Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 491

AMD’den yeni sürücü güncellemesi: performans artışı ve daha fazlası

GPU pazarının önemli oyuncularından AMD, düzenli olarak ekran kartları için sürücü güncellemeleri sunmaya devam ediyor. Donanım performansını en üst düzeye çıkarmak adına sürücülerin güncel tutulması oldukça önemli. Son olarak, AMD’den yeni sürücü Radeon ekran kartları için yeni Adrenalin 24.20.11.01 sürücü güncellemesini yayınladı. Bu güncelleme, özellikle oyun performansını iyileştirmeye yönelik önemli yenilikler içeriyor. İşte yeni sürücünün detayları…

AMD Adrenalin 24.20.11.01: neler yeni?

Bu sürüm, Frostpunk 2God of War Ragnarök ve The Sims 4 DirectX 11 güncellemesi için AMD’den yeni sürücü desteği sunuyor. Aynı zamanda, Black Myth: WukongCreatures of AvaGod of War Ragnarök ve Ghost of Tsushima: Director’s Cutoyunları için de geliştirilen HYPR-Tune desteği dikkat çekiyor. HYPR-Tune, oyun performansını optimize ederek daha akıcı bir deneyim sunmayı hedefliyor.

Düzeltilen sorunlar

Yeni sürümle birlikte, bazı oyunlarda yaşanan çökme ve performans sorunları giderildi. Öne çıkan düzeltmeler şunlar:

  • Warhammer 40,000: Space Marine 2 ve FINAL FANTASY XVI oynanırken Radeon RX 5700 XT ve RX 6600 XT modellerinde yaşanan sürücü zaman aşımı ve çökme sorunları çözüldü.
  • Black Myth: Wukong oynanırken “Global Illumination” orta veya daha yüksek ayarlarda aşırı koyu gölgeler ve düşük renk doygunluğu sorunları giderildi.
  • Ghost of Tsushima: Director’s Cut oynarken HDR açıkken görülen grafik bozulmaları düzeltildi.
  • AV1 kodeği kullanılarak kayıt yaparken ses ve görüntüde senkronizasyon sorunları giderildi.

Bilinen sorunlar

Bununla birlikte, hala bazı bilinen sorunlar devam ediyor. Örneğin, DayZ oynarken belirli alanlarda performans düşüşleri yaşanabilir. Ayrıca, AMD Ryzen AI 9 HX 370 gibi bazı grafik ürünlerinde, Warhammer 40,000: Space Marine 2 oynanırken aralıklı sürücü zaman aşımı veya çökme sorunları devam edebilir.

AMD, düzenli olarak sunduğu sürücü güncellemeleri ile kullanıcı deneyimini iyileştirmeye devam ediyor. Bu bağlamda, AMD’den yeni sürücü güncellemeleri büyük önem taşıyor. Frostpunk 2ve God of War Ragnarök gibi oyunlar için getirilen destek ve performans iyileştirmeleri, bu sürümün öne çıkan özelliklerinden sadece birkaçı. Sürücü güncellemesi, Radeon Software uygulaması üzerinden ya da AMD’nin resmi internet sitesinden indirilebilir.

Finlandiyalı Wärtsilä, yeni nesil Quantum 3 enerji depolama sistemini tanıttı

Finlandiyalı enerji devi Wartsila, enerji depolama teknolojilerinde yeni bir çığır açan Quantum 3 sistemini tanıttı. Finlandiyalı Wärtsilä’nin Geleneksel ISO konteynerlerine sığdırılabilen bu yenilikçi sistem, özellikle artan yenilenebilir enerji üretimi ile birlikte enerji sektöründe önemli bir ihtiyacı karşılıyor.

Quantum 3, daha akıllı, daha güvenli ve daha sürdürülebilir yapısıyla dikkat çekiyor. Tam entegre bataryalar ve string tabanlı güç dönüştürme sistemleri sayesinde yüksek verimlilik ve güvenilirlik sunan sistem, dünya genelinde enerji şebekelerine entegre edilebiliyor.

Konteyner tasarımıyla taşınabilirlik ve hızlı kurulum

Sistemin en dikkat çekici özelliklerinden biri, Finlandiyalı Wärtsilä’nin standart ISO konteynerlerine yerleştirilebilmesi. Bu sayede Quantum 3, dünyanın herhangi bir noktasına kolayca taşınabiliyor ve mevcut enerji sistemlerine hızlı bir şekilde entegre edilebiliyor. Özellikle güneş ve rüzgar enerjisi projelerinin yaygınlaştığı günümüzde, enerji depolama sistemlerinin hızlı ve esnek bir şekilde kurulması büyük önem taşıyor.

Finlandiyalı Wärtsilä

Sürdürülebilirlik odaklı tasarım

Wartsila, Quantum 3’ün tasarımında sürdürülebilirliği ön planda tuttuğunu belirtiyor. Finlandiyalı Wärtsilä’nin Hafif konteyner yapısı ve düşük küresel ısınma potansiyeline sahip soğutma sistemi sayesinde çevresel etkiler minimize ediliyor. Ayrıca, gelişmiş batarya yönetim sistemi (BMS) sayesinde termal yönetimhücre dengeleme ve siber güvenlik konularında da önemli adımlar atılıyor.

Enerji sektöründe yeni bir döneme giriş

Quantum 3, enerji depolama teknolojilerinde yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor. Sistemin yüksek verimliliğigüvenilirliği ve sürdürülebilirliği, enerji sektörünün geleceği için umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Finlandiyalı Wärtsilä’nın bu yenilikçi sistemi ile enerji depolama çözümleri daha da erişilebilir hale gelecek ve temiz enerji hedeflerine ulaşılmasında önemli bir rol oynayacak.

Kia elektrikli araç pazarında daha erişilebilir modellerle ilerleyecek

Kia, elektrikli araç pazarındaki iddiasını güçlendirerek, daha geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyor. Güney Koreli otomotiv devi, geçtiğimiz aylarda tanıttığı EV3 modeli ile büyük beğeni topladı ve bu modelin ardından daha uygun fiyatlı elektrikli araçlar sunmaya hazırlanıyor. Kia CEO’su Ho-Sung Song, yaklaşık 22.200 dolar fiyatla piyasaya sürülecek yeni bir giriş seviyesi elektrikli aracın planlandığını duyurdu. Ancak, bu modelin 2030 yılından önce yollara çıkması beklenmiyor.

Kia’nın elektrikli SUV modeli EV3, Haziran ayında Güney Kore’de 30.700 dolardan başlayan fiyatlarla tanıtıldı. Tanıtımdan kısa süre sonra büyük ilgi gören model, sadece 23 gün içinde 10.000 sipariş aldı. E-GMP platformu üzerine inşa edilen bu kompakt SUV, Hyundai’nin dördüncü nesil pilleri ile donatıldı ve 81,3 kWh kapasiteli bataryası ile 600 km menzil sunuyor. İngiltere’de de satışa çıkan EV3, burada 42.300 dolardan (33.000 pound) başlayan fiyatlarla ön siparişe açıldı. Şirket, bu modelin küresel pazarda da benzer başarılar yakalayacağını öngörüyor.

Kia EV3, elektrikli araç pazarında markanın büyüme stratejisinin ilk adımı olurken, Kia, önümüzdeki yıllarda yeni modellerle ürün yelpazesini genişletmeyi planlıyor. 2024 yılında piyasaya sürülmesi beklenen EV4sedan tipi bir model olacak ve 35.000 ila 40.000 dolar arasında bir fiyatla satışa sunulacak. EV4, özellikle daha uzun menzil ve yüksek performans sunmasıyla dikkat çekiyor ve pazardaki rekabeti kızıştırması bekleniyor.

