Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1787

WIN EURASIA Metalworking

0

win-brosur11-14 Şubat 2016 tarihleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek olan WIN EURASIA Metalworking, imalat sanayiinin liderlerini ağırlamaya hazır. Metalworking Eurasia ve Surface Treatment Eurasia fuarları kapsamında; sac levha işleme ve yüzey işlem teknoloji zincirinin tamamına odaklanacak olan fuar, bu yıl sergilenen ürünlerin yanı sıra özel bölüm ve etkinlikleri ile de sektöre yön verecek.

İlk kez geçtiğimiz yıl düzenlenen Robotics ve Safe@Work özel bölümlerinin yanı sıra bu yıl iki yeni etkinliğe daha imza atan WIN EURASIA Metalworking, “Automative Supply Chain” adı altında gerçekleşecek özel alanda sac işleme ve yüzey işlem sektörünü otomotiv sektörüyle buluştururken, “Metal İşleme Endüstrisinde Yüzey İşlem Teknolojileri” konulu forum aracılığıyla da yüzey işlem teknolojisindeki yeniliklere odaklanacak.

EWE Turkey Holding, Millenicom Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş.’yi devraldı

0

ewe logoAlmanya’nın köklü enerji şirketlerinden EWE AG’nin yüzde 100 iştiraki olan EWE Turkey Holding, enerji sektöründeki yatırımlarının ardından Türkiye telekomünikasyon pazarına da adımını attı. EWE Turkey Holding, Rekabet Kurumu onayı ve diğer yasal süreçlerin tamamlanması ile “Türkiye’nin Telekomünikasyon Uzmanı” olma hedefiyle alternatif servis sağlayıcılar içinde öncü bir konuma ulaşmış olan Millenicom’un hisselerinin tamamını devraldı.

EWE Turkey Holding Genel Müdürü Bekir Sami Acar hisse devrinin gerçekleşmesiyle ilgili olarak şunları söyledi: ‘‘EWE olarak Türkiye enerji sektöründeki güçlü varlığımıza ilave olarak bir süredir yakından takip ettiğimiz telekomünikasyon pazarına da girmenin heyecanını yaşıyoruz. EWE’nin uzun yıllardır Almanya telekomünikasyon pazarında edinmiş olduğu tecrübe ve birikimini Türkiye’ye taşımak ve Türkiye’de ulaştığımız üstün müşteri memnuniyeti ve yüksek kalite standardını telekomünikasyon müşterilerine de sunmak istiyoruz. Deneyimli kadrosuyla ve güçlü altyapısıyla piyasada öncü bir konumda olan Millenicom şirketiyle iletişim sektörüne yeni bir heyecan katacağımıza ve uzun vadede enerji ve telekomünikasyon piyasalarının yakınsamasına yönelik yenilikler getireceğimize inanıyoruz.’’

Mevcut iştirakleri ile güçlü bir şekilde organik büyümesini devam ettiren EWE Turkey Holding, enerji piyasasında yeni yatırım ve satın alma fırsatlarını yakından takip ediyor. Telekomünikasyon alanında Almanya’da yıllardır başarıyla uyguladığı yakınsama stratejisini Türkiye’ye taşıyacak olan EWE, her iki sektörde faaliyet gösteren ilk oyuncu konumuna geldi. Millenicom’un satın alınmasıyla beraber müşteri sayısını yaklaşık 120.000 artıran EWE Turkey Holding, bireysel ve kurumsal müşteri pazarındaki konumunu güçlendirmiş oldu. Millenicom’un EWE Türkiye grubuna katılmasıyla beraber EWE’nin Türkiye’deki çalışan sayısı 985’e ulaştı.

Millenicom, 1998 yılında Almanya’da kurulan European Telecommunication Holding (E.T.H. AG) bünyesinde 2004 yılında Türkiye faaliyetleri için kuruldu. Telekomünikasyon sektörünün birçok farklı alanında faaliyet göstermiş olan Millenicom, faaliyetlerine arama kartı, arama bazında çağrı, sabit telefon hizmetleri ile başladı.. 2009 yılında VOIP ve Doping ADSL hizmeti vermeye de başlayan Millenicom, bugün hem bireysel hem kurumsal müşterilerine internet hizmeti, telefon hizmeti ve bulut çözümleri sunmaya devam ediyor.

Şirketler siber güvenlikte bilinç kazanıyor

0

cyber security

Tehdit istihbaratı ve siber güvenlik trendlerini inceleyen Cisco 2016 Yıllık Güvenlik Raporu’na göre,  saldırganların daha sofistike, cesur ve dirençli yöntemler kullanması nedeniyle dünya genelindeki kurumların sadece yüzde 45’i güvenlik ile ilgili pozisyonlarından ‘emin’ durumda.

Yöneticiler şirket güvenliği konusunda emin olmamakla birlikte, yüzde 92’si düzenleyicilerin ve yatırımcıların şirketlerin siber güvenlik riskler konusunda kendilerinden etkin yönetim beklediğini düşünüyor. Bu nedenle de yöneticiler -özellikle operasyonlarını dijitalleştirme sürecinde- kurumlarının geleceğini güvenli bir hale getirmek için yeni önlemler alıyorlar.

Raporu değerlendiren Cisco MEAR  (Ortadoğu- Afrika-Rusya) Siber Güvenlik Sistem Mühendisliği  Müdürü Hakan Tağmaç  “ Güvenlik, yapısı itibariyle dayanıklılık, mahremiyet ve şeffaf bir şekilde görülen itimattır. Nesnelerin interneti ve dijitalleşme tüm sektörleri etkisi altına alırken, şirketler bu kavramları akılda tutarak teknoloji kapasitelerini geliştirmeli ve gerekli yatırımları yapmalılar. Daha faza teknik borç yaratamayız, bunun yerine sorunlarla bugün yüzleşmeli ve çözüm yolunda adım atmalıyız” dedi.

Hackerlar yılda 34 milyon dolar kazanıyor

Rapor aynı zamanda işletmelerin hızla gelişen saldırılar karşısında yaşadıkları zorlukları da ortaya koyuyor. Hacker’lar kar getirecek etkin ataklar için meşru kaynaklardan faydalanıyor. Ayrıca siber suçlular gerçekleştirdikleri direkt saldırılarla -sadece fidye yazılımlar sayesinde- yılda 34 milyon dolar kazanıyorlar.  Bu kötü niyetli kişiler herhangi bir mevzuata takılmadan saldırılarına devam edebiliyorlar.

Şirketler bu profesyonel siber saldırıları tespit etmelerini, mücadele etmelerini ve sonuçlarını telafi etmelerini engelleyen güvenlik zorlukları ile karşı karşıya kalıyorlar. Eskimiş altyapılar, süresi dolmuş organizasyon yapıları ve uygulamalar kuruluşları tehlikeye atıyor.

Çalışma, bu yasadışı bir sektör haline gelmiş düşmanlara karşı korunmak için tüm süreçler, teknolojiler ve çalışanlara yatırım yapılması ve daha fazla işbirliği gerekliliğinin altını çiziyor.

