Piracy Shield web sitelerini engelledi!

Uzmanlar, uygun kontroller ve dengeler olmadan radikal bir site engelleme programının İtalya’da kötü sonuçlanacağı konusunda uyardı. Piracy Shield korsanlıkla mücadele sistemine en az bir Cloudflare IP adresi eklendi. Bir uzmana göre bu, bir hayır kurumu, bir telekom şirketi ve birkaç okul da dahil olmak üzere çok sayıda web sitesinin engellenmesiyle sonuçlandı. Bu, pek çok kişinin öngördüğü ancak kolayca önlenebilecek bir sonuçtu.

Piracy Shield web tarafında tartışmalara neden oldu

İtalya’nın tamamen yeni korsanlıkla mücadele sisteminin telekomünikasyon düzenleyicisi AGCOM’dan “mükemmel çalıştığı” için en yüksek notu aldığına dair açıklamanın ardından, gerçek tüm görkemiyle ortaya çıktı.

Her türlü beklenmedik davranışın anlaşılması gerekirken, Piracy Shield sisteminin, yani yazılım, donanım ve çeşitli biyolojik bileşenlerin ilk ayda mükemmel bir şekilde yerine getirmesi gereken tek bir işi vardı. Hatayla engellenen tek bir IP adresi her yere zarar verebiliyor. Ancak Cloudflare gibi bir platformda sorunlar çok hızlı bir şekilde çoğalabiliyor. İki haftadan kısa bir süre önce bildirildiği üzere, kamuoyunda endişe uyandıran ilk sorun Zenlayer CDN IP adreslerinin engellenmesiydi . Kamuoyunun ilgi odağı olduğu ilk iki hafta boyunca bu ideal değildi, hatta münferit bir olay değildi.

AGCOM ve korsanlıkla mücadele grubu FAPAV, Korsanlık Kalkanı engellemesinin genişletildiğini duyurmak için yakın zamanda televizyona çıktığında sistemin “mükemmel çalıştığı” söylenirken, aksi yöndeki raporlar “sahte haber” olarak etiketlendi. Ablukanın uygulamaya konulmasından yaklaşık beş saat sonra raporlar, İSS’leri Cloudflare’i engellemeye zorlayan emrin Piracy Shield sisteminden kaybolduğunu gösteriyor. Ayrıntılar çok az, ancak silme işleminin kanunun olmasa da kuralların ihlali anlamına gelebileceği yönünde güçlü bir görüş var.

Potansiyel menfaatin bir başka hukuki yönü, yetkililerin yetkilerini kullanırken kullanılan araçlar ile amaçlanan amaç arasında bir denge kurmasını gerektiren AB hukukunun genel bir ilkesini içeriyor. BT meraklısı Ernesto Castellotti, hareket tarzına karar vermek için hiç vakit kaybetmedi. Web sitesi de Cumartesi günü yasa dışı bir şekilde engellendiğinden, AGCOM’a, bunun neden olduğunu göstermek için dosyada tutulan tüm bilgileri talep eden bir sivil erişim talebi gönderdi . 

Threads, Twitter’ı geride bırakıyor: indirme sayıları üç katına çıktı!

Elon Musk’un 44 milyar dolarlık satın alımının ardından Twitter’ın çalkantılı dönemleri devam ederken, Meta destekli Threads’in bu süreçten güçlenerek çıktığı gözlemleniyor. X’in (eski adıyla Twitter) karşısına çıkan Threads, son verilere göre indirme sayılarını üç katına çıkarmış durumda.

Musk’ın Twitter’ı devralmasının ardından platformda yapılan radikal değişikliklerle beraber, Threads’in rakip platformlar arasında dikkat çektiği belirtiliyor. Bluesky ve Mastodon gibi alternatifler olsa da, Threads son birkaç hafta içinde X’ten daha fazla günlük indirmeye ulaşarak önemli bir başarı elde etmiş durumda.

Threads, Temmuz 2023’te piyasaya sürüldüğünde kısa sürede 100 milyon kullanıcıya ulaştı. Ancak hızlı bir yükselişin ardından kullanıcı ilgisinin düşmesiyle birlikte katılım yüzde 70 oranında azaldı. Ancak, geçtiğimiz Aralık ayından itibaren Threads’in indirme sayılarında yeniden bir artış yaşandı ve bu seviyeyi koruyarak X’in önüne geçti.

Appfigures’tan alınan verilere göre Threads, son üç ay içinde X’in yüklemelerini ikiye, hatta üçe katladı. Bu hızlı büyüme, Threads’in kullanıcı kitlesini genişlettiğini ve platformunun X’e karşı giderek daha güçlü bir rekabet avantajı elde ettiğini gösteriyor.

Ancak, indirme sayıları tek başına bir platformun başarısını göstermez. Günlük indirmeler genellikle büyüme oranını yansıtsa da, olgunlaşmış bir platform için düşük olması beklenen bir durumdur. Finansal raporlara bakıldığında ise Threads’in aktif kullanıcı sayısının X’in dörtte birini geçtiği görülüyor.

Bu gelişmelerle birlikte, Threads’in X’e karşı olan rekabet avantajını güçlendirdiği ve Meta destekli bu platformun büyümesine devam ettiği gözlemleniyor. Rekabetin bu şekilde devam etmesi durumunda, sosyal medya platformları arasındaki dengelerde önemli değişiklikler yaşanabilir.

Dünya devi beyaz eşya markası Haier’den Türkiye’ye yatırım!

0

Büyük ev aletlerinde dünyanın 1 numaralı markası olan Haier Smart Home’un bünyesinde faaliyet gösteren Haier Europe, Eskişehir’de yeni bir pişirme fabrikası ve Ar-Ge Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi. Haier, bir kilometre taşı niteliğindeki 70 milyon euroluk bu yatırımı ile Avrupa’daki endüstriyel ayak izini Türkiye ile genişleterek, kurumsal büyüme stratejisinde ülkemizin önemini de bir kez daha teyit etti.

Yüksek teknoloji ve yapay zekâ odaklı mühendislik sistemleri, tam otomatik üretim hattı süreçleri ile son teknoloji ankastre fırın ve ocak ürün grupların imalatının gerçekleştirileceği fabrika 56 bin metrekarelik alan üzerine konumlandı. Yılda 1,2 milyon adet üretim kapasitesi ile 500’ün üzerinde kişiye istihdam sağlanan yeni fabrika ile Haier’in Türkiye’deki istihdamı 2 bin 500 kişiye ulaştı. 

Yeni fabrikanın açılışında konuşan Haier Avrupa CEO’su Yannick Fierling şunları söyledi;

“Yeni pişirme fabrikamız, Haier’in Avrupa’daki büyümesinde ve endüstriyel ayak izinde ileriye doğru attığı önemli bir adımı gösteriyor. Bu yatırımımızla Türkiye’yi uzun vadeli stratejik ortak olarak konumlandırdığımızı da bir kez daha teyit etmiş oluyoruz. Haier’in 2021 yılında Eskişehir’de başlayan kurutma ve bulaşık üretim sürecinin ardından Haier’in pişirici ürünlerini Eskişehir’de üretmeye başlıyoruz.

Bu stratejik proje, premium pazardaki başarımızı pekiştiriyor ve mutfak kanalı müşterilerimizin yüksek beklentilerini karşılıyor. Euromonitor International’ın 2023 yılı beyaz eşya satış rakamlarına göre dünya 1’incisi olan Haier’in, Avrupa’daki en büyük üretim ve ihracat merkezi olan Türkiye, küresel pazarlara hizmet etme hedefimizi yerine getirirken çok değerli bir ortak.

