Bankacılık virüsünü Google Cloud Run ile dağıtıyorlar!

0

Google Cloud Run özellikle kullanıcıların bir altyapıyı yönetme veya ölçeklendirme gereksinimi olmadan sunucusuz bir biçimde ön uç ve arka uç hizmetlerini, web sitelerini veya uygulamaları dağıtmasına olanak tanıyan bir hizmet. Cisco Talos araştırmacıları, Eylül 2023’te Brezilyalı siber tehdit aktörlerinin kötü amaçlı yazılım yüklerini dağıtmak için MSI yükleyici dosyalarını kullanarak kampanyalar başlattığına dikkat çekiyor.

Araştırmacılara göre Google’ın hizmetinin kötü amaçlı yazılım dağıtımında kullanılma oranı giderek artıyor. Araştırmacıların raporunda, Google Cloud Run’ın maliyet etkinliği ve standart güvenlik bloklarını ve filtrelerini atlatma yeteneği nedeniyle son zamanlarda siber suçlular için cazip hale geldiği belirtiliyor.

Saldırılar, potansiyel kurbanlara gönderilen ve faturalar, mali tablolar ya da yerel hükümet ve vergi kurumlarından gelen mesajlar için meşru iletişimler gibi görünecek şekilde hazırlanmış oltalama e-postalarıyla başlıyor. Araştırmacılar, Latin Amerika’daki ülkeleri hedef aldıkları için kampanyadaki e-postaların çoğunun İspanyolca olduğunu, ancak kullanılan dilin İtalyanca olduğu vakaların da olduğunu söylüyor.

E-postalar, Google Cloud Run’da barındırılan ve kötü amaçlı web hizmetlerine yönlendiren bağlantılarla birlikte geliyor. Bazı durumlarda, yük teslimatı MSI dosyaları aracılığıyla yapılıyor. Diğer örneklerde, hizmet, kötü amaçlı MSI dosyası içeren bir ZIP arşivinin depolandığı bir Google Cloud Storage konumuna 302 yönlendirmesi yapıyor. Kurban kötü niyetli MSI dosyalarını çalıştırdığında, yeni bileşenler ve yükler indirilir ve sistemde çalıştırılır. Gözlemlenen vakalarda, ikinci aşama yük dağıtımı meşru Windows aracı ‘BITSAdmin’ kötüye kullanılarak yapılıyor.

Son olarak, kötü amaçlı yazılım, enfeksiyon komut dosyasını (‘AutoIT’) çalıştıran bir PowerShell komutunu yürütmek üzere yapılandırılmış Başlangıç klasörüne LNK dosyaları (‘sysupdates.setup<random_string>.lnk’) ekleyerek yeniden başlatmalarda hayatta kalmak için kurbanın sisteminde kalıcılık sağlar.

Google Cloud Run’ı kötüye kullanan kampanyalar üç bankacılık truva atını içeriyor: Astaroth/Guildma, Mekotio ve Ousaban. Her biri sistemlere gizlice sızmak, kalıcılık sağlamak ve banka hesaplarını ele geçirmek için kullanılabilecek hassas finansal verileri dışarı sızdırmak için tasarlanmıştır.

Astaroth gelişmiş kaçınma teknikleriyle birlikte gelir. Başlangıçta Brezilyalı kurbanlara odaklanmıştı ancak şimdi Latin Amerika’daki 15 ülkede 300’den fazla finans kurumunu hedefliyor. Son zamanlarda, kötü amaçlı yazılım kripto para birimi değişim hizmetleri için kimlik bilgileri toplamaya başladı.

Tuş kaydı, ekran yakalama ve pano izleme yöntemlerini kullanan Astaroth sadece hassas verileri çalmakla kalmıyor, aynı zamanda bankacılık kimlik bilgilerini ele geçirmek için internet trafiğini kesiyor ve manipüle ediyor.

Mekotio da birkaç yıldır aktiftir ve Latin Amerika bölgesine odaklanmaktadır.Bankacılık kimlik bilgilerini, kişisel bilgileri çalması ve hileli işlemler gerçekleştirmesiyle bilinir. Ayrıca kullanıcıları kimlik avı sitelerine yönlendirmek için web tarayıcılarını manipüle edebilir.

Son olarak, Ousaban sahte (yani klonlanmış) bankacılık portallarını kullanarak keylogging, ekran görüntüsü yakalama ve bankacılık kimlik bilgileri için phishing yapabilen bir bankacılık trojanıdır. Cisco Talos, Ousaban’ın Astaroth bulaşma zincirinin daha sonraki bir aşamasında sunulduğunu, bunun da iki kötü amaçlı yazılım ailesinin operatörleri veya her ikisini de yöneten tek bir tehdit aktörü arasında olası bir işbirliğine işaret ettiğini belirtiyor.

X, Hindistan’da hesap ve tweetleri gizliyor!

X, idari emirlere uymamanın firmayı “önemli para cezaları ve hapis cezası da dahil olmak üzere potansiyel cezalara” maruz bırakacağını söyledi.

X’in Küresel Hükümet İşleri birimi, yasal kısıtlamaların kararnameleri yayınlamasını engellediğini ancak “şeffaflık açısından bunların kamuya açıklanmasının şart olduğuna inandıklarını” belirtti. X, Hindistan hükümetinin engelleme kararlarına itiraz eden bir yazı itirazında bulunmasını önerdi; bu karar şu anda “beklemede” ve bu emirlerden etkilenen kullanıcıları bilgilendirilmiş durumda.

X, “Bu açıklama eksikliği, hesap verebilirlik eksikliğine ve keyfi karar almaya yol açabilir.” diye uyardı.

X’in açıklaması, Yeni Delhi’nin ülkedeki çiftçi protestolarını çevreleyen yaklaşık 177 hesap ve paylaşımın geçici olarak engellenmesi emrini takip ediyor. Yetkililer bu yıl çiftçilerin ürünlerine asgari destek fiyatının artırılmasını talep ettiği protestolar öncesinde bazı sosyal medya hesaplarını engelledi.

Hindistan küresel teknoloji firmaları için kilit pazarlardan biri. Güney Asya pazarının değiştirilen BT kuralları, Yeni Delhi’ye ülkedeki internet hizmetlerinin uyumluluğunu zorlama konusunda daha fazla yetki sağlıyor.

Gizlilik savunucusu Apar Gupta’nın yakın zamanda X’te yazdığı bir gönderide yazdığı gibi:

Çiftlik liderlerinin Twitter hesaplarına yönelik engelleme emirleri önceden çıkarıldı. Bu ön sansür biçimi herhangi bir şeffaflıktan veya doğal adaletten yoksundur.

Yeni mülkiyet altındaki Twitter, artık URL’leri Lumen Veritabanına ifşa etmeyecek ve şeffaflığı ortadan kaldıracak. Aynı zamanda teokratik (anayasal mantığın aksine) mantığın kullanıldığı Karnataka Yüksek Mahkemesi davasını da kaybetti. Bu konuyu ayrıca yazdım ama bu bir kenara.

Hükümet kendi adına açıklama yapmayacak veya hesap verebilirliğe boyun eğmeyecektir. Neden hesapların tamamını önceden engelleyesiniz? Hesabın kendisi yasadışı mı? Bugün iki yıl öncesine göre daha az insan bu soruları soracağı için bu soruları sormanın bir anlamı olmayacak. 

Toplam güce doğru yürüyüşü tehditkar hale geldikçe, daha yüksek düzeyde sosyal uyum talep ediliyor. Ya disiplin yoluyla, ya umutsuzluk ya da beyin yıkama yoluyla. Bu şaşırtıcı değil, asıl acı veren şey sosyal medyada çiftçilere yönelik aşağılık yorumlardır. 750’ye yakın protestocunun hayatını kaybettiğini unutmak ne kadar kolay? Toplum olarak anlaşmazlık yüzünden tüm nezaketimizi mi kaybettik?

Apple iPhone 15 pil ömründe devrim yarattı: 2 kat daha uzun kullanım!

Teknoloji devi Apple, müşterilerine daha uzun süreli kullanım imkanı sunmak amacıyla iPhone 15 serisinin pil ömrünü önemli ölçüde artırarak, aynı zamanda Avrupa Birliği’nin enerji verimliliği düzenlemelerine uyum sağladığını duyurdu. Salı günü yapılan açıklamada, şirketin yeni iPhone modellerinin, 1000 şarj döngüsünden sonra orijinal şarj kapasitesinin yüzde 80’ini koruyabildiği belirtildi. Bu, şirketin önceki tahmininin iki katı anlamına geliyor ve kullanıcıların cihazlarını daha uzun süre sorunsuz bir şekilde kullanmalarını sağlamayı hedefliyor.

Daha önce, Apple’ın online destek belgelerinde, iPhone pillerinin 500 döngüden sonra yüzde 80 kapasiteyi koruduğu ifade ediliyordu. Ancak, şirket, iPhone 15 serisi için yapılan güncellemelerin ardından, uzun vadeli pil sağlığını test ederek, en az 1000 döngüden sonra yüzde 80 kapasite koruma başarısını saptadı. Bu adım, Apple’ın müşterilerine pil ömrü konusunda daha net ve güvenilir bilgiler sunma çabasının bir yansımasıdır.