Araştırmada önce çıkan bulgular:

  • Azalan güven, artan şeffaflık: Görüşülen şirketlerin yarısından azı ağdaki açıkların kapsamını belirlemek ve zararı telafi etmek konusunda kendilerinden emin. Ancak finans ve regülasyon yöneticilerinin büyük çoğunluğu yatırımcıların ve düzenleyicilerin şirketlerden beklentilerinin gelecekteki siber güvenlik riskleri konusunda daha fazla şeffaflık beklediği konusunda hem fikir. Bu da güvenliğin artık yönetim kurulu seviyesinde bir endişe haline geldiğini gösteriyor.
  • Eski Altyapılar: Güvenlik altyapılarının güncel olduğunu belirten işletmelerin sayısı yüzde 2014 ve 2015 yılları arasında 10 azaldı. Araştırma internet cihazlarının yüzde 92’sinin bilinen zafiyetlere sahip olduğunu ortaya çıkardı. Analiz edilen tüm cihazların yüzde 31’i satıcı tarafından artık desteklenmiyor ya da bakımı yapılmıyor.
  • Potansiyel zayıf halka; KOBİ’ler: Gün geçtikçe daha fazla şirket tedarik zincirlerinin ve küçük iş ortaklıklarının daha az güvenlik aracı ve süreci kullandıklarını fark ediyorlar. Örneğin 2014- 2015 yılları arasında web güvenliği kullanan KOBİ’lerin oranı yüzde 10’dan fazla azaldı. Bu, şirketlerin yapısal zayıflıklardan kaynaklanan potansiyel risklerini gösteriyor.
  • Artan dış kaynak kullanımı: Kalifiye işgücü eksikliği hemen her ölçekteki şirketin güvenlik portföylerini dengelemek için dış kaynak kullanımının değerini fark etmesini sağlıyor. Bu danışmanlık, güvenlik denetimi ve saldırılara karşı müdahaleyi de içeriyor. 2015 yılında özellikle etkin bir güvenlik için yeterli kaynağı olmayan KOBİ’lerin yüzde 23’ü güvenlik yaklaşımlarını geliştirmek için dış kaynak kullanmayı tercih etti. Bir önceki yıl bu oran sadece yüzde 14’tü.
  • Sunucu aktiviteleri yer değiştiriyor: Online suçlular aktivitelerini desteklemek ve kötü niyetli amaçlarını gerçekleştirmek amacıyla sosyal medya üzerinden WordPress sunucuları gibi riskli sunuculara kaymaya başladı. Örneğin siber suçlular tarafından kullanılan alan adları geçen yıl Şubat ve Ekim ayları arasında yüzde 221 arttı.
  • Tarayıcı temelli veri sızıntısı: Kötü amaçlı tarayıcı uzantıları çoğunlukla güvenlik ekipleri tarafından düşük seviye bir tehdit olarak görülmesine rağmen, şirketlerin yüzde 85’ini etkileyen büyük veri sızıntıları için potansiyel bir kaynak oluşturdu. Reklam yazılımları, kötü amaçlı reklamlar ve hatta kamuya açık web siteleri ya da ölüm ilanları sütunları yazılımlarını düzenli olarak güncellemeyenlerin açık vermesine neden oldu.
  • DNS Kör noktaları: Kötü olarak bilinen yazılımların yüzde 92’ye yakınının DNS’i kullandığı ortaya çıktı. Güvenlik ekipleri ve DNS uzmanları genellikle bir şirkette farklı BT gruplarında çalıştıkları ve işbirliği yapmadıkları için bu sıklıkla güvenlikte ‘kör nokta’ yaratıyor.
  • Daha hızlı tespit: Sektör siber suçların tespit edilme zamanını kabul edilemeyecek şekilde 100-200 gün arası olarak tahmin ediyor. Cisco 2015 Yarı Yıl Güvenlik raporu açıklandığından bu yana bu süreyi 46 saatten 17,5 saate indirdi. Daha hızlı tespit etmenin siber saldırının zararını minimize ettiği, zararı ve riski azalttığı görüldü.
  • Güven önemli: Şirketlerin gittikçe daha fazla dijitalleşme stratejilerini benimsemesiyle oluşan veri, cihaz, sensör ve hizmet hacmi daha gazla şeffaflık, güven ve hesap verilebilirlik ihtiyacı doğuruyor.

Davos’un gündemi Sanayi 4.0, ya sizinki?

0

i40

Sanayi 4.0 tanımlaması, konuyu izah eden tam bir ifade olmadığını söyleyen çok kişi var. Otomasyon karşılığı kullanılan Sanayi 4.0 yerine “2. Makine Çağı”, “Robotlar Çağı” diyenler de var. Özellik olarak bakacak olursak, makinelerin akıllanması ve istihdamın insandan makinelere geçmesinin tamamlanması dönemi olarak dikkat çekiyor.

Eğer insan yerine makine dersek, buzdağını tanımlayan bir ipucu göstermiş oluruz. Öyle vahim sonuçlar ortaya çıkar ki Fransa, geçen hafta olağanüstü hal ilan etti. Gelecekte ortaya çıkacak istihdam sorunu ile nasıl başedeceğini şimdiden düşünmeye başladı.

Matbaanın bulunuşundan bu yana yaşanacak en büyük dönüşümden bahsediyoruz.

Sanayinin bir de tarihi sürecine bakalım:

1784 yılı olarak kabul edilen buharlı makinelerin bulunması, sanayinin başlangıcı kabul edilir. İngiltere, buharlı makineler ile yanı gemileri sayesinde dünyanın dört bir tarafına giderek, imparatorluğunu kurdu ve dönemin bütün ekonomik kaynaklarını ve ticaretini ele geçirdi.

Amerika’daki Kuzey – Güney Savaşının galibini belirleyen ise buharlı trenler ve telgraf oldu. Telgraf, matbaadan sonra bilginin üretim süreçlerine girmesine katkı sağlayan ikinci üründür.

Bu sürece 1870 yılında elektriğin bulunmasi hız verdi. Makineler elektriklenince, hem fonksiyonunu hem de ivmesini artırdı.

Makine çağını anlamlandıran ise makinelerin seri üretime geçmesi oldu. 1908 yılında Ford Otomobıl fabrikasında uygulanan üretim bandı, yeni bir çağın başlangıcı oldu. Artık üretim bantları sadece o fabrikaların üretimlerini artırmakla kalmadı, ülkelerin gelişmişlik düzeylerini de belirleyen göstergeler oldu.

Her iki dünya savaşı da seri üretimin sanayi çağının toplumları olumlu ve olumsuz nasıl etkilediğini gösterdi.

1969 yılı insanlığın aya gidişinin tarihi kadar, elektronik çağının da başlangıcıdır. Aslında elektronik ile birlikte bilgisayarın da hayatımıza girmeye başlaması anlamına geliyor bu.

Aslında bütün bu sanayi birikimini, ülkelerin zenginliğine taşıyan en önemli gelişme Küreselleşme oldu. 1989 yılında Berlin Duvarı’nın yıkılması bunun miladıdır. Küreselleşme ile birlikte bütün geleneksel kavramlar yıkılmaya başladı ve ülkelerden daha çok markalar yaygınlaşmaya başladı.

Bu sürece en büyük katkıyı bilgisayar yapmakla birlikte, ivme kazanmasına ise mobil telefonlar katkı sağladı.

Robotlar eskiden beri vardı. Bundan sonra olması niye Sanayi 4.0 olarak niteleniyor, sorusu akla gelebilir. Şu anda dünyada 10 bin çalışana göre robotlaşma sadece 66 adet olarak var sayılıyor. Otomotiv sanayi öncü durumunda ve Japon otomotiv sanayiinde 10 bin kişiye karşılık 1.520 robot kullanılıyor.

Aslında sektörlerdeki büyüme oranları da dikkat çekici durumunda. Otomotivde 2010 yılına göre 2013 yılında yüzde 82 oranında robot kullanımı artmış görünüyor. Bu sektörü yüzde 80 ile metal sanayi, yüzde 44 ile gıda sanayi, yüzde 35 ile ilaç sanayi izliyor.

Sanayi 4.0 Çağını anlamlandıran 5G olacak. Yani nesneler arası internet, robotlar ve otomasyonun alt yapısı olacak. Hız, verimlilik ve en önemlisi Big Data ile birlikte bütün üretim süreçlerinin yeniden yapılanacak ve tanımlanacak bir dönem geliyor.

