Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 488

Volkswagen, 30 bin kişiyi işten çıkarabilir!

0

Otomotiv devi Volkswagen, zorlu bir dönemden geçiyor ve bu durum, şirketin Almanya’daki operasyonlarını da derinden etkiliyor. Şirketin maliyetleri azaltma baskısı, Almanya’daki fabrikalarda çalışan 30.000 kişinin işini tehlikeye atmış durumda. Bu sayı, Volkswagen’in Almanya’daki toplam iş gücünün yaklaşık yüzde 10’una denk geliyor.

İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Volkswagen, tam 30 bin personeli işten çıkarabilir!

Her ne kadar Volkswagen henüz resmi olarak doğrulamamış olsa da işten çıkarmalar iddiaları, şirket içinde büyük bir kaygı yaratmış durumda. Volkswagen sözcüsü, şirketin Almanya’daki maliyetleri düşürmek zorunda olduğunu ve bunun gelecekteki yatırımlar için gerekli olduğunu açıkça dile getirdi.

Volkswagen, tam 30 bin personeli işten çıkarabilir!
Volkswagen, tam 30 bin personeli işten çıkarabilir!

Alman Manager Magazin dergisinin haberine göre, işten çıkarmalardan en fazla etkilenecek birimlerden biri de Ar-Ge departmanı olacak. Volkswagen’in bu alanda çalışan 13.000 kişilik ekibinden 5.000 ila 6.000 kadar çalışanın işini kaybedebileceği belirtiliyor. Ayrıca, şirketin önümüzdeki beş yıl için planladığı yatırımları 10 milyar euro azaltmayı düşündüğü de iddia ediliyor.

Volkswagen’in finansal sıkıntıları, elektrikli araç pazarındaki rekabet, yüksek enflasyon ve enerji fiyatlarındaki artış gibi birçok faktörden kaynaklanıyor. Bu durum, şirketin mali yapısını güçlendirmek ve rekabet gücünü korumak için köklü değişiklikler yapması gerektiğini gösteriyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Zen 4 tabanlı AMD Ryzen 200 karşımıza çıkabilir!

0

AMD, mobil işlemci pazarındaki hakimiyetini daha da güçlendirmek için yeni bir hamle yapmaya hazırlanıyor. Şirketin, Zen 4 mimarisini daha erişilebilir hale getirecek olan Ryzen 200 serisi işlemciler üzerinde çalıştığı ortaya çıktı.

Merakla beklenen Zen 4 tabanlı AMD Ryzen 200 karşımıza çıkabilir!

Bildiğiniz gibi AMD, mobil platformlarda Ryzen 7040 (Phoenix), Ryzen 8040 (Hawk Point) ve yakında gelecek olan Ryzen AI 300 (Strix Point) gibi farklı Zen 4 işlemci serileri sunuyor. Yeni Ryzen 200 serisi ise “Hawk Point Refresh” olarak adlandırılıyor ve temelde Ryzen 8040 serisinin güncellenmiş bir versiyonu olacak.

Peki Ryzen 200 serisi bizlere neler sunacak? Öncelikle, bu işlemciler Intel’in Core 200 serisi (Ultra olmayan) işlemcilerle rekabet etmeyi hedefliyor. Zen 4 mimarisi, RDNA 3 grafikleri ve XDNA 1 yapay zeka motorunu bir araya getiren bu işlemciler, performans ve enerji verimliliği açısından oldukça iddialı görünüyor.

Ryzen 200 serisinin en dikkat çeken noktası ise “AI” etiketini taşımıyor olması. AMD, daha önceki açıklamalarında Ryzen 300 AI serisiyle yola devam edeceğini belirtmişti. Ancak, Ryzen 200 serisinin 16 TOPS işlem gücü sunması, bu kararı değiştirmiş olabilir. Zira Microsoft Copilot+ PC’ler için 45 TOPS işlem gücüne ihtiyaç duyuyor ve AMD, kullanıcılar arasında kafa karışıklığına yol açmamak için Ryzen 200 serisinde “AI” etiketini kullanmama kararı almış olabilir.

Öte yandan, Zen 4 mimarisiyle üç farklı mobil işlemci serisi sunmak, AMD’nin adlandırma şeması açısından biraz kafa karıştırıcı olabilir. İki yıl önce mobil Ryzen adlandırma şeması basitleştirilmişti. Ancak görünüşe göre AMD, “xx4x” adlandırma şemasından tamamen vazgeçmiyor.

Son olarak, Ryzen 200 serisinin bu yılın sonuna doğru piyasaya sürülmesi bekleniyor. Bu işlemcilerin, özellikle uygun fiyatlı dizüstü bilgisayarlar ve hafif sistemler için oldukça cazip bir seçenek olması bekleniyor.

Çinli YMTC, çip alanında çığır açıyor

0

Çinli bellek devi YMTC, ABD’nin uyguladığı yaptırımlara meydan okuyarak çip tasarımı mimarisinde önemli bir atılım gerçekleştirdi. Bu başarıyı, yerli yarı iletken ekipman sağlayıcılarıyla güçlendirdiği iş birliği sayesinde elde eden YMTC, ABD’nin teknoloji alanındaki hakimiyetine karşı önemli bir mesaj vermiş oldu.

Çinli YMTC firması, çip alanında resmen çığır açıyor

TechInsights tarafından yayınlanan bir rapora göre, YMTC’nin geliştirdiği 512 GB kapasiteli ve 160 aktif katmana sahip TLC NAND bellek çipi, şirketin kendi tüketici markası olan ZhiTai TiPlus SSD’sinde kullanılmaya başlandı. Bu çipin önemli özelliği ise, YMTC’nin en son çip tasarımı mimarisi olan Xtacking 4.0 teknolojisiyle üretilmiş olması.

TechInsights analisti Jeongdong Choe, bu yeni yapının YMTC’nin “bit yoğunluğu” açısından piyasadaki en ileri teknoloji ürünlerine yaklaşmasını sağladığını belirtiyor. YMTC, Xtacking 4.0 teknolojisini daha da geliştirerek 200’den fazla katmana sahip bellek çipleri üretmeyi hedefliyor.

Ancak ABD’nin ihracat kısıtlamaları, YMTC’nin gelişmiş yarı iletken ekipmanlarına erişimini sınırlıyor ve şirketi yerli tedarikçilere yönelmeye zorluyor. Her ne kadar Çin iç pazarında önemli bir tedarikçi konumunda olsa da YMTC’nin ABD ve Avrupalı ekipman üreticilerine olan bağımlılığı sürüyor. Bu bağımlılık, üretim hatlarında yaşanan aksaklıklarla kendini gösteriyor.

