Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1741

Nesnelerin interneti ile pazarlama eğitimi

0

Social-media-conceptDijital şehirler, akıllı evler, sizin yerinize düşünen, plan yapan, üreten, birbiri ile iletişime geçebilen ve en önemlisi sizin adınıza karar verebilen “şeylerle” birlikte yaşamaya hazır mısınız?

“Nesnelerin İnterneti”, big data ve makinalar arası iletişim; internetin keşfinden bu yana yaşanan en büyük paradigma kaymasının habercisi. Kadir Has Üniversitesi bünyesinde kurulan #IoTAkademi, tüketicileri ve iş süreçlerini temelinden etkileyecek ve dijital dönüşümü hızlandıracak olan bu yeni paradigmaya karşı kurumları hazırlamak için yola çıktı.

Toplamda 10 farklı konuşmacının yer aldığı eğitimde; 6 farklı atölye çalışması ile katılımcılar; iBeacon – Oculus Rift – Akıllı Saatler – Google Glass – 3D Printer – Drone – Mobil Sensörler ve Robotlar ile tanışma ve akıllı nesneleri birebir deneyimleyerek proje geliştirme şansı bulacak.

13 Haziran – 27 Haziran tarihleri arasında her cumartesi; günde 7 saat (09.00-18.00) olmak üzere toplamda 21 saat olarak planlanan bu eğitime; özellikle pazarlama çalışanları, FMCG, perakende, mağazacılık, B2B sektörlerde odaklanmış yöneticiler, reklamcılar, yazılım geliştiricileri, akademisyenler ve öğrenciler başta olmak üzere; günümüzün ve geleceğin teknoloji entegreli pazarlama süreçlerini öğrenmek ve deneyimlemek isteyen herkes katılabilir.

Daha fazla bilgi almak isterseniz, #IotAkademi internet sitesini ziyaret edebilirsiniz: http://www.iotakademi.com

İstanbul İhracatçılar Birliği, Azure’a taşındı

0

MicrosoftAzureBannerMicrosoft Türkiye Sunucu ve Bulut Platformu Grup Müdürü Mehmet Üner,“Mevcut sunucu sahasının yetersizliği nedeniyle sanallaştırma, iletişim ve finansal yazılımlardaki geliştirmelerden ve güncellemelerden yararlanamayan ve verimlilik kaybı yaşayan İİB, Microsoft Azure platformuna geçişten sonra maksimum erişilebilirlik ve noktadan noktaya özel ağ özelliği ile mevcut sistemde 7/24 kesintisiz iş sürekliliği sağladı. Böylece sistem transformasyonu geçiren İİB, kendi bulut ortamını oluşturmak gibi ileriye dönük genişletilebilir ve yönetimi kolay bir platforma geçmiş oldu” dedi.

Ayrıca iş gücünü daha verimli kullanmak ve uzmanlık alanlarına odaklanmayı amaçlayan BT müşterilerini gelecek teknolojilerle tanıştıran Adeo’nun İİB’ye sağladığı IT transformasyonu sonucunda Microsoft’un Office 365 ürününden de hizmet almaya başlayan İİB, ek güvenlik, raporlama, yönetim, bakım ve güncelleştirme gibi maliyetler gerektirmeden yüksek depolama alanlı posta kutularının yanı sıra hızlı ve kesintisiz bir iletişim sistemine sahip oldu.

Microsoft’un “kullandığı kadar öde” prensibi ile sunduğu hizmetler sonucunda, İİB, her yerden erişim ve ISO9001 sertififikasına sahip veri merkezleri aracılığı ile Azure ve Office 365 kullanırken yüksek oranda maliyet tasarrufu elde ederek maksimum verimlilik sağladı.

İİB Bilgi İşlem Sorumlusu Cihan Hoş konuya dair şunları söyledi:
“Ar-Ge çalışmalarımız sonucunda bulut hizmetlerini mevcut pazarda yaygın, güvenli ve maksimum verimlilik sunarak bize sağlayabilecek olan markanın Microsoft olduğuna karar verdik ve Adeo’nun danışmanlığı ve desteğiyle yola çıkaraj Microsoft ‘un Azure ve Office 365 ürünleri ile tanışma imkanına sahip olduk.”

Zoru başardı, ödül aldı

0

2- LearningPartneroftheYearTurkey-BT EgitimTürkiye’de ilk 500 şirketin yüzde 70’e yakınının BT altyapı kurulum ve eğitim hizmetlerini sağlayan BT Eğitim, geçen yılın en büyük ve zorlu bilişim projelerindeki çalışmaları nedeniyle Yılın Eğitim İş Ortağı Ödülü’ne layık görüldü. BT Eğitim’e ödülü, 8-10 Mayıs 2015 tarihleri arasında Çeşme’de gerçekleştirilen Cisco Türkiye İş Ortakları Zirvesi’nde verildi.

Yıl boyunca başarılı çalışmaları ile dikkat çeken iş ortaklarının ödüllendirildiği etkinlikte, teknolojik yatırımlar, Cisco mimarilerinde gerçekleştirilen başarılı projeler, problem çözme ve satış yaklaşımları baz alınarak yapılan seçimde, BT Eğitim gerçekleştirdiği başarılı çalışmalar nedeniyle “Yılın Yetkili Eğitim İş Ortağı” oldu.

Cisco olarak 19 yıldır Türkiye’de iş ortakları ile gerçekleştirdikleri etkin çalışmalarla fark yarattıklarının altını çizen Cisco Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Işıl Hasdemir “İş ortaklarımızın başarılı projelerini takdir ediyoruz ve onlarla birlikte büyüyeceğimize inanıyoruz. BT Eğitim ile sürdürdüğümüz verimli iş ortaklığını “Yılın Yetkili Eğitim İş Ortağı” ile ödüllendirmekten mutluluk duyuyoruz” dedi.

Türkiye’nin ilk ve tek “Uygulama Merkezli Altyapı Yetkili Teknoloji İş Ortağı”
Sektörde Cisco ile birlikte değer yaratma üzerine kurulu bir çalışma yürüttüklerini belirten Cumhur Kızıları, bunun sonucunda BT Eğitim’in mayıs ayı itibariyle Cisco’nun “Uygulama Merkezli Altyapısı” (Application Centric Infrastructure –ACI) için Türkiye’deki ilk ve tek “Yetkili Teknoloji İş Ortağı” (Authorized Technology Provider –ATP) olarak atandığını açıkladı. Cumhur Kızıları, “Cisco’nun yeni nesil uygulama ihtiyaçları düşünülerek yaratılmış bir veri merkezi ve bulut çözümünü olan ACI, yakın gelecekteki BT projelerinin merkezinde yer alacak. Bu nedenle Cisco tarafından ACI için Türkiye’nin ilk ve tek ATP olarak atanmamız, önümüzdeki dönemde de EMEAR bölgesindeki önemli eğitim ve projelerde yer alacağımız anlamına geliyor” dedi.

Cisco eğitimlerine sınıf atlattı
Üst üste yılın en iyisi seçilmenin büyük bir onur olmakla birlikte, büyük bir sorumluluğu da beraberinde getirdiğini dile getiren BT Eğitim Genel Müdür Yardımcısı Cumhur Kızıları, ”Türkiye’nin ve EMEAR bölgesi ülkelerinin medar-ı iftiharı olacak, zorlu bilişim projelerinin hayata geçirilmesinde başarıyla destek vermek, yıllara dayanan bir deneyim ve güçlü bir kadronun sonucu. BT Eğitim olarak, 14 yıldır Cisco müşterileri ve iş ortaklarının hedeflerine ulaşması için mümkün olan en iyi eğitim ve hizmetleri sunuyoruz. Cisco müşterileri ve iş ortaklarının değişen teknoloji ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla biz de dünyayla paralel bir şekilde eğitim ve hizmetlerimizi sürekli yeniliyor ve geliştiriyoruz. Bu çerçevede ACI için ATP olarak atanmamızın yanı sıra geçtiğimiz ay Cisco’nun Borderless, Collaboration ve Data Center alanlarında Uzman Eğitim İş Ortağı olmayı başararak Türkiye’deki Cisco eğitim deneyimine sınıf atlattık” dedi.

Intel, Altera’yı satın aldı!

