Google Hollanda’ya neden veri merkezi kuruyor?

1
Google geçtiğimiz gün Hollanda’da yer alacak ve 773 milyon dolara mal olacak yeni bir veri merkezi projesinin dört yıllık planını açıkladı. Eemshaven şehrinde kurulacak olan veri merkezinin 2016 yılının ilk yarısında aktif olup, 2017 yılının sonuna doğru tam kapasite ile çalışması hedefleniyor. Google, yaptığı açıklamada yeni veri merkezinin son teknoloji soğutma ve elektrik sistemleri ile inşa edileceğini ve enerji ihtiyacını yenilenebilir enerji kullanarak gidereceğini bildirdi. Avrupa’daki ilk veri merkezini 2007 yılında Belçika’da kuran Google, Hollanda’daki merkezin ‘dördüncü hiper-verimli tesis’ olacağını iddia ediyor. Bunun arkasında pek çok neden sayılabilir ama isminin açıklanmasını istemeyen uzmanların verdiği bilgiye göre Google bu Avrupa yatırımını son zamanlarda Avrupa Birliği Komisyonu ve bazı Avrupa ülkelerinin kendisine karşı aldığı tavırdan dolayı gerçekleştiriyor. Maalesef bu bilgiyi asla doğrulamak mümkün olmayacak.

Bencil insanların 10 işareti

2
İşte University of Pennsylvania’dan Profesör Adam Grant’dan bencil insanları ele verecek 10 ipucu: 1- Linked-in profillerinde olduklarından çok daha yakışıklı veya güzel fotoğraflar kullanırlar. 2- Bir çocuk onları resim ile tasvir etmek istediğinde çoğunlukla yılan veya gelincik öğeleri kullanır. 3- Aile yemeklerinde tabaktaki son lokmayı almaktan çekinmezler. 4- Okullarını bitirmiş olmalarına rağmen sınav sonuçlarıyla övünürler. 5- Bu makaleyi aldıklarında referans vermezler. 6- Facebook duvarları önemli insanlar ile selfie’ler ile doludur. 7- Çocuklar ondan bir hikaye anlatmasını istediklerinde ilk söyledikleri ‘son zamanlarda benim için ne yaptın?’ olur. 8- The Giving Tree isimli hikayeyi okuduktan sonra, ağacın başına gelenleri hakettiğini düşünürler. 9- Pek çok insanın bencil olduğunu düşünürler. 10- Etrafındaki insanlara bencil olmadıklarını savunurlar. Son olarak: Bu listeyi okurken yüzleri kızarabilir. İstatistiklere göre insanların yüzde 90’ı ortalamanın üzerinde olduklarını düşünürler. Yapılan araştırmalar ayrıca her konuda diğer insanlardan üstün olduğumuzu düşündüğümüzü gösteriyor, daha zeki ve daha yetenekli olduğumuza inanıyoruz. Ancak görünen o ki bu bencil eğilimlerimiz yardım alma ve yardım etme alanlarına da yansıyor. Psikologlar bu durumu insan egosu ile açıklıyorlar. Kendimizi çoğunlukla pozitif örnekler ile, yani veren taraf olduğumuz ile hatırlayıp verenden ziyade alan taraf olduğumuzda bunun mantıklı sebepler yüzünden olduğunu düşünüyoruz. Ek olarak yaptığımız her şeyi hatırlamamıza rağmen diğer insanların yaptıklarının çok küçük bir bölümünü aklımızda tutuyoruz. Son olarak da ne kadar bencil veya cömert olduğumuzu tahmin etmeye çalışırken yaptıklarımızın ne kadar yaygın veya özel olduğunu görmezden geliyoruz. Eğer alan sizde alan veya veren taraflardan hangisine girdiğinizi merak ediyorsanız http://www.giveandtake.com/ adresindeki ücretsiz testi yapabilirsiniz.

Mark Zuckerberg’in en ilginç 10 sözü

7
1- Hızlı hareket edin ve bir şeyleri bozun. Bir şeyleri bozmadığınız sürece yeterince hızlı hareket etmiyorsunuzdur. 2- Eğer şimdi başlıyor olsaydım işleri daha değişik yapardım. Silikon Vadisi’nde yaşarken başarmak için illa burada olmanız gerekiyormuş gibi bir hisse kapılıyormuşsunuz. Ancak bulunacak tek yer burası değil. Eğer bugün başlıyor olsaydım Boston’da kalırdım. Silikon Vadisi’nde rahatsız edici şekilde kısa vadeli hedeflere odaklanmış durumda. 3- Hatırlıyorum da, Facebook’un ilk versiyonunu yayına aldıktan sonra arkadaşlarımın evinde Pizza yerken ‘‘Birileri gerçekten böyle bir hizmet sunmalı’’ diye düşünmüştük. Ama o ‘birileri’nin biz olabileceğimizi aklımıza getirmemiştik. Düşünüyorum da bizim başarılı olmamızın sebebi bu işe en çok önem veren grup olmamızdı. mark-zuckerberg 4- Soru ‘insanlar hakkında ne bilmek istiyoruz’ değil, ‘insanlar kendileri hakkında ne anlatmak istiyordur’. 5- En büyük risk hiç risk almamaktır. Hızla değişen dünyada başarısız olması kesin olan bir strateji varsa o da risk almamaktır. 6- Bir amaç belirleme ve iş kurma birlikte olmalıdır. Beni heyecanlandıran şeyin sadece amaç olduğu doğru ama en başından beri ikisini birlikte yürütmemiz gerektiğini biliyorduk. mark-zuckerberg-2 7- ‘Hacker’ın tarzı’ sürekli iyileştirme ve geliştirmeyi kapsar. Hackerlar bir şeyin hiçbir zaman tam olarak bitmediğine ve her zaman daha iyisi olabileceğine inanırlar. 8- İnsanlar çok zeki veya çok yetenekli olabilirler, ancak bu yetilerine inanmıyorlarsa sıkı çalışmayacaklardır. 9- Facebook’un bir Amerikan şirketi olmasını, Amerikan değerlerini tüm dünyaya yaymasını istemiyorum. Bu konudaki görüşüm kültürel konularda çok dikkatli olmak ve insanların ne düşündüğünü anlayabilmektir. Mark Zuckerberg 10- Amacım hiçbir zaman bir şirket kurmaktan ibaret olmadı. Birçok insan sadece kârı ve geliri önemsiyormuşum gibi yanlış bir düşünceye sahip. ‘Sadece bir şirket olmamak’ bana göre dünyayı değiştirecek kadar büyük bir şey yapmak demek.

