Microsoft’tan yeni yapay zeka hamlesi: Inflection kurucularını işe aldı!

Aynı zamanda Google’ın kendi yapay zeka çalışmalarını desteklemek için 2014 yılında satın aldığı DeepMind’ın kurucu ortaklarından biri olan Süleyman, Microsoft’un Microsoft AI adı verilen yeni oluşturulan tüketici yapay zeka birimini yönetecek; Simonyan ise aynı yeni grupta baş bilim insanı olarak şirkete katılacak. Microsoft’taki resmi unvanı EVP ve Microsoft AI CEO’su olan Mustafa, CEO Nadella’ya rapor verecek.

Microsoft’un Perşembe günü Microsoft Copilot, Windows ve Surface’a odaklanan bir etkinlikte tüketicilere yönelik en son yapay zeka gelişmelerini vurgulaması bekleniyor.

Inflection AI Microsoft’a yabancı değil. Bulut devi, bir yıldan kısa bir süre önce girişimde 1,3 milyar dolarlık bir finansman turuna öncülük etmişti. Finansman sırasında Inflection AI, 22.000 Nvidia H100 GPU içeren dünyanın en büyük AI kümesini oluşturduğunu söyledi.

Microsoft Copilot kod yorumlayıcısı

Süleyman, aynı zamanda Copilot, Bing ve Edge için yapay zeka ürünlerine ve araştırmalarına da liderlik edeceğini bir tweetledi.

Nadella bir blog yazısında, “Inflection ekibinin birkaç üyesi Microsoft’ta Mustafa ve Karen’a katılmayı seçti.” diye yazdı. Dünyadaki en başarılı yapay zeka mühendislerinden, araştırmacılarından ve inşaatçılarından bazılarını içeriyorlar. Son beş yılda yapay zekanın geliştirilmesine yönelik en önemli katkıların çoğunu tasarladılar, yönettiler, başlattılar ve birlikte yazdılar.

Inflection AI, en önde gelen AI girişimlerinden biri. 2022 yılında LinkedIn kurucu ortağı Reid Hoffman ve Suleyman tarafından kuruldu ve açık uçlu diyalog kurabilen, soruları yanıtlayabilen ve çeşitli görevlere yardımcı olabilen yapay zeka sistemleri geliştirmeye çalışıyordu. Bir blog yazısında Inflection AI, odağını müşteri üretken AI modellerini oluşturup test ettiği AI stüdyosu işine kaydıracağını söyledi. Inflection AI, “API’mize yapılan bu yenilenen vurgu, şirkette bazı önemli değişiklikleri de beraberinde getiriyor.” diye yazdı.

Geçiş/durumun bir parçası olarak Inflection AI, Inflection-2.5’i Microsoft Azure’da barındıracağını ve bunun “her yerdeki yaratıcılara” ulaşmaya yardımcı olacağını söyledi. 

Şunları ekledi: “Yakın gelecekte diğer bulut barındırma platformlarına da gelmesini sağlayacağız. API’nin kendisi bugün mevcut değil ancak çok yakında hazır ve çalışır durumda olacak.

Microsoft’un bir süredir yeni yapay zeka birimi üzerinde çalıştığı görülüyor. Nadella, Aralık ayında geçici olarak şirketten ayrıldıklarında OpenAI kurucu ortakları Sam Altman ve Greg Brockman’ı işe almayı teklif etmişti.

Nadella, bugün firmanın ve dünyanın yapay zeka platformu değişiminin yalnızca ikinci yılında olduğunu ve Microsoft’un “cesurca yenilik yapma kabiliyetine ve kapasitesine sahip olduğumuzdan emin olması gerektiğini” söyledi.

iCloud Drive’da kayıtlı sürümler siliniyor!

Mac kullanıcıları dikkat! macOS Sonoma 14.4 güncellemesi, iCloud Drive’da depolanan dosyaların kayıtlı sürümlerini silen bir hatayla karşımıza çıktı. Birçok uygulamada bulunan ve kullanıcıların belgeyi önceki sürümlerine geri döndürmesine olanak tanıyan bu özellik, iCloud Drive’ı kullananlar için risk oluşturuyor.

Sorun nedir?

macOS 14.4’e güncellenen Mac’lerde, iCloud Drive’daki yerel depolama alanından bir dosya silindiğinde (sağ tıklayıp “İndirileni Sil” seçeneği kullanılarak), dosyanın kayıtlı sürümleri de beraberinde siliniyor. Bu durum, kullanıcıların önceki sürümlere erişimini engelliyor ve geri dönülemez veri kaybına yol açabiliyor.

Geçici çözüm:

Apple sorunu çözecek bir güncelleme yayınlayana kadar, Mac’te en iyi depolama seçeneğini devre dışı bırakmak geçici bir çözüm olarak öneriliyor. Bunu yapmak için:

  1. Sistem Ayarları’na gidin.
  2. Apple Kimliği’ne tıklayın.
  3. iCloud’u seçin.
  4. “Mac’te en iyi depolama” seçeneğini kapatın.

Uyarı:

Bu seçeneği kapatmak, iCloud Drive’daki tüm dosyaların Mac’inize indirilmesine ve yerel depolamanızda yer kaplamasına neden olabilir. Bu nedenle, bu seçeneği yalnızca gerekli olduğunda kullanmanız ve iCloud Drive’da ne kadar alan kullandığınızı kontrol etmeniz önerilir.

Kalıcı çözüm:

Apple’ın bu sorunu en kısa sürede çözmesi ve macOS 14.4 için bir düzeltme güncellemesi yayınlaması bekleniyor. Güncelleme yayınlandığında, tüm kullanıcıların güncellemelerini yapmaları önerilmektedir.

Mobilite odaklı girişimler için büyük fırsat!

Bilişim Vadisi, girişimcileri desteklemeye devam ediyor. Mobilite ve girişimcilik ekosistemine sunduğu katkılarla öne çıkan Bilişim Vadisi, bu yıl dördüncüsü düzenlenecek Mobilite Hızlandırma Programı’nı Türkiye Mobilite Kümelenmesi çatısı altında gerçekleştirecek. Mobilite odağında iş fikri olan girişimlerin başvuru yapabileceği programa son başvuru tarihi 12 Nisan 2024.

 Mobilite alanında yenilikçi fikirlere ivme kazandırmayı hedefleyen Mobilite Hızlandırma Programı’na “Mobilite” odağında; elektrikli araç teknolojileri, siber güvenlik, yapay zekâ ve makine öğrenmesi, batarya teknolojileri, fonksiyonel güvenlik, mobility as a service, mikro hareketlilik, lojistik ve nesnelerin interneti alanlarında iş fikri olan girişimler başvuru yapabiliyor.

120’den fazla girişimci destek aldı

Mobilite alanında yenilikçi fikirlere ivme kazandırmayı hedefleyen Mobilite Hızlandırma Programı’a katılan girişimler, OEM’ler ile PoC yaparak iş fikirlerini geleceğe taşıdılar. Bilişim Vadisi, mobilite odaklı iş fikirlerini geliştirmeleri adına başlattığı programla, geçen yıl 38 girişimcinin projesini ilerletmesine katkı sağladı. Mobilite Hızlandırma Programı, üç yıl içerisinde toplamda 1000’in üzerinde girişimci başvurusu aldı. 120’yi aşkın girişimciye mentörlük, eğitimler, seminerler ve yatırım fonlarından faydalanma imkanı sunarak, satış ve PoC aşamasında geliştirmelerle beraber çalışmalar yürüttü. Girişimciler, alanında uzman ulusal ve uluslararası şirketlerde görev alan yöneticilerden mentörlük aldılar.  Program kapsamında girişimlerini daha ileriye taşırken onlara büyük katkılar sunacak eğitimler aldılar. Bunların yanı sıra Bilişim Vadisi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’yla girişimciler buluşturuldu. Mobilite Hızlandırma Programı girişimleri Demoday’de sahne almadan önce yatırım fonları ile eşleştirilerek yatırım süreçlerinin hızlandırılması sağlandı. Geçen yıl gerçekleştirilen program kapsamındaki 18 girişim, Bilişim Vadisi Kuluçka Merkezi’ne başvurarak Bilişim Vadisi ekosistemi olanaklarından yararlanma fırsatı buldu.

