Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1469

Albaraka Garaj’da start-up’lar için üçüncü dönem başladı

0

Albaraka Garaj’da yeni girişimciler için üçüncü dönemi başladı

Albaraka Türk’ün kurduğu Albaraka Garaj merkezinin yapısına ön hızlandırmayı da ekleyerek, yenilikçi iş ve projeler için start up’lara üçüncü dönemin kapılarını açtı. Bir buçuk yıl önce hayata geçirilen Albaraka Garaj ile hem start up’ları destekleyen hem de kendi kurum kültürüne ve dijitalleşme yolculuğunda önemli katkılar sağlayan Albaraka Türk, bugüne kadar binin üzerinde başvuru aldığı Albaraka Garaj’da 19 girişimi destekledi. Garaj’da 3. Dönem başvurularını almaya başlayan Albaraka Türk’e başvurmak isteyen girişimciler, 7 Mayıs–23 Haziran  tarihleri arasında albarakagaraj.com üzerinden başvuruda bulunabilecek.

Daha fazla girişimciye destek olacak

Albaraka Garaj, ön hızlandırmanın yanı sıra Albaraka Portföy Yönetiminde kurulan Girişim Sermayesi Fintech Yatırım Fonu ile birlikte daha da güçlenen yapısıyla, artık daha fazla girişimciye destek olacak. Albaraka Garaj’ın bir katılım bankası bünyesinde kurulan dünyadaki ilk start up hızlandırma merkezi özelliği taşıdığını belirten Albaraka Türk Genel Müdürü Melikşah Utku, “Başlangıçta hızlandırma merkezi olarak başladığımız bu yolda ekosistem içindeki eksik ve talepleri de görerek birtakım iyileştirmeler yaptık. Yatırım tarafı için gelen yoğun talepler ile birlikte, Albaraka Portföy yönetiminde girişim sermayesi fintech yatırım fonunu kurduktan sonra kısa sürede üç girişime yatırım yaptık. Daha fazla girişimciye yardımcı olabilmek ve hakkaniyetli bir eleme yapabilmek adına ön hızlandırma programımızı da hayata geçirdik. Bu ön hızlandırmanın yanı sıra Girişim Sermayesi Fintech Fonumuz ile birlikte artık daha fazla girişimciye yardım edebileceğiz” şeklinde konuştu.

Bugüne kadar Albaraka Garaj kanalıyla altı projeyi hayata geçirdiklerini belirten Utku, “Albaraka Garaj’ı kurduğumuz günden bu yana geçen iki yıl içinde toplamda binin üzerinde başvuru alırken, 19 girişimciyi destekleyerek, altı projeyi hayata geçirdik. Hayata geçirdiğimiz başlıca projeler; biometrik imza, satış ve tahsilatın oyunlaştırılması, chatbot, VR destekli eğitim ve mobil ödeme çözümü oldu” açıklamasında bulundu.

Son başvuru tarihi 20 Haziran

Üçüncü dönem başvuruların başladığı Albaraka Garaj’da başta teknoloji tabanlı girişimciler olmak üzere tüm girişimciler, 7 Mayıs – 20 Haziran tarihleri arasında başvuruda bulunabilecek. Albaraka Garaj’da Temmuz – Ağustos ayları içerisinde 6 haftalık ön hızlandırma eğitiminin ardından girişimciler, final sunumuyla birlikte 9 ay sürecek olan hızlandırma maratonuna başlayacak.

Maxis Yenilikçi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun ilk yatırımı Kolay İK’ya oldu

0

Maxis’ten ilk yatırım Kolay İK’ya geldi

Türkiye İş Bankası‘nın ülkemiz girişimcilik ekosisteminin büyümesine katkı sağlayabilecek girişimlere yatırım yapma amacı ile kurduğu Maxis Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi’nin bünyesindeki Yenilikçi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu yatırımlarına başladı.Yenilikçi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ilk yatırımını Türkiye’nin ilk bulut tabanlı insan kaynakları yönetimi platformu olan Kolay İK’ya yaptı.

Ülkemizde farklı ölçekteki pek çok şirketin önemli bir yazılım ihtiyacını karşılayan Kolay İK’nın Türkiye’deki hızlı büyümesini ve yurt dışı açılımını desteklemek üzere yatırım yapmaya karar verdiklerini belirten Maxis Genel Müdürü Selami Düz, girişimcilik ekosisteminin tüm paydaşları ile işbirliğine dayalı bir anlayış içerisinde girişimleri desteklemeye devam edeceklerini belirtti.

500 bin dolarlık yatırım

2016 yılında kurulan ve bugün farklı ölçekteki şirketlerde çalışan 200 binden fazla kişi tarafından kullanılan Kolay İK, Maxis Yenilikçi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun 500 bin dolar ile katıldığı yaklaşık 1,3 milyon dolar tutarındaki yatırım turu ile yurt dışı açılımını hızlandırmayı ve yurt içinde kurumsal pazardaki etkinliğini artırmayı amaçlıyor.

İnsan kaynakları süreçlerini dijitalleştirip tek çatı altında yürütülmesini sağlayarak bir yandan verimliliği artırırken diğer yandan hataları en aza indiren Kolay İK, şirketlere; izin, eğitim, bordro, yemek kartı yönetimi, harcama, bireysel emekliliğe otomatik katılım, özlük bilgileri, performans yönetimi, vardiya planlama gibi birçok farklı alanda çözüm sunuyor.

WhatsApp’te güvenlik açığı

0

Güvenlik açığından kaç kişinin etkilendiği bilinmiyor

WhatsApp’te yeni bir güvenlik açığı ortaya çıktı. Yeni açık şu şekilde belirlendi: Hacker’lar, WhatsApp’ın sesli arama özelliğini kullanarak, hedef kişinin telefonu çaldırdı. Aranan kişi aramaya yanıt vermemiş olsa dahi, casus yazılım telefona yerleştirildi.

Açık bu ay başında ortaya çıktı

WhatsApp bu açığın aslında Mayıs ayı başında bulunduğunu teyit etti. Söz konusu casus yazılımın ardında İsrail’in NSO Grubu’nun bulunduğu iddia ediliyor. NSO’nun ürettiği Pegasus isimli yazılımı araştırma hedeflerini etkilemek ve cihazlarının çeşitli yönlerine erişmek isteyen hükümetlere lisanslı olarak satılıyor. WhatsApp yayımladığı açıklamada doğrudan NSO’yu sorumlu tutmuyor fakat “Bu saldırı, cep telefonu işletim sistemlerinin işlevlerini üstlendiği bildirilen casus yazılımları sunmak için hükümetlerle birlikte çalıştığı bilinen özel bir şirketin tüm özelliklerine sahip” diyerek şirketi işaret ediyor. Bu iddialara karşılık NSO da Financial Times’a bir açıklama yaptı ve konuyla ilgileri bulunmadığını iddia etti. Şirket bununla birlikte kodun nasıl ve kime karşı kullanıldığını da bilmediğini aktardı. 

En güncel sürümü kullanın

 WhatsApp’ın açıklamasında bu güvenlik açığından kaç kullanıcının etkilendiğini paylaşmadı. Mesajlaşma uygulamasını 1,5 milyardan fazla kişinin kullandığını not edelim. WhatsApp açığa karşı kullanıcılarını uygulamanın güncellenmiş sürümü kullanmaları yönünde uyarıyor.    

[Araştırma] Akıllı stadyum devri

 Araştırma teknolojinin stadyumları nasıl dönüştürdüğünü inceliyor

Dijital gelirlerle büyüyen akıllı stadyum ekonomisi 2017 itibariyle dünyada 3,87 milyar dolarlık hacme ulaştı. Bu rakamın 2023 yılına kadar, yıllık ortalama yüzde 21’lik artışla 12,42 milyar dolara çıkacağı tahmin ediliyor. Akıllı stadyumları inceleyen KPMG, teknoloji sayesinde taraftara sunulan dijital hizmetleri değerlendirdi. KPMG Türkiye Spor Sektör Lideri Hakan Uçak, “Günümüzde deneyim ekonomisinin hızla geliştiği bir gerçek. Tüketiciler fiziksel ürünlerden çok deneyim peşindeler. Eğlence sektöründe faaliyet gösteren firmalar bu talebe cevap vermek için hızlı bir adaptasyon sürecine girdiler. Birçok spor kompleksi de altyapı yatırımlarını bu talepler doğrultusunda gerçekleştiriyor” diye konuştu.