Kia’nın hedefi sadece bu modellerle sınırlı değil. Şirket, daha düşük fiyat aralığında da tüketicilere hitap etmeyi amaçlıyor. Önümüzdeki üç yıl içinde EV2 modeli ile 30.000 dolar fiyat bandında bir elektrikli araç sunmaya hazırlanan Kia, bu model ile daha geniş bir kitleye ulaşmayı hedefliyor. Ayrıca, markanın en dikkat çekici projelerinden biri, CEO Ho-Sung Song tarafından duyurulan 22.200 dolarlık yeni bir giriş seviyesi elektrikli araç. Bu model, Kia’nın elektrikli araç portföyündeki en uygun fiyatlı seçenek olacak.

Kia, sadece uygun fiyatlı modellerle değil, performans odaklı araçlarla da dikkat çekmeyi planlıyor. Şirketin geliştirmekte olduğu Stinger GT isimli elektrikli spor otomobil, serinin en üst segmentini oluşturacak. Yüksek performans ve dinamik sürüş özellikleriyle öne çıkacak olan bu model, elektrikli spor otomobil segmentinde Kia’yı ön plana çıkaracak.

Batarya teknolojilerine de yatırım yapan Kia, elektrikli araçlarının menzil ve şarj sürelerini iyileştirmeyi hedefliyor. Şirket, katı hal piller üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Bu piller, mevcut lityum-iyon pillerden daha fazla enerji yoğunluğu sağlayarak, daha uzun menzil ve daha hızlı şarj süreleri sunmayı vaat ediyor. Ancak, bu yeni bataryaların piyasaya çıkış tarihi henüz kesinleşmedi.

Kia’nın elektrikli araç pazarına yönelik bu agresif stratejisi, şirketin sürdürülebilir mobilite hedefleri doğrultusunda ilerlediğini ve daha geniş kitlelere ulaşmayı amaçladığını gösteriyor. Hem uygun fiyatlı hem de yüksek performanslı modellerle, Kia, elektrikli araç pazarında önemli bir oyuncu olma yolunda ilerliyor.

DataGemma RAG kullanarak bir ilki yapıyor!

0

Giderek popülerlik kazanan, geri çağırma-artırılmış üretim (veya kısaca RAG) olarak bilinen üretken yapay zeka tekniği, işletmelerin gözde projesiydi ancak artık yapay zekanın ana sahnesine geliyor.

Google, Gemma açık kaynaklı büyük dil modelleri (LLM’ler) ve kamuya açık veriler için Data Commons projesinin bir kombinasyonu olan DataGemma’yı tanıttı. DataGemma, bir sorgu istemine yanıt vermeden önce verileri almak için RAG yaklaşımlarını kullanıyor. Google’ın söylediğine göre amaç, “Veri Ortakları’nın bilgisini kullanarak LLM gerçekliğini ve muhakemesini geliştirerek” “halüsinasyonları” önlemek için üretken yapay zekayı temellendirmektir.

DataGemma RAG kullanıyor

RAG, işletmelerin LLM derecelerini kendi tescilli kurumsal verilerine dayandırmalarını sağlamak için popüler bir yaklaşım haline gelirken, Data Commons’ın kullanımı, RAG’ın bulut tabanlı Gen AI ölçeğinde bugüne kadarki ilk uygulamasını temsil ediyor.

Data Commons, herkesin erişebildiği veri tabanları oluşturmanıza olanak tanıyan açık kaynaklı bir geliştirme çerçevesidir. Ayrıca, verilerini herkesin erişimine açan Birleşmiş Milletler gibi kurumlardan gerçek veriler toplar. Google, ikisini birbirine bağlarken “iki farklı yaklaşım” benimsediğini belirtiyor.

İlk yaklaşım, “Dünyada yenilenebilir enerji kullanımı arttı mı?” gibi istemde girilen belirli soruların gerçekliğini kontrol etmek için Data Commons’ın herkese açık istatistiksel verilerini kullanmaktır. Google’ın Gemma’sı, belirli istatistiklere atıfta bulunan bir iddiayla istemi yanıtlayacaktır. Google buna “geri alma-araya alınmış üretim” veya RIG adını verir. İkinci yaklaşımda, Google’ın belirttiğine göre, verilerin kaynaklarını belirtmek ve “daha kapsamlı ve bilgilendirici çıktılar sağlamak” için tam RAG kullanılır. Gemma AI modeli, Google’ın kapalı kaynak modeli Gemini 1.5’in “uzun bağlam penceresi”nden yararlanır . Bağlam penceresi, AI modelinin geçici bellekte depolayıp üzerinde işlem yapabileceği token (genellikle kelimeler) girdi miktarını temsil eder.

Gemini, Gemini 1.5’i 128.000 jetonluk bir bağlam penceresinde duyuruyor, ancak sürümleri girdiden bir milyon jetona kadar hokkabazlık yapabiliyor. Daha büyük bir bağlam penceresine sahip olmak, Data Commons’tan alınan daha fazla verinin bellekte tutulabileceği ve sorgu istemine bir yanıt hazırlanırken model tarafından incelenebileceği anlamına gelir. 

Japon araştırmacılar, CO2’yi yakıta dönüştürmeyi başardı!

Tokyo Metropolitan Üniversitesi’ndeki Japon bilim insanları, çevre dostu yakıt arayışında çığır açabilecek bir teknoloji geliştirdi. Geliştirilen bu yeni elektrokimyasal hücre, havadan yakalanan karbondioksitten elde edilen bikarbonatı, güçlü bir yeşil yakıt olan formata dönüştürebiliyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Japon araştırmacılar, yakalanan CO2’yi yakıta dönüştürmeyi başardı

Bu yeni teknoloji, “Yakalanan karbondioksitle ne yapacağız?” sorusuna yenilikçi bir cevap sunuyor. Geleneksel yöntemlere göre çok daha az enerji gerektiren bu sistem, yüksek verimlilikle çalışarak dikkat çekiyor. Yeni hücre, yüksek akımlarda %85’lik bir verimlilik oranına ulaşabiliyor. Bu oran, mevcut tasarımları geride bırakarak büyük bir başarıya imza atıyor.

Japon araştırmacılar, CO2'yi yakıta dönüştürmeyi başardı!
Japon araştırmacılar, CO2’yi yakıta dönüştürmeyi başardı!

Araştırmacılar, hücrenin 30 saatten uzun süre kararlı kaldığını ve bikarbonatın neredeyse tamamını formata dönüştürdüğünü gözlemledi. Suyun uzaklaştırılmasının ardından geriye kalan katı kristal format, kullanıma hazır yeşil bir yakıt haline geliyor.

Bu gelişme, karbon emisyonlarını azaltma ve iklim değişikliği ile mücadele konusunda büyük bir potansiyel barındırıyor. Bu yeni teknoloji, toplumların daha yeşil enerji kaynaklarına geçişini hızlandırarak daha temiz ve sürdürülebilir bir geleceğe kapı aralayabilir.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Japon araştırmacılar gelecekteki projelerinde başarılı olabilecek mi? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

ASELSAN’dan güvenli yerli ve milli haberleşme sistemleri!

0

Güvenlik tehditlerinin arttığı günümüzde, yerli ve milli haberleşme sistemleri kritik bir öneme sahip. ASELSAN tarafından geliştirilen iletişim cihazları ve haberleşme çözümleri, Türkiye’nin güvenlik güçlerine güvenli, kesintisiz ve etkin iletişim imkanı sunuyor. Lübnan’da yaşanan son gelişmelerin ardından yerli haberleşme sistemlerine olan ilgi daha da arttı ve ASELSAN’ın ürünleri öne çıktı.

ASELSAN haberleşme sistemleri!

