Periscope, futbol tutkunları yüzünden kapanabilir

0
periscopeİnternet sitelerinin kapatılmasının neredeyse olağan hale geldiği Türkiye’de bu kez bir mobil uygulamaya erişim engellenebilir. Çıktığı günden bu yana tüm dünyada büyük ilgi gören ve daha resmi dağıtımı başlamadan Twitter tarafından satın alınan Periscope uygulaması, bu anlamda bir ilke imza atabilir. Sadece son kullanıcılar değil, kurumların da çeşitli lansman ve toplantıları sırasında kullanmaya başladığı Periscope’un telif hakları konusundaki ihlallerde adının geçtiğini ifade eden Bilişim Hukuku Derneği Başkanı Avukat Kürşat Ergün, özellikle şifreli yayınlanan maçların TV kanallarıyla birlikte aynı anda stadyumdaki seyirciler tarafından da Periscope üzerinden yayınlanmasına dikkat çekti. Onlarca kişinin Fenerbahçe – Shaktar Donesk maçında bu uygulama ile yayın yaptığını kaydeden Ergün, yayın hakkına sahip şirketlerin hukuki yollara başvurmasını da beraberinde getirebileceğine dikkat çekiyor. Anadolu Ajansı’nın sorularını yanıtlayan Ergün, Periscope kullanıcılarının karşılaşabileceği hukuki sorunlar içinse şu yorumu yapıyor: “Canlı yayın uygulamaları hukuka aykırı olarak kullanıldığında, telif sorunları başta olmak üzere birçok hukuki sorun ortaya çıkar. Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta, sorumlu olan tek unsurun Periscope olmadığıdır. Canlı yayınları hukuka aykırı bir şekilde gerçekleştiren ya da direkt olarak hukuka aykırı içerikleri yayınlayan kullanıcılar ‘ihlali gerçekleştiren kişiler’ olduğundan, direkt olarak sorumludurlar. Periscope her ne kadar bu tür yayınlara izin veren ya da denetlemeyen bir uygulama olsa da hukuka aykırı yayınları yapan kullanıcılar kendisi olduğu için asıl ihlali gerçekleştiren kişiler, kullanıcılar olmaktadır.”

Sage Summit 2015’te teknoloji şovu

0
Sage CEO'su Stephen Kelly
Sage CEO’su Stephen Kelly
Sage Summit özellikle KOBİ’ler için çok önemli bir etkinlik. Etkinliğe dünyanın dört bir yanından gelen 8 binin üzerinde ziyaretçi katıldı.  Sage Summit 2015, 40’ın üzerinde ülkeden katılımcının yer aldığı çok büyük bir global konferans olarak kayıtlara geçti.  Etkinliğe katılan küçük ve orta ölçekli büyük işletmelere iş dünyasının liderlerini izleme ve bunlardan ilham alma fırsatı sağlayabilmek ana hedef. Etkinliğin açılış konuşmasında General Colin Powell ve ünlü yazar Deepak Chopra katılımcılarla buluştu. Biz de TechInside olarak yerinde izlediğimiz Sage Summit ile ilgili haber ve videolarımızı beğeninize sunacağız. Özellikle Sage CEO’su Stephen Kelly’nin sizlere yoğun mesajlar gönderdiği videomuzu kaçırmamanızı tavsiye ediyoruz.

4G ihale şartnamesi değişti

0
4GMayıs ayı ortalarında sektörün iyiden iyiye hazırlandığı 4G ihalesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 5G çıkışı sonrası neredeyse bir son dakika değişikliğiyle 26 Ağustos’a ertelenmişti.
İhaleye katılacak olan operatörler yeni ihale tarihine göre programlarını değiştirmiş ve beklemeye başlamıştı. Ancak BTK Başkanvekili Ömer Fatih Sayan tarafından yapılan bir açıklama, operatörlerin yeniden meşgul edeceğe benziyor.
İhale tarihi aynı, başlangıç ise Nisan 2016
İhalenin, önceden açıklandığı gibi 26 Ağustos’ta gerçekleştirileceğini hatırlatan Sayan, buna karşın şartnamede çeşitli değişikliklere gittiklerini açıkladı.
Bu değişikliklerle birlikte 4G yerine 4,5G olarak tanımlanan standartlara uygun bir geçiş yapılacağını ifade eden Sayan, bu değişikliklerin özellikle kullanılacak ürünlerin yerlilik oranlarıyla ilgili olduğunu ifade etti. Sayan ayrıca, ihale sonrası operatörlere tahsis edilecek frekanslardan 1 Nisan 2016 itibariyle hizmet verilmeye başlanabileceğini de sözlerine ekledi.
Yerli ürün kullanım oranı yüzde 45’e çıkacak
Yenilenen şartnameyle birlikte, ilk şartnamede ilk yıl için yüzde 3, ikinci yıl için yüzde 8 ve üçüncü yıl içinse yüzde 15 olarak belirlenen yerlilik oranları sırasıyla 30, 40 ve 45 olarak değiştirildi. Sayan, bu değişikliğe dair “Bu kapsamda baz istasyonu, anahtarlama ve yönlendirici gibi ürünler ile şebeke ve haberleşmeye ilişkin yazılım ve donanımların da belirlenen oranlarda yerli ürünlerden karşılanmasını istiyoruz. Bu yükümlülüklerle yerli üretim yapan firmaların elektronik haberleşme sektörüne ilişkin yerli ürün geliştirme konusunda çok daha fazla teşvik edilmesini ve yerli ürün ekosisteminin geliştirilmesini amaçlıyoruz. Getirdiğimiz yeni yükümlülüklerle ülkemizin milli kaynaklarının yurtdışına çıkmasının önüne geçmeyi amaçlıyoruz.” yorumunu yaptı.
Ar-Ge personelinde artış
Şartnamedeki diğer önemli değişiklik ise Ar-Ge merkezlerine ait. 3G ile şirketlere belirli bir sayıda Ar-Ge personeli istihdam etme zorunluluğu getirilmiş, bu yaklaşım ilk 4G şartnamesinde de kendine yer bulmuştu. Yenilenen şartname ise Ar-Ge merkezlerinde istihdam edilmesi gereken asgari nitelikli Ar-Ge personeli sayısını yüzde 50 arttırıyor. Sayan, bu değişiklik içinse şu ifadeyi kullanıyor: “Ar-Ge projelerine başlanması, gelişiminin izlenmesi ve çıktılarının başarı ölçütlerine göre kabulü gibi konular da dahil olmak üzere Ar-Ge faaliyetlerine ilişkin yükümlülüklerin etkili bir şekilde yerine getirilmesi ve takibi amacıyla BTK’nın gerekli gördüğünde denetim yapabileceğini veya başka kuruluşlara da denetim yaptırabileceği hususunun da şartnameye ekledik.”
Teknik değişiklikler
Şartnamede yukarıdakilerin haricinde teknik değişiklikler de söz konusu. Buna göre uzunluğu 1 kilometrenin üzerindeki tüneller ile konvansiyonel tren hatlarının da belirli bir zaman içinde kapsanması şartı getiriliyor.
Operatörlerin yapacakları yatırımlarda kaynak israfının önüne geçmek içinse karayolları, otoyol, tünel kapsamaları, konvansiyonel tren hatları, hızlı ve yüksek hızlı tren hatları ile nüfusu 10 binin altındaki yerleşim birimlerinde operatörlere ortak yatırım yapma zorunluluğu getirildi.

Başkan Obama, exaflop engelini aşacak süper bilgisayar emri verdi

2
New-supercomputers-1024x768ABD, süper bilgisayarları çok önemsiyor ve bu konuda kimse onları suçlayamaz çünkü ülkedeki tüm bilimsel ve askeri araştırmalar süper bilgisayarlardaki hesaplamalara dayanıyor. Süper bilgisayarların yeterince “süper” olmaması halinde, çok sayıda önemli araştırma yıllarca uzayacak veya iptal olabilecek konuma gelebiliyor. ABD’nin İkinci Dünya Savaşı’nı da, ordunun kurduğu özel bilgisayar merkezlerindeki stratejik hesaplamalar yardımıyla kazandığını da biliyoruz ki, bu zafer ABD’yi dünyanın lideri olarak tescilleyen en büyük etken oldu. ABD, İkinci Dünya Savaşı zaferi sonrasında Doların uluslararası alanda geçerli ticaret para birimi olmasını sağlamış, diğer ülkelerin para birimlerinin altın birikimi yerine dolar birikimi üzerinden değerlendirilmesini sağlamıştı. Kısacası, süper bilgisayarlar, ABD’nin dünyanın süper gücü olmasındaki payı yadsınamaz. ABD şimdi, süper bilgisayarların daha fazla güçlenmesinin önündeki en büyük engel olarak kabul edilen exaflop engelinin aşılması için çalışmaya başlıyor. Exaflop engeli, bir bilgisayarın saniyede 10^18 işlem sınırının üzerine çıkamaması anlamına geliyor. ABD ise kurduğu süper bilgisayar inisiyatifi ile devlet desteği ile daha fazla ve daha güçlü süper bilgisayar kurmak üzere çalışacak ve bu kez ABD başkanı Barack Obama da bu konuda ısrarcı. Diğer bir deyişle, Obama bilim insanlarının, exaflop engelini aşacak bir yöntem bulmaları için çalışmalar yapmalarını ve devletin de bu çalışmaları desteklemesi kararını alarak, bilgisayar dünyasında yeni bir çağa girmemizi sağlayacak buluşların önünü açtı. Exaflop engelinin aşılması için verilen zaman sınırı ise 2023… Yani ABD, 2023’ten önce, bu engeli aşabileceklerini hesaplıyor. ABD’deki şu anda var olan en güçlü süper bilgisayarlar IBM tarafından inşaa edilen  Twin Summit ve Sierra süper bilgisayarları. İki bilgisayarda saniyede 100 petaflop işlem yapabilme gücüne sahipler. Ancak ABD artık petaflop ile sınırlı kalmak istemiyor ve 1000 petaflop, yani exaflop hızına çıkmak istiyor. IBM veya süper bilgisayarlar üzerinde çalışan diğer kurumlar, devlet desteği ile bu hedefe, on yıl içinde ulaşacakmış gibi görünüyorlar.  