KPMG’ye göre akıllı stadyumlarla hayatımıza giren altı yenilik şöyle:

Taraftarlar stada ‘bağlanacak’

  • Stadyumların ‘akıllanmaları’ için öncelikle dijital altyapılarının geliştirilmesi gerekiyor. Günümüzde taraftarlar, maçlar sırasında internet üzerinden sürekli etkileşim halinde. Stadyumların bu etkileşimin kesintiye uğramaması için internet altyapılarını geliştirmeleri bekleniyor.
  • Bir tıkla koltuğa sipariş
  • Geleceğin stadyumlarda ileri teknoloji sayesinde operasyon maliyetleri de düşecek. Taraftarlar, yiyecek, içecek ve ticari ürün alışverişlerini cep telefonlarıüzerinden koltuklarına sipariş edebilecek. Dileyen müşteriler ise alışveriş yapmak istedikleri standın doluluk oranı konusunda kendilerini uyaran uygulamalardan faydalanacak.
  • Taraftara özel hizmet
  • Akıllı stadyumlar, taraftarların paylaşıma açtıkları özel verileri üzerinden özel alışveriş paketleri sunabilecek. Taraftarların biletlerini ne zaman aldıkları, kimlerle maça gittikleri, maç sırasında neler sipariş ettikleriyle ilgili verileri analiz eden stadyumlar kişiye özel ‘sadakat programlar’ hazırlayacak, bu sayede taraftarlar daha ‘kişisel’ deneyimler yaşayabilecek.
  • Güvenlikte anlık veri paylaşımı
  • Akıllı stadyumlar, kamera ve sensörlerin topladığı veriler sayesinde taraftarların güvenliğini maksimuma çıkarma kapasitesine sahip olacak. Yeni teknolojiler, güvenlik güçleriyle anlık veri paylaşımı yapılmasını ve güvenlik sorunlarına hızlı çözümler üretilmesini sağlayacak.
  • Eve kadar destek
  • Akıllı stadyumlar, maçtan çıkan taraftarlara dönüş yolunda karşılaşabilecekleri sorunlara karşı (hava, trafik durumu vs) dijital platformlar üzerinden çözüm önerileri sunacak.
  • ‘Maçtan sonra da görüşelim’
  • Taraftar deneyiminin merkezinde canlı karşılaşmalar olsa da, akıllı stadyumların taraftarlarla daha ‘yoğun iletişim’ kurması mümkün. Maç günleri dışında dijital oyunlar ve ürün satış sayfaları gibi uygulamalar üzerinden müşterilerle temas devam ettirilecek.

Türkiye’de durum

KPMG Türkiye Spor Sektör Lideri Hakan Uçak, akıllı statların hayatımıza girmesiyle futbola olan ilginin daha da artacağını belirterek, akıllı statların taraftarı statlara daha fazla çekeceğinin altını çizdi. Akıllı stat uygulamalarının her alanda olduğu gibi futbol endüstrisinde dijital dönüşümün habercisi olacağını vurguladı.

Uçak, “Türkiye’de, akıllı stadyumlar konusunda hareketlilik yavaş yavaş başladı. 2016’da hizmete giren Beşiktaş’ın Vodafone Park Stadyumu, dijital altyapısıyla gündeme gelmişti. Stadyumda 50 bin ziyaretçinin ihtiyacını karşılayacak yüksek bant genişlikli Wi-Fi, 2G, 3G ve 4.5G ağ bağlantıları var, ayrıca taraftarlar farklı noktalarda konumlanan ve tek merkezden yönetilen 700’den fazla etkileşimli ekran ve 2 bin 200’den fazla koltuk içi ekrandan maçın önemli pozisyonlarını ve maç istatistiklerini takip edebiliyor. Benzer ekran uygulamaları, Trabzonspor’un Medical Park Stadyumu’nda da mevcut” dedi.

Galatasaray’ın Türk Telekom Stadyumu’nda kısa süre önce hayata geçirilen ‘nakitsiz tribün’ uygulamasıyla da taraftarlar, stadyum ve çevresindeki mağazalar, büfeler ve GS Store’da dijital cüzdan uygulaması üzerinden alışveriş yapabiliyor.

Elon Musk’ın internet uyduları fırlatılmaya hazır

0

Elon Musk’ın, SpaceX şirketi üzerinden tüm dünyaya internet hizmeti sunma planı hayata geçiyor.

İnternet girmeyen yer kalmayacak

Starlink projesini hayata geçirmek için Dünya yörüngesine, 1500 mini uydu taşıyacak olan SpaceX, daha sonra bu mini uydular üzerinden, okyanuslardan dağlara kadar, dünyanın her köşesine düşük maliyetli geniş bant internet bağlantısı hizmeti verebilecek.

Uyduların ilk partisi ise 14 veya 15 Mayıs günü uzaya çıkmış olacak. İlk partide 60 adet uydu bulunacak ve Space X, bu 60 uydu ile ilk denemeleri gerçekleştirecek, olası sorunları analiz edecek ve ardından diğer uyduları da yörüngeye yerleştirecek.

Musk yine de yaptığı duyuruda, ilk uydu yerleştirmesi sırasında pek çok sorun ve hata yaşanabileceğini ancak bu hatalardan ders çıkartılacağını da vurguladı. Sonuçta, kocaman bir otomobili dev bir gezegene isabet ettirememiş bir uzay şirketinin, minik uyduları yörüngede doğru noktaya yerleştirememesi de sürpriz olmayacak.

[Araştırma] Önümüzdeki 10 yıl içinde her 100 aracın 25’i elektrikli olacak

0

Araştırmaya göre, tüketicilerin çoğunluğu elektrikli araçları pahalı, menzili kısa ve şarj süreleri uzun olduğu için tercih etmiyor

TEB Cetelem, Cetelem Araştırma Merkezi desteğiyle hazırlanan “Elektrikli Taşıtların Gizemi” başlıklı raporunu açıkladı. Aralarında Türkiye’nin de olduğu 16 ülkede, yaşları 18 ile 65 arasında değişen, 10 bin 600 kişiyle gerçekleştirilen araştırma, tüketicilerin elektrikli araçlarla ilgili düşüncelerini ortaya koyuyor. Rapora göre, tüketicilerin çoğunluğu elektrikli araçları pahalı, menzili kısa ve şarj süreleri uzun olduğu için tercih etmiyor. Ancak elektrikli araçlar konusundaki gelişmeler çok hızlı ilerliyor. Araştırmalar batarya fiyatlarının hızla düştüğünü, buna bağlı olarak menzillerin arttığını ve hızlı şarj istasyonlarının da giderek yaygınlaştığını gösteriyor.

Cetelem Gözlemevi’nin araştırmasına katılanların beyanlarından elde edilen sonuçlara göre 2030 yılında dünyada satılan araçların yüzde 25’ini elektrikli araçların oluşturması öngörülüyor. Bu rakamın satın almanın teşvik edildiği Çin’de yüzde 36, Norveç’te ise yüzde 39’a kadar yükselmesi bekleniyor. Araştırmaya katılan Türk sürücülerin beyanlarına göre 11 yıl sonra Türkiye’de satılacak araçların yüzde 29’unu elektrikliler oluşturacak.

Tüketicilerin elektrikli araçlarla arasındaki mesafe her geçen gün kısalıyor. Cetelem Gözlemevi’nin 2019 elektrikli araçlar raporu ile 2012’de yayınlanan ilk elektrikli araçlar araştırması karşılaştırıldığında, aradan geçen 7 yıl içinde tüketicilerin sadece elektrikli araçlarla ilgili bilgi seviyesi değil aynı zamanda içten yanmalı motoru olmayan bu tip araçlara olan ilgisinin arttığı görülüyor.