Emniyet teşkilatına özel olarak geliştirilen 3810 Hibrit El Terminali, cep telefonu ve telsizi bir araya getiren bir cihaz olarak görev yapıyor. Bu cihaz, görev kritik hizmet kullanıcılarının hem dar bant telsiz özelliklerine hem de geniş bant veri ihtiyaçlarına yanıt verebiliyor.

Çift SIM kart desteği sayesinde hem görev kritik LTE şebekelerinde hem de ticari GSM şebekelerinde kullanılabiliyor. Android işletim sistemi ile çalışan cihaz, 13 MP ön ve arka kamerası, navigasyon, harita ve mesajlaşma uygulamaları ile geniş bir kullanım yelpazesi sunuyor. Dayanıklı yapısı ve IP67 sızdırmazlık özelliği sayesinde zorlu saha şartlarında dahi kesintisiz haberleşme sağlıyor.

Jandarma için üretilen 3700 Yeni Nesil Telsizler, sahada kesintisiz haberleşme için yüksek ses çıkış gücü, renkli ekran ve dahili GPS gibi özelliklerle donatılmış durumda. Cihaz, APCO25 standartlarına uyumlu olup, AES-256 kripto opsiyonu ile güvenli iletişim sağlıyor.

Kullanıcı dostu arayüzü, çeşitli ses aksesuarları ve opsiyonel akıllı batarya seçenekleri ile jandarma personelinin sahada karşılaşabileceği zorluklara karşı etkin bir çözüm sunuyor. Ayrıca, cihazlar MIL STD 810 E,F,G standartlarına uygun olarak çevresel koşullara dayanıklı şekilde üretiliyor.

ASELSAN’ın Dost Düşman Tanımlama Sistemi (IFF), hava savunma operasyonlarında kritik bir rol oynuyor. Mod 5/S özelliklerine sahip IFF Sorgulayıcı Cihazı, kısa-orta menzilli bir sorgulayıcı olarak hava sahasında güvenliğin sağlanmasına katkı sunuyor.

STANAG 4193 Sürüm 3’e uygun olarak Mod 1, Mod 2, Mod 3/A, Mod C, Mod S ve kriptolu Mod 5 modlarını destekliyor. Bu sayede, platformdaki birincil sensörlerle koordineli çalışarak, hedeflerin dost veya düşman olduğunu tespit ediyor ve güvenli bir operasyon yürütülmesine imkan tanıyor.

Haberleşme altyapısının omurgasını oluşturan Taşınabilir Radyo Link Haberleşme Sistemi, taktik sahada birliklerin harekat ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlanmış bir iletişim sistemi. Taktik Saha Haberleşme Sistemi’nin hafifletilmiş versiyonu olan bu sistem, komuta merkezleri ile sahadaki askeri birlikler arasında hızlı ve güvenli bilgi aktarımı sağlıyor.

Sistem, tamamen IP tabanlı bir haberleşme ağı sunarak, ses, veri, görüntü, dosya transferi ve faks gibi birçok iletişim hizmetini entegre bir şekilde sağlıyor. Elektronik korunma tedbirleri (LPI/LPD, TRANSEC & COMSEC) altında kriptolu haberleşme imkanı sunan bu sistem, savaş alanında etkili ve güvenli bir komuta kontrol zinciri oluşturuyor.

ASELSAN’ın bir diğer kritik iletişim ürünü olan GRC-5220 Radyolink Cihazı, hem görüş hattı içinde (LOS) hem de görüş hattı dışında (NLOS) çalışabilen bir cihaz. 100 km’nin üzerinde mesafelerde veri aktarımı sağlayabilen bu cihaz, 256 QAM modülasyon desteği ile yüksek hızda (200 Mbps full-duplex) Ethernet veri iletimine imkan tanıyor.

OFDMA tabanlı bu sistem, savaş alanında silah, sensör ve komuta merkezleri arasında gerekli olan bilgi akışını güvenli bir şekilde gerçekleştiriyor. GRC-5220, frekans atlama yeteneği ve otomatik güç kontrolü ile elektronik harp tedbirlerine karşı dirençli bir çözüm sunuyor.

Ford kamyonları yapay zeka destekli ADAS’a kavuşuyor

0

Ford kamyonları ilk kez HD kameralı, aynasız yeni nesil yapay zeka destekli ADAS’a kavuşacak. Bu sistem sürücülere çevrelerini daha geniş ve daha az kısıtlayıcı bir şekilde görme olanağı sunarak, manevra kabiliyetini artırıyor ve geri giderken ve park ederken daha yüksek doğruluk sağlıyor.

Ford kamyonları yapay zeka destekli hareket ediyor

İsrail merkezli Gauzy Ltd, ticari kamyonlar için özel olarak tasarlanan yapay zeka destekli gelişmiş sürücü destek sisteminin (ADAS) ilk neslini tanıttı. Şirketin ticari kamyonlara yönelik ADAS’ının seçili Ford kamyonlarına entegre edilmesi, şirketin güvenlik teknolojisi bölümünden elde ettiği geliri artırmasını sağlayacak. ADAS sistemi, yakıt tüketimini azaltırken güvenliği ve filo verimliliğini artıran Smart-Vision kamera izleme sistemini (CMS) kullanıyor.

Smart-Vision CMS, ticari kamyon operatörlerinin kör noktaları ortadan kaldırarak birden fazla bakış noktasından yolun görünürlüğünü artırmasını sağlar. Ayrıca, sürücülere daha akıllı ve daha güvenli kararlar almalarını sağlamak için gerçek zamanlı bildirimler göndermek üzere programlanmıştır.

Her türlü ticari kamyon veya treyler modeliyle kusursuz bir şekilde entegre olabilen sistem, ticari kamyonların dış yüzeyine sabitlenen yüksek kaliteli iç ekranlar ve yüksek çözünürlüklü kameralarla arka, ön ve yan aynaları değiştiriyor. Bu, sürücülere daha geniş, daha az kısıtlayıcı bir çevre görüşü sağlayarak geri giderken ve park ederken daha kolay manevra yapma ve daha yüksek doğruluk sağlıyor.

Gauzy’nin Smart-Vision sistemi, kendi kendini öğrenme ve tahmin yetenekleri gibi pazarda eşi benzeri olmayan gelişmiş özellikler sunuyor. Sistemin ekranı adaptif manevra çizgilerini gösterir. Aynı zamanda, römork kalibrasyonu sırasında ticari bir kamyon hareket halindedir, böylece sürücüler römork ile bir engel arasındaki kalan alanı görebilir.  Bu özellik, aynalarda doğası gereği kısıtlayıcı olan derinlik algısı kısıtlamalarının giderilmesine yardımcı olur.

Süper bilgisayar arenasında yeni bir oyuncu!

İsviçre, dünyanın en güçlü süper bilgisayarlarından biri olan “Alps” ile teknoloji dünyasını sallıyor. Alps, yapay zekâ ve karmaşık hesaplamalar için özel olarak tasarlandı. Bilim insanları ve araştırmacılar, bu yeni dev sayesinde sınırları zorlamaya hazırlanıyor.

Alps, inanılmaz işlem gücüyle büyük verileri ışık hızında analiz ediyor. Yapay zekâ algoritmalarının eğitimi artık daha hızlı ve verimli hale geliyor. Bu da tıp, enerji ve iklim bilimleri gibi alanlarda devrim niteliğinde gelişmelere kapı aralıyor.

İsviçre hükümeti ve önde gelen teknoloji şirketleri, Alps’ın geliştirilmesi için büyük yatırımlar yaptı. Amaç, Avrupa’yı yapay zekâ ve süper hesaplama alanlarında lider konuma getirmek. Alps, bu hedefe ulaşmak için gereken teknolojik altyapıyı sağlıyor.