Apple Prss’i neden satın aldı?

0
TechCrunch editörünün yazdığı bir makaleye göre Apple, kodlama bilgisi olmadığı halde şık iPad dergileri oluşturmak isteyenler için tasarlanmış bir platform sunan Hollandalı girişim Prss’i satın aldı. Platform 2010 yılında kurulmuş ve 2012 yılında Apple Küresel Geliştiriciler Konferansı (WWDC) sunumunda Apple CEO’su Tim Cook’tan övgü almıştı. Prss’in ne kadara satın alındığı bilgisi henüz paylaşılmadı. Peki, Apple neden PRSS’i satın almış olabilir? Bu soruyu Türkiye merkezli faaliyet gösteren ve dijital dergi yayın platformu sunan Valensas’ın kurucu ortaklarından Akın İdil‘e yönelttik. İdil öncelikle iki noktaya dikkat çekiyor; “Birincisi iOS ortamı için dergi yayınlamak istediğinizde Apple’ın sunduğu tek bir merkezi yönetim sistemi bulunmuyor” diyor. Burada Valensas veya Prss veya Adobe gibi çözüm (platform) sağlayıcılar ile çalışmak gerekiyor. Çalışmalarınızı iOS ortamına aktarırken diğer işlemleri ya hizmet aldığınız servis sizin için sağlıyor veya bunu siz kendiniz gerçekleştiriyorsunuz. “Apple bir dergi sattığınızda sadece belli bir fiyata bir ürün sattığınızı  biliyor. Hangi derginin kaçıncı sayısı satıldı? Bu bilgiyi biz tutuyoruz” diyor İdil. “İkinci konu ise pek çok derginin şu anda Newsstand için iBook Creator ile oluşturulmamış olması. Bu dergilerin hepsi birer uygulama gibi çalışıyor” diyor İdil ve ekliyor; “Apple’ın tüm bu dergileri Newsstand içindeki bir varlığa dönüştürmek istediğinizi düşünüyoruz.” Apple iPad ile devrimsel denilebilecek bir pazar oluşturmayı başardı. Newsstand ile yayıncılara yeni bir dünyanın kapılarını açtı. Ancak bu kapıdan geçmek düşünüldüğü kadar kolay değildi. Şimdi Apple kendi hedefleri için hem bu kolaylığı sağlamak hem de tek bir platform üzerinden tüm çözümü sunmak niyetinde olabilir. Bu durum günün sonunda tüketiciler açısından çok büyük bir değişiklik anlamına gelmese de dijital yayın platformu sunan firmalar için bir tehdit oluşturuyor. veacon   Peki, bu tarz platformlar sunan firmalar ne yapacak? Aslında cevap için çok uzaklara gitmeye gerek yok zira bunu Valensas’ın bir süredir üzerinde çalıştığı ve seri üretime geçirdiği Veacon teknolojisinde görüyoruz. İdil Veacon ürünlerini kendi dergi platformlarının içine entegre ettiklerini söylüyor. Bu şu anlama geliyor; yenilikçiliği sürdürdüğünüz sürece bu pazarda oyun sahasını tüketmek öyle kolay değil.

Unix sistemleri etkileyen çok tehlikeli açık!

0

Linux yazılımın Bash aracında geçtiğimiz Nisan ayında ortaya çıkan ve internet dünyasını kasıp kavuran Heartbleed’den bile daha tehlikeli bir açık bulundu.

Bash aracı Unix temelli sistemlerde terminali kontrol ediyor. Ortaya çıkartılan açık bundan faydalanarak tüm sistemi ele geçirebiliyor. Uzmanlar Linux ve Mac OS X dahil bütün Unix tabanlı sistemlerin derhal yamanması gerektiği konusunda uyarıyor.

Bir siber güvenlik şirketi CEO’su olan Dan Guido, Heartbleed’in sadece bilgisayarlar üzerinde casusluk yapabildiğini, ancak yeni açığın sistemi tümden ele geçirebileceği için çok daha tehlikeli olduğunu söylüyor. Açıktan faydalanmak için saldırganların yapması gereken tek şey ise ufak bir kodu çalıştırmak.

Pek çok Linux dağıtımlarının geliştiricileri yama çıkarmış durumdalar, ancak bazı güvenlik uzmanlarına göre bu yamalar da yeterli görünmüyor. Bu da yamanan sistemlerin bile risk altında olması anlamına geliyor olabilir.

Bir komut istemcisi aracı olan Bash ticari olmayan Free Software Foundation’un çıkardığı bir yazılım. Şirketin yetkilileri bu konuda henüz açıklama yapmadılar.