Bu süre içinde gerçekleştirilen tanıtım çalışmaları ve yollarda daha sık görülmeye başlanan elektrikli otomobiller sayesinde insanların gün geçtikçe bu yeni ürünü daha çok benimsediği anlaşılıyor. 2012’de yapılan anket çalışmasında, tüketicilerin ürünün teknolojisine yeterince güvenmemesi, bu ürünü satın almama nedeni olarak üçüncü sırada yer alırken, bugün bu unsur bir satın almama nedeni olarak altıncı sırada yer alıyor.

Fiyat düşüyor, menzil artıyor ama şüpheler hala var

Sürücülerinin elektrikli taşıtlar için önemli bir ölçüt olarak gördükleri satın alma fiyatı, menzil ve şarj alt yapısı son yıllarda çok fazla gelişme gösterdiği halde kafalardaki soru işaretleri ortadan kalkmış değil. Cetelem Gözlemevi 2019 raporu da gösteriyor ki, bunca gelişmeye rağmen bu üç unsur halen insanların elektrikli taşıtları benimsemesinin önündeki en büyük engel olarak görülüyor.

Araştırmaya katılan pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de otomobil sahiplerinin elektrikli otomobil satın almama nedeni olarak çok pahalı, menzilin kısa, batarya şarj süresinin uzun ve şarj altyapısının yetersiz olması geliyor. Türk tüketicilerinin yüzde 66’sı araç pahalı olduğu için almıyorum derken, şarj altyapısının yetersiz olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 39’da, şarj süresi çok uzun diyenlerin oranı ise yüzde 35’te kalıyor.

2030 yılında satılan 100 aracın 25’i elektrikli olacak

Cetelem Gözlemevi raporuna bu yıl ilk kez dahil edilen Norveç, elektrikli araç sahipliği konusunda Çin’le birlikte, diğer 14 ülkeye göre oldukça mesafe kat etmiş görünüyor. Otomobil satışlarının yüzde 20,9’unu elektrikli, yüzde 31,3’ünü ise şarj edilebilir ve edilemez hibritlerin oluşturduğu Norveç’te araştırmaya katılanların büyük çoğunluğu, çeşitli güçlü teşviklere rağmen elektrikli araçları pahalı bulduğunu söylüyor.

Benzer bir tavrı, alımların teşvik edildiği Çinli tüketiciler de sergiliyor. Ancak araştırmaya katılanların verdiği cevaplar içinde elektrikli araçları pahalı bulanların ortalaması yüzde 86 iken, Norveç ve Çin’de bu oran yüzde 64 ve 65 seviyesinde kalıyor.

Elektrikli araçların her iki ülkede de teşvik edilmesi, bu araçların pazardaki payının doğal olarak ilerleyen yıllarda diğer ülkelerden farklı olarak daha yüksek olacağını da ortaya koyuyor. Araştırmaya verilen cevaplardan yola çıkılarak, 2030 yılında satılacak elektrikli araçların klasik araçlara oranının ortalama yüzde 25’ler seviyesinde olacağı tahmin edilirken, Çin’de bu oranın yüzde 36, Norveç’te ise yüzde 39’a ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye’de ise bu oranın yüzde 29’a ulaşacağı tahmin ediliyor.

Bataryalar ucuzluyor, menzil artıyor kullanım maliyetleri giderek düşüyor

Elektrikli araçların 2030 yılından itibaren yaygınlaşacak olmasının birinci nedeni bataryaların ucuzlayacak olması. 2010 yılında 1 kilovat saat için 1000 dolarlık bir maliyet söz konusuyken, bu rakam günümüzde 5’te 1 oranında geriledi. Gelecekte ise 150 dolarların altına inmesi bekleniyor. Bu da otomobillerin fiyatlarının düşmesini ya da ucuzladığı için daha yüksek kapasiteli bataryalar kullanılarak menzilinin artmasını sağlayacak.

Elektrikli araçlar ancak devlet teşvikiyle ilgi çekici hale gelebiliyor

Cetelem Gözlemevi araştırması da gösteriyor ki tüketicilerin önemli bir kısmı elektrikli araçların yüksek satın alma maliyetlerine rağmen, kullanım sırasında gerek enerji tüketimi gerekse servis-bakım giderleri açısından klasik araçlara göre çok daha avantajlı olduğunun farkındalar. Tüketiciler açısından bakıldığında daha az enerji ve bakım masrafı anlamına gelen bu gelişme verimsiz içten yanmalı motorlarıyla trafikte boşa yakıt harcayan ve sıkça servise gitmek zorunda kalan kentli tüketicilerin dikkatini elektrikli araçlara çekecek gibi görünüyor. Tabi raporun da ortaya koyduğu gibi gerekli teşvik ve alt yapı yatırımlarının yapılması halinde. Çünkü elektrikli araçlar yoğun ilgi gördükleri Çin ve Norveç’te ciddi devlet desteğiyle satılıyor. Çin’de devletin satın alma desteği araç başına 8.700 Dolar’a ulaşırken, Norveç’te bu destek 11.500 Dolar’ı aşıyor. Üstelik teşvikler sadece bununla da sınırlı kalmıyor. Elektrikli araç sahipleri otoyol ve feribotlardan da ücretsiz yararlanıp, bazı şehirlerde otopark ücreti de ödemiyorlar.

Ama elektrikli araçlar tıpkı raporun başlığında olduğu gibi gizemini muhafaza ediyor. Gelişmeler gelecekte elektrikli araç sayısının bugünden çok daha fazla olacağını ortaya koyuyor ama içten yanmalı motorların birden bire sahneden çekileceğini de söyleyemiyor.

TEB Cetelem Genel Müdürü: “Elektrikli araçlar geleceğin mobilite dünyasının en önemli konularından biri olacak”

TEB Cetelem Genel Müdürü Stephane Becoulet Cetelem Gözlemevi 2019 raporunun elektrikli araçların gelecekte herkesin ilgi alanına gireceğini gösterdiğini belirterek şöyle konuştu: “Son yıllarda yapılan bütün araştırmalar elektrikli araçların geleceğinin herkesi ilgilendiren bir konu olduğunu gösteriyor. Fakat bu araçların ulaşılabilir olması için gerek üreticilerin gerek altyapıdan sorumlu olanların gerekse bu araçları satın almayı düşünenlerin ekstra çaba harcamaları gerekiyor. Menzil şimdiye kadar, bataryaların çok pahalı olmasından ötürü en büyük engel olarak görülüyordu. Ancak teknolojinin gelişmesi ve bataryaların giderek daha ucuz olması bu sorunu ortadan kaldıracak gibi görünüyor. Tüketiciler de sadece elektrikli olduğu için satın aldığı otomobilin teknoloji harikası olması gerektiğini düşünmez ve beklentilerini düşürürse fiyat/menzil kısır döngüsünden de çıkılacaktır.”

 

Spotify, müzisyenler için hikaye özelliğini test ediyor

0

Popüler müzik dağıtım servisi Spotify, Snapchat’in ve Instagram’ın hikayelerine benzer bir hikaye özelliğini yayına almak için test ediyor.

Sadece müzisyenler kullanabilecek

Yeni özellikle müzisyenler, Spotify’da yayınladıkları şarkıların öyküsü hakkında video yayınlayabilecekler, dinleyecilerine şarkıları hakkında daha fazla detay verebilecekler.

iOS ve Android uygulamaları üzerinde test edilen özelliğin yayına girip girmeyeceği ise şimdilik net değil, dinleyicilerin müzisyen hikayelerine ne kadar ilgi göstereceği de bilinmiyor.

Şmdilik test videolarını izlemek isteyenler, pop şarkıcıları Billie Eilish, MAX ve Jonas Brothers’ın şarkılarına eklenmiş video hikayeleri kontrol edebilirler.

