Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1740

NetApp’tan bulut tabanlı yedekleme ve geri yükleme

0

MG_2560aGünümüzün iş dünyasında geleneksel yedekleme yavaş, riskli, pahalı ve karmaşık. Kullanıcılar veri kayıplarını minimum seviyeye düşürmeyi ve verileri hızlı bir şekilde kurtarmayı istiyor. Ancak BT, eski yedekleme ve geri yükleme stratejilerini kullanarak bu değişime ayak uydurmakta zorlanıyor. Bu talepleri karşılamak için NetApp daha önce SteelStore olarak bilinen AltaVault bulut tabanlı depolama çözümleri ve hizmetlerini tanıttı. AltaVault ile müşteriler verilerini dahili çözümlerine kıyasla yüzde 90’a kadar daha az maliyetle herhangi bir bulut sistemine hızla yedekleyebilecek.

Kurumsal yedeklemede depolama alanı büyürken bütçe ve edinme maliyetleri yatay seyrediyor. Bant genişliği maliyetleri ile kısıtlamalar büyüyen veri tabanları nedeniyle daha da ağırlaşıyor. Bu zorluklara ek olarak birçok kurum hala teyp yedeklemeye bel bağlıyor. Böylece aktarım sırasında medya kaybı riski, kesintiler ve veri kayıpları artıyor. Bu kurumlar acil onarım prosedürlerini yeterince test etmekte de eksik kalıyorlar.

NetApp Bulut Çözümleri Grup Başkan Yardımcısı Phil Brotherton konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “NetApp AltaVault çözümlerini kapsayan hibrid bulut yedekleme stratejisi etkili ekonomi, hız ve güvenlik sunuyor. Böylece kurumlar yedekleme ve geri yükleme hizmetlerinin seviyelerini karşılayabiliyor.” dedi. AltaVault gibi veri kullanım ömrü çözümlerinin NetApp’ın veri inşası için ortaya koymuş olduğu vizyonun kilit elementleri olduğunu söyleyen Brotherton, “Bu da verilerinin nerede olduklarına bakmaksızın müşterilere bu verileri kontrol ve entegre edebilecekleri, taşıyabilecekleri, güvenliğini sağlayabilecekleri ve sürekli yönetebilecekleri güvenini veriyor” ifadelerini kullandı.

Araştırma şirketi ESG’nin veri koruma kıdemli analisti Jason Buffington ise konuyla ilgili yorumunda “Kurumların yaklaşık yarısı sil baştan başlayabilselerdi veri korumaya yaklaşımlarını değiştireceklerini söylüyor” tespitinde bulundu. Buffington sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Birçoğu ‘bulut’ sisteminin veri koruma yönünde yapacakları bu değişimin bir parçası olacağını da belirtiyor. Hatta, ESG’nin son yaptığı araştırmaya katılanların yüzde 88’i ‘bulut esnekliğinin’ gelecekteki veri koruma stratejileri için önemli, çok önemli ya da hayati olduğunu kaydetti. NetApp’ın AltaVault hizmeti gibi özellikle veri koruma senaryoları için tasarlanmış bulut geçitlerine baktığımızda tüm çaptaki müşteriler mevcut (ya da yeni) veri koruma topolojisine bulut-depolamayı kolayca eklemeyi amaçlıyor.”

Fiziksel, sanal (VMware ESX ve Microsoft Hyper-V) ve bulut-tabanlı (AWS ve Azure araçları içeren yeni AltaVault çözümü müşterilerin önceki yatırımlarını koruyarak mevcut yedekleme yazılımlarına entegre sırasında yaşanan zorlukları da ortadan kaldırıyor. AltaVault’un yararları:

• Sektöründe Öncü Veri Azaltımı: Yedeklerken veri tekilleştirme ve sıkıştırma ile 30:1 oranında veri azaltımı. Bu da buluta daha az veri yedeklenmesi anlamına geliyor. Müşteriler böylece buluta daha hızlı veri gönderime imkanı buluyor.
• Genişletilmiş Seçim: AltaVault kendinize uygun olanı seçebileceğiniz yeniden ölçeklenebilir seçenekler sunar: Fiziksel, sanal ya da AWS veya Azure bulutlarında bulut-tabanlı çözümler. AltaVault çözümleri bulut-tabanlı depolama pazarındaki diğer tüm rakiplerinin çözümlerinden altı kattan fazla yeniden ölçeklenebilir. Bu da kurumların daha fazla kritik öneme sahip veriyi depolayabileceği ve ihtiyaç duyulduğunda bu verileri daha hızlı geri yükleyebileceği anlamına gelir.
• Eşsiz Bütünleşme: AltaVault, NetApp SnapProtect ve müşterinin tercih edeceği yedekleme yazılımı ile kolayca entegre olur. AltaVault çözümleri ve hizmetleri; yedeklenmiş verileri, bulut depolama alanı sunan halka açık ya da özel önde gelen bütün sağlayıcılara gönderebilir.

Yeni AltaVault çözümlerimiz; bilgi transferi, yerinde ve uzaktan sorun giderme, isteğe uyarlanmış proaktif hizmet ile yedekleme ve ortam arşivlemesi için performans desteği sağlayarak BT operasyonlarını optimize etmeye yardımcı olacak genişletilmiş hizmetleri de içerecek. Ayrıca NetApp uzmanları müşterilere veri koruması için iş ihtiyaçlarına ve gerekliliklerine uygun yol haritası çizmelerine ve bulut için uygun verilerin belirlenmesinde ve önceliklendirilmesinde yardım edecek. Sonuç, genel bulut stratejisine bağlı hayata geçirilebilir önerilerin olduğu temelinde çözüm olan bir teklif.

NetApp ve ortaklarının sunduğu hizmetler müşterilere AltaVault’un bulut imkanlarının avantajlarını kullanmalarına yardımcı olur. Buna; tasarım, uygulama ve destek hizmetleri ile birlikte genel veri koruma sürecini, yedekleri optimize etme ve arşivlendirme performansını basitleştirecek bulut strateji atölyeleri de dahil.

Japonya merkezli teknoloji şirketi Konica Minolta’nın Üst Düzey Yöneticisi ve Kurumsal BT Planlama Birimi Genel Müdürü Akira Tai yaptığı yorumda, “Konica Minolta’da, Japonya’da yaşanabilecek büyük bir felaket durumunda hayati öneme sahip sistemlerimiz için güvenilir veri kurtarma çözümü arayışı içerisinde idik. NetApp AltaVault [önceki ismi ile “NetApp SteelStore”] acil kurtarma kapasitemizi güçlendirdi ve dahası hayati öneme sahip veri yedekleme hedefini herkese açık denizaşırı bir buluta yönlendirerek maliyetlerimizi de düşürdü. Mevcut sistemimizde herhangi bir değişiklik yapmadan NetApp AltaVault’u kullanmaya başladık. Şimdi ihtiyaca göre verilerimizi herkese açık bulut ile yerleşik sistem arasında hızlıca taşıyabiliyoruz.” dedi.

