- Java/J2EE
- NET
- C++
- C#
- Herhangi bir alanda uzman deneyime sahip çalışanlar
- SQL
- HTML
- C
- Web
- Linux
DopingBox’ın tanıtımı için düzenlenen basın toplantısında konuşan Millenicom Yönetim Kurulu Üyesi Şevki Kuyulu, internetin yaygınlaşması ile dünyada yaşam biçiminin, televizyon izleme alışkanlıklarının hızla değiştiğini vurguladı ve “Araştırmalara göre internet yoğun olarak video izlemek, oyun oynamak, müzik dinlemek, sosyal medya online alışveriş için kullanılıyor. Kullanıcılar ayda ortalama 210 video izliyor. 15-34 yaş aralığı ise en çok video izleyen segment. Artık istediğimiz içeriği istediğimiz anda seyretmek istiyoruz. Bunun yanı sıra sosyal medya da internet kullanıcılarının öncelikleri arasında, kullanıcıların yarattığı içerikler ve paylaşımlar en çok izlenen videolar. Tabii bütün bu trafikte kullanılan araçlar bilgisayar, cep telefonu ya da tabletler. Biz burada mevcut kullanım şartlarını yukarı çekmek ve online video deneyimini büyük ekrana taşıyabilmek için ne yapabiliriz diye düşünürken, sektör tecrübemizin ve başarılı ekibimizin katkılarıyla DopingBox’ı hayata geçirdik” dedi.
Online videoları büyük ekran keyfine taşımak için artık pahalı televizyonlara ya da bilgisayarları televizyona bağlamaya gerek olmadığını da ifade eden Kuyulu sözlerine şu şekilde son verdi:
“Ayda 1 DVD fiyatına hem internetin sınırsız içeriği hem de yüksek kaliteli yüzlerce film DopingBox’la televizyonlarınızda. Evinizde hangi televizyon platformunu kullanıyor olursanız olun DopingBox kullanabilirsiniz. Evinde 2 Mbps hızında internete sahip olan herkes DopingBox’ın eğlenceli dünyasında yerini alabilir. İnternet kullanıcıları DopingBox’ı kolayca deneyimleyebilsin diye DopingBox’ı 9,99TL’den başlayan çok avantajlı bir tanışma fiyatı ile sunuyoruz.”
“Şehirleşme oranı artışı birlikte pek çok sorun getiriyor, bu sorunlara getirdiğimiz çözümlerin hızı sorunların ortaya çıkma hızından daha fazla olmalı. İçinde bulunduğumuz IBM Akıllı Şehirler Teknoloji Merkezi’nde biz bunun, var olan bütçeler içinde kalmak koşuluyla, teknoloji ile nasıl hızlandırılacağını gösteriyoruz. Bir şehirde olup bitenleri gerçek zamanlı olarak takip ederek olaylar olmadan öngörebiliyor, zamanında eylem planlarını devreye sokuyoruz. Bunu nasıl gerçekleştirdiğimizi görmeleri için, canlı uygulamalarımızı görmek isteyen tüm şehir yöneticilerini merkezimize davet ediyoruz” diyen Server Tanfer: “Bir ülkenin gelişen ya da gelişmiş bir pazar olması önemli değil, paylaşımcı bir çalışma ortamı sunmayı başaran ülkeler ekonomik büyüme, istihdam ve refah anlamında ciddi kazanımlara ulaşırlar. Bunun yanı sıra, akıllı şehir projeleri uluslararası arenada şehrin iyi yönetildiğinin göstergesi olarak kabul edilir” diye ekledi.