0

 

2015’in en büyük şirket satın almalarından biri, dün gerçekleşti. Intel’in duyurusuna göre, mikro işlemci devi, rakibi Altera’yı 16,7 milyar dolar ödeyerek satın aldı.

Altera, otomotiv, giyilebilir cihazlar, medikal cihazlar ve havacılık/uzay alanında kullanılan işlemcileri üretmesiyle tanınıyor. Dev üreticilerle büyük hacimli anlaşmaları bulunan Altera’yı satın alarak Intel artık sadece masa üstü pazarında değil, yeni çağda otomobillerden evlerimizdeki akıllı cihazlara kadar çok yoğun olarak talep görecek mini işlemcilerin üreticisi konumuna yükselmiş durumda.

Aslında Altera ve Intel zaten uzun zamandır çok yakın çalışıyordu ve Altera’nın tasarladığı işlemciler Intel’in fabrikalarında üretiliyordu. Intel şimdi bu satın alma ile birlikte Altera’nın geliştirdiği çok önemli işlemci teknolojilerine de sahip oldu.

Altera’nın teknolojileri ayrıca Intel’in lider konumda olduğu sunucu işlemcilerini güçlendirmek için de kullanılacak. Intel’in kolayca modifiye edilebilen Altera çipleri sayesinde, sunuculara ve veri merkezlerine çok güçlü bulut yetenekleri kazandırması bekleniyor.

Intel halihazırda sunucu işlemcileri pazarında %95 pazar payına sahip. Altera’yı satın alan Intel bir anlamda, bu pazardaki konumunu pekiştirip geleceğini de garanti altına almış oldu.

Windows 10’un çıkış tarihi kesinleşti

1

terry_myerson_silhouette_PrintWindows 10, Microsoft tarihindeki en sansasyonel işletim sistemi olacak denilebilir. Windows 8 ile aradığını bulamayan, üstelik de Windows 8’in başarısızlığının sorumluluğunu üzerine alan CEO Steve Ballmer’ın istifa etmesiyle CEO’su da değişen Microsoft, Windows 8’den sonra nasıl bir işletim sistemi geliştireceği üzerine çok kafa yordu.

Yeni CEO başa geçtiğinde, Steve Ballmer zamanında geliştirilmeye başlayan Windows 9’u da tamamen çöpe atarak, Windows 10’u sıfırdan geliştirmeye başladı. Kısa sürede ve test kullanıcılarının yoğun katılımıyla inşaa edilen Windows 10’u şu anda milyonlarca test kullanıcısı aktif olarak kullanıyor ve işletim sistemi resmen yayınlandığında bu kullanıcılar Windows 10’u ücretsiz olarak kullanmaya devam edecekler. Yani Windows 10, daha ilk günden milyonlarca kullanıcıya kavuşacak. Peki ama Windows 10 ne zaman piyasaya çıkacak?

Microsoft’un bugün yaptığı duyuruya göre, Windows 10’un resmi çıkış tarihi 29 Temmuz olacak.

Ayrıca test kullanıcılarının yanı sıra, geçen 6 ay içinde Windows 7 ve üstü işletim sistemli yeni PC veya tablet satın alanlar da ücretsiz olarak Windows 10’a geçiş yapabilecek.

Windows 10’un son büyük Windows lansmanı olması da bekleniyor. Microsoft artık yeni bir Windows üretmeyecek, işletim sistemi küçük güncellemelerle zaman içinde evrilecek. Yani Windows 11 olmayacak. İşletim sistemi yoluna Windows ismiyle devam edecek ve Microsoft, düzenli ve sık aralıklarla işletim sistemini güncelleyerek yenileyecek. Ancak bu sistemin tam olarak nasıl işleyeceği ve Microsoft’un nasıl gelir elde edeceği şimdilik net değil.

Umarız bu yeni Windows da, Windows 8 gibi hayal kırıklığı yaşatmaz ve yeni CEO Satya Nadella’yı da koltuğundan etmez.

Apple’ın harita merakının arkasındaki sebep

0

apple-street-view-maps-ios-9-Google’ın aksine Apple uzun yıllardır haritalandırma servisine çok özen göstermedi. Google hem uydudan hem de sokaklara saldığı otomobillerle insan gözü seviyesinden dünyanın bütün şehirlerini harıl harıl kayıt altına alırken, Apple telefonlarında kullanılacak harita uygulamaları için veriyi başka şirketlerden satın almayı tercih etti. Sokak seviyesindeki üç boyutlu görüntüler ise ilgi alanına bir türlü giremedi.

Hatta Apple’ın bu umursamazlığı sonucunda, iki gün boyunca Apple Map’ın gösterdiği yöne gidip sonra da ters yöne iki üç bin kilometre yol almış olduklarını fark eden yaşlı ABD’li çiftin hazin öyküsü gibi haberlerle karşılaşmak olağan hale geldi. Öyle ki, bazı durumlarda iPhone kullanıcılarına, Apple’ın harita uygulamasını kullanmamaları bile tavsiye edildi.

121214-Samsung-AppleMapsApple’ın harita uygulamasındaki hataları rakipleri de affetmedi ve Samsung kendi telefonlarının reklamlarını, Apple harita hatalarıyla alay eden kurgular üzerine geliştirdi. Şehirlerin en işlek merkezine, iPhone haritaları ile geziye çıkıp kaybolan maceracıların öykülerini anlatan enstalasyonlar yerleştirdi.

Apple şimdi, haritalandırma faaliyetine önem vermeyişinin büyük bir hata olduğunu anlamış olacak ki, gizemli otomobillerle ABD sokaklarını karış karış dolaşmaya başladı. Üzerine özel kamera sistemleri yerleştirilmiş otomobillerin Apple’a ait olduğu bir süre önce ortaya çıkmıştı.

Peki Apple’ı bir anda haritalandırma faaliyetine yönelten asıl sebep nedir?
maxresdefault (1)

Yeni gelişen teknolojilerin büyük oranda harita sistemlerine ihtiyaç duyması, Apple’ı bu alandaki açığını gidermeye mecbur bırakmış görünüyor. Artık sadece mobil cihazlardaki harita uygulaması veya navigasyon uygulamaları değil, sürücüsüz otomobiller, akıllı gözlükler, sanal reklam ve ödeme servisleri, büyük oranda harita verisine dayanacak.

Gözünüzdeki dijital gözlükle sokakta yürürken, yanından geçtiğiniz veya yaklaştığınız bir mağaza sizi fark ederek hemen gözlüğünüze sanal bir reklam gönderecek. Siz mağazaya bakarken belki de sadece sizin görebileceğiniz, sadece size özel bir indirim veya kampanya teklifi, mağazanın camında yanıp sönmeye başlayacak. Bu indirimi çevredeki diğer insanlar göremeyecek veya onlara da başka teklifler görünecek.

Ya da sürücüsüz otomobilinizle ilerlerken, otomobilin çok doğru hesaplanmış harita ve navigasyon bilgilerine ihtiyacı olacak. Akşam vakti ailesiyle birlikte sürücüsüz otomobiline binip “KİT, bizi pizzacıya götür,” diyen bir babaya otomobilinin “şu pizzacıda süper indirimler var,” teklifi götürebilmesi ve Apple’ın o pizzacıdan reklam ve komisyon alabilmesi için de sürücüsüz otomobilin hangi sokakta, hangi köşede, hangi pizzacının bulunduğunu çok iyi bilmesi gerekecek. Kısacası Apple, yakın gelecekteki teknolojik hizmetlerden ekmek yemek istiyorsa, harita işinde rakiplerini yakalamak zorunda.

Dolayısıyla, Apple’ın bu ani haritalandırma telaşı, dijital gözlük ve sürücüsüz otomobil teknolojileri üzerindeki çalışmalarının da ispatı kabul edilebilir.

Tabi, Apple her zaman için sürpriz yaparak, herkesi ters köşeye yatırabilecek potansiyele sahip ancak haritaları küçümseyerek zamanında yeterince yatırım yapmadığı için şu anda pişman olduğunu tahmin etmek zor değil. ABD sokaklarını karış karış dolaşan kameralı özel Apple otomobilleri de bu pişmanlığın ispatı olarak karşımızda duruyor.

