Elektrikli zeplin Pathfinder 1, silikon vadisi’nde uçuş testlerine başladı

Silikon Vadisi’nde faaliyet gösteren LTA Research firması, çevreci havacılık çözümleriyle dikkat çeken bir projeye imza attı. Elektrikli uçak teknolojilerine yeni bir boyut getirecek olan Pathfinder 1 zeplini, bugün itibariyle uçuş testlerine başladı, bu devrim niteliğindeki adım, havacılık dünyasında önemli bir dönemeç olabilir.

Silikon Vadisi’nin gizemli atmosferinde geliştirilen ve beyaz rengiyle dikkat çeken Pathfinder 1, sadece görüntüsüyle değil, üzerinde barındırdığı teknolojik özelliklerle de ön plana çıkıyor. Tamamen elektrikli bir zeplin olan Pathfinder 1, dev bir balonu andıran yapısıyla dikkat çekerken, 101. otoyol sürücülerinin bile merakını cezbetti. Toplamda 3 adet Boeing 737 büyüklüğündeki bu zeplin, sadece büyüklüğüyle değil, çevreci yaklaşımıyla da önemli bir aday olarak öne çıkıyor.

Elektrikli zeplin Pathfinder

Pathfinder 1, 12 adet elektrik motoruyla donatılmış olup, ivme ve yönlendirme gibi işlevleri en üst seviyede yerine getiriyor. Ayrıca, gaz hücrelerdeki helyumun hacmini ölçen bir LiDAR sensörüne sahip olması, pilotlara yüksek hassasiyetle zeplini kullanma imkanı tanıyor. Bu özellik, sadece yolcu konforunu değil, aynı zamanda güvenliği de artırarak elektrikli zeplin teknolojisinin gelecekteki potansiyelini gösteriyor.

LTA Research yetkilileri, Pathfinder 1 için “10 yıllık kan, ter ve gözyaşı” ifadesini kullanarak, projenin ne kadar büyük bir çaba ve özveri gerektirdiğini vurguluyor. Bu zeplin aynı zamanda, gelecek modeller için birer prototip olma özelliği taşıyor. LTA Research, Pathfinder 3 adını verdikleri daha büyük bir zeplin modeli için de testlere hızlı bir başlangıç yapmış durumda. Bu, elektrikli zeplin teknolojisinin gelişimi adına umut verici bir adım olarak karşımıza çıkıyor.

Elektrikli zeplin Pathfinder

Eğer elektrikli zeplin fikri başarılı olursa, sıfır karbon atılımıyla havacılık sektöründe önemli bir dönemeç yaşanabilir. Pathfinder 1, bu hedefe giden yolda kritik bir rol oynayarak, çevreci ve sürdürülebilir havacılığın kapılarını aralayabilir.

Amazon, yapay zekası Olympus”u eğitmeye başladı!

Dünyanın lider e-ticaret devlerinden biri olan Amazon, yeni bir yapay zeka projesi olan “Olympus” ile büyük bir adım atmaya hazırlanıyor. Amazon ekibi tarafından geliştirilen bu yeni yapay zeka modeli, muazzam 2 trilyon parametreye sahip olmasıyla dikkat çekiyor ve şu anda eğitim aşamasında bulunan en büyük yapay zeka modellerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu önemli adım, mevcut en gelişmiş yapay zeka modellerinden biri olan OpenAI’nin GPT-4 modelinin 1 trilyon parametreye sahip olmasını geride bırakıyor.

Amazon’ın yapay zeka çalışmalarını yöneten ekip, deneyimli isimlerden oluşuyor. Ekip, şu anda sirketin eski Alexa başkanı olan Rohit Prasad tarafından liderlik ediliyor ve Prasad, doğrudan CEO Andy Jassy’ye rapor veriyor. Bu stratejik hamle, şirket içindeki yapay zeka çabalarını daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. Prasad, Alexa AI ve Amazon bilim ekibi üzerinde çalışan araştırmacıları bir araya getirerek şirketin yeni projelerini daha etkili hale getiriyor.

Amazon, daha önce Titan gibi daha küçük modelleri başarıyla eğitmiş ve ayrıca Anthropic ve AI21 Labs gibi yapay zeka modeli girişimleriyle iş birliği yaparak bunları Amazon Web Hizmetleri (AWS) kullanıcılarına sunmuştu.

Bu büyük yapay zeka modelinin geliştirilmesindeki temel hedeflerden biri, evde yetiştirilen modellere sahip olmanın, kurumsal müşterilere en üst düzey performansı sunarak AWS’deki teklifleri daha çekici hale getirebileceği düşünülüyor. Ancak, yeni modelin piyasaya sürülmesi için henüz net bir zaman çizelgesi belirlenmiş değil.

Şirketin “Olympus” projesi, yapay zeka alanında şirketin giderek artan etkisini ve yenilikçiliğini gösteriyor. Bu önemli adımın sektöre nasıl yansıyacağı ise merak konusu.

Google, önümüzdeki ay kullanılmayan hesapları silmeye başlıyor!

Google, dünya genelinde milyonlarca kullanıcısıyla en büyük arama motoru olarak öne çıkıyor. Şimdi ise güvenlik ve veri koruma önlemlerini artırmak amacıyla önemli bir adım atıyor. Amerika Birleşik Devletleri merkezli bu dev şirket, iki yıl veya daha uzun süredir aktif olmayan hesapları temizleme kararını resmen duyurdu.

Mayıs ayında yapılan ilk duyurudan sonra, Google kullanıcılarına hesaplarını güncellemeleri ve aktif tutmaları için bir ay süre tanıdı. Ancak silme işlemleri Aralık ayında başlayacak. Google, bu konudaki politika güncellemesini gerçekleştirmek adına kullanıcılarına bildirim e-postaları gönderiyor.

Aktif olmayan hesapların silinmesini istemeyen kullanıcıların, belirtilen tarihe kadar Google oturum açma bilgilerini kullanarak Gmail, Drive, YouTube, Arama gibi hizmetlere giriş yapmaları gerekiyor. Bu adım, verilerin korunmasını ve hesapların temizlenmesini engellemek adına önemli bir rol oynuyor.

Google’ın bu politika değişikliği, kullanıcılarına daha güvenli bir dijital deneyim sunma amacını taşıyor. Bu nedenle, hesap sahiplerinin duyurulan tarihe kadar gerekli adımları atmaları ve hesaplarını güncel tutmaları önem arz ediyor. Silinme riskiyle karşı karşıya olan hesaplarınızı korumak için harekete geçmeyi unutmayın!

Hollanda, Ay’da üs kuracak!

0

Hollanda, ABD liderliğinde yürütülen ve Ay’da kalıcı bir üs kurma projesini içeren Artemis Anlaşması’nı imzalayarak tarihi bir adım attı. Hollanda Uzay Ajansı (NSO) Direktörü Harm van de Wetering, Washington Büyükelçisi Birgitta Tazelaar’ın ev sahipliğinde gerçekleşen törende anlaşmayı imzalayarak, uzay keşfi ve işbirliği konusundaki küresel çabaya katkıda bulundu.

Artemis Anlaşması, 1967 Dış Uzay Anlaşması’na dayanarak, “uzayın sorumlu keşfinin yönetimini geliştirmek için çok taraflı, bağlayıcı olmayan bir ilke ve kurallar bildirgesi” olarak öne çıkıyor. Anlaşmanın kapsamlı ilkeleri arasında uzay nesnelerinin kaydı, faaliyetlerin çakışmasının önlenmesi, bilimsel verilerin paylaşımı ve acil yardım sağlanması gibi maddeler bulunuyor.