Windows 10 ESET koruması altında

0
ESET+Turkiye+Satis+Muduru+Barbaros+AkkoyunluBireysel tarafta ESET Smart Security ve ESET NOD32 Antivirus ürünlerinin en son sürümleri olan 7 ve 8’inci versiyonlar, Windows 10 ile uyumlu çalışıyor. Ancak daha eski ESET versiyonlarını kullananların, bunları güncellemeleri önem taşıyor. ESET Türkiye Satış Müdürü Barbaros Akkoyunlu’nun verdiği bilgiye göre; “ESET’in bütün versiyon güncellemeleri ücretsizdir. Ekstra bir ödeme gerekmemektedir.” Kurumlarda 5 veya 6’ıncı sürümler olmalı ESET, Windows 10’a geçiş yapmayı düşünen kurumların da ESET Endpoint Security ve ESET Endpoint Antivirus ürünlerinin son sürümleri olan 5 ya da 6’yı kullandıklarından emin olmalarını tavsiye ediyor. Eski versiyonlar Windows 10 ile uyumlu değil. Güncel versiyonlarla Windows 10’a geçiş sorunsuz Bireysel ve kurumsal kullanıcılar yukarıda aktarılan güncel ve lisanslı ESET sürümlerinden birini Windows 10 üzerinde sorunsuz kullanabilirler. Ayrıca Windows 7 veya Windows 8 üzerinden Windows 10’a yükseltme yaptıklarında tüm ayarları ve lisans bilgileri program üzerinde korunacaktır. Türkçe ve İngilizce destek sayfası oluşturuldu ESET, Windows 10 geçişlerinde bireysel ve kurumsal kullanıcıların sorularına cevap verebilmek adına destek sayfaları oluşturdu: Türkçe: http://www.eset.com/tr/windows10-compatibility-free-update/ İngilizce:  http://www.eset.com/int/windows10-compatibility-free-update/

Verisini yedeklemeyen büyük kaybediyor

0
BackItUp_Infographic_DikeyTeknolojideki ilerleme ve dönüşümle beraber hemen tüm belge ve çalışmalarınız, profesyonel dokümanlarınız, kısacası tüm değerli içerikleriniz artık dijital formatta ve her yerde. Akıllı telefonunuzda, bilgisayarınızda, tabletinizde, evde, şirkette, okulda, tatilde, cebinizde ve masanızda… İçlerinde; çok değer verdiğiniz aile, arkadaş fotoğrafları, hayranı olduğunuz o meşhur rock grubunun müzikleri ve konser görüntüleri, arşivlediğiniz kült filmler ve takip ettiğiniz diziler, okul ödevleriniz ve projeleriniz, şirket dokümanlarınız, şahsi belgeleriniz, milyonlarınız olmasa da düzenli olarak tuttuğunuz muhasebe ve banka kayıtlarınız ve hayatınıza dair önemli birçok içerik mevcut. Dünyada her yıl ortalama 60 milyon bilgisayar bozuluyor, 200.000 akıllı telefon çalınıyor veya kayboluyor. Tüm bunların sonucunda sayısız içerik kaybolup erişilemez hale geliyorken, sadece 4 kişiden 1’i düzenli olarak yedekleme yaptığını belirtiyor. Peki, yedekleme ne demek? Özetle, bilgisayarınız, tabletiniz ve akıllı telefonunuzdaki tüm değerli içeriklerin ikinci bir kopyasını almak olarak tanımlayabiliriz. Tam güvenlik için yedeğin de yedeğini almak gereklidir. Böylece cihazınızın başına bir şey gelmesi durumunda içerikleriniz tamamen güvende olacaktır. Yoksa sizin bir yedekleme planınız yok mu? Sadece “kaydet”e tıklamak bir yedekleme planı olmadığı gibi, verilerin güvenle saklanması için de yeterli değildir. İçeriklerinizin sadece cihazınızda durmasıyla güvende olduklarını düşünüyorsanız veri kayıpları ile ilgili yapılmış araştırmalara göz atın: ** Elektronik cihaz kazalarının %51’i ev civarında gerçekleşiyor. ** Tüm veri kayıplarının %32’si yanlışlıkla silme, sürücüyü yeniden formatlama, bilgisayarı düşürme gibi insan hatalarından kaynaklanıyor. ** Ebeveynlerin %50’si çocukların elektronik aygıtlarına zarar verdiğini belirtiyor. ** ABD’de her hafta 12.000 dizüstü bilgisayar havaalanlarında bırakılıyor. ** Her yıl ABD’de 600.000 dizüstü bilgisayar evlerden, araçlardan çalınıyor veya umuma açık alanlarda bırakılıyor. Bu ve bunun gibi beklenmeyen kazalar sebebiyle verileriniz silinebilir, kaybolabilir veya erişilemez hale gelebilir.  

Online dünyanın yarısı Facebook kullanıcısı

0
facebookFacebook, ilk kez ortaya çıktığında, ABD’deki üniversite öğrencilerinin birbirleriyle flört edebilmelerini kolaylaştırmak için kurulmuş farklı bir “dating” uygulaması olarak tasarlanmış olabilir ancak bu sosyal medya servisinin yaşadığı evrim, onu şu anda dünyanın en önemli sanal topluluğu haline getirdi. Daha da ötesi, Facebook artık pazarlama ve iletişim kampanyaları için tüm şirketlerin ilk önceliği arasında yer alıyor. Facebook’un kullanıcı sayısı, Temmuz ayı başında 1.49 milyar kişiye ulaşmış durumda. Bu rakama, son üç ayda, ayda %13 oranında artan yeni kullanıcılar ile ulaşıldı. Dünyada internete erişimi olan 3 milyar insan olduğunu düşünürsek, dünyanın dijital vatandaşlarının yarısının Facebook kullanıcısı olduğu anlaşılıyor. Bu 1.5 milyar kişinin %65’inin ise her gün düzenli olarak Facebook’a girip hesaplarını kontrol eden, paylaşımda bulunan günlük kullanıcılar olduğunun da altını çizmek lazım. Facebook’un bu hızlı büyümesi aynı zamanda gelirlerinin de hızla büyümesinin anahtarı. Reklamlara tıklayacak daha fazla insan demek, Facebook’un kasasına akan daha fazla dolar anlamına geliyor. İkinci çeyrekte Facebook’un gelirleri, 4.04 milyar dolara yükselmiş durumda. Bu da geçen yılın aynı dönemine göre Facebook’un gelirlerini %39 artmış olduğunu ifade ediyor. Gelirlerdeki en fazla büyüyen kalem ise, mobil reklam gelirleri. Yani, artık elinde telefonuyla Facebook’a giren kullanıcılar, Facebook’un önceliği haline gelmiş bulunuyor. Facebook’un araştırmalarına göre, ABD’deki mobil Facebook kullanıcıları, her beş dakikanın bir dakikadan fazlasını cep telefonlarında Facebook’u inceleyerek geçiriyorlar. Yani hayatlarının %20’den fazlası Facebook’ta sörf yaparak geçiyor. Facebook’un gelirlerinin %39 artmasına rağmen giderlerinin de %82 oranında artarak 2.8 milyar dolara çıktığını anlıyoruz.  Giderlerin artmasındaki en büyük nedenlerden biri Texas’ta kurulan yeni veri merkezi. Ayrıca yeni işe alımlar ve farklı alanlardaki yeni yatırımlar da giderlerin büyümesinin nedenleri arasında. Ancak Facebook bu yatırımların geri dönüşünü, önümüzdeki dönemde daha fazla kazanç olarak almayı umut ediyor. Ayrıca, video içeriklerinin hızla artması da şirketin alt yapısını güçlendirmek zorunda olmasının bir diğer nedeni. YouTube ile rekabet eden Facebook artık YouTube’dan daha büyük bir video içerik servisi haline gelmiş durumda. Tüm o videoların depolanması ve oynatılabilmesi için de alt yapıya sağlam yatırımlar yapmak gerekiyor.