Türkiye’de ürettiğimiz pişirici ürünlerimiz, Türkiye pazarındaki yerini alırken, Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesine de ihraç edilecek. Şunu da vurgulamalıyım ki Türkiye’nin ve insanlarının olağanüstü becerilerine de müteşekkiriz.”

Yapay zekâ ile geliştirilen akıllı fırınlar kişiselleştirilmiş pişirme deneyimi sunuyor

Haier Ülke Müdürü Gözde Küçükyılmaz ise şunları belirtti;

“Haier’in Premium ürün gamındaki buzdolabı, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi ve kurutma makinelerinin ardından yeni nesil teknolojilerin insana dair özelliklerle birleştirildiği, nesnelerin interneti ve yapay zekâ özelliklerine sahip yeni ID Serisi “Bionicook” özellikli fırınlarımız dikkat çeken ürünlerimiz arasında.

Tüketicilerine kişiselleştirilmiş pişirme deneyimi sunmayı amaçlayan, tüm pişirme döngüsü ve canlı yiyecek algılamaya yönelik fırın içi kameralara sahip bu ürünleri hem ihraç edeceğiz hem ülkemizde teknoloji marketler aracılığıyla tüketicilerimizle buluşturacağız.”  

Çevreye duyarlı fabrika karbon emisyonunu yüzde 60 azaltıyor 

Pişirme fabrikası, Haier Avrupa’nın sürdürülebilirlik ve çevresel ayak izinin azaltılması konusundaki kararlılığını yansıtacak şekilde tasarlandı. A sınıfı bina, yenilenebilir enerji kaynakları, tam elektrikli montaj hatları, artan plastik kullanımına karşı geri dönüştürülmüş malzemeler sayesinde karbon emisyonlarında tahmini standart teknolojilere kıyasla yüzde 60 azalmayı garanti edecek. 

Windows 11 güncellemesi sorunlara yol açıyor!

Microsoft’un Windows 11 için yayımlanan KB5034765 güncellemesi, kullanıcılar arasında çeşitli sorunlara neden oluyor. 13 Şubat tarihinde başlatılan güncelleme, Windows 11’in 22H2 ve 23H2 sürümleri için güvenlik dışı iyileştirmeler içermektedir. Ancak, bu güncellemeyle birlikte ortaya çıkan sorunlar, kullanıcı deneyimini olumsuz etkilemektedir.

Güncelleme sonrasında birçok kullanıcı, Görev Çubuğu’nun aniden kaybolması, beklenmedik Dosya Gezgini çökmeleri ve performans düşüşleri gibi sorunlar yaşadıklarını bildirmektedir. Bazı kullanıcılar ise güncellemeyi yüklerken karşılaştıkları sorun nedeniyle performans kayıpları yaşamaktadırlar.

Bu sorunlardan bir diğeri ise güncellemeyi yükleyememe sorunudur. Microsoft, bu hatayla karşılaşan kullanıcılara, yüklenme prosedürünün yüzde 96’sında yanıt vermeyi durdurarak 0x800F0922 hatası verdiğini belirtiyor. Çözüm olarak, kullanıcılara gizli C:$WinREAgent klasörünü silmeleri önerilmektedir.

Öte yandan, Windows 11 KB5034765 güncellemesiyle birlikte, “masaüstünü göster” özelliği yerine varsayılan olarak “Copilot” düğmesinin gelmesi dikkat çekiyor. Ayrıca, güncelleme, uzaktan kod yürütme, hizmet reddi ve erişim ayrıcalığı ile ilgili beş kritik hata da dahil olmak üzere 73 güvenlik açığını gidermektedir.

Microsoft, yaşanan sorunları kabul ederek çözüm üzerinde çalıştığını belirtiyor ve kullanıcılara sorunları gidermek için geliştirdikleri çözümleri takip etmelerini öneriyor. Kullanıcılar, güncellemenin getirdiği yeniliklere rağmen, yaşadıkları sorunlar nedeniyle güncellemeyi beklemekte ve geliştirilen çözümleri beklemektedirler.

Xiaomi 14 ve 14 Ultra rekorlar kırıyor

Son günlerde piyasaya sürülen Xiaomi 14 Ultra ve Xiaomi 14 modelleri, Avrupa pazarında büyük bir ilgi görmeye devam ediyor. Her iki model de toplam satışlarda Xiaomi 13’ü katlayarak dikkat çekiyor. Xiaomi Başkanı Lu Weibing, bu başarıyı Weibo üzerinden yaptığı paylaşımla duyurdu.

Weibing’in açıklamasına göre, Xiaomi 14 Ultra’nın satışları, geçen yılın benzer modeli olan 13 Ultra’ya göre üç kat arttı. Xiaomi 14 ise, bir önceki model Xiaomi 13’ü altı kat geçerek oldukça etkileyici bir satış performansı sergiledi. Xiaomi, henüz detaylı satış rakamlarını paylaşmamakla birlikte, bu verilere ilk parti satışları üzerinden ulaşıldığını belirtti.

Xiaomi 14 ve 14 Ultra

Xiaomi 14 Serisi Öne Çıkan Özellikleri

Xiaomi 14 ve 14 Pro modelleri, sırasıyla 6,35 inç ve 6,73 inç boyutlarında LTPO AMOLED ekranlarla geliyor. Bu ekranlar, 1Hz ila 120Hz arasında değişen adaptif yenileme hızına ve 3.000 nit tepe parlaklığa sahiptir. Ayrıca, ekranın üst kısmında, 32MP delikli kamera sensörü selfie çekimleri ve görüntülü görüşmeler için kullanıcıya sunuluyor.

Her iki model de güçlü bir performans sunmak üzere yeni VC soğutma çözümü ve Snapdragon 8 Gen 3 yonga setini kullanıyor. Xiaomi 14’ün RAM ve depolama seçenekleri 8GB+256GB, 12GB+256GB, 16GB+512GB ve 16GB+1TB olarak gelirken, Pro modelde 12GB+256GB, 16GB+512GB ve 16GB+1TB RAM seçenekleri bulunuyor.

Xiaomi 14, 4.610mAh pil kapasitesi, 90W kablolu ve 50W kablosuz şarj desteği ile geliyor. Ayrıca, Leica imzalı 50 MP f/1.6 birincil kamera, 50 MP ultra geniş ve 50 MP telefoto sensörlerle donatılmıştır. Pro modelde ise 4.880mAh pil kapasitesi (120W kablolu, 50W kablosuz) ve f/1.42-4.0 50 MP birincil, f/2.2 50 MP ultra geniş, 50 MP telefoto sensörleri bulunmaktadır.

Bu başarılı lansman, Xiaomi’nin global pazardaki gücünü bir kez daha ortaya koyuyor. İlerleyen günlerde satış rakamları ve kullanıcı geri dönüşleri ile birlikte markanın başarısı daha da netleşecek.

ORGE bir yılda 10 megavatlık solar kurulumu yaptı

Türkiye yenilenebilir enerji yatırımlarında atağa geçti. Türkiye’nin 2020 sonunda 6.7 gigavat olan güneş enerjisi kurulu gücü, Londra merkezli Ember’in verilerine göre 12.2 gigavata ulaştı. Türkiye Ulusal Enerji Planı’na göre ise bu oranın 2035’te 52.9 gigavata yükselmesi planlanıyor.

Bu kapsamda özellikle güneş enerji santral yatırımları da hız kesmeden devam ediyor. Elektrik taahhüt sektörünün lider oyuncuları arasında yer alan ve geçen yıl yenilenebilir enerji yatırımlarında düğmeye basan ORGE Enerji Elektrik Taahhüt A.Ş., son bir yılda çatılara 10 megavatlık güneş paneli (solar) kurulumu gerçekleştirdi. 2024’e de iddialı başlayan ORGE’nin hedefi arazi ve çatılarda ilk etapta yıllık 50 megavat kurulum yapmak. Şirket, yenilenebilir enerji sektörünün en iddialı oyuncuları arasına girecek.

