Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1802

Google Play’de reklamlı uygulamalar işaretlenecek

0

androidReklam destekli gelir modeli, çoğu mobil uygulama için hayati önem taşıyor. Ücretsiz veya düşük ücretle kullanıcısına ulaşan uygulamaların, düzenli gelir elde ederek geliştiricisini ayakta tutabilmesi için devreye reklamlar giriyor.

Reklam gelirini ise küçümsememek gerekiyor. Ortalama seviyede kullanıcısı bulunan ve hedef kitleye göre reklam alan bir uygulamanın geliştiricisine ayda 5-10 bin dolar seviyesinde gelir getirmesi çok olağan bir durum. Elbette bu rakamın ülkeden ülkeye değiştiğini de akılda tutmak önemli.

Ancak ne var ki, bazı reklamlı uygulamaların çok yoğun ve rahatsız edici boyutlarda reklam göstermesiyle kullanıcıların tepkisini çektiğini de unutmamak gerekiyor.

Google’ın şimdi bu duruma karşı kullanıcıları önceden bilgilendirmek için, uygulamalara “reklam destekli” işareti koyması bekleniyor. Firma bu konuda resmi bir açıklama yapmış değil ancak uygulama geliştiricelere gönderdiği e-mail ile, eğer uygulamada reklam kullanılıyorsa, yönetim konsoluna girerek bunu belirtmeleri istenmiş. Aksi halde uygulamanın Google Play markette engelleneceği uyarısı da yapılmış.

Dolayısıyla, yakın tarihte Google Play markette bazı uygulamaların üzerinde “reklam destekli” işaretini görebileceğiz.

 

Google minimum uygulama fiyatlarını düşürdü

0

Mobil uygulamalar ilk kez karşımıza çıktığımızda, onlarca dolara satılan masa üstü yazılımların yanında 1 dolarlık fiyatlarla herkese çok ucuz görünmüşlerdi.

,Ancak zamanla 1 doların bile pahalı olduğu ülkelerin bulunduğu gerçeği ortaya çıktı.

Hindistan gibi mili gelirin çok düşük olduğu ülkelerde, insanların ayda 5-10 dolarla geçinmeye çalıştığı bölgelerde, mobil bir uygulamanın 1 dolar olması, ne kadar mantıklı, bir düşünün…

Üstelik son dönemde doların tüm dünyada değer kazanmasıyla birlikte, düşük gelir seviyesine sahip toplumların mobil uygulamalara erişmesi daha da zorlaştı.

Google şimdi, bu handikabı yenebilmek için, doların milli paraya göre çok değerli olduğu, ayrıca milli gelir seviyesinin, asgari ücretin düşük olduğu ülkelerde minimum uygulama fiyatını düşürme kararı aldı.

Bu yeni kararla birlikte Hindistan, Ukrayna ve Türkiye, dünyada mobil uygulamaları en ucuz satın alabilecek ülkeler arasına girdi. En büyük fiyat düşüş oranı ise Polanya’da yaşandı. Ancak yine de AB üyesi olan Polanya’da minimum uygulama fiyatı 45 sent düzeyinde bulunuyor. Türkiye içinse minimun fiyat 21 sent.

Fiyatların yeniden belirlendiği ülkeler ise şöyle:

  • Brezilya: R$ 0.99 (US$0.26) — eskisi: R$2.00
  • Şili: CLP $200.00 (US$0.28) — eskisi: CLP $500.00
  • Kolombiya: COP$ 800.00 (US$0.26) — eskisi: COP$ 2000.00
  • Macaristan: Ft 125.00 (US$0.43) — eskisi: Ft 225.00
  • Endonezya: Rp 3,000.00 (US$0.22) — eskisi: Rp 12,000.00
  • Malezya: RM 1.00 (US$0.23) — eskisi: RM 3.50
  • Meksika: MXN$ 5.00 (US$0.30) — eskisi: MXN$ 9.90
  • Peru: S/. 0.99 (US$0.30) — eskisi: S/. 3.00
  • Filipinler: ₱15.00 (US$0.32) — eskisi: ₱43.00
  • Polanya: zł1.79 (US$0.45) — eskisi: zł2.99
  • Rusya: руб 15.00 (US$0.23) — eskisi: руб 30.00
  • Suudi Arabistan:﷼ 0.99 (US$0.26) — eskisi: 4.00﷼
  • Günay Afrika: R3.99 (US$0.28) — eskisi: R10.00
  • Tayland: ฿10.00 (US$0.28) — eskisi: ฿32.00
  • Türkiye ₺0.59 (US$0.21) — eskisi: ₺2.00
  • Ukrayna: ₴5.00 (US$0.21) — eskisi: ₴8.00
  • Vietnam: ₫6,000 (US$0.27) — eskisi: ₫21,000.00

Google’ın bu yeni hamlesi, hızlı yükselen Dolar karşısında alım gücü düşen ülkelerde, Android uygulamalarının satışını hızlandırabilecek bir hamle.

Ayrıca, uygulama geliştiricilerinin de Google’ın bu indiriminden çıkarması gereken dersler var. Apple uygulamaları ve hızla yükselen Windows 10 uygulamaları ile rekabet etmesi gerken Android ekosisteminin, satış hacimini büyütebilmesi için fiyatları düşürmeye ihtiyacı vardı.

Bu fiyat indirimi, mevcut uygulama geliştiricilerinin, piyasaya yeni girecek uygulamalarla rekabet edebilmesini de zorlaştıracak.

Türkiye’de 59 kuruşa uygulama satmaya başlayacak çok sayıda yeni geliştiricinin, kısa sürede çok sayıda telefona girebilmesi hiç zor bir iş değil.

Dolayısıyla, rekabet etmek isteyen geliştiriciler, fiyatlarını düşürmek zorunda. Bu zorundalık da uygulama piyasasında reklama daha fazla yönelmeyi getirecek gibi görünüyor. Uygulama geliştiriciler, satış gelirlerinin yanında, reklam ve markalarla özel işbirliği projeleri gibi gelir getirici yan kaynakları artık daha güçlü değerlendirmek durumundalar.

2016 ve sonrasında güvenliğimizi tehdit edecek saldırılar

0

Intel Security, 2016’da siber tehdit alanındaki önemli gelişmeleri tahmin ettiği McAfee Labs Tehdit Tahminleri Raporu’nu yayınladı. Gelecek senenin tahminlerinin yanı sıra 2020’ye kadar bu alanda beklenen doğal gelişmelerle ilgili öngörülerin de bulunduğu raporda, BT güvenlik endüstrisinin de muhtemel tepkilerine yer veriliyor. Intel Security’nin düşünce liderlerinden 33’ünün görüşlerini yansıtan rapor, siber suç alanında şu anki eğilimleri inceliyor, iş ve teknoloji fırsatlarına ayak uydurmaya çalışan organizasyonları gelecekte nelerin beklediği ve onları hedefleyen siber suçlular üzerine tahminlerde bulunuyor.

Intel Security’nin McAfee Labs’dan Sorumlu Başkan Yardımcısı Vincent Weafer, “Organizasyonların karşı karşıya oldukları tehdit alanının gerçekliklerini karşılamak için, işlerini engelleyecek değil, tam tersi önlerini açacak, yarın ve uzak gelecekte ne tür tehditlerle karşı karşıya kalınabileceğini anlayan teknolojileri kullanarak, ihtiyaç duydukları yerde organizasyonlara yardım etmemiz gerekiyor” dedi.

Intel Security Türkiye ve Azeybaycan Bölge Direktörü İlkem Özar ise; bilişim teknolojilerindeki hızlı gelişim ve değişimin, BT güvenliğini de etkilediğini ve bu gelişmeleri takip etmenin ve anında tepki vermenin ötesinde, iyi bir öngörü sahibi olabilenlerin, risklerden kaçınıp, fırsatları değerlendirebileceğini söylüyor. Bu noktada hem 2016 hem de gelecek 5 senenin muhtemel tehditlerinin yer aldığı bu raporun değerinin bir kez daha önemi belirten Özar ” Teknolojiyi, son kullanıcıyı, veriyi ve dijital servisleri korumak için hepimizin gelecekte karşılaşacağımız tehlikeleri çok iyi anlaması gerekiyor.” diyor.

2016 Tehdit tahminleri
Fidye yazılımı tehditlerinden, otomobil sistemlerine yapılan saldırılara; altyapı saldırılarından, çalınan verilerin saklanıp satılmasına kadar muhtemel birçok tehditin bahsedildiği rapor 2016’da birçok farklı saldırı eğilimi kapsıyor.

Donanım
Her tipteki donanım ve bellenime (firmware) yönelik saldırılar muhtemelen devam edecek ve onları mümkün kılacak araçlar pazarı da genişleyip büyüyecek. Sanal makineler, sistem bellenim kök kullanıcı takımının (rookit) hedefi olabilirler.

Fidye yazılımı
Anonimleşen ağlar ve ödeme yöntemleri, hızla büyüyen fidye yazılımı tehdidine önemli derecede arttıran faktörlerden biri olmaya devam ediyor. 2016’da çok sayıda acemi siber suçlu, fidye yazılımlarındaki büyümeyi daha da hızlandırabilecek “bir-servis-olarak-fidye” ürünlerini kullanacaklar.

Giyilebilir cihazlar
Çoğu giyilebilir cihaz nispeten küçük miktarlarda kişisel verileri saklasa da, onları yönetmek için cep telefonlarını ele geçirmeye çalışan siber suçlular tarafından hedeflenebilirler. Endüstri, işletim sistemi çekirdekleri (kernel), ağ ve Wi-Fi yazılımları, kullanıcı arayüzleri, bellek, yerel dosyalar ve depolama sistemleri, sanal makineler, web uygulamaları, erişim kontrol ve güvenlik yazılımları gibi potansiyel saldırı noktalarını korumaya çalışacaktır.

Çalışanların sistemleri yoluyla saldırılar
Organizasyonlar, güvenlik durumlarını iyileştirmeye, son güvenlik teknolojilerini kurmaya, yetenekli ve deneyimli kişileri işe almaya, etkin politikalar oluşturmaya ve tetikte olmaya devam edeceklerdir. Böylece saldırganlar, muhtemelen odaklarını değiştirecek, diğer şeylerin yanı sıra, gittikçe artan bir şekilde çalışanlar yoluyla kurumlara saldıracak, kurumsal ağlara erişmek için çalışanların güvenliği nispeten zayıf ev sistemlerini hedefleyeceklerdir.