Apple iPhone 15 pil

Bu değişiklik, aynı zamanda Avrupa Birliği’nin 2025’ten itibaren yürürlüğe girecek olan akıllı telefon ve tablet üreticilerine getirdiği yeni düzenlemelerle de uyumludur. AB, cihazların 800 şarj döngüsünden sonra orijinal kapasitesinin en az yüzde 80’ini korumasını şart koşuyor. Bu nedenle, Apple, iPhone 15 serisinde gerçekleştirdiği pil iyileştirmeleriyle AB standartlarına uygunluğunu sağlamış oldu.

Apple, pil ömründeki bu artışı, pil bileşenlerinde ve iOS güç yönetiminde yapılan sürekli iyileştirmelere bağlıyor. Şirket ayrıca, daha önceki modellerin pil performans tahminlerini de güncelleyip güncellemediklerini değerlendirdiğini belirtti. Bu güncellemeler, kullanıcıların mevcut cihazlarını daha verimli bir şekilde kullanmalarını sağlarken, aynı zamanda çevre dostu bir yaklaşımın da bir yansımasıdır.

Yenilenen pil ömrü, Apple kullanıcılarına daha uzun ömürlü ve enerji verimli bir deneyim sunarken, aynı zamanda AB düzenlemelerine uyum sağlama çabalarını da yansıtıyor. Apple, teknolojide sürdürülebilirlik ve kullanıcı memnuniyeti konularında attığı adımlarla öne çıkmaya devam ediyor.

Intel ikiye bölündü!

Kaliforniya’daki Foundry Direct Connect Intel etkinliğinde şunları söyledi: “Dünyanın dökümhanesi olmak istiyoruz. Eğer geniş ölçekte Batılı dökümhane olacaksak, buna kimin katılacağını ayırt edemeyiz.

Gelsinger, bunu gerçekleştirmek için, Intel markası altında iki bağımsız organizasyon oluşturmak üzere çip mağazasını ortadan bölüyor. Yeniden yapılanma ve yeniden markalamanın bir parçası olarak Intel Foundry Hizmetleri, çip üreticisinin teknoloji geliştirme, tedarik zincirleri, üretim ve paketleme hizmetlerini IFS adı altında kapsayacak şekilde genişletilecek.

Bu arada Intel’in Ürün bölümü, çabalarını; istemci, masaüstü ve ağ kitinin geliştirilmesi ve lisanslanması üzerinde yoğunlaştıracak. Aslında bu Intel ürünleri kolu, daha önce olduğundan daha çok, hatasız bir çip üreticisi gibi çalışacak.

IFS başkanı Stu Pann, bu kuruluşların yasal olarak farklı olacaklarını ve gizliliği sağlamak için minimum örtüşmeyle kendi personellerine ve süreçlerine sahip olacaklarını açıkladı.

Bu konuda çok disiplinliyiz. İki ayrı satış gücümüz var. İki ayrı ERP sistemi kuruyoruz. İki ayrı tüzel kişiliğin ana hatlarını çiziyoruz.” dedi. “Intel Foundry, Ürün gruplarıyla piyasa koşullarına uygun işlemler yapacaktır.

Ürün grubu da diğer müşterilerle aynı şekilde kapasite koridorları olarak adlandırdığı fab tahsislerden yararlanacak. Kendisi, Intel Ürünlerinin muhtemelen önümüzdeki birkaç yıl boyunca Intel’in işlerinin büyük kısmını yönlendireceğini itiraf etti.

Belki daha da önemlisi, Foundry, dahili veya harici olmalarına bakılmaksızın tüm müşterilerinin gizliliğini sıkı bir şekilde koruyacaktır. Intel’in üretimden sorumlu başkan yardımcısı Keyvan Esfarjani, “Bu, dökümhanelerde başarılı olmak için gerekenlerin merkezinde yer alıyor.” dedi.

Intel’in Dökümhane ve Ürün bölümlerini ayırmaya yönelik yasal çerçeveleri mevcut olsa da strateji halihazırda Intel’in Arm ile olan ortaklığıyla hayata geçiyor.

Arm, fikri mülkiyetini Chipzilla’nın süreç düğümlerinde kullanıma sunmak için çalışıyor. Örneğin Faraday her iki teknolojiyi de kullanan çipleri zaten duyuruyor.

Ortaklığın alışılmışın dışındaki doğası, Pann’a sahneye katılan Arm CEO’su Rene Haas’ın da gözünden kaçmadı ve bu birleşmeyi “tuhaf yatak arkadaşları” olarak tanımladı.

Gelsinger, Arm’ın yanı sıra Cadence, Ansys, Siemens ve Synopsys gibi çip tasarım şirketleriyle olan stratejik ortaklıklarından bahsetti ve 18A süreç düğümünde çip oluşturmak için Microsoft’la bir sözleşme imzaladı. Özel silikon alanında nispeten yeni olan Microsoft, Gelsigner’ın tutkusu açısından buzdağının yalnızca görünen kısmı.

Ancak Intel bu yeniden yapılanma yoluyla her türlü çıkar çatışmasını önlemeye çalışırken Gelsinger, krallığın anahtarlarını bırakmaya ve dökümhane işini bağımsız bir kuruluş olarak ayırmaya hazır görünmüyor.

Bununla birlikte, Intel’in programlanabilir çözümler grubunun geçen yılki yan ürünü, Intel Foundry’nin daha köklü hale gelmesiyle aynı şeyin gerçekleşebileceğini öne sürüyor.

Intel yeni süreç teknolojisi için rota çiziyor

Tabii ki, Nvidia veya AMD gibi büyük çip satıcılarını cezbetmek için öncelikle riske değecek bir süreç ve paketleme teknolojisine sahip olunması gerekiyor.

Intel, ASML’nin High-NA EUV litografi ekipmanı kullanılarak ilk kez üretilecek olan 14A adlı 18A işlem düğümünün halefini tanıttı. Bu amaçla, yol haritasına göre 2025 ile 2027 yılları arasında kullanıma sunulması gereken yeni nesil süreç teknolojisini tanıttı. Düğümler arasında Intel 14A adlı yayınlanmamış 18A süreç düğümünün halefi yer alıyor ve bu düğüm ilk kez kullanılacak.

Aslında teknolojiye dayalı iki süreç düğümü var: 14A ve muhtemelen daha sonra gelecek olan 14A-E adı verilen geliştirilmiş bir sürüm. Süreç küçültülmesine ek olarak çip üreticisi, 18A düğümünün performans açısından optimize edilmiş bir versiyonunu da (tahmin edilebileceği gibi 18A-P olarak adlandırılmış) ve Intel 3-E ve Intel 3-PT dahil olmak üzere eski süreç düğümlerinin geliştirilmiş sürümlerini piyasaya sürmeyi planlıyor. 

İkincisi, 3D paketleme kullanan uygulamalar için silikonlu VIA’larla tasarlanmış, performansı optimize edilmiş bir süreç düğümü. Intel, bu teknolojiyi Clearwater Forest adlı yeni nesil çok çekirdekli CPU kodu üzerinde çalıştırmayı planlıyor.

Çip hakkında henüz pek bir şey bilmiyoruz, ancak Intel 18A üzerine kurulu CPU döşemelerini Intel 3 tabanlı bir taşıyıcı döşemenin üzerine istifleyeceğini biliyoruz.

Intel, küresel olarak dağıtılan ve sürdürülebilir fabrikalarla birlikte bu süreç teknolojisinin Gelsinger’in “sistem dökümhanesi” olarak adlandırdığı şeyin temelini oluşturacağına inanıyor.

Fikir, çip üreticisinin TSMC gibi üretim ve paketleme hizmetlerinden daha fazlasını sunacağı gibi görünüyor. Bunun yerine, dahili ve harici kaynaklı fikri mülkiyeti kullanarak daha karmaşık heterojen chiplet tasarımlarını desteklemek için başka katma değer sağlama sözü verecek.

Hala bekliyorum

ABD Ticaret Bakanı Gina Raimondo, IFS Direct Connect’teki görünümü sırasında Pat Gelsinger’a herhangi bir CHIPS fonu sürprizi sunmadı ancak ikinci bir CHIPS tasarısının söz konusu olmadığını söyledi.

Gelsinger, şirketin dökümhanelerini 2021’de fason üretime açacağını ilk duyurduğundan bu yana çip üreticisi, ABD ve Avrupa’da 100 milyar dolardan fazla değerde çip fabrikası kurmayı taahhüt etti.

Bu çalışmaların çoğu, ABD ve AB CHIPS Yasa Tasarıları kapsamındaki önemli hükümet sübvansiyonlarına dayanıyor. Ancak Global Foundry’nin Pazartesi günü verdiği 1,5 milyar dolarlık ödüle ve Ticaret Bakanı Gina Raimondo’nun Çarşamba günkü açılış konuşmasında sanal olarak görünmesine rağmen Intel hâlâ pastadan kendi dilimini bekliyor.

