“Kliksa Türkiye’nin Amazon’u olacak”

1
2012 yılının Mart ayında kurulan Kliksa, koyduğu tüm hedeflerde, ömrü yaklaşık bir asra yaklaşan Sabancı Topluluğu’nun yaklaşımlarını ve bakış açısını göz önüne alarak hareket eden genç ve dinamik bir şirket. Şirketin 2015 hedeflerini genel müdür Nevgül Bilsel Safkan ile değerlendirdik.

Bilgisayar çipleri daha verimli olacak

0
MIT_Concurrent_QueuesHer bilgisayar mühendisinin iyi bildiği gibi bilgisayarın hafızasındaki verileri organize etmenin birden fazla yolu vardır. Her veri yapısının kendine has artıları vardı. Bazıları daha çabuk yanıt verir, bazıları aramalarda daha etkilidir ya da ekleme ve silmelerde daha efektif olurlar. Günümüz donanım üreticileri ise bilgisayar çiplerini daha çok çekirdek ile üreterek onları daha hızlı hale getirmek istiyor. Bazı veri yapıları, çok çekirdekli çipler ile daha yüksek verim sağlarken, bazıları da tam tersi etkiyi yaratabiliyor. İşlemleri daha hızlandırmak için çekirdek sayısını ikiye katlamak yeterliyken, öncelik sırası olarak anılan standart veri yapılarını kullanan algoritmalar sekiz çekirdeğe kadar daha verimli olma kuralına uymaktalar. Ancak iş çekirdek sayısını yükselttiğinizde değişiyor. Massachusetts Institute of Technology’deki (MIT) Computer Science and Artificial Intelligence Laboratory‘ının yeni çalışması sayesinde öncelik sıraları artık çekirdek sayısı ile entegre olarak çalışacak ve işlem görebilecek. Bu süreç sayısı 80’e kadar çıkabilecek çekirdek için geçerli olacak. Veri yapılarındaki öncelik sıralaması, işlem esnasında veri parçalarını saklandıkları tarihe göre sıralıyor. Sıranın önünde olan veriler daha çabuk ulaşılabilir oluyor.  Öncelik sıralamalası standart algoritmaların, ağlar ve simülasyon esnasında ulaşılacak veriyi en kısa sürede bulmak için merkezi olarak görülür. Modern çok çekirdekli sistemlerde ise birden fazla çekirdek aynı anda aynı işi görmeye çalıştığında ise performans düşüşü yaşanır. Bilgisayar teknolojileri ve mühendisliği profesörlerinden Nir Shavit‘in öğrencilerinden Jerry Li ve Microsoft Research’den Dan Alistarh, her bir çekirdeğin sıradaki veriye ulaşması esnasında yaşanan yavaşlamayı ortadan kaldırmak istiyor. Eğer sıranın başındaki veri parçaları paralel olarak hareket ederse, her bir çekirdek aynen işlemesi gerektiği gibi çalışacak. Yine de çekirdek veri parçacığının nereye atandığını bilmek zorunda olacak ve bu da oldukça sıkıntılı bir sürece dönüşecek. Zira belli sıradaki parçaların arasına yeni bir ekleme yapmak istediğinizde bu baştan sona sürecin yenilenmesi anlamına geliyor. MIT’nin araştırmacıları bu süreci atlatmak için başka veri yapılarını tekrardan yeni görevler ile atayacak ve bunlar atlama (geçiş) listesi adını alacak. Atlama listesi, sıradaki veri listesinin en üstündeki parça ile iletişim halinde olacak. Böylece anlık atlamalar ile veriler arası hızlı gezinti ve geçiş mümkün hale gelecek.

Vodafone, İTÜ’de ders konusu oldu

0
Vodafone_ITUÜniversite-sanayi işbirliğini öncelikli hedefleri arasında konumlayan Vodafone Türkiye, iş dünyasında örnek gösterilen uygulamalarıyla derslerde yer almaya devam ediyor. 2009 yılında başlattığı ve başarıyla tamamladığı Stratejik Dönüşüm Programı ile dünyanın en prestijli işletme okullarından London Business School’un İşletme Yüksek Lisansı (MBA) müfredatında yer alan Vodafone Türkiye, şimdi de İstanbul Teknik Üniversitesi’nde (İTÜ) 1998’den bu yana sürdürülen “İTÜ Executive MBA” programı kapsamında “vaka incelemesi” olarak okutulmaya başlandı. Tüm dünyada “Türk başarı reçetesi” olarak gösterilen Vodafone Türkiye Stratejik Dönüşüm Programı, Doç. Dr. Mehmet Erçek tarafından verilen “Stratejik Yönetim” (Strategic Management) dersinde örnek vaka olarak inceleniyor. Vodafone örnek vakasının incelendiği ilk ders, Vodafone Türkiye CEO’su Gökhan Öğüt, İTÜ İşletme Fakültesi Dekanı Fethi Çalışır ve İTÜ Sosyal Bilimler Enstitü Müdürü Şebnem Burnaz’ın katılımıyla İTÜ İşletme Fakültesi’nde gerçekleştirildi. 40’ı aşkın öğrenci katılıyor Doç. Dr. Mehmet Erçek tarafından verilen ve çeşitli yönetim pozisyonlarındaki 40’ı aşkın yüksek lisans öğrencisinin aldığı “Stratejik Yönetim” dersinde, Vodafone Türkiye Stratejik Dönüşüm Programı kapsamında belirlenen vakalar, stratejik durum analizi yapabilme, durum analizlerine göre stratejik öncelik belirleyebilme ve pazara girişte satın alma kararı verme açılarından tartışılacak. Önceden belirlenen öğrenci gruplarına özellikle stratejik durum analizi ve stratejik öncelik belirleme konularında ödevler verilecek. Ödevlerin başarıyla tamamlanması, dersin geçme koşulları arasında yer alacak. Dijital dönüşüm de ders konusu olmuştu Vodafone Türkiye, daha önce de Kasım 2013’te başlattığı dijital dönüşüm programıyla Boğaziçi Üniversitesi’nin “AD 440: Digital Marketing” (Dijital Pazarlama) ders programına entegre olmuştu. Bu kapsamda, şirketin özellikle dijital pazarlama alanında hayata geçirdiği proje ve uygulamalar Vodafone Red Academy eğitmenlerinin desteğiyle öğrencilere tanıtılmış ve İşletme Bölümü’nden 48 dördüncü sınıf öğrencisi 12 gruba ayrılarak “Vodafone Red”, “Vodafone FreeZone” ve “Vodafone Arena” markalarına yönelik gerçek vakalar üzerinde çalışmıştı.