Trafik Hayattır! ChatBot ile ehliyet sınavına hazırlıyor

0

Trafik Hayattır platformu Facebook sayfasında bulunan ChatBot uygulamasıyla sürücü adaylarını ehliyet sınavına hazırlıyor

Doğuş Otomotiv’in, 2004 yılından itibaren toplumun tüm kesimlerinde trafik güvenliği bilincini artırmak amacıyla yürüttüğü “Trafik Hayattır!” kurumsal sorumluluk platformu, sürücü adaylarının trafik kurallarını kolayca öğrenebilmesi ve ehliyet sınavına daha iyi hazırlanmaları için ChatBot uygulamasını geliştirdi. 2017 yılının Aralık ayında hayata geçen uygulamadan bugüne kadar 152 bin 573 kişi yararlandı.

Geçmiş yıllardaki sorular da var

Trafik Hayattır! platformunun Facebook sayfasından sunduğu ve mesajlaşma platformları üzerinde çalışan yeni bir arayüz olan ChatBot uygulaması, sürücü adayları için büyük kolaylık sağlıyor. Geçmiş yıllarda ehliyet sınavında çıkmış sorulara ve yanıtlana ulaşılabilen uygulama, kullanıcıların bilgi düzeylerini ölçmelerine yardımcı olurken trafik kurallarını kolayca öğrenme fırsatı sunuyor.

Soruların yanıtları anında öğrenilebiliyor

Bu sene ilk kez uygulanacak sistemle haftanın yedi günü e-sınav’a girebilecek adaylara yine internet üzerinden hazırlanma kolaylığı sağlayan uygulamaya https://www.facebook.com/TrafikHayattir/ adresinden ulaşabiliyor. Teste başlamak için sayfanın “Mesaj Gönder” bölümüne “Teste başla” yazmak yeterli oluyor. Uygulama, gelen sorulara verdiğiniz yanıtları anında değerlendirerek doğru yanıtı öğrenmenizi sağlıyor.

THY, mobil uygulamasından 4 milyon bilet sattı

0

THY mobil uygulamasına ait verileri paylaştı

Türk Hava Yolları (THY) 2018’de 4 milyondan aşkın bileti mobil uygulamadan sattığını açıkladı. THY Basın Müşavirliği mobil uygulama performansını değerlendirdi ve geçtiğimiz yıla ait verileri paylaştı.

Türkiye’den sonra en çok Almanya’da indirildi

THY Basın Müşavirliği’nden  verilen bilgiye göre, bayrak taşıyıcı havayolunun mobil uygulaması geçen yıl 3 milyon kez indirildi. 2017’deki indirilme sayısı ise 2 milyon 500’i geçti. THY’nin açıklamasında uygulamanın en çok indirildiği ülkelere de yer verildi. Buna göre, uygulama en çok Türkiye’de indirildi ikinci sırada ise Almanya yer alıyor. Uygulamanın dil seçenekleri ilk kullanıma girdiğinde sadece Türkçe ve İngilizce mevcuttu. Uygulamaya Almanca, Fransızca, Rusça, İspanyolca ve İtalyanca da eklenerek, toplam sekiz dil seçeneğine ulaşıldı.

Uygulamadaki diğer işlemlerden bazıları

Mobil uygulamaya yolcular, bilet almanın yanı sıra mil işlemlerini de yapabiliyor. Ayrıca  rezervasyon yönetmek ve kayıtlı uçuşlarını görüntülemek de uygulamadaki diğer seçenekler bulunuyor.

Lenovo’nun Accelerate etkinliğindeki kurumsal çözümler

0

Lenovo, AR platformundan IoT’ye değişen çözümlerini dün tanıttı

Lenovo’nun dün düzenlediği Accelerate etkinliği ele alan ilk yazımızda şirketin tanıttığı donanımları anlatmıştık. İkinci yazımızda ise ağırlığı yazılım tarafındaki çözümlerini değerlendireceğiz.

Lenovo’nun AR uygulamaları için yeni platformu: ThinkReality

 Burada karşımıza önce ThinkReality çıkıyor. Lenovo’nun akıllı işletme girişiminin bir parçası olarak oluşturulan ThinkReality,  kurumlara hem yazılım hem de donanımdan oluşan çözüm tabanlı bir yaklaşım getiren yeni kurulan bir alt marka. ThinkReality şirket çalışanlarının yardım almak, onarım sürelerini azaltmak, hataları ortadan kaldırmak, karmaşık iş akışlarını kolaylaştırmak, eğitim kalitesini artırmak, işbirliği yapmak ve paradan tasarruf etmek için AR uygulamalarını kullanmalarına yardımcı olmak için tasarlandı. ThinkReality platformu, kullanıcıların gerçek dünyadaki 3D dijital bilgileri birleştirmelerini, etkileşimlerini ve ortak çalışmalarını sağlayarak bağlamsal farkındalıklarını ve etkinliklerini geliştirmelerini sağlıyor. Platform, aygıt ve buluttan bağımsız ve kurumsal müşterilerin AR ve VR yazılım uygulamalarını birden fazla işletim sistemi, bulut hizmeti ve ThinkReality A6 gibi aygıtlarda benimsemelerini ve yönetmelerini kolaylaştırıyor.  ThinkReality çözümleri portföyündeki ilk cihaz olan ThinkReality A6, çalışanlarının verimliliğini artırmak isteyen kurumlar için hem basit hem de karmaşık AR çözümlerini dağıtmak için kullanılabilecek, hafif, başa takılan, eller serbest mobil bir cihaz. Ağırlığı 380g ve göz başına 1080p çözünürlükte 40 derecelik diyagonal görüş alanına sahip olan A6, sınıfındaki en hafif ve tam donanımlı AR kulaklıklardan biri. 

Lenovo’nun IoT tarafındaki çalışmaları

Donanım ve PC’ler ile tanınan Lenovo, ThinkIoT  ile işletmeleri daha akıllı hale getirmeye devam ediyor. Bir IoT cihazının, bir ortamdaki çeşitli tekrarlanan eylemlerden bilgi toplar ve ardından işyeri verimliliğine ve optimize edilmiş performansa ilham vermek için verileri analiz ettiğini belirtelim. Şirketin ThinkIoT portföyünde, ThinkCentre Tiny veya tamamen yeni ThinkCentre Nano IoT ve EPC300 gibi güçlü bilgi işlem aygıtları ve yüksek güçlü akıllı kameralar ve yüz tanıma gibi bir dizi sensör tanıma cihazları bulunuyor.  Perakende işletmeler için aynı derecede değerli olan otomatik bilgisayar görüntülemeli kasiyer prototipi şu anda Lenovo’nun Pekin kampusunda  test ediliyor.  Uzun kuyrukları bitirmek ve fiyat hatalarından kaçınmak isteyen geleneksel işletme sahipleri, kısa sürede kendini kontrol etmede nesne tanıma teknolojisini kullanacaklar. Entegre kamera, işlemci ve sensörlerle geleceğin bu akıllı perakende çözümü, müşterilerin satın aldığı ürünlerinaynı anda taramasını sağlıyor ve barkodları algılama ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Ayrıca sanal cüzdanla ödemeye müsaade etmesi de diğer bir özellik.

Lenovo kurumlara yönelik yeni akıllı cihaz ve çözümlerini tanıttı

0

Lenovo bugünkü etkinlikte kurumsal kullanıcılar için cihazlarını tanıttı

Lenovo kurumsal kullanıcılara hitap eden PC’lerini bugün tanıttı. ABD’ni Florida eyaletindeki Orlando şehrinde düzenlenen Transform 3.0 Accelerate etkinlikte kurumsal şirket yöneticileri, KOBİ satın alma yetkilileri ve teknoloji meraklıları bir araya geldi. Transform 3.0 Accelerate  etkinliğini Türkiye’den sadece Shifdelete.net ve Techinside.com takip etti.

Lenovo Transform 3.0 Accelerate toplantısında PC’lerden artırılmış gerçekliğe, nesnelerin internetinden (Io) güvenlik çözümlerine değişen noktalar öne çıktı. Lenovo etkinlikte ayrıca yeni dizüstü serisini de kullanıcılarına sundu. Bu serideki cihazlar arasında ThinkCentre Nano, ThinkBook ve the ThinkPad X1 Extreme Generation 2 yer alıyor. Ultra-taşınabilir boyutta güçlü performans sunmak üzere tasarlanan ThinkCentre M90n,  en kompakt ticari masaüstü serisi olarak tanıtılıyor. Geleneksel masaüstlerine göre üçte bir daha küçük boyuttaki ThinkCentre Tiny ise yüzde 30 enerji tasarrufu sağlamasıyla dikkat çekiyor. Bu özelliğiyle de bilhassa çağrı merkezi gibi çalışma alanların yerden tasarrufa vurgu yapıyor.  