Yine de beklemeye değebilir. Intel, fabrika projelerine ayrılan 39 milyar dolardan 10 milyar dolara kadar sübvansiyon alabilir. Bu sayı daha yüksek de olabilir.

İyi tarafından bakıldığında ufukta daha da fazla finansman olabilir. İkinci bir CHIPS tasarısı olasılığı sorulduğunda Raimondo bu fikri reddetmedi. 

CHIPS nakit parası gibi umut verici bir ihtimal olsa da, ilk faturanın dağıtılma hızı veya eksikliği, Intel’in fabrika yapısında zaten sorunlara neden oldu. Bu ayın başlarında Intel’in, zayıf yarı iletken pazarı ve CHIPS Yasası sübvansiyon nakit alımındaki gecikmeler nedeniyle Ohio dökümhanesi projesini 2026’ya ertelediği bildirilmişti.

Google, yeni yapay zeka modeli Gemma’yı tanıttı!

Google, 2024 yılının başından bu yana süregelen yapay zeka alanındaki yeniliklerine bir yenisini ekleyerek, yeni bir yapay zeka modeli olan Google Gemma’yı tanıttı. Gemma, önceki Gemini AI modellerinden daha küçük ancak özel bir yapay zeka modeli olarak dikkat çekiyor. Bu yeni model, yapay zekaya bulut üzerinden erişmek yerine yerel kullanım için tasarlanmış olup, özellikle araştırmacılara hitap ediyor.

Google, Gemma’nın DeepMind tarafından geliştirildiğini belirtiyor. Gemma, büyük kardeşi Gemini ile bazı ortak teknik ve altyapı bileşenlerini paylaşıyor. İki ayrı model olarak sunulan Gemma, Gemma 2B ve Gemma 7B olarak adlandırılıyor. Araştırmacılar, bu modellere yerel dizüstü ve masaüstü bilgisayarlarında kullanmanın yanı sıra bulutta da erişebilecekler. Google, Gemma 2B (iki milyar parametre) ve 7B (yedi milyar parametre) modellerinin teknik olarak daha küçük olduğunu iddia ederken, aynı zamanda Meta’nın Llama 2 gibi büyük modelleri geride bıraktıklarını da ifade ediyor. Parametre sayısı, bir modelin karmaşıklığını ve potansiyel kapasitesini belirler. Bu durum, Gemma’nın daha kompakt olmasına rağmen dil anlama ve sofistike yanıtlar üretme yeteneğini vurguluyor.

Şirket, Gemma’nın topluluğa katkı sağlayacağını ve geliştiricilere sorumlu bir şekilde yapay zeka oluşturmada yardımcı olmayı amaçladığını açıklıyor. Bu bağlamda, Gemma ile birlikte Responsible Generative AI Toolkit (Sorumlu Üretken Yapay Zeka Araç Seti) de tanıtıldı. Bu araç seti, Google’ın deneyimlerine dayanan yapay zeka geliştirme kılavuzunu içeriyor ve aynı zamanda bir hata ayıklama aracını da sunuyor.

Google, Gemma’nın geliştiricilere daha sorumlu bir yaklaşım sunmayı hedeflediğini belirtirken, yeni yapay zeka modelinin, geniş bir kullanıcı kitlesi tarafından benimsenerek yapay zeka alanında daha sorumlu ve etik bir gelişim sürecine katkıda bulunması bekleniyor.

Musk’ı Twitter Dosyaları’ndan çalışanları kurtardı!

Twitter, X değil de Twitter iken birkaç gazeteci; şirketin moderasyon ve politika ekiplerinin çalışmaları da dahil olmak üzere, şirketin Musk tarafından satın alınmadan önceki faaliyetlerine ilişkin belgeler yayınladı. Belgeler Twitter Dosyaları olarak bilinmeye başlandı.

FTC, belgelerin içeriği nedeniyle değil, yeni Twitter patronu Elon Musk tarafından gazetecilere verilen sınırsız erişim ve veri koruma konusundaki korkular nedeniyle olaya karıştı.

Twitter Dosyaları bir yana, platformun müşteri iletişim bilgilerinden doğrudan mesajlara kadar çok sayıda kişisel bilgiyi barındırıyor. Kişisel bilgilerin korunması söz konusu olduğunda bu kişi daha önce de suçluydu ve bu nedenle FTC, ABD vatandaşlarının verilerini protesto etme talimatlarına uygunluğun izlenmesini yakından takip ediyordu.

Böylelikle FTC, Musk’ın erişim konusundaki övünmelerini araştırmaya başladı ve aslında Musk’ın emir taleplerine rağmen doğrudan erişimin verilmediğini buldu.

Böyle bir düzenlemenin, halka açık olmayan kullanıcı bilgilerinin FTC Kararını potansiyel olarak ihlal etme riskiyle karşı karşıya kalabileceği endişesine dayanarak, Twitter’daki uzun süreli bilgi güvenliği çalışanları müdahale etti ve riskleri azaltmak için önlemler uyguladı.

Gerçekte olan ise şirket çalışanlarının üçüncü şahıslar adına platformun sistemlerine erişmesiydi.

Mektuba göre, “Twitter’ın yeni CEO’sunun çalışanları FTC Kararını ihlal edecek eylemlerde bulunmaya yönlendirdiği göz önüne alındığında, personel endişelenmekte haklıydı.

Musk gerçekten de kendinden kurtulmuştu. Veya en azından FTC’den gelebilecek potansiyel ağır bir para cezasından.

Mektupta Musk’ın kurtaran personelin akıbetine değinilmiyor. Ancak FTC’nin Musk’ın devralınmasını ve platformu satın aldıktan kısa bir süre sonra meydana gelen istifaları neden araştırdığına ilişkin bir soruya yanıt veriyor.

Basitçe söylemek gerekirse, şirkette Twitter’ın FTC’nin Amerikalıların kişisel verilerini koruma emrine uymasını sağlamak için veri politikalarını ve uygulamalarını yorumlamaktan ve değiştirmekten sorumlu kimse kalmamıştı.

Twitter, FTC kararını ortadan kaldırmaya çalıştı ancak mahkemede başarısız oldu. Khan mektupta, “Twitter’ın Karar kapsamındaki yasal taahhütlerine uymaya devam etmesi kamu çıkarına hizmet etmektedir.” dedi ve “Twitter’ın tüketicilere yalan söylememe anlaşması, tüketicilerin bilgilerini korumak için kapsamlı bir program sürdürme gerekliliği, ve aldatıcı olmayan bir şekilde gelişmiş hesap güvenliği özellikleri sunma zorunluluğu.” 

Twitch’e erişim engeli geldi!

Türkiye’nin en popüler canlı yayın platformlarından Twitch için geçtiğimiz dakikalar itibariyle bir erişim engeli getirildi. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından uygulanan erişim engelinin sebebi ne? İşte tüm bilinenler…

Twitch için erişim engeli!

BTK‘nın resmi web sitesindeki site bilgileri sorgulama sayfasına baktığımızda Twitch’in erişime engellendiğini görüyoruz. Bu kararınsa Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından verildiğini görüyoruz.

Twitch için erişim engeli!

Erişim engeli için Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü’nün talepte bulunduğu görülse de bu talebin nedeni tam olarak bilinmiyor. Platformda Türkiye’de yasak olmasına rağmen casino vb. kumar oyunlarının yayınları yapıldığı biliniyordu. Kararın da bundan kaynaklandığı tahmin ediliyor.

Bazı kullanıcılar, Twitch‘e erişim engeli getirilmesine rağmen platforma giriş yapabildiklerini söylüyor. Bunun nedeni ise internet sağlayıcılarının henüz BTK kararını uygulamaması. Birkaç dakika içerisinde tüm sağlayıcılar, Twitch‘i yasaklayacaktır.

Bunun yanı sıra geçtiğimiz günlerde Twitch rakibi platform olarak hizmet veren Kick için de bir erişim engeli getirildi. Bu engeli de Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü talep etmişti. Yasaklamanın nedeniyse platformda kumar kategorisi olmasıydı. Şirket bu kategoriyi Türkiye’deki kullanıcılar için gizlediğini açıkladı. Bu doğrultuda BTK‘dan bir yanıt bekleniyor.

Twitch’e erişim engeli uygulanmasıyla ilgili yeni bir gelişme yaşandığında sizi bilgilendireceğiz. Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

Avrupa devleri birleşiyor: Otomobilin Airbus’ı yolda!

Avrupa’nın önde gelen otomobil üreticileri Volkswagen, Renault ve Stellantis, daha rekabetçi ve ekonomik elektrikli araçlar üretebilmek adına güçlerini birleştirmeyi düşünüyor. Bu işbirliği, özellikle Tesla ve Çinli üreticilerle rekabet etmekte zorlanan şirketlerin, elektrikli araç pazarındaki varlıklarını güçlendirmeyi amaçlıyor.

Stellantis CEO’su Carlos Tavares, Automotive News Europe‘a yaptığı açıklamada, “Gelecekte Çin rekabetiyle başa çıkamayan şirketlerin zor durumda kalacağına dair mükemmel bir farkındalık var” ifadelerini kullandı.