İnşaat şirketi Blach Construction’ın BT Direktörü Dominic Silvia ise “Veri depolama herkese açık buluta girişimizdeki ilk adım oldu. Birbirinden uzak şantiyelerimiz dikkate alındığında bulutu yedekleme havuzu olarak kullanmak mantıklıydı. Herkese açık buluta geçerek artan depolama alanı ihtiyacımızı karşılamak için daha fazla donanıma yatırım yapmak zorunluluğumuz ortadan kalktı.” şeklinde konuştu. AltaVault seçimlerinin diğer çözümlere kıyasla uzun vadede kendilerine daha fazla değer katacağını bildiklerini söyleyen Silvia, “Şimdi zamandan tasarruf ederek şantiyelerde BT altyapımızı geliştirmeye daha fazla vakit ayırabiliyoruz. Böylece şantiye dışındaki çalışanlarımız ileri teknoloji çözümlerine de erişebiliyor.” dedi.

Satın Alınabilecek Yerler
NetApp AltaVault AVA400 fiziksel çözümler ve ESX ve Hyper-V üzerinde AVA-8, AVA-16 ve AVA-32 sanal çözümleri NetApp ve NetApp yetkili satıcıları üzerinden satın alınabilir. Şu an AWS mağazasından satın alınabilen AltaVault bulut-tabanlı çözümlerin 2015 yılında Azure mağazasından da satışı yapılması planlanıyor. AVA800 fiziksel çözümlerin ise 2015’in 3. çeyreğinde satışı planlanıyor.

Veri depolamayı önemsemeyen sınıfta kalıyor

0

Her+yerden+erisimVerilerin depolanması, yönetimi ve güvenliği iş süreçlerindeki önemini giderek artırıyor. Kurumlar ve bireyler, veri depolama sistemlerinin sadece depolama değil, kolay erişim seçeneği sunmasını da talep ediyor. Son teknolojilerden yararlanarak veri depolama alanında yenilikçi dönüşüm gerçekleştiren kurumlar, kullanıcılarına ayrıcalıklı deneyimler sunabiliyor. İşletmeler, artan verilerini uzun vadeli olarak güvenli şekilde depolayıp mekândan bağımsız biçimde erişim sağlayarak maliyet avantajı sağlamak ve iş süreçlerini kesintisiz şekilde sürdürebilmek gibi önemli avantajlar elde edebiliyor.

İhtiyaç ve önceliklere uygun veri depolama yatırımı yapan firmalar kazanıyor

Veri yönetiminin ve depolamanın önemine değinen Synology Türkiye Ürün Müdürü Volkan Yiğit, “Tüm sektörler için veri depolamadaki ana öncelik, iş sürekliliği. Veri miktarı her geçen gün inanılmaz bir şekilde artıyor. Fotoğraflar, videolar ve müzik dosyalarının hacmi sürekli artış gösterirken, sosyal medya platformları, bu artışın ivmesini daha da artırıyor. Veri depolama, yönetimi ve güvenliğini sağlama, iş süreçlerinde ön plana çıkan değerler arasında yer alıyor. Verileri, doğru ve güvenilir platformlarda saklayıp yönetmek, kurumlar ve bireyler için vazgeçilemez bir öneme sahip. Büyük kurumlar ve KOBİ’ler, hızlı bir şekilde durmaksızın büyüyen veriyi kontrol altına alamamaları durumunda, maliyet ve iş sürekliliği açısından büyük zarara uğrama riski ile yüzleşebilirler.” dedi.

İş sürekliliği yüksek performanslı ve güvenilir ürünlerle mümkün

Şirketlerin ihtiyaçlarını doğru belirleyip, rekabet ortamına uygun teknolojileri tercih etmeleri gerektiğini belirten Yiğit, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kurum bünyesinde konumlandırılacak doğru teknolojik çözüm ve altyapılar, iş süreçlerinin hızlı, verimli ve tasarruflu olmasını sağlıyor. Veri depolama ihtiyaçlarını karşılayacak donanım ve yazılımın iş sürekliliğine olan etkisini göz ardı etmemek gerekiyor. Kullanıcılar, veri depolama çözümlerinin çok fonksiyonlu, yüksek performanslı ve aynı zamanda güvenilir olmasını istiyorlar. Özelikle KOBİ sektöründe bu türden bir değişim yaşanıyor. Bring Your Own Device (BYOD), büyük veri, bulut ve mobilite gibi güncel eğilimleri kapsayan ve bu eğilimlerin getirdiği yeni teknolojilerle uyumlu çalışan ürünler, rekabette firmaları öne taşıyor.”

Veri yönetimini tek elden yapan kurumlar sürpriz masraflardan kurtuluyor

Veri düzenli bir şekilde artarken, veri depolamanın ve yönetmenin şekli de değişiyor. Firmaların bu alanda uygun maliyetli, performansı yüksek çözüm ve ürünleri tercih etmeleri kaçınılmaz oluyor. Kurumlar, artık yazılım ve donanım gibi bileşenlere ayrı ayrı odaklanmaktan ziyade uçtan uca çözümlere yöneliyorlar. Tümleşik bir hizmet alarak servis kalitelerini ve performanslarını artırmayı, veri yönetiminde kolaylık ve süreklilik elde etmeyi hedefliyorlar.

Performans ustası MX Master tanıtıldı

0

Logitech Türkiye Ülke Müdürü Mustafa Uyar’ın ev sahipliğindeki toplantıda, endüstriyel tasarım alanında Türkiye’nin en önemli isimlerinden  Sertaç Ersayın da teknoloji dünyasındaki son tasarım trendlerini katılımcılar ile paylaştı.

Hassasiyet, hız ve konfor açısından sektörün en üstün faresi olarak tanımlanan MX Master’ın çoklu ekranlar, cihazlar ve işletim sistemlerinde kullanım kolaylığı sunduğunu belirten Mustafa Uyar, “Şık tasarımı ile dikkat çeken MX Master, çok sayıda navigasyon seçeneği ve gelişmiş özellikleri ile bugüne kadar tasarlanan en iyi fare” dedi.

Logitech MX Revolution ve Logitech Performance MX’den oluşan serinin son üyesi Logitech MX Master Wireless Mouse ele uygun şekilde, konfor, hız ve kontrol için tasarlandı. Elinizi ve bileğinizi doğal pozisyonda kavrayan mouse, ergonomik tuşları ve kaydırma tekerleği ile akıcı bir kullanım deneyimini sunuyor.