Girişimcileri neler bekliyor?

Son başvuru tarihi 12 Nisan olarak belirlenen programa kayıt yapacak girişimcilere, Türkiye Mobilite Kümelenmesi’ne dahil olan OEM’ler, tedarikçiler ve diğer üye firmalar ile iş birliği gerçekleştirme fırsatı, Bilişim Vadisi’nin Girişim Sermayesi Yatırım Fonları’ndan öncelikli olarak yararlanma, ulusal ve uluslararası yatırım fonları ile görüşmeler, Bilişim Vadisi Kuluçka Merkezi ofis desteği, mobilite alanında uzman ulusal ve uluslararası mentörlerden bire bir mentörlük ve danışmanlık desteği, sektör lideri ve alanında uzman eğitmenler tarafından ihtiyaca yönelik eğitimler, program kapsamında tecrübe paylaşımı, ülkemizdeki başarılı girişim örnekleri ile bir araya gelme, program sonunda gerçekleşecek olan “Demoday” ile yatırımcılarla buluşma gibi imkanlar sunulacak.

Bilişim Vadisi Mobilite Hızlandırma Programı’ndan mezun olan bazı girişimler:

NovoCycle: Sürdürülebilir kalkınmayı mümkün kılacak katma değerli teknolojiler geliştiriyor. Taha Uluhan, tersine beyin göçü açısından önemli bir örnek. Almanya’dayken mobilite ekosistemini güçlendirmek ve girişimcileri sektöre kazandırmak amacıyla düzenlenen Mobilite Hızlandırma Programı’na genç bir girişimci adayı olarak katıldı. Böylelikle geliştireceği teknolojinin ülkesine katma değer üretmesi için 2021 yılında Türkiye’ye dönerek NovoCycle’ı kurdu.

Newky: Cep telefonlarını kullanıcıların biyometrik verilerini kullanarak dijital anahtara dönüştürüyor.

Oxodes: Üretim tesislerindeki kalite ve montaj hatalarının hassasiyetle tespit edilmesi için geliştirilen bir platform.

Hasar AI: Araçların hasarlarını ve tahmini hasar tutarlarını belirlemek üzere geliştirilen bir yapay zeka algoritması.

Datasence: Kurumsal açık kaynak platform çözümleri sunuyor.

Batarya Zekâsı: Elektrikli araçların sağlık takip platformu.

Fabenode: Giyilebilir teknoloji alanında çalışmalar yapıyor.

High Tech Mobi: Güneş enerjisi destekli elektrikli bisiklet üretiyor.

Academic Sight: Yapay zeka destekli kalite kontrol süreçleri üzerine çalışıyor.

Connected Wise: Bağlantılı otonom araç teknolojileri alanındaki proje geliştiriyor.

Merlyn: İki kişilik elektrikli mikro araç üzerine çalışıyor.

Packard: Taşınabilir klima ve buzdolapları geliştiriyor.

Bilişim Vadisi Mobilite Hızlandırma Programı’na başvurular buradan yapılabiliyor.

Samsung, artan maliyetler nedeniyle Exynos’a dönüyor!

Samsung, artan yonga seti maliyetleri nedeniyle kendi Exynos çiplerine daha fazla yönelecek. 2023 yılında yaklaşık 8,87 milyar dolar harcayarak yonga seti satın alan Samsung, maliyetlerin artmasıyla karşı karşıya kalarak kendi çiplerini tercih etme yoluna gitti. Şirket, Galaxy S23 serisinde yalnızca Snapdragon 8 Gen 2 çiplerine yer vererek büyük bir yonga seti harcaması yapmak zorunda kaldı. Bu durum, Samsung’un Exynos 2400 çipi için büyük yatırımlar yapmasını ve Galaxy S24’te bu çipi kullanmasını şaşırtıcı kılmıyor. Son haberlere göre, Samsung, yonga maliyetlerini azaltma hedefi doğrultusunda telefonlarında Exynos çiplerine daha fazla yer verecek.

Snapdragon 8 Gen 4’ün tahmini olarak daha pahalı olacağı düşünüldüğünde, Samsung’un kendi çiplerine yönelmesi mantıklı görünüyor. Şirket, 2023 yılında yonga seti alımı için yüzde 3,1 artışla 8,87 milyar dolar harcadı. Samsung‘un yaptığı açıklamaya göre, akıllı telefon sistem-on-chip (SoC) fiyatları, 2022’ye göre yüzde 30 artış gösterdi. Qualcomm gibi şirketlerin, TSMC‘nin gelişmiş üretim süreçlerini kullanarak yonga setlerini temin etmeleri, maliyetleri artırıyor. Bu artışın bir sonu olmadığını fark eden Samsung, Exynos çiplerinin üretimini artırdı.

Samsung‘un Exynos işlemcilerine olan ilgisi, yeni A serisi telefonlarda da görülebilir. Güney Koreli dev, Galaxy A25, A35 ve A55 modellerinde kendi çiplerine yer vererek bu yönde bir adım atmış durumda. Exynos çipleri kullanıcılar tarafından eleştirilse de, Samsung‘un kendi çiplerine olan talebi artmaya devam ediyor.

Bu gelişmelerin ışığında, Samsung‘un Exynos çiplerine olan odaklanması ve maliyetleri azaltma çabaları dikkate alındığında, şirketin gelecekte kendi çiplerini daha yaygın bir şekilde kullanması bekleniyor.

Apple görselleri yorumlayabilen AI modeli geliştirdi!

Apple, son araştırmalarıyla dikkat çekici bir adım atarak görsel ve metinsel verileri işleyebilen yeni bir yapay zeka modeli olan MM1’i tanıttı. Bu model, görsel-altyazı çiftleri ve resim-metin belgeleri gibi farklı veri türlerini entegre ederek çok modlu bir yapıya sahip. Apple MM1, 30 milyara kadar parametreye sahip büyük bir dil modeli olan Google Gemini gibi modellerin dünyasına giriş yapıyor.

Apple’ın MM1’i, nesneleri sayabilme, görüntülerin parçalarını tanımlayabilme ve temel matematiksel işlevleri yerine getirebilme yeteneğine sahip olduğunu iddia ediyor. Ayrıca, bağlam içi öğrenme yetenekleri sayesinde sürekli olarak yeniden eğitilmeye veya ince ayar yapmaya gerek duymadan çeşitli görevleri yerine getirebiliyor. MM1 ayrıca çoklu görüntü muhakemesini destekleyerek birden fazla görseli yorumlayıp sonuçlar çıkarabiliyor.

Apple görselleri yapay zeka

Özellikle, MM1’in 30 milyar parametreli konfigürasyonu, karmaşık ve açık uçlu problem çözme yeteneği açısından önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Araştırmacılar, modelin masadaki biralar için ödeme hesaplaması gibi gerçek dünya sorunlarını başarıyla çözebildiğini belirtiyorlar.

Ancak, MM1 şu anda sadece bir araştırma makalesiyle sınırlı ve henüz somut bir ürün olarak mevcut değil. Apple’ın yapay zeka alanındaki araştırmaları umut vaat ederken, henüz bir ürünün olmaması bazı endişelere yol açıyor. Son zamanlarda, Apple’ın Google Gemini’yi iOS 18’e entegre etmek için çalıştığına dair iddialar ortaya atıldı, ancak şu anda net bir bilgi bulunmuyor.

Bu gelişmeler, Apple’ın yapay zeka konusundaki ilerlemelerini vurgularken, hala belirli zorluklarla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Uçan taksi hayali gerçek oluyor: EHang EH216-S satışa sunuldu!

Çin merkezli drone üreticisi EHang Holdings, geleceğin taşımacılık sektöründe çığır açacak olan EH216-S model uçan taksisinin ticari satışlarını, online ticaret platformu Taobao üzerinde başlattı. Bu son derece yenilikçi ve çevreci eVTOL (dikey iniş kalkış yapabilen) tipi aracın fiyatı 333 bin dolar olarak belirlendi.