Avrupa devleri potansiyel işbirliği, geliştirme kaynaklarının bir araya getirilmesinden, Avrupa sınırlarının ötesinde şirket birleşmelerine kadar geniş bir perspektifi kapsıyor. Planların detaylarının önümüzdeki aylarda netleşmesi bekleniyor.

Avrupa devleri

2024 yılı, elektrikli araç üreticileri için bir dizi zorlukla karşı karşıya kalacak. Bazı hükümetlerin elektrikli araç teşviklerini azaltması, kiralama şirketlerinin elektrikli araçları azaltması ve ABD ve Avrupa’da gerilimli bir seçim yılı olması, sektörü etkileyecek faktörler arasında yer alıyor. Bloomberg’e göre, Tesla dahil birçok şirket hisse değerlerinde düşüş yaşarken, maliyetlerin en büyük engel olduğu belirtiliyor.

2024’ün getireceği bir diğer zorluk ise AB’de yürürlüğe girecek daha sıkı emisyon kuralları. Bu kurallar, üreticileri daha fazla elektrikli araç üretmeye zorluyor ve aksi takdirde ağır para cezaları ödemelerini gerektirecek.

Avrupa devlerinden Renault CEO’su Luca de Meo, Avrupa’nın en büyük üç otomobil üreticisini bir araya getirerek büyük ölçekli ve uygun maliyetli elektrikli araçlar üretmeyi önererek, “Otomobilin Airbus’ını” oluşturmayı amaçlıyor.

Beklentiler ve gelecek planları

Otomobil üreticileri, AB’nin elektrikli araçlara hızlı geçiş için sert kurallarını gözden geçirmesini umuyor. Bloomberg’e göre, otomobil üreticileri Haziran ayında yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimlerinden hemen sonra lobicilerini mücadeleye hazırlarken, AB’nin planlarını gözden geçirmesi bekleniyor.

Bu süreçte, Volkswagen, Stellantis ve Renault’un 25.000 € veya daha düşük fiyatlı yeni elektrikli araçlar üzerinde çalıştığı, diğer lüks markaların ise 2025’e kadar gelişmiş teknolojiye sahip yeni EV’leri piyasaya sürmeyi planladığı belirtiliyor.

IP hırsızlığından korunun!

0

İnternet Protokol adresi (kısaca IP adresi) bir kişinin kimlik kartına çok benzer bir işlev görür; ağdaki bir bilgisayarı tanımlayan benzersiz bir karakter dizisidir. Her IP benzersizdir ve bilgisayarın genel konumu gibi bazı ilginç bilgileri temsil eder. Dijital güvenlik şirketi ESET bir bilgisayarın çevrimiçi kimliği olan IP adresinin neden kaydedilmeye çalışıldığını irdeleyerek kötü niyetli aktörlerin neler yapabileceğini inceledi.

IP hırsızlığı genellikle tıklandığında IP adresinizi kaydeden ve saklayan bir bağlantıdır. Birileri IP’yi web üzerinde izlemek için başka bir araç kullanabilir ve ağdaki çeşitli web sayfalarıyla etkileşimlerini not edebilir. Bir IP’nin sağlayabileceği bilgi miktarı oldukça düşük olmasına rağmen, yine de tanımlanabilir bir veri parçasıdır ve eğer biri bunu yapmak için zaman ve kaynak ayırırsa, yasadışı amaçlar için kullanılabilir. Size rastgele bağlantılar gönderen masum kullanıcılar gibi görünse bile çevrimiçi tehditlere karşı dikkatli olarak saldırganlardan bir adım önde olabilirsiniz.

IP adresini kimler neden kaydetmek ister?

IP adresinin kaydedilmek istenmesinin birkaç nedeni vardır. Bazı çevrimiçi mağazalar misafirlerini reklamlarla hedeflemeyi daha kolay bulabilir. IP genel bir konum verdiğinden, mağazalar reklamları daha kişisel olacak şekilde özelleştirebilir. Bu aynı zamanda sosyal medya web siteleri tarafından, bağlı bir bağlantıya tıkladığınızda ilgi alanlarınızı kaydetmek için de yapılır. Kullanıcılardan bağlantıları olağandışı göründüğünde yeniden kimlik doğrulaması yapmalarını isteyerek dolandırıcılığı önlemeye de yardımcı olur.

Bir çevrimiçi mağaza veya web sitesi IP adresinizi belirleyebildiği gibi, kötü niyetli aktörler de IP adresinizi ele geçirebilir. Elde edeceği diğer bilgiler ile birlikte farklı amaçlar için IP adresinizi kullanabilir. 

Hedefleme ve izleme

IP adresi, diğer bilgilerle birleştiğinde, bir kişinin veya şirketin kötü niyetli nedenlerle hedeflenmesini kolaylaştırabilir çünkü IP, kişinin yaklaşık coğrafi konumunu ele verir. Ayrıca diyelim ki güvenliği ihlal edilmiş halka açık bir Wi-Fi’ye bağlandıysa, bir dolandırıcı kullanıcının çevrimiçi etkinliğini bununla izleyebilir.

DDOS saldırıları 

Kötü niyetli bir aktör, bir bireyin ya da şirketin IP adresini ele geçirerek, bu adresi sahibinin internet bağlantısını çökertmek için kullanabilir.

Sosyal mühendislik

Zeki bir dolandırıcı, IP’yi bir bireyden veya hatta bir şirketten daha fazla bilgi edinme aracı olarak kullanabilir. Bunu muhtemelen başka bir oltalama yöntemi takip edecek veya eşlik edecek ve potansiyel olarak daha büyük bir siber saldırıya dönüşecektir.

IP’nin kötüye kullanımı

Akıllı bir suçlu, bağlantınızı taklit ederek ve izniniz olmadan yasadışı faaliyetlerde bulunarak IP adresinizi kötüye kullanabilir. Özünde, dolandırıcı IP’nizi bir VPN gibi kullanmış ve kendi bağlantısını sizinkiyle maskelemiş gibi olur.

IP hırsızlığına karşı nasıl korunulur?

Kullanıcıların  kendilerini korumasının birçok yolu var ancak temel olarak dikkat edilmesi gereken üç temel konu şu şekilde özetlenebilir;

İnternette rastgele bağlantılara asla tıklamayın. Bunun sık sık tekrarlanması gerekir ve tıkladığınız bağlantı her zaman bir IP yakalayıcı değil kötü amaçlı bir bağlantının başka bir biçimi de olabilir ve bu da kötü amaçlı yazılım bulaşmasına neden olabilir.

VPN kullanın. Muhtemelen kendinizi korumanın en iyi yolu, trafiğinizi diğer düğümler üzerinden yönlendirerek kendi adresinizi maskeleyen, IP’nizi ve konumunuzu gizleyen premium bir VPN hizmeti kullanmaktır. Ücretsiz VPN hizmetlerinden uzak durmanızı öneriyoruz çünkü bu hizmetler kötü amaçlı yazılım içerme, zayıf güvenlik koruması nedeniyle bir güvenlik tehlikesine yol açma veya kişinin verilerinin kaydedilip üçüncü taraf reklamcılara satarak kişinin gizliliğine zarar verme olasılığı nedeniyle risklidir.

Güvenlik duvarınızı güvence altına alın. Yönlendiriciniz ve diğer cihazlarınız için güçlü parolalar belirleyin ayrıca internet ile aranızda koruyucu bir bariyer oluşturmak için güvenlik duvarı korumanızı geliştirebilecek çözümler kullanın.

Epson, çevre başarılarıyla CDP A Listesi’nde!

0

Epson, iklim değişikliği ile mücadele ve su güvenliği konusundaki başarılarıyla uluslararası çevre örgütü ‘Karbon Saydamlık Projesi (CDP)’ A Listesi’ne girdi.

Epson Corporation, uluslararası çevre örgütü Karbon Saydamlık Projesi (CDP) tarafından iklim değişikliği ile mücadele ve su güvenliği konularında elde ettiği başarılar nedeniyle A Listesi’ne alındı. CDP, küresel çevresel bilgilendirme sistemini yürüten bağımsız kâr amacı gütmeyen bir dernek olarak her yıl, şirketleri iklim değişikliği, su güvenliği ve orman tahribatı ile ilgili risklerini ve fırsatlarını ölçmeye ve yönetmeye teşvik ediyor. CDP bunu yatırımcılar, satın alıcılar ve şehir paydaşlarının talebi üzerine yapıyor. Bu kişiler, yatırım yapacakları şirketler hakkında kararlar vermek için bilgileri kullanıyor.

Epson, iklimle ilgili finansal bir görev gücünün kurulmasının ardından karbon azaltma önlemlerine yönelik bir dizi çalışma gerçekleştirdiği için tanındığını düşünüyor. Şirketin son girişimleri arasında, Epson Grubu tesislerinin dünya çapında %100 yenilenebilir elektriğe geçişini tamamlamak yer alıyor.