Tarama yaparken tekerleği çevirme hızınıza göre otomatik olarak tıklatmalı kaydırma modundan yüksek-hızlı kaydırma moduna otomatik geçiş yapabilen, hıza duyarlı tekerleğe sahip Logitech MX Master Wireless Mouse sayesinde tek çevirme hareketiyle sayfalar arasında kolayca geçiş sağlayabilirsiniz.  Windows  ya da Mac  bilgisayarınıza, Logitech Unifying  alıcı veya  Bluetooth Akıllı Teknoloji ile bağlanan MX Master, aynı anda masaüstü bilgisayar, laptop ya da tablet gibi üç farklı cihazla eşleşebiliyor ve Easy-Switch tuşu aracılığıyla tek dokunuşla cihazlar arasında kolayca geçiş imkanı sunuyor. Ayrıca mouse üzerinde Mac bilgisayarınızdaki dokunmatik hareketleri atayabileceğiniz özelleştirilebilir bir tuş da bulunuyor.

Logitech Options yazılımı MX Master’ın tuşlarını ihtiyaçlarınız doğrultusunda özelleştirme imkanı sağlarken, Logitech Darkfield Laser  özelliği neredeyse her yüzeyde, camda veya parlak zeminlerde bile üstün takip özellliği sunuyor.

Şarj edilebilir bataryası bulunan MX Master, full şarj ile 40 gün kullanım; dört dakika şarj ile  bir günlük kullanım sağlıyor. Işık göstergesi ile şarjın miktarını kontrol edebilir, şarj ederken de mouse’unuzu kullanmaya devam edebilirsiniz.

Gençler dünyayı Facebook’tan öğreniyor

0

gen-ySosyal medyanın bu kadar büyük bir devrim yaratacağını kimse tahmin edemezdi. Birkaç gencin, kendilerine sevgili bulmak için üye olduğu, ardından da birbirlerine dijital çimdikler attıkları bir sosyal medya sitesi, kısa sürede yüz milyonlarca insanın internetteki en büyük uğraşı haline geldi.

Bugün, yeni nesile Millenyaller deniliyor. Bir diğer ismiyle Y Jenerasyonu… Yani 80’lerin ortası ve 2000’lerin başında doğan nesil… Kısacası, internetin içine doğan çocuklar…

Dünyadaki toplumsal olaylarda, sosyal medya üzerinden hızla organize olup, milyonlarca kişilik kalabalıklara dönüşerek sokaklara akabilen bu yeni nesil hakkında yapılan bir araştırma çok ilginç bir sonucu ortaya çıkardı. Millenyallerin siyasi görüşleri, politik duruşları tamamen Facebook üzerinde okuduklarına dayanıyor.

Önceki neslin politik görüşleri, okudukları kitaplara, izledikleri programlara, kantinlerde, toplantılarda yaptıkları tartışmalar sonucunda edindikleri deneyime dayanırken, yeni nesil için bu kaynak büyük oranda Facebook.

Pew Research Center tarafından, ABD’deki siyasi gündeme dair yapılan araştırmada, Millenyallere yöneltilen sorularda, politika haberlerini nereden izledikleri sorulmuş ve gençlerin %61’i en çok Facebook’tan yararlandıklarını dile getirmişler. İkinci kaynak ise CNN.

Gerçi “yaşlılar” da çok farklı değil. Bir önceki nesil, yani bugün 40’lı yaşlarında olan Jenerasyon X de, %50 oranında Facebook’u takip ederek politik haberleri alıyor. TV kanallarını takip edenlerin oranı ise çok düşük.

Kısacası görünen köy kılavuz istemiyor. Güvenilir medya formatı olarak TV giderek gözden düşerken, sosyal medya ve internet hızla yükseliyor.

Bir sonraki seçimlerde siyasilerimizi meydanlarda veya TV’lerde değil de, Facebook’ta canlı yayın yaparken görürsek, şaşırmayacağım.

 

Müşterinize buluttan erişin

0

Türkiye’de hayat sigorta satış süreçlerini ilk kez tablet üzerinden gerçekleştiren Aegon Emeklilik ve Hayat, müşterilerine kaliteli ve hızlı hizmet verebilmek amacıyla teknoloji yatırımlarına önem veren bir marka olarak haklı bir üne sahip. Aegon geçtiğimiz günlerde bu yaklaşım doğrultusunda aktif satış ekipleri ve poliçe kabul departmanlarının doğru bilgiye daha çabuk erişimini desteklemek amacıyla Paritus Adres Doğrulama ve Geocoding Sistemi’ne yatırım yapmayı tercih etti.

Hayat sigortası, emeklilik ve fon yönetimi alanlarında dünyanın önde gelen finans kuruluşlarından olan Hollanda merkezli Aegon Grup, 200 yıla yakın süredir finans sektörü içerisinde faaliyet gösteriyor. Bugün ise Aegon, 20’ten fazla ülkede 40 milyonu aşkın müşterisinin finansal geleceklerini güvence altına almalarına yardımcı olurken sektörün kurallarını değiştiren yenilikçi kimliği ile örnek oluşturuyor.

En yeni teknolojileri kullanarak üstün hizmet kalitesine odaklanan Aegon, kendi uygulamalarına entegre ettiği Paritus Akıllı Çözümleri ile direkt satış ekipleri ve poliçe kabul departmanlarının daha iyi hizmet verebilmesini hedefliyor. Paritus, Aegon satış temsilcilerinin hızlı bir şekilde ve genelde eksik ya da hatalı olarak tabletine girdiği adres bilgisini yaptığı yeni öneriler ile ve otomatik olarak düzeltilmesini sağlıyor.

Saniyede yüzlerce adres işleyebilen Paritus’un müşterileri, bu hizmete bulut üzerinden güvenli bir şekilde erişebildikleri gibi söz konusu uygulamayı kendi firmalarında (on-premise) platform bağımsız olarak da çalıştırabiliyor.

Müşteri adres verisine hızlı erişim ile müşteri memnuniyetinde artış sağlayan Paritus Akıllı Arama Çözümleri kurumlara ulaşılabilir ve sürekli güncellenen bir adres bankası sağlıyor. Ayrıca adres iyileştirme kültürünün kurum içinde yaygınlaşması ve kullanıcıların uygulamalar üzerinden doğru adrese erişim güvencesi çalışma ortamının da kalitesini artırıyor.

Microsoft’tan kablosuz bağlantı hamlesi

0

Wi-fi_bench_5_940x4701Microsoft, Skype ve Office 365 kullanıcıları için dünyanın pek çok yerinde yaygın olarak bulunabilecek kablosuz internet bağlantısı hizmete sokmak için hazırlıklara başladı.

