Mobil bankacılık müşterilerinin sayısı son bir yılda iki kat arttı

0
mobile-bankingGeliştirdiği bankacılık, ödeme ve ticaret uygulamalarıyla mobil teknoloji alanında dünya liderleri arasında yer alan Monitise, “2015 Türkiye Mobil Bankacılık İstatistikleri” infografiğini yayınladı. Monitise’ın Türkiye Bankalar Birliği’ne üye mobil bankacılık hizmeti veren bankaların Haziran 2014 ve 2015 yılları arasındaki mobil bankacılık verilerinden derlediği ingofrafik (ekte), Türkiye’de mobil bankacılık hizmetlerini kullananların sayısının son bir yıl içerisinde iki kat arttığı ortaya çıktı. Araştırmaya göre 2014 yılının Haziran ayında 7,5 milyon olan mobil bankacılık kullanıcı sayısı 2015 yılı Haziran ayı itibariyle 15 milyon oldu. 2,7 milyar adet bankacılık işlemi mobil üzerinden gerçekleştirildi Aynı süre içerisinde mobil üzerinden gerçekleştirilen bankacılık işlem adeti 2,7 milyara yükseldi. Bu işlemler içerisinde; kredi kartı başvurusu, kredi başvurusu, fatura ödeme talimatı ve düzenli ödeme talimatı gibi finansal olmayan işlemlerin sayısı 2,52 milyar adet olurken finansal işlemlerin sayısı 198,8 milyon oldu. Para transferlerinin %40 ile ilk sıraya yerleştiği finansal işlem dağılımında ikinciliği %31 ile kredi kartı işlemleri, üçüncülüğü %15 ile ödemeler, dördüncülüğü de %6 ile yatırım işlemleri aldı.  Bu işlemler dışında kalan diğer işlemlerin dağılım içerisindeki payı ise %6 seviyesinde oldu. Mobil bankacılık üzerinden gerçekleştirilen 198,8 milyon adet finansal işlemin yarattığı işlem hacmi ise 361,8 milyar liraya yükseldi. Toplam finansal işlem hacmi dağımı içerisinde %57 ile en fazla para transferleri yapılırken, onu sırasıyla %31 ile yatırım işlemleri, %7 ile kredi kartı işlemleri, %3 ile diğer işlemler ve %2 ile ödemeler takip etti. Bir yılda 112 milyar lira EFT, 92 milyar lira havale yaptık Araştırmaya göre, para transferleri mobil üzerinden en sık gerçekleştirilen ve en çok hacim yaratan işlem türü oldu. Mobil bankacılık kullanıcıları 112,5 milyar lira değerinde 37,5 milyon EFT işlemi, 92,2 milyar lira değerinde 42 milyon havale işlemi gerçekleştirdi. Mobil bankacılık uygulamalarında en çok kullanılan hizmetler içerisinde ikinci sırada kredi kartı işlemleri yer alıyor. Kullanıcılar 26,1 milyon işlemde 20,7 milyar liralık kredi borcu ödemesi gerçekleştirirken 1,6 milyon işlemde ise 1,9 milyar lira değerinde başkasının kredi kartı borcu ödendi.  1,3 milyon işlemde ise 901 milyon liralık nakit avans çekimi yapıldı. Mobil bankacılık üzerinden 3,2 milyar lira kredi ödemesi yapıldı Mobil üzerinden en sık gerçekleştirilen işlemler içerisinde üçüncü sırayı ödemeler aldı. Monitise’ın araştırmasına göre 3,2 milyar lira değerinde 37,6 milyon işlem ile fatura ödemesi gerçekleştirilirken 5,2 milyon işlemde yine 3,2 milyar lira değerinde kredi ödemesi yapıldı. Bu işlemleri; 583 milyon lira değerinde 1,4 milyon işlem ile vergi ödemesi ve 159 milyon lira değerinde 204 bin işlem ile SSK ve Bağkur prim ödemesi takip etti. Mobil üzerinden gerçekleştirilen yatırım işlemlerinin de hacminin oldukça yüksek olması araştırmanın ortaya koyduğu bir diğer önemli nokta olarak öne çıktı. 30 milyar lira değerinde 1 milyon vadeli hesap işlemi yapılırken 4 milyon döviz işleminin değeri 29 milyar dolar oldu. Mobil üzerinden ayrıca 28 milyar lira değerinde 4,4 milyon hisse senedi ve 15 milyar lira değerinde 2,5 milyon yatırım fonu işlemi gerçekleştirildi.

Online alışverişin vitrini cep telefonu oldu

0
phoneOnline ve offline kampanyaların ölçümlenmesini ve optimizasyonunu sağlayan Performans Pazarlama Platformu’nu sunan intelliAd, 1 milyon tüketici ve 10 farklı sektör üzerinde yaptığı mobil cihazlar üzerinden alışveriş araştırmasının sonuçlarını açıkladı. 15 Ocak ile 15 Nisan 2015 tarihleri arasında en büyük on sektörde yapılan bir milyondan fazla online alışveriş incelenerek ortaya çıkartılan sonuçlar, pazarlamacılar ve e-ticaret uzmanları için büyük önem taşıyor. Araştırma sonuçlarına göre, şaşırtıcı bir şekilde e-ticaretteki satın alımların aslında çok küçük bir bölümünün cep telefonları üzerinden gerçekleştiği ortaya çıktı. Ancak cep telefonları doğrudan satış sağlayamasa da, e-ticaretin diğer her türlü ayağında, özellikle tüketicilerin ürün ve firma hakkında bilgi edinmeleri sürecinde vaz geçilmez bir unsur olmayı sürdürüyorlar. Cep telefonları temel olarak bir bilgi edinme kaynağı olarak kullanılıyor. Eğer cep telefonu üzerinden bir satış oluyorsa, bu satış süreci çok hızlı ilerliyor. Online satışların büyük çoğunluğu cep telefonlarında başlayıp masaüstü bilgisayarlarda sonuçlandırılıyor. Bu konuda sektörler arasında da çok farklılık olması sonucu pazarlama profesyonellerinin dikkat etmesi gereken birçok nokta ortaya çıkıyor. Internet trafiğinin %70’ini alsa da, satışların %83’ü masaüstü bilgisayarlar üzerinden gerçekleştiriliyor. intelliAd CMO’su Thino Heller “Bizim müşteri süreç analizlerimiz satın alma sürecinde farklı cihazların kullanıldığını gösteriyor. Cihazlar arası bütünsel bir yaklaşım ile kullanıcıları farklı cihazlarda tanıma ve buna göre reklam harcamalarını genel bağlama göre belirlemek artık zorunlu bir hal aldı” diyor. Satışların şimdilik sadece %9’u cep telefonlarından gerçekleşiyor Araştırmanın en önemli bulgusu, cep telefonlarının bir bilgi edinme cihazı olarak kullanılması. Cep telefonu üzerinden gerçekleşen alışverişler bir saat içerisinde tamamlanabiliyor. Ancak bu oran, toplam alışverişlerin yalnızca %9’una denk geliyor. Online alışverişlerin %83’ü hala masaüstü bilgisayarlar üzerinden yapılıyor. Araştırma aynı zamanda masaüstü bilgisayarlardaki e-ticaret trafiğini %70 olarak ölçümlüyor. Buna göre trafiğin %21’i cep telefonları üzerinden elde ediliyor. Tüketiciler ürün araştırmalarını cep telefonları üzerinden yapıp, satın almayı masaüstü bilgisayarlarından yapmayı tercih ediyorlar. Yalnızca tüketicinin acil ihtiyaç duyduğu ürünler cep telefonu üzerinden satın alınıyor. Örneğin şarap sektöründe cep telefonunun trafiğinin satışlara oranı %439 daha yüksek. Bu sektörde satışların yalnızca %6’sı cep telefonları üzerinden gerçekleşiyor. Aynı durum elektronik sektörü için de geçerli. Orta seviye moda ve giyim sektöründe her yüz satıştan üçü cep telefonlarından yapılıyor. Diğer bazı sektörlerde ise müşteriler doğrudan cep telefonu üzerinden alışveriş yapma konusunda daha istekliler. Marka kozmetikler sektörü %11 oranı ile cep telefonu üzerinden tercih edilen bir sektör. Basılı ürünler (fotoğraflar, fotoğraf albümleri, takvimler vs.) %12 ile en çok cep telefonu alışverişi yapılan sektörlerden biri. Ya hemen satılıyor ya da hiç satılmıyor Cep telefonları üzerinden satışlar ya çok hızlı gerçekleşiyor ya da hiç gerçekleşmiyor. Her bir satış için tüketiciler ortalama 3,6 adet ziyaret gerçekleştiriyorlar ve genellikle satış 1 saat içerisinde tamamlanıyor. Ancak sektörler arasında ciddi farklar gözlemleniyor. Örneğin ecza sektörü %71 ile cep telefonu satışlarını 1 saat içinde tamamlarken, lüks moda sektöründe bu oran %19 olarak ölçülüyor. Bu tür farklar bir sektöre mi yoksa bir ürün grubuna mı retargeting yapılması gerektiğini belirleyen önemli işaretler. Böylece pazarlamacılar hangi kanal ve hangi cihaz üzerinden retargeting yapılmasının daha iyi sonuçlar getireceğini analiz edebiliyorlar Dönüşüm oranları çok değişken Cep telefonlarındaki dönüşüm oranları da diğer sektörlere göre daha az. Tüm sektörlerin ortalamasına bakıldığında cep telefonu dönüşüm oranının %2 olduğu araştırma sonuçlarına yansıyor. Bu oran tabletlerde %3,7, masaüstü bilgisayarlarda ise %5,2. Müşteriler tam olarak ne alacaklarını bildiklerinde cep telefonundan alışverişi gerçekleştiriyorlar. Online eczanelerin dönüşlüm oranı %5,8 iken, marka kozmetiklerin %3,2; basılı ürünlerin ise %2,7 olarak ölçülüyor. Cep telefonlarındaki en düşük dönüşüm oranı lüks moda sektöründe görülüyor (%0,4). Yine en düşük dönüşüm oranına sahip sektörler arasında %0,7 ile elektronik ve iç tasarım / mobilya sektörü yer alıyor. Cep telefonu bir alışveriş aracı yerine daha çok bir bilgi edinme aracı olarak kullanılıyor ve yüksek fiyatlı ürünler için müşteri daha uzun düşünme süresine gerek duyuyor. Buna rağmen cep telefonlarındaki en yüksek satış oranı lüks moda sektöründe (%14) gözlemleniyor; çünkü bu sektörün toplam e-ticaret trafiğinin %32’si zaten cep telefonları üzerinden gerçekleşiyor. Her gün aynı şekilde kullanılıyor Dönüşüm oranları haftanın farklı günlerinde masaüstü bilgisayarlar ve tabletler için farklı ölçülürken, cep telefonlarının dönüşüm oranında neredeyse fark gözlemlenmiyor (%1,8 ile %2,1 arası). En yüksek dönüşüm oranlı gün olan Pazar ile en zayıf gün olan Perşembe arasındaki fark bile %27’de kalırken, aynı günler arasında tabletlerde %53 fark ölçümleniyor. Ancak pazarlamacılar ilgilendikleri sektörün detaylı analizini yaparak fayda sağlayabilirler: Örneğin moda sektöründe Pazar günü satışları Cuma günü satışlarına göre %70 daha yüksek. Bu gibi detayların reklam planlaması ve kampanya otomasyonu yapılırken göz ardı edilmemesi gerekiyor. Akıllı fiyatlandırma algoritmaları müşteri talebindeki periyodik dalgalanmaları otomatik olarak hesaplayarak bu konuda pazarlamacılara yardımcı olabilir. Dört sektörün karşılaştırması
Ecza Moda Basılı Ürünler Mobilya Ortalama
Dönüşüm Oranı 5.8% 1.8% 2.7% 0.7% 2.0%
Dönüşüm Paylaşımı 4% 3% 12% 7% 9%
Trafik Oranı 9% 11% 13% 18% 21%
Satın Alma Hızı* 55 h 141 h 71 h 106 h 121 h
 