ORGE Yenilenebilir Enerji Başkanı Mehmet Tahir Özsoy, Türkiye’nin yenilenebilir enerji konusunda çok büyük bir atak yaptığını belirterek, “Panel üretiminde kapasite bakımından dünyada beşinci sırada yer alıyoruz. Bu aynı zamanda Avrupa’nın en büyük üretim kapasitesi” dedi. Türkiye’de yıllık 1,5-2 gigavat mertebesinde güneş enerji santrali kurulumunun gerçekleştirildiğini anlatan Özsoy, “2023 sonunda güneş enerjisinde kurulu kapasitenin 12.2 gigavata ulaştığı görülüyor. Ancak 2035 hedefi 52.9 gigavat. Yani yaklaşık 5 katlık bir büyüme planlanıyor” diye konuştu.

Sektör açısından çok büyük bir fırsatın olduğunu anlatan Özsoy, “2024’te iç pazarda çatı GES potansiyeli 2 bin megavat olarak öngörülüyor. Mevcut tesislerin çatılarına sonradan GES kurulması dışında artık yeni inşa edilen tesislerin çatıları proje aşamasında solar sistemli olarak dizayn ediliyor. Panel fiyatları, teknolojik ilerlemeler uygulama kolaylığı, kurulum maliyetlerinde düşüş sağlıyor” ifadelerini kullandı.

2023 yılı itibariyle yenilenebilir enerji sektöründe faaliyete başladıklarını aktaran Özsoy, “Ancak elektrik taahhüt sektöründe ORGE 26 yıllık bir tecrübeyi çantasında tutuyor. Bu da ORGE’ye karşı ciddi bir güven oluşturuyor. Bu kapsamda geçen yıl başladığımız sektöre hızlı bir giriş yaptık ve bir yılda çatılara 10 megavatlık güneş paneli (solar) kurulumu gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı.

2024 yılında hem çatı hem de arazide 50 megavat güneş enerjisi santrali kurulumu gerçekleştirmeyi planladıklarını aktaran Özsoy, bu alanda özellikle endüstriyel çatılara kurulan güneş santrallerinin öne çıktığına dikkati çekti. Özsoy, “Çatı solar maliyeti birim veya megavat başına maliyet araziye göre çok daha uygun çünkü arazi güneş enerjisi yatırımında arazinin maliyeti var. Ayrıca enerji nakil hattı ve orta gerilim maliyetleri mevcut. Bir çatıda yapılan 1 megavatlık solar yatırımın geri dönüş süresi 3-4 yıl iken, bu süre arazide 6 yıla kadar çıkıyor” diye konuştu.

Çatılarda kurulacak güneş enerjisi kapasitesinin Türkiye’nin enerji dönüşümünde önemli rol oynayabileceğini aktaran Özsoy, “Londra merkezli kuruluş olan Ember’in raporuna göre, Türkiye’nin çatı üstü güneş enerjisi potansiyelinin en az 120 gigavatlık kapasite oluşturabileceği belirlendi. Çatılarda kurulabilecek bu kapasiteden yıllık 148 teravatsaat elektrik üretilebileceği ve böylece Türkiye’nin 2022’deki toplam elektrik tüketiminin yüzde 45’ine denk gelen ihtiyaç karşılanabiliyor. Bu çok ciddi bir oran” dedi.

Bu anlamda bir çalışmanın Türkiye’nin yenilenebilir enerji dönüşümüne büyük katkı sağlayacağını anlatan Özsoy, şöyle devam etti: “Şu an söyleyebilirim ki, finansmana ya da yeşil finansmana ulaşmak en büyük engellerden biri. Bahsettiğimiz durum, ucuz ve uzun vadeli yatırım finansmanına ulaşmak. KOSGEB tarafından KOBİ’ler için bu tarz bir finansman olanağı oluşturuldu. Bu uygulamanın tüm işletmeleri kapsaması, atılması gereken en önemli adımlardan biri diyebiliriz. Bir diğer konu ise trafo kapasiteleri. İki hafta kadar önce Enerji Bakanlığı tarafından 7.500 megawatt yeni bir kapasite ilanı için açıklama yapıldı. Bu kapasitenin ne kadar sürede ve hangi bölgelerde planlandığı oldukça önemli.”

ORGE’nin çok büyük bir mühendislik şirketi olduğunu aktaran Özsoy, “Dolayısıyla bize gelen kurumsal firmalara doğru mühendislikle daha optimal, daha doğru, daha güvenli çözümler sunmamızı sağlıyor. Diğer taraftan yaptığınız yatırım 25 yıl boyunca elektrik üretmeye devam edeceği için iyi markalar kullanıyoruz. Bunların arasında 30 yıla kadar performansı olan ürünler var.

Dolayısıyla 25-30 yıl boyunca bu yatırımınız size sağlıklı bir şekilde elektrik üretimi sağlıyor. Böyle bir yatırım için doğru bir danışmanlık doğru bir yönlendirme şart. Biz keşif yaptığımızda ne olursa olsun biz yaparız demiyoruz. Eğer çatısı uygun değilse müşterimize bunu belirtiyoruz ve bunun için yapması gerekenleri anlatıyoruz. Çünkü bu 25 yıllık bir yatırım. Bunu uzun vadeli bir yatırım olarak görmelerini ve ona göre yatırım planı yapmaları için çalışıyoruz. Yani bir nevi danışmanlık hizmeti de veriyoruz” ifadelerini kullandı.

Honda’dan yeni çığır açan çevre dostu SUV: CR-V e:FCEV

Honda, Amerika’da üretilen tek yakıt hücreli binek araç olan yeni Honda CR-V e:FCEV tanıttı. Şirketin General Motors iş birliğiyle geliştirdiği ikinci nesil yakıt hücresi modülünü kullanan bu model, hidrojen yakıt hücresi ve batarya paketini bir araya getiriyor.

Honda CR-V e:FCEV , ön aks üzerindeki 174 beygir güç ve 310 Nm tork üreten elektrik motoruyla dikkat çekiyor. Amerika’daki EPA ölçümlerine göre, 4.3 kilogram kapasiteli hidrojen tankı sayesinde araç, 435 kilometre mesafe kat edebiliyor. Ayrıca, 17.7 kWsa kapasiteli batarya paketi, SUV modeline ekstra 47 kilometre menzil sağlıyor.

Çift yönlü şarj özelliğiyle donatılan CR-V e:FCEV, dönüştürücü sayesinde bataryadaki enerji ile taşınabilir klima, kamp ekipmanları ve ev aletleri gibi elektronik cihazları çalıştırma imkanı sunuyor. Ağırlık dağılımındaki farklılıklar nedeniyle Honda, aracın her iki aksındaki süspansiyon ayarlarını güncelledi. Önde MacPherson süspansiyon, arkada ise multilink bağımsız süspansiyon kullanılarak içten yanmalı motorlu versiyonlara göre daha yüksek performans hedeflenmiş.

Dış tasarımda öne çıkan farklılıklar arasında ön çamurluklar ve tampondaki özel gövde panelleri bulunuyor. Ayrıca, 10 kollu tasarıma sahip 18 inç jantlar ve özel bagaj kapağı detayları modelin estetik görünümünü tamamlıyor.

