Samsung, yüksek yoğunluklu katı hal bataryalarında yeni aşamaya geçiyor!

0

Samsung, katı hal batarya teknolojisinde önemli bir aşamaya ulaşarak seri üretime geçmeye hazırlanıyor. Güney Koreli teknoloji devi, yüksek enerji yoğunluğuna sahip oksit bazlı katı hal bataryalarının üretimine 2025 yılı içerisinde başlamayı planlıyor. Şirket, bu alandaki çalışmalarını hızlandırarak 2027 yılı itibarıyla yeni nesil bataryaları elektrikli araçlara entegre etmeyi hedefliyor. Samsung’un geliştirdiği katı hal bataryalar, sektörün en yüksek enerji yoğunluğu değerlerinden birine ulaşarak 500 Wh/kg seviyesini görebilecek.

Samsung, yüksek yoğunluklu katı hal bataryalarında seri üretime geçecek

Oksit bazlı yapısı sayesinde küçük hücrelerde kararlı bir performans sunan bu bataryalar, özellikle kompakt ve esnek tasarıma sahip cihazlarda kullanılabilecek. Bu durum, giyilebilir teknolojilerde önemli bir yeniliği beraberinde getirirken, Samsung’un Galaxy Ring gibi yeni nesil fitness takip cihazlarında katı hal bataryalarına yer verebileceği konuşuluyor. Şirket, üretim tesislerine yönelik yatırımları hızlandırarak 2026 yılında diğer bölümlerine prototipleri tedarik etmeye hazır hale gelmeyi planlıyor.

Samsung, yüksek yoğunluklu katı hal bataryalarında seri üretime geçecek.

Samsung’un üretim sürecindeki en büyük avantajlarından biri de maliyet ve zaman kaybını azaltan yenilikçi tekniklere yönelmesi. “Roll pressing” adı verilen yöntem sayesinde geleneksel “Warm Isostatic Press” (WIP) tekniğinin neden olduğu yavaş üretim süreçlerinden kaçınarak, katı hal batarya üretimini daha verimli hale getirmeyi amaçlıyor. Bu gelişmelerin, Toyota ve CATL gibi rakip firmaların dikkatini çektiği ve her iki şirketin de 2027 itibarıyla elektrikli araçlarda kendi katı hal bataryalarını kullanmayı planladığı biliniyor.

Elektrikli araçlar konusunda da büyük adımlar atan Samsung, katı hal bataryalarını bu alana uyarlayarak önemli bir performans artışı sağlamayı amaçlıyor. Şirket, geliştirdiği bataryaların yalnızca 9 dakikada tam şarj olabileceğini, 20 yıl gibi uzun bir ömre sahip olacağını ve batarya kullanan araçların 1.000 km menzil sunabileceğini belirtiyor. Eğer Samsung, planladığı üretim sürecini başarıyla tamamlarsa, katı hal bataryaların ticarileşmesi önündeki en büyük engellerden biri olan üretim hızını ve maliyetleri aşarak sektörde büyük bir dönüşüme öncülük edebilir.

Dünyanın ilk uydu yoluyla görüntülü görüşmesi gerçekleştirildi!

Mobil iletişimde çığır açacak bir gelişmeye imza atan Vodafone, dünyanın ilk uydu üzerinden yapılan görüntülü görüşmesini başarıyla gerçekleştirdi. İngiltere’nin Newbury bölgesindeki şirket merkezinde yapılan bu test görüşmesi, geleneksel baz istasyonlarına ihtiyaç duymadan doğrudan bir akıllı telefon ile gerçekleştirildi.

Uydu görüşmeleri geleceğin teknolojisi mi?

Yapılan bu tarihi görüşme, Vodafone CEO’su Margherita Della Valle tarafından, herhangi bir karasal bağlantı gerektirmeyen bir akıllı telefon kullanılarak yapıldı. Test, İngiltere’nin kırsal bölgelerinde gerçekleştirildi ve bağlantının sağlanması için Vodafone’un AST SpaceMobile iş birliğiyle geliştirdiği düşük yörüngeli uydu (LEO) sistemleri kullanıldı.

Geleneksel uydu telefonlarının aksine, Vodafone’un yeni teknolojisi sayesinde kullanıcılar herhangi bir ek donanım veya özel bir cihaz gerektirmeden standart bir akıllı telefonla arama yapabilecekler. Sistem, BlueBird adlı özel bir uydu ağı üzerinden çalışıyor ve 120 Mbps’ye kadar veri iletim hızlarına ulaşabiliyor.

Vodafone, testlerin başarılı bir şekilde tamamlanmasının ardından bu teknolojiyi 2026 yılına kadar Avrupa genelinde ticari olarak kullanıma sunmayı hedeflediğini açıkladı. Bu sistem, özellikle mobil kapsama alanının yetersiz olduğu kırsal bölgeler ve acil durumlar için büyük bir önem taşıyor.

Ayrıca şirket, bu yeni teknolojinin mevcut 4G ve 5G ağlarıyla kesintisiz bir entegrasyon sağlayacağını belirtiyor. Kullanıcılar, geleneksel ağ ile uydu ağı arasında otomatik olarak geçiş yapabilecek ve kapsama alanı dışında bile bağlantılarını sürdürebilecekler. Önümüzdeki dönemde Vodafone’un bu yeni hizmetinin, ticari kullanıma sunulmasıyla birlikte mobil iletişimde yeni bir çağ başlatması bekleniyor

Microsoft, TikTok’u resmen satın alabilir!

0

Microsoft’un TikTok‘u satın almak için görüşmeler yürüttüğü iddiası, ABD Başkanı Donald Trump tarafından dile getirildi. Trump, gazetecilere verdiği demeçte, sosyal medya platformunun geleceği hakkında bir “teklif savaşı” görmek istediğini belirtti. ABD’de yasaklanan ancak Trump’ın kararnameyle 75 günlüğüne tekrar erişime açtığı TikTok, ulusal güvenlik kaygıları nedeniyle zor bir süreçten geçerken, Microsoft’un bu platformu satın almak için yeniden harekete geçtiği söyleniyor.

Microsoft, TikTok’u resmen satın almayı hedefliyor

Microsoft, iddialar karşısında sessizliğini korurken, TikTok ve ana şirketi ByteDance da şu ana kadar resmi bir açıklama yapmadı. Çin merkezli ByteDance’a ait olan TikTok’un ABD’de 170 milyon kullanıcısı bulunuyor ve 19 Ocak’ta yürürlüğe giren yasa gereğince, ByteDance’ın TikTok’un ABD versiyonunu ya satması ya da tamamen kapatması gerekiyor. Ancak Trump, 20 Ocak’ta göreve geldikten sonra bu yasağın uygulanmasını erteleyen bir kararname imzalayarak TikTok’a yeni bir şans tanımış oldu.

Microsoft, TikTok'u resmen satın almayı hedefliyor.

