Türkiye’de e-Fatura, e-Defter, KEP gibi teknolojilerin kullanımıyla ilgili FIT Solutions CTO’su Koray Gültekin Bahar ile konuştuk.
Mikro uydular dünyayı ele geçirmek üzere
Google Maps ilk olarak tanıtıldığını günleri hatırlayanlar var mı? Tüm dünyanın uydu görüntülerine erişmek, dilediğiniz noktayı (genellikle iş yerimizi ve evimizi) bulup ücretsiz bir şekilde uzaydan bakmak… Heyecanlı bir gelişmeydi. Aradan geçen 10 yıla yakın sürede uydu haritaları büyük yol aldı. Ancak aradan geçen bunca süreye rağmen uydu görüntülerinin yeterince sık güncellendiğini söyleyemeyiz. Bunun arkasında yatan neden ise elbette maliyetler zira yüksek çözünürlükte görüntüleme yapan uyduların maliyetleri oldukça yüksek. Ancak artık bir alternatif oluşuyor.

Planet Labs adında bir firma uzaya maliyetleri oldukça düşük mikro uydular gönderiyor. Üstelik bunların sayısı şimdiden 71’e ulaşmış durumda ve amaç bu rakamı binlere çıkartmak. Şirket için bu uyduların maliyetleri oldukça düşük olduğundan bir hata oluşması durumunda yenisini yollamak ve süreç boyunca elde edilen deneyimler ile süreci daha verimli hale getirmek mümkün oluyor.
Peki, binlerce mikro uydu ne yapacak?
Her biri çözünürlüğü beş metre olan dünya yüzeyi fotoğrafları gönderecekler. Bu işlem her 24 saatlik dilimde tüm dünya yüzeyinin yenilendiği bir harita servisini güncelleyecek. Başka bir deyiş ile belki Google Maps kadar net değil ama dünya yüzeyinin her 24 saatte yenilendiği bir uydu görüntü haritasına sahip olacağız.
Bu fikir şimdiden başta bilim insanları olmak üzere pek çok ticari ve kamu kuruluşunu heyecanlandırmaya yetiyor zira konum tabanlı hizmetlerin neler yapılabileceği sadece hayal gücünüz ile sınırlı.

Benzer bir servisi Türkiye’de hayata geçirebilir miyiz?
Bu sorunun cevabı evet zira mikro uydular konusunda İstanbul Teknik Üniversitesi, Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesinde çeşitli çalışmalar sürdürülüyor. Bu uyduların maliyetleri oldukça düşük (bir kaç on bin dolar civarında) ve uzaya göndermek de aynı oranda düşük maliyetlere sahip. Özel ve kamunun 50-100 milyon dolar arasında sağlayabileceği bir bedel ile bu projeyi ülkemizde gerçekleştirmek mümkün olacaktır.
NVIDIA ve VMware’den işbirliği
Airbus, CH2MHILL, MetroHealth güvenli bir sanal çalışma alanına zengin grafik uygulamaları sağlamak amacıyla sanallaştırılmış GPU’ları güçlendirecek ilk müşteriler arasında yer alıyor.
Erken Erişim programına katılmak üzere seçilen müşteriler, çözümün bir teknoloji önizlemesini kullanıma sundu. Katılımcılar işe doğrudan her iki şirketin mühendisleriyle başlayıp gelecek ürünleri, eğitimi, dokümantasyonu ve hizmetleri etkileyecek deneyimleri hakkında NVIDIA ve VMware’e doğrudan girdi sağlıyorlar.
NVIDIA GRID vGPU teknolojisi, birden çok sanal makinenin profesyonel 2D ve 3D uygulamalarda zengin grafik deneyimi sağlamak üzere tek bir GPU gücünü paylaşmasını sağlar. VMware Horizon’la birlikte, teknoloji büyük bir kullanıcı deneyimi ve IT ekiplerinin kuruluşlarındaki en talepkar kullanıcılar için aradığı ölçeklenebilirliği sağlar.
İlk müşteri tepkileri
Teknolojinin ilk kullanıcıları Avrupa’nın uçak üretim devi Airbus; dünya çapında bir inşaat ve mühendislik firması olan CH2M HILL ve büyük bir sağlık hizmeti sağlayıcısı olan MetroHealth’den oluşmaktadır.
“Airbus, son kullanıcı erişiminin etkinliğini artırmak ve tedarikçilerin Airbus’ın uçak geliştirmesini destekleyen önemli uygulamalara erişmesini kolaylıkla sağlamak için sanal masaüstlerini uygulamaya karar verdi. Ölçeklenebilir ve düşük maliyetli bir çözüm sunmak için NVIDIA GRID vGPU’lu VMware Horizon’u kullanmakla son derece ilgiliyiz. Bu birleşik teklifin gücü, çok daha verimli iş durumları gerçekleştirmemize imkân tanıyacak.”
Vatandaş e-devleti benimsedi
Userspots, “Devletin Kısayolu” olarak adlandırılan e-devlet sistemi Turkiye.gov.tr’nin erişim istatistiklerini açıkladı. Verilere göre, mobil uygulamalarının kullanıcı deneyimi ve kullanılabilirlik hizmetleri Userspots tarafından sağlanan ve 2009 yılında hayata geçirilen sistemi şu anda 19 milyon kişi kullanıyor. Sisteme akıllı telefon ve tablet gibi mobil cihazlardan ulaşan kullanıcıların oranı ise yüzde 20’yi buluyor.