Artemis

ABD’nin liderliğindeki Artemis Anlaşması, Ay’da kalıcı bir üs kurma vizyonunu ve güclenmeyi içeriyor. Bu proje, Ay’ın hem Mars yolculukları için bir durak olarak kullanılmasını hem de değerli madenlerin çıkarılmasını öngörüyor. Anlaşma, ilk kez resmi olarak 5 Mayıs 2020’de gündeme gelmiş ve NASA, 16 Mayıs 2020’de birçok ülke ile Artemis projesi için ikili anlaşma imzaladığını duyurmuştu.

ABD Dışişleri Bakanlığı’na göre, Artemis Anlaşması’nı imzalayan ülkeler arasında ABD ve Fransa’nın yanı sıra Avustralya, Bahreyn, Brezilya, Kanada, Kolombiya, İsrail, İtalya, Japonya, Güney Kore, Lüksemburg, Meksika, Yeni Zelanda, Polonya, Romanya, Singapur, Ukrayna, Birleşik Arap Emirlikleri ve İngiltere bulunuyor. Bu tarihi anlaşma, insanlığın uzay keşfi ve işbirliği alanında daha da ileri gitmesine yönelik umutları arttırıyor.

ESTÜ akademisyenleri, yerli esnek güneş hücresinde çığır açtı!

Eskişehir Teknik Üniversitesi (ESTÜ) Fen Fakültesi’nde görevli akademisyenler, uydu ve uzay araçları için enerji sağlayan esnek ince güneş hücrelerinin verimliliğini artırmak amacıyla yeni bir projeyi başarıyla tamamladı. Öğretim üyeleri Prof. Dr. Uğur Serincan, Doç. Dr. Mustafa Kulakcı ve Dr. Öğr. Üyesi Burcu Arpapay liderliğinde yürütülen projede, daha önce silisyum alttaş üzerine üretilen galyum arsenik (GaAs) kaplı güneş hücresine, galyum indiyum fosfat (GaInP) ile ek bir katman eklenerek verimlilik yüzde 25’e çıkarıldı. Bu çığır açan proje, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından tescillendi.

Üniversitenin İleri Teknolojiler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü olan Prof. Dr. Serincan, projenin önemine dikkat çekerek, “Uydu ve uzay uygulamalarında hafiflik ve verimlilik çok önemli. Geliştirdiğimiz esnek ince güneş hücresi, ülkemiz için önemli bir kazançtır” şeklinde konuştu.

GaAs tabanlı güneş hücresinin devamı niteliğindeki yeni katmanın eklenmesiyle elde edilen bu başarı, Türkiye’de milli yatırımlara önemli bir katkı sunmayı hedefliyor. Ayrıca, projenin maliyetinin düşük olması ve üretime geçiş için yapılabilecek yatırımlar, yerli güneş hücrelerinin daha geniş çapta kullanılmasını mümkün kılabilir.

Prof. Dr. Serincan, projenin geleceğine dair de bilgi vererek, “Şu an için çift katmanlı güneş hücreleri üzerine çalıştık. Ancak, önümüzdeki süreçte katman sayısını artırarak güneş ışınlarından elde edilen enerji verimliliğini daha da artırmayı planlıyoruz. Bu, hem ulusal hem de uluslararası alanda önemli bir adım olacak” dedi.

ESTÜ Nanoboyut Araştırma Laboratuvarı’nda gerçekleştirilen bu projenin, Türkiye’nin bilimsel ve teknolojik alanlardaki yerlileştirme çabalarına büyük bir ivme kazandırması bekleniyor.

Telefonica Almanya’daki biriminin tamamına sahip olmak istiyor!

Telefonica, Almanya’daki birimi olan Telefonica Deutschland’ın yüzde 28,2’lik hissesi için hissedarlara açık bir ihale teklifi sunmayı planladığını duyurdu. İspanya merkezli mobil iletişim devi bu hamleyle birlikte Almanya’daki biriminin tamamına sahip olmayı ve ana pazarlarına odaklanmaya devam etmeyi istiyor.

Telefonica’dan yapılan açıklamada hisse başına 2,35 euro nakit teklifinde bulunulacağı duyurulmakta. Bu haberle birlikte borsada son 1 aydır 1,6 – 1,7 euro aralığında işlem gören şirket hisseleri bir anda %40’a yakın değer kazandı. Telefonica, teklifinin asgari bir kabul eşiğine tabi olmadığını ve teklif döneminin Aralık ayında başlayıp 2024 Ocak ayı ortasına kadar süreceğini açıkladı. Telefonica, mevcut durumda Telefonica Deutschland hisselerinin yaklaşık yüzde 71,8’ini elinde bulunduruyor ve toplam değeri yaklaşık 5 milyar euro olarak hesaplanmakta. Teklifin kabul edilmesi halinde Telefonica, Almanya birimi için mevcut temettü politikasını bu yıl için onayladığı hisse başına 0,18 euronun ötesinde revize etmek için harekete geçeceğini söyledi.

İspanya’da ve Latin Amerika ülkelerinde Movistar, İngiltere’de Virgin Media O2, Brezilya’da Vivo, ABD’de Telefonica US markalarıyla faaliyet gösteren grup, İspanya’da 1924 yılında kuruladu. 1997 yılındaki özelleştirmeye dek devlet şirketi olan Telefonica dünyanın en büyük mobil operatör gruplarından birisi olarak biliniyor. Şirketin son dönemde yaptığı yatırımlar ise büyümekte olan pazarlara yönelik. Almanya’yı “Avrupa’nın en cazip ve istikrarlı telekom pazarlarından biri” olarak niteleyen firma, bir yandan da ortaklık sayılarını azaltarak grubun yapısını sadeleştirmeye çalışıyor.

Telefonica Deutschland Ağustos ayında Vodafone Group Plc ile anlaşma sağlayan rakibi 1&1 AG’ye bir kontrat kaptırdı. Serbest nakit akışının önemli bir bölümü 1&1’e bağımlı olan şirket bu anlaşma nedeniyle 2025 yılına kadar yaklaşık 340 milyon euro serbest nakit akışı kaybedecek. Yatırımcıların 1&1 kararının etkisini ve Telefonica’nın Almanya birimi anlaşması için nasıl ödeme yapmayı planladığı konusunda yönetimi terletebileceği söyleniyor.

Almanya’da mobil telekom pazarı Vodafone, Deutsche Telekom ve Telefonica Deutschland arasında paylaşılmış durumda. Her üç operatörün de Almanya’da birbirine yakın abone sayılarına ve gelire sahip olduğu, 5G yarışının ön plana çıktığı raporlanıyor.  

Nvidia RTX 4070 Ti SUPER’in kutu tasarımı ortaya çıktı

0

Nvidia’nın RTX 40 serisi ekran kartları, piyasaya sürüldükten kısa bir süre sonra büyük ilgi gördü. Özellikle RTX 4070 Ti, RTX 3070 Ti’a göre önemli bir performans artışı sağlamasıyla dikkat çekti. Nvidia, bu başarıyı daha da ileriye taşımak için RTX 4070 Ti SUPER modelini geliştiriyor. Bu modelin kutu tasarımı da ortaya çıktı.

Yeni ekran kartınınkutu tasarımı, temel modele oldukça benzer. Ancak bazı küçük değişiklikler dikkat çekiyor. Örneğin, “SUPER” logosu, “Ti” ibaresinin yanına yerleştirilmiş. Ayrıca, kutunun ön yüzündeki tasarım daha sadeleştirilmiş.