ThinkCentre M90n-1 ile yerden tasarruf 

Piyasadaki en küçük form faktörü ile ThinkCentre M90n-1 Nano, cihazı dikey olarak kullanan kullanıcıya yerden tasarruf sağlayan bir kolaylık ve yönetilebilirlik vadediyor.  . ThinkCentre Nano, uyumlu bir USB Tip-C monitör veya Tip-C yuvası ile kolayca çalıştırılabiliyor.  Sessiz çalışan enerji tasarruflu olarak tasarlanan ThinkCentre M90n-1 Nano IoT daha geniş bir termal aralığa (0-50 ° C) sahip ve üretim gibi ısının yüksek olduğu ortamlarda da kullanılabiliyor. Güvenli bir IoT Ağ Geçidi olarak ThinkCentre Nano IoT, çevresindeki gerçek zamanlı yanıt vermeyi gerektiren IoT cihazları için işleme ve güvenlik sağlamak üzere kullanım alanı buluyor.  Nano IoT ayrıca daha zorlu ticari ortamlarda bile, bağlı IoT çevre birimleri, sensörler ve cihazlar arasında hızlı bilgi aktarımını sağlayarak duyarlılığı ve güvenilirliği artırıyor.  

KOBİ’ler için yeni alt marka: ThinkBook 

Lenovo ayrıca modern tüketici odaklı cihazların taşınabilirliğini ve kullanım kolaylığını kucaklayan yeni ve ultra ince dizüstü bilgisayar serisiyle başlayan ThinkBook özel yeni bir alt marka tanıttı. Bu seri KOBİ’lere hitap ediyor. 13 inç ve 14 inçlik bir modelde bulunan ultra ince ThinkBook S serisi, güvenlik, güvenilirlik ve destek hizmetleri gibi temel şartlardan taviz vermek istemeyen iş alıcıları için tasarlandı.  Etkinlikte tanıtılan diğer bir cihaz da ThinkPad X1 Gen 2 oldu.  Gelişmiş iş kullanıcıları için üretilmiş olan ThinkPad X1 Extreme Gen 2, yüksek performanslı bilgi işlem ihtiyaçlarının yanı sıra mobil yaşam tarzlarına uygun mükemmel ince ve hafif Windows 10 dizüstü bilgisayar olarak dikkat çekiyor. Dolby Vision ve Dolby Atmos hoparlör sistemine sahip daha parlak, isteğe bağlı 4K OLED dokunmatik ekran içeren artırılmış eğlence özellikleriyle ThinkPad X1 Extreme Gen 2, video ve fotoğraf düzenlemeden grafik işlemeye kadar yoğun veri yükü için tasarlanmış 15 inçlik bir güç dizüstü bilgisayar.   

Ürün

Başlangıç fiyatı (KDV hariç)

Çıkış tarihi

ThinkBook 13s (EMEA’da 14s)

€699

Haziran 2019

ThinkPad X1 Extreme

€1499

Ağustos 2019

ThinkCentre M90n Nano

€799 

Ağustos 2019

ThinkCentre M90n Nano IoT

 €649

Ağustos  2019

 

Kuveyt Türk, Architecht ile teknolojik yatırıma ve dönüşüme hız veriyor

0

Katılım bankasının  teknolojik yatırımları devam ediyor

Kuveyt Türk’ün inovatif ürün ve hizmetleri, yüzde 100 Kuveyt Türk sermayesiyle kurulan Architecht Bilişim Sistemleri  tarafından 2015 yılından bu yana ulusal ve uluslararası arenada pazarlanıyor. Bankacılık sektöründe yeni teknolojilerin adresi haline gelen Architecht şirketinin ana uzmanlık alanları arasında finansal teknolojiler, güvenlik teknolojileri, alternatif kanal çözümleri, yazılım geliştirme, destek ve danışmanlık hizmetleri yer alıyor.

Architecht’e üst düzey atama

Bankacılık ve finans alanında 15 yılı aşkın tecrübesi bulunan Dr. Mücahit Gündebahar, Architecht’e Genel Müdür olarak atandı. 10 yıldır çatısı altında bulunduğu Kuveyt Türk’te önemli başarılara imza atan Gündebahar, son olarak Bilgi Teknolojileri Grup Müdürü olarak çalışmalarını sürdürüyordu.

İstanbul Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden 1997 yılında mezun olan Mücahit Gündebahar, yüksek lisansını Bilgi Üniversitesi’nde işletme üzerine, doktorasını ise Haliç Üniversitesi’nde tamamladı. Mayıs 2019 itibarıyla yeni görevine başlayan Mücahit Gündebahar ile süreçlerin dijitalleştirilmesi, teknolojik ürünlerin geliştirilmesi, inovatif ürün ve hizmetlerin global dünyaya pazarlanması gibi alanlarda daha aktif olunması hedefleniyor.

 

Kurumsal e-posta dolandırıcılarına karşı koymanın altı yolu

0

BEC saldırıları 12,5 milyar dolar zarara yol açtı

Dikkatli ve araştırmacı siber saldırganların uyguladığı ve tespit etmesinin oltalama saldırılarına göre daha zor olduğu kurumsal mail dolandırıcılığı saldırıları (BEC), çalışanları onlara tanıdık gelen bir kimlik üzerinden kandırarak ekiplerine bu konuda yeterli eğitim vermeyen şirketlere büyük sorun yaratıyor. 2018 sonu itibariyle yarattığı toplam global zararın 12,5 milyon doları aştığı BEC saldırılarına karşı kullanıcı eğitimlerinin, düzenli test ile raporlamaların ve yapay zeka tabanlı tespit teknolojilerinin uygulanması gerektiğini belirten Komtera Teknoloji güvenlik uzmanları, şirketlerin BEC’den etkilenmemesi için 6 önemli tavsiye paylaşıyor.

 

  1. Herkesin e-posta dolandırıcılığının (BEC) ve telefon dolandırıcılığının (vishing) farkında olduğunu sanmayın. Güvenlik uzmanlarının çoğu e-posta dolandırıcılığının kullanıcılar arasında bilindiğini düşünse de, durum aslında hiç de öyle gözükmüyor. Oltalama ve hedefli oltalama saldırılarını birbirinden ayırt edemeyen çalışanlar, BEC’in telefon versiyonu olan vhishing’in de genelde farkında olmuyor. Ayrıca, bu iki saldırının kombinasyonları da siber saldırganlar tarafından uygulanıyor. Siber saldırganlar, dolandırıcılık amacıyla yolladıkları bir e-postanın ardından hedefledikleri kişiyi telefonla da arayarak çalışanın üzerinde baskı yaratmaya çalışabiliyor. Bu nedenle şirketlerin kullanıcıları eğiterek onların tehlikenin farkında olmalarını ve birbirine benzeyen ama farklı olan bu saldırıları ayırt etmelerini sağlaması gerekiyor.
  2. Çalışanların güvende hissedeceği bir ortam yaratarak vakaları anlatmalarını sağlayın.  E-posta dolandırıcılığına kurban giden çalışanlar, genelde işlerini kaybetmekten ya da yasal süreçlerle başlarının belaya girmesinden korktuklarından dolayı durumu anlatmaktan çekiniyor. Şirketlerin öncelikle çalışanlara problem anında kime ve nereye vakayı raporlayabileceklerini öğretmesi ilk adımı oluşturuyor.
  1. Eğitimleri uzun dönemlere yayın. Şirketlerin BEC ve vishing saldırılarına karşı çalışanlarına uzun dönemli bir eğitim programı uygulaması, onların kurbana dönüşmesini büyük oranda engelliyor. Yıl boyunca aylık ya da birkaç ayda bir video ya da diğer materyaller ile sunumlar, oltalama, BEC ve vishing simulasyon testleri ile eğitim ve alıştırma sağlanması bu anlamda önlem taşırken, çalışanların bu testlerde nasıl performans gösterdiğine dair verilerin saklanması da yararlı oluyor. Testler aracılığıyla her bir kişinin gelişmesinin takip edilmesi de hangi konularda daha yüksek bir risk profili bulunduğunu belirleyerek eğitimlerde o alana daha fazla odaklanılmasına imkan veriyor.

