Facebook’un CEO’su Zuckerberg dün bir kız çocuk sahibi oldu.
Kızına yazdığı mektubu da basına duyuran Zuckerberg, Facebook’taki hisselerinin %99’unu eşi Priscilla Chan ile oluşturdukları Chan Zuckerberg Vakfı’na bağışladığını duyurdu. Vakfın amacı, hastalıklara çare bulmak, dünyadaki eğitimi destkelemek ve iletişim kanalları geliştirmek olarak özetlenebilir.
Aslında bu hareket büyük bir sürpriz değil. Bill Gates’in başını çektiği milyarder iş adamları, “kefenin cebi yok” anlayışıyla, kazandıkları milyar dolarları bağış işlerine harcamaya karar vermişler ve bunu için oluşturdukları harekete de “Giving Pledge” ismini vermişti. Bill Gates’in vakfı da, pek çok farklı projenin yanında, Afrika’da hem sıtma salgınlarını önlemek hem de diğer hastalıklara karşı aşıyı geniş bölgelere yaymak için sivrisineklerin DNA’sını değiştirerek, sivrisineklerin vücuduna aşı yüklemek ve sinekler sayesinde bölgedeki insanları ve hayvanları aşılamak üzerine bir proje geliştiriyor.
Zuckerberg’in bağışı yine de bazı şartlara bağlı. Bu şartlar göre, Zuckerberg her yıl hisselerinin sadece bir bölümünü vakfa devredebilecek. Bu miktrda yıllık 1 milyar doları geçemeyecek. Yani şu andaki değeri ile 45 milyar dolar değerindeki hisselerin tamamıyla vakfa geçebilmesi için en az 45 yıl gerekecek. Bu da Zuckerberg’in ömrü boyunca Facebook’un en büyük ortakları arasında yer almasına yetecek gibi görünüyor. Elbette Zuckerbeg minimum bir sınır koymuş değil ve bazı yıllar hisselerini hiç devretmeyebilir.
Bir diğer deyişle, ölene kadar hisseleri kendi kontrolünde tutma hakkına sahip. Zuckerberg 45 milyar dolar bağış yaptı!
Facebook’un CEO’su Zuckerberg dün bir kız çocuk sahibi oldu.
Kızına yazdığı mektubu da basına duyuran Zuckerberg, Facebook’taki hisselerinin %99’unu eşi Priscilla Chan ile oluşturdukları Chan Zuckerberg Vakfı’na bağışladığını duyurdu. Vakfın amacı, hastalıklara çare bulmak, dünyadaki eğitimi destkelemek ve iletişim kanalları geliştirmek olarak özetlenebilir.
Aslında bu hareket büyük bir sürpriz değil. Bill Gates’in başını çektiği milyarder iş adamları, “kefenin cebi yok” anlayışıyla, kazandıkları milyar dolarları bağış işlerine harcamaya karar vermişler ve bunu için oluşturdukları harekete de “Giving Pledge” ismini vermişti. Bill Gates’in vakfı da, pek çok farklı projenin yanında, Afrika’da hem sıtma salgınlarını önlemek hem de diğer hastalıklara karşı aşıyı geniş bölgelere yaymak için sivrisineklerin DNA’sını değiştirerek, sivrisineklerin vücuduna aşı yüklemek ve sinekler sayesinde bölgedeki insanları ve hayvanları aşılamak üzerine bir proje geliştiriyor.
Zuckerberg’in bağışı yine de bazı şartlara bağlı. Bu şartlar göre, Zuckerberg her yıl hisselerinin sadece bir bölümünü vakfa devredebilecek. Bu miktrda yıllık 1 milyar doları geçemeyecek. Yani şu andaki değeri ile 45 milyar dolar değerindeki hisselerin tamamıyla vakfa geçebilmesi için en az 45 yıl gerekecek. Bu da Zuckerberg’in ömrü boyunca Facebook’un en büyük ortakları arasında yer almasına yetecek gibi görünüyor. Elbette Zuckerbeg minimum bir sınır koymuş değil ve bazı yıllar hisselerini hiç devretmeyebilir.
Bir diğer deyişle, ölene kadar hisseleri kendi kontrolünde tutma hakkına sahip. AİHM YouTube kararını açıkladı
Kısaca davanın neden açıldığından da bahsedelim. Davanın açılma sebebisadece bir içerik için bütün bir siteye erişimin engellenmesi, üstelik iletişimimizi teknoloji ile gerçekleştirdiğimiz bu çağda kullanıcıları bilgi, fikir alma ve yayma hakkına engel teşkil etmesiydi. Aradan geçen uzun yıllar sonunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi konu hakkında bir karara vardı.
Mahkeme’ye göre Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. Maddesini ihlal etmiş. Davayı açan isimlerden Kerem Altıparmak bu sonucun, 5651 sayılı kanunun 8. maddesiyle ile ilgili çıkan AİHM kararının yargıçlara götürülmesi gerektiğini söyledi
Kaynak: ShiftDelete.Net 2016’da M2M ve IoT kaynaklı siber saldırılara dikkat

Facebook Türkiye Direktörü değişti
Şirketin Londra ofisinde görev yapacak olan Matraş, Facebook bünyesindeki Türkiye’de faaliyet gösteren marka ve ajansların Facebook, Instagram ve diğer ilgili şirket ürünlerini en iyi şekilde kullanmalarına yardımcı olmak amacıyla çalışan ekibe liderlik edecek.
Facebook duyuruyu bugün yapmış olsa da, Matraş’ın LinkedIn sayfasında, Ekim ayından beri bu görevde bulunduğu bilgisi yer alıyor.
Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Elektrik – Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde alan Matraş, Columbia Business School’da MBA derecesini tamamladı. Daha önce Oliver Whyman, McKinsey & Company gibi uluslararası şirketlerde görev aldı. Matraş, Facebook’a katılmadan önce Doğan Holding bünyesinde Perakende, Eğlence ve Eğitim Grubu’ndan sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaktaydı.
Yeni rolü ile ilgili heyecanını dile getiren Matraş; “Facebook’ta bizim sıkça kullandığımız bir söz var: Biz bu yolculuğun henüz sadece yüzde 1’ini tamamladık – ve bu durum Facebook’un Türkiye’deki faaliyetleri için daha doğru olamazdı. Ben bu yolculuğa daha yeni başlıyorum; fakat bağlantının gücüne dair gördüklerim şimdiden çok ilham verici… Facebook ülkemizde çok yaygın olarak kullanılıyor ve bu durum şirketin sunduğu ilgili ve etkili reklam çözümleri ile birleştiğinde ortaya, Türkiye’nin günden güne gelişen ve zenginleşen ekosisteminde faaliyet göstermek isteyen marka ve ajanslar için eşi bulunmaz fırsatlar çıkarıyor. Türkiye’deki mevcut ve potansiyel müşterilerimizin etkili dijital stratejiler geliştirmesine destek olmayı ve müşterilerimizin Facebook deneyimlerini en iyi noktaya taşımak için onlarla çalışmayı sabırsızlıkla bekliyorum” dedi. Türkiye’de 4 şirketten 3’ü şirket içinde güvenlik vakası yaşıyor
Şirketin BT altyapısı genişledikçe tehdit ortamı da genişler. Yeni bileşenler yeni zayıf noktalar demektir. Bu durumun ciddiyeti her çalışanın, özellikle de BT bilgisine sahip olmayanların değişen BT ortamının hızına ayak uyduramaması nedeniyle artar. Sonuç olarak şirketler, sadece dış tehditlere değil aynı zamanda çalışanları kaynaklı iç tehditlere de maruz kalır.
Bu durum, dünyanın her yerinden şirket içi tehditlerle karşılaşmış şirketlerin %21’inin, değerli verilerini işlerine etki edecek şekilde kaybetmiş olduğunu gösteren anketle doğrulandı. Çalışmada ayrıca değerli şirket verilerinin yanlışlıkla kaybedildiği (%32) ve kasten kaybedildiği (%16) vakalar da bildirildi. Veri sızıntılarına ek olarak şirket içi kayıplar, çalışanların mobil cihazlarının kaybedilmesini ve çalınmasını da içeriyor. Katılımcıların %19’u yılda en az bir kez kurumsal verileri içeren bir mobil cihaz kaybettiğini doğruladı.
Bir diğer önemli faktör de personel dolandırıcılığı. Ankete katılanların %18’i, çalışanlarının finans dahil çeşitli şirket kaynaklarını kendi menfaatleri için kullandığı durumlarla karşılaştı. Yüzde düşük olabilir ancak, bu vakaların neden olduğu kayıplar önemli olabiliyor.
Kaspersky Lab Uç Nokta Güvenlik Başkanı Konstantin Voronkov şu yorumlarda bulundu: “Tek başına bir güvenlik çözümünün şirket verilerini korumak için yeterli olmadığı bir sır değildir. Bu çalışmanın sonuçları da bunu kanıtlamaktadır. Gerekli olan, güvenlik zekasıyla desteklenen entegre ve çok seviyeli bir yaklaşımdır. Bu yaklaşıma çalışanların eğitimi, özelleştirilmiş çözümlerin kullanımı ve erişim yetkilerinin kısıtlanması gibi güvenlik ilkelerinin kullanımı dahil edilmelidir.” HPE ve Microsoft, bulutta ortaklık yapacaklar
HPE (Hewlett Packard Enterprise) ve Microsoft, bugün yaptıkları duyuruyla, bulut bilişim alanında ortak hizmetler sunacaklarını açıkladılar. Londra’da, Türkiye basınından TechInside’ın da katıldığı lansmanda açıklanan iş birliğine göre, iki şirket, HPE ve Microsoft servis ve ürünlerini birleştirerek, hibrid bulut bilişim servisleri sunacaklar.
Microsoft’un Azure bulut servisleri, HPE müşterileri için tercih edilen bulut bilişim servisi olacak. Microsoft’un hibrid bulut bilişim tekliflerinde de HPE tercih edilen alt yapı entegratörü olacak.
HPE CEO’su Meg Whiteman, “Azure gibi genel bulut servisleri, hibrid bulut bilişim sistemlerinin çok önemli bir parçası ve Microsoft Azure, müşterilerin en çok ihtiyaç duyduğu HPE çözümleri ile harika bir birliktelik oluşturuyor,” dedi.
Ortaklar, mühendislik çalışmalarından yeni nesil bilişim platformlarıyla müşterilerin IT altyapılarını optimize etmeye, bilişim tüketim modellerini ayarlamaya ve iş modellerini daha hızlı çalışacak biçimde ilerletmeye değin her alanda iş birliği içinde olacaklar.
Microsoft CEO’su Satya Nadella ise “Bizim görevimiz, bu gezegendeki her organizasyonu HPE ile geniş yapılı ortaklığımızın arkasındaki güç ile desteklemek, Microsoft Azure, Windows 10 ve Office 365 ile güçlendirmek,” diyerek şöyle devam etti: “Uzun süreli işbirliğimizi şimdi Azure’un gücü ve HPE’nin lider altyapı, destek ve servisleriyle birleştiriyoruz.
İşbirliğinin ilk parçası olarak HPE, mevcut sunucuları üzerinde Azure kullanımını artıracak. HPE kullanıcıları Azure ile bulut servislerinden hızla yararlanmaya başlayacak.
