Geçtiğimiz günlerde ABD’nin önde gelen pek çok güçlü markasının, Amerikan hükümetine yaptığı baskı gündeme gelmişti. Aralarında Apple, Facebook, Google ve Microsoft’un da olduğu bu şirketler yaptıkları açıklamalarda, müşterilerinin bilgilerinin güvenlik altına alınması gerektiğini ve NSA’in bu verileri daimi olarak sakladığını belirtmiş ve müşterilerinin kendilerine olan güvenlerini kaybetmeye başladıklarından yakınmıştı. Bu kişisel verilerin güvenliği konusu, Avustralya’da ise meta data yasa tasarılarının tamamlanmasıyla kendini göstermişti.
Bu arada Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi ise dijital kişilik haklarının korunması için adımlar attı. ABD Federal Ticaret Komisyonu, nesnelerin interneti üzerine çalışan şirketleri ve hatta hizmet sağlayıcılarının daha dikkatli olması gerektiği uyarısında bulundu. Cisco Systems, iOS bazlı router’lar için güvenlik yaması gerçekleştirdi, PoSeidon adlı tehlikeli bir malware ile ilgili uyarılar da kamuoyu ile paylaşıldı.
Bir başka örnekte ise Twitch, güvenlik ağlarının ihlal edildiği ve veri hırsızlığına uğramış olabileceklerini açıklarken, özel bir araştırma, şirketlerin siber saldırıya uğradıklarını saatler, günler ve belki de haftalar sonra farkedebileceklerine inandıklarını ortaya koydu.
Kişisel verilerin güvenliğini merkeze alan bu olaylar 2015’in kalanında da bizlerle birlikte olacağını söylemek mümkün. Zira, hemen her hafta farklı bir ülkenin aldığı kararlar ya da yapılan global saldırılar haberlere çıkıyor. Anlaşılan o ki, bu tür haberler yapmaya uzun bir müddet devam edeceğiz. Birleşmiş Milletler veri güvenliğini ele aldı
Geçtiğimiz günlerde ABD’nin önde gelen pek çok güçlü markasının, Amerikan hükümetine yaptığı baskı gündeme gelmişti. Aralarında Apple, Facebook, Google ve Microsoft’un da olduğu bu şirketler yaptıkları açıklamalarda, müşterilerinin bilgilerinin güvenlik altına alınması gerektiğini ve NSA’in bu verileri daimi olarak sakladığını belirtmiş ve müşterilerinin kendilerine olan güvenlerini kaybetmeye başladıklarından yakınmıştı. Bu kişisel verilerin güvenliği konusu, Avustralya’da ise meta data yasa tasarılarının tamamlanmasıyla kendini göstermişti.
Bu arada Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi ise dijital kişilik haklarının korunması için adımlar attı. ABD Federal Ticaret Komisyonu, nesnelerin interneti üzerine çalışan şirketleri ve hatta hizmet sağlayıcılarının daha dikkatli olması gerektiği uyarısında bulundu. Cisco Systems, iOS bazlı router’lar için güvenlik yaması gerçekleştirdi, PoSeidon adlı tehlikeli bir malware ile ilgili uyarılar da kamuoyu ile paylaşıldı.
Bir başka örnekte ise Twitch, güvenlik ağlarının ihlal edildiği ve veri hırsızlığına uğramış olabileceklerini açıklarken, özel bir araştırma, şirketlerin siber saldırıya uğradıklarını saatler, günler ve belki de haftalar sonra farkedebileceklerine inandıklarını ortaya koydu.
Kişisel verilerin güvenliğini merkeze alan bu olaylar 2015’in kalanında da bizlerle birlikte olacağını söylemek mümkün. Zira, hemen her hafta farklı bir ülkenin aldığı kararlar ya da yapılan global saldırılar haberlere çıkıyor. Anlaşılan o ki, bu tür haberler yapmaya uzun bir müddet devam edeceğiz. Turkcell Superonline, yurtdışına bağlantısını 400 kat artırdı

Epson’dan profesyonellere özel projeksiyon çözümü
Epson, profesyonel kullanıma özel yüksek kalitede bağlanabilirlik ve WUXGA çözünürlüklü parlak projektörü EB-1985WU’yu sundu. Ürün, yüksek çözünürlüklü görüntüleri, kolay içerik paylaşımını ve parlak sunumları tüm toplantı odalarına getirmeyi vaat ediyor. Ürünün öne çıkan özellikleri arasında WUXGA çözünürlük, 4.800 lümen parlaklık ve Epson’un 3LCD teknolojisi bulunuyor.
Epson’un ‘çoklu bilgisayar’ yazılımı 50 cihaza kadar içerik paylaşımını destekliyor. Epson EB-1985WU modelindeki iProjection¹ uygulaması ise akıllı cihazları kullanarak içerik paylaşmayı ve açıklama eklemeyi kolaylaştırıyor. Çok kaynaklı video konferans ve sunum gibi içerikler bölünmüş ekranda görüntülenebiliyor.