IBM’den akıllı su yönetimi çözümleri

0
IBM (1)Uluslararası kabul görmüş kriterlere göre “su azlığı” yaşayan bir ülke olan Türkiye, 2030 yılında kişi başına düşen su miktarının 1.100 metreküp seviyesine inmesi sonucu “su fakiri” bir ülke olma tehlikesi ile karşı karşıya. IBM, büyük veri analizi ve nesnelerin interneti başta olmak üzere bilgi teknolojilerinin kullanımı sayesinde bu tehlikenin bertaraf edilebileceğini belirtiyor. IBM Akıllı Şehirler ve Endüstri Çözümleri İş Geliştirme Yöneticisi Bülent Ekuklu: “Su ile ilgili bilgi toplanması, bu bilgilerin analiz edilmesi ve doğru stratejilerin oluşturulması günümüzde akıllı su yönetimi konusunda uçtan uca çözümler sunan IBM’in başlıca iş hedeflerinden biri haline geldi. Sel riskinin önceden tahmin edilmesinden, temiz su kaynaklarının korunmasına kadar birçok alanda akıllı su yönetimi, hem doğanın korunmasını hem de ekonominin güçlenmesini mümkün kılabiliyor.” Suyu doğru yönetmek için 10 yıldan fazladır çalışıyor IBM 10 yılı aşkın bir süredir su konusunda özel çalışmalar yürütüyor ve bu alanda birçok çözümler geliştiriyor. 2008 yılında Amsterdam’da IBM Su Yönetimi İçin Global Mükemmellik Merkezi’ni kurarak bu alanda yeni bir atılım gerçekleştiren IBM, Hollanda gibi sığ kıyıya sahip ülkelerin küresel ısınmayla yaşayabilecekleri sorunları analiz etmek üzere çalışmaya başladı. IBM’in danışmanlık, teknoloji ve araştırma uzmanlığının yardımıyla bu merkez, benzer sorunları yaşaması muhtemel pek çok ülkeye gelecekte olabilecekleri önceden görme imkanı sağladı. Bugün dünya nüfusunun yüzde 60’ının deniz kıyısı ve nehir deltalarında yaşadığı dikkate alındığında, suyun doğru yönetiminin ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Her beş kişiden biri temiz sudan mahrum Bugün temiz suya erişim son derece zor hale geldi. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 1990’lardan bu yana sudaki oranı giderek artan arsenik, çağımızda pek çok kanser türünün de kaynağı… 2009 yılında IBM, Tokyo merkezli Central Glass ve King Abdul Aziz City for Science and Technology (KACST) ile gerçekleştirdiği işbirliği ile daha az enerji ile sudan tuzun arındırılmasına yönelik yeni bir teknoloji geliştirdi ve bu alandaki bilimsel çalışmalarını günümüzde de sürdürüyor.  2015 yılında IBM ve Pekin’deki Tsinghua Üniversitesi işbirliğine giderek, karbon nanotüplerin su filtresi olarak kullanılması için deneyler yapmaya başladı. Mevcut sistemlerden çok daha az enerji kullanarak, çok daha etkin bir şekilde suyu temizlemeyi amaçlayan bu bilimsel çalışmaya dileyen herkes World Community Grid aracılığıyla ücretsiz destek olabiliyor. Kaçakları önle ve milyarlarca litre suyu kurtar Bugün, özellikle şehirlerdeki su taşınmasındaki kayıplar genellikle boru kaçaklarından ve buharlaşmadan kaynaklanıyor. Endüstri ve tarımda kaydedilen kayıp oranı, toplam su tüketiminin yüzde 90’ını oluşturuyor. Dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’nin nüfusu ve ekonomik gelişimi arttıkça, suya olan ihtiyacı da dramatik bir şekilde artıyor. Durum her ne kadar ürkütücü görünse de, teknolojiden yararlanarak bu kayıpları önlemek ve suyu verimli kullanmak mümkün. IBM Ankara Bölge Müdürü Onur Buçukoğlu konu hakkında: “Ekonomik gelişim ile doğal kaynakların korunması çoğu zaman birbirine zıt iki amaç gibi algılandı. Günümüzde ise teknoloji ve doğa arasındaki ilişki farklı bir boyut almakta. Büyük Veri Analizi ve Nesnelerin İnterneti gibi yeni teknolojiler insanın daha verimli ve üretken olmasını sağlarken, aynı zamanda doğayı daha iyi anlamamızı ve onu daha iyi korumamızı sağlayacak şekilde evriliyor. Türkiye’nin su fakiri olmaması için bugünden akıllı su yönetimi ile ilgili adımlar atılması gerekiyor” dedi.

2015’te 250 milyon e-fatura kesilecek

0
e-faturaE-işletmeler, e-defter, e-fatura gibi uygulamalardan yararlanarak, maliyetlerini düşürüyor, vergi işlemlerini ve kayıtlarını dijital ortam da tutarak büyük tasarruf sağlıyorlar. Maliye Bakanlığı raporuna göre 2015’te e-fatura ve e-arşiv ile sistemde 250 milyon elektronik fatura dolaşacak. 250 milyon e-fatura, şirketlerin ekonomisine 500 milyon liraya yakın tasarruf olarak geri dönecek. Zorunluluk kapsamında olmamasına karşın dileyen mükellefler de gerekli teknik altyapıyı kurmak ve Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan izin almak kaydıyla diledikleri zaman e-defter ve/veya e-fatura uygulamasına geçebiliyorlar. İşletmeler, maliye otoritesince getirilen zorunluluk kapsamında olup olmadıklarına bakmaksızın önemli maliyet avantajları sağlaması nedeniyle e-fatura, e-defter uygulamasına geçmeye gönüllü olacaklar BimSA Genel Müdürü Tunç Taşman da, işletmelerin e-işletmeye dönüşüm aşamalarıyla ilgili olarak yaptığı değerlendirmede şu detayların altını çizdi: “Dijitalleşme, içinde yaşadığımız dünyanın kurallarını hızla değiştiriyor. Bu hızlı değişime uyum sağlayanlar yaşamaya ve ilerlemeye devam ederken, dijitalleşme sürecinin gerisinde kalanlar elenmeye veya gerilerde kalmaya mahkûm oluyor. Dijitalleşmenin getirdiği yeni araçlardan biri de e-Fatura. e-Fatura ondan yararlanmayı bilen işletmelere büyük değer katacak. Vergi kaybını önlemek için uygulamaya konulan e-faturanın ilk senesinde entegratör hizmeti veren BimSA’nın sunduğu Edoksis yazılımı ile 2014 yılında toplam 3.100.000 adet e-fatura kesildi. E-fatura’ya geçiş yapan 20 bin şirkette, aylık 10 milyona yakın fatura ele alınıyor.” Vergi sisteminin elektronik sürecinin geliştirilmesi ve günümüz koşullarına daha duyarlı hale getirilmesinin zaruri bir hal aldığına dikkat çeken BimSA Genel Müdürü Tunç Taşman, “Dijitalleşme çağında doğru yazılımlarla kayıtların elektronik ortamda tutulması ve aktarılması ile işletmeler zamandan ve işletme giderlerinden tasarruf ediyorlar. Dijital arşivleme (e-arşiv) sayesinde dosyaların arasında kaybolmuyorlar, istedikleri zaman eski faturalarınıza çok rahat ulaşabiliyorlar. Hızla değişen ekonomik hayata daha hızlı adapte olmayı sağlayacak olan bu düzenlemelerle etkin bir mali kontrol de sağlanabiliyor” diye ekledi.

Özyeğin Üniversitesi Girişim Fabrikası

0
Bugüne kadar önemli girişim fikirlerinin hayat bulmasına destek veren Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik Merkezi çatısı altında yer alan Girişim Fabrikası, bilgi birikimi ve uzmanlığıyla yürüteceği BİGG-Bireysel Genç Girişimci Hızlandırma Programı ile TÜBİTAK’ın 1512-Teknogirişim Sermaye Desteği Programı kapsamında vereceği 150.000 TL hibeden yararlanmak isteyen girişimcilerin 1. Aşama başvurularını kabul edecek. TÜBİTAK’a başvuracak girişimciler için özel eğitim programı BİGG-Bireysel Genç Girişimci Hızlandırma Programı ile girişimcilerin teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirlerini, katma değer ve nitelikli istihdam yaratma potansiyeli yüksek teşebbüslere dönüştürebilmeleri için fikir aşamasından pazara kadar olan faaliyetlerini desteklemeyi hedefleyen TÜBİTAK, bu yıl program kapsamında verilecek hibeler için başvuruları doğrudan almayacağını, başvuruları yetkilendirdiği uygulayıcı kuruluşlar üzerinden alacağını açıklamıştı. Girişim Fabrikası, BiGG-Bireysel Genç Girişimci Hızlandırma Programı’na başvuracak girişimcilere 3 hafta sürecek mentorluk ve eğitim odaklı İş Modeli yazım desteği sunacak. Proje kapsamında ilk yıl 3 hafta sürecek 2 programda toplam 40 girişime destek verilecek. Programda başarılı bulunan girişimciler 2. aşama için hibe almaya aday olarak TÜBİTAK’a yönlendirilecek. Ek olarak, program öncesinde Girişim Fabrikası’nda 5 adet ücretsiz tanıtım eğitimi de düzenleniyor.   Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Esra Gençtürk konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye’de girişim dendiğinde akla ilk gelen üniversitelerin başında olmanın mutluluğunu yaşadıkları bir dönemde, Türkiye’de girişim fikirlerinin hayat bulması için marka konumuna ulaşmış olan Girişim Fabrikası gibi bir değere sahip olmanın kendilerine büyük güç verdiğini belirtti. Gençtürk, “Yaklaşık 2 yıl önce, Girişim Fabrikası olarak bizim de içinde bulunduğumuz küçük bir girişimcilik ekosistem ekibi olarak Kalkınma Bakanımız Sayın Cevdet Yılmaz’a sunduğumuz 3 öneriden birisi TÜBİTAK girişimci değerlendirmelerinin üniversite ve kuluçka merkezlerine devredilmesiydi. TÜBİTAK’ın daha önce sadece akademisyenler tarafından yürütülen başvuru değerlendirme dönemini, girişimcilik ekosisteminin aktif oyuncusu olan kurumların desteğini de katarak bir “süreç” haline dönüştürmesi ve bu yeni sürece pazarın da hızlı cevap vermesi büyük bir adım. Bulunduğu bölgede aktif olan ve son yıllarda Türkiye sınırları dışına taşıdığımız markamız Girişim Fabrikası’nın, TÜBİTAK gibi referans alınan bir kurum tarafından “Uygulayıcı Kuruluş” seçilmesi bu ekosistemdeki 4 yıllık tecrübemizin bu şekilde olumlu sonuçlar verdiğini görmek bize büyük güç veriyor.” şeklinde konuştu. 10 Ağustos 2015 tarihine kadar sürecek başvurulara yoğun bir ilgi beklediklerini, TÜBİTAK gibi Türkiye’nin en köklü ve değerli kurumlarından birinin girişimcilere vereceği hibe programının uygulayıcısı olarak seçilmelerinin önemli bir başarı olduğunu belirten Girişim Fabrikası Kurucu Direktörü İhsan Elgin ise, “Programa katılan girişimciler deneyimli mentorların geri bildirimleri sayesinde iş fikirlerini müşterilerle birebir test edip bu bildirimler ile iş modellerini oluşturuyorlar. Programın en önemli kazanımlarından birisi de girişimcilerin ‘ürün geliştirme odaklı’ olmaktan ‘iş geliştirme odaklı’ olma yolunda hızlı bir değişim sürecine girmeleri.” şeklinde konuştu. Başvurular Girişim Fabrikası üzerinden alınıyor TÜBİTAK’ın bu desteğinden yararlanmak isteyen girişimcilerin ilk aşamada 10 Ağustos 2015 tarihine kadarwww.girisimfabrikasi.com/bigg adresine başvurularını yapmaları gerekiyor.