Epson Avrupa Başkanı Nagafusa konuyla ilgili şöyle konuşuyor: “CDP’den iki kategoride ‘A’ almak (iklim değişikliği ve su güvenliği) müşterilerimize, iş ortaklarımıza ve yatırımcılarımıza güçlü bir mesaj niteliğinde. Epson’un tüm küresel operasyonlarında karbon negatif hedefine ulaşma konusundaki kararlılığının bir kanıtıdır. En son CDP A derecesi, iklim değişikliği ile mücadele etme konusunda ciddiyetimizi ve işimizi geleceğe hazırlama konusundaki kararlılığımızı daha da pekiştiriyor.”

 23 bin şirket değerlendirildi

 CDP, dünya genelinde 740’tan fazla kurumsal yatırımcı tarafından kullanılan toplam 136 trilyon dolar varlığı kapsayan bir örgüt. Anket sonuçları, ESG yatırımcıları tarafından kullanılan dünyanın önde gelen sosyal sorumluluk yatırım (SRI) endekslerinde şirketleri çevresel performans açısından değerlendirmek için kullanıyor.

CDP aracılığıyla bilgi veren 23.000’den fazla şirketten, A listesine girenlerin sayısı %2’nin altında. Epson, iki kategoride A almayı başaran az sayıdaki şirketten biri ve bu, Epson’un sürdürülebilirlik konusunda lider bir kuruluş olduğunu gösteriyor.

2023 A Listesindeki şirketlere, değerlendirme metodolojisine ve değerlendirme kriterlerine ilişkin bilgilere https://www.cdp.net/en/companies/companies-scores adresinden ulaşabilirsiniz.

Apple’ın yeni App Store şartları: AB’de tartışma yarattı!

Apple, iOS 17.4 güncellemesiyle App Store’da önemli değişikliklere gitmesiyle birlikte, Meta ve Microsoft, Apple’ın yeni şartlarına karşı çıkarak lobi faaliyetleri yürütmeye başladı. Yapılan güncelleme ile geliştiricilere, uygulamalarını resmi Apple App Store dışında dağıtmalarına ve mağazada kalmak istemeleri durumunda alternatif şartlara geçmelerine olanak tanındı. Ancak, Apple’ın bu yeni şartlarının eleştirilmesine neden olan bir dizi kısıtlama bulunuyor.

Apple,Apple’ın yeni App Store şartları kendi uygulama mağazası dışında yapılan satışlardan %27 komisyon alacak ve alternatif uygulama mağazaları veya ödeme seçenekleri kullanan geliştiricilere “kullanıcı başına0.50 euro ücret talep edecek. Bu durum, özellikle ücretsiz uygulamalar için pek mantıklı görünmüyor.

Meta ve Microsoft, AB’de lobi faaliyetleri yürütüyor. Avrupa Birliği, konuyu değerlendirdiğini ve Apple’ın yaklaşımının kabul edilemez olduğuna karar vermesi halinde “etkili adımlar atmaya” hazır olduklarını belirtti. Microsoft ise, Apple’ın yeni politikasının yanlış bir adım olduğunu düşünerek, şartların geri bildirimlere dayalı olarak yeniden değerlendirileceğine inanıyor. Mark Zuckerberg ise, Apple’ın yeni şartlarının Meta’yı etkilemeyeceğini ve geliştiricilerin alternatif uygulama mağazalarına girmeyeceğini düşündüğünü ifade ediyor, ayrıca AB düzenlemelerinin amacına ters düştüğünü savunuyor.

Apple için kritik tarih 7 Mart olarak belirtiliyor. Financial Times‘a göre, Apple, Avrupa Komisyonu ile aylarca görüşmelerde bulundu ve belirlenen şartlar, onbinlerce saat harcayan yüzlerce Apple ekibinin çalışmasının bir ürünü. Şimdi, AB’nin, Apple’ın yeni şartlarının Dijital Pazarlar Yasası’na uyumlu olup olmadığına karar vermesi gerekiyor ve geliştiricilerin görüşleri de dikkate alınacak. AB için App Store değişikliklerini içeren iOS 17.4 güncellemesi bu tarihte yayınlanacak.

Microsoft Windows 11 Copilot’a yeni özellikler kazandırdı!

Microsoft, Windows 11 işletim sistemi için Copilot adlı yapay zeka asistanına önemli işlevsellikler ekleyen bir güncelleme yayınladı. Kullanıcılar artık Copilot aracılığıyla daha fazla ayarı yönetebilecek ve otomasyon yazılımı Power Automate Desktop’ı kullanma imkanına sahip olacaklar.

Windows Insider yapısında sunulan güncelleme, kullanıcıların Copilot ile erişilebilirlik odaklı ayarları dahil olmak üzere çeşitli ayarları yönetmelerine olanak tanıyor. Ayrıca, Copilot’un kullanıcıların Power Automate Desktop’ı kullanmasına izin vermesi, işlevselliği daha da artırıyor.

Microsoft Windows 11 Copilot'

Microsoft Windows 11 Copilot’un yeni işlevleri arasında kullanıcıların aşağıdaki sorguları yapabilmesi bulunuyor:

  • Kullanılabilir kablosuz ağları listeleme
  • Sistem ve cihaz bilgilerini gösterme
  • Pil bilgisini gösterme
  • Depolama alanını temizleme
  • Geri dönüşüm kutusunu temizleme
  • Pil tasarruf modunu açma ve kapatma
  • Başlangıç uygulamalarını gösterme
  • IP adresini gösterme
  • Sistem, cihaz veya depolama bilgisi isteme

Windows’taki Copilot, ayrıca şu erişilebilirlik özelliklerini destekliyor:

  • Ekran okuyucusunu açma
  • Sesli erişimi açma ve kapatma
  • Büyüteci açma
  • Metin boyutunu değiştirmesini
  • Canlı altyazı özelliğini açma
  • Yüksek kontrastı açma
  • Sesle yazmayı başlatma isteyebilirsiniz.

Microsoft Windows 11 Copilot’ güncelleme öncesinde ile Copilot, tema değiştirme, Bluetooth’u açma, rahatsız etmeyi etkinleştirme, aygıt ekleme, ekran görüntüsü alma, ekranı diğer monitöre yansıtma, arka plan resmini değiştirme, ses ayarı, uygulama başlatma gibi daha basit işlevleri destekliyordu. Windows’taki Copilot, gelecek güncellemelerle daha fazla özellik kazanacak. Güncellemeler şu an için yalnızca Windows Insider kullanıcılarına sunuldu.

Apple’dan tarihi hamle: iPhone global satışlarda zirveye taşındı!

Geçen yılki ekonomik krize rağmen, tüketicilerin iPhone tutkusu göz ardı edilemez bir şekilde devam etti. Premium akıllı telefon fiyatlarının artması ve global enflasyonun alım gücünü düşürmesi, Apple’ı en çok etkileyen faktörlerden biri oldu. Bu zorlu koşullara rağmen, en çok satan 10 akıllı telefon arasında tam yedi tanesi iPhone modeliyle yer aldı. Apple, tarihi bir satış grafiği elde ederek 2023 yılında en çok satan ilk yedi telefon markasına liderlik etti.

iPhone zirvesi

iPhone global satışlarda analizi, 2023 yılında en çok satan ilk yedi telefon markasının tamamının Apple’a ait olduğunu gösteriyor. Bu, iPhone’un tarihinde bir ilki temsil ediyor. iPhone 14, zirvede yer alırken, iPhone 14 Pro Max ikinci sırada ve iPhone 14 Pro üçüncü sırada yer aldı. Ayrıca, iPhone 15 serisi ve iPhone 13 modeli de listede kendine yer buldu.

iPhone global satışlarda

iPhone global satışlarda İlginç bir şekilde, en çok satan modeller arasında Xiaomi, Samsung, Oppo ve Vivo’nun hiçbir amiral gemisi bulunmuyor. Sadece Samsung’un Galaxy A14 ve Galaxy A04e modelleri, listede mütevazı bir paya sahip olabildi. Apple’ın bu başarısı, tüketicilerin kaliteli ve güvenilir ürünlere olan talebinin bir göstergesi olarak öne çıkıyor.

Apple, ekonomik zorluklara rağmen iPhone modelleriyle büyük bir başarı elde ederek tarihi bir satış grafiği yakaladı. Tüketicilerin markaya olan güveni ve premium akıllı telefon segmentindeki liderliği, Apple’ı diğer rakiplerinden ayrıştıran faktörler arasında bulunuyor.

Sağlık bilişim sistemlerinde global açılım!

0

AR-GE, inovasyon, yazılım geliştirme, entegrasyon ve çözüm sağlama alanlarında Türkiye dışında Katar, Amerika Birleşik Devletleri ve Fas’ta faaliyetlerini sürdüren MİA Teknoloji,  Türkiye’de var olan güçlü iş birliklerini tüm dünya ülkelerine taşımaya devam ediyor.

Şirketin sağlık alanında sahip olduğu yazılımlara ilişkin lisans hakları ile ilgili olarak sağlık yazılımında önde gelen Amerika Birleşik Devletleri merkezli bir firma ile yaptıkları yatırım bazlı görüşmeler sonuçlandı. Görüşme sonrasında şirketin sağlık alanında sahip olduğu yazılımlara ilişkin lisans haklarının, Amerika’da kurulan New York merkezli MIA Tech Corporation unvanlı iştirak şirketine devredilmesi ve yine bu iştirakin yüzde 51 hissesinin ABD merkezli yatırımcı firmaya satılmasına ilişkin sözleşme imzaladı.