CR-V e:FCEV’in standart özellikleri arasında 10.2 inç dijital gösterge, 9 inç HD dokunmatik ekran, kablosuz Apple CarPlay ve Android Auto, kablosuz cep telefonu şarj ünitesi, 12 hoparlörlü Bose ses sistemi, elektrikli ve ısıtmalı ön koltuklar, ısıtmalı direksiyon, çift bölgeli klima kontrolleri, elektrikli bagaj kapağı, park sensörleri ve sürdürülebilir malzemelerden elde edilmiş döşemeler bulunuyor. Honda CR-V e:FCEV, sürdürülebilir teknoloji ve şık tasarımıyla dikkat çekiyor.

Kritik dosyalar için yerli-milli güvenli dosya aktarım sistemi TaliaDD ile aktarılacak!

TaliaDD güvenli dosya aktarım platformu, yüksek güvenlik ihtiyacı olan veya internet erişimine kapalı ağlarda çalışması gereken kurumlarda bilginin kuruma gelirken veya kurumdan çıkarken tamamen güvenilir ve kolay iletilmesini hedefliyor. BeyazNet’in desteği ile ARGE ve teknoloji geliştiricilerinden 12M tarafından geliştirilen TaliaDD, ilk kiosklarının Aselsan’a tesliminin de yapıldığı lansman ile tanıtıldı.

talia dd kiosk

Güvenli Dosya Aktarım Sistemi TaliaDD ile her geçen gün kritik bilgiye daha çok sahip olan ülkemizin önemli kurumları dosya aktarımını artık kolayca yapılabiliyor. Dünyadaki diğer dosya aktarım sistemlerinin önemli özelliklerini barındırmanın yanında, TaliaDD yazılımının yerli ve milli olarak geliştirilmesi ve dosya güvenliğinin maksimize edilmesiyle ön plana çıkıyor.

Her aşamada kontrol ediliyor

Yeni nesil dosya aktarım sistemi TaliaDD ile kurumların güvenli ağlarına aktarılması gereken ve dijital ortamdaki veriyi güvenlik kontrollerinden geçirerek dosyanın güvenli olarak aktarılmasını sağlıyor. Böylece, başta savunma, sağlık gibi kritik milli bilginin fiziksel olarak çıkarılmasını önlediği gibi, dışarıdan gelecek bilginin de güvenilirliğini de denetleyerek içerideki sistemleri koruyor.

Güvenli dosya aktarımının ilk kullanıcısı Aselsan olacak

Türkiye’nin kritik kurumlarının güvenli dosya aktarım ihtiyacını karşılayacak TaliaDD kiosk, henüz ilk aşamasından itibaren projeyi inceleyen ve takip eden Aselsan’ın ilk siparişiyle özel bir anlam kazandı. Yaklaşık 3 yıllık bir AR-GE, prototip ve iyileştirme süreçlerinin ardından tamamlandı.

Aselsan’ın ilk siparişlerinin teslimatı Ankara’da yapılan lansman toplantısında törenle yapıldı.

Aselsan IT Direktörü Yıldırım Azizoğlu
Aselsan IT Direktörü Yıldırım Azizoğlu

Konuyla ilgili törende konuşan Aselsan IT Direktörü Yıldırım Azizoğlu, yaptığı konuşmada yerli ve millilik konularına vurgu yaparak, “Savunma sanayiindeki saldırı şimdi değil ,savaş zamanında ifşa oluyor. Bugün düşman uçaklarını görebilen radarlar, savaş zamanı düşmanı göremezse, kolayca karıştırılabiliyor ise anlıyorsunuz ki algoritmalarınız çalınmış, düşmanların eline geçmiş. Adamlar belki yıllar öncesinde size karşı karıştırma için hazırlıklarını yapmışlar. Bunları yaşamamak için gerekli tedbirleri, mümkünse yerli ve milli ürünler ile bugünden almamız gerekmekte” ifadesini kullandı.

Tüm bilişim sistemlerinin savunulması gerekiyor  

Dünyada zetabaytlarca verinin üretildiğini ve bilginin de değiştiğini söyleyen TaliaDD’yi geliştiren 12M Genel Müdürü Akgün Yardımcı, “Bugün savunulması gereken sistemler sadece meraklı bilgisayar kullanıcılarının saldırılarıyla sınırlı değil, aksine düzenli ve organize topluluklar ve hatta artık ülkeler ve orduları yaptığı organize saldırılara karşı savunma yapmamız gerekiyor. İnterneti olmayan bu saldırıdan kurtulabilir diyemiyoruz. O nedenle, savunma sathı bütün bilişim sistemleri. Bu nedenle, duyulan ihtiyacın karşılanması için Aselsan’ın değerli geri bildirimiyle yerli – milli bir ürün ortaya çıktı.” şeklinde konuştu.

Dünyanın en güvenilir dosya aktarım sistemi

BeyazNet CEO’su M. Fatih Zeyveli
BeyazNet CEO’su M. Fatih Zeyveli

TaliaDD’ye ilginin yüksek olduğunu söyleyen BeyazNet CEO’su M. Fatih Zeyveli şöyle konuştu:

“Türkiye’nin kritik kurumları ve kuruluşları ile Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi’nin diğer tüm paydaşlarının TaliaDD kiosklara büyük ilgi ve desteği bulunuyor. Ülkemizin en büyük sorunlarından birine yerli – milli çözüm üretmekten dolayı mutluyuz. Türkiye’den başlayarak, dünyaya yayılması için de çalışmalarımız devam ediyor. TaliaDD’nin geliştirilme sürecinde özellikle savunma sanayiine yön veren, bu alandaki AR-GE çalışmalarına sahip çıkan Aselsan’ın katkısı büyük. Türkiye’nin bilgi güvenliğine yerli ve milli bir çözümün üretilmesine katkı sunmaktan dolayı bizler de çok mutluyuz. Güçlü süreç yönetimiyle bilinen Aselsan’ın ilk kullanan kurum olmasıyla dünyanın güvenilir dosya aktarma platformu olmaya doğru gidecek ilk adımın atıldığına inanıyorum.”

Elon Musk ne kadar kazanıyor?

Elon Musk dünyanın en zengin insanları listesinde ilk sırada yer alıyor. Musk, çeşitli şirketlerde yıllarca çalışıp yatırım yaptıktan sonra servetini kazanmayı başardı. İlk şirketi 1995 yılında kuruldu ancak 2020 ile 2021 yılları arasında Musk’un net varlığı 24.6 milyon dolardan 151 milyar dolara çıktı.

Elon Musk ne kadar kazanıyor? Saniyede elde ettiği gelir

CoinCodex sonuçları, SpaceX sahibinin saniyede 723 dolar kazandığını gösteriyor. Elon Musk’ın şu anda yaklaşık 245,3 milyar dolarlık bir serveti var. Dünyanın en çok parasına sahip olan adamın servetinin büyük bir kısmının, şirketlerinin hisselerine bağlı olduğunu hatırlamakta fayda var. Dolayısıyla hisse senedi fiyatları sürekli dalgalandığı için onun serveti de aynı şekilde hareket edebilir.

Musk’ın şirketlerinden biri olan Tesla, servetinin yaklaşık üçte ikisini oluşturuyor ve karını tavana çıkarmaktan sorumlu olanlardan biri. Meksika’da Santa Catarina, Nuevo Leon belediyesinde 4,5 milyar dolarlık yatırımla bir Tesla mega tesisi kurulacak. Fabrika, yılda bir milyona kadar elektrikli araç üretme kapasitesine sahip olacak ve bu, otomobil üreticisinin Şanghay ve Berlin’deki diğer iki üretim merkezine eklenecek.

Bu sayede Space X, Neuralink, Hyperloop ve The Boring Company gibi diğer şirketlerle el ele veren Musk, 2021 yılının Eylül ayında dünyanın en zengin insanı oldu ve o yılın Kasım ayında serveti 320 milyar dolara ulaştı.