Önümüzdeki 20 yıl içinde Nesneler Arası İnternetin (IoT) oluşturacağı ekonomik büyüklük 17 trilyon dolar olacak. Mac Kinsey’in araştırmasına göre ise 2024 yılında 11 trilyon dolar bir ekonomik büyüklük bizi bekliyor. Veya konuyu bilmeyen yüzde 87’yi IoT bekliyor…

Cisco ise önümüzdeki 10 yıl içinde, IoT alanında kamuda 4.6 trilyon dolar, özel sektörde ise 14.4 trilyon dolar bir ekonomik büyüklük olacağını öngörüyor.

Gelecek siyasi stratejiler konusunda araştırmalarıyla ünlü Rand Corporation da Sanayi 4.0 üzerine bir rapor yayınlandı. TOBB bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) da, Türkiye’nin sürecin dışında kalmaması için konuya dikkat çekti.

Bazı sanayi odaları yeni dalgayı gündemlerine aldı. Yine de, yol haritası ortaya çıkacak kadar etki oluşturmadı.

Bu sadece sanayiyi ilgilendiren bir süreç değil. Yeni bir üründen bahsetmiyoruz. Geometrik katlanan bir işlemci kapasitesinden, buna karşılık matematik katlarla azalan istihdamdan ve değişen iş süreçlerinden bahsediyoruz.

Enerji, lojistik, emek tasarruflarının yanı sıra toplumsal yapıyı etkileyecek bir dip dalgasından söz edebiliriz.

Sonuçta dünyanın gündemi Sanayi 4.0 ve bu gündem 5G ile birlikte ana akım olacak. Bu entegrasyon ve dönüşümü ne kadar idrak edebilirsek, gelecek için umutlu olabileceğiz.

Türk Telekom ve Avea için yeni sayfa!

0

telekom

1840, Türkiye için önemli bir yıl. Bir İngiliz, Kadıköy taraflarında avlanmaktadır ve kaza eseri bir çocuğu yaraladığı için tutuklanır. İngiliz elçisinin araya girmesiyle şahıs, serbest bırakılır. Serbest kalan İngiliz, ilginç bir istekle Türkçe gazete çıkarmak için izin ister ve alır.

1840 yılında; ilk Türkçe gazete yayın hayatına başlar. Adı da: Ceride-i Havadis’dir ve bahsi geçen İngiliz, William Churchill’dır.

Gazetecilik için çok önemli olan bu yılda, internet üzerinden bu haberi ulaştırmamı sağlayan mesleğim adına ilginç bir gelişme daha olur; Türk Telekom kurulur.

Postahane-i Amirane adı ile Sultan Abdülmecit Han tarafından kurulmasına izin verilen şirketin doğumundan 20 yıl sonra, firmanın günümüzde en büyük gelir kapısı olan telefonun icadı Antonia Meuccitarafından gerçekleştirilir.

Bir önceki cümlede Graham Bell‘den bahsetmem gerektiğini düşünenler için kısa bir bilgi vereyim…

Sesi önce elektrik dalgalarına, daha sonra da telefonun diğer ucunda tekrar sese çeviren aleti, 1860’da Antonia Meucci bulmuş ancak 10 Dolar’lık üçüncü patent taksidini ödeyemediği için bu krokileri ele geçiren Graham Bell, görevi tamamlayarak dünyaya nam salmıştır.

Kuruluşundan 41 sene sonra ülkemizde ilk telefon görüşmesini sağlayan, şu anda on binlerce çalışanı, milyonlarca müşterisi ve köklü tarihi ile ülkemizin en değerli varlıklarından biri olan Türk Telekom, tüm dünyadaki değişime ayak uydurmak ve şirketi, rekabetin çok daha çetin geçeceği geleceğe hazırlamak için cesur dönüşümlere hazırlanıyor.

Bu dönüşüm en çok, uygun fiyatlı tarifeleri ile müşterilerin yoğun ilgisini çeken Avea markasında hissedilecek.

Öyle ki; BTK’nın hazırladığı sektör verilerine (PDF, 2,2 MB veya kota dostu) göre, 2015’in son çeyreğinde %23’lük paya sahip olan Avea aboneleri, telefonlarında Avea yerine yeni bir Türk Telekom ibaresi görebilir.

Kurum içinden bile sır gibi saklanan dönüşüm için tüm planlar hazır. Türk Telekom, Avea ve TTNET markasını mağazalarında bir araya getirmeyi başaran şirket, şimdi ikinci darbe ile rekabette çevik olmanın yollarını arıyor.

Yarın düzenlenecek olan basın toplantısında bu dönüşüm hakkında ne kadar bilgi verileceğini kestirmek güç.

Halka açık bir şirket olan Türk Telekom’un, tüm hissedarları ve müşterilerini yakından ilgilendiren bu dönüşüm için henüz KAP’a yapılan bir açıklama bulunmuyor.

Not: Bu bilgilerin, duyum olduğunu belirtir, kurum hakkında en net bilgilerin kurumun kendi sitesinden ve KAP üzerinden alınması gerektiğini belirtelim. Son bir bilgi daha; aldığımız duyumlar konusunda bugüne kadar pek yanılmadık.

 

Kaynak: ShiftDelete.Net

Twitter yöneticileri istifaya başladı!

3

twitter p2

Twitter, yıllardır bir türlü kar edip yatırımcılarının yüzünü güldürmeyi başaramadı. Yola aynı zamanda çıktıkları sosyal medya servisi Facebook dünyanın en önemli, en büyük şirketleri arasına girmişken Twitter hala bir gün kar ederiz umuduyla şirketin zararlarını finanse eden bir start-up görünümünden çıkmayı başaramadı.

Son olarak geçen yaz CEO’sunu değiştiren şirkette, umutlar artık tükenmiş olabilir. Kurucusu Jack Dorsey’in CEO’luğunda şansını son kez denemeye karar veren Twitter’da sene sonu hesapları ortaya çıkınca rahatsızlıklar daha da artmışa benziyor çünkü şirketin dört üst düzey yöneticisi aynı gün istifa ederek, Twitter’da işlerin kötüye gittiği söylentilerini yeniden gündeme taşıdılar. Mühendislik başkan yardımcısı Alex Roetter, global medya başkan yardımcısı Katie Jacobs Stanton, ürün başkan yardımcısı Kevin Weil ve Vine’ın lideri Jason Toff şirketten ayrıldıklarını açıkladılar.

Ayrılıkların nedeni hakkında resmi bir açıklama yok ancak istifa dışında, yöneticilerin görevden alınmış olmaları ihtimalinin de yüksek olduğu değerlendiriliyor. Yine de Jack Dorsey’in kişisel hesabından yaptığı açıklama, bu ayrılıkların istifa olduğunu vurguluyor.

Şimdi herkesin aklındaki sorular şunlar: Twitter batıyor ve yöneticileri de onunla birlikte batmamak için gemiden kaçıyor mu, yoksa Jack Dorsey, istediği performansı gösteremeyen yöneticileri şirketten uzaklaştırıyor mu?

FBI, Türkiye’de Dark Web operasyonu yaptı

1

fbi

FBI, geçtiğimiz günlerde, dünya çapında 1500 pedofili hastasını teşhis edip yakalanmasına yardımcı oldu. Bu operasyonu gerçekleştiren ise, FBI’ın hacker timiydi.

Her türlü yasa dışı içeriğin yer aldığı ve Tor sistemi kullanılarak ulaşılan Dark Web (Deep Web) sitelerinde yer alan çocuk pornografisi içeriklerine karşı savaş başlatan FBI’ın Operation Pacifier ismini verdiği operasyon, Şili, Danimarka, Yunasitan, Kolombiya ve Türkiye’de tespit edilen pedofili hastalarına karşı gerçekleştirildi.