Microsoft’un TikTok’u satın alma girişimi yeni bir gelişme değil. Şirket, Trump’ın başkanlık görevindeki ilk döneminde de platformu satın almak istemiş ancak anlaşma başarısızlıkla sonuçlanmıştı. O dönem Trump, TikTok’un ByteDance’tan ayrılması gerektiğini savunarak ABD’li bir şirket tarafından satın alınmasını istemişti. 2020 yılında Microsoft, potansiyel alıcılar arasında en dikkat çeken isim olmuş fakat süreç olumsuz sonuçlanmıştı. Microsoft CEO’su Satya Nadella, 2021’de bu süreci “kariyerimde yaşadığım en garip şeylerden biri” olarak nitelendirmişti.

Trump, TikTok’un yeni sahibinin kim olacağı konusunda 30 gün içinde bir karar verilmesi gerektiğini açıkladı. Daha önce Tesla CEO’su Elon Musk’ın TikTok’u satın almasını destekleyeceğini söyleyen Trump, bu konuda Musk’tan bir yanıt almış değil. Öte yandan, yapay zeka girişimi Perplexity AI, TikTok ile birleşme teklifinde bulundu. Ayrıca Oracle ve yatırımcı Frank McCourt liderliğindeki bir grubun da TikTok’u satın almak için girişimlerde bulunduğu öne sürülüyor. Üstelik popüler YouTube yıldızı Mr. Beast de platformla ilgilenen isimler arasında gösteriliyor. TikTok’un ABD’deki geleceğinin nasıl şekilleneceği merak edilirken, Trump yönetiminin bu konudaki nihai kararının büyük yankı uyandırması bekleniyor.

Meta, Donald Trump’a 25 Milyon Dolar ödeyecek!

Meta Platforms, eski ABD Başkanı Donald Trump ile Facebook yasağı nedeniyle açılan davayı 25 milyon dolar ödeyerek çözüme kavuşturdu. Bu anlaşma, teknoloji devleri ile siyasi figürler arasındaki gerilimi yeniden gündeme taşıdı.

2021 yılında, 6 Ocak Kongre Baskını sonrası Facebook, Trump’ın hesabını askıya aldı. Şirket, bu kararını şiddeti teşvik etme endişesiyle aldığını açıkladı. Ancak Trump, bu yasağın ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini savunarak Meta’ya dava açtı.

25 milyon dolarlık anlaşma, davanın daha fazla mahkeme sürecine gerek kalmadan kapanmasını sağladı. Meta, herhangi bir yanlış yaptığını kabul etmese de, eski başkanın endişelerini dikkate aldığını belirtti.

Bu gelişme, sosyal medya platformlarının içerik denetimi ve siyasi söylemler üzerindeki etkisi konularında geniş çaplı tartışmaları yeniden alevlendirdi. Meta’nın davayı çözme kararı, uzun sürecek bir yasal mücadeleden kaçınmak ve olası düzenleyici baskıları önlemek amacı taşıyor olabilir.

Meta, Trump’ın Facebook hesabını geri açtı

Anlaşma kapsamında, Meta, Trump’ın Facebook hesabını geri açtı. Ancak, şirket, yeni dönemde belirli topluluk kurallarına ve içerik politikalarına uyulması gerektiğini vurguladı.

Bu gelişme, teknoloji şirketleri ile siyasi figürler arasındaki karmaşık ilişkiyi gözler önüne serdi. Sosyal medya platformları, ifade özgürlüğü ile sorumlu içerik denetimi arasında denge kurma zorluğu yaşamaya devam ediyor.

Anlaşma aynı zamanda gelecekteki içerik düzenlemeleri hakkında soru işaretleri doğurdu. Bu süreç, siyasetçilere daha esnek kurallar getirir mi, yoksa platformlar daha sıkı denetim politikaları mı uygular?

Dijital dünya gelişmeye devam ederken, Meta gibi şirketlerin aldığı kararlar, çevrimiçi söylemin sınırlarını şekillendirmeye devam edecek. Trump ile yapılan bu anlaşma, benzer davaların gelecekte nasıl ele alınacağı konusunda önemli bir emsal oluşturabilir.

Sonuç olarak, Meta’nın Trump ile yaptığı 25 milyon dolarlık anlaşma, büyük yankı uyandıran bir davaya son verdi. Bu gelişme, teknoloji şirketlerinin özgür ifade ile içerik yönetimi arasındaki dengeyi nasıl sağladığını bir kez daha tartışmaya açtı. Bu önemli anlaşmanın sonuçları, sosyal medya platformlarının gelecekte izleyeceği politikaları doğrudan etkileyebilir.

Windows’un zorunlu güncellemeleri, büyük sorunlara yol açıyor!

0

Microsoft’un Ocak 2025 güncellemesi, Windows 10 ve 11 kullanıcıları için ciddi sorunlara yol açıyor. Özellikle USB ses aygıtları ve DAC sürücüleriyle ilgili hatalar birçok kullanıcının ses deneyimini olumsuz etkilerken, Bluetooth ve USB bağlantılarında da sorunlar ortaya çıktı. Microsoft, bu güncellemelerin rutin güvenlik yamaları olduğunu belirtiyor ancak gelen şikayetlere göre güncelleme sonrası web kameralarının ve Bluetooth kulaklıkların çalışmaması, Kesme Aracı ve Alt+Tab işlevinde hatalar gibi birçok problem yaşanıyor.

Windows’un zorunlu güncellemeleri, önemli sorunlara sebep oluyor

Bu güncelleme kapsamında Windows 10 için KB5049981, Windows 11 24H2 için KB5050009 ve önceki Windows 11 sürümleri için KB5050021 kodlu paketler dağıtıldı. Fakat bu sürümler, bazı SSD’lerde, tarayıcılarda, yazıcılarda ve modemler gibi eSCL tabanlı USB cihazlarında da büyük sıkıntılar yaratıyor. Microsoft, zorunlu olan bu güncellemelerin neden olduğu hataları kabul etti ve belirli sistemlerde güncellemeleri geri çekerken, diğerlerinde yamalar ile düzeltmeler sunmaya başladı.

Windows'un zorunlu güncellemeleri, önemli sorunlara sebep oluyor.
Windows’un zorunlu güncellemeleri, önemli sorunlara yol açıyor.

Özellikle Windows 11 24H2 güncellemesi, Ubisoft oyunlarında performans kaybı ve çökme sorunlarına neden olarak oyuncuların da tepkisini çekti. Aynı şekilde bazı kullanıcılar, Windows’un HDR ayarlarında problemler yaşadığını belirtiyor. Bazı SSD’lerde ise ani performans düşüşleri görüldüğü rapor ediliyor. Wi-Fi bağlantılarının istikrarsız hale gelmesi ve görev yöneticisinde takılmalar gibi sorunlar da kullanıcıların rapor ettiği diğer problemler arasında.