Tayfun Acarer’in BTK’daki 10 yılı

1
Dr. Tayfun Acarer
Dr. Tayfun Acarer

Türkiye, özellikle telekom sektörü Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Dr. Tayfun Acarer ile deyim yerindeyse dolu dolu bir 10 yıl geçirdi. Göreve geldiği günden bu yana pek çok ilke imza atan Acarer ve ekibi, kimi zaman çok eleştiri alsa da önemli yenilikler gerçekleştirdi.

2005’te göreve başlayan ve ilk beş yılın sonunda görev süresi Bakanlar Kurulu kararıyla uzatılan Dr.Tayfun Acarer’in yerine geçecek isim resmen açıklanmasa da 27 Mayıs’ta Kurul 2. Başkanlığı görevine atanan Dr. Ömer Fatih Sayan en güçlü isimlerden biri.

Acarer’in 10 yılı

2005’te göreve geldiği günlerde bugünkünden oldukça farklı bir tablo çizen Türkiye bilgi ve iletişim teknolojileri sektörü 10 yılda önemli bir mesafe katetti. BTK’nın düzenli olarak yayınladığı Türkiye Elektronik Haberleşme Sektörü Raporu ile yıllık faaliyet raporları (2005 / 2013) bu mesafeyi ölçmek için en geçerli gösterge konumunda. Öncelikli olarak kurumun 2000 yılında Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde Telekomünikasyon Kurumu olarak kurulduğunu ve 2008 yılında Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu olarak faaliyetini sürdürdüğünü ekleyelim.

Bu isim değişikliğiyle aynı tarihte yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Kanunu çerçevesinde görev ve yetkileri yeniden belirlenen BTK’nın personel sayısı da buna paralel olarak artış göstermiş. 2005 sonunda 311’i merkez, 142’si bölge müdürlüğü olmak üzere 453 kadrolu personele sahip olan BTK’da bu sayılar 2013 faaliyet raporunda -2014 faaliyet raporu henüz yayınlanmadığı için- 648’i merkez, 183’ü bölge olmak üzere 831’e yükselmiş. Kurumun yalnızca 2013’te kadrosuna eklediği personel sayısı ise 64. Bu sayının 20’si İletişim Uzman Yardımcısı, 10’u Teknik Uzman Yardımcısı ve 16’sı da İletişim Uzman Yardımcısı olarak göreve başlamış.

Gelirlerdeki değişim

BTK ismi, medyada yıllar içinde operatörlere kestiği yüksek bütçeli cezalarla da anılmıştı. 2005’te 735 milyon TL gelir elde eden kurum bu gelirlerin yüzde 57’sini kullanım ücretlerinden sağlarken, yüzde 20’si ruhsatlardan, yüzde 13’ünü temsil eden yaklaşık 100 milyon TL ise kayıt dışı cihazların kayıt altına alınmasından elde edilmiş.

2013 sonundaki duruma baktığımızda ise BTK’nın gelirlerinin 2005’e oranla iki kattan fazla artarak 1 milyar 723 milyon TL’ye yükseldiği görülüyor. Bu gelirlerin 1 milyar 333 milyon TL’sini kullanım ücretleri, 211 milyon TL’sini ise ruhsatname ücretleri oluşturuyor. BTK, elde ettiği gelirlerin yaklaşık yüzde 90’ı olan 1 milyar 552 milyon TL’yi Evrensel Hizmet Fonu ile Ar-Ge Fonuna aktarırken bir bölümünü de üye olduğu uluslararası kuruluşların üyelik aidatı olarak ve çalışanlarıyla ilgili primler için Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) aktarmış.

İşletmeci sayıları

Yine 2005 ve 2013 tarihli raporları karşılaştırdığımızda 2004’te 192 olan toplam işletmeci sayısının 2005’te 218’e, 2013 sonunda ise 500’e çıktığı görülüyor. Yine güncel raporda toplam 808 adet yetkilendirme verildiği belirtiliyor. Kurumun Mart 2015’te yayınladığı ve 2014 sonunu baz alan sektör raporuna göre elektronik haberleşme sektöründe yetki alan 672 işletmeci bulunuyor. Yetkilendirme adedi ise 1127’ye ulaşmıştı. Bu sayının aslında daha fazla olduğunu, ancak Ocak ayı başında alınan kararla sabit telefon hizmeti veren 23 firmanın yetkilendirilmesinin iptal edildiğini ekleyelim.

3G ve sonrası

BTK’nın Tayfun Acarer başkanlığındaki önemli hamlelerinden biri kuşkusuz 3G ihalesi oldu. Kasım 2008’de gerçekleşen bu ihale sonrası sektörde yaşanan ciddi hareketlenme ekonominin geneline de yansımıştı. Üç operatörün ödediği lisans bedeli ise 970 milyon Avro’ya (o dönemdeki karşılığıyla 1 milyar 970 milyon TL’ye) ulaşmıştı.

Eğer 4G ihalesi, önceden belirlendiği gibi gerçekleşseydi Acarer hem 3G hem de 4G ihalesini gerçekleştiren kurumun başkanı olarak anılacaktı. 4G ihalesinin 26 Ağustos’a ertelenmesi ve geçen hafta bahsettiğimiz ikinci bir erteleme ihtimalinin doğması Acarer’in bu ünvanı almasına engel oldu. 3G’de 970 milyon Avro gelir elde eden hükümetin, 4G’den en az 2,3 milyar Avro beklediğini de sözlerimize ekleyelim. Güncel verilere göre Aralık 2014 itibariyle Türkiye’de yaklaşık yüzde 92,5 penetrasyon oranına denk gelen 72 milyona yakın mobil abone bulunurken; yine aynı dönem için mobil genişbant abone sayısı ise 32 milyonu aşmış durumda.

e-İmza dönemi

2005 yılı, aynı zamanda Türkiye’nin e-imza ve e-dönüşüm ile tanıştığı yıl olma niteliği de taşıyor. Bu alanda hizmet vermek için yetki alan ilk üç kurum olan E-Güven, TÜBİTAK-UAKAE Kamu Sertifikasyon Merkezi ve TürkTrust’ın incelemeler sonrası hizmet vermeye başlaması Acarer’in göreve başladığı ay gerçekleşiyor. 2006’da dördüncü bir şirket bu sürece dahil olurken bu alanda yetkilendirilen şirketler 2014 sonu itibariyle 1 milyon 290 bin’i e-imza ve 357 bini mobil imza olmak üzere 1 milyon 647 bin elektronik sertifika oluşturdu.

Nesnelerin interneti ve M2M

Yine son 10 yılda tanıştığımız kavramlardan biri de nesnelerin interneti ve onun bir alt dalı olarak kabul edilen makinelerarası iletişim, yani M2M. BTK verilerine göre 2014 sonu itibariyle M2M abone sayısı 2,5 milyona ulaşmış durumda. Özellikle 5G ve nesnelerin interneti kapsamındaki cihazların hayatımızın tümüne yayılmasıyla bu sayının milyarlarla telaffuz edilmesi öngörülüyor.

Fiber altyapı

İletişim teknolojilerinin yer aldığı her alanda olmazsa olmazlardan biri haline gelen fiber altyapı da gelişme yaşanan önemli bir konu. BTK’nın güncel verilerine göre 192 bin 671’i Türk Telekom’un, 52 bin 176’sı alternatif işletmecilerin olmak üzere yaklaşık 250 bin kilometre uzunluğunda fiber altyapıya ulaşılmış durumda. Ancak bu alanda yapılan yatırımların yetersiz olduğuna dair Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği’ni (TELKODER) uyarılarına da kulak asmakta fayda var. Telkoder Başkanı Yusuf Ata Arıak’ın açıklamaları, İstanbul başta olmak üzere bazı yerel yönetimlerin kazı izni konusunda sıkıntı yaşattıkları ya da sadece seçtikleri bir firmaya izin verdiği yönünde. Mahkeme kararıyla da tescillenen bu durum, Tayfun Acarer’in yönetimindeki BTK’nın çözüm bulamadığı konular arasında yer alıyor.