Sigortacıların giyilebilir teknolojiyle imtihanı

0
woveDünyada sigortacılığa benzer ilk uygulamalara yaklaşık 4 bin yıl önce Babil uygarlığı döneminde rastlandığını biliyor muydunuz? Döneminin ticaret merkezi Babil’de kervan tüccarlarına borç veren sermayedarlar, kervanların soyulması veya fidye ödeme durumuyla karşılaşmaları halinde tüccarların borçlarını silmekte, buna karşılık borcu tüccardan geri aldıkları zaman taşıdıkları riskin karşılığı olarak ana borç miktarı üzerinden bir miktar para almaktaydı. Türkiye Sigorta Birliği’nin internet sitesinde sigortanın tarihi bu cümlelerle anlatılmış. Üzerinden geçen binlerce yılın ardından karşımıza çıkansa sigorta sektörünün hizmet çeşitliliği. Sektörün bu alanda teknolojiden üst seviyede yararlandığını söylemek gerek. Ortaya çıkan rakamlar ciddi boyutta. Örneğin sigorta sektörünün BT harcamalarının 2017’de 100 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor. Ancak sektör teknolojiye bu denli iştahla yaklaşsa da şu sıralar kafası biraz karışık. Sebebi ise giyilebilir teknoloji ürünleri kullanan ve sağlıklarını bu şekilde takip edip korumaya alan müşterileri. Bu müşterilerin poliçelerinde ne tip bir düzenlemeye gitmeleri gerektiği konusunda netleşmiş bir uygulamaları ve daha önemlisi fikirleri henüz mevcut değil. Üstelik sağlık verileri derleyen milyonlarca bileklik, saat vb. teknolojik cihaz kullanımda olmasına rağmen. Durumun böyle olduğunun farkına 20 Ekim’de düzenlenen e-Health Summit etkinliğinde vardım. Etkinlikte sağlık sektörünün özellikle sağlık profesyonelleri ve hastalarla iletişimde teknolojiden nasıl faydalandığına dair örnekler paylaşıldı. Etkinlikte sunum yapanlar arasında Bayer, Mustafa Nevzat gibi ilaç şirketleri; Siemens ve GE gibi görüntüleme cihazları üreticileri ile sektördeki şirketlere uygun platformları oluşturan çeşitli şirketler de vardı. Gün sonunda konuşmacılara en fazla soru yöneltenler ise sigorta şirketlerinin temsilcileriydi. Özellikle sağlık sigortası ve giyilebilir teknoloji noktasında çok fazla bileşen olduğu için nasıl hareket etmeleri gerektiğine dair sorular yönelttiler. Bu noktada, yani ulaşılan ek verilerin hizmetleri nasıl dönüştürdüğü noktasında zaten bildikleri ve kullanmaya başladıkları bir yöntem faydalı olabilir aslında. Bugün başta Rusya olmak üzere araç içine yerleştirilen kameralar kasko poliçelerinin biçimlenmesinde önemli rol oynuyor. Benzer bir teknoloji, araçların içine yerleştirilen kara kutu benzeri cihazlarla sürücünün aracı nasıl kullandığında kendini gösteriyor. Bu alanda yeni ve yerli girişimlerden biri Marvin. Türk Telekom ve Intel’in girişimci organizasyonlarından da destek bulan şirketin sürücü alışkanlıkları ve performans analizi uygulamaları kolaylıkla giyilebilir teknoloji ürünleri kullanan sağlık sigortası müşterilerine uyarlanabilir. Sigorta sektörünün yapması gereken iş basit aslında: Aracı kullanan kişinin aracını nasıl kullandığına dair yapılan ölçümlerin (virajlara sert giriyor, ani fren yapıyor, otomobilin parçalarının daha çabuk eskimesine neden oluyor vs.) benzerlerini insana uyarlamak. Bunu da giyilebilir teknoloji cihazlarından elde ettiği verilerle; yani düzenli spor yapıyor mu, uyku düzeni nasıl, henüz duymadım ama ek bir sensörle sigara içilen ortamlarda bulunuyor mu gibi ölçümleri kullanmak. Elbette burada kişisel verilerin gizliliği önemli bir kriter. Ayrıca cihazı kullanan kişinin poliçe sahibi kişi olmadığını da teyid etmek gerek. İkincisi akıllı telefon bağlantısı ve sosyal medya entegrasyonuyla kolaylıkla çözülebilir. Veri gizliliği ise regülasyon ve yönetmeliklerle hallolabilecek bir konu. Özetle, sağlık sigortacılarının giyilebilir teknoloji konusunda aklının karışık olmasına gerek yok. Aynı binada bulundukları trafik ve kasko birimlerinin neler yaptığına bakmaları yeterli. Hani hep diyoruz ya inovasyon önemli diye. Bazen en doğru inovasyon yöntemi sanılanın aksine uzaklarda değil, koridorun öteki ucunda da olabilir…

Veri yönetim ihtiyaçları yeniden tanımlandı

0
veri yönetimiİşletme verilerinin korunması ve bilgi yönetimi konusunda küresel bir lider olan Commvault ayrıca, modern ve bütüncül bir veri yönetimi çözümünde olması gereken minimum gerekleri ifade eden Modern Veri Yönetimi İlkeleri’ni ana hatlarıyla belirledi. Bu ilkeler ayrıca, bir IDC spotunda da geçerli hale getirildi. Yeni ortaya çıkan müşteri ihtiyaçları ve Modern Veri Yönetimi İlkeleri, Commvault tarafından, şirketin ünlü veri koruma ve bilgi yönetimi portföyünün yeni neslinin tanıtımı sürecinde yayımlanan haber dizisinin bir bölümü olarak tanıtıldı. BT’deki Mega Trendlerle Ortaya Çıkan Yeni Müşteri İhtiyaçları Müşteriler bulut kullanımı, artan güvenlik ve uyum talepleri, her yerde işlem yapabilme ve veri patlaması gibi uzun süreden beri görülen mega trendlerle uğraşıyor, Commvault da bu kapsamda veri iletişiminin de değiştiğinin farkında. Bu trendler, BT sektörünü ve veri yönetimini yeniden şekillendirdi. Depolama, bulut ve hiper bütünleşik altyapılarda sürekli devam eden inovasyon karşısında Commvault, CIO’ların ve teknoloji liderlerinin daha fazla üzerinde durmaya başladığı altı yeni kilit müşteri ihtiyacını tanımladı:  
  • Açık, Standartlara Dayalı Altyapı: Müşteriler, ürün altyapısının maliyet ve esneklik avantajlarından faydalanabilmelidir.
  • Yeni Kurtarma Zorunlulukları: Müşteriler kritik uygulamalarda yaşanan veri kaybına karşı giderek daha az tolerans gösteriyor ve kurtarma pencereleri kapanıyor.
  • Genişletilebilir Yerleşik Analitik: Müşteriler, veri yönetim çözümleri içinde arama, görselleştirme, grafik ve korelasyon araçları görmek veya üçüncü tarafların standart sorgu dillerini kullanarak bunlara erişebilmeyi istiyor.
  • Erişim ve İşbirliği: Kullanıcılar ne zaman ve nerede oluşturulmuş olursa olsun bütün verilerine sorunsuz biçimde erişebilmeli ve yeniden kullanımı artırmak ve veri değerini açığa çıkarabilmek için başkalarıyla güvenle paylaşabilmelidir.
  • Uçtan uca Yönetim: İşletmeler bütün verileri gözetimli kontrol altında tutabilmelidir – görünürlük, güvenlik, erişim ve uyum gereklidir.
  • Veri Artışı Hızı, Yedekleme Hızını Aşıyor: Veri hacimleri, bugünün ihtiyaçları ve kurtarma noktası hedefleri açısından, geleneksel yedekleme çözümlerinin imkanlarını aşıyor.
Commvault Başkanı ve CEO’su N. Robert Hammer, Commvault’un sadece veri koruma ve bilgi yönetimiyle ilgilenmesi ve müşterilerin hızla değişen, yıkıcı teknoloji pazarında dahi verilerinden fayda ve değer kazanmalarına yardımcı olmak gibi tek bir odak noktasına sahip olması sayesinde, müşteri ihtiyaçlarını bu kadar iyi biçimde kavrayabildiğini belirtiyor. “Veri miktarı arttıkça, kullanıcılar veri merkezini buluta, mobil kullanıcılara kadar genişletebilen, yeniden kullanımı artırmak üzere endekslenmiş veriler için kurtarma ve yaşam döngüsü yönetimi sunan modern koruma yöntemleri talep ediyor” diyen Hammer, müşteriler için gerçekten güvenilir bir ortağın, sadece bugünün iş dünyası ve teknoloji ihtiyaçlarına cevap verebilen değil, aynı zamanda bir sonraki adımın ne olacağı konusunda açık bir vizyona sahip ve müşteriler için yol gösterebilen bir ortak olduğunu Commvault’un da böyle bir ortak olduğunu kaydetti.   Modern Veri Yönetimi İlkeleri Commvault, Modern Veri Yönetim İlkeleri olarak adlandırdığı yedi ilkenin, geleceğe hazır olmak amacıyla veri yönetim stratejisini geliştirmeye çalışan her müşteri için “olmazsa olmaz” olduğunu ifade ediyor. İlkeler şu şekilde;
  1. Standartlara dayalı Platform Erişimi: Eski yapıları ve tedarikçi bağımlılığını ortadan kaldırıyor;  müşterilerin teknoloji ilişkilerinin geleceği için ve altyapı yol haritalarına yönelik risklere karşı koruma sağlar.
  2. Entegre Veri Güvenliği: Verinin iletimde, durağan halde ve erişim sırasında güvende olmasını sağlıyor; tüm veri lokasyonlarında yerleşik denetleme kontrolleri ve uyum izleme raporları ile her teknoloji karakteri için şifreleme, anahtar yönetimi ve rol bazlı kontrollerle iletim, depolama ve aktivasyon sırasında güvenli iletişim sağlar.
  3. Doğrudan Yerel ErişimVeriye yerel formatında erişilebilir; yerel veya talep üzerine veri sunumu hizmetleri, uygulamanın istediği formatta neredeyse anlık interaktif erişim (kurtarma noktası) sağlar ve bu sayede operasyonel işlemleri, zamanı ve riski azaltır.
  4. Genişletilebilir Arama ve Sorgulama: Verinin indekslenmesi, analiz edilmesi, görselleştirilmesi ve optimize edilmesi; sanal havuzlar, SaaS ürünleri ve bulut çözümleri dahil olmak üzere, çoklu veri çözümleri uygulamaları ve depo lokasyonlarında sorunsuz ve güçlü arama sorgulaması sağlayarak güncel ve tarihsel verileri aktive eder ve açar.
  5. Evrensel Erişim & İşbirliği: Uygulamaların, Dosyaların, Bilgilerin güvenle paylaşılması ve senkronize edilmesi; ne zaman ve nerede oluşturulmuş olursa olsun, kullanıcılara, tüm veri kopyalarına sorunsuz, evrensel erişim sağlayarak verimliliği ve işbirliğini artırır ve verilerin kullanıcılar, uygulamalar vb. arasında güvenle paylaşılmasına imkan verir.
  6. Baştan İtibaren Yönetim: Verinin doğduğu andan itibaren yönetilmesi; Verinin oluşturulduğu andan itibaren yönetilmesi, ihlal, kayıp, çalınma veya uyumsuzluk risklerini önemli ölçüde azaltıp, görünürlük ve güvenlik sağlayarak işletmelere veriyi kontrol altında tutma imkanı vermektedir.
  7. Değişimin Kademeli Biçimde KaydedilmesiKurtarma noktaları sıklığının artırılması, depolama ve ağ etkinliğini yükseltiyor. Değişiklik bloklarının takip edilmesi, veri koruma operasyonlarında, iş yükü etkisini önemli ölçüde azaltılmasına ve aynı zamanda ağ kullanımında sistem çıkışı etkinliğinin sağlanmasına imkan veriyor. Sadece delta bloklar okunur ve işlenir ve sadece değiştirilen bloklar depolanır. Bu sayede, devam eden kurtarma operasyonlarındaki bant genişliği ve depo ihtiyacı azalır, RPO ve RTO hızlanır.