Microsoft’un sunduğu zorunlu güncellemeler her zaman tartışmalı olsa da bu seferki güncellemeler çok daha fazla kullanıcıyı etkileyen problemlere yol açmış gibi görünüyor. Şirket, hataların farkında olduğunu ve bazılarını düzelttiğini belirtse de güncellemenin kaldırılması veya düzeltilmiş yeni bir sürümün ne zaman yayınlanacağı konusunda kesin bir bilgi verilmiş değil. Eğer güncellemeyi henüz yapmadıysanız, potansiyel sorunları göz önüne alarak bir süre beklemeniz öneriliyor.

ASELSAN’dan servet değerinde gizli anlaşma!

0

Savunma sanayimizin en önde gelen şirketlerinden ASELSAN, Orta Doğu ve Afrika bölgesinde faaliyet gösteren bir müşteriyle büyük bir ihracat sözleşmesine imza attığını duyurdu. Şirket, hava platformlarına entegre edilebilen elektro-optik faydalı yüklerin satışına ilişkin toplam 78 milyon ABD doları değerinde bir anlaşma gerçekleştirdi. Bu hamle, ASELSAN’ın uluslararası pazardaki etkinliğini artıran önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. İşte detaylar!

ASELSAN, küresel pazarda gitgide daha güçleniyor!

ASELSAN tarafından yapılan Kamuoyu Aydınlatma Platformu (KAP) bildirimine göre, bu ihracat sözleşmesi kapsamında hava araçlarına entegre edilecek elektro-optik sistemlerin teslimatı yapılacak. Söz konusu sistemler, havadan keşif, gözetleme ve hedef tespit kabiliyetlerini artırmak amacıyla tasarlanmış ileri teknoloji çözümleri içeriyor. ASELSAN’ın bu segmentteki uzmanlığı, şirketi küresel pazarda stratejik bir oyuncu haline getiriyor.

Savunma sanayii uzmanları, bu anlaşmanın ASELSAN’ın küresel savunma sektöründeki rekabet gücünü artıracağına kesin gözüyle bakıyor. Türkiye’nin savunma ve teknoloji ihracatında öncü konumda bulunan ASELSAN, bu yeni sözleşmeyle birlikte Orta Doğu ve Afrika’daki varlığını daha da güçlendirmiş olacak. Özellikle bölgedeki ülkelerin savunma ihtiyaçlarına yönelik çözümler sunma noktasında ASELSAN’ın aktif rol oynadığı biliniyor.

ASELSAN, son yıllarda yaptığı uluslararası anlaşmalarla Türkiye’nin savunma sanayii ihracatındaki payını artırmaya devam ediyor. Şirket, 2023 yılında da birçok ülkeye yüksek teknoloji savunma sistemleri ihraç etmiş ve global pazardaki etkinliğini genişletmişti.

Bu büyük ihracat anlaşmasının detayları ilerleyen süreçte netleşecek olsa da, ASELSAN’ın uluslararası pazarda giderek daha fazla söz sahibi olduğu açıkça görülüyor. Şirketin, önümüzdeki dönemde farklı bölgelerde yeni iş birlikleri kurarak büyümesini sürdürmesi bekleniyor.

Chery, Türkiye’ye 2 milyar dolarlık yatırım yapabilir!

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’ye yönelik yeni bir otomotiv yatırımıyla ilgili önemli ipuçları verdi. Önümüzdeki ay açıklanacak olan 2 milyar dolarlık yatırım paketinin Chery tarafından yapılacağına dair güçlü işaretler veren Bakan Kacır, Türkiye’nin küresel otomotiv yatırımları açısından önemli bir merkez hâline gelmekte olduğunu vurguladı. Geçtiğimiz yıl Çinli otomotiv devi BYD’nin Türkiye’de 1 milyar dolarlık bir yatırım yapacağını açıklamasının ardından Chery’nin iki katı büyüklüğünde bir yatırım yapmaya hazırlandığı belirtiliyor. BYD’nin fabrika kurma süreci başlamışken Chery’nin de Türkiye’de üretim yapması, ülkenin otomotiv sektöründeki yerini daha da güçlendirecek.

Chery, Türkiye’ye tam 2 milyar dolar yatırım yapabilir

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, Türkiye’nin yatırım çekme konusundaki başarısına dikkat çekerek, şu ana kadar toplamda 7 milyar dolara yaklaşan bir yatırım sürecinin şekillendiğini belirtti. İlk aşamada 2 milyar doları aşkın bir yatırım paketinin açıklanacağını ifade eden Kacır, Chery ve diğer markalarla Türkiye’ye yatırım çekme konusunda görüşmelerin devam ettiğini dile getirdi. Bakanın açıklamalarında özellikle Chery’yi vurgulaması, bu dev yatırımın Chery tarafından yapılacağına dair beklentileri güçlendirdi. Türkiye’nin küresel otomotiv yatırımlarını çekerek sadece üretim değil, aynı zamanda AR-GE ve ihracat merkezi olmasını istediklerini belirten Kacır, bu yatırımların başka ülkelere gitmesi durumunda Türkiye’nin bu markaların ithalatına bağımlı kalacağını ifade etti.

Chery’nin Türkiye’de kuracağı fabrikanın yeri ise henüz netleşmedi. Başlangıçta Samsun Organize Sanayi Bölgesi’nde geniş bir alan ayrılmış olsa da Chery’nin stratejik nedenlerle farklı bir bölgeyi tercih edebileceği belirtiliyor. Fabrikanın konumuna ilişkin nihai kararın önümüzdeki günlerde netleşmesi beklenirken, bu gelişme Chery’nin Türkiye’deki yatırımını resmiyete dökmesinin önünü açacak.

Chery’nin Türkiye’de üretime başlamasının en önemli sonuçlarından biri, ithal edilen araçlara uygulanan yüksek gümrük vergisinin kalkması olacak. Şu an Çin’den ithal edilen fosil yakıtlı ve hibrit araçlara yüzde 50, elektrikli ve PHEV modellere ise yüzde 40 gümrük vergisi uygulanıyor. Chery’nin 2 milyar dolarlık yatırımını duyurup yatırım belgesi almasının ardından bu vergilerin sıfırlanacağı belirtiliyor. Bu da Chery marka araçların fiyatlarında önemli bir düşüş yaşanmasına olanak tanıyacak. Chery’nin Türkiye’de üretime geçmesiyle birlikte hem iç pazarın daha uygun fiyatlı otomobillere erişimi kolaylaşacak hem de Türkiye, bölgesel bir üretim ve ihracat üssü hâline gelebilecek.

Nothing’in gizemli telefon modeli ortaya çıktı!

0

Teknoloji dünyasında dikkatleri üzerine çeken Nothing, yeni bir akıllı telefonun duyurusuna hazırlanıyor. Şirket, şimdiye kadar bu yeni model hakkında herhangi bir bilgi paylaşmamış olsa da, beklenmedik bir hata sonucu cihazın muhtemel ismi gün yüzüne çıkmış olabilir. 4 Mart’ta resmi olarak tanıtılması beklenen modelle ilgili ilginç bir gelişme yaşandı. Ürüne ait bir sayfanın Flipkart platformundaki bağlantı adresinde “Nothing Phone 3a” ifadesi yer aldı. Ancak bu bağlantı kısa süre içinde güncellenerek ifadede değişiklik yapıldı ve yerine “Arcanine” kelimesi getirildi.

