Hepsiburada’nın çoğunluk hissesinin Kaspi.kz’ye devri gerçekleşti!

0

Hepsiburada, şirketin %65,4’ünü temsil eden A ve B grubu hisselerinin Kazakistan merkezli Kaspi.kz’ye devir işleminin tamamlandığını NASDAQ Borsası’na açıkladı. 17 Ekim 2024 tarihinde imzalanan hisse alım sözleşmesi kapsamında, hisse devrine ilişkin Rekabet Kurumu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından verilen yazılı onaylar geçtiğimiz haftalarda tamamlanmıştı.

Toplam hisse devri değeri yaklaşık 1 milyar 127 milyon ABD doları olup bu tutarın 600 milyon dolarlık kısmı işlem kapanışında satıcılara nakit olarak ödenirken, 526,9 milyon dolarlık ertelenmiş nakit ödeme ise kapanış tarihinden itibaren altı ay içinde tamamlanacak.

Olağanüstü Genel Kurul 31 Ocak’ta

Yapılan anlaşma doğrultusunda Hepsiburada ve Kaspi.kz, bağımsız marka kimliklerini ve operasyonel yapılarını koruyarak faaliyet göstermeye devam edecek.

Hisse devrinin gerçekleşmesinin ardından, Hepsiburada Olağanüstü Genel Kurulu da 31 Ocak 2025 tarihinde gerçekleşecek. Hepsiburada’nın yeni Yönetim Kurulu’nun da belirleneceği Genel Kurul toplantısında, gündemde yer alan diğer maddelerle birlikte, Kaspi.kz temsilcileri Mikheil Lomtadze, Tengiz Mosidze, Yuri Didenko, Pavel Mironov ve Sandro Berdzenishvili’nin Hepsiburada Yönetim Kurulu’na girmesi karara bağlanacak.

X, Visa ile işbirliği yaparak finansal hizmet sağlayıcı olma yolunda!

Platform, “X Money Hesabı” adı verilen bu yeni finansal hizmeti ilk kez duyurdu. X CEO’su Linda Yaccarino, hizmetin Visa tarafından destekleneceğini ve kullanıcıların geleneksel banka hesapları ile dijital cüzdanları arasında para transferi yapmalarına olanak tanıyacağını açıkladı.

Bu yeni özellik, kullanıcıların Zelle veya Venmo gibi platformlarda olduğu gibi hızlı ve kolay bir şekilde ödeme gerçekleştirmelerini sağlayacak. X’in bu hamlesi, Musk’ın platformu satın alırken ifade ettiği “her şeyin uygulaması” vizyonunun somut bir adımı olarak değerlendiriliyor.

X’in finansal ekosistem girişimi

Elon Musk, 2022 yılında 44 milyar dolara Twitter’ı satın alarak platformun adını X olarak değiştirdiğinde, kullanıcıların finansal işlemlerini kolaylaştıracak bir ekosistem oluşturmayı hedeflediğini belirtmişti. Bu doğrultuda, 2021’de eski Twitter CEO’su Jack Dorsey’in liderliğinde başlatılan Bitcoin bağış özelliği gibi finansal yeniliklere de yeni bir boyut kazandırılması bekleniyor.

Ancak ABD’de bir para hizmeti işletmesi (MSB) olarak faaliyet göstermek, kapsamlı bir düzenleyici süreci gerektiriyor. Musk, bu lisansları alabilmek için uzun süredir çalışmalarını sürdürüyor. Şu anda X Payments LLC, 41 eyalette lisanslı ve ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Finansal Suçları Uygulama Ağı’na (FinCEN) kayıtlı durumda.

X Money hizmetinin 2025’in ilk çeyreğinde kullanıma sunulması planlanıyor. Ayrıca platformun diğer finansal ortaklıklar için de görüşmeler yaptığı ifade ediliyor. İlk etapta içerik üreticilerinin doğrudan platform üzerinden ödeme alması ve fonlarını dış kurumlara gerek duymadan yönetmesi sağlanacak.

Musk’ın bu hamlesi, platformun reklam verenlere daha fazla değer sunmasını ve kullanıcı deneyimini artırmasını hedefliyor. 2022’de Musk, platformun gelecekte banka hesapları ve yüksek getiri sağlayan para piyasası hesapları gibi özellikleri de içerebileceğini belirtmişti.

Visa’dan ise bu konuyla ilgili bir açıklama yapılmadı.

Savunma Sanayii Başkanlığı 23 yeni Ar-Ge projesini hayata geçirdi!

0

Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından yürütülen projelendirme faaliyetleri kapsamında tamamlanan 23 yeni Ar-Ge projesinin imza töreni 29 Ocak 2025 tarihinde gerçekleştirildi. Nuri Demirağ Konferans Salonu’nda düzenlenen törende, Türkiye’nin savunma ve güvenlik alanındaki teknoloji yetkinliğini artıracak projelerin sözleşmeleri imzalandı.

SSB, savunma ve güvenlik sektöründe ihtiyaç duyulan ileri teknolojileri geliştirmek amacıyla Ar-Ge Panelleri düzenleyerek projeleri daha hızlı ve etkin bir şekilde başlatıyor. Bu panellerde, mevcut ve planlanan sistemlerin ihtiyacı olan teknolojiler değerlendirilerek hayata geçirilmesine karar veriliyor. Ayrıca, teknoloji gösterim ağırlıklı projeler için Savunma Sanayii Geniş Alan Çağrıları (SAGA) yöntemiyle ilerleniyor.

Savunma Sanayii Başkanı

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, törende yaptığı konuşmada Ar-Ge çalışmalarının etkin ve verimli yürütülmesine büyük önem verdiklerini vurguladı. Emniyet ve güvenlik güçlerinin de katılımıyla ortak karar alma süreçlerinin işletildiğini belirten Görgün, sanayi, akademi ve kamu iş birliğinin savunma sanayi ekosistemini güçlendirdiğini ifade etti. Ar-Ge projeleriyle üniversiteler ve araştırma merkezlerinde geliştirilen teknolojik bilginin hızla sanayileştirilerek ticari hale getirilmesinin hedeflendiğini belirtti.

Törende dikkat çeken konulardan biri, TUSAŞ’ta görev yaparken hain bir saldırı sonucu şehit düşen mühendislerin isimlerinin üç kritik projeye verilmesi oldu. ZAHİDE, ATAKAN ve CANBAZ adını taşıyan projeler, Türkiye’nin savunma teknolojileri alanındaki yetkinliğini daha da ileriye taşımayı amaçlıyor. Bu adım, savunma sanayii alanındaki vefa ve birlik ruhunun güçlü bir göstergesi olarak değerlendirildi.

İmzalanan projeler, savunma sanayii ve güvenlik güçlerinin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik geniş bir yelpazeye yayılıyor. Bu projeler arasında biyolojik harp maddeleri için tespit teknolojilerinin geliştirilmesi yapay zekâ tabanlı bilişsel radar algoritmaları, sürü İHA yetenekleri, derin öğrenme tabanlı füze güdüm sistemleri ve enkaz görüntüleme sistemleri gibi kritik alanlarda çalışmalar yer alıyor.

