Chrome, Flash’ı engelleyecek
Google’ın web tarayıcısı Chrome, artık ölümüne terk edilmiş olan eski video teknolojisi Flash’ı tamamen engelleme kararı aldı. Böylece HTML 5’in daha fazla tercih edilmesini uman Google, bu hamleyle Flash’ın tabutuna son çiviyi de çakmış oldu.
Yasak, Google’un Eylül ayında yapacağı Chrome 53 güncellemesiyle birlikte devreye girecek. Güncellemenin ardından tarayıcının kullanıcıları artık internetteki Flash formatlı videoları izleyemeyecekler ancak bunun karşılığında tarayıcının performansında ve güvenliğinde önemli bir artış gözlenecek.
Wired 100 listesinde iki Türk
Teknolojinin kültüre, ekonomiye ve siyasete etkilerini konu alan ABD merkezli Wired Dergisi dijital dünyayı şekillendiren dünyanın en önemli 100 kişisinin yer aldığı “Wired 100” listesini yayınladı.
Dergi, dünya genelinde 300 kişiden oluşan girişimci, yatırımcı, tasarımcı, bilim insanı ve siyasilere teknoloji dünyasında kilit öneme sahip kişiler olarak kimleri gördüklerini sordu. Gelen yanıtlar sonucunda listeye Sina Afra da girdi. Wired 100 listesine giren diğer bir Türk ise Lidyana.com kurucu ortağı ve CEO’su Hakan Baş oldu.
Dergi, Afra’nın kurucusu olduğu Markafoni’yi 2014 yılında Naspers’s grubuna satmasının ardından çevre dostu UNDO Labs inovasyon stüdyosunun kurucu ortağı olarak yaptığı yatırımlar ile gündelik yaşamda kullanılan ürünler konusunda insanların bakış açısını değiştirdiğine dikkat çekti. UNDO Labs ekibi tarafından geliştirilen ve İstanbul’da üretilen çevreye duyarlı UNDO ayakkabı bağcıkları gerek karbon ayak izini azaltan satış formülü gerekse otomatik bağcık değişimine imkân veren tasarımı ile dünya genelinde yoğun ilgi görüyor.
2007′den bu yana “Melek Yatırımcı” olarak genç girişimcilere ve onların girişimlerine yatırım yapan Afra’nın Türkiye başta olmak üzere, Almanya, ABD, Hollanda, İngiltere ve İsviçre’de yatırımları bulunuyor. Sina Afra ayrıca Türkiye’de girişimcilik kültürünü yaygınlaştırmayı amaçlayan Girişimcilik Vakfı’nın da Yönetim Kurulu Başkanı. Şu ana kadar Almanya’da ve Türkiye’de 20′ye yakın ödüle layık görülen Afra, 2014 ve 2015 yılında da yine Wired Dergisi tarafından Avrupa’nın en önemli 100 girişimcisinden biri olarak seçilmişti.
Suda çözünen piller geliyor
Yağmur yağınca çok sık duyduğumuz “şeker misin ki eriyesin” uyarısı artık gerçek olabilir. En azından piller için. Bilim insanları suda çözülüp eriyecek pil geliştirdiler.
Iowa State Üniversitesi’ndeki bilim insanları, bir hesap makinesini 15 dakika çalıştırabilecek güçte ancak suya atıldığında yarım saat içinde çözülen bir pil geliştirdiler. Pil şimdilik pratik bir kullanım imkanı sunmuyor ancak bu teknolojinin geliştirilmesiyle, doğada çözülmeyen ve kimyasal kirlilik yaratan pillere karşı önemli bir alternatif elde edilmiş olacak.
IoT devrimi için umut
Söz konusu prototip pil, 1 mm kalınlığı ile özellikle giyilebilir cihazların güç ihtiyacı için umut vadediyor. Teknolojinin geliştirilmesiyle IoT cihazlarının çok büyük miktarda ihtiyaç duyacağı pillerin, geri dönüşümü ve yaratacağı kirlilik problemini çözmek mümkün olacak.Avrupa’nın mobil reklamlara en fazla tıklayan ülkesi Türkiye
RTB House’un Avrupa çapında yürüttüğü kişiselleştirilmiş yeniden hedefleme kampanyalarından çıkardığı sonuçlara göre, Türkiye’deki tablet ve akıllı telefon kullanıcıları Avrupa’nın en fazla mobil gösterim reklamlarına tıklayan kitlesi olarak öne çıkıyor. Ayrıca internet kullanıcıları, masaüstü cihazlarda karşılarına çıkan reklamlara kıyasla mobil reklamlara daha çok tıklıyor.
40 ülke arasında RTB House tarafından yapılan araştırmaya göre, mobil reklamlar üzerinden elde edilen tıklama oranı (CTR) masaüstündeki dönüşlere kıyasla çok daha fazla. Avrupa’da masaüstü CTR ortalaması yüzde 0.73 iken akıllı telefon için yüzde 0.84, tablet için ise yüzde 0.87 oranında gerçekleşiyor.
