Dünyanın en iyi işletme okulları yapay zeka teknolojisini merkeze alıyor!

Çarşamba günü WSJ tarafından bildirildiğine göre, önde gelen işletme okulları öğrencileri değişen iş piyasasına hazırlamak için yapay zekayı müfredatlarına entegre ediyorlar. Wharton School, American Üniversitesi Kogod İşletme Okulu, Columbia İşletme Okulu ve Duke Üniversitesi Fuqua İşletme Okulu gibi okullar, çeşitli derslerde yapay zeka becerilerine vurgu yapıyorlar.

Profesörler, öğrencileri fikir üretme, müzakerelere hazırlanma ve iş kavramlarını baskı testine tabi tutma konusunda yapay zeka teknolojisini bir araç olarak kullanmaya teşvik ediyorlar. Ancak, insan kararlarını yönlendirmekte ve sağlam kararlar almada yapay zekanın önemli olduğunu vurguluyorlar.

Northwestern Kellogg School of Management’ta operasyon yönetimi dersi veren Robert Bray, daha önce mühendislerin teknik uzmanlıkları nedeniyle işletme mezunlarına karşı bir üstünlükleri olduğunu ancak artık MBA’ların bu alanda rekabet etmek için yapay zekayı kullanabileceğini söyledi.

Öğrencilerini yapay zekaya “gerçekten yetkin bir stajyer” gibi davranarak mümkün olduğu kadar fazla iş yüklemeye teşvik ediyor. Bray’in öğrencilerinden biri olan Ben Morton yapay zekaya olumlu bakıyor ancak yapay zeka olmadan da çalışabilmesi gerektiğini biliyor. Ders için ChatGPT ile bazı kodlamalar yaptı ve şunu merak etti: ChatGPT bir haftalığına kapalı kalsaydı yine de işini bitirebilir miydi?

Üretken yapay zekanın yardımıyla kodlamayı öğrenmek gelişimini hızlandırdı. 27 yaşındaki Morton, “Programlama hakkında altı ay öncesine göre çok daha fazla şey biliyorum.” dedi. “Herkesin yetenekleri katlanarak artıyor.

Bazı profesörler yapay zekanın yardımıyla daha fazla materyal öğretebileceklerini söyledi. Biri, yapay zekanın laboratuvar ödevlerini çözebildiği için artık bu etkinlikler için ders saatine fazla ihtiyacı olmadığını söyledi. Fazladan ders saatlerinde öğrencilerin yapay zeka yenilikleri konusunda akranlarına sunum yapmalarını sağlıyor. Duke’s Fuqua Okulu dekanı Bill Boulding, kampüsün öğrencilerin yapay zekayı nasıl sorumlu bir şekilde kullanacaklarını düşünmeleri gereken yer olduğunu söyledi ve “Bunu nasıl benimseriz? Buna yaklaşmanın doğru yolu budur; bunu durduramayız.” dedi.

Bizim dünyamızı yedi. Diğer herkesin dünyasını da yiyecek.

Chrome gizli sekme skandalı: Google milyarlarca veriyi imha edecek!

Google Chrome tarayıcısının uzun yıllar boyunca gizli sekmede izinsiz olarak topladığı kullanıcı verileri skandalı sona eriyor. Yapılan davanın ardından Google, mağdurlarla uzlaşarak ceza ödemeyi kabul etti ve milyarlarca veri noktasının imha edilmesine karar verdi. Ayrıca, önümüzdeki beş yıl içinde üçüncü taraf çerezleri varsayılan olarak devre dışı bırakacak ve gizlilik odaklı bir ara yüz kullanacak.

2020 yılında ortaya çıkan iddiaya göre, Google Chrome tarayıcısı gizli sekmede kullanıcıları izlemiş ve bu durumla ilgili yanıltıcı bilgiler vermişti. Uzun süren bir davanın ardından geçtiğimiz yılın sonunda yapılan uzlaşma ile Google, mağdurlara 5000$ ödeme yapmayı kabul etti ve izinsiz olarak elde edilen milyarlarca veri noktasının imha edilmesine karar verildi.

Mahkeme, gizli sekmenin kullanıcılara tam bir gizlilik sağlamadığına hükmetti ve Google’ın kullanıcıları yeterince bilgilendirmediğini belirledi. Bunun üzerine Google, kullanıcıların gizliliğini daha iyi korumak için önemli adımlar atmaya karar verdi.

Google, devasa kullanıcı verilerini imha etmenin yanı sıra, önümüzdeki beş yıl içinde üçüncü taraf çerezleri varsayılan olarak devre dışı bırakacak. Böylece, kullanıcıların çevrimiçi deneyimlerini daha güvenli hale getirecek ve gizliliklerini daha iyi koruyacak. Ayrıca, yeni bir gizlilik odaklı ara yüz kullanılarak tarayıcı davranışları kategorize edilecek ve kullanıcılara daha şeffaf bir deneyim sunulacak.

Google Chrome tarayıcısının gizli sekme veri ihlali davası, uzlaşma ile sonuçlanarak önemli bir dönemece ulaştı. Google, kullanıcıların gizliliğini daha iyi korumak için önemli adımlar atmaya karar verdi ve bu adımların etkisiyle çevrimiçi deneyimler daha güvenli hale gelecek.

Uydu bağlantılı katlanabilir telefon geliyor!

Katlanabilir telefon teknolojisi, mobil dünyada yeni bir çağın başlangıcını temsil ediyor ve Xiaomi da bu alanda iddialı bir rol oynamak için kolları sıvıyor. Xiaomi Mix Flip, firmanın katlanabilir telefon serisine getirdiği son yeniliklerle dikkat çekiyor. Son sızıntılar ve raporlar, Mix Flip‘in özelliklerine dair heyecan verici detayları gün yüzüne çıkarıyor.

Öncelikle, Mix Flip‘in kamerasıyla başlayalım. Telefonun arkasında yer alacak çift kamera sistemi, fotoğrafçılık tutkunlarını memnun edecek niteliklere sahip. 50 Megapiksel Light Hunter 800 ana kamera ve 60 Megapiksel 2X optik yakınlaştırma yapabilen yardımcı sensör, kullanıcılara profesyonel bir fotoğraf deneyimi sunmayı vaat ediyor.

Uydu bağlantılı katlanabilir telefon

Uydu bağlantılı katlanabilir telefon Performans konusunda da iddialı olan Mix Flip, Qualcomm‘un Snapdragon 8 Gen 3 işlemcisinden güç alacak. 4 nm teknolojisiyle üretilen bu işlemci, yüksek hız ve verimlilik sunarak kullanıcılarına akıcı bir deneyim vaat ediyor. Grafik işlemcisi olarak ise Ray Tracing destekli Adreno 750 tercih edilmiş.

Uydu bağlantılı katlanabilir telefon Mix Flip‘in en dikkat çekici özelliklerinden biri, uydu bağlantısı gibi ileri teknoloji özelliklere sahip olması. Bu özellik, kullanıcıların her zaman ve her yerde bağlantılarını sürdürmelerini sağlayarak iletişimde kesintisiz bir deneyim sunuyor. Ayrıca, cihazın mayıs ayında tanıtılması bekleniyor ve Türkiye pazarında da yer alacak olması, kullanıcıların heyecanını arttırıyor.

Fiyat konusunda da Mix Flip, rekabetçi bir noktada konumlanacak. Benzer özelliklere sahip diğer modellere kıyasla daha uygun bir fiyat etiketine sahip olması bekleniyor, bu da telefonun geniş bir kullanıcı kitlesine hitap etmesini sağlayacak önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.

Xiaomi Mix Flip‘in özellikleri ve tasarımıyla ilgili olarak paylaşılan bilgiler, katlanabilir telefon teknolojisine olan ilgiyi arttırırken, Xiaomi‘nin bu alandaki liderliğini pekiştirmesi için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Microsoft, Xbox için ChatGPT benzeri yapay zeka geliştiriyor!