Yeni girişimciler için uzman gibi görünmenin yolu

1
İlk işinize başladığınızda tecrübesiz olmanız doğaldır. Ancak bu tecrübesizlik müşterilerinize olumsuz yansıyacaktır. Neticede kimse üzerinden deneyim kazanılan bir deney faresi olmak istemez. Elbette yeni müşteriler ile anlaştıkça bu problem ortadan kalkacaktır. O halde henüz müşteri yokken onlara uzmanlığınızı gösterecek ve bu tavuk-yumurta problemini çözebilecek olan adımlar nelerdir? İşte 4 strateji:  1- Dijital kimliğinizi sağlamlaştırın: Sizinle iş yapacak olan potansiyel müşterilerinizin sizi internette aratacağını unutmayın. Bu sebeple internette uzmanlığınızı gösteren küçük kırıntılar bırakmalısınız. Henüz işinizi yeni kurmuş olsanız bile, alanınızda bir amatör olmadığınızı göstermek için konunuz ile alakalı çok sayıda blog entryleri yazabilir, video serileri çekebilirsiniz. Böylece müşterilerinizi etkileyebilirsiniz. 2- Konuşmaktan çekinmeyin: Çeşitli yerlerde seminerler vererek burada konuşmalar yapın. Örnek olarak bir pazarlama ve kariyer koçu olan Angela Lussier bu konularda yerel kütüphanelerde 32 seminer vermişti. Böylece potansiyel müşterilerinin ayağına gelmesnin yanında konusu ile alakalı özgüveni arttı, ve topluluk önünde kendinden daha emin bir şekilde konuşmayı öğrenmiş oldu. 3- Alanınızdaki uzmanları tanıyın: Alanınızda gerçek bir uzman olarak isim yapmadığınız sürece diğer uzmanları ve onların fikirlerini bilmiyor olmak sizin için büyük bir eksi olacaktır. Alanınızın tarihini ve şimdisini araştırmaktan çekinmeyin. 4- Kendinize güvenin: Kendinize yeterince güvenmiyorsanız bile kendinize güveniyormuş gibi gözükmek size artı puan kazandıracaktır. Üstelik daha çok insan sizin bu güveninizi desteklediğinde kendinize daha çok güvenecek, böylece yükselen bir döngüye gireceksiniz.

Girişimciler Hayır cevabı ile nasıl başa çıkabilir?

1
Girişimcilik hayatı boyunca kabul edildiğinden çok daha fazla reddedildiğini belirten Mrinal Desai, bir Quora yazısında daha ilk Hayır cevabını Hindistan’dan Amerika’ya gelmek için yaptığı vize başvurusunda aldığını belirtiyor. Geldikten sonra da üç sene boyunca işsiz gezdiğini söyleyen Desai, o süre zarfı boyunca iş başvurularının reddedilmesi konusunda da oldukça deneyim kazanmış.
Pek çoğumuz reddedilme korkusu ile bir şeyler yapmaya çekiniyoruz
Desai’ye göre sürekli Hayır cevabını alma avantajları var. Bunlardan en önemlisinin bir süre sonra ‘Hayır’ kelimesini duymanın insanı hiç rahatsız etmemesi olduğunu düşünüyor. Bu da ısrarcı olmayı çok kolay hale getiriyor. Desai, 2003’te Hayır cevabı aldığı bir firmada bir yılı aşan ısrarları sonucunda 2004 yılında çalışmaya başladığını paylaşıyor. ‘‘Pek çoğumuz reddedilme korkusu ile bir şeyler yapmaya çekiniyoruz’’ diyor Desai. ‘‘Her zaman deneyip başarısız olabilirsiniz, ancak hiçbir zaman denemekte başarısız olmamalısınız’’. İşte Desai’nin reddedilme ile başa çıkmak için 9 tavsiyesi: 1- Her zaman, denemeye devam etmelisiniz. Bir sonraki yatırımcı, işveren, tarih vs. Yanlış yapıyor olabilirsiniz, ancak hiç harekete geçmemişseniz kesinlikle yanlış yapıyorsunuzdur. 2- ‘Hayır’ cevabını asla kabul etmeyin. Sizi yolunuzdan çevirebilecek yalnızca sizsiniz. 3- Hatanın sadece sizden kaynaklanmadığını farkedin. Biraz at gözlüğü takıp hedefinize odaklanın. 4- Genellikle sadece bir ‘Evet’ size yeteceğinden, onu bulana kadar devam edin çünkü bu sadece zaman meselesidir. 5- İnsanlar her zaman çok meşgul olacaklar ve siz onların önceliği olmayacaksınız. 6- Kıymetli olan hiç birşey kolay değildir, eğer bir şey çok kolaysa sınırları yeteri kadar zorlamıyorsunuz demektir. Kolay bir şeyden elde edeceğiniz kazanç kısa ömürlü olacaktır. 7- İyi bir geribildirim mekanizması kurarak aldığınız her ‘Hayır’ cevabından sonra çözümünüzü geliştirin. 8- İyimser olun. Hiç birşey değilse bile bir ‘Hayır’ sizin karşı tarafın göremediği bir şeyi gördüğünüzün bir göstergesidir. 9- Tek reddedilenin siz olmadığını bilin. Michael Jordan, Walt Disney ve J.K. Rowling gibi arkadaşlarınız olduğunu unutmayın.

Bill Gates 6 ayda servetine 6 milyar dolar ekledi

2
Forbes’a göre Bill Gates’in toplam serveti 82 milyar doları bularak onu en zenginler listesinde ikinci sırada tutmaya devam ediyor. Öte yandan Bloomberg’e göre Gates, şu an 86.5 milyar dolar ile birinci sırada. Kesin rakamların konuşulamamasının sebebi ise Gates’in parasını büyük bir gizlilikle yöneten ve yine Gates’in sahip olduğu yatırım şirketi Cascade Investment’in başında bulunan Michael Larson. Cascade Investment özel bir şirket olduğu için kazançlarını raporlamak zorunda değil, dolayısıyla tam olarak takip edilemiyor. Ancak takip edilebilen yatırımlarına bakıldığında Gates’in son altı ayda en az altı milyar dolar daha kazandığı görülebiliyor. Forbes ve Bloomberg’in milyar dolarlar oynayan tahminlerinin ortak buluştuğu nokta Gates’in inanılmaz derecede zengin olduğu. Ancak ilginç olan, Gates’in serveti Microsoft’tan gelmiyor. Halka açıldığı 1986 yılında Microsoft’un yüzde 45’ini elinde bulunduran Gates, 1994 yılından itibaren tam 40 milyar dolarlık hisse sattı. Günümüzde kazancı Cascade şirketinden geliyor. Tam yatırımlarının listesi bilinmese de Cascade’in içinde Kanada Demiryolları’nın da bulunduğu pek çok önemli şirketin ortağı olduğu yapılan halka açık bildirimlerden biliniyor. Cascade ek olarak San Francisco’daki Ritz-Carlton oteli ve lüks oteller zinciri Four Seasons’ın da aralarında bulunduğu pek çok emlak yatırımı var. Görüldüğü üzere yatırımları çok dağınık alanlarda bulunuyor ve Gates tüm bunları Cascade üzerinden yönetiyor. Gates, eğer sahibi olduğu yüzde 45 Microsoft hissesini satmamış olsaydı bugünkü hisse değeri üzerinden 173 milyar $ ile gelmiş geçmiş en zengin insan olabilirdi. BusinessInsider orijinal İngilizce haberinden derlenmiştir.