HPE, önümüzdeki dönemde 5000 yeni Azure bulut mimarisi ile desteklenen servisini devreye sokmayı planlıyor. Bu sayede müşeterileri Azure’un daha esnek, daha açık ancak daha güvenli bulut yeteneklerine kavuşacak.
Pazarlamada anlık bildirimin önemi artıyor
Cep telefonu veya tablet üzerinden düzenli olarak iletişime geçilebilecek tüketicilerin toplamı giderek artış gösteriyor. Bu gerçekten yola çıkan optivo, geliştirdiği anlık bildirim pazarlamasını mümkün kılan araçları ile marka iletişimine yeni bir fırsat katıyor. Cep telefonlarına gelen anlık bildirimlere kullanıcıların alışık olması ve genellikle bu bildirimlere anında tepki vermeleri, özellikle dijital pazarlamacılar için yeni fırsat kapıları aralıyor. optivo, bu tarz anlık bildirimlerin en çok sınırlı süreli kampanyalarda veya özel gün indirimlerinde işe yaradığını belirtiyor. Anlık bildirimler, ideal olarak belli bir durumda tetiklenen otomatik olarak oluşturulmuş mesajlar olarak gönderiliyor.
optivo’dan e-posta pazarlama gurusu René Kulka’ya göre, kullanıcının markanın mobil uygulamasını cep telefonuna indirmiş olması, anlık bildirimlerin bir pazarlama mecrası olarak işe yaraması için ilk gerekli olan adım. Kullanıcılar uygulamayı yüklemeden önce anlık bildirimler gönderileceği ve bu konuda izninin istendiğini belirtmek, markanın saygınlığını artıracaktır.
Kulka, “İdeal olarak anlık bildirimler başlı başına ayrı bir kanal olarak değil, entegre bir çapraz kanal stratejisinin önemli bir parçası olarak görülmelidir” diyor. “Anlık bildirimlerin içeriği ve zamanlamasının diğer kanallardaki pazarlama faaliyetleri ile uyum içerisinde olması, etkinliğini artırıyor. Doğru otomasyon ile her kullanıcı için özelleştirilen anlık bildirimler, diğer dijital pazarlama kanallarına göre çok daha iyi sonuçlar veriyor”.
Anlık bildirimlerin diğer pazarlama kanallarına göre en büyük avantajı, tüketicinin telefon ekranında doğrudan görünmeleri. Tüketiciyi doğrudan ilgilendiren mesajlar, genellikle anında bir etkileşim başlatıyor. Eğer pazarlama mesajı tüketiciyi doğrudan ilgilendirmiyorsa ve zamanlaması da kötüyse bu sefer tam ters tepebiliyor. Bu yüzden René Kulka, cep telefonu anlık bildirimleri için en ideal çözümün, ilgi ve hız arasında kurulan oranda yattığını söylüyor. Dünyada ilk kez halka açık 4K telekonferans yapılacak!
Açılışta, dünyada ilk kez halka açık, 4K telekonferans ile TÜRKSAT 4B uydusundan ilk yayın yapılacak ve İstanbul’da yapımı devam eden 3. Boğaz Köprüsü, 3. Havalimanı, Körfez Geçit Köprüsü ve Ankara’da bulunan TAI Uydu Test Merkezi’ne canlı bağlantı gerçekleştirilecek.
Etkinliğin açılışını T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım ve Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanı Fikri Işık gerçekleştirecek. T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım ve Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanı Fikri Işık’ın katılım göstereceği etkinlikte; 1 milyar dolarlık milli uydu ekosisteminin oluşturulması, 4,5 G- 5 G teknolojilerine yerli katkı desteğinin sağlanması, e-devlet kapısının bölgesel bir marka haline getirilmesi gibi konular ulusal ve uluslararası katılımcıların katkısıyla ele alınacak.
3. Havalimanı, 3. Boğaz Köprüsü ve Körfez Geçit Köprüsü’ndeki son durum, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın en önemli projelerinden biri olan TÜRKSAT 4B uydusundan yapılacak 4K telekonferans yayınıyla tüm Türkiye’ye aktarılacak. Etkinliğin dev projelerde gaza basmaya hazırlanan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı için, adeta bir “başlama vuruşu” olması bekleniyor. Kurumsal mobilite başarısı için zihniyet değişimi şart
Bulut bilişim ve kurumsal mobilite alanında dünya lideri VMware, dünya çapında farklı sektörlerde faaliyet gösteren farklı büyüklükteki işletmelerin karar vericileri ve BT yöneticileriyle yaptığı Kurumsal Mobilite 2015 anketinin sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı.
VMware’in her yıl düzenli olarak yürüttüğü anketin sonuçlarına göre, İşletmelerin yarısından fazlası (yüzde 55), güvenliği artırmak için mobiliteyi hayata geçirmeye çalışırken, yüzde 38’i işgücü verimliliğini, yüzde 29’u da son kullanıcı deneyimini artırmak için kurumsal mobil stratejileri oluşturmaya başlıyor.
Bütçe ve güvenlik endişeleri kurumsal mobiliteye engel
Teknolojik gelişmelerin tüm çeşitliliğiyle elimizin altında olduğu bir çağda çalışan verimliliğinin, işletme verimliliğinden daha çok öne çıktığını ortaya koyan rapor, aradaki bu uçuruma dikkat çekiyor. Rapora göre, anketi yanıtlayan EMEA bölgesindeki şirketlerin yalnızca yüzde 22’si temel iş süreçlerinden birini mobile taşımış durumda.
Kurumsal mobiliteye geçişteki bu düşük rakam, karar vericilerin endişelerine de ışık tutuyor. Rapora göre, çalışan düzeyinden çok, işletme düzeyinde kurumsal mobiliteye geçmeyi planlayan şirketlerin önündeki en büyük iki engel, yüzde 49’luk paylarla bütçe ve güvenlik.