Nvidia, merakla beklenen RTX 40 SUPER ekran kartlarını tanıtmak için CES 2024 etkinliğine hazırlanıyor,

RTX 4070 Ti SUPER’in teknik özellikleri hakkında henüz net bilgiler yok. Ancak, temel modele kıyasla daha yüksek performans sunması bekleniyor. RTX 4070 Ti’ın 8448 CUDA çekirdeği, 192-bit bellek veriyolu ve 285W güç tüketimi bulunuyor. RTX 4070 Ti SUPER’de bu değerlerin artması muhtemel.

RTX 4070 Ti SUPER’in CES 2024’te tanıtılması bekleniyor. Ancak, kartın ne zaman piyasaya çıkacağı henüz belli değil.kartın kutu tasarımı, temel modele oldukça benzer. Ancak, bazı küçük değişiklikler dikkat çekiyor. Örneğin, “SUPER” logosu, “Ti” ibaresinin yanına yerleştirilmiş. Bu, kartın daha üst düzey bir model olduğunu daha net bir şekilde gösteriyor.

Kutunun ön yüzündeki tasarım da daha sadeleştirilmiş. Bu, kartın daha modern ve şık bir görünüme sahip olmasını sağlıyor.Genel olarak bakıldığında, Kartın kutu tasarımı, oldukça başarılı. Kartın üst düzey bir model olduğunu net bir şekilde gösteriyor ve modern bir görünüme sahip.

ekran kartının kutusunun ön yüzü, siyah bir arka plan üzerine yerleştirilmiş beyaz bir tasarıma sahip. Sol üst köşede, Nvidia’nın logosu ve “GeForce RTX” yazısı yer alıyor. Sağ üst köşede ise, “4070 Ti SUPER” yazısı bulunuyor. Orta kısımda, kartın bir resmi yer alıyor. Resmin altında ise, kartın teknik özellikleri yer alıyor. Bu özellikler arasında, CUDA çekirdek sayısı, bellek kapasitesi, bellek veriyolu ve güç tüketimi yer alıyor.Alt kısımda ise, “SUPER” logosu yer alıyor. Bu logo, “Ti” ibaresinin yanına yerleştirilmiş. Bu, kartın daha üst düzey bir model olduğunu gösteriyor.

Genel olarak bakıldığında, RTX 4070 Ti SUPER’in kutu tasarımı, Nvidia’nın diğer ekran kartlarının kutu tasarımlarıyla uyumlu.

Türkiye, güç elektroniği üssüne dönüşecek!

Dünya genelinde teknoloji ve enerji sektörlerindeki öncü markalar, temiz enerji kaynaklarını geliştirmek ve enerjinin dijitalleşmesine katkı sağlamak amacıyla iş birliklerini geliştirmeye devam ediyor. Huawei Türkiye ve Partner EGS de bu kapsamda, Türkiye’de Inverter üretimine yönelik stratejik bir işbirliği için ilk adımı attı. İki şirket bu önemli iş birliğini, 9 Kasım’da İstanbul’da gerçekleştirilen bir imza töreni ile duyurdu.

Huawei Türkiye, temiz enerji kaynaklarına ve enerjinin dijitalleştirilmesi yönündeki çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Huawei Türkiye, Partner EGS ile gerçekleştirdiği iş birliği kapsamında, şirketin Türkiye’de Partner EGS markasıyla Inverter üretimine destek verme taahhüdünde bulundu. Partner EGS de bu işbirliği çerçevesinde, Inverter üretimi için yeni bir fabrika ve üretim hattı kurmaya hazırlanıyor. Anlaşmaya göre Huawei Türkiye, sağlayacağı teknik destekle, Partner EGS’nin Inverter üretim süreçlerine destek olacak.

Partner EGS CEO’su Alper Terciyanlı ile bugün duyurulan Huawei ve Partner EGS ortaklığının Türkiye’nin güç elektroniği teknolojisi üretimindeki rolünü nasıl değiştireceğini konuştuk.

Huawei Türkiye Dijital Güç Genel Müdürü Gavin Zhao konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, “Huawei Türkiye olarak yerel iş birliklerini son derece önemli görüyoruz. Bugün, yenilenebilir enerjinin gelişimi tüm toplumlar için bir trend haline geldi. Inverter ekipmanının yerel üretimi ise yerelleşme ve yeşil enerji stratejimizin önemli bir örneğini teşkil ediyor. Yerel iş ortaklarımızla birlikte, daha yeşil bir Türkiye’nin inşasına katkıda bulunmayı umut ediyoruz” dedi.

İthalata bağımlı olmaktan kurtulmak için üretim hamlesi

İş birliğini değerlendiren Partner EGS CEO’su Dr. Alper Terciyanlı, “Huawei ile birlikte endüstriyel bir iş birliği protokolü imzaladık. Bu, bizim için çok önemli bir gelişme. Çünkü şirket ile birlikte Türkiye’de güneş sektöründe kullanılan eviricilerin imalatını yapıyor olacağız. Şu an yaklaşık yıllık 300 milyon dolara yakın ithalatla ülke olarak bu alanda açık veriyoruz. Burada öncelikle şebeke ölçeğinde ürünlerle başlayarak ithal edilen ürünlerin, yerli ürünlerle ikamesini sağlamış olacağız. Buradaki iş birliğimizle de şirketin teknolojisini ve bu alandaki bilgi birikimini de içselleştireceğiz ve ülkemize bir teknoloji transferi gerçekleştiriyor olacağız. Ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.

Terciyanlı sözlerini şöyle sonlandırdı: “Ülkemizin yenilenebilir enerji sektöründe ve enerji dönüşümünde yapmış olduğu atılımlar hepimiz için mutluluk verici. Gerek kural koyucuların gerekse bürokrasinin teşvikleri ve destekleriyle birlikte ülkemizde güneş enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerjide ciddi bir yatırım ve atılım var. 2030 yılına geldiğimizde ülkemizde önemli ölçüde ihtiyacımız olan enerjiyi, yenilenebilir enerji kaynaklarından tedarik edeceğini öngörüyoruz. Bakanlığımızın da stratejisi bu yönde. Bu alanda aslında global akımı da takip ettiğimizi söyleyebiliriz. Ama ülke olarak çok zengin kaynaklarımız var ve bu anlamda da avantajlı olduğumuzu düşünüyorum. Burada ülke içerisinde geliştireceğimiz teknolojilerle birlikte bu atılımı hızlandıracağımızı ve çok daha etkin bir şekilde bu tesisleri ülkemize kazandıracağımızı düşünüyorum.”

Huawei Türkiye, çevre odaklı ve sürdürülebilir bir geleceği desteklemek için, güç elektroniği teknolojilerini entegre etme konusunda çalışmaya devam ediyor. Şirket, yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirmek ve enerji sistemlerini dijitalleştirmek amacıyla yenilikçi projelere yatırım yapmayı ve iş birliklerini artırmayı da sürdürüyor.

Partner EGS, 20 yıldan uzun süredir Türkiye’de faaliyet gösteren Huawei Türkiye’nin, yenilenebilir enerji sektöründeki önemli iş ortaklarından biri olarak konumlanıyor. Partner EGS, Türkiye’de Inverter üretimine yönelik yatırımlarını ve bu alandaki insan kaynağı özelindeki büyümesini de sürdürüyor.

İki şirket, bu güçlü iş birliği ile Türkiye’nin yenilenebilir enerji sektörüne katkı sağlarken, Türkiye’nin temiz enerji alanındaki rekabet gücünü de artırmayı hedefliyor. Bu iş birliği aynı zamanda, Türkiye’nin enerji sektöründeki dönüşümünün hızlanmasına yardımcı olacak çevre dostu enerji çözümlerinin artırılması noktasında da önemli bir adım olarak öne çıkıyor.

