Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 489

Türk şirketi Robsys Robotic Systems, ABD’ye açılıyor!

Güneş enerjisi sektöründe faaliyet gösteren Türk şirketi Robsys Robotic Systems, geliştirdiği yenilikçi teknolojilerle adından söz ettirmeye devam ediyor. Enerji verimliliği, maliyet tasarrufu ve iş güvenliği alanlarında çığır açan çözümler sunan Robsys, özellikle güneş paneli temizlik robotlarıyla öne çıkıyor.

Türk şirketi Robsys Robotic Systems, resmen ABD’ye açıldı

15 yıl önce çıktığı bu yolda, “dünyada güneş panelinin olduğu her yerde olmak” hedefiyle hareket eden Robsys, geliştirdiği ileri teknoloji ürünü temizlik robotlarını dört kıtada 13 ülkeye ihraç ediyor. Avrupa pazarında Almanya, Fransa ve İspanya gibi önemli oyunculara ulaşan Robsys, son olarak ABD pazarına da adım atarak küresel bir marka olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Türk şirketi Robsys Robotic Systems, resmen ABD'ye açıldı.
Türk şirketi Robsys Robotic Systems, resmen ABD’ye açıldı.

Peki Robsys’i bu kadar özel kılan nedir? Cevap, geliştirdikleri temizlik robotlarının sunduğu benzersiz avantajlarda gizli. Güneş enerji santrallerinde (GES) temizliğin önemi, enerji verimliliği açısından sıklıkla gözden kaçırılan bir nokta. Oysa yapılan incelemeler, düzenli olarak temizlenmeyen güneş panellerinde %35’lere varan enerji kayıpları yaşandığını ortaya koyuyor. Bu da hem maddi kayıplara hem de verimlilik düşüşüne sebep oluyor.

İşte tam bu noktada Robsys devreye giriyor. Geliştirdiği otomatik temizlik robotları, güneş panellerini düzenli ve etkili bir şekilde temizleyerek enerji verimliliğini maksimum seviyeye çıkarıyor. Bu sayede GES’ler tam kapasite çalışabiliyor ve enerji üretimi artıyor. Üstelik, Robsys’in temizlik robotları su tüketimini minimize ederek çevre dostu bir çözüm sunuyor.

Robsys’in başarıları bununla da sınırlı değil. Şirket, yerel üretim gücüne ve sürekli Ar-Ge çalışmalarına yaptığı yatırımlarla da öne çıkıyor. Bu sayede hem yurt içi hem de yurt dışı pazarlarda rekabet avantajı elde ediyor.

Genel Müdür Turgut Çağatay, 2025 yılına kadar 20 ülkeye ulaşmayı hedeflediklerini belirtiyor. Özellikle Latin Amerika ve Orta Doğu bölgelerine odaklanan Robsys, güneş enerjisi sektöründe global bir oyuncu olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

YouTube, Google’ın yapay zeka aracını Shorts ile entegre ediyor!

Bu sayede içerik üreticileri, yüksek kaliteli arka planlar ve altı saniyelik kısa klipler oluşturabilecek. Google, Veo modelini ilk olarak 2024’teki geliştirici konferansında tanıtmıştı. YouTube Shorts ile entegre edilecek olan teknoloji, OpenAI’in Sora’sı ve Pika, Runway gibi rakip video üretim modelleriyle doğrudan rekabet ediyor.

Veo’nun Shorts’a entegrasyonu, YouTube’un 2023’te başlattığı yapay zeka destekli Dream Screen özelliğine önemli bir güncelleme getiriyor. Dream Screen, kullanıcıların metin komutlarıyla Shorts videoları için arka planlar oluşturmasını sağlıyordu. Veo ile bu süreç daha da gelişecek ve içerik üreticileri daha etkileyici klipler oluşturabilecek. Veo’nun bir diğer önemli avantajı, önceden oluşturulmuş görüntüleri düzenleyebilmesi ve yeniden kullanabilmesi.

Entegrasyon, içerik üreticilerine altı saniyelik bağımsız video klipler oluşturma imkanı da sunacak. Üreticiler, bir komut girerek dört farklı görüntü oluşturabilecek ve seçtikleri görüntüyü videoya dönüştürebilecek. Bu yeni özellik, videolara sahne geçişleri ekleyerek içeriklerin akışını daha pürüzsüz hale getirecek. Örneğin, New York şehri manzarası gibi ek sahnelerle hikayeler bağlanabilecek.

YouTube, bu yılın ilerleyen dönemlerinde Veo’yu Dream Screen’e entegre etmeyi planlıyor. Ayrıca Shorts’taki yapay zeka ile oluşturulan içerikler, DeepMind’in SynthID teknolojisi ile işaretlenecek.

Veo entegrasyonunun yanı sıra YouTube, birçok yeni özellik daha duyurdu. “Jewels” ve “hediyeler” gibi dijital ürünler, izleyicilerin canlı yayınlar sırasında içerik üreticilerine gönderebileceği interaktif öğeler olacak. YouTube ayrıca otomatik dublaj aracını daha fazla dili destekleyecek şekilde genişletti ve “ifadesel konuşma” özelliği ile üreticilerin tonlamalarını ve ortam seslerini dublajlara yansıtmayı test ediyor.

Son olarak, YouTube Studio’da yapay zeka ile video fikirleri beyin fırtınası yapma, AI ile miniatur görüntü oluşturma ve takipçilere yapay zeka destekli yorumlarla yanıt verme gibi yeni araçlar da sunulacak.

Avrupa’nın tek otonom elektrikli otobüsü!

0

Karsan, Avrupa’nın ilk otonom elektrikli otobüsünü geliştirdi. Beş yıldır bu proje üzerinde çalışan Karsan, otonom sürüş teknolojisi alanındaki uzmanlığıyla, bu devrim niteliğindeki otobüsü yolcularla buluşturmak için adımlar atıyor. Otobüs, Avrupa’da yolcu taşımacılığı için kullanılacak ve ticari fuarlarda sergilenecek.

Almanya Hannover’da gerçekleştirilen, Avrupa’nın en büyük ticari araç fuarlarından IAA TRANSPORTATION 2024’te çalışan ve ziyaretçilere shuttle hizmeti veren Karsan’ın otonom elektrikli otobüsünü ve otonom sürüşün geleceğini, bu otobüsün seviye 4 otonom sürüş yazılımını hazırlayan iş ortağı Adastec’in Kurucusu Atalay Taşkoparan ile değerlendirdik.

