Diginak.com 2024 yol haritasını açıkladı

0

Lojistik Teknolojisi alanında Fintek dikeyinde pazar liderliğini hedefleyen Diginak.com, son 3 yılda toplam 25 katın üzerinde birleşik büyüme gerçekleştirdi.  Diginak.com, 2024 yılında şirket değerini 50 milyon dolara çıkartmayı hedefliyor.

Finansal teknoloji pazarı tüm dünyada hızla büyüyor. Global ölçekte 150 milyar dolar büyüklüğünü geçen fintek pazarının, 2027 yılına kadar yüzde 13 büyüme göstermesi bekleniyor. Küresel fintek şirketlerinin yaklaşık yüzde 90’ının yapay zekâ ve makine öğrenimine dayalı olarak çalıştığını hatırlatan Diginak.com CEO’su Oğuzhan Karaca,  “2024 yılında dijital nakliye platformumuza yapay zekâ alanında yatırım yapmaya devam edeceğiz. Teknoloji alanında yenilikler ve iklim dostu düzenlemelerle lojistiğin daha da sofistike bir hal alacağını düşünüyoruz” dedi.

Yeni projeler geliyor 

Diginak.com CEO’su Oğuzhan Karaca
Diginak.com CEO’su Oğuzhan Karaca

 “Diginak.com’u pazarda hem bir ‘Fintek Şirketi’ hem de ‘Lojistik Teknolojisi’ (Freight Tech) alanında lider bir şirket olarak konumlandırdık. 2024 yılında ajandamızda; sürdürülebilirlik, yeşil ve dijital dönüşüm projeleri de bulunmakta. Önümüzdeki sene sürdürülebilirlik raporlama yapan şirketlerin çözüm ortağı olmayı ve yeşil lojistik alanında da yatırım yapmayı hedefliyoruz. Diginak.com olarak; bünyemizdeki Türk mühendisler tarafından geliştirdiğimiz teknoloji ve çözümlerle sadece hizmet sunduğumuz kişi ve kurumların değil, sektörümüzün de dijitalleşmesine öncülük etme misyonu ile hareket ediyoruz. Türkiye ile birlikte, Ortadoğu ve Asya’da Lojistik Teknolojisi odaklı Fintek alanında lider bir şirket olma misyonu ile çalışmalarımıza yön veriyoruz” şeklinde konuşan Karaca 2024 yılında dijital nakliye alanında öne çıkacak teknolojilere dair şu bilgileri verdi:

“Dünya Ekonomik Forumu’na göre, 2025 yılına kadar global kamyon pazarının yüzde 15’inin dijital nakliye platformlarını kullanacağı tahmin ediliyor. Bu veriden yola çıkarak ülkemizde de gelecek yıl dijital lojistik uygulamalarının daha çok öne çıkacağına inanıyoruz.

2024 yılında dijital lojistik, daha akıllı, daha çevresel olarak sürdürülebilir ve daha verimli bir geleceğe doğru evrilecek gibi görünüyor. Bu trendler, tedarik zinciri profesyonelleri için yeni fırsatlar yaratırken, sektördeki rekabeti artırmak için çeşitli firmaları ve teknoloji şirketlerini bir araya getirecek. Dijital lojistik, müşterilere daha hızlı teslimat, izleme ve yönetim imkanı sunarak; e-ticaretin büyümesine önemli bir katkı sağlıyor. 2024 yılında; Akıllı ve Otomatize Depolama Sistemleri, Blockchain Tabanlı Tedarik Zinciri İzleme alanında yeni yatırımlar yapılacağını öngörüyoruz. Çevre Dostu ve Sürdürülebilir Lojistik Çözümleri ise daha çok öne çıkacak. Sürdürülebilirliği artırma, elektrikli araçlar, enerji verimliliği ve karbon ayak izi azaltma stratejileri, dijital lojistik çözümlerinin temelini oluşturacak. Tedarik zinciri paydaşları arasındaki dijital işbirliği, açık platformlar ve uçtan uca entegrasyon, lojistik operasyonlarını daha verimli ve esnek hale getirecek. Büyük veri analitiği, yapay zeka ve makine öğrenimi, tedarik zinciri profesyonellerine gelecekteki talepleri daha doğru bir şekilde tahmin etme konusunda yardımcı olacak. Bu sayede stok yönetimi optimize edilecek ve tedarik zinciri maliyetleri azaltılacak.”

Diginak.com’un son 3 yılda toplamda 25 katın üzerinde birleşik büyüme kaydettiğine dikkat çeken Oğuzhan Karaca  “2024 yılında da 5 kat daha büyüme ile toplamda 500 milyon TL ciro hedefimiz bulunmakta” diye konuştu.

Diginak.com’un, navlun satın almasındaki finansal sorunları azaltarak taşımacılık sektöründeki tarafların birbiri ile olan ticaretini kolaylaştırdığını hatırlatan Oğuzhan Karaca Türkiye’nin lojistik ve ulaştırma alanında yıllık cirosunun 100 Milyar USD seviyesinde olduğunun altını çizdi.

Panasonic’ten Türkiye’ye 47 milyon Euro’luk yatırım!

Panasonic Electric Works Türkiye, son beş yılda gerçekleştirdiği toplam 47 milyon Euro’luk yatırımla üretim kapasitesini artırırken, yüzde 40 ek istihdam yarattı.

Türkiye operasyonunda 60’ın üzerinde ülkeye ihracat gerçekleştiren şirketin hedefi üretim kapasitesini yüzde 200 artırarak ihracatta vites yükseltmek.

Tamamı öz kaynaklarla gerçekleştirilen yatırımlarla üretim kapasitesi artırılan İstanbul, Sancaktepe’deki tesislerinde gerçekleştirilen açılış töreninde konuşan Panasonic Electric Works Türkiye Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Azim Tuncinar, kapasite artışı ve modernizasyonun yanı sıra planlamadan ürün sevkiyatına kadar tüm süreçlerde uçtan uca yatırımların devam ettiğini belirtti.

Panasonic Electric Works Türkiye Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Azim Tuncinar
Panasonic Electric Works Türkiye Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Azim Tuncinar

Türkiye faaliyetlerine 2014 yılında, sektörünün lider markası VİKO’ya gerçekleştirdiği yatırımla start veren Panasonic Electric Works Türkiye, İstanbul, Sancaktepe’de bulunan tesisinde gerçekleştirdiği yatırımlarını, Türkiye bayilerinin de katılımı ile düzenlenen törenle kamuoyuna tanıttı.

Halen 60’tan fazla ülkeye gerçekleştirdiği ihracat ile markasını dünya pazarlarında başarıyla temsil eden ve Türkiye’deki sektör liderliğini sürdüren Panasonic Electric Works Türkiye’nin son yatırımlarla birlikte geçtiğimiz beş yılda Türkiye’de gerçekleştirdiği yatırımların toplamı 47 milyon Euro’ya ulaştı.

Panasonic Electric Works Türkiye Başkanı Takeuji Kazuhiro ve diğer üst düzey yöneticilerin katıldığı törende konuşan Panasonic Electric Works Türkiye Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Azim Tuncinar, “Bu önemli yatırımlarla rekabet gücümüzü artırarak markamızın Türkiye operasyonunun dünyanın dört bir yanında temsil etmenin gururunu yaşıyoruz. Son beş yıllık dönemde yaklaşık 47 milyon Euro, yani 1,5 milyar TL’lik tesis yatırımına imza attık. Sektörümüzde dünyanın en önemli ve modern tesislerinden birine sahip olmamızı sağlayan bu yatırımla birlikte toplam üretim kapasitemiz yüzde 43 oranında arttı. Devam eden yatırımlarımızla hedefimiz yüzde 200’lük kapasite artışı” dedi. Türkiye’nin sahip olduğu büyüme potansiyeline olan yüksek inançları nedeniyle yatırımlarını ve istihdama olan katkılarını her geçen yıl artırarak sürdürdüklerini vurgulayan Tuncinar, “Nihai ürünün fabrika dışına alınmasıyla, lojistikten üretime alan kazandırmıştık. Bu adımla başlayan yatırım sürecimizi devam ettireceğiz. Üretim kapasitemizi iki katına çıkarma yolundaki modernleştirme yatırımlarını sürdüreceğiz” diye konuştu.

Tamamı öz kaynaklarla gerçekleştirildi

2018 yılından bu yana otomatik montaj hattı, plastik ve metal yarı mamullerin hazırlandığı plastik enjeksiyon makineleri, metal kesme presleri, kalıp imalat teknolojileri, kalite laboratuvarları ve yeni ürünlerin devreye alınması gibi birçok yatırımı hayata geçirmenin gururunu yaşadıklarının altını çizen Tuncinar, tüm bu yatırımları şirketin öz kaynaklarını kullanarak gerçekleştirdiklerini kaydetti.

Son yatırımlarla kalıp imalat teknolojisinin güncellendiğini, kapasite artışı için kalıphane bölümüne, CNC, dalma erozyon, taşlama tezgâh yatırımları yapıldığını ifade eden Tuncinar, “Plastik yarı mamullerimiz için preshane bölümüne plastik enjeksiyon makineleri ve plastik kalıp yatırımları, metal yarı mamullerimiz için de metal kesme bölümüne yüksek hızlı pres makineleri ve metal kalıp yatırımları yaptık. Ürünlerin otomatik montajlanması için de montaj bölümüne ürünlerimize özel olarak tasarlanmış, sektörün en yüksek üretim kapasitesine sahip otomatik montaj hattını kurduk” ifadelerini kullandı.

10 çalışandan dördü kadın

Hem iç hem de dış pazara hizmet edecek şekilde hayata geçirilen yatırımlarla hem pazar paylarını hem de istihdama olan katkılarını artırdıklarını vurgulayan Tuncinar, son beş yılda yüzde 40’lık bir istihdam artışı yaşadıklarını, bu artışın önemli bölümünü de kadın çalışanların oluşturduğunu söyledi. Tuncinar, şirkette kadın çalışan oranının yüzde 40’a yaklaştığını belirtti.

Tuncinar, dünyanın teknoloji devleri arasında yer alan Panasonic Holding’e bağlı olarak, gerçekleştirdikleri tüm yatırımlarda, ‘Yeşil Mutabakat’a uygun şekilde enerji verimliliği yüksek, Endüstri 4.0 altyapısı olan çevreci ve kaynakları maksimum seviyede etkin kullanan teknolojileri tercih ettiklerini söylerken, “Önümüzdeki dönemde de sektörümüzde dünyanın lider kuruluşları arasında yer almak ve iş alanlarımızı genişleterek konforlu ev ve yaşam alanlarına katkı sağlamak için yatırımlarımızı sürdüreceğiz. Sadece kapasite artışı veya modernizasyon yatırımları değil, planlamadan ürün sevkiyatına kadar tüm süreçlerde uçtan uca yatırımlarımız da devam edecek” diye konuştu.