Daha önce mümkün olmayan simülasyonlar gerçekleştirecek

Bilim insanları, Alps ile daha önce mümkün olmayan simülasyonlar gerçekleştirecek. Yeni ilaç keşifleri, iklim modellemeleri ve uzay araştırmaları gibi alanlarda büyük ilerlemeler bekleniyor. Ayrıca, enerji sektöründe daha verimli ve sürdürülebilir çözümler geliştirmek mümkün olacak.

Alps’ın tasarımında çevre dostu teknolojiler kullanıldı. Enerji verimliliği ön planda tutularak, karbon ayak izi minimuma indirildi. Bu sayede, yüksek performans ile çevresel sürdürülebilirlik bir araya geldi.

Teknoloji dünyası, Alps’ın getireceği yenilikleri merakla bekliyor. Yapay zekâ uygulamalarının hayatımızı nasıl değiştireceği konusunda büyük beklentiler var. Alps, bu dönüşümün katalizörü olacak gibi görünüyor.

İsviçre, teknoloji ve inovasyon alanındaki liderliğini pekiştiriyor. Alps, sadece bir süper bilgisayar değil, aynı zamanda ülkenin vizyonunu yansıtan bir sembol. Geleceğin teknolojilerine yapılan bu yatırım, diğer ülkelere de ilham kaynağı oluyor.

Sonuç olarak, Alps süper bilgisayarı yapay zekâ ve karmaşık hesaplamalarda yeni bir dönemi başlatıyor. Bilim ve teknoloji dünyası, bu gelişmeyle birlikte büyük adımlar atmaya hazırlanıyor. Gelecek, Alps ile yeniden şekilleniyor.

Scale-up şirketlerin büyüme yolculuklarına destek geliyor!

 “Bir Scale-Up Bir Fikri, Bin Scale-Up Türkiye’yi Büyütür” mottosuyla hayata geçirilen TÜBİSAD Scale-Up Gelişim Programı, scale-up ölçeğindeki şirketlere, büyüme yolculuklarında en çok ihtiyaç duyulan 10 farklı alanda birikim ve mentorluk sağlayacak. Program, scale-up’ların bilişim sektörünün gelişimindeki ve Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasındaki potansiyelini açığa çıkarmayı hedefliyor. 

Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD), bilişim sektöründe faaliyet gösteren scale-up ölçeğindeki şirketlerin büyüme ve birer unicorn olma yolculuklarında onlara rehberlik etmek amacıyla tasarlanan TÜBİSAD Scale-Up Gelişim Programı aracılığıyla, bir scale-up şirketin büyüme yolculuğunda kritik rol oynayan, Ar-Ge’den satış stratejisine, operasyonel verimlilikten pazarlama stratejilerine kadar pek çok uzmanlık alanında mentorlar scale-up şirketlere bilgi ve deneyim aktaracak. Aynı zamanda programa katılan şirketlerin çeşitli yatırım ağları ve deneyimli scale-up şirketlerle buluşma imkanı olacak.

Scale-up’ların potansiyelini kullanmak gerekiyor

Programın tanıtım etkinliğinin açılış konuşmasını yapan TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Tombalak, şu ifadeleri kullandı: “Global bilgi ve iletişim pazarı büyüklüğü 4,45 trilyon dolar civarında. Ülkemiz 33 milyar dolar ile global pazardan yüzde 0,74 oranında bir pay alıyor. Bu payın artması için yüksek teknoloji kullanan, üreten, inovasyonu destekleyen bir kültüre ve yaşamı değiştiren ürünleriyle dünya markasına dönüşen şirketlere ihtiyacımız var. Scale-up şirketler, barındırdıkları potansiyel ile bu ihtiyacın karşılanmasında kritik roller oynayabilir. Start-up şirketlerden farklı olarak scale-up şirketler, faaliyet gösterdikleri pazara uyum sağlamış ve o pazarda kanıtlanmış ürün ve hizmetlere sahipler. Bununla birlikte scale-up şirketlerin barındırdığı bu potansiyele dair gerek scale-up şirketlerde gerekse sektörümüzün genel kamuoyunda belirli bir farkındalık eksikliği yer alıyor. Hayata geçirdiğimiz bu programla scale-up şirketlerin kendi potansiyellerini keşfetmelerini ve önce sürdürülebilir büyüme, daha sonra da dünyada markalaşma yolculuğuna başlayabilecekleri bilgi, birikim, beceri ve yatırım ağı olanaklarını onlara sunmayı amaçlıyoruz.”

Bilişim şirketlerinin pazarı büyüyor

TÜBİSAD toplantısında konuşan KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, ölçek büyütme hamleleri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Rekabetçi KOBİ’leri oluşturabilmek için, “dijital dönüşüm” ve “yeşil dönüşüm” başlıklarının önemini vurgulayan İbrahimcioğlu, KOSGEB’in bu başlıklara yönelik “KOBİ Dijital Dönüşüm ve Yeşil Sanayi Destek” programlarından bahsetti. İbrahimcioğlu, KOBİ Dijital Dönüşüm Programı ile sanayicinin rekabet üstünlüğünü devam ettirmeyi hedeflediklerini belirtti.

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) aracılığıyla Türkiye’de sanayinin dijitalleşmesi için beş yıl içerisinde 300 milyon avroluk kredi sağlanacağını ve bu destekte KOSGEB’in hem arayüz hem de kredinin faizine destek olan kurum olarak yer aldığını ifade eden Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, “KOSGEB olarak yatırımı destekleyen adımlar atarak bilişim şirketlerinin pazarını da büyütüyoruz” dedi. Ardından, ölçek büyütmeye yönelik atılacak adımlardan biri olan “Ölçek Büyütme Desteği”nin yakında ilan edileceğini duyurdu.

KOSGEB Başkanı İbrahimcioğlu, “2030 yılına kadar Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak 100 Turcorn hedefimiz var ve bu hedefe ulaşmak için on binlerce scale-up’a ihtiyacımız olacak. Turcorn’lar tek başına değil ekosistemle ortaya çıkıyor.  KOBİ’lerin büyümesini hedefleyen ve destekleyen bir yapı olarak tam doğru yerdeyiz” ifadelerini kullandı.

Scale-up şirketler nasıl tanımlanıyor?

TÜBİSAD’ın scale-up’ların sürdürülebilir büyüme ve unicorn olma yolculuğunda, farkındalık oluşturmak ve  rehberlik etmek amacıyla, TÜBİSAD Scale-Up Çalışma Grubu olarak Scale-Up Gelişim Programını oluşturduklarını hatırlatan TÜBİSAD Yönetim Kurulu Üyesi ve  Scale-Up Çalışma Grubu Eş Kaptanı Emre Hantaloğlu, şunları söyledi: “Start-up evresini geride bırakmış, hızlı bir büyüme yaşayan, vizyonunu dünyada markalaşmaya çeviren scale-up şirketler, yaratacakları çarpan etkisiyle Türkiye’deki birçok sektörü büyütme potansiyelini taşıyor. TÜBİSAD Scale-Up Çalışma Grubu olarak yaptığımız Scale-Up tanımıyla en az üç yaşında, ciro büyümesinin en az yarısı ana ürün ve servislerinden gelen ve son üç yılda dolar bazında yüzde 20 net büyüme sergileyen şirketleri scale-up şirketler olarak tanımlıyoruz. Scale-up’lar için büyümenin bir alışkanlık olması gerektiğine inanıyoruz. Bu doğrultuda çalışma grubumuz bünyesinde TÜBİSAD üyesi scale-up şirketlerle bire bir görüşmeler yaptık ve onların büyüme için en çok ihtiyaç duyduğu alanlarını tespit ettik. Aylık webinarlar, mentorluk çalışmaları ve yatırımcılarla fiziksel buluşmalar aracılığıyla scale-up şirketlere bu alanlarda destek olmayı amaçlıyoruz. İnanıyoruz ki bir scale-up bir fikri, bin scale-up ise Türkiye’yi büyütecek.”