Röportaj: Boğaç Göncü – Sahibinden.com

3
Sahibinden.com hızlı büyüme trendi ile aylık 28 milyonu aşan ziyaretçisi ile Türkiye’nin önemli pazar alanlarından bir tanesi. Sahibinden.com Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdürü Yardımcısı Boğaç Göncü ile konuştuk.

Epson’dan yeni ürünler

2
Türkiye Pazarı’na verdiği önem ve Ar-Ge yatırımlarıyla dikkat çeken teknoloji devi Epson pazarda daha önce yer almadığı bir segmente beş farklı modeliyle giriş yapıyor. Epson LabelWorks serisi yazıcılarla pek çok özellikli etiket ihtiyacı karşılanabiliyor. İhtiyaca özel çözümler ve ilkler yine Epson’dan Epson’un yeni LabelWorks serisi etiket yazıcıları; standart, pastel, floresan, metalik, mat, transparan gibi çeşitli renk ve tarzlarda ve yansımalı, güçlü yapışkanlı, kablo sarmalı, ısıya dayanıklı, karanlıkta görünür, tekstil ürünlerine transfer gibi çeşitli pek çok tipte 36 mm genişliğe kadar etiket çözümü sunuluyor. Suya, çizilmeye, kimyasallara ve ısıya karşı dayanıklı olan etiketler, en büyük uzunluk ve en dar marjı sağlayarak daha verimli kullanıma olanak sağlıyor. Türkiye etiket yazıcısı pazarında cihaz beraberinde verilen en uzun etiketi sağlayan Epson yazıcılar, cihazın maliyetini daha da avantajlı kılıyor. Birçok ofis, şirket ve kurumun özel ihtiyaçlarına yönelik sunulan yeni Epson LabelWorks serisi, LW-400, LW400-VP, LW-600P, LW-700 ve LW-900P olmak üzere beş modelden oluşuyor. Inkjet teknolojisine yatırım yapıyor ve kullanıcılara büyük maliyet avantajı sağlıyoruz Epson’un yeni LabelWorks etiket yazıcılarının Türkiye lansmanında sürekli olarak pazarın ihtiyacına yönelik yeni teknolojiler geliştirmek üzere çalıştıklarını vurgulayan Epson Kuzey ve Doğu Akdeniz Pazar Geliştirme Müdürü Renato Vincenti; “Etiket yazıcılarına küresel olarak baktığımızda; endüstriyel alanda 550 milyon dolarlık ve fabrika-ofis-ev kullanıcıları bazında 650 milyon dolarlık bir hacim görüyoruz. Etiket çözümlerine yönelik, Türkiye’de ilk kez pazara sunduğumuz bu serimizin yanı sıra, yakın dönemde lanse ettiğimiz yeni tanklı yazıcı modellerimiz ve WorkForce Pro serisi yazıcılarımızda da, ‘lazere benzer, lazerden daha üstün’ söylemiyle ilerledik. Özellikle ofislere yönelik baskı çözümlerinde Epson olarak inkjet teknolojisine ağırlık veriyoruz. Tüm yeni serilerimizle baskı çözümleri alanında; yüksek hız, kalite ve kalıcılığı, ilk alım ve sayfa başı baskı maliyeti düşünüldüğünde en uygun toplam sahip olma maliyetiyle birleştiriyoruz. Ayrıca lazere oranla yüzde 80-90 aralığında enerji tasarrufu sağlatıyoruz” dedi. Yeni LabelWorks serimizle Türkiye’de iddialıyız Epson’un Japonya’da ilk kez 1992 yılında pazara sunduğu LabelWorks etiket yazıcılarıyla Japonya’da yüzde 60’ın üzerinde pazar payına sahip olduklarını belirten Epson Türkiye Müdürü Sevil Kanat, Türkiye’de de bu yeni ürün gamıyla iddialı olduklarını belirtti. Kanat; “Türkiye özellikle KOBİ’lerin gelişimi ve Türkiye ekonomisindeki yeri dikkate alındığında, yeni LabelWorks serimiz için oldukça önemli bir pazar. Yeni teknolojiler ve kullanıcı dostu ürünler konusunda sürekli yatırım yapan bir şirket olarak bu serimizle de iddialı olacağız” dedi.