Huawei yeni nesil Agile Network 3.0 Mimarisi’ni tanıttı

0
huaweiHuawei, Kazakistan’ın Almatı kentinde, “Çeviklikten Hayal Gücüne” temasıyla gerçekleştirilen, Orta Asya ve Kafkasya Network Kongresi’nde; veri merkezileri, kurumsal kablosuz iletişim teknolojileri, geniş alan ağ teknolojileri ve ağ güvenliği özelindeki en yeni ürünlerini sektöre sundu. Zirvede, Türkiye ve Özbekistan gibi bölgenin önemli ülkeleri de hazır bulundu. Huawei; hızlı, güvenli ve kolay adapte edilebilen BT altyapısı ile birlikte, yazılım tanımlı ağ teknolojilerini iş dünyasına sundu. 100T veri merkezi switch teknolojisi, Wi-Fi ve LTE entegre Access Agile mobil çözümler, gelişmiş veri iletim kapasitesine sahip güçlü router’lar ile ‘Cihaz, Ağ, Bulut-uçtan uca güvenlik yaklaşımı’ kongrede sunulan çözümler arasında yer aldı. Huawei Agile Network sistemleri aynı zamanda, kullanıcı deneyimi açısından sektörün ilk ağ merkezli çözümü olma özelliğine sahip. Huawei Agile Network, 2013 yılında pazara ilk kez tanıtılmasının ardından, yedi sektörde (kamu, finans, sağlık hizmetleri, büyük kurumlar, lojistik, eğitim ve yayıncılık) ve 200’e yakın işletmede kullanılmaya başlandı. Huawei Orta Asya ve Kafkasya Network Kongresi 2015, Agile Network sistemlerinin kullanımı ve geleceği özelinde, sektör paydaşlarının, kurumların hızlı bir şekilde çeviklik çağına adım atmasını sağlamak üzere bir araya gelerek, yeni fikirler ürettiği ve paylaştığı bir platform olma özelliğine de sahip. Huawei Orta Asya ve Kafkasya Enterprise İş Birimi Başkanı Zou Siyi zirve ile ilgili yaptığı açıklamada; “Bugün, uzun süredir bizlere hiç de yabancı olmayan; -Bulut Bilişim, Büyük Veri ve Yazılım Tabanlı Ağ Sistemleri- ekseninde önemli bir değişim çağının içine bulunuyoruz. Böyle bir dönemde, özellikle rekabet açısından kurumların BT yetenekleri son derece büyük bir önem kazanıyor” dedi. Zou Siyi sözlerine şöyle devam etti; “Huawei’nin Agile Network sistemleri teknoloji ve bağlanabilirliğin de ötesinde, hizmetler ve kullanıcı deneyimine odaklanarak, en yüksek performans eşliğinde, son derece verimli bir dönüşüm sürecinin de kapısını açıyor. Huawei, önümüzdeki dönemde de inovasyona dayalı iş modelleri geliştirmeye devam ederek, ağ sistemlerinin kurumlar açısından daha çevik hale gelmesine liderlik edecek. Bunun yanı sıra, kurumların rekabette de daha bağlantılı bir eko-sistem içinde ön planda olmasını sağlayacak.”

Her üç saldırıdan biri para kaybettiriyor

0
siberZararlı yazılımlar en çok Windows bilgisayarlarda görüldü. Windows kullanıcılarının %83’ü, geçen 12 ay içinde etkilendiklerini bildirdi. Ancak Android ve Mac OS X kullanıcıları da bundan etkilendi ve sırayla %13 ve %6’sı cihazlarına zararlı yazılım bulaştığını bildirdi. Türkiye’de kullanıcıların %17’si cihazlarının şüpheli bir İnternet sayfasına girdikten sonra etkilendiğini düşünüyor. Her biri %8 oranında olmak üzere, diğer kullanıcılar da başka birinin USB belleğini kullandıktan sonra (%12), başka bir etkilenmiş cihazı kullandıktan sonra (%14) ve yasal bir program gibi gösterilen (%9), ancak zararlı olan bir uygulamayı yükledikten sonra etkilendiğini bildiriyor. Araştırmaya katılanların %9’si ise cihazlarının bir e-posta eklentisini açtıktan sonra etkilendiğini bildirdi. Araştırmaya katılanlar içinde en büyük dilime dahil olan %14, zararlı yazılımın bilgisayarlarına nasıl girdiğini açıklayamadı. Daha da önemlisi, etkilenen beş kullanıcıdan dördü sorun yaşadığını bildirdi. Genellikle (%38 oranında) kullanıcılar bilgisayar performansının düştüğünü fark etti. Katılanların %30’u rahatsız edici reklamlar aldı (örneğin tarayıcının onları istemedikleri İnternet sayfalara yönlendirmesi) ve araştırmaya katılanların %17’si cihazlarında onlar istemeden yüklenmiş programlar buldu. Genel olarak üç kullanıcıdan biri (%33) zararlı yazılımdan etkilendiği için maddi kayıp yaşadı. Kurbanlar, suçlulara fidye ödemek zorunda kalmanın yanı sıra cihaz veya verileri kurtarmak için para harcadı, etkileri ortadan kaldırmak için yazılım satın almak zorunda kaldı ve bazıları yeni bir cihaz satın almak zorunda kaldı. Maddi kayıp olan durumlarda, saldırıların ortalama maliyeti 173 dolara karşılık geliyor. Kaspersky Lab Tüketici Ürünleri Yönetim Başkanı Elena Kharchenko, “Temkinli davranarak zararlı yazılımlardan etkilenmenin maliyeti ve istenmeyen etkilerinden kaçınabilirsiniz. Örneğin emin olmadığınız USB bellekleri cihazlara takmayın, yalnızca resmi uygulama mağazalarını kullanın, işletim sistemi ve uygulamaları güncel tutun ve dosyaları açmadan önce bir güvenlik çözümü ile tarayın. Güvende olmanın sırrı, potansiyel sorunları öngörebilmek ve önlem almak” dedi.

Mobil cihazlar hayat kalitemizi yükseltiyor!

0
mobile-phones-1Mobil teknoloji hayatımıza girdiği günden beri vazgeçilmezlerimiz arasında. Her gün yeni cihazlarla tanışıyor mevcut cihazların daha üst modelleriyle karşılaşıyoruz. Sadece 21 yıldır hayatımızda olan cep telefonları bugün yaş ve statü gözetmeksizin herkesin kullanımında. Buna son 5 yılda elde taşınabilen mobil cihazlar da eklendi, kullanım yaygınlaştı. Neredeyse 24 saat ulaşır ve ulaşılır durumdayız. Ne özel, ne de iş yaşamımızı onlarsız düşünebiliyoruz. Acaba bu cihazları zamana yetişmek için bir zorunluluk olarak mı, yoksa isteyerek mi kullanıyoruz? İş hayatımız mobil cihazlar sayesinde esnekleşti mi, yoksa tüm güne mi yayıldı? Sosyal hayatımız sosyal medya ile genişliyor mu yoksa küçük bir ekrana mı sıkışıyor? Bu cihazların kölesi mi olduk efendisi mi? Mobil cihazlar yaşam kalitemizi artırıyor mu yoksa azaltıyor mu? Nüfusun %85’i Hayat Kalitesini Artırdığını Düşünüyor BAREM’in araştırması kullanıcıların mobil cihazların hayat kalitelerini yükselttiğini düşündüğünü söylüyor. Araştırmanın sonuçlarına göre nüfusun %85’i cep telefonu ve mobil cihazların kendi hayat kalitelerini yükselttiği görüşünde. Araştırma kapsamında “Mobil cihazlar hayat kalitemi yükseltmiyor” yanıtını verenler 10 kişiden yalnızca 1’i oldu. Mobil cihazların hayat kalitesini artırdığı görüşü, hiç bir yaş, cinsiyet ya da eğitim grubunda yüzde 70’in altına düşmüyor ve toplumda genel kabul görüyor. Gelecek Mobilin ! Araştırmaya katılan kadınların %86’sı, erkeklerin ise %84’ü bu cihazların hayat kalitelerini yükselttiğini savunuyor. Mobil cihazlar en çok 25-34 yaş aralığında vazgeçilmez. Bu yaş grubunda yanıt verenlerin %92’si mobil telefon ve cihazların hayat kalitelerini yükselttiği görüşünde. Yaş ilerledikçe bu görüşten uzaklaşılıyor. 44-54 yaş aralığında yanıt verenlerin %81’i, 55 yaş üstünde yanıt verenlerin ise %78’i bu görüşü paylaşıyor. WIN/ Gallup International, bu araştırmayı 2014 yılı sonunda 67 ülkede 66 bin kişiyle gerçekleştirdi. BAREM Türkiye genelini temsil eden 1000 kişi ile CATI (Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi) yöntemiyle görüştü.

Geleceğin en büyük şirketi…

0

company-managementGüncelleme dediysek, servise gidip, yeni parçalar takılması olarak düşünmeyin. Yeni sistemde bu da cep telefonu gibi WiFi ortamında yapılabiliyor. Daha da ilginci, bu güncelleme ile sürücülü olan otomobil, sürücüsüz hale geliverdi.

Bu olurken, Türkiye de 2020 yılında seri üretimine geçilebilecek bir “yerli araba” tartışmasına başladı. Alkışlanır ama sanki beş yıl geç kalmış gibi…

Sonuçta dev dönüşümlerin yaşandığı bir dönemdeyiz… Ve geleceğin en büyük şirketi üzerine kafa yormamız gereken günlerdeyiz…

Bu bağlamda hemen öngörülerimden birini paylaşıyorum: Önümüzdeki 10 yıl içinde, dünyanın en büyük şirketi Uber olabilir.

Niye mi?

Modern taksi servis şirketi Uber, kiralık araçlar ve taksilerle, cep telefonunuzdaki uygulama ile olduğunuz yerden sizi alıp, gideceğiniz yere götüren lüks bir servistir.

Uber, bu haftaki seçimde seçmenleri sandığa ücretsiz taşıyacağını ilan etti. İyi duyurabilirse, müthiş çıkış yapabilir. Benzeri atılımları dünyanın her yerinde de yaptığını düşünüyorum.

Yeni ulaşım sistemi, bütün dünyada hızla yayılmaya devam ederken, dört yılda aralarında yüzyıllık olan dünya otomobil üreticisi ve otomotiv servis şirketlerini geçti.

Bugün Uber, 20 milyar dolara yaklaşan piyasa değerlemesiyle kafaları karıştırmaya devam ediyor.

Öyle, son bir yıl içinde dünyada en fazla değer kazanan şirket oldu. Facebook, ancak ikinciliği alabildi.

Otomotiv ve servis şirketlerinin piyasa değerleriyle kıyaslarsak, Uber’in bu değer artışının dünyadaki şehir içi ulaşım dengesini nasıl değiştireceğini daha iyi anlarız.

Dünyanın en büyük araç kiralama şirketlerinden Hertz’in piyasa değeri 12.4 milyar dolar, Avis’in 6.3 milyar dolar, Fiat’ın ise 12.9 milyar dolar olarak biliniyor.

Diğer sektörlerdeki şirketlerle de kıyaslayabiliriz: Best Buy 10.1 milyar dolar, Sony 16.8 milyar, Mitsubishi Motors 10.4 milyar dolar, Hyatt Otelleri 9.6 milyar dolar.

Uber, geçen ay İstanbul’da pek çok tekne kiralayarak, Boğaziçi’nde deniz taksi uygulamasına benzer bir atakta bulundu. Bu ilginç uygulama, dünyada da ses getirdi.

Geçen hafta ise, Uber uygulamasına sahip kişilere bedava Magnum dondurma servisi yapıldı. Rakam açıklanmamakla beraber, 10 bin civarında dondurma talebi geldiğini duydum.