Microsoft, Xbox platformu için ChatGPT benzeri bir yapay zeka üzerinde çalışıyor. Şu anda test aşamasında olan bu sohbet botu, kullanıcıların destek talepleri ve oyun iadeleri gibi konularda yardımcı olacak.

Microsoft, xXbox AI sohbet robotu, Microsoft’un Xbox ağı ve ekosistemi için destek belgelerine bağlı olarak çalışacak şekilde tasarlanmıştır. Şu anda Xbox çalışanları tarafından test edilmekte olan bu araç, Microsoft’un destek web sitesinden sorulara yanıt verebilecek ve oyun iadelerini gerçekleştirebilecek yeteneklere sahiptir.

Xbox AI sohbet robotu, Xbox Destek konularını ses veya metinle sorgulayabilen animasyonlu bir karakter olarak planlanmaktadır. Haiyan Zhang tarafından yapılan açıklamaya göre, bu prototip olan Xbox Support Virtual Agent, oyuncuların mevcut Xbox Destek sayfalarından bilgi alıp doğal dil kullanarak yardım almalarını kolaylaştıracaktır.

Microsoft‘un yapay zeka ve Xbox platformuyla ilgili daha büyük planları da bulunmaktadır. Firma, yapay zeka destekli özellikler ve araçlar getirmeye çalışarak Xbox platformuna ve geliştirici araçlarına odaklanmaktadır. Bunlar arasında oyunlar için yapay zeka tarafından üretilen eserler, yapay zeka oyun testleri ve yapay zeka NPC’leri de bulunmaktadır.

Microsoft ayrıca, içerik moderasyonu gibi güvenlik ve moderasyon görevleri için yapay zeka destekli Copilot’lar oluşturmayı planlamaktadır. Ayrıca, oyunlara yapay zeka destekli asistanlar eklenerek oyuncuların yardım almasını sağlayacak geliştirmeler de gündemdedir. Ancak, bu planların ne zaman konsola dahil edileceği henüz belirsizdir.

Arçelik, globalde Beko olarak yapılanıyor!

0

1955’ten beri üretimine devam eden Arçelik, globalleşme yolunda köklü bir değişime hazırlanıyor. Şirket, Türkiye’de ve tüm dünyada gerçekleştirdiği operasyonları ortak bir kurumsal marka çatısı altında toplamaya karar verdi.

Arçelik, global yolculuğunda Beko ismi adı altında faaliyetlerine devam edecek!

Arçelik A.Ş.’nin Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamaya göre kurumsal markası bundan sonra Beko olacak. Şirket tarafından “globalleşme stratejisi kapsamında” olarak ifade edilen değişiklik Türkiye dahil tüm dünyadaki operasyonlar için geçerli olacak. Fakat halka açık ana şirket Arçelik A.Ş. ismini koruyacak.

İşte KAP’a yapılan açıklama;

“Globalleşme stratejimiz kapsamında Arçelik A.Ş.’nin, Türkiye dahil tüm coğrafyalardaki kurumsal markası bundan sonra Beko olarak kullanılacak olup böylece, tüm dünyadaki çalışanlarımız ve operasyonlarımızın ortak bir kurumsal marka çatısı altında bir araya getirilmesi hedeflenmektedir.

Bu kapsamda yurtdışı bağlı ortaklıklarımızın kurumsal unvanları da Beko kurumsal markasını içerecek şekilde değiştirilmektedir. Şirketimiz Türkiye’deki faaliyetlerini Arçelik Pazarlama A.Ş. üzerinden başta Arçelik olmak üzere yerel değer yaratan tüm markaları ile (Arçelik, Beko, Grundig, Altus, Leisure) sürdürmeye devam edecektir. “

Açıklamanın devamında Beko markasına dair bilgiler paylaşıldı. Beko’nun dünya çapında 57 ülkedeki iştirakleri aracılığıyla 55 bin çalışanıyla faaliyet göstermekte olup, 13 ülkede 45 üretim tesisi bulunduğu hatırlatıldı. Bu ülkelerin Türkiye, İngiltere, İtalya, Romanya, Slovakya, Polonya, Güney Afrika, Rusya, Pakistan, Hindistan, Bangladeş, Tayland ve Çin olduğu belirtildi.

Amazon, bulut tabanlı render projeleri için yeni hizmetini tanıttı!

Amazon, müşterilerin AWS bulut altyapısı üzerinde grafik ve görsel efekt oluşturma işlem hatlarını kurmasına, dağıtmasına ve ölçeklendirmesine olanak tanıyan Deadline Cloud adlı yeni bir hizmet başlattı. Medya ve eğlence sektörüne yönelik olan yeni hizmet, bu ayın sonunda Las Vegas’ta başlayacak olan Ulusal Yayıncılar Birliği konferansı için zamanlandı.

AWS Yaratıcı Araçlar Genel Müdürü Antony Passemard, Deadline Cloud’u kullanarak, medya ve eğlence sektörünün yanı sıra mimarlık ve mühendislik alanındaki müşterilerin, TV şovları, filmler, reklamlar, video oyunları ve dijital planlar için içerik oluşturmak üzere AWS bilgi işlemini kullanabileceğini söyledi. Başka bir deyişle AWS, medya, eğlence ve diğer yöneticilerin bulut tabanlı render işlemlerinin tüm inceliklerini öğrenmelerine yardımcı olacak araçlara yönelik talebin artacağına inanıyor.

Passemard bir AWS blog yazısında, “Sektörde, kaliteli VFX işleme talebinin ve üretken yapay zeka kullanılarak oluşturulan içerik miktarının müşterilerin [işlem] kapasitesini aştığı bir dönüm noktasındayız,” diyor ve ekliyor: “AWS Deadline Cloud, temel altyapıyı yönetmek zorunda kalmadan ölçeklenebilir bir render çiftliği sağlayarak tüm müşterilerin render gereksinimlerini karşılıyor.”

Deadline Cloud’daki bir başlangıç sihirbazı, örnek türünü belirlemek ve izinleri yapılandırmak için projelerinin boyutunu ve süresini sağlamak da dahil olmak üzere müşterilere bir render grubu kurma sürecinde yol gösterir. Deadline Cloud daha sonra Amazon Elastic Compute Cloud örneklerini hazırlıyor ve ağ ile işlem altyapısını yönetiyor. Şirket içi işlemlere sahip müşteriler için Deadline Cloud bu işlemle entegre oluyor ve firma render işlerini yürütmek için bu yeni aracı kullanıyor.

Deadline Cloud’un kontrol paneli, günlükleri analiz etmek, devam eden render işlerini önizlemek, maliyetleri gözden geçirmek ve kontrol etmek için bir görünüm sağlar. Deadline Cloud ile müşteriler kendi üçüncü taraf yazılım lisanslarını hizmete bağlayabilir veya mevcut işleme araçları (örneğin Autodesk Maya, Foundry Nuke ve SideFX Houdini) ve motorlarıyla görüntü işleme için kullanıma dayalı lisanslamadan yararlanabilirler.

Deadline Cloud şu anda ABD Doğu (Ohio, Kuzey Virginia), ABD Batı (Oregon), Asya Pasifik (Singapur, Sidney, Tokyo) ve Avrupa (Frankfurt, İrlanda) AWS sunucu bölgelerinde kullanılabiliyor.

Bulut tabanlı render yeni değil ama yükselişte

Bulut tabanlı render yeni bir şey değil. Google, 2015 yılında Zync’i satın alarak bu alanda bir sıçrama yaptı ve o zamandan bu yana teknolojisi Sony’nin animasyon stüdyosu Sony Pictures Imageworks ile ortaklaşa Google Cloud destekli görsel efekt araçlarını piyasaya sürmek için kullanıldı. Başka yerlerde Arch ve Chaos Cloud gibi platformlar yıllardır talep üzerine bulut tabanlı VFX altyapısı sağlıyor.