Türkiye küresel sağlık teknolojileri pazarında önde gelen merkezlerden biri olacak

Sözleşmenin imzalanması sonrasında konuyla ilgili bilgi veren MİA Teknoloji Yönetim Kurulu Üyesi İhsan Ünal, “MİA Teknoloji olarak sağlık bilişimi alanında hizmet ve tedarik zinciri işlevlerini kolaylaştıran, ülke sağlık sisteminin yazılımsal ihtiyaçlarını karşılayan faaliyetlerimize hız kesmeden devam ediyoruz.  Sektörde var olan 17 yıllık deneyimimize güvenerek piyasadaki değişen ve gelişen taleplere teknolojik çözümlerimizle dönüş yapıyoruz. Sağlık sektörünün ihtiyaçlarını kapsayarak hastanelerin günümüz rekabetçi ortamına ve teknolojik gelişmelerine ayak uydurmasını sağlayacak birçok yazılım projesini hayata geçiriyor ve güçlü iş birlikleri ile bunu tüm dünya ülkelerine taşıyoruz. Son olarak; ABD merkezli yatırımcı bir firma ile yaptığımız anlaşma doğrultusunda sağlık teknolojileri yazılımlarımızın satın alınması ile başlayan müzakere sürecimiz New York merkezli iştirakimiz MIA Tech Corporation’a ürünlerin satış ve pazarlaması ile ilgili olarak lisans verilmesi, yüzde 51 payının ABD merkezli bir yatırımcıya satılması ve şirketimizin sağlık alanında geliştirdiği yazılımların yurtdışı satış ve pazarlama faaliyetlerinin MIA Tech Corporation üzerinden gerçekleştirilmesi noktasında nihayete erdi.

Sözleşme ile MIA Tech Corporation iştirak şirketimiz toplamda 90 milyon dolarlık bir lisans satışı gerçekleştirecek. Bu sözleşme ile Türkiye’yi küresel sağlık teknolojileri pazarında önde gelen merkezlerden biri haline getirmeyi hedefliyoruz” dedi.

MİA Teknoloji

Ülkelerin sağlık altyapısının kalkınmasına katkı sağlayacak

Yatırım alan yerli ve milli yazılımının, bir ülkenin tüm sağlık faaliyetlerini merkezi bir platform üzerinden entegre bir şekilde yönetilmesini sağladığına değinen Ünal; “Geliştirdiğimiz yerli ve milli yazılımımız sağlık sistemlerinde kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılayacak ölçekte bir sistem sunuyor. Bu sistem, uygulama yapılan ülkelerin ya da bölgelerin sağlık altyapısı anlamında kalkınmasını sağlamasının yanı sıra nitelikli iş gücüne de önemli ölçüde katkı sağlayarak ileri düzey sağlık çözümleri/hizmetleri sunacak” diye ekledi.Dijital sağlık sektörü katlanarak büyüyor

Özellikle Orta Doğu ve Kuzey Amerika bölgesinde uzun vadeli yatırımlar ve iş birlikleri gerçekleştirmeyi planladıklarını ifade eden Ünal; “Orta Doğu ve Kuzey Amerika bölgesi başta olmak üzere dijital sağlık sektörünün 2030 yılında 18 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşması bekleniyor. Bizde buradaki potansiyeli görüyor ve projelerimizi bu bölgelerde yoğunlaştırıyoruz. İştirak şirketimiz MIA Tech Corporation uluslararası sağlık bilişim piyasasında iş geliştirme faaliyetlerine başladı. Aynı zamanda şirketimiz bu bölgelerdeki iş geliştirme operasyonları, pazar payı büyümesi ve Ar-Ge faaliyetlerini de destekleyerek uzun vadeli iş birlikleri ile çeşitli yatırımlar gerçekleştirmeyi planlıyor” dedi.

Uzaktan sağlık hizmeti

Dijital sağlık alanındaki yatırım ve hedeflerine değinen Ünal; “Yeni yatırımımız ile birlikte bulunduğumuz bölgelerdeki sağlık merkezlerinin altyapısı güçlendirilerek, tıbbi ekipman ve çözüm odaklı teknolojilerin temin edilmesini sağlayarak, dijital sağlık platformları aracılığıyla hastaların takibi ve yönetiminin kolaylaştırılmasında destek sağlayacağız. Kuzey Afrika’da ki sağlık hizmetlerine erişimi artırmak için yerel sağlık kuruluşlarıyla iş birliği yapılması yönündeki faaliyetlerimize ağırlık vereceğiz. Bölgelerin ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştireceğiz. Örneğin; Orta Doğu’da kronik hastalıkların yönetimi için yenilikçi çözümler sağlarken, Kuzey Amerika’da ise yaşlanan nüfusa yönelik sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi noktasında aktif rol alacağız. En büyük hedefimiz ise; uzaktan sağlık hizmeti yazılımlarımızı globalde bu sisteme entegre olan ve kullanan milyonlarca üyeye ulaşacak bir sistemi geliştirmek ve tüm bu süreçleri karma gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik teknolojileri ile yönetilmesini sağlamak” diye belirtti.  

E-ihracat yaparken bunlara dikkat!

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, geçtiğimiz günlerde e-ihracatın toplam ihracatımızdaki payının yüzde 1,5 olduğuna işaret ederek, 2028 hedefinin bu oranı yüzde 10’a çıkarmak olduğunu açıklamıştı. Bu açıklama başta KOBİ’ler olmak üzere e-ihracatla henüz tanışmamış üreticilerin dikkatini online ihracata çevirdi. E-ihracatın önündeki en büyük engelin cesaret edememek olduğunu ifade eden TOBB E-ticaret Meclisi Üyesi, Ticimax E-ticaret Sistemleri Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, online ihracatta şirketlerin karşılaşabileceği 6 zorluğu ve çözüm yollarını anlattı. Ticimax Kampüs bünyesinde ücretsiz e-ticaret ve e-ihracat eğitimleri vererek Türk şirketlerinin dünyaya açılması yolunda cesaret vermeye çalıştıklarını ifade eden Çiğdemli, olası zorlukları hedef pazarlar, ödeme yöntemleri, yurtdışında şirket açmak, iadeler, yabancı dil ve regülasyonlar olarak sıraladı.

Hedef pazar doğru seçilmeli

E-ihracata yeni başlayacaklar için en önemli adım doğru hedef pazar seçimidir. Pek çok kişi aynı anda çok sayıda ülkeyi hedefleyerek, reklam bütçelerinin verimsiz bir şekilde parçalanmasına neden olur. Her ülkede tüketicilerin farklı beklentileri olduğu için, çok sayıda hedef pazar ile yola çıkan markalar odaklanma sorunu yaşar. Hedefinizdeki ülkeleri ve içindeki potansiyel müşterilerin eğilimlerini, beklentilerini bilmeniz başarının anahtarıdır. Bu nedenle odaklanabileceğiniz kadar ülkeyi hedefleyin. Doğru olan, başlangıç için en fazla 3-4 hedef ülke seçilmesidir. Böylece reklam bütçenizi etkili bir şekilde ülkeler arasında bölüştürebilirsiniz. Ayrıca her ülkenin kendine göre regülasyonları olduğunu unutmamak gerekir. Başlangıç için ülke sayısını ne kadar az tutarsanız, ülkelerin kurallarını ve regülasyonlarını o kadar kolay öğrenebilirsiniz. Enerji ve odağınızı birkaç ülke üzerinde toplamanız, o ülkelerdeki tüketicilerin davranış ve eğilimlerini daha iyi anlamanız için size alan yaratır. Böylece son derece önemli olan yerelleşme politikalarınızı doğru ve nokta atış olarak belirleyebilirsiniz.

Esnek ödeme yöntemleri kullanılmalı

İnsanlar e-ticaret üzerinden alışveriş yaparken sitelere kredi kartı bilgilerini yazmaktan çekinirler. Özellikle ABD ve Avrupa pazarında bu böyledir. Bu nedenle genellikle Stripe ve PayPal gibi ödeme sistemleri kullanılır. Paypal’ın ülkemizde yasaklanmış olması bu noktada ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Stripe ise sisteminin belli ülkelerde şirketi olan markalar tarafından kullanılmasını talep ediyor. Her iki ödeme yöntemini kullanmak için de yurtdışında (ki bu genellikle Avrupa ülkelerinden biri oluyor) şirket açmak gerekiyor. Fakat sadece bu ödeme yöntemleri ile e-ihracat yapılır diye bir kural yok. Etsy, Amazon, Trendyol ve e-PTT gibi global pazaryerleri üzerinden herhangi bir ödeme alma sorunu yaşamadan satış yapabilirsiniz. E-ihracat için ödeme entegrasyonu sunan bazı bankalarımız da var. Bu hizmetleri sunan bankalar ile çalışarak, sadece ETGB evrağı ile kolayca e-ihracat yapmanız mümkün. Fakat büyük ölçekli bir e-ihracat operasyonu planlıyorsanız o zaman PayPal ve Stripe gibi dünyada genel olarak kabul gören ödeme yöntemlerinin geçerli olduğu bir ülkede şirket açmanız daha iyi olabilir.