İki adet HDMI port, Wi-Fi ve kablolu LAN özelliği dışında odak yardımı, trapezoid düzeltme ve otomatik ekran yerleşimi özellikleri sunan yeni model kolay kurulum desteği sunuyor. Ürün, ayrıca Miracast ve WiDi kablosuz ekran aktarımı ile tablet veya akıllı telefondan ekran ya da içerik paylaşımına da olanak tanıyor. “Yenilikçi ürünlerin hızlı çıkmasına çalışıyoruz”
Türkiye’de elektronik sistem tasarım ve üretimi gerçekleştiren kurumlarla Ar-Ge merkezlerine tasarım otomasyonu çözümleri sunan CDT Bilgi Teknolojileri, 2014 yılını büyüyerek pazar payını artırarak kapattı. Şirket ve gelecek planlarıyla ilgili Alpay Göğüş ile sohbet ettik.
Sanal toplantıları daha verimli hale getirin
Son yılların en önemli iş dünyası çözümleri arasında yer alan sanal toplantılara olan talep gitgide artıyor. Pek tabii bu durum, yanında yeni yöntemlerin ve kuralların da doğmasına yol açıyor. Harvard Business Revies’de çıkan bir makale, verimli bir sanal toplantı için izlenmesi gereken yollardan bazıları ise şu şekilde sıralanıyor.
Toplantıdan önce
Sadece sesli değil görüntülü toplantı gerçekleştirin. Videoyu hemen açın. Diğer katılımcılara gerçek bir mekanda oldukları hissini yaşatın. Aktif olarak katılım göstermeseniz de, toplantı öncesi varlığınızı gösterin. Etkinlik öncesinde zamanda tasarruf edilebilmesi için ön hazırlık yapın, gerekli her türlü dosyayı okumuş olarak katılım gösterin. Ancak herkesin bunu yapmış olduğuna emin olun ve etik bir krize sebebiyet vermeyin.
Ekibin fikirlerine karşı hazırlıklı gelin. Süreyi harcamamak adına alternatif cevaplar ve çözümler için hazır olun.
Toplantı esnasında
Katılımcıların birbiri ile bağ kurmasını sağlayın, gerçek bir mekandaymış gibi hareket edin, çok daha gerçekçi ve dolayısıyla daha verimli bir görüşmeyi hayata geçirin. Tartışılacak konularda herkesin katılımcı davranmasına olanak verin. Birlikte çözüm yaratılmasını sağlayın. Her bir katılımcı için zaman ayırın, her birinin söyleyeceklerini can kulağı ile dinleyip notlarınızı alın. Sessiz tuşuna basmayın, sürekli olarak bağlantıda kalarak atmosferi bozmayın.
Aynı anda birden fazla işle meşgul olan kişileri engelleyin ve sadece toplantı ile ilgili olmalarını sağlayın. Video ile görüşün, fikirlerini sorun ve görüşme esnasında herkese farklı görevler verin.
Toplantıdan sonra
Tüm konular sonuca bağlanırken daha rahat bir atmosfer yaratın. Herkesin güvende ve sakin hissetmesini sağlayın. Kibar ve anlayışlı bir üslup ile görüşmeyi tamamlayın. Enerji şirketleri siber tehdit altında
Araştırmacılar tarafından ortaya çıkarılan Trojan.Laziok adlı bir malware, dünya çapındaki enerji şirketlerinin sistemlerine bulaşarak tüm ciddi verileri ele geçiriyor. Sisteme bulaştıktan sonra sistem ismi, yüklü yazılımlar, RAM ve sabit disk boyutu, grafik işlemci ve işlemci detaylarının yanı sıra yüklü antivirüs yazılımının da tüm detaylarını ele geçiriyor.
Symantec’in raporuna göre saldırganlar bu verileri kullanarak, Backdoor.Cyberat ve Trojan.Zbot gibi zararlıları nasıl başka sistemler üzerine bulaştırabilecekleri üzerinde çalışıyor. Söylenene göre asıl hedef ise petrol, gaz ve helyum gibi alanlarda çalışan güçlü enerji şirketleri.
Saldırganların en büyük hedefi haline gelen ülkeler Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Pakistan ve Kuveyt şeklinde.
Sistemler, moneytrans[.]eu adlı domain’e sahip e-postalar üzerinden gelen içerikler ile enfekte oluyor. E-posta ile gelen zararlı yazılım eklentisi ise Microsoft’un 2012 yılında yamaladığı bir açığı kullanmaya çalışıyor. Trojan.Laziok’un karşımıza çıktığı dosya formatı ise Excel olarak not ediliyor. İZSU, Atos’la BT altyapısını geliştiriyor
İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İZSU), bilişim altyapısının geliştirilmesi ile ilgili devam eden ihale sürecini geçtiğimiz günlerde sonlandırdı ve 2010 yılından bu yana Atos ile bilişim teknolojileri alanında yürütülen işbirliğini daha etkin ve geliştirilmiş mobil uygulamlar ile 4 yıl daha sürüdüreceğini duyurdu.