Seviye 4 otonom sürüş lisansı alan tek şirket

Karsan, geliştirdiği otonom elektrikli otobüslerle şimdiden üç satış gerçekleştirdi. Hollanda’daki Rotterdam Havalimanı’na, İsviçre, Finlandiya ve Almanya’ya otobüsler teslim edildi. Bu projelerde Karsan’a ülkelerin ulaştırma bakanlıkları da destek veriyor. Karsan’ın ve Adastech’in hedefi, Avrupa’da seviye 4 otonom sürüşle yolcu taşıma lisansı almak. Bu lisans başvurusunda bulunan tek şirket Karsan oldu.

Bu da oldu: Otonom araç ilk kez ehliyet sınavını geçti

0

Hyundai’nin tamamen elektrikli Ioniq 5 SUV modeli, sürücüsüz araç teknolojisinde önemli bir dönüm noktasına ulaştı. ABD’de insanlar için yürütülen sürüş testini geçen ilk otonom araç oldu. Bu, otonom araçların yaygın olarak benimsenmesi yolunda önemli bir adımı temsil ediyor.

Hyundai Ioniq 5, ehliyet sınavını geçti

ABD’deki bir test merkezinde yapılan testi geçen Ioniq 5; sürüş becerilerini sergiledi. Araç hız kontrolü, şerit değiştirme ve manevra yapma, tam duruş, sola dönüş, şerit tutma ve beklenmedik durumlara yanıt verme gibi çeşitli senaryolarda değerlendirildi.

Hyundai Ioniq 5 SUV modeli, otonom sürüş testleri kapsamında ehliyet sınavını geçti.
Hyundai Ioniq 5 SUV modeli, otonom sürüş testleri kapsamında ehliyet sınavını geçti.

Ioniq 5’in performansı, sürücüsüz araçları değerlendirmeye alışkın olmayan test merkezi yetkililerini de etkiledi. Bu başarının otonom araç teknolojisinin geleceği üzerinde önemli etkiler yaratacağı düşünülüyor. Diğer sürücüsüz araçlar da aynı testleri geçebilirse, otonom araçlara yönelik yaygın endişeleri giderebilir.

Araştırmalara göre ABD’lilerin yaklaşık yüzde 70’i sürücüsüz araçlarda seyahat etme konusunda endişeli. Ioniq 5’in testleri ise algıları değiştirmede önemli bir rol oynayabilir.

Hyundai, otonom sürüş testleri için Motional ile iş birliği yapıyor. Ortak çalışmaları sayesinde Ioniq 5 modeli, Motional’in sensör, lokalizasyon ve kontrol algoritmaları gibi alanlardaki uzmanlığından yararlanıyor.

Şirketler Nevada ve Kaliforniya gibi eyaletlerde halka açık yol testleri gerçekleştirmeye başlayacağı belirtildi. Yeni testler ile otonom sürüşün daha iyi hale gelmesi bekleniyor.

Discord, kullanıcılarını uçtan uca şifreleme ile koruyacak!

Bu yenilik sayesinde, Discord bile kullanıcıların görüşmelerinde ne konuştuğunu bilemeyecek.

Son 10 yılda, uçtan uca şifreleme nadir bir teknoloji olmaktan çıkarak iMessage, WhatsApp, Signal ve Facebook Messenger gibi popüler uygulamalarda yaygın bir hale geldi. Başlangıçta oyuncular için sesli sohbet odaklı bir platform olarak doğan Discord, zamanla daha geniş kitlelerin etkileşim kurabildiği bir alan haline geldi. Discord, aylık 200 milyon kullanıcıya sahip olduğunu ve sesli-görüntülü aramalar için uçtan uca şifrelemeyi getirme çalışmalarının bir yıl önce başladığını duyurmuştu.

Discord’un sesli ve görüntülü aramalara uçtan uca şifreleme getirme kararı, kullanıcıların gizliliğini artırmayı amaçlıyor. Şirketin ses ve video altyapısından sorumlu mühendisi Stephen Birarda, yayınladığı bir blog yazısında bu teknolojiyi devreye sokmaya başladıklarını açıkladı. Birarda, bireysel mesajların ise uçtan uca şifreleme ile korunmayacağını belirtti.

Discord’un güvenlik politikalarının, mesajlarda içerik denetimini sürdüreceğini ifade eden Birarda, bu alanda şifreleme planlarının olmadığını vurguladı.

Güvenlikte blockchain teknolojisi

Discord sözcüsü Kellyn Slone, şifrelemenin şu an için sadece sesli ve görüntülü aramalarla sınırlı kalacağını ve mesajlaşma gibi diğer alanlara genişletilme planlarının olmadığını doğruladı. Şirket ayrıca, güvenlik firması Trail of Bits tarafından incelenen şifreleme protokolüne dair bir makale yayınlayacağını ve kodları açık kaynak olarak paylaşacağını duyurdu.

Discord’un sesli ve görüntülü aramalarda uçtan uca şifreleme (E2EE) özelliğini getirmesi, kullanıcı güvenliğini artırırken, platformun gizlilik odaklı yaklaşımını da güçlendiriyor. Bu adım, Discord’u rakipleriyle daha rekabetçi bir konuma getirirken, platformun genişleyen kullanıcı tabanına daha güvenli iletişim olanakları sunuyor.

İş Bankası, Workup Girişimcilik Programı ile fark yaratıyor

İş Bankası, girişimcilik ekosistemine olan desteğini sürdürüyor. Bu destek, İş Bankası’nın ana destekçisi olduğu ve girişimcilere önemli fırsatlar sunan Workup Girişimcilik Programı ile daha da belirginleşiyor. 7 yıldır devam eden programın 12. döneminden 6, tarım teknolojileri odaklı Workup Agri programının 3. döneminden ise 3 girişim başarıyla mezun oldu.

İş Bankası, Workup Girişimcilik Programı ile fark yaratmaya devam ediyor

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, İş Kuleleri’nde düzenlenen ve “karbon nötr” bir şekilde gerçekleştirilen mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada, girişimciliğe verdikleri önemin altını çizdi. Aran, sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın itici gücünün girişimciler olduğuna olan inançlarını dile getirerek, dijital dönüşümden yeşil dönüşüme, verimlilik artışından ekonomik büyümeye kadar birçok alanda girişimcilerin hayallerinin ve vizyonunun belirleyici olduğunu vurguladı.