EHang, otonom hava taşıtları ve yolcu taşıma araçları konusunda öncü bir firma olarak bilinmektedir. EH216-S model uçan taksisinin Çin’in sivil havacılık otoritesi olan CAAC’ten ekim ayında alınan onay sertifikasyonuyla birlikte Çin, otonom uçan taksileri onaylayan ilk ülke unvanını elde etti. Bu önemli adım, otonom hava taşımacılığı alanında büyük bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Ayrıca, şirket daha sonra turistik uçuşlar için Guangzhou ve Hefei şehir yönetimleriyle anlaşmalar imzaladı, böylece EH216-S’nin pratik kullanım alanlarına yönelik potansiyeli daha da artmış oldu.

Uçan taksi

EHang EH216-S, sadece elektrikle çalışan ve dikey kalkış ve iniş kabiliyetine sahip bir araçtır. Bu özellikleriyle, geleneksel taşımacılık yöntemlerine kıyasla çevre dostu ve sürdürülebilir bir alternatif sunmaktadır. Aracın tasarımı, iki yolcuyu taşıyabilecek şekilde optimize edilmiştir. Ayrıca, saatte 130 km’ye kadar hıza ulaşabilen ve 25 dakika boyunca uçabilen EH216-S, kısa mesafeli yolculuklar için ideal bir çözüm sunmakta. Yolcu ve kargo taşıma kapasitesi ise oldukça etkileyicidir, yaklaşık olarak 225-270 kilogram arasındadır.

EHang EH216-S’nin teknik özellikleri de oldukça dikkat çekicidir. Aracın 16 motoru ve 16 pervanesi bulunmaktadır ve tek bir şarj ile 35 km’lik bir menzil elde edebilmektedir. Ayrıca, güvenlik açısından da son derece sağlam bir yapıya sahip. Bu otonom hava aracı, bir veya daha fazla pervanenin arıza yapması durumunda bile güvenli bir şekilde iniş yapabilmektedir. Bugüne kadar 40 binden fazla güvenli uçuş tamamlayarak güvenilirliğini kanıtlamış olan EH216-S, gelecekteki taşımacılık sektöründe önemli bir rol oynamaya aday.

Samsung XR gözlüğü Sony Mikro OLED ekranla gelebilir

Samsung’un yakında duyuracağı genişletilmiş gerçeklik (XR) gözlüğü, teknoloji dünyasını heyecanlandırmaya devam ediyor. Şirket, kendi geliştirdiği mikro OLED ekranı yerine Sony’nin üstün performansıyla öne çıkan ekranını tercih ederek, görsel deneyimi yeniden tanımlamayı amaçlıyor.

Şubat 2023’te Samsung, Google ve Qualcomm ile işbirliği yaparak XR gözlüğü geliştirme yolunda önemli adımlar atmıştı. Ancak daha sonrasında Samsung Display, kendi mikro OLED ekranını tanıtarak bekleyişleri artırmıştı. Ancak son gelişmelere göre, Samsung’un yakında çıkacak olan XR gözlüğünde Sony’nin OLED ekranını tercih edeceği iddia ediliyor.

Sony’nin mikro OLED ekranı, 1,3 inç boyutunda, 3,840 x 3,552 piksel çözünürlüğe, 90 fps yenileme hızına ve 1000 cd/㎡ parlaklığa sahip. Bu özellikler, kullanıcıların gerçeklik deneyimini maksimum düzeyde yaşamasını sağlayacak nitelikler taşıyor. Analistlere göre, bu ekranın Samsung’un XR gözlüğünde tercih edilme sebebi, üstün performansı ve görüntü kalitesidir.

Samsung XR

Samsung’un bu ürünü geliştirmek için özel bir ekip olan “Immersive Team” adında ayrı bir ekip oluşturduğu biliniyor. Cihazın Qualcomm’un Snapdragon XR2+ yonga setini kullanması ve XR kulaklıklar için optimize edilmiş bir Android sürümüne sahip olması bekleniyor.

Samsung’un bu yeni XR gözlüğü, Galaxy Z Flip 6 ve Galaxy Z Fold 6‘nın lansmanıyla birlikte bu yılın ikinci yarısında tanıtılması bekleniyor. Bu adım, Samsung’un genişletilmiş gerçeklikteki lider konumunu pekiştirmeyi amaçlıyor.

Son olarak, Sony’nin mikro OLED ekranının endüstri standardı haline gelmesi ve Apple’ın da benzer bir ekranı tercih etmesi, teknoloji dünyasında büyük bir dönüşümü işaret ediyor. Bu gelişmeler, geleceğin görsel deneyimlerinin ne kadar etkileyici olabileceğinin bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.

Hindistan’dan dev hamle: 5 yıl içinde küresel çip merkezi hedefi!

Hindistan’ın Elektronik ve Bilgi Teknolojileri, Demiryolları ve İletişim Bakanı Ashwini Vaishnaw, ülkenin önümüzdeki beş yıl içinde küresel çip merkezi olma hedefini açıkladı.

Yarı iletken çip üretimi, gün geçtikçe daha da önem kazanıyor. Çip üretimi veya tedariki konusunda güvence sağlayamayan ülkelerin ciddi sorunlarla karşılaşabileceği belirtiliyor. Bu bilinçle Hindistan, agresif bir hedef belirleyerek önümüzdeki beş yıl içinde küresel çip merkezlerinden biri olmayı amaçlıyor.

Bakan Vaishnaw, çip endüstrisinin karmaşıklığına rağmen Hindistan’ın dünya çapında önde gelen yarı iletken üreticileri arasına girebileceğine inandığını belirtti. TrendForce‘un verilerine göre, küresel yarı iletken endüstrisinde üretim kapasitesi açısından liderlik sıralamasında Tayvan yüzde 46 ile başı çekiyor. Çin, Güney Kore, ABD ve Japonya ise bu sıralamada yer alıyor.

Hindistan'

ABD ve Çin arasındaki gerilimin devam etmesi veya en azından yarı iletken yaptırımlarının kısa vadede çözüme kavuşmaması, Doğu Asya ülkeleri için yeni yatırımların çekilmesini zorlaştırırken Hindistan gibi ülkelerin bu durumdan faydalanabileceği belirtiliyor.

Hindistan, bu hedef doğrultusunda önemli adımlar atmaya başladı. Başbakan Narendra Modi geçtiğimiz hafta üç yarı iletken fabrikasının açılışını gerçekleştirdi. Bu tesislerden biri, Tata Electronics ve Tayvanlı PSMC (Powerchip Semiconductor Manufacturing Corp.) arasındaki bir ortak girişimdir. PSMC, Hindistan’ın ilk yarı iletken çipini 2026’ya kadar üretmeyi hedeflediğini açıkladı. Qualcomm‘un ülkede uzun süredir faaliyet gösterdiği ve Foxconn‘un da önemli yatırımlar planladığı belirtiliyor. Ayrıca Hindistan hükümeti, 21 milyar dolarlık bir teşvik paketi hazırlıyor.

**Hindistan’**ın geniş yetenek havuzu göz önüne alındığında, ülkenin yarı iletkenler alanında gelecek vaat eden bir konumda olduğu vurgulanıyor.

Akıllı cihazlar için siber güvenlik etiketi geliyor!

FCC, akıllı ürünler için siber güvenlik etiketleme programını onayladı. Girişim, tüketicilere akıllı ürünlerin güvenliği konusunda daha fazla bilgi sağlamak için güçlü siber güvenlik standartlarına sahip akıllı cihazları bir logoyla işaretleyecek.

Cyber ​​Trust Mark programı, bebek monitörleri, akıllı TV’ler ve güvenlik kameraları da dahil olmak üzere tüketici pazarındaki akıllı cihazlara yönelik gönüllü bir girişim. Program kapsamında şirketler akıllı cihazlarını üçüncü taraf yöneticilere test ve değerlendirme için gönderebiliyor.  Girişim, farklı ev aletlerine verilen enerji yıldızı derecelendirmesine benzer şekilde, sertifikalı cihazlarda görünen bir kalkan logosu olan Güven İşareti ile ilk kez geçen Temmuz ayında başladı . FCC, girişimin tüketicilerin “bilgili satın alma kararları vermesine, pazardaki güvenilir ürünleri farklılaştırmasına ve üreticilere daha yüksek siber güvenlik standartlarını karşılamaları için teşvikler oluşturmasına” yardımcı olacağını söyledi.

Siber güvenlik etiketleme ne işe yarayacak?