İzmir halkına İZSU’nun misyonu doğrultusunda etkin, verimli, kaliteli ve sürekli hizmet sunabilme hedefi ile 1 Mart 2015 tarihinde başlayan ve 7 aylık bir çalışma sonrasında hayata geçecek İZSU – Atos Bütünleşik Bilişim Sistemi Projesi ile, birbiriyle entegre çalışan yazılım uygulamaları 130 ayrı lokasyonda 2000 bilgisayar 900 El Terminali, 360 termal yazıcı ve 1000 yazıcı ile eşzamanlı çalışmaya başlıyor. İZSU birimlerinin ve saha elemanlarının hızlıca iletişim sağlayabilmesi adına geliştirilen çözümlerle İzmir, dünya çapında bir bilişim altyapısına kavuşuyor.
Projeyi değerlendiren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, İZSU hizmetlerinden İzmir halkının en iyi şekilde yararlanmasını sağlamak, arızalara kısa sürede müdahale etmek ve bilgiye ulaşma hızını artırmak amacı taşıyan projenin çok önemli olduğuna değindi. İZSU Bilgi İşlem Daire Başkanı Ergüven Pasin, İzmir halkına etkin, verimli, kaliteli ve sürekli hizmet sunabilme hedefi ile son teknolojik gelişmelere uygun çalışmalar yürüttüklerini belirtti. İZSU’nun bu anlamda pek çok hizmetinin Türkiye’ye örnek olduğunun altını çizen Pasin, “Türkiye’de ilk defa PTT ile tahsilat işlemlerini online olarak yaptık. Görme engelliler için sesli güvenlik kontrolünü internet sayfamızda yayınladık. Abonelerimizin İZSU ile ilgili fatura ödeme, arıza bildirimi gibi işlemlerini rahatlıkla ve mekandan bağımsız gerçekleştirilebilmesi için akıllı telefon ve tablet bilgisayar gibi mobil cihazlarda çalışan İZSU uygulamasını geliştirdik. ‘İZSU Cebinizde’ SMS sistemimiz ile planlı su kesintilerini ve son ödeme tarihi geçen fatura bilgilerini üye olan hemşehrilerimize cep telefonu mesajı olarak gönderiyoruz. Tüm veznelerimizde kredi kartı ile tahsilat işlemleri yapılabildiği gibi, 2003 yılından beri internet sitemiz üzerinden kredi kartı ile tahsilat işlemlerini yapıyoruz” diye konuştu. Pasin, Bütünleşik Bilişim Sistemi ile İZSU’nun hizmet kalitesinin daha da artacağını sözlerine ekledi.
İZSU ve Atos işbirliğinin, 2010 yılında yapılan ihale sonrasında 5 yıldır başarıyla yürütüldüğünü dile getiren Atos Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Orhan Akbulut 2015 yılında yapılan ihale ile daha etkin ve geliştirilmiş mobil uygulamalar ile bu işbirliğinin 4 yıl daha sürdürüleceğini belirtti. Akbulut, sözlerine şöyle devam etti:
“İZSU – Atos Bütünleşik Bilişim Sistemi Projesi ile İZSU, İzmir halkına çok daha kaliteli ve hızlı hizmet sunabilecek. Kamuda ender görülebilecek geniş kapsamlı bir dış kaynak kullanımlı proje olması sebebiyle bu proje, bizim için ayrı bir önem taşımaktadır. Bu vizyoner yaklaşım için İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ve İZSU’ya ayrıca teşekkür ederiz.” Akıllı Şehir Projesi hızla büyüyor
Türk Telekom Grubu ‘Akıllı KenTT’ çözümlerini diğer illerde de uygulamaya başladı. Bir yandan hayatı kolaylaştırırken, bir yandan da tüketimi ve maliyetleri azaltan ‘Akıllı KenTT’ uygulamaları 7 ilde daha enerji tasarrufu, akıllı güvenlik sistemleri, internet servisi, trafik ve park çözümleri gibi pek çok konuda önemli kazançlar sağlıyor. Ankara, Bursa, Mersin, Gaziantep, Tokat, Çorum ve Bolu’da yerel yönetimler altyapısı Türk Telekom Grubu tarafından sağlanan ‘Akıllı KenTT’ uygulamalarından faydalanmaya devam ediyor.
Türk Telekom Grubu’nun başlattığı entegre akıllı şehirlerle dijital dönüşüm hareketi; güvenlik, verimlilik, ekonomi, çevresel duyarlılık ve yaşam kalitesi gibi hedefler doğrultusunda çözümler sunuyor. Bu çözümler şehirde su, enerji ve iş gücü gibi kaynakları daha etkin ve verimli şekilde kullanmayı, yatırım maliyetlerini azaltmayı, yeni gelir ve istihdam alanları oluşturmayı, trafik ve park sorununu çözümlemeyi, suç oranını düşürmeyi ve kayıp sayısını azaltmayı mümkün kılıyor.