İş Bankası’nın girişimcilik ekosistemine katkısı sadece Workup ile sınırlı değil. Banka, girişimcilere 360 derece destek sağlamak amacıyla hızlandırma programları, yatırım fonları, girişimcilik şubeleri, TÜBİTAK iş birlikleri ve özel çalışma alanları gibi pek çok farklı araç kullanıyor. Hatta dünya genelinde bir ilke imza atarak ücretsiz bulut kullanımı hakkı sunan şirket kredi kartını hayata geçirdi.

İş Bankası Genel Müdürü Aran, bu yıl Hollanda’da faaliyete geçen TİBAŞ Ventures ile birlikte hem Türkiye’deki hem de dünyadaki Türk girişimcilere daha fazla destek olabileceklerini belirtti. Şimdiye kadar 85 girişime toplamda 23 milyon dolarlık yatırım yapan İş Bankası, Workup mezunu girişimlerin de önemli bir bölümüne fon sağladı.

Workup, bugüne kadar 17 binden fazla başvuru aldı ve bunlardan 189’unu programa kabul etti. Mezun olan 141 girişimin 66’sı farklı yatırımcılardan yaklaşık 35 milyon dolarlık fon bulmayı başardı.

Program, girişimcilere sağladığı maddi desteğin yanı sıra, mentorluk, network ve iş birliği fırsatlarıyla da dikkat çekiyor. İş Bankası ve grup şirketleri, Workup mezunlarından 70’i ile çeşitli iş birlikleri gerçekleştirdi. Bu başarı, İş Bankası’nın girişimcilik ekosistemine olan bağlılığının ve vizyonunun bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Amazon, satıcılarını geliştirdiği yapay zeka aracı Amelia ile destekleyecek!


Bu araç, öncelikle ABD’deki üçüncü taraf Amazon satıcıları için beta sürümünde kullanıma sunulacak ve yıl sonuna kadar daha geniş bir kitleye ulaşacak.

Amazon, Amelia‘yı tümleşik bir yapay zeka tabanlı satış uzmanı olarak tanımlıyor ve bu araç satıcıların işlemlerini kolaylaştırmayı hedefliyor.

Amazon, son dönemde hız kazanan yapay zeka trendine ayak uydurmak amacıyla bir dizi yapay zeka aracını piyasaya sürdü. Sirket daha önce Rufus adında bir alışveriş asistanı, Q adında bir iş sohbet robotu ve Bedrock adında bulut müşterileri için bir yapay zeka hizmeti geliştirmişti ve Amelia bu serinin son üyesi oldu.

Şirket ayrıca sesli asistanı Alexa‘yı da yapay zeka ile güçlendirmeyi planlıyor ve yapay zeka araştırmaları için OpenAI rakibi Anthropic’e milyarlarca dolar yatırım yaptı. Amazon CEO’su Andy Jassy, bu teknolojik gelişmeyi bulut bilişim ve internetin ardından gelen en büyük fırsatlardan biri olarak nitelendiriyor.

Yapay zeka ile veri analizi

Amelia, satıcıların hesap sorunları ve envanterle ilgili problemleri çözmesine yardımcı olmanın yanı sıra, gelecekte satıcıların sorunlarını otomatik olarak çözme yeteneğine de sahip olacak. Amazon, satıcıların sıkça yaşadığı hesap askıya alınma ve envanter sorunlarına hızlı çözümler getirmeyi amaçlıyor. Amelia, Bedrock isimli yapay zeka modeli aracılığıyla Amazon’un iç sistemlerinden veri çekebilecek, ancak bu verileri model eğitimi için kullanmayacak.

Şirket, Seattle’da düzenlediği yıllık satıcı konferansında Amelia ile birlikte yapay zeka ile oluşturulmuş video reklamlar ve toplu ürün listeleme gibi yeni araçlarını da tanıttı.

Amelia’nın daha geniş bir kitleye ulaşmasıyla birlikte, Amazon’un e-ticaret platformunda yapay zekanın kullanımının daha da yaygınlaşması bekleniyor.

1 Milyardan fazla saldırıyı engelleyen Türk girişim, 45 milyon dolar yatırım aldı!

Şirket CEO’su Alper Memiş, CTO Volkan Ertürk ve Picus Labs Araştırma Başkanı Dr. Süleyman Özarslan tarafından 2013 yılında kurulan Picus Security, bugün Mastercard, Visa ve Vodafone gibi dev şirketlere hizmet vererek 1 milyardan fazla siber saldırıyı simüle etmiş durumda.

Yapılan yatırım turuna, daha önce de destek sağlayan Earlybird Digital East Fund ve önde gelen yatırımcı Riverwood Capital katıldı. Şirket bugüne kadar toplamda 80 milyon dolar yatırım aldı ve gelirlerini üç katına çıkardı.

Memiş, Ertürk ve Özarslan üniversiteden beri arkadaş olan üç matematikçi olarak, sürekli değişen siber tehditlere karşı sürekli doğrulama ve simülasyon testlerinin önemini fark ettiler. Şirket, siber güvenlik alanında yeni bir yaklaşım olarak sürekli tehdit simülasyonları ve otomatik sızma testleriyle dikkat çekiyor. Picus’un platformu, 80’den fazla güvenlik ortağıyla entegre çalışarak kullanıcılarına tek bir kontrol panelinden siber tehditlere karşı kapsamlı bir koruma sunuyor.

Riverwood Capital’dan Joe De Pinho, Picus’un otomatik sızma testi ve sürekli doğrulama yaklaşımının siber güvenlik alanında çığır açtığını belirterek, şirketin gelecekteki tehdit yönetiminde öncü olacağını vurguladı.

Picus Security’nin yeni yatırımı, şirketin Amerika’daki büyümesine katkı sağlarken, daha fazla kurumsal müşteri kazanmasına da olanak tanıyacak.

Picus Security, 2018 yılında San Francisco’ya taşındıktan sonra uluslararası alanda daha fazla tanınmaya başladı ve özellikle Amerika pazarında hızla büyüdü. Şirketin sürekli doğrulama ve simülasyon teknolojileri, siber güvenlik dünyasında öncü bir çözüm olarak kabul ediliyor ve sektördeki rekabeti artırıyor.

Getmobil Levent Yenileme Merkezi açıldı!

0

Türkiye’de yenilenmiş teknolojik cihazlar alanında faaliyet gösteren Getmobil, Levent’te yeni Yenileme Merkezi’ni görkemli bir törenle hizmete açtı. 19 Eylül 2024 tarihinde gerçekleşen açılış törenine Türkiye Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, influencerlar ve basın mensupları katıldı.