Ancak COVID-19 salgını, evden çalışma zorunlulukları ve sağlık nedeniyle prodüksiyonların durdurulması sonucu işler azalırken donanım ve bunları depolayacak alan bulundurmanın maliyeti arttığı için VFX iş yüklerinin buluta taşınmasını hızlandırdı. Bu durum, üretken yapay zekanın yükselişi render donanımına olan talebi de artırdı ve tamamen yeni bulut tabanlı, GPU hızlandırmalı sağlayıcıların ortaya çıkmasına neden oldu.

Veri merkezi kesintileri azalıyor, ancak maliyetleri artıyor!

0

Veri merkezi ayak izi, üretken yapay zekâ çılgınlığı ve bulut hizmetleri tarafından tetiklenen talebi karşılamak için genişlerken, veri merkeziyle ilgili kesintilerin toplam sayısının artması beklenir. Ancak dünya genelindeki kesintileri takip eden Uptime Institute’un yeni bir raporuna göre, son birkaç yıldır BT kapasitesindeki büyümeye oranla kesintilerin sıklığı ve şiddetinde tutarlı bir düşüş eğilimi var.

Bu, eskiye oranla sayısal anlamda belki daha fazla kesinti yaşanmasına rağmen, kesinti artış oranlarının BT kapasitesinin genişleme hızından daha düşük olduğu anlamına geliyor. Bunun, birçok kuruluşun fiziksel altyapı yedeklemesine daha fazla yatırım yapması da dahil olmak üzere bir dizi nedeni var. Örneğin genel buluta geçiş ve esneklik ve enerji performansının raporlanması ve iyileştirilmesi ile ilgili düzenlemelere uymaya yardımcı olmak için yeni teknolojinin benimsenmesi kesintileri azaltan nedenler arasında.

Ancak Uptime, kesintilerle ilgili verilerin genellikle ticari açıdan hassas ve belirsizliğe tabi olması nedeniyle dikkatli bir şekilde ele alınması gerektiği konusunda uyarıyor. Uptime raporu, üyelerinden gelen verilere, veri merkezi yöneticileriyle yapılan anketlere ve kamuya açık verilere dayanıyor. Dolayısıyla kapsamlı bir veri seti olsa da, her durumun rapor edilmediği ve istatistiklere yansımadığını da unutmamak gerekiyor.

Yıllık Kesinti Analizi 2024, ankete katılan operatörlerin yüzde 55’inden fazlasının son üç yıl içinde bir kesinti yaşadıklarını belirttiğini, ancak bu oranın bir önceki yıl için yüzde 60, ondan önceki yıl ise yüzde 69 olduğunu ifade etmektedir. Aynı zamanda, geçtiğimiz yıl yaşanan her on kesintiden yalnızca biri ciddi ya da ağır olarak sınıflandırılmıştır. Bu, bir önceki yıla göre yüzde dört puanlık, ondan önceki yıla göre ise yüzde onluk bir iyileşmeyi temsil ediyor. Yine de katılımcıların yarısından fazlası en son yaşadıkları önemli, ciddi veya ağır kesintinin kuruma maliyetinin 100.000 dolardan fazla olduğunu, yüzde 16’sı ise 1 milyon dolardan fazla olduğunu belirtiyor. 

En büyük neden güç dağıtımında yaşanan sorunlar

En ciddi kesintiler söz konusu olduğunda, tesis içi güç dağıtımındaki aksaklık, son raporda olayların yüzde 52’sinde listelenerek birkaç yıldır sürekli olarak en büyük tekil faktör olarak dikkat çekiyor. Microsoft, geçen yıl Batı Avrupa’daki Azure hizmetlerinde böyle bir kesinti yaşadı; kamu hizmeti şirketi tarafından sağlanan güçteki bir bozukluk, bir veri merkezinde jeneratör gücüne geçmesine neden oldu, ancak jeneratörlerin bir alt kümesi beklendiği gibi devreye giremedi.

Raporda ikinci en büyük neden soğutma ekipmanının arızalanması ya da düşük performans göstermesi olarak niteleniyor. Bu durum geçen yıl Singapur’daki iki banka (DBS ve Citibank) tarafından kullanılan bir Equinix veri merkezinde soğutma sistemi arızalandığında 2,5 milyon ödeme işleminin tamamlanamamasında da görülmüştü.

Uptime, ayrıca üçüncü taraf sağlayıcı sorunlarının 2020’den bu yana küçük ama istikrarlı bir artış gösterdiğini ve 2023’te yüzde beş puan artarak neredeyse her on kesintiden birini oluşturduğunu belirtiyor. Bu muhtemelen bulut operatörlerindeki arızaları da içeriyor ve genel buluttaki iş yüklerinin büyümesi nedeniyle artıyor olabilir.

Veri merkezlerinde insan hatası kaynaklı kesintiler de ön planda

Bununla birlikte rapor, insan hatalarının da kesintilerin çoğunda etkili bir faktör olduğunu ve tüm kesinti vakalarının %60’ı ile %80’i arasında değiştiğini ortaya koyuyor. Bunlar, personelin prosedürleri takip etmemesinden ya da prosedürlerin yetersiz olmasından kaynaklanıyor olabilir. Örneğin New York Borsası (NYSE), geçen yıl bir çalışanın borsanın ikincil veri merkezindeki bir felaket kurtarma sistemini kapatmayı başaramamasının ardından bir olay yaşadı. Bu sistem gece boyunca çalışır durumda bırakıldığı için NYSE’yi işleten yazılım sanki alım satım çoktan başlamış gibi davranmış ve açılış fiyatlarının doğru bir şekilde belirlenmesini engellemişti.

Uptime, burada kuruluşların daha iyi personel eğitimi ve olası arıza noktalarını gidermek için süreçlerin dikkatli bir şekilde gözden geçirilmesi yoluyla kesintileri daha da azaltmaları için bir fırsat olduğunu ileri sürüyor. Şirkete göre, her yıl dünya genelinde ciddi mali kayıplara veya iş ve müşteri kesintilerine yol açan yaklaşık 10-20 yüksek profilli BT kesintisi veya veri merkezi olayı yaşanıyor.

X influencer hesaplara yeniden ücretsiz mavi tik dağıtıyor!

Elon Musk’ın 2022’de Twitter’ı satın alması ve popüler sosyal ağ uygulamasına bir dizi yenilik getirmesi pek çok tartışmayı da beraberinde getirdi. Bu tartışmaların en önemlisi ise, Elon Musk tarafından başlatılan yeni abonelik sistemi ve para karşılığı mavi tik aboneliği satılması olmuştu. Sosyal ağ devi, özellikle ünlü isimler tarafından eleştiri yağmuruna tutulunca Nisan 2023’te bir miktar geri adım atarak “eski mavi tik doğrulama sahibi kullanıcılarına ücretsiz olarak bu statüyü geri vereceklerini” sıfırdan mavi tik almak isteyenlerin ise ücretli hesaba geçiş yapmak zorunda olduklarını duyurmuştu.  Şimdi ise X taviz vermeye devam ederek “influencer” olarak nitelediği ve 2.500’den fazla “doğrulanmış” takipçisi olan kullanıcılara, ücretsiz mavi tik dağıtmaya başladı.

Bu karar, kimileri tarafından sevinçle karşılansa da çok kısa bir sürede yine eleştiri oklarının hedefi haline geldi zira büyük bir karmaşaya yol açmış durumda. Eskiden mavi tik almış hesaplar, güvenilirliği teyit edilmiş ve kamuoyunun tanıdığı hesaplar iken şimdi aylık 8 dolar karşılığında herkes mavi tik alabiliyor. 2.500 ve üzeri doğrulanmış takipçiye sahip hesaplar ise X’te yorum yaparken takipçilerine ve diğer kullanıcılara bu özelliği “satın almadıklarını” ve “hak kazandıklarını” anlatmaya çalışmak zorunda olacaklar.  