FBI bu operasyonda tek başına çalışmadı, Avrupa’ki hedeflere ulaşabilmek için Avrupa Birliği’nin FBI’ı olarak kabul edilen polis kurumu Europol ile ortak çalıştı. Operasyonun detayları hakkında fazla bilgi yok ancak FBI’a yakın olan basın organları, kurumun uyuşturucu dağıtımı, kiralık katil hizmetleri, terörizm organizasyonları ve çocuk pornografisi gibi içeriklerin kolayca bulunabildiği Dark Web’e savaş açtığının altını çiziyorlar.

Dünyanın ilk akıllı kampüsü

0

akilli kampus

2016 Haziran ayında tamamen bitmesi planlanan proje ile bütün park alanları enerji depolama haline getirilecek. Burada bütün elektrikli araçları ve elektrikli donanımları hızlı şarj etme imkanı olacak. Aynı zamanda bunlar tek bir merkezden kontrol edilecek.

Bu enerji ile tüm çevrenin aydınlatılması binalarının tüm işlevlerinin yerine getirilmesi sağlanacak. Tüm binalarda hava kontrol sistemleri, klima sistemleri ve tüm sistemlerin kontrolü tek bir merkezden sağlanarak her yere eşit dağılımı yapılacak.

Hacettepe Teknokent Genel Müdürü Abdurrahman Güngör: “Danışman hoca ve öğrencilerimizle birlikte 100 kişinin üzerinde çalışan mevcut bu proje için. Yurt dışında örnekleri de var ama güneş enerjisi yerine nükleer enerji kullanılıyor. Bahreyn Üniversitesi’ne de danışmanlık yapıyoruz bu proje ile. Güneş enerjisi ile bütün kampüsü donatıyoruz. Bu sistemleri Pasif bina dediğimiz bir binaya bağlıyoruz, bu bina da kendi enerjisini kendi oluşturuyor ve kendi atığını kendi temizliyor. Duvar kalınlıkları yaklaşık1.20 cm. Katı atık sıvı atık ayrı ayrı ayrıştırılıyor. Pis su temiz su olarak ayrıştıran bahçe sulama suyunu bile temin edebildiğimiz bir sistem. Güvenlik açısından giren çıkan araçların kontrolünde, araç tanıma sistemleri, aracı alttan tanıyarak içinde ne var ne yok gösteren bir yöntem mevcut ayrıca yüz tanıma sistemleri de var. Haliç’te gerçekleştirilecek ICSG 4. Uluslararası İstanbul Akıllı Şebekeler ve Şehirler Kongre ve Fuarı bizler için çok önemli. İlk kez burada tam anlamıyla lansmanımızı yapacağız. ICSG’ye 50’den fazla ülke katılıyor. Bu sayede tüm dünyaya örnek olacağız” açıklamasında bulundu.

Apple otomobil projesinin şefi işten ayrıldı

2

apple car

Apple’ın elektrikli ve otonom otomobil projesi aslında son derece gizli bir proje olarak biliniyor ama öte yandan Apple’ın otomobil üzerinde çalışmadığını bilmeyen kalmadığı için projenin çok da büyük bir gizemi kalmadığı da söylenebilir.

Özellikle de Apple’ın Tesla, Mercedes ve Toyota gibi büyük otomobil şirketlerinde çalışan ünlü mühendisleri teker teker ikna edip işe almasıyla daha da gün yüzüne çıkan bu projenin başındaki isim olan Steve Zadesky ise Apple’dan istifa ettiğini açıkladı.

Ford’dan Apple’a

Daha önce Ford’da görev alan ve son 16 yıldır Apple’da çalışan, iPhone ve iPad projelerinde önemli görevler üstlenen Steve Zadesky’in şirketten ayrılması, otomobil projesinde işlerin iyi gitmediği söylentisine yol açtı. Apple’ın, projenin gidişatından memnun olmadığı ve Steve Zadesky üzerinde baskı kurması bu sonuca yol açmış olabilir.

Şirketten sızan bilgilere göre Apple 2019 yılında sürpriz otomobilini piyasaya sürmek istiyor. Bu nedenle Steve Zadesky’ın üzerindeki baskının artmış olduğu düşünülüyor.

Dijital dönüşüme giden yol hibrit buluttan geçiyor

0
  Büyütmek için tıklayın

Araştırmaya göre, BT ve işletme yöneticileri dijital dönüşüm ve hibrit bulut kullanımının dijital çağda rekabette başarılı olmak için büyük öneme sahip olduğu konusunda hemfikir. IDG tarafından yürütülen araştırma, kuruluşların müşteri deneyimlerini zenginleştirmek, esnekliği artırmak, iş fırsatları sağlamak ve maliyetleri düşürmek için “dijital düşünmeleri” gerektiğini gösteriyor.

EMC Ürün ve Pazarlama Başkanı Jeremy Burton, “Dijitalleşmek dünyada hemen her işletme için bir öncelik ancak bu geçişin nasıl gerçekleştirileceği o denli açık değil. Bu araştırma, hem hibrit bulutun hem de beraberinde getirdiği tasarrufların ve çevikliğin, dijital bir işletmeye dönüşümde önemli bir destekçi olduğunu açıkça ortaya koyuyor” dedi.

Katılımcıların yüzde 92’si kuruluşlarının rekabet stratejisi için dijital iş girişimlerinin gerektiğini belirtirken, yüzde 90’ı dijital işi önümüzdeki bir-üç yıl için “birincil öncelik” olarak tanımlıyor. Bu sonuç, dijital işin sağladığı dönüştürücü gücün günümüzün BT alanında temel bir faktör haline geldiğine işaret ediyor.

Bu dijital teknoloji yatırımlarının altında yatan faktörler şu şekilde sıralanıyor:

  • Katılımcıların yüzde 87’si müşteri deneyimini iyileştirmenin
  • Yeni müşteri edinmenin (yüzde 86)
  • Yenilikleri artırmanın (yüzde 82)
  • Gerçek zamanlı karar alma sürecine katkıda bulunmanın (yüzde 82) kritik ya da çok önemli bir hedef olduğunu belirtti.

Dijital dönüşümün önündeki en önemli engel bütçe

Dijital işe dönüşüm, karmaşık ve zaman alıcı olsa da katılımcıların yüzde 63’ü ilk dönüşüm hedeflerine ulaşma yönünde önemli yol katettiklerini belirtiyor. Buna rağmen BT liderlerinin önünde halen aşağıdaki gibi engeller var:

  • Bütçe ve kaynaklar (yüzde 38)
  • Bölünmüş bilişim ortamları (yüzde 30)
  • Gerekli teknolojilerin eksikliği (yüzde 29)

Bu zorlukların üstesinden gelmek için BT liderleri, hibrit bulut ortamlarına yönelerek geleneksel veri merkezi, özel bulut, yönetilen özel bulut ve kamusal bulut gibi sunum modellerinin iki veya daha fazlasını içeren modernleştirilmiş bir altyapıyı benimsiyor. Katılımcıların yüzde 83’ü şu anda hibrit bulut ortamı kullanıyor ya da kullanmayı planlıyor ve yüzde 73’ü hibrit bulut modelinin dijital işe geçiş için bir yol oluşturduğu fikrinde birleşiyor.

Anket verileri, hibrit bulut tarafından sağlanan dijital dönüşümün kuruluşların BT çevikliğini artırmaya yardımcı olduğuna ve dijital iş girişimlerini uygulama sürecini daha hızlı, daha kolay ve maliyeti daha düşük bir hale getirdiğine işaret ediyor. Ayrıca anket sonuçları, BT maliyetlerinin düşürülmesiyle hibrit bulutun dijital dönüşüme yatırım yapılmasına olanak tanıdığını ve hibrit bulutu en agresif şekilde benimseyenlerin dijital dönüşümde de en öne geçtiklerini gösteriyor. Ankete katılanlar arasında önemli sayıda hibrit bulut iş yükü bulunan kuruluşların, hibrit bulutu benimsememiş kuruluşlara göre dijital iş ve altyapı açısından hazır olma hedeflerine ulaşma olasılığı üç kat daha fazla.

