Microsoft, Copilot’u Android telefonlarda varsayılan asistan olarak ayarlamaya yönelik yeni bir adım attı. Artık Copilot, yalnızca Windows 10/11 bilgisayarlarda değil, aynı zamanda Android cihazlarda da kullanılabilecek şekilde genişletilmiş durumda. Microsoft, 2023’te Android kullanıcıları için sunulan Copilot uygulaması ile kullanıcılarına yapay zeka destekli bir dizi özellik sunuyor. Bu özellikler arasında sorulara cevap verme, içerik oluşturma ve görsel tasarım yapma gibi işlevler bulunuyor ve Copilot’un yetenekleri sürekli olarak geliştirilmektedir.
Microsoft, Copilot’un yeni beta sürümü ile birlikte kullanıcılara, yapay zeka asistanını cihazın varsayılan dijital asistan uygulaması olarak ayarlama seçeneği sunmaya başladı. Ancak, şu an için Copilot, diğer dijital asistanlar kadar geniş işlevsellik sunmamaktadır. Güç/Home tuşuna uzun basarak veya ekranın köşesinden çapraz kaydırmayla açılan Copilot, ekranı analiz edip içeriğe göre işlevler sunma veya kullanıcı girişini otomatik olarak algılama gibi özelliklere sahip değil.
Microsoft’un Copilot’u varsayılan dijital asistan olarak ayarlama seçeneğinin kararlı sürümde ne zaman sunulacağına dair henüz bir bilgi bulunmamakla birlikte, benzer bir seçeneğin iOS kullanıcılarına sunulup sunulmayacağı da belirsizliğini koruyor. Copilot, bu ayın başlarında mobil ve masaüstü platformlarda yeni bir yüz kazandı ve ücretsiz olarak sunulsa da, ek özelliklere erişim sağlayan ücretli bir abonelik olan Copilot Pro da mevcuttur.
Teknoloji devi Sony, PlayStation bölümünde küresel çapta gerçekleştireceği büyük çaplı bir işten çıkarma hamlesi ile gündemde. Şirketin resmi açıklamasına göre, dünya genelinde yaklaşık 900 çalışanın işine son verilecek. Bu karar, video oyun endüstrisindeki genel eğilimlere paralel bir şekilde alınan bir adım olarak öne çıkıyor. 2024 yılı itibarıyla sadece video oyun sektöründe 7,000’den fazla kişinin işten çıkarıldığı rapor edilirken, Sony’nin PlayStation bölümü de bu trende katılıyor. Sony, işten çıkarmaların detayları konusunda kullanıcılarına şeffaf bir şekilde bilgi veriyor.
PlayStation patronu Jim Ryan liderliğindeki bu karar, küresel iş gücünde yaklaşık yüzde 8’lik bir azalmayı beraberinde getirecek. Ryan, bu adımın dünya genelindeki PlayStation çalışanlarını, stüdyolar dahil olmak üzere etkileyeceğini vurguluyor. Ayrıca, işten çıkarmalara ek olarak, Londra merkezli bir oyun stüdyosunun PlayStation VR oyunlarının geliştirilmesinden sorumlu olarak kapatılacağı da duyuruldu. Firesprite stüdyosundaki işten çıkarmalarla birlikte, ABD, EMEA, Japonya ve APAC bölgelerindeki birçok çalışan bu karardan etkilenecek.
Sony’nin bu kararı, daha önce PS5 satış hedeflerini düşürmesinin ardından gelmiştir. Şirket, PS5’in satış hedefini 25 milyondan 21 milyona çekerek, konsolün yaşam döngüsünün ikinci aşamasına geçtiğini açıklamıştı. Bu stratejik hamle, ana rakiplerinden Microsoft’un Xbox ve Activision Blizzard’dan 1,900 kişiyi işten çıkarma kararıyla aynı döneme denk geliyor. Genel olarak, 2022’de video oyun endüstrisinde 6,500 kişi işten çıkarılırken, 2023’te bu sayı 10,500’ü bulmuş, 2024’ün 58. gününde ise bu rakam yaklaşık olarak 7,350’ye ulaşmış durumda. Şirket, bu zorlu kararı alırken, sektördeki rekabetin yanı sıra küresel ekonomik belirsizlikleri de göz önünde bulundurmuş olabilir.
Teknoloji devi Nvidia ve Amazon’un kurucusu Jeff Bezos, insansı robot girişimi Figure AI’a yatırım yaptı. Figure AI, önceki dönemlerde Microsoft, ChatGPT, Sora ve Dall E gibi yapay zekaların arkasındaki OpenAI‘dan da yatırım almıştı.
İnsansı robot girişimlerine yönelik yatırımlar giderek artıyor. Amazon’un kurucusu Jeff Bezos ve teknoloji devi Nvidia’nın, insan benzeri robotlar geliştiren Figure AI adlı girişime yatırım yaptığı bildiriliyor.
Figure AI, daha önce BMW ile yaptığı anlaşma ile otomobil üreticisinin ABD’deki fabrikası için insansı robotlar üretme taahhüdünde bulunmuştu. Aynı zamanda firma, Microsoft, ChatGPT, Sora ve Dall E gibi yapay zekaların arkasındaki OpenAI’dan da geçmiş dönemlerde yatırımlar almıştı. Şu anda Figure AI, yaklaşık 2 milyar dolarlık bir ön değerleme ile 675 milyon dolar topladığı bir finansman turunu tamamlamış durumda.
Bloomberg‘in haberine göre, Bezos‘un şirketi Explore Investments aracılığıyla 100 milyon dolar yatırım yaparken, Microsoft 95 milyon dolar, Nvidia ve Amazon’a bağlı bir fonun her biri de 50 milyon dolar yatırım yapmış durumda. Figure, insan benzeri robotlarıyla tehlikeli işleri üstlenebileceğini ve teknolojisinin işgücü eksikliğini hafifletmeye yardımcı olabileceğini vurguluyor. Ayrıca, bu robotların sürekli tekrar isteyen işler için de uygun olduğu belirtiliyor.
Figure için yatırım yapan sadece Bezos, Amazon, Nvidia, OpenAI ve Microsoft değil, aynı zamanda Intel’in risk sermayesi kolu 25 milyon dolar, LG Innotek 8,5 milyon dolar ve Samsung 5 milyon dolar taahhütte bulunmuş durumda. OpenAI, Figure’ü satın alma düşüncesinde olduğunu açıklarken 5 milyon dolarlık bir yatırım yapmış durumda. Bunun yanı sıra, çeşitli girişim şirketleri de yatırımcılar arasında yer alıyor.
Son dönemde yapay zekalı robot endüstrisi oldukça hareketli. OpenAI destekli robotik girişim 1X Technologies AS, bu yılın başlarında 100 milyon dolar yatırım topladı. Sanctuary AI, ev işlerini yapacak insansı bir robot olan Phoenix’i geliştiriyor. Tesla, Optimus adlı bir robot üzerinde çalışıyor ve Elon Musk bunu en önemli projelerinden biri olarak nitelendiriyor. Amazon’un desteklediği Agility Robotics, teknoloji devinin depolardan test aşamasında olan robotlara sahip. Yapay zeka sayesinde bu robotların daha fazla gelişmesi bekleniyor.
ABD, Orta Doğu’daki askeri operasyonlarda yapay zeka kullanımını açıkça ilan ederek, Pentagon’un hava saldırılarında yapay zeka tabanlı hedef belirleme teknolojilerini aktif olarak kullanmaya başladığını duyurdu. ABD Merkez Komutanlığı’nın baş teknoloji sorumlusu Schuyler Moore, makine öğrenimi algoritmalarının, bu ay içerisinde gerçekleştirilen 85’ten fazla hava saldırısında hedef tespitinde kullanıldığını belirtti.
Yapay zeka destekli hava saldırıları detaylandırıldı
2 Şubat’ta Irak ve Suriye’deki 85’ten fazla hava saldırısında rol oynayan YA algoritmaları, ABD Savunma Bakanlığı’nın genelinde yapay zeka ve makine öğrenimi benimsemesini hızlandırmak amacıyla 2017’de başlatılan Project Maven kapsamında geliştirildi. Bu algoritmalar, ABD kuvvetlerinin uydu ve diğer veri kaynaklarından elde ettiği görüntüler üzerinden hedefleri belirleme ve tanımlama kapasitesine sahip.