Bulut servisleri
Siber suçlular, bulut servislerini korumak için oluşturulmuş, zayıf veya önem verilmemiş kurumsal güvenlik politikalarını kullanma arayışında olabilirler. Giderek artan gizli iş bilgilerini barındıran böyle servisler, eğer kullanılırlarsa, organizasyonel iş stratejisi, şirketin portföy stratejileri, yeni nesil yenilikler, finansal bilgiler, satın alma ve ele geçirme planları, çalışan verileri ve diğer veriler riske girebilir.

Otomobiller
Güvenlik araştırmacıları, temel güvenlik özellikleri eksik olan veya en iyi güvenlik politikası uygulamalarını karşılamada başarısız olan, internete bağlanan otomobil sistemlerinin potansiyel olarak kötüye kullanım senaryolarına odaklanmaya devam edecekler. BT güvenliği üreticileri ve otomobil üreticileri, araç erişim sistemi motor kontrol birimleri (MKB’ler), motor ve transmisyon MKB’leri, gelişmiş sürücü yardım sistemi MKB’leri, uzaktan kumandalı anahtar sistemleri, pasif anahtarsız giriş, V2X alıcı, USB’ler, OBD II’ler, uzak bağlantı tipi uygulamalar ve akıllı telefon erişimi gibi saldırıya maruz kalabilecek noktaları korumak amacıyla, kılavuz, standartlar ve teknik çözümler geliştirmek için birlikte proaktif olarak çalışacaklar.

Çalınan verilerin veri ambarları
Çalınan kişisel kimlik bilgileri setleri, büyük veri ambarlarında bir araya getiriliyorlar ve bölece siber saldırganlar açısından daha değerli birleşik kayıtlar oluşturuluyor. Gelecek yıl, çalınan kişisel kimlik bilgileri, kullanıcı adları ve şifreler için çok daha güçlü bir karaborsanın geliştiğini göreceğiz.

Birleşik saldırılar
En önemli yeni saldırı vektörlerinden biri, sistemleri ve verileri bütünleştirmek için gizli ve seçici ele geçirmeler olacak. Bu saldırılar, bir kurbanın maaş çeki için maaş hesabı ayarlarını kötü amaçla değiştirmek ve parayı başka bir hesaba yatırtmak gibi fail lehine işlemlerin ve verilerin değiştirilmesi gibi olayları kapsayacak. McAfee Labs 2016’da, milyonlarca doların siber hırsızlar tarafından çalınabildiği finans sektöründe birleşik bir saldırıyı gözlemleyebileceğimizi tahmin ediyor.

Tehdit istihbaratını paylaşma
Birçok ülkede tehdit istihbaratının kurumlar ve güvenlik üreticileri arasında paylaşılması hızla artacak ve gelişecek. Şirketlerin ve kurumların tehdit istihbaratını devletle paylaşmasını mümkün kılacak şekilde yasal adımlar atılabilecek. Bu alanda en iyi uygulamaların geliştirilmesi hızlanacak, korumadaki gelişmeleri ölçmek için başarı ölçütleri ortaya çıkacak ve endüstri üreticileri arasındaki tehdit istihbaratı işbirlikleri genişleyecek.

2020’ye kadar tahminler
Beş yıllık bir sürece bakıldığında, tehdit aktörlerinin tipinin, saldırganların davranışlarının ve hedeflerinin nasıl değişeceği ve önümüzdeki beş yılda endüstrinin bu değişimleri nasıl karşılayacağı tahmin edilmeye çalışıldı:

İşletim sistemi altı saldırıları
Uygulamalar ve işletim sistemleri klasik saldırılara karşı güçlendirilirken, saldırganlar bellenim ve donanımdaki zayıflıklara yönelebilir. Saldırılar boyunca potansiyel olarak saldırganların geniş bir kontrol gücüne sahip olması, kolayca istedikleri sayıdaki kaynağa erişebilir ve sistem yönetimini alıyor olmaları, bu saldırı çeşidini daha cazip kılıyor.

Tespit edilmekten kaçınma
Saldırganlar, yeni saldırı noktalarını hedefleyerek, özel saldırı yöntemlerini kullanarak ve aktif olarak güvenlik teknolojisinden sakınarak, tespit edilmekten kaçınmaya girişeceklerdir. Bulunması zor saldırı stilleri, MBR’ı (master boot records), BIOS’u ve bellenimi hedefleyen dosyasız tehditleri, şifreli sızmaları, sandbox atlatma kötü amaçlı yazılımı, uzak kabuk ve uzak kontrol protokollarının kullanımını ve yukarıda adı geçen işletim sistemi altı saldırıları içerecektir.

Yeni cihazlar, yeni saldırı noktaları
IoT ve giyilebilir cihaz saldırılarında henüz büyük bir artış yokken, 2020’de bu sistemlerin kurulu tabanının saldırganları cezbedecek şekilde bir kullanım seviyesine eriştiklerini görebileceğiz. Teknoloji üreticileri ve dikey çözüm sağlayıcıları, uygun olduğu yerlerde cihaz mimarilerine güvenlik kontrolleri yerleştirirken, kullanıcı güvenliği kılavuzu ve endüstrinin en iyi uygulamalarını oluşturmaya çalışacaklardır.

Siber casusluk kurumsal alana yöneliyor
McAfee Labs, kötü amaçlı kod ve hacking servisleri için karaborsanın, siber casusluk kötücül yazılımlarının kamu sektöründe kullanılmasına ve kurumsal saldırılara finansal istihbarat toplamak ve saldırganların tercih ettiği piyasaları manipüle etmek üzere izin verebileceğini tahmin ediyor.

Gizliliğin zorlukları ve fırsatları
Kişisel dijital verilerin hacmi ve değeri artmaya devam edecek, bu da siber hırsızları cezbedecek ve potansiyel olarak da dünya genelinde yeni gizlilik yönetmeliklerinin çıkarılmasına yol açacaktır. Aynı zamanda şahıslar, verilerinin paylaşımı için tazminat talep edecek ve alacaklardır.Bu “değer değiş tokuşu” etrafında bir pazar gelişecektir ve bu pazarın şekillendirdiği çevre, şahısların ve organizasyonların dijital gizliliği yönetme şekillerini değiştirebilir.

Güvenlik endüstrisinin yanıtı
Güvenlik endüstrisi, özel saldırıları bulmak ve düzeltmek için daha etkili araçlar geliştirecek. Ele geçirilen hesaplarla bağıntısı olabilecek düzensiz kullanıcı aktivitelerini bulmak için davranış analitiği geliştirilebilir. Paylaşılan tehdit istihbaratı, muhtemelen sistemleri daha hızlı ve daha iyi koruyacaktır. Buluta entegre güvenlik, görünümü ve kontrolü iyileştirebilir. Son olaraksa, otomatik bulma ve düzeltme teknolojisi, kurumları en genel saldırılardan korumayı sağlayabilir, böylece BT güvenlik elemanları da en kritik güvenlik olaylarına odaklanmak için serbest kalırlar.

Weafer sözlerini şöyle tamamladı, “Tahminlere ve rakiplere ayak uydurmak, istihbarat değiş tokuşunu, bulut bilgi işlemi ve dağıtım gücünü, platform çevikliğini ve siber suçluların düzenli olarak kullandığı insan kaynakları değerlerini birleştirmemizi gerektiriyor. Gelecekteki tehditlere karşı savaşı kazanmak için, organizasyonlar daha fazla görmek, daha fazla öğrenmek, daha hızlı bulmak ve yanıt vermek ve ellerindeki bütün teknoloji ve insan kaynaklarını tam olarak kullanmak zorunda.”

Silikon Vadisi’nde kamyonda yaşayan biri daha

0

.jpg[1]24 yaşındaki mühendis Jason Roesslein, Tesla Motors’ta çalışmak için The Bay Area’ya doğru yola koyulmuştu.

Birkaç ay ev arkadaşıyla kaldıktan sonra ödediği 1.250 dolarlık kira kendisine çok fazla geldi ve farklı seçenekler aramaya başladı.

Jason, 2014 Ekim’den beri minibüste yaşıyor ve halinden de memnun. Duş almak için şirketin spor salonunu kullanıyor ve yemek konusunu da şirkette hallediyor. Bu yaşam biçimiyle Jason, 5 ayda 10.000 dolar gibi bir para biriktirmiş.

Peki neden bir minibüs?
Bu fikri düşündüğü ilk zamanlarda Tesla’da çalışan başka biriyle tanışan Jason, o kişinin de Subaru Forester’ında yaşadığını öğrenmiş. Daha sonra iş arkadaşının Subaru’sunu bir minibüsle değiştirmeyi planladığını duymuş. Bunun ardından aklında fikirler oluşmaya başlayan Jason yaptığı bir tasarımla minibüsü eve çevirme planlarına girişmiş. Bundan sonra yapması gereken eBay’den bir minibüs satın almak olmuş. 13.000 dolara aldığı 2006 model Dodge Sprinter’ın iç tasarımı için de 1.000 dolarlık bir harcama gerçekleştirmiş.

 

Bu yaşam tarzından sonra Jason’un gideri aylık 100 dolarlık araba sigortası ve 75 dolarlık telefon ücretine inmiş. Uyumak için bir uyku tulumu ve soğuk gecelerde ise ısıtıcıyla idare ediyor. Yemek için ise şirketin kafeteryasını kullanan Jason, tuvalet ihtiyacı için yine kampüsün tuvaletlerini, duş için de Tesla çalışanlarına ücretsiz hizmet veren bir spor salonunu kullanıyor.

Jason, seyyar evini her yere götürebiliyor ve bu da zamandan tasarruf anlamına gelmekte. Bir minibüste yaşamayı düşünmek zor olsa bile Jason bu duruma alışmış ve gerçekleştirdiği bu tasarruftan oldukça da mutlu.

İşin ilginç yanı ise, ABD’deki teknoloji çalışanları arasında bu yaşam biçiminin giderek daha fazla rağbet görmesi. Ev kiralarının aylık binlerce doları bulmaya başlaması, ev ve ofis arasında trafik sıkışıklığına katlanmak zorunda kalınması ayrıca bir evi ayakta tutmak için yan masrafların da çok olması, genç çalışanların ikinci el ucuz  kamyonet/minibüs bozması karavanlarda yaşamayı tercih etmesine neden oluyor.