Getmobil Kurucu Ortağı Mehmet Uygun, törende yaptığı konuşmada şirketin kullanılmış elektronik cihazları yenileyerek hem cihazların ömrünü uzatmayı hem de elektronik atıkların azaltılmasına katkıda bulunmayı hedeflediğini belirtti. Uygun, bu sayede ithalatın da azaltılmasının amaçlandığını vurguladı. Şirket, 1 yıl içinde bayi sayısını 1000’e, 2 yıl içinde ise 3000’e çıkarmayı hedefliyor.

Törende konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ise Getmobil’in yeni merkezinin sektöre önemli katkılar sunacağını belirterek Türkiye’nin teknoloji üretimindeki başarılarının altını çizdi. Kacır, elektronik atıkların geri kazanımı ve sürdürülebilir teknolojiye olan önemini vurgulayarak yenilenmiş cihazların, elektronik atıkların azaltılmasına ve ekonomiye katkı sağlayacağını ifade etti.

Mehmet Uygun, yeni merkezin açılışıyla ilgili yaptığı açıklamada, Türkiye’deki yenileme sektörünün gelişimine dikkat çekerek sektörün resmi düzenlemelerle desteklenmesinin önemini vurguladı. Uygun, yenilenmiş cihazların garantili olarak satışa sunulmasının ithalatı azaltacağını ve sektörün büyümesine katkı sağlayacağını belirtti.

Uygun ayrıca, Getmobil’in yerinde yenileme çözümleriyle sektöre dijital bir dönüşüm getirdiğini ve yıl sonuna kadar 40 noktada aylık 40 bin cihaz yenileme kapasitesine ulaşmayı hedeflediklerini söyledi.

Bakan Kacır da yaptığı konuşmada, teknolojinin hızla geliştiğini ve bu gelişimin beraberinde getirdiği tüketim çılgınlığına dikkat çekti. Kacır, kaynakların bilinçli kullanılmasının ve elektronik atıkların geri dönüşümünün önemini vurgulayarak Türkiye’nin bu alanda attığı adımları anlattı.

Daha fazla bilgi için: Getmobil

Yerli satın alma platformu Team Procure, 100 bin tedarikçiye ulaştı!

Türkiye merkezli bir girişim olan Team Procure, şirketlere tedarik zinciri yönetimi alanında sunduğu yapay zeka destekli çözümlerle dikkat çekmeye devam ediyor. 2019 yılında Onurhan Öztürk tarafından kurulan ve önemli yatırımlar alan Team Procure, bugün itibarıyla 100.000 tedarikçiye ulaşarak önemli bir dönüm noktasını geride bıraktı. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Yerli satın alma platformu Team Procure, tam 100 bin tedarikçiye ulaşmayı başardı

Platform, 58 farklı ülkeden yüz binlerce tedarikçiyi bir araya getirerek, şirketlerin tedarik süreçlerini dijitalleştirmelerine ve küresel ölçekte iş birliği fırsatları yakalamalarına olanak sağlıyor. Yapay zeka teknolojisiyle donatılmış platformu sayesinde şirketler, Team Procure’a hızlı bir şekilde entegre olabiliyor ve satın alma süreçlerini optimize edebiliyorlar.

Yerli satın alma platformu Team Procure, tam 100 bin tedarikçiye ulaşmayı başardı.
Yerli satın alma platformu Team Procure, tam 100 bin tedarikçiye ulaşmayı başardı.

Team Procure’un sunduğu çözümler, sadece büyük şirketler için değil, her ölçekten işletme için uygun. Şirket, özellikle ABD pazarında önemli müşteriler kazanmış durumda ve toplam cirosunun %70’ini yurt dışı pazarlardan elde ediyor.

Girişimin başarısındaki en önemli etkenlerden biri, “mükemmel ürün” odaklı yaklaşımı ve sürekli deneme ve geliştirme kültürü. Bu sayede geniş bir müşteri kitlesine hitap eden Team Procure, önümüzdeki dönemde adından daha çok söz ettireceğe benziyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Big Bang Londra Demo Day’e seçilen girişimler belli oldu!

0

Big Bang Startup Challenge‘ın ilk global sahnesi Big Bang Londra Demo Day’in hazırlık kampı başladı. Big Bang Londra Demo Day için yüzlerce girişim arasından seçilen 25 girişimin 15’i sahnede, 10’u networking alanında 60’ın üstünde fiziksel, 1000’in üzerinde de global yatırımcıyla bir araya gelecek. 

Geçtiğimiz günlerde duyurduğu “Global Hublar” vizyonuyla İTÜ ARI Teknokent, 12 yıldır düzenlediği Türkiye’nin en büyük girişimcilik etkinliği olan Big Bang Startup Challenge’ı da bu yıl Türkiye sahnesine ek olarak Londra’da düzenleyecek.

2024 yılında teknoloji girişimcileri için yürüttüğü global çalışmalara bir yenisini ekleyen İTÜ ARI Teknokent’in Big Bang Londra Demo Day etkinliği, 26 Eylül’de Londra’da iş dünyasının merkezlerinden olan Canary Wharf bölgesindeki Level 39’da gerçekleştirilecek. Yüzlerce başvuru arasından seçilen 25 girişim, 20 Eylül’e kadar sürecek olan Demo Day Hazırlık Kampı’na başladı.

Kamp boyunca girişimler; İngiltere pazarından mentor, koç ve yatırımcılarla sunumlarını paylaşacak, yatırım ve pazara giriş stratejileri ile iş modellerini mükemmelleştirmek için yoğun bir süreçten geçecek.

 Big Bang sahnesinin globaldeki ilk adresi Londra

İTÜ ARI Teknokent’in ilk global demo day’i olarak düzenlenecek etkinlik, “Türkiye’den İhracat” hedefiyle seçilen ve global yatırımcıların karşısına çıkmaya hazır 15 teknoloji girişimine sahnede, 10’una networking alanında ev sahipliği yapacak.

Girişimler, etkinlikte 60’ı aşkın global yatırımcıyla fiziksel ortamda, 1000’den fazla global yatırımcıyla da online ortamda buluşacak. 250 bin pound ile 2 milyon pound aralığında yatırım arayan alanında öncü girişimlerin sahne alacağı Big Bang Londra Demo Day, girişimler için etkili ve etkin bir network sağlayacak. Etkinliğin açılışı T.C. Londra Büyükelçisi Sayın Osman Koray Ertaş’ın teşrifleriyle gerçekleşecek. 