Beyaz Fırın sorunlarını Office 365 ile çözdü

1
Beyaz Fırın’ın daha önceki e-posta altyapısında yaşanan problemlerin bazı durumlarda doğrudan verimliliği etkileyecek boyutlara geldiğini söyleyen Beyaz Fırın Yöneticisi Nathalie Suda, şunları söyledi: “Tüm cihazlardan kolayca ulaşılabilen ve cihazlar arasında senkronize olabilen, yüksek güvenliğe ve hizmet sürekliliğine sahip bir e-posta çözümüne ihtiyaç duyuyorduk. Ayrıca e-posta sunucumuzla ilgili bakım, yönetim ve yedekleme gibi süreçlerin getirdiği zahmetten kurtularak asıl işlerimize daha fazla odaklanmak istiyorduk. Office 365 tüm beklentilerimizi karşılayan ideal bir çözüm olarak karşımıza çıktı.” Beyaz Fırın’ın Office 365’i seçmesindeki en önemli sebeplerden birinin özellikle bilgi teknolojileri yatırımlarında yüzde 70’e varan fiyat avantajı sağlaması olduğunu ifade eden Suda, şunları ekledi: “Office 365’in şirkete sağladığı en önemli katkı BT yatırım maliyetlerini azaltarak şirket kârlılığını artırması oldu. Office 365 ile buluta geçmeden önce bünyemizde bulunan Exchange Server yazılımını yapılandırmayı ve internete açmayı planlıyordu. Office 365, bu yatırıma gerek bırakmadı. Ayrıca sistemin devamlılığı için ödenmesi gereken fiber hat kirası, yedekleme hizmetleri ve bakım hizmetleri gibi maliyetlerini de gereksiz hale getirdi. Tüm e-posta sistemini kurgulamak için Office 365’e ayırdığımız bütçe, aynı hizmeti kendi bünyemizde vermek için kiralamamız gereken internet hattı kirasının yarısından bile az oldu ve Beyaz Fırın’a önemli bir maliyet avantajı sağladı.” Çözümün yalnızca şirketteki e-posta altyapısıyla ilgili sıkıntıları gidermekle kalmadığını ifade eden Suda, “Office 365 ile gelen Lync yazılımı sayesinde şube müdürleri arasındaki toplantıları da artık çevrimiçi olarak yapabiliyoruz” dedi. Office 365’in her ölçekte şirketin zamandan ve paradan tasarruf ederek değerli kaynaklarını daha etkin bir şekilde kullanabilmelerine olanak sağladığını söyleyen Microsoft Türkiye Ürün Pazarlama Yöneticisi Berfin Ötümlü ise şunları söyledi: “İçerisinde Microsoft Office, Microsoft SharePoint Online, Microsoft Exchange Online ve Microsoft Lync Online ürünlerini paket halinde sunan Office 365, çalışanların PC, tablet ve akıllı telefonlarından çalışmalarına imkan tanıyor. Değişimi yakalamak isteyen ve dijital dünyada etkili rekabet edebilmek için tüm KOBİ’lere Office 365 ürününü öneriyoruz.”

Alibaba ve Amazon’un küresel e-ticaret savaşı

0
21,8 milyar dolarlık halka açılımıyla Alibaba, Amazon’un ve Ebay’in toplamından daha değerli hale gelerek e-ticaretin yeni lideri oldu. Toptan, perakende, grup satınalma ve ödeme sistemleri alanlarında faaliyet gösteren Alibaba’nın CEO’su Jack Ma’nın uluslararası hedefleri ise sır değil. Peki, Amazon’un Amerika ve Avrupa’daki tahtını sarsan Alibaba ne kadar başarılı olabilir? Amazon Alibaba’nın evinde üstünlük kurabilir mi? Savaş henüz yeni başlasa da, Forbes eldeki verilere bakarak tahminlerde bulunduğu bir analiz yayınlamış. İlk olarak, iki şirketin arasında benzerlikler mevcut. İkisinin de büyük bir kullanıcı kitlesi ve çok çeşitli ürünlerin uygun fiyatlardan satıldığı platformları var. Ancak benzerlikler burada bitiyor. Alibaba doğrudan satıştan ziyade alıcı ve satıcıları buluşturan bir platform olarak öne çıkıyor. Direk olarak satış yapmadığı ve mallarını saklamak için devasa depolara ihtiyacı olmadığı için kâr marjı inanılmaz yüksek: yaklaşık yüzde 40. Geliri ise son çeyrekte 2 milyar $ seviyesindeydi. Amazon.com Fulfillment Center Amazon ise geleneksel perakendeciliğe yakın bir model izliyor. Devasa boyutlarda dağıtım merkezleri var ve kullanıcılarına direk olarak ürünleri kendisi satıyor. Bu model ona müşteri deneyimi ve ilişkilerinde inanılmaz bir üstünlük sağlasa da, çok büyük altyapı yatırımları gerektirmesi ve çok fazla sayıda çalışan istihdam etme gerekliliği kar marjını oldukça düşürüyor. alibaba-com Amazon ve Alibaba’nın e-ticaret platformları kendi marketleri için özel olarak optimize edilmiş durumda. Alibaba Çinli kullanıcıların ihtiyaçlarını tam olarak bilirken, Amazon lojistik ve tedarik zincirinde uzmanlaşmış durumda. Ancak iki devin de pazara özel modellerini birbirlerinin pazarlarına uyarlaması oldukça zor görünüyor. Özellikle Amazon’un Çin’de operasyona başlaması için Çinli müşterileri kendinden çok daha iyi tanıyan bir rakipten pazar payı kapabilecek strateji geliştirmesi dışında milyarlarca dolar altyapı harcaması yapması ve dağıtım kanalları kurması gerekiyor. Alibaba ise Amazon’un güçlü markası ve batı piyasasına özel tedarik zinciri karşısında güçsüz durumda. Peki, ikili dünyayı nasıl etkisi altına alabilir? Özellikle rakip marketler için etkili, yenilikçi stratejiler geliştirmeleri gerekiyor. Alibaba Çin’de e-ticaret penetrasyonu hala yüksek seviyelerde olmadığı için oraya yatırımlarına devam edebilir. Bulut bilişim, dijital ürünler ve lojistik yeteneklerini geliştirmek için satınalmalar da yapacaktır. Amazon ise Çin ve Hindistan’daki marketlere yerel e-ticaret şirketlerini satın alarak girecektir. İkili arasındaki savaş pek çetin geçecek gibi gözükse de, günün sonunda kazanan yine son kullanıcılar olacak.