Sektörle barışık bir bürokrat

Dr. Tayfun Acarer'in koltuğu için en güçlü aday, kısa süre önce ikinci başkanlık görevine getirilen Dr. Ömer Fatih Sayan
Dr. Tayfun Acarer’in koltuğu için en güçlü aday, kısa süre önce ikinci başkanlık görevine getirilen Dr. Ömer Fatih Sayan

Bugün, özellikle telekom sektöründeki hangi yöneticiyle konuşursanız konuşun, tamamına yakını Dr. Tayfun Acarer’in BTK’nın başında olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirecektir. Bu memnuniyette, Acarer’in sektörü her daim dinleyen, önerilerine kulak asan tavrı bulunuyor.

Bununla birlikte kimi zaman TBMM’de alınan kararlarla hem sektör hem de tüketiciler için TİB’deki yapılanma, dinlemelere dair gelişmeler, Twitter gibi sosyal medya sitelerinin kapatılması, yüklü miktardaki cezalar gibi olumsuz adımlar attığı da görülen BTK için her şey bu 10 yılın sonunda toz pembe değil. Ancak sektör içinden tabloya baktığımızda BTK için “sektörün öneminin farkında olan ve değerini bilen bir düzenleyici kurum” tanımı yapmak yanlış olmayacak.

Acarer’in ardından

Görev süresinin dolmasıyla koltuğundan ayrılan Acarer’in yerine gelecek isim, bu yazıyı hazırladığımız sırada netleşmemişti. Ancak, 27 Mayıs günü alınan kararla ikinci başkanlığa getirilen Dr. Ömer Fatih Sayan, 2014’ten bu yana BTK üyesi olarak görev alıyor. 2007-2014 arasında Başbakanlık bünyesinde Başbakanlık Müşavirliği ve Başbakan Başmüşavirliği görevlerinde bulunan Sayan, 1995’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde başladığı çalışma hayatında Türkiye dışında Almanya ve ABD’deki özel şirketlerde çip üretimi, cep telefonu dizaynı, Ar-Ge gibi konularda görev almış bir isim.

Dell’den yazılım etkinliği

0

Dell’in, Türkiye, Dubai ve Polonya olmak üzere üç ayrı ülkede yazılım odaklı gerçekleştirdiği 1. Kullanıcı Grubu Konferansı’nın (1st User Group Conference-UGC)  Türkiye ayağı, 28 Mayıs Perşembe günü gerçekleştirildi.

Dell Software yazılımı uzmanlarınca geliştirme projeleri ve dağıtım stratejilerinin paylaşılacağı konferansta; Bilgi Güvenliği, Bilgi Yönetimi ve Sistem Yönetimi alanlarında ortaya konan en iyi yayılma stratejilerinden de örnekler sunuldu.

Diğer kullanıcılarla deneyimlerini paylaşma imkanı bulacak olan kullanıcılar, en iyi uzmanlardan tavsiyelerin yanı sıra Dell ürünleri, Software, yeni teknolojiler ve iş süreçlerine ilişkin ayrıntılı bilgi alma fırsatı da bulacaklar.

Alanında bölgede bir ilk
Kullanıcı Grup Konferansı, 300’ü aşkın Dell Software son kullanıcısı, iş ortakları ve distribütörlerine ev sahipliği yaptı. Ünlü sunucu Burcu Esmersoy’un sunumuyla renk kattığı etkinlikte, katılımcılar üst düzey Dell yöneticilerinden IDC analistlerini, güvenilir güvenlik danışmanlarından Fortune 500 listesindeki şirket temsilcilerini, dünyanın alanında önde gelen uzmanlarını dinleme olanağı buldular.

Dell’in son 3 yıl içerisinde önemli bir satın alma süreciyle birlikte dönüşüme girdiğini belirten Dell Kurumsal Yazılım Direktörü Brent Schroeder, kurumların ihtiyaçlarını baştan uca karşılayabilmek için gerekli tüm yatırımları gerçekleştirdiklerini vurguladı. Schroeder, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Dell yazılım olarak sistem yönetimi, ağ yönetimi, kimlik erişim yönetimi, bilgi yönetimi, mobil işgücü yönetimi ve güvenlik alanında tüm ihtiyaçları tek bir marka altında sağlıyoruz. Vizyonumuza paralel olarak kurumların sürekli karmaşıklaşan BT altyapılarını nasıl daha basitleştireceğinin, zamanlarını nasıl daha değerli kılacağının, veriyi en verimli nasıl yöneteceklerinin yanıtını veriyoruz. İster en karmaşık bulut yapısına ya da mobil iletişime sahip olun isterse de düzenlemeler karşısında uyum sağlamaya çalışın Dell Software olarak yanınızda olacağız.”

“Veri kralsa güvenlik de kraliçedir”
Etkileyici sunumuyla dinleyicilere keyifli dakikalar yaşatan Dell Yazılım Güvenlik Stratejisti Ramses Gallego, “Günümüzde inanılmaz hızlı bir değişim ve dönüşüm yaşanıyor. Bu dönüşümde veriyi en iyi kullananlar bir adım öne çıkıyor. Veri çağımızın vazgeçilmez bir parçası. Ancak burada unutulmaması gereken konu tam anlamıyla şu: Veri kralsa, güvenlik de kraliçedir! Güvenliği tüm BT çözümlerinden ayrı düşünmek imkansızdır. Dell de baştan uca sunduğu çözümlerde hiçbir güvenlik şirketinin sahip olmadığı avantajla kusursuz bir güvenlik çözümü sunabiliyor” dedi.

Titiz anne 200 bin dolarlık Apple 1’i çöpe attı

2

Apple1Pek çok büyük kurumun depolarında, demirbaş olarak kayda geçtiği için çöpe atılamayan sayısız bilgisayar, yazıcı, faks, PC, MAC gibi teknolojik ürünler çürümeye terk edilmiştir. Zaman geçtikçe artık yetersiz kaldıkları için değiştirilen bu cihazlar, bir süre değersiz bir çöp gibi görülse de, belli bir süre sonra antika konumuna yükselebiliyorlar. Temiz veya iyi korunmuş olanlarının kolleksiyoncular tarafından büyük paralar ödenerek satın alındığını da, e-bay gibi servislerde sıkça görebiliyoruz.

Ancak bu sefer karşılaştığımız bir olay, teknolojinin antika değerinin farkına varamadığımızda ne kadar büyük zarar edebileceğimizi de gösteriyor.

Kaliforniya’da yaşayan bir ev kadını, eşinin ve çocuklarının evin garajına depoladığı eski teknolojik ürünlerin yarattığı karmaşadan o kadar rahatsız oldu ki, eline süpürgeyi alıp ne bulduysa çöpe attı. Ancak çöpe attığı ürünler arasında, 1970’li yıllarda bizzat Steve Jobs ve Steve Wozniak tarafından elle inşaa edilmiş ve bir şirkete satılmış ilk nesil Apple bilgisayar da bulunuyordu. Çok değerli bir antika olarak tanımlanan bu cihazlara kolleksiyoncuların 200 bin dolar ödediğini bilmeyen titiz ev kadını kocasının sakladığı bu eski Apple 1 bilgisayarı çöp olarak görüp mahalledeki çöp arabasına attıktan sonra, çöpleri ayrıştıran merkezdeki çalışanlara piyango vurmuş oldu. Geri dönüşüm merkezindeki çalışanların dikkatini çeken bilgisayar, çöpten kurtarılıp temizlenip tekrar çalışır hale getirildikten sonra bir kolleksiyoncuya tam 200 bin dolara satıldı.

Şimdi herkesin aklındaki soru şu: Sayısız kurumun ve şirketin tozlarla kaplı depolarında, IT departmanlarının güneş görmeyen köşelerinde, kim bilir hangi gizli servetler yatıyor, kim bilir hangi hazineler tozlarla kaplı şekilde keşfedilmeyi bekliyor?

 

Astel “PT-RZ12K” ile Türkiye’yi tanıştıracak

0

Astel Elektronik güvencesiyle yaz aylarında tüketicilerle buluşacak olan “PT-RZ12K”, dünyanın en hafif 3-çip DLP lazer projektörü olmasının yanısıra sağladığı üstün görüntü kalitesiyle “dijital signage” operasyonları için katma değerli bir çözüm olarak öne çıkıyor.

12,000 lümen parlaklığa ve WUXGA (1920×1200) çözünürlüğe sahip “PT-RZ12K”,  120Hz kare hızı ve yüksek kare hızlı içerik uyumu sayesinde, hareket bulanıklığını (motion blur) azaltarak çok daha net görüntüler sunuyor.