Ayrıca son dönemde Elon Musk Google’a meydan okuyor ve Gmail’e rakip olacak ‘XMail’i başlatmaya hazırlanıyor. Elon Musk, popüler Gmail’e rakip olacak kendi e-posta platformunu oluşturarak dijital dünyayı ele geçirme planlarıyla ilerliyor. Girişimci, X ile ilgili bir konuşma sırasında kendi e-posta hizmeti ‘XMail’i kullanıma sunmayı planladığını ağzından kaçırdı. 52 yaşındaki oyuncunun hizmetinin neler sunacağına dair çok az ayrıntı var ve X ile entegrasyon muhtemelen ana konseptlerden biri olacak. Demand Sage’in raporuna göre, 2024 itibarıyla Gmail’de 1,8 milyar e-posta hesabı var; bunun ardından yarım milyar Outlook ve 225 milyon hesap da Yahoo Mail’de bulunuyor.

Neuralink fare imlecini düşünceyle kontrol ettirebiliyor!

Neuralink, insan hastanın ilk kez fareyi düşüncelerle kontrol edebildiğini iddia ediyor. Ocak ayından bu yana nakil için yapılan ilk güncellemede Musk, Neuralink’in artık mümkün olduğu kadar çok fare tıklaması almaya çalıştığını söyledi. Elon Musk, kendi şirketi Neuralink’ten beyin çipi nakledilen ilk hastanın, yalnızca düşüncelerini kullanarak bir bilgisayar faresini kontrol edebildiğini belirtti.

Duyuru, X’in bir özelliği olan ve Musk’ın Ocak ayından bu yana nakille ilgili ilk güncellemeyi verdiği Spaces sesli sohbeti sırasında yapıldı. Musk sohbet sırasında: “İlerleme iyi ve hasta, bildiğimiz hiçbir kötü etki olmadan tamamen iyileşmiş gibi görünüyor. Hasta sadece düşünerek fareyi ekranda hareket ettirebiliyor” dedi.

Musk, Neuralink’in artık hastanın mümkün olduğu kadar çok fare tıklaması gerçekleştirmesini sağlamaya çalıştığını söyledi. Neuralink, beyin çipini Ocak ayının sonunda ilk insan hastaya başarıyla yerleştirdiğini duyurdu. Ayrı bir gönderide Musk, Neuralink’in ilk ürününün Telepati olarak adlandırıldığını ve felçli kişilerin elektronik cihazları yalnızca düşüncelerini kullanarak kontrol etmelerine yardımcı olmayı amaçladığını söyledi.

Çalışma için Neuralink, deneğin beynine cerrahi olarak bir beyin-bilgisayar arayüz çipi yerleştirmek için bir robot kullandı ve felçli hastaların “düşünceleriyle harici cihazları kontrol etmelerine” olanak sağlamak için hareketi kontrol eden alanı hedef aldı. Neuralink, Mayıs 2023’te insandaki ilk klinik çalışması için FDA onayını aldı ve işe alımlar aynı yılın Eylül ayında başladı.

Neuralink, geçtiğimiz Mayıs ayında insan deneylerine başlamak için FDA onayını aldı ve Eylül ayında klinik deneyi için hasta toplamaya başladı. Kullanıcıları bilgisayara bağlayacak ve bilgisayarı sadece düşünceleriyle kontrol etmelerini sağlayacak çipin robotik olarak beyinlerine yerleştirileceği deneye, felçli hastalar da katılmak üzere başvurmaya davet edildi. PRIME Çalışması (Hassas Robotik İmplante Edilmiş Beyin-Bilgisayar Arayüzü), felç hastalarının “harici cihazları kontrol etmelerine” olanak sağlamak için hareketi kontrol eden alanı hedefleyerek beyne bir beyin-bilgisayar arayüzü (BCI) çipini cerrahi olarak yerleştirmek için bir robot kullandı.

Neuralink geçmişte teknolojisi açısından incelemelerle karşı karşıya kalmıştı. 2022 tarihli bir rapor, gereksiz hayvan ölümlerini detaylandırarak şirketin yöntemleriyle ilgili federal bir soruşturma yapılmasına yol açtı

Waymo sürücüsüz araçlarda dirençle karşılaşıyor!

Google’ın sürücüsüz otomobil şirketi Waymo, kamu görevlilerinin kendilerine gelen araçlarla ilgili güvenlik kaygılarını besleyen bir dizi olay yaşadı. Bu olaylar nedeniyle şirket, 7/24 robotaksi hizmetini Kaliforniya’nın diğer bölgelerine genişletme arayışında dirençle karşılaşıyor.

Waymo sürücüsüz araçlarda endişe artıyor

Şubat ayında sekiz gün boyunca bir Waymo aracı Güney Kaliforniya Üniversitesi kampüsünden çıkarken kapanan kapıya çarptı. Ertesi gün bir başkası San Francisco’da bir bisikletliyle çarpıştı. Aynı haftanın ilerleyen saatlerinde, bir grup insan arabalardan birine zarar verdi. Günler sonra şirket, Phoenix’te bir kamyonetin karıştığı bir olay nedeniyle yazılımını gönüllü olarak geri çağırdığını duyurdu.

Hiçbiri ciddi yaralanmalarla sonuçlanmayan bu olaylar dizisi, Waymo’nun ana rakibi General Motors’a ait Cruise’un geçen yıl yoluna bir yayanın çarpması, sürüklemesi ve ağır şekilde yaralanmasıyla sürücüsüz araç filosunu geri çağırmasının ardından geldi. Bu kazanın etkileri, yerel yetkililerin sert direnişine rağmen artık Kaliforniya çevresinde 7/24 robotaksi hizmetini genişletmeye çalışan tek şirket olduğundan Waymo’ya olan ilgiyi artırdı.

MIT Mobility Initiative’in kıdemli üyelerinden David Fermuar: “Waymo, iyi günde de kötü günde de tüm robotaksi endüstrisinin standart taşıyıcısı haline geldi. Cruise’un yapmakla suçlandığı şeyin yakınında olmasa da şu anda otonom araç şirketlerinde güvenlikle ilgili bir güven krizi var” diyor.

Kaliforniya Kamu Hizmetleri Komisyonu (CPUC), düzenleyicinin web sitesine göre, Waymo’nun hizmetini büyük bir Kaliforniya otoyolunun bir bölümünü ve ayrıca Los Angeles ve San Mateo ilçelerini de kapsayacak şekilde genişletip genişletemeyeceğine karar vermeyi erteledi. Waymo, gecikmenin komisyonun “standart ve sağlam inceleme sürecinin” bir parçası olduğunu söylese de erteleme, diğer bölgelerdeki yetkililerin, sürücüsüz araçların acil durum sahnelerini bozduğu, trafiği aksattığı ve vatandaşları sinirlendirdiği San Francisco gibi olmaktan korkması nedeniyle geldi.

Belediye Başkanı Karen Bass, Kasım ayında eyalet komisyonuna yazdığı bir mektupta: “CPUC’nin, Los Angeles’ta daha fazla dağıtım yapma kararında, San Francisco’daki sınırsız otonom dağıtımının açık olumsuz etkilerini dikkate almayacağından endişe duyuyorum” dedi. Waymo’nun Aralık ayı raporuna göre şirket, araçlarını 11.4 milyon kilometreden fazla test etti. 