Yüksek potansiyelli startuplara ortak olma imkanı!

Türkiye’nin en büyük özel sermayeli yatırım bankası Aktif Bank’ın fon yönetimi alanındaki iştiraki Aktif Portföy, teknoloji alanında erken aşama girişimlere yatırım yapan bağımsız girişim sermayesi yönetim şirketi Startupfon ile iş birliği yaparak yepyeni bir girişim sermayesi yatırım fonunu (GSYF) hayata geçiriyor. Potansiyeli devam eden ileri aşamadaki teknoloji girişimlerine avantajlı pay fiyatlarıyla ortak olma fırsatı sunacak yeni fonun Sermaye Piyasası Kuruluna başvurusu başarılı bir şekilde tamamlandı.

Bu iş birliğinin dünyada birçok başarılı örneği olan “secondary fund” kategorisinin Türkiye’deki ilk örneği olarak girişimcilik ekosistemine derinlik getirmesi hedefleniyor. Yeni fon ile girişimlerin mevcut hissedarlarından pay alımı yapılırken, şirketlere de yeni fon akışı sağlayarak büyümelerine destek olunacak. Türkiye girişim ekosisteminin desteklenmesine de katkı sağlayacak olan fon, ayrıca yatırımcılarına hızlı geri dönüş ve yüksek getiri potansiyeli sunacak.

Büyüklüğünün 600 milyon TL’ye ulaşması beklenen fon ile önümüzdeki beş yıl içerisinde yaklaşık 15 girişime yatırım yapılması hedefleniyor. Aktif Portföy ile Startupfon’un güçlerini birleştirdikleri bu fon ile bir yandan alternatif kazanç arayan yatırımcılar için getiri sağlanırken diğer taraftan da girişimler, yollarına daha sağlıklı bir şekilde devam edecekler. Ortaklık yapısının sadeleşmesine katkı sağlayan fon, yurt dışından yatırım almayı hedefleyen girişimlerin önündeki engelleri de kaldıracak.

Girişim ekosistemine katkı sürecek

Konuyla ilgili bilgi veren Aktif Portföy Genel Müdürü Yasin Atikler, “Yeni nesil yatırım fonları ile hızla büyüyen portföy yönetim şirketi Aktif Portföy olarak; start-up’lar ile çok yakın çalışıyor, girişimcilik ekosisteminde aktif rol oynuyoruz. Erken aşama girişimlere yatırım yapmanın yanı sıra büyüme yolculuklarında onları desteklemeye devam ederken, sektörün değerli paydaşları ile de iş birlikleri kuruyoruz. Ekosistemimizin önemli oyuncuları arasında yer alan Startupfon ile iş ortaklığımız da bunun en güzel örneklerinden… Birlikte hayata geçirdiğimiz Türkiye’de bir ilk olan yeni GSYF’miz ile potansiyeli devam eden teknoloji şirketlerine avantajlı koşullarda yatırım yapma imkânı sunacağız. Fonun, yatırımcılardan teveccüh göreceğine, başarılı olacağına inancımız tam ve bir ilki Türkiye girişimcilik ekosistemine kazandırdığımız için çok mutluyuz. Türkiye girişim ekosisteminin olgunlaşmasına ve derinleşmesine katkı sunacağına inandığımız bu tip iş birliklerine önümüzdeki dönemde de devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Türkiye yatırım dünyasına hareket getirecek

İş birliği ile ilgili heyecanını dile getiren Startupfon kurucu ortağı Gülsüm Çıracı, “Girişim okur-yazarlığı ülkemizde her geçen gün artıyor. Aktif Portföy ile olan iş birliğimiz Türkiye girişim ekosistemine yeni bir soluk katacak. Türkiye’de ortalama exit süreleri 8-9 yıl civarında. Bu nedenle girişimlere erken aşamada katılan yatırımcılar için bu süreyi kısaltmayı ve exit imkânı sunmayı hedefliyoruz. Amaçlarımızdan biri de exit eden yatırımcıların ekosistemde yatırım yapmaya devam ederek hareket kazandırması. Yatırımcılarımızın başarısı kanıtlanmış girişimlerin artan potansiyeline ve büyümelerine yatırım yapmasını hedefliyoruz” diyerek düşüncelerini paylaştı.

2023 Fortinet Security Day gerçekleştirildi!

Uygulama, bulut veya mobil ortamlardaki güvenlik sorunlarına çözüm arayan BT yöneticileri, BT direktörleri, CIO’lar, CISO’lar, güvenlik yöneticileri ve ağ yöneticileri 2023 Fortinet Security Day’de bir araya geldi

Bu yıl onuncusu düzenlenen Fortinet Security Day 31 Ekim 2023’te Swissotel The Bosphorus-İstanbul’da gerçekleşti. Zirve; uygulama, bulut veya mobil ortamlardaki güvenlik sorunlarına çözüm arayan BT yöneticileri, BT direktörleri, CIO’lar, CISO’lar, güvenlik yöneticileri ve ağ yöneticilerini bir araya getirdi.

En son Fortinet Security Day, en son #sibergüvenlik trendleri, siber tehditler ve bunlarla nasıl başa çıkılacağı hakkında bilgi edinmek için mükemmel bir fırsat olarak gerçekleşti. Sektör profesyonellerinin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte Fortinet’in Siber Güvenlik Pazarındaki yeri, Yeni Teknolojilerle Entegrasyon (AI vb.), Fortinet’in pazardaki konumu ve stratejisi ile Türkiye’ye yaklaşımı gibi konulara odaklanıldı.

Zirvede Fortinet’in teknolojisinin siber güvenlik ve ağın yakınsamasını nasıl sağladığını, kurumların tüm güvenlik ekosistemine kapsamlı ve otomatikleştirilmiş bir yanıtla saldırıları proaktif olarak nasıl önleyebileceği ve büyük ölçüde otomatikleştirilmiş bir SOC’ye nasıl ulaşabileceğine dair detaylar veriliyor.

Fortinet Türkiye, Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan ve Türkmenistan Bölge Direktörü Arzu Derbent Akkaya’nın açılış konuşmasını yaptığı etkinliğe FortiGuard Labs Orta Doğu, Türkiye ve BDT Başkan Yardımcısı Alain Penel, FortiGuard Labs Tehdit İstihbaratı Direktörü Jonas Walker ve Çözüm Mimarileri Direktörü Melih Kırkgöz de katıldı.

Bölge Direktörü Arzu Derbent Akkaya, “Siber suçları engellemek, kamu ve özel sektörler arasında güçlü, güvenilir ilişkiler ve işbirliği gerektirir. Bu aynı zamanda küresel bir çabadır, yani güvenlik ekiplerinin gerçek zamanlı eyleme geçirilebilir tehdit istihbaratını koordine etmelerine yardımcı olabilecek yapay zeka destekli güvenlik hizmetlerine yatırımı içerir.

Fortinet, güvenlik ekosisteminde yerel sinerji ve otomasyon sağlayan tam entegre Security Fabric’in bir parçası olarak, geniş bir teknoloji ve insan tabanlı as-a-service portföyü sunuyor. Bu hizmetlerimiz, deneyimli siber güvenlik uzmanlarından oluşan küresel FortiGuard Labs ekibi tarafından destekleniyor.