YMTC, tamamen yerli ekipmanlarla üretim yapma hedefiyle “Wudangshan” adlı iddialı bir projeyi hayata geçirmiş olsa da bu proje başarısızlıkla sonuçlandı. 2022 yılında 232 katmanlı NAND flash bellek üreterek Micron, Samsung ve SK Hynix gibi devleri geride bırakan YMTC, ABD’nin ulusal güvenlik endişeleri gerekçesiyle ihracat kara listesine alınmıştı.

YMTC’nin ABD yaptırımlarına rağmen çip tasarımında kaydettiği bu ilerleme, Çin’in teknoloji alanındaki azmini ve küresel teknoloji pazarında daha büyük bir rol oynama hedefini gösteriyor.

Samsung, LFP Plus bataryasıyla şarj süresini minimuma indiriyor

0

Samsung, elektrikli araç sektörü için önemli bir adım attı ve hızlı şarj sorununa çözüm getirebilecek yeni bir batarya teknolojisi tanıttı. “LFP Plus” olarak adlandırılan bu yeni batarya, sadece 20 dakikada yüzde 80 oranında şarj olabiliyor. Bu da elektrikli araç sahiplerinin şarj için harcadıkları zamanı önemli ölçüde azaltacak ve elektrikli araçların kullanımını daha pratik hale getirecek bir gelişme.

Samsung, yeni nesil LFP Plus bataryasıyla şarj süresini minimuma indirdi

Samsung’un batarya ve elektronik malzeme üretiminden sorumlu birimi Samsung SDI tarafından geliştirilen LFP Plus bataryası, Almanya’nın Hannover kentinde düzenlenen IAA Transportation 2024 fuarında tanıtıldı. Özellikle ticari araçlar için tasarlanan bu yeni batarya, önceki modellere kıyasla yüzde 10 daha fazla enerji yoğunluğu sunarak araçların tek şarjla daha uzun mesafeler kat etmesini sağlıyor.

Samsung, yeni nesil LFP Plus bataryasıyla şarj süresini minimuma indirdi.
Samsung, yeni nesil LFP Plus bataryasıyla şarj süresini minimuma indirdi.

Samsung SDI, LFP Plus bataryasının yanı sıra geleceğin batarya teknolojileri olarak görülen katı hal bataryaları (ASB) ve 46 phi silindirik bataryalar hakkında da bilgi verdi. ASB bataryalar, 2027 yılında seri üretime geçmeyi hedeflerken, 46 phi silindirik bataryaların ise gelecek yıl piyasaya sürülmesi planlanıyor.

Samsung’un bu yeni batarya teknolojileri, elektrikli araç sektöründe önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. Hızlı şarj ve uzun menzil sorunlarına getirdiği çözümlerle, elektrikli araçların yaygınlaşması ve benzinli araçların yerini alması sürecinin hızlanmasına katkı sağlaması bekleniyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Pudu insansı robot endüstride görev alacak

0

Pudu, 8 saatlik batarya ömrüne ve 10 kg kaldırma gücüne sahip süper yarı-insansı robotu tanıttı. Hiyerarşik bir kontrol sistemi kullanan robot, stratejik planlama ve gerçek zamanlı eylemlerle karmaşık görevleri yönetiyor, sürekli öğreniyor ve gelişiyor.

Pudu insansı robot çalışmaya hazır

Merkezi Shenzhen’de bulunan şirket, öncelikle yemek, perakende, konaklama, sağlık, eğlence, eğitim ve imalat gibi çeşitli sektörlere yönelik gelişmiş servis robotları geliştirmeye odaklandı. İnsansı bir robot geliştirmedeki ilk girişimi Pudu D7 olarak adlandırıldı. Tamamen çok yönlü bir şasi, robotik kollar ve insan benzeri bir üst gövdeyi birleştirerek gelişmiş hareket kabiliyeti ve el becerisi elde ediyor.

Şirket, endüstriyelden hizmet odaklıya kadar çeşitli durumlarda karmaşık görevleri yerine getirme yeteneğinin, çeşitli endüstriler için esnek robotik çözümlere doğru önemli bir ilerlemeyi temsil ettiğini iddia ediyor.

Pudu Robotics Kurucusu ve CEO’su Felix Zhang: “Özel robotlar, yarı-insansı robotlar ve insansı robotlardan oluşan kapsamlı bir ekosistemi geliştirerek, hizmet robotu endüstrisinin geleceğini şekillendirmeyi ve çeşitli uygulamalarda olağanüstü değer sunmayı amaçlıyoruz” dedi. Pudu Robotics, hizmet robotik sektörüne yönelik uzun vadeli strateji planının bir parçası olarak bu yılın mayıs ayında “yarı insansı robot” konseptini tanıttı.

Pudu Robotics, üç farklı tipte robot yaratmaya odaklanmıştır: karmaşık insan etkileşimleri için tamamen insansı robotlar, esnek ve uyarlanabilir uygulamalar için yarı insansı robotlar ve belirli aktiviteler için özel robotlar.

Hizmet robotik sektöründe, her robot türü belirli bir ihtiyaç setini karşılayarak hem müşteri memnuniyetini hem de operasyonel verimliliği artırır. Şirket, bu yenilikçi yaklaşımın insansı robotik alanında ilerleme için muazzam fırsatlar sunduğuna ve robotların çeşitli durumlarda çok çeşitli işlevleri sorunsuz bir şekilde yerine getirebileceği bir geleceğin kapısını açtığına inanmaktadır.

Şirkete göre, hizmet robotlarını geliştirirken gerçek dünya müşteri ihtiyaçlarını karşılamaya odaklanıyor. D7, tekrarlayan görevleri kolaylaştıran çözümler sunarak işletmelerin stratejik operasyonlara odaklanmasını sağlıyor. Ayrıca Pudu, anonimleştirilmiş veri toplama yöntemini kullanarak veri güvenliğini artırmayı hedefliyor ve bu konuda ISO/IEC sertifikalarına sahip.

Yapılan açıklamaya göre şirket, D7 gibi yarı-insansı robotlara daha fazla yatırım yaparak, çeşitli endüstriler için çok yönlü robotlar yaratmayı ve akıllı otomasyondaki liderliğini sağlamlaştırmayı hedefliyor.

Yeni cam anten teknolojisi, 5G’de devrim yaratabilir!

5G teknolojisinin yaygınlaşmasıyla birlikte daha hızlı ve düşük gecikmeli internet deneyimi yaşamak mümkün hale geliyor. Ancak 5G ağlarının verimli bir şekilde çalışabilmesi için 4G’ye kıyasla daha fazla baz istasyonuna ihtiyaç duyuluyor. Bu da özellikle şehirlerde görsel kirlilik endişelerini beraberinde getiriyor. Japon AGC ve NTT Docomo tarafından geliştirilen WAVEAntenna adlı yeni bir cam anten teknolojisi ise bu soruna yaratıcı bir çözüm sunuyor.