2015’in yatırım yapılacak en başarılı 15 girişimi

0
etohum_2015_e15Türkiye’deki internet şirketlerinin sayısını artırmak, girişimcileri desteklemek, internet ekosisteminin yaratılması ve gelişmesi için çalışan Etohum, 31 Ocak Cumartesi günü İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maslak Kampüsü’ndeki Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde  gerçekleştirdiği Etohum Girişimcilik Zirvesi’nde 2015’in en başarılı 15 girişimini açıkladı. 26-28 Şubat tarihinde Antalya’da gerçekleştirilecek 7. Startup Turkey organizasyonuna katılma hakkı kazanan girişimciler, bu aşamadan sonra bir dizi mentorluk ve eğitim sürecini tamamlayacak, yatırımcılarla yüz yüze görüşmeler yaparak girişimlerini büyütmeye çalışacaklar. Seçilen 15 girişim ve faaliyet alanları şu şekilde sıralanıyor; LastOda: Burak Balkaya ve Selen Balkaya tarafından kurulan LastOda telefonunuz ya da tabletiniz üzerinden yüksek standartlı ve uygun bütçeli son dakika konaklama fırsatları sunan bir mobil uygulama. Oteller LastOda sisteminde henüz dolduramadıkları odalar için uygun fiyatlı teklifler yayınlayarak boş oda maliyetlerini azaltabiliyor, doluluk oranlarını ve kârlılıklarını artırarak yeni bir misafir kitlesine görünür hale gelebiliyor. MINIQ: Metin Taşçı tarafından kurulan MINIQ, kreş ve etüd merkezleri için özel olarak geliştirilen bir yönetim ve takip sistemi. Web tabanlı çalışan MINIQ, kurumların öğrenci ödeme takibi gibi tüm iş akış süreçlerini gerçek zamanlı olarak ve kolayca yönetmelerini sağlıyor. ÖDE.AL: Fevzi Güngör ve Ali Can Baykal tarafından kurulan ÖDE.AL, KOBİ’ler için yalnızca mobil telefon ya da tablet üzerinden başka bir cihaza ihtiyaç duymadan kredi kartı ile ödeme kabul edebildikleri, CRM ve raporlama modülüyle talepler yaratıp satışlarını arttırabildikleri bir platform. ÖDE.AL, satıcı ve müşteriyi bir araya getirirken ödemelerde ve satış sonrasında da taraflara katma değer kazandırmayı amaçlıyor. Bi’kutu Mutluluk: Merdol Başer, Ayşe Şimşekci ve Aslıcan Aydın tarafından kurulan girişim, özenle seçilmiş ve kullanıcı için tasarlanmış mutlu ürünlerin, tasarımıyla kişileri gülümsetecek mutlu kutusu içerisinde toplanıp kullanıcıya gönderilmesi üzerine hizmet veriyor. Bi’kutu Mutluluk kutularından, Bi’kutu Mutluluk tasarım ürünleri, özel olarak tasarlanmış partner marka ürünleri ve tasarım grafik ürünleri çıkıyor. Cubic.fm: Boğaziçi Üniversitesi mezunları Erdem Gelal, Onur Yavuz, Özgür Akçalı ve Barış Can Aktepe tarafından kurulan Cubic.fm, farklı müzik servislerini tek noktada birleştirerek dijital müzikteki parçalanmış yapıyı ortadan kaldıran bir müzik platformu olma amacıyla yoluna devam ediyor. Cepyol: Egemen Sekeralp, Ali Güldür ve Mert Pozcu tarafından kurulan Cepyol; otel, uçak, araç kiralama, otobüs biletleri ve İDO biletlerinin cep telefonundan satış sistemi. Richiepic: Bilkent Üniversitesi öğrencileri Tunç Tuğcu, Eren Kırımlı ve Melih Ekmekçi tarafından kurulan Richiepic, şu ana kadar oluşturulmuş aplikasyonlara yenilikçi bir bakış açısı getirerek, fotoğraf yarışmaları anlayışına farklı bir boyut kazandırmayı amaçlıyor. İşte Manikür: Müge Meydan tarafından kurulan İşte Manikür, iş kadınlarına zaman kazandırmak için şirketlerle anlaşarak “manikür servisini” iş yerlerine götüren online randevu sistemidir. Chall: Oğuz Aslan, Mertcan Savaşçı ve Burak Boysan tarafından kurulan Chall, kullanıcıların takipçilerine, bağlı bulundukları gruplara ya da tek bir kişiye meydan okuyabildiği global bir meydan okuma ağı. Mobil bir uygulama olan Chall kullanıcılarına yeni bir meydan okuma şansı verdiği gibi, mevcut olan meydan okumalara da cevap vermelerine izin veriyor. Sensmarine: Tufan Özdoğan tarafından kurulan Sensmarine bir Tekne Takip sistemi. Kişiler teknelerini internet üzerinden izleyebiliyor, ayrıca teknelerinin bulunduğu lokasyonu, izlediği rotayı, teknenin hızını, yakıt tüketimini uzaktan takip edebiliyor. Buradan Oraya: Cambridge mezunu Mark Zealey’in 2009 yılında İstanbul’a taşınması sonrası kurduğu Burada Oraya, Türkiye’nin ilk halk ulaşım ve yolculuk bilgilendirme sistemi olma niteliği taşıyor. Şu an Türkiye’nin 6 farklı şehrinde ayda 100 binden fazla kullanıcı sistemi kullanıyor. Buradan Oraya ile farklı ulaşım şekillerini dahil eden yolculuk planlama ve zaman hesaplama yapılabiliyor. Pandora: Kemal Akçalı ve Caner Soyer tarafından kurulan Pandora, inşaat ve mimarlık sektörleri için özelleştirilmiş bir artırılmış gerçeklik uygulaması. Bir mimari makette bulunan özelliklerin yanı sıra animasyonlar ile zenginleştirilmiş görselliğe sahip olup, daha etkileyici bir kullanıcı deneyimi, taşınabilirlik ve pazarlama kabiliyeti sunuyor. Rent’n Connect: Özgür Gen ve Deniz Aydemir tarafından kurulan Rent‘n Connect, düşük maliyetli ve esnek, 3G’li mobil cihaz kiralama servisidir. Rent‘n Connect, pahalı dolaşım ücretlerinden kaçınmak ve Türkiye’deyken hızlı, güvenilir ve uygun ücretli mobil internet erişimine ihtiyaç duyan turistlere hizmet veriyor. Chain: Kemal Apaydın tarafından kurulan Chain, seminer, konferans ve fuar gibi etkinliklerde çevrenizde bulunan profesyonellerle daha kolay tanışabilmenizi sağlayan bir mobil uygulama. Positive Energy: Soner Hacihaliloglu, Fatih Kılıç ve Cem Aybars tarafından kurulan Positive Energy; bir enerji tüketimi analizi, tahmin ve raporlama portalı. Bu portalda ticari zincirler, enerji giderlerini otomasyon cihaz markası bağımsız olarak ihtiyaçları doğrultusunda gerçek zamanlı olarak takip edebilecek, analizini yapacak ve ileriye dönük enerji tüketim tahminlerini yöneterek bu tüketimlerini raporlayabilecekler.