Maaşını kiraya yatırmak istemeyen ve hızlıca birikim yapmak isteyen gençler için bu akım Türkiye’ye de ulaşır mı bilinmez. İkinci el kamyon/minibüs fiyatları her ne kadar ucuz olsa da, Türkiye’de bu tür bir yaşam biçimine elverişli olacak kampüs sahibi şirketlerin bulunmaması, dev holdinglerin ise merkezlerini şehir içindeki gökdelenlere taşımış olması, genç mühendisler ve çalışanlar için kampüs olanaklarını kullanarak karavan içinde yaşama imkanını mümkün kılmıyor.

 

Kaynak: ShiftDelete.Net

Kadın girişimciler e-ticarete erkeklerden önce giriyor

0

Attractive-Woman-SmilingE-ticaret, barındırdığı geniş fırsatlar ve büyüme potansiyeli ile günümüzde girişimcilerin en çok ilgilendiği alanların başında geliyor. Türkiye’de e-ticaret yazılımları sektöründe lider konumda olan IdeaSoft, 16 Kasım’da başlayan Global Girişimcilik Haftası kapsamında, 2015 yılınının başından bu yana e-ticarete atılan girişimciler üzerinde bir araştırma yaparak ülkemizde e-ticaret girişimlerinin genel çerçevesini çizdi.

Türkiye’de 2015 yılında e-ticarete atılan girişimcilerin büyük bölümü İstanbul kaynaklı olduğunu açıklayan IdeaSoft, İstanbul’u takip eden illerin ise sırasıyla Kocaeli, Gaziantep, Kayseri ve Antalya olduğunu duyurdu. İstanbul’dan sonra gelen illerin Anadolu’nun hemen her bölgesinden olması, Türkiye’de e-ticaret bilincinin yaygınlaşmaya başladığının da bir göstergesi oldu.

IdeaSoft tarafından yapılan araştırmada ortaya çıkan bir diğer dikkat çekici sonuç ise kadın girişimcilerin e-ticarete olan büyük ilgisi oldu. 2015 yılında e-ticarete atılan girişimci kadınların sayısı geçtiğimiz yıla göre %80 oranında arttı. Bu kadın girişimcilerinin yaş ortalamasının da 24 olması bir diğer önemli veri olarak göze çarptı. E-ticaret girişimcisi erkeklerde ise yaş ortalaması 28 oldu. Bu da kadınların e-ticaret girişimlerini erkeklere oranla çok daha erken başlattığını ortaya koydu.

En Çok Tercih Edilen Sektörler Hangileri?

E-ticaret girişimlerinde en çok tercih edilen sektörün yöresel ürünler olduğunun belirtildiği araştırmada, organik ürünler, sağlıklı yaşam ürünleri, tekstil ve el yapımı özel ürünler de e-ticaret girişimcilerinin 2015’te en çok tercih ettikleri sektörler oldu.

IdeaSoft Genel Müdürü Seyhun Özkara, Global Girişimcilik Haftası kapsamında yaptığı açıklamada “E-ticaret, girişimciler için çok büyük fırsatlar barındırıyor. Bunun farkında olanların sayısı her geçen gün artıyor. E-ticarete atılan girişimcilerin önemli bir bölümü mevcut şirketlerini dijital dünyaya taşıyarak bu işe başlıyor. Girişimciler dijital dünyaya adapte oldukça başarı ihtimalleri o ölçüde artıyor. Sektöre de bağlı olarak bir e-ticaret girişimi 6 ay ile 1,5 yıl arasında bir dönem içerisinde meyvelerini vermeye başlıyor.” dedi.

IdeaSoft’tan E-Ticaret Girişimcilerine Destek

E-ticarete adım atmak isteyen girişimcilerin her zaman yanında olan IdeaSoft, Global Girişimcilik Haftası kapsamında, 16-30 Kasım tarihleri arasında yeni girşimcilere %30’a varan indirimler sunacak. IdeaSoft bunun yanında e-ticaret girişimcileri için IdeaSoft Akademi’de ücretsiz e-ticaret eğitimleri de verecek.

Google yeni bir giyilebilir cihaz geliştiriyor

1

google-glassGoogle Glass çok sansasyonel bir ürün olarak yıllarca teknoloji dünyasının gündeminden düşmedi. Son olaraak, Google gözlüğün toplumda aldığı tepkilerden dolayı cihazı piyasaya sürmeye vazgeçmişken ortaya çıkan Hololens’in gördüğü büyük ilgiyle bu kararından vazgeçtiğini açıkladı. Glass’ı yeniden tasarlayarak ve geliştrerek daha kabul edilebilir bir ürün olarak piyasaya sürmeye hazırlanan Google bu sırada boş da durmuyor.

Glass’ı de geliştiren Google’ın giyilebilir cihazlar birimin, şimdi ekranı olmayan ancak akıllı yeni bir giyilebilir cihaz geliştirmek üzere çalışmaya başladığı duyuldu. Project Aura ismi verilen projenin, bir tür kulaklık olacağı ve Google Glass ile de uyumlu çalışacağı konuşuluyor. Projenin isminin, modüler telefon projesi Project Ara’ya çok benzemesi de modüler telefonla bağlantılı ayrı bir ürün olabileceği şüphesi doğuruyor.

Google projeyi geliştirecek mühendiseler için iş ilanı vermeye başladı ve işe daha önce girmiş mühendislerin LinkedIn profillerinden anlaşıldığı üzere projenin hem kulak hem de göz üzerine yoğunlaştığı anlaşılıyor.

Projeyi, 2014’te Google Glass projesinin başına geçen Ivy Ross’un geliştireceği de anlaşılıyor. Bu da projenin Glass ile bağlantısını ortaya koyuyor.

İsmi mi değişiyor?

Bir önemli ihtimal de, Google’ın daha önce ismi kötü olaylarla anılan Google Glass’ın ismini değiştirerek yeni tasarıma sahip bir ürün geliştirmeye çalışıyor olması.

Google Glass’ın sosyal alanlarda insanların mahremiyetini kolayca ihlal edebilecek bir ürün olması ona karşı gelişen ağır tepkilerin asıl nedenini oluşturuyordu. Örneğin bir kullanıcı, spor salonunda gözündeki Glass ile çevrede spor yapan insanları kolayca kayıt altına alıp çoğu insan için mahrem sayılabilecek bu görüntüleri sosyal medyada anı anına yayınlabiliyor. Dolayısıyla, Google Glass barlar, spor salonları, sinema-tiyatro salonları, restoranlar gibi sosyal alanların çoğunda yasaklanmıştı.

Google’ın şimdi projenin ismini değiştirmesi ve cihaza farklı bir imaj yüklemesi, insanların mahremiyet endişelerini gidermek için yeterli olacak mı, bilinmez. Google’ın rakiplerinin ortaya koyduğu diğer gözlükler, sosyal alanlarda kullanılabilecek gözlükler değiller. Microsoft’un Hololens’i veya Facebook’un Oculus’u tamamen ev kullanımına yönelik cihazlar.

Google ise bu alanda çok cesur bir adım atarak, sanal gerçeklik/arttırılmış gerçeklik gözlüğünü sokağa çıkarıyor ve bu da insanları korkutuyor.

Geçtiğimiz yıl ABD’de Google Glass giyen iki kişi, diğer insanların mahremiyetini ihlal ettiği gerekçesiyle çıkan kavgad hastanelik olana kadar dövülmüşlerdi. İşte Google’ın altından kalkması gereken “gerçek” bu.

Bakalım, Project Aura gerçekten duyurulduğunda karşımıza ne çıkacak ve karşımıza çıkan gözlük, insanların tepkisini yumuşatmayı başarabilecek mi? Bu çok zor bir görev ve sonucunu hepimiz çok merak ediyoruz.

Microsoft, Minecraft ile kodlama öğretecek

0

microsoft-minecraft-code-tutorial[1]Microsoft Minecraft’ı satın aldığında teknoloji dünyasında büyük şaşkınlık oluşmuştu. Rekor fiyata satın alınan oyun Microsoft’un artırılmış gerçeklik gözlüğü Hololens’in tanıtımında da büyük pay sahibi olmuştu.

Microsoft şimdi Minecraft’ı yeni bir proje için kullanmaya karar verdi. Bundan böyle çocuklar Minecraft sayesinde programlamayı öğrenebilecek.

ABD Başkanı Barack Obama’nın TV’de gençlere yönelik yayınladığı mesajlarda ısrarla kodlamayı öğrenmeleri gerektiğini vurgulamasından da anlaşılacağı üzere ABD’de çocukların kod yazmayı öğrenmesine büyük önem veriliyor.

Çocuklar bundan sonra Minecraft’ta oyunu kodlayarak oynayabilecekler. Böylece program yazmanın temel mantığını anlayabilecekler. Çocuklar, mouse ve klavye ile doğrudan gidip bir ağacı kesmek yerine, ekrandaki karakterin bu işi yapması için basit komutlar yazacaklar. Örneğin, a-baltayı çıkar, b-ağaç bul, c-ağacı kes, d-odunları eve getir, e-şömineyi yak.

Elbette Microsoft, bu kodlama sistemini daha derinleştirip çocukların Minecraft’ta kompleks işlemleri yaptırmalarını sağlayacak.

Penta’dan bulut tabanlı çözümler platformu

0

pentaTürkiye’nin önde gelen teknoloji dağıtıcılarından Penta Teknoloji, çeşitli tedarikçi ve hizmet sağlayıcıların bulut tabanlı çözümlerinin bayiler ve kullanıcılar ile buluştuğu Penta Bulut platformunu duyurdu.

Sanal bir Pazar yeri olarak tasarlanan Penta Bulut, Penta Teknoloji’nin 5.000’i aşkın bayisine, yazılım ve donanım pazarında olduğu gibi uçtan uca çözüm sunmayı hedefliyor. Bayiler bu pazar yerinde, müşterilerinin gereksinimi olan bulut ve servis hizmetlerini tek bir noktadan karşılayabilecek.

“Ekosistemi destekliyoruz”

Penta Bulut’un KOBİ ölçeğindeki işletmelerin ihtiyacı olabilecek pek çok hizmeti bayileri aracılığıyla, büyük yatırımlar yapmadan, aylık ve yıllık dönemlerde küçük ödemeler yaparak kullanabilmelerini sağlayan bir platform olma yolunda ilerleyeceğini belirten Penta Teknoloji Satış ve Pazarlama Direktörü Necmi Ön, konuyla ilgili olarak “Penta Bulut ile çözüm ortaklarımızın müşterilerine sunduğu ürün ve hizmet seçeneklerini artırarak iş alanlarını ve kazançlarını büyütmeleri, ayrıca global tedarikçilerin dünyasında yerli tedarikçilere de yer verilmesi hedefleniyor.”