Yeni geliştirilen cam anten teknolojisi, 5G alanında devrim yaratabilir

Bu yenilikçi teknoloji sayesinde artık pencereler, 5G baz istasyonlarına dönüştürülebilecek. Şeffaf yapısı sayesinde bina cephelerinde görsel bir kirlilik yaratmayan cam antenler, 5G kapsamasını artırmak için pratik ve estetik bir yol sunuyor.

Cam antenler, 5G’nin düşük frekans bandı olan Sub6 spektrumunda çalışıyor. Bu antenler, düşük frekansları kullanarak sinyallerin binalar ve duvarlar gibi engelleri daha kolay aşmasını sağlıyor. NTT Docomo, antenin temelinde şeffaf iletken malzemeler kullandığını ve bu malzemelerin iki cam tabaka arasına lamine edildiğini açıklıyor. Cam anten, radyo dalgaları pencereden geçerken yönlerindeki bozulmayı düzeltmek için de özel bir teknoloji kullanıyor.

AGC, 2020 yılında bu teknolojinin ilk prototipini tanıtmıştı. Geçen yıl ise birden fazla hücre ağı tarafından paylaşılabilen bir versiyonunu duyurmuştu. Şirket, antenin şu anda 3,7 ve 4,5 GHz bantları arasındaki frekanslar için optimize edildiğini belirtiyor. Bu, 5G için ideal olan mmWave frekanslarından daha düşük olsa da yine de önemli bir bant genişliği sağlıyor.

Cam anten teknolojisi, 5G altyapısının yaygınlaştırılması ve daha geniş kitlelere ulaştırılması açısından önemli bir potansiyel taşıyor. Şehir estetiğini bozmadan 5G kapsamasını artırma imkanı sunan bu teknoloji, gelecekte daha fazla bina ve yapıda görülebilir.

8 bin kat daha verimli nükleer pil geliştirildi!

0

Çinli araştırmacılar, geleneksel pillere kıyasla devrim yaratabilecek potansiyele sahip bir nükleer pil geliştirdi. Bu küçük pil, önceki örneklerinden 8.000 kata kadar daha verimli olmasıyla dikkat çekiyor. Bilim dünyası, uzun yıllardır elektronik cihazları yıllarca şarj etme derdine son verebilecek küçük nükleer piller üzerinde çalışıyor. Ancak nükleer enerjinin tehlikeli doğası, bu alanda önemli bir engel oluşturuyor.

Çinli araştırmacılar tarafından 8 bin kat daha verimli nükleer pil geliştirildi

Bu sorunu aşmak için araştırmacılar, çok az miktarda nükleer madde kullanan piller geliştirmeye odaklandı. Ancak az miktarda nükleer madde ile üretilebilecek enerji de sınırlı olduğundan, bu alanda bugüne kadar kaydedilen ilerleme pek tatmin edici değildi.

Çinli araştırma ekibi ise yeni bir yaklaşımla bu soruna çözüm bulmayı başardı. Yeni geliştirilen nükleer pil, radyasyondan doğrudan elektrik üretmek yerine, radyoaktif ışımayı ışığa ve ardından ışığı elektriğe dönüştürerek çalışıyor.

Ekip, bir kristalin içine az miktarda amerikyum yerleştirdi ve yayılan alfa parçacıklarını ışık üretmek için kullandı. Kristalden yayılan yeşil ışığı daha sonra elektriğe dönüştüren bir fotovoltaik hücreye bağladılar. Pil, radyasyon sızıntısını önlemek için kuvars bir hücrenin içine yerleştirildi.

Yapılan testlerde, mikronükleer pilin istikrarlı bir elektrik çıkışı sağladığı ve onlarca yıl boyunca kesintisiz olarak elektrik üretebileceği gözlemlendi. Araştırmacılar, geliştirdikleri pilin bugüne kadar üretilen diğer nükleer pillerden yaklaşık 8.000 kat daha verimli olduğunu belirtiyor. Ancak pilin henüz pratik uygulamalarda kullanılabilmesi için bazı zorluklar var. Üretilen güç miktarı oldukça düşük ve daha güçlü cihazları besleyebilmek için çok sayıda pile ihtiyaç duyuluyor.

Yine de bu teknoloji, düşük güç tüketen sensörler, uzay araçları ve uzun süre boyunca şarj edilmeden çalışması gereken diğer cihazlar için önemli bir potansiyel taşıyor. Gelecekte bu alanda yapılacak çalışmalarla birlikte, nükleer pillerin günlük hayatımızda daha fazla yer bulması mümkün olabilir.

Çin, sessiz denizaltıları tespit eden teknoloji geliştirdi

0

Şanghay’daki Jiao Tong Üniversitesi’nden bir grup bilim insanı, en sessiz denizaltılarını bile tespit edebilen çığır açan bir teknoloji geliştirdi. Bu yeni teknoloji, denizaltı pervanelerinin dönüşü sırasında yaydığı düşük frekanslı elektromanyetik dalgaları, deniz tabanındaki kayalık tabakalardan tespit ederek çalışıyor.

Çinli bilim insanları, sessiz denizaltıları bile tespit eden teknoloji geliştirdi

Daha önce, bu tür elektromanyetik sinyaller sadece su içerisinde tespit edilebiliyordu ve menzili oldukça sınırlıydı (yaklaşık 2,5 km). Ancak Çinli bilim insanları, sinyalleri deniz tabanından alarak bu menzili 20 km’ye çıkarmayı başardı. Üstelik araştırmacılar, gelecekte bu menzilin 50 km’ye kadar artırılabileceğini öngörüyor.

Çinli bilim insanları, sessiz denizaltıları bile tespit eden teknoloji geliştirdi.

Bu teknolojinin temelinde, deniz tabanındaki kayalıkların elektromanyetik dalgaları iletme biçimindeki fark yatıyor. Sinyaller deniz suyunda hızla zayıflarken, kayalıklarda çok daha yavaş bir şekilde azalıyor. Bu da sinyallerin daha uzak mesafelerden tespit edilmesini sağlıyor.

Yeni teknoloji, denizaltı izleme alanında bir devrim yaratma potansiyeline sahip. En sessiz denizaltıları bile tespit edebilme kapasitesiyle, deniz güvenliği ve savunma stratejileri açısından önemli bir avantaj sağlayabilir.