Türkiye ise hem akıllı telefonda hem de tabletlerde ortalama tıklama oranında Avrupa’nın oldukça üzerinde. Türkiye’de masaüstü CTR ortalaması yüzde 1,01 olarak gerçekleşirken, akıllı telefonda yüzde 1.44 ve tablette ise yüzde 0.96 oldu.
Millenial’lar mobil reklamlara daha çok tıklıyor
Türkiye’deki Z ve Y kuşaklarının toplam nüfusa oranla yoğunluğu nedeniyle akıllı telefon ve tablet kullanımında ülkemizin Avrupa’dan daha hızlı penetrasyona sahip olduğum ifade eden RTB House Türkiye Ülke Müdürü Okay Tuğ, “Tüm dünyada ve ülkemizde genç nesiller, internet üzerinden araştırmalarını yaparak satın alma işlemlerini fiziksel mağazalarda sonlandırma eğilimindeler. Bununla birlikte mağaza içerisinde anlık olarak fiyat karşılaştırması yapılması gibi internetin getirdiği avantajlar alışverişler sırasında ilgi çekiyor. Bu sebeple hem doğrudan hem de dolaylı satışlarda mobil reklamlar öne çıkıyor” dedi. OECD rakamlarına göre dünyanın en fazla akıllı telefon üzerinden internet kullanan ikinci ülkesi olan Türkiye’de 1 Nisan’dan bu yana kullanımda olan 4.5G hızındaki internetin de mobil cihaz kullanımını daha da tetiklediğini dile getiren Tuğ, reklamların tıklanma oranındaki artışın sürmesini beklediklerini dile getirdi.Mobil reklam yatırımları artıyor
Mobil reklamcılık, pazarlama profesyonellerini, sunduğu fırsatları değerlendirme ve pazar stratejilerini belirleme konusunda daha duyarlı hale getirdi. Hatta bu konuda uzmanlaşan pazarlama profesyonelleri, hedef kitlelerini belirlerken onları rahatsız etmeden, dengeli ve en iyi şekilde nasıl ulaşacaklarını anlamaya yöneldiler. IAB Türkiye’ye göre, Türkiye’de 2015 yılında dijital reklam yatırımları bir önceki yıla kıyasla yüzde 18,8 oranında büyüme göstererek 1,6 milyon lirayı aştı. Display reklam kategorisi ise 611,5 milyon liraya ulaştı. Bu rakamlar arasında en fazla büyümeyi ise yüzde 61 ile mobil gösterim reklamlar elde ederken, pazardaki payı 41,6 milyon lira oldu.Global yatırımcıların Türkiye’ye desteği devam ediyor…
Dünyaca ünlü iletişim grubu WPP, Türkiye’nin potansiyeline ve ekonomisine olan güvenini önemli bir satın alma gerçekleştirerek ortaya koydu. WPP, bünyesindeki J. Walter Thompson Company aracılığıyla, Türkiye’nin önde gelen bağımsız dijital ajanslarından WANDA Digital’ın çoğunluk hissesini satın alarak, önemli bir yatırıma da imza attı.
Türkiye’ye olan inancımız devam ediyor
Uluslararası arenada 3 bin ofise ve 180 bin çalışana sahip olan WPP’nin Ceo’su Martin Sorrell, ‘Türkiye’ye güvenimiz tam’ mesajı verdi. Sir Martin Sorrell, “Bu yatırım, WPP’nin, Türkiye ile ilgili taahhüdünü ve Türkiye ekonomisinin geleceğine olan güvenimizi yansıtmaktadır” dedi. Türkiye’nin hızla büyüyen bir pazar olduğunu belirten Sir Martin Sorrell, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de geçen yıl yüzde 3 gibi bir büyüme gerçekleşmiş, bu yıl yüzde 4’e çıkabileceği söyleniyor. Yani dünya ekonomisi hızında, hatta bazen daha hızlı büyüme kaydediyor. Dünya ekonomisi geçtiğimiz yıl yüzde 3-3,5 kadar büyüdü ve bu yıl da benzer bir tablo var gibi görünüyor. WPP’nin strateji penceresinden bakarsak, Türkiye çok önemli bir ülke. Türkiye’ye olan inancımızı ve güvenimizi sürdüreceğiz.” Satın alma ile ilgili konuşan WPP Türkiye Ülke Müdürü Demet İkiler ise “WPP Türkiye olarak Wanda’nın aramıza katılmasıyla daha da güçlendik. Stratejimiz Türkiye pazarındaki yetenek ve uzmanlıkları ailemize katmaya devam ederek büyümek ve müşterilerimizin işlerine değer katacak işler üretmek. Biz uluslararası bir grup olabiliriz ama Türkiye pazarında, Türk DNA’sını da içimizde çok net bir şekilde barındırarak var olmak istiyoruz. Bu nedenle Türk markalarında büyümeye öncelik veriyoruz. Ülkemize olan inancımız eksilmeden devam ediyor” dedi. Bu arada, WPP’nin yatırım yaptığı, 2006’da kurulan ve İstanbul’da yaklaşık 80 çalışanı bulunan WANDA Digital’ın müşterileri arasında; Nestle, Turkcell, Ülker ve Unilever yer alıyor. WANDA, reklam kampanyaları, sosyal medya, platform geliştirme, UX dizayn, data, oyun ve uygulamaların da aralarında bulunduğu bir dizi hizmet sunuyor. Reklam ajansları, medya planlama ve satın alma şirketleri, araştırma, dijital, sosyal, mobil ajanslar, halka ilişkiler şirketleri, marka danışmanlıkları gibi farklı kollardan oluşan WPP’nin, Türkiye’de 23 şirketi bulunuyor.İlk Pokemon GO cinayeti işlendi!