Kendi kendine giden otomobiller ve Türkiye

2
Volvo_otonomBoston Consulting Group (BCG) tarafından yapılan bir araştırma, otonom sürüş olarak tanımlanan ve teknolojinin yardımıyla, şoför müdahalesine gerek bırakmaksızın kendi kendine gidebilen araçların geleceğini yansıtıyor. Araştırmaya göre 2035 önemli bir tarih. Çünkü bu tarihte satılan her 10 otomobilden 1’i bu yeteneğe sahip olacak. BCG’nin araştırmasında dikkat çeken bir başka nokta ise tüketicilerin ödeyeceği fark. ABD’deki her 5 kullanıcıdan biri, otomobilinin bu özelliğe sahip olması için 5 bin dolar daha fazla ödeyebileceğini açıklamış. Her ne kadar Audi, BMW, GM, Mercedes, Volvo ve Google’ın otonom sürüşe sahip otomobilleri, ABD’nin izin verilen eyaletlerinde kullanılabiliyor olsa da, üreticilerin seri üretime geçmesi için 2025’i beklemek gerekecek. Araştırmaya katılanların yüzde 55’i, BCG’nin “Önümüzdeki 5 yıl içinde yarı otonom sürüş özelliğine sahip araçları satın almayı düşünüyor musunuz?” sorusuna olumlu yanıt vermiş. Hiçbir şekilde almam diyenler ise yüzde 21’de kalmış. Soru, “Önümüzdeki 10 yıl içinde tam otonom sürüş özelliğine sahip araçları satın alır mısınız?” şeklinde değiştirildiğindeyse yüzde 44’lük bir kesim olumlu bakmış. Ancak almam ya da hiç almam diyenlerin oranıysa yaklaşık yüzde 35’e yükselmiş. Burada, “sürüş keyfi” faktörünün rol oynadığını düşünmek yanlış olmayacak.
Otomobil fiyatları ne kadar değişecek? Bir aracın kendi başına gidebilmesi için çok sayıda sensör, kamera ve GPS sistemiyle donatılması gerekiyor. BCG, bununla ilgili 2014 fiyatlarını baz alan bir değerlendirme de gerçekleştirmiş. Henüz seri üretime geçmemiş teknolojiler içinse tahmini bir aralık belirlemiş. Buna göre, aracın takometre sistemiyle entegre çalışacak bir GPS sisteminin maliyeti araç başına 80 ila 6000 dolar arasında değişecek. “Light Detection and Ranging – Lidar” adı verilen ve aracın tavanına monte edilen şapkaya benzer kamera ise 90 dolarla 8000 dolar arasında değişen maliyetler demek.
Mercedes'in konsept aracı F015, CES Fuarı'nda büyük ilgi toplamıştı.
Mercedes’in konsept aracı F015, CES Fuarı’nda büyük ilgi toplamıştı.
Şu an fiyatı belli olan teknolojilerde ise ultrasonik sensörler 15-20 dolarla en ucuz ek maliyet. Radar sensörleri ise ölçtüğü mesafeye göre 50 – 150 dolar arası fiyatlar demek. Video kamera ise 125 – 200 dolar arasında aracın etiketini etkileyecek. Bu fiyatlar, tüketicilerin “5 bin dolar daha fazla öderim.” bakış açısına uygun görünüyor. Her yeni teknolojide olduğu gibi burada da zaman içinde maliyetlerin daha da düşeceğini söylemek mümkün. BCG’nin öngörüsü, 2035’te 12 milyon kendi başına gidebilen aracın yollarda olacağı yönünde. Bu sayının sadece ABD için değil, tüm dünya için öngörüldüğünü belirtelim. Türkiye ne yapmalı? Otomotiv Sanayicileri Derneği’nin (OSD) raporlarına göre Türkiye’de otomotiv sektöründe 14 üretici bulunuyor. Bunlardan, otonom sürüş yeteneğine nispeten daha az ihtiyaç duyan traktörleri çıkardığımızda 2014’ün tamamında yaklaşık 1 milyon 200 bin kadar araç ürettikleri görülüyor. Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD) verilerine göreyse derneğin 342 üyesi bulunuyor. İhracat rakamları göz kamaştırıcı. 2014’te otomotiv ana sanayii 12,8 milyar, otomotiv yan sanayii ise 9,4 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirmiş. Bu verilerin ışığında sektörün otonom sürüş dünyasında da gücünü koruması için teknoloji sektörüyle işbirliği önemli. 2015 Ocak ayında Las Vegas’ta düzenlenen Consumer Electronic Show (CES) etkinliğinde bu geleceğin neye benzeyeceğine dair somut örnekler karşımızdaydı. Otonom sürüş yeteneklerine sahip otomobiller, gelişmiş multimedya sistemleri, artırılmış güvenlik teknolojileri derken CES bir elektronik fuarından çok otomotiv fuarına dönüşmüştü. Hatta Audi, 900 kilometrelik bir mesafeyi şoför müdahalesi olmadan almayı başarmıştı. ABD’de bazı eyaletlerde, şoför koltuğunda biri oturması şartıyla – acil durumda müdahale edebilmesi için – otonom sürüşe izin veriliyor. Ancak Türkiye’de bugünkü tabloya baktığımızda teknoloji ve otomotiv arasında yeterince etkileşim olduğunu söylemek güç. Ar-Ge elbette yapılıyor ancak bunlar ya sınırlı ölçüde gelişim sağlıyor ya da makine kalıp dışına pek çıkamıyor. Malum, Türkiye’de dönem dönem telaffuz edilen yerli otomobil markamızı üretelim çağrıları mevcut. Günümüz koşullarında yeni bir marka ve model üretme konusunda Türk şirketleri yeterli bilgi birikimine sahip. Ancak iş sadece üretmek değil, diğer ülkelerde de pazarlayabilmek olduğu için, BCG’nin raporu ışığında, otonom sürüşü destekleyen teknolojik girişimlerde bulunmak çok daha mantıklı olacak.

UXIstanbul 2015’e kayıtlar başladı

0
UXIstanbulUXServices, UXIstanbul 2015 etkinliği ile Kullanıcı Deneyimi Tasarımı ve Kullanılabilirlik alanının bankacılık, e-business, girişimcilik, bilgi teknolojileri, telekom sektörlerindeki önemli isimleri İstanbul’da ağırlıyor. Kullanılabilir ekran tasarımlarının nasıl yapıldığı ve en iyi kullanıcı deneyiminin nasıl yaşatılabileceğinin örneklerle anlatılacağı etkinlik, 28 Nisan 2015 tarihinde Esentepe Dedeman Otel’de gerçekleştirilecek. Konferansa iş analistleri, UX ve Usability uzmanları, grafik tasarımcılar, yazılım ve test uzmanları, pazarlama uzmanları gibi farklı iş kollarından 500’ün üzerinde profesyonelin katılması bekleniyor. Teması “Global UX and Usability Best Practices and Techniques” olan UXistanbul’da, Dünya’dan ve Türkiye’den alanında önde gelen isimler sektör profesyonelleriyle buluşacak. Kullanıcı deneyimi tasarımı ve kullanılabilirlik konusunda dünyadaki en iyi uygulamaların mercek altına alınacağı konferansın konuşmacıları arasında Microsoft, Google, Booking.com gibi şirketlerden temsilciler bulunuyor.

