi gereken çok yolu var zira bu teknolojideki rakipleri Google (Waymo) veya Tesla çoktandır, kendi kendine hareket eden ve sürücüye ihtiyaç duymayan araçlar satıyorlar.

YouTube video açıklamalarını kaldırıyor

YouTube videoları üzerinde yer alan açıklama kutuları yakında ortadan kalkacak.

YouTube’un, videolarını daha mobil odaklı hale getirme çabalarının bir parçası olarak şirket video üstü duyurulara son verme kararı aldı.

Bu duyurular sayesinde video sahipleri yapılan bir hatayı düzeltme imkanı buluyor ve videoda bahsi geçen konu hakkında link verebiliyor ya da başka bir videoya geçiş imkanı sunuyordu. 

YouTube şimdi mobil cihazlarda esnek çalışmadığı için sadece masa üstü web tarayıcılarda kullanılan bu duyuruları kaldırarak, daha mobil odaklı bir çözüm ortaya koymak istiyor. Buna göre şirket sadece videonun sonunda, başka videolara veya linklere atlama imkanı veren özel video sonu bölümünü sunacak. Bu kısım, mobil cihazlarda da sorunsuz çalışacak. Ayrıca bu karar sonrasında, bazı zamanlar ekranın büyük kısmını kaplayan ve kapatılması da çok zor olan video üstü duyuruların dönemi bitmiş olacak ve daha temiz bir video izleme deneyimi yaşanabilecek.

İnovar ARGE savunma sanayinde umut vadediyor

0

Yola aydınlık ekipmanları tasarlayarak çıkan bir mühendislik firması olan İnovar ARGE bugün yabancı ülkelerden getirilen savunma teknolojilerinin yerelleştirilmesinde önemli bir rol oynuyor. 

Henüz çok genç olan şirketin kısa süre sonra Türkiye’nin savunma sanayinde söz sahibi dev bir organizasyona dönüşmesi işten bile değil. İnovar ARGE’den Kerem Topçu bize şirket hakkında bilgi verirken, yürüttükleri projeler ve hedefleri hakkında da konuşma fırsatı bulduk.

Artırılmış gerçeklikte bir Türk geliştirici: Elmas Teknoloji

0

Artırılmış gerçeklik teknolojisi, dünya çapında hızla yayılıyor ve Microsoft’un Hololens’i gibi ürünler piyasaya çıktığında bu teknolojinin gündelik hayatın akışını değiştirmesi, yeni bir çağ açması bekleniyor.

Bu alanda uygulama geliştiren bir Türk şirketi olan Elmas Teknoloji’nin Genel Koordinatörü Mehmet Cahit Elmas ile Elmas Teknoloji’nin öyküsünü konuştuk ve geliştirdikleri uygulamalar hakkında bilgi aldık.

GitLab, Gitter’ı satın aldı

0

Açık kaynak kodu geliştiricileri için önemli kodlama araçları ve yardımcı hizmetler sunan GitLab, yine geliştiricilerin yoğun olarak kullandığı mesajlaşma yazılımı Gitter’i satın aldığını duyurdu.

Gitter, uygulama geliştiricileri arasında giderek daha fazla tercih edilir bir konuma yükseliyordu ve mesaj penceresinde kod paylaşmaya, üzerinde tartışmaya izin veren yapısıyla GitLab’a büyük bir rakip olarak konumlanmaya başlamıştı.

GitLap şimdi Gitter’i, farklı projelerdeki ekipler için Slack benzeri işlevleri olan bir mesajlaşma uygulaması olarak yeniden lanse edecek ve kendi abonelerine sunacak. Gitter’in kodları da açık kaynak formatında olduğu için, uygulama geliştirciler bu yazılımı kendi yazılımlarına ekleyebilecek veya çeşitli projelerde, Slack benzeri bir yapı kurmak için kullanabilecekler.

Satın almanın fiyat detayı ise açıklanmış değil. 

 

WhatsApp’ta büyük açık

WhatsApp’ta yeni fark edilen bir açığın, yüzlerce milyon kullanıcıyı hacker’lara karşı savunmasız bıraktığı anlaşıldı.

Uygulamanın web versiyonunu etkileyen açık, teknik bilgisi olan bir hacker’ın, bir kullanıcının hesabını tek bir mesajla ele geçirebilmesine imkan tanıyor.

Kullanıcının web uygulaması üzerinden gelen bir mesajı açıp içindeki dosyaya tıklaması, hacker’ın kullanıcıya ait tüm yazışmaları izleyebilmesini, dosyalarını görebilmesi, bilgisayarına erişebilmesini sağlıyor.

Güvenlik firması Check Point’in tespit ettiği açık şu anda yamanmış durumda. Güvenlik şirketi bu açık nedeniyle hacker’ların eline düşmüş olabilecek bazı kullanıcıların, özel fotoğraflarının veya önemli dosyalarının hacker’ların eline geçmiş olabileceğini ve fidye talebi almış olabileceklerini hatırlatıyor ancak şimdilik kendilerine ulaşan bir vaka olmadığının altını çiziyor.

Şirketler DDoS için rakiplerini suçluyor…

0

Kaspersky Lab’ın 2016 BT Riskleri araştırması, bir DDoS saldırısının ardında yatan sebebin, politik komplo veya bir şirkete karşı duyulan şahsi nefret yerine, en yüksek ihtimalle endüstriyel sabotaj olarak görüldüğünü ortaya çıkardı. Saldırı kurbanlarının sadece beşte biri (%20) yabancı hükümetleri ve gizli servis organizasyonlarını suçlarken, yine neredeyse aynı oranda kişi ise (%21) kızgın eski çalışanlardan şüpheleniyor.

Şirketlerin büyüklüklerine göre bu konuda aldıkları tavırlarına bakıldığında, küçük sayılabilecek şirketlerin bir DDoS saldırısı sonrasında rakiplerinden şüphelenme ihtimallerinin daha yüksek olduğu görülüyor. KOBİ’lerin neredeyse yarısı (%48) böyle düşünürken, büyük kurumsal şirketlerde ise bu oran %36’da kalıyor. Buna karşı, büyük şirketlerin temsilcileri suçu daha çok eski çalışanlarına veya yabancı hükümetlere atma eğiliminde oluyor.

Kaspersky Lab DDoS Protection Ürün Başkanı Kirill İlganaev, konuyla ilgili olarak şöyle diyor: “Şirketler BT sistemlerinin ve özel verilerinin dört bir yandan kuşatıldığını düşünüyor, bu çok açık. DDoS saldırıları bu denli sıklaşmışken ve etkileri bu kadar sertken, bir çoğu bunun arkasında işlerini sabote edip müşterilerini çalmak isteyen rakiplerinin olduğunu düşünüyor. Böyle sinsice taktiklerin sayısı artarken şirketlerin de gerekli adımları atıp korunmaları ve saldırılara karşı nüfuz edilemez hale gelmeleri gerekiyor.”