ABD San Francisco’da, Pokemon GO oynayan 20 yaşındaki bir çocuk, arkasından yaklaşan kimliği belirsiz biri tarafından vurularak öldürüldü.
San Francisco’da turistlerin yoğun ilgi gösterdiği sahil kesiminde yaşanan olayla ilgili polis henüz bir ipucuna ulaşamadı. Polis şefi ise olayı “tamamen anlamsız” olarak nitelendirirken, çocuğun niçin vurulmuş olabileceğine dair hiçbir ipucu bulunmuyor.
Kimseyle husumeti bulunmayan çocuğun, Pokemon GO oynarken, birini rahatsız etmiş olabileceği, belki piknik yapan veya kız arkadaşı ile yalnız kalmak isteyen birinin özel alanına girmiş olabileceği, bunun sonucunda ise rahatsız olan kişinin sinirlenerek oyuncu genci vurmuş olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor. Ancak tüm bu ihtimaller henüz sadece tahmin.
Özel mülk hassasiyeti
ABD’de çoğu ev ve arazi sahipleri, Pokemon GO oyuncularının sanal canavarları aramak için özel mülklerine giriyor olmalarından son derece rahatsız ve şikayetçiler. Çoğu polis departmanı oyunculara, özel mülklere girmemeleri konusunda uyarıda bulunuyorlar, ancak oyunun cazibesine kapılan oyuncuların, özel mülk sınırları içinde kalan bir sanal canavarı yakalamak için hızlıca arsaya girip çıkmak gibi yöntemler uygulamaları büyük rahatsızlıklar yaratıyor. ABD’de kimi eyaletlerde özel mülke izinsiz girmek, ev sahibine ateş açma hakkı tanıdığı için, güvenlik güçleri Pokemon GO’nun sonunda istenmeyen bir ölüme yol açabileceğinden endişelilerdi.Bankalar fintek devrimine nasıl yaklaşıyor?
Değişmeye bankalar kadar direnen kurum az bulunur. Tabii bu her zaman kötü bir şey değil çünkü bankaların muhafazakarlığı müşterilerini korumak ve güveni tahsis etmek için tasarlanmıştır. Fakat bankalar kendilerini yeni oyuncuların karşısında buldular: Finansal Teknoloji Girişimleri. Bankaların aksine, fintek şirketleri değişik alanlarda bankalarla rekabete giren ürünler geliştirdiler. Bu öyle bir kırılma yarattı ki finteklerin ölçeklenmesinin devamı durumunda Goldman Sachs’ın tahminlerine göre bankacılık 4.7 trilyon dolar gelirini bu yeni sektöre kaptıracak. Bankalar için bile sürdürülebilir bir gidişat değil.
Fintekin yükselişi 2007-2008 küresel krizi ile başladı. Krizi takip eden yıllarda tüm regülasyon bankacılığı, sermaye artırımı şartlarını ve uyumluluk kurallarını sıkılaştırarak güvenli hale getirmeyi amaçladı. Regülasyonun artmasının iki sonucu oldu: Bankacılığın kar marjı %30’lardan %8’e kadar düştü ve bankacılık yeni ürünlere hiç olmadığı kadar dikkatli yaklaşır oldu ve inovasyondan giderek uzaklaştı.
Bu ekonomik kriz başka bir fenomeni daha tetikledi ve yatırımlar artık çekici olmayan halka açık şirketlerden risk sermayesine doğru kaymaya başladı. 2008’de ABD’de 18 milyar dolar olan toplam risk sermayesi yatırımları, 2014’te 41 milyar dolara ulaştı. Sadece halka açık şirketlere yatırım yapan hedge fonları ve yatırım fonları bile startup’lara yatırım yapar oldular.
Tüm bunlar olurken Haziran 2007’de Apple tüm elektronik tüketicilerini coşturan iPhone’u piyasaya çıkardı. Bu kullanım kolaylığı alanında bir devrimdi ve tüketiciler tüm teknolojik ürünlerden aynı kolaylığı beklemeye başladılar. Artık tüketiciler sadece eğlenmek için değil bankacılık gibi ciddi işlerini yapmak için de kullanıcı dostu ve kolay erişilebilir ürünler talep eder oldular. Bu hızlı değişim karşısında Economist’in yapmış olduğu bir araştırma, bankaların açık bir dijital strateji oluşturmakta zorlandıklarını, şirket kültürlerinin bu hızlı değişime uymadığını, en tepede yer alan yetenekleri bir türlü işe alamadıklarını gösterdi.