SAP, buluttan 28 milyar Euro gelir bekliyor

0
SAPSAP, 2014’ün dördüncü çeyreğinde bulutta güçlü bir büyüme kaydetti. Sektör çapında bulut dönüşümüne öncülük eden SAP, IFRS olmayan bulut abonelikleri ve destek gelirlerinde efektif ve sabit kurlarda yüzde 45 büyüme sağladı ve gelirini 1,1 milyar Euro’ya yükseltti. Şirket ayrıca; peşin yazılan lisans ağırlıklı gelir yapısından, döneme eşit dağılan bulut bazlı gelir yapısına hızlı geçişe rağmen yazılımla ilgili yükek bir servis geliri elde etti. IFRS olmayan yazılım ve yazılımla ilgili servis gelirleri sabit kurlarda yüzde 7 büyüme gösterirken (efektif kurlarda %6 ile 14,87 milyar Euro), sabit kurlarda tüm yıla ilişkin yüzde 6-8’lik büyüme hedefi tutturuldu. IFRS olmayan faaliyet kârı, sabit kurlarda yüzde 3 büyüme göstererek 5,63 milyar Euro’ya (efektif kurlarda yüzde 3 artışla 5,64 milyar Euro’ya) yükseldi. Sabit kurlarda tüm yıla ilişkin 5,6-5,8 milyar Euro’luk gelir hedefi yakalandı. McDermott: “2014-2020 arasında 7 kat büyüyeceğiz” 2014-2020 döneminde 7 kat büyümeyi hedeflediklerini açıklayan SAP CEO’su Bill McDermott, güncel finansal sonuçlara dair şu açıklamayı yaptı: “2014’te müşterilerimizin işlerini dönüştürmelerine yardım etmek hedefiyle yola çıktığımız Run Simple (Sadeleştir) stratejimiz amacına ulaştı. SAP, HANA platformu, dünyadaki en geniş bulut portföyü ve en büyük iş ağı ile güçlü bir büyüme sağladı. SAP, 21’inci yüzyılda şirketler için büyüme formülüne  hayat veriyor: İş ağları üzerinden, gerçek zamanlı platformlarda  basitleşen  süreçleri ile   çalışma. Öngörülebilir iş modelleri yaratmak üzerine faaliyetlerimizi sürdüreceğiz. Bulut hedeflerimizi bir kez daha yükseltiyoruz. 2014 ile 2020 yılları arasında bulutta 7 kat büyümeyi hedefliyoruz.” SAP Türkiye Genel Müdürü Zeynep Keskin ise 2014’te Türkiye’de çift haneli büyüme elde ettiklerine dikkat çekti. Keskin sözlerini şöyle sürdürdü: “Geniş çözüm yelpazemiz ve sunduğumuz yenilikçi teknolojilerle her sektörden müşterilerimizin işlerine değer katmaya ve onların iş süreçlerini sadeleştirmeye devam ediyoruz.” 2015 öngörüleri SAP, 2014 değerlendirmesiyle birlikte 2015 yılına ilişkin finansal öngörülerini de açıkladı. Buluttaki büyüme ivmesine dayanarak SAP 2015 yılında IFRS olmayan bulut abonelikleri ve destek gelirinin sabit kur oranları üzerinden 1,95-2,05 milyar Euro’ya ulaşmasını ve yüzde 86’lık bir büyüme beklediğini açıkladı. Concur ve Fieldglass satın almalarının bu büyümeye yaklaşık 50 puanlık bir katkıda bulunması bekleniyor. 2015 yılı sonunda IFRS olmayan bulut ve yazılım gelirlerinin sabit kurlarda yüzde 8-10 artmasını bekliyor. (2014: 14,33 milyar Euro). IFRS olmayan faaliyet kârının ise 5,6-5,9 milyar Euro aralığında olmasını bekliyor.

BKM’den “Kartlı Hayat Güzeldir” videosu

0
Bugüne kadar banka kartı kullanımının getirileri üzerine çok sayıda tanıtım çalışması hazırlayan BKM, güncel verileri de içeren yeni bir video yayınladı.
Kartların günlük hayat için sağladığı kolaylıkların vurgulandığı videoda çeşitli bilgiler de paylaşılıyor. Buna göre Türkiye genelinde 46 bin ATM ve 2,4 milyon POS cihazı bulunuyor. Toplam kart sayılarına bakıldığında ise 57 milyon kredi kartı ve 106 milyon banka kartı olduğu görülüyor.

IBM akıllı şehir projelerini ödüllendirmeyi sürdürüyor

0
ibm_akilli_sehirSmarter Cities Challenge (Akıllı Şehirler Mücadelesi) programı dahilinde yerel yönetimlere destek veren IBM, sunduğu destek programının süresini uzattı. Program kapsamında 700 IBM uzmanı dünyanın dört bir yanındaki belediyelere gönüllü danışmanlık hizmeti verdi ve vatandaşlar açısından kritik önem taşıyan belediyecilik hizmetlerinin iyileştirilmesi için projeler hazırladı. Dört yıldır devam eden Smarter Cities Challenge (Akıllı Şehirler Mücadelesi) destek programını kazanan 116 belediye, kamu güvenliği, ekonomik kalkınma, gelir, şeffaflık, vatandaşlarla etkileşim, sağlık, ulaşım, sosyal hizmetler ve kamu hizmetleri gibi alanlarda ciddi ilerlemeler kaydetti. Smarter Cities Challenge (Akıllı Şehirler Mücadelesi) destek programına hak kazanan her belediye IBM’den 500 bin dolar değerinde destek aldı. IBM uzmanlarından oluşan altı kişilik ekip, 3 hafta boyunca bu destek programından faydalanmaya hak kazanan bölgede, belediyenin seçtiği kritik alanlarda iyileştirmeler sunmak için mevcut verileri analiz ediyor. Üç hafta içinde ekip üyeleri yerel yönetimden, vatandaşlardan, iş dünyasından ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlardan onlarca kişiyle bir araya gelerek farklı perspektiflerden çözümler üretiyor. Proje sonunda IBM uzmanları, maliyetlerin azaltılması ve verimliliğin artırılması, farklı departmanların süreçlerinin ve hedeflerinin birbirleriyle bağlantılı hale getirilmesi ve vatandaşlara ulaştırılan hizmetlerin iyileştirilmesi için kapsamlı öneriler ve detaylı yazılı planlar sunuyor. Destek programını kazanan yöneticilerin, şehirdeki çeşitli paydaşlarla IBM ekipleri arasında yüz yüze görüşmeler yapılmasına ve böylece doğru tespitlere dayanan çıktılar hazırlanmasına destek olacaklarını taahhüt etmeleri gerekiyor. Smarter Cities Challenge (Akıllı Şehirler Mücadelesi) kazanan yöneticilerin belirlenen konu başlığı ile ilgili IBM ekibine detaylı bilgi vermeleri de bekleniyor. Süresi uzatılan IBM Smarter Cities Challenge (Akıllı Şehirler Mücadelesi) programına, yerel ve bölgesel yönetimler, şehirler ve ilçeler, başvuruda bulunabiliyor. 6 Şubat 2015 tarihine kadar sürecek başvurular smartercitieschallenge.org adresinden yapılabilecek.