Ancak bu teknolojinin uygulanması da bazı zorluklar barındırıyor. Zayıf elektromanyetik sinyalleri deniz tabanındaki diğer gürültülerden ayırt etmek için gelişmiş algoritmalara ihtiyaç duyuluyor. Çinli bilim insanları, bu sorunu aşmak için özel bir algoritma geliştirdiklerini açıkladı. Bu yeni teknolojinin gelecekte denizaltı tespit sistemlerinde ne kadar yaygın hale geleceği ve deniz kuvvetlerinin stratejilerini nasıl etkileyeceği merak konusu.

Microsoft, yıllar önce kapanan bir nükleer santrali hayata döndürecek!

Washington Post’un haberine göre, 1979’da reaktörlerinden birinde kısmi bir erime meydana gelen bu santral, şimdi Microsoft bünyesindeki tesislerin enerji ihtiyacını karşılamak üzere geri dönmeye hazırlanıyor.

Anlaşmanın onaylanması halinde, Microsoft 20 yıl boyunca santralin tek müşterisi olacak ve üretilen enerjinin tamamını yapay zeka projelerine yönlendirecek. Santralin sağlayacağı enerji, yaklaşık 800.000 evin ihtiyacını karşılayabilecek güçte olsa da, bu enerji tamamen Microsoft’un yapay zeka çalışmalarına ayrılacak. Bu hamle, şirketin sıfır emisyonlu elektrik kullanma taahhüdünü desteklerken, AI projelerinin enerji tüketiminde mevcut elektrik şebekesine binen yükü hafifletme potansiyeline sahip.

Anlaşma, bir ilk olması açısından dikkat çekici

Bu anlaşma, bir ticari enerji santralinin ilk kez tek bir müşteri için çalışacak olması ve kapatılmış bir nükleer santralin yeniden devreye girmesi bakımından bir ilk olacak. Three Mile Island santrali, ekonomik nedenlerle beş yıl önce kapatılmıştı, ancak 2028’e kadar yeniden açılması planlanıyor. 1979’da yaşanan kısmi erimenin, santralin kapanışıyla bir ilgisi olmadığı belirtiliyor.

Santralin sahibi olan Constellation şirketinin CEO’su Joseph Dominguez, bu hamlenin, ABD’nin AI alanındaki rekabet gücünü koruması için önemli olduğunu savunuyor. Şirket, santralin yeniden faaliyete geçirilmesi için 1.6 milyar dolar harcayacak ve bu süreçte federal sübvansiyonlar ve vergi teşviklerinden yararlanacak. Constellation’ın bu anlaşmadan milyarlarca dolar kar elde etmesi bekleniyor.

Microsoft

Three Mile Island’ın yeniden faaliyete geçebilmesi için, federal Nükleer Düzenleme Komisyonu tarafından yapılacak yoğun güvenlik denetimleri gibi birçok düzenleyici engelin aşılması gerekiyor. Ayrıca, tüm enerjinin tek bir özel şirket tarafından kullanılacak olması, vergi teşviklerinin sorgulanmasına yol açabilir. Öte yandan, santralin yeniden açılması, yaklaşık 600 kişiye iş sağlayacak.

Palisades nükleer santrali de Michigan’da yeniden faaliyete geçmeyi planlıyor, ancak bu santral yerel elektrik şebekesine hizmet verecek şekilde faaliyet gösterecek.

X, yasağa uymadığı her gün için 1 milyon dolar ceza ödeyecek!

Yüksek Mahkeme yargıcı Alexandre de Moraes tarafından verilen karara göre, X ve Starlink, yasak kararlarına uymadıkları takdirde günlük 1 milyon dolara yakın ceza ödeyecekler.

Bu karar, Brezilya’da birçok kullanıcının Çarşamba günü X’e yeniden erişim sağlamasının ardından geldi. Şirket, hizmetin tekrar erişilebilir olmasının yanlışlıkla meydana geldiğini ve geçici bir durum olduğunu, ağ sağlayıcılarının değiştirilmesinden kaynaklandığını belirtti.

X’in Brezilya’daki yasağı geçtiğimiz ay başlamıştı, ancak şirket bu süreçte Cloudflare’ın sunucularını kullanmaya başladı ve bu durum Brezilya’daki internet servis sağlayıcılarının platformu engellemesini zorlaştırdı. X, Latin Amerika’ya hizmet sunma amacıyla ağ sağlayıcısını değiştirdiğini ve Brezilya’daki hizmetinin yakında yeniden kesileceğini öne sürmüştü.

Ancak Moraes, 19 Eylül’den itibaren yasaklara uymadığı her gün için X’in 921.000 dolar para cezasına çarptırılacağını açıkladı. Starlink de X’in cezasını ödememesi durumunda müşterek sorumluluk altında tutulacak. Ayrıca, ülkenin internet düzenleyicilerine, Cloudflare, Fastly ve EdgeUno sunucularının erişimini engelleme talimatı verildi. Bu sunucular, mahkemenin eski Twitter’ın faaliyetini durdurma kararını atlatmak amacıyla kullanılmıştı.

X, bu konuda henüz resmi bir açıklama yapmadı.

Robotik arama

Brezilya, X ve Starlink’e yönelik yaptırımlarını sıkılaştırarak, sosyal medya düzenlemelerine uyulmaması durumunda yüksek para cezalarıyla karşılık veriyor. Mahkeme, platformların ülke çapında engellenmesi sürecini hızlandırmayı ve ulusal güvenlik açısından risk oluşturabilecek içeriklerin kontrolünü artırmayı hedefliyor. Ayrıca, teknolojik hizmet sağlayıcılarının yasal sorumluluklarının artırılması yönünde yeni önlemler devreye sokuluyor.

YouTube içerik üreticilere ikinci bir şans veriyor!

Özellik, YouTube içerik üreticilerine videolarını düzenleyerek yaş sınırlamalarını kaldırma ya da topluluk kurallarını ihlal ettiği için kaldırılan videoları geri yükleme imkanı sunuyor.

Bugüne kadar, bir video yaş sınırlaması alırsa ya da topluluk kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle kaldırılırsa, içerik üreticilerinin itiraz sürecini başlatmaları ve sonucunu beklemeleri gerekiyordu. Bu süreçte sadece bir kez itiraz hakkı bulunuyordu ve sonuç kabul edilmek zorundaydı. YouTube, son hamlesiyle içerik üreticilere videolarını düzenleyip yaş sınırlamalarını kaldırmaları veya videolarını geri yüklemeleri için şans tanıyor.

İşlemler YouTube Studio üzerinden gerçekleştirilecek

YouTube’un destek sayfasında belirttiği üzere, uygun içerik üreticileri, YouTube Studio’da videolarını düzenleme seçeneğini görebilecek. Üretici videoyu düzenledikten sonra, YouTube ekibi yapılan değişiklikleri gözden geçirip yaş sınırlamalarını veya topluluk kuralları ihlali uyarılarını kaldırabilir. Üreticiler, dilerse düzenleme yerine eski yöntemde olduğu gibi itiraz sürecine de başvurabilecek.