Schuyler Moore, yapay zekanın potansiyel hedef belirleme süreçlerinde kullanıldığını, ancak angajman veya doğrulama aşamalarında hala insan doğrulamasının devam ettiğini vurgulayarak, teknolojinin güvenlik süreçlerine entegrasyonunda insana duyulan ihtiyacı ön plana çıkardı.
Google ile işbirliği ve Project Maven geçmişi
Project Maven, Google ile ortaklaşa yürütülen bir proje olup, yazılım devinin teknolojik altyapısını kullanmaktaydı. Ancak, proje Google çalışanları arasında rahatsızlık yaratması ve etik endişelerin ortaya çıkması sonucunda 2019’da sona erdi. Google, sözleşmeyi yenilememe kararı alarak, projenin sona ermesine öncülük etti.
Pentagon’un yapay zeka destekli hava saldırılarındaki bu gelişmeler, teknolojinin askeri stratejilerde giderek daha etkin bir şekilde kullanılmasının bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda, gelecekte yapay zeka ve askeri operasyonların entegrasyonu konusunda daha fazla adım atılması bekleniyor.
Avrupalı otomobil üreticileri, Çin kaynaklı uygun fiyatlı elektrikli araçların pazar payını artırmasıyla birlikte rekabetin giderek yoğunlaştığı bir dönemde, Renault CEO’su Luca de Meo’dan sektöre yönelik önemli bir öneri geldi. Meo, Avrupalı otomobil şirketlerini, Airbus modeline benzer bir birleşim oluşturarak Çinli rakiplerine karşı güçlü bir rekabet stratejisi oluşturmaya çağırdı.
Airbus, 2000 yılında Avrupalı havacılık ve uzay şirketlerinin birleşiminden oluşan bir holding olarak kurularak, Boeing gibi büyük Amerikan şirketlerine karşı rekabet avantajı elde etmişti. Meo, Avrupalı otomobil üreticilerinin de benzer bir stratejiyi benimsemeleri gerektiğini vurgulayarak, “Ortaklar yatırımı paylaşabilir ve yeni araçların üretim maliyetlerini düşürebilir” ifadelerini kullandı.
Cenevre Otomobil Fuarı’nda gerçekleştirdiği konuşmada CEO, sektördeki mevcut zorlukları ele alarak “bir çözüm bulmak için yaratıcı olmamız gerekiyor” dedi ve ortak girişimin, Avrupa’da rekabetçi fiyatlarla tedarik sağlama ve araç üretim hızlarını artırma amacını taşıdığını belirtti. Ayrıca, benzer bir işbirliği örneği olarak 1980’lerde Alfa Romeo, Fiat, Lancia ve Saab’ın “Type 4” platformunda bir araya gelerek sektöre yön verdiğini ifade etti.
Bu ittifakın, Avrupa otomotiv endüstrisinin Çinli rakipleriyle başa çıkabilmesi için etkili bir strateji olabileceğini söyleyen Meo, bu sayede maliyetleri düşürerek rekabet avantajı elde edilebileceğini ifade etti. Renault’un son örneği olarak tanıtılan yeni Renault 5’in geliştirme süresini dört yıldan üç yıla, Twingo’nun ise bu süreyi iki yıla indirdiği belirtildi.
Bu, Windows Insider programının Canary ve Dev Kanalındaki 26063 sürümünde mevcut. Ancak, yeni standartı destekleyebilecek donanımın bir süredir mevcut olması nedeniyle, muhtemelen yakında daha geniş bir kitlenin eline geçecek.
Microsoft’un donanım ortakları, yeni icatlarının üzerine güncellenmiş Wi-Fi markalaması yapmak için sabırsızlanıyorlar.
Microsoft, Wi-Fi 7’yi aynı zamanda IEEE 802.11be Extremely High Throughput (EHT) olarak da bilinen “benzersiz hız, güvenilirlik ve verimlilik sunan devrim niteliğinde bir teknoloji” olarak tanımladı.
Wi-Fi Birliği, 8 Ocak’ta Wi-Fi CERTIFIED 7’yi tanıttı ve bu yıl 233 milyon cihazın pazara girmeye hazır olduğunu, bu rakamın 2028’e kadar 2.1 milyar cihaza ulaşacağını tahmin etti. Wi-Fi Birliği, akıllı telefonlar yanında tabletlerin, PC’lerin ve erişim noktalarının (AP) teknolojiyi en erken benimseyenler olacağını belirttiği için, bu teknolojinin Windows 11’de ortaya çıkması şaşırtıcı değil.
Intel, Broadcom, MediaTek ve Qualcomm gibi şirketler bu teknolojinin arkasında yer aldılar. Intel’in Kablosuz Çözümler Grubu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Eric A McLaughlin, “Wi-Fi 7’li Intel tabanlı PC’ler ve IOT ürünleri, kablolu gibi tepki hızı ve yeni aşırı seviyede bağlantı güvenilirliği ile çok gigabit hızlar sağlayacak.” dedi.
Ancak, bu Intel tabanlı PC’lerin Windows 11’den Wi-Fi 7 desteği gerektirecek. Müşterilerin, hızlı standartı destekleyen donanıma ve Wi-Fi 7 uyumlu bir tüketici erişim noktasına ihtiyacı olacak.
Microsoft’a göre, Wi-Fi 7 ile Windows PC’nizde çok gigabit hızlarının keyfini çıkarabilir ve Wi-Fi 6 ve Wi-Fi 6E’ye göre yaklaşık 4 kat, Wi-Fi 5’e göre ise yaklaşık 6 kat daha hızlı hızlar yaşayabilirsiniz. Gecikme ile başa çıkmakta zorlanan oyun gibi uygulamalar da faydalanmış olacak. Ancak Microsoft, “performansın üreticiye ve donanım cihazı yeteneklerine göre değişebileceği” konusunda uyarıyor.
Wi-Fi 7’nin gelişi dışında, yapıda genellikle hataların düzeltilmesini içeren bir dizi düzeltme bulunuyordu, bunlar arasında en son yapıyı yüklerken 0xC1900101 hata koduyla geri alma işlemlerinin azaltılmasına yönelik bir değişiklik vardı.
Ancak, Dev Sürücü sorunu devam ediyor. Dev Sürücüye sahip olan ve geri alma işlemi yapması gerekebilecek kullanıcılar, geri almadan önce Dev Sürücülerini yedeklemeli veya veri kaybıyla karşılaşabilirler. Sonuçta bu, bir Insider yapı.
Çok fazla kullanılan bir WordPress eklentisi, bilgisayar korsanlarının hassas bilgileri çalmasına izin verebilecek, siteler arası bir komut dosyası saldırısına karşı savunmasız olduğu ortaya çıktı.
Saldırganların ayrıcalıklarını yükseltmelerine izin veren bir WordPress eklentisi bulundu
Güvenlik araştırmacıları tarafından keşfedilen açık, yayınlanmadan önce geliştiricilere bildirildi. Habere göre söz konusu eklentinin adı LiteSpeed Cache. Eklenti, web sitesi performansını artırmaya ve optimize etmeye yarıyor.
Eklenti dört milyondan fazla internet sitesinde aktif kullanılıyor ve hatta 5 milyon olduğu da iddia ediliyor. Site çapında depolanmış XSS açığı olarak tanımlanan bu güvenlik açığı, tek bir HTTP isteği gerçekleştirilerek istismar edilebiliyor ve şu an CVE-2023-40000 olarak takip ediliyor.
Araştırmacılar blogda “Bu güvenlik açığı, kullanıcıdan gelen girdiyi işleyen kodun çıktı kaçışını uygulamaması nedeniyle ortaya çıkıyor. Bu durum aynı zamanda eklentinin mevcut REST API uç noktalarından birinde uygunsuz erişim kontrolü ile birleşti” şeklinde açığı açıkladılar.
Açığın keşfedilmesinin ardından LiteSpeed Cache’in geliştiricileri bir yama da yayınladı. Bu WordPress eklentisi sitelerinde aktif olan kullanıcıların, eklentilerini en az 5.7.0.1 sürümüne güncellemeleri tavsiye ediliyor.
Sony‘nin anime yayın hizmeti Funimation, Crunchyroll ile birleşme sürecinde müşterilere dijital kütüphanelerinin kaybolmasıyla ilgili yaşanan belirsizlik, abonelere “uygun değer” sunma planının netliği konusunda karışıklığa neden oluyor.