ROI ortalaması yüzde 150
Rapor, aynı zamanda kurumsal mobilite stratejilerini başarıyla hayata geçirmiş işletmelerin elde ettiği operasyonel faydaları da ayrıntılı bir biçimde paylaşıyor: Mobil işgücü verimliliğinin artması (yüzde 45), iş süreçlerinin düzenlenmesi (yüzde 34) ve son kullanıcı destek maliyetlerinin azalması (yüzde 29).
Kurumsal mobiliteye yapılan yatırımların geri dönüşü (ROI) sadece bunlarla sınırlı değil. Rapora göre, anketi yanıtlayan EMEA şirketlerinin yatırım ortalaması yüzde 150. Yatırım sonunda elde edilen en önemli kazançlar ise; yüzde 34 ile son kullanıcı verimliliği ve yüzde 29 ile son kullanıcılara yanıt verme süresinin kısalması olarak sıralanıyor. Bu sonuçlara ek olarak, kurumsal mobilite yazılımı kullanan şirketlerde BT ve operasyonel süreçlerde çalışanların zamandan yüzde 27 oranında tasarruf ettiği görülüyor.
Risk alarak riskleri azaltmak
VMware Son Kullanıcı Teknolojileri Başkan Yardımcısı Alex White, “İşletmeler mobil uygulamaları hayata geçirdiklerinde, bu uygulamaları gelir artırıcı faaliyetlerle doğrudan bağlantılı hale getirdiklerinde ve güvenliği en üst seviyeye taşıdıklarında, piyasaya rekabetlerini de artırmak için en önemli adımlardan birini atmış olacaklar” dedi. Kurumsal mobiliteye yapılan yatırımların, iş üzerindeki olumlu etkileri artırmaya dönük tasarlanması halinde, yüksek ROI oranına erişileceğinin de altını çizen White, sözlerini şöyle sürdürdü: “BT yöneticilerinin mobil güvenlikle ilgili endişeleri gayet normal. Aynı zamanda mevcut altyapılarla ROI’yi artırma konusundaki sıkıntıları da anlaşılabilir nitelikte. Fakat bu endişeler kurumsal mobiliteyle kolaylıkla çözülebileceği gibi, operasyonel düzeyde de benzersiz avantajlar getirecek. ‘Önce mobil’ yaklaşımı gerçekten de iş ve ticaret anlayışını kökten değiştirecek ve risk alarak riskleri en aza indirgemeyi hepimize öğretecek.”
Şirket ve BT yöneticileri arasında işbirliği artmalı
BT departmanlarının üzerindeki baskı her geçen gün artarken, şirket yöneticilerinin de kurumsal mobiliteye geçiş konusunda istekli olmaları bekleniyor. Rapor, üst düzey şirket yönetici kadrolarının genel olarak işletme nezdinde kurumsal mobilite savunuculuğu yaptığını ortaya koyuyor.
Anketi yanıtlayan BT yöneticilerinin yüzde 38’i, çalıştıkları şirketlerde üst düzey yöneticilerin başarılı bir kurumsal mobilite stratejisi yürütmenin önemini her fırsatta dile getirdiğini belirtiyor. Buna rağmen şirket ve BT yöneticileri arasındaki entegrasyonda hala eksiklikler var. Çünkü hala şirketlerin neredeyse üçte biri (yüzde 29) kurumsal mobilite alanındaki başarılarını, BT sistemleriyle ilgili kullanıcı ve müşterilerden aldıkları şikayetlerle ölçüyor.
“Değişime açık olmak, temel bir hayatta kalma felsefesidir”
Alex White’a göre, “Bugün iş dünyasında ayakta kalmak isteyen işletmeler, güncelliklerini yitirmemek için gelişmekte olan teknolojileri takip etmeli ve kendi faaliyet alanlarına uyarlamalılar. Çünkü onlar yapmazsa, başka bir işletme mutlaka yapacak ve rekabette öne çıkacaktır.
Değişime açık olmak, artık yalnızca iş planının bir parçası değil, temel bir hayatta kalma felsefesidir.”
- – EMEA’daki işletmelerin yüzde 85’i e-posta gibi temel iş verimliliği ürünlerini kullanıma sokmuş durumda.
- – Yüzde 71’i ve yüzde 60’ı sırasıyla mobil e-posta yönetimi araçlarını ve bulut tabanlı dosya paylaşımı yazılımlarını hayata geçirmek için aktif olarak çalışıyor.
- – Kurumsal mobiliteyi başarıyla hayata geçirenlerin yarısından fazlası (yüzde 51) yeni gelir akışlarını çok daha kısa sürede online’a taşıdıklarını ifade ediyorlar.
Samsung Mobile’ın patronu değişti!
Telefon pazarına yön veren önemli firmalar arasında yer alan Güney Koreliteknoloji üreticisi Samsung, mobil tarafında büyük bir değişikliğe gitti. Galaxy etkinliklerinin vazgeçilmez yüzü ve Samsung Mobile’ın başındaki isim JK Shin bugün itibariyle görevini Dongjin Koh’a devretti. 2011 yılından bu yana Samsung Mobile’ın tepe yönetiminde görev alan JK Shin’ın, Samsung’un telefon pazar payındaki beklediği ivmeyi yakalayamamasından dolayı görevinden alındığı düşünülüyor.
JK Shin bu değişikliğin ardından Samsung CEO yardımcılığı görevini devam ettirecek ve mobil tarafta uzun vadeli fikirleri ile firmaya katkı sağlamayı sürdürecek. Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge ile büyük bir çıkış yapan ancak bu çıkışı satışlara yansıtamayan Samsung, tüm faturayı JK Shin’a yıkmış gibi görünüyor.