Geniş ürün gamı

Panasonic Electric Works Türkiye’nin ürün gamı içerisinde; Elektrik Anahtar ve Prizleri, Grup Prizler, Aksesuarlar, Kablo Kanalları, Alçak Gerilim Şalt Ürünleri, Sigorta Kutuları, Akıllı Ev ve Bina Otomasyon Sistemleri, LED Aydınlatma Ürünleri, Güneş Enerjisi Panelleri ve Yangın Algılama- Alarm Sistemleri yer alıyor.

Sürdürülebilirliği kurumsal sorumlulukları arasında ele alan ve geleceğe değer katan birçok proje gerçekleştiren Panasonic Electric Works Türkiye; kalite, güvenlik ve çevre sorumluluğuna önem veren yaklaşımlarının sonucu olarak ISO 9001, ISO 14001, OHSAS 18001 ve ISO 27001 Bilgi Güvenliği Sistemleri sertifikalarına sahip.

TELKODER’in yeni yönetimi belli oldu!

2024-2025 döneminde dernekte görev yapacak yeni Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulu’nun da belirlendiği genel kurulda, sektöre yönelik değerlendirmelerde bulunan Halil Nadir Teberci: “TELKODER olarak her zaman iki önceliğimiz var ve bunu tek cümlede özetliyoruz. Telekomünikasyon sektörünün gelişimini sağlamak ve bu sayede Türkiye’nin ekonomisinin altyapısını her daim güçlü kılmak… Dernek olarak 21 yıldır hep doğrulara dikkat çektik ve bu doğrultuda özveriyle, iyi niyetle çalıştık ve bu yeni dönemde de bu yaklaşımla çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.

TELKODER Başkanı Halil Nadir Teberci

Türkiye’de 21 yıldır telekomünikasyon sektöründe tam rekabetin sağlanması ve sektörün gelişmesi için çalışmalar yürüten TELKODER’in, Ankara’da gerçekleşen 12. Olağan Genel Kurul toplantısında, Halil Nadir Teberci tekrar başkan seçilerek güven tazeledi. Genel kurulda, dernekte 2024-2025 döneminde görev yapacak yeni Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulu üyeleri de seçildi.

Hedef: Sektörü geliştirirken Türkiye ekonomisinin altyapısını her daim güçlü kılmak

Sektörde serbestleşme ve tam rekabet sağlanmadan yurttaşlara en ileri ve en uygun haberleşme olanaklarının sunulamayacağına dikkat çeken Halil Nadir Teberci, “TELKODER olarak her zaman iki önceliğimiz var ve bunu tek cümlede özetliyoruz. Telekomünikasyon sektörünün gelişimini sağlamak ve bu sayede Türkiye’nin ekonomisinin altyapısını her daim güçlü kılmak… Dernek olarak 21 yıldır hep doğrulara dikkat çektik ve bu doğrultuda özveriyle, iyi niyetle çalıştık ve bu yeni dönemde de bu yaklaşımla çalışmaya devam edeceğiz. Daha net ifadeyle, serbestleşme ve rekabeti savunan anlayışımızı sürdürüp, sektördeki mevcut problemlerin çözülmesi adına onları dile getirmeye ve uzmanlığımız kapsamında karar vericilere sektörün büyümesi için yapılması gerekenleri anlatmayı sürdüreceğiz.” dedi.

İki yıl süreyle görev yapmak üzere seçilen TELKODER Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulu üyeleri ise şöyle belirlendi:

Yönetim Kurulu/Asil Üyeler: Halil Nadir Teberci (TELKODER Başkan) -TTM Telekom, Mehmet Fahri Can (Yönetim Kurulu Başkan Vekili)- İşNet, Ceren Okutan (Sayman)-Voip Telekom, Fatma Köksoy-TurkNet, İlyas Ufuk Turgut-Teletek.
Yedek Üyeler: Mehmet Ali Akarca-Koç Sistem, Onur Zorlu-Atlantis Net, İbrahim Tolga Sönmezalp-Eser Telekom, Bülent Şen-DE-CIX.
Denetleme Kurulu-Asil Üyeler: Sevil Çiloğlu (Denetleme Kurulu Başkan)-Eser Telekom, Bulut Helvacıoğlu-Comnet, Ezgi Ayata-Millenicom.
Yedek Üyeler: Aydın İpekişleyen-TTM Telekom, Ersel Tosun-Atlantis Net, Mehmet Ali Koşar-D-Smart

Link Bilgisayar’ın %66’sı satıldı!

0

Türkiye’nin ilk ve en büyük alternatif portföy yönetim şirketi Re-Pie Portföy Yönetimi A.Ş., vizyoner girişimcilerin projelerine destek vermek üzere faaliyet gösteren Bulls Yatırım Holding A.Ş. ve gayrimenkul, enerji, finans, sağlık ve medya yatırımları ile öne çıkan Lydia Yatırım Holding A.Ş., Türkiye’nin önde gelen sektörel yazılım çözümleri sağlayıcısı Link Bilgisayar Sistemleri Yazılımı ve Donanımı Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ninhissedarlarının sahip olduğu yüzde 66 oranındaki payları satın aldı.

Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan açıklamada, Link Bilgisayar’ın çoğunluk ve kontrol hisselerinin 8 milyon dolar bedelle ve Pay Devir Sözleşmesi üzerinde mutabık kalınan diğer koşullar ile satılmasına karar verildiği belirtilerek, karara istinaden taraflar arasında 1 Aralık 2023 tarihli ‘Pay Devir Sözleşmesi’ akdedildiği bildirildi.

Türkiye’nin dijital dönüşüm sürecine katkıda bulunacak

Re-Pie Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Dr. M. Emre Çamlıbel

Satın almayı değerlendiren Re-Pie Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Dr. M. Emre Çamlıbel, “Türkiye’nin ilk ve en büyük alternatif portföy yönetim şirketi olarak, şimdiye kadar hem sektörel hem de son kullanıcıya yönelik yenilikçi hizmetler sağlayan ülkemizin en önde gelen girişimlerine yatırım yaparak büyüme yolculuklarına eşlik ettik. Önümüzdeki sene 40’ıncı yılını kutlamaya hazırlanan ülkemizin sektörel yazılım ve donanım çözümleri sağlayıcılarından en önemlilerinden biri olan Link Bilgisayar’a yaptığımız bu yatırım ile Re-Pie Portföy’ün teknoloji sektöründeki varlığını güçlendirirken, Link Bilgisayar’ın da gelişimine ve büyümesine önemli katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu yatırımımızla, Link Bilgisayar ve portföy şirketlerimiz arasında sinerji yaratırken, Link Bilgisayar müşterilerine daha zengin ürünler sunmayı hedefliyoruz. Bu yatırımımız, Türkiye’nin teknoloji ve yazılım alanındaki potansiyelini uluslararası platformlarda daha da görünür kılacak, Türkiye’nin dijital dönüşüm sürecine, girişim ve teknoloji ekosisteminin gelişimine de katkıda bulunacaktır” açıklamasını yaptı.

Bulls Yatırım Holding YKB Kemal Akkaya ise yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Link Bilgisayar, Türkiye yazılım sektöründeki ilk kuruluşlardan biri olarak şimdiye kadar ülkemizde işletmelerin dijitalleşmesinde kilit rol oynadı. Dijital dönüşümün etkisinin her zamankinden kritik önemde olacağı önümüzdeki dönemde, şirketin büyümesine destek olacağımız bu yatırımı Re-Pie Portföy ile birlikte gerçekleştirmekten memnunuz. Büyüme evresindeki ve orta büyüklükteki şirketlere, finansal, yönetsel ve yapılandırma desteği ile yatırım sağlayarak, Türkiye ekonomisine katkı sağlayacak değerler haline gelmelerini sağladığımız Bulls Yatırım olarak bu satın alım ile portföyümüzü güçlendirdik.”

Re-Pie Portföy, 46,6 milyar liralık fon yönetiyor

2015 yılında kurulan Re-Pie Portföy, yatırımcılarına güvenilir alternatif yatırım seçenekleri sunarak uzun vadeli değer yaratıyor ve böylece varlıkların büyümesine yardımcı oluyor. Şirketin çok yönlü portföyünde stratejik olarak yönetilen 28 gayrimenkul, 36 yenilikçi girişim sermayesi ve 8 tane özenle oluşturulmuş menkul kıymet yatırım fonunun yanı sıra yönetim sorumluluğunu aldığı bir emeklilik fonu bulunuyor.

Yatırım sektöründe güvenilirliği ve uzmanlığı ile kendine ayrıcalıklı bir yer edinen Re-Pie Portföy, Sermaye Piyasası Kurulu’ndan aldığı lisansla faaliyet gösteriyor ve toplam 46,6 milyar TL büyüklüğünde varlığı yönetiyor. Altı şehirde 11 irtibat bürosuyla sermaye piyasası ürünlerini geniş kitlelere yayıyor.

Link Bilgisayar sektöründe yüzde 25 paya sahip

1984 yılında, genç girişimci mühendisler grubu tarafından, yüzde yüz Türk sermayeli olarak kurulan Link Bilgisayar Sistemleri Yazılımı ve Donanımı Sanayi ve Ticaret A.Ş., işletmelerin satış, pazarlama, satın alma, stok yönetimi, depo-mağaza yönetimi, cari hesap, finans, üretim, bütçe planlama, insan kaynakları, sabit kıymetler ve muhasebe gibi Kurumsal Kaynak Planlaması (ERP) işlemlerinin entegre olarak gerçekleştirilmesini sağlayan yazılımlar geliştiriyor.

2000 yılında halka arzı gerçekleşerek, Borsa İstanbul’da “LİNK” adı ile işlem gören Link Bilgisayar’ın Türkiye çapında 180’i aşan çözüm ortağı ve bayisi bulunuyor. Hedef sektöründe yüzde 25 pazar payına sahip olan şirket, e-Dönüşüm (e-Fatura, e-Defter, e-Arşiv vb.) uygulamalarında sektörde lider konumda yer alıyor.

ABD’de kişisel veri pazarı yöneticisi hacker 8 yıl hapis cezası aldı

0

37 yaşındaki Vitalii Chychasov, erişim cihazı dolandırıcılığı yapmak ve yetkisiz erişim cihazlarının ticaretini yapmak için komplo kurmaktan suçlu bulunduktan sonra Salı günü mahkum edildi. Hacker, hapis cezasına ek olarak 5 milyon dolarlık mal varlığını, dolandırıcılıktan elde ettiği geliri ve çeşitli pazar alanlarının kontrolünü kaybedecek.

Chychasov, Mart 2022’de Macaristan’a gitmeye çalışırken göz altına alınmış ve ” blackjob.biz, ssndob.club, ssndob.vip ve ssndob.ws gibi çeşitli alan adları üzerinden faaliyet gösteren SSNDOB Marketplace’i işlettiği gerekçesiyle tutuklanmıştı. SSNDOB’un ABD, Letonya ve Kuzey Kıbrıslı yetkililer tarafından kapatılmasından bir ay sonra hacker Temmuz 2022’de ABD’ye iade edildi.