Analistler, Elon Musk’ın bu anlamsız görünen hamleleri yapmasının birden çok sebebi olabileceği görüşündeler. Bu sebeplerden ilki X’te günden güne hızla azalan “anlamlı sohbet” ve “etkileşimi” artırma çabası. Bir diğer neden ise “etkili” ve “gerçek” kullanıcıları geri getirerek, platformu dezenformasyon ve reklam yayan bir sosyal medya çöplüğünden kurtarmak. Avrupa Komisyonu tarafından yaptırılan ve Eylül ayında açıklanan bir araştırmaya göre, X (eski adıyla Twitter) altı büyük sosyal ağ arasında en büyük dezenformasyon oranına sahip platform olarak dikkat çekiyor.

Analistler ayrıca Elon Musk’ın X premium abonelerine sunduğu yapay zekâ aracı Grok benimseme ve kullanım rakamlarının da son derece düşük kaldığını ve bunun ciddi bir endişe konusu olduğunu söylüyorlar. Dolayısıyla daha fazla kişiye Premium özellikleri vermek, daha fazla kişiye mavi tik almak için bir motivasyon yaratmak ve platformu daha “temiz” bir hale getirmek Grok benimsemesini artırabilmek adına da kritik önem taşıyor.  

Tesla’da “felaket” çeyrek: teslimatlar yüzde 8,5 düştü!

Tesla’nın 2024 yılının ilk çeyreğine ait performans raporu, şirketin beklenenden düşük teslimat ve üretim rakamlarıyla karşılaştığını gösterdi. Bu sonuçlar, Tesla’nın hız kesen büyüme ivmesini ve piyasada algılanan gücünü zorlayan bir durumu yansıtıyor.

İlk çeyrekteki düşüş, Tesla’nın önceki çeyrekte elde ettiği rekor performansının bir gölgesi olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle 2023’ün son çeyreğinde kaydedilen 484.507 teslimat ve 494.989 araç üretiminin ardından, %20’ye varan bir düşüş oldukça dikkat çekici. Bu düşüş, Tesla’nın öngörülebilirliği ve stabilitesi konusunda yatırımcıların endişelerini artırıyor.

Tesla’nın yaşadığı zorluklar arasında üretimdeki gecikmeler ve lojistik sorunlar öne çıkıyor. Fremont fabrikasında gerçekleştirilen Model 3 üretiminin güncellenmiş versiyonunun erken aşamalarındaki zorluklar, üretimdeki kesintilere ve dolayısıyla teslimatlardaki düşüşe yol açtı. Bunun yanı sıra, Kızıldeniz çatışmasının neden olduğu lojistik sorunlar ve Gigafactory Berlin’deki kundaklama saldırısı sonrası yaşanan fabrika kapanmaları da teslimatlarda düşüşü etkileyen faktörler arasında.

Analistlerin sürekli olarak Tesla’nın performans tahminlerini aşağı yönlü revize etmeleri, şirketin karşı karşıya olduğu zorlukların ciddiyetini vurguluyor. Beklentileri karşılayamayan teslimat ve üretim rakamları, Tesla’nın rekabetçi elektrikli araç pazarındaki konumunu güçlendirmek için daha fazla çaba harcaması gerektiğini gösteriyor. Özellikle rakip şirketlerin piyasaya yeni modeller sunmasıyla birlikte, Tesla’nın inovasyon ve operasyonel etkinlik konularında daha da dikkatli olması bekleniyor. Bu zorluklarla başa çıkmak, Tesla’nın gelecekteki büyüme potansiyelini belirleyecek önemli bir faktör olacak gibi görünüyor.

TAAC ilk yurt dışı sözleşmesini imzaladı!

0

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) ile Altınay Savunma Teknolojileri ortaklığı ile 2019 yılında kurulan TAAC Havacılık Teknolojileri, savunma ve havacılık sektöründeki dışa bağımlılığı azaltmayı ve milli gücü artırmayı misyon edinerek küresel pazarda lider oyuncuların arasında yer alma yolunda stratejik bir adım attı.

Uçuş kontrol sistemi eyleyicileri, iniş takımları ile kritik test sistemlerini yerli ve milli olarak geliştiren TAAC, Birleşik Arap Emirlikleri’nin en büyük savunma ve havacılık şirketleri grubu EDGE Group’la sözleşme imzalayarak önemli bir ihracat hamlesi gerçekleştirdi. TAAC, Türk mühendisliği ile tasarladığı ve üretimini yaptığı ürünleri yurt dışına ihraç ederek hem milli katkı sağlamayı hem de küresel etkisini artırmayı amaçlıyor.

Konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede TAAC Genel Müdürü Enis Ata, “EDGE Group (ADASI) ile imzaladığımız projenin başlaması TAAC’ın Orta Doğu başta olmak üzere global olarak marka değeri de tescillenmiş olacak. Önümüzdeki dönemde ülkemizin özgün platformları için çözüm merkezi olmaya devam ederken TAAC’ın gelişen kabiliyetleri doğrultusunda ihracat payını da büyüterek global ölçekte konumumuzu güçlendirmeyi hedefliyoruz” dedi.

İniş Takımları Geliştirmede Uzman

Üretimden tasarıma, kalifikasyondan analize kadar her alanda paydaşlarının koordinasyonu ve yönlendirilmesi sorumluluk bilinciyle hareket eden TAAC, Türkiye’nin özgün hava platformlarına ürün geliştirme süreçlerinden edindiği bilgi ve tecrübe ile yurt dışı faaliyetlerini genişleterek büyümeye devam ediyor.  Altınay’ın uzmanlık alanlarının ve TUSAŞ’ın gücünün bir araya gelmesiyle ürün ve sistem geliştirmede önemli bir konumda bulunan TAAC, yurt dışı iş birlikleriyle sektöre ihracat katkısı sağlamanın yanı sıra Türkiye’nin iniş takımları geliştirme uzmanlığını da küresel çapta gösterecek.

Türkiye’nin iniş takımları geliştirmedeki konumuna dikkat çeken Ata, “Türkiye; beşinci nesil bir savaş uçağını geliştirebilen sayılı ülkeler arasında yer alıyor. Ülkemiz; bu çapta bir platform için iniş takımı geliştirme kabiliyetine sahip olan ve bu kabiliyetini global ölçekte müşterilerinin hizmetine sunabilen nadir sayıda ülkeden biri. TAAC olarak, yerli ve milli olarak geliştirdiğimiz çözümleri küresel pazara sunuyoruz. İlk yurt dışı iş birliğimizi gerçekleştirerek hem ülkemiz hem de sektör için önemli adım atmış olduk. Bu vesileyle, iniş takımları geliştirme kabiliyetinde ülkemizi daha ileriye taşıyarak etkimizi artıracağız” açıklamasını yaptı.

TAAC Hakkında

2019’da Altınay Savunma Teknolojileri ve TUSAŞ ortaklığıyla kurulan TAAC Havacılık Teknolojileri, iniş takımları alanında; tasarımdan üretime, kalifikasyondan satış sonrası hizmetlere kadar uçtan uca çözümler geliştiriyor. Özgün çözümleriyle dışa bağımlılığı azaltmayı ve ülkeye katkı sağlamayı amaçlayan TAAC, uçuş kontrol sistemi eyleyicileri, iniş takımları ile kritik test sistemlerini yerli ve milli olarak Türk mühendisliği ile tasarlıyor ve üretimini gerçekleştiriyor. Çeyrek asrı aşan mühendislik kabiliyetleriyle savunma teknolojilerine yönelik proje ve ürünler geliştiren Altınay Savunma Teknolojileri çatısında altında bulunun TAAC, savunma ve havacılık sektöründeki lider küresel oyunculardan biri olmayı hedefliyor. Bu bağlamda, ilk yurt dışı sözleşmesini Birleşik Arap Emirlikleri’nin en büyük savunma ve havacılık şirketleri grubu EDGE Group (ADASI) ile imzalayan firma, ihracatta önemli bir adım atarak büyüme hedeflerine odaklanıyor.