Bir banka müşterilerini neden kaybeder?

1
Veritabanı sistemleri kuruldu beri en önemli konulardan biri veri tutarlılığıdır. Transaction dediğimiz veritabanı işlemlerinin uyması gereken ACID kurallarından hep dem vurulur; bunlardan C, Consistency yani tutarlılıktır. Peki tutarlılığa dikkat etmezsek ne olabilir? Bunu kendi hayatımda mağduru olduğum bir örnekle anlatayım. Neredeyse on sene önce evimi taşıdım. Ev taşımayla birlikte yapılması gereken abonelik nakli gibi pek çok işlem oldu. Bu tür işlemlerden biri de sahip olduğum kredi kartlarıyla ilgili olarak bankalarda gerekli adres değişikliklerini yapmaktı. O zaman çalışıyor olduğum bir bankaya ait iki kredi kartı için bu adres değişikliği işlemini yaptırdım ve ekstreler yeni adresime gelmeye başladı. Buraya kadar her şey normaldi. İşler birkaç ay sonra karıştı. Bir önceki değil, iki önceki işyerimden aradılar. Kredi kartımın süresi doluyor olduğu için yenisi çıkarılmış ve iki önceki iş adresime götürülüp bir de teslim edilmişti! Büyük bir memnuniyetsizliğin ardından iki kredi kartımı da iptal ettirdim. O bankayla o zamandır bir daha çalışmadım. Olay bu. Şimdi gelin biraz izini sürelim ve veri tutarlılığı sağlamanın niye o kadar kolay olmayabileceğini görelim. Acaba sorun normalizasyon kurallarına uygun olmayan bir tasarım yapılması mıydı? Normalizasyon önemli bir konu, ondan konuşmayı bir başka yazıya bırakalım. Daha doğrudan bir soruyla olaya yaklaşalım: Bir müşterinin birden fazla adresi olabilir mi? Meselenin özü bu soruda. Bir bilgiyi sadece tek bir yerde tutmak ilkesine aykırı bir şey yapılmış olabilir mi? Bir müşterinin farklı ilişkileri için farklı adresler kullanabilmesi mümkün. Mesela fatura adresi ile teslimat adresim farklı olabilir. Ama burada sadece kredi kartı sözkonusu. Düşünelim: Müşteri olarak kredi kartımın ekstresinin gönderileceği adresle yenisi basıldığında yenisinin gönderileceği adresi farklı belirtmek isteyebilir miyim? Böyle bir olasılık var. Mesela çok hovarda birisiyim belki; harcamalarımın evden görülmesini istemediğimden ekstreyi iş yerine istiyorum. Ama yeni kart gönderiminin de ev adresine yapılmasını istiyorum. Bu durumda veritabanında kredi kartına ilişkin aynı müşterinin birden fazla adresini bulundurmak ve birini bir iş için diğerini başka bir iş için aktif olarak tutmak yanlış bir yaklaşım değil. O zaman bir tasarım hatası yok mu? Var ama veritabanında değil. Yazılımda adres değişikliği yaptığım yerde birden fazla adresim olduğu belirtilmeli, sadece bu adresimi mi değiştirmek istediğim yoksa diğer adreslerimi de mi elden geçirmek istediğim sorulmalıydı. Demek ki veri tutarlılığını sağlamak yalnızca veritabanında kurallara uymakla mümkün olmayabiliyor. Müşteri ile etkileşim kurulan ve veriyi oluşturan ya da değiştiren tüm süreçlerin de veri tutarlılığını düşünerek ele alınması gerekiyor. Tabii bir de işin süreç yönü var. Diyelim diğer tüm hatalar oldu: Kredi kartını teslim etmekle sorumlu olan kişi, kartı sahibi yerine kim olduğunu bilmediği başka birilerine nasıl bırakır? Gördüğünüz gibi veri yönetimi, sadece veritabanında olup biten bir şey değil. Verinin yaşam döngüsünün bütününün göz önünde bulundurulması ve tasarımların buna göre yapılması gerekiyor.

Estap 25. Yılını Kutladı

0
Kurulduğu yıldan bu yana istikrarlı bir şekilde bu büyümeye devam eden ve şu an yüzde 60 pazar payına sahip olan Estap, 25. yaşını kutladığı bir gece düzenleyerek tüm iş ortaklarını ve basını bir araya topladı. 25 yıl boyunca çalışanları, taşeronları ve tedarikçileri ile birlikte 1000’e yakın insanın direkt ya da dolaylı olarak Estap A.Ş standartları, vizyonu ve misyonu ile üretime katkıda bulunduğunu dile getiren Estap Genel Müdürü Murat Eti sözlerine şu şekilde devam etti: “Bu mutlu günleri yaşıyor olmamıza sağladığınız katkılarınız için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Teknoloji ve kalite açısından sektörde lider bir kuruluş olarak herzaman hedefimiz; müşterilerimize en yüksek faydayı sağlayacak ürün ve hizmetleri en iyi çözüm ortağı olarak sunmak ve müşteri memnuniyetini en üst düzeyde sağlamaktır. 25. yılımızı kutladığımız bu özel günde, sektöre sağlayacağı faydalardan son derece emin olduğum yeni ürün ailemizi de sizlere tanıtıyor olmaktan ayrıca büyük gurur duyuyorum. Birlik-beraberlik içerisinde başarılarla dolu nice 25. yıl dönümlerini kutlamayı temenni ediyorum.