Turkcell Global Bilgi İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Dilara Oğuz
Bütçeyi siz mi alamıyorsunuz yoksa patronunuz mu vermiyor?Burada düşünülmesi gereken iki nokta var, bütçeyi siz mi alamıyorsunuz yoksa patronunuz mu vermiyor? Sanki aynı cümleyi tekrar ettim gibi değil mi? Aslında değil… TechInside daha çok bilişim personeline yönelik bir girişim oluyor bende bu yüzden biraz bilişim personelini çekiştirmek istiyorum. İyi veya kötü, herkesin bir empati yapacağını düşünüyorum. Sürekli de kötü şeyler yazmayacağım tabi… Bütçe konuları her zaman bir handikaptır şirketler için. Ürün alınacaktır bütçe satın almaya takılır, satın alma personeli ürün satıcısına ulaşır zaten yapılmış bir pazarlığın ardından tekrar pazarlık yapılmaya çalışılır sonunda satıcı delirtilir belki de konu askıya alınır. Hizmette elle tutulur bir ürün olmadığı için genel olarak şirketler burada pazarlığı daha fazla yapma yoluna giderler. Özellikle reklamcılıkta müşteriler yapacakları yatırımın geri dönüşü konusunda hep şüphecidirler. Şüphe ile yaklaştıkları içinde minimum masraf ve maliyet ile bu projelere dahil olmak isterler. Bugün örneğin 1 lira yatırılan bir dijital reklamcılık faaliyetinin geri dönüşünü genelde patronlar 2-3 gün içerisinde görmek isterler. Çünkü patronlar bu işi tamamen projeyi kendisine götüren personelden öğrenirler ve fikir açısından bu personelin ilettiği bilgilere göre eğitilirler. Personel Eğitimi mi? Patron Eğitimi mi? Yürüttüğünüz reklamcılık projesi için bütçe telaşındasınız. Sunumlar hazırlıyorsunuz, fikirler alıyorsunuz, bu işi yapmalısınız ve kendinizi ispatlamalısınız. Ancak yapacağınız işten sizin haberiniz var mı? Yok mu? Nasıl yani? Evet, bir çok şirkete eğitime gittiğimde anlıyorum ki patrona proje fikri ile gidecek personel öncelikle kendi projesi konusunda ikna olmamış, kendini eğitmemiş, ajanslar aracılığı ile aldığı bilgileri elçi misali patrona iletmeyi düşünüyor. Olur mu hiç? Siz projenize hakim değilseniz, yüzeysel bilgilere sahipseniz ömrü hayatında belki de sadece çimentonun fiyatı ile ilgilenen patronunuzu nasıl ikna edebilirsiniz ki? Konuyu çimentoya getirerek mi? Yok artık!…
10 lira olması gereken bütçeler patron tarafından 1 liralara indiriliyorDijital reklamcılık sabır, süreç gerektiren ve bazı durumlarda biraz maliyetli olan bir konu. Yavaş yavaş mobil reklamcılığında ön plana çıkması ile birlikte patronların ilgisini çekse bile ikna olmaları konusunda ciddi sıkıntılar yaşanıyor. 10 lira olması gereken bütçeler patron tarafından 1 liralara indiriliyor dolayısı ile yapılacak çalışmaların büyük ölçüde geri dönüşü olmadığı için sanki başarısız bir proje yönetmiş gibi görünüyorsunuz. Halbuki patronlarınızın önüne tamamen rakamsal verilerle giderseniz durum çok daha farklı olacaktır. Örneğin bir inşaat firması iseniz, patronunuza bugün harcayacağımız 10 lira ile 12 aylık dönemdeki hedefimiz 5 daire satışı olacaktır gibi. Patronlar bu şekilde ki verileri severler ve önemserler. Çünkü rakamlar ortaya döküldüğünde yine en hesaplı mecra dijital reklamcılık mecraları olacaktır.
Hedefiniz hep rakamsal veriler olsun.Hedefiniz hep rakamsal veriler olsun. Dijital reklamcılıkta elle tutulur tek veri rakamlardır. Ortaya rakamları döktüğünüzde ve bu rakamlara hakim olduğunuzda patronunuzu ikna etmeniz daha kolaylaşacaktır. O kadar kolay değil diyenleri duyar gibiyim… Evet kolay değil ancak amacımızda işi kolaylaştırmak değil sonuca varmak zaten…
Bu gelişme karşısında işletmelerin kablosuz iletişim teknolojileri konusunda yatırımlarına güç vermeleri gerekirken BT yöneticileri ve uzmanlarının bu alandaki altyapı ve yönetim kabiliyetlerini geliştirmesi gerekiyor.CISCO’nun raporunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
İnovasyon ve üretimin teşvik edildiği bir buluşma noktası
Bilgi Toplumu Enstitüsü’nün açılışında konuşma yapan Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv, “Dünya bir bilgi çağı yaşıyor, özellikle mobil iletişim teknolojilerinin her geçen gün hayatımızı iş yapış biçimlerimizi derinden dönüştürmesine tanık oluyoruz. Hepimiz Türkiye’nin gerçek bir bilgi toplumuna dönüşmesini, inovasyonda, teknolojide dünyayla yarışan, söz sahibi bir ülkeye dönüşmesini istiyoruz” dedi.
TBV Başkanı Faruk Eczacıbaşı ise şöyle konuştu: “Bilgi ve iletişim teknolojileri alanında donanımlı, uluslararası alanda tanınacak bir bilgi üretim ve paylaşım merkezi oluşturmak istiyoruz. Enstitü, üniversite-sanayi-kamu-özel sektör-sivil toplum birlikteliği ile katılımcı bir şekilde çalışacak ve bilgi üretecek”.