Apple A18 Pro’nun teknik ayrıntıları ortaya çıktı!

0

Apple’ın iPhone 16 Pro serisi için güç kaynağı olacak olan Apple A18 Pro‘nun teknik özellikleri netleşmeye başladı. Yeni yonga setinin CPU kümesi dahil olmak üzere detayları ortaya çıktı ve önceki modeline benzer bir tasarıma sahip olduğu görülüyor.

iPhone 16 serisi için heyecanla beklenen yeni yonga seti, selefiyle benzerlik gösterecek. Apple, genellikle standart iPhone modelleri ile Pro modellerini işlemci olarak ayırt ederken, son raporlar bu gelenekten sapılacağını gösteriyor. İddialara göre, iPhone 16 ve 16 Plus modelleri A18 Bionic ile gelecekken, Pro ve Pro Max modelleri ise A18 Pro ile tanıtılacak.

Apple A18

Ayrıntılara baktığımızda, A18 Pro‘nun 6 çekirdekli bir GPU’ya sahip olacağı belirtilmiş ancak CPU kısmı hakkında herhangi bir bilgi paylaşılmamıştı. Son raporlar, A18 ve A18 Pro’nun CPU olarak da benzerlik göstereceğini ortaya koyuyor. Her ikisi de 6 çekirdekli bir CPU ile gelerek, potansiyel olarak büyük bir fark olmayabileceği sorusunu gündeme getiriyor.

Ancak erken sonuçlar, A18 Pro‘nun hız konusunda umut verici olduğunu gösteriyor. Sızdırılan verilere göre, işlemci A17 Pro’ya kıyasla %28’e kadar daha hızlı. Rakip Qualcomm’un Snapdragon 8 Gen 3 ve Gen 4 arasında %46’lık bir gelişim sunacağı dikkate alındığında, Apple’ın performans konusunda iddialı olduğu söylenebilir. Bununla birlikte, daha büyük kalıp boyutu, daha fazla önbellek ve muhtemelen daha büyük bir Neural Engine gibi gelişmeler de bekleniyor.

Apple’ın yeni yonga setiyle iPhone 16 Pro serisinin ne kadar güçlü olacağı merakla bekleniyor. Detaylar için tanıtım tarihini beklemek gerekecek.

Yapay zekaya dayalı görsel tanıma çözümleri üreten Vispera 500 bin dolar yatırım aldı

Bünyesinde girişimcilerin ve yatırımcıların ihtiyaçlarına göre kurgulanmış farklı formatlarda birçok Girişim Sermayesi Yatırım Fonları bulunduran APY Ventures, dünya çapında 50’den fazla ülkede hizmet veren Türk yapay zekâ teknolojisi şirketi Vispera’ya 500 bin dolar yatırım yaptı. Bu yatırımla birlikte şirketin değerlemesi 46,2 milyon dolara ulaştı.

2014 yılında Prof. Dr. Aytül Erçil ve Dr. Ceyhun Burak Akgül tarafından altı kişilik bir ekip ve yüzde 100 Türk sermayesiyle kurulan Vispera, şu an yoluna 120 kişilik kadrosuyla devam ediyor. Perakende sektöründe mağaza içi uygulama, izleme ve denetim süreçlerinin mükemmelleştirilmesi hedefiyle kurulan Vispera, kendi geliştirdiği görüntü işleme/makine öğrenmesi teknolojisi ile sektöre halihazırda kullanılan insana dayalı ve hataya açık geleneksel yöntemlerden çok daha hızlı, güvenilir ve maliyet avantajlı perakende uygulama ve denetim çözümleri sunuyor. 

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Vispera Eş CEO’su Prof Dr. Aytül Erçil şunları söyledi: “10 yıl önce ortağım Ceyhun Burak Akgül ile bir startup olarak çıktığımız yolculuğumuzda bugün artık oldukça geniş bir coğrafi alana hizmet veren global bir markayız. Yüksek teknoloji ile yapay zeka temelli çözümlerimiz sayesinde perakende sektörünün dönüşümüne büyük katkı sağladık. APY Ventures’dan aldığımız yatırım bizim için oldukça değerli. Buradan aldığımız güçle başarılı çalışmalarımızın artarak devam edeceğine inanıyorum.”

APY Ventures Fon Yöneticisi Mustafa Keçeli ise Vispera yatırımı hakkında şu ifadeleri kullandı: “Bilişim Vadisi fonumuz ile yatırım yaptığımız Vispera, kurulduğu günden itibaren perakende sektöründe öncü bir rol oynuyor. APY Ventures olarak, yüksek teknoloji çözümleriyle global pazarlarda büyüme hedefi olan başarılı bir şirkete yatırım yapmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu yatırımla Vispera’nın başarılı çalışmalarının güçlenerek devam edeceğine olan inancımızı pekiştiriyor ve başarılarının devamını diliyoruz.”

Vispera Hakkında

Vispera, perakende sektöründe mağaza içi uygulama, izleme ve denetim süreçlerinin mükemmelleştirilmesi hedefiyle kurulmuş bir teknoloji firması. Kendi geliştirdiği görüntü işleme/makine öğrenmesi teknolojisi sayesinde Vispera, sektörde hali hazırda kullanılan insana dayalı ve hataya açık geleneksel yöntemlerden çok daha hızlı, güvenilir ve maliyet avantajlı perakende uygulama ve denetim çözümleri sunuyor.  

Vispera, Prof. Dr. Aytül Erçil ve Dr. Ceyhun Burak Akgül tarafından 2014 yılında %100 Türk sermayesi ile kuruldu. Firma, geliştirdiği Vispera Görüntü Tanıma Servisi sayesinde mağazada çekilen raf fotoğraflarından hareketle, raftaki ürünleri pozisyonları ve adetleriyle birlikte tanıyor. Bu sayede raftaki ürün bulunurluğu, önyüz sayısı, rakiplere göre raf payı ve planogram uyumunu kontrol ederek SKU düzeyinde detaylı ve aksiyona dönüştürülebilir raporlar üretiyor. Söz konusu hizmet; insan gözünün ayırt edebildiği her ürünü, %96’nın üzerinde kesinlik ile tanıyor. Vispera, manuel uygulamaların 1 aya ulaşabilen raporlama sürelerine karşın çok daha hızlı, dolayısıyla uygulanabilir ve çok daha ekonomik çözümler sunuyor.

Unreal Engine 5 ile 3 aylık oyun geliştirme eğitimi başlıyor!

Co-Founder Academy ve Skilled Hub iş birliğiyle, oyun geliştirme alanında kendinizi geliştirmek ve sektörde bir adım öne çıkmak isteyen herkes için mükemmel bir fırsat sunmaktan büyük bir heyecan duyuyoruz. fillstudyo’nun kurucusu ve Bahçeşehir Üniversitesi’nde deneyimli bir eğitmen olan Zafer Masalcı liderliğinde gerçekleşecek olan 3 aylık online Unreal Engine 5 oyun geliştirme programımızı duyurmaktan gurur duyuyoruz.

Program, bugünden itibaren başvurulara açık olup, son başvuru tarihi 10 Mayıs olarak belirlendi. Bu özel program, katılımcılara Unreal Engine 5 ve oyun geliştirme süreçlerinde derinlemesine bilgi ve pratik beceriler kazandıracak 132 saatlik yoğun bir eğitim sürecini kapsıyor. Program boyunca, katılımcılar oyun geliştirmede kullanılan temel teknik yetkinliklerden, iletişim ve iş becerilerine, ileri düzey tekniklere ve uygulamalı atölye çalışmalarına kadar geniş bir yelpazede eğitim alacaklar.

Unreal Engine 5 ile hayallerinizi oyuna dönüştürme vakti!