Ayrıca deprem erken tespit teknolojileri, sismik akustik canlı tespit cihazları ve afet durumlarında kullanılacak yapay zekâ destekli farkındalık sistemleri gibi sivil alanda da önemli katkılar sunacak projeler de imzalandı.

İmza Töreni kapsamında aşağıdaki proje sözleşmeleri imzalandı:

  • Biyolojik Harp Maddeleri İçin Tespit ve Teşhis Teknolojilerinin Geliştirilmesi (BADE) Projesi
  • Yüzey Artırımlı Raman Spektroskopisi Teknolojisi Geliştirilmesi (İZ) Projesi
  • Yüksek Basınçlı Kütle Spektroskopisi Temelli Tespit Teknolojisi Geliştirilmesi (TORR) Projesi
  • Kapalı Alanda Sürü ile Tasarsız Haberleşme (KAPTAN) Projesi
  • Lazer Geri Yansıması ile Karıştırma Kodu Geliştirme (YANKI) Projesi
  • Yapay Zekâ Tabanlı Bilişsel Radar Tespit Algoritmaları Geliştirilmesi (BİLRAD) Projesi
  • Yapay Zekâ ile RF Almaçlarda Bozucu Etkileri Giderme ve Radar Yayınları Ayrıştırma (BERAY) Projesi
  • Müşterek Sürü Yeteneğinin Kazanılması (TORAMAN) Projesi
  • Derin Pekiştirmeli Öğrenme Tabanlı Hibrit Füze Güdüm Sistemlerinin Geliştirilmesi (CANBAZ) Projesi
  • Yüksek Yoğunluklu Çoklu Hedef Takip Ortamları için Öğrenme Tabanlı Çok Boyutlu Atama (ATAKAN) Projesi
  • Akıllı İstihbarat Asistan Sistemi (KURMAY ZEKÂ) Projesi
  • Koaksiyel İHA ile Yerden Gözetleme, Tespit ve Havadan Takip Kabiliyeti Geliştirilmesi (BAYKUŞ) Projesi
  • Afet ve Acil Durumlar İçin Yapay Zekâ Destekli Durumsal Farkındalık Sistemi (HIZIR-NET) Projesi
  • Termal Koruma Malzemesi (KALKAN) Projesi
  • Grafen Esaslı Esnek Elektrot Malzemelerin Geliştirilmesi (EGE) Projesi
  • Kendini Kopyalayabilen/Onarabilen Nano/Mikro Malzeme Teknolojilerinin Geliştirilmesi (ZAHİDE) Projesi
  • Soğuk Atom Tabanlı Ataletsel Sensör Geliştirilmesi (SOĞUK ATOM) Projesi
  • Rubidyum (Rb) Atomik Saat Geliştirilmesi (GÜNEŞ) Projesi
  • Modüler Ortaklanabilir Navigasyon Sistemi (MORS) Projesi
  • Doppler Hız Logu Geliştirilmesi (DHL) Projesi
  • Sismik Akustik Canlı Tespit Cihazı Geliştirilmesi (SATES) Projesi
  • Deprem Erken Tespiti İçin Arama Bobini Manyetometresi ve Fluxgate Manyetometre Geliştirilmesi ve Uygulaması (DETAM) Projesi
  • Enkaz Görüntüleme Sistemi (EGS) Projesi

OpenAI, kamu hizmetleri için geliştirdiği ChatGPT Gov’u tanıttı!

Bu adım, şirketin ChatGPT Enterprise sürümünden sonraki en büyük lansmanı olarak değerlendiriliyor.

ChatGPT Gov, federal, eyalet ve yerel hükümet çalışanlarının güvenli bir ortamda gizli ve kamuya açık olmayan bilgileri OpenAI modellerine entegre etmelerine olanak tanıyacak. OpenAI Ürün Müdürü Kevin Weil, platformun Microsoft Azure’un ticari veya Azure Hükümet bulutlarında çalışacağını ve böylece güvenlik, gizlilik ve uyumluluk gerekliliklerinin kurumlar tarafından yönetilebileceğini açıkladı.

Kamu hizmetlerinde yapay zeka dönemi

2024 yılının başından bu yana 90.000’den fazla devlet çalışanı, ChatGPT kullanarak 18 milyondan fazla komut oluşturdu. Bu komutlar arasında belge çevirisi ve özetleme, politika notları yazma, kod üretimi ve uygulama geliştirme gibi işlemler yer aldı.

ChatGPT Gov’un kullanıcı arayüzü, ChatGPT Enterprise’a oldukça benziyor. Ancak yeni platform, devlet kurumlarının daha hassas verilerle çalışmasına olanak tanıyacak şekilde tasarlandı. OpenAI’den Felipe Millon, bu platformun özellikle savunma, sağlık ve kolluk kuvvetleri gibi hassas veriyle çalışan kurumlar için büyük fayda sağlayacağını belirtti.

OpenAI’in hükümet için yapay zeka geliştirme süreci eleştirilerle karşılaşsa da şirket, etik ve kullanım politikalarına sıkı sıkıya bağlı kalacağını vurguluyor. Yapay zekanın adli sistemde veya polisin operasyonlarında kullanımı geçmişte tartışmalara neden olmuş ve veri gizliliği konusundaki kaygıları artırmıştı.

Hedef, yapay zeka yarışında öncü olmak

OpenAI’in CEO’su Sam Altman, ABD’nin yapay zeka yarışında lider kalmasını sağlamanın kritik önem taşıdığını belirtti. Altman, bu hedef doğrultusunda hükümetle yakın iş birliği içinde olduklarını ifade etti.

OpenAI, ChatGPT Gov’un önümüzdeki birkaç ay içinde kullanıma sunulacağını açıkladı. Ürün, şu anda Federal Risk ve Yetkilendirme Yönetim Programı’ndan (FedRAMP) geçmekte. Ancak OpenAI, bu sürecin uzun ve karmaşık olduğunu belirtiyor.

ABD’nin yapay zeka geliştirme yarışında Çin gibi ülkelerle rekabet ettiğini vurgulayan OpenAI yetkilileri, ChatGPT Gov’un bu alandaki liderliklerini sürdürmek için önemli bir adım olduğunu söylüyor.

Boeing, tam 11,8 milyar dolarlık zarar açıkladı!

Boeing, 2024 yılı finansal sonuçlarını açıkladı ve 11,8 milyar dolarlık büyük bir zarar kaydettiğini duyurdu. Şirket, üst üste altıncı yılında da zarar açıklayarak uzun süredir devam eden mali sıkıntılarının sürdüğünü gösterdi. Özellikle işçi grevleri, savunma projeleriyle ilgili maliyetler ve işten çıkarmalar, bu devasa zararın başlıca sebepleri arasında gösterildi. Boeing’in 2024 yılının son çeyreğinde elde ettiği gelir, bir önceki yılın aynı dönemine göre %31 azalarak 15,2 milyar dolara geriledi. Aynı dönemde 2023’te 30 milyon dolar olan net zarar, 2024’ün son çeyreğinde 3,9 milyar dolara yükseldi.