Türk Telekom Grubu Strateji ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Hakan Dursun, “Akıllı Şehir’in olmazsa olmazı fiber altyapı. Türk Telekom Grubu olarak Türkiye’nin her köşesine ulaşan 194 bin kilometrelik fiber ağımızla öncü konumdayız ve akıllı şehir teknolojisini tüm Türkiye ile buluşturmaya hazırız. Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda bilgi toplumu olma yolunda attığı adımlarda akıllı şehirler kritik bir rol üstlenecek. Türk Telekom Grubu olarak ‘Akıllı KenTT’ uygulamaları ile yarattığımız ekonomik kazanç ve dinamizm, ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlayacak. Karaman’da başlattığımız akıllı şehir atılımını Türkiye’nin tüm illerine yayacağız. 81 ‘Akıllı KenTT’ imiz olacak. Türkiye ekonomik ve çevresel olarak büyük kazanımlar sağlayacak” diye konuştu. 2015 rekor yılı mı olacak?
2015 yılının ilk üç ayı geride kaldı. Teknoloji şirketleri açısından büyük rekabet ile geçen 2014 yılı son çeyreğinden sonra gözler yeni yılın ilk rakamlarına çevrilmiş durumda. Apple, yeni yılın ilk üç ayını kapsayan 1. çeyrek sonuçlarını 27 Nisan 2015 tarihinde gerçekleşecek hissedarlar toplantısında açıklayacak.
Geçen çeyrek rekorla geçildi
Apple’ın mali takviminde 2. çeyrek olarak anılan dönem, 2015 yılının Ocak, Şubat ve Mart aylarını kapsıyor. Tatil sezonun hemen arkasından gelen bu dönemde sonuçların bir önceki çeyrek kadar yüksek olması ise beklenmiyor.Hatırlanacağı gibi, Apple 2014 yılı son üç ayında rekora imza atmış ve 74.5 milyon iPhone satışı, 5.5 milyon adet Mac satışı, 21.5 milyon iPad satışı gerçekleştirmişti.
Apple’ın 3 aylık geliri 50 milyarın üstünde
Yeni yıla yönelik beklentiler ise ürün bazlı olarak değil gelir bazlı olarak ortaya çıktı. Kaynaklar, Apple’ın bu yıl 52 ila 55 milyar dolar arasında bir gelir elde edeceğini tahmin ediyor.
Kaynak: ShiftDelete.net Bilkom’da iş süreçleri Metric’e emanet

Yeni e-ticaret yasası kurumlara neler getirecek?

GE Türkiye’de yeni isim

Tek bir tweet’le 900 milyon dolar
Bir şirketin yöneticisi ya da sahibisiniz. Şirketinizin ve şahsınızın günümüzde her şirket ve yöneticinin olduğu gibi sosyal medya hesapları da var. Eğer, isminiz şirketinizden bile daha fazla anılıyorsa paylaştığınız her mesaj doğrudan şirketinizin piyasa değerini olumlu ya da olumsuz etkileyebilir.
Bu sınıfa girebilir diyebileceğimiz isimlerden biri Elon Musk. Kamuoyunda daha çok Tesla Motors’un kurucusu olarak bilinse de Musk’ın farklı sektörlerde yatırımları da mevcut. ABD merkezli solar enerji şirketi SolarCity ve uzay yolculukları için çalışan SpaceX ilk akla gelen örnekler…
Musk, 30 Mart tarihinde toplam 115 karakter içeren bir mesaj paylaştı. Mesajında Tesla’nın yeni bir ürün geliştirdiğini ve 30 Nisan’da bunu açıklayacağını yazdı. Aynı mesajda, bu ürünün bir otomobil olmadığını da özellikle belirtti.
İşte ne olduysa ondan sonra oldu. 1 milyon 900 bine yakın takipçisi bulunan Musk’ın bu Twitter mesajı haberi hazırladığımız an itibariyle 6904 kez yeniden tweet’lendi, 5600’den fazla hesap sahibi tarafındansa favorilere eklendi. Bu sayılar, farklı alanlarda da ulaşılabilen değerler. Ancak bu 115 karakterlik mesajın asıl değeri borsada kendini gösterdi.
Şirketin hisseleri mesajın paylaşılmasından sadece 10 dakika sonra yüzde 4 artış gösterdi. Bu artış ise Tesla Motors’un piyasa değerinin aynı sürede 900 milyon doların üzerinde artmasını sağladı.
Bu tip çıkışlar elbette ilgili düzenleyici kurumların uyarısını da beraberinde getiriyor. Bu örnekte de ABD’deki ilgili kurum olan SEC bir açıklama yayınlamayı ihmal etmedi.
Tesla, Türkiye için personel alımına başladı
Şirketin 2016 planlarında Türkiye’nin de olduğunu daha önce yazmıştık hatırlarsanız. Yeni bir gelişme, Tesla artık personel arayışına da girdi. Şirketin kariyer sayfasında Servis Müdürü arandığına dair bir ilan yayına girmiş durumda. Zamanla farklı pozisyonlar için de personel ilanlarını görmek şaşırtıcı olmayacak.
İşte ne olduysa ondan sonra oldu. 1 milyon 900 bine yakın takipçisi bulunan Musk’ın bu Twitter mesajı haberi hazırladığımız an itibariyle 6904 kez yeniden tweet’lendi, 5600’den fazla hesap sahibi tarafındansa favorilere eklendi. Bu sayılar, farklı alanlarda da ulaşılabilen değerler. Ancak bu 115 karakterlik mesajın asıl değeri borsada kendini gösterdi.