Bu eğitim programı, teorik bilgilerin yanı sıra gerçek dünya örnekleri ve uygulamalı projelerle desteklenecek, böylece katılımcılar öğrendiklerini pratiğe dökme fırsatı bulacaklar. Unreal Engine 5’in sunduğu gelişmiş özellikler ve araçlar sayesinde, katılımcılar kendi oyunlarını tasarlama ve geliştirme yeteneğine sahip olacak, aynı zamanda sektördeki en güncel bilgileri ve uygulamaları öğrenme fırsatı yakalayacaklar.

Eğitimimiz, oyun dünyasında etkili oyunlar yaratma, kullanıcı deneyimini optimize etme ve oyun performansını artırma gibi konularda derinlemesine bilgi ve beceri kazandıracak. Programın sonunda, katılımcılar Unreal Engine 5 oyun geliştirme alanında sağlam bir temele sahip olacak ve edindikleri bilgi ve becerileri kariyerlerinde veya kendi projelerinde etkin bir şekilde kullanabilecekler.

Bu benzersiz eğitim fırsatını kaçırmayın ve oyun geliştirme dünyasında kendinize sağlam bir yer edinin. Şimdi kaydolun ve sadece bir oyun geliştirici olmanın ötesinde, oyun sanatında yenilikçi ve yaratıcı bir lider olma yolunda ilk adımınızı atın. Sizi, oyun geliştirme konusunda tutkulu ve yetenekli bir toplulukla bir araya getirecek bu heyecan verici yolculuğa davet ediyoruz. Oyun geliştirmenin sınırlarını zorlayalım ve birlikte yeni dünyalar yaratalım!

👉 Başvuru Formu: https://forms.gle/ERbr863zbdup6dE38
📆 Son Başvuru Tarihi: 10 Mayıs 2024

Başvurularınızı bekliyoruz!

Meta, Quest VR başlıkları için yaş doğrulaması istiyor!

Görünen o ki Meta, uygulama mağazalarına sahip cihazların çevrimiçi yaş doğrulamasına nasıl yaklaşması gerektiğini düşündüğünü göstermek için Quest VR mağazasını kullanıyor.

Meta bugün, Quest 2 ve 3 kullanıcılarının doğum günlerini yeniden girerek yaşlarını onaylamalarını istediğini duyurdu, böylece şirket “gençler ve ergenlik çağındakiler için doğru deneyimi, ayarları ve korumaları” sağlayabileceğini açıkladı. Örneğin, 13 ila 17 yaşları arasındaki gençlerin profilleri otomatik olarak özel olarak ayarlanacak ve veliler, gençlerin deneyimlerini uyarlamak için ebeveyn denetimi araçlarını kullanabilecek.

Bu arada, ebeveynlerin 10 ila 12 yaş arası ergenlik çağındaki çocuklar için bir hesap oluşturması gerekiyor. Bu durumda ebeveynler, ergenlik çağındaki çocuğun hangi uygulamaları indirebileceğini kontrol edebilir.

Kullanıcıların yaşlarını onaylamak için 30 günlük bir penceresi var. Bu süre içerisinde bunu yapmazlarsa, doğum tarihlerini bildirene kadar hesapları geçici olarak bloke edilecek. Yalnızca doğum tarihi girerken birinin yaşı hakkında yalan söylemek kolay olduğundan Meta, yanlışlıkla doğum tarihini yanlış giren kişilerin kimlik veya kredi kartıyla doğrulama yapması gerekeceğini söylüyor.

Meta daha önce geliştiricilere Mart 2024’ten itibaren uygulamalarının amaçlanan yaş grubunu (ergenlik çağındaki çocuklar, gençler veya yetişkinler) tanımlamalarının gerekeceğini söylemişti. Ayrıca, resmi olarak geçen ay başlatılan kullanıcı yaş grubu API’larının lansmanını da duyurdu. API‘lar, bir kullanıcının uygulamasını kullanamayacak kadar küçük olması durumunda geliştiricilerin Meta’ya rapor vermelerine olanak tanır.

Meta, VR başlığına ilk olarak ebeveyn denetimi araçlarını 2022’de ekledi. Şirket, geçen yıl ergenlik çağındakiler için ebeveynler tarafından yönetilen hesapları kullanıma sundu.

IC Enterra Yenilenebilir Enerji, Borsa İstanbul’da

IC Holding’in enerji sektöründeki uzmanlığını taşıyan IC Enterra Yenilenebilir Enerji, Borsa İstanbul’da düzenlenen gong törenin ardından ENTRA koduyla işlem görmeye başladı. Törende konuşan IC Holding CEO’su Murad Bayar, “Grubumuz IC Enterra ile birlikte Borsa İstanbul’a ilk adımını atmış oldu. Bize güvenen, halka arz sürecinde talepleri ile yoğun ilgi gösterip yanımızda olan tüm yatırımcılarımıza teşekkür ederiz” dedi. IC Enterra Yenilenebilir Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Alp Keler de “Bu bizim için önemli bir kilometre taşı. Borsaya kote bir şirket olmak bize, geniş bir yatırımcı tabanına erişim imkânı sağlayacak. Sürdürülebilir bir geleceği hep birlikte inşa ederek birlikte büyüyeceğiz” diye konuştu.

 Sürdürülebilir bir gelecek için yenilenebilir enerji alanında büyüyen IC Enterra Yenilenebilir Enerji, 4 Nisan Perşembe günü gerçekleştirilen gong törenin ardından Borsa İstanbul’da işlem görmeye başladı. Halka arz sürecini toplam hisse sayısının 4,11 katı talep alarak tamamlayan IC Enterra’nın açılış gongunu, Borsa İstanbul A.Ş. Genel Müdürü Korkmaz Ergun, IC Holding CEO’su Murad Bayar, IC Enterra Yenilenebilir Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Alp Keler birlikte çaldı.

Borsa İstanbul A.Ş. Genel Müdürü Korkmaz Ergun törende yaptığı konuşmada, “IC Enterra Yenilenebilir Enerji’nin işlem görmeye başlaması nedeniyle düzenlediğimiz gong törenine hoş geldiniz. IC Holding’in altyapı ve enerji alanındaki köklü geçmişi ve deneyimiyle kurulan IC Enterra Yenilenebilir Enerji, halka arzdan elde ettiği gelirle, enerji arz güvenliği açısından çok kıymetli olan yatırımlarını, çeşitlendirerek devam ettirecektir. Enerji dönüşümüne katkısıyla ekonomiyi destekleyen bu değerli şirketimizi, Borsa İstanbul’da görmekten dolayı çok mutluyuz. Ülkemizin yenilenebilir enerji potansiyeli ve yatırım ihtiyacı, bu alandaki halka arzların önemini bir kat daha arttırmaktadır.  Bu başarılı halka arz sürecinde emeği geçen herkese, tüm şirket çalışanlarına, aracı kurumlara, teşekkür ediyorum. IC Enterra Yenilenebilir Enerji’ye, Borsa İstanbul Ailesi’ne hoş geldiniz diyor, sermaye piyasalarımıza hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

Halka arzda yoğun ilgi gördü

Gong töreninde, “IC Holding’in enerji sektöründeki 25 yıllık uzmanlığı ile faaliyet gösteren IC Enterra Yenilenebilir Enerji’nin halka arzı ile Borsa İstanbul’a ilk adımımızı atmış bulunuyoruz” diyen IC Holding CEO’su Murad Bayar şunları söyledi:

“IC Enterra’nın Borsa İstanbul’da işlem görmeye başlaması bizim için büyük bir gurur kaynağı. Halka arz sürecini başarı ile yürüten tüm paydaşlarımıza ve bizi büyük talepleri ile onurlandıran yatırımcılarımıza sonsuz teşekkürler. Ben halka arzda gördüğümüz yoğun ilginin, IC Holding’e, IC Enterra’ya ve Türkiye’nin enerji sektöründeki potansiyeline duyulan güvenin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Yaklaşık 4,11 kat talep de bunu gösteriyor.”