Yurtdışında şirket açmak avantajlı

Yurtdışında şirket açmak zor görünebilir ancak Paypal, Stripe v.b. ödeme sistemlerini kullanmak için yurtdışında şirket açmak maalesef gerekiyor. Ayrıca aynı ülkeye günde 300 ila 1000 adet arası yurtdışı gönderimizin var ise, şirket açıp, gönderimi de o ülkeden yapmak sizin için karlı olacaktır. Zira her gün o kadar malı Türkiye’den kargolayarak kargo başına 20 Euro/22 dolar ödeyeceğinize hedef bölgenizdeki bir şehirde bir depo ile anlaşarak fulfillment hizmeti almanız daha avantajlı olacaktır. Böylece kargoya ödeyeceğiniz rakamları da düşürmüş olursunuz. Yurtdışında şirket açmak üzerine uzmanlaşmış firmalar var Türkiye’de. Bu firmalardan yardım alarak sadece 300 dolar gibi bir rakama herhangi bir Avrupa, Amerika veya İngiltere de şirket açabilirsiniz. Şirket açtığınızda o ülkede vergi de ödemeniz gerekeceğini unutmayın. Bunun için de uzmanlaşmış, sizi yönlendirebilecek mali müşavirlik şirketleri bulunmaktadır.

İadeler toplu yapılmalı

Özellikle tekstilde Avrupa ülkelerinde ürün iadesi neredeyse yüzde 50’dir. ETGB evrağınız ile ürünü Türkiye’ye geri getirtebilirsiniz fakat gönderirken ödediğiniz 20 Euro/22 doları tekrar ödemeniz gerekir. Bu da ek bir masraf olacağı için en iyisi satış yaptığınız ülkede iade ürünlerinizin toplanacağı bir depo ile anlaşmaktır. Ürünler belli bir adede ulaşınca topluca göndermelerini talep edebilirsiniz. Böylece her bir parça için tek tek 20 Euro/22 dolar ödememiş olursunuz. Hepsini birlikte kolileterek daha az bir rakama ürünleri Türkiye’ye getirtebilirsiniz. Ya da ürünleri Türkiye’ye hiç getirtmezsiniz. Depo ile anlaşarak, aynı bölgede aynı ürünü sipariş eden başka bir müşteri olursa ürünü depodan göndertirsiniz.

Yabancı dil şart, ancak yapay zekâ yardıma koşuyor

Yabancı dil bilmiyorsanız bu e-ihracat sürecinde önünüzde bir engel oluşturabilir. Ama artık bu o kadar da önemli bir sorun değil. ChatGPT gibi bir AI hizmetinden faydalanarak çeviri yaptırabilir, ürünlerin özelliklerini yapay zekaya kolayca yazdırabilirsiniz. Örneğin biz de Ticimax altyapısı kullananlar için yapay zeka entegrasyonu sağlıyoruz. Satıcı ürün açıklamasını yapay zekaya yaptırabiliyor böylece.

Regülasyonlara dikkat edilmeli

Son olarak ülkelerin regülasyon ve yasalarının da birer sorun olarak karşınıza çıkabileceğini unutmamalısınız. Bu nedenle odaklanabileceğiniz kadar ülkeye odaklanıp her birinin ticari kurallarını, gümrük masraflarını, vergi yasalarını yola koyulmadan önce öğrenmelisiniz. Örneğin ürünü Türkiye’de 600 liraya satıyorsanız, 600 lira da gümrük masrafı varsa, ürünün fiyatını ona göre hesaplayıp belirlemelisiniz.

Samsung Galaxy Fit 3 tanıtıldı: Daha büyük ekran ve yeni özellikler ile geliyor!

Samsung, fitness takibi konusundaki iddiasını güçlendirmek için yeni giyilebilir cihazı Galaxy Fit 3‘ü tanıttı. Galaxy Fit 3, önceki neslinde gözle görülür bir tasarım değişikliği ve çeşitli iyileştirmelerle kullanıcıları karşılıyor. 2020 model Galaxy Fit 2’ye göre %45 daha büyük ekran, daha fazla sağlık takip özelliği ve acil durum özellikleri sunarak dikkat çekiyor.

Galaxy Fit 3, IP68 ve 50 metre suya dayanıklılık derecesine sahip alüminyum gövdesi ile dikkat çekiyor. 1.57 inç renkli OLED ekran, kullanıcılara bir bakışta daha fazla veri görme imkanı sunuyor. Ayrıca, tek tıklamayla kolayca çıkarılabilen kayış mekanizması, kullanıcıların cihazlarını kişiselleştirmelerine olanak tanıyor.

Gelişmiş sağlık takibi

Samsung Galaxy Fit 3, ivmeölçer, jiroskop ve kalp atış hızı monitörü gibi sensörlerle aktiviteleri, kondisyonu, uyku düzenini, stres seviyesini ve antrenmanları takip etme olanağı sağlıyor. Bu sağlık verileri, cihazın eşleştirildiği Samsung Health uygulamasında saklanıyor. Ancak, dikkat çeken bir eksiklik olarak GPS özelliğinin bulunmaması, telefon olmadan egzersiz takibi yapma imkanını kısıtlıyor.

Çeşitli donksiyonlar ve uzun pil mmrü

Samsung Galaxy Fit 3, akıllı telefonunuzun kamerasını uzaktan kontrol etme, medya oynatımını yönetme ve kaybolan telefonu çaldırarak bulma gibi pratik özelliklere de sahip. Ayrıca, acil durum SOS ve düşme algılama özelliği, kullanıcılara güvenlik konusunda ek bir koruma sağlıyor. Samsung, tek bir şarjla 13 güne kadar pil ömrü sunduğunu iddia ediyor.

Çıkış tarihi ve renk seçenekleri

Samsung Galaxy Fit 3, gri, gümüş ve pembe renk seçenekleriyle 23 Şubat’ta satışa sunulacak. Ancak, cihazın fiyatı hakkında henüz bir açıklama yapılmadı.

Teknik Özellikler:

  • Ekran: 1.6 inç, 256×402, 302ppi, AMOLED
  • Bellek ve Depolama: 16MB + 256MB
  • Batarya: 208 mAh
  • Boyut ve Ağırlık: 42.9 x 28.8 x 9.9mm, 36.8 g
  • Antrenman Modu: 101 mod + 6 otomatik takip
  • Malzeme: 2.5D cam (ekran), Alüminyum (gövde)
  • Kontrol: Dokunmatik + 1 yan düğme
  • Dayanıklılık: 50 metre, IP68.

Türkiye’nin yerli ve milli işletim sistemi: GİBUX

0

Türkiye, dijital dönüşüm sürecinde önemli adımlar atmaya devam ediyor. Bu adımlardan biri de Gelir İdaresi Başkanlığı’nın öncülüğünde geliştirilen ve başarıya ulaşan yerli ve milli işletim sistemi GİBUX. Açık kaynak kod tabanına sahip olan sistem, vergi sisteminin ihtiyaçlarına özel olarak geliştirildi. İşte detaylar…

Türkiye’nin yerli işletim sistemi GİBUX hakkında her şey!

2023 yılında 64 bit versiyonuna geçiş yaparak güncellenen GİBUX, ülke genelinde 1078 farklı lokasyonda, yaklaşık 41 bin masa üstü bilgisayarda aktif olarak kullanılıyor. Bu durum tek başına GİBUX’un sadece bir işletim sistemi olmanın ötesinde, Türkiye’nin dijital altyapısını güçlendiren bir araç olduğunu da gösteriyor. Ayrıca bilgi güvenliği, bakım ve destek gibi kritik süreçlerde sağladığı avantajlarla, devletin dijital dönüşümüne katkı sağladığını da söyleyelim.

GİBUX, yalnızca teknik özellikleriyle değil, aynı zamanda ekonomik faydalarıyla da dikkat çekiyor. Her yıl lisans maliyetlerinden yaklaşık 50 milyon TL tasarruf edilmesini sağlayarak, milli ekonomiye önemli bir katkı sağlıyor.

GİB Teknoloji ise GİBUX ile sınırlı kalmayıp, açık kaynak kod tabanlı yazılımlar geliştirmeye ve ülkeye değer katmaya odaklanmış durumda. Zira 300’den fazla çalışanıyla, teknoloji ve inovasyon alanında sürekli kendini güncelleyen bir ekip yapısına sahip.

GİB Teknoloji tarafından sağlanan teknik eğitimler, çalışanların niteliklerini artırdığı gibi onların günümüzün hızla değişen teknoloji dünyasına adapte olmalarını da sağlıyor. Angular, Kafka, PostgreSQL, Temel JAVA, React, Selenium, Spring Boot Developer ve Spring Boot Fundamentals gibi alanlarda verilen eğitimler, ekip üyelerinin uzmanlık alanlarını genişleterek sektördeki yeni trendlere şimdiden hazırlıyor.