Microsoft aslında bu servisi uzun zamandır veriyor ancak kapasama alanı çok yaygın değildi. İlk aşamada 2,5 milyon hot spot’u devreye sokarak dünya çapına yayılması beklenen Microsoft’un bu servis için yerel internet sağlayıcılarla görüşmeleri sürüyor.

iOS, Android, OS X ve Windows uygulamaları için geçerli olacak Wi-Fi hizmeti ücretsiz olmayacak. Servisi kullanmak isteyenlerin, ücretli Skype kullanıcıları olması veya Office 365 programına üye bir iş yerinde çalışıyor olmaları gerekecek. Böylece Skype ve Office 365 kullanıcıları, büyük şehirlerin yoğun noktalarında, toplantı yaparken, gezip tozarken, Wi-Fi bağlantısı kullanabilecekler, sörf yapabilecekler, Skype üzerinden konuşabilecek veya ofisteki arkadaşlarının gönderdikleri e-postaları ya da raporları okuyabilecekler.

Avrupa Birliği Bakanlığı desteğiyle INTOUCH-ICT

0

Avrupa Birliği Bakanlığı’nın desteğiyle iş dünyasının profesyonellerine rutin olmayan becerileri eğlenceli bir öğrenme yoluyla kazandırmak için, 2013’de Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) ortaklığında başlanan INTOUCH-ICT projesi Ekim ayında tamamlanmış olarak Bilişim Kobilerinin kullanımına sunulacak.

Avrupa Birliği Bakanlığı, AB Egitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı tarafından hayata geçirilen, Avrupa Komisyonu hibelerinden Hayat Boyu Ögrenme Programı (LLP) tarafından fonlanan INTOUCH- ICT, Türkiye Bilişim Vakfı liderliğinde çalışmalarını sürdürüyor.

Bilgi ve İletişim Teknolojileri sektöründe faaliyet gösteren KOBİ’lerde çalışan profesyonellerin, iletişim, ekip çalışması, planlama, öğrenme ve gelişim, değişime açık olma, yaratıcılık, anlaşılabilirlik, karar verme, yenilikçilik ve esneklik gibi rutin olmayan becerilerini artırmak için öğretici mobil oyun ve içerikler geliştiren INTOUCH- ICT projesi, Türkiye’den Enocta ve Okan Üniversitesi’nin yanı sıra İtalya, Macaristan ve İsveç’ten ortaklarla uluslararası bir yapıya sahip.

Akıllı telefon ve tabletler üzerinden kullanılabilen INTOUCH-ICT projesi kapsamında hazırlanan mobil oyunlarla, BİT sektöründe yer alan profesyoneller, bilgi ve becerilerini eğlenceli yollarla geliştirerek, iş hayatında karşılarına çıkacak rutin olmayan durumlara yönelik her daim hazırlıklı olacak. TBV’nin liderlik ettiği INTOUCH-ICT projesine ilişkin detaylı bilgi için www.intouch-ict.eu adresine göz atabilirsiniz.

Instagram doğrudan satış modeline geçiyor!

0

instagram-ad-imageInstagram, yüz milyonlarca kullanıcısıyla, son dönemin en büyük fenomeniydi. Öyle kalmaya da devam ediyor. Facebook tarafından satın alındıktan sonra da büyümeye hızla devam eden Instagram için en çok merak edilen detaylardan biri, nasıl bir gelir modeli oluşturacağıydı.

Öyle görünüyor ki, Instagram’ın gelir modeli belli oldu. Fotoğraf paylaşım ağı çok yakında, reklam verenleri için fotoğrafların altında, SATIN AL, İNDİR veya ÜYE OL gibi üç farklı buton göstermeye başlayacak. Bu sayede reklam verenler ürünlerini doğrudan Instagram üyelerine satabilecekler. Elbette Instagram da bu alışverişten ‘sakal’ını alacak.

Ancak bu butonlar ile kullanıcının uygulama dışına gönderilmesi beklenmiyor. Yani reklam verenler, kullanıcıya yine Instagram uygulaması içinde açılan bir pencereden satış yapacaklar. Çoğu reklam veren ise bu satış modelinden rahatsız oluyor çünkü reklamlara tıklayıp sitesine gelen kullanıcıya sitesinde başa ürünler de satma imkanı buluyor. Ancak dijital reklamcılıkta yükselen yeni trend, reklam alan servisin kullanıcısını dışarı göndermeden kendi uygulaması içinde satış işlemini gerçekleştirmesi yönünde…

Şimdi popüler fotoğraf paylaşım ağındaki reklamların rahatsız edici boyuta ulaşıp ulaşmayacağı merak ediliyor. Eğer reklam üzerinde satış stratejisi başarılı olursa, Instagram’da kullanıcı fotoğraflarından çok reklam veren fotoğrafları görmeye başlayacağımızdan korkmak, yerinde olacaktır.

 

İstifa etmeden önce bu sorulara cevap bulun!

0

istifa_10_soruGünümüzde girişimcilik artık bir hayal ya da hevesin ötesinde, son yıllarda birçok başarılı örneğin çıktığı ciddi bir ekosistem haline geldi. Gelecekte girişimciliğin ekonomilere yön verecek bir güç olmaya devam edeceğini söylemek yanlış olmaz. Yani günün birinde riske girecek, çılgınca görülen hedeflerin peşinden gidecek girişimciler, geleceğin büyük şirketlerini yaratacak.

Girişimciler genelde genç yaşta, üniversite günlerinde harekete geçiyor olsalar da aslında bunun için bir yaş ya da eğitim sınırlaması yok. Ancak belirli bir tecrübe sahibi olmak, iş hayatının ve ekonomiyi yönetmenin inceliklerini öğrenmek için başlarda iş hayatına atılmak oldukça mantıklı bir karar olacaktır. Esas soru ise işten ne zaman ayrılıp tam zamanlı bir şekilde kendi projenize yoğunlaşacağınız. Bunun için ideal bir formül sunmak pek mümkün değil. Öncelikle gerçekten işlerin yarı zamanlı yürüyemeyecek kadar büyüdüğünü görmelisiniz. Ardından da sıra bu 10 soruya yanıt aramaya gelecek:

1. Bu beni daha mutlu yapacak mı?
İstifanızı vermeden önce yeni düzenin sizi daha çok mutlu edeceğinden emin olmalısınız. Birçok insan için standart mesai düzeni bir işkence gibidir. Ama kendi işinizi yürütmenin de farklı zorlukları olacağını unutmayın.

2. Harcamalarımı nasıl karşılayacağım?
Unutmayın ki yeni düzende size maaş veren kimse olmayacak. Mevcut harcamalarınız ve iş giderlerinizi karşılamak üzere bir birikiminiz var mı? Eğer birikiminiz yoksa bile yeni iş düzeni bu giderleri bir an önce karşılamaya başlayabilecek mi?

3. Zamanlamam doğru mu?
Eşiniz hamile ve annenizin de sağlık masraflarını üstlenmiş durumdasınız. Bu yeni bir şirket kurmanın stresini kaldırmak için pek de doğru bir zaman olmayacaktır. Bir girişimcinin zihni ve cebi yorgun düşmemeli. Ayrıca başlarda işinizi yarı zamanla şekilde yürütmeyi de denemelisiniz. Çok yorulup, gecelerinizi işe ayırmanız gerekebilir. Ama işleri ilerletip gerçekten iki işi aynı anda yürütemeyeceğinizi görmeden maaşlı işinizi bırakmamalısınız.