Resmi olarak 18 bin taksinin olduğu bir şehirde, 10 bin rakamının boyutlarını siz hesap edin. Sonra bunu dünya ile kıyaslayın ortaya çıkan rakamları da hesaplayın…

Çin’de son bir yıl içinde 1 milyon Uber sürüşü gerçekleştirildiği tahmin ediliyor. Uber’in bu dev pazar için bu yıl da 1 milyar dolar yatırım yapacağı konuşuluyor.

Aynı şekilde, elektrikli arabalarıyla büyük çıkış yapan Tesla’nın bir modelinin bütün araçlarının Uber tarafından satın alınacağı da diğer söylentiler arasında.

Uber, rakipsiz olarak bu alanda üç, beş yıl devam ederse, dünyanın en büyük şirketi haline gelebilir. Daha şimdiden 200-300 milyar dolarlık gelecek değerinden bahsediliyor.

Bütün bunlar için ön şart, Avrupa’da ve Asya’da yaşadığı hukuki ihtilafları çözmesi gerekiyor.

Konuya eğilmemi gerektiren diğer durumlar ise önceki hafta yaşanan satın alma olayları oldu.

Teknoloji sektöründeki en büyük satın almalarından biri gerçekleşti. Dell bulut teknolojisi hizmeti veren EMC’yi 67 milyar dolara bünyesine kattı. Dell, 2 trilyon dolara ulaşan bulut teknolojisinde kendini konumlandırmak için bu satınalmayı gerçekleştirdi.

Tarihi dönüşüm anlarından birini yaşıyoruz… Muhtemel ki yeni rakipler çıkacak ve yeni düzenlemelerle Uber, alanında tek başına kalmayacak. Belki Amazon, kitap satışıyla başladığı bu iş yaşamında lojistikten yeni alanlara sıçrayacak.

2010 sonrası teknolojiyi 3G belirlemişti. Yani data paylaşımı mobilde devrim yapmıştı.

2020 yılı sonrasını belirleyecek olan ise 4G ile 5G olacak. Yani nesneler arası iletişim ve akıllı cihazlar dönemi bütün teknoloji şirketlerinde eksen kaymasına sebep olacak. Dell satın almasında olduğu gibi bulut sistemler şimdiden 2 trilyon dolarlık pazar oluşturdu, yarın ne olacağına dair net öngörüler yok elimizde.

Bigdata, bulut ve akıllı cihazlarda kim daha inovatif olabilirse, gelecekte söz sahibi olacak olan da odur.

2014 yılının en büyük ilk 100 markasından en fazla değer artışı kazanan Facebook ve Apple oldu. Apple, ürünleriyle mi yoksa Apple Store ve Apple Pay ile mi değer artışı sağlıyor, bunu iyi hesap etmek gerekiyor.

Bir de yeniden tanımlamamız gereken faaliyet alanları var. Amazon bir perakende şirketi mi bir teknoloji şirketi midir? Malum drone ile paket ulaşımı projesi hala tartışılıyor. Geçen yıl marka değerini yüzde 30 artırdı. Bu yıl da en az bu kadar artıracağını düşünüyorum.

Facebook, Google ve Amazon kurucuları yanı sıra beni etkileyen en önemli Elon Musk oldu. Son Volkswagen emisyon skandalı, Musk’ın faaliyet alanlarının gelecekte ne kadar önemli olduğuna işaret ediyor. Tesla güncellemesinde olduğu gibi “Yeni bir milat başlıyor”.

5G sistemlerinde Çinli Huawei iddiasını sürdürecek gibi görünüyor. Bu yıl Samsung, biraz frene basmış görünse de yeni çıkışlar aradığını düşünüyorum.

Google, hem software hem de hardware olarak hamleler yapıyor…

Facebook’un dünyanın her yerine ücretsiz internet hamlesine ülkelerin nasıl cevap vereceğini bilemiyorum. Uzayın kullanımına dair yeni uluslararası sözleşmeler ortaya konulabilir.

Sonuçta, şimdiki teknoloji şirketleri sıralaması önümüzdeki beş yıl içinde mutlaka değişecek. Haliyle dev satınalmalar ve birleşmeler dönemine tekrar girdiğimizi düşünüyorum.

Geleceğin çılgın dünyasında oyuncular değişecek, şimdiden hazır olun!

Twitter, çalışanlarına 197 milyon dolar dağıttı!

1
jack dorseyŞirket hisselerini veya şirket gelirlerinin büyük bir bölümünü çalışanlara dağıtma modasına Twitter da katıldı. Twitter’ın yeni CEO’su ve aynı zamanda hissedarı olan Jack Dorsey, yine farklı bir “müdür” olduğunu belli etti ve kendi hisselerinin bir bölümünü, çalışanlarına hediye etti. Çalışanlara dağıtılan hisselerin bugünkü piyasa değeri ise 197 milyon dolar! Öte yandan bunun küçük bir “armağan” olduğunu düşünüyorsanız, tekrar hatırlatalım, Dorsey Twitter’ın %4’üne sahipken, hisselerinin dörtte birini yani şirketin %1 hissesini çalışanlarına devretmiş oldu. Twitter’da, Dorsey ile birlikte çok ilginç gelişmeler yaşanıyor. Şirket geçen hafta, çalışanlarının %8’ine denk gelen 336 kişiyi de işten çıkaracağını duyurmuştu.  Ardından Microsoft’un kurucusu Steve Ballmer, Twitter’ın hisselerinin %4’ünü satın aldığını açıklamıştı. Şimdi ise Dorsey %1 hissesini satarak Twitter’daki payını %3’e indirince, Ballmer artık şirketin kurucusu Dorsey’den daha büyük ortak olarak konumlanmış durumda. Ayrıca, Dorsey’in bu hareketi, Silikon Vadisi’nde bir süredir tartışılan, hatta Türkiye’de YemekSepeti.com’un satışıyla da yaşanan, çalışanlara şirketin varlıklarından önemli boyutta prim verilmesi akımında yeni bir zirve olabilir. Bir hissedarın, hisselerinin dörtte birini çalışanlara devretmesi kolay kolay görülebilecek bir olay değil. Aslında bu “dev” primler, Silikon Vadisi’ndeki büyük rekabetin de delili. Firmalar, yetişmiş çalışanlarını rakip teknoloji şirketlerine kaptırmamak için ve onları şirkete bağlayabilmek adına, büyük primler, hatta hisseler dağıtmayı seçebiliyorlar. Elbette, Twitter’ın küçük bir nakit sıkıntısı yaşıyor olduğunu da herkes biliyor ve çalışanlarını hem motive etmek hem de maddi beklentilerini karşılamak için hisse dağıtmak da Dorsey’in elindeki en iyi seçenekmiş gibi görünüyor. Şimdi Twitter’ın ortağı olan çalışanların, artık daha büyük şevkle çalışacaklarını ve Facebook’u geçmek için yeni fikirlerle ortaya çıkacaklarını tahmin etmek zor değil. Bakalım belki bir gün ben de ShiftDelete’in hisselerini, editörlerimize devredebilirim. Hiç belli olmaz : )

Gelecek, dijital platform tabanlı ortak inovasyonda

0
software_ag_logoSoftware AG, Las Vegas’ta düzenlediği en büyük müşteri etkinliklerinden biri olan Innovation World’deDigital Business Platform 2.0’nin (Dijital Dönüşüm Platformu 2.0) tanıtımını yaptı. Dünyanın ilk Dijital Dönüşüm Platformu, piyasaya çıktıktan tam bir yıl sonra işletmelerin ve kamu kurumlarının dijital stratejilerini oluşturmalarına, sağlıklı bir şekilde hayata geçirmelerine ve iş süreçlerini hızlandırmalarına yardımcı olmak amacıyla önemli geliştirmelerle kurumsal kullanıcılarının karşısına çıkıyor. Dijital Dönüşüm Platformu 2.0, dijitalleşmenin benzersiz ve yeni iş fırsatları yarattığı günümüzde, işletmelerin özgün uygulamaları büyük bir hız ve çeviklikle geliştirmesini ve mevcut altyapılar ile entegre etmesini sağlayan yeni teknolojiler ve özellikler ile birlikte sunuluyor. “Dijitalleşme ERP’nin küme düşmesine neden oldu.  Artık ERP’nin arka ofis kullanımları dışında herhangi bir faydası kalmadı” diyen Software AG CTO’su Dr. Wolfram Jost, Innovation World 2015’te tanıtılan geleceğin teknolojileriyle ilgili olarak şunları söyledi: “Dijitalleşme, tüm işletmelerin bir yazılım şirketi gibi düşünmesini sağlarken, oluşturulan her bir dijital stratejinin de, işletmelerin iş hedefleriyle örtüşmesine yardımcı olan stratejik bir iş kararına dönüşmesine yardımcı oldu. Bu doğrultuda biz de, işletmelerin ve kamu kurumlarının stratejik iş ortağı olarak, müşterilerimiz ve iş ortaklarımız ile birlikte ortak inovasyon yapmaya devam ediyor, en yenilikçi teknolojilerin, dijital dönüşüm araçlarının ve yaklaşımlarının uçtan uca uygulamaya alınması ve benimsenmesi konusunda sektördeki öncülüğümüzü sürdürüyoruz. Müşterilerimizin inovasyona dayalı fikirleri, Software AG teknolojileriyle birleşerek sürdürülebilir başarıyı meydana getiriyor.” Her geçen gün etkisini artıran dijitalleşme karşısında sağlam bir altyapıyla ayakta kalmak isteyen işletmeler, iş yapma biçimlerini yeniden gözden geçirerek yeni iş modelleri ortaya koymak durumunda. Değişen pazar şartları ve iş gereksinimleri karşısında çalışanlar, iş stratejileri ve donanımlara ek olarak BT sistemlerinin de hızla adapte edilmesi gerekiyor. Bu dönüşümün bir bütün olarak hayata geçirilebilmesi için de, BT yöneticileriyle üst düzey yöneticilerin birlikte hareket etmesi, işletmedeki tüm karar vericilerin, müşteriler ve yazılım sağlayıcılarla ortak inovasyona açık olmaları gerekiyor. Software AG’nin yeni ürünü Dijital Dönüşüm Platformu 2.0, stratejik dijitalleşme planlamasından uygulama geliştirme sürecine uzanan tüm aşamalarda kendini hissettiren iletişim kopukluğunu ortadan kaldırıyor:
  • Dijital Yolculuğa Genel Bakış – Dijital İşletme olma yolunda ilerleyen şirket ve kurumlar için, BT ve iş hedefleri uyumluluğuna odaklanan, uçtan uca dijital dönüşüm sunmanın püf noktalarını içeren “Dijital Yol Haritası”.
  • Dijital Yetkinlik Haritası – Referans modeli olarak ARIS’te yer alan harita, dijital yetkinlikler için gereken kabiliyetleri tanımlıyor ve dönüşüm sürecinde uygulanması gereken adımları bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor.
  • BT Mimarisi Planlayıcısı – ARIS GRC ve Alfabet, BT mimarisinden bütçelemeye, yasal süreçlerden yönetmelik uyumluluklarına kadar tam dijitalleşme için gereken unsurları kapsamlı bir şekilde listeliyor.
  • Dijital Blueprint – ARIS Business Process Analysis Platform (İş Süreçleri Analiz Platformu) dijital şablon, iş modeli etkisi ve dijital ekonomiye etki edebilecek iş modelleri hakkında ayrıntılı bir kaynak olarak kullanıcıların karşısına çıkıyor.
  • Sadeleştirilmiş Uygulama Geliştirme – “Yurttaş Yazılım Geliştiriciler” tarafından çevik ve kullanıcı dostu uygulamalar geliştirmek için birebir.webMethods Agile Process Platform (Çevik İş Süreçleri Platformu)Software AG müşterilerinin uyarlanabilir ve esnek uygulamalar geliştirmesine yardımcı oluyor. Bu çevik uygulamalar, daha sonra işletmelerin stratejik BT portföyüne eklenerek mevcut BT ortamıyla entegre edilebiliyor ve karar vericiler her seferinde yeniden uygulama geliştirme ihtiyacı duymuyor.
  • Zenginleştirilmiş Bulut Hizmeti – webMethods hibrit bağlantı, bulut bağlantısı ve geliştirilmiş orkestrasyon sunuyor. API’lerin bulutta barındırılmasını ve API entegrasyonunu sağlayan API Cloud dabu hizmete dahil.
  • Dijital Pazaryeri – Software AG’nin Digital Marketplace (Dijital Pazaryeri)portalı işletmelerin, çözüm hızlandırıcıları, iş süreç modelleri, uygulama bileşenleri, adaptörler ve sektör çerçeveleri gibi en temel BT geliştirme bileşenlerini seçmelerini ve kullanmalarını sağlıyor. Aynı zamanda süreçlerini hızlandırmak için, Software AG partnerleri ve müşterileri tarafından geliştirilmiş etkili çözümleri de edinebiliyorlar.
Yeni geliştirmelerle ilgili yorum yapan Jost, “Dijitalleşme, geleneksel BT’yi derinden sarsıryor ve kökten değiştiriyor. Dış kaynak hizmeti satın alma veya paket programlarla çalışma nedeniyle BT bilgisini ve deneyimini kaybeden veya geride bırakan şirketler, ayakta kalmak için bu uzmanlıklara yeniden sahip olmak zorunda. Dijital ekonomide başarı olmak için gereken çeviklik ve hız, doğru iş fikirlerinin, doğru geliştirme setlerinin ve doğru teknolojinin bir araya gelmesiyle vücut buluyor. Bu kabiliyetler arasındaki engellerin ortadan kaldırılmasını ve bir bütün olarak işlerlik kazanmasını sağlayan piyasadaki tek doğru çözüm ise, Software AG’nin Dijital Dönüşüm Platformu. İşletmeler, artık yazılım sağlayıcılarının inisiyatifinde kalmamalı; inovasyon yapma ve dijital kabiliyetler geliştirme sorumluluğunu tüm paydaşlarla ortak yürütmek zorunda” dedi. BT geliştirme kabiliyetlerinin şirket içinden temin edilmesi son yıllarda büyük işletmelerde önemli bir trend haline geldi. Örneğin; General Electric (GE) şirket çatısı altında, GE’nin sektör bilgisini tamamlayan ve genişleten binden fazla geliştiricinin ve veri bilimcinin görev aldığı bir “Yazılım Girişimi” (Software Start-Up) kurmak için bir milyar dolarlık yatırım yaptı. GE şu anda, genişletilmiş yazılım ve veri aktiviteleri sonucu 1 milyar dolarlık ek gelir elde ediyor. Software AG’nin Dijital Dönüşüm Platformu hakkında daha fazla bilgi için Digital Business Platform sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Emarsys’ten müşteri bağlılığını artıracak “B2C Pazarlama Bulutu” platformu