Mobilefest’e Agora Fintech Özel Bölümü eklendi!

0

Nisan ayında dördüncü kez düzenlenecek olan fuar öncesi ExpoHIS ile Türkiye Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Birliği (TÖDEB) arasında Agora Fintech Özel Bölümü için işbirliği protokolü imzalandı. Mobilefest Fuarı Agora Fintech Özel Bölümü sayesinde Türkiye Fintech ekosistemini bu büyük etkinlikte bir araya getiriyor. Ekosistem paydaşları ile birlikte sektörün geleceğine yön verip yurt dışında yeni bağlantılar oluşturmayı hedefleniyor.

Bu yılın nisan ayında dördüncüsü düzenlenecek olan Mobilefest İletişim Teknolojileri Fuarı ve Konferansı’nın organizatörü ExpoHIS ile eş zamanlı olarak Agora Fintech’i gerçekleştirecek olan Türkiye Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Birliği (TÖDEB) arasında yapılan iş birliği kapsamında Türkiye’nin finans sektörü liderleri bir araya gelecek. Türkiye Fintech ekosistemini tek bir büyük etkinlikte bir araya getirmek, sektörün paydaşlarıyla sektörün geleceğini tartışmak ve yön vermek, yeni yurt dışı bağlantıları kurmak ve güçlendirmek amacıyla bu yıl ilk kez düzenlenecek Agora Fintech, Mobilefest’in bir alt etkinliği olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Birliği (TÖDEB) iş birliği ile finans dünyasının geleceğini şekillendirmek isteyenler için bir köprü görevi görecek.

ExpoHIS ve TÖDEB iş birliği, finans sektörüne yön verecek

ExpoHIS ve TÖDEB iş birliği ile bu yıl ilk defa düzenlenecek ve finansal teknolojiler ekosistemine odaklanacak olan Agora Fintech; fuar, konferans programı ve özel etkinliklerle Türkiye’nin ve bölgedeki fintek sektörünün öncü isimlerini, girişimcileri ve teknoloji sağlayıcılarını bir araya getirmeyi hedefliyor. Agora Fintech etkinliğinde ziyaretçiler Ödeme ve Elektronik Para Hizmetleri, Dijital Bankacılık, Açık Bankacılık, Açık Finans, Katılım Fintek, Dağınık Defter Teknolojisi, Merkez Bankası Dijital Parası, Düzenleme ve Denetleme Teknolojileri, Sürdürülebilir Fintek, Kredi Skorlama, Yapay Zeka Destekli Sohbet Robotları yeniliklerini görme fırsatını bulacak. Etkinliğe katılan firmalar, sektör profesyonelleri ve ziyaretçiler sadece Fintech ekosistemiyle değil, aynı zamanda uluslararası mecrada önde gelen teknoloji sağlayıcıları, 20 bini aşkın ziyaretçi ve her sektörden karar verici ve satın almacılarla da bir araya gelme şansına sahip olacaklar.

Mobilefest’in bakış açısı Agora Fintech ile daha da genişleyecek

Mobilefest’in kısa bir süre içinde iletişim teknolojileri alanında büyük bir büyümeye imza attığını ifade eden ExpoHIS Genel Müdürü Kenan Onak, “Agora fintech Türkiyedeki ilk ve tek fintech fuarı olma özelliği taşıyor. Mobilefest kapsamında TÖDEB iş birliği ilk defa düzenleyeceğimiz bu büyük buluşma, finans dünyasında yer alan ve geleceğini şekillendirmek isteyen tüm firmalar için bir fırsat yaratacak. Finansal teknolojiler ekosistemine odaklanan Agora Fintech ile Türkiye’nin ve bölgedeki finans sektörünün öncü isimlerini, girişimcileri ve teknoloji sağlayıcılarını bir araya getirmeyi hedefliyoruz. Bildiğiniz gibi dünyanın en büyük 3 teknoloji fuarının ikisi dernekler ve birlikler ile düzenleniyor.  Sektördeki firmaların ve sektördeki derneklerin desteği olmadan fuarların başarıya ulaşması ve sürdürülebilir olması imkansızdır.  Fuarlar diğer etkinliklerden farklı olarak katılımcılara çok güçlü ticari değer sağlamanın yanı sıra sektöre yön verebilme ve düzenlendiği ülkeye değer katma gücüne sahiptir. Bu bağlamda Agora fintech fuarı bu yıl 50, gelecek yıl 200, bir sonraki yıl 400 firma hedefi ile sadeceTürkiye’nin değil bölgenin ve hatta dünyanın en önemli fintech fuarları arasına girme hedefi ile yola çıkmıştır.  Fuarın fikir babası Ufuk Bilgetekin ve elbette TÖDEB ‘in vizyonu ile Agora Fintech’in önümüzdeki yıllarda sektöre çok önemli faydalar sağlayacağına ve yeni açılımlara önayak olacağına inanıyoruz. ” şeklinde konuştu.

Türkiye’deki fintek sayısı her geçen gün artıyor

İş birliğine dair değerlendirmede bulunan Türkiye Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Birliği (TÖDEB) Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Bilgetekin, şunları söyledi: “Bugün TÖDEB olarak, gururla bir ilke daha imza atmanın sevincini yaşıyoruz. Bu zamana kadar ulusal ve uluslararası arenada ülkemizi temsil etmek, iş birliklerimizi güçlendirmek adına birçok fuara katıldık. Bugün ise sizlerle paylaşacağımız yeni girişimimiz “Agora Fintech” ile uluslararası fintech ekosistemine ev sahipliği yapacak olduğumuzu duyurmanın heyecanını taşıyoruz.

25-27 Nisan tarihlerinde, üç gün boyunca ulusal ve uluslararası paydaşlarımızla bir araya geleceğimiz Agora Fintech Fuarı, Türkiye’nin finans teknolojisi ekosistemi için önemli bir dönüm noktası olacak. Sektörümüze yeni bir soluk kazandıracak bu benzersiz etkinlik, dünyanın dört bir yanından gelen sektör paydaşlarımızla nitelikli bir etkileşim ortamı sunacak. Farklı ülkelerin değerli resmi kurum temsilcilerini ağırlayarak, global finans dünyasıyla güçlü bir etkileşim ve iş birliği fırsatları yaratacağız. Türk finteklerinin yeni pazarlara açılmasını sağlayacak girişimciler, yatırımcılar da bizlerle olacak. Alanında lider isimlerin yanı sıra sektörümüzü ileriye taşıyacak olan, bu alana ilgi duyan ve önümüzdeki yıllarda gücümüze güç katacak gençlerimiz de bu önemli buluşmada bizlerle olacak. Ülkemizde fintech girişimlerinin sayısı son yıllarda hızla arttı ve ekosistemimiz hızla büyümeye devam ediyor. 677 Fintech şirketinin faaliyet gösterdiği bu dönemde, Türkiye Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Birliği olarak sektörümüzün gelişimine katkı sağlamak, bizim en önemli sorumluluğumuz.  Türk finans teknolojisinin daha da ileri gitmesine olan bağlılığımız, en büyük motivasyon kaynağımız. Agora Fintech ev sahipliğinde sektördeki en yeni gelişmeleri keşfedecek ve birbirinden değerli deneyimlerle inovasyonu destekleyerek sektöre yeni bir ivme kazandıracağız.”

WhatsApp’a yeni biçimlendirme seçenekleri eklendi!

WhatsApp, kullanıcıların iletişimini daha etkili hale getirmek amacıyla dört yeni metin biçimlendirme seçeneğini kullanıma sundu. Artık Android, iOS, Web ve Mac kullanıcıları, mesajlarını madde işaretleri, numaralı listeler, blok alıntılar ve satır içi kod kullanarak düzenleyebilecekler.

Madde İşaretli Listeler: Kullanıcılar, bilgileri alışveriş listeleri gibi sıralamak için mesajlarına madde işaretleri ekleyebilirler. Bunun için metnin başına “- ” sembolü ve ardından bir boşluk eklemeleri yeterli.

Numaralı Listeler: Numaralı listeler oluşturmak isteyenler, rakamın ardından nokta ve boşluk ekleyerek sıralama yapabilirler. Örneğin, “1.

Alıntıları Engelle: Kullanıcılar, alıntı metnini engelleyerek vurgulayabilir ve daha uzun mesajlarda öne çıkmasını sağlayabilir. Bu formatı kullanmak için vurgulamak istedikleri metnin önüne “>” sembolünü eklemeleri ve ardından bir boşluk bırakmaları gerekiyor.

Satır İçi Kod: Coderlar için kullanışlı bir özellik olan satır içi kod, metindeki belirli bilgileri vurgulamaya olanak tanır. Kullanıcılar, bu formatı kullanmak için metinlerini “" simgesinin içine almalıdır. Örneğin: "bunun gibi`

Bu yeni biçimlendirme seçenekleri, WhatsApp kullanıcılarına daha fazla esneklik sunarak mesajlarını daha çeşitli ve düzenli bir şekilde iletmelerine olanak tanıyor. Bu güncelleme, WhatsApp’ın iletişim deneyimini zenginleştirmeyi amaçlayan adımlarından biridir.