 

  1. Açık kurallar ve prosedürler yaratın. Kurumsal e-posta veya telefon dolandırıcılığı gibi sosyal mühendislik tehditlerine karşı ne yapılması istenildiğinin net bir şekilde belirlenerek anlatıldığı ve özellikle yeni çalışanlara kısa sürede öğretildiği bir sistem, BEC saldırılarına karşı soru işaretlerini engelliyor. Bu kuralların, nasıl ve ne zaman bir fon transferinin belli bir çalışandan istenebileceğine dair bir kılavuz içermesi, kurbanların kendilerine para gönderilmesini sağlamaya çalışan siber saldırganlara karşı koruyor.
  2. Teknolojinin nerede yardımcı olabileceğini bilin. BEC’i anında önleyecek bir saldırı bulunmasa da, teknolojiden alınabilecek yardımlar neyse ki bulunuyor. Davranışsal analiz araçları gibi araçlar, maillere yerleştirilerek kullanıcı bilgilerini çalmayı amaçlayan zararlı ek ile bağlantılarını kontrol ediyor. E-posta adresi ve içeriği üzerinde gerçeklik analizi yapan makine öğrenme teknolojileri büyük fark yaratırken, eğitim videoları, oltalama testleri ve takip raporları alanlarında da teknolojik araçlar destek sağlayabiliyor.
  3. Siber güvenlik sigortanızın BEC’i kapsadığından emin olun. Güvenlik sigortası şirketlerinden bazılarının hizmetleri, BEC ve vishing sonrası oluşan kayıpları karşılamayı kapsamıyor. Bazıları ise sadece bilgisayar üzerinden yapılan dolandırıcılıkların zararını karşılamayı kabul ederek telefon dolandırıcılıklarını kapsamları dışında tutuyor. Şirketlerin sigorta firmalarıyla anlaşma yaparken bu hususa da dikkat etmesi ve gerekirse bir avukat yardımıyla anlaşmaya böyle bir madde ekletmeye çalışması, ileriki kayıplardan oluşan zararları önlüyor.

Türkiye’de en temiz hava Ardahan, en kirli hava Kahramanmaraş’ta

0

Kirli hava 52 bin kişinin erken ölümüne neden oldu. Bu, Türkiye’de trafik kazalarında hayatını kaybedenlerin yedi katı

Sağlık ve çevre alanında faaliyet gösteren 17 kurumun oluşturduğu Temiz Hava Hakkı Platformu, 2016 – 2018 yılları arasında Türkiye’deki hava kirliliğini ve bunun sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirdiği çalışmasını paylaştı. 7 Mayıs Dünya Astım Günü’nde yayınlanan ‘Hava Kirliliği ve Sağlık Etkileri: Kara Rapor’, Türkiye’de hava kirliliğinin Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) önerdiği seviyelere indirilmesiyle önlenebilecek can kayıplarına odaklanıyor. Çalışma, bu yönüyle Türkiye’de bir ilk.

Araştırmaya göre, 2017’de yaşanan 30 yaş üstü toplam 399 bin 25 ölümün (kazalar/dışsal yaralanmalar hariç) 51 bin 574’ü hava kirliliğinden kaynaklandı. Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Buket Atlı “Türkiye’de 2017’de hava kirliliği, trafik kazalarının yedi katı can aldı. Rapor, hava kirliliğinin DSÖ’nün kılavuz değerlere indirilmesi durumunda, ölümlerin yüzde 12,9’unun önlenebileceğini gösteriyor” dedi.

En fazla ölüm İstanbul’da 
Hava kirliliği nedeniyle en fazla ölümün yaşandığı ilk üç il İstanbul (5.851), Bursa (3.098) ve Ankara (2.139) oldu. Bunları sırasıyla İzmir (2.518), Konya (2.082), Manisa (1.957), Mersin (1.628), Balıkesir (1.452), Adana (1.417) ve Antalya (1.226) takip etti.

Platform bileşenlerinden Halk Sağlığı Uzmanları Derneği temsilcisi Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan, 2017’de hava kirliliği kaynaklı ölümlerin tüm ölümlere oranla en fazla olduğu illerin Iğdır (yüzde 25,5), Kahramanmaraş (yüzde 25,1) ve Afyon (yüzde 23,7) olduğunu belirtti. Raporda, bu illerdeki sanayi tesisleri, kömürlü termik santraller ve evsel ısınma amaçlı kömür kullanımının, özellikle coğrafi koşullar dikkate alındığına kirliliğin ana sebebi olduğu vurgulandı.

En kötü Kahramanmaraş, en iyi Ardahan
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan ölçümlerdeki veriler yetersiz olduğu için, 2018’de sekiz ildeki (Bolu, Eskişehir, Kastamonu, Kırıkkale, Kütahya, Muş, Şırnak, Uşak) hava kalitesine dair hesaplama yapılamadı. 73 ildeki hava kalitesi, ulusal mevzuattaki sınır değerlere göre değerlendirildiğinde ise 44 ilde kirli hava solunduğu ortaya kondu.

Platform bileşenlerinden TEMA Vakfı Çevre Politikaları Bölüm Başkan Yardımcısı Özlem Katısöz, “Havası kirli olan Kahramanmaraş, Manisa ve Muğla’da kömürlü termik santraller işletiliyor. 2018 yılında havası en kirli şehir olan Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde, halihazırda faal durumdaki iki kömürlü termik santralin çok yakınına altı yeni santralin daha inşa edilmesi planlanıyor. Planlanan santraller yapılırsa şehirdeki hava kalitesini daha da düşürecek” diye konuştu.

2018 yılında DSÖ’nün önerdiği hava kirliliği limit değerlerini karşılayan tek il ise Ardahan. Son üç yılda hava kalitesi iyi düzeyde olan, yani DSÖ sınır değerlerine çok yakın olup ulusal sınır değerleri karşılayan iller ise Artvin, Rize, Kırşehir ve Tunceli.

KOAH ve kısırlık üst sıralarda
Hava Kirliliği ve Sağlık Etkileri: Kara Rapor’da hava kirliliğinin neden olduğu sağlık sorunlarına da dikkat çekildi. Çocukların hava kirliliğinden yetişkinlere göre daha fazla etkilendiğini söyleyen Platform bileşenlerinden Türk Tabipler Birliği temsilcisi Doç. Dr. Gamze Varol, hava kirliliğinin bebeklerde düşük doğum ağırlığı, otizm, diyabet (Tip 1), ani bebek ölümü sendromu, astım, KOAH, bronşiolit ve bronşit, zatürre ve zeka geriliği görülme riskini artırdığının altını çizdi.

Hava kirliliğinden kaynaklanan hastalıklar arasında en sık görülenleri alt solunum yolu enfeksiyonları ve KOAH. Tüm alt solunum yolu enfeksiyonları ölümlerinin yüzde 27,5’ini ve tüm KOAH ölümlerinin yüzde 26,8’ine hava kirliliğine bağlı. Ayrıca doğurganlığı etkiliyor, düşük, kısırlık ve sperm kalitesinin düşmesi gibi sorunlara sebep olabiliyor.

BtcTurk’te kripto para ile alım satım başladı

0

BtcTurk | PRO’ya BTC ve USDT pariteleri eklendi

BtcTurk, kullanıcılarının farklılaşan ihtiyaçlarına yönelik ürün ve hizmetler sunma yaklaşımıyla profesyonel kripto para yatırımcıları için hayata geçirdiği BtcTurk | PRO’ya USDT ve BTC paritelerini de ekledi.