Şirketin hisseleri mesajın paylaşılmasından sadece 10 dakika sonra yüzde 4 artış gösterdi. Bu artış ise Tesla Motors’un piyasa değerinin aynı sürede 900 milyon doların üzerinde artmasını sağladı.
Bu tip çıkışlar elbette ilgili düzenleyici kurumların uyarısını da beraberinde getiriyor. Bu örnekte de ABD’deki ilgili kurum olan SEC bir açıklama yayınlamayı ihmal etmedi.
Tesla, Türkiye için personel alımına başladı
Şirketin 2016 planlarında Türkiye’nin de olduğunu daha önce yazmıştık hatırlarsanız. Yeni bir gelişme, Tesla artık personel arayışına da girdi. Şirketin kariyer sayfasında Servis Müdürü arandığına dair bir ilan yayına girmiş durumda. Zamanla farklı pozisyonlar için de personel ilanlarını görmek şaşırtıcı olmayacak. NetApp, Dünya Yedekleme Günü’nü kutladı
Veri yedekleme konusu önemini her geçen gün artırıyor. Büyük Veri ve beraberinde getirdikleriyle birlikte değeri daha da artan yedekleme alanı için 31 Mart tarihi Dünya Yedekleme Günü (World Backup Day) olarak belirlenmiş durumda.
Bu konuyla ilgili bir açıklama yayınlayan NetApp, bu tarihin hem müşteriler hem de işletmeler için bir dönüm noktası olması gerekliliğine değindi. NetApp Bulut Çözümleri Pazarlama Direktörü Martin Warren imzasıyla yayınlanan açıklamada veri ve bulut hizmetlerinin, işletmeler için avantajları da beraberinde getirdiğine dikkat çekilerek, gerçek zamanlı olarak toplanan ve ileri teknoloji araçlarla analiz edilen verilerin doğru kararlar alınmasında yöneticilere yardımcı olduğu dile getirildi.
Martin Warren, açıklamasında, “Daha etkin veri depolama yöntemleri daha fazla sorumluluk anlamına gelir. Veri günümüzde işletmeler için her zamankinden çok daha değerli olduğu için de, gerektiği gibi korunması ve yönetilmesi gerekir. Pek çok işletme için yedekleme, her gün yapılan rutin ve gerekli operasyonlardan biridir. Fakat aynı zamanda zaman, kaynak ve depolama kapasitesini zorlayacak işlemlerin başında gelir. İşletmelerin göz önünde bulundurması gereken en önemli konular, hassas ve kritik verilerin kaybı sonucunda oluşabilecek finansal kayıplar, müşteri ve iş ortaklarının güvenini sarsma ihtimali veya şirketin büyümesine engel oluşturabilecek önemli operasyonel sorunların ortaya çıkmasıdır.” sözlerine yer verdi.
“Tüm bu nedenlerden dolayı 31 Mart Dünya Yedekleme Günü hem müşteriler hem de işletmeler için bir dönem noktası olmalıdır. Yöneticiler ve BT çalışanları, yedekleme politikalarını gözden geçirerek süreçlerini iyileştirmeli, yalnızca verilerini yedeklemekle yetinmeyip herhangi bir yangın veya ciddi kesinti durumunda, hızlı ve güvenilir bir kurtarma çözümünün sunduğu gönül rahatlığıyla, yalnızca birkaç saat içinde işlerine kaldıkları yerden devam edebilmeliler. Bugün verileri otomatik olarak bulut üzerinde yedekleyebilen, zamanı ve mevcut kapasiteyi en iyi şekilde kullanabilmek için süreçleri düzenleyebilen ve felaket kurtarma operasyonlarını zahmetsiz ve sade bir işleme dönüştüren çözümler elimizin altında.” diyen Warren, daha gelişmiş, güvenli ve verimli bir yedekleme polikitası oluşturan işletmelerin, en değerli varlıklarını ve kurumsal kimliklerini ortaya koyan hassas verilerini en iyi şekilde koruyabileceğine ve zamandan tasarruf sağlayarak çalışanların kendi işlerine odaklanmalarına olanak sağlayabileceğine değindi. En İyi 10 Pazarlama Lideri ödüllendirildi
Capital ve Ekonomist dergileri ve Turkcell işbirliği ile iş dünyasına kazandırılan CMO Club’ın dördüncü buluşmasına “En İyi 10 Pazarlama Lideri”nin ödüllendirildiği tören damgasını vurdu. 31 Mart Salı günü Ritz-Carlton’da düzenlenen CMO Club buluşmasının açılışını Turkcell Kurumsal Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Yiğit Kulabaş ile Capital ve Ekonomist dergileri Yayın Direktörü M. Rauf Ateş gerçekleştirdi. Buluşma, ödül törenin ardından pazarlama yöneticilerinin başarı sırlarını ve yeni dönem ajandalarını paylaştığı panelle devam etti.