Murat EtiEstap Genel Müdürü Murat Eti

Legrand Grup Türkiye Ülke Direktörü Jean Luc Lubin gecede yaptığı konuşmasında şu sözleri aktardı: “Asya ülkelerinde ve Türkiye’deki rakiplerimizi ve de içinde bulunduğumuz pazarın gelişmekte olan bir pazar olduğunu düşünerek, maliyetlerimizi optimize ediyor ve rekabet avantajlarımızı güçlendiriyoruz. Hedefimiz önümüzdeki 5 yıl içerisinde satışlarımızı iki katına çıkarmak. İnanıyorum ki siz değerli iş ortaklarımızın da desteği ve fiyatlandırma politikamızdaki yeni konumumuzla bu hedefimize kolaylıkla ulaşacağız. Bu özel gecede bizleri yalnız bırakmadığınız için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Daha nice güzel 25. yılları hep birlikte kutlamayı diliyorum.” Üretiminin büyük bir bölümünü 65 ülkeden fazla ülkeye ülkeye ihraç eden Estap A.Ş, 2013 yılı Türkiye ilk 500 Bilişim Şirketi listesinde satış gelirlerine göre 90. sırada, Türkiye merkezli üretici listesinde 104 şirket arasından 12. sırada, üretici-donanım 60 şirket arasından 7. sırada olup, Legrand Grup sinerjisi sayesinde ihracatını ve Türkiye’deki istihdamını arttırarak faaliyetlerine devam etmektedir.

Huawei nesnelerin internetine yatırım yapıyor

0
Huawei endüstriyel nesnelerin interneti alanında fırsat görmüş olacak ki, Cambridge, İngiltere çıkışlı alıcı ağları uzmanı bir firma olan Neul’u satın aldı. Neul sadece çok küçük veriler gönderen alıcı üzerine çalışıyor ve sonuç olarak köprüleri, hırsız alarmlarını veya köpek tasmalarını bile internete bağlayabiliyor. Bu tarz küçük alıcılar mobil endüstrinin eskiden yoğunlaştığı M2M bağlantılarından oldukça farklı bir altyapıya gereksinim duyuyor. Huawei satınalma konusunda rakam vermedi, ancak İngiltere’den Business Daily’nin haberine göre satınalma 25 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ek olarak Çinli teknoloji devinin Cambridge bölgesinde makineler arası iletişim firmalarına yatırım yapmaya devam edeceği konuşuluyor. Huawei’nin yaptığı resmi açıklamada da nesnelerin interneti alanında büyük bir fırsat olduğu, ve Huawei’nin bu alanın geleceğine olan inancının tam olduğu dile getiriliyor. Daha önce farklı haberlerimizde defalarca dile getirdiğimiz Nesnelerin İnterneti kavramı Türkiye’deki girişimciler ve firmalar için de önemli bir fırsat sunuyor zira bu yeni kavramın treni henüz istasyonu terketmiş değil. Bizden söylemesi.

Mobil geniş bant abone sayısı yüzde 21 artacak

1
Nokia Networks; gelecekteki zorluklar ve fırsatlar için hazır olduğunu vurgulamak üzere 2014 yılı Müşteri Kazanma ve Elde Tutma Raporu’nun önemli bulgularını paylaştı.  Ayrıca; mobil geniş bant veri trafiğindeki artışı yönetmek için en ileri çözümleri ve hizmetlerini tanıttı. Abonelerin uygulamalara yönelik ilgisi bugüne kadar görülen en yüksek seviyelere çıktı. Nokia‘nın 2014 yılı Müşteri Kazanma ve Elde Tutma Araştırma Raporu’na göre, gelişmiş ülkelerdeki yoğun/aktif kullanıcıların oranı, 2013’e göre yüzde 8’lik bir artışla yüzde 75’e ulaştı. Bu kullanıcılar mobil cihazlarını web tarama, görüntülü görüşme, finansal işlemler ve dosya yüklemek/indirmek için düzenli olarak kullanıyorlar. Rapor bulgularına göre; müşteri sadakati daha yüksek olan mobil operatörler ağ performansı, hizmet kalitesi ve müşteri ilişkileri açılarından rakiplerine göre daha iyi performans gösteriyorlar. Aynı zamanda, bulgular tüm dünyadaki kullanıcıların yüzde 40’ının gelecek 12 ay içinde operatörlerini değiştirmeyi düşündüğünün altını çiziyor. Bu durum operatörler için ciddi endişe yaratıyor. Bu senaryo dikkate alındığında, akıllı telefon merkezli dünyamızda müşteri sadakatinin anahtarını ses ve veri kalitesi elinde tutuyor. Maliyet ve faturalama da abone hareketlerine etki eden önemli etkenler. Küresel ortalamaya kıyasla, gelişmiş ülkelerde müşteri ilişkileri performansının, abonenin elde tutulması üzerindeki etkisi çok büyük. Bu eğilimleri dikkate alarak kablosuz veri trafiğindeki muazzam artışı yönetmek ve müşteri sadakatini korumak üzere operatörlere yardımcı olan çözümleri ve hizmetleri göstermek için Nokia Networks, İnovasyon Günleri etkinliğini organize etti. 2020 yılı itibariyle, mobil geniş bant ağlarının günlük olarak kişi başına 1 gigabaytlık kişiselleştirilmiş veriyi sağlayabilmesi gerekmektedir. Nokia Networks bu hedefe ulaşmak üzere operatörlere sağladığı imkanları ve bu konudaki çalışmalarını etkinlikte vurguladı. Toplantıda konuşan Nokia Networks Türkiye Ülke Direktörü Murat Kırçuval; “2014-2018 yılları arasında Türkiye’nin mobil geniş bant abone sayısının yüzde 21 oranında artması beklenmektedir. Mobil geniş bantta inovasyonlarımız, müşteri deneyimi yönetimimiz ve küresel hizmetlerimizle, Nokia Networks kablosuz ağlarda yaklaşmakta olan büyük veri artışı ile başa çıkmak konusunda ülkemizin operatörlerine yardımcı olmak için her açıdan hazırdır” dedi.