Konu ile bilgi veren Userspots Kurucusu ve Kullanılabilirlik Analisti Mustafa Dalcı, e-devlet için yaptıkları çalışmayı ‘kullanıcı deneyimi’ değil ‘vatandaş deneyimi’ olarak adlandırdıklarını söyledi. Turkiye.gov.tr için, ticari ya da kurumsal içerikli internet sitelerinden farklı olarak, devlet-vatandaş ilişkinin temel noktalarından hareketle çalıştıklarını kaydeden Dalcı, “e-devlet, devleti şeffaf hale getirebilecek güce sahip olan, tüm bürokratik süreçlerin, kurumlar arasındaki dengelerin açıkça görülebileceği bir platform. Vatandaşların doğal olarak devletten birçok talebi var. Ancak talep ve şikâyetlerin yanlış yerlere iletilmesi, gecikmeleri de beraberinde getiriyor. Bunun önüne geçebilmek için farklı talep kategorileri oluşturduk ve tüm bu taleplerin doğru kurumlara, en kısa sürede iletilmesini hedefledik” dedi.
Mustafa Dalcı, cinsiyete göre kullanım oranlarının yüzde 54,1 erkek ve yüzde 45,8 kadın olarak şekillendiğini söyledi. Sisteme en çok giriş yapılan ülkenin yüzde 98,2 ile Türkiye olduğunu belirten Dalcı, “Kullanıcıların giriş yaparak hizmet aldıkları diğer ülkeler ise ABD, Almanya ve İngiltere olarak sıralanıyor. Şehir bazında baktığımızda ise yüzde 31,7’lik oranıyla İstanbul’un ilk sırada yer aldığını, Ankara, İzmir, Antalya ve Adana’nın onu takip ettiğini görüyoruz” dedi.

Gençler de kullanıyor
Yaş aralıklarına göre kullanım oranlarında 46-65 yaş grubunun her iki cinsiyet için de en yüksek kullanım oranına sahip bulunduğunu kaydeden Dalcı, “Bu grubu 26-35 ve 35-44 yaş aralıkları izliyor. 18-25 yaş aralığının ortalama yüzde 13’lük bir orana sahip olmasını, gençlerin de e-devlet uygulamalarından yararlanmaya başladıkları şeklinde yorumlayabiliriz” diye konuştu.
Mobilde Android önde
Mustafa Dalcı, Turkiye.gov.tr’ye teknik erişim konularında da bilgi verdi. Platforma erişimde en çok kullanılan işletim sisteminin yüzde 99’a yaklaşan oranı ile Windows olduğunu belirten Dalcı, tarayıcıda ise ilk sırayı açık farkla Chrome’un aldığına dikkat çekti.
Yüzde 59’luk Chrome’u yüzde 21 ile Internet Explorer ve yüzde 6,5 ile Firefox’un takip ettiğini söyleyen Dalcı, “Mobil işletim sistemlerini incelediğimizde ise Android tabanlı cihazların, yüzde 70’i aşan oranla iOS’un 3 katından fazla kullanım oranına sahip olduğunu görüyoruz. 360×640, mobil cihazlar arasında yüzde 20 ile en yaygın ekran çözünürlüğü olarak öne çıkıyor. Tüm listeye baktığımızda, yüksek çözünürlüklü üst sınıf cihazların e-devlet erişiminde çok tercih edilmediğini söyleyebiliriz” dedi.
Türkiye’nin ilk kadın Cisco eğitmeni
BT Eğitim, bilişim sektöründe bir ilke imza attı. BT Eğitim’in deneyimli danışman ekibinden beş kişi, zorlu sınav maratonunda ipi başarıyla göğüsleyerek Türkiye’nin en yeni Cisco eğitmeni oldu. Bu beş yeni eğitmen arasında yer alan Zeynep Pulat ise Türkiye’nin ilk kadın CCSI’ı (Certified Cisco Systems Instructor), yani ilk kadın Cisco eğitmeni unvanını da elde etti.
BT Eğitim Genel Müdür Yardımcısı Cumhur Kızıları, ”BT Eğitim ailesine iki yıl önce katılan Zeynep Pulat, şirketimizde edindiği deneyim ve özverili bir çalışmanın sonunda CCSI olmayı başardı. Türk kadının her işin üstesinden gelebileceğine duyduğumuz inanç, Zeynep’in başarısıyla daha da güçlendi. Zeynep ve diğer eğitmenlerimizle gurur duyuyoruz. BT Eğitim olarak, kadınların bilişim sektöründe daha fazla rol alması gerektiğini düşünüyoruz. Kadınların farklı bakış açıları, iş süreçlerindeki detaycı yaklaşımları, yaratıcı çözüm önerileri ve bulundukları ortama kattıkları nezaket ve zarafet ile bilişim dünyasına güç kattıklarını görüyoruz. Bu vesile ile Zeynep’i iş yaşamı boyunca desteklerken, bilişim sektöründeki kadın istihdamını desteklemeyi sürdüreceğiz,” dedi.
EMEAR bölgesinin en iyileri arasında
BT Eğitim, deneyimli danışman kadrosundan Alparslan İşlek, Ediz Burak Kırım, Eser Sekizinci, Timuçin Dikmen ve Zeynep Pulat’ın sınavı geçmesiyle birlikte eğitmen sayısı 18’e çıkarmış oldu. Bu rakam, ülkemizdeki diğer Cisco eğitim iş ortaklarının sahip olduğu toplam eğitmen sayısının üç katı olması açısından da önemli. Türkiye’nin en büyük Cisco Eğitim İş Ortağı olan BT Eğitim, yeni eğitmenleri ile EMEAR bölgesindeki en büyük Cisco Eğitim İş Ortakları arasına girmiş oldu. BT Eğitim, hali hazırda müşterisi olan Türkiye’nin en büyük kurum ve kuruluşlarına ve EMEAR bölgesindeki ülkelere bundan böyle bu büyük kadro ile hizmet etmeyi sürdürecek.
Türk yöneticiler İngilizlerden daha hevesli
Günümüzde hızlı rekabet dünyasında, kurumları teknolojinin desteğiyle bir adım öne geçiren veri merkezleri, esneklik, iş sürekliliği ve modernleşme açısından da büyük önem taşıyor. Bu nedenle veri merkezleriyle ilgili ülkemizi de içeren bir araştırma gerçekleştiren dünyanın lider veri merkezi yatırımcılarından Zenium Technology Partners, raporun çarpıcı sonuçlarını paylaştı.