ABD Cyber Trust Mark, başlangıçta programın siber güvenlik standartlarını karşılayan kablosuz tüketici IoT ürünlerinde, tüketicilerin ürünün güvenlik özellikleriyle ilgili ayrıntılar için tarayabilecekleri bir QR koduyla birlikte görünecek. FCC Başkanı Jessica Rosenworcel: “Beklentimiz, zamanla daha fazla şirketin Siber Güven İşaretini kullanacağı ve daha fazla tüketicinin bunu talep edeceği yönünde. Bu, güvenli Nesnelerin İnterneti cihazları için dünya çapında standart haline gelme gücüne sahip” dedi.

FCC, yazılım veya donanım yazılımının ABD için güvenlik riski olarak kabul edilen bir ülkede geliştirilip geliştirilmediği de dahil olmak üzere ek potansiyel açıklama gereklilikleri hakkında kamuoyunun yorumunu isteyeceğini söyledi.  Duyuru, bağlı cihazların kullanımının artmaya devam etmesiyle birlikte geliyor. Komisyon, 2030 yılına kadar 25 milyardan fazla bağlı IoT cihazının faaliyette olacağına dair üçüncü taraf tahminine atıfta bulundu.

Daha fazla cihaz çevrimiçi hale geldikçe, tüketiciler ve işletmeler saldırılara karşı giderek daha savunmasız hale geliyor. Trust Mark programı, Biden yönetiminin bu güvenlik açıklarıyla mücadeleye yönelik siber güvenlik stratejisinin önemli bir parçası. Rosenworcel, “Bu noktaya ulaşmak için federal ortaklarımız, üreticilerimiz, perakendecilerimiz ve siber güvenlik gruplarımızla birlikte çalışmamız gerektiğini biliyoruz. Bu küçük bir iş değildir. Ama buna değer. Çünkü akıllı cihazların geleceği büyük ve ABD’nin küresel güven sinyaliyle dünyaya liderlik etme fırsatı daha da büyük” dedi.

BitTorrent Upstream listesinde yerini kaybetti

BitTorrent artık yukarı akış trafiğinin (Upstream) ‘Kralı’ değil. Kanadalı geniş bant yönetim şirketi Sandvine tarafından yayınlanan yeni veriler, bulut depolamanın, YouTube’un ve diğer uygulamaların kontrolü ele aldığını ortaya koyuyor. Bu, yirmi yıl önce BitTorrent’in tüm web trafiğinin üçte birini oluşturduğu bildirildiğinde başlayan azalan hakimiyet döneminin sonunu işaret ediyor.

Geçtiğimiz yirmi yılda internet trafiğinde patlama yaşandı ve her yıl daha fazla bayt aktarıldı. Bu istikrarlı eğilim devam ederken borulardan geçen trafik türleri de kökten değişti. 2004 yılında, Web 2.0 öncesi dönemde, araştırmalar BitTorrent’in tüm İnternet trafiğinin etkileyici bir şekilde yüzde 35’inden sorumlu olduğunu gösterdi. O zamanlar, başka hiçbir hizmet büyük miktarda bant genişliği tüketmediğinden, eşler arası ağlar aracılığıyla dosya paylaşımı ana trafik sürücüsüydü.

BitTorrent Upstream listesinde geride kaldı

Yirmi yıl ileri saralım ve bu istatistikler çok eski bir tarih. YouTube, Netflix ve TikTok gibi hizmetler de dahil olmak üzere video akışının büyümesiyle birlikte dosya paylaşım trafiği, günümüzün veri havuzunda bir düşüşten başka bir şey değil. Korsanlar arasında bile dosya paylaşımı artık eskisi kadar önemli değil. Günümüzde korsan sitelerin çoğu yayın tabanlıdır ve BitTorrent burada da ‘pazar payının’ neredeyse tamamını kaybetmiş.

Bu değişiklikler gerçekleştikçe, aşağıda imzası bulunanlar da dahil olmak üzere BitTorrent gözlemcileri yükleme trafiğine odaklanmaya başladı. Bu, uzun süre BitTorrent’in hakimiyetinde kalmaya devam etti. İki yıl önce, dosya paylaşım protokolü halen küresel yukarı akışlı İnternet trafiğinin en büyük payını oluşturuyordu. Asıl soru bu durumun ne kadar süreceğiydi. 2013 yılında BitTorrent hâlâ tüm yükleme trafiğinin kabaca üçte birini oluşturuyordu. Takip eden yıllarda da baskın yükleme kaynağı olmaya devam etti ancak düşüş eğilimi göstererek iki yıl önce yüzde 10’luk yeni bir düşük seviyeye ulaştı.

Kanadalı geniş bant yönetim şirketi Sandvine, BitTorrent’in artık hiçbir listede lider olmadığını açıkça ortaya koyan en son Küresel İnternet Olayları Raporunu yayınladı. En son veriler, video ve sosyal medyanın, dünya çapındaki tüm sabit erişimin ve mobil verilerin yarısından fazlasını oluşturan, aşağı yöndeki trafiğin önde gelen itici güçleri olduğunu gösteriyor. Yukarı akış trafiğine bakıldığında, BitTorrent’in bant genişliğinin yüzde 4’ünü oluşturduğu sabit erişim ağlarında hâlâ bir miktar geçerliliği var. Ancak bulut depolama uygulamaları, FaceTime, Google ve YouTube bu rakamı geride bıraktı. Mobil bağlantılarda BitTorrent artık ilk on arasında yer almıyor.

YouTube videolarda yapay zeka içeriği varsa, etiketleyecek!

YouTube, izleyicilerin izledikleri içeriğin tamamen veya kısmen üretken yapay zeka tarafından yaratılıp yaratılmadığını daha iyi anlamalarına yardımcı olmak için adımlar atıyor. YouTube paylaştığı bir mesajda, “Üretken yapay zeka, içerik oluşturucuların fikir taslaklarından yaratıcı süreci geliştiren araçları denemeye kadar kendilerini ifade etme biçimlerini değiştiriyor. Ancak izleyiciler, gördükleri içeriğin değiştirilmiş mi yoksa sentetik mi olduğu konusunda giderek daha fazla şeffaflık istiyor” ifadelerini kullandı.

YouTube yapay zeka içeriği diğerlerinden ayıracak

Popüler yayın platformuna olan güveni artırma çabalarının bir kısmı, içerik oluşturucuların gerçekçi görünen içerik konusunda izleyicileri bilgilendirmesini gerektiren yeni bir aracın üretken yapay zeka da dahil olmak üzere değiştirilmiş veya sentetik medyayla yapılıyor. YouTube, içerik oluşturucuların değiştirilmiş olarak işaretlemesi gereken içerik örneklerini sundu:

  • Gerçekçi bir kişinin benzerliğini kullanmak: Bir kişinin yüzünü bir başkasının yüzüyle değiştirmek için içeriği dijital olarak değiştirmek veya bir videoyu anlatmak için sentetik olarak bir kişinin sesini oluşturmak
  • Gerçek olayların veya yerlerin görüntülerini değiştirmek: Gerçek bir binanın alev almış gibi görünmesini sağlamak veya gerçek bir şehir manzarasını gerçekte olduğundan farklı gösterecek şekilde değiştirmek gibi
  • Gerçekçi sahneler oluşturma: Gerçek bir şehre doğru ilerleyen bir kasırga gibi, kurgusal önemli olayların gerçekçi bir tasvirini gösterme.

İçerik oluşturucunun içeriği bu şekilde işaretlemesi durumunda açıklama bir etiket olarak görünecektir. YouTube, çoğu video için etiketin videonun genişletilmiş açıklamasında görüneceğini, ancak sağlık, haberler, seçimler veya finans gibi daha hassas konuları içeren içerikler için videonun kendisinde görünerek önemini artıracağını söyledi. YouTube, içerik oluşturucuların “açıkça gerçekçi olmayan, animasyonlu, özel efektler içeren veya prodüksiyon desteği için üretken yapay zeka kullanan” içerikleri ifşa etmelerini gerektirmediğini ekledi. Ek olarak, Google’ın sahibi olduğu şirket, yaratıcıların, daha geniş üretim sürecinde üretken yapay zekanın kullanıldığı her örneği vurgulamalarına gerek duymuyor. Örneğin, teknolojinin senaryolar, içerik fikirleri veya otomatik altyazılar oluşturmak için ne zaman kullanıldığını açıklamaya gerek yok.