Penta çözüm ortaklarına yönelik Bayinet portali üzerinden kullanıma sunulan Penta Bulut ile çözüm ortaklarına Bulut ve Servis Hizmetleri olmak üzere iki ana kategoride hizmet sunuluyor. Bulut Hizmetleri kapsamında sanal sunucu-altyapı, uygulamalar ve yedekleme çözümleri yer alırken; Servis Hizmetleri başlığı altında ise çözüm ortaklarının Penta’dan satın aldıkları kurulum gerektiren her türlü donanım ve yazılım ürünlerinin kurulu ve teknik ekip desteği sağlanıyor.

Hızla büyüyecek bir platform

Penta Bulut hizmetlerinde; Altyapı, Platform ve Uygulama kategorilerinde değişik konfigürasyonda belirlenip paket haline getirilmiş çözümler, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın (GİB) tüm teknik gerekliliklerini sağlayan e-dönüşüm çözümleri, T.C. Maliye Bakanlığı ve GİB standartlarına uygun geliştirilen e-fatura sistemleri, içerikleri ile farklılaşan üç ayrı web sitesi yazılım uygulaması ve üç ayrı paket e-ticaret uygulaması yer alıyor. ERP, CRM, doküman yönetimi ve zengin seçenekli sektörel temelli çözümler gibi pek çok ürün ve hizmet de önümüzdeki dönemde Penta Bulut Market’te yerini alacak.

adesso Türkiye, Almanya’nın dev bankaları için yazılım geliştiriyor

0

Adesso_AG_logoGerçekleştirilen projeler arasında JAVA tabanlı B2B portallar ve teknoloji transformasyon projeleri öncelikli olarak yer alıyor.

adesso Türkiye Genel Müdürü Burak Barı, “2015 yılının başında, kendimize, Avrupa’ya yazılım geliştirme hizmeti ihracatı hedefini koymuştuk. Bunu başarmak için de “SmartShore” isimli bir model oluşturduk; bu model sayesinde diğer grup şirketlerimizdeki proje ekipleri ile Türkiye lokasyonumuzu başarılı bir şekilde entegre edebiliyoruz.” Dedi.

2015 İhracat Hedefimizin İki Katını Gerçekleştirdik

Burak Barı “Yılsonu itibari ile 2015 için ön gördüğümüz ihracat cirosunun en az iki katını gerçekleştirmiş olacağız. Ancak henüz potansiyelimizin çok azını kullanabildik diyebiliriz; kısacası daha yeni başlıyoruz. adesso Grubu’ndan, Türkiye operasyonları için aldığımız tam destek ise kuşkusuz hedeflerimize ulaşmamızdaki en önemli etkenlerden biri.” diye belirtti.

adesso Türkiye’nin Delivery Direktörü Mutlu Önder ise, “Yurt dışında yıllardan beri uyguladığımız proje geliştirme metotlarını ve standartlarını Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz tüm projelerde kullanıyoruz. Ekibin teknik becerilerini bu metotlarla birleştirdiğimizde ortaya kalitesi çok yüksek yazılımlar çıkıyor. Yurt içi müşterilerimiz için gerçekleştirdiğimiz yazılım projelerinde de aynı şekilde ilerliyoruz. Yönetim olarak en başından bu yana, yazılım geliştirme operasyonun hiç bir adımında yurt içi veya yurt dışı şeklinde bir ayrım yapmama prensibini benimsedik. Teknik ekibimizin tamamı yazılım geliştirme süreçlerimize hakim. Müşterilerimizden aldığımız geri bildirimler de, bu kararın ne kadar doğru olduğunu kanıtlamakta.” şeklinde açıklamalarda bulundu.

adesso AG, Türkiye’de kurduğu şirket ile Avrupa’daki müşterilerine sunduğu tüm ürün ve hizmetlerini Türkiye’de konumlandırıyor. adesso Türkiye Bilgi Teknolojileri, kurumsal müşterilerine Bilgi Teknolojileri konularında ağırlıklı olarak mobil uygulama geliştirme, Yazılımcı, Analist ve Test Uzmanı alanlarında dış kaynak (outsource) sağlama, dijitalizasyon projeleri, portal çözümleri, test otomasyon çözümleri, özel proje geliştirme hizmetleri ve yönetim danışmanlığı hizmetlerini sunmakta.

Evlenme vaadiyle kandıran SPAM!

0

weddingRapor, e-posta trafiğindeki istenmeyen e-posta yüzdesinin 2. çeyreğe göre azalma göstermiş olmasına rağmen, alıcıları kandırmak ve e-posta filtrelerini atlatmak amacıyla giderek artan çeşitlilikte taktikler kullanıldığını gösteriyor.

Rapora göre 2015’in 3. çeyreğinde istenmeyen e-postalar, bir önceki çeyreğe göre %0,8’lik bir düşüşle, toplam e-posta trafiğinin %54,2’sini oluşturdu. Raporda, istenmeyen e-postaların ilk üç kaynağının sırasıyla ABD (%15,3), Vietnam (%8,4) ve Çin (%7,2) olduğu belirtildi.

3. çeyrekte kimlik avcılığı amaçlı yeni bir e-posta hilesi popüler oldu. İstenmeyen e-posta filtrelerini atlatabilmek amacıyla e-posta metni ve sahte bağlantılar, ileti gövdesine yazılmak yerine PDF belgesi olarak e-postaya ekleniyor.

Yaz tatil sezonu olmasından da faydalanan dolandırıcılar, bir e-bilet ya da otel rezervasyonu gibi görünen Trojan-Downloader.JS.Agent.hhy gibi zararlı programları yaymak için rezervasyon hizmetleri, havayolu ve otellerden gönderilmiş gibi görünen sahte bildirimler kullandı. Bir diğer istenmeyen e-posta çeşidinde ise yabancı talipler için gelin seçenekleri sunuldu. Yanıtlar geldikten sonra hedef kişilere başka istenmeyen e-postalar da gönderildi ve bu e-postalarda bazı ‘gelinler’ ‘taliplerini’ ziyaret etmek için para talebinde bulundu.

Kaspersky Lab İstenmeyen E-posta Analisti Tatyana Shcherbakova, şunları söyledi: “2015 yılının üçüncü çeyreğinde istenmeyen e-posta üreticilerinin yaz tatil sezonu olmasından ve insanların yalnızlıklarından faydalandıklarını gördük. Oteller adına sahte bildirimler göndermekten, sahte bağlantıların PDF eklerinde gönderilmesine ve yalnız ‘taliplerden’ para talebinde bulunmaya kadar çeşitli taktikler kullanıldı. Her geçen gün artan taktik çeşitlerinin karşısında kullanıcıların çevrimiçinde kendilerini en yeni siber güvenlik araçları ile korumaları oldukça önemlidir.”

E-postalardaki zararlı ekler

2. çeyrekte olduğu gibi, sahte HTML sayfası Trojan-Spy.HTML.Fraud.gen, yine e-posta ile gönderilen zararlı programlar arasında ilk sıraya oturdu. Bu programdan gelen e-postalar hedef aldıkları kişileri, bir ticari banka, havayolu veya çevrimiçi mağazadan gönderilmiş gibi görünen önemli bir bildirimi taklit ederek tuzağa düşürdü.

Zararlı spamlere en çok Almanya hedef oluyor

2015’in 3. çeyreğinde toplu e-posta gönderimleri ile hedef alınan ilk üç ülkede bazı önemli değişiklikler yaşandı. 2. çeyrekten beri %1,12 düşüş yaşamasına rağmen Almanya (%18,47) ilk sıradaki yerini korudu. Brezilya kaynaklı zararlı e-posta miktarı 3.çeyrekte 2.çeyreğe göre neredeyse iki katına çıktı (%11,7) ve böylece Brezilya ikinci sırada yer aldı. Payı %2,82 artış gösteren Rusya, beşinci sıradan hızlı bir şekilde üçüncü sıraya taşındı (%7,56). 2. çeyrekte ikinci olan İngiltere (%4,56), 3.çeyrekte altıncı sıraya geriledi. Türkiye 2,91’lik oranla yine alt sıralarda.

ABD en büyük spam kaynağı

ABD, kendisinden kaynaklanan %15,34’lük istenmeyen e-posta payı ile 3. çeyrekte de en büyük istenmeyen e-posta kaynağı olmaya devam etti. Vietnam bir önceki çeyrekte %3,38 olan payı ile karşılaştırıldığında, büyük artış göstererek bu çeyrekte %8,42 ile ikinci oldu. Çin, önceki çeyreğe göre değişmeyen payı ile (%7,15) ilk üçte yer aldı. Türkiye’nin bu alanda oranı yüzde 2,18.

Kimlik avı saldırıları artıyor

2015 yılının 3. Çeyreğinde Kaspersky Lab’ın kimlik avcılığı engelleme sistemi Kaspersky Lab kullanıcılarının bilgisayarlarında 36.300.537 kez tetiklendi. Bu rakam önceki çeyreğe göre 6 milyon daha fazlaydı. Çeyrek boyunca, Kaspersky Lab veritabanlarına 839.672 adet kimlik avı joker kartı eklenmiştir.

E-posta trafiğinde istenmeyen e-posta oranı

İkinci çeyrekteki nispeten istikrarlı birkaç aydan sonra, küresel e-posta trafiğindeki istenmeyen e-posta yüzdesinde bazı değişimler oldu. Yaz tatiline de denk gelmesi nedeniyle 2015’in Temmuz ve Ağustos aylarında istenmeyen e-postalarda yaşanan artışı Eylül ayında belirgin bir düşüş izledi. Sonuç olarak, 3. çeyrekte ortalama istenmeyen e-posta yüzdesi bir önceki çeyreğin ortalamasının biraz üstüne çıkarak %54,19 olarak gerçekleşti.

Pentagon yeni dijital istihbarat örgütü kuruyor

0

sibersavaşSiber savaş, artık varlığını inkar edemediğimiz bir gerçek. Çin ve ABD arasında son dönemde yaşanan büyük hacker saldırıları sonrasında iki ülke başkanının bir araya gelerek, siber-savaş ateşkesi ilan ettiklerini açıklamaları ve birbirlerine siber saldırı düzenlemeyeceklerine dair söz vermeleri de bu gayr-ı resmi savaşın en büyük ispatı oldu.

Elbette ABD’nin daha önce İran’ın nükleer tesislerini sabote etmek veya Rusya’nın gizli projelerine ulaşmak ya da rakip ülkelerin dev şirketlerinin ticari sırlarını öğrenmek için özel üretim virüs ve trojanlar geliştirdiğini de biliyoruz.