SSNDOB Pazaryeri’nin geçmişi on yıldan daha eskiye dayanıyor ve 2013’ün başlarında ssndob.ru alan adı üzerinden faaliyet gösteriyordu. O dönemde hackerlar tarafından ele geçirilen tam adlar, adresler, telefon numaraları ve sosyal güvenlik numaralarını içeren tam kayıtlar kişi başına 0,50 dolara satılıyordu. Bu “tam kayıtlar” doğum tarihini de içerecek şekilde listelenirse 1 dolar, posta kodunu da içerecek şekilde listelenirse 1,50 dolardan fiyatlanıyordu. Tüketici kredi raporları da daha yüksek bir fiyat olan 15$’a, geçmiş raporları 12$’a ve ehliyet kayıtları da 4$’a satılıyordu.

Hacker 24 milyon kişinin verisini 19 milyon dolara satmış

O dönemde bilgi güvenliği araştırmacısı gazeteci Brian Krebs tarafından yürütülen araştırma, hacker ve siber suçluların ABD merkezli tüketici ve işletme veri toplayıcılarında en az beş farklı sisteme erişimi olduğunu öne sürmüştü. Bunlar arasında Lexis-Nexis, Dun & Bradstreet ve Kroll Background America’nın da bulunduğu iddia ediliyordu. ABD’li yetkililer SSNDOB’un tek başına faaliyet gösterdiği kaynak üzerinden 19 milyon dolardan fazla satış yaptığını tahmin ediyor.

Florida Savcılığı konuya ilişkin olarak “Mahkeme kayıtlarına göre, Chychasov ve diğer pazar yeri yöneticileri, pazar yeri hizmetleri için dark web suç forumlarında reklam yaptılar, müşteri destek işlevleri sağladılar ve alıcıların hesaplarına ne zaman para yatırdıklarını izlemek de dahil olmak üzere sitelerin faaliyetlerini düzenli olarak izlediler” diyor ve ekliyor: “Yöneticiler ayrıca anonimliklerini korumak ve faaliyetlerinin tespit edilmesini engellemek için çeşitli ülkelerde stratejik olarak sunucu bulundurmak ve alıcıların dijital ödeme yöntemlerini kullanmalarını zorunlu kılmak gibi çeşitli teknikler kullandılar.”

SSN’ler pazardan satın alındı ve çeşitli dolandırıcılık türlerini işlemek için kullanıldı: Vergi dolandırıcılığı, işsizlik sigortası dolandırıcılığı, kredi dolandırıcılığı ve kredi kartı dolandırıcılığı. Yetkililer, bir alıcının çalınan kişisel verileri 10 milyon dolara yakın bir meblağı çalmak ve daha sonra para aklamak için kullandığını belirtti.

SSNDOB, ABD’nin hem bireylere hem de mali baskı altındaki işletmelere yardım fonları sağlamak için bir dizi girişimde bulunduğu COVID-19 salgını sırasında özellikle başarılı oldu. IRS-CI Washington, D.C. Saha Ofisi’nden Sorumlu Özel Ajan Darrell Waldon, “Kimlik hırsızlığı, mağdurun uzun vadeli duygusal ve mali sağlığı üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip olabilir” dedi. “SSNDOB web sitesinin kapatılması kimlik hırsızlığı suçlularını sekteye uğratmış ve kişisel bilgileri ele geçirilen milyonlarca Amerikalıya yardımcı olmuştur.”

Kişisel veri satan pazarlar yükselişte

Yine de o gün bugündür SSNDOB markası taklit siteler gibi görünen siteler aracılığıyla yaşamaya devam ediyor. Ssndob.pro, ssndob.rg ve ssndob24.com alan adları hala hayatta ve yeni hesapları kabul ediyor, ancak meşruiyetleri bilinmiyor.

Kişisel verilerin online pazarlarda satılması özellikle ABD’de giderek artan bir sorun. Duke Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırma veri simsarlarının aktif ordu mensupları, aileleri ve gaziler hakkında kişisel olarak tanımlanabilir bilgileri kişi başına sadece birkaç kuruşa sattıklarını ortaya koyuyordu.

Google, Çin saldırıları konusunda uyardı!

Siber güvenlik uzmanlarına göre Google, Çin kaynaklı Tayvan’ı hedef alan siber saldırılarda önemli bir artış tespit etti.

Geçtiğimiz altı ay içinde teknoloji devinin tehdit analizi bölümü, Çin destekli bilgisayar korsanlığı kampanyalarında “muazzam bir artış” olduğunu ve bilgisayar korsanlarının kökenlerini gizlemek için karmaşık taktikler benimsediğini kaydetti.

Google’ın kıdemli mühendislik müdürü Kate Morgan, Çinli bilgisayar korsanlarının izleme çabalarını zorlaştıran taktikler kullandığını vurguladı.

Bunlar arasında küçük ev ve ofis internet yönlendiricilerine sızmak ve bunları, gerçek kaynaklarını gizleyerek saldırı düzenleyecek şekilde yeniden kullanmak yer alıyor.

Morgan, Google’ın yalnızca Çin’de savunma, hükümet ve özel sektör de dahil olmak üzere Tayvan’daki çeşitli sektörleri hedef alan 100’den fazla bilgisayar korsanlığı grubunu izlediğini açıkladı.

ABD ile Çin arasındaki gergin ilişkiler nedeniyle daha da kötüleşen Tayvan’daki çatışma potansiyeline ilişkin endişeler küresel olarak arttı. ABD, Tayvan’ı resmi olarak bir ulus olarak tanımıyor olsa da, giderek saldırganlaşan Çin olarak algıladığı şeye karşı kendisini savunması için adaya yardım etme taahhüdünde bulundu. Çin, Tayvan’ı kendi topraklarının bir parçası olarak görüyor.

Gerginliklere rağmen, görevden ayrılan Tayvan Devlet Başkanı Tsai Ing-wen zirve sırasında Çin’in şu anda adaya büyük bir istilayı düşünmeye “bunalmış” göründüğünü kabul etti.

Bununla birlikte, Tayvan’ın askeri yıldırma, siber saldırılar ve bilgi manipülasyonu karşısında savunma yeteneklerini artırma konusundaki dayanıklılığını ve kararlılığını vurguladı.

Google’ın bulguları, küresel siber güvenlik tehditlerine ilişkin daha geniş gözlemlerinin bir parçası olarak ortaya çıkıyor. Kate Morgan, Kuzey Kore ve İran’ın önemli hack tehditleri oluşturmaya devam ettiğini, Rusya’nın ise Şubat 2022’deki işgalinden bu yana siber odak noktasının ağırlıklı olarak Ukrayna olduğunu belirtti.

Google, siber güvenlik sorunlarına çözüm bulmak amacıyla İspanya’nın Malaga kentinde yeni bir siber güvenlik merkezi açtı.

Güvenlik mühendisliği merkezi”, kıtadaki siber dayanıklılığı artırmak için Avrupalı ​​işletmeler ve hükümet yetkilileriyle işbirliği yapmayı amaçlayan yaklaşık 100 güvenlik uzmanına ev sahipliği yapacak.

Google halihazırda Dublin, İrlanda ve Münih, Almanya’da siber güvenlik, içerik denetimi ve gizlilik mühendisliğinin çeşitli yönlerine odaklanan güvenlik mühendisliği merkezleri işletiyor.

Google’ın Küresel İlişkiler Başkanı Kent Walker, Malaga’nın yeni merkezin yeri olarak seçilmesinin temel nedenleri olarak Malaga’nın yenilik yanlısı politikalarını ve dijital profilini gösterdi.

Bu adımları izleyerek Office programlarını ücretsiz kullanın!

Kelime işlem, e-tablolar ve sunum programları gibi tipik Office programlarını çevrimiçi olarak sunabilirsiniz. Ücretsiz ve çoğu kullanıcı için tamamen yeterli olan çeşitli işlevlere sahip.

Google, “Google Doküman Düzenleyicileri” paketini ilk kez 2006 yılında piyasaya sürdü ve Microsoft, 2009 yılında kendi çevrimiçi ofis paketiyle buna yanıt verdi. Google’ın rakiplerinde olduğu gibi, bunu kullanmak için yalnızca bir kullanıcı hesabına ihtiyacınız var ve teknik gereksinimler yalnızca tarayıcı ve internet bağlantısı.

Sadece tarayıcınızla giriş yapın

Office programlarının merkezi iletişim noktası www.office.com portalı. Burada Microsoft hesabınızla giriş yapabiliyor veya yeni bir hesap oluşturabiliyorsunuz. Oturum açtığınız anda soldaki çubuk ve üzerinde simge bulunan kare simgesi aracılığıyla Word, Excel, PowerPoint, Outlook, OneDrive, Teams ve OneNote‘un yanı sıra Aile Güvenliği, Takvim ve Skype‘a da erişebilirsiniz.

Uygulamalar” genel bakışında Formlar veya Döngü gibi bir dizi başka program görünüyor ancak bunları kullanmak için ücretli bir Microsoft 365 aboneliğine ihtiyacınız olacak.

Kare simgesi aracılığıyla başka bir Office uygulamasına her geçişinizde tarayıcının yeni bir pencere açtığını ve önceki uygulamanın çalışmaya devam ettiğini lütfen unutmayın. Çok fazla bellek kullanılmasını önlemek için, gerekirse daha önce kullandığınız Office programının bulunduğu pencereyi kapatmanız yeterli.

Sol sütunda “Başlangıç ​​sayfası“nı etkinleştirdiyseniz “Belge“, “Sunum” ve “Çalışma Kitabı” aracılığıyla ilgili boş belgeyi oluşturabilir ve uygun uygulamayı başlatabilirsiniz. 

Alternatif olarak, bir programın simgesine ve ardından “Belgeyi boşalt“, “Boş sunum” veya “Çalışma kitabını boşalt” seçeneğine tıklayın. Her uygulama için hazır şablonlar da mevcut.

Dosyaları açma ve kaydetme

Bilgisayarınıza yerel olarak kaydedilen Office dosyaları doğrudan ücretsiz çevrimiçi ofise yüklenemez. Yalnızca OneDrive bulut depolama alanında depolanan dosyalara erişebilirsiniz. Microsoft hesabı olan her kullanıcıya otomatik olarak 5 GB ücretsiz depolama alanı veriliyor.

Bunu yapmak için dokuz noktalı simge aracılığıyla mevcut uygulamalara genel bakışı açın ve “OneDrive”a tıklayın. Aşağıdaki pencere mevcut dosya ve klasörleri gösteriyor. Üstteki “Yükle“ye ve ardından “Dosyalar” veya “Klasörler“e tıklayın. 

Explorer görünümünde, düzenlenecek yerel dosya veya klasörlerin bulunduğu dizini seçin, istediğiniz içeriği seçin ve OneDrive’a kaydetmek için “”a tıklayın.