Big Bang Londra Demo Day’de yer alacak 25 girişim arasında Archi’s Academy, Branchsight, Bulutklinik, Bunsar, Büyütech, Finlayer, Connected Destinations, GreenFi, Lumnion, Lugath, MYTH AI, NuManufacturing, Omnitive Technologies, One New One, Pardon AI, Porima, RePG, RideNear, RumiTech, Syntonym, Tumurly, TV Ekstra, Uniqgene, Vivoo ve WeartechClub yer alıyor. 

Big Bang Londra Demo Day hakkında detaylı bilgi almak için innogate.org/london-demo-day/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

Sierra Space, Ay toprağından oksijen üretebilen cihaz geliştirdi!

Uzay endüstrisinde heyecan verici bir gelişme yaşandı! Sierra Space, Ay toprağından oksijen üretebilen devrim niteliğinde bir cihaz geliştirerek Ay’da kalıcı insan varlığına giden yolda önemli bir adım attı. Karbotermal Oksijen Üretim Reaktörü adlı bu cihaz, NASA’nın Johnson Uzay Merkezi’nde zorlu testlerden başarıyla geçti.

Sierra Space şirketi, Ay toprağından oksijen üretebilen cihaz geliştirmeyi başardı

Bu testlerde, simüle edilmiş Ay toprağı kullanılarak sistemin otomatik ve bağımsız bir şekilde oksijen üretebildiği kanıtlandı. Sierra Space’in bu başarısı, NASA’nın Artemis programı için de büyük önem taşıyor. Artemis programının temel hedeflerinden biri olan Ay’da uzun süreli insan varlığını mümkün kılmak için oksijen üretimi hayati önemde. Sierra Space CEO’su Tom Vice, bu teknoloji sayesinde Apollo programından farklı olarak Ay’da kalıcı bir yaşam alanı kurabileceklerini belirtiyor.

Sierra Space şirketi, Ay toprağından oksijen üretebilen cihaz geliştirmeyi başardı.

Ağustos ayında gerçekleştirilen testlerde, oksijen çıkarma sistemi iki hafta boyunca Ay’ın güney kutbundaki koşulları taklit eden bir ortamda çalıştırıldı. Sonuçlar oldukça başarılıydı ve sistem, Ay toprağından (regolit) karbotermal indirgeme yöntemiyle oksijen üretebildi. Sierra Space, bu teknolojiyi daha da geliştirerek Ay’da genişletilebilir yaşam modülleri ve gıda üretim sistemleri kurmayı hedefliyor.

Şirketin geliştirdiği patent bekleyen özel valf tasarımı, sistemin zorlu Ay koşullarına dayanıklılığını kanıtlar nitelikte. Bu çığır açan teknoloji, Ay’daki kaynakları kullanarak Dünya’dan malzeme taşıma ihtiyacını azaltmayı ve uzay keşiflerini daha sürdürülebilir hale getirmeyi amaçlıyor. Üstelik üretilen oksijen sadece astronotların nefes alması için değil, aynı zamanda roket yakıtı olarak da kullanılarak gelecekte Mars gibi daha uzak gezegenlere yapılacak yolculukların önünü açabilir.

Türk girişimcilerin kurduğu Fal.ai, 23 milyon dolar yatırım aldı

İki Türk girişimci Burkay Gür ve Görkem Yurtseven’in Silikon Vadisi’nin kalbinde kurduğu yapay zeka girişimi Fal.ai, büyük bir başarıya imza attı. Yapay zeka destekli ses, video ve görüntü üretimi için geliştiricilere özel bir platform sunan Fal.ai, Andreessen Horowitz gibi önemli yatırımcıların da aralarında bulunduğu bir gruptan toplamda 23 milyon dolarlık yatırım aldı. Bu yatırımın 14 milyon dolarlık kısmı Kindred Ventures liderliğindeki Seri A turundan gelirken, kalan 9 milyon dolarlık kısım ise daha önce duyurulmamış olan ve Andreessen Horowitz liderliğindeki bir tohum yatırım turundan geldi.

Türk girişimcilerin kurduğu Fal.ai platformu, tam 23 milyon dolar yatırım aldı

Gür ve Yurtseven, pandemi döneminde yan projeler üzerinde çalışırken filizlenen bir fikirle yola çıktılar. Amazon ve Oracle gibi teknoloji devlerinde edindikleri deneyimlerle, özellikle üretken yapay zeka modellerinin yükselişiyle birlikte artan bir ihtiyaç olan AI bulut altyapısı talebini fark ettiler.

Türk girişimcilerin kurduğu Fal.ai platformu, tam 23 milyon dolar yatırım aldı.

Fal.ai, temel olarak iki ana ürün sunuyor: Yapay zeka modellerini çalıştırmak için özelleştirilmiş ve yönetilen hesaplama imkanı ve görüntü, ses ve video üreten açık kaynaklı modeller için API’ler. Platformun öne çıkan özelliklerinden biri, Grok platformunda görüntü üretiminden sorumlu olan Flux modelini barındıran ilk platformlardan biri olması.

Her ne kadar CoreWeave gibi rakipleri de benzer çözümler sunsa da, Gür, Fal.ai’yi farklı kılan noktanın sunduğu ölçeklenebilirlik olduğunu vurguluyor. Bu da Fal.ai’yi, geleceğin üretken yapay zeka dünyasında önemli bir oyuncu haline getirebilir.

Azerbaycan’dan teknoloji şirketlerine büyük vergi indirimi!

Azerbaycan Hükümeti, İnovasyon ve Dijital Kalkınma Ajansı’nın (IDDA) desteğiyle, ülkeyi uluslararası teknoloji işletmeleri için tercih edilen bir yer olarak konumlandırmayı amaçlayan ve yurtdışındaki şirketleri ülkeye çekmeye odaklanan iddialı bir program açıkladı. Ülkenin Teknopark’ını odak noktasına alan girişim, Avrasya pazarındaki faaliyet alanlarını genişletmek isteyen teknoloji firmaları için yeni bir sayfa açmayı vaat eden bir dizi vergi indirimi ve taşınma yardımı sunuyor.