TÜBİSAD Scale-Up Gelişim Programı’nın ön başvuruları internet sitesi üzerinden toplanmaya başlandı. Program katılımcısı şirketlere sunulacak mentorluk kapsamında odaklanılacak 10 uzmanlık alanı şöyle sıralanıyor:

  • Gelişmiş Pazar Anlayışı ve Konumlandırma
  • Ürün Geliştirme ve Yenilik
  • Müşteri Kazanımı ve Sadakati
  • Satış Stratejisi ve Genişleme
  • Operasyonel Verimlilik ve Ölçeklenebilirlik
  • Finansal Yönetim ve Fonlama
  • Takım Yapısı ve Kültür
  • Risk Yönetimi ve Uyum
  • Organizasyon Yapısı ve Yönetim Kurulu
  • Sürdürülebilirlik ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk

OpenAI güvenlik kurulu yetkileri artıyor

OpenAI, yeni bir bağımsız yönetim kurulu denetim komitesinin kurulması da dahil olmak üzere güvenlik ve emniyet uygulamalarında önemli değişiklikler duyurdu. Bu hareket, önemli bir değişiklikle geliyor: CEO Sam Altman artık güvenlik komitesinin bir parçası değil ve bu da önceki yapıdan bir ayrılışı işaret ediyor.

OpenAI güvenlik kurulu yetkileri değişiyor

Yeni oluşturulan Güvenlik ve Emniyet Komitesi’ne (SSC) Carnegie Mellon Üniversitesi Makine Öğrenmesi Bölümü Direktörü Zico Kolter başkanlık edecek. Diğer önemli üyeler arasında Quora CEO’su Adam D’Angelo, emekli ABD Ordusu Generali Paul Nakasone ve Sony Corporation’ın eski EVP’si ve Genel Müşaviri Nicole Seligman yer alıyor.

Bu yeni komite, Haziran 2024’te kurulan ve üyeleri arasında Altman’ın da bulunduğu önceki Güvenlik ve Emniyet Komitesi’nin yerini alıyor. Orijinal komite, OpenAI projeleri ve operasyonları için kritik güvenlik ve emniyet kararları konusunda önerilerde bulunmakla görevlendirilmişti.

SSC’nin sorumlulukları artık önerilerin ötesine uzanıyor. Büyük model sürümleri için güvenlik değerlendirmelerini denetleme ve model lansmanları üzerinde denetim yapma yetkisine sahip olacak. En önemlisi, komite, güvenlik endişeleri yeterince ele alınana kadar bir sürümü geciktirme yetkisine sahip olacak.

Bu yeniden yapılanma, OpenAI’nin AI güvenliğine olan bağlılığıyla ilgili bir inceleme döneminin ardından geldi. Şirket, geçmişte Superalignment ekibini dağıtması ve güvenlik odaklı kilit personelin ayrılması nedeniyle eleştirilerle karşı karşıya kalmıştı. Altman’ın güvenlik komitesinden çıkarılması, şirketin güvenlik denetimindeki olası çıkar çatışmalarıyla ilgili endişeleri giderme girişimi gibi görünüyor.

OpenAI’nin son güvenlik girişimi ayrıca güvenlik önlemlerini geliştirme, çalışmaları hakkında şeffaflığı artırma ve dış kuruluşlarla iş birliği yapma planlarını da içeriyor. Şirket, ortaya çıkan AI güvenlik riskleri ve güvenilir AI için standartlar konusunda araştırma yapmak üzere ABD ve İngiltere AI Güvenlik Enstitüleri ile iş birliği yapmak üzere halihazırda anlaşmalara vardı.

Avrupa’da ilk alternatif iOS mağazası açıldı!

Teknoloji dünyasında büyük bir gelişme yaşandı. Ukraynalı yazılım şirketi MacPaw, Avrupa Birliği’nde alternatif bir iOS uygulama mağazasını beta sürümünde kullanıma açtı. Bu hamle, Apple’ın uzun süredir tekelleşen App Store’una karşı yeni bir meydan okuma olarak kabul ediliyor. MacPaw, uygulama geliştiricilerine ve kullanıcılara daha fazla özgürlük sunmayı hedefliyor.

Yeni mağaza, Avrupa Birliği yasaları çerçevesinde Apple’ın getirdiği kısıtlamalara karşı bir çözüm olarak geliştirildi. MacPaw, AB’nin Dijital Pazar Yasası’ndan faydalanarak bu atılımı gerçekleştirdi. Artık iOS kullanıcıları, sadece App Store’a bağımlı kalmayacak. Üstelik daha çeşitli ödeme seçenekleri ve farklı uygulama keşif deneyimleri sunulacak.

Apple’ın katı uygulama politikaları ve yüksek komisyon ücretleri uzun zamandır eleştiri alıyordu. MacPaw, bu sorunlara karşı daha uygun koşullar sağlayarak geliştiricilerin ilgisini çekmeyi hedefliyor. Şirket, mağazayı geliştirme sürecinde açık ve şeffaf politikalar izleyeceğini duyurdu. Özellikle bağımsız uygulama geliştiricilerine yönelik cazip teklifler sunduğu belirtiliyor.

MacPaw ekosistemdeki esnekliği artıracak ve daha iyi bir deneyim sunacak

MacPaw’ın CEO’su Oleksandr Kosovan, yaptığı açıklamada, “Kullanıcıların ve geliştiricilerin Apple’ın katı kurallarına mahkum olmaması gerektiğine inanıyoruz. Bu yeni mağaza, ekosistemdeki esnekliği artıracak ve daha iyi bir deneyim sunacak,” dedi.

Yeni mağaza, kullanıcıların beta sürecinde geri bildirimde bulunmasını teşvik ediyor. Resmi çıkış tarihinin ise 2024 yılının sonlarına doğru olacağı öngörülüyor. Avrupa genelinde dijital pazarların nasıl şekilleneceği ve Apple’ın bu gelişmelere nasıl yanıt vereceği büyük bir merak konusu.

Bu gelişme, Apple’ın yıllardır süregelen App Store hakimiyetini kırabilecek mi? Dijital dünya, MacPaw’ın atılımıyla yepyeni bir döneme girebilir.

HaLow Wi-Fi menzil rekoru kırdı

0

Morse Micro, HaLow Wi-Fi (802.11ah) ile beklentileri bir kez daha altüst etti. Morse Micro 9,9 mil (15.9 kilometre) menzile ulaşarak yeni bir dünya rekoru kırdı. Şirket Ocak ayında, San Francisco plajının yüksek parazitli ortamında 1.8 mil görüntülü görüşme testiyle HaLow’un potansiyelini gösterdi. Şimdi, kırsal Joshua Tree Ulusal Parkı’nda başarılı testler gerçekleştirerek bu rekoru neredeyse beş katına çıkardılar.

HaLow Wi-Fi menzil rekoru

San Francisco testinde, bağlantı hızları 500 metrede saniyede 11 Megabit ile 1.8 mil menzilde saniyede 1 Megabit arasında değişiyordu. Yeni Joshua Tree testinde, verim 9,9 mil üzerinde saniyede 2 Megabit’e ulaştı. Kırsal ortamın düşük paraziti muhtemelen bu etkileyici sonuca katkıda bulunmuş ve hücresel kapsama alanının genellikle eksik veya çok pahalı olduğu çiftçilik gibi dış mekan uygulamaları için HaLow’un uygunluğunu vurgulamıştır.