Bu ayın başlarında Funimation, 2 Nisan’dan itibaren dijital kütüphanelerin kullanılamayacağını duyurarak müşterileri Crunchyroll hesaplarına geçiş yapmaya zorladı. Sony‘nin sahibi olduğu Crunchyroll ile birleşmenin ardından, müşterilerin fiziksel kopyalardan alınan dijital kopyalara erişimlerini kaybetmeleri beklenmeyen bir durumdu. Funimation, yıllarca bu kopyaların “sonsuz” olarak izlenebileceğini söylemiş olsa da bazı kısıtlamalar bulunmaktaydı.
Crunchyroll‘un başkanı Rahul Purini, bu kararı açıklarken Funimation platformuna dahil edilen bir özellik olduğunu belirtti. Ancak, müşterilere dijital kopyalarının kaybolmasıyla ilgili “uygun bir değer” sunma planı net değil.
Purini, Funimation‘ın etkilenen her müşteriyle bireysel olarak çalışarak “dijital kopyada elde ettikleri şey için uygun bir değere sahip olmalarını sağlamak için doğrudan çok çalıştığını” söyledi. Ancak, “uygun değer” terimi net bir şekilde tanımlanmamıştır. Purini‘nin açıklamasına göre, Sony, etkilenen müşterilere Crunchyroll dışında başka bir yayın hizmeti aracılığıyla yeni bir dijital kopya sağlama niyetinde.
Bu yaklaşım, müşterilere erişimlerinin kaldırılmasını telafi etmeye yönelik bir sorumluluk yüklüyor, ancak Sony‘nin tazminat teklif etme kararı önceden duyurulmamıştı. Funimation‘ın kullanım koşulları içeriğin her an kaldırılabileceğine dair uyarılar içermesine rağmen, müşterilerin başvurabilecekleri bir çözüm olup olmadığını bilmemeleri muhtemeldir.
Bu durum, dijital “sahipliğin” zorluklarını ortaya koyarak, yayın hizmetlerine güvenmenin risklerini vurguluyor. Sektörde lisans kayıpları, fiyat değişiklikleri ve müşteri haklarını etkileyen işbirlikleri gibi durumlar sıkça karşılaşılır.
Crunchyroll‘un başkanı Purini, sektörel zorluklar konusunda müşterilerin rahatsızlığını kabul etti ancak Crunchyroll‘un geniş kitlelere daha iyi bir deneyim sunma odaklı olduğunu vurguladı.
Şu ana kadar kaç kullanıcının etkilendiği belli değil, ancak bu durum, dijital kopyaların fiziksel kopyalardan bağımsız olarak düşünülmemesi gerektiğini ve müşterilere güvenmek yerine kullanım koşullarını anlamanın önemini gösteriyor.
Bir araçta giderken yola bir top fırlarsa, bunun arkasından bir çocuğun yola fırlayacağını düşünüp frene basmak, her sürücünün anlık olarak yapacağı bir şey. İnsan sürücüler bağlamsal bilgilerini kullanarak bu durumu değerlendirebilirken, günümüzün destekli ve otonom sürüş sistemleri hala bunu nasıl yapacaklarını öğrenmek zorunda. Bosch, otonom sürüş işlevlerini daha da iyileştirmek için üretken yapay zekâdan yararlanmayı hedefliyor. Bunun bir parçası olarak Bosch ve Microsoft, iş birliği yapma ve üretken yapay zekanın gücünden birlikte yararlanma fırsatlarını araştırıyor. Bosch Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Stefan Hartung, bu yıl Berlin’de düzenlenen Bosch Connected World (BCW) AIoT endüstri konferansında yaptığı konuşmada, “Bosch, araçlara yeni bir yapay zeka uygulamaları boyutu getirmek için çalışıyor.” diyor. Beklenti, üretken yapay zekanın araçların durumları değerlendirmesine ve buna göre tepki vermesine olanak tanıyarak yol kullanıcılarını daha da güvende tutmasıdır. Teknoloji ve yapay zeka konularında dünya çapında temsili bir Bosch araştırması olan bu yılki Bosch Tech Compass’a yanıt verenlerin yüzde 60’ı yollarda daha fazla güvenlik istiyor.
Yapay zekâ trafiği daha güvenli hale getirebilir
İki şirket, iş birliğinin otonom sürüş işlevlerinin performansını bir üst seviyeye taşıyacağını öngörüyor. İki şirket, üretken yapay zekanın araç içindeki rahatlığı artırmaya ve tüm yol kullanıcıları için daha fazla güvenlik sağlamaya yardımcı olduğunu görmek istiyor. Bunu başarmak için Bosch’un kapsamlı araç anlayışı ve otomotive özgü yapay zeka uzmanlığının yanı sıra, üretken yapay zekayı beslemek için araç sensör verilerine erişimi de çok değerli olacak. Microsoft CVP’si ve Mimarı Uli Homann, “Daha güvenli yollara olan sarsılmaz bağlılığımızla Microsoft olarak, üretken yapay zeka alanında öncülük etmek için Bosch ile iş birliği fırsatlarını keşfetmeye istekliyiz.” diyor.
Bugün bile, otonom sürüş için eğitim sistemleri söz konusu olduğunda, yapay zeka hızla kendi sınırlarıyla karşı karşıya geliyor. Günümüzün sürücü destek sistemleri insanları, hayvanları, nesneleri ve araçları tespit edebiliyor, ancak yakın gelecekte üretken yapay zeka bir durumun potansiyel olarak bir kazaya yol açıp açmayacağını belirlemeye yardımcı olabilir. Üretken yapay zeka, otonom sürüş sistemlerini eğitmek için büyük miktarda veri kullanır ve bu verilerden daha iyi sonuçlar çıkarmalarını sağlar. Örneğin, yolda ilerleyen bir nesnenin plastik bir torba mı yoksa hasarlı bir araç parçası mı olduğunu anlayabilir. Bu bilgi ya doğrudan sürücüyle iletişim kurmak için (örneğin bir uyarı göstererek) ya da tehlike uyarı ışıklarını açarken fren yapmak gibi uygun sürüş manevralarını başlatmak için kullanılabilir.
Bosch ve Microsoft, otomobilleri ve bulutu sorunsuz bir şekilde birbirine bağlamak için evrensel bir yazılım platformu geliştirmek üzere halihazırda kurdukları ortaklık ve müşterilerine ve otonom araç endüstrisine en son yapay zeka teknolojisini getirmek için yeni fırsatları keşfetmek üzere birlikte çalışmayı dört gözle bekliyor.
Yapay zekâ ile inovasyona destek
Bosch Yönetim Kurulu Üyesi ve Dijitalden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Tanja Rueckert, “Üretken yapay zeka inovasyon için bir destektir. Endüstriyi bilgisayarın icadıyla aynı şekilde dönüştürebilir.” diyor. Yeni 2024 Bosch Tech Compass da bunu gösteriyor: Katılımcıların yüzde 64’ü yapay zekanın gelecek için en büyük öneme sahip teknoloji olduğuna inanıyor. Buna karşılık, sadece bir yıl önce katılımcıların sadece yüzde 41’i aynı görüşteydi.
Üretimden günlük ofis işlerine kadar, üretken yapay zeka Bosch’ta halihazırda birçok alanda kullanılıyor. Şirket, Microsoft’un yanı sıra AWS, Google ve Aleph Alpha gibi çeşitli ortaklarla birlikte çalışıyor. Bosch Grubu’nun risk sermayesi birimi Bosch Ventures, geçen yıl yapay zeka şirketi Aleph Alpha’ya yatırım yaptı. Bosch ayrıca, hem Bosch çalışanları hem de müşterileri için yeni kullanım alanları bulma konusunda startup ile iş birliği yapacağını duyurdu. Rueckert, “Bosch ve Aleph Alpha birbirlerinden öğrenmek, birbirlerinin bilgi birikiminden yararlanmak ve alanlar arası kullanım senaryoları üzerinde birlikte çalışmak istiyor” diyor. Bu ortaklık şu anda Kuzey Amerika’da ilk meyvelerini veriyor: Bosch, Aleph Alpha ile iş birliği yaparak birinci sınıf bir otomobil üreticisi adına yapay zeka tabanlı konuşma tanımayı ilk kez kullanıma sunuyor. Bu çözümde bir sohbet robotu, aynı zamanda lehçeleri, aksanları ve ruh hallerini de tanıyan doğal dil işlemenin yardımıyla arıza hizmeti çağrılarını anlıyor ve yanıtlıyor. Çağrı doğrudan alınıyor ve sürücünün bekleme süresi minimuma indiriliyor. Aramaların yüzde 40’a kadarı otomatik olarak işlenip çözümlenebiliyor; Daha karmaşık sorgular için bot, ilgili tüm bilgileri vakayı hemen devralacak olan bir servis merkezi temsilcisine iletiyor.