Düzenlenen belgelerin kaydedilmesi de masaüstü uygulamasından biraz farklı çalışıyor. Tüm yeni belgeler otomatik olarak OneDrive’a kaydedilir; hiçbir şey yapmanıza gerek yok ve açık dosyayla tarayıcı penceresini kapatmanız yeterli.

Alternatif olarak belgeyi doğrudan bilgisayarınızın sabit sürücüsüne de kaydedebilirsiniz: Bunu yapmak için Dosya > Farklı kaydet > Kopyasını indir öğesine tıklayın. Dosya daha sonra indirme klasörüne kaydedilecek. 

Office programları, dosyaları “PDF Olarak İndir” ve “ODT Olarak İndir” (Word), “ODS Olarak İndir” (Excel) veya “ODP Olarak İndir” (PowerPoint) aracılığıyla anında dönüştürmeyi bile sunuyor. PowerPoint ayrıca bir sunumun slaytlarını ayrı ayrı JPEG dosyalarına dönüştürmek için kullanabileceğiniz “Resim olarak indir” komutunu da sunuyor.

Menü görünümünü ayarlayın ve belgeleri PDF olarak yazdırın

Varsayılan olarak, çevrimiçi Office şeridi, önemli komutları içeren bir araç çubuğunu tek bir satırda görüntülüyor.

Avantajı: Tablet gibi daha küçük monitörlerde menüler daha az yer kaplıyor ve çalışma alanı daha büyük ve daha net oluyor.

Dezavantaj : Mevcut komutların tümü görüntülenmiyor. Klasik şerit görünümüne geçmek için araç çubuğunun en sağındaki küçük aşağıyı gösteren oka tıklayın ve ardından “Klasik şerit“i seçin. Şeridi gizlemeyi de seçebilirsiniz.

Çevrimiçi Office’te yazdırma işlevi de masaüstü sürümüne göre değişti. Bu, kullanılan tarayıcıdan bağımsız olarak geçerli. 

Örneğin, Word ile bir belgeyi yazdırmak için dosyayı açın ve Dosya > Yazdır > Yazdır öğesine tıklayın. Daha sonra “Her şey tamamlandı” mesajını göreceksiniz. “Dosyanız baskıya hazır” yazısı ve altındaki “PDF Aç” butonundan sonra dosyayı yazıcıya gönderebileceğiniz PDF dosyaları için bağlantılı masaüstü programını başlatmak için ikincisine tıklayın.

Bir bakışta Word Online

Word’ün ücretsiz çevrimiçi sürümüne üstünkörü bir bakış bile şeritlerde farklılıklar olduğunu gösteriyor. Örneğin, çevrimiçi olarak “Çizim“, “Taslak“, “Referanslar” ve “İletimler” menüleri olmadan bunu yapmak zorundasınız, ancak masaüstü sürümündeki bazı komutlar sadece farklı bir yerde.

Microsoft 365’te “Referanslar” altında, dipnot ve son notların yanı sıra içindekiler tablosu ve kaynakça oluşturma veya resim yazısı ekleme komutları gibi akademik çalışmalar üzerinde çalışmaya yönelik işlevler bulacaksınız.

Ayrıca Word Online’da, sayfa kenar boşluklarının sağ üst ve alt kısmındaki iki dikdörtgeni kullanarak doğrudan çalışma alanında veya “Görünüm” şeridini kullanarak dipnotlar ve son notlar oluşturabilirsiniz.

Dipnotların ve son notların yanı sıra içindekiler tablosu oluşturmak için “Referanslar” şeridini de kullanabilirsiniz. Ancak Word Online, masaüstü sürümünde “Postalar” altında düzenlediğiniz adres-mektup birleştirmelerde çalışmıyor.

Çevrimiçi versiyonda makrolarla çalışmak da mümkün değil; makro içeren mevcut Word belgeleri açılamaz. Aynı durum şifrelenmiş ve parola korumalı dosyalar için de geçerli.

Görünüm” altındaki seçim seçenekleri de oldukça sınırlı: Yakınlaştırmayı kullanarak sayfaların boyutunu küçülterek, birçoğunun Word penceresine sığmasını sağlayabilirsiniz. Ancak bunlar her zaman alt üste konumlandırılır ve ikiden fazla sayfa olması durumunda metin artık okunamaz hale gelir.

Bir bakışta Excel Online

Excel’in çevrimiçi sürümü de makroları desteklemiyor ve Word gibi genellikle VBA desteği sunmuyor. Ancak genel olarak arayüz, masaüstü sürümünden Word’e göre daha az farklı; burada eksik olan tek şey “Sayfa düzeni” şeridi Bunun yerine altı araç içeren “Çizim” menü öğesi var.

Word’den farklı olarak Excel de çizim yapabilir, ancak yalnızca altı araçla seçenekler oldukça sınırlı.

Word ve PowerPoint’in aksine, Excel Online’da dosyaları doğrudan yerel sabit sürücüden yüklemek mümkün. Dosya > Aç > Dosyaları bu cihazdan aç seçeneğine giderseniz, tablo seçmek için Explorer görünümüne yönlendirilirsiniz.

Bundan sonra ne olacağı, kullanılan tarayıcıya bağlı: Firefox, seçilen dosyayı daha fazla sorgulamaya gerek kalmadan Excel’de açılacağı OneDrive’a yükler. Ancak bu yalnızca açılır pencerelerin tarayıcıda görüntülenmesine izin verirseniz işe yarar.

Bunu yapmak için sağ üstteki menüden “Ayarlar”a tıklayın, soldaki “Gizlilik ve Güvenlik”e geçin ve “İzinler”e gelin. Orada, “Açılır pencereleri engelle” seçeneğinin önündeki onay işaretini silin. Alternatif olarak, Microsoft Office web sitesi için bir istisna tanımlayabilirsiniz: İşareti bırakın, “İstisnalar”a tıklayın ve ardından “Web sitesi adresi” altına https://onedrive.live.com URL’sini girin. Son olarak “Değişiklikleri kaydet” ile onaylayın.

Ayrıca Microsoft’un Edge tarayıcısında açılır pencerelerin görüntülenmesine de izin vermeniz gerekiyor. Bunu yapmak için sağ üstteki üç noktalı menüye tıklayın ve “Ayarlar”a gidin. Şimdi “Çerezler ve web sitesi izinleri”ne tıklayın ve “Açılır pencereler ve yönlendirmeler”e gidin. Ya “Engellendi” seçeneğini kapatın ya da “İzin Ver“in yanındaki “Ekle“ye tıklayın ve https://onedrive.live.com adresini girin. Ancak Chrome’da bu yöntem başarısız olur ve dosyayı önce OneDrive’a yükleme, oradan Excel ile açma şeklindeki klasik yöntemle kalırsınız.

Aksi takdirde, her Excel şeridi, masaüstü sürümünün bazı işlevlerinden yoksun. Örneğin “Ekle” altında “Haritalar” ve “3B haritalar“ı, “Semboller“i veya mini grafikleri kaçıracaksınız; “Formüller“in altında “Hata kontrolü” ve “İzleme penceresi” yok. Excel Online pivot tabloları da işleyebilmesine rağmen dış veri kaynaklarını entegre edemez. Ve: Çevrimiçi sürüm yalnızca dört dosya biçimini tanır: XLSX, XLSB, XLSM ve XLS.

Bir bakışta PowerPoint Online

Ancak PowerPoint sunum programının çevrimiçi sürümünde, komutları Windows masaüstündeki işlemleri kaydetmenize ve bunları video olarak kaydetmenize olanak tanıyan “Kayıt” şeridi eksik. Geri kalan menüler masaüstü sürümündekilere karşılık geliyor.

Microsoft ayrıca işlevleri de azalttı. Yazdırırken yalnızca tam slaytları, not sayfalarını ve bildirileri yazdırma arasında seçim yapabilirsiniz. Her şey önce bir PDF’ye dönüştürülüyor ve daha sonra bunu yazıcıya gönderebilirsiniz. Masaüstü sürümünde PowerPoint’in ayrılmaz bir parçası olan Designer, yalnızca çevrimiçi deneme sürümüyle bir ay boyunca kullanılabiliyor.

Araç, sunumun konusuna göre sunum için tasarım önerilerinde bulunan bir yapay zeka ile çalışıyor. Ekle > Görseller > Web’de ara aracılığıyla, bir Bing araması kullanarak diğer uygun tasarımları arayabilirsiniz.

Küresel sağlık girişimi Türkiye pazarına giriyor!

Yaşam koşullarının zorlaşması, birçok insanın sağlığını olumsuz etkilerken yeni çözüm arayışlarına yönlendiriyor. Geleneksel tıbbı teknolojiyle birleştirerek bireylerin zihinsel ve fiziksel performasını optimize edebilecekleri bilgiler sunan küresel sağlık şirketi ResetYourself, saç analiziyle kişiye özel biyokimya haritası çıkarıyor. Böylece, hastalıkların temel nedenini bulurken erkenden önlem alınmasını sağlıyor.

Gittikçe zorlaşan yaşam koşulları, insanların hem zihinsel hem de fiziksel sağlıklarını etkiliyor. Küresel kamuoyu araştırmaları şirketi Ipsos’un konuya dair yaptığı anketteki katılımcıların %62’si, stres nedeniyle günlük yaşamlarının sekteye uğradığını bildiriyor. Bununla birlikte %78’i zihinsel sağlıklarının en az fiziksel sağlıkları kadar önemli olduğunu düşünürken, %71’i de fiziksel sağlıklarını önceliklendirdiğini vurguluyor. Dünya nüfusunun %80’inin geleneksel tıbbın sağlık açısından önemli olduğunu düşünmesi de araştırmada ortaya çıkan tabloyu destekliyor. Dünya Sağlık Örgütü de geleneksel tıp alanına bilimsel doğrulama getirerek bu çözümlerinin potansiyelini çıkarmak ve ülkelerin sağlık sistemlerine dahil etmek için çalışmalar yürütüyor. Günümüzde kullanılan sağlık ürünlerinin %40’ının eski şifa yöntemlerine uzanan doğal maddelerden türetildiğini belirten küresel sağlık şirketi ResetYourself ise geleneksel tıbbı teknolojiyle birleştirerek bireylerin zihinsel ve fiziksel performasını optimize edebilecekleri bilgiler sunuyor.

ResetYourself CEO’su Kadir Yücelbaş, “Dijitalleşmenin yaygınlaşmasıyla insanların birçoğu yüksek tempolu bir yaşam sürerken, bu yoğunluk içinde kendilerine daha az zaman ayırmaya başladı. Bunun doğal bir sonucu olarak, zihinsel ve fiziksel sağlıklarında çeşitli problemlerin ortaya çıkması veya artması da kaçınılmaz oldu. Biz de her bireyin benzersiz olduğunu kabul eden yaklaşımımızla sağlık sorunlarını yalnızca çözmekle kalmıyor, temel nedenini bulmaya odaklanıyoruz. Hastalıklara karşı önlem alınmasını sağlıyoruz. Her insanın benzersiz biyokimyasını ortaya çıkarmak için eski şifa yöntemlerini bilim ve teknolojiyle birleştiriyoruz” dedi.