NBL Games ilk oyunuyla ABD’ye açılmaya hazırlanıyor

0

Türkiye’nin en dinamik girişim alanlarından biri olan oyun sektörüne NBL Games ile yeni bir heyecan geliyor. Yapay zekâ destekli sosyal bilgi yarışmaları ve kelime oyunlarına odaklanan şirketin ilk oyunu Quiz Crush, oyun severler arasında büyük ilgi görerek Türkiye oyun pazarında üst sıralara tırmanmaya başladı. Hadi ve Maçkolik’in yaratıcıları tarafından kurulan NBL Games, tohum yatırım turunu tamamlayarak ABD pazarına açılmaya hazırlanıyor.

NBL Games, ABD’ye açılıyor!

Türkiye girişim ekosisteminin en dinamik alanlarından olan ve 1,5 milyar dolar büyüklüğü geçen oyun sektörünün yeni oyuncusu NBL Games’in yeni oyunu pazara hızlı giriş yaptı. Yapay zekâ destekli multiplayer sosyal bilgi yarışmaları ve kelime oyunlarına odaklanan şirketin ilk oyunu ‘Quiz Crush’, oyun severler arasında heyecan yaratarak Türkiye oyun pazarında üst sıralara tırmanmaya başladı.

Kullanıcıların gerçek zamanlı olarak başka oyuncularla karşı karşıya gelerek genel kültürden futbola, sinemadan bilim ve teknolojiye uzanan 10 farklı dalda kıyasıya yarıştıkları Quiz Crush, bilgi yarışmalarına getirdiği yeni solukla şimdiden kemikleşmiş bir topluluk kazanma yolunda ilerliyor. Oyuncular, heyecanlı bilgi yarışmalarına katılırken, kendi arkadaş gruplarını oluşturup oyun içi mesajlaşabiliyor.

İlk yatırım turunu tamamladı

NBL Games, Türkiye’nin en hızlı büyüyen ve geniş kitlelerce takip edilen 11 ödüllü “Hadi” uygulamasının arkasındaki isimler Emre Ulusoy ve Gökhan Örün’ün yanı sıra ‘Maçkolik’, ‘Ofsayt’ ve ‘Kafatopu’ oyunlarıyla büyük başarılar elde eden Erdem Yurdanur, Ömer Kırkağaclıoğlu ve Kokteyl ekibinin güçlerini birleştirmesiyle doğdu.

Türkiye’nin büyüyen oyun pazarında NBL Games, 150 milyon lira değerleme üzerinden ilk yatırım turunu tamamladı. Tohum yatırım turu, Heaventures başta olmak üzere, Abidin Gülmüş, Nedim Özkan, Tolga Camadan, Kerim Dumanlı, Savaş Keleş ve Cengiz Zabcı gibi yatırımcılar tarafından desteklendi. Yurt içiyle birlikte yurt dışında da büyümeyi hedefleyen NBL Games, ilk oyunu olan Quiz Crush ile ilk olarak Türkiye pazarında çıktığı yolculuğunda, şimdi de ABD pazarına girmeye hazırlanıyor.

Hem eğlenceli hem de zihinsel olarak zorlayan oyunlar

2023 yılında kurulan NBL Games’in yol haritasını değerlendiren Erdem Yurdanur, “Oyuncularımıza sadece eğlenceli değil, aynı zamanda onları zihinsel olarak da zorlayacak, sosyal etkileşimi yüksek ve yenilikçi oyunlar sunmak istiyoruz” ifadelerini kullanırken, Emre Ulusoy ise “Quiz Crush ile sadece başlangıcı yaptık. Yolculuğumuz boyunca, oyun severlere yine dünyada ilk olacak deneyimler yaşatmayı hedefliyoruz” sözleriyle oyun severleri bekleyen yeni heyecanlara vurgu yapıyor.

Hedef oyun pazarının unicorn’ları arasına katılmak

Dünya genelinde 3,3 milyar kişinin dijital oyun oynadığı tahmin ediliyor. Dünyada dijital oyunlardan elde edilen gelirlerin 2023 yılında 184 milyar dolara ulaştığı tahmin edilirken, 2026 yılı itibarıyla bu rakamın 205 milyar dolar olacağı öngörülüyor. Bu pastadan ise en büyük payı yüzde 49 ile mobil oyunlar alıyor.

Dünya genelinde oyuncu sayısı 3 milyarı aşarken Türkiye’de de 36 milyon aktif oyuncu olduğu tahmin ediliyor. Türkiye girişim ekosisteminde oyun geliştiren start-up’lar son 5 yılda 672,5 milyon dolar yatırım aldı. 2023 yılında, oyun girişimlerine yapılan yatırım sayısı bir önceki yıla göre yüzde 50’nin üzerinde arttı. Avrupa genelinde değerlendirildiğinde, oyun girişimlerine yapılan yatırım hacmi bakımından Türkiye, İngiltere, Fransa, İsviçre ve İsveç’ten sonra beşinci sırada yer alırken, yatırım sayısı bakımından ise ilk sırada yer alıyor. Büyük satışlara konu olan Türkiye oyun pazarının genç oyuncusu NBL Games’in orta ve uzun vadeli hedefi ise Türkiye oyun pazarından çıkan unicorn’lar arasında yer almak.

Oyun severler oyunu bu adresten indirip oynayabiliyor.

Google Genie her görüntüden oyun yaratıyor!

Google DeepMind, oyun dünyasına çığır açacak yeni bir yapay zeka projesini tanıttı: Google Genie. Bu projede, Genie adlı yapay zeka, anında oynanabilir oyunlar üretebilmek için herhangi bir görüntüyü 2D platform oyunlarına dönüştürme yeteneğiyle öne çıkıyor. Google Genie, metin, çizim, görsel veya herhangi bir fikri alıp etkileşime girebileceğiniz ve oynayabileceğiniz sanal bir dünyaya dönüştürme potansiyeline sahip bir üretken yapay zekadır.

Bu yapay zeka, 200.000 saatten fazla halka açık internet videosu üzerinde eğitilmiş ve Super Mario Brothers, Contra gibi kullanıcı komutlarına dayalı yana ilerlemeli 2D platform oyunları üretebilecek şekilde geliştirilmiştir. Google araştırmacıları, Genie’nin şu an için sadece bir araştırma prototipi olduğunu ve öncelikle 2D platform oyunlarına odaklandığını belirtiyorlar. Ancak, Genie’nin gelecekte diğer yapay zeka modellerine 3D dünyaları öğretme potansiyeline sahip olduğu vurgulanıyor.

Genie

Genie’nin özelliği, denetimsiz ve etiketlenmemiş videolardan öğrenme yeteneğidir. Bu sayede çok çeşitli karakter hareketlerini, kontrollerini ve eylemlerini öğrenmiş olan Genie, belirli bir metin veya açıklama konusunda eğitilmemiş olmasına rağmen, bir ana karakterin kim olduğunu belirleyebilir ve oluşturulan dünyada bu karakteri kontrol etmenizi sağlayabilir.

Google DeepMind geliştiricisi Tim Rocktaschel, “Tümevarımsal önyargılar eklemek yerine ölçeğe odaklanıyoruz” diyerek, Genie’nin sadece oyun üretimi değil, aynı zamanda diğer yapay zeka modellerine 3D dünyaları öğretme potansiyeline de sahip olduğunu ifade ediyor.

Bu inovasyon, gelecekte yapay zeka tarafından oluşturulan oyunların karmaşıklığını ve etkileşimini artırabilir, oyun geliştirme süreçlerinde yeni bir dönemi başlatabilir. Genie’nin, oyun dünyasına entegre edildiğinde nasıl bir etki yaratacağını ve sürekli olarak benzersiz etkileşimli dünyalar oluşturabilme potansiyelini düşündüğümüzde, oyun endüstrisinin heyecan verici bir geleceğe doğru ilerlediğini söyleyebiliriz.