TELKODER: 4G için fibere yatırım şart

0
telkoder_logo_Yuksek4G ihalesinin 2015’in ilk çeyreğinde yapılacağına dair kamu yöneticileri tarafından yapılan açıklamalar sektördeki kurumları ve STK’ları da harekete geçirdi. Konuyla ilgili bir açıklama yayınlayan TELKODER, 4G için alınması gereken çok yol olduğunu ifade etti. TELKODER’in sayılarla desteklediği açıklaması şu şekilde: “Türkiye’de elektronik haberleşme sektörünün 2015 yılı gündeminin en önemli maddelerinden birisi yapılacak olan 4G ihalesi olacak. 4G teknolojisinin tüketicilere getireceği en büyük avantajlar arasında, 3G teknolojisine göre çok daha büyük hızlarda veri taşıma kapasitesinin olması ve bu sayede İnternet’e çok daha hızlı erişim sağlanması bulunuyor. İhalenin gerçekleştirilmesi gündemdeyken, ülkemizin altyapısının 4G’ye geçişe hazır olup olmadığı sorusu ise henüz kesin olarak yanıtlanmış değil. Mevcut uygulamada cep telefonu ile baz istasyonu arasındaki iletişim telsiz sinyalleri kapsamında sağlanıyor. Baz istasyonundan sonraki adımda ise 4G ile ortaya çıkacak olan büyük kapasitenin taşınabilmesi için her baz istasyonunun fiber ile birbirine bağlanması gerekiyor. Ülkemizde yurt çapına yayılmış toplam 60 bin civarında baz istasyonu olduğu düşünüldüğünde fiber şebekelerin neden hızla yaygınlaştırılmasının gerekliliği açık bir şekilde ortaya çıkıyor. Son BTK raporuna göre ülkemizdeki fiber şebekelerin toplam uzunluğu 240 bin kilometre olarak verilmiş durumda. 60 bin adet baz istasyonunun bağlanabilmesi için ise bu uzunluğun en az 7-8 kat arttırılması gerekiyor. 4G teknolojisinin verimli olarak kullanılması için gerekli olan fiber şebeke uzunluğu belliyken, mevcut fiber şebekesi bu ihtiyacı karşılamaktan çok uzak. Bunun yanı sıra fiber alanına yatırımlar da yeterli hızda değil. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden alınan verilere göre, kazı izni verilen fiber optik metrajları 2008’den 2014’e kadar büyük ölçüce düşmüş gözüküyor. 2008 yılında başlanan fiber optik şebeke yatırımlarında yıllar içinde artış olması beklenirken, İstanbul’da 7 yıl içinde yapılan kazı uzunluğunun tam tersine çok büyük ölçüde düştüğü gözlemleniyor. 2008 yılında İstanbul’da 678 kilometre fiber şebeke döşenmişken bu uzunluk 2014 yılında sadece 17 kilometreye düşmüş durumda. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı (UDH Bakanlığı) ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) çözümü için çeşitli çalışmalar yapıyorlar ancak fiber şebekelerinin yaygınlaşması konusunda büyük sorunların devam ettiği açıkça görülebiliyor. Fiber şebekeler nasıl artabilir? Fiber şebekelerin hızla yaygınlaşabilmesi için iki yol bulunuyor. Bunlardan ilki, bir işletmecinin kendi şebekesini (fiber kablo, kanal, göz) kurabilmesi ve kamu/özel mülkiyet altındaki arazilerden geçebilmesi için kazı yapma izni alması. Genel olarak “Geçiş Hakkı” adı verilen bu izin ile UDH Bakanlığı ilgileniyor. Bu konuda Bakanlık tarafından yapılan düzenlemeler beklenen sonuçları vermiş değil. Bugüne kadar TELKODER üyesi işletmeciler tarafından geçiş hakkı istemiyle Bakanlık’a yapılan 55 başvuru içerisinden sadece 9 tanesinin olumlu, 4 tanesinin olumsuz sonuçlandığını, 42 tane de bekleyen başvuru olduğunu görüyoruz. İkincisi yol ise “Tesis Paylaşımı”, adı verilen mevcut milli yeraltı kablo kanallarından isteyen işletmecilerin makul bir bedel karşılığı faydalanması. Bu yolla her işletmecinin kendi kazısını yapmasının yerine, mevcut kurulmuş fiber şebekesinin herkes tarafından kullanılması sağlanıyor. Bu sayede fiber şebekelerin yaygınlaşması büyük hız kazanabiliyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun ilgilendiği “Tesis Paylaşımı” konusunda da çok gecikmeli olarak yapılan düzenlemeden beklenen sonuç alınabilmiş değil. Bugüne kadar TELKODER üyesi işletmeciler tarafından BTK’nın yaptığı düzenlemeye uygun olarak Türk Telekom’a yaptıkları toplam 319 tesis paylaşımı başvurusu içerisinde de sadece 31’inin olumlu, 135’inin olumsuz sonuçlandığını, 153 tane de bekleyen başvuru olduğunu görüyoruz. Ayrıca BTK’nın 2011 yılında aldığı karar ile, Türk Telekom’u fiber yatırımı yapması halinde 5 yıl boyunca tüm düzenlemelerden muaf tutmasının da rekabeti engellemek dışında bir şeye hizmet etmediği açıkça görülüyor. Yatırımların artması için bu kararın ortadan kaldırılması gerekiyor.”