Yaşam tarzı vücudu etkiliyor 

Uyguladıkları yenilikçi yaklaşımda saçtaki mineral ve ağır metaller analizini bir tarama aracı olarak kullandıklarını aktaran Kadir Yücelbaş, “Bireylerin, dinç olmak için yaptığı diyetlerinin ve benimsedikleri yaşam tarzlarının vücutlarını hücresel düzeyde nasıl etkilediğini anlamalarına yardımcı oluyoruz. Fiziksel ve zihinsel performansını nasıl optimize edebilecekleri konusunda kişiselleştirilmiş bilgiler sunuyoruz” diyerek saç analizi hakkında şu bilgileri paylaştı:

“Saç analizi, bedenin mineralleri ve toksik metali nasıl metabolize ettiğini çözümlemeyi sağlıyor. Buna dayalı olarak beslenme, egzersiz ve zihni, tek bir yaşam tarzı çözümünde buluşturan kişiselleştirilmiş bir test olarak öne çıkıyor. Bu analitik laboratuvar testi, saçın bir örneği üstünden biyokimyanın planını oluşturuyor. Kişilerin vücudunun net bir resmini sunarak fiziksel ve zihinsel performansınlarının en iyi seviyesine ulaşmaları için kapı aralıyor.”

8 yıldır istikrarlı bir şekilde büyüyor 

ResetYourself CEO’su Kadir Yücelbaş, “İnsan olmak demek, her zaman gelişmek ve ilerlemek demektir. Biz de her yaştan danışanımızın kendileri için en iyi yaşam tarzını oluşturmaları için onları güçlendirmeyi misyon ediniyoruz. 8 yıldır istikrarlı bir şekilde büyüyen şirketimizle Hong Kong, Los Angeles, Amsterdam gibi dünyanın çeşitli bölgelerinde faaliyet gösteriyoruz. Şimdi sırada geleneksel ve yenilikçi sağlık hizmetleriyle potansiyel barındıran Türkiye var. Ülkenin sağlık sektörüne ve insanların gelişmelerine katkıda bulunmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

Microsoft devasa yapay zekâ yatırımlarını sürdürüyor

Microsoft, Birleşik Krallık’ta yapay zekâ için veri merkezleri inşa etmek üzere 2,5 milyar sterlin yatırım yapmayı planladığını açıkladı ve ülkenin Avrupa’nın önemli bir yapay zekâ merkezi olma iddiasını destekledi. Üç yıla yayılacak olan finansman, makine öğrenimi ve yapay zeka modellerinin geliştirilmesi için çok önemli olan 20.000’den fazla gelişmiş Grafik İşlem Birimi’nin (GPU) 2026 yılına kadar Londra, Cardiff ve ‘kuzey İngiltere’ye potansiyel genişleme’ tesislerinde İngiltere’ye getirilmesini içerecek.

Yapay zekâ modellerinin geliştirilmesi, bu modellerin üzerinde eğitildikleri büyük miktarda veri gerektiriyor ve bunun için büyük ölçekli veri merkezleri şart. ABD hükümeti tarafından 2021 yılında yapılan bir araştırmaya göre, Birleşik Krallık veri merkezi kapasitesi açısından ABD’nin oldukça gerisinde ve veri merkezi sayısı ABD’nin yalnızca altıda biri kadar.Bu hamle, büyük bir yatırımcı olduğu Open AI’ın bu yılın başlarında Londra’da ilk yurtdışı ofisini açmasının ardından Microsoft’un Birleşik Krallık’taki genişleyen yapay zekâ varlığına katkıda bulunuyor.

İngiltere Başbakan Rishi Sunak, yapılan anlaşmayla ilgili şunları söyledi: “Microsoft modern teknolojinin kurucu babalarından biridir ve bugünkü duyuru Birleşik Krallık’taki yapay zekâ altyapısı ve gelişiminin geleceği için bir dönüm noktasıdır. Birleşik Krallık bu ayın başlarında yapay zekâ konusunda küresel bir girişim başlattı ve Microsoft’un tarihi yatırımı, yapay zekânın ekonomik ve bilimsel faydalarından yararlanmak için sınırları genişletmede ülke olarak oynamaya devam ettiğimiz öncü rolün bir başka kanıtıdır.”

Yatırım Activision Blizzard alım onayı sayesinde mi geldi?

Şirketin 40 yıllık tarihindeki tek ve en büyük taahhüt olan bu yatırım, Microsoft’un Activision ile yaptığı birleşme anlaşmasının bu yılın başlarında İngiltere rekabet düzenleyicisi tarafından engellenmesinin ardından İngiltere’deki yatırımlara karşı takındığı pek de güler yüzlü olmayan tavrından dramatik bir dönüşe işaret ediyor. İngiltere rekabet kurumu bu devasa alımı uzun süre engellemiş, İngiltere’deki yapay zeka zirvesinden yalnızca 2 hafta önce ise onaylamıştı.

Microsoft Başkan Yardımcısı ve AI Başkanı Brad Smith ise yapılan anlaşmaya ilişkini olarak şunları söyledi “Microsoft bir şirket olarak Birleşik Krallık’ın dünya lideri bir yapay zekâ altyapısına, insanların ihtiyaç duyduğu becerilere kolay erişime ve emniyet ve güvenlik için geniş korumalara sahip olmasını sağlamaya kararlıdır.”

İngiltere Hazine Bakanlığı’na göre, Birleşik Krallık’ın yapay zekâ sektörü Birleşik Krallık ekonomisine 3,7 milyar sterlin katkıda bulunuyor ve ülke genelinde 50.000 kişiye istihdam sağlıyor.

Activision Blizzard’ın büyük bir planı var! Sıradaki hedef iOS olabilir!

0

Eğer işler farklı gitseydi Activision Blizzard’a Android’de kendi uygulama mağazası açılacaktı.

2019’un sonlarında, Epic v. Google davası sırasında bugün mahkeme salonunda sunulan dahili e-postalara ve belgelere göre şirket, iki ilgi çekici paralel planı ikili olarak uygulamaya karar verdi.

İlk plan, Google Play Store’u atlamak için Epic Games ve Clash of Clans yayıncısı Supercell ile ortaklaşa veya tek başına kendi mobil oyun mağazasını kurmaktı. Bunu bir web sitesinden indirir, Android telefonunuza yüklersiniz ve ardından Candy Crush, Call of Duty: Mobile ve Diablo Immortal gibi oyunları satın alabilir, indirebilir ve yama yapabilirsiniz.

Activision Blizzard CFO’su Armin Zerza, Epic CEO’su Tim Sweeney ile özel e-postalarda burayı “Mobilin Steam’i“, yani sabit ödeme sistemiyle mobil oyunları satın alabileceğiniz tek yer olarak tanıttı. Belgeler, mağazanın yüzde 10 ila 12 arasında bir işlem ücreti talep edeceğini öne sürüyor; bu, Google’ın (ve Nintendo, Sony, Microsoft ve Steam’in) oyun işlemlerine uyguladığı yüzde 30’luk ücretten çok daha düşük.

Android sadece ilk adım

Activision Blizzard, eğer işe yararsa şirketin aynı şeyi iPhone ile yapmaya çalışacağını yazdı. Belgelere göre “son durum hedefi”, tüm Activision, Blizzard, King oyunlarını ve muhtemelen üçüncü taraf oyunlarını önce Android’e, ardından da “iOS’a” koymaktı.

Ancak Activision Blizzard, eğer ikinci Project Boston fikri işe yararsa tüm plandan vazgeçmeye bile hazırdı. Şirket eş zamanlı olarak Google ile “mobil, YouTube, reklamcılık, medya harcamaları ve bulutta ABK için daha güçlü bir ekonomi elde etmek” amacıyla tasarlanan 100 milyon doların üzerinde değere sahip bir anlaşma için pazarlık yapıyordu.

Her iki durumda da Activision Blizzard, oturup Google’ın yüzde 30’luk ücretini ödediğinden daha fazla para kazanacaktı.

Aralık 2019’daki “Boston Projesi” belgesinde Activision Blizzard’ın nihai olarak bu iki plandan yalnızca birini seçme niyetinde olduğu açıktı. Şirket kalın harflerle şöyle yazdı: ” Google ile gerçek tasarruf sağlamamız durumunda 2. yola öncelik veririz.” Yol 2, daha açık bir ifadeyle “Kendi mobil mağazanı kur” olarak listelendi.

Activision Blizzard “kendi mobil mağazasını inşa etme” yoluna girmiş olsaydı, ilk başta çok fazla tantana olmadan mağazanın 2019 veya 2020’de açıldığını görebilirdik; şirket içinde çok küçük bir proje olarak planlanmıştı ve çalışan sayısı 2021 yılına kadar tüm mobil mağaza için 70 kişiydi.

Fikir, pazarlama veya promosyonlar olmadan ilk önce mağaza vitrini başlatmaktı ve şirket 2019’da minimum geçerli ürün (MVP) üreterek başlamayı planladı.

Microsoft, Activision Blizzard'ı satın almak için onay aldı

Proje, en uygun durumda beş Activision ve Blizzard geliştiricisine ve üç Battle.net geliştiricisine bu markaların oyunlarını çok daha hızlı bir şekilde dahil etmeleri için görev verilmesini önerdi.

2020 yılına gelindiğinde plan, mobil uygulama mağazasını “arttırmak“; yıl boyunca “çoklu hesap desteği“, “anlık bildirimler” gibi yeni özellikler ekleyip daha fazla araç ve destekle daha fazla pazarda kullanıma sunmaktı. Çerçeveyi hazırlayanlar, 2021 yılına kadar şirketin tüm mobil oyunlarını ve daha fazlasını içerecek geniş ölçekte bir ABK çözümüne ulaşmayı umuyorlardı.

Ancak bu mağaza hiçbir zaman Activision Blizzard’ın Google ile 100 milyon dolardan fazla değere sahip bir anlaşma imzalaması nedeniyle gerçekleşmedi. Mahkemede bu anlaşmada ABK’nın CFO’su ve Google’dan Hiroshi Lockheimer‘ı imzaları görüldü. Ocak 2020’de, Google ortaklık patronu Don Harrison’a göre artık “iki şirket arasında milyarlarca dolar akışı olduğu” anlamına gelen bir anlaşma imzalandı.

Epic, Google’ın Activision Blizzard’a kendi rakip uygulama mağazasını açmaması için Project Hug anlaşmasıyla etkili bir şekilde ödeme yaptığını iddia etti; bu, Google’ın “bulaşma etkisi” ile mücadele etmek için yaptığı birçok anlaşmadan biri. 

Ancak mahkemede Epic ve Google avukatları, tanıkları ve uzmanları, Activision Blizzard’ın gerçekten bu uygulama mağazasını açmayı planlayıp planlamadığı konusunda tartışıyor.