Dongjin Koh yönetimine giren Samsung Mobile’ın önümüzdeki yıllarda daha inovatif telefon ve tabletler ile karşımıza çıkması bekleniyor. Tahminlere göre Dongjin Koh’un ilk işi tasarımsal açıdan yenilik yapmak daha sonra da arayüz geliştirmelerinde yenilikçi fikirlerini ortaya koyması bekleniyor. Bakalım Dongjin Koh yönetiminde üretilecek olan ve herkesin merakla beklediği Galaxy S7 nasıl olacak?
Kaynak: ShiftDelete.net Yazılım sayesinde çocuklar suçtan kurtarılıyor

Oracle Cloud Day 2015

TechInside’ın da sponsor olduğu Oracle Cloud Day 2105, İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Oracle Cloud Day 2015’te, Oracle tarafından sağlanan, pazardaki en kapsamlı bulut hizmetleriyle benzersiz avantajların tanıtıldı.
Oracle Cloud Day 2015’de, en iyi iş uygulamalarının hızlı ve kolayca yaygınlaştırılmasıyla yeni iş fırsatları için daha hızlı dönüş, pazar lideri güvenlik teknolojileri, veri merkezlerinde en üstün uygulama yöntemleri ve izole veri ile uyumluluk garantisi ve kurumunuzu sadeleştirmek için herkese açık bulut hizmetleri, yerinde uygulamalarla kolayca entegre etme konuları tartışıldı.
Oracle, etkinlik sırasında, işletmelere özel emsalsiz yeteneklerle genişleyen bulut portföyünü de tanıttı.
Oracle kuruluşların bulutta güvenilir, ölçeklenebilir ve güvenli veritabanı odaklı çözümler ve uygulamalar sunmalarını sağlayan geniş çaplı Oracle Bulut Platformu hizmetleri portföyünü daha da genişleten yeni Oracle Veritabanı Bulut özelliklerini Ekim ayında duyurmuştu. Etkinlik sırasında, bu yeni bulut servislerini yakından tanıma fırsatı yakaladık.
Oracle Bulut, 70 milyondan fazla kullanıcıyı ve her gün gerçekleştirilen 34 milyardan fazla işlemi destekleyerek gücünü sergilemeye devam etmektedir. Dünyanın çeşitli yerlerindeki 19 farklı veri merkezinde bulunan 50.000’den fazla cihazda çalışmakta ve 800 petabayttan fazla veriyi depolamaktadır.
Oracle Veritabanı Bulut özellikleri ise genişletilmiş yetenekleri ile büyük ilgi topladı.
Misyon açısından kritik önemdeki yeni özellikler arasında artık arıza halinde dahi kullanılabilirlik ve talebe göre ölçeklenebilirlik imkanı sunan kümeleme, felaket anında sıfır veri kaybıyla kurtarma ve Oracle Veritabanı Exadata Bulut Hizmeti yer almaktadır. Oracle ayrıca veritabanı yöneticilerinin ve geliştiricilerin herhangi bir maliyet ve risk üstlenmeksizin Oracle Veritabanı’nı Oracle Bulut’ta denemelerine imkan tanıyan, yeni ve ücretsiz bir veritabanı bulut hizmetini de duyurmaktadır. “Oracle, veritabanı alanında elde ettiği kırk yıllık deneyimi ve liderliği bulut alanına taşıyarak müşterilerimizin en iyi veritabanı bulut çözümlerini kurmalarını ve daha fazla çeviklik ve daha düşük maliyetle bunları gerçekleştirmelerini sağlıyor,” diyor OracleÜrün Geliştirme Kıdemli Başkan Yardımcısı Andrew Sutherland. “Bu yeni özelliklerle artık Oracle sektörün en kapsamlı veritabanı bulut hizmetleri setini sunarak geliştiricilerin, küçük işletmelerin, büyük işletmelerin bünyesindeki departmanların ve kurumsal BT departmanlarının ihtiyaçlarını benzersiz bir şekilde karşılamaktadır.”
Önemli duyurulardan bir diğeri de Oracle “SPARC M7” ile Alanında Çığır Açan İşlemci ve Sistem Tasarımı oldu. Devrim niteliğinde 32 çekirdek ve 256 thread SPARC M7 mikroişlemci üzerine inşa edilmiş tamamen yeni SPARC sistemlerin kullanıma sunuldu. Oracle, Yeni Nesil SPARC Sunucular ile gelişmiş müdahale koruması ve şifreleme için “Security in Silicon”; benzersiz veritabanı verimliliği sunan “SQL in Silicon” ile Büyük Veri, Kurumsal ve Bulut uygulamalarında Dünya Rekortmeni Performans sunuyor. Oracle EECIS Bölgesi Sistem Satış Başkan Yardımcısı Marek Swierad, “Oracle SPARC M7’nin” bellek koruma, şifreleme hızlandırma ve bellek içi veritabanı işlemlerindeki çok önemli geliştirmeler ile Oracle Bütünleşik Sistem ve Sunucu ailesinde uçtan uca güvenlik ve verimlilik sağlıyor”. Aralarında Oracle SuperCluster M7 Bütünleşik Sistemi ve SPARC T7 ve M7 sunucularının da bulunduğu yeni nesil “SPARC M7” işlemci tabanlı sistemler, var olan altyapı ile sorunsuz şekilde entegre olabilecek biçimde tasarlanmış olup tamamen entegre sanallaştırma ve bulut yönetimini de içermektedirler. Var olan tüm ticari ve özel uygulamalar, güvenlik, verimlilik ve performans konusundaki önemli gelişmelerle birlikte “SPARC M7” sistemlerinde değiştirilmeden çalışacaktır. Ayrıca “SPARC M7”, “Security in Silicon” ve “SQL in Silicon” özelliklerinden faydalanan yeni yazılımlar oluşturmak için geliştiricilerin kullanabileceği, açık bir platformdur.Yüksek teknolojide sınıf atlama zamanı!