Gerçeğe en yakın 3D deneyimi

0
Mirage304KChristie tarafından yeni geliştirilen ve Türkiye profesyonel görüntü sistemleri pazar lideri Astel Elektronik güvencesiyle 2015 Sonbahar aylarında Türkiye’de satışa sunulacak olan Christie Mirage 304K, Japonya’nın en büyük 3D ve yüksek çözünürlüklü görüntü teknolojileri fuarı olan IVR’da tanıtıldı. Gerçeğe en yakın 3D deneyimini yaşatacak olan Christie Mirage 304K, fuardaki tanıtımının ardından ön sipariş talebi fazlalığı ile dikkat çekti. Christie Mirage 304K’da kurumsal ve görüntüleme uygulamalarını farklılaştıracak artı-değerler! Otomotiv, lokasyon-bazlı eğlence, kamu, askeri, bioteknoloji ve enerji gibi çok çeşitli sektörlerde kullanılacak 3D uygulamalar ve gelişmiş görüntüleme çözümleri düşünülerek özel olarak tasarlanan Christie Mirage 304K; 3D teknolojisinden ve tekli ya da çoklu kanal ekran kullanımından güç alan kurumsal ve görüntüleme uygulamalarını farklılaştıracak artı-değerler yaratıyor. 30,000 lümen parlaklığa ve 3-çip DLP görüntü teknolojisine sahip olan ve Christie TruLife Elektronik platformundan aldığı güç ile 1.2 Gigapiksele varan video-işleme desteği sunan Christie Mirage 304K; DisplayPort, HDMI ve HD-SDI’ın da aralarında bulunduğu zengin arayüz seçenekleri ile benzersiz özellikler taşıyor. Konseptten tasarıma kadar süren tüm araştırma ve prototip geliştirme aşamalarında risk ve maliyetleri minimize ediyor! Dahili Christie Twist özelliği ile kavisli ekran veya blend edilmiş çoklu-projektör uygulamalarında kullanılabilen Christie Mirage 304K’nın üstün görüntü kalitesi, yüksek renk performansı ve renk uyumu ile ürün geliştirme sürecinde benzersiz bir görsel kesinlik sağlıyor. Bu özellik,  konseptten tasarıma süren araştırma ile prototip geliştirme aşamalarındaki risk ve maliyetleri de minimize ediyor. Christie Mirage 304K dayanıklı tasarımı ile 7/24 güvenilir bir operasyonun güvencesi olurken, stereoskopik 3D teknolojisi ile kompleks verilerin görüntülemesini ve daha paylaşımcı bir iş ortamının geliştirilmesine de önayak oluyor. Yeni Christie Mirage 304K, profesyonel görüntü sistemlerinde sınırları zorluyor! Christie Mirage 304K’yı Türkiye pazarına sunacak olan Astel Elektronik’in Pazarlama Direktörü Kaan Kısakol; 360 derece 3D projeksiyon, 4K çözünürlük ve 120Hz tazeleme hızının aynı cihazda bir araya getirilmesinin projeksiyon teknolojilerinde devrimsel bir yeniliğe işaret ettiğini vurguladı. Kaan Kısakol, “En ileri 3D projeksiyon ve görüntüleme çözümlerini geliştiren ve uygulayan Christie, yeni Mirage 304K ile profesyonel görüntü sistemlerinde sınırları zorlamaya devam ediyor. Christie Mirage 304K, Christie’nin patentlediği 6-cıva lambalı aydınlatma sistemine sahip ve gerçek 120Hz hızında çalışıyor. Türkiye’de de ön sipariş taleplerine açılan Christie Mirage 304K ile müşterilerimize dünyanın en unutulmaz görsel deneyimlerini yaşatacak, tam da ihtiyaçları olan çözümü sunuyoruz” dedi.  

Vodafone ve Huawei’den 5G imzası

0
Vodafone+Turkiye+CEO+su+Gokhan+OgutTüm dünyada genişbant teknolojilerine öncülük eden Vodafone, 2020’de hayata geçirilmesi planlanan 5G çalışmalarını hızlandırıyor. Mobil genişbantın son teknolojisi olan 5G’yi global standart haline getirebilmek için stratejik işbirlikleri gerçekleştiren Vodafone, şimdi de Çinli teknoloji şirketi Huawei ile uluslararası bir mutabakat metni imzaladı. Anlaşma kapsamında her iki şirket stratejik işbirliği doğrultusunda ortak bir çalışma grubu oluşturarak 5G testleri gerçekleştirecek ve kendi alanlarında birikimlerini bir araya getirecek. Vodafone Grubu daha önce 5G teknolojisinin araştırılması konusunda 2013 yılında Surrey Üniversitesi ve Carnegie Mellon Üniversitesi ile birlikte çalıştığını duyurmuş ayrıca Dresden Teknoloji Üniversitesi’nde dünyanın ilk 5G laboratuarını kurduğunu ilan etmişti. Mobil hayatı kökten değiştirecek teknoloji, rekabetçi dijital bir ekonominin temellerini atacak Araştırmacılar, henüz geliştirme aşamasının ilk evresinde olan 5G teknolojisiyle, mobil şebekelerin hız, esneklik ve sistem zekâsı gibi özelliklerinde köklü gelişmeler yaşanacağını tahmin ediyor. Buna göre, 5G teknolojisiyle birlikte, gecikme süreleri ciddi biçimde kısaltılarak yeni nesil makinelerarası iletişim (M2M) ve Nesnelerin İnterneti (Internet of Things-IoT) uygulamaları hayata geçirilebilecek. Tek bir şebekeye aynı anda çok sayıda cihazın bağlanması mümkün olabilecek. Spektrum verimliliğini artırması, ultra hızlı mobil şebeke erişimini genişletmesi beklenen 5. Nesil mobil iletişim teknolojisinin her aşamasını test edip araştırma geliştirme faaliyetleri yürütecek olan Vodafone ve Huawei’nin imzaladığı mutabakat anlaşmasının bu teknolojinin hayata geçirilmesi için oluşturulacak standardın belirlenmesinde kritik bir rol oynaması bekleniyor.  İlk 5G uygulamalarının Güney Kore’de gerçekleştirilecek 2018 Kış Olimpiyatları’nda ve 2020’de Tokyo Olimpiyatları’nda yapılması öngörülüyor. Vodafone Türkiye CEO’su Öğüt: Vodafone gelecek teknolojilerin Ar-Ge’sinde her zaman öncü adımlar atıyor, biz de global birikimimizi Türkiye’ye taşımak için sabırsızlanıyoruz İki şirket arasındaki işbirliği hakkında değerlendirmelerde bulunan Vodafone Türkiye CEO’su Gökhan Öğüt, son genişbant teknolojileri için atılacak her adımı önemsediklerinin altını çizdi. Öğüt şöyle konuştu: “Tüm dünyada telekomünikasyon sektöründe teknolojik gelişmelere öncülük eden bir şirket olarak, müşterilerimize mükemmel veri kullanım deneyimi yaşatmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Geçen sene içinde 5G teknolojisi için çok önemli bir adım atarak dünyanın ilk 5G laboratuvarını kuran ve bu laboratuvarda, araştırmacılara, şebeke donanım ve yazılımı, bilgisayar çipleri, spektrum ve bulut bilişim konularında 5G odaklı test ve değerlendirmeler yapma imkânı sunan Vodafone Grubu’nun şimdi de Çinli teknoloji şirketi Huawei ile atacağı adımların bu teknolojinin standartlarının oluşması için çok önemli olduğunu düşünüyoruz.” 2015/2016 finansal yılının Nisan – Haziran aylarını kapsayan döneminde abonelerinin data kullanımlarının %171 büyüdüğüne dikkat çeken Öğüt, “Bu artan talebi en iyi şekilde karşılamak için frekans ihalesinin 26 Ağustos’ta yapılacak olmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Bu frekans ihalesi ile birlikte Türkiye’nin dijital dönüşümü için en son genişbant teknolojilerini Türkiye’ye getirecek olmanın heyecanını duyuyoruz. Hem yapılacak frekans ihalesi ile hem de Grubumuzun Huawei ile yaptığı anlaşma gibi 5G için atılan tüm adımları yakından takip ederek ülkemizi dijital dönüşüm yolunda ileri taşımaya devam edeceğiz” dedi. “İki teknoloji devinin yaptığı işbirliği heyecan verici”
 Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Huawei Merkez Asya ve Kafkasya Bölgesi Genel Müdürü  Liu Hong Yun ise şu şekilde konuştu: 
 “5G teknolojisi bağlantılı makinalar ve birbirine bağlı insanlar arasında zamandan ve mekândan bağımsız bir ağ oluşturmaktadır. 5G’nin kablosuz ağları, kapasiteyi 1000 kat artırarak, en az 100 milyar cihazın birbiri ile bağlantısını 10 GB/saniye gibi bir cevap süresi içinde sağlayacaktır. Dünyanın lider 5G çözümleri sunan bir şirketi olarak, 5G’nin tüm bilişim endüstrisinin evrimini inanılmaz hızlandıracağını, geniş tabanlı servis ve uygulamalara hayat verecek bir teknoloji olduğunu düşünüyoruz. Vodafone ile Huawei arasındaki  bu ölçekte bir işbirliğinin yeni teknolojilerin gelişmesi açısından son derece heyecan verici bir fırsat olduğuna inanıyoruz. Bizim için önemli bilişim merkezlerinden biri olan Türkiye’de de 5G’nin inşasına katkıda bulunmayı önemsiyor ve bu konuda yapacağımız yatırımlarla kendimize güveniyoruz.”