Ekonomik krizin ardından risk sermayesinin startup’ları beslemeye başlaması, bankaların teknolojik ve toplumsal değişmeyi yakalayamaması ve kullanıcıların tüketim alışkanlıklarının değişmesi bir araya gelince Amerika’da ve Batı Avrupa’da fintek girişimler varlık yönetiminden ödeme sistemlerine kadar geniş bir skalada öne çıkmaya başladılar.
Satın alınan ya da yatırım alan fintek girişimler artarken bu gelişmeyi gören bazı bankalar fintekler ile ortak operasyonlar yürütmeye başladılar. Satın almaların yanı sıra İspanyol bankaları BBVA ve Santander’in yaptığı gibi API’lerini herkese açarak geliştiricilerin kendi teknolojilerini kullanmaya izin verenler oldu. Türkiye’de de bu alanda çok yeni bir haber olan Akbank’ın API’sini geliştiricilere açmış olması ve Garanti’nin düzenlemiş olduğu Hackathon, finteklerle işbirliği alanında çok önemli adımlar.
Türkiye, Avrupa ve Amerika ile karşılaştırdığımızda nispeten daha yeni bir altyapıya sahip. Her ne kadar burada da regülasyonlar çok sıkı olsa da Türkiye’deki canlı startup ekosistemi bir fırsat. Önemli olan ise Türkiye’de bankaların bu canlı ekosistemi ve yükselen fintekleri nasıl karşılayacağı. Fintek Türkiye’de yeni bir alan ve genel olarak ödeme sistemlerine yoğunlaşmış durumda. Fintekin Türkiye’deki geleceğini ise şu sorunun yanıtı belirleyecek: Bankalar globalde olduğu gibi finteklerle ilgisiz alanlarda mı işlerini yürütmekte diretecekler yoksa işbirliği için etkin bir yaklaşım mı belirleyecekler?
900 milyon Android cihazı risk altında
Android cihazlarda bulunan çok ciddi bir güvenlik açığı, saldırganların telefonlardaki verilere ulaşmasını mümkün kılıyor. Açıktan etkilenen Android cihazlarının sayısı ise 900 milyondan fazla.
Güvenlik araştırmacıları, Qualcomm işlemci setinde çalışan bir yazılımda buldukları açığın, saldırganların telefona kolayca erişmesini sağlayacak kadar ciddi olduğunu fark ettiler. Dünyada Qualcomm işlemcileri kullanan Android cihazları bu nedenle büyük risk altında. Ancak şimdiye kadar bu açığı kullanarak yapılmış bir saldırıya dair bilgi bulunmuyor. Yani hacker’lar henüz bu açığı keşfetmemiş olabilir. Dolayısıyla, güvenlik araştırmacıları açık hakkında detaylı bilgi vermekten çekiniyor.
Söz konusu açıktan etkilenen başlıca Android modelleri ise şöyle:
-BlackBerry Priv, Dtek50
-Blackphone 1, Blackphone 2
-Google Nexus 5X, Nexus 6, Nexus 6P
-HTC One, HTC M9, HTC 10
-LG G4, LG G5, LG V10
-New Moto X, Motorola
-OnePlus One, OnePlus 2, OnePlus 3
-Samsung Galaxy S7 and Samsung S7 Edge (ABD veriyonları=
-Sony Xperia Z Ultra
Qualcomm’un ise, önceden kendisine iletilen bu açık için gerekli önlemleri alarak yamaları yaptığı vurgulanıyor ancak güncelleme almamış eski telefonların hala risk altında olabileceğinden şüphe ediliyor. Güvenlik firması Checkpoint, telefonlarında bu açığın bulunup bulunmadığını merak edenler için bir mobil uygulama yayınladı. QuadRooter Scanner isimli uygulamayı Google Play Store’den indirip çalıştıranlar, telefonlarının durumu hakkında bilgi alabiliyorlar.
Walmart, jet.com’u 3 milyar dolara satın alıyor
Walmart, Amazon’u sıkıştırmak için kritik bir satın almayı gerçekleştiriyor. Perakende devi Walmart, online alışveriş servisi Jet.com’u 3 milyar dolara satın aldı. Resmi duyurunun ise bugün içinde yapılması bekleniyor.
Bu satın alma aynı zamanda ABD’deki en büyük e-ticaret servisi satın alması olarak da tarihe geçiyor. Daha önce Zulily 2,4 milyar dolara satılmıştı.
Satın almadan sonra Jet.com’un CEO Marc Lore’un, Walmart’ın ABD’deki online satışlarından sorumlu olması ve doğrudan Walmart CEO’suna rapor vermesi bekleniyor. Öte yandan Jet.com’un dörtte bir hissesine sahip olan Lore da bu satıştan cebine 750 milyon dolar koyacak.
Walmart, e-ticaret konusunda rakibi Amazon’la büyük bir çekişme içinde. Online satışlardan yılda 14 milyar dolar ciro yapan Walmart’ın karşısında Amazon’un yıllık 99 milyar dolarlık satışları duruyor. Walmart şimdi jet.com sayesinde, online satışlarını daha da arttırarak yıllık kazancını katlamayı umut ediyor.