Cep telefonu, evini yanmaktan kurtardı
Güney Avustralya’da çalılık alanda çıkan bir yangın kontrolden çıkıp tüm bölgeyi kaplayan bir felakete dönüştü. Bölgedeki yüzlerce çiftlik ve yazlık ev yangın nedeniyle kül oldu. Ev sahiplerinin bölgeyi yazlık olarak kullanması nedeniyle çoğu evin boş olması, ev sahiplerinin önlem almasını da engelledi.
Ancak Charles Darwin Üniversitesi’nde görevli Profesör Simon Maddocks, binlerce kilometre uzaktan, evini kurtarmayı başardı.
Bahçesindeki çimlerin ve çiçeklerin kurumaması için bahçe sulama sistemini akıllı telefonundaki bir uygulamaya bağlamış olan Profesör, yangının kendi evine yaklaştığını öğrenince, akıllı telefondan sulama sistemini tam kapasiteyle çalıştırdı. Evin bahçesi saatler boyunca şiddetli şekilde sulanınca, alevler bahçeye sıçramadan profesörün evinin çevresinden dolanıp uzaklaştı ve profesörün evi bölgede yanmayan tek ev olarak ayakta kalmayı başardı.
Böylece akıllı evlerin bu tür felaketlerde ne kadar güvenli olabileceği de ortaya çıktı. Görsel keşif ve artırılmış gerçeklik hayatımızı değiştirecek
Türkiye’nin bir bilgi toplumuna dönüşüm sürecine katkıda bulunan pek çok proje ve çalışmaya imza atan Türkiye Bilişim Vafkı, dünyayı değiştirecek şirketler listesinde 19. Sırada yer alan Blippar’ın kurucu ortağı ve CEO’su Ambarish Mitra’yı ağırladı.
Artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik, görsel keşif ve derin öğrenim gibi yeni teknolojiler üzerine odaklanan Ambarish Mitra , bu yöntemlerin iletişim ve pazarlama yöntemlerini ne yönde değiştirdiğinden söz ederken, görsel keşif ve artırılmış gerçekliğin köklü bir değişim sürecini başlattığını belirtti.
Son araştırmalara göre, 2020 yılında tahmini 100 Milyar Dolara ulaşacak olan artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik pazarına ilgi hızla artıyor. Blippar, Google, Facebook, Samsung gibi şirketlerin artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik alanında yaptığı yatırımlar hızla ve katlanarak artmakta.
Artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik gördüğümüz dünyaya ek bilgiler, referanslar ve multimedya sağlayabiliyor. Eğitimden, perakendeye birçok sektör sınırlarını aşıyor, zincirlerini kırıyor ve bütünleşmiş, duyulara hitap eden hikâyeler yaratıp kullanıcısını içine çekiyor. Haritacılığın yeniden yükselişi…
Bilinen en yüksek dağ Mons, Mars’ın en yüksek zirvesidir. 27 km yüksekliğindeki bu volkanik dağ, 8.8 bin metre yüksekliğindeki Everest’in üç katıdır.
Akıllı haritacılık uygulamalarının uzay teknolojisi ile birleşmesi bize bu bilgiyi verdi. Günlük hayatımızda kullanacağımız bir bilgi değil ama akıllı haritacılık, günlük hayatımız için inanılmaz fırsatlar sunuyor.
Malum, Tesla ve Google sürücüsüz araçlarını artık rahatlıkla yollara koyabiliyorlar. Çünkü araçların beynine akıllı haritaları yüklemiş durumdalar.
Yine de, haritacılığın asıl şimdi başladığını söyleyebilirim.
Harita niye önemli?
Bugün dünyadaki yanlış haritalama veya yeni trafikteki kullanılır adıyla yanlış navigasyon bilgileri yüzünden 300 bin trafik kazası yaşandığı tahmin ediliyor.
Daha da komiği var. Önceki yıl 117 turist, yanlış haritalama yüzünden ıssız yerlerde kayboldular.
Yanlış haritalamayı daha ilkokuldan keşfetmişsinizdir… Afrika mı daha büyük, Kuzey Amerika mı? Meksika mı büyük, Alaska mı?
Geleneksel dört köşe haritalara bakarak Kuzey Amerika ve Alaska diyorsanız, yanlış bir karar vermiş olursunuz.
Haritadaki temel mantık şudur: Ufkun ötesinde ne var?
Ufuk ötesini gösterdiği için Piri Reis, öncü ve önemli biriydi. Şimdi torunları çok daha ileriye giderek, yeni ufuklar açmak istiyor. Nasıl mı?
Maalesef Mars’ın en yüksek dağı hakkında bir kanaatimiz oluştu ama hala yeryüzünün bilinmeyen o kadar çok sırları var ki?
Dijital dünyada harita yarışları sürüyor. Google ve Yandex 8 milyon kilometre yol haritalaması yaptı. Ve her yıl da 1 milyar dolar, harita ve navigasyon için yeni harcama yapıyor.
Hatırlarsanız, iki yıl önce Apple harita bölümünde köklü revizyon yapmıştı. Çünkü rakibi Google’a önemli saha kaptırmış oldu.
Google, harita uygulamasında başarılı olamasaydı, sürücüsüz araba işine giremeyeceği gibi, akıllı gözlük GoogleGlass projesine de başlamazdı.
Unutmayalım ki geleceğin en geniş reklam alanı, dijital haritalar olacak. Apple’ın canını sıkan noktaların başında da bu geliyor…
Madem bu kadar yatırım yapılıyor, keşfedilecek başka ne var?