Yeni özellik, özellikle videoları düzenlerken bazı ayrıntıları gözden kaçıran içerik üreticileri için faydalı olabilir. YouTube, bu özelliğin gelişmiş özelliklere erişimi olan içerik üreticilerine sunulacağını belirtti. Bu düzenleme, içerik üreticilerinin anlatım tarzını değiştirmeden video üzerinde gerekli düzenlemeleri yapmalarını sağlayarak büyük kolaylık sunuyor.

Geçtiğimiz yıl, içerik üreticilerinin yaşadığı rahatsızlıklar üzerine YouTube, ihlal uyarılarını silmek için eğitim programı başlatmıştı. Üreticiler, kurallara 90 gün boyunca uymaları koşuluyla bu uyarılardan kurtulabiliyordu. Yeni test süreci ile birlikte, YouTube’un içerik üreticilerine daha fazla esneklik sağladığı görülüyor. Özellikle yapay zeka araçlarının videolara entegre edildiği bu dönemde, yanlış düzenlemeler sonucu videoların kuralları ihlal etme ihtimalini göz önünde bulunduran platform, içerik üreticilerine ikinci bir şans vermiş oluyor.

YouTube’un test ettiği bu yeni özellik, hem içerik üreticilerinin haklarını koruma hem de platformun topluluk kurallarını uygulama noktasında denge kurmaya yönelik önemli bir adım olarak görülüyor.

Alibaba, 100’lerce açık kaynak yapay zeka modeli kullanıma sundu!

Qwen 2.5 adı verilen bu yeni modeller, otomotivden oyun sektörüne ve bilimsel araştırmalara kadar çeşitli alanlarda kullanılmak üzere tasarlandı. Alibaba, bu modellerin matematik ve kodlama gibi alanlarda daha gelişmiş yeteneklere sahip olduğunu belirtti.

Hangzhou merkezli şirket, yerel rakipleri Baidu ve Huawei’nin yanı sıra ABD’li devler Microsoft ve OpenAI ile olan rekabetini de artırmayı hedefliyor.

Alibaba’nın modelleri, büyük veri setleri üzerinde eğitildi ve bu modellerin metin ve görüntü oluşturma yetenekleri mevcut. Açık kaynaklı yapay zeka modelleri, araştırmacılar, akademisyenler ve şirketler tarafından kendi yapay zeka uygulamalarını oluşturmak için kullanılabiliyor. Bu sayede, kullanıcılar sistemlerini eğitmek zorunda kalmadan, zamandan ve maliyetten tasarruf edebiliyorlar. Alibaba, açık kaynak modellerini sunarak daha fazla kullanıcıya ulaşmayı hedefliyor.

Alibaba, ilk olarak geçen yıl Tongyi Qianwen (Qwen) modelini tanıtmıştı. O zamandan beri bu modellerin daha gelişmiş versiyonlarını piyasaya sürdü ve bugüne kadar modellerinin 40 milyon kez indirildiğini açıkladı. Ayrıca, şirketin Qwen-Max adlı özel modeli de güncellendi. Bu model açık kaynaklı olmayıp, Alibaba’nın bulut bilişim ürünleri aracılığıyla işletmelere satılıyor. Alibaba, Qwen-Max 2.5 modelinin, Meta’nın Llama ve OpenAI’ın GPT-4 gibi rakiplerini akıl yürütme ve dil anlama gibi alanlarda geride bıraktığını belirtti.

Şirket ayrıca, yapay zeka modellerine dayalı yeni bir metinden videoya dönüştürme aracını da piyasaya sürdü. Bu araç, kullanıcılara bir komut girme imkanı vererek yapay zekanın bu komuta dayalı bir video oluşturmasını sağlıyor. Bu özellik, OpenAI’ın Sora aracına benzer bir işlev sunuyor.

Alibaba Cloud inovasyon merkezi

Alibaba CEO’su Eddie Wu, yaptığı açıklamada, Alibaba Cloud’un yapay zeka teknolojisi araştırma ve geliştirme çalışmalarına ve küresel altyapısının inşasına büyük bir yoğunlukla yatırım yaptığını belirtti.

Wu, geçen yıl CEO’luk görevini devraldı ve şirketin karşı karşıya olduğu zorlu rekabet ve yavaşlayan Çin ekonomisine rağmen büyümeyi yeniden canlandırmaya çalışıyor.

BM, yapay zeka teknolojilerini uluslararası çapta kontrol altına almak istiyor!

Yayınlanan 100 sayfalık bir raporda, yapay zeka teknolojilerinin dünya üzerinde dönüştürücü bir etkiye sahip olduğu vurgulanırken, bilimsel keşifleri hızlandırma, ekonomik büyümeyi artırma, halk sağlığı ve tarımı geliştirme gibi olumlu potansiyeller taşıdığına da dikkat çekildi.

Ancak raporda, YZ’nin yönetimsiz bırakılması durumunda, bu faydaların yalnızca bir avuç ülke, şirket ve bireyle sınırlı kalabileceği ve daha güçlü sistemlerin iş dünyasını altüst edebileceği, otonom silahlar yaratarak barış ve güvenlik için risk oluşturabileceği ifade edildi.

Danışma kurulu, yapay zeka teknolojilerini yönetecek yeni kurumların oluşumunda uluslararası hukuk ve insan hakları hukukunun rehberlik etmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, YZ ile ilgili tüm tarafları insan haklarını korumak için işbirliği yapmaya çağırdı.

Öneriler arasında YZ’nin yetenek ve risklerine dair küresel bir anlayış oluşturmak için uluslararası bir bilim panelinin kurulması, BM bünyesinde YZ yönetişimi üzerine küresel bir diyalog başlatılması ve bu gelecekteki kurumların insan hakları ilkelerine ve uluslararası hukuka dayanması yer alıyor. Aynı zamanda, zengin ve yoksul ülkeler arasındaki teknolojik farkı kapatmak ve BM’nin 2030 Kalkınma Hedeflerine ulaşılmasına yardımcı olmak için bir küresel YZ fonu oluşturulması önerildi.