Boeing, 2024 yılında tam 11,8 milyar dolar zarar etti

Yıllık bazda değerlendirildiğinde Boeing’in toplam geliri, 2023 yılına kıyasla %14 azalarak 66,5 milyar dolar seviyesine düştü. Daha da çarpıcı olan, şirketin 2023 yılında kaydettiği 2,2 milyar dolarlık net zararın, 2024 yılında yaklaşık beş kat artarak 11,8 milyar dolara çıkması oldu. Bu, Boeing’in 2020’den bu yana yaşadığı en büyük yıllık zarar olarak kayıtlara geçti. Buna rağmen şirketin hisseleri %6 oranında yükseldi ve bu durum, yatırımcıların Boeing’in uçak üretim kapasitesini artırma konusunda kaydettiği ilerlemeyi olumlu değerlendirdiğini gösterdi.

Boeing, 2024 yılında tam 11,8 milyar dolar zarar etti.

Özellikle 737 modeli için üretim sınırına takılan Boeing, aylık 38 uçak üretme kapasitesinin üzerine çıkabilmek için Federal Havacılık İdaresi’nden (FAA) onay almak zorunda. Şirketin CEO’su Kelly Ortberg, üretimi istikrarlı bir şekilde artırdıklarını ve yılın ikinci yarısında bu onayı almayı hedeflediklerini belirtti. Ayrıca, geniş gövdeli 787 jetlerinin üretim seviyesinin aylık 5 uçaktan 7 uçağa çıkarılmasının hedeflendiğini de ekledi.

Boeing’in Finans Direktörü Brian West ise ilk yarıda şirketin nakit kaybının devam edeceğini ancak yılın ikinci yarısından itibaren nakit akışının pozitife dönmesini beklediklerini söyledi. Ayrıca, Boeing’in Starliner programı kapsamında ek zararlar beklediği de ifade ediliyor. Tüm bu gelişmeler, şirketin uzun vadede toparlanma umutlarını koruduğunu ancak 2025’in ilk yarısında hala zorlu bir finansal süreçten geçeceğini gösteriyor.

DeepSeek veri güvenliği endişesi: Milyonlarca kullanıcının verileri tehlikede!


Garante, DeepSeek‘ten kişisel verilerin nasıl toplandığı, hangi kaynaklardan elde edildiği, ne amaçla kullanıldığı ve yasal dayanaklarının neler olduğu konusunda bilgi talep etti. Ayrıca, verilerin Çin’de depolanıp depolanmadığı da sorgulanan konular arasında yer alıyor.

DeepSeek ve bağlı şirketlerinin bu sorulara yanıt vermesi için 20 günlük bir süre tanındı. Bu adım, Çinli girişime yönelik ilk düzenleyici hamlelerden biri olarak dikkat çekiyor. Garante, yaptığı açıklamada, “Milyonlarca İtalyanın verileri risk altında” diyerek endişelerini dile getirdi.

DeepSeek kullanıcı verilerini nerede depoluyor?

DeepSeek, kendisini ABD’li rakiplerine düşük maliyetli bir alternatif olarak tanıtıyor.
Şirketin ücretsiz yapay zeka asistanı, kısa süre önce ABD’de Apple’ın App Store’unda OpenAI’nin ChatGPT‘sini geride bırakarak dikkatleri üzerine çekti.

İtalya’nın Garante’si, yapay zeka kullanımını düzenleme konusunda Avrupa’nın en aktif denetleyici kurumlarından biri olarak biliniyor. 2023 yılında, Microsoft destekli ChatGPT‘yi, AB gizlilik kurallarını ihlal ettiği şüphesiyle ülkede geçici olarak yasaklamıştı.

DeepSeek‘in veri işleme politikaları, diğer ülkelerde de mercek altına alınıyor.
ABD’de Beyaz Saray sözcüsü, uygulamanın ulusal güvenlik üzerindeki etkilerini incelediklerini belirtti. Avustralya Hazine Bakanı Jim Chalmers, Avustralyalılara bu yeni teknolojiyi kullanırken dikkatli olmaları çağrısında bulundu.
Chalmers, “Avustralyalılara bu yeni teknolojiyi kullanırken dikkatli olmalarını tavsiye ederiz. Sürekli olarak bu konuda tavsiyeler alıyoruz.” dedi.

DeepSeek, ABD’li BT şirketlerinin yapay zeka alanında milyarlarca dolar yatırım yaptığı bir dönemde, modelini geliştirmek için sadece 5,6 milyon dolar harcadığını iddia ediyor. Şirketin R1 modeli, göreve bağlı olarak OpenAI’nin modellerine göre 20 ila 50 kat daha az maliyetli olduğunu öne sürüyor.

İtalya’nın bu hamlesi, yapay zeka ve veri güvenliği konularında uluslararası düzeyde artan endişelerin bir yansıması olarak görülüyor. DeepSeek‘in, Garante’nin taleplerine nasıl yanıt vereceği ve bu durumun şirketin Avrupa’daki faaliyetlerini nasıl etkileyeceği merakla bekleniyor.

Uzmanlar, bu tür denetimlerin, yapay zeka teknolojilerinin etik ve yasal çerçevede gelişmesini sağlamak adına önemli olduğunu vurguluyor.
Kullanıcıların kişisel verilerinin korunması ve gizlilik haklarının ihlali riskine karşı, denetleyici kurumların proaktif yaklaşımı büyük önem taşıyor.

DeepSeek‘in, İtalya’nın veri koruma otoritesine vereceği yanıtlar ve bu sürecin diğer ülkelerdeki düzenleyici kurumlar tarafından nasıl takip edileceği, yapay zeka alanındaki global düzenlemeler için emsal teşkil edebilir.
Şirketin, şeffaflık ve veri güvenliği konularında atacağı adımlar, uluslararası kamuoyu tarafından yakından izlenecek.

Bu gelişmeler, yapay zeka teknolojilerinin hızla yaygınlaştığı bir dönemde, veri güvenliği ve gizlilik konularının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Kullanıcıların bilinçli olması ve şirketlerin sorumluluklarını yerine getirmesi, dijital dünyanın güvenliği için hayati önem taşıyor.

Tıbbi görüntülemeyi yapay zekayla güçlendiren Quibim, 50 milyon dolar yatırım aldı!

Quibim, aldığı yatırımlarla onkoloji, immünoloji, nöroloji ve metabolik hastalıklar gibi alanlarda yapay zeka teknolojilerini kullanarak tanı doğruluğunu artırmayı ve hastalıkların erken teşhisini mümkün kılmayı hedefliyor.