Hızla genişleyen saldırı yüzeyini hızlanan siber tehditlere karşı güvence altına almak için kurumlar, entegre bir siber güvenlik platformunun merkezinde yapay zekadan [AI] yararlanan siber güvenlik çözümleri kullanmalıdır. ESG’nin, Fortinet’in güvenlik operasyonlarına [SecOps] yaklaşımının çarpıcı faydalarını ölçmesinden ve işletmelerin otomatik olay tespiti ve kontrol altına almanın yanı sıra daha geniş araştırma ve müdahalenin avantajı hakkında bilinçli kararlar vermelerine yardımcı olmasından memnuniyet duyuyoruz. Ayrıca, Fortinet’in Evrensel SASE çözümü, ağ ve güvenliği benzersiz bir şekilde birleştirerek hibrit işgücünü destekliyor uygulamalara güvenli erişimin yanısıra sağlıyor konsolidasyon ve gelişmiş dijital kullanıcı deneyimi ile yüksek yatırım getirisi sağlıyor.”

Etkinlik programda ayrıca Türkiye’nin ilk etik Hacker’ı Tamer Şahin ile “Derin Internet’te Hackerların İletişimi ve Veri Ticareti” konulu bir sohbet gerçekleştirildi. Zirve, Sunay Akın & Nihat Sırdar’ın sunduğu “Sivrisinek Dedin de Aklıma Geldi!” şovu ile kapandı.

YouTube’un reklam engelleyici tespit sistemi yasa dışı olabilir!

YouTube, geçtiğimiz aylarda reklam engelleyicileri engellemeye yönelik bir hamle başlattı. Bu hamle, hem kullanıcılar hem de gizlilik savunucuları tarafından tepkiyle karşılandı. Gizlilik savunucuları, YouTubeun reklam engelleyici algılama sisteminin bir gizlilik ihlali olduğunu ve AB yasalarına göre yasadışı olduğunu savunuyor. Bir gizlilik uzmanı olan Alexander Hanff, YouTube’a karşı İrlanda Veri Koruma Komisyonu’na (DPC) bir şikâyette bulundu.Hanff, yaptığı açıklamada, “AdBlock algılama komut dosyaları casus yazılımlardır, bunları tanımlamanın başka bir yolu yoktur ve bu nedenle izin alınmadan kullanılmaları kabul edilemez” dedi.

YouTube, reklam engelleyicileri tespit etmek için çeşitli yöntemler kullanıyor. Örneğin, sayfadaki herhangi bir şeyin değişip değişmediğini kontrol eden JavaScript kodunu indirerek ya da bir reklamın yüklenmesi için gereken öğelerin engellendiğini tespit ederek reklam engelleyicileri tespit edebiliyor.YouTube, reklam engelleyici kullananlara bir süre sonra video göstermek yerine YouTube’da reklamlara izin vermeye ya da YouTube Premium’a abone olmaya teşvik eden bir istem görüntülüyor.

YouTube, reklam engelleyicilerin platformun hizmet şartlarını ihlal ettiğini ve içerik oluşturucuların reklamlardan gelir elde etmesini engellediğini savunuyor.Ancak, Avrupa Birliği’nin ePrivacy Direktifi, internet kullanıcılarının reklam engelleyicileri kullanma hakkını güvence altına alıyor.

Avrupa Komisyonu, YouTube’un reklam engelleyici tespit sisteminin AB yasalarını ihlal ettiğini tespit ederse, komisyon platforma para cezası verebilir ve bu özelliği değiştirmeye zorlayabilir.Bununla birlikte, alınacak herhangi bir karar Türkiye veya AB dışındaki ülkeler için herhangi bir değişiklikle sonuçlanmayacaktır. Ancak, bu karar, diğer web sitelerinin reklam engelleyicileri engelleme girişimlerini caydırabilir.

YouTube’un reklam engelleyicileri engelleme baskısı, Avrupa’da yasal sorunlar nedeniyle sona erebilir. Bu karar, kullanıcıların gizliliğini korumaya ve reklam engelleyicilerin kullanımını teşvik etmeye yardımcı olabilir.

Teknopark İstanbul girişimciler ve yatırımcıları buluşturdu

Derin teknoloji girişimcileri, Ar-Ge mühendisleri, kurumsal şirketler ve üniversitelere ev sahipliği yapan Teknopark İstanbul, Kuluçka Merkezi Cube Incubation aracılığı ile hem girişimcilerin projelerini hayata geçirmelerine destek veriyor hem de sermaye desteği bulmaları için girişimciler ve yatırımcılar arasında köprü görevi görüyor. Türkiye’nin girişimcilik ekosisteminin en büyük destekçilerinden biri olan Teknopark İstanbul, düzenli olarak gerçekleştirdiği etkinlikler yoluyla girişimcilerin projelerini yatırımcılar ve iş dünyasının önde gelen firmalarıyla buluşturarak; projelerinin satışa dönüşmesi, satışlarının ölçeklenmesi ve yeni projelerin geliştirilmesine katkı sağlıyor. Bu amaçla Kuluçka Merkezi Cube Incubation aracılığıyla geleneksel olarak ‘Açık Kapı: İş Dünyası ile Buluşma’ etkinlikleri düzenleyen Teknopark İstanbul, bu etkinliklerin 12.’sini ‘Görsel ve Sanatsal Teknolojiler’ odağında Cube Beyoğlu’nda gerçekleştirdi.

100’den fazla girişimci sunumu, 1400’den fazla katılımcı

Teknopark İstanbul’un Kuluçka Merkezi Cube Incubation aracılığı ile düzenlenen Açık Kapı Etkinliği, girişimcilerin yenilikçi projelerini tanıttığı ve yatırımcılarla buluştuğu teknoloji ekosisteminin büyümesi ve yeni fikirlerin geliştirilmesi için önemli bir adım olarak kabul ediliyor. Teknopark İstanbul’un Türkiye’nin kendi tematik alanında ilk uydu kuluçka merkezi olan Cube Beyoğlu’nda 12.’si düzenlenen etkinliğin odağında “Görsel ve Sanatsal Teknolojiler” vardı. 2022 yılından beri düzenli bir şekilde farklı tematik alanlarda 12 kere gerçekleşen Açık Kapı: İş Dünyası ile Buluşma etkinliklerine 1400’den fazla katılımcı katıldı. 100’den fazla girişimci sunumu ile yenilikçi projelerin geniş bir izleyici kitlesine ulaşmasına imkan sağladı.  Teknopark İstanbul’un Kuluçka Merkezi Cube Incubation aracılığı ile düzenlenen Açık Kapı Etkinliğinin 13.’sünün ise “Mikromobilite ve Elektrikli Araçlar” odağında olacak.

‘Açık Kapı: İş Dünyası ile Buluşma’ etkinliğinde projelerini sergileyen Teknopark İstanbul girişimleri şunlar:

  • Base Bros: Artırılmış Gerçeklik (AR), Sanal Gerçeklik (VR), Karma Gerçeklik (MR) ve 3D Teknolojileri üzerine projeler geliştirmektedir.
  • Gazulive: Türkiye’nin ilk Canlı yayın platformu olup seviyeli sohbetlerin ve arkadaşlıkların kurulduğu sosyal medya uygulamasıdır.
  • Misclick Games: Pazar standartlarını yeniden yazmayı vizyon edinmiş, (PC/konsol) üzerine video oyunlar geliştirmektedir.
  • Orbina.ai: Kelimelerle ifade edilen fikirleri gerçekçi görüntülere ve sanatsal içeriklere dönüştüren ve oluşturulan içerikleri sosyal medya taslağına giydirdikten sonra kullanıcılar adına otomatik olarak paylaşan bir yapay zeka ajansıdır.
  • Scalar Vision: 3D ve AR/VR teknolojileri üzerine çalışmalar gerçekleştirmektedir.
  • toruk MAGIC™ Deep Tech: Maliyetlerinizi düşürürken, kazancınızı artıran butik dijital pazarlama yöntemi MAGIC™ ‘in keşif veridir. İnovatif ve progresif, derin teknoloji içeren kiralanabilir yazılım ürünleri geliştirmektedir.