Yapay zeka suçları

Raporda ayrıca, 193 BM üye ülkesinden yalnızca yedisinin son YZ yönetişim girişimlerine katıldığı, 118 ülkenin ise bu tartışmaların tamamen dışında kaldığı belirtildi. Avrupa Birliği’nin AI düzenlemelerine yönelik ilk yasal çerçevesi 1 Ağustos’ta yürürlüğe girmişti. G20 ülkeleri de bu ay YZ’nin etik, şeffaf ve hesap verebilir kullanımını teşvik eden yönergeler üzerinde anlaşmıştı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, geçen yıl yapay zekanın kontrolsüz bir “canavar” haline gelmesini önlemek için koordineli bir eylem gerektiğini söyleyerek bu danışma kurulunu atamıştı. Guterres, perşembe günü kurulun çalışmalarını övgüyle karşıladı ve önerilere tam destek verdiğini belirterek, bu önerilerin kapsayıcı, esnek ve etkili bir uluslararası yapay zeka mimarisi oluşturmak için bir yol haritası sunduğunu ifade etti.

Qualcomm, yüzlerce çalışanını işten çıkaracak!

İlk kez San Diego Union-Tribune tarafından bildirilen Qualcomm işten çıkarmalarının, Kasım ayının ikinci ya da üçüncü haftasında başlaması planlanıyor.

İşten çıkarmalar, Qualcomm’un San Diego’daki 16 farklı tesisini, özellikle de şirketin siber güvenlik birimini barındıran merkez ofisini etkileyecek. Ancak siber güvenlik ekibinin işten çıkarmalardan etkilenip etkilenmediği netleşmiş değil. Qualcomm sözcüsü, yaptığı açıklamada bu konuda bilgi vermekten kaçındı.

Qualcomm sözcüsü Kristin Stiles, yaptığı açıklamada, “Önde gelen teknoloji ve ürün portföyümüz, çeşitlendirme stratejimizi hayata geçirmemiz için bizi güçlü bir konuma getirdi. İşlerimizin olağan bir parçası olarak, yatırımlarımızı, kaynaklarımızı ve yeteneklerimizi, önümüzdeki benzeri görülmemiş çeşitlendirme fırsatlarından en iyi şekilde yararlanmak için önceliklendiriyor ve uyumluyoruz.” dedi.

Qualcomm, San Diego’daki işten çıkarmalarını, küresel ekonomik zorluklar ve akıllı telefon pazarındaki daralma karşısında aldığı stratejik bir önlem olarak değerlendiriyor. Şirket, 226 çalışanını işten çıkaracağını duyururken, bu hamlenin maliyetleri düşürme ve gelecekteki büyüme alanlarına daha fazla kaynak ayırma amacı taşıdığını belirtti. Özellikle, yapay zeka, 5G teknolojileri ve otonom sistemler gibi stratejik alanlarda inovasyona odaklanmayı sürdüreceğini ifade eden Qualcomm, daha önce de 1.250 kişiyi işten çıkararak benzer bir maliyet azaltma süreci geçirmişti.

2023’te yıllık 35.8 milyar dolar gelir kaydeden şirket, artan rekabet ve dalgalanan pazar talepleri karşısında daha verimli bir iş modeli oluşturmayı hedefliyor. Qualcomm CEO’su Cristiano Amon, bu süreçte şirketin teknolojik liderliğini sürdürmek için kaynakları daha verimli kullanmayı amaçladıklarını ve inovasyonu destekleyecek adımlar atacaklarını vurguladı. Yapılan işten çıkarmalar, şirketin hem maliyet kontrolü hem de gelecekteki büyüme stratejilerinin bir parçası olarak görülüyor.

Şirketin bu süreçteki en önemli önceliği, yüksek teknolojiye odaklanarak rekabet gücünü artırmak ve pazar payını korumak olacak. Qualcomm, bu zorlu dönemde teknolojik inovasyona ve yeni yatırım fırsatlarına yönelmeyi sürdüreceğini belirtti.

Qualcomm, Intel’i satın mı alıyor?

0

Uzun yıllardır x86 mimarisi ile işlemci sektörünün devi konumunda olan Intel’in işlerinin çok iyi olmadığı biliniyor. Şirket’in sektördeki mobil işlemci üstünlüğünü yeniden güçlenen Qualcomm’a kaptırması ve ardından AMD’nin özellikle sunucu yatırımları ile güçlenmesi x86 mimarisinin yavaştan bitmesine yol açtı.

Apple, 2020 yılında ARM mimarisi tabanlı Apple Silicon işlemcisine dönerek mimarinin, daha düşük güç ile daha yüksek performansa sahip olabileceğini gösterdi. Uzun zamandır sadece mobil cihazlarla sınırlı kalan ARM mimari işlemci şirketi Qualcomm ise yeniden güçlenmeye başladı. Yeni çıkan söylentiler ise Qualcomm’un Intel’i satın almak istediğini belirtiyor.

Qualcomm, Intel’i satın almak istiyor

Apple’ın ardından Microsoft’un ve üreticilerinde ARM mimarisine yönelmesi Intel’ın kanayan yarasını büyüttü. x86 sektörünün diğer bir üreticilerinden AMD ise kendisini sunucu yönünde geliştirerek, sunuculara yatırım yaparak Intel’den ileri seviyeye taşıdı.

Intel, geçtiğimiz ay 1.6 milyar dolarlık bir zarar bildirdikten sonra iş gücünü %15 düşürdü. Şirket, aynı zamanda geçtiğimiz aylarda ise bazı ofislerini kapatma kararı aldı. Intel, fabrikalarının çoğunuda kapatmasının ardından iş gücünün bir kısmını ise çip üretim şirket TSMC’ye kaydırmak zorunda kaldı.

Qualcomm, Intel'i satın almak istiyor. Şu anda doğruluğu kesin olmayan bilgilere göre şirket, Intel'i satın almak istiyor.

AMD gibi x86 mimarisi ile üretim yapan ve Qualcomm gibi ARM mimarisi ile üretim yapan şirketler yapay zekaya devasa yatırımlar yaparken Intel’in henüz bu konuda atılan ciddi bir adımı bulunmaması da şirketin değerindeki düşüşe yol açıyor.

Nintendo, Xbox ve Playstation gibi oyun konsollarıda yaklaşık 10 yıl gibi bir süredir AMD işlemciler kullanmaya özen gösteriyorlar. Intel sonuç olarak oyun sektöründe de çok geride kaldı. Ayrıca geçtiğimiz aylarda bir microcode sorunu sebebi ile Intel’in son nesil işlemcileri hata vermeye ve çökmeye başladı.

Bugün The Wall Street Journal’dan gelen bir sızıntı haber, Qualcomm’un uzun zamandır çöküntüde olan Intel’i satın almak istediğini belirtiyor. İsimsiz kaynaklara göre herhangi bir anlaşma gündemde bulunmazken Qualcomm uzun bir sürenin ardından ARM mimarisinin yeniden popüler olması ile yeniden güçleniyor. Qualcomm-Intel tarafından iddialar hakkında henüz bir açıklama gelmedi. Lakin Intel’in hızla düşen değeri ise satın alma iddialarının gerçekleşebileceğini güçlendiriyor.