Rakiplerinin bir adım ötesine geçen “20,000:1” kontrast oranını, “WUXGA” çözünürlüğün zengin detayları ile birleştiren “PT-RZ12K”; simülasyon merkezleri, kontrol odaları ve eğitim kurumlarının yanı sıra; büyük ölçekli mekanlarda, sanal gerçeklik uygulamalarında ve kurumsal uygulamalarda fark yaratacak üstün bir performans sergiliyor.

Geometrik ayar özellikleri ile sistem ve kurulum esnekliği
Lazer ışık kaynağına sahip yeni “PT-RZ12K”; yatay, dikey ve “360 derece” projeksiyon yapabiliyor. Çoklu ekranlı projeksiyon ve geometrik ayar özellikleri ile “PT-RZ12K”, büyük bir sistem ve kurulum esnekliği sağlıyor. 12,000 lümen parlaklığa ve SXGA+ (1400 x 1050) çözünürlüğe sahip “PT-RS11K” modeli de, “PT-RZ12K” ile eş zamanlı olarak 2015 yazında piyasaya sürülecek.

Eşsiz bir lambasız projeksiyon alternatifi
Dünyanın En Hafif ve Yüksek Kare Hızlı 3-Çip DLP Lazer Projektörü “PT-RZ12K”yı Türkiye pazarına sunacak olan Astel Elektronik’in Pazarlama Direktörü Kaan Kısakol, lazer ışık kaynağından güç alan lambasız projektörlerin görüntü sistemlerinin geleceğini tayin edeceklerine dikkat çekti. Kısakol, “Lazer teknolojisinin düşük sahibiyet maliyetleri, zahmetsiz bakım olanağı, düşük güç tüketimi ve çevre dostu materyal kullanımı gibi sayısız avantajı mevcut” dedi.

Lazer teknolojisinin çığır açan yenilikleri PT-RZ12K’da
PT-RZ12K lazer aydınlatma teknolojisinin bu avantajlarını üstün görüntü kalitesi eşliğinde sunarak farklılaştığını kaydeden Kısakol, “WUXGA (1920 x 1200) çözünürlüğe, 12,000 lümen gibi lazer projektörler arasında az bulunan bir ışık gücüne ve sonsuz kurulum esnekliği sağlayan özelliklere sahip PT-RZ12K ile kullanıcılar birbirinden farklı sayısız uygulamada lazer teknolojisinin çığır açan yenilikleri ile tanışacaklar” dedi.

BTK Başkanı Tayfun Acarer görevine veda etti

0

2312372005 yılında Telekomünikasyon Kurulu Başkanlığı görevine atanan Dr. Tayfun Acarer, adı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu olarak değiştirilen Kurul’un Başkanlığı’na 2010 yılında yeniden atandı.

BTK Başkanı Dr. Tayfun Acarer için düzenlenen veda törenine BTK Kurul 2. Başkanı Dr. Ömer Fatih Sayan ile Kurul üyeleri İhsan Kulalı, Celalettin Dinçer ve Hidayet Yıldız da katıldı. Acarer için düzenlenen veda törenine Kurum Başkan Yardımcıları, Daire Başkanları, Müdürler ve BTK personeli de katıldı.

Dr. Tayfun Acarer, veda töreninde yaptığı duygusal konuşmada 10 yıldır BTK’nın Başkanlığını yaptığını belirterek, “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu bürokrasi içinde kurumsal kimliğini tamamlamış ve kurumsal yapısını oturtmuş ilk üç kurum arasında sayılabilir” dedi.

Acarer, BTK Başkanlığı döneminde çok önemli icraatlar yaptıklarını hatırlatarak, “3G ihalesini yaparak Türkiye’yi 3G teknolojisi ile tanıştırdık. Cep telefonu kayıt sistemini getirerek özellikle kayıt dışı cep telefonlarını engelledik, cep telefonu gasp ve hırsızlığını azalttık. Numara taşıma sistemini getirerek abonelerin numaralarını değiştirmeden operatör değiştirmelerine imkan sağladık. Güvenli internet uygulamasını başlatarak özellikle çocuklarımızın internetin zararlı ortamlarından korunmasını sağladık” dedi.

Acarer’in konuşmasının ardından BTK 2. Başkanı Dr. Ömer Fatih Sayan söz alarak yaptığı hizmetlerden dolayı Acarer’e teşekkür etti ve plaket takdim etti. Kurul üyesi İhsan Kulalı da yaptığı konuşmada Acarer’e teşekkür ederek günün anısına çiçek takdim etti.

Veda törenine Dr. Tayfun Acarer’in eşi Dr. Ülker Acarer katıldı. Acarer veda töreninde “Burada en büyük teşekkürü eşime yapmak istiyorum. Bu süreçte bana büyük destek verdi.”dedi.

Acarer, Kurum personeli ile tek tek tokalaşarak vedalaştı.

Sayan vekalet edecek.

BTK Başkanı Dr. Tayfun Acarer’in görev süresinin sona ermesi nedeniyle BTK Başkanlığı’na Kurul 2. Başkanı Dr. Ömer Fatih Sayan vekalet edecek. Geçen hafta Kurul’da yapılan seçimde Sayan, oybirliği ile Kurul 2. Başkanlığı görevine seçildi.

Çelik sektörü yüksek teknolojiye yöneliyor

0

Dünya piyasalarındaki rekabet şartları giderek zorlaşıyor. Şartlara uyum sağlamanın yolu ise teknolojiyi üretim tekniklerine entegre etmekten geçiyor. Çelik İhracatçıları Birliği de bu amaçla sektör temsilcilerinin dünyadaki teknolojik yenilikleri yakından takip etmesi ve üretim tekniklerini güncelleyebilmesi için dünyanın önde gelen çelik firmalarından yetkililerin katılımı ile “Çelik Sektörünün Teknolojik ve Yapısal Dönüşüm Çalıştayı”nı düzenledi. Dört gün süren çalıştay sonunda üretimde yeni teknolojileri kullanarak maliyetlerin düşürülmesi ve ürün yelpazesinin genişletilmesine odaklanan Türk çelik sektörü temsilcileri, bu alanda yapılacak yeni yatırımların devlet tarafından da desteklenmesini bekliyor.

Türk çelik sektörü 2023 yılı Türkiye ihracat hedefinin 55 milyar dolarını üstlenmeye odaklanarak çalışmalarını sürdürüyor. Sektör, bunu başarabilmek için ise katma değerli üretim ile ihracat değerinin artırılması, hurda bağımlılığını azaltılması, cevherden üretimin artırılması ve teknolojiyi sektöre entegre ederek yeni üretim tekniklerinin geliştirilmesi konularına yoğunlaştı. Çelik İhracatçıları Birliği de sektör temsilcilerinin günün değişen koşullarına uyum sağlayarak rekabet gücünü artırması için 26-29 Mayıs tarihleri arasında “Çelik Sektörünün Teknolojik ve Yapısal Dönüşüm Çalıştayı”nı düzenledi. Birlik bünyesinde faaliyetlerini sürdüren MATİL A.Ş; T.C. Kalkınma Bakanlığı, T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, İstanbul Kalkınma Ajansı ve Türkiye Çelik Üreticileri Derneği desteğiyle organize edilen çalıştayın ana konusu mevcut elektrikli ark ocak tesislerinde hurda yerine alternatif hammaddeler kullanılarak üretim maliyetlerinin düşürülmesiydi.

Çin, İtalya, Avusturya, İngiltere, Rusya, Hindistan ve Almanya’nın çelik tesislerini kuran ve ekipmanlarını üreten firmalardan yetkililerin katıldığı çalıştayda sektör temsilcilerine yatırım alternatifleri ve üretim maliyetini düşürücü çözümler anlatıldı. Dört gün boyunca süren çalıştay sonunda ise aktarılan bu tekniklerin Türk çelik sektörüne entegre edilebilmesi için acilen yapılması gerekenler belirlendi. Öncelikle fizibilite çalışmaları için gerek ark ocaklı gerekse entegre tesislerin temsilci ve danışmanları ile bir çalışma grubu oluşturulacak. Ardından 1 ve 2 milyon ton civarında üretim yapan tesislerin bir araya gelerek kuracağı sıvı metalden üretim yapılabilecek ortak bir tesisin yaratacağı fayda vurgulandı. Söz konusu tesis için gereken arazi ve izinler ile ilgili alınabilecek devlet destekleri belirlenecek. Son olarak yatırım optimizasyonu ve yurtiçi kaynakların kullanılması konusunda çalışmalar yapılacak.