HaLow Wi-Fi düşük güç, uzun menzilli iletişim için tasarlandığından, çok sayıda Wi-Fi etkin noktası ve hücresel ağa sahip şehirlerde o kadar yararlı olmayabilir. Öte yandan, uzun menzili ve düşük paraziti onu kırsal uygulamalar için mükemmel hale getirir. Sistem, yüksek parazite maruz kalan San Francisco testinde bile, tüketici yönlendiricilerinin ortalama erişiminin çok üzerinde, iki mil gibi şaşırtıcı bir menzili korudu.

HaLow mevcut kentsel Wi-Fi veya hücresel ağların yerini almasa da, açık hava ve uzaktan operasyonlar için potansiyeli önemlidir. Geniş, açık alanlar için maliyetli hücresel verilere bir alternatif sunar. Morse Micro’nun HaLow’u geliştirmeye devam etmesi, özellikle halka açık Wi-Fi erişim noktalarında veya kırsal bağlantı çözümlerinde daha hızlı hızlara ve daha geniş bir benimsemeye yol açabilir.

Bu son başarı, HaLow’un Wi-Fi erişiminde devrim yaratmadaki rolünü daha da sağlamlaştırıyor ve gelecekteki yenilikler sınırları daha da zorlayabilir.

Hollanda, fosil yakıt reklamlarını yasaklıyor!

İklim kriziyle mücadelede tarihi bir adım! Hollanda’nın üçüncü büyük kenti Lahey, fosil yakıt ve yüksek karbon salımı yapan hizmetlerin reklamlarını yasaklayan ilk şehir oldu. Bu karar, iklim değişikliğinin önlenmesi ve daha temiz bir gelecek için büyük önem taşıyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Hollanda, fosil yakıt reklamlarını resmen yasaklıyor

Yeni düzenleme, fosil yakıt şirketlerinin yanı sıra benzinli araçlar, uçak seyahatleri ve kruvaziyer turları gibi çevreye zararlı hizmetlerin reklamlarını da kapsıyor. Yasak kapsamında billboardlar, yürüyüş yollarındaki ekranlar ve toplu taşıma araçlarındaki reklamlar bulunuyor.

Hollanda, fosil yakıt reklamlarını resmen yasaklıyor.
Hollanda, fosil yakıt reklamlarını resmen yasaklıyor.

2030 yılına kadar karbon nötr olma hedefi koyan Lahey, fosil yakıt reklam yasağını bu hedefe ulaşmak için atılmış önemli bir adım olarak görüyor.

Hollanda, özellikle şehir içi ulaşımda bisiklet kullanımını teşvik eden ve elektrikli araç kullanımında öncü bir ülke olarak biliniyor. Ancak enerji üretiminde hala fosil yakıtlara bağımlı olması nedeniyle kişi başı karbon emisyonu oldukça yüksek.

Fosil yakıt reklamlarının yasaklanması, tüketicilerin enerji tercihlerini doğrudan etkilemese de fosil yakıt endüstrisinin propagandasını azaltarak temiz enerji kaynaklarına olan ilgiyi artırabilir. Lahey’in öncülük ettiği bu adımın, diğer şehirler ve ülkeler için de örnek teşkil etmesi ve fosil yakıt reklamlarının küresel çapta yasaklanması için bir başlangıç olması bekleniyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

United Airlines, Starlink sayesinde ücretsiz internet hizmeti verecek!

Havayolu yolculuklarında internet devrimi! United Airlines, yolcularına uçaklarda SpaceX’in Starlink uyduları aracılığıyla ücretsiz internet hizmeti sunacağını duyurdu. Bu anlaşma, Starlink’in uçak içi internet alanındaki en büyük adımı olarak tarihe geçti. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Hatırlarsanız Starlink, daha önce kırsal kesimlere internet ulaştırma hedefiyle yola çıkmıştı. Şirket son dönemde bu hizmeti hava yollarına da taşımaya başladı ve Hawaii Airlines ve JSX gibi şirketlerle anlaşmalar imzaladı. Ancak United Airlines ile yapılan anlaşma, kapsamı ve hedefleri açısından çok daha büyük bir adım olarak öne çıkıyor.

Starlink bu yaz uydulardan 250 Milyon dolardan fazla kaybetti.

United Airlines, önümüzdeki birkaç yıl içinde filosundaki 1.000’den fazla uçağın tamamında Starlink internetini kullanıma sunmayı planlıyor. Testlere 2025’in başlarında başlanacak ve aynı yılın sonunda tüm yolcular bu hizmetten ücretsiz olarak faydalanabilecek.

Bildiğiniz gibi SpaceX, 2020 yılında kullanıma sunduğu Starlink ağı ve hizmet kapsamını sürekli genişletiyor. Şirketin açıklamasına göre halihazırda yörüngede 6.000’den fazla Starlink uydusu bulunuyor ve 100’den fazla ülkede 3 milyondan fazla kullanıcıya internet hizmeti sağlanıyor. Görünen o ki, uçak yolculuklarında internet erişimi artık lüks olmaktan çıkıp standart bir hizmet haline gelmeye başlıyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

SpaceX’in Polaris Dawn misyonu başarıyla tamamlandı!

0

Uzay turizminde yeni bir dönem! SpaceX’in insanlık tarihindeki ilk özel uzay yürüyüşünü gerçekleştiren Polaris Dawn misyonu, 5 günlük yolculuğunun ardından Dünya’ya döndü. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

SpaceX’in çok konuşulan Polaris Dawn misyonu başarıyla tamamlandı!

ABD’li milyarder Jared Isaacman liderliğindeki ekip, Florida açıklarında Meksika Körfezi’ne iniş yaptı. SpaceX mühendisleri Sarah Gillis ve Anna Mennon ile pilot Scott Poteet’ten oluşan ekibin Dragon kapsülü, Dry Tortugas bölgesi yakınlarına sorunsuz bir iniş gerçekleştirdi.

SpaceX'in çok konuşulan Polaris Dawn misyonu başarıyla tamamlandı!
SpaceX’in çok konuşulan Polaris Dawn misyonu başarıyla tamamlandı!

Isaacman inişin ardından yaptığı açıklamada “Görev tamamlandı” diyerek Polaris Dawn’ın başarısını duyurdu. Isaacman ve Gillis, uzayda yürüyüş yapan 264. ve 265. kişiler olarak tarihe geçtiler.

10 Eylül’de Florida’dan fırlatılan Falcon 9 roketiyle başlayan Polaris Dawn misyonu kapsamında, 12 Eylül’de ilk olarak Isaacman, ardından da Gillis, Dragon kapsülünden çıkarak bir halat yardımıyla uzay boşluğunda yürümüşlerdi.

Polaris Dawn ekibi, görevleri süresince bilimsel deneyler de gerçekleştirdi. Radyasyon kuşağını geçerek Dünya’nın en yüksek yörüngesine ulaşan ekip, gelecekteki insanlı uzay görevleri için önemli bilgiler topladı.

SpaceX’in Polaris programı kapsamında gerçekleştirilen ilk görev olan Polaris Dawn’ın ardından, önümüzdeki dönemde iki yeni görev daha planlanıyor.

Bu başarılı misyon, özel uzay uçuşları ve uzay turizmi için önemli bir kilometre taşı olarak görülüyor.

İsrail saldırısından sonra herkesin aklında o soru: Telefonlar uzaktan patlatılabilir mi?

İsrail, tarihte benzeri görülmemiş bir siber saldırı düzenleyerek Hizbullah üyelerine karşı büyük bir darbe indirdi. Bu saldırıda, Hizbullah üyelerinin kullandığı 20-30 yıllık eski çağrı cihazları hacklenerek, bu cihazlar birer patlayıcıya dönüştürüldü. Sonuç olarak, binlerce Hizbullah üyesi ne olduğunu bile anlamadan bu cihazların patlamasıyla yaralandı ya da hayatını kaybetti.