Ofis devi WeWork, iflas başvurusunda bulundu!

ABD merkezli WeWork’ün iflas başvurusu, girişimin yaşadığı büyük finansal zorlukların bir sonucu olarak geldi. WeWork, kurulduğu günden itibaren hızla büyüdü ve dünya genelinde birçok şehirde ofis alanları sunarak iş dünyasında büyük bir etki yarattı. Şirket, bir dönem dünya genelindeki ofis alanlarına büyük bir talep gördü ve bu talebi karşılamak için hızla genişlemeye girişti. Ancak bu hızlı büyüme beraberinde finansal zorlukları getirdi.

WeWork, milyarlarca dolarlık yatırım aldı ve bir ara 47 milyar dolarlık bir değerlemeye ulaştı. Ancak bu hızlı büyüme sırasında şirketin giderleri de arttı, özellikle kira maliyetleri oldukça yüksekti. Ayrıca, COVID-19 döneminde de ofis alanlarına olan talebi azaldı ve şirketin gelirlerini olumsuz etkiledi. Bu zorluklar, WeWork’ü finansal olarak sıkıştırdı.

şirketin iflas başvurusuyla borçlarını yeniden yapılandırmayı ve operasyonlarını sürdürmeyi planlıyor. Ancak iflas süreci, şirketin geleceği üzerinde belirsizlik yaratıyor. WeWork’ün hisseleri bu yılın başından itibaren büyük bir düşüş yaşadı ve bu iflas başvurusu, şirketin geleceği için kritik bir dönüm noktası olabilir.

Öte yandan, şirketin Hindistan birimi, şirketin en güçlü birimlerinden biri olarak öne çıkıyor. Embassy Group’a ait olan bu birim, iflastan büyük ölçüde izole bir durumda bulunuyor ve faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyor. Hindistan’daki yetkililer, birimin karlı olduğunu ve dış sermayeye ihtiyaç duymadığını belirtiyorlar.

WeWork’ün iflas başvurusu, girişimin finansal zorluklarını aşmaya yönelik bir adım olarak görünse de, şirketin geleceği hala belirsizliklerle dolu. İflasın sonuçları, WeWork’in nasıl bir yol izleyeceği ve operasyonlarını nasıl sürdüreceği konularında merakla bekleniyor.

Dünya’da en çok Bitcoin’i hangi ülke üretiyor?

Kripto para madenciliği için kullanılan yüksek performanslı donanımların çalışma hızını ölçen hash oranı (hash rate) ile ölçülen Bitcoin üretimi oranlarının kıyaslanmasıyla, dünyanın en çok Bitcoin üreten ülkeleri belli oldu. WorldPopulationReview tarafından derlenen verilere göre, aylık hash oranı payı açısından yapılan kıyaslamayla ABD, %37,84’lük oranla dünyanın en çok Bitcoin madenciliği yapan ülkesi olurken, onu Çin ve Kazakistan izledi.

Konuyla ilgili değerlendirmelerini paylaşan Gate.io Küresel Büyüme Direktörü Kafkas Sönmez, “Çin, 2021’de uygulamaya koyduğu kripto madencilik yasağına kadar, %75’lik üretim oranıyla dünyanın en çok Bitcoin üreten ülkesiydi. Çin bu yasakla liderliği ABD’ye kaptırsa da 2. sırada yer alarak ’en’ler listesindeki yerini koruyor” dedi.

ABD’de donanıma erişim kolay, Kazakistan’da kömür ucuz

Bitcoin madenciliğini ülke ekonomisi için bir tehdit olarak gören Çin, 2021’de yasak getirmişti. O güne kadar küresel Bitcoin arzının en önemli kaynağı olan Çin’de üretim kapasitesi, Cambridge Üniversitesi verilerine göre Temmuz-Ağustos 2021 döneminde sıfıra kadar gerilemişti. Ancak Çin’de merdiven altı madencilik faaliyetleri, Eylül 2021 itibarıyla kaldığı yerden devam etti. Cambridge Alternatif Finans Merkezi’nin araştırması, Çin’in toplam Bitcoin madenciliği pazarının %22’sinden fazlasını oluşturduğunu ortaya koydu.
Çin’deki durumun aksine ABD’nin madenciliği yasal bir faaliyet olarak gördüğünü dile getiren Kafkas Sönmez, “ABD’de Bitcoin madenciliği yapan ve borsada işlem gören şirketler mevcut. Bitcoin madenciliğinin gerektirdiği altyapıyı kurmak, ABD’de daha kolay. Ayrıca ülke, madencilere gerekli araç ve destekleri de sunuyor. Öte yandan enerji kapasitesi yüksek oranda fosil yakıtlara bağlı olan Kazakistan’da kömürden üretilen ucuz elektrik, ülkeyi Çin merkezli madenciler için cazip bir konum haline getirdi. Kimi veriler, Kazakistan madencilik sektörünün 19 milyon nüfuslu ülkenin toplam üretim kapasitesinden %7 pay aldığını gösteriyor” diye konuştu.

Bitcoin hâlâ fosil yakıtlarla üretiliyor!

Ülkelerin Bitcoin üretim kapasitelerinin kurulu yenilenebilir enerji güçleriyle kıyaslandığında, Bitcoin’in hâlâ fosil yakıtlara bağlı olduğunun altını çizen Gate.io Küresel Büyüme Direktörü Kafkas Sönmez, “Örneğin İzlanda, Paraguay ve Norveç, neredeyse tüm enerji ihtiyaçlarını yenilenebilir kaynaklardan elde ediyor. Ancak bu ülkelerin toplam Bitcoin arzındaki payı %1,1’i geçmiyor. Bu durum, sürdürülebilirlikle ilgili endişeleri beraberinde getiriyor. Zira tahminler, Bitcoin madenciliğinin her yıl 348 terawatt/saat enerji harcadığını gösteriyor. İklim değişikliğinin etkilerini daha çok konuştuğumuz bu dönemde kripto paraların piyasa değeri açısından en büyüğünün fosil yakıtlara bağlı olması, yeşil ekonomiye geçişte de bir engel teşkil edebilir” ifadelerini kullandı.

2 yıllık görev süresi 11 yıla çıkan Curiosity çalışmaya devam ediyor!

0

Amerika Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) 26 Kasım 2011’de Atlas 5 roketiyle uzaya fırlattığı ve 6 Ağustos 2012’de Mars’a inen Curiosity sınırlarını zorlamaya devam ediyor. Nükleer güçle çalışan keşif aracı 2012 yılında Gale Krateri’ne indiğinden bu yana Mars’ın mikrobik yaşamı destekleyip desteklemediğini belirlemek için Kızıl Gezegen’i inceliyor. Yıllar içinde 39 örnek alan araç, şu anda jeologların Mars’ın ikliminin nasıl değiştiğini gösteren kaya katmanlarına daha yakından bakabilmelerini sağlamak için 5,5km yüksekliğindeki Sharp Dağı’nın tabanına doğru ilerliyor.