Erbil’e gittiğimde, geniş bahçeli, ilginç binalar dikkatimi çekti. Haritada adları yoktu. Bilen fazla kişi yok. Ama Kuzey Irak’ın bu binalardan kontrol edildiği söylendi. Doğru olmasa bile gizemli binalar ve araziler…
Aslında böyle arazi ve binalar her ülkede bulunuyor. Hangi harita uygulamasına girerseniz girin, dünya üzerinde on binlerce görünmeyen, bilinmeyen bina ve arazi bulabilirsiniz.
Hatta uçuşa yasak bölgeler sebebiyle, çoğu kere uçaklar üzerinden direk uçuş yapamaz. En popüleri Amerika’daki 51. Bölge denilen yerdir.
Askeri alanlar, istihbarat merkezleri, önemli ARGE laboratuvarları, hükümet ve kraliyet binalarını bunlara ekleyebilirsiniz. Bazılarını adları ise farklı ve fake adlarla bilinir.
En fazla haritada gösterilmesi yasak olan alanın Amerika ile Fransa ülkeleri olduğu tahmin ediliyor.
Haritalamanın ne kadar önemli olduğunu, trafik kaza rakamları da gösteriyor.
Her yıl 50 milyon trafik kazası oluyor ve 1.3 milyon kişi yol kazalarında ölüyor ve bunun katları sayısınca da insan sakat kalıyor.
Bir de bunlara eklenen 100 milyarlarca dolar maddi hasar oluşuyor.
Bütün iş kazalarındaki ölümlerin yüzde 60’ı yollarda meydana geliyor. Yani bütün ölümlü dramların onda birine denk geliyor.
Eğer akıllı haritalama yapabilirsek ve bu bilgiyi interaktif şekilde araçlarla paylaşabilirsek bunları önlememiz mümkün olacak. Akıllı harita ve akıllı ekipmanlar birlikte kullanmak kaydıyla. Biri diğeri olmadan hayata geçmesi etkin sonuç doğurmaz.
Dünya yüzeyinin yüzde 70’i deniz ve okyanuslardan oluşuyor. Karaları yeterince bilmiyoruz ama asıl fırsatların olduğu alanın denizler olduğunu bilmemiz gerekiyor.
Okyanuslar üzerine bilebildiğimiz sadece güneş ışınlarının ulaşabildiği 60 katlı bina yüksekliğinde bir bölgedir. Bu da elmanın kabuğu kadar bir derinliği ifade ediyor.
11 bin metre derinliğinde çukurların olduğunu, binlerce metre derinliklerin olduğunu biliyoruz ama buradaki yaşam hakkında fazla bilgiye sahip olmadığımız gibi haritasını da çıkarabilmiş değiliz.
Ancak akıllı haritalama yapan deniz araçları yapabilirsek, okyanusları yeniden keşfetme fırsatı yakalayacağız.
Okyanus canlıları, deniz bitkileri, planktonik varlıklar gibi bilmediğimiz bir zenginliği su altı haritalarıyla öğrenme ve yeni imkanlara ulaşma yolunu açacağız.
Şimdiye kadar bütün coğrafya bilgilerimizi toplasak, en eski haritalardan akıllı haritalara kadar her bilgiyi toplasak bile yeryüzünün ancak yüzde 16’sının gerçek haritasının çıkarıldığını söyleyebiliriz.
Haritacıların bir diğer faaliyet alanı da mağaralar olmalıdır.
Dünyanın en büyük mağarasının Gürcistan’da olduğu tahmin ediliyor. Türkiye’nin mağaraları da iddialıdır ama hiç biri için bir haritalama yapılmamıştır. Efsanelerle gezilip, konuşuluyor ama onları keşfetme konusunda daha yolun başındayız.
Haritacıların işi bununla da sınırlı kalmayacak. Rüzgarlar, dalgalar, bulutlar onları bekliyor.
Haritacıların yeni uğraş alanlarının yeni fırsatlar doğuracağının en güzel örneğini Başarsoft’un elektrikteki kayıp-kaçak tespitinde de görebiliriz.
Türkiye’de üretilen elektriğin yüzde 13’ünü iletim hatlarındaki kayıplar ve kaçak tüketim oluşturuyor.
Eğer kayıp ve kaçak düşürülebilirse, elektriğin maliyeti de düşecek. Başarsoft, akıllı elektrik şebekeleriyle iletilen ve nihai tüketiciye ulaşıncaya kadar dağıtılan elektriği 6 kademede ölçümleyen bir yazılım geliştirdi.
Geliştirilen ölçümleme sistemi Türkiye’de kayıp-kaçak oranının yüzde 70’in üzerinde olduğu Dicle EDAŞ bölgesindeki pilot bölgede denendi. Şanlıurfa’da kaçak oranının yüzde 90 olduğu 500 aboneli pilot bölgede yazılım sonrasında bu oran yüzde 50’ye düştü.
İkinci aşamada 5 bin aboneyi kapsayacak şekilde genişletilen pilot proje daha sonra Türkiye genelinde kullanılabilir hale gelecek.
Başarsoft Genel Müdürü Alim Küçükpehlivan, 6 ay önce de akıllı elektrik sayaçlarının değişim ve yönetimini yapan Amerikan Apex firması ile işbirliği sözleşmesi imzaladıklarını söylüyor.
Bu işbirliğinin ardından Hindistan’ın elektrik dağıtım şirketinin, Başarsoft’un elektrikteki kayıp ve kaçağı önleyen, elektrik şebeke arızalarını ve arızanın koordinatlarını belirleyen yazılımı ilgisini çekti.
İngiliz su dağıtım şirketi Thames Water ile Fransız kablolu televizyon şirketi Canal+ da bu haritalama yazılımıyla ilgileniyor.
Piri Reis’in ruhu yeniden diriliyor da diyebiliriz. Yeter ki resmin tamamını görüp, yeni rüzgarlara yelken açabilelim.