Şirketin amiral gemisi ürünü QP-Prostate, prostat kanseri tespitini iyileştirmek için tasarlandı. Ayrıca beyin, karaciğer, meme ve akciğer taramaları için yeni ürünler üzerinde çalışılıyor. Şirketin bir diğer çözümü olan QP-Insights, klinik araştırmalar ve biyolojik veri analizleri için çoklu omik veri işlemeye yönelik hizmetler sunuyor.

Dijital ikiz teknolojisi ve küresel büyüme

Quibim’in uzun vadeli hedefleri arasında insan vücudunun dijital ikizlerini oluşturmak da yer alıyor. Bu dijital ikizler, organ ve lezyon düzeyindeki modellerden başlayarak, sağlık uzmanlarının insan vücudunu daha iyi anlamalarına yardımcı olacak dinamik modeller sunmayı amaçlıyor.

Valensiya merkezli şirket, kuruluşundan bu yana toplamda yaklaşık 70 milyon dolar yatırım aldı. Quibim, son aldığı finansmanla birlikte ABD pazarında büyüme planlarına hız kazandırmayı hedefliyor. Şirket, 2023 yılında QP-Prostate ürünü için FDA 510(k) onayı aldı ve ABD’deki ilk baş sağlık yetkilisini işe aldı.

Quibim, Stanford Üniversitesi ve Harvard bağlantılı Mass General Brigham gibi prestijli ortaklıklarla şu anda dünya genelinde 170 kurulum gerçekleştirmiş durumda. Ayrıca Philips, Quibim’in yapay zeka modellerini tıbbi tarayıcılarına entegre etme planlarını daha önce duyurmuştu.

Yatırımcılar ve Quibim’in gelecek planları

Quibim’in Seri A yatırım turuna, İspanyol girişim sermayesi şirketi Asabys ve özel sermaye firması Buenavista liderlik etti. Ayrıca Amadeus Capital Partners, Apex Ventures, Partech ve iPod ile iPhone’un yaratıcısı Tony Fadell gibi birçok yatırımcı da tura katıldı.

Quibim’in CEO’su ve kurucu ortağı Ángel Alberich-Bayarri, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Quibim’in misyonu, görüntülemeyi hassas sağlık için bir katalizöre dönüştürmektir. ABD’deki küresel genişlememiz, tanı süreçlerini devrimleştirmek ve hasta sonuçlarını iyileştirmek için görüntüleme teknolojisinin gücünü sağlık hizmeti sağlayıcıları ve ilaç liderleriyle birlikte ortaya çıkarmak adına kritik bir kilometre taşıdır.”

Gemini AI, Samsung uygulamalarıyla entegre hale geldi!

Samsung, Galaxy S25 serisini tanıttığı Unpacked etkinliği sırasında, Google’ın yapay zeka modeli Gemini AI’nin Samsung’un stok uygulamalarıyla entegre çalışacağını açıkladı. İlk etapta Gemini, Samsung Takvim, Saat, Notlar ve Hatırlatıcı uygulamaları ile birlikte işlevsellik sunacak. Kullanıcılar, Gemini’yi kullanarak takvim etkinlikleri oluşturabilecek, değiştirebilecek veya silebilecek.

Gemini AI, Samsung uygulamalarıyla entegre olarak çalışıyor

Yapay zeka, ayrıca bir fotoğraftaki bilgiyi kullanarak otomatik etkinlik planlaması yapabilecek ve belirli tarih aralıklarındaki etkinlikleri listeleyebilecek. Ancak aynı gün başka bir etkinlik olup olmadığını doğrulama veya etkinlikleri paylaşma gibi işlemleri gerçekleştiremeyecek.

Gemini AI, Samsung uygulamalarıyla entegre olarak çalışıyor.

Samsung Notlar uygulamasında, Gemini AI ile not alma, var olan notları özetleme ve belirli bir açıklama veya başlığa göre notları sıralama gibi işlevler kullanılabilecek. Buna karşın, notlara klasör oluşturma, etiket ekleme veya notları başkalarıyla paylaşma gibi gelişmiş organizasyon yetenekleri desteklenmeyecek. Hatırlatıcı uygulamasıyla da belirli tarih ve saatlerde anımsatıcı ekleme, arama ve silme işlemleri gerçekleştirilebilecek, ancak hatırlatıcı listesi oluşturma, fotoğraf veya konum ekleme gibi özellikler henüz kullanılamayacak.

Gemini’nin Samsung’un stok uygulamalarına entegrasyonu yalnızca Galaxy S25 serisi ile sınırlı kalmayacak. One UI 7 güncellemesini alacak önceki modellerde de Gemini uzantılarının kullanılabilir olması bekleniyor. Öte yandan, Galaxy S25 cihazlarında yan/güç düğmesine basarak Gemini’nin doğrudan aktive edilebileceği de belirtiliyor. Bu gelişme, Google ve Samsung’un yapay zeka alanında daha entegre bir ekosistem oluşturma çabalarının bir yansıması olarak görülüyor.

Türkiye, rüzgar enerjisi alanında büyümekte zorlanıyor!

Türkiye, rüzgar enerjisi alanındaki büyüme hedeflerinde zorluklar yaşamaya devam ediyor. Ember tarafından yayımlanan rapora göre, 2024 yılında Türkiye’nin rüzgar enerjisi kurulu gücü sadece %6,5 oranında büyüyerek 12,5 GW seviyesine ulaşabildi. Oysa Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın (ETKB) 2024 için hedeflediği rüzgar kapasitesi 13,3 GW seviyesindeydi. Bu hedefin gerisinde kalınması, Türkiye’nin rüzgar enerjisi sektöründe yeni stratejik adımlar atılması gerektiğini ortaya koyuyor.

Türkiye, rüzgar enerjisi alanında büyümekte sıkıntı yaşıyor

Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) ihaleleri, sektördeki büyüme potansiyelini artırmayı vaat etse de, bugüne kadar 2,9 GW’lık tahsisatın yalnızca 301 MW’ı devreye alındı. YEKA projelerine olan ilginin artırılması hedeflenerek yapılan düzenlemelerle bu durumun iyileştirilmesi bekleniyor. Bakanlık tarafından yapılan yeni düzenlemelerle, rüzgar enerjisi projelerinin hızlandırılması amacıyla “Süper İzin” adı verilen sistemin devreye girmesi planlanıyor. Bu düzenleme ile çevre izinlerinin eş zamanlı alınması, teknik inceleme sürelerinin kısaltılması ve kamulaştırma işlemlerinin hızlandırılması amaçlanıyor.

Türkiye, rüzgar enerjisi alanında büyümekte sıkıntı yaşıyor.

Türkiye’nin uzun vadeli hedefleri, rüzgar enerjisi kapasitesinde ciddi artış öngörüyor. Ulusal Enerji Planı (UEP), 2030 yılına kadar her yıl yaklaşık 1 GW’lık rüzgar kapasitesinin devreye alınacağını belirtiyor. Ancak, 2035 yılına kadar rüzgar kurulu gücünün 43 GW’a ulaşması hedeflendiği Uzun Dönemli İklim Değişikliği Stratejisi ile bu rakamın daha da yükselmesi bekleniyor.