CMO Club buluşmasında Capital dergisinin 2014 yılında yaptığı en iyi 30 CMO anketinde ilk 10’da yer alan CMO’lara ödülleri takdim edildi. Anket sonucunda ödül alan isimler; Akbank Kobi Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Bülent Oğuz, Yemeksepeti.com Pazarlama Müdürü Barış Sönmez, Samsung Türkiye Pazarlama Direktörü Can Emci, Mavi Jeans Pazarlama Direktörü Serpil Bekan, Mey İçki Pazarlama Direktörü Levent Kömür, Pegasus Pazarlama Direktörü Onur Dedeköylü, LC Waikiki Üründen Sorumlu Genel Müdür Maria Comfort, Yıldız Holding Pazarlama Direktörü Nilhan Gülbahçe, IKEA – Pazarlama Direktörü Senem Sadıklar, Vestel Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Tunç Berkman oldu.
Dördüncüsü gerçekleştirilen CMO Club buluşmasında pazarlama profesyonelleri bu kez 2014 yılındaki başarılarını ve 2015 ajandalarını konuştu. Dünyadaki gelişmeler ışığında bu yılki planlarını ve vizyonlarını paylaşan pazarlama direktörleri birbirleriyle fikir alışverişinde bulundular. “CMO’nun 2015 Ajandası” başlıklı panelde ödül alan CMO’lar Bülent Oğuz, Barış Sönmez, Serpil Bekan, Tunç Berkman ve Can Emci başarı sırlarını paylaşırken, yeni dönemle ilgili beklentileri, pazarlama stratejileri, yeni nesil tüketiciler, yeni trendler ile gelecek vizyonları üzerine konuştu.
Turkcell Kurumsal Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Yiğit Kulabaş, CMO Club’ın açılışında yaptığı konuşmada katılımcılara pazarlama konusunda 2015’le ilgili öngörülerini anlattı: “Pazarlama dünyasına kazandırdığımız CMO Club’ın 4.’sünü gerçekleştirmiş olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Teknoloji tüm dünyayı, günlük hayatımızı, iş dünyasını ve tabii ki pazarlamayı değiştiriyor. Bu değişimin ana başlığı ise akıllı cihazlarda gizli. Artık kişiler için birinci ekran, cep telefonları oldu. Pazarlama dünyasının yatırımları ve bütçeleri de bu yönde hızla yoğunlaşıyor. Tüm şirketlerin patronları dijitalleşme, mobil ve teknolojiden bahsediyor. Pazarlama dünyasına bir yandan da mikro lokasyon, üç boyutlu tarayıcılar ve beacon gibi yeni kavramlar giriyor. Teknoloji, pazarlamanın 4P’sini değiştiriyor ve 4D oluyor. Yani doğru kişi, doğru zaman, doğru teklif ve doğru yer. Bu dört doğruyla gerçek zamanlı işletmeler dönemi başlıyor. Bizler de Turkcell olarak işletmelere doğru zamanda, doğru yerde, doğru kişiyi yakalamaları için teknolojimizle hizmet vermekten büyük mutluluk duyuyoruz.” DorukNet ve Microsoft Türkiye bulut için kolları sıvadı
Microsoft Türkiye’nin 2013 yılında lansmanını gerçekleştirdiği ve bulut teknolojilerine özel hazır çözümler sunan Microsoft Cloud OS Network Programı hızlı büyüme performansını değerli iş ortaklarından DorukNet’in başarısı ile taçlandırdı. 90 farklı sektörde, 3 milyondan fazla müşteriye ve 100’den fazla iş ortağına ulaşan program kapsamında DorukNet, birinci seviyede ilk ve tek Cloud OS Network iş ortağı seviyesine ulaştı. Türkiye’de Cloud OS Network Programı’na ilk giriş yapan DorukNet, kalitesi ve yüksek standartları sayesinde Microsoft’un KOBİ segmentinde yer alan müşterileri için tavsiye edilen birinci seviye ana iş ortağı ortağı oldu. İş ortaklığı doğrultusunda DorukNet, Microsoft’un bulut bilişim danışmanlığından yararlanarak Azure mimarisi üzerinde şekillenen Azure Pack teknolojisi ile kendi veri merkezinde bulut bilişim hizmeti sunacak.
Microsoft Türkiye ve DorukNet tarafından yapılan ortak basın toplantısında duyurulan iş ortaklığı, bulut tabanlı projelerini yurtiçindeki veri merkezlerinde geliştirmek isteyen tüm firmaların ihtiyaçlarını karşılıyor. DorukNet tarafından verilecek olan bu hizmet, Microsoft’un bulut bilişim platformu Azure’un sağladığı olanaklardan yararlanılarak, DorukNet’in veri merkezinde hayata geçirilecek. DorukNet, Azure Pack olarak tanımlanan bu çözüm ile bulut servisi projelerinin hızlıca ve kolayca hayata geçirilmesini sağlayacak.