Çeşitli Google ifadelerinden Google’ın gerçek bir tehdit olduğuna inandığı açık olsa da, bunun Activision Blizzard’ın baştan beri çıkar sağlamak için yaptığı bir hile olduğunu gösteren kesin kanıtlar var.

Örneğin, Activision Blizzard’ın mağaza pilot programının “hedeflerinden” biri “Google üzerinde baskı oluşturmak“tı ve ABK’nın kendi CFO’su mahkemeye, ABK’nin genellikle böyle bir projenin arkasında yüzlerce kişiyi görevlendirdiği bir dönemde 45 ila 70 çalışandan oluşan bir personelin şirkette böyle bir projeyi gerçekten sevk etmek için çok düşük göründüğünü söyledi.

Zerza ifadesinde, uygulama mağazası fikrinin sadece “çok erken keşif amaçlı tartışmalar” olduğunu söyledi.

Açıkçası bizim için mali açıdan çekici olmadığı için bu işin peşine düşmedik.” dedi. Google, şirkete daha iyi bir anlaşma yaptı ve görünüşe göre bunu başından beri istiyordu. 

Zerza, Activision Blizzard’ın o zamandan bu yana geçen yıllarda bir uygulama mağazası açmaya “bakmaya” devam ettiğini söyledi. Bugünlerde elbette Activision Blizzard Microsoft‘a ait; bu da mobil uygulama mağazaları konusundaki çatışmanın dramını daha da yoğun hale getirecek.

Türk mühendis Porsche’ye CEO oldu!

0

Otomobil dünyasının en köklü isimlerinden Porsche’un Mühendislik Yönetim Kurulu Başkanı Markus-Christian Eberl, bugün önemli bir konuda açıklama yaptı. Buna göre Porsche Mühendislik Hizmetleri Kuzey Amerika’nın CEO’su Nazif Mehmet Yazıcı oldu.

Nazif Mehmet Yazıcı kimdir?

Doğrulama, validasyon ve kalite güvencesi de dahil olmak üzere pazara özel işlevler ve dijital hizmetler için araç ve yazılım geliştirmeye odaklanan Porsche Mühendislik Hizmetleri Kuzey Amerika’nın yeni CEO’su N. Mehmet Yazıcı oldu.

Nazif Mehmet Yazıcı
Nazif Mehmet Yazıcı

Yönetim Kurulu Başkanı Markus-Christian Eberl, konuya ilişkin olarak şu ifadelere yer verdi;

“Mehmet Yazıcı’yı ABD’deki Porsche Mühendisliği bölümünün başına getirmekten mutluluk duyuyoruz. Uzmanlığı paha biçilemez ve müşterilerimize pazara özel, birinci sınıf teknoloji çözümleri sunmaya devam ederken, Porsche Engineering’in Kuzey Amerika’daki varlığını daha da güçlendireceği için onun için heyecan duyuyoruz.”

2007 yılında Satın Alınan Dış Parçalar bölümünde kalite mühendisi olarak katılarak Porsche kariyerine başlayan Yazıcı, 2010-2023 yılları arasında çeşitli liderlik görevlerinde bulundu. Yazıcı, son olarak Araç ve Analiz Direktörü olarak görev yaptı. Yazıcı kariyerine 2003 yılında DaimlerChrysler, AG.’de başladı. Yazıcı, Duisburg-Essen Üniversitesi’nde Makine Mühendisliği okudu ve ardından Duisburg-Essen Üniversitesi’nden Doktora derecesi aldı.

Dell yapay zekâ firmasına 150 milyon dolar yatırım yaptı!

0

Dell Technologies, kendi bilgi işlem kümesini kullanarak kendi temel modellerini oluşturabilen yalnızca birkaç şirketten birisi konumundaki bağımsız yapay zekâ araştırma şirketi Imbue için yeni bir yüksek performanslı bilgi işlem kümesi oluşturmak üzere 150 milyon dolar yatırım yapmayı kabul etti. Imbue, Nvidia H100 Tensor Core GPU’lara sahip Dell PowerEdge XE9680 sunucuları tarafından desteklenen kümeyi halihazırda yapay zeka modellerini eğitmek ve koddaki hataları düzeltebilen ve uzun belgeleri analiz edebilen ilk prototip ajanları geliştirmek için kullanıyor.

Dell’e göre şirket, bağımsız diğer yapay zekâ laboratuvarları arasında sadece bir AI temeli oluşturan modelleri geliştirmekle kalmayıp aynı zamanda onları daha gelişmiş muhakeme yeteneklerine sahip olacak şekilde eğitmesiyle de öne çıkıyor. Dell’in yapay zekâ sorumlusu Jeff Boudreau şirket açıklamasında, “Teknolojinin amacı insanlığın ilerlemesini sağlamaktır ve bu genellikle araştırma düzeyinde başlar,” diyor ve ekliyor:”Dell teknolojisi Imbue’ya yeni nesil etkili yapay zeka inovasyonunun ortaya çıkarılmasına yardımcı olacak güçlü bir motor sağlayacak.”

Imbue’nun CTO’su Josh Albrecht ise şirketin Google veya Amazon gibi bir bulut hizmeti sağlayıcısı tek bir teknoloji sağlayıcısına kilitlenmek istemediğini söyleyerek “Tek bir firmaya odaklı hareket etmemek bizim bağımsız kalmamızı sağlıyor” diyor. Albrecht ayrıca Dell’in şirketin özel bir kümeyi “diğer sağlayıcıların yapabileceğinden çok daha hızlı bir şekilde” kurmasına da yardımcı olduğunu söylüyor. 2021 yılında kurulan Imbue, geçtiğimiz aylarda da şirkete toplamda 1 milyar doların üzerinde değer biçen B Serisi finansman turunda 200 milyon dolar fon toplamıştı. Finansman turuna katılanlar arasında Astera Enstitüsü, Nvidia, Cruise CEO’su Kyle Vogt ve Notion kurucu ortağı Simon Last yer alıyordu.

Teknoloji devleri arasında yapay zekâ yarışı kızışıyor

Yaklaşık bir yıl önce üretken yapay zeka sohbet robotu ChatGPT’nin piyasaya sürülmesinden bu yana, önde gelen teknoloji devlerinin tümü, hızla büyüyen yapay zeka alanında kendilerini güçlü oyuncular olarak konumlandırmak için kıyasıya bir rekabete girmiş durumdalar. Microsoft, Google ve Amazon hem çeşitli yatırımlar ve anlaşmalar yoluyla hem de kendi AI departmanlarını oluşturarak yapay zekâ yarışında bir adım öne çıkmayı başarmış gibi görünen şirketler.

Buna karşın Nvidia, Intel, X ve Elon Musk, Dell gibi pek çok teknoloji firması da yapay zekâ yarışında geri kalmamak adına zaman zaman yüz milyonlarca doları bulan yatırımlar ve anlaşmalar gerçekleştiriyorlar.  

Dell bu rakiplerinin ne yıldız gücüne ne de piyasa sermayesine sahip olsa da, şu anda potansiyel olarak bugüne kadarki en gelişmiş yapay zekâ modellerinden bazılarının oluşturulmasına yardımcı olan sağlam bir donanım işine sahip.

Imbue’nun yapay zekâ teknolojisi için öngördüğü büyük planları var ve bu planlar arasında yapay zekâ modellerine ne zaman daha fazla bilgi isteyeceğini bilmek, kendi çıktılarını analiz etmek ve eleştirmek ya da zor bir hedefi bir plana dönüştürmek ve sonra onu uygulamak gibi yetenekler kazandırmak da var. Uzun vadede bu, kullanıcılarının sürekli denetimine ihtiyaç duymayan daha yetenekli, güvenilir yapay zekâ ajanlarının geliştirilmesi anlamına geliyor.

GameFi ölüyor mu? İstatistikler nasıl?

Web3 oyunlarının ortalama yıllık başarısızlık oranı, başlatılanlarla karşılaştırıldığında başarısız olan oyunların sayısına göre 2018’den 2023’e kadar %80,8 oldu. Bu GameFi için kritik bir istatistik.

Erken GameFi başarısızlık oranları

CryptoKitties’in 2017 sonlarında elde ettiği başarının ardından, oyna kazan (P2E) oyunları popüler bir kripto anlatısı haline geldi. Sonuç olarak 2018 yılında 422 web3 oyunu piyasaya sürüldü ancak aynı yıl 307 tanesi başarısızlıkla sonuçlandı.

GameFi’nin gelişimi ve ilgisi, 2019-2020 ayı piyasasının ortasında yavaşladı. Bu iki yıl içerisinde yalnızca 244 web3 oyunu piyasaya sürüldü. Aynı zamanda web3 oyunlarının başarısızlık oranı 2019’da %94,3‘e yükseldi ve 2020’de %94,2‘de kaldı

2021, kripto boğa koşusunun ardından web3 oyunlarının en düşük başarısızlık oranını %45,9 ile kaydetti. Bu, başarısız web3 oyunlarının sayısının 2021’de 2018’i geçerek 339’a çıkmasına rağmen gerçekleşti.

2022’de GameFi arızalarını kaydedin

Yıllık ölü web3 oyun sayısı 2022’de iki katından fazla artarak 742 ile rekor bir seviyeye ulaştı. Bu aynı zamanda yeni web3 oyunlarının sayısı yüksek kalmasına rağmen %107,1 ile en yüksek başarısızlık oranına da işaret ediyordu.

2023 yılında bugüne kadar 509 web3 oyunu başarısız oldu; bu da bu yıl piyasaya sürülen web3 oyunlarının %70,7‘sine denk geliyor. Daha düşük başarısızlık oranı belki de web3 oyun durumunda bir istikrarın göstergesi olabilir.

Web3 Games’in yıllık başarısızlık oranı

Her yıl ölen GameFi projelerinin sayısı ve yıl içinde başlatılan GameFi projelerinin sayısıyla karşılaştırıldığında buna karşılık gelen başarısızlık oranı:

YılÖlü GameFi projesi sayısıGameFi Arıza Oranı
2018307%72,7
2019149%94,3
202081%94,2
2021339%45,9
2022742%107,1
2023509%70,7

Metodoloji

Çalışmada, 2018’den 2023’e kadar piyasaya sürülen 2.817 web3 oyunu incelendi ve 27 Kasım 2023 itibarıyla Footprint Analytics verilerine göre bunlardan kaçının pasif hale geldiği belirlendi.

Burada GameFi projeleri olarak da adlandırılan Web3 oyunları, 14’ü çıktığında pasif olarak tanımlandı. Günlük hareketli ortalama aktif kullanıcı sayısı zirveden %99 veya daha fazla düştü.