IC Enterra Yenilenebilir Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Alp Keler ise törende yaptığı konuşmada, “Yarım asırdan fazla bir zamandır ülkemizde ve dünyada pek çok projeyi hayata geçiren IC Holding’in sahip olduğu uzmanlık ile yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren IC Enterra Yenilenebilir Enerji’yi yatırımcılar ile buluşturmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu bizim için önemli bir kilometre taşı. Bize bu yolda destek olan, yanımızda yer alan yatırımcılarımıza tekrar teşekkür ederek, yeni başlangıcımızın grubumuza, enerji sektörüne ve ülkemize hayırlı olmasını diyorum” değerlendirmesinde bulundu. 

Yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım sürecek

Talep toplama sürecinde yatırımcılardan büyük ilgi gördüklerini dile getiren IC Enterra Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Taşkın Kızılok ise gong töreni sonrasında yaptığı değerlendirmede, “27-29 Mart tarihleri arasında Ak Yatırım, İş Yatırım ve Ziraat Yatırım liderliğinde gerçekleşen halka arza, bireysel ve kurumsal yatırımcılardan 4,11 kat gibi oldukça büyük bir talep geldi. Bize duydukları güven için yatırımcılarımıza teşekkürlerimizi sunmak isterim. Biz IC Enterra olarak, sadece enerji sektöründe değil, aynı zamanda toplumumuzun ve gelecek nesillerin refahı için çalışıyoruz. Yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yaptığımız yatırımlarla, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir bir enerji geleceği inşa etmeye kararlıyız” dedi.

“Gördüğümüz yoğun ilgi, iş modelimizin ve gelecek vizyonumuzun yatırımcılar tarafından benimsendiğini gösteriyor. Aldığımız güçlü talep, şirketin sektördeki güçlü konumunu ve gelecek potansiyelini yansıtıyor” diyen Kızılok şöyle devam etti:

“Borsaya kote bir şirket olmak öncelikle bize, geniş bir yatırımcı tabanına erişim imkânı sağlayacak. Grubumuzun güçlü finansla yapısının yanı sıra yarım asrı aşan inşaat ve altyapı tecrübesi bizim en büyük motivasyon kaynaklarımız arasında yer alıyor. Biz operasyonları kârlı olan ve kâr odaklı büyüyen bir şirketiz. Yatırımcılarımız, halka arz süreciyle birlikte kârlı ve sürdürülebilir bir büyümeye de ortak oldu. IC Holding şirketleriyle birlikte yaratacağımız sinerjinin geleceğe doğru daha kararlı adımlarla yürümemizi sağlayacağına inanıyoruz. Amacımız, halka arzdan elde edilen geliri yeni yatırımlarda kullanarak, ülkemizin enerji talebine yanıt üretirken, istihdam yaratmak ve ülke ekonomisine destek olmak. Bugüne kadar yaptığımız HES yatırımlarıyla bir baz oluşturduk. Farklı bölgelerde yer almanın getirdiği coğrafi avantajlar sayesinde verimli, sürdürülebilir bir elektrik üretimi gerçekleştiriyoruz. HES’lerimizin yanına güneş ve depolamalı RES’lerimizi de dâhil ederek kaynak çeşitliliğimiz artıracağız. Bizim yeni yatırımlar noktasında ana stratejimiz rüzgâr ve güneş santralleriyle portföyümüzde kaynak çeşitlendirmesine gitmek.”

Yılda yaklaşık 1,2 milyar kwh elektrik üretiyor

Gong törenin ardından Borsa İstanbul’da Yıldız Pazar’da “ENTRA” kodu ile işlem görmeye başlayan IC Enterra Yenilenebilir Enerji, uluslararası başarıları ile bir dünya markası olan IC Holding’in enerji sektöründeki 25 yıllık uzmanlığına sahip. Şirketin Trabzon, Erzincan, Tokat, Mersin, Giresun’da elektrik üretimine devam eden toplam 388 megavat (MW) kurulu güce sahip 9 hidroelektrik santrali (HES) bulunuyor. IC Enterra Yenilenebilir Enerji’nin 2023 yılında santralleri aracılığıyla ürettiği elektrik miktarı 1 milyar 200 milyon kilovat saat (kWh) oldu.

Türkiye’nin üç ayrı bölgesinde faaliyet gösteren 9 HES’le hem coğrafi açıdan hem de santral çeşitliliği bakımından zengin bir portföyü olan IC Enterra, rüzgar ve güneş santralleriyle portföyünde kaynak çeşitlendirmesine gitmeyi planlıyor. Önümüzdeki dönemde, yatırımı devam eden 136 MWm kapasiteli Erzin-2 YEKA GES ile izin süreçleri devam eden 61 MWm Bağıştaş hibrit GES projelerine odaklanan IC Enterra’nın rüzgâr ve güneş santrali ile depolamaya yönelik projeleri de bulunuyor. Dinamik, aydınlık ve umut dolu bir geleceği mümkün kılmak misyonuyla yola çıkan IC Enterra Yenilenebilir Enerji, adını enerjinin “en”inden, yerküre ve 4 element anlamlarına gelen “terra”dan alıyor.  

Vestel Mobilite kuruldu! Neler bekliyoruz?

Vestel, mobilite ve enerji depolama alanlarında yeni bir adım attı. Şirket, bu iki alanı kapsayan çalışmalarını “Vestel Mobilite” adı altında birleştirdiğini duyurdu. Elektrikli araçlar, şarj istasyonları ve batarya depolama sistemleri gibi geleceğin vazgeçilmez teknolojilerine odaklanan şirket, bu sayede önümüzdeki üç yıl içinde şirket değerini milyar dolar seviyesine taşımayı hedefliyor.

Elektrikli araçlara özel Vestel Mobilite kuruldu!

Vestel CEO’su Ergün Güler’in açıklamalarına göre, elektrikli araç pazarının önümüzdeki yıllarda büyük bir ivme kazanması bekleniyor. Güler, 2030 yılına kadar elektrikli araç satışlarının toplam araç satışlarının yüzde 45’ine ulaşacağını öngörüyor.

Bu durum, elektrikli araçlar için gerekli olan şarj istasyonları ve otomotiv elektroniğine olan talebi artıracak. Vestel, bu alanda Avrupa ve Türkiye pazarında önemli bir oyuncu olmayı amaçlıyor ve şimdiden birçok ülkeye ihracat yapıyor.

Teknolojik değişimlere paralel olarak gelişen yeni araç ekosisteminde, Vestel önemli bir tedarikçi rolünü üstleniyor. Elektrikli araçların iç ekran çözümleri, elektronik kontrol üniteleri gibi birçok alanda yenilikçi ürünler sunuyor. Özellikle mini LED ekran teknolojisi kullanılarak üretilen araç içi ekranlar, canlı ve parlak renkleri ile dikkat çekiyor.

Enerji depolama çözümleri alanında da iddialı olan Vestel, yenilenebilir enerji kaynakları için geliştirdiği batarya ve enerji depolama sistemleri ile sürdürülebilirliğe katkı sağlamayı hedefliyor. Şirket, telekomünikasyon sektöründen, konut ve ticari alanlara kadar geniş bir yelpazede enerji depolama çözümleri sunuyor. Vestel, bu alanda da önümüzdeki yıllarda büyük bir pazar payı elde etmeyi planlıyor.

Vestel, elektronik sektöründeki deneyimini mobilite alanında da kullanarak, elektrikli araç şarj istasyonlarından, ultra hızlı şarj uygulamalarına kadar geniş bir ürün yelpazesi sunuyor. Şirket, sadece binek araçlara değil, toplu taşıma araçlarına da hizmet verecek şarj çözümleri üzerinde çalışıyor.