Microsoft çözümleri ile servis veren iş ortakları, gerek altyapı kaynaklarının verimli kullanılması gerek operasyonel maliyetlerin azalması sayesinde rekabet avantajı elde ediyor. Bunun yanısıra Cloud OS Network Programı ile Microsoft, iş ortaklarına, hizmetlerinin pazara sunulmasında destek oluyor. İş ortaklarının doğru hedef müşteriye doğru mecralarda mesajlarını iletmelerini sağlayan pazara gidiş stratejilerini geliştirmeleri konusunda danışmanlık sunuyor.
ÇMD etkinliği için geri sayım
Çağrı Merkezleri Derneği (ÇMD), her yıl geleneksel olarak düzenlediği sektör buluşması etkinliğini bu yıl 10 Nisan 2015 tarihinde İstanbul’da, Shangri-La Bosphorus Otel’de gerçekleştirecek. Etkinlik öncesi ÇMD Başkanı Metin Tarakçı’dan görüşlerini aldık.
IdeaSoft 10 Milyon TL’lik e-Ticaret ekosistemi oluşturuyor
E-ticaret yazılımı sektöründe 10 yılı aşkın deneyimiyle sektöründe lider olan IdeaSoft, 2015 yılı hedefleri odağında mevcut bayilerine güç vermek ve bünyesine yeni bayiler katmak için İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa olmak üzere 4 büyük şehirde toplantılar düzenledi.
21 Şubat – 25 Mart arasında gerçekleştirilen ve geniş katılımın olduğu etkinliklerde, katılımcılara yazılım dünyasının güncel değişkenlerine yönelik eğitim verilmesinin yanı sıra, e-ticaret alanında detaylı bilgiler ve IdeaSoft’un 2015 vizyonu ile gelecek planları aktarıldı.
IdeaSoft Genel Müdürü Seyhun Özkara, “IdeaSoft olarak e-ticaret alanında 10 yıllık bir tecrübemiz var. 5000’den fazla KOBİ’nin e-ticaret alanındaki gücünün ve başarısının arkasında biz varız. E-ticaret sitelerine, ihtiyaçlara yönelik hızlı ve etkili çözümler sunan IdeaSoft, 4 büyük şehirde gerçekleştirdiğimiz bayi toplantılarıyla, e-ticaret sektörünün nabzını tutup, bünyesine yeni bayiler katarak sektördeki lider konumu güçlendirdi. Çok büyük olan pazarda bayi ve iş ortaklarımızla beraber büyümeye devam edip, yeni birçok ilde bayilik vereceğiz. IdeaSoft çözümlerini sunan ve buna kendi sunduğu yan servisleri de ekleyen bayilerimizle birlikte 10 Milyon TL’ye varan bir ekosistem oluşturmayı hedefliyoruz.” dedi. Yerli telefon tartışmaları boyut değiştirdi
Türkiye’nin, özellikle cari açığa olumsuz etki yapan ürünlerin yerlileştirilmesi adına çalışmalar yaptığı bir gerçek. Medikal cihazlar, hızlı tren ve ara ara gündeme getirilen yerli otomobil için babayiğit arandığı haberlerinin bir benzeri Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ın “Bir ton demir bir iPhone etmiyor” sözleriyle teknoloji sektörüne de yansıdı.
Kimi yayınlarda “Yüzde 100 yerli telefon” olarak anılan bu girişim hakkında Bakan Işık özetle şunları söyledi:
“Bugün bir ton demir, bir iPhone etmemektedir. Bu tablo bizim Ar-Ge, inovasyon ve katma değeri yüksek ürünler alanında gelişmemiz gerektiğine dair işarettir. Bu amaçla ilk adımımızı attık. TÜBİTAK Başkanlığımız yerli cep telefonu geliştirilmesi amacıyla çağrıya çıktı. Bu çağrıyla destek verdiğimiz özel sektör firmaları tarafından tüm alt bileşenleri yerli olan akıllı telefon geliştirilmesi çalışmasına başladık.”
Bakan Işık’ın hemen her yaptığı açıklamada bu ve benzer konulara dikkat çektiğini rahatlıkla söylemek mümkün. Ancak iş, yansıdığı gibi “Yüzde 100 yerli” olunca iddialarla gerçekler arasındaki mücadelede gerçekler kolay bir galibiyet de alıyor.
Yerli cep telefonu neye yarayacak?
Cep telefonlarının ülkemiz sınırlarından ilk girdiği dönemden bu yana 20 yıldan fazla bir zaman geçti. Özellikle 90’ların sonu ve 2000’li yılların başlarında bilişim dünyasının yatırım yaptığı bir alan olan “mobil” konusu bugün ithalatta önemli bir yer tutuyor. Miktarlar nedir diye baktığımızda, 2009 yılında cep telefonu ithalatına 1,64 milyar TL harcarken, 2013’te bu tutarın 5,1 milyar TL’ye (2,7 milyar dolar) yükseldiği görülüyor. Bu da, sadece telefon ithalatının 2014 yılı verilerine göre 42,9 milyar dolarlık cari açığın yüzde 6,2’sine denk geldiğini gösteriyor. 2014’te 15 milyona yakın cep telefonu satıldığını ve tüketicilerin sadece ilk 9 ayda telefonlara 9,2 milyar TL para ödediğini ekleyelim.