Yapay zeka üretime de yardımcı oluyor
Bosch’taki yapay zeka uzmanları şu anda bu yeni yapay zeka modellerinin şirketin çalışanları ve müşterileri için açtığı 120’den fazla özel uygulama üzerinde çalışıyor. Bu uygulamalar arasında, teknisyenleri desteklemek veya tüketicilerle etkileşim kurmak için yazılım programı kodu veya güçlü sohbet robotları ve sesli botların oluşturulması yer alıyor. Bir diğeri ise 2023’ün sonunda piyasaya sürülen şirket içi yapay zeka destekli arama motoru AskBosch. İntranet üzerinde dağınık halde bulunan kaynaklar gibi çok çeşitli veri kaynaklarına doğal dilde daha hızlı erişim sunuyor. Harici mevcut verilere ek olarak AskBosch, dahili veri kaynaklarını da içeriyor ve böylece Bosch çalışanları şirkete özgü bilgileri araştırabiliyor. Üretken yapay zeka ayrıca üretimde daha fazla hız sağlıyor: Almanya’daki iki Bosch tesisindeki ilk projelerde, üretken yapay zeka, optik denetim için yapay zeka çözümleri geliştirmek ve ölçeklendirmek ve mevcut yapay zeka modellerini optimize etmek amacıyla sentetik görüntüler oluşturuyor. Bosch, bunun yapay zeka uygulamalarının planlanması, başlatılması ve artırılması için gereken süreyi mevcut altı ila on iki aydan sadece birkaç haftaya indirmesini bekliyor. Başarılı bir pilot uygulamanın ardından, sentetik veri üretmeye yönelik bu servis tüm Bosch tesislerine sunulacak.
2024 Bosch Tech Compass: Yapay zeka kullanımında hız belirleyici
Yapay zeka hayatın giderek daha fazla alanında kullanıldıkça, mesleki gelişim giderek daha önemli hale geliyor: Bosch Tech Compass’a katılanların yüzde 58’i bu konuda ikna olmuş durumda. Bu görüş özellikle yüzde 63 ile ABD’de yaygındır (Almanya: yüzde 54, Çin: yüzde 52). Bosch burada da yapay zeka kullanımında hız kazanıyor ve çalışanlarını da buna dahil ediyor. Bosch, 2019 yılında, başlangıçta 30.000 çalışanını yapay zeka konusunda hızlandırmayı amaçlayan bir eğitim programı başlattı. Şu ana kadar yaklaşık 28.000 çalışan programa katıldı. Yapay zeka ile ilgili etik kuralları belirleyen Bosch yapay zeka etik kuralları gibi, bu program da üretken yapay zeka ile ilgili içerikle destekleniyor.
Anket için, yedi ülkede (Brezilya, Çin, Almanya, Fransa, Hindistan, İngiltere ve ABD) 18 yaş ve üzeri kişilerle Robert Bosch GmbH adına pazar araştırmacıları Gesellschaft für Innovative Marktforschung mbH (GIM) tarafından Aralık 2023’te çevrimiçi anket yapıldı. Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık’ta ülke başına en az 1.000 kişi ankete katıldı; Brezilya, Çin, Hindistan ve ABD’de ise ülke başına en az 2.000 kişi katıldı. Rastgele örneklemler, bölge, cinsiyet ve yaş açısından ilgili ülkeleri temsil etmektedir (Brezilya, Almanya, Fransa, Birleşik Krallık, ABD: 18 ila 69 yaş / Çin, Hindistan: 18 ila 59 yaş).
Fransa merkezli yapay zeka şirketi Mistral, kurumsal dünyaya yönelik en güçlü modeli olan Mistral Large’ı geliştirdiğini ve Microsoft ile stratejik bir ortaklık kurduğunu duyurdu. Bu iş birliği kapsamında, Mistral’in tüm açık ve ticari modelleri, Microsoft’un bulut platformu Azure üzerinde kullanıma sunulacak. Mistral, bu anlaşma ile birlikte ticari dil modellerini Azure’da sunan ikinci şirket olacak.
Microsoft OpenAI rakibi Mistral yaptığı Anlaşma sayesinde, Azure kullanıcıları Mistral’in modellerine mevcut kredileriyle kolayca erişebilecek ve bunları kendi projelerinde sorunsuz bir şekilde kullanabilecek. Mistral ayrıca, Azure üzerinden gelen müşterilere doğrudan destek ekibine erişim sağlayacak.
Microsoft, Mistral ile olan bu ortaklığın bir parçası olarak 15 milyon euro yatırım yapacak. Yapılan yatırımın Mistral’in değerlemesini etkilemeyeceği ve bir sonraki yatırım turunda öz sermayeye dönüşeceği belirtiliyor. Microsoft’un Mistral AI’daki hissesi ise bir sonraki yatırım turunun değerlemesine bağlı olarak belirlenecek.
Mistral, bugünden itibaren kullanıma sunulan Microsoft OpenAI rakibi Mistral Large ile dikkat çekiyor. Bu model, metin anlama, dönüştürme ve kod oluşturma gibi karmaşık çok dilli görevleri başarıyla yerine getirebilen bir metin oluşturma modeli olarak öne çıkıyor. Mistral Large, İngilizce’nin yanı sıra Fransızca, İspanyolca, Almanca ve İtalyanca gibi dilleri anadil akıcılığıyla anlayabiliyor.
Bu stratejik iş birliği ve yeni modelle birlikte, Mistral ve Microsoft’un yapay zeka alanındaki etkileşimi daha da güçlenecek gibi görünüyor. Şirketlerin bu ortaklığıyla birlikte, endüstri lideri çözümler geliştirme ve kullanıcılara daha geniş bir dil yelpazesi sunma hedefleri güçleniyor.
28 Şubat’ta, aralarında LG CEO’su William Cho ve Ev Eğlence Sistemleri Şirketi Başkanı Park Hyoung-sei’nin de bulunduğu LG üst yönetimi, Seul Yeouido’daki LG Twin Towers’ta Meta Kurucusu ve CEO Mark Zuckerberg ile bir araya geldi. Bu toplantı Zuckerberg’in Asya turuna denk geldi. İki saatlik oturumda iş stratejileri ve yeni nesil XR cihazı geliştirmeye yönelik hususlar üzerine tartışmalar yapıldı. CEO Cho, Meta Quest 3 kulaklığını ve Ray-Ban Meta akıllı gözlüklerini deneyimlerken, Meta’nın ileri teknoloji gösterilerine, özellikle de Meta’nın geniş dil modellerine ve cihaz içi yapay zeka entegrasyonu potansiyeline odaklanarak büyük ilgi duyduğunu ifade etti.
XR alanında farklı bir ekosistem oluşabilir
LG, Meta’nın platformunu TV işindeki kendi içerik/hizmet yetenekleriyle bir araya getirerek şirketin yeni iş alanlarından biri olan XR alanında farklı bir ekosistem oluşturulabileceğini öngörüyor. Dahası, Meta’nın çeşitli temel teknolojik unsurlarının LG’nin son teknoloji ürün ve kalite yetenekleriyle birleştirilmesi, yeni nesil XR cihazı geliştirmede önemli sinerji vaad ediyor.
XR cihazları, mobil ekranların sürükleyicilik ve sezgisellik sınırlamalarını aşabilen yeni nesil kişisel cihazlar olarak müjdeleniyor. Giyilebilir cihazlar, müşteri etkileşimlerini önemli ölçüde genişletme potansiyeli sunuyor. CEO Cho daha önce şöyle demişti: “XR iş alanında yeni nesil kişisel cihazlara yönelik fırsatlar görüyoruz.”
Son yıllarda LG, pazar dinamikleri ve stratejik değerlendirmelere dayalı olarak marjinal işletmeleri en aza indirmeyi tercih ederek, kaynaklarını yüksek büyüme beklentisi olan gelecek vaat eden alanlara stratejik olarak yoğunlaştırdı. Meta ile yapılan işbirliği, XR pazarının tam teşekküllü gelişimini öngörerek, gelecekteki sanal alanda müşteri deneyimlerinde yeniliklere öncülük etmeyi amaçlayan bu stratejiyle uyumlu.