Sadece BtcTurk | PRO üzerinden erişilebilecek bu yeni pariteler şu şekilde:

  • USDT Pariteleri: ETH/USDT, LTC/USDT, XRP/USDT, XLM/USDT
  • BTC Pariteleri: ETH/BTC, LTC/BTC, XRP/BTC, XLM/BTC

Bu paritelerin BtcTurk | PRO’ya eklenmesi ile birlikte, kullanıcılar BTC/USDT’ye ek olarak BtcTurk’te bulunan tüm kripto paralarda Türk Lirası kullanmadan da alım satım yapabilecek. BtcTurk | PRO’da detaylı bilgi içeren ekranlar, araçlar, raporlar ve kullanıcılara sunulan yeni güvenlik uygulamaları yer alıyor. 

BtcTurk | PRO aşağıdaki özellikleri ile ön plana çıkıyor:

  • Fiyat grafiklerinde, Tradingview tarafından sağlanan halka açık indikatörler ve çizim araçlarının kullanımı
  • İstenilen aralıklarla çok sayıda göstergeyi barındıran raporlara ulaşım
  • İşlem yapılmak istenen kripto paraların fiyat grafikleri ve derinlik tablosunun aynı sayfada takibi
  • API ile gerçek zamanlı ve geçmiş verilere anında erişim
  • OAuth2 ile hesabı 3. parti uygulamalara (örn. Matriks Trader) bağlanabilme

 

TürkTraktör, yeni akıllı tarım uygulaması Tarlam Cepte ile çiftçilerin yanında

0

Şirket, çiftçilere tarımsal konularda tavsiyeler vererek destek sağlayan yeni mobil uygulaması Tarlam Cepte’yi piyasaya sunuyor

TürkTraktör, tarımda teknoloji kullanımı ile karar desteği sağlayacak kullanıcı dostu bir dijital uygulama olan “Tarlam Cepte” hizmetini sunuyor.  Şirket, tasarladığı yeni uygulama ile çiftçilere tarımda girdi maliyetlerini azaltacak ve operasyonel verimliliği artıracak tavsiyelerde bulunarak onlara katma değer sağlamayı hedefliyor.

Çiftçilerin ihtiyaç duyacağı tüm bilgiler Tarlam Cepte uygulamasında

Tarlam Cepte uygulamasını akıllı cep telefonu veya tabletlerine indiren kullanıcılar; ücretsiz olarak bulundukları bölgenin hava durumundan, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın verdiği tarımsal hibe/desteklere ilişkin duyurularına, hal/borsa fiyatlarından mazot, gübre ve ilaç fiyatlarına kadar pek çok güncel bilgiyi  edinebiliyor.

Her bölgeye ve araziye özel tasarrufu artıracak ipuçları

Tarlam Cepte’nin kullanıcılarına ücretli olarak sunduğu hizmetler ile de çiftçiler, tarım yaptıkları arazi parçalarının harita üzerinde tanımlanarak izlenmesine imkân tanıyan “kişiye özel” takip sistemine sahip oluyor. Çiftçiler kendi arazilerini uydu haritası üzerinde işaretledikten sonra bu bölgeye ve araziye özel meteorolojik risk uyarılarını alıyor, mahsul sağlığını düzenli olarak takip edebiliyorlar. Çiftçinin ihtiyaçlarını bugünden öngörerek tarımın geleceği için yatırımlarına devam ettiklerini belirten TürkTraktör Genel Müdürü Aykut Özüner “Ülkemizin dört bir yanında tarım yapılıyor ve yaklaşık 5 milyon kişi tarım sektöründe istihdam ediliyor. Bu gerçekten hareketle, Tarlam Cepte uygulamamızda 81 ilin ve bu illere bağlı ilçeler ile köyler bazında 33 bin lokasyonun verilerinin alındığı bir sistem kullanıyoruz. Belli parametreler ile saatlik güncellenen hava durumu değişimleri ve kuraklık ölçüm raporlarını uygulamada görebiliyoruz. Bunun yanı sıra kullanıcılara sağlanan en önemli faydalardan biri de erken uyarı sistemi. Anlık bildirimler ile çiftçilerin tarlalarına yaklaşan aşırı yağış, dolu, fırtına gibi hava olaylarının oluşturabileceği tehditlere karşı önlem alabilmelerine olanak veriliyor” dedi.

 Lokasyon temelli uydu desteği ile geriye dönük veri kontrolü

Kullanıcılar, lokasyon temelli uydu destekli bitki sağlığı takibi hizmeti sayesinde kontrol edilmesi gereken alanları görerek potansiyel kayıpların önüne geçebilirken, ürünün büyüme dönemlerine göre toprak işleme, sulama, gübreleme, ilaçlama gibi yetiştiricilik aktivite önerilerini de tarla konumuna özel olarak alabiliyor. TürkTraktör Genel Müdürü Aykut Özüner, uygulamanın geçmiş 30 yıllık verileri değerlendirerek tarla konumuna özel geleceğe yönelik kuraklık öngörüsü sunabilmesinin önemini vurguluyor. Bu sayede çiftçiler, seçili tarlaları için kuraklık bilgisini sezon başında tahmini olarak alabiliyor. Aynı zamanda bu veriler ile tarlanın geçmiş kuraklık durumu kıyaslanarak, satın alma veya yatırım kararı verilmesinde kullanıcıya yol gösteriliyor.

Uygulama http://www.tarlamcepte.com internet sitesinden ve  Google Play ile App Store üzerinden indirilerek kullanılabiliyor.

Elektrikli ve otonom araçlar için paylaşımlı şarja büyük ödül

0

OİB’den otomotivin geleceğini tasarlayan yerli projelere 250 bin TL ödül

Türkiye’nin otomotiv sektöründe sadece üretim değil, aynı zamanda Ar-Ge, Yenilik ve Tasarım Merkezi olması vizyonu ile hayata geçirilen “Otomotivin Geleceği Tasarım Yarışması”nda ödüller sahiplerini buldu. Türk otomotiv endüstrisinin ihracattaki tek temsilcisi olan Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) tarafından 2012 yılından bu yana Ticaret Bakanlığı desteği ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) koordinatörlüğünde gerçekleştirilen yarışmada, birinciliğe Oğuzhan Sarıtaş liderliğindeki ekibin hazırladığı Car4Future Technologies girişim projesi ile layık görüldü. Dereceye girenlere toplam 250 bin TL ödülün dağıtıldığı yarışmada Car4Future Technologies girişim projesi, dünya otomotiv endüstrisinin geleceğini oluşturan ve ağırlığını her geçen gün hissettiren elektrikli ve otonom araçlara yönelik blok zinciri ile geliştirdiği şarj enerji paylaşım ağıyla 70 bin TL’lik büyük ödüle hak kazandı.

Yarışmada ilk beşe giren projeler

1.Car4Future Technologies (70 bin TL ödül)

Elektrikli ve otonom araçlar için blok zinciri ile şarj enerji paylaşım ağı geliştirdi.

2.Sensemore (60 bin TL ödül)

Sensemore, kestirimci bakım, kalite kontrol ve Ar-Ge alanında kullanılmak üzere sensörler ile donatılmış bir donanım, mobil aplikasyon ve bulut yazılım çözümü geliştirdi.

3.Parxlab (50 bin TL ödül)

Park noktalarına yerleştirilen kablosuz, uzun ömürlü, yüksek teknolojili sensörler ve bu sensörlerden gelen verileri işleyen yapay zeka teknolojisi ile sürücülere boş park noktalarını ve işletmeye park noktasında oluşan veriyi göstererek hem sürücü hem de işletme tarafında yüzde 50-60 oranında verim artışı sağlıyor.

  1. ENLIL-Dikey Eksenli Rüzgar Türbini (40 bin TL ödül)

Metrobüs ve Karayollarında araçların ürettiği rüzgarı kullanarak yenilenebilir enerji üreten ve üzerinde bulunan sensörler ile şehir hakkında verileri elde eden akıllı rüzgar türbini geliştirdi.