Elbette Mars keşif aracı için işler her zaman yolunda gitmedi. Curiosity gezegenin yüzeyinde dolaşarak geçirdiği on küsur yıl boyunca, NASA’nın “toz ve radyasyonla yıkanan son derece soğuk bir ortam” olarak tanımladığı yerde neredeyse 32 km yol kat etti. Curiosity aracının “gözlerinden” birinde  (34 mm odaklı sol kamerası) filtre konumları arasında sıkışmış bir filtre tekerleği var. Gezginin matkap sisteminde ve kol eklemlerinde de aşınma ve yıpranma fark edildi ve elbette tekerlekler Mars üzerinde yuvarlanırken etkileyici bazı hasarlara maruz kaldı. Ancak NASA  “Curiosity güçlü kalmaya devam ediyor” diyor.

Tekerlekler için mühendisler Mars yüzeyinde karşılaşılan koşulları yanlış değerlendirdiklerini kabul ediyorlar. Gözler için plan, filtre tekerleğini nazikçe standart konumuna geri döndürmek. Bu başarısız olursa, araç 100 mm’lik sağ kamera ile görüntü sağlamaya devam edecek ancak Mars görev ekibinee göre, aynı alan için dokuz kat daha fazla sayıda görüntü gerekecek.

Sürekli uzayan görev sürelerine rağmen Mars araçları göz kamaştırıyor

Cuirosity’nin birçok sorunu aslında zaman içinde yazılım güncellemeleriyle çözüldü ya da en azından hafifletildi – örneğin bir çekiş kontrol algoritmasının eklenmesi, keskin kayalardan kaynaklanan tekerleklerdeki aşınma ve yıpranmayı azaltmaya yardımcı oldu. Ancak Curiosity’nin iki yıllık ilk görev süresi çoktan geride kaldı. Aracın güneş panellerine bağlı olan selefi Opportunity’nin etkileyici uzun ömürlülüğüne ulaşması da oldukça zor görünüyor zira Curiosity bir radyoizotop termoelektrik jeneratöründen (RTG) güç alıyor. Buna karşın NASA görev mühendisleri nükleer güç kaynağının gezgini “daha uzun yıllar” çalışır durumda tutmasını bekliyor.

NASA’nın Mars’a gönderdiği araçlar genellikle çok uzun görev süreleri için tasarlanmasa da, son derece dayanıklı olmaları ve uzatılan görev süreleriyle tanınıyor. Örneğin kızıl gezegendeki ilk uçuşunu 19 Nisan 2021 tarihinde gerçekleştiren Mars helikopteri de aslında sadece 5 uçuş yapmak üzere planlanmıştı ancak 62 uçuşu geride bıraktı.

Güneş kavuşumu olarak bilinen bir fenomen olan Mars’ın Dünya açısından Güneş’in arkasında kaybolması nedeniyle Curiosity ile iletişim Kasım ayında duracak. Mühendisler Curiosity ile iletişimin 28 Kasım’dan sonra yeniden başlamasını bekliyor

Singapur’daki lüks kumarhaneye fidye yazılım şoku!

0

Marina Bay Sands’ten (MBS) yapılan açıklamaya göre, fidye yazılım saldırısı 20 Ekim’de keşfedildi ve lüks tatil köyü ve kumarhanenin sadakat programı üyelerine ait bilgiler çalındı. Duyuruda, “Marina Bay Sands, 20 Ekim 2023 tarihinde, 19 ve 20 Ekim 2023 tarihlerinde bazı müşterilerimizin sadakat programı üyelik verilerine yetkisiz üçüncü taraf erişimini içeren bir veri güvenliği olayından haberdar olmuştur” deniliyor.

Şirket yaptığı açıklamada “Yapılan incelemeler sonucunda, bilinmeyen bir üçüncü tarafın kumarhane dışı ödül programı üyesi yaklaşık 665.000 kişinin müşteri verilerine eriştiği tespit edilmiştir” diyor. Fidye yazılım saldırısı ile gerçekleşen veri ihlalinde açığa çıkan bilgiler ise müşteri isimleri, e-posta adresleri, cep telefonu numaraları, ikamet edilen ülke bilgisi ve sadakat programında yer alan üyelik numaraları. Uzmanlar bu verilerin çeşitli dolandırıcılıkların yanı sıra kimlik avı ve sosyal mühendislik saldırılarında kullanılabileceğini söylüyor.  Olayın fark edilmesinin ardından MBS, durumu Singapur ve diğer ilgili ülkelerdeki yetkililere bildirdiğini açıkladı.

Fidye yazılım saldırısı alan Marina Bay Sands, merkezi ABD’de bulunan Las Vegas Sands otel ve kumarhane zincirinin bir parçası. Beş yıldızlı konaklama tesisindeki ihlal, diğer resort-casinolara yönelik iki yüksek profilli fidye yazılım saldırısının hemen ardından geldi: MGM Resorts ve Caesar’s Entertainment saldırıları. Caesars’ın altyapısının kontrolünü yeniden ele geçirmek için 15 milyon dolar fidye ödediği söyleniyor.

Siber risk yönetimi şirketi Specops’ta kıdemli ürün uzmanı olan Darren James, konuyla ilgili verdiği demeçte yüksek profilli konaklama kuruluşlarının siber suçlular için popüler bir hedef olmaya devam edeceğini söylüyor. James “Şu ana kadar yetkisiz erişim elde edilmesi dışında çok fazla ayrıntıya sahip değiliz. Ancak bu vakada henüz doğrulanmamış olsa da bu tür bir ihlal genellikle ele geçirilmiş kimlik bilgileri veya sosyal olarak tasarlanmış bir hizmet masası kullanılarak elde edilir ve hepimiz için kötü parola kullanımının önemini ortaya koymaktadır. Şifrelerdeki iyileştirmelerin yanı sıra, mümkün olan her yerde güçlü bir ikinci faktör kullanılmalı ve hizmet masası, yardım için kendilerini kimin aradığını doğrulamanın bir yolu ile donatılmalıdır” diyor.

Baidu, baskı nedeniyle Nvidia yerine Huawei’nin çiplerini kullanacak!

Çin’in önde gelen teknoloji devlerinden Baidu, ABD teknolojilerinden uzaklaşma kararı alarak yapay zeka çipleri için yeni bir yol haritası çizdi. Şirket, uzun süredir Nvidia’nın müşterisi olan Baidu, bu kez Huawei’nin geliştirdiği yapay zeka çiplerine yönelme kararı aldı.

Baidu’nun 2023 yılı içinde Huawei’den yapay zeka çipleri sipariş ettiği biliniyor. Bu kararın arkasında ise ABD’nin teknoloji kısıtlamaları ve baskısı bulunuyor. Özellikle ekim ayında getirilen kısıtlamalar sonrasında Baidu’nun Nvidia erişimi fiilen sona erdi, bu da şirketi alternatif çözümler aramaya yönlendirdi.

Huawei’nin Ascend AI çipleri, performans açısından Nvidia’nınkilerden geride olsa da, Çin’in mevcut en gelişmiş yerli seçenekleri arasında öne çıkıyor. Baidu’nun 200 sunucu için 1.600 adet Huawei 910B Ascend AI çipi sipariş ettiği ve teslimatın büyük kısmının tamamlandığı belirtiliyor. Toplamda 61.83 milyon dolar değerindeki bu sipariş, Çin’in teknoloji firmalarının yerli çözümlere olan güvenini gösteren önemli bir adım olarak dikkat çekiyor.