Orkut’un Türk geliştiricisi LinkedIn’e rakip oluyor
Facebook ile aynı dönemlerde ortaya çıkan Google destekli sosyal ağ servisi Orkut belki dünya çapında bir sosyal ağ servisine dönüşemedi ama kariyer ağı oluşturma hedefiyle şimdi yeniden gündemde.
Türk geliştirici Orkut Büyükökten tarafından geliştirilen ve 15 milyon kullanıcıya ulaşan Orkut, özellikle Brezilya da büyük ilgi görünce, Brezilya’nın Facebook’u olarak ünlenmişti. Ancak Facebook ile rekabet edemeyince Google tarafından 2014 yılında kapatılan servisin geliştiricisi şimdi LinkedIn’e rakip olacak bir girişimle sahalara geri dönüyor.
Hello isimli bir kariyer sosyal ağı oluşturan Büyükökten, Hello ile tam olarak LinkedIn’e veya Facebook’a rakip olmak yerine, farklı bir deneyim yaşatmayı hedefliyor. İnsanların, ilgi alanlarına göre birbirlerini bulup gruplar oluşturmalarına imkan veren Hello da profiller, kullanıcıların ilgi alanlarına, hobilerine, yeteneklerine göre şekilleniyor. Böylece aynı “kafada” insanların birbirlerini kolayca bulması hedefleniyor. Sosyal ağın özellikle hobileri doğrultusunda yeni arkadaşlar ve gruplar arayan çalışan kesim arasında ilgi görmesi bekleniyor. Dolayısıyla, servisin iş dünyası içinde, farklı kariyer ve profesyonel ilişkiler fırsatlarına kapı açabileceği düşünülüyor.
Fotoğraf paylaşımı
Yeni sosyal servis, son dönemin trendine uygun şekilde, fotoğraf paylaşımı üzerine odaklanıyor. Elbette bu fotoğraflara açıklamalar, yorumlar, beğeniler eklenebiliyor. Ayrıca sosyal ağ servisinde ödül sistemi de bulunuyor. Hello’nun özellikle, sadık Orkut kullanıcılarının bulunduğu Brezilya’da hızlı bir çıkış yapması bekleniyor ancak başarısını Brezilya’nın dışına taşıyıp taşıyamayacağı henüz belli değil.Türk Telekom’dan 15 Temmuz açıklaması
Türkiye’de 15 Temmuz günü yaşanan hain kalkışmada, saldırıların hedefleri arasında yer alan Türk Telekom, konuyla ilgili bir açıklama yaparak yaşanan olayların ardından işine son verilen personel sayısının 290’a ulaştığını duyurdu. Şirketin basın açıklamasının tam metni ise şu şekilde:
Türk Telekom olarak devlet ve milletimizin güvenliği ile milli iradeye karşı tehdit oluşturan her türlü oluşumun ve hareketin, en sert şekilde karşısındayız. Ülke çapına yayılmış altyapısıyla Türkiye’nin iletişim omurgasını ayakta tutan en stratejik kurumlarından biri olarak; ülkemizin ve şirketimizin güvenliğine karşı tehdit oluşturan tüm unsurlara ve yapılara karşı savunmamız büyük bir kararlılıkla sürüyor. Mücadelemize, hız kesmeden ve taviz vermeden devam ediyoruz. Bu kapsamda; devletimizin yetkili makamları ve güvenlik güçlerimizle tam bir işbirliği ve koordinasyon içerisinde, titizlikle incelemelerimizi yaparak gerekli tüm adımları atmaya devam ediyoruz. Bu çerçevede 15 Temmuz tarihi öncesi ve sonrasında, iş akitlerini sonlandırdığımız çalışan sayısı toplamda 290’a ulaştı. Darbe girişimi gecesi, binalarımıza yönelik tüm saldırı ve işgallere rağmen, halkımızın ve kurumlarımızın iletişim ihtiyacını kesintisiz karşılamış olduğumuz gibi halihazırda 34 bin çalışanımızla işimizin başında, 7/24 Türkiye’ye hizmet sunmaya devam ediyoruz. Sektörümüzü ve ülkemizin siber güvenliğini tehdit eden unsurlar; Türk Telekom’un kararlı, çözüm odaklı duruşu ve liderliğinde; sektörü oluşturan tüm kurum ve oyuncularının da istikrarlı mücadelesi ile bertaraf edilecektir. Türk Telekom olarak, yüce Türk adaletine olan güvenimizle; mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyor; milli güvenliği ve birliği tehdit eden her türlü hareket ve oluşumu ortadan kaldırmak üzere devletimize destek olmaya devam ediyoruz. Saygılarımızla, Türk Telekom A.Ş.
Facebook canlı filtreleri test ediyor
Facebook, canlı yayın işini çok sevdi ve şimdi de fotoğraf ve videolar için, gerçek zamanlı filtreleri test etmeye başladı.