4. Ailem ve arkadaşlarımdan bu konuda destek görecek miyim?
Aile ve arkadaşların tüm olumsuz yorumlarına rağmen başarılı olabilirsiniz. Ancak onlarla konuşmak farkındalığınızı arttırmak için doğru olabilir. Gerçekten istediğiniz bir şeyin peşinden mi gidiyorsunuz yoksa sadece var olan zor durumdan bir kaçış mı hedeflediniz? Elbette sizi hayallerinizden uzaklaştırmalarına müsade etmeyin. Ama onların desteğiyle de çok daha çabuk şekilde başarıya ulaşabileceğinizi unutmayın.

5. Yaşam tarzımı değiştirmek istiyor muyum?
Maaşlı bir iş ile kendi işinin sahibi olmak arasında büyük farklar vardır. Çok çalışmaktan şikayetçi olup kendi işinizi kurduğunuzda rahat edeceğinizi düşünüyorsanız, kararınızı gözden geçirmenizde fayda var. İş sahibi olarak inovatif, yaratıcı ve proaktif olmanız gerekir. Maaşlı işinizde kendinizi garanti altında, güvende hissedersiniz. Girişimcilik ise heyecanı, aksiyonu bitmeyen bir serüvendir.

6. Kendi işimin patronu olacak kadar disiplinli miyim?
Birisi size sabah 8’de işinizin başında olmanızı söylemediğinde de işinizin başında olacak mısınız? Bir işin bitmesi gereken zamanı belirlerken kriterleriniz neler olacak? Plazadaki güzel ofisi bırakıp home office çalışırken de motive olabilecek misiniz?

7. İşimden istifa etmeden yeni düzeni nasıl denerim?
İşiniz ile ilgili bir “beta” çalışma yapmalısınız. Kendinize yeni düzeni keşfedecek kadar bir deneme süreci tanımalısınız. Bir kafe açma planınız varsa öncelikle bir kafede part time çalışmak mantıklı olabilir.

8. Bu iş için geliştirmem gereken özelliklerim var mı?
Yapmayı planladığınız iş ile uyuşuyor musunuz? Yoksa henüz yeterli olmadığınız alanlar mı var? Çabuk değişen ekosistemlere uyum sağlayıp güncel kalmak, başarı için oldukça önemli.

9. İş fikrim gerçekten de değerli mi?
Para kazanma amacı taşıyan ne iş yaparsanız yapın bunun pazarlanabilir olması gerekir. İş modeliniz güncel mi ve güncel kalacak mı? Hedeflediğiniz müşterilerin size para vermeye istekli olacağı bir iş mi planladınız? Bu sorulara cevap bulmadan adım atmayın.

10. İş planım var mı?
Bir roman kadar uzun bir plana ihtiyacınız yok. Ancak ne iş yapacak olursanız olun bir iş planına ihtiyacınız var. Satış ve pazarlama çalışmalarınızı içeren bir plan sizin için bir yol haritası olacak.

ekin Technology Intertraffic’te ilgi odağı oldu

0

EkinTürkiye’de MOBESE sistemini ilk kez kuran ve bugün Türkiye’deki MOBESE kameralarının yüzde 75 oranında pazar payına sahip olan ekin Technology, geliştirdiği akıllı kent ve trafik sistemleri ile dünya liginde önemli bir oyuncu haline geldi. Bu yıl İstanbul Fuar Merkezi’nde 8.’si düzenlenen Intertraffic İstanbul Fuarı’nda, en son teknolojilerle geliştirdiği Akıllı Trafik Sistemleri olan TEDES uyumlu ekin Plate Scanner, ekin Speed Scanner ve ekin Safe Tower gibi akıllı trafik teknolojilerini ziyaretçilerle buluşturdu. Dünyanın İlk Akıllı Devriyesi ‘ekin Patrol’ ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü.

Dünyanın birçok ülkesinden gelecek katılımcı ve ziyaretçilerin ağırlandığı fuara katılan ekin Technology Yönetim Kurulu Başkanı Akif Ekin, yaptığı değerlendirmede trafiğin zaman kaybını en aza indirmesi ve güvenli olması gerekliliklerinin altını çizdi; akıllı trafik kavramının önemine dikkat çekti.

Ekin: “Günümüzde şehir hayatının hızı ve artan nüfus, hepimizi yoğun trafikle baş başa bırakıyor ve büyük bir zamanı trafikte kaybetmemize sebep oluyor. Üstelik güvenlik açısından trafik akışı hayati önem taşıyor. Ölüm ve yaralanmaların en önemli sebebi olan trafik kazalarının azaltılmasının ilk şartını akıllı trafik sistemleri olarak görüyoruz” dedi.

Akıllı trafik sistemlerinin daha az enerji tüketimi sayesinde de doğal kaynakların verimli bir şekilde kullanılmasını ve karbon salımının azalmasını sağlayarak yeşil bir gelecek sunduğunu da ifade eden Akif Ekin: “Hız tespit sisteminden kırmızı ışık ihlal sistemine kadar onlarca teknolojiyi entegre bir yapıda sunuyoruz. Bu sistemler sayesinde trafik ihlalleri ve dolaylı olarak kazaların da azalması en önemli hedefimiz” dedi.

Şehrin coğrafi koşulları ve kültürüne göre tasarlanabilen ekin safe Traffic ürünleri; kırmızı ışık ihlal tespiti, hız ihlali tespiti ve plaka tanıma sistemleri ile çalışıyor ve daha güvenli bir trafik akışı sağlanmasında yüzde 40 oranında iyileşme sağlayabiliyor. Tamamen ekin Technology tarafından geliştirilen ve bu yıl Dünya Teknoloji Ödülleri’nin finalistleri arasında yer alan ekin Patrol ise akıllı devriye sınıfında dünyanın ilk ve tek ürünü olma özelliği taşıyor. Araç dururken de hareket halindeyken de plakaları ve hızı okuyabilen, durağan veya haraketli iki nokta arasında da takip yapabilen ekin Patrol, merkeze anlık bilgi iletebiliyor.

 

Epson’dan kurumsal gözlük

0

Epson özellikle kurumsal müşterileri hedeflediği gözlüğü MOVERIO BT-200’ü tanıttı. Sektörlere özel yazılım çözümleriyle bir çok alanda verimliliği artıran ve yeni bir bakış açısı sağlayan MOVERIO BT-200’ü ve Epson’un giyilebilir teknolojilere olan yatırımlarını Epson Türkiye Ülke Müdürü Sevil Kanat ile değerlendirdik.