‘GREAT Startup’ yarışmasını kazananlar Londra’da

0
GreatStartupBirleşik Krallık ile Türkiye arasındaki ticaret ve yatırımı desteklemek amacıyla Birleşik Krallık hükümeti tarafından yürütülen GREAT kampanyası kapsamında Türkiye’deki genç teknoloji şirketleri arasında düzenlenen ‘GREAT Startup’ yarışmasını kazananlar, yarışma ödüllerinden biri olan Londra gezisini gerçekleştirdi. Ocak ayında gerçekleştirilen Londra seyahatinde “GREAT Startup” yarışmasını kazanan şirketlerin kurucuları, girişimlerini geliştirmek için Birleşik Krallık Başbakanlık ofisinden Başbakanlık İş İlişkileri Danışmanı Chris Hopkins ve Başbakanlık Teknoloji Politikaları Danışmanı Daniel Korski ile Başbakanlık konutu olan Downing Street 10 Numara’da bir araya geldi. Grup ayrıca, Birleşik Krallık Ticaret ve Yatırım Ajansı (UKTI) bünyesinde Başbakanlık Ticaret Elçisi Lord Janvrin, UKTI Gelişmekte olan Pazarlar Başkanı Daniel King ve UKTI Yazılım, Yaratım ve Medya Sektör Lideri Terry Mankertz ile de görüşerek projelerini paylaştılar. “GREAT Startup” yarışmasını kazanan şirketlerin kurucularından oluşan grup, 4 gün süren Londra gezisi boyunca girişimcileri büyüten, fon bulmalarına destek olan London & Partners İç Yatırımlar Yöneticisi Omar Hassan ile de buluşarak projeleri hakkında görüşme fırsatı buldular. Londra’da teknoloji kenti ve Google kampüsü gibi öne çıkan bölge ve ofisleri de ziyaret eden Grup, Birleşik Krallık’a yatırım yapma, muhtemel işbirlikleri gibi konularda düzenlenen çeşitli toplantılara da katıldı. Geziye katılan HotelRunner kurucu ortağı Ali Beklen, Londra’da bulundukları süre içinde Birleşilk Krallık’ın teknoloji yatırımlarına verdiği önemi ve disipliner yaklaşımı her boyuttan dinleme şansı bulduklarını belirterek, “Kurduğumuz yeni bağlantılar sayesinde Birleşik Krallık’tan yeni yatırımcılar ile görüşmelere başladık. HotelRunner’in küreselleşmesi sürecinde İngiltere’deki ekosistem ile yollarımızın kesişeceğine hiç şüphem yok. Bu kusursuz organizasyona destek veren herkese HotelRunner ailesi olarak teşekkür ederiz” dedi. “GREAT Startup” yarışmasının ödülü olan Londra gezisine, yarışmayı ‘Kadın Teknoloji Girişimcisi’ kategorisinde kazanan alışveriş ve moda arama motoru vitringez.com adına Natali Yeşilbahar, ‘Üniversiteli Genç Girişimci’ kategorisinin birincisi, 7 farklı sosyal medya uygulaması sunan visionteractive.com adına Onur Candan, ‘Anadolu’dan Teknoloji Girişimcisi’ kategorisinde birinci olan cloud üzerinden callcenter hizmeti sunan alo-tech.com adına Cenk Soyak, ‘Sosyal Teknoloji Girişimcisi’ kategorisinde birinciliği alan yemek sitesi favoreat.com adına Seli De Eskinazis, ‘Jüri Özel Ödülü’nü alan seyahat turizm siteleri cloudarena.com ve HotelRunner projesini temsilen de Kurucu Ortak Ali Beklen katıldı. Startup yarışmasında kategori birincisi olan şirketler risk sermayesi şirketlerinin de yer aldığı Birleşik Krallık seyahatine katılım hakkı, Birleşik Krallık’ta iş kurmak isteyenlere danışmanlık, ilgili kişilerle tanışma ve Birleşik Krallık’ta iş yapmakta olan kişi ve şirketlerle tanışma ve fikir alışverişinde bulunma olanağı kazanmışlardı.

Büyük filmlerin verileri de büyük olur

0
Gişe rekorları kıran filmler, artan talep ve beklentiler karşısında gittikçe daha fazla veri yaratıyor. İncelikle hazırlanan bilgisayarda oluşturulmuş görüntü (CGI) efektleri, 3D sinema teknolojileri, lokalize edilmiş versiyonlar ve 3D, 4K ve IMAX gibi bitmiş ürünün boyutları, prodüksiyon ve post-prodüksiyon sürecinde oluşturulan veri miktarını şaşırtıcı rakamlara ulaştırıyor. Sinema dünyasının yıldızı verinin, film yapım sürecindeki her aşamada nasıl rol oynadığına gelin birlikte bakalım. 2017’de eğlence sektörünün yıllık veri üretiminin 87 bin petabayta ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu rakam verinin, 5 yıl içinde 4 kat büyüme kaydedeceğini gösteriyor. Pazar araştırması Film stüdyoları, yapım sürecine başlamadan önce, bir filmin piyasada nasıl performans göstereceğini öngörmek için ayrıntılı analizler gerçekleştiriyor. Bu analiz modellerinden biri 12 değişkenden oluşuyor:
  1. Toplam ve haftalık sinema doluluk oranları
  2. Tür
  3. Filmi yapan ülke
  4. Yaş sınıflaması
  5. Rakipler
  6. Yönetmen
  7. Oyuncular
  8. Reklam harcaması
  9. Piyasaya çıkarken üretilecek kopya sayısı
  10. Eleştiriler
  11. Devam filmi olup olmadığı
  12. Piyasaya çıkma tarihi veya mevsimsellik
MOVIE PRODUCTION infographic r9 FINALProdüksiyonda Görsel efekt ve 3D animasyon stüdyoları, filmlerdeki sahneleri işlemek için artık on binlerce bilgisayar çekirdeği kullanıyor. Toplamda saniyede 288 megabayt veri içerisinde, (HD’ye benzer) sıkıştırılmamış her bir 2K film karesi 12 megabayt tutuyor. Ultra HD’ye benzer sıkıştırılmamış her bir 4K film karesi ise yaklaşık 40 megabayt tutuyor. Bu da saniyede yaklaşık 1 gigabayta eşit. İki saatlik ortalama bir film, 20 saatlik içerik anlamına geliyor. Bu da 50 terabaytlık ek veri demek. 4.096 piksel Her bir kare = 8.8 milyon piksel 2.160 piksel Sinema salonlarında Hasılat rekorları kırabilecek filmler artık sinema salonlarına film bobini şeklinde değil, sabit disk sürücüler içinde ya da uydu aracılığıyla ulaştırılıyor. Film stüdyoları bir filmin IMAX ve 3D dahil olmak üzere birden çok versiyonunu eşzamanlı olarak salonlara dağıtıyor. Bazı sahneler, farklı ülkelerdeki izleyici profiline göre yeniden düzenleniyor. Hatta bazı durumlarda tüm sahneler yeniden tasarlanabiliyor. 3D filmler, 2D filmlerden 2 kat daha fazla veri tüketiyor çünkü temelde tek bir film için iki kopya oluşturuluyor–her bir göz için birer adet. Evlerde Bundan 30 yıl önce filmleri evimizdeki salonlara taşımak için yalnızca bir VHS, bir de TV versiyonu hazırlamak yetiyordu. Bugün evde film izlemek için birden fazla hizmet ve platformdan faydalanabiliyor, filmleri yüzlerce farklı şekilde edinebiliyoruz. Günümüzde bir film dosyası, cep telefonlarında görüntülenmek üzere 150 MB ila 3D HD Blu-ray versiyonlar olarak 54 gigabayt arasında değişiyor. Netflix gibi ev sineması hizmeti veren şirketler filmleri, farklı bant genişliklerine, cihazlara ve dillere uyumlandırmak için 100 farklı versiyon olarak sıkıştırıyorlar.