Yine Snapchat’ten bir “esinlenme” olarak yorumlanabilecek yeni özelliği ile Facebook kullanıcıları mobil uygulama üzerinden fotoğraf çekerken veya video kaydı yaparken, çeşitli filtreleri görüntü üzerine oturtabilecekler.
Ancak şimdilik test aşamasında olan özellik sadece bir filtre barındırıyor ve kullanıcıların yüzüne maske yerleştiriyor. Sosyal medya servisinin yöneticileri, yeni filtre özelliğinin video odaklı yeni stratejinin önemli bir parçası olacağının da altını çiziyorlar.
Özelliğin tüm dünyaya açılmadan önce çok daha fazla sayıda filtrenin devreye girmesi bekleniyor. Ancak sosyal medya servisi, uygulamanın tüm dünyaya açılması için henüz zaman vermiyorlar.
Android uygulamaları otomatik olarak açılacak
Google, Android uygulamalarının her açılışta şifre istemesini engelleyecek ve uygulamaların pratik şekilde açılmasını sağlayacak yeni bir düzenlemeye gidiyor.
İnternet devinin duyurduğu yeni yönteme göre uygulama yüklendiğinde bir kere şifresini girmek yeterli olacak ve uygulama her açıldığında veya şifre girmek gerektiğinde Chrome tarayıcısı veya başka bir şifre yöneticine kaydedilecek hesap adı ve şifreler otomatik olarak kullanılacak.
Google benzer bir sistemi şu anda web sayfaları ve web uygulamaları için Chrome’un şifre yöneticisi ile kullanıyor ancak uygulamaların Chrome şifre yöneticisine erişimi bulunmuyordu.
Her şifre yöneticisiyle çalışacak
İnternet devinin Open YOLO (You Only Login Once) ismini verdiği yeni yöntem sayesinde Android uygulamalarında login olmanın çok daha hızlanması bekleniyor. Kullanıcıların mobil uygulamalarda en çok şikayet konuların başında, ekran klavyesinin küçük harfleri ile sürekli login bilgileri girmenin ve şifreleri hatırlamak zorunda kalmanın yarattığı sorunlar geliyordu. Bu nedenle kullanılan şifre yöneticilerinde ise, ilgili login ekranına hesap isimlerini ve şifreleri kopyala-yapıştır yöntemi ile girmek gerekiyordu. Open YOLO ise hangi şifre yöneticisi kullanılırsa kullanılsın, şifreleri otomatik olarak tanıyıp logini gerçekleştirecek.Toplantı için ne kadar vakit harcıyoruz?
Y kuşağının iş dünyasında meydana getirdiği dönüşüm toplantı alışkanlıklarına da etki edecek. İnternet erişiminin kolaylaşması ve mobil cihaz sayısının artmasıyla birlikte mobil çalışma eğilimi giderek yaygınlaşıyor. Unify’ın Y kuşağı özelinde yaptığı araştırmaya göre, mobil hayat tarzını benimseyen Y kuşağının yüzde 89’u 09.00-17.00 zamanlı bir iş yerinden çok daha esnek çalışma saatleri sunan firmaları tercih ediyor.
Araştırmaya katılanların yüzde 89’u mobil çalışma planlaması yapacağı iş yerlerinde daha mutlu olacağını belirtiyor. Avrupa’da faaliyet gösteren şirketlerin yüzde 70’inin toplantılarını sanal platformlar üzerinden gerçekleştirdiğine vurgu yapılıyor. Araştırmanın dikkat çeken diğer bir sonucu ise çalışanların haftada ortalama 12 saatlerini farklı kanallardan gelen bilgi ve belgeleri aramakla harcadıklarını ortaya koyması.
İş hayatınızı bölmeyin, her şey tek ekranda
Unify’ın bütün çözümlerinin odağında kurumların verimliliklerini artırmak olduğunu belirten Unify Türkiye Ülke Müdürü Erda Tütüncüoğlu, “Sunduğumuz çözümler, çalışanların kendi işlerine odaklanabilmelerini sağladığı için verimliliği doğrudan etkiliyor. İletişim teknolojileri konusunda teknolojik eğilimleri belirleyen bir firma olarak, yatırımın korunmasına da önem veren kullanıcıların ilk tercihi oluyoruz. Yenilikçi ve kullanıcı odaklı yaklaşımımız Circuit ile çalışanlar nerede olurlarsa olsunlar, birbirleriyle hızlı irtibat kurup, işlerini sonuçlandırabiliyor. Bu uygulama ile toplantı geçmişleri, paylaşılan teklif ve projeler dahil her türlü bilgiye tek ekrandan hızlıca ulaşılıyor. Yüz yüze konuşma rahatlığı sunduğu için şehir veya ülke dışında gerçekleşen seyahatlerden kaynaklanan otel, seyahat masrafları gibi giderler işletmelerin kasalarında kalıyor.” dedi. Tümleşik iletişim ile süreç performanslarında gelişim, daha yüksek çalışan ve müşteri motivasyonu elde edilmesini sağlıyor. Tümleşik iletişim sayesinde coğrafi bakımdan birbirine uzak ekipler yüksek seyahat masraflarından tasarruf elde edebilirken, yüksek enerji masrafları ve karbon emisyonu da azaltılabiliyor. Seyahat masraflarından yüzde 30 oranında tasarruf elde edilmesini mümkün kılan tümleşik iletişim teknolojilerinin yeni nesil iş hayatının olmazsa olmazları arasında yer alması bekleniyor.Vestel’in 2016 ilk yarı finansal raporları açıklandı
Dünyanın teknoloji devleri çeyrek ve yarı yıl finansal raporlarını açıklarken, Türkiye’den dünyaya teknoloji ihraç eden Vestel’in 2016 yarı yıl finansal rakamları da açıklandı.