NASA, Dünya ile Ay arasında iletişim altyapısı kuracak!

NASA, Ay’a kalıcı insan varlığı kurma hedefini gerçekleştirmek için önemli adımlar atmaya devam ediyor. Bu hedef doğrultusunda en önemli ihtiyaçlardan biri ise Dünya ile Ay arasında kesintisiz ve güçlü bir iletişim altyapısı kurmak. İşte bu noktada NASA, özel sektörle yaptığı iş birliklerine bir yenisini daha ekledi.

NASA, Dünya ile Ay arasında iletişim altyapısı kurmaya hazırlanıyor!

Uzay ajansı, “Yakın Uzay Ağı” (Near Space Network) projesi kapsamında Intuitive Machines firmasıyla 4,8 milyar dolarlık dev bir sözleşme imzaladı. Anlaşmaya göre Intuitive Machines, Ay çevresinde ve yüzeyinde konumlandırılacak bir uydu takımyıldızı inşa edecek. Bu takımyıldızı, gelecekteki Ay görevleri için hayati önem taşıyan navigasyon ve iletişim hizmetleri sağlayacak.

Intuitive Machines, Şubat ayında Ay’ın yüzeyine başarılı bir iniş gerçekleştiren ilk özel ABD şirketi olarak tarihe geçmişti. Yaşanan bazı küçük aksaklıklara rağmen bu başarı, firmanın uzay sektöründeki iddiasını kanıtlamıştı.

Beş yıllık bir süreyi kapsayan ve 150 milyon dolarlık garanti ödemenin yer aldığı sözleşmenin toplam bedeli, yapılacak ek çalışmalarla 4,82 milyar dolara kadar ulaşabilecek. Ayrıca anlaşmanın beş yıl daha uzatılabilme ihtimali de bulunuyor.

Peki bu proje neden bu kadar önemli? Öncelikle, Artemis programı kapsamında Ay’ın güney kutbuna yapılması planlanan inişler, Dünya ile doğrudan iletişim kurmayı zorlaştırıyor. Bu nedenle, Ay çevresinde konumlandırılacak bir uydu ağı, kesintisiz ve güvenilir bir iletişim sağlamak için olmazsa olmaz olarak görülüyor.

Ayrıca, bu altyapı sadece NASA’nın değil, gelecekte Ay’da daha fazla faaliyet göstermeyi hedefleyen özel şirketlerin de işine yarayacak. Intuitive Machines gibi firmalar, gelecekteki Ay görevleri için daha güçlü iletişim ve navigasyon hizmetlerine ihtiyaç duyacaklar.

Intuitive Machines, NASA ile imzaladığı bu büyük anlaşma sonrasında hızlı bir yükselişe geçti. Şirketin 2024’ün ikinci çeyreğindeki gelirleri bir önceki yıla göre %130 artarak 41,4 milyon dolara ulaştı ve hisseleri %40 oranında değer kazandı.

Intuitive Machines, bir sonraki Ay kargo görevi olan IM-2’yi bu yılın ilk çeyreğinde gerçekleştirmeyi planlıyor. Analistlere göre şirketin ilk Yakın Uzay Ağı (NSN) Ay uydusu, 2025’in sonlarında gerçekleştirilmesi planlanan IM-3 göreviyle birlikte fırlatılacak.

Google Chrome, üç yeni özellikle karşımıza çıkacak

0

Google, dünyanın en popüler internet tarayıcısı Chrome için üç önemli yeni özelliği kullanıma sunuyor. Bu güncellemelerle Chrome, daha kullanışlı ve verimli bir tarayıcı deneyimi sunmayı hedefliyor.

Google Chrome, üç önemli özellikle karşımıza çıkıyor

En dikkat çekici yeniliklerden biri, sekme gruplama özelliğine getirilen otomatik senkronizasyon. Artık kullanıcılar, farklı cihazlarda açtıkları sekme gruplarını manuel olarak senkronize etmek zorunda değil.

Google Chrome, üç önemli özellikle karşımıza çıkıyor.
Google Chrome, üç önemli özellikle karşımıza çıkıyor.

Chrome, bu işlemi otomatik olarak yaparak, kullanıcıların bir cihazda yarıda bıraktıkları işlemlere başka bir cihazdan kolayca devam etmelerini sağlıyor. Örneğin, öğle arası iş bilgisayarınızda birkaç ürün incelemesi yaptıysanız, akşam eve geldiğinizde telefonunuzdan aynı sekme grubunu açarak incelemeye kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.

Bir diğer dikkat çeken özellik ise Google’ın yapay zekâ destekli öneri sistemi. Chrome, kullanıcıların daha önce ziyaret ettiği web sayfalarını analiz ederek, tekrar ihtiyaç duyabilecekleri sayfaları akıllıca öngörüyor. Örneğin, sabun incelemeleri yaparken bir yandan da çamaşır makinesi incelemelerine göz atıyorsanız, Chrome sizin ilginizi çekme ihtimaline karşı bu sayfaları da size öneriyor.

Son olarak, Google Workspace kullanıcıları için oldukça faydalı bir özellik daha geliştirilmiş. Bu özellik sayesinde, Workspace kullanıcıları yeni bir sekme açtıklarında karşılarına günlük takvimleri çıkacak. Böylece toplantılarına hızlıca göz atabilecek veya sanal toplantılara kolayca katılabilecekler.

Google, bu ve benzeri güncellemelerle Chrome’u hem bireysel hem de profesyonel kullanıcılar için daha kullanışlı ve verimli hale getirmeyi amaçlıyor.

Samsung, şimdiye kadarki en hızlı SSD modeliyle geliyor!

0

Samsung, yüksek performanslı depolama çözümleri alanında çıtayı bir kez daha yükseltiyor. Geçtiğimiz ay duyurulan ve büyük bir heyecan yaratan PM9E1 NVMe Gen 5 SSD, seri üretime başlandı. Bu yeni SSD, bir önceki nesil NVMe Gen 4 Samsung PM9A1’e göre iki kat daha hızlı okuma ve yazma hızlarıyla dikkat çekiyor.

Samsung, şimdiye kadarki en hızlı SSD modeliyle karşımıza çıkacak

Samsung PM9E1, 14,5 GB/s’ye varan okuma ve 13 GB/s’ye varan yazma hızlarıyla inanılmaz bir performans sunuyor. Bu da, özellikle büyük dosyalarla çalışan profesyoneller, oyuncular ve yapay zeka uygulamaları geliştiricileri için büyük bir avantaj sağlıyor.

Samsung, şimdiye kadarki en hızlı SSD modeliyle karşımıza çıkacak.
Samsung, şimdiye kadarki en hızlı SSD modeliyle karşımıza çıkacak.