ABD Savunma Bakanlığına bağlı Pentagon şimdi daha gelişmiş siber silahlar geliştirmek için 460 milyon dolarlık bütçe ayırdı ve bu bütçeyi taşeron güvenlik şirketine, geliştirdikleri trojanlar veya diğer siber silahlar için aktaracak.

Pentagon’un siber savaş operasyonlarını yürüten CYBERCOM departmanı tarafından düzenlenecek  Cyberspace Operations Support Services (Siber Savaş Operasyonları Destek Servisleri) isimli kontratla Pentagona bağlı çalışacak olan bu güvenlik şirketi aynı zamanda ABD’nin NSA dahil, çok sayıdaki IT güvenlik operasyonunu da devralacak. Yani ABD’de, CIA kadar güçlü yeni bir dijital istihbarat örgütü kuruluyor.

Sözleşmeyle görev yapacak olan bu taşeron şirketin, ya da diğer ismiyle siber savaş ve istihbarat grubu, çok yetenekli hacker’lar çalıştırmak durumunda olacak ve ABD’nin menfaatlerine uygun virüsler, trojanlar ya da kısaca, “siber savaş mühimmatları” geliştirecek; bu mühimmatların kullanımından, test ve operasyonlarından sorumlu olacak.

 

Mobil reklam yatırımları %68 arttı

0

Mobile_Ad2015 yılının ilk 6 ayını değerlendiren Bullseye Worldwide’ın IAB’den edindiği reklam sektöründeki yatırımları konu alan araştırmanın sonuçlarına göre Türkiye’de toplam dijital reklam yatırımları geçen yıldan bu yıla %21,3 oranında artış sergiledi. IAB verilerinden yola çıkarak yapılan incelemede, display reklam yatırımları 2014’e göre toplamda %19,8 büyürken bu kalemde en büyük sıçramayı %68’lık artışla mobil gösterim reklam yatırımları yapıyor. 2014 yılında 10 milyon TL’lik harcaması olan mobil gösterim reklamlarının, 2015 yılının ilk altı ayında 16,8 milyon TL’ye ulaştığı IAB raporlarına yansıyor. Mobil harcamaları %42’lik artış ve 61,1 milyon TL’lik harcamasıyla video reklam yatırımları takip ediyor.

En yüksek artış mobil ve video reklamlarda

Kategorisel açıdan incelendiğinde, alt birimleri ile birlikte en yüksek artışı sırasıyla mobil reklam yatırımları, arama motoru reklam yatırımları ve display reklam yatırımlarının elde ettiği görülüyor. Ancak harcamaların en büyüğü ilk yarıda arama motoru reklamlarına, ardından display reklamlara ve mobil reklamlara doğru yapıldığı raporda yer buluyor.

Bullseye Worldwide Yönetici Ortağı Afşın Avcı, “Globalde yükselen, Türkiye’de de ismi hızlıca yayılan programatik pazarlama bu dönem IAB’nin raporunda kendine yer bulmuş gözüküyor. Türkiye’de spesifik bir harcama kalemi olarak bulunmasa da 2016 yılının ilk yarısında göreceğimizden eminiz” dedi.

Mobil ve videoya olan harcama eğiliminin yükseleceği sektör içerisinde çok yeni bir öngörü olarak sayılmıyor. Bullseye Worldwide’ın 2015 yılında gerçekleştirdiği ve 2016’da devam edeceği yatırımların büyük kısmı mobil global reklam teknolojilerini ve networkleri kapsıyor. Bu yatırımlar ile Bullseye Worldwide, global kaynaklar ve çözüm ortakları üretirken ayrıca sektörün kalite çıtasını yükseltiyor.

Doğru tüketiciye ulaşmak için markalar video ve mobil reklama yönleniyor

Avcı, “Sektörün en sıcak konusu olan mobil ve video reklamcılığın trendini birçok nedenle açıklayabiliriz. Bu nedenlerin en başında her yaş ve gelir grubundan bireyin akıllı telefon kullanımının artması geliyor. Ayrıca hızlı tüketim alışkanlıkları, TV gibi sınırlandırılmış program zamanlarının artık yeterli kalmayışı ile yükselen VOD tüketimi ve sosyal medya kullanımı mobil ve videoyu markalar gözünde değerli kılıyor. Bunların yanı sıra, marka – tüketici arasındaki uzaklık kapandıkça, tüketicinin ilgi alanları, alışkanlıkları gibi birçok faktörü hedefleme olanağı olan mobil ve video çözümler devreye giriyor. Bullseye Worldwide olarak biz de müşterilerimize hedef kitlelerinin en kişisel alanı olan akıllı telefonlar ve mobil cihazlarına erişim sağlayacak strateji ve operasyonel konularda destek veriyor, bütünsel bir yaklaşımla hedeflerine ulaşmalarını sağlıyoruz” dedi.

Dijitaldeki mobil ve video yatırımlarının artışı sadece Türkiye’ye özel bir durum değil. PwC’nin IAB sponsorluğunda ABD genelinde yaptığı benzer bir araştırmada da 2014 yılının ilk yarısında %23 (5,3 Milyar $) olan Mobil harcamalar 2015 yılının ilk yarısında %54 büyüyerek (8,2 Milyar $) toplam harcamaların %30’una yükselmiş gözüküyor. Türkiye’de olduğu gibi yine en büyük harcama Arama reklamlarına, ardından Mobil’e ve video reklamlarına yapıldığını görebiliyoruz.

Türkiye’den, Reddit’e erişim engeli!

0

reddit-sopaİnternet’in en büyük sosyal medya haber platformları arasında yer alan Reddit, bugün ilginç bir erişim engeli ile karşılaştı. Twitter, YouTube ve Facebook gibi sosyal medya platformlarına erişim engeli uygulayan Türkiye, şimdi de Reddit için erişim engeli kararı aldı.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) 5651 sayılı Kanun uyarında yapılan teknik inceleme ve hukuki değerlendirme sonucunda Reddit.com’a erişim engeli getirdi.

Erişim engeli sebebi Paris saldırısı olabilir!
Reddit erişim engelinin 150’yi aşkın kişinin hayatını kaybettiği kanlı Paris terör saldırısının olabileceği söyleniyor. Reddit sitesinde yer alan Paris saldırısına yönelik propaganda içeren paylaşımların, 5651 sayılı Kanun’un uygulanmasına neden olma ihtimali çok yüksek. Diğer bir yaklaşıma göre Reddit sitesi üzerinde yapılan +18 içerikli paylaşımlardan dolayı erişim engeli uygulandı.

5651 sayılı Kanun nedir?
Anayasa’da yer alan 5651 nolu kanuna göre; intihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu maddelerine özendirme, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik, fuhuş, kumara yönlendirme ve Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret gibi konularda erişim engeli uygulanabiliyor.

Kaynak: ShiftDelete.Net

Kameralar teröristleri tespit edebilir mi?

2

airportCrowd1Sadece birkaç hafta önce Ankara’da masum bir gösteri düzenlemek isteyen kalabalığa saldıran canlı bomba 102 kişinin hayatını kaybetmesine neden olmuştu.

Hafta sonunda Paris’te yaşanan saldırıda da 140 kişi, vahşice öldürülerek yaşamlarını kaybetti.

Dünya şimdi terörist saldırıları nasıl önleyeceğini düşünürken güvenlik uzmanları da bir yandan teknolojiyi kullanarak, kalabalık alanları, meydanları, hava limanları gibi kritik noktaları sürekli izliyor ve şüpheli hareketler gösteren kişileri tespit ederek olası terör saldırılarını önlemeye çalışıyorlar.

Ancak şu da bir gerçek ki, sadece ekran başındaki insan gözleriyle terör saldırılarını durdurmak hiç kolay değil. Bu yüzden işin içine teknoloji de giriyor ve yüz tarama teknolojisiyle, daha önce istihbarat kayıtlarına geçmiş ve terör riski bulunan kişilerin tespit edilmesi için uğraş veriliyor. Fakat bu da yeterli değil.

Herkes potansiyel terörist mi?
Yeterli değil çünkü İŞİD saldırılarında ön plana çıkan gerçek şu ki, bu saldırıları istihbarat örgütlerinin kayıt altına aldığı potansiyel saldırganlar değil, evinde oturup TV seyrederken dünyanın bir yerindeki savaşlara, çatışmalara tepki duyan ve sempati beslediği terör örgütünün sosyal medyadan yaptığı çağrılara uyarak kendini canlı bombaya veya saldırgana çeviren gençler gerçekleştiriyor.

Yani, bu saldırganları önceden bulmak, tanımak, önlemek mümkün değil çünkü düne kadar okuluna gidip gelen, işine devam eden, sağa sola saldırma planı olmayan, sıradan bir genç, çok kısa süre içinde saldırgan düşüncelerle zehirleniyor ve canlı bombaya dönüşebiliyor.

İşte tam bu noktada, saldırganları teşhis edebilmek veya önceden fark edebilmek için teknoloji çok daha büyük önem kazanıyor.

Bugüne kadar güvenlik veri tabanlarına kaydı olan kişileri sosyal alanlarda takip edebilmek için kullanılan yüz tanıma teknolojisini geliştirmeyi amaçlayan MIT, şimdi çok detaylı bir yüz taramasıyla ve yapay zekaya sahip özel yazılımlarla, insan yüzündeki en ufak endişe, korku, gerginlik, öfke duygularını analiz edebiliyor.

Böylece saldırgan kişilerin yüzlerinde dışarıdan fark edilmeyecek kadar küçük mimiklerin, yüksek çözünürlüklü kameralar ve yapay zeka yazılımları ile tespit edilmesi mümkün hale gelecek.

Bu teknolojik gelişmenin potansiyel faydaları da, toplumsal olayları veya terör saldırılarını önceden önleyebilmek gibi alanlarda ortaya çıkacak.

Bir futbol karşılaşması öncesinde stada girmek üzere kalabalığa karışan insanların yüzlerindeki endişe, korku, gerginlik, öfke belirtileri fark edildiği anda güvenlik sistemleri bölgedeki görevlileri uyaracak ve söz konusu kişilerin alana girmeden önce aranması, kontrol edilmesi mümkün olacak.

Elbette terör saldırılarını önlemenin nihai yolu, tüm dünyayı kapsayacak kapsamlı bir sosyal devrimden geçiyor.