SAP Forum Ankara’da dijital dönüşüm çağı

0

SAP_logo (1)

Kurumsal uygulamalar ve yazılım alanında dünya lideri SAP, “Dijital Ekonomi Çağı”teması ile 10 Mart’ta kamu, enerji, savunma ve birçok özel sektör yöneticisini SAP Forum Ankara’da bir araya getirecek. 1000’in üzerinde yöneticiyi buluşturacak olan 10. SAP Forum Ankara’da ‘Dijital Türkiye’ kapsamında dijital vatandaşlıktan farklı endüstrilerdeki yeniliklere kadar Türkiye’den ve dünyadan başarılı dönüşüm projeleri paylaşılacak.

Bu yıl 10. kez düzenlenen SAP Forum Ankara’da, sürekli değişen ve gelişen yapılar içerisinde yalın iş modelleri ve verimli süreç yönetimi sağlayan çözüm ve demolar ziyaretçilerle buluşacak. Etkinlikte, büyük veri yönetimi, e-devlet uygulamaları, kurumsal uygulamalar, analitikler ve teknoloji gibi konular ele alınarak yeni nesil uygulamalar paylaşılacak.

JW Marriott Ankara Hotel’de 10 Mart’ta gerçekleşecek olan etkinlik, uzman sunumları, müşteri başarı hikâyeleri ve yenilikçi çözümleri, ilgi çekici panelleri ile teknoloji alanındaki yeniliklere ışık tutacak. Kamu, enerji, savunma, telekom ve birçok farklı sektörde üretim, satış, pazarlama, kaynak planlaması, lojistik çözümlerindeki yeniliklerin tartışılacağı etkinlikte ziyaretçiler, interaktif sunumlara katılabilecek ve SAP ekosisteminin yenilikçi projelerini yakından inceleme fırsatı bulacak.

TBV ve YouTube’dan Film Hack Türkiye Yarışması

0

a

Kreatif ajansların yarışacağı ve kâr amacı gütmeyen bir brief doğrultusunda hazırlanan YouTube videolarının değerlendirileceği Film Hack Türkiye yarışmasının konu başlığı ise “Güvenli İnternet” olarak belirlendi.

22 Ocak günü Google Türkiye Ofisi’ni ziyaret etme imkanı bulabilecek ajanslar yarışma ile ilgili yüz yüze bilgi alabilirken bu fırsatı yakalayamayanlar ise e-posta aracılığıyla [email protected] adresi üzerinden iletişim kurabilecek.

İlgili ajanslar tarafından oluşturulan ve 3 Şubat’a kadar teslim edilecek filmler, özel jüri tarafından değerlendirilecek. Film Hack Türkiye yarışmasının sonuçları ise tüm dünyada ve ülkemizde “Güvenli İnternet Günü” olarak kutlanan 9 Şubat’ta düzenlenecek ödül töreninde açıklanacak.

İnternetin güvenli ve bilinçli bir şekilde kullanılması konusunda farkındalık yaratmaya yönelik çalışmasıyla Film Hack Türkiye yarışmasında birinci olan ekip, Google Londra ofisini ziyaret etme veYouTube kreatif ekipleri ile bir araya gelme şansını yakalayacak.

5 gün önce, 10 yıl sonra (Canlı Yayın)

0

Techinside.com yeni bir video serisine başlıyor. Her hafta Cuma günü saat 17.00‘de başlayacak olan programımızın ilk bölümü saat 17.30‘da karşınızda.

Kaçırmak yok!

Programımız YouTube üzerinden canlı olarak yayınlanıyor ve daha sonra kaydediliyor. Kaçıranlar tekrarını izleyebiliyorlar.

Endüstri 4.0

Bu haftaki konumuz Endüstri 4.0. Endüstrinin geleceğinde işsizlik artacak ve insanların yerini robotlar mı alacak? Melih Çelik ve Tolga Cem Küçükyılmaz’ın sunumuyla ilk bölüm karşınızda. İyi seyirler.

 

Doğa Koleji, hangi teknolojileri kullanıyor?

0

Doğa Koleji Bilgi Teknolojileri Koordinatörü Ömer Ömeroğlu ile Doğa Koleji’nin teknoloji yatırımlarını ve bu yatırımlar sonrası sağladığı faydaları konuştuk.

Bilgi teknolojileri alanında başta güvenlik kısmında çalışmalar yapan Doğa Koleji, Platin Bilişim ile iş birliğini daha da geliştirdi.

Peki Doğa Koleji, Platin Bilişim ile hangi çalışmaları hayata geçirdi? Bu projelerin faydaları neler?

Cevabı başarı hikayesi videomuzda.

Apple, sanal gerçeklik uzmanlarını işe almaya başladı

0

apple vr

Google, Facebook, HTC, Valve, Sony, Microsoft ve Samsung, sanal gerçeklik/arttırılmış gerçeklik konusunda kıyasıya mücadele içine girmişken, bu yarışta adından söz ettirmeyen tek firma, Apple kaldı.

Her zaman olduğu gibi, projelerini gizlice yürütmeyi ve ürün lansman tarihine kadar bilgi vermemeyi tercih ettiğini bildiğimiz Apple, sanal gerçeklik konusunda da tek kelime sır vermiyor ancak gizli gizli VR projeleri üzerinde çalıştığını saklaması kolay da olmuyor.

Microsoft’un Hololens projesi için geliştirdiği teknolojilerle Microsoft’tan ödül kazanan önemli bir mühendis olan, Virginia Tech üniversitesi profesörlerinden Doug Bowman’ın şimdi Apple tarafından işe alındığı haberi, piyasaya bomba gibi düştü.

Apple’ın biir VR gözlüğü veya iOS ile uyumlu özel bir VR projesi geliştirdiğine dair şüpheleri destekleyen en önemli kanıt haline gelen bu işe alım hakkında fazla bir detay açığa çıkmış değil. Ancak Doug Bowman’ın yaptığı çalışmalar ve yazdığı makaleler, VR teknolojileri alanında çalışan diğer geliştiricilerin büyük ilgisini görüyor.

Apple geçen yıl da iPhone ile çalışacak bir VR gözlüğünün patent başvurusunda bulunmuştu. Doug Bowman’ın da bu patentle bağlantılı gözlüğün geliştirilmesinde görev alacağı düşünülüyor.

 

Vodafone nesnelerin internetine oynuyor

0

IoT-shutterstock-e1384998049279

Vodafone, Nisan ayında hizmete girecek 4.5G teknolojisine yönelik hazırlık çalışmaları kapsamında önemli bir inovasyona daha imza attı. 4.5G ile birlikte hayatımızda daha geniş yer tutacak Makineler Arası İletişim (M2M) servislerinde oyunun kurallarını uygulama geliştirme, büyük veri analizi, raporlama ve uçtan uca hizmet anlayışıyla değiştirmeye hazırlanan Vodafone, Türkiye’de ilk kez uygulama geliştirme imkânı sunan “Nesnelerin İnterneti (Internet of Things-IoT) Platformu”nu hayata geçirdi. İçinde SIM kart bulunan veya SIM kart bulunmayıp WiFi, lisanssız radyo frekansı gibi farklı telsiz iletişim teknolojilerini destekleyen tüm cihazlar, Vodafone’un yeni platformunda hayat bulacak. Böylece, enerjiden otomotive, sağlıktan tarıma, finanstan perakendeye her sektörde bağlantılı servisleri herhangi bir altyapı yatırımına ihtiyaç duymadan hızla geliştirmek mümkün olacak. Geliştirilen M2M servisleri, Vodafone Türkiye Bulut Teknolojileri Üssü’nde güvenli bir şekilde saklanabilecek.