Bu hedef, her yıl 5 GW’lık rüzgar kapasitesinin devreye alınmasını gerektirecek. Özellikle deniz üstü rüzgar enerjisi, Türkiye’nin gelecekteki büyüme planlarında önemli bir yer tutuyor. 2025 yılında hayata geçmesi planlanan projeler ve 2030’a kadar devreye alınması beklenen depolamalı rüzgar santralleri, Türkiye’nin rüzgar enerjisi sektörüne yeni bir ivme kazandırabilir.

Amazon, İngiltere’de drone ile teslimat yapmaya başlayacak!

Amazon yöneticileri, Darlington şehrinde drone teslimatlarına başlamak için yerel yetkililerle iş birliği yaparak Sivil Havacılık Otoritesi’nden (CAA) uçuş izni almayı hedefliyor.

Darlington’daki Amazon dağıtım merkezinden gerçekleştirilecek teslimatlar için gerekli izinler alındığında, şirket bölgede ekip üyeleri işe alarak süreci başlatacak. Ancak, Prime Air teslimatlarının ne zaman başlayacağına dair henüz net bir tarih henüz paylaşılmadı.

Amazon yaptığı açıklamada, “CAA ile ticari drone teslimatlarını Birleşik Krallık’ta gerçek bir seçenek haline getirmek için düzenleyici çerçevenin geliştirilmesi konusunda yakın iş birliğimizi sürdüreceğiz. Aynı zamanda Darlington topluluğuyla iletişim halinde olarak soruları yanıtlayacak ve bu yeni teslimat seçeneğiyle ilgili geri bildirim toplayacağız.” ifadelerini kullandı.

Amazon, Darlington’dan çok daha geniş bir alanı hedefliyor

Amazon, İngiltere’deki bu girişimle drone teslimat ağı oluşturma yolunda önemli bir adım atıyor. Bu gelişme, 2023 yılında İngiltere’ye yönelik drone teslimat planlarını duyuran şirketin daha önce İtalya’da gerçekleştirdiği MK30 drone test uçuşlarını takip ediyor. Yeni nesil MK30 drone’lar, daha sessiz çalışmaları ve daha uzun mesafelere ulaşabilmeleriyle dikkat çekiyor.

Amazon, MK30 drone’larını şu anda Arizona ve Teksas’ta kullanıyor ve Federal Havacılık İdaresi’nden (FAA) Görüş Alanı Dışında Operasyon (BVLOS) izni almış durumda. Şirketin İngiltere’de bu teknolojiyi hayata geçirmesi, diğer ticari drone hizmetleriyle rekabeti artırabilir. Örneğin, Skysports Royal Mail ile çalışarak teslimat hizmetleri sunarken, Zipline ise Ulusal Sağlık Hizmeti (NHS) için tıbbi malzeme taşıyor.

Amazon’un drone teslimatlarıyla ilgili Darlington’daki yerel topluluğu bilgilendirme ve destek alma süreci, bu yeni teknolojinin benimsenmesi açısından kritik bir öneme sahip olacak.

United Payment Turan’da çoğunluk hissedarı oluyor

0

Finansal teknoloji şirketi United Payment, hissedarı olduğu Turan uygulamasının çoğunluk hissesini almak üzere anlaşmaya varıldığını duyurdu. Sunduğu hizmetlerle Türk Devletleri arasında finansal köprü kurmayı hedefleyen Turan’ın ana hissedarı, Rekabet Kurumu’nun onayı sonrasında United Payment olacak.

Turan, Türk soydaşlar için finansal işlemleri kolaylaştırıyor

Turan, Türk soydaşlar için finansal işlemleri kolaylaştırıyor

Türk Devletleri arasında para transferi koridorları kurma amacıyla yola çıkan Turan, Azerbaycan, Kazakistan, KKTC, Kırgızistan ve Özbekistan’a saniyeler içinde para transferi hizmeti sunuyor. Her gün milyonlarca liralık para transferi hacmine ulaşan uygulama, Türkiye’de ikamet eden Türk soydaşlar için birçok finansal işlemi kolaylaştırırken, aynı zamanda Türkiye içinde de tüm kullanıcılarına %100 dijital ve uygun maliyetli finansal hizmetler vermeye devam ediyor.

Turan, geçtiğimiz yıl, Türkiye’de finans kategorisinde birinci, genel sıralamada ise en çok indirilen ikinci uygulama olmuştu.  500 binden fazla müşterisine erişebilir finansal hizmetler sunan uygulamanın, Azerbaycan’da ve Özbekistan’da lokal ofisleri bulunuyor.

“Türkistan coğrafyasında ayak basmadık yer bırakmadık”

United Payment’ın çoğunluk hissedarı olmasına yönelik açıklama yapan Turan’ın Kurucusu Özgür Bayraktar, “29 Ekim 2022 tarihinde, büyük hayallerle ve geceleri bizi uykusuz bırakan bir inançla yola çıktık. Türkistan coğrafyasında ayak basmadık yer bırakmadık. Her adımda büyüdük, büyüdükçe öğrendik ve harika işler başardık. Bugün ise bu yolculuğun en anlamlı duraklarından birine ulaşmanın gururunu yaşıyoruz. Türkiye’nin en köklü ve güçlü finansal kurumlarının desteğini arkasına alan United Payment ile şirketimizin çoğunluk hissesinin satışına ilişkin yaptığımız anlaşma, geleceğe birlikte yön verme kararlılığımızın güçlü bir ifadesi olacak. Bu süreçte gece gündüz demeden çalışan yol arkadaşlarımıza, bize inanan tüm yatırımcılarımıza ve ortak hayaller kurduğumuz United Payment ekibine teşekkür ediyorum. Aynı tutku ve heyecanla United Payment ile yan yana, sırt sırta çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

Çin’in yeni denizaltıları uçakları tespit edebiliyor!

Çinli araştırmacıların geliştirdiği ve test ettiği yeni nesil akustik radar sistemi, denizaltıların düşman uçaklarını kilometrelerce öteden tespit edebilmesini sağlayarak modern denizaltı savunma teknolojileri açısından çığır açıcı bir gelişme olarak nitelendiriliyor. Deniz tabanına yerleştirilen ve ses dalgalarını analiz ederek çalışan bu yenilikçi sistem, uçakların hız ve yön bilgilerini tespit ederek denizaltıları yalnızca hedef değil, aynı zamanda aktif birer avcıya dönüştürebilir. Bu, geleneksel olarak denizaltıları tehdit eden anti-denizaltı uçaklarına karşı önemli bir caydırıcılık sağlayabilir.

Çin’in yeni denizaltıları uçakları havada belirliyor

Sistem, ses dalgalarının deniz yüzeyinden yansıması ve geri dönmesi prensibiyle çalışıyor. Çin Bilimler Akademisi Akustik Enstitüsü’nden bir ekip, ses dalgalarının suyun farklı sıcaklık, tuzluluk ve akıntı koşullarında bozulmasını engellemek için yıllar süren geliştirme çalışmalarıyla bu karmaşık engellerin üstesinden geldi.