Yeni SSD, sadece hızıyla değil, aynı zamanda dayanıklılığıyla da ön plana çıkıyor. Dayanıklılık derecesi bir önceki nesle göre iki kat arttırılan PM9E1, 2.400 TBW’ye kadar veri yazma dayanıklılığı sunuyor. Bu da, diskin uzun yıllar boyunca sorunsuz bir şekilde kullanılabileceği anlamına geliyor.

Samsung’un bellek ürün planlamasından sorumlu başkan yardımcısı YongCheol Bae, PM9E1’in 5nm kontrolcüsü sayesinde endüstri lideri güç verimliliği ve üstün performans sunduğunu belirtiyor. Özellikle yapay zeka çağında veri yoğunluğu giderek artarken, PM9E1’in küresel müşterilerin yapay zeka portföyleri için sağlam bir temel oluşturacağını vurgulayan Bae, SSD’nin hem bireysel hem de kurumsal kullanıcılara yönelik olduğunu belirtiyor.

512 GB, 1 TB, 2 TB ve 4 TB olmak üzere dört farklı kapasite seçeneğiyle sunulan Samsung PM9E1 NVMe Gen 5 SSD, yüksek performans ve geniş depolama alanı arayanlar için ideal bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Unity 6 yakında kullanıma sunulacak!

0

Oyun geliştirme dünyasının önde gelen isimlerinden Unity, yeni nesil oyun motoru Unity 6’yı 17 Ekim’de dünya genelinde piyasaya sürüyor. Barcelona’da düzenlenen yıllık “Unite” geliştirici konferansında duyurulan bu yeni sürüm, oyun geliştiricilere daha güçlü araçlar ve gelişmiş özellikler sunarak oyun deneyimini bir üst seviyeye taşımayı hedefliyor.

Merakla beklenen Unity 6 yakında kullanıma sunuluyor

Unity 6, özellikle grafik alanında önemli iyileştirmeler getiriyor. Oyun geliştiriciler, daha gerçekçi ve etkileyici görseller oluşturmak için yeni araçlar ve teknikler kullanabilecekler. Ayrıca, basitleştirilmiş çok oyunculu oyun geliştirme özellikleri sayesinde, online oyunlar tasarlamak ve geliştirmek çok daha kolay hale gelecek.

Merakla beklenen Unity 6 yakında kullanıma sunuluyor.
Merakla beklenen Unity 6 yakında kullanıma sunuluyor.

Unity 6’nın bir diğer önemli yeniliği ise, tarayıcı tabanlı oyunlar için özel olarak tasarlanmış araçlar sunması. Bu sayede, geliştiriciler daha geniş bir kitleye ulaşabilecekleri web oyunları oluşturabilecekler.

Unity 6 ile birlikte duyurulan ilk oyunlardan biri ise, PAYDAY ve GTFO gibi popüler oyunların yapımcısı 10 Chambers tarafından geliştirilen “Den of Wolves”. Kooperatif bir bilim kurgu FPS olan bu oyun, Unity 6’nın gücünü ve esnekliğini gösteren etkileyici bir örnek olacak. 10 Chambers ekibi, Unity 6 ön sürümlerini denedikten sonra oyun motorlarını değiştirmeye karar verdiklerini ve yeni sürümden oldukça etkilendiklerini belirtti.

Unity ayrıca, Unity 6 için ilk büyük güncellemenin Nisan 2025’te yayınlanacağını duyurdu. Unity 6.1 adını taşıyacak olan bu güncelleme, Unity 6’nın temel özelliklerini daha da geliştirecek ve katlanabilir ekranlar ve daha büyük ekran formatları için destek sunacak. Ayrıca, GPU Resident Drawer’da Deferred+ işleme ve yeni yapı hedefleri ve yapı profilleri gibi yeni özellikler de bu güncellemeyle birlikte gelecek.

Türk şirketi Robsys Robotic Systems, ABD’ye açılıyor!

Güneş enerjisi sektöründe faaliyet gösteren Türk şirketi Robsys Robotic Systems, geliştirdiği yenilikçi teknolojilerle adından söz ettirmeye devam ediyor. Enerji verimliliği, maliyet tasarrufu ve iş güvenliği alanlarında çığır açan çözümler sunan Robsys, özellikle güneş paneli temizlik robotlarıyla öne çıkıyor.

Türk şirketi Robsys Robotic Systems, resmen ABD’ye açıldı

15 yıl önce çıktığı bu yolda, “dünyada güneş panelinin olduğu her yerde olmak” hedefiyle hareket eden Robsys, geliştirdiği ileri teknoloji ürünü temizlik robotlarını dört kıtada 13 ülkeye ihraç ediyor. Avrupa pazarında Almanya, Fransa ve İspanya gibi önemli oyunculara ulaşan Robsys, son olarak ABD pazarına da adım atarak küresel bir marka olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Türk şirketi Robsys Robotic Systems, resmen ABD'ye açıldı.
Türk şirketi Robsys Robotic Systems, resmen ABD’ye açıldı.

Peki Robsys’i bu kadar özel kılan nedir? Cevap, geliştirdikleri temizlik robotlarının sunduğu benzersiz avantajlarda gizli. Güneş enerji santrallerinde (GES) temizliğin önemi, enerji verimliliği açısından sıklıkla gözden kaçırılan bir nokta. Oysa yapılan incelemeler, düzenli olarak temizlenmeyen güneş panellerinde %35’lere varan enerji kayıpları yaşandığını ortaya koyuyor. Bu da hem maddi kayıplara hem de verimlilik düşüşüne sebep oluyor.

İşte tam bu noktada Robsys devreye giriyor. Geliştirdiği otomatik temizlik robotları, güneş panellerini düzenli ve etkili bir şekilde temizleyerek enerji verimliliğini maksimum seviyeye çıkarıyor. Bu sayede GES’ler tam kapasite çalışabiliyor ve enerji üretimi artıyor. Üstelik, Robsys’in temizlik robotları su tüketimini minimize ederek çevre dostu bir çözüm sunuyor.

Robsys’in başarıları bununla da sınırlı değil. Şirket, yerel üretim gücüne ve sürekli Ar-Ge çalışmalarına yaptığı yatırımlarla da öne çıkıyor. Bu sayede hem yurt içi hem de yurt dışı pazarlarda rekabet avantajı elde ediyor.

Genel Müdür Turgut Çağatay, 2025 yılına kadar 20 ülkeye ulaşmayı hedeflediklerini belirtiyor. Özellikle Latin Amerika ve Orta Doğu bölgelerine odaklanan Robsys, güneş enerjisi sektöründe global bir oyuncu olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.