Dijital çok güzel gelsenize

0

Dünyada 42 ülkede faaliyet gösteren ve dijital reklamcılığın, internetin gelişmesi için çalışan Interactive Advertising Bureau’nun (IAB) Türkiye’deki temsilcisi IAB Türkiye,22 Haziran – 3 Temmuz tarihleri arasında, Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsü’nde, Cornetto’nun sponsorluğunda yeni bir eğitim çalışması başlatıyor: CornettoUniChallenge+ Dijital Öğrenci İşleri Eğitim Kampı Türkiye’deki tüm üniversitelere açık olan eğitim kampında iletişim, işletme, ekonomi bölümlerinde okuyan 3. ve 4. sınıf öğrencileriyle yeni mezunların dijital sektörü tanımaları, sektörde neler olup bittiğini birebir sektör profesyonellerinden öğrenerek dijital iş dünyasına ısınmaları hedefleniyor. Katılımcılar, bu kampta,dijital dünyayı daha yakından tanırken başarılı markaların öykülerini ajans ve reklamverenlerin ağzından dinleme şansı yakalayacaklar. Ajansları, yayıncı kuruluşları ziyaret etme imkanı elde edecek olan katılımcılar, proje üretmek için aldıkları briefin ardından, 5’er kişilik gruplar halinde briefte verilen soruna çözüm bulacaklar.

Son başvuru tarihi 12 Haziran
Gençlerin, dijital ünlülerle tanışabilecekleri, 15 gün sürecek eğitim kampına katılım 50 kişi ile sınırlı. İki hafta boyunca bir yandan dijital dünyanın keşfedileceği öte yandan projelerin üretileceği kampta, derslerin yanı sıra ekip çalışmasını destekleyen aktiviteler ve dijital ünlülerle sohbetler de düzenlenecek.Her grubun dijital dünyanın tecrübeli isimlerinden bir mentor ile çalışacağı CornettoUniChallenge+ Dijital Öğrenci İşleri Eğitim Kampı’nda projesi ilk 3’e giren ekip üyeleri Eylül ayında dijital alanda faaliyet gösteren bir kuruluştastaj imkânı elde edecek. Ayrıca birinci olan ekip üyeleri, Pegasus’tan uçak bileti kazanacak.

Sony ve LG, Office ve Skype diyor!

0

SkypeforBusinessSony ve LG, Android tabletlerini Microsoft’un önde gelen uygulamalarından bazılarını ön yüklü olarak son kullanıcılarına sunacak. Bahsi geçen uygulamalar arasında, Word, Excel, PowerPoint, Skype, OneNote ve OneDrive gibi örnekler bulunuyor. Bu sayede Skype, Office ve Microsoft’un güçlü bulut hizmetleri birinci elden Android kullanıcılarının eline ulaşarak kitlesini de genişletecek.

Sony ve LG’e ek olarak, Microsoft toplamda 18 yeni partner daha duyurdu. Hainer gibi isimlerin yanı sıra, katılan diğer markalarla birlikte iş ortaklarının sayısı 31’e kadar yükseldi.

Microsoft daha önce böyle bir girişimi Samsung, Dell ve Pegatron ile gerçekleştirmiş ve uygulamalarını bu üreticilerin tabletlerine sunmuştu. Hatta Samsung’un yeni amiral gemisi Samsung Galaxy S6, bazı önemli uygulamalarla ön yüklü olarak satışa sunulmuştu.

Microsoft, yeni iş ortakları ile olan birliktelikleri hakkında detaylı veri paylaşmazken, ortaklıklar için “yeni kazanç olasılıkları” tanımlamasında bulundu.

Android Auto, Hyundai ile geliyor

0
Android Auto
Android Auto

Android akıllı telefon kullanıcıları artık 2015 modet Sonata model araçları için satıcılara, şayet navigasyon sistemleri varsa, Android Auto’yu ücretsiz yükleme talebi verebilecek. Sistem sürücünün akıllı telefonu ve aracı birbirine bağlayarak, Google Maps gibi uygulamaları kullanmak, dokunmatik ekran üzerinden direksiyon kontrolü gibi olasılıkları mümkün kılıyor.

Google ilk olarak 2014 yılında duyurulan projenin Hyundai, Audi ve Honda gibi otomobil üreticileri ile ortak olarak yürütüleceğini söylemişti. Şirketin söylediğine göre sistem 2016 yılında 28 farklı markada kullanılabilir olacak. Bu süreçte Apple da, BMW, GM ve Honda gibi isimler ile ortak çalışacak.

Apple’ın CarPlay’i ile çalışan otomobiller üzerinde de çalışan Hyundai, Kia Motor bünyesinde ve dünyanın en büyük 5 otomobil üreticisinden bir tanesi.

Her şeyden önce kullanıcı güvenliği diyen Android Auto, Euromonitor International adlı tüketici elektroniği araştırma şirketine göre Hindistan gibi otomotiv sektörünün hızla yükseldiği selktörlerde yüzde 85’lik akıllı telefon kullanım oranıyla Google için büyük bir şans.

BBC’ye göreyse, Hyundai Sonata adlı orta segment araçlar, belli bir kitleyi hedefliyor ve bu pazardaki yüzde 5’lik iPhone kullanıcılarını merkezine almıyor.

Alibaba destekli MYbank operasyona geçiyor

0

mybankÇin’in bankacılık sektörüne bağlı yasama organı, Alibaba Group Holding ile ortaklığıyla hayat bulacak MYbank operasyonuna yeşil ışık yaktı. Alibaba bağlantılı Ant Financial’ın olan banka, Çin’in klasikleşmiş bankacılık anlayışını parçalayan internet yapılanmalarından biri olarak Haziran ayı içerisinde hayata geçecek.

MYbank’ın başındaki isim Yu Shengfa ise, şirketlerinin Ant Financial’ın küçük ve mikro firmalar ve ortakları için sunacağı hizmetin gelişimi için önemli bir adım olduğundan bahsediyor.

Ant Financial,1.6 milyondan fazla küçük firmaya toplamda 400 milyar Yuan (64.5 milyar dolar) kredi vermiş bir isim olarak biliniyor ve Alibaba Yönetim Kurul Başkanı Jack Ma’ya bağlı olarak işliyor.

Son olarak Ant Financial’ın MYbank’ın yüzde 30 hissesine sahip olduğu not düşülürken, Fosun International ve Wanxiang Group ise yüzde 25 ve 18’lik paylarla ortaklık yürütüyor.

KOBİ’ler güvende olacak

0

CR10wiNGDünyanın önde gelen ağ güvenliği çözümleri üreticisi Cyberoam, küçük ölçekli işletmeler, şubeler ve ev ofislere yönelik sınıfının en performanslı ve uygun fiyatlı birleşik tehdit yönetimi çözümü CR10wiNG’i duyurdu. Kurumsal nitelikteki güvenlik standartlarını küçük işletmelerin hizmetine sunmak için tasarlanan CR10wiNG, kablosuz bağlantı özelliği sayesinde kablosuz cihazları da koruma altına alıyor.