Savaşların, ölümlerin, gelir adeletsizliğinin, petrol ve maden savaşlarının sona ermesi ve dünya devletlerinin insan yaşamına önem veren zihniyete kavuşmasının, savaş yerine eğitimi desteklemenin terörü besleyen nefreti de yok edeceğini tahmin etmek zor değil. Ancak dünya bu yüksek bilinç seviyesine ulaşana kadar, saldırganlığı önlemek için teknolijiden yardım almak zorunda kalacağız gibi görünüyor.

Y kuşağı iş adamları çok farklı

0

ygenerationTeknolojinin getirdiği avantajlardan yararlanıp modern çağa ayak uydurmak isteyen şirketlerde büyük bir dönüşüm var. Yıllardır kartvizitlerde ve firmaların iletişim bilgilerinde görmeye alıştığımız telefon numaraları artık IP adresleri ile yer değiştiriyor. Son kullanıcıların bile VoIP telefon sistemleri ve IP video konferans sistemlerini kullanmaya başladıkları bir çağda, firmalar da bu gelişmelere kayıtsız kalmayarak iletişim bilgilerini teknolojinin gereklerine göre güncelliyorlar.

Y Kuşağı öncülük ediyor

Bircom CEO’su Burçin Bircanoğlu şirketlerdeki teknoloji dönüşümünü anlatırken, “Video konferans sistemleri aslında uzun zamandır iş dünyasının hizmetinde. Ancak kurulum ve kullanma için uzun uğraşlar gerektirmesi sistemin Türkiye’de yaygınlaşmasını engelledi. Bütün bunlarla birlikte teknolojideki gelişmeler bu sorunu da çözdü. Şöyle ki artık bir telefon numarası çevirir gibi IP numarası çevirerek video konferans düzenlemek mümkün. Bu son teknolojiyi hemen sahiplenenler ise Y Kuşağı dahilindeki genç işadamları oldu. Sadece toplantılar için uzun seyahatler yapmak istemeyen, buna karşılık daha çok özel yaşamına, ailesine zaman ayırmak ve teknolojinin getirmiş olduğu rekabet avantajlarından yararlanmak isteyen yeni kuşak işadamları kartvizitlerine ve şirket web sitelerine IP adreslerini de yazmaya başladı. Böylelikle telefon rehberlerinin yanı sıra bu şirketlerin IP rehberleri oluşmaya başladı” yorumlarında bulundu.

Modern çağda iş süreçlerinde verimlilik IP adresleri ile mümkün

IP video konferans sistemlerini kullanan şirketler araç kirası, yakıt, fazla mesai, sigorta, iş gücü ve zaman tasarrufu yapıyorlar. Şirketlerin iş süreçlerini kolaylaştıran ve gereksiz zaman kayıplarını engelleyen şirketler çok daha verimli bir şekilde çalışıyorlar. Video konferans sistemlerinin yararlarının farkına varan şirketler, bu sistemleri mümkün olduğunca çok ve sık kullanmaktan çekinmiyorlar. Böylece şirketler, iletişim bilgilerine video konferans sistemlerinin IP adreslerini de ekleyerek müşteri ve bayilerinin de tasarruf yapmalarını sağlıyorlar.

Yealink ile IT altyapısı tasarrufu da mümkün

Normal bir telefon numarası gibi IP telefon ve video konferans sistemleri ile çevrilen IP adresleri sayesinde yıllardır alışıla gelen telefon çevirme uygulaması korunduğu için sistemi kullanmaya alışılması kolay oluyor. Bircom’un dağıtımını yaptığı Yealink markası özellikle rakiplerine göre düşük internet bant genişliği kullanımını sağlayan teknolojileri ile daha küçük ölçekli ve altyapı yatırımından kaçınan firmaların da çağa ayak uydurabilmelerini sağlıyor.

Altyapı tasarrufu rekabet gücünü artırıyor

1080p çözünürlükte 8 kişinin aynı anda video konferans yapmasını sağlayan Yealink çözümleri, rakiplerine göre %50 oranında daha az bantgenişliği kullanarak firmaların altyapı masraflarını da azaltıyor ve diğer tasarruflar ile birlikte sektörlerindeki rekabet güçlerini artırıyor.

Bircom hakkında:

43 yıllık tecrübesiyle her büyüklükten ve her sektörden firmaya yüksek kaliteli iletişim çözümleri sunan Bircom, tümü kendi alanında teknoloji lideri olan firmaların Türkiye distribütörlüğünü yürütmektedir. Pek çok küresel markanın ülke çapında dağıtım, lokalizasyon, eğitim, saha kurulum desteği, merkezi yönetim hizmetleri ve satış sonrası hizmetleri Bircom tarafından sunulmaktadır. Bircom, kurumların bilişim ve telekom alanındaki ihtiyaçlarına en gelişmiş teknolojiler doğrultusunda en kapsamlı çözümleri, en yüksek müşteri memnuniyetiyle sunma anlayışına sahiptir. Pazara sunduğu ürünler, Türkiye’nin her bölgesinde sertifikalı bayi kanalı ya da telko operatörleri üzerinden temin edilebilir. Bircom ürünleri ülkemizin dört bir yanında tüketici açısından en yüksek fiyat/fayda oranını sağlayacak bir yaklaşımla sunulmaktadır. 2002 yılından bu yana kendi AR-GE birimine sahip olan Bircom, TTGV ve TÜBİTAK ile ortak projeler üretmektedir. Yazılım geliştirme alanında da çalışmalar yürüten Bircom, ülkemizin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin sıralandığı Deloitte Teknoloji Fast50 Türkiye Programı’nda 2007, 2008, 2009 ve 2010 yıllarında dört kez üst üste yer alma başarısının ardından, 2012 yılında listede 5’inci kez yer almaya hak kazanmış; yine Deloitte tarafından hazırlanan 2007, 2009 ve 2012 yılları Avrupa Ortadoğu ve Afrika bölgesinde ‘En Hızlı Büyüyen Teknoloji Firmaları’ listelerine girerek ülkemizi başarıyla temsil etmiştir.

G20 liderlerinin hangisi, sosyal medyada daha başarılı?

0
image4
Büyütmek için tıklayın

ABD Başkanı Barack Obama, 2012 yılında tekrar seçilince, eşine sarılarak verdiği fotoğrafı 6 Kasım 2012 günü Twitter’da paylaşması, hala konuşuluyor.
Diğer iki popüler tvit ise, Emmy Ödül töreninde sanatçıların Samsung telefon ile verdikleri selfie ve Super Bowl gecesinde elektrik kesilince, Oreo’nun attığı tvitler olduğunu hatırlatalım.
“Siyasi Liderler” deyince protokol akla gelir. Devlet yönetimi ve makamın kuralları gereği kontrollü hareketler ve yazılar zorunluluk halinde etrafa yansıyor.
Çoğu liderin sosyal medya yansımaları da resmi, soğuk ve kontrollü olduğu hissediliyor.
Ancak yukarıdaki üç örnekte de göründüğü gibi anlık, doğal ve yaratıcı bir iletişim yaşandığı da başka bir gerçektir.
Şu an Antalya’da yılın en büyük liderler zirvesi devam ediyor. Bir ülke için milyarlık sayılabilecek bir iletişim fırsatı da doğmuş durumda.
Özellikle Paris ve Beyrut’taki vahim olaylardan sonra bütün dünyanın gözü daha bir dikkatle Antalya’ya yöneldi.
Dikkat ve hassaslık beklenmedik iletişim hatalarını da doğurabilir. Doğurdu da…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Barack Obama ile ayaküstü konuşması sırasında verdiği bir enstantane, Erdoğan’ın Obama’nın yanağına dokunmuş gibi yansıdı.
Halbuki fotoğraf açısıyla ilgiliydi ve açıklama geldi. Ancak, bu fotoğrafı yandaşların veya karşıtçıların kullanmaması düşünülemez.
Facebook, Twitter, Instagram veya diğer bütün sosyal medya alanı habercilik açısından, bütün geleneksel medyanın önüne geçmiş durumda.
Eğer uzman dijital medya uzmanları ve iletişimciler ile çalışıldığında başarılı sonuçların da alınacağına dair ilginç örnekleri de beraber yaşayacağız.
Liderlerin popülaritesine girmeden önce, G20 Zirvesine katılan liderlerden Hindistan Başbakanının başarılı sosyal medya uygulamasına bir örnek vermek istiyorum.
Bu örnek, siyasi protokol tarihine giren ve başarılı bir diplomasi olarak sunuluyor.
Hindistan’ın bir yıl önce seçilen Başbakanı Narendra Modi de Twitter’ı yoğun kullanan liderlerden biridir. Başbakanın @narenramodi adresini 16 milyondan fazla takipçisi var. Facebook takipçi sayısı ise 31 milyona yaklaştı. 1.1 milyonu aşkın Instagram izleyicisi, oldukça sıcakkanlı olan fotoğraflarını görme fırsatı buluyor.
Modi, sosyal hayatının yanı sıra devlet görüşmelerini de anında Twitter gibi diğer sosyal medyada paylaşmasıyla ünlendi.
Asıl ilginç olanı ise şudur: 26 Ocak, Hindistan’ın Bağımsızlık Bayramı ile Mahatma Ghandi’nin doğum günü ile birlikte kutlanan en önemli günü kabul ediliyor.
Modi, Twitter üzerinden ABD Başkanı Obama’ya mesaj atarak, ulusal günlerine davet etti. Ne arada dışişlerinin monşerleri var, n büyükelçilikler ne de kriptolu özel telefonlar…
Obama da, mesajı görür görmez, hemen yine Twitter üzerinden “Gelirim” diyor. Protok görevlilerinin halini bir düşünsenize…
Bakalım, bu yeni sosyal medya usulünü başka liderler ne zaman kullanacak?
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha önce Twitter aleyhindeki ifadelerini bir kenara bırakın. Malum Çin’de de yasaklı olan bir mecra ve Devlet Başkanı da Twitter’da yer almıyor. Ama Çin’de internet üzerinden takipçisi olan ve 100 milyonu geçen popüler sosyal liderler var.
Aynı şekilde İngiltere Başbakanı Cameron’un da sosyal medya üzerine sert mesajları var. Dünyanın süper güçleri ABD, Hindistan, Rusya, Japonya veya Brezliyla liderleri bu alanı kullanıyorsa, gelecekte kimse sosyal medyaya kayıtsız kalamayacaktır.
Sosyal medya stratejilerini oluştururken, doğallığı kaybetmememiz gerekiyor.
Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu tür fotoğraflara önem verirdi. Batı Afrika’da bir balıkçı ile konuşması veya Erciyes’te bir çobanla sohbeti unutulacak fotoğraflar değildir.
Daha da ötesi, bu tarz, artık herkese örnek olarak sunulan bir sosyal medya stratejisi olmuştur.
Barack Obama da 65 milyonu aşan Facebook ile 46 milyonu aşan Twitter takipçisine günlük yaşamındaki doğal anları, kitlelere ulaştırmak için kullanıyor. Buna 5.3 milyon Instagram takipçisini de ekleyin.
Oval ofiste bir çocuğun onu kovalaması, köpeği ile Beyaz Saray bahçesinde oynaşması veya ceketini omuzuna atıp, parkta gezinenlerle diyalogu başarılı örneklerdir.
Diğer liderlere kıyasla, Barack Obama’nın iletişim stratejisinde capsler de var. Tasarımı, özlü ifadeleri ve istatistik paylaşımlarıyla ayrı bir açılım sunuyor.
Unutmayalım ki capsler ve infografikler birkaç yıldır en etkili tarzların başında geliyor.
G20, dünya ekonomisinin yüzde 80’ini yönetenlerin buluşmasıdır. Malum zirvenin yapıldığı yer Belek, turizmimizin de merkezidir. Haliyle işin ekonomisi, siyaseti kadar magazini de sosyal medyaya yansıyacaktır.
Suudi Kralı Salman’ın, Mardan Palace otelini kapatması bu bağlamda ele alabilirsiniz. Aynı şekilde Kanada’nın yeni Başbakanı Justin Trudeau da yakışıklılığı ile sosyal medyaya malzeme olmaya devam ediyor.
Bütün bunları bağımsız şekilde takip edebilirsiniz ama zirvenin sosyal medyaya yansımalarını, liderlerin popülaritesini g20life.com adresinden rahatlıkla anlık olarak izleyebilirsiniz.
Bu yazıyı tamamlarken G20 ile ilgili tvit sayısı 2 milyonu geçmişti. Dakikada 400 civarı mesaj atılıyor. Mesajların hangi konumdan gönderildiğini gösteren haritası ve infografiklerle ileride de kullanılabilecek bir portalı incelemenizi tavsiye ediyorum.
Şimdilik liderler Periscope’u pek kullanmıyor ama gelecek yıl Çin’de yapılacak G20’deki sosyal medya ile bugün arasındaki en bariz fark bu olacaktır.
Sonuçta, ne kadar güvenlik tedbiri, ne kadar da protokol sınırlaması olursa olsun, sosyal medya liderleri halka yaklaştıran en önemli araçlardan biridir. Bunu kullanabildikleri ölçüde de iletişim stratejilerinde başarılı olacaklardır.