Son yılların en iyi ilk yarı sonuçlarını açıklayan Vestel, iç pazardaki cirosunu yüzde 29 artırırken, ihracatta yüzde 25 artış göstererek finansal sonuçlarında istikrarlı bir büyüme gösterdi.
Şirketin özellikle ihracat kalemindeki artış, iç pazardaki her türlü soruna rağmen şirketin finansal yapısının sağlıklı kalacağına dair önemli bir gösterge. Bu nedenle yatırımcıların Vestel’e olan ilgisinin de artması bekleniyor.
Vestel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkanı Turan Erdoğan ise ilk yarı sonuçları hakkında şunları söyledi:
“Son yıllardaki en iyi yarı yıl sonucumuzu böylesine zor bir yılda elde etmekten gurur duyuyoruz. Ekonomideki belirsizlikler ve dalganmalara rağmen konsolide gelirimizi yüzde 24 oranında artırırken ihracatta yüzde 25’lik bir artışla tüketici elektoniğindeki lider konumumuzu korumaya devam ettik. Beyaz eşya gelirlerimiz %26 artarken elektronik gelirlerimiz de %23 arttı.”
TV Pazarında Lider, İhracatta Bir Numarayız
Şirket, özellikle yabancı telefonlara uygulanan vergi zammı nedeniyle, iç pazarda avantajlı duruma yükselen kendi üretimi telefon modeli Venus sayesinde önemli bir başarı elde ederken, yurt dışına ihraç edilen ve beğeni toplayan televizyonları sayesinde de gelirlerini arttırmayı başardı. Turan Erdoğan, başarılı yarı yıl sonuçlarını istikrarlı şirket politikası, Venus’ün yeni modelinin gördüğü ilgi ve operatörlerle anlaşmalar, Avrupa Kupası ve olimpiyatlara bağlayarak şunları söyledi: “2016 yılının ilk yarısına baktığımızda global ekonominin yeteri kadar büyüyemediği ve rekabetin çok güçlü bir şekilde hissedildiği Avrupa’da TV pazarı yüzde 5’e varan küçülme oranları yaşarken biz Avrupa’da %30’un üzerinde büyüdük. Elektronikte iç ve dış pazar toplamda %23 gelir artışı sağladık ve Türkiye’deki liderliğimizi pekiştirerek Avrupa TV pazarında ikinci sıraya yerleştik. Beyaz eşyada yaptığımız etkili maliyet kontrolü ve yeni ürünlerimizin piyasaya girmesiyle 2016 yılının ilk yarısında hem iç pazar satışlarımızı hem de ihracatımızı artırarak yüzde 26’lık bir büyümeye imza attık. Gururla Yerli dediğimiz, üretimimize, teknolojimize sonuna kadar güvendiğimiz bu dönemde bu kadar güçlü sonuçlar elde etmek hepimizi sevindirdi. Bu başarıyı mümkün kılan tüm paydaşlarımıza teşekkür ederim.”Rakamlarla 2016 İlk Yarı
-2016 6 aylık Konsolide ciro: 4,6 milyar TL -2015 6 aylık konsolide ciroya göre %24 artış -2016 6 aylık Faaliyet Karı: 322 milyon TL -2015 6 aylık Faaliyet Karı: 109 milyon TL -2016 6 aylık Net Kar: 187 milyon TL -2015 6 aylık Net Zarar: 29,3 milyon TLO isim Google’dan neden ayrıldı?
Google’ın otonom sürüş teknolojilerini geliştiren ekibin CTO’su, yedi buçuk yıllık çalışmasının ardından şirketten ayrılmaya karar verdi. Chris Urmson otonom sürüş projesine 2009 yılında katıldı. Daha sonra ise şirketin deneysel teknolojilerini konumlandırdığı Google X’in kurucusu Sebastian Thrun’ın yerine takım yöneticisi olarak atandı. Urmson şimdi, yayınladığı bir açıklama ile şirketten ayrılacağını açıkladı.
“1,8 milyon mil otonom sürüşten sonra geri çekilmenin ve kendime yeni bir macera bulmamın zamanı geldi,” diyen Urmson, “Otonom araçlarımızı, insani karşılığıyla 150 yıl boyunca çalıştırdıktan sonra çalışmalarımızın artık araştırma aşamasından sonuca ulaştığını ve bir gün bu teknolojiyi kullanan insanları görmeyi umuyorum. Artık yeni ve taze maceralar için hazırım,” açıklamasını yaptı.