Çin'in yeni denizaltıları uçakları havada belirliyor.

İlk denemelerde sistem, 17 kilometre mesafede bir uçağı başarıyla tespit ederek pozisyonunu 1 kilometreye kadar düşük bir hata payıyla belirledi. Ancak bu akustik radarın tespit kapasitesi henüz 20 kilometreyle sınırlı ve direkt denizaltı üzerinde yer alan uçakları algılayamıyor.

Bu yenilikçi teknolojinin ilk test sonuçları 2022’de alınmış olmasına rağmen, bilgiler şimdiye kadar gizli tutuldu ve yalnızca bu ay akademik bir dergide yayımlandı. Sistem şu anki haliyle sınırlı bir tespit menziline sahip olsa da, savunma ve izleme kapasitelerinin ilerleyen dönemlerde daha da geliştirileceği öngörülüyor. Çin’in bu alanda attığı adımlar, denizaltıların savaş alanındaki rolünü kökten değiştirebilecek potansiyele sahip ve bu teknolojiyi daha etkin bir hale getirmek için araştırmacıların çalışmalarını sürdürdüğü bildiriliyor.

Xiaomi, tam 300 bin SU7 satmayı hedefliyor!

Xiaomi, elektrikli araç sektöründe hızla ivme kazanmaya devam ediyor ve ilk üretim modeli olan Xiaomi SU7 serisi, 2024 yılında beklenen satış hedeflerini aşarak şirketin bu alandaki iddiasını ortaya koydu.

Xiaomi, bu sene tam 300 bin SU7 satmayı planlıyor

Xiaomi CEO’su Lei Jun’un yaptığı açıklamaya göre, Mart 2024’te piyasaya sürülen SU7, yıl sonuna kadar 135.000 teslimat sayısına ulaştı ve şirketin başlangıç hedefi olan 100.000 birimi belirgin şekilde geride bıraktı. 2025 yılı için ise oldukça iddialı bir hedef olan 300.000 teslimat planlanıyor. Şirket bu hedefe ulaşmak için üretimi ve satış operasyonlarını genişletmeyi amaçlıyor.

Xiaomi, bu sene tam 300 bin SU7 satmayı planlıyor.

Xiaomi SU7, kullanıcılarına farklı ihtiyaçlara hitap eden üç versiyon ile sunuluyor. Standart model, 30.000 dolarlık başlangıç fiyatıyla, daha erişilebilir bir seçenek sağlarken; Pro versiyon 33.900 dolar, Max versiyon ise 41.400 dolar fiyat etiketiyle daha geniş özellikler sunuyor. 2025 Mart ayında satışa çıkacak SU7 Ultra ise performans odaklı sürücüler için geliştirilmiş bir model olarak 112.400 dolarlık fiyatıyla dikkat çekiyor ve ön siparişlerle şimdiden büyük ilgi görüyor.

Lei Jun ayrıca, şirketin 15. yıl dönümüne özel sınırlı sayıda üretilen kırmızı renkli SU7 modellerini tanıttı. 1230 dolarlık ek bir ücret karşılığında satılacak bu özel araçlar, Mart 2025’te müşterilere teslim edilmeye başlanacak. Xiaomi’nin elektrikli araç pazarındaki agresif büyüme stratejisi, hem satış hedefleri hem de yenilikçi model seçenekleriyle sektörde ciddi bir rekabet ortamı yaratıyor.

Şarjı bitip yolda kalana mobil şarj istasyonu!

OtoPriz’in elektrikli araç kullanıcılarına kesintisiz yolculuk deneyimi sunan ‘Mobil Hızlı Şarj İstasyonu’ İstanbul’da hizmete başladı. Çağrılan konuma gelerek sürücülere hem zaman kazandıran hem de yolda kalma endişesini ortadan kaldıran OtoPriz Mobil Hızlı Şarj İstasyonu, 31 Mart’a kadar devam edecek kampanya kapsamında, randevu talep eden kullanıcılardan hizmet bedeli almayacağını duyurdu. Mobil şarj istasyonu, elektrikli araç kullanıcılarının yanı sıra afet ve acil durumlarda ülkemizin ihtiyaçlarına da cevap verecek.

İstanbul’da hizmete başlayan Mobil Hızlı Şarj İstasyonu’nun ilerleyen günlerde farklı şehirlerde de devreye alınarak ülke genelinde elektrikli araç sürücülerine hızlı ve güvenli şarj hizmeti sağlaması amaçlanıyor.

Şarj istasyonu bir telefonla konuma geliyor

Eksim Holding İş Geliştirme Başkanı Mutluhan Oruncak
Eksim Holding İş Geliştirme Başkanı Mutluhan Oruncak

OtoPriz’in özel tasarımlı Mobil Hızlı Şarj İstasyonu hakkında bilgi veren Eksim Holding İş Geliştirme Başkanı Mutluhan Oruncak, “Elektrikli araç kullanıcılarının bir kısmı, yolda kalma tedirginliği yaşayabiliyor. OtoPriz olarak bu duruma çözüm üretmek, sürücülere konforlu ve güvenli hizmet sağlamak amacıyla mobil şarj istasyonu uygulamasını başlattık. Mobil şarj istasyonu, çağrılan konuma gelerek hızlı şarj kabiliyetiyle sürücülere hem zaman kazandırıyor hem de yolda kalma endişesini ortadan kaldırıyor. Bununla birlikte yoğun iş hayatı nedeniyle şarj istasyonunda sıra beklemek istemeyen elektrikli araç kullanıcılarına da büyük kolaylık sağlayacağız” dedi. Oruncak, OtoPriz Mobil Şarj İstasyonu’nun hem AC hem DC ünitesinde yüksek hızlı şarj hizmeti verebildiğini ekledi.

Hem araçlar hem de afet ve acil durumlar için çözüm sunuyor

OtoPriz Mobil Hızlı Şarj İstasyonu’nun Vehicle to Grid (V2G) teknolojisiyle acil durumlarda hastaneler, köyler ve enerjiye ihtiyaç duyan her durumda güç sağlayabildiğini kaydeden Mutluhan Oruncak, “Yola çıkış hikayemiz elektrikli araç kullanıcılarının yolda kalma tedirginliğini gidermek olsa da projemizin kapsamını genişleterek mobil araçlarımızı, yoğun çalışanlara kolaylık sağlayacak ve afet ya da acil durumlarda da çözüm sunacak şekilde tasarladık. 6 Şubat depremi gibi acı tecrübelerden kendimize önemli bir ders çıkardık. Deprem, sel gibi kriz anlarında veya elektrik kesintisi yaşanan kritik tesislerde hızla devreye girerek ihtiyaç duyulan enerjiyi sağlayabileceğiz. Bu yenilikle elektrikli araç ekosistemine katkıda bulunurken toplumsal faydayı da gözetiyoruz” diye konuştu.