Türkiye’nin önde gelen teknoloji şirketlerinden biri olan Vestel, elektrikli araçlar ve enerji depolama sistemleri gibi alanlarda yaptığı yatırımlarla, geleceğin teknolojilerine yön veriyor. Şirket, bu sayede hem Türkiye’de hem de dünyada önemli bir konuma sahip olmayı hedefliyor.

Intel’den çip üretim işinde devasa Zarar: 7 milyar dolar!

Teknoloji devi Intel, çip üretiminde karşılaştığı devasa zararlarla mücadele ederken, 2023 yılına ait şirket raporu şaşırtıcı gerçekleri gün yüzüne çıkardı. Bu rapora göre, Intel’in çip üretim birimi olan Foundry birimi, 7 milyar dolarlık bir işletme zararı kaydetmiş durumda. Bu, bir önceki yıla göre 1,8 milyar dolarlık bir artışı temsil ediyor. Ayrıca, birimin 2023 yılı geliri de geçen yıla kıyasla yüzde 31 düşüşle 18,9 milyar dolara geriledi.

Intel CEO’su Pat Gelsinger, yatırımcılara yaptığı sunumda 2024’ün çip üretiminde en zorlu işletme zararı yılı olacağını belirtti. Ancak 2027’ye kadar dengeyi sağlamayı hedeflediklerini ifade etti. Gelsinger, bu zararların, geçmişte alınan bazı hatalı kararların bir sonucu olduğunu vurguladı. Özellikle, Intel’in ASML’nin aşırı ultraviyole (EUV) makinelerini kullanmama gibi stratejik hataları, şirketin rekabet gücünü olumsuz etkiledi.

Intel' çip

Ancak Intel, artık stratejisini değiştirme yolunda ilerliyor. Şirket, daha önce kullanmayı reddettiği EUV makinelerini kullanarak rekabet gücünü artırmayı amaçlıyor. Ayrıca, ABD’nin dört eyaletinde çip fabrikaları kurmayı veya genişletmeyi planlayarak sektördeki varlığını güçlendirmeyi hedefliyor. Bu yeni strateji, Intel’in sadece kendi çıkarları için değil, diğer müşterileri için de üretim yapmayı hedeflediğini gösteriyor.

Bu gelişmeler, Intel’in çip üretiminde karşılaştığı zorlukları ve gelecek hedeflerini net bir şekilde ortaya koyuyor. Şirketin, rekabetçi bir konuma ulaşmak için yapılan yatırımlarla mücadele ettiği ve gelecek yıllarda bu zararları telafi etmeyi hedeflediği görülüyor.

ikas 20 milyon dolar yatırım aldı!

Yatırım turuna Re-Pie Portföy tarafından kurulan Re-Pie Portföy ikas Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (GSYF) 7,3 milyon dolar, IFC 7 milyon dolarla katıldı.

Her ölçekten şirketin e-ticaret sitelerini teknik bilgiye ihtiyaç duymadan oluşturmasını sağlayan yeni nesil e-ticaret platformu ikas, işletmelerin dijital dönüşümlerini kolaylaştırıyor, e-ticarete dakikalar içinde başlamasını sağlıyor. Kısa sürede önemli bir pazar payına ulaşan ikas, mevcut büyüme hızıyla bu yıl sonunda müşteri sayısı bakımından Türkiye’deki en büyük e-ticaret altyapısı şirketi, 2025 itibarıyla ise unicorn olmayı hedefliyor.

Yatırımı değerlendiren Re-Pie Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Dr. M. Emre Çamlıbel, “Re-Pie Portföy olarak büyüme potansiyeli yüksek, teknoloji ve yenilik odaklı iş modeline sahip girişimlere yatırım yapıyor ve portföyümüzü büyütmeye devam ediyoruz. IFC ile birlikte yaptığımız bu yatırımla, 2022 sonunda Almanya’da da ofis açan ikas, 2030 yılına kadar sektöründe Avrupa’nın önde gelen markalarından biri olma hedefine doğru hızla ilerliyor” açıklamasını yaptı.

 Yeni finansman yurt dışı büyümeyi hızlandırmak amacıyla kullanılacak

Yatırıma ilişkin görüşlerini paylaşan ikas Kurucu Ortağı ve CEO’su Mustafa Namoğlu şunları söyledi: “E-ticaret ve e-ihracatı erişilebilir, kullanışlı ve yeni dönemin ihtiyaçlarına uygun hale getirmek için çalışan ikas olarak Seri A yatırım turumuzu tamamlamaktan gurur duyuyoruz. Türkiye’deki KOBİ’lerin e-ticaret ve e-ihracat alanlarında uluslararası başarılarının destekleyerek bu süreçte önemli bir pazar payı elde ettik. Yeni finansmanı tamamen yurt dışı büyümemizi hızlandırmak amacıyla kullanacağız. ikas olarak temelde iki hedefimiz var: İlki, Türkiye’den çıkmış çok başarılı bir hizmet olarak yazılım (SaaS) şirketi olmak. İkincisi ise, bizi kullanan KOBİ’lere ticari faaliyetlerine stratejik avantajlar kazandırarak başarılarını artırmak.” 

Nisan 2022’de toplam 3,5 milyon dolar tohum yatırımı alan ikas, 2023’te Deloitte Technology Fast 50 programına seçilerek, Türkiye’nin en hızlı büyüyen 50 teknoloji şirketinden biri olmuştu.

Wellbees, Sabancı Ventures liderliğinde köprü yatırımı aldı

0

Wellbees, çalışanların sosyal ve iş hayatında daha iyi hissetmelerine yardımcı olan öncü bir platform olarak, Sabancı Ventures önderliğinde gerçekleştirilen köprü yatırım turunu başarıyla tamamladığını duyurdu. Bu yeni finansmanla birlikte, Wellbees CEO’su Melis Abacıoğlu, şirketin teknolojik gelişimini ivmelendireceğini ve Körfez Ülkeleri’ndeki büyüme stratejilerini güçlendireceklerini belirtti. Wellbees, 2022’de aldığı tohum yatırımı sayesinde küresel pazarda büyüme hızını artırmış ve çalışan esenliğinin iş performansı üzerindeki etkilerini analiz etmek üzere bir Veri Bilimi Takımı kurmuştu. Şirket, 100’e yakın ülkeye ulaşarak etki alanını genişletti ve yakında tamamlamayı hedeflediği Seri A yatırım turu öncesi önemli bir finansal destek daha aldı.

Abacıoğlu, şirketlerin ve çalışanların yaşadığı stresin artmasıyla birlikte esenlik alanına yapılan yatırımların öneminin arttığını vurguladı. Çalışan esenliğinin 60 milyar dolarlık büyük bir pazar olduğunu ve Deloitte’a göre 2040 yılına kadar sağlık harcamalarının yüzde 70’inin bu alanda gerçekleşeceğini belirtti. Özellikle Körfez Ülkeleri’ndeki hızlı gelişim ve Dubai gibi merkezi şehirlerde esenliğin öne çıkan bir konu haline gelmesi, Wellbees’in bu bölgelerdeki varlığını ve etkisini artırmasına olanak sağladı.

2013 yılında kurulan Wellbees, sosyal, entelektüel, fiziksel, finansal, çevresel, duygusal, spiritüel ve mesleki olmak üzere esenliğin sekiz boyutunu kapsayan bütüncül bir hizmet sunarak, kullanıcılarının sağlıklı alışkanlıklar geliştirmesine, sosyalleşmesine ve sosyal bağlarını güçlendirmesine yardımcı oluyor. Kullanıcılarının %82’si sağlıklı alışkanlıklar geliştirirken, şirketlerin çalışan bağlılığı %10 artıyor ve işten ayrılma oranları %50 oranında azalıyor. Wellbees, aldığı bu yeni yatırımla birlikte hem teknolojik gelişimine katkıda bulunacak hem de Körfez Ülkeleri’nde büyüme ve pazarlama faaliyetlerini artırarak daha fazla şirket ve çalışana ulaşmayı hedefliyor.