Ayrıca çalıştay süresince değişik yatırım büyüklüklerine göre yatırım maliyetleri, mevcut veya beklenen hammadde fiyatlarına göre üretim maliyetleri, finansman gereçleri, önerilen teknolojilerin avantajlı yönleri gibi birçok ana madde de çelik sektörü temsilcilerine detayları ile aktarıldı.

Çalıştayın genel değerlendirmesini yapan Çelik İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci, “Türk çelik sektörü olarak üretim ve ihracatta zor günler geçiriyoruz. Bu zorlukta her geçen gün artarak devam ediyor. Geçtiğimiz yıl üretimde dünya sekizincisi olan sektörümüz, 2015’in ilk dört ayında dokuzunculuğa geriledi. Oysa sektörümüzün potansiyeli çok daha yüksek. Bu potansiyeli kullanabilmemiz ve ihracat gelirimizi artırabilmemiz için ise katma değerli ürün üretmemiz gerekiyor. Bunu başarabilmek ve dünya ile rekabet edebilmek için de yeni teknolojileri üretim hatlarına adapte etmemiz kaçınılmaz hale geldi. Artık yolumuza yalnızca inşaat çeliği üreterek devam edemeyiz, yeni teknolojileri kullanarak ürün çeşitliliğimizi artırmalıyız. Bu doğrultuda birliğimiz bünyesinde faaliyetlerini sürdüren MATİL şirketimiz tarafından düzenlenen “Çelik Sektörünün Teknolojik ve Yapısal Dönüşüm Çalıştayı” ile firmalarımızın dünyadaki yeni teknolojiler konusunda detaylı bilgi sahibi olmasını sağladık. Dört gün boyunca mevcut ark ocaklı tesislerimizin rekabet gücünün artırılması, yeni yatırım alternatifleri, cevherden üretim yapan entegre tesislerin kurulumu gibi önemli başlıklar ele alındı. Son teknolojiler ve dünyadaki çözüm önerileri yurtdışından gelen önemli firmalarımızın yetkilileri tarafından aktarıldı. Çalıştay, sektör temsilcilerimizin dünyayı yakından takip edebilmesi, eksiklerin tespiti ve yapılması gerekenlerin belirlenmesi açısından oldukça verimli oldu” dedi.

Ekinci, “Dünya koşullarında rekabet koşulları zor. Bizler birbirimizin rakibi değiliz. Asıl rakiplerimiz yurtdışındaki üreticiler. Bu nedenle Türk çelik sektörünün yükselmesi için hep birlikte hareket etmeliyiz. Yeni teknolojilere odaklanmalı, maliyetlerimizi en aza indirerek ürün çeşitliliğimizi artırmalı ve bunu yapmamızı sağlayacak yeni yatırımlar için adımlar atmalıyız” diyerek sözlerini bitirdi.

Çalıştay süresince çelik sektörü temsilcilerine destek veren T.C Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakan Danışmanı Ahmet Taşkın ise yaptığı konuşmada “Türkiye’nin 2023 yılı hedefi dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında yer almak. Çelik sektörümüze baktığımızda dünya dokuzunculuğu ile bu hedefi çoktan başarmış olduğunu görüyoruz. Ancak sektörün rekabet gücünün artırılması için iki konuyu çözmesi gerekiyor. Bunlar hurda bağımlılığının azaltılması ve katma değerli üretimin artırılması. Her iki konuda sektörün yapısal bir dönüşüme girmesi gerekiyor. Bunu da yeni teknolojileri üretim faaliyetlerine entegre ederek ulaşacaktır. Sektör temsilcileri, çalıştay ile dönüşümü sağlayacak yatırımlar için gereken tüm teknikler, maliyetler, avantajlar, yer temini ve tüm fizibilite çalışmaları konusunda bilgi edindi. En kısa sürede yeni yatırımlar için adımlar atılacaktır” dedi.

Finans şirketleri her ay 50 siber saldırı alıyor

0

Araştırma, gelişmiş siber tehditlerin finans sektöründe 98, perakende sektöründe 197 gün sonra belirlenebildiğini ortaya koydu. Finans şirketlerinin yüzde 83’ü, perakende şirketlerinin ise yüzde 44’ünün her ay 50’nin üzerinde saldırıyla karşı karşıya kaldığı saptandı.

Arbor Networks’ün desteğiyle gerçekleştirilen araştırmaya göre, gelişmiş siber tehditler finans sektöründe 98, perakende sektöründe 197 gün boyunca sistemde aktif kalabiliyor. Saldırıları ağlarına girdiği anda belirlemeyi hedeflemelerine rağmen gelişmiş siber tehditleri uzun süre fark edemeyen perakende ve finans sektörü için Ponemon Enstitü Başkanı Dr. Larry Ponemon, “Gelişmiş tehdidi tespit etme süresi çok uzun; saldırganlar içeri giriyor ve yol açtıkları hasar onarılamaz hale gelene kadar kalıyorlar” dedi.

Türkiye’nin de içinde bulunduğu Kuzey Amerika ve Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgesindeki (EMEA) 14 ülkeden 844 finans ve 675 perakende şirketinin mercek altına aldığı araştırmada, siber güvenlik bütçelerinin yüzde 40’ının teknolojiye, yüzde 37’sinin personele ve yüzde 20’sinin hizmet alımına ayrıldığı saptandı. Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 55’i İnternet sistemlerini çökerten DDoS saldırılarını gelişmiş tehdit olarak gördüğünü belirtirken, ancak yüzde 39’u bu saldırıları kontrol altına alma konusunda etkin olabildiklerini söyledi. Aynı katılımcıların yüzde 71’i gelişmiş tehditlerin önlenebilmesi için en umut verici çözümün ağlar ve trafik hakkında istihbarat sağlayan teknolojiler olduğunu ifade etti.

Konuyla ilgili olarak Arbor Networks Türkiye Ülke Müdürü Serhat Atlı ise “Teknoloji çözümleri, kullanılabilirlik, iş akışı ve bunları kullanan kişiler arasında daha iyi bir denge kurmanın zamanı geldi. Çözüm sağlayıcıları olarak, bu yeni siber güvenlik gerçeğine müşterilerimizin uyum sağlamalarına yardımcı olmalıyız” dedi.

T.HACKATHON’da fikirler yarışacak

0

t-hackathon-001Yeni yeteneklerin keşfedilmesini sağlayacak T-Hackathon, 8-9-10 Haziran 2015 tarihlerinde ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Nesnelerin Interneti (IoT), enerji ve bilişim alanlarında fikri olanlar takım kurarak 3 gün sürecek hackathon’da proje geliştirecek.

Hackathon, birden fazla gün süren ve kalabalık bir insan topluluğunun iş birliği halinde, sınırlı bir zaman diliminde bilgisayar programlama faaliyetini yürüterek bir ürün çıkarmaya çalıştıkları bir etkinlik. Mutlaka 42 saat içerisinde sıfırdan geliştirilmiş bir ürün/uygulama olması gereken T-Hackathon’da, başlamadan önce temayla uyumlu bir uygulama fikri bulmak, gerekli bilgileri toplamak ve uygulamanın nasıl kodlanacağını araştırıp öğrenmek konusunda bir engel bulunmuyor. Ekipler istedikleri teknolojiyi, 3. parti kütüphaneyi veya kaynak kodunu kullanabilecekler. Yarışmacılar ayrıca, mobil platformu da hedef platform olarak kullanabilecekler.

Başarılı bulunan ekipler dünyanın en büyük ve en etkili girişim hızlandırma programı Y Combinator tarafından 1-2 Ağustos tarihlerinde San Francisco’da düzenlenecek YC Hacks hackathonuna başvurma şansı elde edecekler ve kabul edilmeleri halinde tüm masrafları Y Combinator tarafından karşılanacak. Katılımcıların YC Hacks’e katılmaları halinde, geliştirecekleri ürünlerini tüm dünyaya duyuracak, her biri birbirinden yetenekli insanlarla tanışacak ve Silikon Vadisi’ne ilk adımı atacaklar.