Teknoloji firmaları için “vergi cenneti” olacak

Azerbaycan‘ın vergi indirimi programı teknoloji şirketleri için oldukça kapsamlı bir paket sunuyor. Temel unsurlar arasında; Teknopark sakinleri için 10 yıllık “vergi cenneti” statüsü, 4.700 dolara kadara olan aylık maaşlar için %0 kişisel gelir vergisi (bu eşiğin üzerinde %5 olmak üzere), kurumlar vergisi, emlak vergisi, arazi vergisi ve temettü vergisinden tam muafiyet yer alıyor. Uyumluluk şartları minimum seviyede olup, sadece bir yıllık faaliyet geçmişi ve 10’dan fazla tam zamanlı çalışan (2’si IT uzmanı olmak üzere) veya 200.000 Manat gelir gerektirmektedir.

Program ayrıca, bilgi ve iletişim teknolojileri uzmanları ve üst düzey yöneticiler için çalışma izni muafiyetleri ile kolaylaştırılmış taşınma süreçlerini ve ikamet izinleri, ofis alanı edinme ve konaklama konusunda yardım dahil olmak üzere kapsamlı bir taşınma yardımını da içeriyor. ülke sunuyor Uluslararası teknoloji şirketlerini ülkeye çekmek için hazırlanan bu paket, Azerbaycan’ı bölgede cazip bir teknoloji merkezi olarak konumlandırmayı amaçlıyor.

İnovasyon ve Dijital Kalkınma Ajansı Bölge Başkan Yardımcısı Pasha Aliyev; “Avrasyalı teknoloji şirketlerine gelişen ekosistemimize katılmaları için sıcak bir davette bulunuyoruz” dedi ve ekledi: “Ajansımız mali teşviklerin yanı sıra geniş Avrasya pazarına açılan bir kapı ve Azerbaycan’ın hızla gelişen IT ortamının bir parçası olma şansını da sunuyor.”

Azerbaycan hükümeti yılda 400 milyon dolardan fazla harcama yapıyor

Söz konusu yer değiştirme programı, Azerbaycan’ın dijitalleşme, teknoloji alanında girişimcilik ve inovasyon ekosisteminin geliştirilmesine odaklanan 2030 Vizyonu ile uyumlu olarak sistem entegrasyonu, yazılım tasarımı ve geliştirme alanlarındaki şirketleri hedefliyor. Bu girişim, sadece hükümet nezdinde yılda 400 milyon dolardan fazla harcama yapılan Azerbaycan’ın IT alanına daha geniş bir şekilde odaklanmasının önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. IDDA, vatandaşların devlet kurumlarıyla işlerini düzenlemek ve G2C hizmetlerinin sağlanması için tasarlanan “mygov” platformunun geliştirilmesi, devlet kurumları arasında elektronik belge alışverişini sağlayan “kağıtsız” hükümet girişimi ve diğerleri dahil olmak üzere çok sayıda proje ve girişimle ülkedeki dijitalleşmeyi aktif olarak yönlendirmektedir. Ajans ayrıca, kendi burs programı Technest aracılığıyla beşeri sermayenin geliştirilmesine odaklanmakta ve uluslararası eğitim programlarıyla ortaklıklar kurmaktadır. Bütün bu girişimler, ülkenin IT potansiyelini önemli ölçüde artırmakta ve ülkeye taşınmaya karar veren şirketler için fırsatlar yaratmaktadır.

Pasha Aliyev; “Dijitalleşme ve ekosistem oluşturma konusundaki kararlılığımız vergi indirimlerinin de ötesine geçiyor. Teknoloji şirketlerinin gelişebileceği, inovasyon yapabileceği ve Azerbaycan’ın dijital dönüşümüne katkıda bulunabileceği kapsamlı bir ortam yaratıyoruz.” diye ekledi.

Bu girişim, birçok teknoloji merkezinin ekonomik zorluklarla karşı karşıya olduğu bir dönemde Azerbaycan’ı istikrar ve büyüme fırsatları arayan şirketler için cazip bir alternatif olarak konumlandırıyor. Ülkenin dijital ilerlemeye odaklanması ve IT işletmeleri için destekleyici bir ekosistem yaratması, faaliyetlerini genişletmek isteyen teknoloji şirketleri için ülkeyi daha cazip bir yer haline getiriyor.

Pasha Aliyev sözlerine şöyle devam etti: “Azerbaycan, büyümek isteyen teknoloji şirketleri için benzersiz bir ortam sunuyor. Çok dilli genç nüfusumuz, farklı kültürlerin bir potada erimesiyle birlikte dinamik ve yenilikçi bir işgücü yaratıyor. Ek olarak, kapsamlı altyapımız ile yeni gelenlerin yeni evlerine hızla yerleşmelerini ve entegre olmalarını sağlayabiliyoruz. Kültürel çeşitlilik, genç yetenekler ve modern olanaklardan oluşan bu harman, Azerbaycan’ı Avrasya pazarında büyüme ve yenilik arayan teknoloji firmaları için ideal bir yer haline getiriyor.”

Kaynakları dinamik olarak ölçeklendirmek işletmelere optimum performans sağlıyor

0

Bulut teknolojiler, sınırsız olanaklarla işletmelere iş süreçlerini dönüştürme ve dijital dünyanın avantajlarından yararlanma imkanı sunuyor. Türkiye’nin ilk SAP Gold Partner’ı Nagarro + MBIS, SAP S/4HANA çözümüyle kaynakları dinamik olarak ölçeklendirmeye fırsat tanırken işletmelerin maliyet avantajı elde etmelerine yardımcı oluyor.

Günümüz iş dünyasında rekabet avantajı elde etmek, verimliliği artırmak ve esneklik kazanmak isteyen şirketler için bulut teknolojileri vazgeçilmez bir çözüm haline geldi. İşletmelerin kritik veriler taşıyan operasyonlarını bulut ortamına taşıması, hem finansal hem de operasyonel avantajlar yaratıyor.

Türkiye’nin ilk SAP Gold Partner’ı Nagarro + MBIS, bulut çözümleriyle işletmelere büyük yüksek donanım yatırımları yapmak yerine bulut tabanlı altyapılarla esnek bir yönetimi mümkün kılıyor. Bu sayede operasyonel giderlerde tasarruf avantajı sağlıyor. Nagarro + MBIS’in SAP S/4HANA Cloud çözümü, işletmelerin kaynakları dinamik olarak ölçeklendirmesine olanak tanıyarak, değişen talepler karşısında bile optimum performansı garanti ediyor. SAP Bulut Çözümleri arasında akıllı bir bulut ERP çözümü olan SAP S/4HANA Cloud; finans, muhasebe, envanter, satış ve üretim gibi temel iş süreçlerini yönetmek için birleşik bir platform olarak önemli bir görev üstleniyor.