0
emarsys2Son tüketiciye yönelik çalışan şirketlere bulut pazarlama yazılımları sağlayan dünyanın önde gelen markalarından Avusturya merkezli Emarsys‘in B2C Pazarlama Bulutu; şirketlerin, kendilerinden bir kez alışveriş yapan tüketicileri sürekli müşterisi haline getirmesini sağlıyor, markaların kaybettiği müşterilerden kaynaklanan gelir kayıplarını geri kazanmasına yardımcı oluyor. Platformu kullanan markalar, artık, müşterilerinin kim olduğu, hangi içeriklerle ilgilendiği ve müşterileriyle hangi kanal ve/veya cihaz üzerinden iletişim kurması gerektiği gibi konularda çözüm üretebiliyor. B2C Pazarlama Bulutu; yüksek performanslı, çok kanallı pazarlama otomasyonu sayesinde, müşteri bağlılığını ve gelirleri arttıran, marka sadakatini teşvik eden sofistike eklenti teknolojilerini tek bir esnek çözümde bir araya getiriyor. Emarsys’in yeni e-ticaret bulutu; öngörme, kişiselleştirme, analitik ve çok kanallı otomasyon özelliklerini bir araya getirerek, gelirleri arttırmaya yönelik uzun ömürlü müşteri ilişkileri geliştirilmesini sağlıyor. B2C Pazarlama Bulutu, şirketlere 5 alanda somut çözüm üretme fırsatı sağlıyor Emarsys, son tüketiciye yönelik çalışan şirketler için dönüşüm oranlarını, yaşam boyu müşteri değerini ve finansal sonuçları yükselten, tekrar alışverişleri teşvik eden entegre teknolojiler geliştirmeyi uzun zamandır sürdürüyor. Emarsys’in yeni ürünü, şirketlere 5 alanda somut çözüm üretme fırsatı sağlıyor: Veri toplama: Müşterinin çeşitli cihaz ve kanallarda bir markayla ilgili girdiği tüm etkileşimleri kullanarak gerçek zamanlı veri topluyor. Birleştirilmiş profil oluşturma: Davranış kalıplarını temel alarak her müşteri için tek bir profil yaratıyor. Müşteriler hakkında bilgi sahibi olma: Platform; büyük veri, makine öğrenmesi, skorlama ve istatistiksel modellemeye dayalı görsel bilgilere erişerek, her müşteriyi anlıyor, onlardan sağlanacak uzun vadeli gelirleri nasıl artıracağıyla ilgili çözüm üretiyor. Kampanya otomatizasyonu: Müşterilerin dijital ortamda girdiği etkileşimlere göre ilgili ürün önerilerini oluşturarak, markaların çok aşamalı ve çok kanallı kampanyalar yaratmasını sağlıyor. Müşterilere oldukları yerde ulaşma: Mobil, sosyal, web, uygulamalar ve e-posta kanalları üzerinden müşteriler neredeyse onlara orada ulaşıyor ve müşterinin bağlılığını optimize edecek şekilde çalışıyor. Emarsys Eş Kurucusu ve CEO’su Hartman: “B2C Pazarlama Bulutu, Emarsys’in Avrupa ve Asya-Pasifik bölgelerindeki 15 yıllık birikiminin bir sonucu…” Yeni platformla ilgili konuşan Emarsys Eş Kurucusu ve CEO’su Hagai Hartman, “B2C Pazarlama Bulutu, Avrupa ve Asya-Pasifik bölgelerinde tüketici davranışları, e-ticaretin zorlukları ve fırsatları konusunda 15 yıllık çalışma ve deneyimlerimizin bir ürünü. Şimdi tüm bu birikimi ABD pazarına taşımaktan heyecan duyuyoruz.” dedi. Hartman sözlerine şunları ekledi: “Büyük pazarlama ekiplerine veya bilişim teknolojilerine ihtiyaç duymadan her ölçekte kişiselleştirilmiş müşteri bağlılığı yaratma yeteneği, B2C Pazarlama Bulutu platformumuzu diğer uygulamalardan ayırıyor. Markayla nerede ve ne zaman etkileşim kurarsa kursun her müşteriye ayrı birer değerli birey olarak davranmayı sağlayan ve mümkün olan en iyi müşteri deneyimini yaşatan ürünümüzü geliştirmeyi ve optimize etmeyi sürdüreceğiz.”. Emarsys’in yeni çözümü ‘Discovery’ Emarsys’in yeni çözümü Discovery ise, bir web sitesinin üst katmanı olarak ziyaretçilerin tek tıkla, benzersiz bir şekilde özelleştirilmiş ürün yelpazelerini keşfetmesine olanak veriyor. Webde çığır açan bu dolaşma deneyimiyle, markaların web sitelerinin, mobil teknolojilere hazır olmasa da masaüstü, mobil, Android ve iOS cihazlara uyum sağlamasına olanak veriyor. Yapılan Beta testlerde, Discovery kullanan bir e-ticaret sitesini ziyaret eden müşterilerin yaptığı toplam alışveriş harcamalarının dört kat arttığı belirlendi. Tam entegre bir platform olan B2C Pazarlama Bulutu’nun her bileşeni, birbiriyle ve diğer teknolojilerle sıra dışı bir şekilde iletişim kuruyor. Sunulan özelliklerden bazıları şöyle sıralanabilir: Tek giriş, ilişkilendirilmiş API’ler, müşteri bağlılığını en üst seviyeye getirmek için özelleştirilmiş işlemsel ve toplu programlar, çok dallı ayrı testler yapma esnekliği ve markanın B2C Pazarlama Bulutu uygulamalarını tek ekranda görmesine imkânı veren yönetim konsolu…

Hibrit bilgisayarlar kurumsal dizüstü bilgisayarların hakimiyetini tehdit ediyor

1
Notebook-Office-WallpaperPanasonic’in Market Dynamics’e yaptırdığı bir araştırma Avrupa’nın 10 bölgesindeki 2.650 adet kurumsal teknoloji satın alan profesyonelin görüşlerine yer veriyor. 10 bölge arasında Türkiye’nin yanı sıra Birleşik Krallık, Almanya, Fransa, Benelüks Ülkeleri, İtalya, İspanya, Rusya, Polonya ve İsveç de yer alıyor. Araştırma, tabletlerin mobil çalışma tarzında devrim yaratacak potansiyellerine rağmen, Avrupalı mobil işgücü için dizüstü bilgisayarın halen tercih edilen çözüm olduğunu ortaya koyuyor. Bununla birlikte ayrılabilir ve dönüştürülebilir cihazların da dahil olduğu hibrit segmentinin yükselişinin bu durumu tehdit ettiği de vurgulanıyor.   Türkiye’de dizüstü segmentinin hakimiyeti sürüyor Araştırmaya göre dizüstü bilgisayarlar halen Avrupa’daki çalışanların %90’ı tarafından iş amacıyla kullanılıyor. Bu kitlenin %72’si akıllı telefon kullanırken, %61’i masaüstü bilgisayar ve %32’si de tablet kullanılıyor. Hibrit cihazlar, Avrupa’daki işgücünün %12’si tarafından iş amaçlı olarak kullanılıyor. Türkiye sonuçlarına bakıldığında çalışanların %92’sinin halen iş amaçlı olarak dizüstü bilgisayar kullandığı görülüyor. Türkiye işgücünün %60’ı masaüstü bilgisayar kullanırken %40’ı da tablet kullanıyor. Hibrit cihazlar Türkiye işgücü ortamında %27 oranında yer kaplıyor.   Türkler dizüstü bilgisayarı tercih ediyor Çalışırken en çok verim alınan mobil cihaz sorusunun yöneltildiği araştırmada Avrupa’da teknoloji satın alımından sorumlu profesyonellerin %48’i dizüstü bilgisayarı ilk sıraya koyarken, %27’si hibrit cihaz, %15’i tablet ve %8’i akıllı telefonu tercih ediyor. Türkiye’de de çalışanların ve teknoloji satın alımından sorumlu profesyonellerin %40’ı dizüstü bilgisayarı en verimli mobil cihaz olarak tanımlarken, %38’i hibrit cihaz, %9’u tablet ve %12’si de akıllı telefonu tercih ettiklerini söylüyor.   Hibritin yükselişi Araştırmaya yanıt veren profesyonellerin %36’sı hibrit cihazların önümüzdeki üç yıl içerisinde kurumsal bilişimdeki hakim segment olacağını düşünüyor. Dizüstü bilgisayarın gücünü koruyacağını düşünenlerin oranı %26 iken, aynı konumda tableti görenlerin oranı %14, masaüstü PC’yi görenlerin oranı %11, akıllı telefonu görenlerin oranı da %7 olarak hesaplanmış bulunuyor. Hatta hibrit kullanmayan Avrupalı çalışanların yarısından fazlası (%54) üç yıl içerisinde kullanmaya başlayacaklarına inanıyor. Hibrit cihaz tercihine yönelen sektörlerin başında %80 ile Savunma ve %72 ile Perakende sektörleri geliyor. Türkiye’deki sonuçlara bakıldığında da dizüstü bilgisayarın hükümranlığının sona ereceği görülüyor. Araştırmaya katılanların %39’u üç yıl içerisinde hibrit cihazların kurumsal bilişim araçlarında hakim güç olacağını söylerken, dizüstü bilgisayar diyenlerin oranı %25, tablet diyenlerin oranı %10, masaüstü PC diyenlerin oranı %12, akıllı telefon diyenlerin oranı ise %13’te kalıyor.   Hibriti tek geçerim Tek bir cihaz seçimi tanınsaydı tercih edilecek cihazın hangisi olacağı sorusuna Avrupalı profesyoneller %35 ile dizüstü, %34 ile hibrit cihaz yanıtını verirken Türkiye’de %46 ile hibrit cihazlar öne çıkıyor. Türkiye’deki profesyonellerin %25’ü tek cihazlarının dizüstü bilgisayar olacağı yanıtını verirken tablet diyenlerin oranı %6, masaüstü PC ve akıllı telefon diyenlerin oranları %12’şer olarak hesaplanmış bulunuyor.   Değişimin nedenleri Önümüzdeki 3 yıl içerisinde hibrit bir cihaz kullanmanın sebeplerinin de arandığı araştırmada, Avrupa’daki sonuçlar, daha fazla işlevsellik ve yazılımlara daha kolay erişim (%44), daha iyi performans (%42), daha uzun pil ömrü (%42) ve klavye mevcudiyeti (%39) ön plana çıkıyor. %30’luk dilim USB girişi gibi arabirimlerin daha fazla olmasını hibrit kullanım sebebi olarak belirlerken, %29’luk dilim de daha iyi bağlantı ve akıllı kart gibi çevresel arabirimleri ön plana çıkarıyor. %24’lük dilim daha iyi bir ekranı hibrit kullanım sebebi olarak belirlerken %21’lik dilim sağlamlık vurgusu yapıyor. Türkiye’de hibrit kullanmayı tercih edenlerin en önemli gerekçeleri, daha fazla işlevsellik ve yazılımlara daha kolay erişim (%63), daha iyi performans (%46), daha uzun pil ömrü (%23) ve klavye mevcudiyeti (%18) olarak sıralanırken, %19’luk dilim ara birim fazlalığı, %13’lük dilim daha iyi bağlantı/çevresel arabirimler gerekçelerini ön plana çıkarıyor. Türkiye’deki kullanıcıların %15’i daha iyi ekran vurgusu yaparken %6’lık dilim sağlamlıkları nedeniyle hibrit cihazları tercih edeceklerini söylüyor.   Hibritler dizüstü bilgisayarların tahtını devralacak Panasonic Bilgisayar Ürünü Çözümleri Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdürü Jan Kaempfer, konuyla ilgili şu görüşü paylaşıyor: “Araştırma, geleneksel dizüstü bilgisayar segmentinin Avrupa çapındaki iş dünyasında hakim güç olma konumunu sürdürdüğünü ortaya koyarken, tabletlerin de kısa zamanda önemli yol kat ettiğini gösteriyor. Fakat dizüstü bilgisayarların tahtını tehdit eden asıl gücün dönüştürülebilir ve ayrılabilir hibrit cihazların yükselişi olduğu da ortaya çıkıyor. Hibrit cihazların, ek becerileri ve esneklikleri ile birlikte şimdiden dikkat çekmiş olduğu görülürken önümüzdeki yıllarda pazardan daha fazla pay alacağının işaretini verdikleri de anlaşılıyor.”