Şirketler için mekanik “Like” sayacı Smiirl

0
4-3-kilikioDijital dünya ile sanal dünya arasında bağ kurmak kolay iş değil. Küçük veya orta ölçekli işletmelerin kendilerini müşterilerine tanıtmak için büyük çaba sarf ettiğini hepimiz biliyoruz ve bu çabanın önemli bir bölümü de sosyal medyadaki etkinliklere yoğunlaşıyor. Yeni bir kafe/restoran açıldığında, Instagram üzerinde yayınladığı menü/misafir fotoğrafları o kafeye daha fazla müşteri çekmek için büyük önem taşıyor. Yeni ortaya çıkan bir butik, bulunduğu semtte çok meşhur olabilir ama semt dışından gelen potansiyel müşterilere kendilerini tanıtmak için, Facebook’ta ne kadar popüler olduğunu göstermesi büyük önem taşıyabiliyor. İşte bu gibi durumlarda, KOBİ’lerin müşterilerine sosyal medya popülaritesini mağaza vitrininde gösterebilmesi için ortaya çıkan Fransız girişimi  Smiirl, Avrupa’da şimdiden çok popüler hale gelmiş durumda. Şimdiden 400 bin Euro yatırım alan Smiirl’in tüm yaptığı ise, dijital dünyadaki sosyal medya hesaplarını gerçek dünyadaki “mekanik” bir sayaca bağlamak. Tüketicilere çok sempatik görünen bu çözüm sayesinde, bir mağazaya girerken, onun sosyal medyada ne kadar popüler olduğunu da görebiliyorsunuz. İşletmecilerin büyük ilgisini çeken bu mekanik sayaçların dünyanın farklı bölgelerinde, dijital veya mekanik olarak farklı şekillerde kopyalanması da an meselesi. Kısacası, yakın zamanda mağazaların girişlerinde, şirketlerin ön ofislerinde Facebook, Instagram, Twitter popularitesini gösteren minik panolar gördüğümüzde şaşırmayalım, bu küçük sayaçlar işletme dünyasının yeni modası olacak gibi görünüyor.  

Etohum yedi yaşında

0
Etohum_AnkaraGelecek vadeden başarılı girişimcileri yatırımcılarla buluşturarak 2008’den bu yana yeni ekonominin hareketlenmesinde aktif rol oynayanEtohum, farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerden üniversitelerin kuluçka merkezlerine, dünya çapındaki yatırımcı ve mentorlardan risk sermayesi şirketlerine kadar girişimcilik ekosistemini oluşturan tüm aktörlerle işbirliği halinde çalışarak, yedi yıl içinde Türkiye’yi ve girişimcileri yepyeni bir dünyayla tanıştırdı. Bu süre içinde Türkiye’de iş dünyasının ve ekonomik kültürün çok da hoşnut olmadığı “başarısızlık” kavramı üzerine özel bir zirve bile düzenleyen Etohum, her seferinde girişimcilerin, hayallerin ve düşüncelerin sınırlarını zorlamayı başardı; daha iyisini yapmak ve daha ileri gitmek için girişimcilere ve yatırımcılara ilham verdi. Her yıl düzenlenen Startup İstanbul buluşmasını bölgenin en önemli internet ve girişimcilik etkinliği haline gelen Startup Turkey konferasıyla destekleyerek Türkiye’den çıkan girişimcileri dünya girişimcilik arenasına taşımayı başaran Etohum, Avrasya’dan Afrika ve Avrupa’ya kadar artan bir ivmeyle her yıl yaklaşık 50 ülkenin temsilcilerini ağırlamaya başladı. Artık gelenekselleşen San Francisco ve Londra organizasyonları ise, girişimcilerin ve yatırımcıların ufkunu genişletmeyi, “network” adı verilen o kritik iş bağlantılarını okyanus ötesine taşımayı başardı. Etohum, kitlesel fonlamadan halk ulaşım bilgilendirme sistemlerine, mobil oyun geliştiricilerden yenilikçi online yayıncılık çözümlerine kadar pek çok farklı alanda geleceğin teknolojilerini yaratma hedefiyle yola çıkan girişimleri destekleyerek, her seferinde yelpazeyi biraz daha büyüttü. Yedi yılda “girişimciliğin 5n1k’sı”nı yazan Etohum, Türkiye’nin girişimcilik haritasını renklendirdi. Nereden nereye? “Yedi yıl kulağa çok uzun bir süre gibi gelmese de aslında yedi yıl öncesine göre çok şey değişti” diyen Etohum Kurucusu Burak Büyükdemir, dünden bugüne girişimcilik ekosistemini şöyle özetliyor: “Bu süreçte girişimcilik ‘bir işte dikiş tutturamayanların hayali’ olmaktan, milyon dolarlık şirketler yaratan bir iş tercihine dönüştü. Başlarda neredeyse hiç yatırımcının bulunmadığı ekosistemde, bugün birçok önemli yatırım platformu bulunuyor. O günlerde küçük toplantı odalarında yapılan girişimci buluşmaları, bugün en büyük konferans salonlarına taşınmış durumda. İlk Startup Turkey’i 40 kişiyle düzenlemiştik. Bu yıl ise Startup Turkey 2015, dünyanın dört bir yanından gelen 1.500 kişiyi buluşturdu. Elbette yolun başlarında olduğumuzu biliyoruz. Türkiye’de girişimciliğin gitmesi gereken uzun bir yol var. Ancak yedi yılda hep birlikte önemli işler başardık ve Türkiye ekonomisine önemli girişimler kazandırırken melek yatırımcılığın gelişmesi adına Bireysel Katılım Sermayesi Sistemi’nin geliştirilmesi için çok çabaladık. Bir sonraki yedinci yılımızı kutlarken de tüm ekosistemin çok daha ilerlemiş olacağından eminiz. Bu yolda bizlerle birlikte olan tüm iş ortaklarımıza, destekçilerimize ve girişimcilerimize teşekkür ederiz. Birlikte nice yıllara!” Rakamlarla 7 yılda Etohum Etohum 7 yılda Startup Turkey, Startup İstanbul, Girişimcilik Zirvesi, Başarısızlık Zirvesi, Master in Growth, Etohum Café gibi her yıl düzenlenen 350 toplantıya 70.000 katılımcı çekti, toplantılar sırasında online olarak 400.000 tekil kullanıcıya ulaştı. Bu sure içinde birbirinden farklı girişimcilerin ve yatırımcıların yer aldığı 1500’ü aşkın online video üreten Etohum’un web sitesi de 7 yılda 1.350.000 erişim aldı.   Etohum 2008-2015 yılları arasında 12.000 girişimci başvurusu aldı, bu başvurular arasından 1.900 girişimciyle yüz yüze görüştü. Etohum’un zorlu süreçleri sonunda seçilen 250 girişimin yarısı ise 7 yıl sonunda hala ayakta kalmayı başarırken, Etohum’un ortak olduğu 60 girişimden 20’si girişimcilik ekosisteminde önemli bir konuma ulaştı.