Autodesk, öğrencileri sürdürülebilir ulaşıma yönlendiriyor

0
Şehir yaşamı ve beraberinde ulaşım sorunları gittikçe artıyor. Bu konuya dikkat çekmek istediklerini belirten Autodesk Akdeniz Ülkeleri Eğitim Koordinatörü Evren Arın, bu yıl ikinci kez düzenledikleri DesignNext yarışmasının temasını bu amaçla “Şehir içi engelsiz deniz yolculuğu” olarak seçtiklerini belirtti. Basın toplantısı için mimari yönden zengin 150 yıllık bir binayı tercih ettiklerini de belirten Arın, yarışmada kazanan isimlerin, diğer ülkelerde kazanen ekiplerle birlikte Şangay’da Autodesk Panorama isimli bir eğitim programına alınacağını da belirtti. Bu yıl 68 üniversiteden 211 takımın katıldığı ve 63 proje tesliminin gerçekleştiği yarışma iki ana kategoride düzenlendi. Mimari Tasarım dalında “Engelsiz İskele” tasarımlarıyla yarışan ekipler arasında İstanbul Teknik Üniversitei Mimarlık Bölümü’nden Damla Öztürk ve Ece Bahar Elmacı‘dan oluşan ekip birinciliği alırken; Ürün Tasarımı dalında ise şehir içi deniz ulaşımına yönelik “Engelsiz Yolcu Motoru” tasarımları yarıştı. Bu kategoride kazanan isimler ise Balina Gemi Projesi isimli çalışmalarıyla Gazi Üniversitesi’nden Aysun Ocak ve Demet Parlak oldu. Arın’ın yarışmanın kapsamıyla ilgili verdiği bilgileri ve kazanan öğrencilerin yorumlarını videomuzda bulabilir, yarışmaya katılan örnek çalışmaların tamamına ise designnext.org adresinden ulaşabilirsiniz.

Şarj sorunu bu teknolojiyle azalabilir

1
bataryaBatarya çözümlerinin günümüzde ağırlıklı olarak lityum-iyon bazlı olması sebebiyle yaşanan sıkıntılar yakında son bulabilir. Akıllı telefonlardan, akıllı otomobillere kadar kendine yer bulan Li-ion tasarımlar başarılı performanslar sunsa da, nihayetinde çabuk tükenen yapıları nedeniyle halen birer sorun olarak görülüyorlar. Bu konu üzerine eğilen Fuji Pigment, yeni aluminum-air bataryalar ile iki haftalık enerji vaat ediyor. Mevcut metal-air bataryalar (zinc-air, lithium-air) şimdiye kadar üretilebilen en üst düzey enerji çözümleri arasında yer aldı. Buna rağmen anot’ların kısa sürede bozulması ve Aluminum-Air’in erken modellerindeki hidrojen gazı salınımı ciddi bir sıkıntıya sebep oldu. Al-air bataryaların tekrar şarj edilebilirliği ise, birincil hücresel yapıları nedeniyle geleneksel anlamda mümkün olmuyor. Oksijen ile kontakt haline geçen alüminyum anot tükeniyor, sıvılaştırılan alüminyum formlar ise yan ürün olarak ortaya çıkıyor. Materyal tekrar dönüştürülebiliyor ve yeni alüminyum anotlar yaratılabiliyor. Periyodik olarak yenilemesi gereken bu anotlar yeni çalışmaya göre çok daha uzun süreli yola devam edebilecekler. Önümüzdeki 2 ile 5 yıl içinde yaygınlaşması beklenen Al-air teknolojisi birden fazla marka tarafından hayata geçirilebilir. Yıllardır askeri amaçlar ile kullanılan bu teknolojinin genel kullanıma açılması ise akıllı cihazlar için büyük bir devrim niteliği taşıyacak. Fuji Pigment, sadece su ile yenilenebilen sistemiyle dikkat çeken batarya çözümünün tanıtım sürecini yakında başlatacağını da duyurdu.

Amazon’dan yeni e-posta servisi

0
AmazonDünyanın en güçlü markaları arasında yer alan Amazon bu kez bambaşka bir hizmet ile karşımızda. Amazon Web Services yaptığı duyuru ile birlikte Amazon WorkMail servisini tanıttı. Paylaşılan detaylara göre Amazon WorkMail üst seviye güvenlikli bulut tabanlı bir kurumsal e-posta ve takvim projesi. Hedefte Google’ın rekor üyeye sahip Gmail adlı e-posta hizmeti ve Microsoft’un da Exchange gibi ürünlerine karşı durabilmek var. Amazon Web Services hali hazırda bulut bilişim pazarında güçlü bir isimken, şimdiye kadar direkt tüketici odaklı çok fazla ürün sunmamıştı. Amazon WorkMail ise genel kullanıcıyı hedef alan üçüncü örnek haline geldi. AWS’ın diğer dikkat çekenleri ise Amazon’un bulut tabanlı dosya paylaşım hizmeti Zocalo ve sanal masaüstüsü Workspaces şeklinde.

Risk sermayesi robotlara yöneldi

0
Artas
Medikal robot sınıfındaki Artas, geçen yıl 45 milyon dolar yatırım almayı başarmış.
Silikon Vadisi’nin robotik blogger’ı Travis Deyle’e göre risk sermayecileri geçtiğimiz 2014 yılında robotik start-up projelerine 341.3 milyon dolar akıtmış. Bu oran 2013’e göre yüzde 36’lık bir artışa denk geliyor. Wall Street Journal’a konuşan Deyle, yatırımların beklenenin çok üstünde olduğunu da eklemiş. Deyle, geçtiğimiz yıl bu konuda başı çekenin drone üreticileri olduğunu belirtiyor. Limitli kullanım alanlarına rağmen Deyle’e göre 27 ayrı üretici özel anlaşmalara imzalarını atmışlar. Altı drone şirketine yapılan yatırımın oranı ise 73.3 milyon doları bulmuş. Dikkat çeken diğer bir gelişme ise medikal robot üreten firmaların dördünün 77 milyon dolarlık yatırım alması. Geçtiğimiz yılın en büyük tekli anlaşması ise Anki Drive adlı robotik oyuncak arabalar üreten firma. Anki Drive, 55 milyon dolar elde etmişken, söz konusu miktar şu günlerde 100 milyon doları buluyor. Deyle’in açıklamalarına göre risk sermayecileri 2013’te 19 ve 2012’de ise sadece 22 anlaşma yapmış. Yani ciddi bir yükselişten bahsediliyor. Deyle, yükselerek devam edecek olan drone yatırımları için kaynak bulmanın zorlaşabileceğine de dikkat çekerek üreticilerin bu konuda dikkat çekecek farklı manevralar yapma mecburiyetine girebileceğini belirtiyor.