Analistler, ABD’nin getirdiği kısıtlamaların Huawei için iç pazarda büyüme fırsatı yaratacağını öngörüyor. Huawei, 2019’dan bu yana ABD’nin ihracat kontrollerine tabi tutuluyor ve bu yeni hamle, şirketin kendi pazarındaki rekabet gücünü artırmaya yönelik bir strateji olarak görülüyor. Çin hükümeti ise yerel yarı iletken endüstrisine yapılan yatırımlarla denizaşırı rakiplerini yakalamayı hedefliyor. Huawei’nin Kirin 9000s çipiyle bu hedefe doğru atılan bir diğer önemli adım olarak öne çıkıyor.

Online çocuk istismarını engellemek için ortak adım!

Çevrimiçi çocuk cinsel sömürüsü ve istismarı (CSEA) ile mücadele için yaklaşımlar ve politikalar geliştiren teknoloji şirketleri grubu The Tech Coalition, sosyal medya platformlarının istismar karşıtı politikalarını ihlal edebilecek faaliyetler ve hesaplar hakkında “sinyaller” paylaşmasını sağlamak üzere tasarlanan Lantern (Fener) adlı yeni bir programın başlatıldığını duyurdu. The Tech Coalition’ın üyeleri ve iş ortakları arasında Amazon’dan Google’a, Apple’dan Microsoft’a ve Discord’tan Sony’e dek 35’in üzerinde ünlü teknoloji firması yer alıyor.

The Tech Coalition’ın açıklamasına göre, Lantern’e katılan platformlar (şu ana kadar Discord, Google, Mega, Meta, Quora, Roblox, Snap ve Twitch) istismar karşıtı politika şartlarını ihlal eden faaliyetler hakkında Lantern’e sinyaller yükleyebilir. Sinyaller, e-posta adresleri ve kullanıcı adları gibi politikaları ihlal eden hesaplarla bağlantılı bilgileri ya da çocuk cinsel istismarı materyali (CSAM) satın almak ve satmak için kullanılan anahtar kelimeleri içerebilir. Diğer katılımcı platformlar daha sonra Lantern’de bulunan bu sinyaller arasından seçim yapabilir, seçilen sinyalleri kendi platformlarında çalıştırabilir, sinyallerin ortaya çıkardığı her türlü etkinliği ve içeriği inceleyebilir ve uygun önlemleri alabilir.

Teknoloji Koalisyonu bu sinyallerin istismarın kesin kanıtı olmadığına dikkat çekiyor. Bununla birlikte, Lantern üzerindeki sinyaller takip soruşturmaları için ipuçları ve ilgili makamlar ve kolluk kuvvetlerine sunulacak kanıtlar toplamak için önemli birer dayanak olacak. Yani özetle teknoloji devleri, çocuk istismarına karşı adeta ortak bir veritabanı oluşturuyor.  

Lantern’in aslında iki yıldır dışarıdan “uzmanların” düzenli geri bildirimleriyle geliştirilmekte olduğunu duyuran The Tech Coalition, örneğin dosya barındırma hizmeti Mega’nın Meta’daki 10.000’den fazla Facebook profilini ve sayfasını ve Instagram hesabını kaldırmak için kullandığı URL’leri paylaştığını söylüyor. The Tech Coalition, Lantern’in “ilk aşamasındaki” ilk şirket grubunun programı değerlendirmesinin ardından, başka katılımcıların da programa dahil olabileceklerini belirtiyor.

The Tech Coalition bu yeni özelliği duyurduğu blog yazısında “Çocuk cinsel istismarı aslında platformlar arasında yayıldığı için, çoğu durumda herhangi bir şirket bir mağdurun karşı karşıya kaldığı zararın yalnızca bir kısmını görebilir. Resmin tamamını ortaya çıkarmak ve uygun önlemleri almak için şirketlerin birlikte çalışması gerekir,” diyor.

Çevrimiçi mahremiyeti engellemeden CSEA ile nasıl mücadele edileceği konusundaki anlaşmazlıklara rağmen, şu anda çevrimiçi dolaşımda olan çocuk istismarı materyallerinin (gerçek ve deepfake) giderek artması konusunda endişeler var. ABD’de Ulusal Kayıp ve İstismara Uğramış Çocuklar Merkezi 2022 yılında 32 milyondan fazla CSAM bildirimi aldığını açıklamıştı.

Daha önce Microsoft ve Facebook gibi firmalar çocuk cinsel istismarını engellemek için kendi programlarını başlatmışlardı. Dün duyurusu yapılan Lantern girişiminin bu gibi programlara engel olmayacağı, aksine ortak veritabanı benzeri yapı (sinyaller) sayesinde yardımcı olacağı söyleniyor.

ABD, orduya çip üretmesi için Intel’e milyarlar ödeyebilir!

Finansman, Başkan Biden’ın geçen yıl imzalayarak yasalaştırdığı ve ABD yarı iletken üretimi, araştırma ve geliştirmesine yönelik yaklaşık 53 milyar dolarlık yatırımın önünü açan Çipler ve Bilim Yasası‘nın bir parçası olacak.

The Wall Street Journal’ın aktardığı kaynaklara göre anlaşma hâlâ müzakere aşamasında ve henüz hiçbir şey kesinleşmediTicaret Bakanlığı, Ulusal İstihbarat Direktörlüğü Ofisi ve Savunma Bakanlığı‘ndan yetkililer şu anda Intel ile görüşüyor, ancak gelişmelerin şimdiden “rakip çip üreticileri ve bazı kanun yapıcıların” öfkesini artırdığı söyleniyor. Intel’e haksız bir avantaj sağlanabilir.

Önde gelen üç senatör, yaklaşan anlaşmayla ilgili endişelerini dile getirdi ve hükümetin yalnızca orduya yönelik bir çip üretim tesisine bu kadar çok para harcama konusundaki bilgeliğini sorguladı. Senatörler tek bir şirketle yapılan anlaşmanın “çeşitli bir yerli yarı iletken tedarikçi tabanı yaratacak diğer projelerin finansmanını sınırlayabileceği” yönündeki endişeler üzerine bir mektup yazdılar.

Ancak diğer önde gelen politikacılar yatırımı destekliyor. Florida’dan Cumhuriyetçi Senatör Marco Rubio, ABD ordusunun yabancı hükümetler tarafından potansiyel olarak dinlenmesine karşı korunmasına yardımcı olacağı ve yatırımdan son dakikada uzaklaşmanın “ulusal güvenliğimizi baltalayabileceği” için paranın iyi harcanacağına inanıyor.

Anlaşma eninde sonunda gerçekleşirse, yeni üretim tesisi Intel’in Arizona’daki mevcut fabrika kompleksinde kurulabilir ve maliyeti 3 ila 4 milyar dolar arasında olabilir. Fonların, ülkenin ithal donanıma bağımlılığını azaltmak amacıyla yürürlüğe giren Chips Yasası kapsamında üretim hibeleri ve sübvansiyonları olarak ayrılan 39 milyar dolardan gelmesi bekleniyor. ABD askeri uygulamaları için ithal edilen mikroçiplerin büyük çoğunluğu, şu anda Çin tarafından işgal edilme tehdidi altında olan Tayvan’dan geliyor.

Intel ile olası bir anlaşma haberi, Biden yönetiminin Savunma Bakanlığı’nın, yarı iletken endüstrisindeki yenilikçiliği teşvik etmek amacıyla ülke çapında sekiz merkez kurmak için yaklaşık 238 milyon dolar dağıtacağını duyurmasından sadece birkaç hafta sonra geldi.  

Yeni planın savunucularına göre bu plan, onlarca yıldır devam eden ve yaygın iş kayıplarına yol açan ve ABD hükümetini devlet destekli casusluklara karşı potansiyel olarak savunmasız bırakan offshoring’in ardından yerli yarı iletken imalat endüstrisinin yeniden inşasına yardımcı olacak.