İşletmeler için ölçeklendirme avantajı

Cloud teknolojileri, işletmelerin büyüklüğünden bağımsız olarak her türlü iş yükünü karşılayarak ölçeklendirme yapabiliyor. Bu teknolojiler, aynı zamanda çalışanların her yerden, her zaman verimli bir şekilde çalışmasına olanak tanıyarak operasyonları gerçek zamanlı verilerle takip edebilmeyi sağlıyor. SAP S/4HANA Cloud ayrıca işletmelerin, yapay zeka, makine öğrenimi ve IoT gibi son teknolojilere erişim özelliği sayesinde piyasada yenilik yapmalarına ve kendilerini farklılaştırmalarına imkan tanıyor.

Nagarro + MBIS SAP S/4HANA Public Cloud Hizmetler Grup Müdürü Ahmet Çaba, bulut çözümlerinin işletmelerin iş süreçlerini optimize etme fırsatı sunduğunu kaydederek “Güçlü bir altyapı, güvenli veri yönetimi ve esnek operasyonel yetenekler ile iş dünyasının her alanında bulut teknolojilerinin potansiyelini ortaya koyuyoruz. Dijital çağda rekabetin anahtarı, bulut tabanlı çözümlerde saklı” dedi.    

YouTube, yeni Hype özelliği ile küçük içerik üreticilerini destekleyecek!

Şirketin Made On YouTube etkinliğinde tanıtılan bu özellik, izleyicilerin tek bir tuşla videoları öne çıkarmasına olanak tanıyacak. Hype tuşuna basılan videolar, platformun en çok desteklenen videolarının yer aldığı bir liderlik tablosunda yükselerek daha fazla kişiye ulaşma şansı elde edecek.

Yeni özellik, 500.000’den az aboneye sahip içerik üreticilerinin videolarında kullanılabilecek. İzleyiciler, mevcut Beğen tuşunun yanında yer alan Hype düğmesine tıklayarak videoları destekleyebilecek. Bir izleyici haftada en fazla üç kez bu özelliği kullanabilecek, böylece hayranların favori üreticilerini aşırı desteklemeleri önlenmiş olacak.

YouTube, bu özelliği hayata geçirme kararını, hayranların bir içerik üreticisinin başarı hikayesinin parçası olma arzusunu gözlemledikten sonra aldığını belirtti. Şirket ayrıca, gelecekte izleyicilere ek Hype satın alabilme seçeneği sunarak üreticilere yeni bir gelir akışı yaratacağını da duyurdu.

İçerik üreticileri, topladıkları Hype’larla ülkelerindeki haftalık liderlik tablosunda puan kazanacaklar. YouTube, az takipçili içerik üreticilerine avantaj sağlamak için puanları çarpan bir bonus sistemi de sunacak. En çok desteklenen videolar ise özel bir rozet kazanacak.

YouTube’un Ürün Yönetimi Direktörü Bangaly Kaba, bu özellik sayesinde topluluğun yeni içerik üreticilerine destek olabileceğini ve heyecanlarını paylaşabileceklerini söyledi. Kaba, gelecekte içerik üreticilerinin hangi izleyicilerin videolarını desteklediğini görebileceklerini de ekledi.

YouTube, Türkiye, Tayvan ve Brezilya’da gerçekleştirdiği dört haftalık beta testlerinde 50.000’den fazla kanalda 5 milyondan fazla Hype kullanıldığını açıkladı. En aktif yaş grubu ise 18-24 yaş aralığındaki gençler oldu ve tüm kullanıcıların %30’undan fazlasını oluşturdu.

Starlink, uydu sinyaliyle dron tespit etmeyi başardı!

Çinli bilim insanları, Starlink uydularından yayılan sinyalleri kullanarak küçük bir dronu başarıyla tespit ettiklerini duyurarak askeri teknoloji dünyasında büyük bir yankı uyandırdı. Bu yeni yöntem, özellikle hayalet uçaklar gibi radar sistemlerinden kaçabilen hedefleri tespit etmek için büyük bir potansiyel barındırıyor.

Deneyde kullanılan DJI Phantom 4 Pro dron, hayalet uçakların radar izlerini taklit edecek şekilde tasarlanmıştı. Geleneksel radar sistemlerinin aksine, Çinli araştırmacılar, Filipinler üzerinden geçen bir Starlink uydusunun elektromanyetik sinyallerini analiz ederek dronu tespit etmeyi başardılar. Bu yeni yöntem, “ileri dağılım teknolojisi” olarak adlandırılıyor ve bir nesnenin uydu sinyallerini nasıl bozduğunu analiz ederek konumunu belirliyor.

Starlink firması, yalnızca uydu sinyaliyle dron tespit etmeyi başardı!
Starlink firması, yalnızca uydu sinyaliyle dron tespit etmeyi başardı!

Bu teknik, düşman radarlarınca tespit edilme veya karıştırılma riskini de ortadan kaldırıyor. Deneydeki en çarpıcı noktalardan biri, küçük bir antene ve düşük irtifaya sahip olmasına rağmen dronun rotor hareketleri gibi ince detayların bile tespit edilebilmiş olması. Araştırmacılar, bu başarıda, geliştirdikleri özel bir algoritma ve yüksek performanslı işlemcinin etkili olduğunu belirtiyor.

6000’den fazla uydudan oluşan Starlink ağı, dünya çapında geniş bir alanı kapsayan yüksek frekanslı sinyaller yayıyor. Bu sinyaller şifreli olsa da, Çinli araştırma ekibi ticari olarak temin edilebilen parçalar kullanarak bir alıcı geliştirerek verileri yakalamayı başardı.

Bu çalışma, Starlink gibi ticari uydu sistemlerinin, askeri istihbarat ve keşif alanında da kullanılabileceğini göstermesi açısından büyük önem taşıyor. Özellikle radar sistemlerinden kaçabilen hayalet uçak ve dronlara karşı geliştirilen bu yeni yöntem, gelecekte hava savunma sistemlerinde devrim yaratabilir.

Dünya, geçici olarak yeni bir uydu kazanıyor!

Bu ay, gökyüzüne baktığımızda her zamankinden biraz daha fazlasını görme şansımız olacak çünkü Dünya geçici olarak 2024 PT5 adlı küçük bir asteroidi “Mini Ay” olarak benimseyecek. Bu gök cismi, yaklaşık iki ay boyunca gezegenimizin yörüngesinde dans ederek bize eşlik edecek.