  1. AR Flip (30 bin TL)

Otomobil ve ticari araçların ön camlarına Augmented Reality (Artırılmış Gerçeklik) entegrasyonu, aerodinamiğin iyileştirilmesi, kör nokta faktörünü ortadan kaldırma, sanal sürücü asistanlığı, akıllı sürüş, güvenlik ve konfor iyileştirmeleri geliştirdi.

eSIM teknolojisi eCall ile hayatımıza giriyor

0

1 Nisan 2018 yılında itibaren tüm yeni otomobiller için eCall sistemi zorunlu hale getirildi. AB üyesi 28 ülkeyle birlikte ülkemizde de bu zorunluluk uygulanmaya başlıyor. Otomobillerde yer alan eCall sistemi sayesinde, kaza ya da yoldan çıkma gibi durumlarda otomobil 112’yi kendi başına arayabiliyor. Tabii bu aşamada eSIM teknolojisi ihtiyacı ortaya çıkıyor. Bu teknolojisi eCall ile hayatımıza girecek. 

Emergency Call’un kısaltması olan eCall’un Türkçesi acil arama. Otomobillerde bulunan bu sistem sayesinde otomobil, kaza ya da yoldan çıkma gibi durumlarda acil arama yapabiliyor. Artık bu sisteme sahip olmayan otomobillerin ithalatı da yapılamayacak. Sistem için ihtiyaç olan tek bir şey var; eSIM teknolojisi.

Yerli operatör zorunluluğu var 

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ülkemize ithal edilecek eSIM teknolojisine sahip otomobillerin güvenlik nedeniyle, kullanılan operatör profillerinin Türkiye’den yönetilmesini zorunlu hale getirdi. Karara göre, eSIM uzaktan yönetimi ile ilgili yapı Türkiye’de tesis edilecek ve bu sayede hayati önem taşıyan, güvenlik zafiyeti oluşturabilecek hassas veriler de Türkiye sınırları içerisinde kalmış olacak.

BTK, yerli eSIM uzaktan yönetim sistemini zorunlu kıldı ve yerli malı belgesi şartı getirdi. Kararın gerekçesinde bilgi ve haberleşme teknolojilerinde etkin rekabetin sağlanması, abone değişimi sürecinde yaşanabilecek olası sorunların en aza indirilebilmesi, tüketici haklarının ve kişisel verilerin yurtdışına çıkarılmasına engel olunarak korunması yer alıyor.

Yurt dışından gelen SIM kartlar numara taşıma işleminde tekrar kullanılamıyor. Yenisiyle değiştirilmesi gerektiği için de ülke olarak ciddi bir maliyete katlanmak zorunda. 50 milyon SIM kart değişikliği olması durumunda, bunun ülkemize maliyeti yaklaşık 75 milyon TL. Türkiye, eSIM teknolojisi ile birlikte 75 milyon TL’lik SIM kart maliyeti de ortadan kalkacak.

Yeni nesil otomobillerle ilgili Gartner, Machina gibi önemli araştırma şirketlerinin yaptığı araştırmalar 2020 yılında her beş araçtan birinin mobil ağ bağlantısı sayesinde global ağa bağlanacağına işaret ediyor.

Instagram’dan Ramazan’a özel kamera efekti

0

Instagram, Ramazan’a özel kamera efekti tasarladı

Instagram bu hafta ilk Ramazan kampanyasını duyurdu. #MonthofGood (#İyilikAyı) kampanyası, insanları iyiliği kutlamaya ve paylaşmaya davet eden Instagram,  insanları kutlamalarını ve iyi niyetlerini eğlenceli ve yaratıcı bir şekilde paylaşmaya teşvik etmek adına Instagram, kampanya kapsamında yeni bir kamera efektini kullanıma sundu.

İyilik büyük bir jest olmak zorunda değil

Kampanya ve kamera efektiyle ilgili Instagram MENA ve Türkiye Stratejik Ortak Yöneticisi Samer Jamal, “Instagram, içinde farklı kültürleri barındıran küresel bir topluluk ve Ramazan ayı platformda kutlanan en büyük kültürel anlardan biri. Verilerimiz, Ramazan ayının insanların iyi niyetlerini paylaşmak için Instagram’a yöneldiği ve iyilik ve yardımla ilgili kelimelerin önemli oranda arttığı bir dönem olduğunu gösteriyor. İyilik büyük bir jest olmak zorunda değil. Hatta, küçük ve beklenmedik şeylerin birinin gününe etkisi çok büyük olabilir. Bu yüzden, Instagram’da insanların iyi niyetlerini ve kutlamalarını eğlenceli ve yaratıcı bir şekilde paylaşmalarını sağlayacak #MonthofGood (#İyilikAyı) kampanyamızı ve ilk Ramazan kamera efektimizi duyurmaktan mutluluk duyuyoruz.” dedi.

INTER by MNGkargo, Çin’in online alışveriş devi DHgate’le işbirliği yaptı

INTER by MNGkargo markasıyla hizmet veren MNG Kargo, Çin’in online alışveriş devi DHgate ile işbirliğine imza attı

MNG Kargo’nun yurtdışı taşımacılık alanında hizmet veren markası INTER by MNGkargo erişim ağını genişletmeye devam ediyor. Çin’in online alışveriş devi DHgate ile anlaşan INTER by MNGkargo, DHgate’in Türkiye ayağındaki tüm operasyonları yürütecek. 2015 yılından beri Türkiye pazarında olan DHgate, dünyanın en büyük 5. cirosuna sahip e-ticaret sitesi. Çin Halk Cumhuriyeti’nde B2B e-ticaret pazarının ilk ve en etkin aktörlerinden biri olan DHgate’in 2019 yılı itibariyle 22 milyon kayıtlı alıcısı bulunuyor.

40 milyondan fazla ürün satılıyor

40 milyondan fazla ürünün satışının yapıldığı DHgate ile imzalanan bu anlaşma Türk KOBİ’lerinin hem Çin pazarına girmelerini hem de global e- ticarette etkili olmasını sağlayacak. KOBİ’ler, DHgate bünyesinde online mağaza açarak tüm dünyaya satış yapabilecek. Ürünleri ise MNG Kargo güvencesiyle ulaştırılacak. KOBİ’lere büyük önem veren MNG Kargo e-ticaretin büyümesiyle erişim ihtiyacı artan KOBİlere destek vermek için ürün ve hizmetlerini onların ihtiyaçları doğrultusunda geliştiriyor. 2019 ve 2020 yıllarında KOBİ’lere yönelik çalışmalarla e-ticaret pazarındaki kargo payını artırmayı hedefleyen MNG Kargo bu amaçla teknolojik yatırımlar yapıyor. Bu işbirliğiyle 2020 yılında 100 milyon dolarlık bir e-ihracat yapılması planlanıyor. 2018 yılının sektörel verilerine göre e-ihracat yüzde 200 üzerinde artış göstererek 1 milyar dolara ulaşmıştı. MNG Kargo, bu anlaşma ile toplam e-ihracatın yüzde 10’una hükmetmeyi amaçlıyor. 

KOBİ’lerimiz yurtdışında da müşteri bulacak

MNG Kargo Yurtdışı Hizmetlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ali Gürdal imza töreninde yaptığı konuşmada şunları söyledi: “DHgate ile yaptığımız bu işbirliğiyle küresel pazarda payımızı artıracağız ve MNG Kargo kalitesini tüm dünyaya taşıyacağız. Bu işbirliği, ülkemizdeki 3 milyon 500 bin civarındaki KOBİ’mizin yurtdışında da müşteri bulmasını sağlayacak. E-ihracat kapısı daha da açılacak. Bu işbirliği ile, e-ihracat için büyük bir fırsat doğdu.”

DHgate’in kurucusu ve CEO’su Diane Wang Shutong, “MNG Kargo’nun 81 ildeki yerel gücüne güveniyoruz. Çin çok büyük bir pazar, global piyasalara satış yapmak isteyen KOBİ’ler için önemli bir kapı olacağız. İnternet üzerinden ticaret yapan KOBİ’lerin dış pazarlara açılmasını, dünyanın her yerine ürün satabilmesine imkan yaratacağız. Türk KOBİler platformumuz üzerinden 22 milyon kayıtlı müşterimize satış yapma şansı elde edecekler” dedi.