Ericsson 2023 yıl sonunda 1,6 milyar 5G abonesi bekliyor

0

Ericsson yayınladığı en son mobilite raporunda, 2023 yıl sonu için toplam 5G abone tahmininin Haziran ayında öngördüğünden yaklaşık 100 milyon artışla 1,6 milyar olduğunu belirtti. Bu bir önceki yıla göre yüzde 63 düzeyinde bir artış anlamına geliyor. Ayrıca firma yılın sonuna kadar küresel mobil aboneliklerin neredeyse beşte birinin 5G olacağı ve ağ teknolojisinin küresel nüfusun yüzde 45’ini kapsayacağını ileri sürüyor.

Şimdiye yek yaklaşık 40 mobil servis sağlayıcı firmanın 5G kamusal ağ şebekesi sunumu yaptığını belirten Ericsson, Kuzey Amerika’nın yüzde 61 ile en yüksek 5G penetrasyon oranına sahip olacağını öngördü. İletişim devi ayrıca, Ekim 2022’de 5G hizmetlerinin başlamasından yaklaşık 14 ay sonra Hindistan’ın yüzde 11 penetrasyon oranıyla yılsonuna kadar 130 milyon 5G aboneliği alacağı tahmininde bulunuyor.  

Ericsson yayınladığı raporda, 5G büyümesinin “devam eden ekonomik zorluklara ve bazı pazarlardaki jeopolitik huzursuzluklara rağmen” dirençli olduğunu kanıtladığını belirtti. Ericsson Başkan Yardımcısı ve Kurumsal Ağlar Başkanı Fredrik Jejdling, 5G aboneliklerinin “her bölgede arttığını” ve yüksek performanslı bağlantıya yönelik güçlü talebi ortaya koyduğunu belirtiyor. Bununla birlikte Jedling 5G konuşlandırmalarının tamamlanmaya yakın bir süreç olmaktan çok uzak olduğunu şu sözlerle ifade ediyor: “5G konuşlandırmaları henüz tamamlanmamış durumda zira 5G orta bant sahalarının daha da yoğunlaştırılması tam 5G deneyimi için elzem. 2023’ün sonuna kadar, 5G orta bandının küresel olarak mevcut 4G sahalarının yaklaşık yüzde 30’una ancak konuşlandırılacağı tahmin edilmektedir.”

Son çalışma aynı zamanda istatistiksel tahmin dönemini 2028’den 2029’a güncelledi ve küresel 5G aboneliklerinin 2029 yılında 5,3 milyarı aşması bekleniyor. Ericsson, 2029 yılına kadar Körfez ülkeleri ve Kuzey Amerika’nın her birinin yüzde 92 ile en yüksek 5G penetrasyon oranlarına sahip olmasını beklerken, Batı Avrupa’nın yüzde 85’te kalacağını öngörüyor.

Türkiye’de 5G geçiş çalışmaları oldukça yavaş ilerlerken Şu anda 5G teknolojisini aktif olarak kullanmak istediğiniz zaman Türkiye’de tek gidebileceğiniz yer halen daha sadece İstanbul Havalimanı. 29 Temmuz 2022 tarihinde Türkiye’de halka açık 5G bağlantısı ilk kez İstanbul Havalimanı’nda kullanıma sunuldu. Sonrasında cadde bazlı bazı pilot çalışmalar yapılsa da yaygın bir 5G şebeke ağı henüz kullanıma sunulamadı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu geçtiğimiz hafta Türkiye’nin 5. Nesil (5G) Mobil Haberleşme Altyapısının Geliştirme Projelerine destek vermek amacıyla yeni bir çağrı programı başlattığını duyurdu.

Çip sektöründe arz talep sorunu devam edecek mi?

Geçtiğimiz birkaç çeyrekte küresel yarı iletken endüstrisi, çip paketleme bileşenleri ve gelişmiş çip paketleme kapasitesi sıkıntısıyla karşı karşıya kaldı. Şimdi genel bir ekonomik yavaşlamaya rağmen, çip yapımı sürecinin anahtarı olan kritik ve karmaşık bir bileşen olan fotoğraf maskeleri konusunda sürekli bir eksiklikle karşı karşıya. Bu durum öncelikle, ABD yaptırımlarının Çin’deki çip üretim patlamasını körüklemesi nedeniyle artan sayıda Çinli çip tasarımcısından gelen güçlü talepten kaynaklanıyor.

Çip sektöründe arz talep dengesizliği

Toppan, Photronics ve Dai Nippon Printing’in de aralarında bulunduğu önde gelen fotoğraf maskesi üreticileri, çeşitli Çinli şirketlerin talebini karşılamak için tam kapasiteyle çalışıyor. Ancak The Elec’in haberine göre arz hala yetersiz. Bu da siparişlerin daha yüksek fiyatlarla aceleye getirilmesine ve yakın gelecekte fotoğraf maskesi fiyatlarında beklenen bir artışa yol açıyor. Ayrıca Toppan ve Dai Nippon Printing mali raporlarında zorlukları kabul etti.

Fotomasklar, litografi işlemi sırasında devre modellerini silikon plakalara aktarmak için kullanılır ve çip yapımı sürecinin önemli bir bileşeni. Fotoğraf maskeleri, baskılı bir çip tasarımı desenine sahip şeffaf kuvars parçaları ve bir şablon gibi çalışıyor. Maskenin içinden bir ışık tutmak, tasarımı levhanın üzerine kazıyarak, modern bir çipi oluşturan milyarlarca 3 boyutlu transistör ve tel yapıyı oluşturuyor.

Yeni düğümlerin karmaşıklığı ve çip teknolojisindeki ilerleme, gerekli fotoğraf maskesi sayısını doğrudan etkiliyor. Her çip tasarımı, çipin tasarımını katmanlar halinde oluşturmak için birden fazla pozlamayı gerektiriyor. Ancak çip yapımı işlemi sırasında kullanılan fotoğraf maskelerinin sayısı çipe göre değişiyor. Eski çip üretim süreçleri, karmaşık çip tasarımlarını levhalara basmak için yaklaşık 30 fotoğraf maskesine ihtiyaç duyabilirken, en yeni ve en gelişmiş olanlar genellikle 70 ila 80 arasında fotoğraf maskesine ihtiyaç duyuyor. Örneğin Nvidia, H100 GPU’yu oluşturmak için 89 maske gerektiğini ve bazı çip tasarımlarının 100 maskeyi bile aşabileceğini söylüyor.

Rapora göre, fotoğraf maskesi talebindeki artış öncelikle Çin yarı iletken şirketlerinin hızlı büyümesine bağlanıyor. Geçtiğimiz yıl, Çin’deki fabrikasız çip şirketlerinin sayısı, büyük ölçüde ABD yaptırımlarının etkisiyle 3.243’e fırladı. Bu büyüme, zaten gergin olan fotoğraf maskesi tedarik zinciri üzerinde ek bir baskı oluşturdu. Çip üretim sürecindeki son teknolojik gelişmeler kıtlığa katkıda bulunuyor. Çinli fabrika SMIC’in ikinci nesil derin ultraviyole (DUV) 7nm sürecini piyasaya sürmesi, fotoğraf maskelerine olan talebi yoğunlaştırdı; çünkü süreç büyük ölçüde çoklu desenlemeye dayanıyor. Bu, yüzeydeki en iyi unsurları oluşturmak için tek bir katmanın tekrar tekrar açığa çıkarılmasını içeriyor. Doğal olarak bu süreç, artan pozlama sayısı nedeniyle daha fazla fotoğraf maskesi gerektiriyor. Toppan gibi üreticilerin küresel üretim kapasitelerini genişletme çabalarına rağmen sektör uzmanları, artan kapasitenin artan talebi karşılamaya yetmeyeceğini öngörüyor. Arz-talep arasındaki bu dengesizliğin önümüzdeki yıl fotomaske fiyatlarında artışa yol açması bekleniyor.

Windows 11’e yeni enerji tasarrufu özelliği geliyor!

Microsoft’un tasarladığı yeni Windows 11 Enerji Tasarrufu özelliğine şu anda sadece Windows 11 Insider Preview Build 26002’yi yükleyen test kullanıcıları erişilebiliyor. Yazılım devinin testlerine başladığı bu yeni özellik enerji kullanımını ve bazı sistem performansını azaltarak pil ömrünü uzatmayı kolaylaştıran gelişmiş pil tasarrufu özellikleri sunuyor.

Sistem tepsisindeki Hızlı Ayarlar menüsünden erişilebilen bu özelliği kullanıcılar, cihazın pil seviyesi önceden belirlenmiş bir eşiğe ulaştığında otomatik olarak açılacak şekilde de yapılandırabiliyorlar. Bu enerji tasarrufu modu, cihaz bir güç kaynağına bağlıyken çalışacak şekilde de yapılandırılabilir, yani masaüstü kullanıcıları elektrik faturalarını düşürmek için de bu özellikten yararlanabilir.

Microsoft’tan Amanda Langowski ve Brandon LeBlanc konuyla ilgili kaleme aldıkları duyuru notunda “Bu, sistem performansından biraz ödün vererek pil ömrünü uzatmanın ve enerji kullanımını azaltmanın kolay bir yoludur” diyor ve ekliyor: “Pil ömrünü uzatmak için optimize edilmiş olsa da, enerji tasarrufu her zaman enerjiyi korumayı amaçlayanlar için bilgisayarlar fişe takılı olduğunda (masaüstü bilgisayarlar da buna dahildir) kullanılabilir olacaktır.”

Henüz Windows 11 Insider programına kayıtlı olmayan kullanıcılar, bilgisayarlarının pil ömrünü uzatmak için yerleşik pil tasarrufu özelliğini kullanabilirler. Pil tasarrufu modunun etkinleştirilmesi, otomatik e-posta ve takvim senkronizasyonu, canlı kutucuk güncellemeleri ve etkin olmayan uygulamalar gibi yoğun güç tüketen işlemleri geçici olarak devre dışı bırakacaktır.

Pil tasarrufu özelliğini açmak için Başlat > Ayarlar > Sistem > Güç ve pil bölümüne gidin. Buradan, “Pil tasarrufunu otomatik olarak aç” seçeneğinin yanında özel bir seviye seçerek pil belirli bir seviyeye ulaştığında otomatik olarak etkinleşecek şekilde yapılandırabilirsiniz. Ayrıca Microsoft, aktif ekranlar için daha kısa bir süre belirlemenizi, ekranların parlaklığını azaltmanızı, uygulamalarınızın arka plan etkinlik ayarlarını değiştirmenizi, daha verimli bir güç modu seçmenizi veya İnternet, Bluetooth veya diğer kablosuz bağlantılara ihtiyacınız yoksa uçak modunu açmanızı öneriyor.

2021 yılında pazara sunulan Windows 11, seleflerine kıyasla benimseme konusunda daha başarılı bir grafik çizerek 2 yıl içinde 400 milyon aylık aktif kullanıcı sayısına ulaşmayı başarmıştı. Yazılım devi Microsoft, Windows 11’i sürekli güncelleyerek ve yeni özellikler ekleyerek kullanıcıları memnun etmeye gayret gösteriyor.