Nothing’in gizemli telefon modeli hakkında yeni gelişme

Bu durum, Nothing’in daha önceki tanıtımlarında Pokémon karakteri Arcanine’ı kullanmasıyla örtüştüğü için cihazın kod adının “Arcanine” olabileceği düşünülüyor. Bunun yanı sıra, aynı etkinlikte “Nothing Phone 3a Plus” adında başka bir modelin tanıtılıp tanıtılmayacağına dair net bir bilgi bulunmuyor.

Nothing’in gizemli telefon modeli hakkında yeni bir gelişme yaşandı

Cihazın teknik özellikleri konusunda bazı söylentiler ortaya çıkmış durumda. İddialara göre, Nothing Phone 3a 5.000 mAh kapasiteli bir batarya ile gelecek ve eSIM desteğine sahip olacak. Kamera tarafında ise modele bir telefoto lensin ekleneceği konuşuluyor. Performans açısından Snapdragon 7s Gen 3 işlemcisinden güç alması beklenen cihaz, böylelikle selefi Nothing Phone 2a’ya kıyasla dikkate değer bir yükseltme sunacak gibi görünüyor.

Fiyatlandırma konusunda ise henüz kesin bir bilgi mevcut değil. Ancak, geçen yıl piyasaya sürülen Nothing Phone 2a’nın 290 dolarlık çıkış fiyatı göz önüne alındığında, yeni modelin de benzer bir fiyat aralığında konumlanması muhtemel görünüyor. Tüm teknik detaylar ve fiyat bilgisi, cihazın resmi lansmanıyla birlikte kesinlik kazanacak.

Apple, AR gözlükleri için yeni VisionOS sürümü geliştirecek!

0

Apple, artırılmış gerçeklik (AR) alanındaki çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Şirket, Vision Pro modelinin satış beklentilerini karşılayamamasına rağmen, yeni nesil AR gözlükler için özel olarak optimize edilmiş bir VisionOS sürümü üzerinde çalışıyor.

Apple, AR gözlükleri için yeni VisionOS sürümü tasarlıyor

Bloomberg’den Mark Gurman’ın aktardığı bilgilere göre, bu yeni sürümün geliştirme süreci şu anda Apple’ın Santa Clara, Kaliforniya’daki gizli tesislerinde devam ediyor. Ancak, tüm hazırlıkların tamamlanmasının ve bu yeni AR gözlüklerin piyasaya sürülmesinin en erken 2027 yılını bulabileceği belirtiliyor.

Apple, AR gözlükleri için yeni VisionOS sürümü tasarlıyor.

Henüz cihazın bağımsız bir yapıya mı sahip olacağı, yoksa belirli bir Apple ekosistemine mi bağlı kalacağı netleşmiş değil. Ancak Gurman daha önce, Apple’ın hesaplama gücünü azaltmak ve güç tüketimini optimize etmek amacıyla bu akıllı gözlükleri iPhone’a bağlı bir şekilde çalıştırmayı planladığını öne sürmüştü. Bu durum, Apple’ın mevcut teknolojik sınırlamaları göz önünde bulundurarak, AR gözlükleri için daha verimli bir enerji yönetimi modeli oluşturma ihtiyacından kaynaklanıyor.

Apple’ın karşılaştığı en büyük teknik zorluklardan biri, mevcut nesil iPhone’larla aynı performansı sunabilen ancak enerji tüketimini büyük ölçüde azaltan bir çip geliştirmek. AR gözlüklerinin tasarımındaki en önemli engellerden biri de batarya kapasitesinin kısıtlı olması ve kompakt bir yapıda uzun pil ömrü sunma gerekliliği. Mevcut teknoloji bu seviyeye henüz ulaşmamış olsa da, Apple’ın gelecekte daha verimli bileşenler ve optimize edilmiş bir yazılım entegrasyonu ile bu sorunu aşmayı hedeflediği düşünülüyor.

DeepSeek’i kendi bilgisayarınızda çalıştırın!

Ortaya çıkmasıyla beraber yapay zekâ dünyasında deprem yaratan ve bir anda liderliğe oturan DeepSeek yapay zeka sohbet robotu son zamanlarda en çok merak edilen konulardan biri. Yapay zekâ modelinin Çin menşeli olması, bazı kullanıcılarda kişisel veri güvenliği açısından endişe yaratıyor ve kullanmaya çekiniyorlar. Bir taraftan da, gördüğü büyük ilgi nedeniyle DeepSeek’in kapasitesini doldurmuş olması ve sık sık erişim hatası vermesi, kullanıcıların bu yeni yapay zekâ modelini denemelerini engelliyor.

DeepSeek’i yerel olarak çalıştırın

Açık kaynak kodlu bir yapay zekâ modeli olan DeepSeek’i bilgisayarınıza kurup çalıştırmak mükkün. Bu sayede yapay zekâya gönderdiğiniz mesajlar, yazdığınız promptlar sadece bilgisayarınızda kalıyor. Yurtdışındaki sunuculara gitmiyor. Yapay zekâ modeli de yerel olarak çalıştığından dolayı erişim kesintisi yaşanması gibi bir sorun da olmuyor. Tek sınır, bilgisayarınızın bilgi işlem gücü. Bilgisayarınız ne kadar güçlüyse, yüklediğiniz yapay zekâ modeli o kadar yüksek performanslı çalışıyor.

DeepSeek’i bilgisayarınıza yükleyin

Bilgisayarınıza DeepSeek yüklemek için önce https://lmstudio.ai/ adresine gidip buradan LM Studio uygulamasını bilgisayarınıza indirmeniz gerekiyor.

Adım adım DeepSeek yüklemek

LM Studio uygulamasını indirip yükledikten sonra ilk çalıştırışta program hangi yapay zekâ modelini kullanmak istediğiniz soracak. Buradan DeepSeek, LLama veya başka yapay zekâ modellerini seçebilirsiniz. Bu yazının konusu DeepSeek yüklemek olduğu için, biz birinci seçenek olan DeepSeek R1 modelini seçiyoruz.

Adım adım DeepSeek yüklemek

Modeli seçtikten sonra dosyanın indirilmesini bekliyoruz. LM Studio ilgili modeli indirip sisteme kuracak.

Adım adım DeepSeek yüklemek

Kurulum tamamlandıktan sonra Load Model düğmesine basarak indirmiş olduğunuz yapay zekâ modelini yükleyin. Adım adım DeepSeek yüklemek

DeepSeek yüklemek

Artık LM Studio içerisinde yüklemiş olduğunuz yapay zekâ modelini kullanarak çalışmaya başlayabilirsiniz. Modelin performansı, daha önceden de belirttiğimiz gibi, bilgisayarınızın performansına bağlı olacaktır.