HyperX DDR4 belleklerden dünya rekoru

0
Kingston Technology’nin iştiraki HyperX, HyperX Predator DD4 belleklerin 4351MHz ile en yüksek frekansta çalışan DDR4 rekorunu kırdığını duyurdu. MSI ekibinden “Toppc” takma adlı hız aşırtma uzmanı rekoru MSI X99S XPOWER AC anakart ve 4GB HyperX Predator 3333MHz DDR4 bellek modülleri ile kırdı. En yüksek frekansın yanı sıra, DDR4 belleklerle erişilen en yüksek ilk 20 frekansın 10’unda HyperX Predator DDR4 belleklerin imzası bulunuyor. Elde edilen bu sonuçların 8’i ise 2015 Uluslararası CES fuarında düzenlenen 15 bin dolar ödüllü HyperX OC Takeover (HOT) World Finals etkinliğinde kırıldı. HyperX Predator DDR4 3333MHz 16GB bellek kiti Intel XMP sertifikalı en hızlı bellek olma unvanına sahip. Extreme Memory Profile (XMP) kullanıcıların standart sınırların üzerine çıkacak şekilde hız aşırtma yapabilmelerine olanak tanıyor. XMP sertifikası alabilmek için bellek modüllerinin çok sıkı testlerden geçmesi gerekiyor.

Mekanist artık Zomato’nun

0
Zomato_MekanistZomato, Mekanist satın alımıyla beraber Türkiye’nin farklı şehirlerinde dışarıda yeme-içme mekanı arayanların tercihi olmayı amaçlıyor. Zomato, satınalma sonrası İstanbul ve Ankara’da listelediği 27,500 restoranla birlikte Türkiye çapında 50 bin restorana ulaşıyor. Zomato kurucusu ve CEO’su Deepinder Goyal, “Mekanist, Türkiye’de restoran arama ve keşif rehberi hizmeti veren güçlü oyunculardan ve en önemli olarak değerlendirdiğimiz pazarlardan biri olan Türkiye’de Mekanist’i yanımıza alarak büyümeye devam edecek olmamızdan dolayı heyecanlıyız. Türk girişim ekosistemindeki ilk ve en başarılı markalardan biri olan Mekanist’in, Zomato’nun bir parçası olması mutluluk verici.” dedi. Ekipler önümüzdeki aylarda Mekanist’i Zomato’ya entegre etmek için yakın temas halinde çalışacak; bu süreçte Mekanist’in trafiği ve içerikleri Zomato.com’a taşınacak ve Mekanist kullanıcıları Zomato uygulamasını rahatça kullanabilecekler. Satın alım aynı zamanda restoran sahiplerine de oldukça cazip fırsatlar sunmakta; Zomato’nun işletmecilere özel uygulaması ve hiperlokal reklam modeli ile restoran sahipleri, hedef kitlesindeki müşterilerine ulaşıp bağlantı kurabilecek ve ilişkilerini geliştirebilecekler. Mekanist kurucu ortağı ve CEO’su Ali Servet Eyüboğlu ise şu yorumu yaptı; “Sekiz yıl önce üniversite yıllarında ilk adımlarını attığımız girişimimizi, Zomato gibi global ve alanında lider bir oyuncunun satın alması bizler için gurur verici bir gelişme; Zomato’nun gücü ile birlikte Türkiye’deki kullanıcılara artık daha geniş bir restoran yelpazesi sunabileceğiz. Kullanıcılar, dışarıda yemek yemeden önce kapsamlı bilgi ve çeşitli yorumları rahat ve kolay bir biçimde inceleyebilecekler. Bu gelişmenin aynı zamanda restoran sahipleri için de büyük avantaj olduğunu düşünüyoruz. Zomato şemsiyesi altında restoran sahiplerine sunacağımız özel çözümler işletmeler için büyük avantaj sağlayacak.” dedi. Mekanist satın alımı, Zomato’nun geçtiğimiz haftalarda 52 milyon Amerikan Doları karşılığında Urbanspoon’u alarak ABD ve Avustralya pazarına girmesinden sonra altı ay içerisindeki yedinci satın alımı oluyor. Zomato bundan önce de Yeni Zelanda, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya ve İtalya’da satın alımlar yapmıştı.

Apple güncel finansal rakamlarını açıkladı

2
Apple-Campus-Concept-Art-TopApple’ın merakla beklenen güncel finansal sonuçları açıklandı. 2014 yılının son üç ayını kapsayan ve Apple’ın mali takviminde bir sonraki yılın ilk çeyreği olarak adlandırılan dönemde Cupertinolu şirket yeni rekorlara imza attı. Üç aylık gelirini 74.6 milyar dolara yükselten Apple’ın net kârı ise 18 milyar dolar olarak açıklandı. En yüksek gelirini 30 milyar dolar ile Amerika kıtasında elde eden şirket, Avrupa’da 17 milyar dolar, Çin’de ise 16 milyar dolarlık bir gelire imza attı. Apple’ın dünya çapındaki gelirleri yıllık bazda yüzde 33, bir önceki çeyreğe oranla yüzde 145 artış gösterdi. 3 ayda 74 milyon iPhone satıldı iPhone satışları yeni bir rekora imza attı ve analist beklentilerinde dile getirildiği gibi 70 milyonun üzerine çıktı. Bu dönemde toplam 74 milyon iPhone satışı gerçekleşti. Bu rakam bir önceki çeyreğe göre yüzde 90’lık bir artış anlamına geliyor. iPhone’un yıllık bazdaki satış adeti artışı ise yüzde 46 oranında arttı. Mac satışları da Apple’ın yüzünü güldürmeye devam ediyor. Bir önceki çeyrekte 5 milyon sınırının üzerine çıkan Mac’ler bu trendi sürdürmeye kararlı. 5.5 milyon sınırını yine aşmayı başaran Mac’lerin bir önceki çeyreğe oranla sembolik bir artışı söz konusu ancak önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 14’lük bir artış sağlanmış durumda. iPad durumu toparladı iPad’de ise 2014 yılının son çeyreğinde ortaya çıkan olumsuz tablo biraz daha toparlanmış durumda. Yeni iPad Air 2 ve iPad Mini 3 modellerinin satışa sunulmasıyla tekrar olumlu sinyaller veren iPad satışlarında bir önceki çeyreğe oranla yüzde 74’lük bir artış görülüyor. 21.5 milyonluk iPad satışı yine bir önceki yılın aynı dönemine göre düşük kalıyor. Yıllık bazdaki azalma yüzde 18 olarak açıklandı. Kaynak: ShiftDelete.Net