Dünya, geçici olarak yeni bir uydu sahibi olacak

Endişelenmeye gerek yok, bu Mini Ay, bildiğimiz Ay gibi kalıcı bir misafir değil. Aslında, Dünya’nın yerçekimsel çekimine kapılmış ve geçici bir süreliğine bizimle yolculuk eden bir asteroid. Bilim insanları bu tür olaylara “Mini Ay olayları” diyor ve düşündüğümüzden daha sık gerçekleşiyorlar. Hatta her on yılda birkaç kısa süreli Mini Ay olayı yaşanıyor.

Çin Ay ile Dünya

Peki 2024 PT5’i özel kılan ne? Öncelikle, Arjuna asteroid kuşağından geliyor olması. Bu kuşak, Dünya’ya benzer bir yörüngede dönen ve Güneş’ten ortalama 150 milyon kilometre uzaklıkta bulunan uzay kayalarından oluşuyor. Bu da 2024 PT5’in bize göksel komşularımız hakkında daha fazla bilgi edinme fırsatı sunabileceği anlamına geliyor.

Ne yazık ki 2024 PT5’i çıplak gözle veya sıradan teleskoplarla göremeyeceğiz. Oldukça küçük ve sönük olduğu için gözlemlenmesi için profesyonel teleskoplar gerekiyor. Ancak, iki ay boyunca gökyüzünde bizimle birlikte olacağını bilmek bile heyecan verici!

Bu olay, evrenin büyüklüğü ve dinamizmini bir kez daha gözler önüne seriyor. Dünya’nın yerçekimsel dansına kapılan bu küçük asteroid, bize evrenin gizemleri ve keşfedilecek daha çok şey olduğunu hatırlatıyor. Kim bilir, belki de 2024 PT5, gelecekte daha büyük keşiflerin habercisi olur.

Su olmadan çalışabilen nükleer reaktör tasarlandı!

0

Westinghouse, uzun süre su olmadan çalışabilen devrim niteliğindeki eVinci mikroreaktörünü test etmeye hazırlanıyor. Şirket, nükleer reaktörün Kritik Güvenlik Tasarım Raporu’nu (PSDR) ABD Enerji Bakanlığı’na sundu ve böylece 2026’da başlayacak testler için önemli bir adım atmış oldu. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Uzun süre su olmadan çalışabilen nükleer reaktör projesi geliştirildi

Bu rapor, Westinghouse’un eVinci’yi dünyanın ilk mikroreaktör test sahasında deneyebilmesi için gerekli olan izinlerin önünü açıyor. eVinci’yi diğer nükleer mikro reaktörlerden ayıran en önemli özellik, su olmadan çalışabilmesi.

Uzun süre su olmadan çalışabilen nükleer reaktör projesi geliştirildi.
Uzun süre su olmadan çalışabilen nükleer reaktör projesi geliştirildi. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Bu sayede suyun kıt olduğu bölgelerde bile güvenilir bir enerji kaynağı olarak kullanılabilir. Westinghouse bu başarıyı, “Heat Pipe” adlı özel bir teknolojiyle mümkün kıldı. Bu teknoloji, aktif sistemlerde ihtiyaç duyulan parça sayısını azaltarak reaktörün daha kompakt ve verimli olmasını sağlıyor. Kolayca taşınabilen eVinci, mevcut enerji altyapısına minimum müdahale ile entegre edilebilir ve hatta rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarıyla birlikte kullanılabilir.

Üretilen ısı, bölgesel ısıtma veya endüstriyel uygulamalar için de değerlendirilebilir. Üstelik eVinci, yakıt ikmali gerektirmiyor ve çevre dostu bir enerji üretimi sağlayarak yılda 55.000 ton CO2 salımını engelliyor.

Ömrünü tamamladığında ise kolayca sökülerek yerine yenisi takılabiliyor. Bu yenilikçi teknoloji, Kanada’nın da dikkatini çekmiş olacak ki ülke, 2029’da faaliyete geçmesi planlanan bir mikroreaktör projesine 59 milyon dolarlık yatırım yaptı.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce yeni nesil nükleer enerji projeleri önümüzdeki dönemde başarılı olabilecek mi? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

BYD, devasa Ar-Ge yatırımıyla dikkat çekiyor

0

Çinli otomotiv devi BYD, araştırma ve geliştirmeye yaptığı büyük yatırımlarla adından söz ettirmeye devam ediyor. Son dönemde gerçekleştirdiği yoğun işe alımlar sonucunda BYD, dünyanın en büyük Ar-Ge kadrosuna sahip otomobil üreticisi unvanını elde etti. Şirketin bünyesinde şu anda 110.000’den fazla Ar-Ge personeli görev yapıyor.

BYD, devasa Ar-Ge yatırımıyla gündeme geldi

Elektrikli araç pazarında hızla yükselen BYD, 2024’ün ikinci çeyreğinde Honda ve Nissan’ı geride bırakarak dünya genelinde en çok satan yedinci otomobil üreticisi konumuna yükseldi. Bu dönemde 980.000 araç satan şirket, yıllık bazda %40’lık büyüme oranını yakaladı. BYD’nin bu başarısında, şirketin Ar-Ge’ye verdiği önemin büyük payı bulunuyor.

BYD, devasa Ar-Ge yatırımıyla gündeme geldi.
BYD, devasa Ar-Ge yatırımıyla gündeme geldi.

BYD’nin Marka ve Halkla İlişkiler Genel Müdürü Li Yunfei, şirketin toplam çalışan sayısının 900.608’e ulaştığını açıkladı. Bu rakam, 2023 yılı sonuna göre yaklaşık 200.000 yeni çalışanın işe alındığını gösteriyor. Yunfei ayrıca, BYD’nin Çin’in en büyük işvereni olduğunu ve dünya genelinde en fazla Ar-Ge personeline sahip otomobil üreticisi konumuna geldiğini de vurguladı.

Son iki yılda 50.000’den fazla üniversite mezununu işe alan BYD, özellikle yazılım tanımlı elektrikli araçlarda liderlik hedefliyor. Şirket, daha uzun menzilli ve uygun fiyatlı elektrikli araç teknolojileri geliştirmek için çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.

BYD’nin bu agresif büyüme stratejisi, geleneksel otomotiv devlerini fazlasıyla endişelendiriyor. Çinli markaların artan rekabeti karşısında zorlanan pek çok dev üretici, işten çıkarmalara gitmek zorunda kalıyor. Öte yandan BYD, daha düşük maliyetli ve verimli modelleriyle pazardaki payını artırmaya devam ediyor.