Adım adım DeepSeek yüklemek

Farklı yapay zekâ modellerini yükleyin

LM Studio birden fazla yapay zekâ modelini destekliyor. Bu modelleri bilgisayarınıza indirip deneyebilirsiniz. Bunun için uygulamanın sağ altın bulunan ayarlar düğmesine basın, açılacak olan pencerede Model Search üzerine tıkladığınızda yükleyebileceğiniz farklı yapay zekâ modellerinin listesini görebilirsiniz.

Adım adım DeepSeek yüklemek

Bu listeden istediğiniz modeli yükleyebilirsiniz. Yükleme tamamlandıktan sonra yüklediğiniz yapay zekâ modelini LM Studio uygulamasının üst bölümündeki model seçeneklerini kullanarak seçebilirsiniz.

Yapay Zeka modellerini yerel çalıştırmanın avantajları

  1. Gizlilik ve Veri Güvenliği AI modellerini yerel olarak çalıştırmak için en ikna edici nedenlerden biri artan gizliliktir. Bulut tabanlı bir hizmet kullandığınızda, verileriniz uzaktaki sunuculara gönderilir ve işlenir. Bu durum, veri ihlalleri ve yetkisiz erişim konusunda endişelere yol açar. Modelleri yerel olarak çalıştırarak, tüm hesaplamalar cihazınızda gerçekleşir ve hassas bilgiler hiçbir zaman kontrolünüzden çıkmaz.
  2. Azaltılmış Gecikme Süresi Bulut hizmetleri, verilerinizin bilgisayarınızdan uzak sunuculara gidip gelmesi nedeniyle gecikmeye yol açar. Sohbet botları, kod asistanları veya transkripsiyon araçları gibi gerçek zamanlı uygulamalarda bu gecikme, kullanılabilirliği olumsuz etkileyebilir. Modelleri yerel olarak çalıştırarak bu darboğazı ortadan kaldırabilir ve anında yanıt alma imkanı elde edebilirsiniz.
  3. Maliyet Etkinliği Bulut sağlayıcıları ölçeklenebilir çözümler sunsa da bunlar bir maliyetle gelir. OpenAI’nın GPT’si veya Google’ın Gemini’si gibi hizmetlere yapılan sık API çağrıları, zaman içinde önemli maliyetlere yol açabilir. Modelleri yerel olarak barındırarak, donanım ve yazılım kurulumundaki başlangıç yatırımı sonrası sürekli ücretlerden kurtulursunuz.
  4. Özelleştirme ve Esneklik Yerel dağıtım, model ortamı üzerinde tam kontrole sahip olmanızı sağlar. İstediğiniz gibi komutları değiştirebilir, belirli görevler için modeli ince ayarlayabilir veya özel iş akışlarınıza sorunsuz bir şekilde entegre edebilirsiniz. Bu düzeyde esneklik, özel çözümlere ihtiyaç duyan işletmeler ve araştırmacılar için paha biçilmezdir.
  5. Çevrimdışı Erişim İnternet bağlantısı her zaman güvenilir değildir, özellikle uzak alanlarda veya seyahat sırasında. Yerel olarak barındırılan bir AI modeli, ağ bağlantısından bağımsız olarak kesintisiz işlevsellik sağlar. Bu, AI yeteneklerine sürekli erişimin kritik olduğu senaryolar için idealdir.
  6. Bireysel Kullanıcıların Güçlendirilmesi AI modellerini yerel olarak barındırmak, teknoloji devlerine bağımlılığı azaltarak bireysel kullanıcıları güçlendirir. Geliştiriciler, araştırmacılar ve meraklılar artık güçlü AI araçlarından bağımsız olarak yararlanabilir. Bu, yenilikleri teşvik eder ve merkezi platformlara olan bağımlılığı azaltır.

Zorluklar ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

AI modellerini yerel olarak çalıştırmak birçok avantaj sunarken, dikkate alınması gereken bazı zorluklar da var:

  • Donanım Gereksinimleri : Yüksek performanslı GPU’lar hala pahalıdır, ancak orta seviye seçenekler daha hafif iş yükleri için giderek daha uygun hale geliyor.
  • Teknik Bilgi : Yerel ortamları kurmak ve sürdürmek bir miktar teknik bilgi gerektirebilir, ancak kullanıcı dostu araçlar bu süreci basitleştiriyor.
  • Model Boyutu Sınırlamaları : Çok büyük modeller hala çoğu tüketici cihazının kapasitesini aşar, bu da model boyutu veya performans üzerinde ödün verilmesini gerektirebilir.

WhatsApp, iPhone’lardaki gizlilik hatasını düzeltti!

WhatsApp, iPhone kullanıcılarını etkileyen önemli bir gizlilik hatasını düzeltti. Normalde sadece bir kez görüntülenmesi gereken fotoğraf ve videolar, uygulamadaki bir güvenlik açığı nedeniyle tekrar tekrar izlenebiliyordu. Bu durum, WhatsApp’ın bir kez görüntüle özelliğinin iPhone’larda düzgün çalışmadığını gösteriyordu. Şirket, yayımladığı son güncellemeyle bu açığı kapattı ve kullanıcı gizliliğini yeniden güvence altına aldı.

WhatsApp, iPhone’lardaki gizlilik sorununu çözdü

Söz konusu hata, WhatsApp’ın iPhone versiyonunda medya yönetim ayarları üzerinden tek seferlik içeriklerin yeniden görüntülenmesine olanak tanıyordu. Kullanıcılar, Ayarlar – Depolama ve Veriler – Depolamayı Yönet sekmesine girerek paylaşılan medya dosyalarını en yeniye göre sıralayıp tekrar erişebiliyordu.

WhatsApp, iPhone'lardaki gizlilik sorununu çözdü.
WhatsApp, iPhone’lardaki gizlilik sorununu çözmeyi başardı.

Normal şartlarda bir kez görüldükten sonra kaybolması gereken bu fotoğraf ve videoların bu şekilde açılabilmesi, WhatsApp’ın gizlilik konusunda ciddi bir açığa sahip olduğunu ortaya koydu.

Şirket, bu hatayı herhangi bir duyuru yapmadan sessizce düzeltti. Güncelleme notlarında söz konusu değişiklikten bahsedilmese de sorunun ortadan kalktığı görülüyor. Daha önce benzer bir durum WhatsApp Web’de de yaşanmış ve yine bir güncellemeyle düzeltilmişti. Bu olay, kullanıcıların gizlilik ayarlarına dair uygulamaların nasıl çalıştığını yakından takip etmesi gerektiğini bir kez daha gösteriyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Whatsapp güvenli bir uygulama mı? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin!

AMD’nin RDNA 4 mimarisi masaüstüne öncelik verecek!

0

AMD, RDNA 4 mimarisini ilk etapta masaüstü ekran kartları için geliştirerek bu alana öncelik vereceğini duyurdu. Şirket, mobil GPU’lara yönelik ürünlerin ilerleyen dönemde piyasaya sürülebileceğini belirtirken, net bir takvim paylaşmadı. CES 2025 etkinliğinde RDNA 4 mimarisini resmi olarak tanıtan AMD, bu mimariye dayalı Radeon RX 9000 serisinin Mart ayında piyasaya çıkacağını doğruladı. Yeni nesil RDNA 4, geliştirilmiş hesaplama birimleri, daha verimli yapay zeka entegrasyonu ve hızlandırılmış ışın izleme performansı gibi yenilikler sunacak. Ancak AMD, mimarinin teknik ayrıntılarını henüz tam olarak açıklamış değil.