Google alt arama çubuğu testleri yapıyor!

Google, erişilebilirliği ve kullanıcı deneyimini geliştirmek için arama uygulamasında yeni bir alt arama çubuğunu test ediyor. Alttaki arama çubuğu şu anda geliştirilme aşamasında ve varsayılan olarak etkin değil. Bu deney, Google’ın mobil Chrome’da alta dayalı gezinmeye ilişkin önceki keşfinin devamı olup, daha fazla uygulamada alttan gezinmeye doğru potansiyel bir değişime işaret etmekte.

En iyi akıllı telefonların tümü son on yılda çok daha büyüdü, ancak bazı uygulamalar halen önemli arayüz öğelerini ekranın üst kısmına yerleştiriyor ve bu öğelere rahatça ulaşmayı zorlaştırıyor. Bu, birincil etkileşim öğesi olan arama çubuğunu ekranın üst kısmında sunan Google Arama uygulaması için geçerli. Görünüşe göre Google bunu tersine çevirmeyi deniyor.

Google alt arama çubuğu için yapılacaklar

Ana sayfa, arama ve kaydedilenlerden oluşan alt gezinme çubuğunun hemen üstünde yeni bir arama çubuğu tespit edildi. Hala geliştirilme aşamasındadır ve AssembleDebug kapsamında olduğu gibi varsayılan olarak etkin değil. Gizli bayraklar aracılığıyla etkinleştirildiğinde yeni konum hem Google’ın ana sayfasında hem de arama arayüzünde etkin oluyor. Etkin bir aramanız olduğunda, genellikle yaptığınız gibi, geçerli arama terimini çubukta göreceksiniz. Arama filtreleri, farklı bölümler ve hesap ayarlarınız gibi ilgili seçeneklerin geri kalanı halen en üstte. Arama çubuğu aşağıya taşınan tek şey.

AssembleDebug, Google uygulamasının en son sürümü olan 14.48.26.29.arm64 sürümünde alt arama çubuğunu etkinleştirebildiklerini bildirdi. Android uzmanı, yeni görünümün rastgele seçilen birkaç beta testçisiyle test edilebileceğini tahmin ediyor. Ancak her zaman olduğu gibi böyle bir keşif, yeni arama çubuğunun bu şekilde kullanıma sunulacağı anlamına gelmiyor. Google ayrıca denemeyi başarısız olarak belirleyip süresiz olarak rafa kaldırabilir.

​Google daha önce Android için Chrome’da alta dayalı gezinmeyi denemişti ancak 2020’de bu deneyi iptal etti. O zamanlar şirket, adres çubuğunun tamamen aşağıya taşınması da dahil olmak üzere alttan gezinmenin farklı yinelemelerini test etti. Ancak aynı zamanda bazı tuş düğmelerinin yer aldığı karma seçenekler de test edildi. Adres çubuğunu üstte tutarken altta. Firefox gibi diğer tarayıcılar da bu tasarımı benimseyerek üst ve alt gezinme arasında seçim yapmanıza olanak tanıyor. Ancak Google’ın yakında Android için Chrome’da alt tabanlı gezinmeyi yeniden ziyaret etmesi mümkün. Chrome yakın zamanda iOS’ta adres çubuğunu en alta taşıma seçeneği ekledi. Bu, Apple’ın Safari tarayıcısındaki varsayılan deneyimi yakından yansıtıyor. Bu hamle ve Google uygulama denemesiyle, bu UX ayarının Android’deki daha fazla uygulamaya genişletilmesi söz konusu değil gibi görünüyor.

Satürn’ün Titan uydusuna gidecek olan Dragonfly görevi ertelendi

NASA’nın Satürn’ün uydusu Titan’a yapacağı Dragonfly yolculuğunun geleceği, ajansın nihai tasarım ve üretim çalışmalarına devam edilmesine izin vermesine rağmen bütçe kesintileri nedeniyle belirsiz görünüyor.  Dragonfly görevi için gereken resmi onay, NASA’nın 2025 Mali Yılı Bütçe Talebi ve ABD Senatosu onayı açıklanana kadar beklemeye alındı.

Dragonfly keşif gezisi için fırlatma tarihi defalarca değişti. Başlangıçta 2026’daki fırlatma ile başlaması planlanan Dragonfly görevi NASA tarafından önce 2027’ye alındı. Kısa süre önce ise NASA bu görevin Temmuz 2028’deki fırlatma ile başlayacağını açıkladı. Ancak Temmuz 2028 hedefinin tutturulması da NASA’nın bütçe talebinin onaylanıp onaylanmayacağına bağlı.

NASA’nın 2024 Mali Yılı Bütçesine bakıldığında, yeni ufuklar görevi olan Dragonfly’ın bütçesinin düştüğü görülüyor. 2023’te kabul edilen Dragonfly bütçesi 400,1 milyon dolarken 2024 bütçesinde bu rakam 327,7 milyon dolara düşürülmüş durumda. Analistler önümüzdeki aylarda hazırlanacak 2025 bütçesinde bu rakamın daha da düşmesinden korkuyor zira NASA’nın bütçesi daralırken, öyle görünüyor ki iddialı Dragonfly görevi de dahil olmak üzere bazı görevlerden ödün verilmesi gerekecek.

Operasyonun detaylarına bakıldığında iseyaklaşık 7 yıllık uzay yolculuğu sonrası Titan’a ulaşacak olan Dragonfly Titan’daki alanların etrafında dolaşmak için bir rotorlu iniş aracı kullanacak. Amaç, çevreyi karakterize etmek ve Satürn’ün uydusunda bir zamanlar su veya hidrokarbon bazlı yaşamın var olduğuna dair işaretler aramak olacak. Uyduda planlanan iki yıllık görev boyunca sondanın birkaç yüz kilometre yol kat etmesi planlanıyor. Ayrıca güç için Çok Görevli Radyoizotop Termoelektrik Jeneratör (MMRTG) kullanacak.

Titan daha önce Avrupa Uzay Ajansı’nın Aralık 2004’te Cassini yörünge aracı tarafından serbest bırakıldıktan sonra Ocak 2005’te iniş yapan Huygens sondası tarafından ziyaret edilmişti. Huygens sondası turuncu bir yüzey ve puslu bir metan atmosferi üzerine dağılmış su buzu parçaları buldu. Buz parçalarının yuvarlanması sıvıların hareketine işaret ediyordu. Tüm bunlar bilim adamlarının merakını uyandırdı ve Satürn’ün uydusuna geri dönüşün yolunu açtı.

Öte yandan NASA, Titan görevi dışında Satürn’ün bir diğer uydusu olan Europa için de Europa Clipper görev hazırlıklarına hız kesmeden devam ediyor. Yaklaşık 10 ay sonra Ekim 2024’te fırlatılması planlanan Europa Clipper, Satürn’ün Europa uydusunda yaşamın izlerini arayacak. NASA, göreve ilgi çekmek için “Şişedeki Mesaj” uygulaması başlatmış durumda.

Dileyen herkes, NASA’nın web sitesi üzerinden ismini kaydettirerek Europa’ya yapılacak ziyarete katkıda bulunabiliyor. NASA’nın Şişedeki Mesaj kampanyası, dünyanın dört bir yanındaki insanları ABD Şair Laureate Ada Limón tarafından yazılan bir şiire isimlerini yazarak imza atmaya davet ediyor. Şiir, NASA’nın robotik Europa Clipper uzay aracına kazındı ve katılımcıların isimleri de uzay aracına monte edilen mikroçiplere işlenecek. 1 Haziran’da başlayan ve 31 Aralık’ta sona erecek “Şişedeki Mesaj” projesine şuana dek tüm dünyadan yaklaşık 1 milyon kişi imza vermiş durumda (Türkiye’den ise yaklaşık 26.000 kişi).

Nvidia kurucu ortağı Priem ne kadarlık servete sahip?

0

Şebekeden bağımsız, farklı bir yaşam tarzı yaşayan Nvidia kurucu ortağı, hisselerini elinde tutsaydı 70 milyar dolar değerinde olacaktı. Ancak tahmini 30 milyon dolarlık kişisel servetiyle yeterince mutlu görünüyor.

Jensen Huang’ın adı silinmez bir şekilde Nvidia’ya bağlı ancak şirketin tek kurucusu değil: Curtis Priem, Nvidia’nın ilk CTO’su ve ikonik PC grafik şirketinin üç kurucu ortağından biriydi. Bugün değeri yaklaşık 70 milyar dolar olurdu. Nvidia hisselerini elinde tutuyordu. Onun farklı olduğu, “güvenilmez cep telefonu hizmetiyle şebekeden uzakta” yaşadığı ve aynı zamanda iddialı ve karmaşık dünya problem çözme manifestoları yazdığı bildiriliyor.  Ayrıca zamanının çoğunu başkalarına, özellikle de mezun olduğu okul olan Troy, New York’taki Rensselaer Politeknik Enstitüsü’ndeki (RPI) öğrencilere fayda sağlayan projelere adamaktan mutlu görünüyor.

Nvidia kurucu ortağı Priem 70 milyar dolarlık serveti kaçırdı

Priem’in adı sonsuza dek Nvidia’nın kurucu ortağıyla bağlantılı olsa da bilgisayar grafikleri alanındaki kariyeri, yeşil takım ilk kez bir araya gelmeden çok önce başarılı ve köklüydü. Elektrik ve Bilgisayar Mühendisliği mezunu, “PC için ilk grafik işlemcisi” olan IBM Profesyonel Grafik Bağdaştırıcısını tasarlama konusunda itibar kazanmıştır . Daha sonra birkaç yılını Sun Microsystems’de çalışarak geçirdi ve orada GX grafik yongasının geliştirilmesinden sorumluydu.

Rensselaer Politeknik Enstitüsü’nden mezun olduktan ve IBM ve Sun’da büyük başarı elde ettikten yaklaşık on bir yıl sonra Priem, kötü şöhretli Denny’s Diner’da buluşarak Jensen Huang ve Chris Malachowsky ile birlikte Nvidia’yı kurdu. Şirketin kurucu CTO’suydu. Priem on yıl boyunca Nvidia’nın CTO’su olarak kaldı ancak hisselerini nispeten erken sattı. İlk büyük meblağ, Nvidia’nın 1999’daki halka arzından kısa bir süre sonra bankaya yatırıldı ve geri kalanı 2006 yılına kadar tamamen elden çıkarıldı. Forbes’un mali rakamlarını hesaplayanlara göre, eğer Priem bugün tüm Nvidia hisselerini elinde tutsaydı serveti 70 milyar dolar olurdu. Dergi şu anki net servetinin 30 milyon dolar olduğunu tahmin ediyor. Bununla birlikte, Rensselaer Politeknik Enstitüsü’ne inanılmaz derecede destek verdiği, eğitim kurumuna halka açık olarak 275 milyon dolar bağışladığı ve 360 ​​milyon dolarlık isimsiz bir bağıştan sorumlu olduğu söyleniyor.