Etkinlikler tüm yıla yayılacak
Bilgi toplumunun gereği olarak toplumun bütün kesimlerine bilişim kültürünün yayılması için hayata geçirilen Enstitü’de tüm yıla yayılan Ar-Ge ve girişimcilik odaklı etkinlik ve eğitimler gerçekleşecek. Turkcell’in kısa sürede 20 bin kişiye ulaşan mobil yazılım seferberliği Geleceği Yazanlar’ın etkinliklerinin bir kısmı da Enstitü bünyesinde düzenlenecek. Bilgi Toplumu Enstitüsü, tüm mobil uygulama ekosisteminin faydalanacağı atölye çalışmaları ve yazılım maratonlarına ev sahipliği yapacak. Ayrıca, her yaştan ve her kesimden mobil uygulama geliştiricinin, mentorlar ve ekosistemdeki firmalarla bir araya gelerek yenilikçi mobil uygulama üretecekleri bir buluşma noktası olacak.
Ülkemizde inovasyonu teşvik etmek üzere düzenlenecek seminerler dizisi TBV-Turkcell Trend Talks etkinliklerinde dünyaca ünlü kanaat önderleri konuşmacı olarak ağırlanacak. Ekosisteme ilham vermesi amaçlanan bu vizyon toplantılarında “Yaşamı İyileştiren Teknolojiler”, “Smart City”, “Bulut Bilişim”, “Giyilebilir Teknoloji” gibi başlıklar ele alınacak.
Enstitü’nün odak alanlarından biri de üniversite-sanayi işbirliklerini desteklemek. Ekosistemin üniversite bağlantıları kullanılarak, Eylül ayından itibaren belli dönemlerde üniversitelerde “Gelecekte Teknoloji ve İnsan” temalı buluşmalar gerçekleşecek.
Bilgi Toplumu Enstitüsü, sektöre katkıda bulunan yenilikçi işleri ödüllendirmek üzere geleneksel hale gelecek “Teknoloji Ödülleri”ni de organize edecek. Bu hedeflerin yanı sıra Enstitü periyodik olarak sektöre ayna tutacak, kaynak olacak ya da yön verecek araştırma ve raporlara da imza atacak.
Bu rakamlar sektörümüzün bazı sivil toplum kuruluşlarının iddia ettiği gibi ciddi bir tekel yapısına gidildiğinin açık göstergesi.Özelleştirilen ama tekel yapısından kurtulamayan Türk Telekom’un fiziki olmasa da bazı süreçlerinde Avea ile ortak hareket etmesi de bu iddiaları güçlendirirken diğer operatörleri de benzer oluşumlara gitmeye yönlendiriyor. Yatırım olmadan asla Bu arada 6.6 milyar TL gelir kaydeden büyük operatörlerin çıkıp biz Ar-Ge yapıyoruz, yatırımda en birinci biziz söylemlerini de adeta yine BTK yalanladı. Zira muhteşem dörtlünün gelirlerinin yaklaşık yüzde 10’u kadar yatırım yaptığını görüyoruz ki net rakam sadece 668 milyon TL. Şimdi sıkı durun. Tekelci yapı altında ezilen ve buna rağmen sektörde faaliyet gösteren ve BTK raporunda da “diğer işletmeciler” olarak işaret edilen şirketler, ilk çeyrekteki 1.8 milyar liralık gelirlerine rağmen 367 milyon liralık yatırıma imza atarak yatırım olmadan gelişme olmaz gerçeğini dört büyük kuruma hatırlatmış oldu. BTK raporuna göre 2008 yılında 6 milyon genişbant internet abonesi bulunmaktayken altı yıllık bir sürede beş kata yakın artışla 2014 yılı birinci çeyrek sonunda bu rakam 35 milyona yaklaşmış. 2014 yılının birinci çeyreğinde toplam internet aboneliğinde bir önceki üç aylık döneme göre yüzde 7,3 artış gerçekleşmiş olup, mobil ve özellikle fiber internet abonelerinin artmasıyla birlikte internet abone sayısındaki genel artış eğilimi devam etmiş. Buraya kadar internet tarafında haberler sevindirici. Peki ya mobil? Mobil ağlıyor, 4G treni kaçıyor BTK rakamlarına göre 2014 yılı birinci çeyrekte toplam mobil trafik miktarı 47,2 milyar dakika olurken sabit trafik miktarı ise 3,8 milyar dakika olarak gerçekleşmiş. Aslında ülkemizin içler acısı ekonomik göstergelerine baktığımızda iyi sayılabilecek rakamlar bunlar. Demek ki işsiz kalan, siyasi baskı altında ezilen ve her türlü söz söyleme hakkı elinden çeşitli baskılarla alınan vatandaş; çareyi telefona sarılmakta, eşiyle dostuyla dertlerini paylaşmakta bulmuş. Veri tarafında ise bir önceki üç aylık döneme göre mobil trafik miktarı yaklaşık binde 2 oranında artarken sabit trafik miktarı yaklaşık yüzde 5,3 oranında azalmış. Trafiğin büyük bir kısmını yani yüzde yüzde 87,6’sı mobilden mobile giden trafikten oluşturuyor. Sabit pazar, BTK rakamlarına göre yüzde 17,34 seviyesine düşmüşken mobilde bir hareketlenme var mı, 4G ile ilgili neler olacak sorularının yanıtlarını da yine raporda bulmaya çalışalım.