Samsung’dan bükülebilir devrim: Cling Band!

0

Samsung, Mobil Dünya Kongresi’nde (MWC 2024) heyecan verici bir konsept telefon tanıttı: Samsung’dan bükülebilir telefon Cling Band. Bu bükülebilir cihaz, hem telefon hem de akıllı saat işlevi görerek mobil teknolojinin geleceğine dair bir bakış açısı sunuyor.

Samsung’dan bükülebilir telefon Cling Band, ince ve hafif tasarımıyla bileğe rahatlıkla takılabiliyor. Cihazın esnek OLED ekranı, kullanıcıların telefon görüşmeleri yapabilmelerini, mesaj gönderebilmelerini, bildirimleri kontrol etmelerini ve hatta sağlık ölçümlerini takip etmelerini sağlıyor.

Cling Band’ın Özellikleri:

  • Bükülebilir OLED ekran
  • Bir adet kamera
  • USB-C bağlantı noktası
  • Kalp atış hızı monitörü
  • Telefon ve akıllı saat fonksiyonları

Cling Band, Samsung’un esnek OLED ekran teknolojisindeki liderliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Cihazın, gelecekteki giyilebilir cihazlar için bir ilham kaynağı olması ve mobil teknolojinin sınırlarını zorlaması bekleniyor.

Cling Band hakkında merak edilenler:

  • Piyasaya Sürülme Tarihi: Samsung, Cling Band’ın ne zaman piyasaya sürüleceğine dair resmi bir açıklama yapmadı. Uzmanlar, cihazın 2025 yılından önce piyasaya sürülmesinin zor olduğunu tahmin ediyor.
  • Fiyat: Cling Band’ın fiyatı da henüz belli değil. Cihazın, yüksek teknolojisine bağlı olarak pahalı olması bekleniyor.
  • Dayanıklılık: Bükülebilir ekranlar, geleneksel ekranlara göre daha kırılgan olabiliyor. Samsung, Cling Band’ın dayanıklılığı konusunda herhangi bir bilgi vermedi.

Cling Band, mobil teknolojinin geleceğine dair heyecan verici bir bakış açısı sunuyor. Cihazın, gelecekteki giyilebilir cihazlar için bir ilham kaynağı olması ve mobil teknolojinin sınırlarını zorlaması bekleniyor.

TSMC Japonya’da ilk çip fabrikasını açtı, 20 milyar dolar yatırım yapacak!

Taiwan Semiconductor Manufacturing Co. (TSMC), Japonya’nın güneybatısındaki Kumamoto şehrinde, ülkenin ilk yarı iletken tesisini açtı. Bu önemli fabrikada, Sony ve Renesas için akıllı telefon ve otomobil çipleri üretilecek.Tesisin açılışında bulunan Japonya Başbakanı Fumio Kishida, aynı gün Kumamoto’da ikinci bir TSMC fabrikası için 4.86 milyar dolarlık bir sübvansiyonun açıklamasını yaptı.

Bu tesis, TSMC’nin 2018’den bu yana faaliyette olan ilk yurt dışı üretim tesisi olma özelliğini taşıyor. Fabrikada gerçekleştirilecek test üretiminden sonra bu yıl içinde seri üretime geçilmesi planlanıyor.Sony Semiconductor Solutions ve Denso‘nun azınlık yatırımcıları olduğu fabrikada, otomobillerde ve tüketici elektroniklerinde kullanılacak, 12nm ile 28nm arasında çipler üretilecek.

TSMC Japonya'

TSMC Japonya yatırımını 20 milyar dolara çıkardı

Açılış öncesinde TSMC, Toyota ile yapılan yeni yatırım anlaşması kapsamında Japonya’daki toplam yatırımını 20 milyar doların üzerine çıkaracağını duyurdu. İkinci fabrika, endüstriyel ve yüksek performanslı bilgi işleme yönelik daha gelişmiş 6nm ve 7nm yongaların üretimini içerecek şekilde planlandı. Fabrikanın 2027’de faaliyete geçmesi hedefleniyor.

Japonya, bir zamanlar yarı iletken endüstrisinde lider konumda bulunan ülke olarak, küresel çip üreticilerini çekmek ve endüstriyi canlandırmak amacıyla ciddi adımlar atmaktadır. TSMC, Micron ve Samsung gibi şirketlerin Japonya’daki yatırımlarını teşvik etmek için Japon hükümeti tarafından sağlanan %50’ye varan sübvansiyonlardan faydalanmaktadır.

Japonya ve Tayvan arasındaki çip üretimi işbirliği, Tayvanlı çip üreticilerinin denizaşırı üretimlerini genişletmek istediği bir hedef haline gelmiştir. Tayvan’ın üretimdeki uzmanlığı ile Japonya’nın çip yapım makineleri ve malzemelerindeki uzmanlığı, güçlü bir sinerji yaratmaktadır. Bu işbirliğinin gelecekte daha da güçlenmesi beklenmektedir.

Japon müşteriler, TSMC’nin 2023 yılındaki toplam gelirinin %6’sını oluşturmaktadır. Ayrıca, Tokyo Electron ve Shin-Etsu Chemical gibi Japon şirketleri, TSMC’ye gelişmiş çip üretimi için gerekli olan temel ekipman ve malzemelerin sağlanmasında önemli bir rol oynamaktadır.

ABD başkanı Biden, kişisel veriler için baskı uygulama emri verdi!

Beyaz Saray, ABD ölçeğinde her zamankinden daha fazla kişisel veri (kişisel sağlık ve finansal veriler gibi verileri içeren veriler) toplayan veri komisyoncularını hedef aldığını söylüyor. Ölçek şaşırtıcı olabilir: Tüketici Raporları araştırmasından yakın zamanda alınan aşırı bir örnekte, 48.000 şirket tek bir kullanıcıya Facebook verileri göndermişti.

Karar uyarınca birçok departmanın yeni korumalar uygulamaya koyması gerekecek. Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’nın (DOJ) ilgili ülkelerin kişisel verileri istismar etmesini önlemek için kurallar oluşturması gerekeceğini yazıyor, ancak Adalet Bakanlığı’nın bunu hangi yolla başaracağı belli değil. Veriler genomik, biyometri, kişisel sağlık, finans ve “belirli kişisel tanımlayıcı türlerle” ilgili verileri içerecektir. Adalet Bakanlığı’nın ayrıca “yatırım, satıcı ve istihdam ilişkileri” yoluyla toplanan verilerle ilgili yeni güvenlik standartlarını belirlemek için İç Güvenlik Bakanlığı ile birlikte çalışması gerekecek.

Biden ayrıca Sağlık ve İnsani Hizmetler, Savunma ve Gaziler İşleri Departmanlarına Amerikalıların sağlık verilerinin federal hibeler gibi başka yollarla aktarılmamasını sağlama emri verdi.

Son olarak, ABD Telekomünikasyon Hizmetleri Sektöründe Yabancı Katılımı Değerlendirme Komitesi’nin denizaltı kablo lisanslarını incelerken kişisel veri tehditlerini dikkate alması gerekecektir. Başkanın bu yıl şimdiye kadar verdiği üçüncü emir olacak olan emir henüz Federal Kayıt‘ta yayınlanmadı.

Beyaz Saray’ın duyurusunda açıklanan düzen, sınırları çok az olan ABD’deki kişisel veri pazarının genel sorununu ele alıyor gibi görünmüyor. Bu, yakın zamanda iki komisyoncunun tüketicileri tehlikeye atabilecek kesin konum verilerini satmasını yasaklayan FTC gibi kurumların duruma göre düzenleme yapmasına neden oluyor.