Bu konuya dair açıklamalar yalnızca Bakan Fikri Işık’tan gelmiyor. BTK Başkanı Dr. Tayfun Acarer de pek çok kez aynı noktaya dikkat çekerek, telefonlarının kılıflarının bile burada üretilmesinin önemli olduğunu söylemişti.
Kısmen yerli olanların etkisi
Özellikle operatör markalı modellerin tüketicilerce kabul görmesi yukarıda bahsettiğimiz cari açığın gerilemesi adına önemli bir adım. 2013’te Türkiye’de üretilen cep telefonu sayısı 350 bini bulurken, 2014’te model sayısının artmasıyla 1 milyonu geçti. Bu da, ithal edilen ürün sayısını azaltan yerli telefon sayısındaki artışın ekonomiye olan etkisini gösteriyor.
Madalyonun karanlık yüzü
Ancak iyice küçülen dünyada, sadece kendi halkına yönelik ürün sunan firmaların hayatta kalma olasılıkları da zayıflıyor. Güçlenmek ve büyümek isteyen şirketler farklı pazarlarda da etkin rol oynamak zorunda.
Konuya bu açıdan bakıldığında ise yıllık 14 – 15 milyon adet bandına oturmuş gibi görünen cep telefonu üretiminde yerli firmaların rekabet için daha fazla çalışması gerekiyor. Üstelik bu yoğun çalışma bile Bakan Işık’ın açıklamasında yansıyan “yüzde 100 yerli telefon”un hayat bulmasına yetmiyor. Bakan Işık, her ne kadar alt komponentler dahil dese de, bugün basit bir cep telefonunda bile çok sayıda sayısız etken söz konusu. En basit tanımla bir telefonun akıllı olmasını sağlayan işletim sistemini “dışardan aldığınızda” iddia edilen hüviyete kavuşamıyor.
İşletim sistemi ve alt uygulamaları bir kenara bıraktığımızda bile elektronik komponentler ve diğer aksamlar noktasında çeşitli sıkıntılar bulunuyor. İşlemci, RAM, Bluetooth ve Wi-Fi modülleri gibi dünyanın neredeyse tek bir bölgesinde üretilen ürünleri düşündüğümüzde üretilecek cihazların yerlilik oranı hızla geriliyor.
Bunun bir alt kademesinde ise daha sonra ayrıntılı olarak ele alacağımız hammadde kriteri bulunuyor. Bugün, yalnızca cep telefonlarında değil hemen hemen tüm elektronik cihazlarda, hatta solar enerji panelleri gibi ürünlerde “nadir bulunan metaller” olarak sınıflandırılan bu hammaddelerden faydalanıyor. Çin’in dünyanın diğer ülkelerinden daha ucuza üretim yapabilmesinin sebeplerinden biri de hem bu hammaddeler yönünden daha zengin olması, hem de özellikle Afrika’daki madenlerin işletmesinde etkin rol oynaması yatıyor.
Tüm bu tabloyu biraraya getirdiğimizde yüzde 100 yerli iddiasının hayat bulması mümkün görünmüyor. Bakan Fikri Işık, açıklamasının satır başları arasında 2023’te sektörün hacminin 34 trilyona ulaşması ve dünya ticaret hacminin yüzde 21’ini oluşturması da yer alıyor. Böyle büyük bir pastadan daha fazla pay kapmak elbette düşünülmeli, ancak bu işin daha önce de dile getirdiğimiz “Bilim, kiloyla satılır mı?” konusunda olduğu gibi popülist politikalarla ele alınmaması gerekiyor.
Türkiye ne yapmalı?
Henüz akıllı telefonların hayatımıza girmediği tarihlerde mobil yazılımın geliştirilmesi adına önemli çalışmalara imza atılmıştı. İlk akla gelen örneklerden biri olan Ericsson’un 2001’de açtığı Crea World, mobil teknolojilerde hem yazılım hem de donanım anlamında örnek olmayı başarmıştı.
Zaman içinde finans sektöründeki mobil uygulamalar gibi spesifik alanlarda üretilen çözümlerde Türkiye’den oldukça başarılı olanlar çıktı. Bunların bazıları global şirketlerin bünyesine katılırken bazıları ise ya dönüşüme ayak uyduramadı ya da ilk yola çıktığı zamanki heyecanını kaybetti.
Türk şirketlerinin bundan sonraki yol haritasında olmalı dediğimiz konular arasında elbette mobil teknolojiler yerini koruyor. Özellikle nesnelerin interneti ürünlerinin yaygınlaşmasıyla ihtiyaç duyulacak çözümler için halen fırsat var. Ancak bu girişimlerin, politik vaatler doğrultusunda hareket etmekten ziyade, dünyadaki ekonomik gerçeklere ve teknoloji trendlerine ayak uydurması gerekiyor. Aksi takdirde 2000’lerin başında yaşanılan mobil hayal kırıklıklarının bir benzerinin gerçekleşeceğini öngörmek çok da zor olmayacak… 