2014 yılı birinci çeyrekte 3G abone sayısı 51 milyona ulaşmış.Ancak bunların neredeyse yarısı 3G’den faydalanmayan kullanıcılar. BTK rakamlarına göre söyleyecek olursak da 3G hizmetiyle birlikte mobil bilgisayardan ve cepten internet hizmeti alan mobil genişbant abone sayısı yaklaşık 26.5 milyon. 2014 yılı birinci çeyrekte toplam mobil internet kullanım miktarı ise 52.359 terabayt olarak gerçekleşmiş. Bu rapora ilgili kurumun sitesinden ulaşmak mümkün tabii. Ama son olarak şuna dikkat çekmek istiyorum. “Biz 3G için çok fazla yatırım yaptık ama bakın 51 milyon abonenin sadece yarısı bu hizmetlerden yararlanıyor. O yüzden Türkiye’de 4G için çok erken” açıklaması yapmak son derece vahim. KKTC gibi küçücük ülkelerin 4G’ye yatırım yaptığı şu günlerde ilgililer umarım bu minvalde açıklamalar yapmayı keserler ve komik duruma düşmekten kurtulurlar.
Apple iş dünyası için ne sunacak?
Teknik detaylara girmeye gerek yok bunları zaten işi olanlar kolaylıkla öğrenecekler ancak kurumsal BT yöneticileri artık iOS cihazları çok daha kolay yönetebilecek ve kontrol edebilecek. Her bir cihaza teker teker uygulama yükleme derdi ortadan kalkarken üçüncü parti uygulama ve servislerin iOS cihazlar ile entegre edilmesi kolaylaşacak.
Yeni sistemde sadece yönetim kolaylaşmayacak aynı zamanda kurumsal uygulamaların mesajlarının kullanıcıya iletilmesi, Exchange uyumluluğu, rehber ve takvim gibi entegrasyonlar da basitleşecek.
Artık uygulamaların sağladığı özellikler farklı uygulamalar için birer servis olarak sunulabilecek. Örneğin Microsoft CRM servislerine erişen bir uygulama sunduğu hizmetleri diğer uygulamaların kullanabilmesi için doğrudan servis hizmeti verebilecek. Peki, bu ne anlama geliyor? Cevap çok basit, bu güne kadar iOS dünyasına mesafeli durmak zorunda üçüncü parti uygulama geliştiricilerin adım atmakta zorlandığı kurumsal çözümler bir anda Apple Store içinde cirit atmaya başlayacak.
Apple’ın başına taş mı düştü? Yoksa neden bu adımı atıyor?
Aslında bu sorunun cevabı hem evet hem hayır. Düşen taşın adını Microsoft olarak koyarsak nedenini anlamış olacaksınız. Microsoft’un bulut dünyasındaki usul ama güçlü gelişmesi, Surface Pro 3 duyurusu ve kurumsal dünyadaki gücü günün sonunda Apple’ın tehdit olarak görmeye başladığı bir noktaya ulaştı. Apple iOS sistemlerinde sağladığı yeni teknik imkanlar sayesinde, hep içine sızdığı ama isimlendirmediği bir alana resmen adım atıyor.
Yakın bir gelecekte Apple Store içinde En Çok Satılan, İndirilen ve Ciro yapan uygulamalar sekmelerinin yanında En Popüler Kurumsal Çözümler diye bir sütun hatta belki müstakil Kurumsal Çözümler Mağazası görmemiz mümkün olacak.
Tüm bu gelişmeler için kime teşekkür etmek lazım? Eğer cevabı hemen veremiyorsanız son üç paragrafı tekrar okumalısınız. Ama hikâyenin burada bitmediğine emin olabilirsiniz. İş dünyası açısından macera şimdi başlıyor. Türkiye’de Fatih Projesinde ağ alt yapısının sağlanması, Osmanlı Arşivlerinde 96 milyon belgenin dijitalleştirilmesi, Yıldız Teknik Üniversitesinde bir süper bilgisayarın kurulması gibi projelere imza atan Huawei Türkiye Kurumsal İş Çözümleri Türkiye’de kurulduğu 2011 yılından bu yana her yıl yüzde 70 büyümeyi başarmış durumda ve 2014 yılında yüzde 100 büyüme hedefliyor.