Tek endişemiz yabancı aktörler değil. Uzun yıllardır dijital mahremiyet konusunda davul çalan ABD’li senatör Ron Wyden (D-OR), NSA’yı veri komisyoncularından konum bilgisi satın almayı durdurmaya çağırdığında bu yasaklardan birine değindi. 

ABD ulusal istihbarat direktörü, ABD istihbarat teşkilatlarının kendilerinden satın aldığı bilgilerin “yalnızca hedefli (ve önceden belirlenmiş) toplama yoluyla” elde edilebilecek kadar ayrıntılı olduğunu söyledi.

Yeni Tesla Roadster: 0’dan 100’e 1 saniyenin altında!

Elon Musk’ın yeni nesil Tesla Roadster için belirlediği heyecan verici tarih, otomobil dünyasında büyük bir merak uyandırdı. Yapılan açıklamalara göre, araç 100 km/s hıza 1 saniyenin altında çıkabilecek, bu da Tesla’nın sınırları zorlayan teknolojisinin bir yansıması olarak dikkat çekiyor. 2017’de tanıtılan ancak bir dizi gecikme ve erteleme sonrasında 2025 yılında piyasaya sürülecek olan Roadster, Tesla’nın otomobil endüstrisindeki etkisini bir kez daha gösteriyor.

Musk, Twitter üzerinden paylaştığı mesajda, yeni Roadster’ın tasarım hedeflerinin radikal bir şekilde artırıldığını ve üretim tasarımının bu yılın sonuna kadar tamamlanacağını belirtti. 2024 yılının sonlarında yollara çıkacak olan nihai modelin, otomobil tutkunları ve teknoloji meraklıları için büyük bir heyecan kaynağı olması bekleniyor.

Yeni Roadster’ın özellikleri, önceki modelle karşılaştırıldığında oldukça dikkat çekici. Musk, aracın 0’dan 100’e sadece 1 saniyenin altında çıkabileceğini söylüyor ve bu iddia, otomobil dünyasında bir çığır açma potansiyeline sahip. Ayrıca, aracın SpaceX ile ortak geliştirilen bir sürümü olabileceği de gündemde. Daha önceki açıklamalarda, bu özel sürümde 10 küçük roket iticisinin yer alabileceği belirtilmişti.

Ancak, bu iddialı özelliklere rağmen, yeni nesil Roadster hakkında henüz çok az ayrıntı biliniyor. Orijinal olarak verilen bilgilerin nihai modele dahil olmayacağı belirtiliyor ve bu da aracın ne gibi sürprizlerle geleceği konusunda merakı artırıyor. 2017’deki etkinlikte açıklanan özelliklere göre, Roadster’ın 1,9 saniyede 100 km/s hıza çıkabileceği, 200 kWh pil paketiyle 990 km menzil sunabileceği ve 250 bin dolarlık bir fiyat etiketine sahip olacağı belirtilmişti.

Yeni nesil Tesla Roadster, tüm bu bilinmezliklere rağmen, otomobil tutkunlarını ve teknoloji severleri 2025 yılına kadar heyecan içinde bekletmeye devam edecek gibi görünüyor.

Yapay zeka ve sesli asistanlı gözlük: Air Glass 3 XR

Oppo, Mobil Dünya Kongresi’nde tanıttığı Oppo Air Glass 3 ile gözlük teknolojisine yepyeni bir boyut kazandırıyor. Akıllı gözlük, normal bir gözlük gibi görünümüyle dikkat çekerken, içerisindeki teknoloji ile de kullanıcıları etkilemeyi amaçlıyor.

Oppo Air Glass 3 XR, sadece 50 gram ağırlığında ve 1,70 kırılma indeksi ile son derece hafif ve net bir görüş sağlıyor. Gözlüğün parlaklık seviyesi 1000 nit’e kadar çıkabiliyor, bu da kullanıcıya yoğun ışık altında bile kesintisiz bir deneyim sunuyor.

Air Glass 3 XR

Air Glass 3 XR , çalışabilmesi için bir Oppo akıllı telefona bağlanma gereksinimine sahip. Bu bağlantı sayesinde çerçevenin yan tarafındaki dokunmatik sensörlerle kolayca kontrol edilebiliyor. Özellikle bu dokunmatik kontroller, kullanıcıya günlük aktivitelerini sorunsuz bir şekilde gerçekleştirme imkanı tanıyor.

AndesGPT adlı kendi büyük dil modeli (LLM) tarafından desteklenen bir sesli asistan içeren Air Glass 3, konuşma ve kullanıcıya yardımcı olma yetenekleriyle öne çıkıyor. Ancak, şu aşamada asistanın yalnızca Çin’de kullanılabildiği belirtiliyor.

Air Glass 3 XR

Gözlük aynı zamanda dört adet mikrofon içeriyor, bu da gürültülü ortamlarda bile net bir ses kalitesi sağlıyor. Arama, müzik kontrolü, fotoğraf gösterimi gibi işlevlere de sahip olan Oppo Air Glass 3, kullanıcıya geniş bir yelpazede kullanım imkanı sunuyor.

Oppo, bu ürünün şu anda prototip aşamasında olduğunu ve ticarileştirme planlarına ilişkin net bir bilgi vermediğini belirtiyor. Ancak, dikkat çekici özellikleri ve şık tasarımıyla Oppo Air Glass 3, akıllı gözlük teknolojisinde geleceğe dair heyecan verici bir adım olarak karşımıza çıkıyor.

Samsung yapay zeka için yüksek kapasiteli bellek çipini tanıttı: HBM3E 12H

0

Samsung, yapay zeka (AI) için geliştirdiği en yüksek kapasiteli bellek çipi olan HBM3E 12H’yi tanıttı. Yarı iletken bellek yongalarında lider konumda bulunan şirket, sektörde bir ilk olan 12 yığınlı HBM3E DRAM yongasını geliştirdiğini duyurdu. Bu yeni bellek, bugüne kadar görülen en yüksek kapasiteli High Bandwidth Memory (HBM) çözümü olarak öne çıkıyor.

Samsung’un HBM3E 12H modelinde her bir DRAM modülü 24 gigabit (Gb) kapasiteye sahip, yani 3 gigabyte’a (GB) eşdeğer ve toplamda 12 adet bulunuyor. Bu da toplam kapasitenin 36 GB’a ulaştığı anlamına geliyor. Şirket, HBM3E 12H’nin bant genişliğini ve kapasitesini HBM3’e kıyasla %50 oranında artırdığını belirtiyor.

Samsung’un bu yeni belleği, paket gereksinimlerini karşılamak amacıyla TC NCF (thermal compression non-conductive film) tekniği ile geliştirildi. Bu teknoloji, 12 yığınlı HBM3E’nin 8 yığınlı olanlarla aynı yüksekliğe sahip olmasını sağlayarak, yoğunluğun %20’den fazla artmasına katkıda bulunuyor.

Performans açısından, Samsung HBM3E 12H için yapay zeka eğitiminin ortalama hızının %34 arttığını ve çıkarım hizmetlerinin eşzamanlı kullanıcı sayısının HBM3 8H’ye kıyasla 11,5 kat arttığını belirtiyor. Şirket, HBM3E 12H örneklerini müşterilere sunmaya başladı ve bu belleklerin seri üretime 2024’ün ikinci yarısında geçmesini hedefliyor.

Bu gelişme ile Samsung, SK Hynix ve Micron gibi rakiplerine karşı pozisyonunu güçlendirmiş oldu. HBM3E 12H bellekler, özellikle yapay zeka GPU’larında kullanılacak ve sektördeki rekabeti daha da kızıştıracak gibi görünüyor.