Urmson’ın şimdi ne yapacağı net değil ancak Google X laboratuvarlarının çok ağır bir finansal baskı altında olduğu ve çok uzun yıllardır, gelir beklentisi olmadan geliştirilen teknolojilere yapılan büyük yatırımlar için artık geri dönüş baskısının arttığı dile getiriliyor. Urmson’ın da bu baskılar sonucunda oluşan gerginlik nedeniyle işten ayrılmış olabileceği tahmin ediliyor.
Rekabette geriye düşme riski artıyor
Şirketin, özellikle otonom sürüş konusunda gelir beklentisi içine girmesi ise çok doğal zira diğer firmalar otonom sürüş konusunda hiç bir deneyim sahibi değilken teknolojiyi geliştirmeye ve ilk prototipleri kampüs içinde sürmeye başlayan Google, geçen yıllar içinde yarış içinde geriye düşme riskiyle karşı karşıya. Tesla kendi otonom sürüş teknolojisine sahip araçlarını bir yıldan uzun zamandır satıyor, Mercedes, ismi “sürüş asistanı” olsa da kendi otonom sürüş teknolojisini kullanan otomobillerini satışa çıkardı ve diğer firmalar da hızla yeni ürünler geliştiriyorlar.Apple enerji satmak için hazır
Elektrik üretmek için 850 milyon dolar yatırım yaparak Kaliforniya’da güneş enerjisi tarlası kuran Apple, enerji satışı için gerekli izinlerini tamamladı.
Apple’ın yeni yatırımı aslında firmanın kampüslerinde ihtiyacı olan elektriği satın almak yerine üretme fikrinden, ayrıca şirketin karbon ayak izini düşürmek için yenilenebilir temiz enerji kaynaklarını kullanma kararıyla ortaya çıkmıştı. Halihazırda iki küçük güneş enerjisi santraline sahip firma, Kaliforniya’da çok daha büyük bir güneş enerjisi tarlası kurmaya karar vermişti.
iPhone’dan sonra enerji satmak
130 Megawatt enerji üretim kapasitesine sahip olan güneş enerjisi santralini çalıştırmaya başlayan firma artık bu santralden ürettiği elektriği satmaya da başlayacak. Kaliforniya’da 60 bin eve elektrik sağlayabilecek olan santralin ötesinde Apple’ın Nevada’da 20 MW, Arizona’da ise 50 MW’lık güneş enerjisi santralleri bulunuyor ancak bu santralleri kendi ihtiyaçları için kullanıyor. Kaliforniya’da kurulan santral ise şirketin mağazalarının, kampüslerinin, sunucu merkezlerinin tüm elektrik ihtiyacını karşılayabilecek, fazla üretim ise piyasa fiyatları üzerinden elektrik aboneline satılabilecek.Jeff Bezos 1 milyon Amazon hissesi sattı
Amazon’un kurucusu ve CEO’su Jeff Bezos, 1 milyon adet Amazon hissesini sattı. Satış bedeli olarak Bezos’un cebine 775 milyon dolar girdi.
Bezos’un hisse satışı asında beklenmedik bir olay değil. Amazon’un kurucusu önceden belirlenmiş bir programa göre, Amazon’daki hisselerini parça parça satıyor. Böylece daha fazla yatırımcının Amazon’dan kazanç elde etmesinin önünü açıyor. Öte yandan artan Amazon hisse fiyatları nedeniyle kendi cebinde de yüz milyonlarca dolar nakit girmiş oluyor.
Bezos, bu satışlardan elde ettiği nakitle, başka alanlarda yatırım yapmasıyla tanınıyor. En son 2013 yılında Washington Post’u satın alan Bezos’un ayrıca Tesla’nın sahibi Elon Musk’ın kurduğu Space X’e rakip olarak Blue Origin isimli bir uzay araştırmaları şirketi bulunuyor.
Mercedes, Tesla’ya rakip dört model geliştiriyor
Elektrikli otomobil alanında büyük rekabet yaklaşıyor. 2025 yılından sonra benzinli ve dizel motorlu araç satışını yasaklamak üzere plan yapan Almanya’daki otomobil üreticileri de elektrikli otomobillere büyük yatırım yapmaya başladı. Mercedes’in Tesla ile rekabet etmek için iki SUV ve iki Sedan modeli üzerinde çalıştığı doğrulandı.
Engadet’ın haberine göre, Alman otomobil devinin tanıtacağı yeni elektrikli araçlar, firmaya ait bir alt markada konumlandırılacak. Ancak firma henüz yeni markanın ismine karar vermiş değil. Firmanın yetkilileri ise üretecekleri 4 yeni elektrikli otomobilin tek şarjla 400-500 km arasında yol kat edebileceğinin altını çizdiler.
Firma ayrıca, bu dört modelin ardından başka modelleri de hızla geliştirmeye devam edecek. Bu yeni elektrikli otomobil hamlesi sayesinde Mercedes, Almanya’nın 2025 otomobil politikalarına uyumlu hale gelmiş olacak. Firma yine benzinli veya dizel modeller üretecek ancak bunları Almanya dışında satacak.