Yeni etiketler önümüzdeki haftalarda tüm YouTube platformlarında kullanıma sunulacak. Değiştirilen içeriği gönüllü olarak vurgulama zorunluluğunu atlamaya çalışan YouTube içerik oluşturucularına da bir uyarı: YouTube, gelecekte “bu bilgiyi sürekli olarak açıklamamayı seçen içerik oluşturucular için yaptırım önlemlerine bakacağını” söyledi.

Meta’ya Rekabet Kurumundan şok ceza!

Mark Zuckerberg’in sahibi olduğu Meta’nın (Facebook – Instagram ve WhatsApp çatı kuruluşu), bir anlamda X’i (eski adıyla Twitter) piyasadan silmek için geliştirdiği uygulama olan Threads, firmanın başına iş açtı. Özellikle AB nezdinde çeşitli rekabet soruşturmalarına konu olan uygulamaya bir darbe de Türkiye’den geldi. Rekabet Kurumu, 18 Mart tarihli yaptığı iki farklı açıklamayla hem Meta’ya geçici tedbir kararı koydu hem de günlük 4,7 milyon TL idari para cezası kesti.

Yapılan açıklamaların ilkinde, Meta’nın Threads ve Instagram uygulamalarını bağlamak suretiyle hâkim durumunu kötüye kullandığı şüphesi üzerine başlatılan soruşturmada geçici tedbir kararı verildiği bildiriliyor. Kararda META’nın, Instagram hesaplarına dayalı Threads profili oluşturan kullanıcıların verilerini, kullanıcılara onay seçeneği sunmaksızın birleştirmesinin; soruşturma tamamlanana kadar telafisi güç zararlara yol açacağı değerlendirildi. Bu bağlamda;

  • META’nın pazarda uzun yıllardır faaliyet göstermesi sebebiyle kapsamlı ve detaylı bir veri birikimine sahip olduğu,
  • META’nın sahip olduğu kullanıcı tabanın büyüklüğü ve çeşitliliğinin,  reklamverenler bakımından META hizmetlerini cazip hale getirdiği,
  • Bu durumun, META’ya hizmet geliştirme amacıyla daha fazla kaynak ayırabilmesine imkân sağladığı ve rakiplerin reklam verenlere ve dolayısıyla finansal kaynaklara erişimini zorlaştırdığı, bu çerçevede META’nın faaliyetlerinin pazarda giriş engeli oluşturduğu,
  • Ayrıca, META’nın sunduğu temel hizmetler ve ilişkili hizmetler ile birlikte bir ekosistem olarak faaliyette bulunduğu, bu durumun, META’nın her bir hizmetten edindiği gücü ve birikimi diğer bir hizmetine aktarmasını mümkün kıldığı ve pazar gücünü arttırdığı

tespit edilerek Mevcut bulgular çerçevesinde; Instagram ve Threads arasındaki veri aktarım mekanizması neticesinde oluşabilecek veri birleştirme davranışının engellenmesi yönünde geçici tedbir uygulanmasına karar verildiği açıklanıyor.

Günlük 4,7 milyon TL idari para cezası

Diğer bir Rekabet Kurumu kararında ise, META’nın Facebook, Instagram ve WhatsApp hizmetlerinden topladığı verileri birleştirerek sosyal ağ hizmetleri ile çevrim içi görüntülü reklamcılık pazarlarında faaliyet gösteren rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırdığı ve pazara giriş engeli yarattığı tespitinden yola çıkılarak, firmaya günlük 4,7 milyon TL idari para cezası verildiği duyuruluyor. Ceza, 12 Aralık 2023 tarihinden başlamak üzere, META tarafından önerilecek uyum tedbirinin Rekabet Kurumu kayıtlarına girmesine kadar geçecek süreyi kapsayacak.

Karar metninde şu ibareler ön plana çıkıyor:

  • Meta Platforms Inc., Meta Platforms Ireland Limited ve WhatsApp LLC (META) hakkında 2021 yılında başlatılan soruşturmada; Facebook,Instagram ve WhatsApp hizmetlerinden toplanılan verileri birleştirmek suretiyle hakim durumunu kötüye kullandığına, META ekonomik bütünlüğü hakkında 346.717.193,40 TL idari para cezası uygulanmasına ve META’ya, ihlalin giderilmesi ve pazardaki etkin rekabetin tesis edilmesi için  yükümlülükler getirilmesine karar verilmişti.
  • Bahsi geçen yükümlülüklerin yerine getirilmesi için belirlenen süre 09.12.2023 tarihinde sona erdi. META tarafından nihai olarak Kuruma sunulan öneriler yeterli bulunmadı. Bu nedenle META’ya tanınan sürenin dolmasıyla birlikte, META hakkında günlük 4.796.152,96 TL idari para cezası uygulanmasına karar verildi.
  • Kurul, META’nın Facebook, Instagram ve WhatsApp hizmetleri arasında verilerinin birleştirilmesine uyum tedbiri kapsamındaki yükümlülük uygulanmadan önce onay veren kullanıcılardan yeniden onay almasını istedi.
  • Onay ekranı ise; kullanıcıları doğrudan onaylamaya yönlendirmemeli, kullanıcıların reddetmesi halinde de uygulamayı kullanabileceklerine yönelik bilgilendirmeleri içermeli ve dolayısıyla onay vermek istemeyen kullanıcılara da aynı kolaylıkta bu imkânı sağlamalıydı.
  • Diğer bir ifadeyle META tarafından Facebook, Instagram ve WhatsApp hizmetleri arasında verilerinin birleştirilmesine yönelik tercihleri için kullanıcılara sunulacak olan ekran bildirimi, yeterli derecede şeffaf olmaması, bir başka deyişle kullanıcıları yeteri kadar bilgilendirme içermemesi ve kullanıcıları veri birleştirmeye onay verecek şekilde yönlendirici nitelikte dizayn edilmesi sebepleriyle soruşturma kapsamında ele alınan rekabet karşıtı endişeleri gidermesi hususunda yeterli görülmedi.
  • Bunun üzerine, Kurul, 12 Aralık 2023 tarihinden başlamak üzere, META tarafından önerilecek uyum tedbirinin Rekabet Kurumu kayıtlarına girmesine kadar her gün için 2022 yılı gayri safi gelirleri üzerinden 4.796.152,96 Türk Lirası idari para cezası uygulanmasına karar verdi.

Yasal mevzuat gereğince Rekabet Kurul’un nihai kararlarına, tedbir kararlarına ve para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulabilirken; ara kararlarına karşı iptal davası açılamamakta. Meta’nın konuyu yargıya taşıyıp taşımayacağı konusunda henüz bir açıklama yapılmadı.

GPT-2 tek bir Excel dosyasına sığdı! Üstelik, çalışıyor!

Yazılım geliştiricisi ve elektronik tablo bağımlısı olduğunu belirten Ishan Anand, GPT-2’yi Microsoft Excel’e sıkıştırdı. Daha da şaşırtıcı olanı ise işe yarıyor olması. Büyük dil modellerinin (LLM’ler) nasıl çalıştığına ve temeldeki Transformer mimarisinin akıllı sonraki token tahminini nasıl yaptığına dair fikir sağlıyor. Anand, “Bir e-tabloyu anlayabiliyorsanız, o zaman yapay zekayı da anlayabilirsiniz” diye övünüyor. 1,25 GB’lık e-tablo GitHub’da herkesin indirip oynayabilmesi için kullanıma sunuldu.

GPT-2 Excel dosyası ile çalıştırıldı

Doğal olarak, GPT-2’nin bu e-tablo uygulaması, 2024’te mevcut olan Yüksek Lisans’ların bir miktar gerisinde. Ancak GPT-2 son teknoloji ürünüydü ve 2019’da birçok manşete konu oldu. GPT-2’nin bir şey olmadığını hatırlamak önemli. ChatGPT, 2022’de GPT-3’ü konuşma yoluyla yönlendirmek için yapılan çalışmalardan elde edildi. Üstelik Anand burada GPT-2 Small modelini kullanıyor ve XLSB Microsoft Excel Binary dosyasında 124 milyon parametre var ve GPT-2’nin tam sürümünde 1.5 milyar parametre kullanılıyor.