AMD’nin RDNA 4 mimarisi masaüstü platformu hedefliyor

AMD yetkilisi Ben Conrad, RDNA 4 mimarisinin mevcut stratejileri doğrultusunda masaüstü grafik pazarına odaklandığını vurgularken, bu teknolojinin ilerleyen yıllarda mobil GPU’lara da uyarlanabileceğini belirtti. Ancak firma, şu an için önceliğini masaüstü dGPU modellerine vermiş durumda.

AMD’nin RDNA 4 mimarisi masaüstü platformu hedefliyor.

AMD’nin mobil ekran kartlarını genellikle Strix Point ve Krackan Point serisi APU’lar veya RX 7000S/7000M dizüstü dGPU modelleri üzerinden sunduğu biliniyor. Ancak RDNA 3.5 mimarisini mobil ekran kartlarında tam anlamıyla kullanamamış olması, şirketin bu alandaki rekabet gücünü Nvidia’nın RTX 50 serisi karşısında zayıflatabilir.

Öte yandan AMD’nin Strix Halo çipi, entegre Radeon 8060S grafik birimi sayesinde RTX 4070 dizüstü GPU’sunu geride bırakabilecek potansiyele sahip. Şirketin, RDNA 4 ve FSR 4 destekli yeni bir Strix Halo halefini piyasaya sürerek Nvidia’nın Blackwell mimarisiyle rekabet etmeye hazırlandığı iddia ediliyor. AMD’nin dGPU tarafına öncelik vermesinin temel nedenlerinden biri de bu olabilir. Eğer firma masaüstü GPU’larında RDNA 4 mimarisini başarılı bir şekilde konumlandırabilirse, gelecekte mobil GPU pazarında da iddialı bir konuma gelmesi mümkün olabilir.

iPhone modelleri Starlink desteği kazanacak!

Apple, iPhone’lara Starlink uydu ağı desteğini getirmek için SpaceX ve T-Mobile ile iş birliği yaparak önemli bir adım atıyor. iPhone 14 serisinden itibaren belirli ülkelerde Apple’ın kendi uydu bağlantı hizmetini sunan şirket, bu kez iOS 18.3 güncellemesiyle Starlink desteğini bazı kullanıcılar için aktif hale getirdi. Yeni iş birliği, iPhone kullanıcılarının yalnızca Apple’ın mevcut Globalstar ağına bağımlı kalmadan, farklı bir uydu hizmeti kullanarak iletişim kurmalarını sağlayacak. Böylece iPhone’lar, kırsal alanlarda, kapsama alanı bulunmayan bölgelerde veya acil durumlarda daha geniş bir uydu bağlantısı seçeneğine sahip olacak.

Mevcut test süreci, yalnızca belirli sayıda iPhone kullanıcısını kapsayan bir pilot program kapsamında yürütülüyor. T-Mobile, test grubundaki kullanıcılarla Starlink hizmetini erken bir sürüm olarak sunmaya başladı. İlk aşamada bu uydu bağlantısı yalnızca mesajlaşma amaçlı kullanılabilecek. Ancak SpaceX ve T-Mobile yetkilileri, gelecekte bu sistemin veri bağlantıları ve sesli aramalar için de aktif hale getirilmesini hedeflediklerini belirtti.

iPhone modelleri resmen Starlink desteği kazanıyor.

Şu an için yalnızca ABD’deki kullanıcılarla sınırlı olan test programı, Apple’ın iPhone’lara sunduğu Globalstar hizmetinden farklı olarak, tamamen yeni bir uydu altyapısına dayanıyor. SpaceX’in uzun vadeli hedefi ise Starlink’in küresel olarak kullanılabilir hale gelmesini sağlamak.

Starlink, 100’den fazla ülke ve bölgede hizmet sunarak dünyanın en büyük uydu tabanlı iletişim ağı sağlayıcılarından biri konumunda. Bu kapsamlı uydu ağı sayesinde kırsal ve bağlantı sorunu yaşanan alanlarda bile kesintisiz iletişim sağlanması amaçlanıyor. Ancak şu an için Starlink desteği iPhone’larda yalnızca ABD’de test edilirken, Apple’ın kendi uydu hizmeti gibi Starlink’in bu entegrasyonu da Türkiye’de henüz erişilebilir değil. SpaceX ve T-Mobile, programın başarıyla ilerlemesi durumunda kapsamını genişleterek daha fazla ülkeye açılmayı planlıyor. Apple’ın mevcut uydu bağlantı sistemine ek olarak Starlink desteğinin gelmesi, gelecekte iPhone’ların hücresel kapsama alanı olmaksızın daha güçlü ve kesintisiz bir bağlantı deneyimi sunmasını sağlayabilir.

Nvidia, artık daha fazla çipe ihtiyaç duyuyor!

0

Nvidia, Çin merkezli yapay zeka firması DeepSeek’in son gelişmeleri karşısında olumlu bir bakış açısı sergileyerek, bu tür atılımların aslında daha fazla çipe olan ihtiyacı gösterdiğini savunuyor. Şirketin açıklamalarına göre, DeepSeek’in yapay zeka modellerinde gösterdiği ilerleme, Nvidia çiplerinin önemini daha da artırıyor ve özellikle Çin pazarındaki talebin gelecekte artacağını kanıtlıyor. DeepSeek’in geliştirdiği modellerin, OpenAI gibi büyük rakiplerle benzer performansı çok daha az sayıda Nvidia çipiyle elde ettiğine yönelik haberler, yatırımcılarda tedirginlik yaratarak Nvidia hisselerinin sert bir düşüş yaşamasına neden olmuştu. Ancak piyasanın bu duruma tepkisi ve DeepSeek’in sunduğu iddiaların abartılı olup olmadığına dair tartışmalar sonrasında, Nvidia hisseleri hızla toparlanarak yüzde 9 oranında yükseliş gösterdi.

Nvidia, eskisinden daha fazla çipe gerek duyuyor

Şirket yaptığı açıklamada, DeepSeek’in geliştirdiği modellerin yaygın olarak erişilebilen açık kaynak yapılar ve ABD’nin ihracat kontrol düzenlemelerine tam uyumlu donanımlarla oluşturulduğunu belirtti. Bu durum, Nvidia açısından, çiplerine olan talebin sürdürülebilirliğini destekleyen bir kanıt olarak görülüyor. Yapay zeka dünyasında Nvidia’nın çipleri hâlâ kritik bir gereklilik olmaya devam ederken, bu çipler yalnızca yapay zeka modellerinin eğitiminde değil, aynı zamanda hizmete sunulmalarında da büyük bir rol oynuyor.

Nvidia, eskisinden daha fazla çipe gerek duyuyor.
Nvidia, eskisinden daha fazla çipe gerek duyacak.