802.11 n/b/g kablosuz bağlantı standartlarını ve 8 adede kadar sanal erişim noktasını destekleyen CR10wiNG, bağlantı noktasından itibaren sağladığı güçlü korumayı kablosuz bağlantıya sahip cihazlara doğrudan yansıtabiliyor. CR10wiNG, böylece ofisteki tüm kablolu ve kablosuz cihazlar için tehditlere karşı en iyi korumayı sağlıyor.

Kablosuz ağınızda misafirlerinizi güvenle ağırlayın
Çoğu şirketlerdeki kablosuz ağların, özellikle misafir kullanıcıların bağlantılarını takip etme konusundaki yetersizliğinden dolayı veri hırsızlığı ve benzer risklere açık olduğuna dikkat çeken Cyberoam Türkiye Ülke Müdürü Emre Aktaş, şunları söyledi:
“Küçük ofis veya ev ofise sahip olan çoğu şirket, kablosuz bağlantıların güvenliğini sağlayacak bilgi birikimine sahip değil ve bu alana kaynak ayırmakta zorlanıyor. Özellikle de farklı bölgelere yayılmış ofis ve mağazalara sahip işletmeler, hem kendi çalışanlarına, hem de müşterilerine ve misafirlerine güvenli kablosuz erişim sunmak için uygun çözümler arıyor. Cyberoam CR10wiNG’i tüm bu ihtiyaçları karşılamak üzere tasarladık.”

CR10wiNG, çalışanların ağ aktivitelerinin kimlik bazlı olarak düzenlenmesine izin vermenin yanı sıra, ağ üzerindeki misafir kullanıcıların internet erişimini de denetim altına alabiliyor. Ayrıca sahip olduğu çoklu sanal erişim noktası desteği sayesinde aynı ağ üzerinde satış, pazarlama, destek, misafir ve diğer amaçlar için ayrılmış, her biri kendi kurallarına sahip bağımsız erişim alanları oluşturabiliyor. Böylece erişim güvenliğini garanti altına alınırken, her türlü yetkisiz erişimin önüne geçiyor.

Binlerce kişilik şirketlerin güvenliğinden ilham aldı
Kurumsal şirketlerin ihtiyaçlarına cevap vermek üzere kurgulanmış özelliklerden ilham alan CR10wiNG, küçük işletmeleri ve ofisleri kurumsal nitelikte güvenlik çözümleriyle tanıştırmak için tasarlandı. CR10wiNG, kablosuz bağlantı özelliği sayesinde Wi-Fi yönlendirici ve firewall uygulamalarını tek bir kutuda birleştiriyor. Ayrıca uzak konumlardaki sınırlı bağlantı olanağına sahip ofisler için USB aracılığıyla 3G/4G bağlantı özelliğini de destekliyor.

CR10wiNG küçük şirketlerin daha büyük şirketlerle işbirliği yapmak için ihtiyaç duyduğu güvenlik standartlarına uyumluluğunu sağlamanın yanı sıra, sahip olduğu yüksek performans sayesinde yatırımın geleceğini de garanti altına alıyor. Saniyede 400 megabit hızında firewall korumalı bağlantıya izin veren CR10wiNG, saniyede 60 megabit veriyi gerçek zamanlı olarak tehditlerden arındırabiliyor.

Kurumsalda mobil dönüşüm

0

Aruba GörselBir HP şirketi olan Aruba Networks (NYSE: HPQ), Aruba 320 Serisi erişim noktaları (Access Point-AP) tanıtarak dijital işyeri için daha iyi ağ performansını müjdeliyor. 2018 itibariyle büyük işletmelerdeki çalışanların yüzde 75’inin günde üç kereden daha fazla video etkileşiminde bulunacağı öngörülmektedir. Dolayısıyla, Bilgi İşlem departmanları artan Wi-Fi kapasite performans gereksinimlerini desteklemekte güçlük çekiyor. Buna ilave olarak, daha yüksek performansa sahip 802.11ac Wave 2 altyapısının çıkmasıyla birlikte, MU-MIMO destekli yeni mobil cihazları yönlendirerek ve gruplandırarak bu cihazlardan faydalanabilmek için doğru ağ istihbaratına gereksinim duyulmaktadır.

320 serisi, sektörün çok kullanıcı çoklu giriş/çoklu çıkış (MU-MIMO) gruplama destekli ilk 802.11ac Wave 2 AP’sidir, bunun sonucunda ağ kapasitesi önemli ölçüde güçleniyor. Aygıt yazılımı güncellemeleri, batarya ömrünün izlenmesi ve konfigürasyon değişiklikleri için bataryayla çalışan Aruba İşaretleyicilerinin (Beacons) yönetilmesine yardımcı olan bir BLE işaretleyicisini entegre eden sınıfının tek Wave 2 AP’sidir.

Aruba Wave 2 beta tüketicisi olarak, 50’den fazla ülkede 62 milyondan fazla üyesiyle dünyanın lider internet televizyon ağı olan Netflix Inc., yeni geliştirilen uygulamaların bant genişliği ve kapasite gereksinimlerini desteklemek amacıyla 802.11ac teknolojisindeki gelişmeleri yakından takip ediyor.

Dijital çalışma ortamında #GenMobile’ı desteklemek için Wave 2 güçlendiriliyor
Wave 2 cihazlarının öngörülen tsunami etkisine hazırlanmak için; Aruba, başlangıçta “sticky client” (yapışkan müşteri) sorununa çözüm getiren patenli ClientMatch teknolojisine yeni inovasyonlar getirmiştir. Aruba’nın geliştirilmiş yeni ClientMatch teknolojisi, Wave 2 MU-MIMO müşterileri için akıllı farkındalık özeliğini içermektedir, bu sayede MU-MIMO cihazlarını Aruba 320 Sersi AP’ler üzerinde otomatik olarak yönlendirip gruplandırılıyor. Bu sayede 320 serisi, birden fazla Wave 2 destekli cihaza aynı anda veri iletebiliyor ve dolayısıyla genel ağ kapasitesini artırıyor. Bu Wave 2 geliştirmeleri sayesinde, ClientMatch teknolojisi sadece bireysel cihaz performansını iyileştirmekle kalmayacak, aynı zamanda 802.11ac Wave 2 için genel ağ kapasitesini de güçlendirecektir. Bu sonuç, geliştirilmiş ClientMatch teknolojisi kullanılmayan diğer rakip Wave 2 çözümleriyle karşılaştırıldığında performansta yüzde 42’ye kadar bir iyileşmeye tekabül etmektedir.