Türkiye ve İngiltere’de farklı sektörlerde faaliyet gösteren, 250’den fazla çalışana sahip şirketlerin kıdemli BT profesyonellerinin katıldığı ve “Modernleştirme Motivasyonu” olarak adlandırılan bu çalışmaya göre, BT profesyonellerinin yüzde 94’ü gibi çok büyük bir kısmı, kurum içinde veri merkezi yapılandırılmasının teknolojik açıdan demode olduğunu düşünüyor. Yine bu katılımcıların sadece 20’de 1’i (yüzde 5), bu veri merkezlerinin teknolojik açıdan önde ve rekabetçi olduğu kanısında…
İşyerlerinde günlük operasyonların sorunsuz bir şekilde ilerleyebilmesinin her zamankinden daha önemli bir hale geldiğini düşünen bu uzmanlar, veri merkezlerinin sürekliliği konusunda da endişeli. Araştırmaya katılan her 10 yöneticiden 1’i (yüzde 10), veri merkezlerinin sürekliliğinin sağlanması için komple bakıma ihtiyaç duyulduğunun altını çiziyor. Buna karşılık veri merkezlerinde kullanılan teknolojinin güncel olmadığını iddia edenlerin oranı da oldukça yüksek; yüzde 41 oranında. Araştırmaya katılanların sadece yüzde 5’i, veri merkezlerini rekabetçi ve son teknolojiyle donatılmış olarak tanımlıyor.

“Talep arzdan hızlı yükseliyor”
Bu önemli araştırmayla ilgili açıklama yapan Zenium Technology Partners CEO’su Franek Sodzawiczny; “Geleceğin ihtiyaçlarıyla bugünkü kaynaklar arasındaki kopukluk endişe verici. Günümüzde büyük veriyi yönetmek için yükseltilmiş depolama ve işlem gücüne olan talepte büyük bir artış yaşanıyor. Önümüzdeki dönemde bu talebin daha da yükseleceğini öngörüyoruz” diyor. “Buna karşılık şirketler ne yazık ki veri merkezlerine yapılacak temel yatırımların ne kadar önemli olduğunu henüz tam olarak kavrayamadı” diyen Sodzawiczny sözlerini şu şekilde bitirdi:
“Burada bahsedilen sadece BT departmanlarının bütçesini artırmak değil… Dijital dünyadaki operasyonların verimli bir şekilde ilerlemesi için doğru sistemlerin ve altyapıların kullanılmasını sağlamak da önemli. Geçen yıl Gartner tarafından gerçekleştirilen veri merkezi yatırımı araştırması da bizim çalışmamıza paralel sonuçlar sunuyor. Bu araştırmaya göre de katılımcıların 3’te 2’si modernizasyon projelerini planladıklarını ve bu projelerin yüzde 70’ten fazlasına bütçe tahsis edildiğini söylüyor. Şirket içinde altyapı modernizasyon ve güncelleme projesi hazırlayan yüzde 87’lik bir kesim ise veri merkezi tesisleriyle ilgili hayata geçirilecek projeler hazırladığını belirtiyor. Bu olumlu bir işaret olarak görünebilir ancak bizim araştırmamıza katılan profesyonellerin tamamına yakınının (yüzde 94) veri merkezlerinin demode olduğunu belirtmesi, geleceğe sağlam adımlar atmak için modernizasyonun ilk öncelik olarak kabul edilmesi gerektiği konusunda daha ikna edecek çok iş insanı olduğunu gösteriyor.”
Kamu akıllı devlete dönüşebilecek mi?
Teknolojinin beraberinde getirdiği e-dönüşümden tüm sektörler payını alırken devletin ve kamunun bu dönüşümün haricinde kalması düşünülemez. Bu güne kadar bu dönüşümü elektronik dönüşüm olarak ele aldık. Posta için e-posta, ticaret için e-ticaret gibi pek çok kavram ile birlikte devletin dijital dönüşümünü e-devlet olarak tanımladık. Ancak aradan geçe süre ve kazanılan deneyimler gösterdi ki e-dönüşümler akıllıca uygulanmadığı takdirde bir anlam ifade etmiyor.
Davul zurna ile baz istasyonu kapatılıyor!
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer; “E-devlet kamu hizmetlerini internetten almanızdır” diyor ve ekliyor; “Akıllı devlette ise vatandaşlar daha interaktif ve katılımcı oluyorlar.” Hemen akabinde ise ekliyor; “Akıllı dünya, akıllı devlet derken ülkemizde (mahkeme kararı ile) davul zurna ile baz istasyonu kapatılıyor. Böyle şey olur mu?”
Acarer’in bu tepkisini dile getirdiği etkinlik sözlerin vurgusunu güçlendiriyor; IDC ve Türkiye Bilişim Derneği (TBD) düzenlediği 16. Kamu Bilişim Merkezleri Yöneticileri Birliği Toplantısı (KAMU-BİB) zirvesindeyiz. Salonda yüzlerce farklı kamu kurumundan gelmiş bilgi işlem yöneticileri, kurumsal teknoloji çözümleri sağlayan büyük firmaların temsilcileri, gazeteciler ve analistler var.
Satır aralarına gizlenmiş kelimeleri yakalıyorum…
İki tam gün boyunca yüzlerce katılımcının konuşacağı, dinleyeceği konu 2020 yılının sayısal gündemi çerçevesinde devletin akıllı dönüşümü oluyor. Adı üstünde benzeri toplantılar daha önce 16 kez düzenlenmiş. Salonda gerçekleşen oturumların dışında kalan yemek aralarında satır aralarına gizlenmiş kelimeleri yakalıyorum; “16 kez hedefleri açık şekilde kamuya sunduk, acaba faydalı oldu mu?” Bir diğeri; “Sanırım bu sefer mesajı aldılar gibi görünüyor.”
Türkiye’yi geleceğe taşıması gereken bir konu için devletin hantal ve ağır yapısı içinde verilmeye çalışılan bir mesajın hedefe ulaşıp ulaşmadığını tartışır haldeyiz. Böyle bir ortmaın iki gün boyunca verdiği ilham ve şevk dışında amacına gerçekten hizmet ettiğini söyleyebilir miyiz? Öyle olmalı, olmak zorunda ve olacağına dair emareler yok değil.
Silikon Vadisi bir emlak projesinin adı değildir.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Davut Kavranoğlu değerli bir bilim insanı, yurt dışı deneyimine sahip ve güçlü bir vizyonu var. Şöyle diyor Kavranoğlu; “100 milyar dolar harcasanız Nobel ödülü alacak bir kişi yetiştiremezsiniz ama rahat ve doğru ortamı sağlarsanız Nobel ödülü alabilecek insanları Türkiye’ye getirebilirsiniz” ve ekliyor; “Silikon Vadisi bir emlak projesinin adı değildir.” Kavranoğlu’nun konuşması için gerek TBD gerekse IDC yöneticilerinin görüşleri ‘beklenmedik derecede vurucu‘ olduğu yönünde.
Tekrar sormak lazım; Kamu akıllı devlete dönüşebilecek mi?
Bu bir soru olmamalı. Bu bir zorunluluk ve bundan kaçış yok. Üstelik bunun nasıl olacağını da biliyoruz. Bilmediğimiz ise ne zaman gerçekleşeceği. IDC, TBD, sektörde faaliyet gösteren işletmeler, biz basın ve diğer bileşenler… Tüm bu paydaşlar bunun mümkün olan en hızlı şekilde gerçekleşmesi için gayret gösteriyor.
Üstümüze gelenin hızlı bir tren olduğunu da biliyoruz.
Tünelin ucundaki ışığı görebiliyoruz. Üstümüze gelenin hızlı bir tren olduğunu da biliyoruz. Geri dönüp kaçamayız. Sıçramak, trenin üstünden atlamak ve tünelin diğer ucundan çıkarak kaçırdığımız aksi yönde giden treni yakalayıp binmek zorundayız. İşimiz zor ama ümidimizi kesmeden çalışmaya devam etmekten başka yolumuz yok.
Tekstilden teknoloji dünyasına bir adım
DeFacto, hedefleri doğrultusunda çalışmalarına hız verdi. Yazılım ve iş geliştirme projelerini geliştirmek amacıyla Yıldız Teknik Üniversitesi Teknopark bünyesinde ‘DeFacto Teknoloji Hizmetleri A.Ş’yi kurdu. Yeni şirketin Genel Müdürlük pozisyonuna ise Tayfun Arabalı atandı.
Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden 1995 yılında mezun olan Arabalı, profesyonel hayatına Bilin Software House’da yazılımcı olarak başladı. Pamukbank, Turkish Naval Academy, Garanti Teknoloji’de görev yapan Tayfun Arabalı, 2005 yılında Bilgi Üniversitesi’nde İşletme MBA’ini tamamladı. Londra’daki Bromcom Computers Plc’de bir yıl çalışmalarına devam eden Arabalı, aynı dönemde Londra Metropolitan Üniversitesi’nde Finansal Piyasalar ve Sermaye Piyasaları alanında yüksek lisansını bitirdi.
Ziraat Teknoloji’de 2008 yılından bu yana Uygulama Geliştirme Direktörü olarak görev yapan Tayfun arabalı, Ekim 2014 itibarıyla DeFacto Teknoloji Hizmetleri A.Ş. Genel Müdür ve Ozon Giyim Bilgi Teknolojilerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı (CIO) unvanları ile DeFacto ailesine katıldı.
Teknolojide yeni trend: Böl, parçala, yönet!
Ancak teknolojinin içine bu denli girmesi çok şaşırtıcı bir gelişme oldu biz BT dünyası profesyonelleri için. Sayfalarımızdan mutlaka takip etmişsinizdir. Önce HP sonra da Symantec bu yönde duyurular yaptı.
Tabii HP’de yapılanma hiç bitmez ve TechInside markamızı oluştururken yazdığım yazı da yine HP’nin bu yönüyle ilgiliydi. Ancak Meg Whitman’ın CEO’luğa gelmesiyle değişen dinamikler şirketin biraz da olsa nefes almasını sağlamıştı. Ancak görünen o ki bu değişim çok da uzun sürmeyecek. Öte yandan küresel değişimleri yerel pazarı da etkilediğini söylemek çok mümkün. Ancak HP özelinde konuşacak olursak bu marka yerelde de dev bir organizasyona sahip ve gerçekten küçük parçalar halinde yönetilmesi çok daha kolay olack.
Symantec, haberimizden de hatırlayacağınız üzere benzer bir karar aldı. Ancak marka küreselin aksine Türkiye’de daha küçük bir organizasyona sahip. Tabii yıllarca pazarda lider konumda olmak ve bunun için ekstra çaba harcamamak belli ki şirketi Türkiye’ye yatırım yapmaktan uzak tutuyor. Tabii bu satırları yazarken Türkiye ofisinde yöneticilik yapan dostlarımızın başarılarını da görmezden gelmeyelim.
Sadede gelecek olursak TechInside’ın ilk sayısının kapağını süsleyen rekaberlik kavramı çerçevesinde birbiriyle rekabet eden şirketlerin varlığı gibi kurumlarını kendi içinde küçük parçalara bölerek yönetmek de kabul edilebilir bir durum. Yeter ki büyük balığın küçük balığı yediği gerçeğini kimse gözden kaçırmasın.
Sophos uç nokta güvenlik çözümleri Türkiye’de
Cyberoam, Sophos uç nokta güvenlik çözümlerini Türkiye’deki iş ortakları ağı aracılığıyla sunmaya başladığını duyurdu. Kurumsal güvenlik çözümleri konusunda sektörün lider şirketleri arasında yer alan Sophos’un uç nokta güvenlik çözümleri, internet güvenliği, uygulama ve cihaz kontrolü, veri koruma, şifreleme, mobil koruma, Exchange sunucu güvenliği ve ağ erişimi kontrolü gibi alanlarda çözümler sunuyor. Sophos ürünleri, endüstrinin saygın kuruluşlarından aldığı yüksek notlarla biliniyor.
Sophos ürünlerinin Türkiye’deki Cyberoam iş ortakları portföyüne eklenmesinin önemli fırsatları beraberinde getirdiğini ifade eden Cyberoam Türkiye Ülke Müdürü Emre Aktaş, şunları söyledi:
“Türkiye’deki Cyberoam iş ortakları, Sophos uç nokta güvenlik çözümleriyle kurumların güvenlik ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik ideal ve kapsamlı çözümler sunabilecekler. Sophos’un yeni nesil uç nokta güvenlik çözümleri yalnızca Cyberoam’ın ağ güvenliği çözümlerini desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda Cyberoam iş ortaklarını çözüm sunma konusunda çok daha güçlü bir konuma getirerek bölgedeki etkinliğini artırıyor.”
Tüketiciler söz sahibi oldukça uç nokta güvenliği kaçınılmaz
Sophos, geniş bir alanda sunduğu güvenlik çözümleriyle işletim sistemleri, masaüstü bilgisayarlar, mobil cihazlar, ağ geçitleri ve Exchange sunucuları için koruma sağlıyor. Karmaşık uyum gereksinimine sahip sistemlerde kolay yönetim olanağı sunan Sophos, kurallara ve cihazlara göre özelleşmiş filtreler uygulayabiliyor. Ayrıca ağa dâhil olmayan dizüstü ve PC’ler için koruma ve mobil cihazların uzaktan yönetimi gibi olanaklar da sunuyor. Özellikle kurumların ve çalışanların mobil çalışma kültürünü benimsemesi, bu çözümleri çok daha önemli hale getiriyor.
Kötü ruh halinin artıları
Pek çok insan kötü ruh halini istenmeyen rahatsızlık olarak görür. Elbette oyalanmak ve işe yabancılaşmak gibi eksileri olsa da faydalı yanları da vardır. Atlantik’ten Derek Thompson bunları şöyle özetliyor:
– Detaylara dikkat: Universtiy of Toronto’dan Adam Anderson’un Cosmos Dergisine verdiği röportajda bahsettiği gibi; “Dikkati bir spot lambasına benzetirsek iyi ruh hali ışığını genişletir, kötü ruh hali ise çok sıkı bir şekilde odaklar”. Yani özellikle ağır bir işi yaparken sizi rahatsız edebilecek hiçbir şey olmayacağından lazer-odaklı ve isabetli kılar.
– Kıymet bilirlik: Bir kişi kötü ruh halinde olduğunda yeni insanlarla tanışmak istemez, eski arkadaşlarını görmek ister. Somurtkan insanlar televizyonda yeni bir şeyler izlemenin zorluğu yerine tekrarları izlemeyi tercih ederler. Bunun rahatlatıcı olması bir yana, nostaljiyi teşvik eder ve bu da insanları daha kıymet bilir yapar.
Baskı işletmelerinin işlerini geliştirecek 10 öneri
Xerox, dijital baskı sektöründeki işletmelerin sürdürülebilir bir büyüme trendi içinde işlerini geliştirmelerini sağlayacak bir dizi öneride bulunuyor. Xerox’un kurumsal yayınlar, baskı sektörü dergileri, sosyal medya, iş geliştirme seminerleri gibi çeşitli platformlar aracılığıyla paylaştığı dijital baskı sektörüne yönelik iş geliştirme önerilerini 10 başlık altında özetliyor.
- Yeniliklerin takipçisi olun
Dijital baskı her geçen gün gelişmeye devam ediyor. Teknolojik gelişmeler, yeni uygulamaların yapılmasına da ön ayak oluyor. Kişiye özel ve değişken data içeren, kitap, broşür, doğrudan posta, transpromo baskı gibi pazarlama dokümanlarının önemi belirgin bir şekilde artıyor. Baskı sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin bu alanda değişime açık olması ve dijital baskının pazarlama faaliyetlerindeki önemini anlaması gerekiyor. Baskı pazarında etkin ve başarılı olmak isteyen işletmeler, yenilikleri, pazar dinamiklerini takip etmeli, iş modellerini değişen taleplere göre esnetebilmeliler.
- Renkli baskı yetmez değer katın
Günümüzde dijital baskı renkli baskıdan daha fazlasını ifade ediyor. Dijital baskının sağladığı avantajlar canlı renklerle baskı yapmakla sınırlı değil. Renkli baskının üstüne değer katan uygulamalar ortaya koymak gerekiyor. Baskı üzerinde filigran, doku, koruyucu kaplama, değişken data ve kişiselleştirme gibi birbirinden farklı uygulamaların yer alması baskıya değer katıyor. Bu uygulamaları yaratıcı tasarımlarla yüksek kalitede yapabildiğiniz ölçüde yapmış olduğunuz baskılar daha değerli oluyor, müşteri işlerine kattığınız değerle işleriniz farklılaşıyor.
- Kaliteli baskı malzemeleri kullanın
Son teknoloji baskı makineleri kadar baskı malzemesinin kalitesi ve çeşitliliği de önem arz ediyor. Özel medyalara yapılan baskılar, yeni pazarların yolunu açarken dijital baskıyla kolayca yüksek kar marjlı işlerin yapılabilmesi sağlanıyor. Kullanılan kağıdın ve mürekkebin kalitesi yapılan işin üzerinde kendisini çok daha iyi gösteriyor. Yüksek kaliteli orijinal baskı malzemeleri ve medyaları kullanılmadığı sürece kullanılan baskı teknolojisinin yeteneklerini ortaya koymakta zorlaşıyor.
- Büyük veriyi iyi analiz edin
Büyük veri, baskı işlerinde de önem taşıyor. Baskı sektöründeki büyük veri aslında onca veri arasından doğru iletiyi, doğru zamanda, doğru alıcıya gönderebilmeyi gerektiriyor. Giderek artan sofistike müşteri beklentileri için veri analizi, pazarlama otomasyonu, içerik üretimi, e-posta ve sosyal pazarlama gibi farklı doğrudan pazarlama uygulamalarına hakim olmak gerekiyor.
- İş akışı otomasyonunu sağlayın
İş akışlarında otomasyonu sağlamak, işletmelere karlılık, verimlilik ve pazarı genişletmek için önemli çözümler sunabilir. Gündelik işlerin belirli bir düzende otomasyonla yapılması zaman kaybını önlerken aynı zamanda işlerin sık sık kesintiye uğramasını engelliyor. İşlerini otomatize eden her ölçekten işletme rutin işlerini düşünmeden hızlıca yapabiliyor.
- Mobil baskı hizmeti verin
Bilgisayardan bağımsız bir şekilde mobil cihazlardan baskı alabilmek günümüzün işleri kolaylaştıran önemli trendlerinden biri. Kişi ve kuruluşlar giderek artan bir oranda mobil baskı ihtiyacı hissediyor. Özellikle de mobil çalışanlar bulundukları her ortamda kaliteli baskı hizmetlerine ulaşmak istiyor. Dolayısıyla baskı sektöründeki işletmelerin müşterilerine mobil baskı hizmeti verebilmeleri yeni iş fırsatları yakalamalarını sağlıyor.
- Baskıya interaktif öğeler ekleyin
Birçok kuruluş mobil barkodların artık ne olduğunu ve mobil barkodlarla nasıl pazarlama yapılabildiğini biliyor. Bu eğilim QR kodları ile devam ediyor. Kişiye özel, çekiliş, indirim kuponu, gerçek zamanlı reklamlar QR kodları ile yapılıyor ve baskı işlerine önemli gelirler getirecek yeni uygulama alanları yaratıyor. QR kod, sanal gerçeklik gibi interaktif içerikler barındıran işlerin, gerçekte ses ve video gibi baskı üzerinde görünemeyecek formatların dolaylı bir şekilde basılı dokümanlar üzerinde yer almasını sağlıyor.
- Yaratıcı bir ekiple işinizi geliştirin
Baskı sektöründeki işletmeler pazarların gelişen ihtiyaçlarını karşılamak için zamanla kendi işlerini yeniden konumlamalı, müşteri ilişkilerini geliştirecek yeni iletişim yolları aramalı, bünyelerinde yaratıcı tasarıma ve iş geliştirmeye odaklanmış nitelikli personel istihdam etmelidir. Sahip olunan son teknoloji dijital baskı sistemleri, tasarım içeren yaratıcı baskı uygulamalarını geliştirebilen ve bunları pazarlayabilen nitelikli iş gücü olduğu sürece daha karlı ve rekabetçi işler yapabilir.
- Satış personelinizi online ortamda da konumlayın
Günümüzde satın alma kararları genellikle online olarak gerçekleşiyor. Ürün, hizmet satın almak isteyen kişi öncelikle internet üzerinden araştırmalarını yapıyor ve ona göre karar veriyor. Satış departmanlarının online ortamlardan uzak olması, olabilecek satış fırsatlarının kaçırılmasına neden oluyor. Satış departmanlarının online arayışlarda olan müşterilerin karşısına çıkabilmesi, müşteri taleplerine hızlı geri dönüşler yapabilmesi gerekiyor. Müşterilere hem doğrudan bağlantılarla hem de online ortamlarda ulaşacak bir satış ekibi, baskı işletmelerinin proaktif bir şekilde ürün ve çözümlerini satabilmesini sağlayacaktır.
10. İş ortaklıkları kurun ve sürdürün
İş ortaklarıyla hareket etmek, artan rekabetle daha iyi baş edebilmek, yeni pazar fırsatları yakalamak için tercih edilmeli. Başka kişi ve kuruluşlarla işbirlikleri içinde olup, ortak girişimler yapmaktan çekinmemeli. Özellikle servis alanında yapılcak doğru iş ortaklıkları işletmeler için doğru bir hamle olabilir, işletmeyi daha güçlü hale getirebilir.
Hızlı veri transferinde yeni çözüm
Intellica tarafından sektöre sunulan ve yeni bir ürün olan ICC (Intelligent Consistency Checker), temelde, bir kurumda farklı sistemler arasındaki olası veri tutarsızlıklarını tespit etmek, tespit edilen tutarsızlıklar konusunda kullanıcıları ve/veya sistemleri uyarmak ve düzeltmeler için yol göstermek amacını güden bir çözüm.
ICC’nin gözlenen ilk faydası, iş birimlerinin ve özellikle tepe yönetimin, oluşturulan raporlara ve doğruluğuna olan güveninin artması, bunun sonucu olarak da BT birimleri üzerinde raporlar ve verilerin sağlığı konusunda baskının son derece azalması.
ICC, farklı veri kaynakları ve/veya sistemleri arasında tutarlılık kontrollerini otomatik olarak gerçekleştirebilmekte. Veri karşılaştırmalarını kolaylaştırmak için, iş ve/veya BT kullanıcıları tarafından kolaylıkla oluşturulabilecek, genel amaçlı şablonlar ve bu şablonlar üzerine tanımlanmış daha özel kurallar kullanmakta. Tutarsızlık kontrollerini iş kullanıcıları tarafından belirlenmiş olan iş kurallarına göre yapmakta.
ICC aşağıdaki durumların herhangi birinde kullanılabilir:
- Bir proje ortamında tutarlılık kontrol sistemi olarak,
- Herhangi bir veri entegrasyon sürecinin beklenen sonuçtan farklı bir sonuç oluşturduğunu algılanması amacıyla,
- Verinin oluşma trendlerinin izlenmesi (örneğin haftalık değişimi normalde ± yüzde 5 olması gereken bir verinin bir hafta yüzde 25 değiştiğin tespiti ve alarm olarak iletilmesi)
- Önceden belirlenmiş eşiklerin aşılması durumunda alarmlar üretilmesi,
- Verideki anormalliklerin algılanması,
- Önceden belirlenen kurallara uymayan tüm verinin algılanması,
- İki veya daha fazla sistem arasında çapraz kontrol yapılması,
- Geçiş (migrasyon) ve dönüşüm (transformasyon) projelerinde eski ve yeni sistemler arasında veri tutarlılığının sağlanması.
CIO’ların rolleri değişiyor
International Data Corporation (IDC) Türkiye işbirliğiyle 13-15 Ekim tarihleri arasında düzenlenen 16. Türkiye Bilişim Derneği (TBD) Kamu Bilişim Merkezleri Yöneticileri Birliği (KAMU-BİB) Toplantısı’nın Diamond Sponsoru NetApp Türkiye, geleceğin veri depolama ve veri yönetimi teknolojileri doğrultusunda CIO’ların genişleyen iş tanımlarına dair öngörülerini ve kamu kurumlarına yönelik yol haritasını paylaştı.
NetApp Türkiye Genel Müdürü Behçet Yumrukçallı’nın KAMU–BİB verimlilik toplantısının ilk gününde yaptığı “Yeni Çağda Verinin Yolculuğu ve Değişen CIO Öncelikleri” başlıklı sunumu, veri depolama ve yönetimi alanında geleceğin teknolojilerine ışık tuttu.
Bilişim yöneticileri ve tedarikçilerinin buluştuğu toplantı sonrasında düzenlenen basın toplantısında da söz alan Yumrukçallı, kamu kurumlarının da özel şirketler gibi, iş birimleri ile birlikte kesintisiz olarak büyüyebilen, esnek, ölçülebilir ve ölçeklenebilir bir teknoloji altyapısına doğru evrildiğini dile getirdi.
Şirketlerin “joker” elemanı CIO’lar olacak
“Günümüzde bir değil, birden fazla inovasyonun yol açtığı, yeni yaklaşımların ve teknolojilerin tetiklediği, desteklediği büyük bir ‘Veri Yönetimi Devrimi’ yaşıyoruz” diyerek söze başlayan Yumrukçallı, konuşmasında Bilgi Sistemleri Yöneticileri olarak tanıdığımız CIO’ların zaman içinde değişen rollerini yeniden tanımladı.
Symantec ikiye bölünüyor
Symantec yönetim kurulu yaptığı oylamada şirketin iki farklı ve halka açık şirket olarak ikiye bölünme planını onayladı. Symantec CEO’su Michael A. Brown yaptığı açıklamada hem güvenlik hem de bilgi yönetimi alanlarında başarılı olmak için farklı stratejiler, ayrı yatırımlar ve farklı inovasyonlara ihtiyaç duyulduğunu ve iki ayrı şirketin kendi alanlarına daha iyi konsantre olacağını söyledi.
Şirketin güvenlik birimi 2014 yılında 4,2 milyar dolar gelir elde etmişti. Yeni kurulacak şirket içinde bireysel güvenlik çözümlerini, şifrelemeyi, mobil çözümleri, SSL sertifikalarını, e-posta güvenliği gibi bölümleri içinde barındıracak. Bilgi Yönetimi biriminin geliri ise 2,5 milyar dolardı ve yeni kurulacak şirkette yedekleme, arşivle, eDiscovery, alan yönetimi gibi çözümler yer alacak.
Güvenlik şirketinin CEO’su Michael A. Brown olurken bilgi yönetimi şirketinin CEO’luğunu Quantum eski başkanı John Gannon üstlenecek. Bildirinin ardından Symantec hisseleri ufak bir artışla 23,65 dolardan işlem görmeye başladı.
IDC ve Forrester’a göre kurumsal mobilitede lider aynı
Citrix, kurumsal mobilite yönetiminde öncü ve lider şirket pozisyonunu devam ettiriyor. Citrix’in bu alandaki liderliği önde gelen iki analiz şirketi IDC ve Forrester tarafından da tescillendi.
Citrix Mobile Workspace çözümünün anahtar bileşeni olan XenMobile; en kapsamlı kurumsal mobilite yönetim çözümü için en iyi MDM, MAM, güvenli iş sınıfı mobil verimlilik uygulamaları, veri paylaşım özellikleri ve mobil uygulama ağlarını benzersiz şekilde bir araya getiriyor.
Forrester raporuna göre Citrix inovasyona devam ediyor
Citrix, sektörel analiz firması Forrester Research Inc. tarafından Eylül 2014’te hazırlanan “Forrester Wave: Kurumsal Mobilite Yönetimi” raporunda alanında lider firma olarak gösterildi. Raporda; Citrix tarafından geliştirilen XenMobile çözümü, sunduğu güncel teklifleri, stratejisi ve pazardaki güçlü varlığı açısından değerlendirildi ve liderliğe layık görüldü.
Kurumsal Mobilite Yönetimi (EMM) pazarının durumunu değerlendirmek amacıyla hazırlanan raporun yazarları, en önemli 15 kurumsal mobilite yönetimi tedarikçisinin güçlü ve zayıf yanlarını değerlendirdi.
IDC raporunda geleceğe yönelik strateji de değerlendirildi
Citrix ayrıca IDC tarafından da kurumsal mobilite yönetiminde lider firma olarak gösterildi. Citrix’in IDC’nin “IDC MarketScape: Worldwide Enterprise Mobility Management Software 2014 Vendor Assessment” raporunda alanında öncü firma olarak duyuruldu. 11 kurumsal mobilite yönetimi tedarikçisinin değerlendirildiği raporda, Citrix sunduğu çözümün kapsamının genişliğinin yanı sıra şirketin bu alandaki güçlü ve stratejik duruşuyla da övgü aldı. Raporda firmaların bu alanda geleceğe yönelik hedef ve strateijleri de sorgulanırken, Citrix’in bu noktada da önümüzdeki 3-5 yılda müşteri ihtiyaçlarına göre duruşunu güçlendirerek devam edeceği yorumu yapıldı.