VMware vCloud Air kullanıma hazır

0
vmware-vcloud-air-nsx-apiBitnami ve VMware, vCloud Air OnDemand için “tek tıkla” Uygulama ve Geliştirici Yığınları Kurulumu’nu mümkün kılan yeni VMware vCloud Air hizmeti ile kullanıcıların karşısına çıktı. VMware vCloud Air, işletmelere kendi sistemlerindeki BT altyapısını kesintisiz bir şekilde genel bulut üzerinde yapılandırma şansı tanıyor. Ortaya çıkan hibrit bulut, müşterilerin mevcut uygulamalarıyla uyumlu çalışabildiği gibi, aynı zamanda işletmelerein bulutta çalışabilen yeni uygulamalar geliştirmelerine yardımcı oluyor. Bu da işletmeler için güvenli ve güvenilir bir ortamda iş süreçlerine çeviklik ve üretkenlik katıyor. VMware vCloud Air OnDemand için geliştirilen Bitnami Launchpad ise, farklı ölçeklerdeki bulut ortamlarında yalnızca birkaç tıkla başlatılabilen, tümüyle yapılandırılmış ve kullanıma hazır bulut şablonları sunuyor. Bu özellik, herhangi bir ek ayar gerektirmeden kullanıcıların uygulamaları yapılandırmasını ve geliştirme ortamları tasarlamasını kolaylaştırırken, aynı zamanda bulutla ilgili zorlukları ortadan kaldırarak kullanıcılara çok daha fazla sayıda çalıştırılabilir uygulama sunuyor ve hibrit bulutta uygulamalarını çalıştırmak isteyen kullanıcılar için düşük sürtünmeli bir yol oluşturuyor. Bitnami’nin önceden yapılandırılmış ve optimize edilmiş bulut görüntüleri kolay çalıştırılabilecek şekilde tasarlandı. Teknik detaylara hakim olan ve olmayan tüm kullanıcılar için bulutta uygulama çalıştırmayı kolaylaştıran hizmet, sürekli olarak uygulamaları güncelleyerek kullanıcı deneyimini en üst seviyeye taşıyor. Kullanıcılar, VMware vCloud Air Bitnami Launchpad sayesinde dakikalar içinde bulut üzerinde uygulamaları çalıştırabiliyor. Bitnami, aynı zamanda eksiksiz ve standart hale getirilmiş geliştirme yığınları ve araçları sayesinde uygulama geliştirmek ve test etmek için ideal bir hizmet olarak kullanıcıların karşısına çıkıyor ve Drupal, Joomla, WordPress gibi çok sayıda popüler sunucu yazılım görüntüleri için en geniş kaynağı sunuyor. Bitnami COO’su Erica Brescia, “Bitnami bünyesindeki sanal makine görüntüleri, Bitnami kullanıcıları arasında son derece popüler oldu. VMware vCloud Air OnDemand’i destekleyen hizmetimiz, kurumsal kullanıcılarımızın özel bulut ve genel bulut ortamları arasında uygulamalarını kesintisiz bir şekilde taşıma imkanı tanıyor” diyor. VMware Bulut Hizmetleri Ürün Yönetimi Kıdemli Müdürü Michael Cincinatus ise, işbirliğiyle ilgili olarak sözlerini şöyle sürdürüyor: “vCloud Air OnDemand’e tık tıkla uygulama ve geliştirici yığınları kurulum özelliğini getirmek amacıyla Bitnami’yle birlikte çalıştığımız için son derece mutluyuz. VMware vCloud Air için geliştirilen Bitnami Launchpad sayesinde kullanıcılar, kendi sistemlerindeki altyapıyla uyumlu bir şekilde hibrit bulut üzerinde uygulamalarını çalıştırabilecekler.”  

Yazılım dünyasında Windows 10 çağı

0
Windows_Store_ledeYazılım dünyasının, mobil uygulamalar ile büyük bir değişim geçirdiğini görmezden gelmek mümkün değil. Bir zamanlar büyük kutular içinde, yüzlerce dolar ödeyerek satın aldığımız yazılımlar, internetin yaygınlaşmasıyla önce online dağıtıma geçtiler, mobil cihazların herkesin cebine girmesinden sonraysa, “uygulama marketi” denilen ve müşterilerin cep telefonundan kolayca ulaşıp, birkaç dolar ödeyerek yazılım satın alabildikleri yeni nesil pazara adapte oldular. Yazılım geliştiricileri, mobil uygulamalar sayesinde, bir anda milyonlarca kullanıcıya erişebildiklerini, yazılımı ücretsiz verdiklerinde bile reklam ve veri pazarlaması üzerinden büyük kazançlar elde edebildiklerini fark ettiler. Microsoft bu yeni dinamiğe, Windows 8 sayesinde giriş yapmayı hayal ediyordu. Hem mobil hem de masa üstü uygulamaları birleştireceğiz bir uygulama marketi sayesinde hem bireysel hem de kurumsal müşterilerini, Microsoft’un uygulama pazarına dahil ederek, dünyada Windows ortamı için geliştirilen her yazılımdan, her uygulamadan kazanç sağlayacaktı ama olmadı çünkü Windows 8, kullanıcıların tüm isteklerini, şikayetlerini, uyarılarını göz ardı edilerek geliştirilmişti ve işletim sistemi piyasaya çıktığında çok büyük tepki aldı. Microsoft’un CEO’su Steve Ballmer’ın istifasıyla sonuçlanan Windows 8 faciası, bugün yeni Windows 10 işletim sisteminin piyasaya resmen sürülmesiyle sona erecek gibi görünüyor. Microsoft, tüm Windows 8 ve Windows 7 işletim sistemlerini ücretsiz olarak Windows 10’a yükselteceğini de açıkladı. Yani Windows 10, bir anda on milyonlarca kullanıcıya ulaşacak. Üstelik Windows 10’un, kullanıcı geri bildirimleri dikkate alınarak, kulanıcıların istekleri doğrultusunda, açık ve şeffaf bir şekilde geliştirildiği için, karşımıza kötü bir sürpriz çıkmayacağını da biliyoruz. 4 milyondan fazla test kullanıcısı tarafından aylardır test edilen Windows 10 için kullanıcılar çoktan tam puanı verdiler. Şimdi sadece onu daha fazla Windows kullanıcısına ulaştırmak gerekiyor. Microsoft bunu da, ücretsiz yükseltmeler sayesinde hızla gerçekleştirecek. Windows 10, milyonlarca yeni kullanıcıya ulaştığında ise yazılım dünyası için yeni bir çağın başladığına şahit olacağız. Fotoğraf işlemek için yeni bir yazılıma ihtiyacı olan Windows 10 kullanıcıları, işletim sistemi içine gömülü uygulama pazarına girip, beğendikleri uygulamayı seçip yükleyecekler. Dosya sıkıştırma işlemi için yeni bir uygulamaya ihtiyacı olan kullanıcılar da aynı işlemi yapacaklar. Kelime işlem/ ofis yazılımlarına ihtiyacı olanlar, yedekleme yazılımlarına ihtiyacı olanlar, antivirüs’e ihtiyacı olanlar veya aklımıza gelecek diğer tüm yazılımlar artık görev çubuğuna iğnelenmiş uygulama mağazasına tek tıkla ulaşarak kolayca alınabilecek. Kısacası, Microsoft’un Windows yazılımlarını tek bir mağazada ve kendi kontrolü altında birleştirme hayali nihayet gerçek oluyor. Artık satılan her Windows yazılımı için Microsoft’a komisyon ödenecek, ücretsiz uygulamaların kazandığı reklam gelirleri için Microsoft’a payı verilecek. Diğer bir deyişle, yazılım sektörü, mobil uygulama devriminden sonra yeni bir dönemece giriyor ve bu yeni kulvar Windows 10 ile koşulacak. Windows 10, Microsoft için önceki işletim sistemlerinden çok daha farklı bir anlama sahip olacak çünkü Microsoft bundan sonra tüm enerjisini işletim sistemi satmaya yoğunlaştırmak yerine işletim sistemlerini ücretsiz dağıtacak veya PC üreticilerine çok düşük fiyatlarla ulaştıracak, gelirini ise Windows uygulama mağazasında satılan yazılımlardan sağlayacak. Bakalım bu yeni dönem, yazılım endüstrisini nasıl etkileyecek?  

Teknoloji yöneticilerine veri güvenliği simülasyonu

0
CIO_Simulasyon_1İnternet ve veri güvenliğinde 25 yıllık tecrübesiyle küresel çözüm sağlayıcı Trend Micro, dünya genelinde siber suçlarla mücadele etmenin yanında bilinçlendirme faaliyetlerine de devam ediyor. Trend Micro’nun bilgi teknolojileri yöneticilerine yönelik hazırladığı ve sürekli yeni içeriklerle güncellenen CIO Security Center, kullanıcıların beğenisine sunuldu. Yeni CIO Security Center’da kurumların veri güvenliği problemleriyle ilgili öngörüler ve tavsiyelerle birlikte endüstrideki son trendlerin değerlendirildiği uzman görüşlerine de yer verilecek. Bu sayede teknoloji yöneticilerinin gelişen tüm tehditlerden anında haberdar olmalarını sağlayacak faydalı bir bilgi kaynağı oluşturulması amaçlanıyor. Trend Micro profesyonellerin yanında veri güvenliği konusuna meraklı olan tüm kullanıcılar için yepyeni ve eğlenceli bir interaktif veri güvenliği oyununu kullanıcıların beğenisine sunuyor. Oyuncuların The Fugle isimli bir şirketin CIO’su rolünde mücadele ettikleri Targeted Attack: The Game’de, ne pahasına olursa olsun şirketlerini veri güvenliği saldırılarından korumaları gerekiyor. Karşılaştıkları durumları herhangi bir zarar görmeden ve şirketin diğer departmanlarının istekleriyle çatışmadan çözmeye çalışacak olan oyuncular aldıkları kararlarla ne kadar başarılı birer CIO olduklarını göstermeye çalışacaklar. Bu süreçte The Fugle isimli hayali şirketi, maruz kaldığı siber saldırılardan korumaya çalışacaklar. Her seçeneğin farklı bir sonuca neden olduğu oyunda oyuncuları hem bütçeyi doğru yönetmek hem de doğru kararlar alıp başarıya ulaşmak için eğlenceli bir mücadele bekliyor. ‘Targeted Attack: The Game’ oynamak için: http://apac.trendmicro.com/apac/targetedattacks/
Trend Micro CIO Security Center: http://ciocenter.trendmicro.com/h/