E-ticaret ödemeleri artık yasal koruma altında

0
Bugünlerde, “elektronik para” ve “yeni nesil ödeme sistemleri” elektronik ticaret ortamlarının en popüler konularından birisi haline geldi. Artık sadece bankaların ödeme sistemlerini değil, farklı sistemleri de kullanabiliyoruz. Ama ya güvenlik? Yani “elektronik para” satın aldığınızda ya da bir yere ödeme yaptığınızda acaba paranız, ödemeniz ve daha da önemlisi bilgileriniz güvenlik altında mı? İnternet teknolojilerinin tetiklediği yeni ödeme sistemleri ve elektronik para konusunda “güvenli işlem” yapmaya dikkat etmek gerekiyor. Peki güvenli işlem yaptığımızı nasıl anlayacağız? 27 Haziran 2015 itibariyle uygulamaya alınan yeni yönetmelik “lisanslama” yoluyla işte bunu sağlıyor. 6493 Sayılı Kanun Tüketicilerin Güvenliği için Çıkarıldı Kanunun ne getirdiğini Turk Elektronik Para A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Emin Can Yılmaz şöyle anlatıyor : “Bu kanunun getirdiği özelliklerden en önemlisi Türk Tüketicilerini elektronik para ve ödeme sistemlerine karşı “koruma altına alıyor” olması. Bunu da, çeşitli şartlar koyarak ve bu şartları yerine getiren firmaların “lisans” almasını sağlayarak yerine getiriyor. Yani güvenli işlem yapabileceğiniz Elektronik Finans Kuruluşlarını “lisans” ile işaretliyor.” Tüketicilerinin güvenliğini düşünen e-ticaret firmalarına düşen ise, Türkiye’de lisans almış bir firmanın ödeme sistemlerini kullanmak.” Bugün ilerleyen teknoloji sayesinde, banka kredi kartları dışında 150’ye yakın yeni ödeme sistemi bulunuyor. Bu sistemlerin pek çoğunu ülkemize çok uluslu firmalar getirdi. 6493 sayılı kanunla bu firmaların lisans alması zorunlu hale getirilerek bu sistemler üzerinden yapılan işlemlere devlet garantisi sağlanmış oldu. Ancak getirilen düzenlemeler tabi ki bazı firmalara ağır gelebiliyor. Örneğin, yönetmeliğin getirdiği “sunucular Türkiye’de olacak” şartının değişmesi konusunda büyük bir baskı var ve de bu firmaların tüketici haklarının korunması için oluşturulan “koruma hesapları”nı kullanmaya pek de gönüllü olmadıkları görülüyor. Lisans Almayan Firmaların Ödeme Sistemleri Güvensiz mi? Bugün ilerleyen teknoloji sayesinde, banka kredi kartları dışında 150’ye yakın yeni ödeme sistemi bulunuyor. Bu sistemlerin pek çoğunu ülkemize çok uluslu firmalar getirdi. 6493 sayılı kanunla bu firmaların lisans alması zorunlu hale getirilerek bu sistemler üzerinden yapılan işlemlere devlet garantisi sağlanmış oldu. Ancak bu firmaların lisans almak yerine, mecliste koşulları gevşetmek için lobi yapmaya çalıştıkları görülüyor. Örneğin, yönetmeliğin getirdiği “sunucular Türkiye’de olacak” şartı konusunda büyük bir baskı var ve de bu firmaların tüketici haklarının korunması için oluşturulan “koruma hesapları”nı kullanmaya pek de gönüllü olmadıkları görülüyor. Tüketicilerin Elektronik Para ve Ödeme İşlemlerinde Lisansı Olan Firmaları Tercih Etmesi Doğrudur. 6493 sayılı kanunun tüketicilere ne gibi güvenlik olanakları sunduğu konusunda da Turk Elektronik Para A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Emin Can Yılmaz “6493 sayılı kanun yerinde bir uygulama ile Türk tüketicilerini korumaya yönelik olarak, yapılan işlemlerin Türkiye’de kurulu olan sunucular üzerinde yapılmasını zorunlu kılıyor. Bildiğiniz gibi, bankaların da işlemlerini yurtiçindeki sunucularda yapması şartı bulunuyor” dedi. Yılmaz, bunun sıkıntılı işlemlerde, tüketicinin hukuk yoluna başvurması durumunda, sorununu daha rahat ve hızlı çözmesi anlamına geleceğini belirtti ve “Elektronik Para ya da ödeme işlemi yapan, e-ticaret üzerinden alışveriş yapan tüketicilerin, mutlaka Turk Elektronik Para A.Ş. gibi lisans almış bir firmayı tercih etmesini tavsiye ediyoruz. Bu kendi güvenlikleri açısından önemli” dedi.

Dassault Systèmes, SOLIDWORKS 2016’yı Tanıttı

0
dasaultDünyanın en büyük yazılım şirketlerinden biri olan 3DEXPERIENCE şirketi Dassault Systèmes; şirketin başarılı 3D tasarım ve mühendislik uygulamaları portföyünün son sürümü olan SOLIDWORKS 2016’yı duyurdu. SOLIDWORKS 2016, 2,7 milyon kullanıcının ilk konseptten son ürüne kadar yenilik, tasarım, doğrulama, işbirliği yapma ve oluşturma süreçlerini hızlı ve kolay şekilde gerçekleştirmesine yardım edecek yeni ve geliştirilmiş özellikler sunuyor. Dassault Systèmes’in 3DEXPERIENCE platformu üzerinde çalışan SOLIDWORKS 2016’nın entegre 3D tasarım ortamı, ürün geliştirmenin bütün aşamalarını kapsıyor. Kullanıcılar tarafından talep edilen yeni geliştirmeler arasında herhangi bir yüzeyi düzleştirme, tasarım performansını görselleştirme ve doğrulanmasına yardımcı olma, üretimle daha etkin şekilde iletişim kurma, pazarlama açısından kaliteli görüntüleri daha hızlı şekilde oluşturma ve komutlara daha kolay erişme becerileri bulunuyor. Bu ve geliştirilmiş kullanıcı arabirimini de içeren bunlar gibi yüzlerce diğer yeni özellik sayesinde tasarımcılar ve mühendisler, tasarımlarına yoğunlaşabiliyor, karmaşık sorunları çözebiliyor, paralel tasarım süreçlerini düzene koyabiliyor. SOLIDWORKS Türkiye Türkiye ve Yunanistan Bölge Satış Müdürü Burak Kuralkan,şunları söyledi: “SOLIDWORKS topluluğu, yüz binlerce parçayla küçük tüketici elektroniklerinden endüstriyel ekipmanlara kadar değişen dikkate değer ürünler yaratıyor ve en yeni teknik trendleri ürünlere entegre ederken ürün formu, işlevi ve yeniliğini geliştiriyor. SOLIDWORKS 2016 geliştirmelerinin yüzde 90’ından fazlası, daha hızlı ve daha kolay çalışma ihtiyacı da dahil olmak üzere doğrudan topluluğumuzun değerli geri bildirimlerinden doğdu. Ürünlerin yeni nesilleri ortaya çıktıkça, gelişmiş SOLIDWORKS özellikleri, milyonlarca tasarım uzmanının, eğitimcinin, öğrencinin ve ‘üretici’nin ürün tasarımı, simülasyon, teknik iletişim ve veri yönetimine daha verimli yenilikler getirmesine yardım ediyor.”   İşte SOLIDWORKS 2016 portföyüne eklenen en önemli özellikler, yeni ürünler ve geliştirmelerden bazıları; Yazılıma değil tasarıma yoğunlaşın
  • Sürekli Eğrilik Kenar Dolguları—Asimetrik ve değişken boyutlar dahil olmak üzere bütün dolgu türleri için her zamankinden daha hızlı şekilde son derece düzgün kombinasyonlar ve “sürekli eğim” dolguları oluşturuyor.
  • Süpürme Komutu— daha iyi, daha güvenilir ve tahmin edilebilir sonuçlarla her zamankinden çok daha hızlı şekilde karmaşık süpürülmüş şekiller meydana getiriyor ve tek ya da iki yönde çift yönlü süpürmelerle bölümler içerisinde süpürülmüş dairesel profilleri otomatik olarak oluşturuyor.
  • Diş Açma Sihirbazı—hızlı ve kullanımı kolay bir komutla standart ve özel olarak tanımlanmış helisel dişleri hassas şekilde modelliyor.
  • Breadcrumbs—herhangi bir modele Özellik Ağacını görüntülemeden hızlı ve kolay şekilde erişim sağlıyor ve imleçteki breadcrumb ile fare hareketini azaltıyor.
  • Yenilikçi Tasarım Simülasyonu Araçları operasyon sırası, yükler, parça hareketleri, gereken güçler, meş kalitesi üzerinde daha fazla kontrol ve içgörü, güvenilir performans verileriyle sonuçlanıyor.
  • Her Şeyi Düzleştirme—üretim için en karmaşık geometrileri hızlı ve kolay şekilde düzleştiriyor, şekilleri yeniden 3D yüzeyleri için biçimlendirirken oluşan gerinimleri kolayca belirliyor ve aşırı esnemeyi/sıkıştırmayı hafifletmek için düzleştirmeyi sağlayan yırtılma kesimleri sunuyor.
Karmaşık sorunları hızlı çözün Karmaşık sorunların hızlı çözülmesine yardımcı olma, işlevselliğin görselleştirilmesi ve doğrulanması ve potansiyel hataların gerçekleşmeden önce bulunması için analizi daha verimli hale getirme: Paralel tasarım sürecini düzene koyun Mekatronik tasarım, eş zamanlı tasarım ve modern elektrikli/mekanik tasarım ile ekipler, farklı disiplinler, müşteriler ve satıcılar arasında eş zamanlı olarak iletişim kurun, işbirliği yapın ve çalışın:
  • Mate Controller—bir oyun kontrol cihazına benzeyen bu özellik; hesaplama, kontrol ve görselleştirme özellikleriyle karmaşık montaj hareketini kolay ve sezgisel şekilde oluşturuyor ve canlandırıyor.
  • e-Çizimler—tutarlı şekilde tasarım ölçümü yaparak, belgeler arasında gezinerek ve modelleri daha kesin şekilde görselleştirerek ürün geliştirme yoluyla tasarımların işbirliğini ve iletişimini geliştiriyor.
  • SOLIDWORKS Model Tabanlı Tanım Geliştirmeleri—2D çizim karmaşasından ve iş akışı uyuşmazlıklarından kaçınmak için üretim özelliklerini doğrudan 3D içerisinde hızlı şekilde tanımlıyor, organize ediyor ve yayınlıyor.
  • SOLIDWORKS Görselleştirme (önceki adıyla Bunkspeed)— SOLIDWORKS’e özel “kamera” özelliği ve diğer CAD verileriyle kullanıcıların daha iyi tasarım kararları vermesine yardımcı olmak için tasarımları konseptten müşteriye taşıyan yüksek kaliteli grafikler oluşturuyor.