DeepSeek gibi platformların gelişmesi, kullanıcı tabanının genişlemesi ve sistemlerin sürekli çalışır durumda kalması için eğitim sürecinde ihtiyaç duyulandan çok daha fazla GPU ve altyapıya gereksinim duyuluyor. Nvidia’nın gelecekte daha fazla çipe talep olacağını vurgulamasının temel sebebi de bu.

Bununla birlikte, ABD hükümetinin uyguladığı yarı iletken ihracat kontrolleri, Çin’in nükleer silahlar geliştirmek için kullandığı süper bilgisayarları ve gelişmiş yapay zeka teknolojilerini sınırlamayı amaçlıyordu. Ancak DeepSeek’in son atılımı, bu politikaların beklenen etkiyi göstermekte zorlandığını düşündürüyor. Çin’in kısıtlamalara rağmen yapay zeka alanında kaydettiği ilerlemeler, küresel rekabetin daha da kızışacağına işaret ederken, Nvidia’nın bu durumdan nasıl faydalanacağı da merak konusu.

GeForce RTX 5090, oyuncular arasında büyük ilgi gördü!

0

Nvidia’nın beklenen GeForce RTX 5090 ekran kartının çıkışı, oyuncular arasında büyük bir heyecana yol açmış durumda. 30 Ocak’ta satışa çıkacak olan bu amiral gemisi ekran kartı, şimdiden bazı oyuncuların mağazaların önünde çadır kurmasına neden oldu. Özellikle yeni kartlara olan yüksek talep ve düşük stok seviyeleri, fiyatların ilk etapta oldukça yüksek olacağı beklentisini doğuruyor. Bu sebeple bazı kişiler, ürünü düşük fiyatla alıp kar etmek amacıyla mağazaların önünde kamp kurmaya başladı.

GeForce RTX 5090, oyuncular arasında büyük bir heyecan yarattı

ABD’deki Micro Center mağazasının önünde çadır kuran oyuncular, stoka giren ilk ürünlerin genellikle en yüksek fiyattan satıldığına şahit oluyor. Mağaza, potansiyel bir kargaşayı önlemek adına kupon sistemine geçiş yapma kararı aldı. Açılış saatinden önce kuponlar, sıraya giren ilk müşterilere verilecek ve her kupon sahibi yalnızca bir ekran kartı alabilecek. Fakat, belirli bir üretici veya model garantisi verilmeyecek.

GeForce RTX 5090, oyuncular arasında büyük bir heyecan yarattı.

GeForce RTX 5090 ve RTX 5080, DLSS 4 ve Çoklu Kare Üretimi (Multi Frame Generation) gibi teknolojilerle, oyun performansında önemli artışlar vaat ediyor. DLSS 4, geleneksel render yöntemlerine ek olarak her kare için üç ek kare daha üreterek performansı 8 kata kadar artırabiliyor. RTX 5090’un fiyatı 1.999 dolar, RTX 5080’in fiyatı ise 999 dolar olarak belirlenmiş durumda.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz.

Elektrikli araç pazarı 2025’te rekor kıracak

Elektrikli araç sektörü, 2024 yılında satışlardaki büyük artışla dikkat çekerken, uzmanlar 2025’te hem küresel hem de yerel büyümenin hızlanarak devam edeceğini belirtiyor. BYD Türkiye ve Opel Türkiye’den gelen açıklamalar ise sektördeki iyimser beklentileri doğruluyor.

BYD: pazar payı yüzde 15’e ulaşacak

Rho Motion’ın yayımladığı rapora göre, 2024 yılında bir önceki yıla göre elektrikli araç satışları 3,5 milyon adet artarak toplamda 17 milyon adetlik bir büyüklüğüne ulaştı. Bu büyy\u00fkmenin 11 milyonu çin pazarında gerçekleşti.

BYD Türkiye Genel Müdürü İsmail Ergun, elektrikli araçların Türkiye pazarındaki etkisinin hızla artacağını belirtti. “2016’dan 2024’e kadar elektrikli araç pazarının 20 kat büyüdüğüne tanık olduk. Türkiye’de elektrikli araç pazar payının 2025 yılında Avrupa’ya paralel olarak yüzde 15 seviyesine ulaşmasını bekliyoruz” dedi.

Elektrikli araç pazarı

2023’te elektrikli araç satışlarının bir önceki yıla göre yüzde 51,75 oranında artarak 99 bin 489 adete ulaştığınıhatırlatan Ergun, özellikle altyapı yatırımları ve çevresel farkındalığın etkisiyle bu artışın daha da hızlanacağını dile getirdi. “2023 öncesinde toplam satışların sadece yüzde 1’ini oluşturan elektrikli araçlar, 2024 sonunda pazardan yüzde 10 pay aldı ve dizel araçları geride bıraktı” ifadelerini kullandı.

Hibrit araçlar da büyüyen pazardan pay alıyor

Ergun, BYD’nin hibrit modellerine de dikkat çekerek, “2023’te Türkiye’de yaklaşık 2 bin 500 adet şarj edilebilir hibrit araç satılırken, 2024’te bu rakam BYD SEAL U DM-i modelimizin katkısıyla 9 bin 921 adede ulaştı” dedi. Hibrit araçlara olan ilginin elektrikli araçlarla birlikte artması, sektördeki genel büyümenin bir başka önemli dinamiği olarak öne çıkıyor.

Opel: büyüyen pazar daha fazlasını vaat ediyor

Opel Türkiye Genel Müdürü Yiğit Yantaç ise Türkiye’deki dair daha iyimser bir tablo çizdi. Yantaç, “2025’te elektrikli araç pazarının yüzde 20’lik bir büyüme kaydetmesini bekliyoruz. Elektrikli araç satışlarının toplamda 120 bin adede ulaşacağını öngörüyoruz” dedi.

Yantaç’ın bu iyimser tahmini, sektördeki oyuncular arasında artan rekabet ve teknolojik ilerlemelerle destekleniyor. Türkiye’de elektrikli araç piyasasının hem yerel hem de uluslararası yatırımlarla önemli bir dönüşüm yaşaması bekleniyor.

Uzmanlar, elektrikli araç pazarındaki hızlı büyümenin yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmayacağını, küresel ölçekte yeni rekorlar kırılacağını vurguluyor. Altyapı yatırımları, çevre dostu teknolojilere artan talep ve rekabetin etkisiyle 2025, elektrikli araçların altın yılı olarak kayıtlara geçebilir.

Uzay teleskobu James Webb, bütçe kesintisine uğrayacak!

2022 yılında yörüngesine girerek göreve başlayan James Webb Uzay Teleskobu (JWST), yalnızca üç yıl içinde evrenin derinliklerini keşfetme konusunda gökbilimcilerin beklentilerini fazlasıyla aşarak bilimsel bir devrim başlattı. NASA öncülüğünde ve Avrupa Uzay Ajansı (ESA) iş birliğiyle geliştirilen teleskop, sunduğu verilerle modern astronominin sınırlarını genişletmeye devam ediyor.