Geçtiğimiz yıl LG, ev, ticari alan, mobilite ve sanal alanlar da dahil olmak üzere çeşitli alanlardaki müşteri deneyimlerini sorunsuz bir şekilde birbirine bağlayıp genişletebilen bir Akıllı Yaşam Çözüm Şirketi’ne dönüşme yönündeki uzun vadeli hedefini özetleyen Gelecek Vizyonu 2030’u açıkladı. Yıl sonunda yapılan organizasyonel değişikliğin bir parçası olarak, sanal uzay alanında yeni girişimlerin takibini hızlandırmak amacıyla Ev Eğlence Şirketi bünyesinde özel bir XR iş birimi kuruldu.
Dünyanın en popüler oyun şirketi Epic Games, büyük bir siber saldırıya maruz kaldı. Bir fidye yazılımı grubu, e-posta, şifreler, tam ad, ödeme bilgileri, kaynak kodu ve diğer birçok veriyi içeren yaklaşık 200 GB’lık veriyi ele geçirdiğini açıkladı.
Mogilevich, Epic Games verilerini satışa sundu
Son dönemde oyun şirketlerinin baş belalısı olan Mogilevich isimli siber çete, Epic Games oyun şirketine büyük bir saldırı gerçekleştirdi. Ele geçirilen veriler, kullanıcıların hassas bilgileri de dahil olmak üzere şirket için önemli detayları barındırıyor.
Mogilevich, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi;
“Epic Games’in sunucularına sessizce bir saldırı gerçekleştirdik. E-posta, şifreler, tam ad, ödeme bilgileri, kaynak kodu ve diğer birçok veri dahil olmak üzere 189 gigabayt veriye sahibiz.”
Mogilevich çetesi verileri satışa sundu. “Şirketin bir çalışanıysanız veya verileri satın almak isteyen biriyseniz, tıklayın” ifadeleriyle paylaşılan verileri satın almak için son günün 4 Mart olduğu açıklandı. Fiyatına ilişkin ise herhangi bir ayrıntı verilmedi.
KOBİ’ler başta olmak üzere, farklı sektörlerden pek çok şirketin odağında “dijitalleşme” ve “büyük veri” yer alıyor. Onlarca farklı büyük veriye sahip şirketler, veri analizi için yapay zeka tabanlı uygulamalara yöneliyor. İşletmelerdeki mevcut güvenlik kameralarını kullanarak ortamı analiz eden Eyedius, Yapay Zeka Zirvesi’nde tanıttığı yeni iş yeri zekası platformuyla, firmalara operasyonel süreçlerde karar vermelerine yardımcı olacak özel bilgiler sunuyor.
İş yeri zekası kavramı, şirketler için günümüzün veri odaklı dünyasında giderek daha kritik hale geliyor. Bu alanda geliştirilen son teknolojiler, KOBİ’ler başta olmak üzere, her ölçekten işletmenin verilerini çeşitli kaynaklardan toplayarak saklamasını sağlarken, tüm operasyonel faaliyetlerini de katma değerli eylemlere dönüştürüyor. Karar almayı kolaylaştırmak için yapay zeka desteğiyle eyleme geçirilebilir bilgiler edinilmesine olanak tanıyor. Boğaziçi Ventures’in portföy şirketlerinden yapay zeka destekli analiz platformu Eyedius ise yeni BI çözümü Eyedius One’ı 27 Şubat’ta 42 Maslak’taki Boğaziçi Ventures Yapay Zeka Zirvesi’nde tanıttı. Etkinlik kapsamında farklı endüstrilerden yerel ve küresel pek çok şirket yöneticilerine, büyük veri analizi ile firmalara özel, iş süreçlerini ve güvenliği optimize edebilecekleri platformu paylaştı.
Eyedius Kurucu Ortağı Gökhan Talat Tuna, konuya dair şu açıklamada bulundu: “Yapay zeka, yalnızca günlük hayatımızı değiştirmekle kalmıyor, iş dünyasının geleceğini de belirliyor. Boğaziçi Ventures, tarafından düzenlenen Yapay Zeka Zirvesi’nde geniş bir katılımcı kitlesiyle birlikte yapay zeka alanındaki gelişmeler masaya yatırıldı. Yapay zekayı etkili bir şekilde kullanabilme becerilerine dair vizyoner bir bakış açısı sunuldu. Biz de BI alanda geliştirdiğimiz Eyedius One’ı tanıtarak, katılımcıların yapay zeka ile tanışmalarına, işletmelerini dijitalleştirmelerini ve verimliliklerini optimize etmelerine yönelik yeni bir kapı açtık.”
Güvenli çalışma alanları oluşturuluyor
Yeni BI platformlarının işletmelere sunduğu avantajları paylaşan Eyedius Kurucu Ortağı Gökhan Talat Tuna, “IP kameralar ve yalnızca mevcut internet üzerinden işletmelere kolay entegrasyon imkanı sağlayan Eyedius One, iş yerindeki mevcut kameraları verimlilik odağında bir yardımcıya dönüştürüyor. İşletme içerisinde çalışanların anonim şekilde süre ölçümlemeleri yapılırken, ayrıca çalışanların yetkili oldukları alana girdiğinde yetkinliği de yüz tanıma ile doğrulanarak güvenli bir çalışma alanları sunuyor” diyerek sözlerine şunları ekledi:
“Eyedius One platformunun kendine özel tasarlanmış mimarisi ve Türkiye merkezli özel tasarımlı sunucuları insan erişiminin bulunmadığı bir ortamda çalışıyor. Yerli ve yüksek teknolojisiyle KVKK’ya (Kişisel Verilerin Korunması Kanunu) tam uyumlu bir şekilde, üst düzey veri gizliliği sağlıyor. Görüntü analizleri kameradan platforma doğru tek yönlü çalışıyor. Dolayısıyla platform, kameraya erişim şifrelerini bilmiyor ve tutmuyor.”
Hem çalışanı hem de işverenleri koruyor
Platformlarının çalışanlara özel alanlarda yetkili personeli doğrulayarak iş yeri güvenliğini artırdığını da belirten Gökhan Talat Tuna, “Bu işlem, e-posta veya SMS yoluyla tek tuşla dijital onaylanıyor. İşten ayrılma durumunda ise yine tek tuşla iptal edilebiliyor. Açık rıza onayı ve şirketten çıkış süreçleri otomatik devreye girerken zaman damgası ile kanunlara en uygun şekilde saklanıyor. Olası hukuksal risklere karşı şeffaf ve koruyucu yapısıyla hem çalışanı hem işvereni koruyor” ifadelerini kullandı.
Eyedius Kurucu Ortağı Gökhan Talat Tuna, “Platformda oluşturulan ölçüm ve analizler, ister mobil uygulama isterse e-posta aracılığıyla günlük olarak raporlanıyor. Öte yandan anlık sohbet modülüyle iş yeriyle iletişim kurulmasını sağlıyor. Zahmetsizce kurulup uygulamaya alınabilen Eyedius One’ın patentli analiz yöntemleriyle özellikle hizmet ve üretim sektörlerindeki KOBİ’lerin yapay zeka konusundaki yardımcısı olmayı, verimliliklerini ve üretkenliklerini artırarak ülke ekonomisine katkıda bulunmalarına aracılık etmeyi hedefliyoruz” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin 5G ve ötesi için milli iletişim gücü ULAK Haberleşme ile dijital dönüşüme liderlik eden Türk Telekom, 4.5G ve 5G teknolojilerinde çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Yerli ve milli olarak ürettiği 4.5G baz istasyonlarını Türkiye’nin hemen her noktasında konumlandırmış olan ULAK Haberleşme ile 4.5G mobil şebeke yaygınlaştırmaları için ortak çalışmalara başlayan Türk Telekom, 2024 yılında da 4.5G yatırımlarını sürdürüyor. Türkiye’nin lider kurumları, 5G alanında genişletilen iş birliklerini, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan’ın katılımıyla, İspanya’nın Barcelona kentinde düzenlenen GSMA Mobil Dünya Kongresi’nde duyurdu.
4.5G teknolojisindeki deneyimi ve sahalardaki tecrübesiyle ülkemizin teknolojik bağımsızlığına katkı sağlayacak çözümler geliştiren ULAK Haberleşme ile Türkiye’nin dijital dönüşümünün öncüsü Türk Telekom, geleceği 5G ve yeni nesil teknolojilerle şekillendirmek üzere çalışmalarını sürdürüyor. 4.5G ve 5G kapsamında genişletilen iş birliklerini GSMA Mobil Dünya Kongresi’nde duyuran ULAK Haberleşme ve Türk Telekom, 5G teknolojisi geliştirme süreçlerinde birlikte önemli projeler yürütmeye devam ediyor.