Instagram’da uyuşturucu ticareti korkutuyor

0
Şaşırtıcı ancak Instagram uyuşturucu ticaretinde adeta altın çağı başlatmış gibi görünüyor. Binlerce hesap üzerinden popüler sosyal ağ üzerinden esrar, ekstazi ve benzeri pek çok yasadışı uyuşturucu satılıyor. Üstelik bu hesaplar 200 milyonluk kullanıcı grubunun oldukça rahat ulaşabileceği şekilde, minimum güvenlik ile satılıyor. Örnek olarak ‘#xanax’ anahtar kelimesini arattığınızda karşınıza yüzbinlerce resim çıkıyor. Aralarında sadece kullananların çektiği resimler olsa da satış yapan hesapları da görmek mümkün. Takip edilemeyen Bitcoin’in de yardımıyla insanlar kolayca sipariş verebiliyor ve siparişler normal kargo ile gönderiliyor. Hatta ertesi gün teslim garantili kargo hizmeti bile var. Yani siparişler elbette Instagram üzerinden yürümüyor, ancak popüler sosyal ağın sunduğu kolay kullanıcı arayüzünden yararlanılarak bu yasadışı aktivitenin oldukça kolaylaştırıldığı bir gerçek. Instagram’ın sahibi olan Facebook ise konuyla alakalı tatmin edici olmaktan çok uzak açıklama yapıyor. Facebook’a göre uygun olmayan paylaşımlar yapılıp şikayet alındığında hesaplar incelenerek kapatılabiliyor. Ancak platform üzerinden ödeme işlemi yapılmıyor ve dolayısıyla yasaya aykırı ürünlerin reklamını yaparken dikkatli olması gereken kullanıcıların kendisi. Zaten Facebook’un da bu sene başında benzer bir vakadan dolayı başı ağrımış, Facebook üzerinden silah alıp satımının ne kadar kolay olduğu basına yansımıştı. Ancak bu tip satışlar takip edilemez platformlar üzerinde yapıldığı için şimdilik kesin çözüm bulunamıyor. Kim bilir belki de görüntü algılama teknolojileri ve yapay zeka uygulamaları kullanılarak bu tehlikenin önüne geçebilecek bir teknoloji girişimi sosyal ağ devlerinin ilgisini çekebilir.

Kurumsal web sitelerinde eksik olan beş bilgi

1
1 – İletişim Bilgisi Bir şirket web sitesinde bulunması gereken nedir denildiğinde ilk akla gelen öğelerden biri iletişim bilgisidir. Ancak günümüzde şaşırtıcı sayıda çok web sitesi bu bilgileri barındırmıyor. Sitenizin belli bir sayfasında veya her sayfada olacak şekilde alt/üst kısımlarına iletişim bilgilerinizi yazmak, müşterilerinizin gerektiğinde size ulaşmalarını kolaylaştıracaktır. Ekran Resmi 2014-09-23 16.32.31 2- Eski müşterilerinizin hakkınızdaki iltifatları Şaşırtıcı bulabilirsiniz, ancak eski müşterilerinizin hakkınızda söylediği sözleri web sitenizde sergilemek oldukça faydalı olacaktır. Bu müşterilerin söylediği sözler potansiyel müşteriler için ürün ve servislerinizin güvenilirliğinin elle tutulur bir kanıtı olacaktır. Tüm müşteri geri bildirimlerine sitenizde tek bir sayfa ayırmak yerine sitenizin çeşitli yerlerine birer birer dağıtmalısınız. Ek olarak, tanınmayan bir müşterinin sözlerinin bilinir bir müşterinin sözlerinden çok daha az etkili olacağını bilmelisiniz. 3- Sosyal medya entegrasyonu Günümüzde sosyal medyanın büyüklüğü aşikar. Çok sayıda müşteriye az kaynak kullanarak ulaşmanızı ve onlarla iletişime geçmenizi sağlayan sosyal medya eklentilerine önem vermelisiniz. En azından sosyal medyadaki sayfalarınızın linkleri görülebilecek bir yerde bulunmalıdır. Sitenizde sunduğunuz içeriğin kolayca paylaşılabilir olması da bir artıdır. Ek olarak, pek çok sosyal medya sitesi içeriğinizi kaç kişinin görüntülediğini veya beğendiğini gösteren eklentiler sunmaktadır, bunları da dahil etmeniz bir üstteki maddede bahsi geçen müşteri övgüler ile benzer bir etki yapacaktır. Ekran Resmi 2014-09-23 16.35.45 4-  Hakkımızda Sayfası Hakkımızda kısmı bir web sitesinde en çok ziyaret edilen kısımdır. Ürün ve servislerinizin, şirket kültürünüzün insanlara yansıması bu sayfada olacağından önemli ölçüde özen gösterilmesi gerekmektedir. Şirketinizin üst düzey yöneticilerini veya çalışanlarınızın tümünü de bu kısımda sergileyebilirsiniz.  5- Eylem linkleri / Eylem çağrısı çağrısı (Call to Actions) Şirketinizin en önemli kısmı olan aksiyon çağrıları, sitenizi gezen, ürünlerinizi ve hizmetlerinizi beğenen potansiyel bir müşteriyi müşteriniz haline getirirler. Butonlar, formlar veya bannerlar şeklinde bulunabilirler. Örnek olarak bir otomobil tamircisinin web sitesinde ‘yağ değişimine mi ihtiyacınız var? Buraya tıklayın’ yazısı daha sonra ulaşmak üzere insanların bilgilerinin toplandığı bir sayfaya yönlendirebilir. TechInside-Dergi-Sayi-001-15-Eylul-2014-sutun

Röportaj: Burak Aydın – Intel Türkiye

0
Nesnelerin İnterneti bilişim dünyasının yeni kutsanmış kelimelerinden bir tanesi. Ama bu kelime her 10 yılda bir ortaya çıkıp bir sonraki 10 yılı şekilendiren önemli kavramlardan birisi olacak. Intel için bu kavramın önemini Intel Türkiye Genel Müdürü Burak Aydın’a sorduk.