Evet, haritacılık yeniden yükselişte. Etrafımızı tanımak için bu önemli. Dahası, dünyayı tanıdığınız ölçüde yönetebilirsiniz… Optimizely’ye Türk çözüm ortağı
A/B Testler ile Dönüşüm optimizasyonu alanında dünyanın en güçlü platformu Optimizely, Türkiye pazarında UX alanındaki çözüm ortağı olarak Sherpa’yı tercih etti. Optimizely, kişiselleştirilmiş pazarlama ve veriye dayalı inovatif çözümlerini, Türkiye’de Sherpa ’nın uzmanlığı ve UX deneyimleri ile birleştirdi.
A/B ve multivariate testleriyle kullanıcılara en doğru web deneyimini sunarak şirketlerin dönüşüm oranlarını artırmalarını amaçlayan Optimizely’nin en öne çıkan özelliği kullanım kolaylığı. Optimizely’nin A/B Testing aracı ile şirketler, web sitesi ya da mobil uygulamalarında daha iyi bir müşteri deneyimi sunmak için kullanıcıların tüm aksiyonlarını derinlemesine ölçümleyebiliyorlar.
Razorfish, Possible ve McCann Connected gibi dünya devlerinin de çözüm ortağı olduğu Optimizely’nin müşteri sayısı, bugün 7 bin firmaya ulaştı. En çok trafik alan ilk 10 bin web sitesinden yüzde 5’ine dokunan Optimizely, kurulduğundan bu yana 500 binin üzerine senaryoyu, toplamda 7 milyar defa müşterilerinin kullanıcılarına ulaştırdı. Sherpa , Optimizely iş ortaklığı ile Türkiye’deki e-ticaret ve perakende firmalarının da veriye dayalı UX analitik ile müşterilerini daha yakından tanımalarını ve web siteleri için doğru aksiyonlar almalarını sağlamayı amaçlıyor. Dünya genelinde 30.000 Latex Yazıcı kuran HP, başarısını kutluyor!
HP, Geniş Formatlı Baskı Dünya Pazarlama Direktörü Joan Perez Pericot, “30.000 adet Latex yazıcı, olağanüstü başarımızın bir kilometre taşıdır. HP Latex teknolojisinin çok işlevselliği, müşterilerimizin duvar kaplama, perde baskıları, yer döşeme gibi iç mekân dekorasyonuna dair kar marjı yüksek uygulamalarda öncü bir rol oynamalarını, Solvent ve UV-teknolojisini kullanmayı tercih etmeyen ve bu konuda hassas olan bir çok kurumsal firmaya da daha yüksek marjlarla çözüm sunabilme alternatifi sağlıyor.
HP Latex yazıcılar yeni endüstri standardı kabul ediliyor ve malzeme sağlayıcıları bu eğilimi 72’den fazla malzeme tedarikçisi ve HP Latex yazıcılar için sertifika çıkaran 360’ı aşkın farklı malzeme ile destekliyor.
HP Latex portföyü
HP Latex 310, 330, 360 ve 370 yazıcıları, solventin giremediği iç mekanlara yüksek hız, yüksek kalite ve aynı gün teslimatla ulaşarak daha sağlıklı üretim ortamları kurmanın yanı sıra, müşterilerin yeni geniş formatlı uygulamalara başarılı bir şekilde geçiş yapmalarına yardımcı oluyor.
HP Latex 3100 ve 3500 yazıcılar, hizmet sağlayıcılarına kısa iş-dönüş süreleri içinde çeşitli uygulamaların zamanında teslim edilmesi için etkili ve yüksek hacimli üretim yolları sağlıyor. HP Latex 3500yazıcılar, yüksek hacimli standart iş akışları için tasarlandı. Bu da bu ürünü özel uygulama üretimi için ideal kılıyor ve üretkenliği artırdığı gibi üretim maliyetlerini de düşürüyor. HP Latex 3100 yazıcı ise farklı iç mekan ve dış mekan uygulamalarında yüksek görüntü kalitesi sağlıyor ve geniş tabela ve PSP (Baskı Hizmet Sağlayıcıları) görüntüleri için ideal bir çözüm olarak ön plana çıkıyor. Microsoft’tan hacker’a ibretlik ceza
Çek Cumhuriyeti’nde yaşayan Jakub F isimli hacker, uzun süre boyunca aralarında Microsoft’un yazılımlarının da bulunduğu sayısız telifli yazılımı, müzik ve sinema eserini kanunsuz olarak kopyalarak sattı ancak sonunda yakayı ele verdi ve mahkemeye çıkarıldı.
Microsoft, HBO Europe, Sony Music ve Twentieth Century Fox’u temsil eden avukatların karşısında hacker mahkemede 250 bin dolar cezaya çarptırıldı.
Ancak bu cezayı ödeme gücü olmayan Hacker’a, firmalar çok ilginç bir anlaşma şartı teklif ettiler.
Hacker’ın yasa dışı kopyalama ve korsanlığa karşı bilgilendirici bir video hazırlaması karşılığında firmalar cezayı tashil etmekten vazgeçecek ancak tek bir şartla: Videonun en az 200 bin kez izlenmesi gerekecek.
Jakub’un hazırladığı video ilk aşamada büyük ilgi görmedi ancak bu ilginç haber medyaya yayıldıktan sonra video bugün itibariyle 500 bin izlenme sayısına ulaşmış durumda ve rakam hızla artıyor.
Kısaca söylemek gerekirse, medya Jakub’ın hayatını kurtardı. Yoksa 250 bin doları ödemek için uzun yıllar boyunca hapis yatması gerekecekti ve hapisten çıktığında insanları istedikleri yere ışınlayan yeni nesil iPhone’lara alışması biraz zaman alacaktı.
Video ise şu:









