Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1803

Bu uygulama hediye dağıtıyor: Castapp

0

castapp 3Reklam dünyası, içinden çıkılamaz bir hal aldı. Televizyon, radyo, internet, reklam mesajları derken markalar reklamları için azımsanmayacak bütçeler harcıyor. Ancak bizler, yayımlanan reklamların çoğunu beğenmiyoruz hatta çoğu zaman o reklamları rahatsız edici buluyoruz. İşte tam da bu noktada Castapp devreye giriyor ve reklam dünyasına yeni bir soluk getiriyor.

Peki Castapp ‘in işleyişi nasıl gerçekleşiyor?
Castapp ‘i telefonunuza veya tabletinize indirdikten sonra Facebook hesabınızla tek tıkla uygulamayı kullanmaya başlayabiliyorsunuz. Uygulamaya girdikten sonra karşınıza uygulamayı kullanan kişilerin çektiği videolar çıkıyor. Ekranı sağa doğru kaydırdığınızda ise markaların yer aldığı kampanya sayfasında sizleri birbirinden farklı markaya ait reklam konuları bekliyor. Castapp ‘in kampanya sayfasında yer alan markaların altında görünen ödüller ise o markanın kampanyası için belirlenen ödülleri gösteriyor. Burada yer alan markaların sayfasına girerek belirtilen kampanya başlığı altında 10 saniyeye kadar olan videonuzu çekiyorsunuz ve paylaşıyorsunuz. Bir kampanya içerisinde sayısız video çekme ve paylaşma imkanınız olmakla birlikte, videolarınızı tüm sosyal medya hesaplarınızda (Facebook, twitter vb.) paylaşmanız, videolarınızın izlenme sayısını artırma konusunda büyük önem taşıyor. İşte tam da bu noktada kampanya için belirlenen süre içerisinde eğer çekmiş olduğunuz videolardan bir tanesi markanın kampanya sayfasında yer alan videolar arasında en fazla izlenme sayısına sahipse, kampanyanın içerisinde belirlenen hediye artık sizin olmuş oluyor.

Eğer siz de “REKLAM DEDİĞİN BÖYLE OLUR” diyorsanız ve birbirinden farklı hediyelerin sahibi olmak istiyorsanız Castapp dünyasında yer almak için hemen uygulamayı indirin, videolarınızı yüklemeye ve paylaşmaya başlayın.

Castapp ‘in ücretsiz bir uygulama olduğunu hatırlatarak Android cihazınıza indirmek için buraya, IOS cihazınıza indirmek için ise buraya tıklamanız yeterli.

 

Vestel CEO’su Turan Erdoğan, Asya pazarındaki fırsatları Tokyo’da anlattı

0

vestelNikkei Asian Review Genel Yayın Yönetmeni Akio Fujii’nin moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Büyüyen Asya’da Pazar Fırsatlarını Bulma” başlıklı oturuma katılan Vestel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkanı Turan Erdoğan, Hitachi, Panasonic, Sharp, Fujitsu, Toshiba, JVC, Funai ve OKI gibi küresel Japon markalarının tedarikçisi olduklarını belirterek “Vestel, Samsung ve LG’den sonra Avrupa’daki en büyük televizyon pazar payına sahip. Yüzde 20’lik pazar payımızla Philips, Sony, Panasonic, Toshiba ve Sharp gibi global markaların önündeyiz” dedi. Konuşmasında Internet of Things (Nesnelerin İnterneti) konusuna da değinen Turan Erdoğan, “Vestel olarak ev ve ofisler için akıllı cihazlar üretiyoruz. Tüm bu cihazlarımız birbiriyle konuşabiliyor. Müşterilerimize, Avrupa’nın en büyük endüstri komplekslerinden biri olan Vestel City’de ürettiğimiz akıllı telefonumuz Venus ile tüm bu cihazları yönetebilme imkanı veriyoruz” diye konuştu.

Yükselen Pazar Asya’da hedef 34 ülke, 4 milyar insan

Yükselen Asya’daki pazar imkanlarından da bahseden Turan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Asya pazarı denilince akla 42 ülkedeki 4.2 milyar insan geliyor. Bu, dünya nüfusunun yarısından fazlası demek. Vestel olarak bu bölgedeki hedefimiz 34 ülkedeki 4 milyar insan. Vestel pazar fırsatlarını araştırırken hedefinde bulunan ülkeleri bazı şartlara göre belirliyor. Minimum yüzde 5 ekonomik büyümeye ve minimum 35 milyon nüfusa sahip, kişi başına düşen yıllık milli geliri en az 5.600 dolar olan ülkeleri hedefliyoruz. Asya’daki tahmini pazar boyutu; 570 milyon akıllı telefon, 95 milyon televizyon, 77 milyon pişirme aletleri, 72 milyon buzdolabı, 41 milyon çamaşır makinesi, 4 milyon bulaşık makinesi”.

Vestel savunma sanayinde de aktif

Vestel Savunma’nın ürettiği insansız hava aracının teknik detaylarını da katılımcılarla paylaşan Erdoğan, diğer savunma araçlarıyla ilgili geliştirilen teknolojileri de anlattı. Erdoğan, stratejik vizyon alanlarını; mobil cihazlar, giyilebilir teknolojiler, elektrikli otomobil, akıllı ev ve bulut hizmetleri olarak sıraladı.

Japonya’ya ürün satacağız

Japonya’da büyük ilgi gördüklerini belirten Turan Erdoğan, “Bir Türk firmasının tüm dünyada nasıl başarılı olduğunu anlattık. Ürettiğimiz LED ve 4K televizyonlar ile beyaz eşyaların gelişmiş ülkelere satıldığını anlattık. Bazı katılımcıların şaşırdıklarını gördük. Dünyadan 500’den fazla üst düzey katılımcının yer aldığı forumda Türkiye’ye ve Vestel’e olan ilgiyi pozitif yönde artırdık. Özellikle Japonya’dan büyük ilgi gördük. Bu Japonya’ya da ürün satabileceğimizi gösteriyor” dedi. Katıldıkları uluslararası toplantılarda Japon iş dünyasının Avrupalı katılımcılardan önce ilk olarak kendileriyle yemeğe çıkmak istediklerini belirten Erdoğan, “Kültürlerimiz ve geleneklerimiz birbirine çok benziyor. Bu olumlu etkiyi kullanmamız gerekiyor. Bugüne kadar Japonya’nın en büyük teknoloji markalarıyla Avrupa pazarı için işbirlikleri yaptık. Bu önemli firmaların bize bu güveni göstermeleri çok önemli. Bundan sonra da ilişkilerimizi ve işbirliklerimizi artırmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Siber suçluların gizli yaşamları

0

cyberattakGenellikle sınırları önemsemeyen ve dünya çapında faaliyet gösteren diğer ülkelerdeki siber suçluların aksine Brezilyalı siber suçlular, kendi ülkesinin insanlarını ve yerel işadamlarını soymayı tercih ediyor. Bunun nedenlerinden biri, siber suçluların tutuklanamamasına neden olan belirsiz yasalar: raporda, yakalanan suçluların çok az ceza aldığı ya da hiç almadığı örnekler bulunmakta. Cezasız kalacakları algısı, siber suçluların neredeyse açıkça çalışmasına olanak sağlıyor. Bir başka ifadeyle, Brezilya’daki siber yeraltı araştırması çok fazla uğraş gerektirmedi: suçlular, gösterişli arama sonuçları sayfaları ve sosyal ağ promosyonları dahil ürünlerini ve araçlarını aynı yasal işletmeler gibi satıyorlardı.

Doğu Avrupa ile işbirliği içindeler

Yerel olarak çalışmak, siber suçluların diğer ülkelerdeki meslektaşlarıyla etkileşim kurmadığı anlamına gelmez. Raporda Brezilyalı suçluların Doğu Avrupa’daki arkadaşlarına nasıl ulaştığı ortaya konmuş. Bilgi birikimlerini paylaşmakta, tavsiye alıp vermekte ve kurşun geçirmez ağ barındırma gibi hizmetler satın alıyorlar. Brezilyalı suçluların Doğu Avrupa’da oluşturulmuş ZeuS, SpyEye ve diğer bankacılık Trojanlarını kullanan bölge çeteleriyle işbirliği yaptığını gösteren yeterli kanıt bulunuyor.

Yerel açıklardan faydalanılıyor

Bölgesel özellikler tehdit ortamını daha iyi anlamanın anahtarıdır ve Brezilya Siber Yeraltı raporu da bunu kanıtlıyor. En çarpıcı saldırılardan biri, para aktarmak ve ödeme yapmak için hem çevrimiçinde hem de çevrimdışında kullanılan Brezilya’ya özgü bankacılık belgeleri olan boleto’lara yönelik saldırılar. Boleto’lar, bir kimse bilgisayarda bir ödeme emri oluşturup, bunu kağıda yazdırıp işleme devam etmek için kurumun binasına gittiğinde gerekli olan çevrimiçi-çevrimdışı sistemin parçaları. Boleto’lar barkodlar kullanır ve siber suçlular, para aktarımını farklı bir hesaba yönlendirmek amacıyla bu belgeleri değiştirmenin bir yolunu bulmuş.

2014 yılında Brezilya, finansal siber saldırılar açısından en tehlikeli ülke olarak gösterilmişti. Brezilyalı siber suçluların kötü niyetli faaliyetlerinin sürekli olarak izlenmesi, BT güvenlik şirketlerine finansal zararlı yazılımlarla ilgili yeni saldırıları keşfetmek için iyi bir fırsat sunuyor.

Kamu güvenliği de oldukça zayıf

Brezilya siber ortamında bir diğer dikkate değer eksiklik, kamu ve kurumsal kaynak güvenliğinin zayıflığı. Raporda, hemen her Brezilyalı hakkındaki hassas bilgileri açıkta bırakan, ciddi açıkları bulunan bir resmi çevrimiçi kaynak benzeri şok edici örnekler bulunuyor. Siber suçlular ayrıca, ülke çapında faaliyet gösteren veri simsarlarına cüzi miktarlar karşılığında erişim satmakta.

Suçlular arası işbirliği üst düzeyde

Raporda, Brezilya siber yeraltında farklı grupların birlikte çalıştıkları ve kendi bilgi ve teknolojilerini diğerleriyle paylaştıkları suçlular arası operasyonlar derinlemesine incelenmiş. Suçlular arası operasyonlar adı verilen uygulamalar son derece gelişmiş ve yaygın: bir suçlu, kişisel verilere yasadışı erişimden ısmarlama zararlı yazılım geliştirmeye kadar aklınıza gelebilecek her türlü hizmete erişim sağlayabilir. Bir fidye yazılımı araç seti sadece 30 $ fiyatla alıcı bulabilirken, bir tuş kaydedecinin fiyatı bunun on katıdır.

Kaspersky Lab Global Araştırma ve Analiz Ekibi kıdemli güvenlik araştırmacısı Fabio Assolini şu yorumlarda bulundu: “Kaspersky Lab’ın güvenlik uzmanlarının günlerce zararlı kodlar arasında boğuşarak çalıştığını düşünebilirsiniz. Aslında bu algı oldukça doğru sayılır ancak siber yeraltının sosyal ve kurumsal tarafında uzman olmak da önemlidir. Bu rapor, korumayı müşterilerimiz için rafine etmemize ve yeni güvenlik teknolojileri geliştirmemize yardımcı olan bu bilgilerden bazı örnekler göstermektedir. Hemen tüm diğer ülkelerde olduğu gibi Brezilya’daki siber suçluların da gündemlerini, işledikleri suçları ve gelecek planlarını biliyoruz. Bu bilgileri siber tehdit alanındaki derin teknik uzmanlıkla birleştirerek siber suçlarla daha etkili bir şekilde savaşabiliriz. Aynı zamanda Brezilya siber ortamına baktığımızda, bir güvenlik şirketinin en önemli çalışmalarının bile yetersiz kalacağını görebilirsiniz. Daha güvenli bir siber uzay çözümünün anahtarı. güvenlik sektörü, şirketler ve emniyet güçleri dahil kamu kurumları arasında bilgi paylaşımı ve işbirliğidir.”

Yeni nesil yazarkasaPOS cihazı iDE280 hazır

0

posTürkiye’nin ilk EFTPOS özellikli IP tabanlı masaüstü yeni nesil yazarkasası “Ingenico iDE280” Gelir idaresi tarafından onaylandı

Uçtan uca ödeme konusunda dünyanın ve Türkiye’nin lider şirketi Ingenico Group’un Türkiye pazarı için Türk mühendisleri tarafından masaüstü kullanıma uygun olarak tasarlanan ve bir süredir onay bekleyen yeni nesil yazarkasaPOS cihazı iDE280’e Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından onay verildi. iDE280 YazarkasaPOS’un satışına Pavo bayileri ve anlaşmalı bankalar aracılığıyla Kasım ayı içerisinde başlanacak.

Ingenico Group’un onaylı seyyar cihazı iWE280’den sonra geliştirdiği yeni nesil IP tabanlı masaüstü Yazarkasa POS cihazı iDE280 Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan onay aldı. Yeni nesil seyyar yazarkasanın masaüstü versiyonu olan iDE280, yazarkasa ve EFTPOS’u aynı cihazda birleştirdi.

Yeni yasaya göre mükelleflerin yeni nesil IP tabanlı masaüstü yazarkasa cihazına geçiş için son tarih 31 Aralık 2015. Bu tarihten sonra işyerlerindeki banka EFTPOS’ları yeni nesil masaüstü yazarkasa ile güvenli bağlantı olmadan çalışamayacak. Veya eski yazarkasalar, üzerinde POS özelliği olan, yeni nesil yazarkasaPOS’lar ile değiştirilecek. Buradan yola çıkarak bütünleşik bir cihaz tasarlayan Ingenico Group, iDE280 modeli ile temassız ödeme de dahil tüm kartlı ödeme türlerini, özel uygulamaların kolay kullanabileceği geniş ve dokunmatik ekrana sahip yeni nesil yazarkasa özellikleriyle buluşturmuş oldu.

Yeni yasanın önemli bir uygulama olacağını belirten Ingenico Group’un Türkiye ve Ortadoğu Genel Müdürü Alpay Sidal, uçtan uca ödeme konusunda dünyanın ve Türkiye’nin lider şirketi olarak vergi mükellefleri için en ideal makineyi yine iş ortakları Pavo ile birlikte geliştirdiklerini söyledi. Ingenico tarafından Türkiye pazarı için özel olarak sıfırdan tasarlanan iDE280 yeni nesil yazarkasaPOS’un pek çok özelliği bünyesinde barındırdığını ve olası operasyonel sıkıntıları ortadan kaldıracağını ifade eden Sidal, şöyle konuştu:“Şu anda sahada bankalar tarafından işyerlerine sağlanan EFTPOS’ların çoğu 4 yıl ve üzerinde kullanımda olduğu için PCI güvenlik seviyeleri versiyon 2 ve bu cihazlar temassız ödeme kabul edemiyor. Bu sebeple mevcut EFTPOS’ların kullanım ömürlerinin fazla olmayacağını ve yeni yatırımlarla bu eski cihazların yenilenmesi gerekeceğini, bunun ek yatırımlara sebep olacağını düşünüyoruz. Bu sebeple ödeme sistemi ile bütünleşik olan yeni nesil IP tabanlı sabit yazarkasa cihazımız iDE280’i, dünyada en üst güvenlik seviyesi olan PCI 4 sertifikasına sahip olarak, üzerinde temassız ödemesi dahil tüm ödeme türlerini destekleyecek şekilde ve tüm banka uygulamaları, taksit, puan gibi sadakat özellikleri de dahil olmak üzere piyasaya sunuyoruz. Ayrıca elektrik kesintisi için pil, stok yönetimi için barkod okuyucu ve müşteriye kolaylık için şifre klavyesi de opsiyonel olarak sunuluyor. Böylece işyerleri kendi kullanımına uygun konfigürasyonu kendisi yapabilecek.”

Tebliğe göre tercih edilmesi durumunda banka EFTPOS’larının yeni nesil yazarkasalarla özel bir iletişim protokolü ve fiziksel bir kablo ile bağlı olmak zorunda olduğunu hatırlatan Sidal,: “İşyerlerindeki çoklu EFTPOS’ların kullanımı yeni yasayla bitiyor. Kanuna göre artık 1 yazarkasa’ya sadece 1 adet EFTPOS bağlanabilecek. Bu durumda ödeme sistemi bütünleşik ÖKC almayan ve birden fazla banka ile çalışmak isteyen işyerleri, birden fazla EFTPOS bağlamak için aynı sayıda yeni nesil yazarkasa satın almak durumunda. Oysa bütünleşik yapıya sahip iDE280, tüm banka uygulamalarını destekliyor. Yani tek cihazla ortak POS mümkün. Böylece banka yönlendirmesi cihazdan otomatik olarak yapılıyor. Yazarkasa ve POS’un kablo ile bağlı olması durumunda, yazarkasa işyerine, EFTPOS ise bankaya ait oluyor. Ancak sistemin çalıştırılma sorumluluğu yazarkasa firmasına ait ve “Hangi kart hangi bankanın POS’undan çekilmeli, hangi banka POS’una yazarkasa takılmalı? diğer bankalar ne olmalı?” gibi takip, karar ve operasyon gerektiren durumlar sözkonusu oluyor. Bu yapının karmaşık ve kolay yürütülemez olduğunu düşünüyoruz. Oysa iDE280 bütünleşik yapısı ile kesintisiz bir hizmet sağlıyor. Ingenico olarak ürünlerimiz için olası sorunlarda işyerleri için tek iletişim noktasıyız. Mükelleflerin çağrı merkezimizden bize ulaşmaları yeterli. Sloganımız aynı; ‘Tasa değil Yazarkasa satıyoruz’” diye konuştu.

iDE280 yeni nesil yazarkasaPOS tüm ödeme türlerini destekliyor

Renkli dokunmatık ekrana sahip iDE280, esnaf için kullanım kolaylığı sağlıyor. İş yeri sahibi, kısım tuşlarını kendi kullanımına uygun olarak adlandırabiliyor. Böylece hızlı işlem yapabiliyor.

iDE280 nakit, manyetik, akıllı kart ve temassız tüm ödeme türlerini destekliyor. Kredi kartı ödemelerinde şifre girişi iDE280 üzerinden yapılabildiği gibi, 2 metrelik uzatma kablosu ile opsiyonel olarak satılacak harici PINPAD üzerinden de yapılabiliyor. Ayrıca dayanıklı kapasitif ekran uzun süreli kullanım sağlıyor.

Taksit ve puan kazandırma özellikleriyle tüm banka uygulamalarına hazır olan iDE280, yazarkasa ve POS özelliklerini yeni nesilde birleştiren şık bir tasarıma sahip. Ethernet ve GPRS ile kesintisiz iletişime de olanak veren iDE280, opsiyonel olarak satılan pil modülü ile elektrik kesintilerinde dahi çalışma imkânı sunuyor. 100.000 PLU yönetebilen iDE280, barkod, yazıcı ve PC bağlantıları için de 4 ayrı porta sahip. Kupon, yemek kartı, çek, döviz gibi GİB onaylı tüm uygulamalar da İDE280 üzerinde çalışıyor. Opsiyonel satılan para çekmecesi de bulunan iDE280’in , 15 yıl kapasiteli mali hafıza ve 3 milyon satır kapasiteli EKÜ’sü bulunuyor.

Dijital sistem geliştirenler DSDER çatısı altında toplandı

0

dsder1ASTEL, FİTS İstanbul, PROKARE, SMG Multimedya, Sistem 9 Medya, SOLOSİS ile Zuhal Müzik gibi sektörün öncü firma sahiplerinin girişimiyle kurulan derneğin açılış ve tanıtım toplantısı, 11 Kasım 2015 tarihinde Wyndham Grand Hotel Levent’te gerçekleştirildi.

Sanatçı Volkan Severcan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen toplantının açış konuşmasınıDSDER Başkanı Kaan Akın yaptı. Derneği sektörün güçlü, güvenilir, objektif ve etik ilkelere dayalı profesyonel bir sivil toplum kuruluşu haline getirmeyi hedeflediklerini belirten Akın, dijital sistem geliştiricilerinin tümünü ulusal ve uluslararası alanlarda temsil edeceklerini belirtti.

DSDER’in ilgili sektörler nezdinde bilgi ve deneyimlerinin paylaşılacağı canlı bir platform işlevi göreceğini vurgulayan Akın, “Ülkemizi dünya dijital sistemler pazarının önde gelen üretim ve tedarik merkezlerinden biri haline getirmek istiyoruz. Üyelerimizin uluslararası rekabet şartlarına uyum sağlayabilmeleri için gerekli teknik bilgi ve altyapı çalışmalarını da yürüteceğiz.Dijital alanda hizmet ve ürün geliştirenlerin tümünü aramızda görmek istiyoruz” dedi.

Açılış toplantısında dijital medya ve reklamcılık alanında dünyaca üne sahip, Prestonwood Trail Holdings LLC’nin kurucusu Stephen Nesbit, dünyada dijital medya sektörü hakkında bir sunum yaptı. Kendi şirketi G2 Danışmanlık’ı kuran Türk Philips eski genel müdürü Atilla Tüfekçi yılların deneyiminden süzdüklerini katılımcılarla paylaşırken, GfK Türkiye Perakende Panel Araştırmaları Genel Müdürü Mete Uslukılınç ise sunumunda sektördeki mevcut durum ve beklentileri anlattı.

Son yıllarda Türkiye’de çeşitli şirketlere yaptığı ortaklıklarla gündeme gelen ünlü fon kuruluşu NBK Capital Partners’ten İrtek Uraz’ın “Yatırım Fonlarının Dijital Sektöre Bakışı” başlıkla sunumu ilgiyle dinlendi. Dijital Sistem Geliştiricileri Derneği’nin toplantısı, katılımcıların konuşmacılara yönelttiği yoğun sorulara verilen yanıtların ardından son buldu.

DSDER Kurucu Üyeleri ve Yönetim Kurulu şu isimlerden oluşuyor:

ADI-SOYADI GÖREVİ FİRMASI
S.KAAN AKIN BAŞKAN SİSTEM 9 MEDYA
KEREM KÖFTEOĞLU GENEL SEKRETER GAZETECİ
GÜL GÜRER ALİMGİL SAYMAN SMG MULTİMEDİA
M. METE ÖZKAN ASİL ÜYE PROKARE
M.TUĞBERK BÜYÜKBAY ASİL ÜYE ASTEL
MORİS ALHALE ASİL ÜYE SMG MULTİMEDİA
ALP DOMAÇ ASİL ÜYE SOLOSİS
ÜNAL SONDEMİR ASİL ÜYE FİTS İSTANBUL
SERKAN POLAT ASİL ÜYE SMG MULTİMEDİA
ALİ ŞİMŞEKER ASİL ÜYE ZUHAL MÜZİK

Türkiye’nin ilk “Akıllı TV Laboratuvarı” açıldı.

0

smarttvLaboratuvarın resmi açılışı ve imza töreni 11 Kasım günü Kadir Has Üniversitesi’nde Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın ve Philips TV Türkiye Genel Müdürü Faruk Kocabaş‘ın katılımıyla gerçekleşti.

Kadir Has Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde kurulan laboratuvarın amacı, Smart TV uygulamaları geliştirmek isteyen gençleri eğitmek olacak. Laboratuvarda geliştirilen uygulamalar Philips Android televizyonlarda yer alma şansı yakalayacak.

ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİNDE GÜÇLÜ ADIM

Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın, açılış konuşmasında, “Kadir Has Üniversitesi olarak evrensel nitelikte, konusunda uzman ve araştırmacı, dünya vatandaşı olacak bireyler yetiştirme hedefimizi son teknoloji ile geliştirerek sürdürüyoruz. Dünyanın sayılı teknoloji şirketlerinden biri olan Philips ile yaptığımız bu işbirliği ile bir ilki başarıyoruz. Eğitim ve araştırmalarda son mobil teknolojilerin kullanıldığı üniversitemizde, Türkiye’nin ilk Akıllı TV Laboratuvarı ile hem öğrencilerimiz hem de akademik ekibimiz yeni ve güncel Android uygulamalar geliştirme imkanı bulacak. Bütün bunları göz önünde bulundurduğumuzda Kadir Has Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde kurulan Türkiye’nin ilk Akıllı TV Laboratuvarı ile üniversite ile sektörler arasında kurmuş olduğumuz güçlü bağlara bir zincir daha ekledik. Kadir Has Üniversitesi, verdiği eğitimler ile toplumsal ve bilimsel gelişimleri son teknoloji ile takip ederken, açılan laboratuvarlar, uluslararası işbirlikleri ile global bir marka haline geliyor. Bu kapsamda üniversite sanayi işbirliği ile öğrencilerimizin geleceğe en iyi biçimde yetişmiş bireyler olarak hazırlanmasını sağlıyoruz.” dedi.

ÖĞRENCİLER UYGULAMA GELİŞTİRECEK

Philips TV Türkiye Genel Müdürü Faruk Kocabaş, Türkiye’nin ilk Akıllı TV laboratuvarını açmaktan dolayı mutlu olduklarını ifade etti. Bu girişimin sadece Philips için değil, Android tabanlı tüm akıllı televizyon sektörü için yararlı olacak bir hamle olduğunu söyleyen Kocabaş, şöyle konuştu: “Bu laboratuvarda ders alacak öğrencilerimizden çok yaratıcı çalışmalar bekliyoruz. Üstelik öğrencilerimizin sadece Philips için uygulama geliştirmesi gerekmiyor. Uygulamalar Android işletim sistemiyle çalışan tüm televizyonlarda kullanılabilecek. Bu ortamda oluşacak ve hayata geçecek her yeni fikir sonuçta TV sektörünün de büyümesine, gelişmesine bir itici güç olacak.”

YURTDIŞINA AÇILMAK İSTEYEN TÜRK YAZILIMCILARA FIRSAT

Philips TV Türkiye Genel Müdürü Faruk Kocabaş, bu laboratuvarın yurtdışına açılmak isteyen yazılımcılar için önemli bir fırsat olabileceğini de dile getirdi. Kocabaş “ Türkiye’den çıkacak bir uygulama küresel bir kullanım ve etki alanı bulabilir.” dedi. Laboratuvarda Kadir Has Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi öğretim görevlileri ve teknoloji sektöründen uzmanlar ders verecek. Öğrenciler eğitimleri esnasında sektöre yönelik proje geliştirecek. Patent almak gerektiğinde Kadir Has Üniversitesi yardımcı olacak.

Ericsson ve Cisco geleceğin ağlarını örmek üzere işbirliği yapıyor

0
Cisco CEO’su Chuck Robbins ve Ericsson Başkan ve CEO’su Hans Vestberg
Cisco CEO’su Chuck Robbins ve Ericsson Başkan ve CEO’su Hans Vestberg

Şebeke elemanları gelişim ve kurulum, mobilite ve bulut bilişim alanlarında iki sektör lideri Ericsson (NASDAQ:ERIC) ve Cisco (NASDAQ:CSCO) geleceğin şebeklerini oluşturmak için global iş ve teknoloji ortaklığı yoluna gittiklerini açıkladı.

Bu çok yönlü ortaklık; yönlendirme sistemleri, veri merkezi, şebeke sistemleri, bulut teknolojisi, mobilite, yönetim ve kontrol ile küresel servisler gibi iki firmanın en iyi olduğu alanları müşterilerine sunacak.

Mobilite, bulut teknolojisi ve dijitalleşmenin hüküm sürdüğü bir ortamda geleceğin şebekeleri; çevik, otonom, ve yüksek güvenliğe sahip olmayı garantiye almak için yeni dizayn prensiplerine ihtiyaç duyacak. Ericsson ve Cisco bu zorluklara, 5G, bulut teknolojisi, IP ve nesnelerin internetinin de içinde olduğu şebeke mimarisinde uçtan uca liderlik sunarak çözüm üretecek. Müşteriler, böylelikle tarafların birbirlerini tamamladığı; danışmanlık, entegrasyon, BT ve şebeke yönetimi gibi becerilerini kullanarak, dönüşümlerine daha hız kazandırabilecek.

9 Kasım 2015 tarihinde yapılan duyuru, referans mimariler ile şebeke dönüşüm, ve ortak geliştirme, sistem tabanlı yönetim ve kontrol, satış yetki anlaşması ve yükselen piyasa segmentlerinde işbirliği gibi birçok anlaşma tarafından da destekleniyor. Taraflar, ayrıca Makul ve Fark Gözetmeme (FRAND) koşullarını görüşme ve sahip oldukları patent portföyleri için lisanslama anlaşması yapma konusunda mutabık kalarak, her iki organizasyonun da müşterilerine ortak inovasyon ve kesinlik kazandıracak. Bu anlaşmanın parçası olarak Ericsson, Cisco’dan lisans ücreti alacak.

Ericsson ve Cisco, birbirini tamamlayan ve güçlü iş ortakları olarak; 56 bini aşkın patent, 11 milyar dolar değerinde Ar-GE yatırımı, 76 bini aşkın servis profesyoneli ile180’ den fazla ülkedeki müşterilerine hizmet edecek.

Stratejik ortaklık gelecek on yıllık süre içerisinde büyümenin ve katma değerin anahtarı olacak. İki şirkette bu ortaklık sayesinde 2016 yılında gelirinde bir artış bekliyor. Bu ek gelirin 2018’e kadar ise her bir şirket için 1 milyar dolar ve üzerine çıkması bekleniyor. Ortaklık, iki şirketin gelişmiş pazarlarda değer yaratmak için faaliyet ve yatırımlarını ilgili pazarlara yönlendirecek olması sebebiyle yeni ve daha gelişmiş fırsatların da ortaya çıkacağı değerlendiriliyor.

İki şirkete ait takımlar ayrıca SDN (Yazılım tanımlı şebeke) /NFV (Şebeke İşlemlerini Sanallaştırma) ve şebeke yönetim ve kontrolü üzerine odaklanan bir ortak girişim üzerine çalışmaya başlayacak.

7 adımda Twitter’ı daha güvenli kullanmanın yolları

1

Sosyal medyanın çok güçlü bir pazarlama aracı haline dönüşmesiyle sayısız şirket sosyal medyada aktif olmaya başladı. Ancak kimi zaman, hesapların güvenliğini sağlayamayan şirketlerin, yanlış kişilerin eline geçen sosyal medya hesapları nedeniyle büyük itibar kaybı yaşadığına şahit olabiliyoruz.

Twitter şimdi, sosyal medyada güvenliğin sağlanabilmesi için yapılması gerekenler için 7 maddelik bir liste yayınladı.

İşte, sosyal medya hesaplarını doğru korumak için bilinmesi gerekenler:

1.Güçlü bir şifre kullan: Şifreni rakam ve simge içeren en az 10 karakter uzunluğunda büyük ve küçük harf kombinasyonundan oluşturmak en iyisidir.

2.Giriş doğrulamasını aç: Bu, hesabına sadece senin erişmeni sağlamanın en iyi yoludur. Bu özelliği kullanarak hesabına giriş yapılabilmesi için şifrenin ve telefonunun zorunlu olarak kullanılmasını sağlarsın.

3. Ayarlarını kontrol altında tut: Güvenliğin için ayarlarını daima kontrol altında tut. Örneğin arkadaşlarının e-posta adresini veya telefon numaranı kullanarak seni Twitter’da bulmasını sağlayabilirsin. Ancak seni bulmalarını istemezsen, bu özelliği ayarlarını değiştirerek devre dışı bırakabilirsin.

Fotoğraf Etiketleme ayarlarını doğru yönetmek önemlidir. Bu özellik, başkalarının seni Twitter’daki fotoğraflarda etiketlemesine izin verir. Fotoğraf etiketleme bağlantıda kalmanın mükemmel bir yoludur, ancak daha özel bir deneyim tercih edersen, fotoğraf etiketi ayarlarını kolayca değiştirebilirsin. Üç seçenek sunulmaktadır: (1) herhangi bir kişinin seni etiketlemesine izin ver, (2) yalnızca takipçilerinin seni etiketlemesine izin ver veya (3) kimsenin seni etiketlemesine izin verme.

Konum ipuçlarını verme tercihini de doğru kullanmalısın.Tweet konumun varsayılan olarak kapalıdır, ancak bazı kullanıcılar Tweetlerine bir konum (bir şehir veya çevre gibi) eklemek istediklerinden konum hizmetlerini etkinleştirirler. Bu sana bağlıdır.

Direkt mesajlar, Twitter’daki özel mesajlardır. Herhangi bir kişiden ya da yalnızca takip ettiğin kişilerden mesaj almayı seçebilirsin. Tercihlerini değiştirmek için güvenlik ve gizlilik ayarları sayfanı kullanmayı atlama.

4. Üçüncü parti uygulamalarını dikkatli seç: Twitter hesabınla bağlantılı olarak çalışabilecek çok sayıda aplikasyon bulunuyor. Bu uygulamalar Twitter platformunda dışarıdan geliştiriciler tarafından yaratılıyor ve hesabınızla ilgili farklı şeyleri düzenlemenizi sağlıyor. Ancak kullanıcı adı ve şifrenizi isteyen uygulama ve web siteleri konusunda dikkatli olmalısın. Size para ya da takipçi kazandıracağını iddia eden yada hesabınızı verify hale getireceğini iddia eden uygulamalardan uzak durun. Tanımadığınız uygulamaları hesabınızdan silin.

5.Görmek istemediğini sessize al: Twitter’da bazen görmek istemediğin içeriklerle de karşılaşabilirsin. İşte böyle bir durumda sessize alma işlevini kullanarak bir kullanıcının Tweetlerini kullanıcıyı engellemeden zaman akışında gizleyebilirsin. Kullanıcının profilindeki kırmızı sessize alma simgesini yalnızca sen görebilirsin, simge kullanıcının sesini açana kadar orada kalır. En önemlisi de, sessize alınan kişi, kendisini sessize aldığını bilemez. Tweetlerde senden bahsettiğinde hala bildirim alırsın ve sana Direkt Mesaj gönderebilir. Takip etmediğin kullanıcıları da sessize alarak, Tweetlerini bildirim zaman akışından çıkartabilirsin.

6. Engellemekten kaçınma: Engelleme işleviyle bir hesabın Twitter’da seni takip etmesini veya görmesini önleyebilirsin. Bir hesabı engellediğinde, hesabın Tweetlerini göremezsin, hesap da seni takip edemez veya Tweetlerini göremez (hesap çıkış yapmadıkça). Bir kişiyi engellediğinde, senden bahsetmeyi sürdürse bile onu tamamen dışarıda bırakmış olursun. Engelleme bir kullanıcının seni takip etmesini, fotoğraflarda seni etiketlemesini veya Tweetlerine erişmesini engeller. Engellenen bir kullanıcıdan gelen yanıt veya bahsetme, bahsedenler sekmende (her ne kadar bu Tweet aramada görüntülense de) görünmez. Etkileşime girmek istemediğin hesaplardan gelen istenmeyen iletişimi düzenlemenin etkili bir yolu olabilir. Engellenen kullanıcılar, ancak profilini ziyaret ettiklerinde hesaplarını engellediğini görebilirler.

7. Kullanıcıyı bildir: Özellikle engelleme ve sessize alma sonuç vermediği takdirde, sana ya da bir başkasına karşı tacizkar, zorbaca veya tehditkar davranan hesapları bildirebilirsin . Durumu araştırdıktan sonra uygun yanıtı iletiriz. Kendini tehlikenin tam ortasında hissedersen, lütfen hukuk kurallarının icrasından sorumlu mercilere başvur.Hukuk kurallarının icrasından sorumlu mercilerle işbirliği yaparken şunlara dikkat edilmeli:

•Şiddet ya da taciz içerikli mesajlar çıktı veya ekran görüntüsü olarak belgelendirilmeli.

•Endişelenme nedenleri konusunda mümkün olduğu kadar açıklayıcı olunmalı.

•İlgili olabileceği düşünülen eldeki her türlü içerik (diğer web sitelerinden gelen tacizkar davranışla ilgili deliller gibi) sağlanmalı.

•Daha önce alınmış olan tehditlerle ilgili her türlü bilgi sağlanmalı.

iOS için Firefox Çıktı

0

firefox-iosiOS cihazlarında Firefox tarayıcı kullanmak isteyenler yıllardır bu amaçlarına ulaşmak için bekliyordu. Mozilla Vakfı yaptığı duyuruyla, Firefox’un iOS uygulamasını yayına soktuğunu açıkladı.

Firefox özellikle dijital alanda faaliyet gösteren profesyonellerin yoğun olarak ilgi gösterdiği Firefox tarayıcının iOS ortamında bulunmaması, büyük tepki alıyordu.

Kullanıcılar internet tarayıcılarında güvenlik ve hız her zaman ön planda tutuyor. Bu yüzden Internet Explorer son yıllarda tahtını Google Chrome’a kaptırmıştı. Google Chrome her ne kadar hızlı olsa da RAM tüketimi konusunda kullanıcılarına büyük sıkıntılar yaşatabiliyor.

Chrome’un en iyi alternatiflerinden biri olarak gösterilen Mozilla Firefox, masaüstü ve Android platformlarında yer alıyordu. Mozilla bugün itibariyle beğenilen tarayıcısı Firefox’u iOS platformuna da taşıdı.

iOS için Mozilla Firefox yaklaşık 2 aydır Beta sürecindeydi. Bugün Firefox, iOS için çıkışını gerçekleştirdi. Oldukça sade bir arayüze sahip olan Firefox, hız konusunda kullanıcıları memnun ediyor.

Kaynak: Shiftdelete.net

Lazer yerine inkjet ile yılda 55.2 milyon euro tasarruf

0

WorkForce-Pro-WF-R5690DTWF-görsel-1Bağımsız araştırma şirketi BLI’nın son verilerine göre lazer yerine Epson WorkForce Pro inkjet yazıcı kullanan kurumlar yüzde 82’ye kadar enerji tasarrufu sağlıyor. Ayrıca çevresel etkiler göz önüne alındığında yüzde 95 oranında daha az atık avantajı sunuyor. BLI’nın araştırma verilerine göre lazer yerine inkjet teknolojisinin kullanılmasıyla sadece Avrupa’da yılda 55.2 milyon euro tasarruf sağlamak mümkün.

PrecisionCore inkjet baskı kafası üretim bandına 142 milyon euro yatırım
Epson olarak çevreye duyarlı ürünler sunmanın ana odaklarından biri olduğunu belirten Epson Türkiye Müdürü Sevil Kanat; “Epson’ın geliştirdiği Micro Piezo teknolojisine sahip PrecisionCore inkjet baskı kafaları sayesinde lazer yazıcılara oranla gerek enerjide gerekse kağıt tüketiminde ciddi bir tasarruf imkanı sunuyoruz. Pazarın ihtiyaçlarını iyi saptamak ve teknolojinin geleceğini öngörmek son derece önemli. Farklı bir kurum IDC’nin ortaya koyduğu son araştırmaya göre 2019’da iş yazıcıları pazarının yüzde 34’ünün inkjet yazıcılardan oluşacağı öngörülüyor. Lazer yazıcılarda yıllık büyüme oranı yüzde 2 iken, bu oran inkjette yüzde 13. Inkjet teknolojisinin yükselişini çok önceden öngörerek bu alana Epson olarak daha fazla yatırım yaptık. Son olarak sadece PrecisionCore inkjet baskı kafası üretim bandına 142 milyon euro yatırım yapıldı Japonya’da. Bu sene de 89 milyon euro ek yatırım düşünülüyor” dedi.

Devlet kurumları ve şirketler DNS’in güvenliğini nasıl sağlayabilir?

0

Cherif SleimanDNS olarak kısaltılan Alan Adı Sistemi (Domain Name System), çözülmesi zor IP-tabanlı her işlemde kullanılan ve düzgün şekilde çalışmazsa ağı durma noktasına getirebilecek olan temel bir internet teknolojisidir. 30 yılı aşkın bir süre önce icat edildiğinden bu yana, DNS sürekli olarak gelişim göstererek bugün internetin çekirdek bileşeni haline geldi. Ne yazık ki bunun sonucunda DNS, bilgisayar korsanları ve kötü amaçlı yazılım kullanan suçlular için en cazip hedeflerden biri oldu.

Cisco’nun 2014 Yıllık Güvenlik Raporuna göre, Cisco’nun tehdit istihbaratı uzmanları tarafından incelenen her bir kurumsal ağ, zafiyete uğratıldı veya amacı dışında kullanıldı1. Tüm ağların, kötü amaçlı yazılım barındıran web siteleriyle ilgili DNS aramaları var, bu ağların %96’sında çalınan sunuculara doğru trafik akışı olduğu görüldü ve %92’sinde ise herhangi bir içeriği bulunmayan sitelere doğru trafik olduğu tespit edildi, yani bu durum sitelerin kötü amaçlı yazılım barındırdığının tipik bir göstergesi.

IT altyapısının güvenliğine ilişkin başka bir raporda ise, araştırmaya dahil edilen şirketlerin üçte birinden fazlasının 2013 yılında DNS sunucuları üzerinde Dağıtık Hizmet Aksatma Saldırısı (DDoS) yaşadığını ortaya çıkardı. Bu saldırıları yaşayan şirketlerin oranı geçen sene dörtte birdi2. Ancak buna rağmen, şirketlerin dörtte birinden fazlası, şirket bünyesinde DNS güvenliği için hiçbir resmi sorumluluğun üstlenilmediğini bildirdi.

Bu ilgisizlik nedeniyle, DNS bilişim suçluları tarafından yumuşak bir hedef olarak algılanabilir. Bu durum ise bu türden saldırıların giderek daha yaygın hale gelmesinin temel nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Sadece bu iki rapora bakarak bile çok fazla şirketin hala DNS’lerinin güvenliği olduğu gibi yanlış kanıya sahip olduğunu açıkça gösteriyor fakat gerçek şu ki şirketlerin DNS güvenliğine daha fazla önem göstermesi gerekiyor.

DNS altyapısına yönelik tehditlerde artış yaşanıyor

DNS altyapısı çekirdek internet hizmetlerini sağladığı için; DNS sunucusu çöktüğünde, hizmet sapladığı internet alanları da çöker, dolayısıyla büyük ölçekli bir hizmet kesintisi yaşanabilir. Bilişim suçluları, DNS zafiyetlerinin mümkün kıldığı saldırı fırsatlarını fark etmeye başladı; bot master’larla iletişim kurmak ve kötü amaçlı bir aktivite gerçekleştirmek amacıyla DNS’i kaldıraç olarak kullanan farklı formlarda kötü amaçlı yazılım geliştirmek için çok az vakit ayırmaya başladı.

Kötü amaçlı yazılım tehditlerinin hacmi ve gelişmişlik düzeyi artmaya devam ederken, yeni filizlenen BYOD (kendi cihazını getir) kültürü şirket çalışanlarının kullandığı çeşitli akıllı telefonlar ve tabletler aracılığıyla şirkete erişimi daha kolay hale getiriyor. Bu cihazlarda kurulu olan ve güvenlik duvarından geçebilen kötü amaçlı yazılım, eski güvenlik tedbirleriyle tespit edilemeyebilir çünkü bu yazılım kötü amaçlı bir destinasyona veya botnet kontrolörüne bağlanmak için DNS’i yoğun bir şekilde kullanır. Yeni nesil botnetler ve İleri Seviye Tehditler (APT’ler), yazılım bulaşan uç noktalardaki ağları kullanmak ve kontrol etmek, suç eylemini gizlemek veya sofistike ağ saldırıları başlatmak için artık DNS’i daha fazla kullanmaya başladı.

DNS saldırılarının çeşitleri

Hizmet kesintisi

Yukarıda bahsedilen tüm faktörler bir araya geldiğinde, DNS saldırılarını bilişim suçluları için oldukça cazip bir ortam haline getiren kusursuz fırtınayı yaratıyor. Bu saldırılar iki ana kategoride sınıflandırılabilir. Birinci kategorideki saldırılar DNS hizmetlerini kesintiye uğratmayı amaçlayan saldırılardır:

Ön bellek zehirlenmesi: Bu saldırıda, suçlu DNS çözücüsüne aldatıcı DNS yanıtları gönderir, bunun sonucunda bu yanıtlar DNS ön belleğinde ömrü boyunca saklanır. Bilgisayarı zehirlenmiş olan DNS sunucusunun kaynağı haline gelen bir kullanıcı tuzağa düşürülerek özgün olmayan bir sunucudan gelen içerikleri kabul eder ve bilmeden zararlı içerikleri indirebilir.

DNS protokol saldırıları: Suçlu, kötü biçimlendirilmiş DNS sorgularını veya yanıtlarını hedef DNS sunucusuna gönderir ve sunucunun yazılımındaki protokol uygulaması hatalarının (bugs) kullanılmasını sağlar. Kötü biçimlendirilmiş paketler, kod eklentileri, aşırı tampon akışları, hafızanın bozulması, NULL pointer de-reference veya belirli zafiyetlerden yararlanma gibi saldırılar bu saldırılara verilebilecek örnekler arasında yer alıyor. Bu saldırılar hizmet reddi, önbellek zehirlenmesi veya hedef sunucunun zaafa uğramasıyla sonuçlanabilir.

DNS yeniden yönlendirme (MITM) saldırıları: DNS sorguları, genellikle Kullanıcı Veri Paket Protokolü (UDP) üzerinden gerçekleştirilir. Bu protokol, herhangi bir yerde barındırılmayan man-in-the-middle (MITM), yani iki bağlantı noktası arasındaki bağlantıyı gizlice izleyen saldırılara karşı savunmasız olan bir protokoldür. DNS changer, DNS replay veya yasadışı yeniden yönlendirme saldırıları, bu saldırılara verilebilecek örnekler arasında. Bu türden saldırılar öncelikli olarak korsanlık, oltalama, web sitesi silme veya veri çalma gibi amaçlar için gerçekleştiriliyor.

DNS fast fluxing: Fast fluxing, DNS kayıtlarını kısa ömürlü TTL’lerle değiştirerek IP adreslerinin oldukça yüksek sıklıklarla değiştirilmesi ve aralarında geçiş yapılması anlamına geliyor. Domain fluxing ise çoklu tam nitelikli alan adlarının (FQDNs) sürekli değiştirilerek komut denetim (C&C) sunucusunun tek bir IP adresine tahsis edilmesini ifade ediyor. Yaygın olarak Domain Generation Algorithm (DGA) bot’ları olarak adlandırılan ve bot ajanı C&C altyapısının yerini tespit etmeye çalışırken her gün FQDN alan adlarını oluşturmak için dinamik algoritmalar kullanan botların çeşidinde de son zamanlarda artış yaşandı.

DoS ve DDoS saldırıları: DoS ve DDoS saldırılarının boyutu, hızı ve karmaşıklığı son bir kaç yılda önemli ölçüde arttı, son DDoS saldırıları 300Gbps ve 400 Gbps arasında en üst seviyeye ulaştı.

Exploitation: DNS’i iş (exploitation) için bir vektör olarak kullanan ve botnetleri içeren başka bir saldırı türü daha var. Bu saldırılara verilebilecek örnekler arasında şunlar var:

DNS tünelleme: Bu saldırı, adı itibariyle DNS’in gizli bir kanal olarak kullanılarak geleneksel savunma mekanizmaların baypas edilmesi anlamına geliyor. Giden ve gelen veriler, küçük yığınlar halinde kodlanıyor ve sırasıyla DNS sorgularına ve DNS yanıtlarına sıkıştırılıyor. DNS, oldukça güvenilir fakat bir nispeten gizli bir iletişim kanalıdır. İşte DNS tünellemesini kötü amaçlı yazılım operatörleri için cazip bir yöntem haline getiren de DNS’in güvenilir ve gizli özelliği. Diğer iletişim kanalları başarısız olduğunda, mağdur bir ana makineye giren kötü amaçlı yazılım operatörüyle (namı diğer C&C ile) irtibata geçebilir ve çalınan verileri fark edilmeden geçirebilir veya zafiyeti olan ana makinede gerçekleştirilecek komutlarını getirebilir.

Alan oltalama: Bu saldırı, finansal bir kurumun veya seyahat acentesinin alanı gibi yasal alanları, korsanların kontrolündeki bir alana oltalayarak kullanıcı adı, şifre, PIN veya kredi kartı detayları gibi hassas bilgileri yasadışı yolla elde etme girişimidir. Bu hassas bilgiler toplandıktan sonra, asıl saldırı gerçekleştirilebilir.

İleri Seviye Tehditler (APT): APT’ler, izinsiz ağ erişimi kazanan ancak uzun süre boyunca fark edilmeyen bir saldırı türüdür. İsminden de anlaşılacağı üzere, APT’ler ileri seviye kötü amaçlı yazılımdır ve doğası gereği kalıcıdır, belirli bir amacı gerçekleştirmek amacıyla geliştirilmektedir. APT için şu örnekler verilebilir: Conifer A/B/C, Torpig, Kraken veya TDSS/TLD4 yazılımı– tüm bunların hepsi, ilave yazılım paketlerini ve talimatlarını toplamak ve saldırıları gerçekleştirmek amacıyla DNS’i kaldıraç olarak kullanıp uzaktaki bir C&C sunucusu ile gizlice iletişim kuruyor.

Savunma çözümleri

Böylesine çeşitli DNS saldırısı karşısında, hiçbir teknoloji tek başına etkili savunma için yeterli olamaz. Kaldı ki yukarıdaki örnekler bu saldırıların sadece küçük bir kısmını temsil ediyor. Bir şirketin DNS altyapısının ve hizmetlerinin kapsamlı bir şekilde korunması için, Türkiye’de ki şirketlerin, aşağıdaki çözümlerin bazılarını veya tamamını kullanan katmanlı bir savunmayı gerçekleştirecek çok yönlü bir güvenlik stratejisine sahip olması gerekiyor:

DNS güvenlik duvarları: Gerçek zamanlı tehdit istihbaratı, anormallik tespiti ve kötü amaçlara alanlara karşı koruma sağlayan sıralı cihazlar.

DNSSEC: DNS Güvenlik Eklentileri, DNS kayıtlarını dijital olarak imzalayarak bu kayıtların güvenli görülen kaynaklarca zehirlenmesini önlüyor.

DOS/DDOS koruma sistemleri: Bu sistemler, ileri seviye DDoS saldırılarını tespit ederek koruma için gerekli adımları atabiliyor.

Veri Sızıntısı Önleme (DLP) izleme sistemleri: Bu sistemler, diğer protokoller arasında DNS kullanılarak herhangi bir veri sızıntısının gerçekleşip gerçekleşmediğini tespit ediyor.

Özel APT algılayan analiz sistemleri: Diğer davranış tekniklerinin dışında otomatik öğrenmeyi kullanan bu sistemler, C&C sunucuları ile iletişim kurmak için DNS’i kullanan APT kötü amaçlı yazılımları tespit ediyor.

Sonuç

Saldırganlar ve esas amacı siber savaş, endüstriyel casusluk, korsanlık, siyasi kazanç veya protesto, veri hırsızlığı, spam dağıtma olan veya koordineli DDoS saldısı düzenleyerek maksimum aksaklığa neden olmayı amaçlayan kötü amaçlı yazılım yazarları için DNS, mevcut savunma mekanizmalarından kaçarak yukarıda bahsedilen saldırı vektörlerinden birini kullanmanın oldukça cazip yollarından biri haline geliyor.

Görünen o ki pek çok nedenden dolayı işletmeler DNS güvenliğine yüksek öncelik vermeli ancak DNS sunucularının hala ihmal edildiği ve şirketleri bu nedenle saldırılara açık hale getirdiği açıkça anlaşılıyor.

DNS tabanlı saldırıların sıklığı, hacmi ve gelişmişlik düzeyinde son bir kaç yıldır ani artışlar olduğunu gördük. Bu durum, mevcut izinsiz giriş tespit ve önleme sistemlerinin ve yeni nesil güvenlik duvarlarının kendi başına yeterli güvenlik sağlayamayacağını düşündürüyor.

Dolayısıyla, artık işletmelerin mevcut savunma mekanizmalarından kaçmak üzere DNS’i güvenilir şekilde kullanan bu modern tehditlere ve kötü amaçlı yazılımlara karşı mücadele yöntemi olarak sağlam ve çok yönlü bir savunma stratejisini düşünmesi gerekiyor. Korsanlar bir şirketin altyapısına saldırı teşebbüslerin kaçınılmaz olarak devam edece, o nedenle bir saldırı gerçekleştiğinde bu saldırının nasıl yönetileceğini veya daha da iyisi bu saldırılar meydana gelmeden önce nasıl önleneceğini değerlendirmek önemli.

Türkiye’de ki şirketlerin altyapılarının korunmasını sağlaması ve bir sonraki mağdur olmamak için kayıt görevlileri gibi üçüncü taraflarla etkili iletişimi teşvik etmesi gerekiyor.

1 Cisco 2014 Annual Security Report

2 Worldwide Infrastructure Security Report, Volume IX, Arbor Networks

Güvenli online alışveriş için dikkat edilmesi gereken 13 altın kural

0

bilio_online_alisveris“İnternetteki alışveriş eğilimlerine baktığımızda, online alışverişlere yön veren öncelikli unsur fiyat avantajı olarak karşımıza çıkıyor. Sanal alışverişlerin ve e-ticaretin perakende sektörünü kökten değiştirdiği bir dijital dönüşüm çağında, biz de bu değişime ayak uydurmalı ve kullanıcılar olarak gözümüzü dört açmalıyız.

Burada dikkat etmemiz gereken en önemli şey, alışveriş yaptığımız internet sitesinin SSL sertifikasıdır. Eğer bu sertifika varsa ve ödemenizi 3D güvenlik şifresi ile yaptıysanız paranızın güvende olduğunu unutmayın. Ürün elinize geçmese bile bankanız kanalıyla hakkınızı sonuna kadar arayabilirsiniz. Ayrıca yasalar da sizin yanınızda. Unutmayın, müşteri daima haklıdır.”

Güvenli online alışverişin püf noktaları

Perakende alışverişte online ticaretin payının arttığını hatırlatan Bilio.com Genel Müdürü, internet kullanıcılarına güvenli alışveriş için bir dizi öneride bulundu:

1. Alışveriş yapmayı düşündüğünüz mağazayı öncelikle Google’dan araştırın. Bir mağazanın adını Google’a yazdığınızda, size önerilen arama seçenekleri içinde mutlaka ‘şikayet’ uzantılı linkler vardır. Her şikayet gerçek ya da haklı değildir, ancak bir mağaza son dönemde çok şikayet aldıysa karşılaşacağınız riskler de artabilir.

2. Fiyat karşılaştırma siteleri güvenilir alışveriş yapmanın en uygun araçlarıdır. Fiyat karşılaştırma sitelerinden sadece bir ürünün en ucuz fiyata nerede satıldığını öğrenmez, aynı zamanda tüketicilerin mağazalar hakkında yaptığı yorumlara da ulaşabilirsiniz. Örneğin, Bilio.com’da ilgilendiğiniz e-ticaret sitesinden alışveriş yapan tüketicilerin yaptığı yorumları okuyup, verdikleri puanları inceleyebilir, “Güvenilir Mağaza” logomuzu taşıyan sitelerden güven içinde alışveriş yapabilirsiniz. Kullanıcı yorumları, özellikle kurumsal e-ticaret sitelerinin müşteri ilişkilerine hangi düzeyde önem verdiğini gösteren önemli ipuçları taşır.

3. Eğer bir mağazadan ilk defa alışveriş yapacaksanız öncelikle sitelerinde bulunan iletişim ve adres linklerinden bu bilgileri inceleyin. Muhatap olacağınız şirketin gerçek bir adresi ve telefon numarası bulunup bulunmadığını kontrol edin. Adres ve telefon numarasını sitesinde paylaşmayan internet sitelerinden bir adım uzak durabilirsiniz.

Belirtilen numarayı aradığınızda telefonu açan kişinin o internet sitesinin ismini kullanması çok önemli. Ürünü satın almak istediğinizi, stoklarında olup olmadığını ya da kargoya ne zaman verecekleri gibi basit sorular sormak işinizi kolaylaştırır. Konuştuğunuz kişinin ismini de mutlaka sorun ve not edin.

Mağazaya mesai saatleri içerisinde ulaşamazsanız, telefonunuza cevap verilene kadar o siteden satın alma yapmanızı önermiyoruz. Kurumsal e-ticaret sitelerinin telefonları açık ve ulaşılabilir olmalıdır. Tabii ki bazı yoğun dönemleri de göz önünde bulundurun. Yoğunluktan kaynaklanan bir aksaklık varsa, ciddi bir firma size mutlaka geri dönüş yapacaktır.

4. Kapıda ödeme yöntemi son dönemde çok kullanılıyor; ancak bir internet sitesinde sadece kapıda ödeme seçeneği varsa o sitenin sahte ürün satma veya sizi kandırma olasılığı çok yüksektir.  Bu tip siteler özellikle son dönemlerde spor ayakkabı ve cep telefonu gibi ürünlere odaklanıyor. Bu firmalar bankalardan Sanal POS hizmeti alamadıkları için kapıda ödeme seçeneğini tercih ederler. Dolandırıcı siteler POS hizmeti sunuyor olsalar dahi, bankalar bir süre parayı tuttuğu ve herhangi bir şikayet durumunda ödemeyi iade ettikleri için amaçlarına ulaşamazlar. Kısacası, size sadece kapıda ödeme seçeği sunan siteler hakkında temkinli davranmalısınız.

Ayrıca, Sanal POS, bir para tahsil aracı olduğu için bankalar için çok önemlidir. Bankalar nasıl kredi veya kredi kartı verirken hem firmaları hem de bireysel müşterileri inceliyorsa, bir internet sitesine Sanal POS verirken de ince eleyip sık dokurlar. Yani her internet sitesi Sanal POS kullanım hakkı alamaz.

5. Bir ürünün piyasa fiyatının çok altında bedeller ile satılması sizi mutlaka şüphelendirmeli. Örneğin 3000 TL’lik bir cep telefonunu 200 TL’ye  ya da 400 TL’lik bir ayakkabıyı 49,90 TL’ye satabileceklerine inanmanız hatalı olur.

6. Bir ürünü satın almaya karar vermeden önce mutlaka satın alma yapacağınız sitenin sosyal medya hesaplarını, yani Facebook, Twitter ve Instagram hesaplarını kontrol edin. Hem son dönemde aldığı herhangi bir şikayet vs. varsa onu görürsünüz, hem de en son paylaşımını ne zaman yaptığını kontrol etmiş olursunuz. Belki bir indirim kuponu bile bulabilirsiniz.

7. Ödemenizi kredi kartı ile yapacaksanız 3D Secure yöntemini kullanmanız yararlı olur. Bu şekilde kredi kartınızın istenmeyen bir şekilde kullanılmasını engellemiş olursunuz. Bu işlem kartınızdan para çekilmeden önce cep telefonunuza tekil bir onay şifresi yollanmasını sağlar. Bu şifreyi ödeme ekranında doğrulamazsanız alışveriş tamamlanmaz.

8. Ödeme ekranında http:// yerine https:// yazmasına  ve alışveriş yaptığınız sitenin SSL sertifikası olup olmadığına mutlaka dikkat edin. Bu sertifika, kredi kartı bilgilerinizin şifrelenmesini ve başkaları tarafından kopyalanmasını engeller. Yani alışveriş yaptığınız internet sitesi kesinlikle kartınızın tüm bilgilerini göremez.

9. İyi bir internet kullanıcısı iseniz limiti çok yüksek olan bir kartınızı kullanmak yerine internet bankacılığını kullanarak bir sanal kart oluşturmanızı tavsiye ederiz. Limiti siz belirlediğiniz için riskinizi azaltmış olursunuz.

10. Kredi kartı kopyalanması artık bir restoranda ödeme yaparken bile gerçekleştirilebiliyor. Bu nedenle, kartınızı fiziki olarak kullanırken mutlaka gözünüzün önünde bulundurun. Örneğin, bir restoranda iseniz POS makinesini masanıza isteyin ve ödemesini bizzat  yapın.

11. Başta BKM Ekspres olmak üzere bir çok ödeme sistemleri var. Bu sistemlerde kredi kartınızı tanımlayarak kredi kartınız ve e-ticaret sitesi ile aranıza bir kademe daha güvenlik duvarı koymuş olursunuz.

12. Alışveriş yaptığınız bilgisayarın ortak bir cihaz olmamasına dikkat edin.  Güvenlik şifresi olmayan bir internet bağlantısından, internet cafe ve toplu taşıma araçları gibi alanlarda alışveriş yapmamaya özen gösterin.

13. Alışverişinizden sonra ekranınıza ve e-posta adresinize gelecek olan sipariş numarasını mutlaka kaydedin. Herhangi bir sorun yaşamanız durumunda bu numara ile çok daha hızlı işlem yapabilirsiniz. Ayrıca sipariş takibinizi, satın aldığınız ürünün kargodaki durumunu da bu numara ile takip edebilirsiniz.

Barack Obama Facebook’ta!

0

obamaPopüler sosyal medya sitesi Facebook’a en son katılan isimlerden biri de ABD Başkanı Barack Obama oldu. Barack Obama’nın Facebook sayfası siyasi kampanya içerikli değil. ABD Başkanı sayfanın yönetimini ekibe bırakmayarak insanlarla doğrudan iletişim kuracak.

Barack Obama’nın ilk paylaşımı kendisinin yer aldığı bir video oldu. Obama bu videoda hesabını nasıl kullanacağı konusunda ipuçları veriyor. ABD Başkanı Facebook yoluyla insanların kendisine düşüncelerini rahatça iletebileceğini söyledi. Videolu paylaşıma yorum yazan Mark Zuckerberg, Başkanın katılmasından memnuniyet duyduğunu belirtti.

Barack Obama, sayfasına 1992 yılında Michelle Obama ile yaptığı evlilik gibi önemli olayları da kilometre taşlarına eklemiş.

Geçtiğimiz mayıs ayında da Twitter’a katılan Obama’nın yaklaşık 20 kadar yardımcısı Twitter, Instagram, Beyaz Saray Facebook sayfası ve Youtube kanalını yönetiyor.

 

Kaynak: ShiftDelete.net

Süpermarketlerde robot istilasına hazır mısınız?

1

tallyDev süpermarketlerde, ürün reyonları arasında kaybolup da aradığınız ürünleri reyon görevlilerine sorduğunuz anlar mutlaka olmuştur. Reyonları yerleştirip malları dizmekle meşgulken sizin istekleriniz için işlerini yarım bırakıp aradığınız ürünlerin peşine düşen çalışanlar artık biraz rahatlayacak gibi görünüyor, zira bu işler robotlara devrolacak. Tabi eğer, robotlar reyon görevlilerinin işlerini de ellerinden almazsa…

Hatırlarsanız, iki ay önce, robotların ve yapay zekanın, ilk önce kimlerin işlerini elinden alacağına dair bir yazı kaleme almıştım. O makaleyi hatırlayacak olursanız, taksi sürücülerinden biz gazetecilere kadar çok sayıda meslek grubunun robotlar tarafından işlerinden edileceğini anlatmaya çalışmıştım.

Şimdi o listeye süpermarket çalışanları da katılacakmış gibi görünüyor.

Robot elektrikli süpürge Roomba’yı hatırlayanınız varsa, bu yeni teknolojiyi anlaması biraz daha kolay olacaktır.

Simbe Robotics firmasının geliştirdiği ve teorik olarak Roomba’nın süpermarkette dolaşan versiyonu gibi çalışan Tally isimli robotun görevi, süper market içinde sürekli dolaşarak raflardaki malları taramak ve hangi rafta ne kadar mal kaldığını, hangi rafa yeni mal yüklenmesi gerektiğini tespit etmek.

Elbette bu işin ilk aşaması.

Sonraki aşama ise süpermarket müşterilerinin robotlara danışmaya başlaması… “X marka peynir hangi raftaydı? Çay reyonu ne taraftaydı? Rafta Y marka deodarantlar bitmiş, deponuzda var mı?”

Tally tüm bu işleri, üzerine entegre edilmiş üç boyutlu lazer okuyucular ve gelişmiş sensörlerle yürütecek. Bildiğiniz gibi Intel’in derinlik ölçebilen kameraları gibi gibi yeni nesil teknolojiler robotların daha akıllı olması ve çevresini daha hızlı tanıyabilmesi için kullanılıyor. Tally de bu teknolojilerden nasiplenerek, binlerce ürünle dolu o karmaşık reyonları anı anına takip edecek. Elbette sadece müşterilerle iletişim kurmayacak, süpermarketin veri merkezine sürekli bilgi geçerek azalan ürünler veya sorunlu reyonlar hakkında çalışanları uyaracak, ana merkezin lojistik planlarını daha hızlı düzenlemesini sağlayacak.

Teknolojinin hayatımızı bu hızla güzelleştirmesi elbette hepimizi mutlu ediyor ama öte yandan insanların teknoloji nedeniyle işlerini kaybedecek olması riski de herkesi endişelendiriyor. Her zaman olduğu gibi, teknoloji geliştikçe bazı iş alanlarının kapanacağını ama yaşanan dev ekonomik büyüme sayesinde yeni yeni iş alanlarının açılacağını, insanların refah seviyesini arttıracak yeni fırsatlar doğacağını da unutmayalım. Yeter ki geçiş süreçlerinde insanların mağdur olmasını engelleyecek doğru sosyal politikalar hazırlanmış olsun.

 

 

Red Hat Türkiye’nin yeni Genel Müdürü Haluk Tekin oldu

0

redhat_haluk_tekinTekin bundan böyle şirketin Türkiye’deki operasyonlarından ve bölgedeki stratejik büyümesinden sorumlu olacak.

Red Hat ailesine katılmadan önce Dell’de satış direktörlüğü ve üst düzey yöneticilik yapan Tekin, SAP ve Nokia’da satış ve pazarlama alanında farklı pozisyonlarda görev alarak gelişmekte olan pazarlarda iş geliştirme konusunda deneyim kazandı.

Tekin, yeni görevinde Red Hat’in Türkiye’deki satış, iş geliştirme ve destek operasyonlarının yönetiminden sorumlu olacak. Aynı zamanda Red Hat’in partner ekosistemini geliştirme ve toplam müşteri deneyimini iyileştirme konusunda da aktif rol oynayacak.

Samsung Türkiye, Dijital Değişim Direktörlerini CDO Buluşması’nda ağırladı

0

cdo Hızla değişen ve gelişen teknolojiye paralel olarak kurumlarda yaşanan dijital değişim ve bu değişimde CDO’ların oynadığı öncü rolün detaylarıyla masaya yatırıldığı buluşmada; tüm dünyada CDO hareketinin başlatıcılarından biri olarak kabul edilen CDO Clubkurucusu David Mathison da konuşmacı olarak yer aldı.

Öncü teknolojilerin üreticisi Samsung, kurumlara yönelik çalışmaları kapsamında, şirketlerin sürdürülebilir ve doğru dijital stratejilerine destek olan, Türkiye’nin en önemli dijitalleşme platformlarından CDO Turkey ile birlikte dünyada yaşanan dijital değişimi ve bu süreçte CDO’ların oynadığı rolü ele almak üzere ‘CDO Buluşması’ düzenledi.

İstanbul Levent Wyndham Hotel’de yoğun bir katılımla gerçekleşen kahvaltılı buluşmanın açılış konuşmasını Samsung Türkiye Başkan Yardımcısı ve CDO Turkey Danışma Kurulu Başkanı Tansu Yeğen yaptı.

CDO Turkey Danışma Kurulu Üyesi, TÜBİYAD Başkanı ve EuroCIO Yönetim Kurulu Üyesi Ali Malaz’ın evsahipliğinde Türkiye’ye gelen ve tüm dünyada CDO hareketinin başlatıcılarından biri olarak kabul edilen CDO Club kurucusu David Mathison’ın da konuşmacı olarak yer aldığı etkinlikte; CDO Turkey İcra Kurulu Başkanı Bülent Kutlumoderatörlüğünde “Türkiye’de Dijital Değişimin Yol Haritası” başlıklı bir panel de gerçekleşti.

Tansu Yeğen: ‘CDO’lara, kurumsal dijital değişimi hızlandırma konusunda büyük görevler düşüyor’

“Kurumlarda Dijital Değişim” başlıklı konuşmasıyla etkinliğin açılışını yapan Tansu Yeğen; CDO (Chief Digital Officer-Dijital Değişim Direktörleri) pozisyonunu şirket içinde yapılan tüm dijital işlerin ‘patronu’ olarak tanımladıklarını ifade ederek şunları söyledi:

“CDO, pozisyonu ve sahip olduğu nitelikleri itibariyle çerçevesi çizilmiş, limitleri belli bir alana sığdırılabilecek bir konum değil. Çünkü dijital işler dediğimiz zaman; pazarlamadan üretime, finansal süreçlerden İK’ya kadar içinde dijital bulunan her yapı günümüz kurumlarının çekirdeğine etki ediyor. Bu yüzden CDO’luk görevinin bazı zamanlarda CMO, CIO ve COO’lar tarafından icra edildiğini söyleyebiliriz.”

Tansu Yeğen, teknolojik gelişimlerden fayda sağlamayı bekleyen şirketlerin mutlaka dijital değişimin bir parçası olması gerektiğini vurguladı: “Her geçen gün gelişen ve değişen teknolojiyle birlikte tüm dünyada yaşanan dijital değişim sürecinin artık tüm kurumsal şirketler için daha da önemli. Bir CDO dijital yeteneklerin stratejik önceliklere göre haritalandırılması, dijital proje portföyünün geliştirilip yönetilmesi, verimlilik ve yatırım geri dönüşlerinin ölçümlemesine ek olarak, en üstün yeteneklerin korunması için yollar geliştirir ve dijital süreç inovasyonunun da en önemli destekçisi olur. Dolayısıyla; bu alana öncülük ve liderlik edecek yöneticilerin belirlenmesi, görev tanımlarının yapılması ve bu yeni oluşan pozisyonla ilgili farkındalık oluşturulması günümüz rekabetçi piyasa koşullarında öne çıkabilmek için son derece önemli. Türkiye’deki kurumsal dijital değişimi hızlandırmak için CDO’lara büyük görev düşüyor. Bizler de kurumların dünyadaki dijital değişime, doğru ve hızlı şekilde ayak uydurabilmesinde öncü rol oynayan CDO’ların sorumluluklarını en etkin şekilde gerçekleştirebilmeleri için her türlü desteği vermek üzere çalışıyoruz.Samsung Türkiye olarak CDO Turkey ile birlikte; önümüzdeki 5 yıl içinde her kurumda bir CDO olması vizyonunu hayata geçirmek için gerekli tüm çalışmalarımıza da devam ediyor olacağız.”

David Mathison: “Sahip olduğunuz Dijital Strateji, Kurumsal Stratejinizdir”

Tüm dünyada CDO hareketinin başlatıcılarından biri olarak kabul edilen ve dünya çapında CDO pozisyonunda görev yapanların %65’nin bağlı olduğu CDO Club’ınkurucusu David Mathison ise etkinlikte “CEO ve Yönetim Kurulu Üyesi olan CDO’lar” başlıklı bir konuşma yaptı. Şirketlerin veya yapıların sahip olduğu dijital stratejilerin, aslında şirketlerinin stratejileri olduğuna dikkat çeken Mathison; konuşmasında şunları söyledi:

“Tüm dünyada çok ciddi bir dijital değişim süreci yaşanıyor. Bu gelişmelerle birlikte CDO kavramı da özellikle son yıllarda hızla yaygınlaşan, çok büyük şirketlerin devlet ve kamu kuruluşlarına kadar farklı kurumlarda yapılan atamalarla büyük bir önem kazanan bir pozisyon haline geldi. İlk olarak 2003 yılında medya ve reklam sektöründe yapılan konumlandırmalarla dikkat çeken bu pozisyon; tüm dünyada bankacılıktan, ilaç, kimya ve perakendeye kadar farklı birçok sektörde hızlı bir şekilde gelişimini sürdürmekte. Artık dünya devi diyeceğimiz kurumlarda CDO pozisyonları açılarak hızla dolduruluyor. Hatta 2015 Şubat’ında Twitter Başkan Yardımcısı olarak da görev yapan Jason Goldman, Beyaz Saray’a CDO olarak atandı.”

Bugünün CDO’ları yakın zamanın Yönetim Kurulu Üyeleri hatta CEO’ları olabileceğine de değinen ve tüm dünyada CDO pozisyonunda görev yapan yöneticilerin %88’nin Kuzey Amerika’da görevlendirildiğini ifade eden David Mathison, konuşmasını şu bilgileri vererek tamamladı: ”Şu an dünyada 2.000 kadar CDO var ve bu sayı hızla artıyor. Bir şirketin sahip olduğu dijital stratejinin şirket stratejisi olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle de şirketlerin geleceği, dijital stratejiye verdikleri öneme bağlıdır; bu noktada da CDO pozisyonu kritik bir öneme sahiptir.”

Dijital Değişim artık tüm sektörlerde!

Etkinliğin son bölümünde ise Citibank Global İşlem Bankacılığı Genel Müdür YardımcısıGülru Atak Gündem, LC Waikiki BT Direktörü Mehmet Demir, MEC Global Dijital ve İnovasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Eda Önsel, Pfizer Avrupa Çok Kanallı Pazarlama Direktörü Gökhan Salmanoğlu ve Samsung Türkiye Başkan YardımcısıTansu Yeğen’in katılımıyla “Türkiye’de Dijital Değişimin Yol Haritası konulu bir panel de gerçekleştirildi.

CDO Turkey İcra Kurulu Başkanı Bülent Kutlu moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde; dijital değişim süreçlerinin bankacılıktan, perakendeye, ilaçtan medyaya kadar farklı birçok sektördeki etkisi ve gelişimi ele alınırken; panelistler kurumlarında yaşanan dijital değişim çalışmalarından da örnekler verdiler.

Dijtal Çağın Liderlik Sırları kitabının yazarı ve aynı zamanda CDO Turkey Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Yeşim Toduk, gelinen noktada Türkiye’de CDO pozisyonuna büyük ihtiyaç olduğunu ve önümüzdeki yıllarda benzer pozisyonların daha da yaygınlaşacağını söyledi. Toduk, bu alanda çalışma yapanların gelecekte önemli kariyer fırsatları yakalayacağına dikkat çekerek, dijital değişimde teknolojik gelişmeler kadar insan kaynakları politikasının da önemini vurguladı.

Ödeal üye işyerleri artık kredi kartına taksit yapabiliyor

0

odeal_logoAkıllı cep telefonlarına indirilerek, cep telefonlarını birer POS cihazına çeviren, böylelikle esnaf, KOBİ ve bağımsız çalışanlara, herhangi bir sabit maliyete katlanmak zorunda kalmaksızın kredi kartı ile tahsilat yapma olanağı tanıyan Ödeal İşyerim, artık taksit seçeneği de sunuyor. Ödeal İşyerim üyeleri ya da uygulamayı yeni indirecek işyerleri, 3 Kasım 2015 tarihi itibari ile sattıkları ürün ya da hizmetlerin bedelini 2-3-6 ya da 9 taksite bölebiliyorlar. Böylelikle, Ödeal İşyerim kullanarak, POS’ların neden olduğu aylık kotalar ve sabit maliyetlere katlanmak zorunda kalmayan küçük işletmeler, taksit avantajıyla da iş potansiyellerini artırıyorlar.

9’a Varan Taksit İmkanı

3 Kasım 2015 itibariyle hayata geçen taksit sistemiyle, kredi kartlarına, 2-3-6 ve 9 taksit imkanı sunuluyor. İşletmeler, tahsilat esnasında uygulama içinden taksit sayısını belirleyebiliyorlar.

Ödeal İşyerim “Kahraman Bakkal”ın Yanında

Amacının küçük esnafın hayatını kolaylaştırmak olduğunu söyleyen Ödeal İşyerim Kurucu Ortağı Fevzi Güngör “Mikro işletmeler, bireysel olarak satış yapan ya da hizmet sunanlar maliyetleri, komisyon oranları ve aylık satış kotaları nedeniyle bankalardan POS almakta sıkıntı yaşıyorlar. Kredi kartı ile ödeme yapmak isteyen birçok müşteriye olumlu yanıt veremiyorlar. Ödeal İşyerim ile, ticaret yapan her kişi ya da kurum için benzersiz bir ödeme platformu kurduk. Akıllı Cep telefonlarını tıpkı POS cihazı gibi ödeme alan ya da yaptıran bir cihaza dönüştürdük. Bu cihazla, küçük esnaf hem herhangi bir sabit maliyet olmaksızın kredi kartlı ile tahsilat yapabiliyor, hem de taksit başta olmak üzere bambaşka ayrıcalıklara kavuşuyor. Bu sayede küçük esnafın hayatta kalması kolaylaşıyor” dedi.

Ödeal İşyerim Nasıl Kullanılıyor?

Sistemi kullanmak son derece basit, akıllı telefonlardan App Store ya da Google Play’den ücretsiz olarak indirilen Ödeal İşyerim uygulaması, üyelik başvurusu yapılıp kabulünün hemen ardından kullanılabiliyor. Sabit POS maliyetlerine katlanmak istemeyen mikro işletmeler için ideal çözüm olan Ödeal İşyerim ile tahsilat basit birkaç adımla yapılabiliyor. Tahsilatı tamamlamak için öncelikle işletme sahibinin uygulama ekranına müşterisinin telefon numarası, adı ve ürün / hizmet bedeli giriliyor. Tüketicinin kredi kartı bilgileri uygulama ekranına NFC, OCR veya elle giriş yoluyla tanıtılıyor. Daha sonra çıkan uygulama ekranına müşteri tarafından imza atılarak işlem tamamlanıyor.

Ödeal İşyerim Uygulaması

Ödeal İşyerim telefon ya da tablet üzerinden başka bir cihaza ihtiyaç duymadan kredi kartı ile ödeme alan mobil tahsilat sistemidir. Ödeal işyerim uygulaması hızlı ve kolay kurulabilen, sabit maliyetleri olmayan bir sistemdir.

Günde 3 dolara kurumsal TV’nizi kurabilirsiniz

0

1446819655_Sistem__Kiralama_GorseliŞirket ve kurumlara 17 bini aşkın bilgi ve tanıtım içeren ekranlar kuran Sistem 9 Medya İcra Kurulu Başkanı Kaan Akın, Kurumsal TV’leri klasik televizyonlardan ayıran en büyük özelliği şöyle özetliyor: “Bu sistemle her ölçekte kurum ve kuruluş istediği içerikleri planlayıp, bunları hedef kitlesine gösterme imkânı sunuyor.”

KOBİ’leri de Kurumsal TV sistemiyle tanıştırmaya kararlı olduklarını vurgulayan Akın, “Küçük ve Orta Boy İşletmelerin kısıtlı bütçelere sahip olduğunu biliyoruz. Kurumsal TV’de kiralama dönemini onlar için başlattık. Bir KOBİ, günde 3 dolarlık maliyetle sistemi kiralayabilir. Büyük bütçe ayırmadan kiralama sistemiyle kendi özel TV’sini kurabilir. Böylece, ana yatırım bedelinden aşınma payı hesaplarına, arıza takiplerinden bütçe sıkışıklıklarına kadar tüm ayrıntılardan kurtulup asıl işlerine odaklanacaklar” diyor.

KOBİ’lere Kurumsal TV’de sundukları kiralama modelini “finansal bir seçenek” olarak tanımlayan Akın konuyla ilgili şu bilgileri veriyor: “Kiralama modeliyle KOBİ’ler projelerine ayırdıkları yatırım bütçelerini 3 yıllık süreye yayabiliyor. Üstelik KDV ödemeden ve hizmet bedeli olarak masraftan düşebilirler. Bunun yanı sıra, gereksiz kâğıt, afiş, broşür ve baskı israfından da kurtulacaklar. Kurumsal TV’ler güncellenebilme özelliğinden dolayı her sektörün ihtiyacına cevap verebiliyor.

Kahve makineniz veya bebek monitörünüz bile güvenlik tehdidi oluşturabilir

0

kaspersky iot2014 yılında Kaspersky Lab’ın güvenlik uzmanı David Jacoby, oturma odasına bir göz attı ve sahip olduğu cihazların siber saldırıya ne kadar açık olduğunu araştırmaya karar verdi. Cihazların neredeyse tamamının saldırıya açık olduğunu keşfetti. Bunun ardından 2015 yılında Kaspersky Lab zararlı yazılım önleme uzmanlarından oluşan bir ekip, bu deneyi küçük bir farkla tekrarladı: David’in araştırması çoğunlukla ağa bağlı sunucular, yönlendiriciler ve Akıllı TV’ler üzerine yoğunlaşırken, bu son araştırma, akıllı ev piyasasında mevcut olan çeşitli bağlantılı cihazlara odaklandı.

Deney için seçilen cihazlar aşağıdaki şekildeydi: video akışı için bir USB donanım kilidi, akıllı telefonla kontrol edilen bir IP kamerası, akıllı telefonla kontrol edilen bir kahve makinesi ve akıllı telefonla kontrol edilen bir ev güvenlik sistemi. Araştırma, bu cihazların neredeyse tamamının zayıf noktalar içerdiğini keşfetti.

Deneyde yer alan bir bebek monitörü kamerası, kameranın sahibiyle aynı ağı kullanan bir bilgisayar korsanının kameraya bağlanmasına, buradan videoyu izlemesine ve kamera üzerinde ses dosyası çalıştırmasına izin verdi. Aynı satıcıdan alınan diğer kameralar da bilgisayar korsanlarının cihaz sahiplerinin şifrelerini toplamasına imkan verdi ve deney, aynı ağ üzerindeki bir bilgisayar korsanının kameradan kök parolayı almasının ve kameranın bellenimini kötü niyetle değiştirmesinin mümkün olduğunu gösterdi.

Uygulamalar tarafından kontrol edilen kahve makineleri söz konusu olduğunda ise, bir saldırganın kurban ile aynı ağ üzerinde olmasına bile gerek yok. Deney sırasında incelenen kahve makinesi, bir saldırganın kahve makinesinin sahibinin bütün Wi-Fi ağı parolasını bulması için yeterli şifresiz bilgiyi gönderiyordu.

Akıllı telefonla kontrol edilen ev güvenlik sistemine bakıldığında ise, Kaspersky Lab araştırmacıları sistemin yazılımının sadece küçük sorunlarının olduğunu ve bir siber saldırıya dayanabilecek kadar güvenli olduğunu gördü. Buna karşılık zayıf nokta, sistem tarafından kullanılan sensörlerden birinde bulundu.

Bir kapı ya da pencere açıldığı zaman alarmı harekete geçirmek için tasarlanan temas sensörü, kapıya ya da pencereye monte edilen bir mıknatıs tarafından yayılan manyetik bir alanın tespit edilmesiyle çalışır. Kapı ya da pencere açıldığı zaman, manyetik alan kaybolur, bu da sensörün sisteme alarm mesajları göndermesine neden olur. Ancak manyetik alan yerinde durursa, hiçbir alarm gönderilmez.

Ev güvenliği sistemi deneyi esnasında Kaspersky Lab uzmanları, pencere üzerindeki mıknatısın manyetik alanını değiştirmek için basit bir mıknatıs kullanabildi. Bu da alarmı harekete geçirmeden bir pencereyi açıp kapatabildikleri anlamına geliyordu. Bu zayıf noktayla ilgili büyük sorun, bunun bir yazılım güncellemesiyle giderilmesinin imkansız olması; sorun, ev güvenlik sisteminin kendisinin tasarımından kaynaklanıyor. Daha da endişe verici olan ise, manyetik alan sensörü tabanlı cihazların, piyasadaki pek çok ev güvenlik sistemi tarafından kullanılan yaygın bir sensör türü olması.

Kaspersky Lab Güvenlik Araştırmacısı Victor Alyushin, «Deneyimizin satıcıların IoT cihazlarını geliştirirken siber güvenliği göz önünde bulundurduğunu göstermesi bizi rahatlatıyor. Ancak bağlantılı ve bir uygulama tarafından kontrol edilen her cihazın en azından bir güvenlik sorunu olacağı neredeyse kesin. Suçlular, tek seferde bu sorunların pek çoğunu istismar edebiliyor, bu nedenle satıcıların kritik olmayanlar da dahil olmak üzere bütün sorunları çözmesi çok önemli. Bu zayıf noktalar, ürün henüz piyasaya girmeden çözülmeli çünkü bir cihaz binlerce ev sahibine satıldıktan sonra bir sorunu çözmek çok daha zor olabilir,» şeklinde konuştu.

Kullanıcıların yaşamlarını ve sevdiklerini saldırılara açık akıllı ev IoT cihazlarının risklerinden korumasına yardımcı olmak için, Kaspersky Lab uzmanları birkaç basit kurala uymalarını tavsiye ediyor:

1. Herhangi bir IoT cihazını satın almadan önce, internette bu cihazın zayıf noktalarına ilişkin haberler olup olmadığını araştırın. IoT, çok sıcak bir gündem maddesi ve pek çok araştırmacı, bebek monitörlerinden uygulama kontrollü tüfeklere kadar bu tür ürünlerdeki güvenlik sorunlarını bulmak konusunda harika bir iş çıkarıyor. Satın alacağınız cihazın halihazırda güvenlik araştırmacıları tarafından incelenmiş olması gayet olası ve cihazda bulunan sorunların giderilip giderilmediğini anlamak mümkün.

2. Piyasaya sürülen en yeni ürünleri satın almak her zaman iyi bir fikir değildir. Yeni ürünlerde bulunan standart hataların yanı sıra, yeni piyasaya sürülen cihazlar, güvenlik araştırmacılarının henüz keşfetmediği güvenlik sorunları içeriyor olabilir. Burada en iyi tavsiye, halihazırda birkaç yazılım güncellemesi geçirmiş ürünleri satın almaktır.

3. Yaşamınızın hangi kısmını biraz daha akıllı hale getireceğinizi seçerken, güvenlik risklerini göz önünde bulundurun. Eğer evinizde maddi değeri olan pek çok eşya saklıyorsanız, uygulamayla kontrol edilen mevcut ev alarm sisteminizi değiştirebilen ya da tamamlayabilen profesyonel bir alarm sistemi seçmek ya da mevcut sistemi potansiyel zayıf noktaların çalışmasını etkilemeyecek şekilde ayarlamak muhtemelen iyi bir fikir olacaktır. Bir bebek monitörü gibi kişisel yaşamınız ve aile üyelerinizin yaşamları konusunda bilgi toplayacak bir araç seçerken, internet bağlantısı olmayan ve sadece bir ses sinyali iletebilen, piyasadaki basit bir RF modelini seçmek akıllıca olabilir. Bu seçenek mümkün değilse, ilk tavsiyemizi dinleyin ve akıllıca bir seçim yapın.

Evernote yeni özelliklerle güncellendi

0

evernoteİş dünyasında, senkronize not alma yeteneği nedeniyle büyük ilgi gören, mobil ve masa üstü sistemler arasında hızlı senkronizasyon sağlayabilen, online not alma uygulaması Evernote, artık sayfalar üzerine çizim yapmak veya ekranı bölebilmek gibi kullanışlı özelliklere de sahip olacak.

iOS uygulamasında devreye giren çizim yeteneği, iOS’un 3D Touch özelliğini de destekliyor. Böylece ekrana yapılan baskıyla doğru orantılı şekilde farklı kalınlıklarda çizgiler üretmek mümkün oluyor. Ayrıca uygulamada stylus desteği de bulunuyor.

Evernote ayrıca iOS9’un ekranı bölme yeteneğini de kullanmaya başladığını duyurdu. Güncellemenin beğeni toplayan bir yanı ise bu özelliklerin ücretsiz aboneliklerde kullanılması. Evernote, özellikle iş dünyasında, hızlıca mobil not almak isteyen ve ardından bu notları hem iş arkadaşları paylaşmak hem de masa üstü platformları ile senkronize etmek isteyen profesyonellerin kısa sürede çok rağbet ettiği bir uygulamaya dönüştü. Yeni özelliklerin kısa süre sonra Android uygulamasında da güncellenmesi bekleniyor.