İnsan DNA’sı dijital imza olacak

M2M’in bir sonraki boyutunu temsil eden nesnelerin interneti, elektronik iletişim kurma kabiliyeti olan herhangi bir nesnenin diğer nesne ile iletişime geçerek standart mobil bağlantıdan daha yüksek değer ve hizmet üretebilmesi anlamına geliyor. Nesnelerin interneti ile birlikte, birbirine bağlı bu makineler geniş bir ağ olarak insan hayatını ve kurumların iş yapış biçimlerini dönüştürecek. Katma değerli servisler, raporlama, sektör spesifik uygulamalar, cihaz-cihaz ve cihaz-insan interaktivitesi, nesnelerin interneti altyapısı üzerinde yükselecek. Büyük veri analizi, bulut bilişim, güvenlik, cihaz yönetimi gibi konuların merkezi bir şekilde ve uçtan uca yönetilmesi mümkün olacak. Diğer yandan, nesnelerin interneti sayesinde, artırılmış gerçeklik hayatımızın bir parçası haline gelecek; yüz yüze konuşmalarda gerçek zamanlı tercüme yapılabilecek; nesneler 3D web’e dönüştürülerek e-posta ile gönderilebilecek; kalıtsal bilgileri gelecek nesillere taşıyan insan DNA’sı dijital imza olarak kullanılabilecek; insanlarla hologram aracılığıyla görüşülebilecek.

Engin Aksoy: “Nesnelerin interneti 10 yılda 19 trilyon dolarlık ekonomi yaratacak”

İletişimde yeni bir çağın habercisi olan 4.5G teknolojisinin genişbant hizmetlerinde hız, kapasite ve kalite artışını beraberinde getireceğini belirten Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Engin Aksoy, şunları söyledi:

“4.5G sayesinde bağlantılı hayatın her an her yerde çok hızlı ve kesintisiz akacağı bir geleceğe adım atacağız. Özellikle nesnelerin internetinin gelişimiyle birlikte her sektörde geleneksel iş yapış şekil ve süreçleri kökten değişecek. Nesnelerin interneti tüm dünyada 10 yılda 19 trilyon dolarlık bir ekonomiye hayat verecek. Bağlantı ekonomisi, bu sürede dünyanın Gayri Safi Milli Hasılası’nı tam iki katına çıkarabilecek potansiyele sahip bulunuyor. Nesnelerin internetinin Türkiye’de de özel sektörde yaklaşık 170 milyar dolar, kamu sektöründe ise 23 milyar dolar değer yaratması bekleniyor. Kamu kuruluşları, sanayi, internet bağlantılı araçlar, sağlık hizmetleri ve tüketici ürünleri, nesnelerin interneti yatırımlarında öncelikli alanlar olacak.”

“Bağlantılı servis sunmak, portal tasarlamak kadar kolay olacak”

Nesnelerin internetinin iş dünyası için önemli fırsatları beraberinde getireceğine işaret eden Aksoy, şöyle devam etti:

“Bugünden yarına hazırlanmak isteyen işletmelerin ‘dijital iş ortağı’ olarak, bu fırsatları gerçeğe dönüştürmek için Türkiye’nin ilk ‘Nesnelerin İnterneti Platformu’nu hayata geçirdik. Dijital servislerde oyunun kurallarını değiştirecek ‘Vodafone Türkiye Nesnelerin İnterneti Platformu’ sayesinde, çözüm ortaklarımız ve kurumsal müşterilerimiz, her sektörde bağlantılı servisleri herhangi bir altyapı yatırımına ihtiyaç duymaksızın hızla geliştirebilecek. Örneğin, SIM kartlarla bağlantılı hale gelen araçlar için geliştirilen Araç Takip Sistemi’ne ek olarak bakım, ilkyardım, bilgi ve eğlence gibi uygulamalar da bu platformda bir web portali tasarlar gibi kolayca geliştirilebilecek. Bağlantılı araçlardan toplanan verilerle kullanıma göre sigorta ve araç bakım gibi farklı iş modelleri sunmak mümkün olacak.”

İş ve uygulama geliştirmede çığır açacak

“Vodafone Türkiye Nesnelerin İnterneti Platformu”, ileri düzey uygulama geliştirme yetenekleri sayesinde, standart teknoloji geliştirme süreçlerinden çok daha kısa sürede, uçtan uca cihazlarla iletişim halinde olan ve tamamen bilgi güvenliği standartlarına uygun bir çözüm geliştirme arayüzü sunuyor. Tüm mobil teknoloji standartlarıyla uyumlu esnek cihaz desteğiyle, web tabanlı veya mobil cihazlara uygun uygulama geliştirme imkânı verirken, tamamen ölçeklenebilir yapısı sayesinde de farklı ölçek ve miktarda cihazın oluşturduğu veri trafiğini destekliyor. Ayrıca, büyük veri analizi araç ve yetkinlikleriyle, geliştirilen uygulamalar tarafından işlenen tüm verilerin geçmişe yönelik ve gerçek zamanlı analizini yapabiliyor. Diğer yandan, sektörel uygulamaların birbiriyle iletişimini sağlayarak bağımsız uygulamaların karşılıklı ek ticari fayda yaratmasını mümkün kılıyor. Bunlar gibi pek çok akıllı özelliği bünyesinde barındıran “Vodafone Türkiye Nesnelerin İnterneti Platformu”, her ölçekten işletmenin Vodafone deneyim ve teknolojisini kullanarak hızlı ve güvenli bir şekilde yeni iş geliştirmesi için önemli fırsatlar sunuyor.

2016’da profesyonel BT yönetimini bunlar yönlendirecek

0

smart-connectivity-title-735px

2015, giyilebilir teknoloji ve Nesnelerin İnterneti’nin (IoT) gerçek anlamda işler hale gelebilmesi için yol gösteren işaretlerin daha yaygın hale geldiği ve sarı ve altın (ya da mavi ve siyah) elbisenin interneti çıldırttığı bir yıl oldu.

Analitiğin gitgide öne çıkması, Gartner’ın “İçiçe Geçen Araçlar” olarak nitelediği, toplumun uygulamalara ve bilgiye erişmek ya da diğer insanlarla, sosyal topluluklarla veya işletmelerle etkileşime girmek için kullandığı uç nokta araçları ve şimdiye dek hiç olmadığı kadar hizmete odaklanmış yeni iş kolunun çıması sonucunda, günümüzün BT altyapısı üzerindeki baskı da her geçen gün daha da artmakta. Veeam önümüzdeki 12 ayda profesyonel BT yönetimini yönlendirecek ve hem işyerlerimizde hem de tüketici olarak tecrübelerimizi tanımlayacak dört kilit trend olduğunu düşünüyor.

Veeam Software Türkiye Ülke Müdürü Ozan İnan 2016’da işletmeleri etkileyeceğini düşündüğü önde gelen teknoloji trendlerini şöyle açıklıyor:

  • Erişilebilirliğin Kritikliği: 2016’da Nesnelerin İnterneti ön plana erişilebilirliği getirecek. Mobil ve birbirine bağlı cihazların yükselişi, arıza zamanına toleransın hiç olmadığını gösteriyor. Müşteriyle birebir görüşen şirketlerden bir mobil hizmet sağlayıcı ya da borsaya kadar tüm kurumların herhangi bir kesinti yaşama lüksü olduğu günler çoktan geride kaldı. Birkaç saatlik fazla önemli olmayan bir arıza işletmede çalışanları erişimleri olmadığı için mutsuz edebilir ama daha da önemlisi işletmeler para, veri, yatırımcı ve iş ortaklarının gözündeki güvenilirlikleri, müşterilerinin sadakatlerini kaybedebilirler. Nesnelerin İnterneti hız kazandıkça kesintilerin olası maliyeti de yükselmeye başlamaktadır. Ek olarak, daha fazla veri ve hizmetin artık hem şirket içinde hem de bulutta olması 2016’da işletmelerin verilerinitüm cephelerde yedeklemek, korumak ve kurtarmak için stratejilere sahip olmaları gerekliliğini ortaya koymaktadır.
  • Eskiden Kalma Düşünce Şekli, Uygulamalar ve Sistemler İnovasyonun Gelişmesini Engellememeli: Sektör, altyapı ve dağıtım modellerinin yetkinliklerinde gözle görülür bir büyümeye şahit oluyor ama pek çok kurum eskiden kalma bu uygulamaların çevresindeki teknolojileri değişimin hızına uygun şekilde modernize edemedi. Önümüzdeki yılla birlikte şirketler rakiplerine yetişebilmek için yeni nesil uygulama teknolojilerine geçecekler. En yeni altyapı ve uygulama teknolojilerinin kullanılmasının belirgin avantajları var ama geçmişte bunun önünde bazı engeller vardı. Örneğin; var olan ekip değişmeye karşı olabiliyordu ya da eski uygulamalar “sonsuza kadar ihtiyaç duyulacak” gibi görülebiliyordu. Bugün neredeyse her uygulamayı modernize edecek teknikler var ve kaybedilmemesi gerektiğinden saklanmak zorunda kalan eski uygulamalar için de bugün altyapı teknolojileri, modası geçmiş işletme sistemlerini ve uygulamaları online tutabiliyorlar. Yeni nesil uygulamalara geçiş bazı işyerleri için kolay olmayacak ama önemli olan bunlara sahip olmanın bu geçişe değecek olması. Şirketler, BT bakış açısından yeni faydalar da görecekler ama aynı zamanda işlerini tekrar değerlendirmeleri için benzersiz bir fırsata da sahip olacaklar. Bu sistemlerden vazgeçmek işletmelerin, iş gücü ve müşteri tabanında kesintisiz çalışma talebini karşılayacak yeni hizmetler sunmalarını sağlayacak.
  • Büyük Veri, Küçülüyor Gibi Gözükecek: İşletmeler için büyük veriden yararlanmak ve onu kâra çevirmek kritik olmaya devam edecek ama depolama maliyetleri düşmeye devam ettikçe büyük veri önümüzdeki yılın kuralı haline gelecek. Büyük veri, “büyük” tanımlamasından çıkarak ve müşteriler, iş ortakları ve çalışanlara fayda sağlamak üzere oluşturulmuş bir veri olarak görülmeye başlanacak. İşletmeler arayüzlere odaklanabilecek ve son kullanıcıyı veriye bağlayarak hizmet sağlama erişilebilirliğinin önemini daha da yukarıya çekecekler. 2016 sanal gerçekliğin (Oculus, Microsoft Hololens), hareket tabanlı arayüzlerin, ses tanıma ve 3D baskının üretim amaçlı kullanılması için artan şekilde benimsenmesine şahit olacak. İşletmeler için BT arayüzü de değişiyor: patlayan veri büyümesi karşısında geleneksel veri yönetme teknikleri daha fazla uygulanamaz oluyor. İşlemci arayüz giderek artan şekilde doğru verinin doğru zamanda doğru insana ulaşmasını garantileyecek otomasyon ve veri yaşam döngüsü yönetimine odaklanacak.
  • Hizmet Olarak Felaket Kurtarmanın Ortaya Çıkması: Bulut tabanlı altyapının işletmeler için standart olmaya başlaması devam ettikçe popülerliği ve pazar payı artan yeni hizmetlerin sunulduğunu görüyoruz. Örneğin; birçok şirket giderek artan şekilde siber saldırılara karşılık vermelerine ve iş devamlılığını sağlamalarına yardım edecek bulut tabanlı Hizmet Olarak Güvenlik’i işletmeleride uygulayacaklar. Veeam, Hizmet Olarak Felaket Kurtarma’nın (DRaaS) 2016’da erişilebilirlik çevresindeki müşteri ve çalışan beklentilerini karşılamalarını ve artırmalarını sağlayarak oyunu değiştireceğini tahmin ediyor. İşletmeler BT ve erişilebilirliği operasyonlarının merkezine koymaya devam ettikçe garantili yedekleme ve kurtarma zamanlarına sahip hizmet seviyesi anlaşmaların modern şirketler için bir standart haline geleceğini görmeyi bekleyebiliriz.

HP teknoloji çözümleriyle geleceğin sınıfını yaratıyor

0
HP_x360_310_G2_Convertible_PC
HP, eğitim alanına yönelik yeni PC’lerini ve yazılım çözümlerini gün yüzüne çıkardı. Öğrenciler, öğretmenler ve toplum için anlamlı eğitim sonuçları oluşmasını destekleyecen yeni çözümler ve programlar arasında şunlar yer alıyor:
• HP Education Edition dizüstü bilgisayarlar
• HP School Pack 2.0 Yazılımı
• HP ve Microsoft’un Reinvent the Classroom Programı
HP Kurumsal Bilgisayarlar Kategori Müdürü Uğur Varlıoğlu, yeni çözümlerle ilgili şu görüşü paylaşıyor: “HP olarak her öğrencinin bir sistemin standart ürünleri haline gelmektense yaratıcı birer birey olma fırsatına sahip olmaları gerektiğini düşünüyoruz. HP, öğretmenlere ve öğrencilere öğrenimi ‘standartlaştırmayan’ araçlar sunma misyonunu benimsedi. Bu araçlar eğitimi daha esnek, daha iş birliğine yatkın ve daha dinamik olmakla birlikte daha özgün bir hale getirecek.”
 

HP Education Edition Dizüstü Bilgisayarlar: Okullar için geliştirildi. Öğrenim için tasarlandı 

HP Education Edition Dizüstü Bilgisayarlar günlük akademik kullanımın zorlu şartlarına dayanabilecek şekilde geliştirildi. Windows 10 ile öğrenim için tasarlanan ürünler ders anlatımını, derse katılımı ve eğitime yönelik etkin kullanım şartlarını iyileştiren yenilikçi araçlara sahipler.
HP Education Edition Dizüstü Bilgisayarların özellikleri şöyle:
• Sınıf yaşamının şartlarına uygun pil ömrü
• Bulut tabanlı Eğitim Yönetim Sistemleri, değerlendirmeler ve online eğitim programları  için premium seviyede kablosuz teknoloji
• Sınıf şartlarına uygun dayanıklı tasarım
• Eğitim ve öğretimi alışılmış kalıplarından dışarı taşıyan etkin ve eğitsel araçlar
HP ProBook 11 G2 Education Edition dizüstü bilgisayar sınıf yaşamının tüm zorluklarına karşı kauçuk kaplamasıyla korunuyor ve 18 saate kadar pil ömrü avantajı sunuyor.  Güçlü ve çok yönlü HP ProBook 11 EE Windows 10 işletim sistemiyle çalışıyor ve opsiyonel dokunmatik ekranıyla Intel® Core™ seviyesine kadar yüksek performans sunuyor.
Windows 10  işletim sistemli HP x360 310 G2 PC Education Edition, dönebilen mafsallarıyla sant, çadır, dizüstü ve tablet olmak üzere dört farklı modda kolayca kullanılabiliyor. HP 310 x360 f Intel® Celeron® or Pentium® işlemciyi  ve 256 GB’ye kadar  kapasiteli katı hal belleğini içerisinde barındırıyor.
HP School Pack 2.0, iş birliğine dönük, standartlara uygun ve kişiselleştirilmiş eğitim için tasarlanmış, yalnızca Windows cihazlarına özel, yepyeni bir dijital araç ve içerik çözümü olarak öne çıkıyor. School Pack 2.0  bir dizi eğitsel, yönetsel ve ek ihtiyaçlara yönelik aracı içerisinde barındırıyor. Yazılım süitinin en önemli parçalarından biri HP Classroom Manager Student Edition  öğretmenlere sınıftaki PC’leri yönetme ve öğrencileriyle kolaylıkla iletişim kurma imkânını tanıyor. HP School Pack 2.0 yazılım paketinde yer alan diğer özellikler şöyle: Fishtree’nin oluşturduğu HP Uyarlanabilir Öğrenme, HP Prime Graphing Hesap Makinesi Uygulaması, Classlink Tek Oturum Açma, Programlama Öğreten Codecademy, Corinth Classroom, Müfredat Matrisi, Oxford® Advanced Sözlük ve PASCO® SPARKVue™ .
HP School Pack yazılım süitinin yeni özelliklerinden biri de BT kaynaklarını en düşük seviyede kullanarak okullarda BT yönetimini kolaylaştıran bulut tabanlı uygulama HP Touchpoint Manager . HP Touchpoint Manager sayesinde verileri, cihazları ve kullanıcıları yönetmek ve güvenceye almak kolaylaşıyor. Okullardaki BT yöneticileri HP Touchpoint Manager’ı kullanarak oluşan aksaklıkları gerçek zamanlı ve kolayca giderebilecekler. Ayrıca farklı cihazlar, markalar ve işletim sistemleri arasında tek tıkla çalışabilen güvenlik politikaları da uygulayabilecekler.
Tüm HP Education Edition tablet ve dizüstü bilgisayarlar premium 2×2 AC WLAN , HP School Pack 2.0 ve bir yıl boyunca kullanılabilen Eğitime yönelik HP Touchpoint Manager ile birlikte geliyor.