Katılımın kısıtlı sayıda tutulacağı T-Hackathon’da yer almak isteyenler, 3 Haziran’a dek www.t-hackathon.com sitesi üzerinden başvurularını tamamlayabilir.

Gider yönetimi ile yılda 50 bin dolar tasarruf

0

tasarrufKurumların uluslararası arenada söz sahibi olması için güçlü mali yapılara sahip olmaları gerekiyor. Hızlı değişim gösteren ekonomik dalgalanmalardan kurtulup anında karar almak, kurumların faaliyetlerini doğrudan etkiliyor. Otomatize edilmemiş iş süreçleri, yıllık bazda büyük maddi külfetler getiriyor. İhtiyaçlara özel çözümler, kurumların tasarruf ederek rekabette ve kârlılıkta öne çıkmalarına yardımcı oluyor. Asseco SEE Fidelity Çözümü ile kurumsal varlık ve gider yönetimi optimal şekilde sağlanıyor. Kurumlar doğru yönetilen gider analiz çalışmalarıyla önemli tasarruf fırsatları yakalarken, yoğun rekabet ortamında kârlılık avantajı da elde edebiliyor.

Kurumların yüzde 49’ı tasarruf olasılıklarını öngörmek istiyor
Uluslararası araştırma şirketi Aberdeen Group tarafından gerçekleştirilen “Gider Analizi” araştırmalarına göre, gider analizi yöntemlerini kullanan büyük işletmeler yüzde 12, küçük işletmeler ise yüzde 9 oranında tasarruf elde ediyor. Araştırmaya katılan yöneticilerin yüzde 88’i, gider analizi yönetim süreçlerini yüksek öncelikli proje olarak değerlendiriyor. Kurumların yüzde 46’sı gider analizi için iş süreçlerini destekleyici kurumsal uygulamalardan besleniyor. Kurumların gider analizi ihtiyaçlarını tetikleyen nedenlerin başında; satın alma ve ERP sistemlerinden alınan gider verisinin kalite düşüklüğü (yüzde 51 oranında) yer alıyor. Kurumların yüzde 49’ı ise gider tasarrufu olasılıklarını öngörebilmeyi talep ediyor.

Yöneticiler, gider analizine her an ve her yerden erişebiliyorlar
Kurumsal varlık ve gider yönetimi iş süreçlerine uygulandığında, şirketler yoğun rekabet koşullarında avantaj elde edebiliyor. Yeni tasarruf fırsatlarının yakalanmasına olanak sağlayan gider yönetimi, yönetimsel kararlarda doğruluk yüzdesini artırıyor. Varlık ve gider yönetimini iş süreçlerine entegre eden kurumlar; diğer kurumlara oranla yüzde 33 daha iyi en alt kırılıma inebilen kategori yönetimi, yüzde 21 oranında daha iyi tedarikçi analizi ve yüzde 11 oranında daha iyi gider görünürlüğü sağlayabiliyor. Asseco SEE Fidelity, mobilitenin her geçen gün yaygınlaştığı günümüzde kurumlara, zaman ve mekândan bağımsız yönetim ve karar alma platformu sunuyor. Saha çalışanları ve tedarikçiler ihtiyaç duyulan kritik bilgilere anında erişebiliyorlar. Böylece kritik kararlar ve onaylar zamanında verilebiliyor, kayıpların önüne geçilebiliyor.

Fidelity yatırımın geri dönüşünü sağlıyor
Fidelity çözümü ile kurumların varlık, satın alma ve gider yaşam döngülerine katma değer sağladıklarını vurgulayan Asseco SEE İş Geliştirme Yöneticisi Didem Kurt Demirkaya, “Fidelity ile kurum ihtiyaçları doğrultusunda ölçeklenebilecek şekilde esnek ve modüler bir yapı sunuyoruz. 500’den fazla özel fonksiyon ile deneyimlenmiş en iyi iş uygulamalarını, esnek ve müşterilerimizin ihtiyaçları doğrultusunda özelleşebilen bir altyapı ile çok kısa sürelerde uygulayabiliyor ve yatırımın geri dönüşünü sağlıyoruz.” dedi.

Bütçe, satın alma ve tedarikçi yönetimi tek çatı altında
Fidelity, varlık ve gider yönetimi için temel uygulamalar olan satın alma yönetimi, tedarikçi sözleşmeleri yönetimi ve varlık yaşam döngüsü yönetimini tek bir çatı altında bir araya getirirken, gayrimenkuller, şubeler, inşaat hizmetleri ve araç filosu gibi özel gider kalemlerinin operasyonunu da yönetiyor. Tüm gider kalemlerine ilişkin proaktif maliyet kontrolü sağlayan bütünleşik bütçe yönetimi ile talepten itibaren tüm tedarik sürecinin her aşamasında bütçe kontrolü yapıyor.

Data merkezli şirketler dünya devi oluyor

0

Türkiye’nin önde gelen bilgi teknolojisi şirketlerinden BimSA’nın da sponsorları arasında yer aldığı zirvede, BimSA Genel Müdürü Tunç Taşman,  “Büyük Veri İle Aranızdaki Mesafe” sunumunda veri üretiminin artışındaki hıza vurgu yaparak, şirketlerin data merkezli çalışma sistemi ile dünya devi olduklarına dikkat çekti.

BimSA Genel Müdürü Tunç Taşman
BimSA Genel Müdürü Tunç Taşman

BimSA Genel Müdürü Tunç Taşman, “Dijital ve fiziksel endüstri aynı anda ve hızla büyüyor. Sabancı Grubu şirketlerinin bugüne kadar ürettikleri toplam veri 2,5 PetaByte’a ulaştı, üretilen veri miktarı her yıl yüzde 25 artıyor. Sabancı Topluluğu şirketlerinden Bimsa da 40 yıllık bilgi teknolojileri tecrübesi ile, şirketlerin dijitalleşmesine rehberlik ediyor. Veri üretimindeki artış hızı girişimcilere sıra dışı işler yaptırabildi. Artık şirketler analitik veri oluşturabilen güvenli yazılımlar sayesinde ürettikleri veriyi ürün olarak kullanabiliyorlar. Dünyanın en değerli perakendecisi “Alibaba”nın envanteri yok, dünyanın en büyük taksi şirketi “Über”in filosu yok. Dünyanın en yaygın konaklama sağlayıcısı “Airbnb” otel işletmiyor, “Facebook” dünyanın en popüler medyası fakat içerik üretmiyor. Bulut tabanlı teknolojiler, şirketler ile müşteri ya da kullanıcı arasında görünmez bir köprü oluşturdu. Teknolojinin tüketiciler tarafından içselleştirilip kullanılma hızında inanılmza bir artış var. Sabit telefonun 50 milyon kullanıcıya ulaşması 75 yıl almıştı, Facebook aynı sayıda kullanıcıya 4 yılda, Instagram 2 yılda ulaştı.” dedi.

BimSA’nın şirketlerin büyük veri ile olan imtihanında yanlarında olduğunu vurgulayan Tunç Taşman, “Güvenilir veri analizi yapmanın ötesinde, doğru yeteneklere yatırım yapmak, yatırım maliyetlerini etkili yönetmek, pilot projeler yapmak ve analitiği gerçek zamanlı operasyona dönüştürmek başarıyı getirecek” dedi. BimSA “iş çözümlerinde güvenilir iş ortağı olmak” misyonu ile bugün ve yarının iş teknolojileri alanında müşterilerinin ihtiyaçlarını karşılamaya odaklanarak şirketlerin dijitalleşme yolculuklarına eşlik etmeye devam ediyor.

Okul ve servis seçerken bile güvenlik ön planda

0

Peki, kaçımız okul ve servis seçerken güvenlik altyapısına bakıyoruz? Okullardaki ileri seviye ve birbiri ile entegre çalışan güvenlik sistemleri sayesinde; çocuğunuzun servis içinde güvenli seyahat etmesi ve kaza halinde hatanın tespit edilmesi, merkezi yoklama sistemi ile yangın halinde çocuğunuzun bina içinde olup olmadığını çok kısa sürede öğrenmeniz ve olası sıkıntıların büyümeden çözülmesi mümkün…Hatta termal kameralar sayesinde bulaşıcı ve salgın hastalıklar öğrencilerin vücut ısılarından tespit edilebiliyor ve yayılmasının da önüne geçilebiliyor.