“802.11ac Wave 2 çözümlerinin daha hızlı benimsenmesi için; Qualcomm Atheros, yeni nesil Wi-Fi ekipmanı üretmek için Aruba gibi ağ kurma liderleriyle birlikte çalışmaktadır,” diyen Qualcomm Incorporated iştiraki Qualcomm Atheros Inc. Ürün Yönetimi Başkan Yardımcısı Irvind Ghai sözlerine şu şekilde devam etmiştir: “Aruba, geliştirilmiş ClientMatch dinamik MU-MIMO gruplandırmasıyla Wave 2 performansını maksimize etmek için inovatif bir yaklaşım benimsemiştir. Bu teknoloji, MU-MIMO destekli mobil cihazları otomatik olarak belirleyip işletme ölçeğinde performans ve kapasite sağlamak için en yakın Wave 2 destekli erişim noktasına yönlendirmek üzere tasarlanmıştır.”

Fiyat ve satışa sunulma
Aruba 320 serisi Erişim Noktaları (AP), 2015 takvim yılının üçüncü çeyreğinde satışa sunulacaktır. 320 serisi AP fiyatları, ABD listesinde 1,395$’dan başlamaktadır. Enhanced ClientMatch de yeni ArubaOS 6.4.4 geliştirilmiş yazılımının bir parçası olarak Haziran itibariyle satışa sunulacaktır.

AWS Türkiye’de

1

Amazon Web Services (AWS), 190 ülkede aralarında büyük firmaların, start-up’ların ve kamunun da olduğu 1 milyonun üzerinde müşterisine maliyetlerini düşürmede ve inovasyon süreçlerini hızlandırmalarında büyük katma değer sağlıyor. Amazon Web Services Türkiye Ülke Lideri Murat Yanar, AWS hakkında detaylı bilgiler verirken Türkiye pazarındaki hedeflerini TechInside mikrofonlarına anlattı.

Android Pay neden başarılı olsun ki?

0

pay-fullbleedApple’ın dijital ödeme servisi Apple Pay geçen yıl servise girdiğinde, Google başını duvara çok vurmuş olmalı çünkü yıllardır Android telefonlarında bulunan Google Wallet hizmeti atıl durumda beklerken Google bu ödeme servisi hakkında neredeyse hiç adım atmadı, kullanıcıları sahip olacakları kolaylıklar konusunda bilgilendirmedi.

Ancak Apple, ödeme servisi işine çok iyi hazırlanarak giriş yapmıştı. ABD ekonomisinde çok önemli yer tutan sayısız mağazayı kendi renklerine katarak açılış yapan Apple, daha ilk günden iPhone sahiplerine alış veriş yapabilecekleri binlerce mağaza hediye etmişti.

Google şimdi, geliştiriciler konferasında Android Pay hizmetini duyurdu. Bu yeni servis isim olarak Apple Pay’ı anımsatsa da aslında hepimiz onun Google Wallet’ın devamı olduğunun farkındayız. Peki, Google şimdi ne yapacak da insanların Android Pay’ı kullanmasını sağlayacak? Farkı nerede yaratacak?

2015 sonuna doğru hizmete başlayacak olan Android Pay için en önemli yenilik, ABD’deki büyük operatörlerin çoğuyla anlaşmaya varmış olması. AT&T, Verizon ve T-Mobile artık satacakları telefonlara Android Pay’ı yükleyecekler ve kullanıcılar daha telefonu aldıkları anda Android Pay’ı kullanmaya başlayacak. Hatta bu operatörler, bu servisi kullanan müşterilerinin telefon faturalarını da Android Pay üzerinden otomatik olarak tahsil edecekler. Yani çok sayıda kullanıcı, otomatik olarak Android Pay’ı kullanmaya başlayacak.

Android Pay’i aktif olarak kullananların sayısı arttınca da, mağazaların Android Pay ödeme sistemlerine geçişi hızlanacak ve Google 2016 içinde ABD içinde hızla pazar payı kazanacak.

Tabi Apple da bu sırada boş durmayacak ve Avrupa’daki varlığını güçlendirmek için Avrupalı ve Uzak Doğulu mağazaları kendine bağlamaya çalışacak ancak Apple’ın ve Google’ın yapılan her alışverişten vergi keser gibi komisyon alıp devletlerin maliye bakanlıklarına ortak olmasına diğer ülkeler ne kadar sıcak bakar bilemiyoruz.

Avrupa Komisyonu’nun, ABD istihbarat ajansları ile çalıştıkları tescillenen ABD teknoloji şirketlerinin ayağını Avrupa’dan kesmek için her türlü imkanı kullandığını biliyoruz. Dolayısıyla, bu sistemlerin Avrupa’ya yayılması biraz daha zaman alabilir.

E-GÜVEN’den, herkese e-imza daveti

0

E-GUVEN+Genel+Muduru+Can+OrhunE-GÜVEN, yalnızca iş süreçlerini kolaylaştırarak maliyetleri azaltmak ve zamandan kazandırmakla kalmıyor, çevrenin korunmasına da katkı sağlıyor. e-fatura, e-tebligat, e-devlet, e-defter ve KEP başta olmak üzere pek çok projede birey ve kurumlar için gerekli e-imza altyapısını sağlayan, e-imza kullanım alanlarını geliştirmek üzere yeni projeler geliştiren E-GÜVEN, bugüne kadar 10 binden fazla ağaç kurtardı.

E-GÜVEN’in imza süreçlerini kağıt üzerinden elektronik ortama taşıyan ürün ve uygulamalarının ekolojik sistem için de anlam taşıdığını vurgulayan E-GÜVEN Genel Müdürü Can Orhun şunları ifade etti: “Düşük kağıt tüketimi ülkeler için önemli bir gelişmişlik, şirketler içinse önemli bir modernleşme simgesi. Bir insanın yıllık ortalama oksijen ihtiyacını karşılamak için 7 – 8 ağaç gerekiyor. E-GÜVEN olarak şirketlerin e-imzalı projeler üretmesine destek olarak ve bireylerin e-imza edinmesini sağlayarak kurtardığımız 10 binden fazla ağaçla ortalama 1500insanın oksijen hakkını elinden almamış olduk. Bu değerli kazanımı, doğaya saygılı ve teknolojiyi yakından takip eden şirket ve bireylerin bilinçli tutumuyla elde ettik. Henüz e-imzaya geçmemiş tüm birey ve kurumları bu duyarlılığın bir parçası olmaya davet ediyoruz.”

Nüfus artışı ve ekonomideki büyümenin doğal kaynakların üzerindeki baskıyı artırarak çevrenin doğal yapısını bozmaya yönelik tehdit oluşturduğunu belirten Orhun, “Diğer yandan yaşanan hızlı teknolojik dönüşüm ve eskiden kağıt üzerinde yapılan işlemlerin elektronik ortama taşınması doğa üzerindeki bu tahribatı azaltmak için bize ciddi bir fırsat sunuyor” dedi.