GPT-2 esas olarak akıllı ‘sonraki belirteç tahmini’ üzerinde çalışır; burada Transformer mimarisi dil modeli, bir girdiyi dizinin en olası sonraki kısmıyla tamamlıyor. Bu e-tablo yalnızca 10 jetonluk girişi işleyebiliyor. Bu, GPT-4 Turbo’nun işleyebileceği 128.000 jetonla karşılaştırıldığında çok küçük. Ancak yine de bir demo için iyi bir şey ve Anand, “düşük kodlu tanıtımının” teknoloji yöneticileri, pazarlamacılar, ürün yöneticileri, yapay zeka politika yapıcıları, etik uzmanları ve geliştiriciler ve bilim adamları için bir Yüksek Lisans temeli olarak ideal olduğunu iddia ediyor. Anand, aynı Transformer mimarisinin “OpenAI’nin ChatGPT’sinin, Anthropic’in Claude’unun, Google’ın Bard/ Gemini’sinin , Meta’nın Llama’sının ve diğer birçok LLM’nin temeli” olmaya devam ettiğini iddia ediyor.

Yukarıda Anand’ın GPT-2’yi bir e-tablo uygulaması olarak açıkladığını görebilirsiniz. Çok sayfalı çalışmada, ilk sayfa, girmek istediğiniz herhangi bir istemi içeriyor. Yukarıda GPT-2 Small’un kullandığı nispeten kompakt LLM’den bahsetmiştik. Anand, 2024’te bu şekilde sınıflandırılmayabilecek bir Yüksek Lisans kullanmasına rağmen, Excel uygulamasının yeteneklerini geliştirmeye devam ediyor. Geliştirici, bu Excel dosyasını Mac’te kullanmaya çalışmamanız veya onu bulut elektronik tablo uygulamalarından birine yüklemeye çalışmanız konusunda uyarıyor. Ayrıca Excel’in en son sürümü öneriliyor.     

Google Cüzdan Apple cihazları da destekleyecek!

Google Cüzdan, Apple’ın pkpass dosyalarına yönelik destekle yakında daha iyi hale gelebilir ve geçişlerin platformlar arasında paylaşılmasını kolaylaştırabilir. Google Cüzdan’daki pkpass dosyaları desteği şu anda dünyanın her yerindeki bazı kullanıcılar tarafından kullanılabilmekte. Ancak daha geniş bir sürümle ilgili herhangi bir ayrıntı verilmedi. Geçmişte, Google Cüzdan’a pkpass dosyası eklemek için Play Store’dan üçüncü taraf bir uygulamanın indirilmesi gerekiyordu.

Google Cüzdan Apple cihaz desteği için geri sayım başladı

Google Cüzdan, ilk günlerinden bu yana, birkaç yeniden markalama süreci de dahil olmak üzere uzun bir yol kat etti. Android telefonunuzdaki geçiş kartları, biletler, kredi/banka kartları, biniş kartları vb. için birleştirilmiş uygulama, yeni özelliklerle düzenli olarak daha iyi hale gelirken aynı zamanda daha fazla ülke ve bankanın uygulamayı desteklemeye başlamasını sağlıyor. Ancak Google’ın teklifi, Apple’ın kendi Cüzdan uygulamasında saklanan geçişler için kullandığı .pkpass dosya biçimini desteklemiyor. Bu durum, en azından dünya genelinde .pkpass dosyalarını Google Cüzdan uygulamasına aktarabildiğini bildiren birkaç kişi için değişiyor gibi görünüyor.

Android uzmanı Mishaal Rahman’ın, Cüzdan’a yeni eklenen bu pkpass uyumluluğu hakkında Telegram’daki bir kullanıcı tarafından bilgilendirildiği bildirildi. Ancak Rahman, bu özelliğin kendisi için henüz yayınlanmadığını, bunun da dünyanın bazı bölgelerinde sınırlı bir kullanıma sunulmasının parçası olabileceği anlamına geldiğini söylüyor. .pkpass, Apple’ın duvarlarla çevrili bahçesinin bir parçası olduğundan, bu tür geçişlerin iPhone’dan Android’e aktarılması şu ana kadar mümkün olmadı.

Cüzdan seçeneğinin daha önce görünüp görünmediğinden emin değiliz. Ancak bu videoda gösterildiği gibi, Google Cüzdan seçildiğinde uygulama içindeki .pkpass dosyası anında açılıyor. Kullanıcılar, geçiş kartınızın güvenliğiyle ilgili ayrıntıların yer aldığı Geçiş ekle ekranına yönlendiriliyor. Kullanıcı daha sonra Devam’a basarak ilerler ve Cüzdan’ın verileri nasıl yönettiğini açıklayan bir sonraki ekrana yönlendiriliyor. Ekranın sağ alt köşesindeki Kabul Ediyorum ve Ekle’ye dokunarak işlem tamamlanıyor.

Google Cüzdan’ın .pkpass desteğini ne zaman tüm kullanıcıların kullanımına sunacağına dair bir bilgi yok. Ancak bu özellik zaten bazı kişilerin kullanımına sunulduğundan, bunun çok yakında olduğunu düşünüyoruz. Bu geniş çapta kullanıma sunulana kadar Cüzdan’da bir .pkpass dosyasını düzgün bir şekilde açmanın tek yolu üçüncü taraf uygulamaları kullanmak. Play Store’da Pass2Pay popüler bir seçim. Ancak Google Cüzdan’ın artık .pkpass içe aktarmalarını doğrudan desteklemeye çalışması nedeniyle bu uygulamaların çoğu gereksiz hale gelebiliyor.

Qualcomm ucuz Android telefonlara performans dopingi yapacak!

0

Qualcomm ucuz Android telefonları her zamankinden daha iyi hale getirmek için çalışıyor. Qualcomm, portföyüne yeni bir üst düzey mobil yonga seti ekliyor; bu yonga seti, amiral gemisi Snapdragon 8 Gen 3 silikonunun en iyi parçalarını alıyor, bazı tavizler veriyor ve hepsini daha uygun fiyatlı bir pakette sunuyor. Bu çabaların sonucu, önümüzdeki ay Xiaomi ve Honor telefonlarında görünmesi planlanan Snapdragon 8s Gen 3 oldu.

Qualcomm uygun fiyatlı Android için çalışıyor

Qualcomm bir kez daha en yeni silikonu için üretken yapay zeka yeteneklerini öne çıkarıyor ; görüntü genişletme, akıllı bir cihaz içi asistan oluşturmak için Meta gibi yapay zeka modellerine destek ve Google’ın Gemini Nano modeline hazır olma gibi özellikleri öne çıkarıyor. Şu ana kadar bu özellikler Google’ın Pixel ve Samsung amiral gemilerine özel kaldı. Ancak görünen o ki Snapdragon 8s Gen 3, sonunda bunları daha geniş bir kitleye ulaştıracak.

OpenAI’ın GPT-4’ü gibi çok modlu yapay zeka modellerini cihaz içi bir yaklaşımla destekleyecek. Diğer dikkate değer özellikler arasında metinden görüntüye dönüştürme, akıllı telefonlarda HDR oyun oynama, Wi-Fi 7 bağlantısı ve düşük gecikmeli CD kalitesinde Bluetooth akışı yer alıyor.

4nm sürecine dayanan Qualcomm’un en son stratejisi tam anlamıyla yeni bir strateji olmasa da kesinlikle hoş karşılanan bir strateji oldu. Şirket, son birkaç yılda da benzer ürünler sunarak, telefonlara amiral gemisi ürünlerini daha düşük bir fiyatla getirdi. Görünüşte, Snapdragon 8s Gen 3 kendi başına oldukça güçlü bir paket, ancak birkaç önemli farklılık var.

Snapdragon 8s Gen 3, Arm’ın en yeni Cortex-X4 çekirdeklerini barındırıyor ancak daha az güçlü bir 1+4+3 çekirdek dağıtımıyla birlikte geliyor. Daha güçlü kardeş paketleri, aşağıdaki formatta daha hızlı, daha yüksek performanslı çekirdeklere sahip. Snapdragon 8s Gen 3, 24 GB’a kadar LP-DDR5x RAM desteği sunuyor. Qualcomm aynı zamanda en yeni silikonunda X70 5G modemi kullanıyor. Snapdragon 8 Gen 3 telefonlarla sunulan X75 modemin yarısı kadar olan 5Gbps’lik en yüksek downlink hızını sunuyor.