Televizyonun sosyal medyası: N’oluyo

0

Kurumsal - TV Karşısı Splash Yabancı DiziN’oluyo, televizyon tutkunlarını bir araya getirerek, eğlenmelerini, bilgilenmelerini ve aynı zamanda yeni programlar keşfetmelerini sağlıyor. N’oluyo, dizi, film ve diğer TV programlarının fragman, tanıtım veya haberlerinin kullanıcılara sunulmasının ötesinde bir içerik vizyonu ortaya koyuyor. N’oluyo üyeleri sevdikleri dizi ve programlar hakkında birbiri ile konuşabiliyor, izledikleri programları arkadaşları ile paylaşabiliyor, yeni program tavsiye edebiliyor. Program takip ederek en son konuşma ve haberleri push mesaj veya e-posta aracılığı ile alabiliyor. Üyeler sevdikleri programlar ile ilgili ilgi çekici yorum veya caps’ler ile daha çok paylaşım yaptıkça o programın “lideri” olma şansı yakalıyor.

N’oluyo, kapsamlı bir TV rehberinden, 15.000’den fazla program için hatırlatma servisine, en yeni TV haberlerinden, oyunlarına kadar televizyonu bilgisayarlardan ve akıllı telefonlarından ayrı düşünemeyenlerin ihtiyaçlarına yenilikçi bir çözüm sunuyor. N’oluyo’nun özelliklerinden yararlanmak için üye olmak yeterli.

N’oluyo’da “Yazar” olmak çok kolay…
Kalemi kuvvetli kullanıcılara yazar olma şansı sunulması da N’oluyo’nun ayrıcalıkları arasında bulunuyor. Yazar adayları N’oluyo’daki “Yazar Ol” başlığına tıklayarak örnek yazılarını editörlerle paylaşabiliyor.

Televizyon sevenler N’oluyo ile program kaçırmıyor…
Televizyon izleyicilerine kendilerini yepyeni bir platformda ifade etme fırsatı tanıyan, eğlendirici ve bilgi verici içeriği ile Türkiye’de bir ilk olan N’oluyo, hayat kolaylaştıran özellikler sunuyor. Kullanıcılar izlemek istedikleri programları kaçırmamak için N’oluyo üzerinde ister bir bölüm, ister tüm yayınlar için hatırlatma kurabiliyor. Maç saatini ve kanalını sürekli araştırmak zorunda kalan spor tutkunları için de etkili bir çözüm sunuyor.

Kişiye özel yayın akışı
 N’oluyo üyeleri “İzleme Listem” özelliği ile haftalık olarak ne izleyeceklerini belirleyerek, kendilerine özel haftalık yayın akışı yaratabiliyor. Böylelikle günlük programlarını yaparken televizyonda ne izleyeceklerini de hesaba katmış oluyorlar.

N’oluyo Spoiler vermiyor, izleyiciyi üzmüyor!
Tuzaklarla dolu olan diğer sosyal medya mecralarının aksine N’oluyo spoiler içeren konuşmaları gizleyen teknolojisi ile programları farklı zamanlarda izleyen televizyon tutkunları için güvenli bir liman haline geliyor.

“KafaKafaya”da 14 milyondan fazla oy kullanıldı
Kullanıcıların oyun oynayarak yeni programlar keşfetmesini sağlayan “Kafakafaya” yarışması, anket ve testlerden farklı formatı ile N’oluyo’nun en eğlenceli bölümlerinden biri olarak dikkat çekiyor. TV’ye dair her şey KafaKafaya’da birbiri ile yarışıyor. “Hangi Dizi Evrenine Aitsin?”, “Aynı Ben Dediğin Dizi Tripleri”, “Yazın Kadın Oyuncusu Kim?”, “Sence Kösem Sultan Kim Olmalı?” gibi başlıklarla açılan oyunlara kullanıcılar sadece oylayarak değil oynayarak katılıyorlar. Oyun sonuçları izleyicilerin beğenilerini, tercihlerini, TV’de görmek istediği hikâye ve oyuncuları çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.

KafaKafaya’da şimdiye kadar 14 milyondan fazla oy kullanıldı. Oyunlar 1,5 milyon defa oynandı. 100 kullanıcıdan 95’i başladığı oyunu bitirdi.

KafaKafaya kapışmasında oyun süreleri 3 dakika ila 5 dakika arasında değişiyor. Kullanıcılar, sevdikleri programları, karakterleri ve TV ile ilgili çeşitli konuları 16’lı eleme, çeyrek final, yarı final ve finalden oluşan 4 tur boyunca eleme usulü seçiyor. Şimdiye kadar en ilgi gören oyunlar ise:

  • Yazın Erkek Oyuncusu Kim?
  • Hangi Yaz Dizisi Tutar?
  • Hangi Dizi Evrenine Aitsin?
  • Senin Çiftin Hangisi?
  • Sence Survivor Kim Olsun?

Kullanıcılar N’oluyo’ya www.noluyo.tv adresinden ulaşabiliyor. Uygulama Apple Store’dan ücretsiz olarak indirilebiliyor. N’oluyo’nun Android uygulamasının ise 2016’in ilk çeyreğinde yayına alınması planlanıyor.

N’oluyo’nun 50 bin üyesi bulunuyor. Şu ana kadar uygulamada 200.000’den fazla program takip edildi. Üyeler 100.000 defa bir programı izlediklerini belirttiler. Bir programı seyretmek için ise 250.000‘den fazla hatırlatma kurdular.

Markalar, yayıncılar ve yapımcılar için yepyeni bir iletişim mecrası…
N’oluyo platformu izleyiciler için olduğu kadar markalar, yapımcı, yayıncı veya dijital yayın platformları için de yepyeni bir doğal iletişim mecrası olarak konumlanıyor. Yerli dizi, yabancı dizi, yarışma, film, spor, eğlence, yaşam ve haber kategorilerinde içerik sunan N’oluyo, izleyicisine ulaşmak veya ödüllendirmek isteyen dizi, film ve program sponsorlarına özel projeler üretiyor. Marka ile yayıncı, yapımcı ve diğer içerik sahiplerini bir araya getirerek sponsorluklardan etkili geri dönüş alınmasını sağlıyor. VitrA, Artema, Selpak  gibi markalar tarafından kısa zamanda keşfedilen N’oluyo, pazarlama iletişiminde TV izleme alışkanlıklarına göre hedefleme yapabilen yapısı ile inovatif bir deneyim platformu sunuyor. TV programlarının izlenme ve konuşulma oranları konusunda detaylı verilere sahip olan N’oluyo, yapımcı ve yayıncılar ile işbirliği kurarak yapımların izleyiciye ulaşma oranını arttırmayı hedefliyor. Servis altyapısını üçüncü şahıslara da sunabilen N’oluyo, kendi mobil uygulaması veya dijital platformunda bu özelliklerden yararlanmak isteyen firmalara işbirliği fırsatları sağlıyor.

Michigan’da neden sahte şehir kuruldu?

0

ford-self-driving-mcity-2015-11-13-03[1]Teknolojik gelişmelerin günlük hayatımızı çok hızlı biçimde etkiliyor. Çoğu zaman, yeni bir ürünün ne zaman tasarlanıp geliştirildiğini bile anlayamadan önemli teknolojik ürünleri hayatımızın içinde, geniş kitleler tarafından kullanılırken bulabiliyoruz.

Tesla’nın bir gecede, binlerce Model S otomobilini sürücüsüz teknolojilerle güncellemesi de buna güzel bir örnek sayılabilir ama elbette bu tek örnek değil. Yeni ürünler, yeni uygulamalar, yeni teknolojiler her an günlük yaşamın içine sirayet ediyor. Ne olup bittiğini bile anlamadan yayına giren bir uygulama, cep telefonlarımızı en gelişmiş navigasyon cihazlarına dönüştürüyor, gideceğimiz yol üzerindeki trafik yoğunluğunu bile anı anına, hatta neredeyse santimi santimine gösteriyor. Bir banka şubesine gittiğinizde, müşteri temsilcisinin önünde duran minik kamera fotoğrafınızı çekip yüz tanıma teknolojisiyle kimliğinizi onaylayıveriyor. Benzer şekilde, finanstan, iletişime pek çok alanda yeni teknolojiler her gün hayatımıza giriyor.