Türkiye’de 5G altyapısına yönelik yerli ve milli yatırımlar artıyor
İletişim ve haberleşme altyapısını yerli ve milli imkanlarla geliştirmek için çalışmalara devam eden Türk Telekom ve ULAK Haberleşme; Artvin, Bayburt, Giresun, Gümüşhane, Rize, Ardahan’dan oluşan 6 ilin tamamında sadece ULAK baz istasyonları üzerinden 4.5G hizmeti verilmesi konusunda birlikte çalıştı. 2024 yılında her iki firma da yatırımlarını sürdürerek, 4.5G’nin yanı sıra 5G’nin yerli ve milli unsurlarla ülkemizde hizmete girmesi için faaliyetlerine devam edecek.
5G’ye hazırlık kapsamında, ULAK tarafından geliştirilen ürünlerin global ölçekte operatör şebekelerinde kullanıma uygun hale getirilmesi için temel fonksiyon ve şebeke uyumluluk testleri Türk Telekom Mobil Şebeke Test ve İnovasyon merkezinde gerçekleştiriliyor. Bu çalışmalar ile birlikte Türk Telekom ve ULAK Haberleşme’nin sahip olduğu deneyimler, ULAK ürünlerinin geliştirilme süreçlerine dahil edilerek ortaya çıkacak ürünlerin global ölçekte rekabet avantajı elde edecek nitelikte olması yönünde şekilleniyor.
Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, “Türk Telekom olarak hem teknolojimiz hem de yatırımlarımızla Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik ediyoruz. Yeni nesil teknolojilerin ülkemize kazandırılması konusunda çalışmalarımız sürerken 5G’ye geçiş sürecinde yerli ekosistemin güçlenmesi stratejik olarak öncelik verdiğimiz alanların başında geliyor. Bu doğrultuda ülkemizin ilk yerli baz istasyonu projesi olan ULAK ile yaptığımız iş birliklerini çok kıymetli buluyorum. 2024 yılında da bu iş birliklerimizi genişleterek sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.
ULAK Haberleşme A.Ş. CEO’su Dr. R. Ruşen KÖMÜRCÜ, “ULAK Haberleşme olarak ülkemizin teknolojik bağımsızlığını kazanmasında anahtar rol oynayacak teknolojileri üretip, yerli ve milli imkanlarla halkımıza kazandırmak için faaliyetlerimize devam ediyor; bu kapsamda Türkiye’nin hemen her noktasında konumlandırdığımız binlerce ULAK baz istasyonuyla her koşulda kesintisiz iletişim sağlıyoruz. Türk Telekom ile birlikte 6 ilin tamamını ULAK altyapısıyla donatmış olmak bizim için önemli kilometre taşlarından birisi oldu. Günümüz iletişim teknolojisi olan 4.5G’nin yanı sıra 5G’nin de ülkemizde güvenli altyapılarla hizmete geçebilmesi için ‘’Türkiye Yüzyılı’’ vizyonuyla Türk Telekom ile yürüttüğümüz çalışmalar, eminim ki Türkiye’nin ikinci yüzyılında da önemli atılımların önünü açacak” ifadelerini kullandı.
tekneloji devi NVIDIA, yapay zekâ odaklı kar artışıyla dikkatleri üzerine çekerken, NVIDIA CEO’su Jensen Huang’un bilgisayar bilimleri eğitimine yönelik çarpıcı görüşleri büyük yankı uyandırıyor. Huang, Birleşik Arap Emirlikleri’nde katıldığı bir etkinlikte, “İnsanlar, eğitim alırken neler öğrenmeli?” sorusuna verdiği cevapla şaşırtıcı bir bakış açısı sergiledi.
Son yıllarda giderek yaygınlaşan “Herkesin programlama öğrenmeli” anlayışına karşı çıkan Huang, “Son 10-15 yılda hemen herkes, çocuklara bilgisayar bilimleri öğretmenin hayati önem taşıdığını söylüyordu. Ancak gerçek tam tersi. Artık kimse programlama yapmak zorunda değil. Programlamayı insan diliyle icra eden bir teknoloji geliştirmek, bizim görevimiz. Dünya genelinde herkes artık bir programcı; bu, yapay zekânın bir mucizesi,” ifadelerini kullandı.
NVIDIA CEO’su Yapay zekânın potansiyelini sorgulayan birçok kişi olmasına rağmen, şirketlerin bu alana olan ilgisi her geçen gün artıyor. Google Gemma gibi yeni yapay zekâ araçlarıyla birlikte, bazı görevlerin yapay zekâ tarafından üstlenilmeye başlanması da dikkat çekiyor.
Sorular ise artıyor: Yapay zekâ, gelecekte bilgisayar bilimlerine olan ihtiyacı ortadan kaldırabilir mi? Yoksa yapay zekâ, iş hayatında bugünkü Excel gibi evrensel bir araç haline mi gelecek? Teknoloji devriminin tam ortasında, iş dünyası ve eğitim sistemi nasıl evrilecek, zamanla göreceğiz.
Jensen Huang’un radikal bakış açısı, teknoloji ve eğitim dünyasında derin düşündürücü konuların tartışılmasına neden oluyor. Geleceğin şekillenmesi adına merakla beklenen gelişmeler, yapay zekâ ve eğitim ilişkisi üzerindeki düşünce paradigmasını yeniden şekillendirecek gibi görünüyor.
Bilgi ve iletişim teknolojileri altyapısı ve akıllı cihazlar alanında dünyanın önde gelen tedarikçilerinden Huawei ve hızla büyüyen kripto para dünyasının önemli yerel şirketlerinden CoinTR, 2024 Mobil Dünya Kongresi’nde stratejik ortaklıklarını duyurdu. Bu iş birliği, Türkiye’de Web3 altyapısının geliştirilmesini ve sektörler tarafından daha fazla benimsenmesini amaçlıyor.
Huawei, Türkiye’de sunduğu yenilikçi bulut çözümleriyle, kurumların farklı ihtiyaçlarına odaklanırken, yeni uygulamaları da adapte ederek, hizmet alanını genişletiyor. Web3’ün dönüştürücü potansiyelinin farkında olan Huawei, bu alanda inovasyon odaklı çözümler geliştirmek üzere aktif olarak çalışıyor. Huawei’in ‘Türkiye’de, Türkiye İçin’ yaklaşımıyla da örtüşen bu yenilikçi çözümler, önemli iş ortaklıklarını da beraberinde getiriyor.
Sürdürülebilir ve yenilikçi bir gelecek için iş birliği
İki şirket bu iş birliğiyle, Huawei’in bulut konusundaki teknolojik uzmanlığını, CoinTR’nin Web3 alanındaki uzmanlığı ile bir araya getiriyor. Web3 teknolojilerinin benimsenmesini teşvik edecek bu iş birliğiyle Huawei, gerekli altyapı ve desteği sağlayarak işletmelerin ve bireylerin Web3’ün avantajlarından yararlanmalarını amaçlıyor.
Huawei Cloud Türkiye CEO’su Frank Ma yaptığı değerlendirmede, “Web3 ve bulut inovasyonu özelinde CoinTR ile işbirliği yapmaktan mutluluk duyuyoruz. Gelecekte, işletmelerin değerini en üst düzeye çıkarmak için, Web3’ün avantajlarını birlikte keşfedecek ve yenilikler yapacağız. Teknolojinin en büyük cazibesi herkese fayda sağlamak ve dijital dünyada kimseyi geride bırakmamaktır. Bir bilim ve teknoloji kuruluşu olarak, her yeni teknoloji ve yeni endüstri için, Tech for Good vizyonuna inanıyoruz. Huawei Cloud’u tercih ettiği için CoinTR’ye teşekkür ediyor, bu stratejik işbirliğinin gelecekteki projelerimiz için de iyi bir başlangıç olacağına inanıyoruz” dedi.