Saniyede 60 kareye (fps) kadar 4K HDR yakalama ve 200 megapiksel fotoğraflar gibi özelliklere olanak tanıyan üçlü 18 bit ISP sayesinde görüntüleme yetenekleri ikisi arasında paylaşılıyor. Ancak amiral gemisi olan 8K HDR video kaydı, 960 fps’de ağır çekim videolar ve 60 fps’de Gece Görüşü 4K video çekimi gibi bazı özellikler Snapdragon 8s Gen 3 çipinde eksik.

Nvidia, yapay zekâ canavarı Blackwell B200 GPU’yu tanıttı!

Nvidia, daha 5-6 yıl öncesine kadar son kullanıcı bilgisayarları, özellikle de oyun bilgisayarları için grafik işlemcisi (GPU) üreten büyük ama devasa sayılamayacak bir teknoloji şirketiydi. 2019 yılında yaklaşık 140 milyar dolar pazar büyüklüğü olan firma, bir yandan bulut bilişimdeki inanılmaz büyüme bir yandan da yapay zekâ çılgınlığı sayesinde inanılmaz bir değer kazandı ve şu anda 2,2 trilyon doları aşan pazar büyüklüğü ile Microsoft ve Apple’ın ardından dünyanın en değerli 3. şirketi konumuna ulaştı.

Firmanın 2009 yılından bu yana geliştiriciler ve iş ortaklarına yönelik düzenlediği GTC etkinliği de bu gelişmelerin ışığında yepyeni bir görünüm kazandı. Bu yıl 16.’sı düzenlenen etkinliğin açılışında konuşan Nvidia kurucusu ve CEO’su Jensen Huang, bir dizi çarpıcı yeniliği tanıttı. Bunların başında ise Blackwell B200 GPU çipi ve yeni yonga kümesi GB200 geliyor.

Nvidia, yeni B200 GPU’nun 208 milyar transistörüyle 20 petaflop’a kadar işlemci gücü sunduğunu söylüyor. Ayrıca, bu GPU’lardan ikisini tek bir Grace CPU ile birleştiren bir GB200 yonga kümesinin, LLM çıkarım iş yükleri için 30 kat daha fazla performans sunabileceğini ve aynı zamanda potansiyel olarak önemli ölçüde daha verimli olabileceğini söylüyor. Nvidia, bunun bir H100’e göre “maliyeti ve enerji tüketimini 25 kata kadar azalttığını” açıkladı.

Nvidia’nın iddiasına göre 1,8 trilyon parametreli bir modeli eğitmek için daha önce 8.000 Hopper GPU ve 15 megawatt güç gerekiyordu. Bugün ise Nvidia’nın CEO’su 2.000 Blackwell GPU’sunun bunu sadece 4 megawatt tüketerek yapabileceğini söylüyor. Nvidia ayrıca 175 milyar parametreli bir GPT-3 LLM kıyaslamasında, GB200’ün bir H100’den yedi kat daha fazla performansa sahip olduğunu ve Nvidia, eğitim hızının dört katını sunduğunu söylüyor.

Nvidia gazetecilere en önemli gelişmelerden birinin, her nöron için sekiz yerine dört bit kullanarak hesaplama, bant genişliği ve model boyutunu iki katına çıkaran ikinci nesil bir dönüştürücü motor olduğunu söyledi. İkinci önemli fark ise çok sayıda GPU’yu birbirine bağladığınızda ortaya çıkıyor: 576 GPU’nun saniyede 1,8 terabayt çift yönlü bant genişliğiyle birbiriyle konuşmasını sağlayan yeni nesil bir NVLink anahtarı.

Bunun için Nvidia’nın 50 milyar transistörlü ve kendi yerleşik işlemcisine sahip yepyeni bir ağ anahtarı yongası üretmesi gerekti: 3,6 teraflop FP8… Nvidia, daha önce sadece 16 GPU’dan oluşan bir kümenin zamanının yüzde 60’ını birbirleriyle iletişim kurarak ve sadece yüzde 40’ını gerçekten hesaplama yaparak geçirdiğini söylüyor. Konferansın açılışını ve CEO Jensen Huang’ın sunumunu aşağıda izleyebilirsiniz.

Nvidia elbette şirketlerin bu GPU’lardan büyük miktarlarda satın almasına güveniyor ve bunları, toplam 720 petaflop yapay zekâ eğitim performansı veya 1.440 petaflop (diğer adıyla 1,4 exaflop) çıkarım için 36 CPU ve 72 GPU’yu tek bir sıvı soğutmalı rafa yerleştiren GB200 NVL72 gibi daha büyük tasarımlarda paketliyor. Bu kurulumda 5.000 ayrı kablo ile yaklaşık 3,2 km kablo mevcut.

Raftaki her tepsi ya iki GB200 yongası ya da iki NVLink anahtarı içeriyor ve raf başına 18 adet ilkinden ve dokuz adet ikincisinden bulunuyor. Nvidia, bu raflardan birinin toplamda 27 trilyon parametreli bir modeli destekleyebileceğini söylüyor. GPT-4’ün yaklaşık 1,7 trilyon parametreli bir model olduğu düşünülürse, oluşturulan kurulumun hesapla gücü son derece muazzam.

Şirket, Amazon, Google, Microsoft ve Oracle’ın bulut hizmeti tekliflerinde NVL72 raflarını sunmayı planladıklarını söylüyor, ancak bu firmaların henüz kaç tane satın alacakları belli değil. Ve elbette Nvidia, şirketlere çözümün geri kalanını da sunmaktan mutluluk duyuyor. İşte toplam 288 CPU, 576 GPU, 240 TB bellek ve 11,5 exaflop FP4 hesaplama için sekiz sistemi bir araya getiren DGX GB200 için DGX Superpod.

Nvidia, sistemlerinin yeni Quantum-X800 InfiniBand (144 bağlantıya kadar) veya Spectrum-X800 ethernet (64 bağlantıya kadar) ile 800Gbps ağ ile birbirine bağlı on binlerce GB200 süper çipe ölçeklenebileceğini söylüyor.

Analistler, benchmark rakamlarını görmeden ve sahada, gerçek ve çalışan sistemler olmadan henüz kesin bir yargıya varılamayacağının altını çizse de, Nvidia için 2024’in son derece iyi başladığını ve giderek daha da iyi olacağını kestirmek zor değil.  

İnternet trafiğini en çok meşgul eden işlem ne?

2001 yılında programcı Brian Cohen tarafından oluşturulan BitTorrent, dosyaları ve diğer dijital içerikleri internet üzerinden göndermek için son derece etkili bir eşten eşe (P2P) protokolü sağladı. Ancak, birkaç yıl öncesine kadar internet trafiğine en çok yükü bindiren bu teknoloji, artık eskisi kadar etkili değil.

İnternet trafiği hızla artarken, BitTorrent upload trafiğinin önemli bir bölümünü oluşturmaktan çekilmiş gibi görünüyor. Yirmi yıl önce, Web 2.0 devriminden önce, BitTorrent tüm internet trafiğinin yaklaşık yüzde 35’ini oluşturuyordu. O zamanlar dosya paylaşımı ve eşten eşe uygulamaları, benzer bir trafik miktarı üretebilecek başka potansiyel kaynaklar olmadığı için veri trafiğinin ana itici gücüydü.

Günümüzde internet çok farklı bir yer. Video akışı ve YouTube, Netflix, TikTok gibi sosyal hizmetler şimdi küresel internet trafiğine hâkim durumda ve çoğu korsanlıkla ilgili faaliyetler P2P ağlarından akış sitelerine kaymış durumda. BitTorrent, internet indirmelerinin ana kaynağı olarak yerini kaybetse de, upload trafiğine kendi payını katmaya devam ediyordu.