Instagram’dan yeni uygulama: Boomerang

0
boomeranginstagramlogo[1]Intagram’ın, Vine’ı anımsatan yeni uygulaması Boomerang yayına girdi. Bir saniyelik videoların yayınlandığı Boomerang servisinin, sosyal medyada hızlı ve eğlenceli videolar yayınlamak isteyenleri hedef alıyor. Herhangi bir uzmanlık gerektirmeden çok basitçe video yayınlamaya izin veren uygulamada videoların uzunluğunun 1 saniye olmasının sebebi ise, uygulamanın bumerang video efekti üzerine kurulması. Boomerang uygulaması, kullanıcının çektiği videonun sadece 1 saniye uzunluğundaki beş karesini kullanıyor ve bu 1 saniyeyi ileri geri oynatarak, bumerang efekti yaratıyor. Böylece kullanıcılar komik, eğlenceli, basit ve ilgi çekici videolar oluşturabiliyorlar. Video/fotoğraf paylaşım uygulamalarının internette yükselen trend olduğu ve Boomerang’ın arkasında Facebook’un bulunduğu düşünülecek olursa, yeni uygulamanın kullanım kolaylığı sayesinde kısa sürede çok popüler olması da mümkün. Intagram’ın, uygulamayı tanıtmak için yayınladığı videoyu aşağıda izleyebilirsiniz: https://vimeo.com/143161189

YouTube’dan reklamsız hizmet

0
youtube-redYouTube’da video seyrederken reklam görmek istemeyenler, giderek daha fazla artan reklam sayısı nedeniyle zor zamanlar yaşıyorlar. Her videonun başında ve içinde birkaç adet reklamla karşılaşmak zorunda kalan kullanıcıların bazıları, YouTube’u reklamsız kullanabilmek için ücret ödemeye de hazırlar. YouTube şimdi bu hizmeti başlatmak üzere. YouTube Red ismiyle yayına sokacağı yeni servis, videoların reklamsız izlenmesini mümkün kılacak.  İlk aşamada yalnızca ABD’de yaşayanların kullanabileceği YouTube Red, Google Play Music üyeliğini de içeriyor. YouTube Red, sayesinde videolarda çıkan reklamlar, çevrimiçi olma gereksinimi ve telefonunuzda diğer uygulamaları açtığınızda videonun durması gibi özellikler devreden çıkacak. Üyeler, YouTube üzerinde hiçbir reklam görmedikleri gibi videoları Android’li ve iOS’lu cihazlarında 30 güne kadar saklayabiliyor, Android ve iOS’ta arka planda yürütebiliyorlar. Servis şimdilik Türkiye’de aktif olmayacak. ABD’de ise 28 Ekim’de devreye girecek. Servisin abonelik ücreti ayda 9.99 dolar olacak ve Google Play Music üyeliğini de içerecek. Peki, YouTube’un bu yeni servisi, Web’de ücretli içeriğin yaygınlaşması için bir fırsat olabilir mi? Başka servisler de YouTube’u örnek alarak içerikleri için reklamsız ve abonelik ücretli çözümler üretebilirler mi? Ancak bu noktada devreye başka bir soru giriyor? Her web sitesi içeriğini ücretli olarak sunmaya başlayacak olursa, internet kullanıcıları hangi birine üye olacak? A sitesine ayda 10 dolar, B sitesine ayda 10 dolar, C servisine ayda 10 dolar, X servisine, Y sitesine ayda 10’ar dolar… Dolayısıyla, internet kullanıcılarının her web sitesi/servisi için, reklamsız ve ücretli seçeneği tercih etmesi mümkün değil. Sadece YouTube gibi çok popüler ve çok kullanılan sıradışı bir servise abone olmayı tercih edecek az sayıda kullanıcının yanında, internette yine ücretsiz ve reklamlı içerik isteyecek çok sayıda kullanıcı olacağını tahmin edebiliriz. Öte yandan başka servislerin reklamsız/ücretli abonelik seçeneklerinin de YouTube kadar ilgi çekmeyebileceği de tahmin edilebilir. Belki sadece Facebook, Twitter gibi çok popüler ve dünya çapında eşsiz/rakipsiz olan birkaç servis ücretli aboneliğe cesaret edebilecektir. Biz yine de artık internette içerik ve üyelik için ücret istenmesine, aksi halde ekranlarımızın reklamlarla taciz edilmesine hazır olalım. YouTube’un ücretli denemesi başarılı olursa, başımıza gelecek olan tam olarak bu senaryodur. https://www.youtube.com/watch?v=YL9RetC0ook  

VMware, hibrit bulut platformunu güçlendiriyor

0
vmworld_3VMware, BT ekiplerinin kurum içerisindeki dijital iş dönüşümlerini daha da güçlendirecek, VMware vRealize Automation 7 ve VMware vRealize Business Standard 7 ismi altında hibrit bulut yönetim platformu için büyük bir güncelleme duyurdu. Bu yeni ürünlerle birlikte 2015’in üçüncü çeyreğinde pazara sürülen VMware vRealize Operations 6.1 and VMware vRealize Log Insight 3 ile VMware’in endüstri lideri hibrit bulut yönetim platformları tamamen yenilenmiş oluyor. İş dünyasının yenilikçi müşteri deneyimi sunan hizmet ve uygulamalar yardımıyla daha etkili rekabet içerisine girdiği ve kendilerini daha fazla farklılaştırdığı günümüzde yazılımlar, tüm endüstri kollarını şekillendiriyor. Bu dijital iş dönüşümleri; CIO’lar ve BT ekiplerine hem geleneksel hem de bulut destekli uygulamaları geliştirerek ve yönetimden taviz vermeden maliyetleri aşağıya çekerek, görev aldıkları kurumları daha çevik hale getirmeleri için fırsat da sunuyor. IDC: 2015 sonunda kurumsal BT şirketlerinin yüzde 65’i hibrit buluta odaklanmış olacak Bugün duyurusu yapılan VMware’in bulut yönetim platformu için gelen güncellemeler, uygulamaların daha hızlı geliştirmesine imkân vermesinin yanı sıra hibrit bulut genelinde maliyet ve BT kalitesi üzerinde şeffaflık ve kontrol kazandıran yeni ve gelişmiş özellikleri ile BT ekiplerinin dijital iş dönüşümlerindeki atılımlarını daha da kolaylaştıracak. Konuyla ilgili açıklama yapan VMware’in Management Suite Birimi Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Ajay Singh, “BT, uygulamaları daha hızlı bir şekilde geliştirmek ve yönetimden taviz vermeden maliyetleri aşağıya çekme konusunda sürekli baskı altında bulunuyor. VMware’in hibrit bulut yönetim platformu, BT ekiplerine dijital iş dönüşümünün dalgalı sularında seyir alabilmelerine yardımcı olmak için tasarlandı. Bugün duyurusunu yaptığımız güncellemeler, BT’ye maliyet açısından faydalar kazandırırken aynı zamanda herkese açık ve özel bulut genelinde hizmetleri çevik bir şekilde sunabilmeleri için daha fazla yardımcı olacak. 2015 yılının ikinci yarısında bulut yönetim platformumuzdaki geliştirmeler, uygulamaların farkında olan ve kendisini optimize eden gelecek nesil platform vizyonumuz için atılmış büyük adımlardır.” dedi. Dünyanın önde gelen araştırma şirketlerinden IDC’nin Kurumsal Sistemler Yazılım ve Yönetim Birimi Araştırma Başkan Yardımcısı Mary Johnston Turner ise, “2015 sonunda kurumsal BT şirketlerinin yüzde 65’inin, genel ve özel bulut hizmetlerini birleştiren, fiziksel ve sanal kaynakları aynı çatı altında buluşturan hibrit bulut mimarilerine odaklanmış olacağını tahmin ediyoruz. Buluta özel modern uygulamalar, artık çok daha yaygın bir şekilde kullanılıyor ve geleneksel sistemler karşısında kullanıcıların taleplerine hızla yanıt verebiliyor. VMware’in bulut yönetimi platformunda yaptığı güncellemeler, otomasyon, güvenlik ve maliyet optimizasyonunu bir adım öteye taşıyor ve VMware müşterilerinin bu karmaşık ortamları daha iyi yönetebilmelerini sağlıyor” dedi. VMware, Bulut Yönetim Platformunu Otomasyon ve İş Çözümleri Güncellemeleri ile Yeniliyor VMware’in bulut yönetim platformu; bulut otomasyon ve bulut operasyonları özellikleri ile bulut iş yönetim çözümlerini tek bir tümleşik platformda bir araya getiriyor. Bu platform, BT’nin bir araya getirilmiş hizmetleri işin gerektirdiği hızda sunmasına imkan veren yazılım tanımlı veri merkezleri için kapsamlı yönetim sunarken, aynı zamanda BT’nin ihtiyacı olan uygun maliyet ve kontrolü de beraberinde getiriyor. Bu platform ile VMware altyapısı ve hizmetleri arasındaki entegrasyon, müşterilerin yazılım tanımlı veri merkezi mimarisini hayata geçirmesini oldukça kolaylaştırıyor. VMware’in bulut yönetim platformunu daha da geliştiren ve bugün açıklanan gelişmiş güncellemeler şu yenilikleri içeriyor: ·         VMware vRealize Automation 7 – Hibrit bulutta bütünleşik hizmetler Yeni bir ana ürün sürümü olan VMware vRealize Automation 7 ile gelen bütünleşik hizmet model özelliği, BT ve DevOps ekiplerinin tümleşik çok katmanlı uygulamaları, bulut sistemleri genelindeki uygulama merkezli ağ ve güvenlik ile sunmalarını daha hızlı ve basit hale getiriyor. Yeni bütünleşik hizmet modeli; BT hizmetlerinin altyapısını, ağlarını, güvenliğini, uygulamalarını ve kişileştirilmiş hizmetlerini birbirleri ile ilişkilerini ve bağlılığını da içerecek şekilde grafiksel bir yapı dâhilinde modellenmesine imkan verecek. Bu son sürüm, ağların dinamik şekilde konfigürasyonunun yapılması için VMware NSX® 6.2 ve model tasarımı içerisindeki her bir uygulamaya has mikro-segmentasyon ile entegre edildi. VMware vRealize Automation 7 modelleri içerisinde; VMware VMware vCloud Government Service™ ve AWS GovCloud, VMware vSphere® 6 Güncellemesi 1 ile OpenStack Kilo için yeni destek de dâhil olmak üzere VMware vCloud® Air™ ve Amazon Web Services (AWS) için yepyeni destek özelliğine sahip hibrit bulut ve VMware vSphere 6 Update 1, Microsoft Hyper-V 2012 R2 ve KVM 3.4 & 3.5 de dahil güncellenmiş heterojen hipervizörler bulunacak. Bütünleşik hizmet modellerine; API’ler ve CLI’lar üzerinden DevOps takımının insanların okuyabileceği metinlere dönüştürebilmeleri için kod olarak da ulaşılabilecek. Bu yeni sürüm bir Event Broker aracılığı ile genişletilebilirliği de oldukça güçlendiriyor. Bu özellik sayesinde yeni bir fonksiyon çekirdek kodlar değiştirilmeden eklenebillecek, hizmet isteği ve yönetimi için basitleştirilmiş müşteri API’leri kullanılabilecek. VMware Identity Manager ile de entegre edilen VMware vRealize Automation 7; bu sayede çok faktörlü kimlik doğrulama, SmartCard desteği, birleşmiş harici yetkilendirme hizmetleri de dahil kimlik doğrulama hizmetlerini de güçlendirmiş olacak. Bunlara ek olarak VMware vRealize Automation 7, BT ekiplerinin zamanı değere dönüştürmesini hızlandırmak için çoğu konfigürasyonda kurulum süresini önceki sürümlere kıyasla yüzde 37 oranına kadar azaltan basitleştirilmiş yükleme ile desteklenen oldukça sağlam bir mimari ile geliyor. Forrester Research’ün Haziran 2015 tarihli “Total Economic Impact” isimli araştırmasına göre, VMware vRealize Automation, uygulamaların kurulumunu kayda değer seviyede hızlandırarak verimliliği artırıyor, yeni uygulama fonksiyonlarının sunulmasını hızlandırıyor ve maliyetleri düşürüyor. Araştırmaya göre VMware vRealize Automation çözümünü kullanan müşteriler aşağıdaki faydaları görüyor: ·         Ortalama 18 günde uygulamaların hızla teslimi ·         Talep başına uygulama geliştirmesine ayrılan zamanda 144 saatlik bir düşüş ·         Uygulama başına donanım maliyetlerinde ortalama 4,451 dolar tasarruf ·         Genel kapasitesinin kullanımının yüzde 10 azaltılması ·         Donanım verimliliğinde yılda yüzde 25 artış   VMware’in vRealize Automation ürünü hakkında görüş belirten Symantec BT Altyapı Hizmetleri Kıdemli Direktörü Chandra Ranganathan, “Çeviklik, Symantec’in siber güvenlik sektöründe yarattığı inovatif çözümlerin ardındaki en büyük güç. Yazılım tanımlı veri merkezine geçen Symantec, artık diğer departmanlara ve iş birimlerine otomatik hale getirilmiş hizmetler sunabiliyor ve hazırlık sürelerini aylardan, haftalara, hatta günlere indirebiliyoruz. VMware vRealize Automation 7’deki yeni kabiliyetler, bu doğrultuda BT’ye, iş hedeflerini en hızlı ve en etkili şekilde karşılayabilen sağlam bir işlevsellik kazandırıyor.” ·         VMware vRealize Business Standard 7 – Hibrit Bulutlarda Maliyet ve Fiyatlandırma VMware vRealize Business Standard 7; BT ekibine, BT hizmetlerinin maliyet ve kalitesi üzerinde daha fazla şeffaflık ve kontrol kazandıran yeni ve geliştirilmiş özellikler sunuyor. Bu sürüm; VMware vCloud Air, AWS ve vRealize Automation destekli diğer tüm bulutlar dahil, özel ve herkese açık bulutlar için tek bir panel aracılığı ile yeni maliyetlendirme ve fiyatlandırma politikaları özelliğine de sahip. VMware vRealize Business Standard 7, aynı zamanda kolay ve kapsamlı genel ve özel bulut maliyet karşılaştırmalarını da destekleyebilecek nitelikte. Böylece bulut hizmetlerinin maliyetleri, daha basit ve kapsamlı bir şekilde anlaşılabiliyor. Bu sürümün geliştirilmiş maliyet analizi özelliği; BT’nin özel ve herkese açık bulut sistemleri genelindeki maliyet analizleri, net aylık maliyet projeksiyon analizleri ve iş hizmetlerince gruplandırılmış maliyetler de dahil olmak üzere ana iş koluna detaylı maliyet raporları sunmasına imkan tanıyor. Yeni planlama ve maliyet optimizasyon özellikleri; veri merkezlerince kullanılan ve geriye kalan kapasitenin maliyetlerini görselleştiriyor. Böylece yeni iş yüklerinin modellenmesi ve bu modellemenin kalan kapasite ile maliyetler üzerindeki etkisinin analizi veya yenileme fırsatlarının doğurduğu potansiyel tasarrufların ölçümü yapılabiliyor.