Saldırıda Hizbullah’ın çağrı cihazları eşzamanlı olarak patlatıldı ve 3 bine yakın üye yaralandı. Birçok Hizbullah üyesi, vücudunun farklı bölgelerinde taşıdığı bu antika teknoloji ürünlerinin patlamasıyla ciddi zarar gördü.

Saldırı, dünya genelinde büyük bir yankı uyandırdı ve bu denli sofistike bir siber saldırıyı kimse beklemiyordu. Olay sonrasında yüzlerce yaralı hastanelere kaldırıldı, kiminin uzuvları koptu, kimi ise hayatını kaybetti. Fakat akıllarda bir soru bıraktı: Telefonlar uzaktan patlatılabilir mi?

Bu saldırının ardından teknolojik cihazların uzaktan hacklenerek patlatılabilme ihtimali tekrar gündeme geldi. Özellikle akıllı telefonlar gibi modern cihazların bataryalarının uzaktan kontrol edilip patlatılması mümkün mü sorusu sıkça sorulmaya başlandı.

Telefonlardaki en hassas parçalar arasında bataryalar yer alıyor. Geçmişte, üretim hataları nedeniyle bazı akıllı telefonların bataryalarının patladığına şahit olduk. Öyle ki hatalı üretilen bu cihazlar nedeniyle bazı kullanıcıların telefonları uçaklara alınmadı.

Sorunlar, yanlış batarya yerleşimi ve milimetrik üretim hatalarından kaynaklanarak büyük güvenlik tehditleri oluşturmuştu. Ancak bu cihazlar toplatılarak daha güvenli alternatiflerle değiştirildi.

Bataryalar neden patlar?

Bataryaların patlaması, sadece üretim hatalarına bağlı değildir. Yan sanayi ürünler olarak adlandırılan, düşük kaliteli ve güvencesiz üretim hatlarından çıkan piller de tehlike arz edebilir. Bu piller düşük maliyetli olduğu için tercih edilse de ciddi güvenlik açıklarına sahip olabiliyor. Yan sanayi pillerde görülen kalite sorunları, bataryanın aşırı ısınmasına veya patlamasına neden olabilir.

Kullanıcı kaynaklı hatalar da benzer riskler doğurabilir. Örneğin sıcak bir yaz gününde güneş altında bırakılan bir telefon aşırı ısınarak otomatik kapanma uyarısı verebilir. Bu gibi durumlar, bataryada kalıcı hasarlar oluşturabilir ve patlamalara yol açabilir.

Akıllı telefonlar, çağrı cihazlarına kıyasla çok daha gelişmiş güvenlik önlemlerine sahip. Hem donanım hem de yazılım tarafında birçok güvenlik katmanı bulunur. Örneğin bataryanın aşırı ısınmasını önlemek amacıyla devre dışı bırakma mekanizmaları veya cihazın kendini kapatma işlevleri vardır. Bu nedenle modern akıllı telefonların hacklenerek bataryalarının patlatılması neredeyse imkansızdır.

Ancak İsrail’in gerçekleştirdiği bu son saldırı, teknoloji dünyasında hiçbir şeyin yüzde 100 güvenli olmadığını gözler önüne serdi. Bugüne kadar güvenli olduğu düşünülen eski teknolojilerin bile tehlikeye açık olduğu ortaya çıktı.

Çağrı cihazlarının hacklenip patlatılabileceğine kimse ihtimal vermezken, bu olay tüm dengeleri değiştirdi. Bu sebeple modern akıllı cihazların da (telefonlar, kulaklıklar, akıllı saatler gibi) benzer bir tehlikeyle karşı karşıya kalabileceği ihtimali göz ardı edilemez. Ancak bu riskin oldukça düşük olduğunu söylemek mümkün.

Şebeke ölçekli pil paketleri kullanıma geçti

0

Çin, güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynakları açısından dünyada lider konumda. Üstelik sadece küçük bir farkla değil, bir sonraki en yüksek ülke olan ABD’nin iki katından fazla güneş enerjisi üretiyor. Şebeke ölçekli pil kullanılarak, güneş parlamadığında kullanmak için fazla güneş enerjisini nerede saklıyorsunuz? Cevap: gülünç derecede büyük pillerde.

Şebeke ölçekli pil paketleri

Ülkeyi dünya lideri yapan sadece Çin’in 2023’te sahip olduğu 609 GW’lık güneş enerjisi kapasitesi değil. Çin ayrıca 441 GW’lık temiz, yenilenebilir rüzgar enerjisi kapasitesiyle rüzgar enerjisinde de küresel liderdir . Ve ülke daha fazlasını inşa etmeye devam ediyor. Sorun şu ki, bunlar Çin’in rüzgar ve güneş kapasitesi. Çin’in şebeke altyapısı hala inşa etmeye devam ettiği çılgın miktardaki yenilenebilir enerjiye yetişmeye çalıştığı için, kısıtlama gerçek bir sorun ve bu gücün çoğu bir sebepten ötürü kullanılmıyor.

Şebeke ölçeğindeki piller, Çin’de ve dünyada bu sorunların bir kısmına çözüm getirebilir. Envision Energy, bu hafta Şanghay’da düzenlenen üçüncü Elektrik Enerjisi Depolama İttifakı (EESA) fuarında 20 ft’lik (6 metrelik) bir nakliye konteynerine sığabilen 8 MWh’lik, şebeke ölçekli bir batarya duyurdu. Sadece boyut olarak değil, 8-MWh olarak da. Şirket, en yeni ürününün sıvı soğutmalı 1.500 ila 2.000 voltluk bir konfigürasyonda 700-Ah lityum demir fosfat (LiFePO4) hücreleri kullandığını ve bunun normal bir nakliye konteynerinin yarısına sığan yaklaşık 16.000 şarj döngüsüne yeteceğini söylüyor. Sistem toplamda yaklaşık 55 ton (50 ton) ağırlığında.

Basitçe ifade etmek gerekirse, 1.500 volt DC’de, teorik olarak ortalama bir ABD evine yaklaşık 640 saat boyunca 1 kW’lık bir güç sağlanabilir; bu da 27 günden birkaç saat daha azdır. Bu enerji depolama sistemi böyle bir şey için tasarlanmamıştır. İki ila sekiz saat arasında yapılandırılabilen kısa süreli şarj ve deşarj süresiyle tasarlanmıştır.

Kısa süre, istikrarlı bir güç kaynağı sağlayarak, üretim yüksek olduğunda fazla elektriği depolayarak ve üretim azaldığında gücü boşaltarak yenilenebilir enerji kaynaklarının dengelenmesinde önemli bir rol oynar. İki saatlik kısa döngülere sahip olmanın dezavantajı, 16.000 yaşam döngüsünde pilin yalnızca üç buçuk yıldan biraz fazla dayanacağı anlamına gelir.

İsrail’den eşi benzeri görülmemiş saldırı!

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte saldırı türleri, araçları, taktikleri de değişiyor! İsrail bugün dünyada henüz eşi benzeri görülmemiş bir saldırı yaptı. Lübnan’da iletişim maksadıyla kullanılan yüzlerce telsiz cihaz eş zamanlı olarak patlatıldı. İşte konuyla ilgili detaylar…

İsrail’den eşi benzeri görülmemiş saldırı: Yüzlerce telsiz aynı anda patlatıldı!

Lübnan’da dışarıdan herhangi bir müdahale olmadan iletişim maksadıyla kullanılan yüzlerce telsiz bugün İsrail tarafından eş zamanlı olarak patlatıldı. Hizbullah mensubu kişiler tarafından kullanılan telsiz cihazlar tuşlu bir telefondan daha küçük ve kişilerin bel hizasında taşınıyordu.