31 Mart’a kadar hizmet bedeli alınmayacak

Elektrikli araç kullanıcılarının hayatını kolaylaştıran OtoPriz, Mobil Hızlı Şarj İstasyonu’ndan faydalanmak isteyenlere yönelik yeni kampanyasını da duyurdu. 31 Mart 2025 tarihine kadar devam edecek uygulama sayesinde hizmet bedeli ödemeksizin mobil şarj randevusu alınabilecek. OtoPriz kullanıcıları, 0850 242 42 47 numaralı çağrı merkezini arayarak ihtiyaç duydukları konuma mobil şarj hizmeti talebinde bulunabiliyor.

Detaylı bilgi için www.otopriz.com adresi ziyaret edilebilir.

Çinli Tongfu, HBM2 bellek üretimine başladı!

0

Çin merkezli bellek üreticisi Tongfu Microelectronics, yapay zeka alanında kritik bir öneme sahip olan Yüksek Bant Genişlikli Bellek (HBM2) teknolojisinin deneme üretimine başladığını duyurdu. Bu gelişme, Çin’in yarı iletken endüstrisinde dışa bağımlılığı azaltma ve yerli üretim kapasitesini artırma hedefleri doğrultusunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Tongfu’nun ürettiği HBM2 belleklerin, yakın gelecekte Huawei’nin yapay zeka GPU çözümlerinde kullanılacağı tahmin ediliyor. Huawei’nin yapay zeka çözümleri için bellek teknolojisinde yerli üretimden faydalanması, sektördeki bağımsızlık hedeflerini destekleyecek önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor.

Çinli Tongfu, HBM2 bellek üretimine resmen start verdi

HBM2 bellekler, yüksek performanslı yapay zeka işlemleri ve veri yoğun uygulamalarda kritik bir rol oynuyor. Her ne kadar küresel standartlar açısından HBM2 teknolojisi birkaç nesil geride kalsa da, bu bellekler halen Çin için önemli bir rekabet avantajı sağlayabilir. Tongfu, yarı iletken paketleme ve test hizmetleri konusunda dünya çapında ilk üç arasında yer alıyor.

Çinli Tongfu, HBM2 bellek üretimine start verdi.

Şirketin ortağı ve hissedarı konumunda olan AMD, bu üretim sürecinde Tongfu’nun teknoloji altyapısına katkı sunuyor. Bununla birlikte, CXMT ve Wuhan Xinxin gibi diğer Çinli şirketlerin de DRAM ve HBM bellek teknolojileri konusunda önemli ilerlemeler kaydettiği görülüyor.

Batılı rakiplerin şu an HBM3 ve HBM3E bellek teknolojilerini kullanıyor olması, küresel standartlardaki teknoloji yarışında Çin’in bir adım geride kalmasına neden olsa da, HBM2 üretiminin Huawei gibi önemli bir oyuncunun yapay zeka donanımlarında yer alması, uzun vadede Çin için stratejik avantajlar sunabilir. Öte yandan, Nvidia’nın Rubin çipiyle birlikte HBM4 bellekleri yakında tanıtacak olması, küresel pazar dinamiklerini yeniden şekillendirebilir. Çin’in bu hamlesi, uluslararası yarı iletken pazarında dikkate değer bir yer edinme çabası olarak görülüyor.

Sipay cirosunu 5 kat artırdı!

0

E-para ve ödeme kuruluşu Sipay, sürdürülebilir bir şekilde büyümeye devam ediyor. 2024 yılında cirosunu 2023 yılına kıyasla 4,9 kat artıran Sipay’in üye işyeri adedi 4 kata yakın artış gösterirken; üye işyeri hacmi 3,8 kat, üye işyeri işlem adedi ise 3 kat arttı. Söz konusu dönemde Walletgate Cüzdan adedi 2,2 katlık büyüme gösterirken; Sipay Kart işlem adedi 3,4 kat, Sipay Kart hacmi ise 4,3 kat yükseldi. Sipay as a Service tarafında ise kart adedi 2 kat, kart hacmi 3,2 kat ve işlem adedi de 3,1 kat arttı.

9 lisansa sahip

Sipay lisans adedini ise aldığı Üye İşyerleri ile Anlaşma ve Kart Kabul Etme (Acquiring) lisansıyla 8 adedi Merkez Bankası (TCMB), 1 adedi Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) lisansı olmak üzere toplamda 9’a taşıdı. E-para ve Ödeme kuruluşu lisanlarına sahip olan Sipay’in, 6493 sayılı kanun kapsamında sahip olduğu izinler arasında Açık Bankacılık ve fatura ödeme izni de yer alıyor. Aynı zamanda FAST katılımcısı olan Sipay’in buna ek olarak ödeme kartı işlemlerinde kullanılan verilerin korunması için belirlenmiş bir dizi güvenlik standartlarını kapsayan PCI-DSS sertifikası da bulunuyor.

Türkiye’nin en hızlı büyüyen e-para ve ödeme kuruluşu

Sipay CEO’su Semih Muşabak
Sipay CEO’su Semih Muşabak

Sipay CEO’su Semih Muşabak, son 3 yılda elde ettikleri büyüme ile Deloitte Teknoloji Fast 50’de Türkiye’nin en hızlı büyüyen e-para ve ödeme kuruluşu olduklarını hatırlatarak şunları söyledi: “Bu büyümenin temelinde, alanında uzman ve tutkuyla çalışan bir ekibin gücü yatıyor. Başarılarımızı daha da öteye taşıyabilmek için kullanıcılarımızın geri bildirimlerini dinlemeye, ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi çözümler geliştirmeye, katma değerli çözümler üretmeye devam edeceğiz. Ekibimizin dayanışma ve üretkenliği sayesinde geleceğin finansal çözümlerini şekillendirmeye devam etmekte kararlıyız.”

2025 yılında da çalışmalarına hız kesmeden devam edeceklerini vurgulayan Muşabak, sözlerine şöyle devam etti: “Gelişmiş analitik, otomasyon ve yapay zekâ gibi teknolojileri kullanarak, müşterilerimize daha kişiselleştirilmiş ve etkili çözümler sunmayı hedefliyoruz. Bununla birlikte Türkiye’deki başarımızı uluslararası pazarlara taşımayı hedefliyoruz. En büyük gündemlerimizden biri İngiltere başta olmak üzere Avrupa pazarındaki çalışmalarımızın genişletilmesi. Ayrıca uzun vadeli hedefimiz de yurt dışında halka açılan ilk finansal kuruluş olmak.”

Zes ile Vestel, Türkiye’nin en hızlı şarj istasyonunu kuruyor!