Uzay teleskobu James Webb, bütçe kesintisine maruz kalacak

Ancak JWST’nin olağanüstü başarısına rağmen, geleceği bütçe kesintilerinden etkilenme tehlikesiyle karşı karşıya. Bu kesintilerin, özellikle 2026 mali yılı başında yürürlüğe girmesi bekleniyor ve teleskobun operasyonel kapasitesini olumsuz etkileyebileceği öngörülüyor.

Teleskobun ilk beş yıllık görev süresi içerisinde performansının beklentilerin çok üzerinde olduğu belirtiliyor. Uzay Teleskobu Bilim Enstitüsü (STScI) yetkilileri, JWST’nin halen zirve bilimsel kapasitesine ulaşmadığını vurgularken, sağlanan gözlem süresi talebinin arzın çok üzerinde olduğuna dikkat çekiyor. Teleskobun tasarım ömrü 10 yıl olarak belirlense de, itici yakıtının 20 yıldan fazla dayanması bekleniyor. Bu, teleskobun 2040’lara kadar görev yapabileceği ve o dönemde fırlatılabilecek yeni nesil teleskoplarla eş zamanlı çalışabileceği konusunda umut veriyor.

JWST’nin bütçe teklifinde 2025 mali yılı için 187 milyon dolarlık fon ayrılmış durumda; bu miktarın 127 milyon doları operasyonel harcamalar, 60 milyon doları ise bilimsel araştırmalara yönelik hibeler için öngörülüyor. Ancak STScI’nin verdiği bilgilere göre, operasyonel bütçede %20’lik bir kesinti öngörülüyor. Bu kesintiler, teleskobun bilimsel verimliliği üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratabilir. Teleskobun bazı modlarının kullanımı sınırlanabilir, mevcut sorunlara çözüm üretme kapasitesi düşebilir ve astronomların desteklenmesi zorlaşabilir. Buna rağmen, JWST’nin uzun vadeli bir görev süreci boyunca bilim dünyasına sunacağı katkılar, bütçe sorunlarına rağmen, halen umut vadediyor.

Volkswagen, Çinli bir üreticiyle işbirliğine gidebilir!

Volkswagen, son dönemde karşılaştığı mali zorluklar ve üretim fazlasıyla başa çıkabilmek için radikal kararlar almayı düşünüyor. Alman otomotiv devi, Almanya’daki fabrikalarından ikisini kapatmayı ve 35.000 iş pozisyonunu kesmeyi planlıyor. Kapatılacak tesislerden biri, elektrikli araç üretiminin sınırlı olduğu Dresden’deki Transparent Factory, diğeri ise 2026 sonrasında üretim yapılması beklenmeyen Osnabrück fabrikası. Ancak Volkswagen, bu durumdan çıkış yolu olarak Çinli bir üreticiyle ortak girişim kurmayı da gündeme getirmiş durumda.

Volkswagen, Çinli bir üreticiyle resmen işbirliği yapabilir

Volkswagen’in, Çinli üreticilerle ortaklık kurma planı, Çin’deki önceki iş modelinin tersine çevrilmesini temsil edebilir. 1983’te Volkswagen, SAIC ile kurduğu ortaklıkla Çin’deki faaliyetlerine başlamış ve burada, Çinli taraf fabrikalar ve iş gücü sağlarken Volkswagen ise üretim bilgisiyle katkı sağlıyordu. Şimdi ise Volkswagen, Çinli firmaların elektrikli araç üretimindeki maliyet avantajlarından faydalanmayı hedefliyor.

Volkswagen, Çinli bir üreticiyle resmen işbirliği yapabilir.

Almanya’daki Emden kentindeki fabrikasında elektrikli araç üretimini artırma planları yapılıyor. Ancak, bu tesislerin mevcut mali yapısı Çinli ortaklar için uygun görülmemiş gibi görünüyor. Görüşmeler hala devam etmekle birlikte, fabrika devri veya ortaklık gibi seçenekler masada yer alıyor.

Bu gelişme, hem ekonomik hem de jeopolitik açıdan büyük yankılar uyandırabilir. Almanya’da bu tür bir ortaklık, sembolik etkiler yaratabilecekken, aynı zamanda işçi sendikaları ve siyasi çevrelerden de tepkilere neden olabilir. Diğer otomotiv üreticileri de benzer zorluklarla karşı karşıya. Örneğin, Stellantis ve Çinli Leapmotor, Avrupa’daki Stellantis tesislerinde elektrikli araç üretmek üzere bir ortak girişim kurmuştu. Bu süreçler, otomotiv sektöründe daha geniş bir küresel dinamiği tetikleyebilir.

Trump, ithal çiplere gümrük vergisi uygulayacak!

0

ABD Başkanı Donald Trump, ithal bilgisayar çiplerine, yarı iletkenlere ve ilaçlara gümrük vergileri getireceğini duyurdu. Bu karar, Trump’ın önceki dönemlerinde başlattığı ticaret savaşlarının izlerini taşıyor. Trump, ABD’deki üretimi artırmayı hedeflediğini ve bunun için yüksek vergiler yerine doğrudan teşvikler verilmesinin gerekli olmadığını savundu. Biden yönetiminin uyguladığı CHIPS Yasası’ndaki teşvikleri eleştirerek, üreticilerin ABD’ye yatırım yapmak yerine vergilerden kaçınmak için yeni tesisler inşa edeceğini öne sürdü.

Trump, ithal çiplere resmen gümrük vergisi uygulamayı planlıyor

Trump, ithal çip ve yarı iletkenlere uygulanacak vergilerin, mevcut vergi oranları olan %2.5’tan çok daha büyük olacağını belirtti. Üreticilerin bu vergi artışından kaçınmak için ABD’de üretim yapacaklarını iddia etti.

Trump, ithal çiplere resmen gümrük vergisi uygulamayı planlıyor.
Trump, ithal çiplere gümrük vergisi uygulamayı hedefliyor.

Ayrıca, Apple, AMD, Nvidia, Qualcomm gibi büyük teknoloji firmalarını, işlemcilerini Tayvan’daki TSMC’de ürettikleri için eleştirerek, ABD’nin bu üretim süreçlerinde daha büyük bir yer tutması gerektiğini vurguladı.

Bu açıklamalar, ABD içindeki çip üretim kapasitesinin artırılmasını hedeflese de, uygulamada birçok zorlukla karşılaşılabilir. Özellikle, yeni fabrikaların inşa edilmesi, gerekli altyapının hazırlanması ve lojistik sorunların çözülmesi zaman alabilir. Ayrıca, Trump’ın önerdiği gümrük tarifeleri, ABD’deki tüketicilere yüksek fiyatlarla yansıyabilir; örneğin, dizüstü bilgisayarların fiyatları %46, oyun konsollarının fiyatları ise %40 oranında artabilir. Trump, bu adımlarla kısa vadede büyük tesislerin inşa edileceğini söylese de, böyle bir dönüşümün gerçekleşmesi için yıllarca süren süreçler gerekebilir.