HP ve Microsoft Sınıf kavramını yeniden icat ediyor  

HP ve Microsoft ortak geliştirdikleri Reinvent the Classroom (Sınıfı Yeniden İcat Et) programını da duyurdular. Tüm dünyaya yönelik bu girişim, öğretici inovasyona ve hem Windows 10 hem de HP çözümlerini temel alan yeni nesil öğrenim deneyimlerine ilham vermeyi hedefliyor. Reinvent the Classroom son teknoloji ile donatılmış Öğretim İnovasyon Stüdyolarını tüm dünyada 60’tan fazla okula yerleştirerek harmanlanmış öğrenime, uluslararası iş birliğine ve eğitim alanında “kendin yap” akımına destek verecek. Microsoft Office 365, Skype ve HP Adaptive Learning (Uyarlanır Öğrenme) gibi araçlar sayesinde bu okullar öğrenimin geleceğini şekillendirecekler.
HP Kişisel Sistemler Grubu Ticari PC’lerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Alex Cho, eğitime yönelik yeni çözümlerle ilgili şu açıklamayı yapıyor: “Microsoft ile birlikte öğrencilere ve okullarak öğrenime ilişkin fırsatları yeniden düşünme imkânı verecek heyecan verici yeni cihaz ve çözümler sunuyor, Geleceğin Sınıfı vizyonunu oluşturuyoruz. Bu vizyon HP ve Microsoft’un Reinvent the Classroom programı aracılığıyla tecelli ederek inovasyonun nasıl daha kapsayıcı öğrenim ortamları yaratabileceğini gösterecek.”

Android, Google’a ne kadar para kazandırdı?

0

Android-money-Ua-Format

Apple ve Google arasındaki rekabet mobil işletim sistemleri iOS ve Android üzerinden hızla devam ediyor. Elbette iki şirket diğer pek çok alanda da birbirine karşı cephe almaya devam ediyor. Küçük internet cihazları, otomobil teknolojileri, akıllı ev sistemleri, web tarayıcıları, reklam pazarlama vs derken, Apple ve Google arasında gerçekten dev bir rekabet olduğunu biliyoruz. Ama bu rekabetin en çok gözümüze çarptığı nokta şimdilik mobil işletim sistemleri.

Apple, 40 milyar dolar kazanmış

Apple’ın CEO’su Tim Cook, geçtiğimiz günlerde AppStore’un Apple’a ve iş ortaklarına ne kadar para kazandırdığına dair detaylı rakamlar vermişti. Buna göre AppStore’un sadece 2015 yılında 6.4 milyar dolar kazandığını biliyoruz. Tim Cook ise Apple yönetiminde geçerdiği başarılı bir 2015 için şirketten 10.4 milyon dolar kar payı aldı.  Her yıl %20 büyüyen AppStore ise açıldığı günden bu yana şirkete 40 milyar dolardan fazla kazanç sağladı. AppStore hakkındaki kazanç raporunu konu alan haberimizi bu linkten okuyabilirsiniz.

Elbette Apple’ın iOS yükl telefon satışlarından elde ettiği kazanç da ayrı bir konu. Google’ın ise Android’den ne kadar kazandığına dair net bir bilgi sahibi değildik ancak Google ve Oracle arasında, Java yüzünden yıllardır devam bir dava, bu bilginin mahkemede ortaya çıkmasını sağladı.

Oracle’ın, Google hakkında mahkemeye açıkladığı belgelere göre, Google ilk günden bu yana, Android üzerinden 31 milyar dolar gelir elde etmiş ve bunun 22 milyar doları da kar hanesine yazılmış. Paranın kaynağı ise Google’n Android platformunda pazarladığı reklamlardan, Android telefon satışlarından aldığı komisyonlardan ve Play marketteki uygulama satış gelirlerinden oluşuyor.

Oracle’ın rakamlarında küçük yanılma payları olsa da, ortaya çıkan tablo, Apple’ın mobil işletim sisteminden sağladığı kazanç noktasında Google’dan fersah fersah önde olduğunu gösteriyor. Google’ın 22 milyar dolarlık karının içinde Android telefon satışları da bulunuyorken, Apple’ın 40 milyar dolarlık kazancının içinde iPhone, iPod ve iPad satışları bulunmuyor, ki bu satışlardan oluşan karın yüzlerce milyar doları bulduğunu biliyoruz.

Öte yandan, rakibine oranla çok daha küçük kazançlarla çalıştığını gördüğümüz Google’ın bu dar alanına rağmen, rakibini çok zorlayan bir ürün ortaya çıkardığını da kabul etmek lazım. Eğer iOS’un ve Android’in başarısını sadece kazandıkları paraya endeksleyecek olsaydık şu anda Dünyada milyarlarca iOS telefon bulunması Android’in ise teknoloji meraklısı küçük bir zümre tarafından kullanılan, butik bir işletim sistemi olarak kalması gerekiyordu.

Mustafa Koç vefat etti, sosyal medya yıkıldı

0

koc

Türkiye bugüne üzücü bir haberle merhaba dedi. Sabah saatlerinde Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç’un kalp krizi geçirdiği bilgisi ajanslara ulaştı.

Bu haberin hemen akabinde Koç’un hayatını kaybettiği dedikoduları ortaya atıldı. Koç Holding, Mustafa Koç’un hala hayatta olduğunu ve Beykoz Devlet Hastanesi’nden, Amerikan Hastanesi’ne nakil edildiğini açıkladı.

4 saatlik müdahale yeterli olmadı

Fakat Koç’un Amerikan Hastanesi’ne nakil edilmesinden kısa süre sonra acı gerçek de ortaya çıktı. Yapılan açıklamada Koç’un sabah saat 07:00sularında geçirdiği kalp krizi sonrasında, 4 saat süren yoğun çabalara karşın kurtarılamadığı ve hayata gözlerini yumduğu belirtildi.

Türkiye’nin önde gelen iş adamlarından biri olan Mustafa Koç’un vefatı, sosyal medyada da odak konusu oldu. Birçok ünlü isim, Mustafa Koç’un vefatı üzerine baş sağlığı mesajı yayınladı.

İşte Koç’un ölümünün sosyal medyadaki yansıması.

https://twitter.com/Metin_Akpinarr/status/690118822255271937

 

Kaynak: ShiftDelete.Net