Huawei 2015’te 48,2 milyon akıllı telefon sattı

0
Mate7_imageDünyanın lider bilgi ve iletişim teknolojileri şirketi Huawei, 2015 ilk yarıyıl finansal sonuçlarını açıkladı. Huawei Tüketici Elektroniği İş Grubu, bu yıl da rekor düzeyde büyümeyle, yılın ilk yarısında 9,09 milyar dolarlık bir gelir elde ederek, geçen yılın aynı dönemine oranla %69 oranında gelir artışına imza attı. Mobil cihazlardan elde edilen satış geliri Huawei’nin tüm iş birimlerinden elde edilen gelirin %32’sini oluşturdu. Bu oran geçtiğimiz yıl %24 olarak açıklanmıştı. Yine bu dönemde, Huawei’nin mobil cihazlar bazındaki geliri 7,23 milyar dolara ulaştı. Bu oran aynı zamanda geçtiğimiz yıla kıyasla %87’lik bir artış anlamına geliyor. Huawei’nin son dönemde pazara sunduğu, orta seviyeden üst seviyeye kadar yüksek kaliteli akıllı cihazlar ve uyguladığı akılcı fiyat politikası, bu büyümedeki önemli etkenlerden bazılarıydı. Huawei Tüketici Elektroniği İş Grubu Başkanı Richard Yu, 2015 ilk yarısını şöyle değerlendirdi; “2015’in ilk yarısında elde ettiğimiz başarı, doğru iş stratejimizin ve yüksek kaliteli cihazlarımızın sonucudur. 2015’teki gelirimizi 16 milyar dolardan 20 milyar dolara yükselttik. Bu göz alıcı büyümeyi değerlendirirken, iş grubumuzun tüketici ihtiyaçlarını en iyi şekilde analiz etmesinden ve yenilikçi donanım ve yazılım ögelerini pazara sunmasının yarattığı farktan da söz etmemiz gerekir. AR-GE konusundaki ciddi yatırımlarımızı da bu döngüye eklediğimizde, Huawei’nin bu uzun soluklu yarışta tartışmasız bir şekilde sektörün kilit oyuncularından biri haline geldiğini söyleyebiliriz.” Huawei’nin Akıllı Telefon Sevkiyatı Pazarda Ses Getiren Boyutlara Ulaştı Küresel akıllı telefon pazarı, 2015’in ilk yarısında %7 oranında büyüdü. Huawei Tüketici Elektroniği İş Grubu, yılın ilk yarısında, geçtiğimiz seneye oranla %39’luk artışla toplam 48,2 milyon adet akıllı telefon sevkiyatı gerçekleştirdi. Orta-üst segment kategorisindeki ürünlerin sevkiyatı, geçtiğimiz yıla oranla %70 oranında arttı. Böylelikle toplam akıllı cihaz ürün sevkiyatının %31’ine ve toplam akıllı cihaz gelirinin %42,9’una eş değer bir büyümeye gerçekleşti. Orta-üst segment ürün kategorisinden elde edilen gelir, %388 oranında artarken, bu kategoriden elde edilen kar oranı da toplam kar oranına oranla %44 arttı. Bölgelere Göre Gelir Artışları Huawei küresel stratejisi doğrultusunda hem Çin hem de deniz aşırı pazarlar özelinde büyümesini sürdürüyor. Çin’deki gelirlerini geçtiğimiz yıla oranla %124 artıran Huawei, farklı bölgelerdeki gelir artışını ise %40’lar seviyesine kadar taşıdı. Batı Avrupa, Kuzeydoğu Avrupa, Güney Pasifik, Kuzey Afrika ve Ortadoğu bölgeleri, geçtiğimiz yıla göre sırasıyla, %45, %54, %41, %164 ve %48’lik oranlarla büyüme gerçekleştirdi[C1] . Huawei’nin İtalya ve İspanya’ya yönelik üst düzey akıllı telefon sevkiyatı ise geçen yıla oranla %293 ve %448 değerinde artış gösterdi. GFK[1] verilerine göre, Huawei akıllı telefon pazarındaki payını Ocak ayında %6,7, Şubat ayında %7,1, Mart ayında %7,8, Nisan ayında %8,1 ve Mayıs ayında %8,8 oranında artırdı. Yine GFK verilerine göre Huawei, Çin pazarında Samsung ve Apple’dan bugüne kadarki en yüksek pazar payını alarak Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran’da Pazar payını, sırasıyla %12,9, %13,6, %14,1 ve %15,2 oranlarında artırdı. Huawei İspanya’da %10,9, İtalya’da ise %9,2’lik pazar payına ulaştı. [C2] Huawei Amiral Gemisi Cihazları “5 Milyon” Bandına Ulaştı Huawei, 2015’in ilk yarısında amiral gemisi akıllı telefonlarından Huawei Mate7 ile Çin, Batı Avrupa, Ortadoğu, Güneydoğu Asya ve Güney Pasifik başta olmak üzere, dünya çapında 100’den fazla ülke ve bölgede, 5 milyon adetlik sevkiyat [C3] gerçekleştirdi. Huawei ayrıca P7 ile 100’den fazla ülke ve bölgede 7 milyonluk toplam satış rakamına imza attı. Huawei’nin son amiral gemisi P8 ise pazara sunulduğu tarihten bu yana son iki ay içinde, aralarında; Çin, Fransa, İspanya ve İtalya’nın da yer aldığı 52 pazarda, toplam 1 milyon adetlik satış rakamına ulaştı. Kurumsal Pazarda İstikrarlı Büyüme Huawei’nin kurumsal pazardaki gelişimini değerlendiren Huawei CFO’su Meng Wanzhou şunları söyledi; “Huawei, 2015’in ilk yarısında, üç iş grubunda da stabil ve sağlıklı bir büyüme gerçekleştirdi. Kurumsal pazarda yenilikçi ürün ve çözümlerimizde son derece etkin bir rekabete imza atarken, müşteri bazındaki bilinirliğimizi ve buna bağlı büyümemizi sürdürüyoruz. Yılın ilk yarısını başarıyla kapatmamızda pay sahibi olan bulut bilişim, depolama, ağ çözümleri birimleri ile akıllı şehir, finans, eğitim segmenti ürün ve çözüm departmanlarımıza ve Çin dışında faaliyet gösteren servis sağlayıcı pazarındaki temsilciliklerimize teşekkürlerimizi sunarız. Huawei’nin, izlediği doğru strateji ile tüm iş gruplarında istikrarlı büyümesini sürdüreceğini öngörüyoruz.” Markanın taşıyıcı iş grubu alanındaki faaliyetlerini de değerlendiren Meng Wanzhou, “Huawei geleceğe odaklı yatırımlarıyla, alanında lider olmanın avantajını en iyi şekilde kullanıyor. Yazılım tabanlı bulut bilişim gibi geleceğe odaklı ağ teknolojileri, SoftCOM stratejisi gibi operasyonel yenilikler, Huawei’nin yeni nesil yatırım alanları arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra 4G teknolojisi özelindeki güçlü yatırımlar, dünya veri trafiğinin artması ve dijital dönüşümle birlikte, bilgi teknolojilerinin gelişimi sürecinde önemli bir rol oynadı” dedi. Tüketici Gözünde En İtibarlı Markalardan Biri Haline Geldi Huawei 15 milyar dolarlık tahmini marka değeri ile 2015 BrandZ sıralamasında “En Değerli 16’ncı Teknoloji Markası” olarak yer aldı. Huawei geçen yıl da Interbrand’ın gerçekleştirdiği ‘Dünyanın En İyi 100 Markası’ sıralamasında yer alarak, bu listeye adını yazdırmayı başaran ilk Çinli şirket unvanına sahip olmuştu. Haziran ayı rakamlarına göre küresel sosyal medya kanallarında 6,8 milyon takipçisi olan Huawei, bu sayıyı geçtiğimiz yıla göre %40 oranında artırdı. Dijital medyada, Huawei hakkında konuşulma oranı ise geçen yıla oranla %60 oranında arttı. Nisan 2014 – Mayıs 2015 dönemleri arasında, Huawei akıllı telefonlarının sosyal medyada anılma oranı, İspanya’da %118, İtalya’da ise %132 oranında arttı. Nesnelerin İnterneti ve Giyilebilir Teknoloji Ürünlerinde de Huawei İmzası Huawei Tüketici Ürünleri İş Grubu, yılın ikinci yarısında da –her şeyin bağlantılı olduğu bir dünya- trendi çerçevesinde telekomünikasyon odaklı yazılım ve donanım ürünlerini pazara sunmaya devam edecek. Huawei, GSMA Dünya Mobil Kongresi’nde sunduğu giyilebilir teknoloji segmentindeki ürünleri; “Huawei Watch W1, TalkBand N1 ve TalkBand B2” ile bu alandaki iddiasını ortaya koymuştu. Huawei dünya çapında 16 AR-GE Merkezi’ne sahip. Bunların arasında Paris’teki Estetik Merkezi, Rusya’daki Matematik Araştırma Merkezi, Japonya’daki Tasarım ve Kalite Kontrol Araştırma Merkezi ve Hindistan’daki Yazılım Araştırma Merkezi de yer alıyor. 30 Haziran itibarıyla Huawei 18.000’i cihaz bazlı olmak üzere toplam 76.687 patentin sahibi oldu. Toplam 41.903 patent ise uluslararası düzeyde onay almayı başardı. Huawei, bağlantılı araç teknolojilerinin geliştirilmesi kapsamında, 2015’in ilk yarısında Volkswagen, Mercedes-Benz ve Audi ile önemli küresel iş ortaklıklarına imza attı. Huawei’nin küresel iş ortakları ayrıca tedarikçilerinin, gelecekteki bağlantılı araç tasarımlarında Huawei 4G modüllerinin kullanılmasına da öncülük ediyor. Büyük veri, bulut bilişim, 4G ve 5G alanındaki yetkinliklerinin de avantajıyla Huawei, bağlantılı araç teknolojilerinde liderliği hedeflerken, giyilebilir teknoloji ürünleri, akıllı telefonlar ve otomobilleri bağlantılı hale getirerek, benzersiz bir güvenli sürüş konsepti geliştirmeyi hedefliyor.

Windows 10 bugün çıkıyor!