Uzaktan erişilmesi ve patlatılması oldukça güç olan bu cihazları İsrail yaptığı saldırılar sonucunda eş zamanlı olarak patlatmayı başardı. Lübnan resmi haber ajansı NNA, Bekaa Vadisi, Ali Al-Nahri ve Riyaq kasabalarında bu cihazların patlatıldığı bilgisini yayına verdi.

Yapılan saldırı sonucunda Lübnan Sağlık Bakanlığı, 8 kişinin öldüğü ve 2600 kişinin de yaralandığı bilgisini verdi. Yaralılar arasında çok sayıda Hizbullah mensubunun olduğu da belirtilen bilgiler arasında. Ayrıca İran basını başkentte yaralananlar arasında İran’ın Beyrut Büyükelçisi Mojtaba Amani’nin de yer aldığını bildirdi.

Microsoft Teams sorunları ve çözüm yöntemleri

0

Microsoft Teams, 2017 yılında işletmelerin ve kuruluşların işlerini halletmelerine yardımcı olmayı amaçlayan birleşik bir iletişim ve işbirliği platformu olarak tanıtıldı. Microsoft, şirketin mevcut Office yazılım deneyiminden yararlandı ve Teams, Office 365 ve Skype for Business arasında birleşik bir deneyim yarattı. Ancak, tüm yazılımlarda olduğu gibi, işler her zaman plana göre gitmez. Microsoft Teams kullanıyorsanız, bazen sorunlarla karşılaşabilirsiniz.

Microsoft Teams sorunları

Herhangi bir yazılım gibi Microsoft Teams de ara sıra sorunlarla karşılaşabilir. Bu zorluklar sizin tarafınızdan kaynaklansa da kapsamlı sorun gidermeye başlamadan önce Microsoft’un olası zorluklarını araştırmak akıllıca olacaktır.

Resmi Microsoft 365 Durum sayfasını veya bu amaca ayrılmış ilgili X/Twitter hesabını ziyaret ederek başlayın . Microsoft Teams ile ilgili son tweet’lere dikkat edin. Microsoft, teknik sorunları duyurmak için bu platformu kullanır, bu nedenle yakın zamanda bir bildirim varsa, en iyi eylem yolunuz sabırlı olmak olabilir. Ayrıca, resmi Microsoft Teams Twitter hesabını izleyebilir veya # MicrosoftTeams etiketini arayabilirsiniz. Birden fazla kullanıcının Teams ile ilgili sorun bildirdiğini gördüğünüzde rahatlayabilir ve Microsoft’un sorunu çözmesini bekleyebilirsiniz. Twitter gerekli bilgileri sağlayamazsa, Downdetector gibi bir hizmete başvurabilirsiniz. Bildirilen Microsoft Teams sorunlarında bir artış olması durumunda, yorum bölümünü incelemek için bir dakikanızı ayırın, çünkü diğer kullanıcılar değerli içgörüler paylaşmış olabilir. Microsoft’un Teams kesintisini üçüncü taraf web sitelerine bildirmeyeceğini, bu nedenle burada kesin bir onay alamayabileceğinizi unutmamak önemlidir.

Son olarak, meslektaşlarınıza danışarak son birkaç saat içinde herhangi bir Microsoft Teams sorunuyla karşılaşıp karşılaşmadıklarını sorun. Tüm kuruluşunuzun aynı sorunla karşı karşıya olması mümkündür.

Eğer iş arkadaşlarınızdan gelen son mesajları alamıyorsanız veya haber akışınız zaman içinde donmuş gibi görünüyorsa, uygulamayı yeniden başlatmanızı öneririz. Windows’da Teams’i yeniden başlatmak için ekranınızın sağ alt köşesindeki görev çubuğunda Teams simgesini (iki kişi ve bir T’nin küçük mor ve beyaz simgesi) arayın; görev çubuğunu genişletmek için küçük bir oka tıklamanız gerekebilir. Simge bulunduğunda, simgeye sağ tıklayın ve Quit’i seçin. MacOS’ta, Dock’unuzdaki Teams simgesine sağ tıklayın ve Quit’i seçin. Şimdi, sorununuzun çözülüp çözülmediğini görmek için uygulamayı yeniden açın.

Web kameranız veya mikrofonunuzla ilgili Microsoft Teams sorunları yaşıyorsanız, öncelikle donanımınızın doğru şekilde takıldığından emin olun. Ardından, bir toplantı sırasında mikrofonunuzun ve web kameranızın etkinleştirildiğinden emin olun; yeni bir aramaya katıldığınızda bu seçenekler için geçiş anahtarları göreceksiniz.

Küçük yapay zeka modellerine ilgi artıyor

0

Yapay zeka modelleri genellikle çevrimiçi kullanılır, ancak açık bir şekilde erişilebilen bir dizi araç bunu değiştiriyor. İşte yerel AI’larla nasıl başlayacağınız. histo.fyi web sitesi, majör histokompatibilite kompleksi (MHC) molekülleri adı verilen bağışıklık sistemi proteinlerinin yapılarının bir veritabanıdır. Görüntüler, veri tabloları ve amino asit dizileri içerir ve bu varlıkları okunabilir özetlere dönüştürmek için büyük dil modelleri (LLM) adı verilen yapay zeka (AI) araçlarını kullanan biyoenformatikçi Chris Thorpe tarafından yönetilir. Ancak ChatGPT veya başka bir web tabanlı LLM kullanmaz. Bunun yerine Thorpe, AI’yı dizüstü bilgisayarında çalıştırıyor.

Küçük yapay zeka modelleri avantajlar sağlıyor

Son birkaç yıldır, LLM’lere dayalı sohbet robotları şiir yazma veya sohbetlere katılma yetenekleri nedeniyle övgü aldı. Bazı LLM’lerin yüz milyarlarca parametresi vardır – ne kadar çok parametre varsa, o kadar karmaşıktır – ve yalnızca çevrimiçi olarak erişilebilir. Ancak daha yakın zamanda iki trend daha ortaya çıktı. Birincisi, kuruluşlar, bir modeli eğitmek için kullanılan ağırlıkların ve önyargıların herkese açık olduğu LLM’lerin ‘açık ağırlıklar’ sürümlerini yapıyor, böylece kullanıcılar, hesaplama gücüne sahiplerse bunları indirip yerel olarak çalıştırabiliyorlar. İkincisi, teknoloji firmaları, tüketici donanımlarında çalıştırılabilen ve daha eski, daha büyük modellerin performansıyla rekabet edebilen ölçeklendirilmiş sürümler yapıyor.

Araştırmacılar bu tür araçları paradan tasarruf etmek, hastaların veya şirketlerin gizliliğini korumak veya tekrarlanabilirliği sağlamak için kullanabilirler. İngiltere, Oxford’da bulunan ve İngiltere, Hinxton’daki Avrupa Moleküler Biyoloji Laboratuvarı’nın Avrupa Biyoenformatik Enstitüsü’nde çalışan Thorpe, araçların neler yapabileceğini araştıran birçok araştırmacıdan sadece biri. Thorpe, bu eğilimin büyüme olasılığının yüksek olduğunu söylüyor. Bilgisayarlar daha hızlı hale geldikçe ve modeller daha verimli hale geldikçe, insanlar en yoğun ihtiyaçlar dışında dizüstü bilgisayarlarında veya mobil cihazlarında giderek daha fazla AI çalıştıracak. Bilim insanları sonunda parmaklarının ucunda AI asistanlarına sahip olacaklar. Ancak yalnızca onlara uzaktan erişim değil, gerçek algoritmalar.

Son birkaç yıldır birkaç büyük teknoloji firması ve araştırma enstitüsü, Londra’daki Google DeepMind; Kaliforniya, Menlo Park’taki Meta; ve Seattle, Washington’daki Allen Yapay Zeka Enstitüsü dahil olmak üzere, küçük ve açık ağırlıklı modeller yayınladı