Elbette bu teknolojilerin günlük yaşama girmeden önce test edilmesi ve güvenli olduklarının onanması gerekiyor. Özellikle de sürücüsüz otomobil teknolojileri gibi, saatte 150 km hız yapabilen 2 tonluk araçların ölüm tuzağına dönüşmesine neden olabilecek teknolojilerin yeterince test edilip edilmediği sorusu herkesi endişelendiriyor.

İşte bu çekinceler nedeniyle Michigan Üniversitesi, eyalette 32 hektarlık boş bir araziye, Mcity isminde sahte bir şehir kurdu.

Sahte şehrin sokakları, gerçek bir şehir izlenimi veriyor. Caddeler, dükkanlar, apartmanlar, trafik tabeleları, ışıklar, maket insanlar… Tüm bu zahmetin nedeni ise, yeni robot otomobillerin test edilmesini sağlamak. Elbette tüm o dükkanlar, binalar, apartmanlar aslında bir deokordan ibaret ve arkaları da boş… Ancak otomobillerin sensörlerinin gerçek bir şehir atmosferinde ışıkları, tabelaları, sokakları tanıyabilmesi için elzem olan bu dekorların içinde, otomobillerin limitlerini test etmek mümkün oluyor. Böylece gerçek trafikte, insanların hayatını riske atmadan, otomobillerin hız limitlerin, yapay zeka yazılımlarının eksik yanlarını, geliştirilecek noktaları tespit etmek mümkün oluyor.

Şimdilik bu test alanına araçlarını ilk sokan firma Ford oldu, ancak yakında ABD otomotiv endüstrisinin diğer firmalarını da test alanında, sürücüsüz araçlarını son sürat çalıştırırken görebileceğiz. Bakalım, o test araçları, sahte şehirlerden çıkıp gerçek sahiplerine ve gerçek şehirlere ne zaman ulaşabilecek?

Türkiye’de İnternet Konferansı’nın 20.si yapılıyor

0

internet-marketing-2Türkiye İnterneti emekleme aşamasında iken, yurtdışı bağlantısı 64K ve yurt içi bağlantılar 19K iken, henüz megabitli omurgalar hayal aşmasında iken,  bir grup internet gönüllüsünün başlattığı “Türkiye’de İnternet” Konferansı (INET-TR) bu yıl 20. defa CRESGA organizasyonun desteğiyle yapılıyor. 1-3 Aralık tarihlerinde İstanbul Üniversitesi, Beyazıt Kampusu’nda Kongre Merkezi’nde yapılacak INET-TR’de, Türkiye’deki İnternet tartışılacak. Konferans, tüm ilgili grupları bir araya getirerek İnternet’i tüm boyutlarıyla tartışmak, İnternet teknolojileri aracılığı ile toplumsal verimliliği artırmak ve toplumun dikkatini olabildiğince bu yöne çekmeyi amaçlıyor.   INET-TR, Türkiye İnterneti’nin bir resminin çekildiği, ana sorunlarının tartışıldığı, çözümler için ortak akıl arandığı, İnternetle ilgilenen herkese, uzmanına, öğrencisine, öğretmenine, iş adamına, ev hanımına, emeklisine açık olduğu, işin teknik boyutundan çok sosyal boyutlarının tartışıldığı bir konferanstır. INET-TR Konferansı tüm yurttaşlarımıza açık ve ücretsizdir. Katılım için http://inet-tr.org.tr adresinden kayıt olunması istenmektedir.

İnternet dünya üzerinde 3 milyarı aşkın insanın katıldığı, 1 milyara yakın webin, 300 milyon civarında alan adının, 1 milyar 34 milyon kayıtlı bilgisayarın, bir milyarı aşkın üyeli sosyal ağların olduğu, bir paylaşım, öğrenme, üretim ve eğlence ortamıdır. İnternet sanayi devrimi boyutlarında bir gelişmeyi temsil etmektedir. Hayatın her boyutunu değiştiren, sektörleri yeniden yapılandıran, meslekleri değiştiren, kamu yönetimi, demokrasi, hizmeti, ticareti yeniden tanımlayan devrimsel bir gelişmedir. Birbirlerini hiç görmeyen insanlar, insanlığın ortak mülkiyeti için ürünler geliştirmekte; özgür yazılım, açık erişim, açık ders malzemeleri, açık donanım, açık bilim, açık tıp, açık tasarım, açık mimari ve açık biyoloji gibi projeleri hayata geçirmektedirler.

Bu yıl Türkiye’de internet üzerinden iş yapan (ürün, hizmet ve çözüm satan) firmalar ve yöneticilerinin başarı hikâyelerini öne çıkartmak istiyoruz. Ziyaretçiler arasında çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren firmaların yöneticileri ve uzman personellerin olmasını hedefliyoruz.

Sosyal Ağlar Her Şeyi Değiştiriyor
Sosyal ağlar ve yeni medya insanların kurduğu dostluk ve paylaşım ağı olmanın çok ötesinde bir örgütlenme, üretim, yayın, halka ilişkiler, reklam ve pazarlama ortamı olmuştur. Her kurum, sosyal ağlarda var olmak, onu izlemek, kendi itibarını korumak için en yetenekli ve birikimli elamanlarını sosyal medya uzmanı atamak zorunda kalmaktadır.  Sosyal Ağlarla ilgili birçok oturum var. Sosyal Ağlarda Kendinizi Nasıl Korursunuz konusunda bir seminer ve WhatsUp ile Boşanma ilginç paneller arasında.  Sosyal ağlarda gençler ve değişik mesleklerde internet kullanımı enine boyuna tartışılan konular arasında.

Yeni Medya ve Gazetecilik Değişim Sürecinde
İnternet yeni medya ortamları oluşturarak kısa medyaya meydan okumaktadır. Konferansta internetin meydana getirdiği değişikler de tartışılacak. Gazeteciler ve akademisyenler panelinde “Internet çağında gazeteciliğin geleceği ve gazetelerin geleceği” tartışılacak.

Hukuk Tartışmaları Öne Çıkıyor
İnternet devrimsel bir değişim olduğu için pek çok şeyi değiştiriyor. Ortaya çözülmesi zor konular çıkıyor. Türkiye’de internet mevzuatının AB ve ABD ile karşılaştırılması, Google ve Twitter’ın avukatı Gönenç Gürkaynak tarafından yapılacaktır. Nesnelerin İnterneti, kişisel verilerin başta sağlık sektörü olmak üzere korunması da çeşitli oturumların konusunu oluşturuyor.

Altyapı Yeterli mi?
İnternet altyapısı, 4.5G ve mevcut altyapının Bilgi Toplumu için yeterli olup olmadığı da ilgili paydaşların katıldığı bir panelle tartışılacak.

Gençlere Programlama Anlatılacak
Bütün dünya çocuklara programlamayı öğretmeye çalışıyor. ABD ve AB ‘de bu yönde kampanyalar yapılıyor. Hatta ana okulda bunu başlatma çabaları var. 4-13 yaşındaki Gençlere Teknoloji Eğitimi oturumunda dünyada ve Türkiye’deki gelişmeler de tartışılacak.

İnternet Ekonomisi Tartışılacak
İnternetin yönetim anlayışına getirdikleri, ulus devlete getirdikleri yanında İnternet ekonomisinin yeni boyutları ICANN, ISOC ve Google’dan temsilcilerin katılımıyla İngilizce olarak bir oturumda tartışılacak.

Güvenlik Konuları Gündemde
Konferans’ta bir yanda ülke boyutunda “Siber Güvenlik”,  Kurumsal Bireysel Güvenliğe yönelik  bildiri ve seminerler yer almaktadır.  E-postalarınızı Nasıl güvenli hale getirsiniz, Güvenli Elektronik Posta (KEP) ve Elektronik İmza da enine boyuna tartışılacaktır. “GençlerdenGüvenlik Öğütleri” ilginç otuurmlar arasında.

Kadın Bilişim Paneli yapılacak
Çeşitli sektörlerden genç kadın bilişimciler, Bilişim ve Kadın konusunun çeşitli boyutlarını irdelecektir.

Her Kesime Özgür Yazılımlar Anlatılacak
Konferansta toplam 44 oturumda 7 Panel/Forum, 18 seminer ve yaklaşık 10 bildiri ile 10 kadar firma başarı öyküsü oturumu olacaktır. Seminerler, geniş bir yelpazede profesyonellere, öğrencilere ve sıradan kullanıcılara yönelik ve özgür yazılım temalı olacaktır. Linux ve Özgür yazılımlar, İnternet üzerinde yayılmış 10 milyon civarında gönüllünün ürettiği 1 milyon civarında yazılımı kapsamaktadır.

Ülkemizin yazılım stratejisinin önemli bir parçası olması gereken özgür yazılım, bireyler, kurumlar ve ülkeler için tasarruf, istihdam, güvenlik ve rekabet açılarından önemlidir. Ülkemizdeki İnternet kullanıma yönelik, e-öğrenme, toplumsal yansımalar, e-tarım, e-ticaret konularında deneyim paylaşan bildirilerin yanında işin teknik boyutuna odaklanmış bildiriler de sunulacaktır.

 Bilgi ve İletişim
Ayrıntılı bilgi: http://inet-tr.org.tr  ve http://inet-tr.istanbul.edu.tr  adresinden edinilebilir.

Emobil büyümeye devam ediyor

0

2014 yılında yüzde 62 büyüme gösterdiğini söyleyen Emobil yetkilileri, bu ödül ile büyümesini pekiştirdiği ve şimdiden 2015 yılındaki büyüme oranlarının yine sektörün çok üzerinde olduğu bilgisini verdi.

Bu büyümenin ağırlıklı olarak profesyonel hizmetler tarafında gerçekleştiğini ve buraya yapılan yatırımların her geçen gün arttığını söyleyen yöneticiler, aynı büyümeyi 2016 yılında da hedeflediklerini, özellikle insan kaynaklarına çok önem verdiklerini ve profesyonel bir iç ekip dışında, ayrıca dışarıdan danışmanlarla da ilerlediklerini vurguladı.