Türkiye’nin önde gelen elektronik güvenlik sistemleri entegratörü Sensormatic’in Pazarlama Direktörü Pelin Yelkencioğlu okullarda ve servislerde olması gereken güvenlik altyapısına ışık tuttu. Okul yolunda ve okul içinde çocukların güvenliğini sağlayan bu çözümler, özellikle bu yıl çocukları ilkokula başlayacak velilere rehber olacak. Okul seçmeden önceden bu haberi mutlaka okuyun…

Sensormatic Pazarlama Direktörü Pelin Yelkencioğlu
Sensormatic Pazarlama Direktörü Pelin Yelkencioğlu

“Veli profili değişiyor”
Özellikle çocukları ilkokula başlayan anne-babaların okul seçim sürecinde güvenlik altyapısına bakmaları gerektiğine vurgu yapan Sensormatic Pazarlama Direktörü Pelin Yelkencioğlu, “Eğitim sektörü, çocuğum haftada kaç saat yabancı dil öğrenecek diye merak ederken, güvenlik altyapısı ne kadar gelişmiş diye sormayı da ihmal etmeyen bir veli profili ile karşı karşıya. Bu bilinç her geçen gün gelişiyor ve eğitim sektöründeki güvenlik altyapısının olması gereken seviyeye gelmesini destekliyor.” dedi.

Okul ve çevresinde bakmamız gereken güvenlik çözümlerine örnekler
Servis İçi Takip Sistemleri: Veliler, servis araçlarında öğrencileri izleyebilmek ve güvenliklerinden emin olmak istiyor. Milli Eğitim Bakanlığı Okul Servis Araçları Hizmet Yönetmeliği’nde bu konuya yeni düzenlemeler getirmişti.

Salgın Hastalıklarda Termal Kamera ve Video Analiz Entegre Çözümü: Salgın hastalıkların önlenebilmesi cocukların sağlığı, eğitim kalitesi ve sürekliliği açısından büyük önem taşıyor.

Çevre Güvenlik ve Uzaktan Video İzleme Çözümleri: Okul faaliyet saatlerinde veya dışında kampüs ve okul binalarının güvenliği ve hizmet ekiplerinin izlenmesi büyük önem taşıyor.

Alarm Çözümleri : Detektör ve kuru kontak yönetimleri ile izinsiz girişler, ihlaller tespit edilip, gerçek zamanlı aksiyonlar alınabiliyor. Risk senaryoları tasarlanarak, sistem tasarımı yapılabiliyor,  izleme merkezi ve güvenlik kameraları ile entegre ediliyor.

Okul İçi Kimlik Doğrulama ve Merkezi Yoklama: Öğrenci ve eğitmen yoklama takibinin merkezi olarak yapılabilmesi ve raporlanması ihtiyacına çözüm sunuyor.

Veliler için Biyometrik veya Kartlı Geçiş Sistemleri: Öğrencileri okuldan alacak veli yada öğrenci yakınlarının yetkilendirilmesi ve kayıt altına alınması güvenlik sistemleriyle mümkün.

Dijitalin 3D’si sahne aldı

0

İstanbul geçtiğimiz hafta keyifli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Dijital dünyanın liderleri Lithium Technologies tarafından desteklenen DDD’15 etkinliğinde bir araya geldi. Biz de özel davetle katıldığımız bu etkinlikte Dünyanın önde gelen sosyal CRM ve Community platform teknolojileri yaratıcısı Lithium Technologies’ten baş biliminsanı Dr. Michael Wu ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Google’ın uçağı düştü

2

Titan-AerospaceGoogle ve Facebook, tüm dünyayı kapsama alanına almak için birbirleriyle yarışıyorlar. Facebook, Internet.org projesiyle 17 fakir ülkede, internete erişim imkanı bulamayanlar için çok kısıtlı bir şekilde internet bağlantısı hizmeti sunarken Google ise geniş bant interneti yaygınlaştırma hedefinin peşinde daha farklı projeler yürütüyor.

Google’ın internet hizmeti sunan projelerinden biri atmosferi dolaşan balonlarla havadan internet bağlantısı sağlayan Project Loon. Diğeri ise belli bir bölgenin üzerinde sürekli dönüp durarak yine havadan internet bağlantısı sağlayacak olan insansız uçaklar.

Bu uçaklar, Google’ın kısa süre önce satın aldığı Titan havacılık ve robot teknolojileri şirketi tarafından geliştirildi ve 50 metrelik kanat açıklığı ile dünyanın en büyük insansız hava araçları durumundalar. Ayrıca üzerlerindeki güneş panelleri sayesinde, aylarca yere inmeden havada kalabilecek enerjiyi de sağlayabiliyorlar.

Ancak ne var ki, Google’ın test sürecinde talihsiz bir kazanın yaşandığı ortaya çıktı. Mayıs ayı içinde New Mexico bölgesindeki testlere başlayan Google’ın uçaklarından biri kalkıştan kısa süre sonra düşerek, büyük hayal kırıklığı yaşattı.

Bu kaza aynı zamanda, ABD’de havacılık regülasyonlarını sağlayan kurumlar tarafından da endişe ile karşılandı. Google, hatanın sebebini bulmaya çalışırken, testlere şimdilik ara verilmiş görünüyor. Kazadaki tek sevindirici haber, 50 metre genişliğindeki dev uçağın, yerleşim biriminin üzerine düşmemiş olması. Aksi halde çok sayıda kişinin ölebileceği veya yaralanabileceği tahmin ediliyor.

Paraşüt, e-Fatura hizmetine başladı

0

İşletmeler, herhangi bir teknik entegrasyon ve kurulum çalışmasına gerek olmadan Paraşüt’le e-Fatura gönderip alabilecek. Fatura yazdırma, kurye ile gönderme ve takip sürecini ortadan kaldırarak operasyonel verimliliğini artıran işletmeler, aynı zamanda maliyet avantajı da sağlayacak.

Paraşüt’te 2015 yılı boyunca ilk 1000 e-Fatura kullanıcısı ücretsiz e-Fatura hizmetinden faydalanabilecek. Paraşüt’ün kullanıcı dostu ara yüzüyle kolayca e-Fatura gönderip almak için uygulamaya üye olmak yeterli.

Paraşüt Kurucu Ortağı Sean X. Yu’nun açılış konuşmasıyla başlayan toplantı, Paraşüt’ün diğer kurucu ortaklarından Fahri Özkaramanlı’nın e-Fatura konusundaki sunumuyla devam etti. Toplantı, Paraşüt’ün çözüm ortağı FIT Solutions’ın CTO’su Koray Gültekin Bahar’ın sunumunun ardından soru ve cevaplar ile son buldu.

Basın toplantısında konuşan Paraşüt Kurucu Ortağı Sean X. Yu, şu sözleri aktardı:
“Paraşüt olarak çıkış noktamız, günümüzde küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansal operasyonlarını yönetirken bulut tabanlı teknolojik altyapılara ihtiyaçları olduğunu görmemizdi. Bu ihtiyacı, küçük işletmelerin bütçelerine uygun fiyat ve paketlerle sunmak için yola çıktık. Sunduğumuz çözümlerimize önemli bir hizmet daha ekleyerek, bu ay itibariyle e-Fatura hizmeti vermeye başladık. Paraşüt’te e-Fatura hizmetinden yararlanmaya başlayan ilk 1000 kullanıcı, kampanya kapsamında 2015 yılı sonuna kadar ücretsiz e-Fatura gönderip alabilecek. Bugün burada bu önemli hizmetimizi basın mensupları ile paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Finansal kontrol paneli niteliği taşıyan uygulamamızda; fatura ve cari hesap yönetimi, kredi kartı ile online tahsilat ve güncel raporlar gibi temel finansal hizmet ve bilgileri gerçek zamanlı ve kolay anlaşılır şekilde sunuyoruz. Uygulamamızı, müşterilerimizden gelen talepler ve yeni teknolojiler doğrultusunda geliştirmeye devam edeceğiz. Bugün yanımızda olan değerli basın mensuplarına teşekkürlerimi sunarım.”