TÜBİSAD’da kadın kaptan seçildi

0
tubisadBilgi ve İletişim Teknolojileri Sektörünün önde gelen sivil toplum kuruluşu Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD), yeni Yönetim Kurulunu belirledi. TÜBİSAD temsilini güçlü kılmak amacıyla 21 Asil, 9 Yedek üyeden oluşan Yönetim Kurulu’nun Başkanı, Erman Karaca oldu. TÜBİSAD Olağanüstü Genel Kurul’da açılış konuşması yapan TÜBİSAD Yönetim Kurulu eski Başkanı Prof. Dr. Kemal Cılız, temsil gücü yüksek bir Yönetim Kurulu ve tüm üyelerin aktif katkıları ile 3 yıllık dönemde sektörün ülke ekonomisine katkılarını ve bu katkıları daha da ileriye taşımaya yönelik çözüm önerilerini, kamu yönetimi, iş dünyası örgütleri ve STK’lar da dahil olmak üzere geniş bir platformda dile getirdiklerini belirtti. Cılız, TÜBİSAD’ın aynı zamanda, Bilgi Teknolojileri ve Telekomünikasyon alanlarını birleştiren bir sivil toplum örgütü olarak, yayınladığı raporlar ile sektörün gelişimi hakkında sağlıklı veri oluşumu sağladıklarını sözlerine ekledi. Erol Bilecik’in Divan Başkanlığı yaptığı Genel Kurul’da, Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu oybirliği ile ibra edilirken; yeni Yönetim Kurulu ve yeni Denetim Kurulu asil ve yedek üyelerinin seçimi de oybirliği ile gerçekleşti. TÜBİSAD’ın yeni Yönetim Kurulu’nun Başkanı olarak seçilen Erman Karaca, 1979 yılında kurulan ve Türkiye bilişim sektörünün %95’ini temsil eden 200’den fazla üye kuruluşu olan TÜBİSAD’ın ilk kadın Yönetim Kurulu Başkanı olma özelliğini taşıyor. Yeni Yönetim Kurulu’nda Levent Kızıltan ve Nazım Özdemir Başkan Yardımcısı, Veli Tan Kirtiş de Sayman olarak görev yapacaklar. Görev bayrağını Prof. Dr. Kemal Cılız’dan devralan Karaca, eski Yönetim Kurulu Başkan ve Üyelerine elde edilen başarılar ve tüm üyelere de TÜBİSAD sinerjisine katkıları için teşekkür etti. Erman Karaca konuşmasında, Türkiye’nin ekonomik büyümesi ve toplumsal gelişimi açısından stratejik öneme sahip Bilgi ve İletişim Teknolojileri Sektörünün, yüksek temsil gücüne sahip güçlü ortak sesi olmaya devam edeceklerini söyledi. Gelecek Teknolojiler ve Digital Dönüşüm konularında uluslararası başarılar için önemli fırsatlar olduğunu dile getiren Karaca, tüm paydaşlar ve ülke kalkınması için üretilen katma değerleri daha da ileriye taşıyacaklarını belirtti. TÜBİSAD’ın yeni Yönetim Kurulu şu isimlerden oluşuyor:
Asil Üyeler (isme göre alfabetik sıralama) Yedek Üyeler (isme göre alfabetik sıralama)
Ahmet Öngün (Gantek) Adnan Metin (Borsa İstanbul)
Ali Kançal (Index) Barış Öney (Global Turk Capital)
Burak Aydın (İntel) Burak Ertaş (Sahibinden.com)
Cenk Kıvılcım (Cisco) Nil Bağdan (Software AG)
Coşkun Şahin (Avea) Önder Sönmez (Alcatel)
Emre Kurttepeli (Mynet) Serpil Mermer (Detaysoft)
Erman Karaca (TFI) Tijen Armağan (Enocta)
Güngör Kaymak (HP E) Ümit Cinali (Tradesoft)
Hasan Süel (Vodafone) Zafer Küçükateş (Vestel)
İbrahim Özer (Toshiba)
İlker Kuruöz (Turkcell)
Levent Kızıltan (Eczacıbaşı)
M. Kemal Cılız ( Infonet)
Mehmet Nalbantoğlu (KoçSistem)
Murat Kansu (Microsoft)
Mustafa Çağan (Arena)
Nazım Özdemir – Y.K. Bşk. Yrd.
Ramazan Demir (Türk Telekom)
Veli Tan Kirtiş (Akfa Holding)
Zeynep Keskin (SAP)
TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Erman Karaca: Sistem Programcılığından Üst Yönetime 30 Yılı Aşan Bilişim Kariyeri Ege Üniversitesi Matematik ve Bilgisayar Mühendisliği Yüksek Lisans Programı mezunu Erman Karaca, 1983-1984 yıllarında Ege Üniversitiesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünde Araştırma görevlisi, 1984 – 1991 yılları arasında, o dönemde ülkemizde yeni hayata geçen Online Bankacılık sisteminin geliştirilmesinde, Yapı Kredi Bankası, Garanti Bankası, Akbank teknoloji kuruluşlarında yazılım uzmanı, sistem programcısı ve yazılım geliştirme müdürü, koordinatör olarak aktif görev yüklendi. 1991 yılından itibaren 11 yıl süreyle Doğuş Grubu Kurumsal Bankası Körfezbank’ta Bilgi Teknolojileri’nden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapan Karaca, 2007 – 2014 yılları arasında da Tradesoft Genel Müdürlüğü’nü üstlendi. Şirket, bu dönemde dört yıl üst üste Deloitte Technology Fast 50 Turkey programında yer aldı. Erman Karaca, halen TFI ( Tab Food Investments ) Chief Technology Officer (CTO) olarak görev yapıyor.

Western Digital, SanDisk’i satın aldı

0
sandisk23Yeni haftanın sürpriz satın alma haberi Western Digital’den geldi. Sabit disk ve depolama çözümleri üreten Western Digital, en büyük rakiplerinden Toshiba ile ortaklık yapan, flash hafıza modülleri üreticisi SanDisk’i 19 milyar dolar gibi dev bir ücret karşılığında satın aldı. Aslında SanDisk’in satışa çıktığı haberi geçen hafta piyasaya yayılmıştı. Ancak firmayı kimin satın alacağı belli değildi. SanDisk’in bir süredir Western Digital, Samsung ve diğer firmalarla görüştüğü dile getiriliyordu. Bugün ise SanDisk’in 19 milyar dolar karşılığında Western Digital ile el sıkıştığı duyuruldu. SanDisk aynı zamanda Toshiba ile de ortak teknoloji geliştiriyor ve üretim yapıyor. Ancak Toshiba ile Western Digital arasında büyük bir rekabet bulunuyor. Yine de, sözleşmeler gereği, SanDisk’in Toshiba ile arasındaki iş birliğinin devam edeceği de haberin detayları arasında yer alıyor. Satın alma işleminin tamamlanması ise kolay bir süreç olmayacağa benziyor. Western Digital, tüm resmi ve fiili işlemlerin bir seneyi bulacağını ve 2016 üçüncü çeyreğinde sonlanacağını düşünüyor.