ViewSonic’ten iki yeni projeksiyon cihazı
ViewSonic’in opsiyonel kablosuz görüntü aktarım olanakları için bütünleşik MHL destekli HDMI girişine sahip PLED-W600 ve PLED-W800 projeksiyon cihazları, iş hayatına yönelik sunduğu pratik çözümlerin yanı sıra taşınabilirlik avantajıyla da seyahat eden kullanıcılar ve evde kullanım için de farklı bir deneyim vadediyor.
ViewSonic projeksiyon ailesine yeni katılan 798 gram ağırlığındaki PLED-W600, 600 lümen parlaklık değeri, 898 gram ağırlığındaki PLED-W800, 800 lümen değeriyle yüksek parlaklık seviyelerine ulaşabiliyor. Hafif ve kolay taşınabilir olmasının yanında Microsoft Office Word, Excel ve PowerPoint, PDF gibi farklı formattaki dosyaları SD kart veya USB bellek üzerinden çalıştırabilen PLED-W800, HDMI/MHL girişleri ile Miracast ve DLNA özellikleri sayesinde akıllı telefonlar, dizüstü bilgisayarlar, tabletler, oyun konsolları ve dijital kameralar gibi pek çok mobil cihazla birlikte kullanılabiliyor.
Eco-Mode teknolojisi ile çevre dostu bu iki projeksiyon cihazı, 20 bin saati aşan çalışma süresine sahip. SuperColor Teknolojisi ile daha canlı ve net görüntü kalitesine sahip cihazlar 2x dijital zoom özelliği ile video kaynağından gelen görüntüyü 4:3, 16:9 ya da 16:10 oranına otomatik olarak dönüştürerek WXGA görüntü sunabiliyor. Ayrıca saniyede 120Hz desteklerken, görüntünün kalitesini bozmadan 33 inçten 100 inçe kadar görüntüyü oluşturabiliyor.
Dünyaca ünlü SEO profesyonelleri İstanbul’da buluşacak
SEO alanında Türkiye’nin ileri gelen ajanslarından SEOZEO, geçen yıl başlattığı Uluslararası SEO konferansının ikincisini gerçekleştiriyor. Tecrübeleriyle ve yayınladıkları makale ve kitaplarla dünya çapında tanınan 8 SEO ve inbound marketing profesyoneli bu büyük etkinlikte konuşmacı olarak yer alacak.
25 Ekim 2014’te Şişli Radisson Blu’da yapılacak olan SEOzone, 2013’te Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde 200 kişinin katılımıyla düzenlenmişti. Bu yıl katılımcı sayısının 400’ü geçmesi bekleniyor.
Ana Sponsorluğu’nu icerik.com’un yaptığı SEOzone 2014’ün açılış sunumunu, internet medyasının yakından tanıdığı isimlerden Gazeteci M. Serdar Kuzuloğlu yapacak. Hemen ardından Google İrlanda’da arama ekibinin liderlerinden Murat Yatağan, link analizleriyle ünlü LinkResearchTools şirketinin kurucusu ve aynı zamanda Google cezaları & link analizi konusunda uzman Christoph Cemper, internette yayınladığı sheetlerle ve Analytics konulu kaynaklarla tanınan Annie Cushing, yazdığı makalelerle onbinlerce SEO profesyoneline ulaşan dünyaca ünlü danışmanlardan Mike King, Moz ve benzeri komünitelerde yayınladığı SEO makaleleriyle tanınan Aleyda Solis, yaratıcı link inşası konusunda dünyanın en önemli bloglarından PointBlankSEO’nun kurucusu Jon Cooper ve SEOzeo’nun kurucusu Yiğit Konur konuşmacı olarak katılarak deneyimlerini paylaşacak ve güncel gelişmeleri konuşacaklar.
SEOZEO Kurucusu ve Genel Müdürü Yiğit Konur, bu konferansı düzenlemekten dolayı çok heyecanlı ve mutlu olduklarını belirterek şunları söyledi:
“Ülkemizde SEO’nun tanınırlığını ve gerçekten insanların doğru bilgiyle olan etkileşimini artırmak vizyonuyla harekete koyulduğumuz SEOzone’13 bizim için çok özeldi. Lütfi Kırdar Kongre Sarayı’nda düzenlediğimiz etkinliğimize dünyanın farklı ülkelerinden 8 konuşmacı, birçoğu dijital pazarlama yöneticisi olmak üzere 200’ün üzerinde katılımcıyla harika bir etkinliği gerçekleştirdik. SEOzone, 2014 yılında 300’den fazla katılımcı ve çok daha güçlü ve eğlenceli bir kadro ile yayında olacak.”
Basın sponsorları arasında kardeş yayınımız ShiftDelete.Net’in de olduğu Türkiye’nin ikinci uluslararası SEO etkinliğinde yer alacak değerli konuşmacıların listesi ise şöyle:
- M. Serdar Kuzuloğlu –İnternet Ekipler Amiri & Gazeteci
- Murat Yatağan: Google İrlanda – Arama Kalitesi Uzmanı
- Christoph Cemper: LinkResearchTools’un Kurucusu
- Annie Cushing: Yazar & Analytics Danışmanı
- Mike King: Inbound Pazarlama Danışmanı & Yazar
- Aleyda Solis: Internasyonel SEO Danışmanı & Yazar
- Jon Cooper: PointBlankSEO Kurucusu & Yazar
- Yiğit Konur: SEOZEO, Kurucu & Genel Müdür
Modada baskı devrimi
Moda dünyasının efsanevi ismi Kansai Yamamoto 11 Ekim Cumartesi İstanbul’da bir defile düzenledi. Yamamoto’nun sponsorları arasında yer alan Epson da ürünleriyle modanın geleceğine yön veriyor. Hello İstanbul başlıklı defileden hemen önce Epson’dan Özgür Özata ile sohbet ettik.