Zes ve Vestel Mobilite, Türkiye’de elektrikli araç şarj altyapısını bir üst seviyeye taşıyan bir projeye imza atarak, 720 kW gücündeki ultra hızlı şarj istasyonlarını hizmete sunmaya hazırlanıyor. Bu yeni istasyonlar, araçların batarya kapasitelerine bağlı olarak tek çıkıştan 720 kW gücünde enerji sağlayabiliyor. Bu sayede, uygun araçlar yalnızca 10 dakikada tamamen şarj edilebilecek. Bu teknolojik atılım, yalnızca otomobiller için değil, aynı zamanda otobüs ve ağır vasıtalar gibi daha büyük araçlara da hizmet verebilecek kapasitede. Ayrıca, bir istasyon aynı anda 8 araca kadar hizmet verebilecek şekilde tasarlanmış durumda.

Zes ile Vestel, Türkiye’nin en hızlı şarj istasyonunu hizmete alıyor

Vestel Mobilite Genel Müdürü Ender Yüksel, Vestel’in uzun yıllardır sektördeki yerini sağlamlaştırdığına dikkat çekerek, bu gelişmiş istasyonların hem Türkiye’de hem de Avrupa’daki premium ve stratejik noktalarda konumlandırılacağını belirtti. Zes’in Türkiye ağına ek olarak Avrupa’da Electrip markası altında genişleyecek olan bu istasyonlar, şarj sürelerini minimuma indirme vizyonunu da ortaya koyuyor.

Zes ile Vestel, Türkiye'nin en hızlı şarj istasyonunu hizmete alıyor.

Vestel Mobilite, 2017 yılından beri elektrikli araç şarj istasyonları üretiyor ve dört kıtada 35 ülkeye 250 binden fazla şarj soketi yerleştirerek bu alandaki küresel rekabette öne çıkan oyunculardan biri haline gelmiş durumda.

Bu ultra hızlı şarj istasyonları, bekleme sürelerini büyük ölçüde azaltarak kullanıcı deneyimini iyileştirirken, Türkiye’deki elektrikli araç kullanımını artıracak bir dönüm noktası olarak görülüyor. Aynı zamanda Vestel, ürün portföyünde 1 MW ve 5 MW kapasiteli şarj istasyonları bulunduğunu da vurgulayarak, elektrikli araç şarj teknolojisindeki lider konumunu pekiştirmeye devam ediyor. Bu gelişme, Türkiye’nin elektrikli mobilite alanında rekabet gücünü artırma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

DeepSeek, siber saldırılar nedeniyle yeni kayıtları kısıtlıyor!

Çin merkezli yapay zeka asistanı DeepSeek, Apple App Store’daki hızlı yükselişinin ardından büyük ölçekli siber saldırılara maruz kalınca yeni kayıtları kısıtlama kararı aldı. Şirketin açıklamasına göre, mevcut kullanıcılar hizmetlerden etkilenmeden yararlanmaya devam edebilirken, yeni kullanıcılar kayıt sürecinde gecikmelerle karşılaşabilir. Bu kısıtlama, saldırıların yayılmasını önlemeyi ve sistemin istikrarını korumayı amaçlıyor.

DeepSeek, siber saldırılar nedeniyle yeni kayıtları sınırlama kararı aldı

DeepSeek, kısa sürede dikkatleri üzerine çeken açık kaynaklı V3 modelini yalnızca 6 milyon dolar gibi düşük bir maliyetle geliştirdi ve Claude-3.5 ile GPT-4o gibi rakipleriyle aynı performansı çok daha az işlem gücüyle sunduğunu iddia etti. Bu özellikleriyle, yapay zeka piyasasında sarsıcı bir etki yaratan DeepSeek, kullanıcılar ve uzmanlar arasında büyük ilgi uyandırdı.

DeepSeek, siber saldırılar nedeniyle yeni kayıtları sınırlama kararı aldı.
DeepSeek, siber saldırılar nedeniyle yeni kayıtları resmen sınırlıyor.

Ancak yaşanan siber saldırılar, bu çıkışın bazı zorluklarla gölgelenmesine neden oldu. Şirket, yeni kayıtların tamamen kapatılmadığını, sadece kötü amaçlı saldırılar nedeniyle zaman zaman sorunlar yaşanabileceğini belirterek kullanıcıların sabırlı olmasını istedi. Bu olay, rakiplerinden daha düşük maliyetlerle pazarda kendine yer bulma iddiasındaki DeepSeek’in karşılaşabileceği güvenlik ve altyapı problemlerinin ilk sinyali olarak değerlendiriliyor. Yine de şirketin potansiyeli ve daha fazla kullanıcıya ulaşma yeteneği, gelecekteki gelişim sürecinde önemli bir merak konusu olmaya devam ediyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz.

Türkiye’de otomobillerin yaşı hızla artıyor!

0

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 yılı verilerine göre, trafikteki otomobillerin yaş ortalaması 14,2’ye çıkarak ciddi bir artış gösterdi. Son yedi yılda 0-5 yaş arasındaki yeni araçların oranı önemli bir düşüşle %34,3’ten %24,5’e gerilerken, 21 yaş üzerindeki araçların oranı ise %25,6’ya yükseldi.

Türkiye’de otomobillerin yaşı hızla artmaya devam ediyor

Trafikteki yaşlı araçların oranında en büyük artış, %5,8’lik büyüme ile 11-15 yaş grubunda görüldü. Bunun yanı sıra 6-10 yaş arası araçların oranı da %20,3’e çıktı. Ekonomik nedenlerle 0-5 yaş arası yeni otomobillerin oranı ciddi şekilde azalırken, özellikle yüksek enflasyon ve krediye erişimdeki zorluklar halkın otomobil sahibi olmasını zorlaştırıyor.

Türkiye'de otomobillerin yaşı hızla artmaya devam ediyor.

Alım gücünün düşmesi, Türkiye’de otomobil pazarını lüks ve ekonomik segmentler arasında belirgin şekilde ayrıştırdı. 2024 yılı, toplamda 1 milyon 228 bin adetlik tarihi bir satış rekoruyla tamamlanırken, ekonomik modellerin satışları %2’nin üzerinde bir azalma gösterdi. Buna karşılık, lüks segment araçlarda %29’luk ciddi bir artış kaydedildi. Giderek büyüyen fiyatlar, özellikle ÖTV oranlarının yüksekliğiyle bağlantılı. ÖTV matrahında güncelleme yapılmaması nedeniyle piyasadaki hemen her otomobil modeli %80’lik yüksek ÖTV dilimine giriyor. Bu durum, araç filosunun yenilenmesini zorlaştırırken, sektör temsilcileri acil olarak matrah güncellemesi ve hurda teşviki çağrısında bulunuyor.

Düşen otomobil alım gücü, tüketicileri motosikletlere yönlendirdi. 2024 yılında motosiklet satışları, bir önceki yıla göre %26 artarak 1 milyon 207 bin adede yaklaştı. Buna karşılık otomobil satışları %1,3 artışla 980 bin adette kaldı. Trafikteki taşıtlar içinde otomobillerin oranı %52’ye düşerken, motosikletlerin payı %20’ye yükseldi. Ulaşım tercihlerindeki bu değişim, ekonomik koşulların etkisini açıkça gösteriyor.