CoinTR CEO’su Ali Eşelioğlu ise yaptığı açıklamada, “Blockchain, Web3 ve dijital teknoloji altyapısını geliştirmeyi amaçladığımız Huawei Cloud iş birliğinden büyük memnuniyet duyuyoruz. İkinci yıldönümümüzü kutlarken, küresel teknoloji ve finans topluluklarıyla önemli ortaklıklar kurduk. CoinTR, İstanbul merkezli olmasına rağmen, ulusal sınırları aşan vizyona sahip. Misyonumuz, Türkiye’nin bir finans merkezi olmasına katkıda bulunmak, kripto ve blok zinciri alanında eğitim ve yeniliği teşvik ederek, yerel ekosistemi desteklemektir. Eğitimin önemine inanıyor, üniversiteler, kurumlar ve STK’larla iş birliği içinde, kripto okuryazarlığını ve dijital teknolojilerin anlaşılmasını teşvik etmek için çalışıyoruz” dedi.
Huawei ve CoinTR’nin hayata geçirdiği bu iş birliği, yeni Web3 uygulamaları ve çözümlerinin yaygınlaşması ve geliştirilmesi açısından da teşvik edici bir ortam yaratıyor. Bu ortaklık, eğitim ve altyapının gelişimiyle, herkesin dijital ekonomiye daha fazla katkı sağlayabilmesinin de önünü açıyor.
Her gün milyonlarca kişi sosyal medya platformlarını kullanıyor; alışveriş yapıyor, fotoğraf ve haber paylaşıyor, gönderi ve yorumları beğeniyor, özel mesajlar gönderiyor.
Aşırı paylaşım giderek büyüyen bir sorun. Paylaşım yapanların yakınlarını rahatsız edebilir. Kimlik dolandırıcılığına yol açabilir, siber suçluların parolanızı ele geçirmesini sağlayabilir. Kişisel bilgilerinizi ve eşyalarınızı hırsızlık riskiyle karşı karşıya bırakabilir. Kullanıcılar kendilerini gizlilik konusunda oldukça bilgili olarak görse bile, platform sahipleri web sitelerini ve uygulamalarını sık sık güncelleyebiliyor. Sosyal medyayı eğlenceli kılan paylaşımlar aynı zamanda potansiyel bir risk kaynağıdır. Sosyal medya platformlarını kullanırken dikkatli davranarak oluşabilecek sorunlardan uzak durun.
Dijital güvenlik şirketi ESET, internet kullanıcılarının sosyal medya paylaşımlarında dikkat etmeleri gerekenleri bir araya getirdi.
Kişisel olarak tanımlanabilir bilgiler. Dolandırıcılar, dolandırmak için bir kimlik oluşturmak üzere bir araya getirebilecekleri küçük bilgi parçalarını her zaman ararlar. Bu bilgileri sizin adınıza kredi başvurusunda bulunmak veya çevrimiçi hesaplar açmak için kullanabilirler. Hesabınızı tamamen ele geçirmek için parolalarınızı veya akılda kalıcı sorularınızı kırmak için kullanabilirler. Evcil hayvanınızın adı veya doğum tarihiniz gibi zararsız bir şey bile gizli tutulmalıdır.
Seyahat planları. Yaklaşan bir tatil için heyecanlı olduğunuzu belirten bir fotoğraf veya güncelleme yayımlamak kulağa oldukça zararsız gelebilir. Ancak bu, hesabınızı izleyen birine mülkünüzün o süre zarfında gözetimsiz bırakılacağı anlamına gelebilir. Tatil fotoğraflarını da eve döndükten sonra yayımlamak çok daha iyidir.
Konum verileri. Siber suçlar ile fiziksel suçların örtüştüğü nokta genellikle sosyal medyadır. Bir suçlu, bir bireyin evde yalnız olacağını veya uzak bir bölgede yürüyeceğini ya da mülkünün boş olacağını biliyorsa, bundan sonra neler olabileceğini tahmin edebilirsiniz. Konum verilerinizi mümkün olduğunca gizli tutun. Bazı sosyal medya platformları, paylaşımların konumunu otomatik olarak etiketleyebilir. Aile etkinliklerini veya arkadaşlarınızın konumlarını paylaşmak, sizin veya onların nerede yaşadığını, çalıştığını veya zaman geçirdiğini istemeden ifşa edebilir.
Pahalı alımlar. Hesabınızı karanlık planlarla izleyen birileri varsa, bu sizi gasp veya hırsızlık için potansiyel bir hedef olarak işaretleyebilir. Yeni satın alımlar veya hediyeler hakkında bilgi paylaşma konusunda ihtiyatlı olmaya çalışın.
Çocuk fotoğrafları. Bazı ebeveynler çocuklarının fotoğraflarını paylaşmayı sever. Ancak çocuklarınız rıza gösterecek yaşta mı? Bebeklik fotoğraflarının internetin her yerine yapıştırılmasından hoşlanmayabilirler. İnternette çocuk fotoğrafları arayan kötü niyetli kişiler de olabilir. Başka birinin çocuklarının görüntüsünü yayımlamayı düşünüyorsanız, her zaman önce onların onayını alın.
İşle ilgili şikayetler. İşle ilgili tartışmalı durumlar hakkında ketum davranmak önemlidir. Eğer içinizi dökmek istiyorsanız bunu bir iş arkadaşınızla çevrimdışı olarak yapın. İK veya hoşnutsuz bir iş arkadaşınız iş yeriniz, iş arkadaşlarınız ve/veya patronunuz hakkında şikayet ettiğinizi fark ederse başınız derde girebilir.
Finansal detaylar. Finansal bilgilerinizi gizli tutun. Kredi veya banka kartı bilgilerinizi paylaşmayın. Görüntü çok bulanık veya görülemeyecek kadar uzakta görünse bile, dolandırıcılara bu görüntüyü ele geçirme ve hesabınızdaki diğer kişisel bilgilerle birleştirerek kimlik dolandırıcılığı yapma şansı vermek için yeterli olabilir.
Aile ve arkadaşların kişisel bilgileri. Sosyal medyada paylaşılan bilgiler genellikle kalıcıdır ve herkes kişisel bilgilerinin veya hayatlarındaki ayrıntıların çevrimiçi olarak paylaşılmasından rahatsız olabilir. Ayrıca arkadaşlarınızın ve ailenizin çevrimiçi ortamda dolandırılması riskini almak istemezsiniz. Bu nedenle onların kişisel bilgilerini kendi kişisel bilgileriniz gibi kilit altında tutun.
Sosyal medya eşantiyonları. Sosyal medya siteleri ödül çekilişleri ve ücretsiz eşantiyonlarla dolup taşıyor. Bunlar genellikle kullanıcıların kişisel bilgilerini ele geçirmek, hatta gizli ve kötü amaçlı yazılımları yaymak için kötü bir şekilde gizlenmiş girişimlerdir. Herhangi bir çevrimiçi formu doldurmadan ve hediye bağlantılarını paylaşmadan önce iki kez düşünün.
Özel görüşmeler. Hesabınız nispeten kilitli olsa bile sosyal medya doğası gereği kamuya açık bir forumdur. Bu nedenle ayrıcalıklı bilgilerin paylaşılacağı bir yer değildir. Eğer konu iş yerinizle ilgiliyse, paylaşmamanız daha da önemlidir.
Paylaşım yaparken ne paylaştığınıza dikkat edin: Her zaman yanınızda oturan birine internette paylaştığınız bilgilerin aynısını söylemenin sizi rahatlatıp rahatlatmayacağını düşünün.
Arkadaş listenizi sık sık gözden geçirin: Tanımadığınız veya gönderilerinizi görmesini istemediğiniz kişileri listenizden çıkarmak faydalı bir alışkanlık olacaktır.
Arkadaş listenizi ve gönderilerinizi kimlerin görüntüleyebileceğini kısıtlayın: Bu, birisinin paylaştığınız herhangi bir bilgiyi kötü amaçlarla kullanma olasılığını azaltmaya yardımcı olacaktır.
Fotoğraf erişimini kısıtlayın: Bunlar ideal olarak sadece bilinen arkadaşlar ve onaylı aile üyeleri tarafından görüntülenebilmelidir.
İki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) açın ve güçlü, benzersiz parolalar kullanın: Bu, parolalarınızı tahmin etmeyi veya kırmayı başarsalar bile birinin hesabınızı ele geçirme olasılığını azaltacaktır.
İnşaat ve gayrimenkulden uluslararası lojistiğe, gıdadan imalat sanayiine, enerjiden madenciliğe kadar farklı sektörlerde önemli başarılara imza atan Pasifik Grubu bünyesinde bulunan ve 13 Şubat’ta Borsa İstanbul’da işlem görmeye başlayan Pasifik Donanım ve Yazılım Bilgi Teknolojileri A.Ş. (Pasifik Teknoloji), bu satın almayla ürün ve hizmet kapsamını genişletmeyi hedefliyor.