0
windows10jay.0Microsoft, Windows 10 işletim sistemini ücretsiz yükseltme ve Windows 10’a sahip yeni PC’ler ve tabletler ile kullanıcılarına ve kurumlara bugün duyurdu. Windows 10,  daha kişisel ve üretken bir deneyim sunan Cortana, Xbox uygulaması ve Microsoft Edge gibi yeniliklerin yanı sıra Başlat Menüsü, yeni Office Mobil uygulamaları ve daha birçok özelliği bir arada barındırıyor. Şimdiye kadar tasarlanan en güvenli Windows olan Windows 10’un yenilik ve güvenlik güncellemeleri de otomatik olarak sağlanıyor. Windows 10; PC, tablet, telefon, Raspberry Pi, Xbox One, HoloLens gibi 2.000’den fazla farklı cihazda ortak deneyimi sunacak. Windows 10’da yeni ve yenilikçi uygulama deneyimlerinin kapısını aralayacak olan yeni Windows Mağaza ve Windows Yazılım Geliştirme Kiti de bugün kullanıcılarla buluşacak. Yıl boyunca sürecek olan farklı girişimlerle Windows 10, dünyada fark yaratan insanlara ve kurumlara dokunmaya devam edecek. Microsoft, #UpgradeYourWorld hashtag’iyle bireylerin dünyayı nasıl iyileştirebileceklerini anlatmaları ve küresel bir sivil toplum örgütüne oy vermeleri konusunda insanları cesaretlendiriyor. #UpgradeYourWorld and #Vote hashtag’lerinin Instagram, Facebook ya da twitter‘da kullanılması sonucunda seçilen kuruma bağışta bulunulacak. UpgradeYourWorld ile ilgili daha fazla bilgiyehttp://www.windows.com/upgradeyourworld adresinden ulaşılabilir. Microsoft, Türkiye’de de sivil toplum örgütleriyle planladığı ve insanların hayatını iyileştirmek amacıyla çalışmaları en kısa zamanda paylaşacak. Microsoft’un Windows ve Cihazlar Grubu Başkan Yardımcısı Terry Myerson konuyla ilgili olarak “Bugün yeni bir Windows çağı başlıyor. Windows 10, beş milyondan fazla üye kullanıcının geri bildirimiyle şekillendi ve ücretsiz bir yükseltme ile kullanıcıların ve kurumların hizmetine sunuldu. Tanıdık, mobil ve güvenli bir deneyim yaşatacak olan Windows 10, Microsoft’un daha kişisel bilgisayar vizyonunu ortaya koyuyor. İş ortaklarımızla beraber, dünya çapındaki tüm bireylerin ve kurumların önemli işler başarması için onları güçlendirecek en iyi Windows’u sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz” dedi. Windows 10: Şimdiye kadar sunulan en iyi Windows Gerekli tüm güncellemeleri hızlı ve kesintisiz olarak gerçekleştiren Başlat Menüsü ve Canlı kutucuklar ile Windows 10 hızlı ve tanıdık olduğumuz bir deneyim sunuyor. Yanı sıra Windows 10, Microsoft’un sunduğu en güvenilir Windows olma özelliğini taşıyor. Windows 10 casus ve istenmeyen yazılımlara karşı savunma sağlayan Windows Defender ve SmartScreen zenginleştirmeleriyle virüslere, kötü amaçlı yazılımlara ve e-dolandırıcılığa karşı koruma sağlarken; Windows Hello özelliği ile hızlı, güvenli ve şifre kullanılmadan biyometik yöntemlerle güvenli bir oturum açma sağlıyor. En son özellikler ve güvenlik güncellemeleri cihazın ömrü boyunca kullanıcılara ücretsiz güncellemelerle sunulacağından Windows 10’da güncel kalmak çok daha kolay olacak. Ses, kalem ve mimik girişleri sayesinde PC ile doğal bir etkileşim kuran Windows 10, çok daha kişisel ve üretken bir deneyim sunuyor. Windows 10, Office ve Skype ile mükemmel bir uyumda çalışabiliyor, Snap (Tutturma) ve Görev Görüntüleyicisi uygulamaları arasında kolayca geçiş yapıp organize olunmasını sağlıyor.
  • Cortana adlı dijital asistanla doğru bilgiyi doğru zamanda bulmak kolaylaşıyor.
  • Yeni tarayıcı Microsoft Edge, kullanıcıların hızlı bir şekilde web’de arama, okuma, not alma ve paylaşma yapabilmesini sağlıyor.
  • Entegre olarak sunulan Xbox uygulaması, Xbox deneyimini Windows 10’a taşıyor; Xbox ve Windows 10 cihazları arasında arkadaşları, oyunları ve yetenekleri bir araya getiriyor.
  • Süreklilik modu Continuum, dokunmatik ve masaüstü cihazlar arasında uygulamaları ve deneyimleri en iyi şekilde optimize ediyor.
  • Fotoğraflar, Haritalar, Microsoft’un yeni müzik uygulaması Grove ve Filmler&TV’yi içeren Yüklü Uygulamalar eğlence ve üretkenlik imkanı sunuyor.
  • Microsoft Phone Companion uygulaması, iPhone, Android ya da Windows telefonların Windows yüklü cihazlar ile uyum içinde çalışmasını sağlıyor.
  • Windows 10 tabletler için tüm yeni Office Mobil Uygulamaları bugün Windows Mağaza’da sunuluyor. Office Mobil uygulamaları, tüm cihazlarda güçlü dokunmatik deneyimi yaşatıyor. Tüm özelliklere sahip OneNote, Windows 10’a yüklenmiş olarak geliyor ve dijital olarak not alma ihtiyaçlarını karşılıyor. Yakın gelecekte sunulacak olan Office’in masaüstü uygulamaları (Office 2016) uzman içerik üreticilerine en zengin özellikleri sunacak.
Windows 10, kurumları siber saldırılara karşı koruyor Milyonlarca BT uzmanından gelen geri bildirimlerle şekillenen Windows 10, şimdiye kadar sunulan en çok test edilmiş Windows olarak kullanıcılarla ve kurumlarla buluştu. Bu kapsamda Windows 10, kurumlara özel güvenlik özellikleriyle donatıldı. Kurumsal kurulumlar için de hazır olan Windows 10, şirketlerin modern siber saldırılara karşı korunmasına yardımcı olacak, çalışanların memnun olacağı deneyimler sunacak ve şirketleri son teknolojilere karşı güncel tutarak kesintisiz yenilik sağlayacak. İşletmeler güncellemelerin sıklığını kontrol edebilecek ve şirket çalışanlarından oluşan her grup için en doğru özellikler ve işlevler seçilebilecek. Windows 10 ile müşteriler şifre kullanmayı daha ileri güvenlik seçenekleriyle değiştirebilir, kurumsal verilerini koruyabilir ve yalnızca güvenilen yazılımların kullanılması sağlanabilir. Yeni yönetim ve kurulum araçları, cihaz yönetiminde kolaylıklar sağlar, maliyetleri düşürür ve Azure bulut teknolojisinin kurumsal gücü sayesinde işletmeler güçlenir. En iyi Uygulamalar Windows 10’da Yeni Windows Mağaza, bugün açıldı ve Windows 10 için yeni uygulamaları kabul etmeye başladı. Tüm Windows 10 cihazlarında çalışan Windows Mağaza, popüler ücretsiz ve ücretli uygulamalar, oyunlar, filmler, TV şovları ve son çıkan şarkılar için tek noktadan hizmet sunuyor. Yeni Windows Mağaza, kullanıcıların Cortana’yı kullanarak, uygulamaları sesleriyle(4) kontrol edebileceği, uygulamalar için gerçek zamanlı bildirimler alabilecekleri tek mağaza. Windows Mağaza’daki tüm içerikler, cihazları korumak için Microsoft tarafından sertifikalanıyor. Netflix gibi Windows 8.1 uygulamalarına ek olarak, Windows Mağaza, gibi birçok yeni ve güncel Universal Windows uygulamasına sahip. Windows 7 ya da Windows 8.1 yüklü PC ya da tablet kullanan müşterilerin cihazlarını Windows 10’a yükseltmesi çok kolay olacak. Windows 10 güncellemesi için rezervasyon yaptıran ve güncelleme yüklemeleri hazır olan müşteriler bugünden itibaren bilgilendirilecek. Kurumsal müşteriler için Windows 10 kurulumu 1 Ağustos’ta başlayacak ve toplu lisanslamaya sahip olan organizasyonlar Windows 10 Enterprise ve Windows 10 Education sürümüne yükseltme yapabilecek. Microsoft’un şimdiye kadar yapılan en büyük “tech bench” programı sayesinde perakendeci iş ortakları da kullanıcılara Windows 10’a yükseltme yapmaları konusunda yardımcı olacak. Dünya çapında 10.000’den fazla mağazada 100.000’den fazla perakendeci bu konuda eğitildi. Ücretsiz güncelleme programları bugün başlıyor ve Windows 10 yazılımı dünya çapındaki perakende mağazalarında yaygın bir şekilde Ağustos ortası ve Eylül ayı arasında yer alacak. Windows 10 işletim sistemine sahip cihazlar bazı mağazalarda bugün satılmaya başlanacak ve birçok cihaz önümüzdeki haftalarda ya da aylarda raflardaki yerini alacak. Son olarak Microsoft Türkiye Windows ve Cihazlar Grup Yöneticisi Kadir Şener “Bugün Windows 10’u kullanıcılarımızla buluşturduğumuz için çok mutluyuz. Son kullanıcılarımızın ve kurumların ihtiyaç duyduğu ve istediği özellikleri Windows 10 ile beraber onlara sunuyoruz. Kullanıcılarımızın cihazlarını Windows 10’a yükseltmelerini ve yepyeni çözümlerimizle tanışmalarını sabırsızlıkla bekliyoruz” dedi.