Kanada menşeli araştırma firması Sandvine tarafından gerçekleştirilen bir araştırmanın verilerine göre, BitTorrent protokolü, internet kullanıcıları arasında tüm cazibesini kaybetti. Upload veri kaynaklarının ilk 10’u şu anda çoğunlukla bulut depolama, mesajlaşma ve video akışı ile ilgili. Sabit ve mobil geniş bant bağlantılarda video ve sosyal medyanın upload trafiğinin yarısından fazlasını tükettiğini ettiğini söyledi. BitTorrent hala sabit erişim ağları içinde bir rol oynuyor, ancak, Bittorent ağına kıyasla iCloud ve YouTube gibi hizmetler çok daha fazla trafik üretiyor.

Sandvine, ağın kullanımı nispeten az sayıda insan tarafından sürdürüldüğü için BitTorrent’in hala trafik üretmede “önemli bir faktör” olarak kabul edilebileceğini belirtti. Burada ana itici güç muhtemelen korsanlık, ancak araştırmacılar ve akademik kurumlar da büyük veri hazinelerini paylaşmak için bu protokolü kullanıyor.

Fujitsu BT sistemlerinde kötü amaçlı yazılım bulundu!

Geçen hafta sonunda Fujitsu’nun kendi haber portalında yayınlanan bir duyuru, müşterilerin hassas bilgileri de dahil olmak üzere sistem ve verileri tehlikeye atan büyük bir siber güvenlik olayını ifşa ediyor. Fujitsu’dan yapılan açıklamada, “Bazı iş bilgisayarlarımızda kötü amaçlı yazılımların varlığını teyit ettik ve iç soruşturmamız sonucunda, müşterilerimizle ilgili kişisel bilgi ve bilgileri içeren dosyaların yasadışı bir şekilde kaldırılabileceği keşfedildi” deniliyor.

Fujitsu, kötü amaçlı yazılımın iş sistemlerine nasıl girdiğini ve hangi verileri dışarı sızdırdığını araştırmaya devam edeceğini söylerken şu ifadelere yer veriyor: “Kötü amaçlı yazılımın varlığını doğruladıktan sonra, etkilenen iş bilgisayarlarını derhal izole ettik ve diğer iş bilgisayarlarının izlenmesini güçlendirmek gibi önlemler aldık.”

Firma, müşteri verilerinin kötüye kullanıldığına dair herhangi bir rapor almadığını söylese de, Kişisel Bilgi Koruma Komisyonu’nu olay hakkında bilgilendirdi ve şu anda etkilenen müşteriler için bireysel bildirimler hazırlıyor.

Dünyanın en büyük BT hizmet sağlayıcılarından

Fujitsu, 124.000 çalışanı ve 23,9 milyar dolar yıllık geliriyle dünyanın en büyük BT hizmet sağlayıcılarından birisi. Portföyünde sunucular ve depolama sistemleri gibi bilgi işlem ürünleri, yazılım, telekomünikasyon ekipmanları ve bulut çözümleri, sistem entegrasyonu gibi bir dizi hizmet bulunduran firma 35’in üzerinde ülkede kendi ofisleri ile faaliyet gösteriyor.

Partneri de dahil edildiğinde 100’den fazla ülkede faaliyet göstererek küresel pazarda güçlü bir varlığa sahip olan Fujitsu, Japon hükümetiyle de çok yönlü bir ilişki sürdürmekte. Firma özellikle kamu sektörü projelerini üstlenmekte, hükümet destekli Ar-Ge projelerinde yer almakta ve ülkenin ulusal güvenliğinde önemli bir rol oynamakta.

Fujitsu ilk kez hacklenmiyor

Mayıs 2021’de Fujitsu’nun ProjectWEB bilgi paylaşım aracı, birden fazla Japon devlet kurumunun ofislerine izinsiz erişim sağlamak ve 76.000 e-posta adresi ile özel verilerin çalınmasına izin vermek için istismar edilmişti.  Çalınan veriler arasında hükümet sistemlerinden hassas bilgiler ve Narita Uluslararası Havalimanı’ndan potansiyel hava trafik kontrol verileri yer alıyordu.

Aralık 2021’de sonuçlanan müteakip soruşturmalar, bilgisayar korsanlarının ihlali gerçekleştirmek için çalınan ProjectWEB kimlik bilgilerinden yararlandığını gösterdi. Soruşturma aynı zamanda ProjectWEB’deki çeşitli güvenlik açıklarını da ortaya çıkardı ve ProjectWEB kullanımdan kaldırıldı ve daha sonra sıfır güven güvenlik önlemleri içeren yeni bir bilgi paylaşım aracı ile değiştirildi.

Türk Telekom ve Netaş’tan çevreci veri merkezi çözümleri

0

Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik eden Türk Telekom, iklim riskini azaltma ve çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlama vizyonunu tüm iş süreçlerine yansıtıyor. Kullanıcılarına siber güvenlik, bulut bilişim, veri merkezi gibi hizmetler sunan Türk Telekom, iklim riskini azaltmak amacıyla enerji verimliliğini artıran yenilikçi çözümlere odaklanıyor. Sürdürülebilir bir gelecek yaratmak adına somut adımlar atan Türk Telekom, veri merkezlerinde Sıvı Soğutma (Immersion Cooling) çözümlerini devreye alarak çevreye verilen zararı en aza indiren teknolojilerin geliştirilmesinde öncü rol üstleniyor.

Sürdürülebilir yenilikçi çözümler

Türk Telekom, çevreci bilinçle inşa edilen ve sürdürülebilir teknolojilerle desteklenerek günden güne kapasitesini artıran veri merkezlerinde yüksek işlem kapasitesi gerektiren sanallaştırma, büyük veri ve yapay zekâ uygulamaları için teknoloji partnerleriyle inovatif çözümler geliştiriyor. Geliştirilen sıvı soğutma teknolojisi, veri merkezlerinde enerji tasarrufu, güvenilirlik ve maliyet konusunda önemli avantajlar sağlıyor. Türk Telekom ve Netaş iş birliği ile testleri başarıyla tamamlanan yerli sunucu ürünleri, çevre dostu ve sürdürülebilir veri merkezleri oluşturulmasında öncü bir örnek teşkil ediyor.

Türk Telekom Bilgi Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Durmuş Ali Taşkın, “Türkiye’nin verisini Türkiye’de tutma vizyonumuz ile veri merkezi yatırımlarımızı aralıksız sürdürürken; kapasite, verimlilik ve enerji tasarrufunu artırmak adına sürdürülebilir yerli çözümler konusunda da öncü bir rol üstleniyoruz. Bu vizyon doğrultusunda, yerli imkanlar kullanılarak daldırma sıvı soğutma sistemi geliştirip, test süreçlerini başarıyla tamamlayarak, bu alanda da liderliğimizi ortaya koyduk. Test sürecinden elde edilen verimli sonuçlarla daldırma sıvı soğutma teknolojilerine bir pilot proje dahilinde yatırım gerçekleştiriyoruz. Pilot projede veri merkezlerinde yerli çözümlerin desteklenmesi amacıyla, Netaş ile yapılan iş birliği kapsamında yerli sunucuları hayata geçiriyoruz. Teknoloji birikimini hayatın her alanına yansıtan bir kurum olarak attığımız bu stratejik adımlar ile Türk Telekom’un veri merkezi çözümlerinde sürdürülebilirlik ve çevre dostu teknolojilere olan bağlılığını pekiştirerek, sektöre yön veren çalışmalarımıza devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Netaş Telekom İş Birimi Genel Müdürü Bülent Elönü, “Netaş olarak telekom sektöründe öncü bir rol oynayarak tüm paydaşlarımızın ihtiyaç ve taleplerini karşılıyoruz. Türk Telekom’un Veri Merkezlerinde artan iş yüklerinin ihtiyaç duyduğu soğutma teknolojisi üzerine yaptığı çalışmalar sırasında Netaş Yerli Sunucu’yu kullanması bizim için önemli bir adım. Yerli sunucumuz yapılan tüm testleri başarıyla geçerken çevre dostu, sürdürülebilir veri merkezleri hedefleri doğrultusunda kullanılabilirliğini bir kez daha ispatladı. Sürdürülebilir teknolojiler için attığımız bu adım yeni nesil teknolojiler içinde yerli ürünlerin yer alması açısından kritik bir öneme sahip. Türk Telekom’un iş ortağı olmaktan ve çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlayan teknolojileri hayata geçirmekten dolayı oldukça mutluyuz” diye konuştu.