Pasifik Grubu CEO’su F. Nusret Dur, halka arz sürecinde de belirttikleri gibi şirket satın alma ve birleşmeler ile Pasifik Teknoloji’nin hem ürün ağını geliştirmek hem de yeni pazarlara açılmak için yatırımlarına devam ettiğini söyledi. Ankara merkezli Titra Teknoloji’nin yüzde 51 oranındaki hissesini 478 milyon 197 bin TL bedel karşılığında satın aldıklarını ifade eden Dur, şunları söyledi:
“Titra, Türkiye’nin ilk insansız helikopteri olarak envantere alınan Alpin ile adını duyuran bir şirket. Askeri ve sivil kullanıma uygun insansız hava araçları sistemleri, akıllı sağlık sistemleri, akıllı şehirler, yapay zeka, siber güvenlik teknolojileri, büyük veri (big data) analizi gibi alanlarda inovatif projeler üretiyor. Titra Grup şirketleri bilişim alanında entegratörlük ve saha bakım hizmetleri, envanter yönetimi gibi alanlarda da kurumsal müşterilere ve çeşitli kamu kurumlarına hizmet sunuyor.”
Pasifik Grubu CEO’su F. Nusret Dur
Söz konusu satın almayla birlikte teknoloji sektöründeki güçlerini önemli ölçüde artıracaklarını anlatan F. Nusret Dur, satın almanın ardından Titra Teknoloji’nin kurucu ortağı olan M. Selman Dönmez’in de Pasifik Teknoloji’nin Genel Müdürü olarak atandığını duyurdu.
Pasifik Teknoloji Genel Müdürü M. Selman Dönmez, Pasifik Teknoloji çatısı altında Titra Teknoloji’nin çok önemli işlere imza atacağına inancının tam olduğunu söyledi. “Güvenlik ve savunma alanında Türkiye’nin ilk insansız helikopteri Alpin’in yanı sıra DELİ Taktik Kamikaze Sistemi, PARS Gözcü İHA ve sürü yeteneklerinin eklendiği insansız sistemler son 3 yılda geliştirdiğimiz önemli ürünler arasında yer alıyor” diye konuşan Dönmez, Titra’nın öne çıkan ürün ve hizmetleri hakkında şu bilgileri verdi:
“Son 10 yılda insansız hava araçlarının askeri ve sivil alanlarda kullanımlarının artması ile birlikte gelişen teknolojilerin etkisiyle, insansız araçlar hayatımızda daha da aktif olarak yer almaya başladı. Sivil alanda taşımacılık başta olmak üzere afetlerle mücadeleden güvenlik amaçlı kullanımlara kadar birçok alanda kullanılmak üzere geliştirilmeye devam eden insansız sistemlerin, özellikle taşımacılıkta üstleneceği rol çok büyük. Tedarik zincirinin gelecekte en önemli ayaklarından biri de insansız lojistik olacak. Sürdürülebilirliğin kaçınılmaz olduğu her alanda yazılım ve robotik teknolojilerin hayatımıza girmesi gibi taşımacılık ve lojistik alanında da insansız hava araçları çok önemli bir rol alacak. Pasifik Teknoloji çatısı altında bu teknolojileri yerli olarak geliştiriyor olmamız, bize stratejik avantajlar sağlıyor. İnsansız teknolojilerde birçok dost ve kardeş ülkeyle birlikte çalışmak için görüşmelerimiz devam ediyor. Bu yıl içerisinde bu görüşmelerin ihracatımıza çok büyük katkılar sunacağına inanıyorum.”
Genç, yetenekli, gelişime açık 387 kişilik bir ekip olduklarını ifade eden Dönmez, “Sadece savunma alanında değil, sağlık teknolojileri, yapay zeka sistemleri, bilişim ve akıllı şehirler alanlarında da ürün geliştiriyoruz. Bu alandaki çalışmalarımızla da ülkemizin önemli projelerine katkı sağlıyoruz” diye konuştu.
M. Selman Dönmez, satın almanın tamamlanmasının ardından Pasifik Teknoloji çatısı altında mevcut ürün ve hizmetleri daha da geliştireceklerini ve teknoloji alanında hem ulusal hem de uluslararası arenada çok güçlü bir oyuncu olacaklarını söyledi.
Türkiye’nin lider fintek şirketlerinden Dgpays, ikinci yatırım turunu tamamlayarak Avrupa’dan önemli bir yatırım aldı. Avrupa’nın en büyük fintek fonlarından Truffle Capital ve dünyanın en büyük ödeme hizmetleri şirketinin stratejik yatırımları, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası EBRD’nin yeniden yatırımı ile Dgpays iki yıldan az sürede şirket değerini iki katından fazlasına çıkarıp 600 milyon doların üzerinde bir değere taşıdı.
Büyük iş birliği; Dgpays kurucusu ve CEO’su Serkan Ömerbeyoğlu, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu ve EBRD Türkiye Direktörü Arvid Tuerkner’in katılımlarıyla 27 Şubat’ta Türkiye’nin Londra Büyükelçiliğinde düzenlenen törenle kamuoyu ile paylaşıldı.
2017 yılında kurulan Dgpays, bugün 600 kişiyi aşan BT / Ar-Ge ekipleri tarafından Türkiye’de geliştirilen ürün ve hizmetleri ile kısa sürede bölgenin en büyük teknoloji sağlayıcısı haline geldi. Ülkemizde finansal teknolojiler sektöründe çok güçlü bir konumda bulunan ve hem finans hem de finans dışı sektörlerden 50’yi aşkın kuruma teknoloji sağlayan Dgpays, 2022 yılında yurt dışında da faaliyetlerini başlattı ve kısa sürede uluslararası alanda önemli oyunculardan biri oldu. Şirket ilk turunu da 2021 yılının sonunda tamamlamıştı.
“Türkiye’nin yüksek potansiyeline inancı ve artan yatırım iştahını gösteriyor”
Yatırıma ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dgpays CEO’su Serkan Ömerbeyoğlu şunları kaydetti: “Henüz çok genç bir şirket olarak Dgpays ile geçtiğimiz 7 yıl içinde hızla büyüyerek önde gelen bir teknoloji şirketi haline geldik. Son 2 yıl içinde değerlememizi katlayarak yabancı yatırımları ülkemize getirmeye ve şirketimizin değerini daha da yukarı taşımaya devam ediyoruz. Son olarak aldığımız yatırımlarla şirket değerimiz 600 milyon doların üzerine geldi. Türkiye ve yurt dışında güçlü büyümemizi sürdürerek fintek sektöründe globalde kritik bir oyuncu olma hedefimizle çalışmaya devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu da Türkiye’nin büyüyen ekonomisine ve stratejik konumuna vurgu yaparak “Ülkemizdeki erken aşama teknoloji yatırımlarında 2023 yılında toplam 325 işlem gerçekleşirken 33 yatırım turu ile fintek sektörü en çok işlem gerçekleşen dikeylerden biri oldu. Ülkemizin teknoloji ekosisteminin en önemli güç kaynağı yetenekli girişimcileri ve nitelikli çalışanlarıdır. Sektörün önemli oyuncularından biri olan Dgpays’in aldığı bu uluslararası yatırım, ülkemizin potansiyeline olan inancı ve ülkemize yönelik artan yatırımcı ilgisini de göstermektedir. Yatırım Ofisi olarak en büyük hedeflerimizden biri Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülke ekonomimize katkı sunmak üzere uluslararası doğrudan yatırımların artırılması ve ülkemizde ortamın geliştirilmesidir.” ifadelerini kullandı.
Dgpays’e ikinci yatırımını gerçekleştiren EBRD’nin Türkiye Direktörü Arvid Tuerkner ise konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye finansal teknolojiler sektöründe dünya çapında rekabet edebilecek güce sahip, inovatif şirketleri bulunan önemli bir ülke. Dgpays de bu sektördeki en büyük aktörlerden biri. Daha önce 2021’de yine yatırım yaptığımız Dgpays’e ve Türkiye ekonomisinin potansiyeline olan güvenimizle 2024 yılında Dgpays’e yeniden yatırım gerçekleştirmekten memnuniyet duyuyoruz.”
Aldığı uluslararası fonla şirket değerini daha da yükselten Dgpays, yurt dışı operasyonlarını da büyüterek global arenada güçlü bir oyuncu olmayı hedefliyor.