Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 566

Elon Musk: AB bizden “Yasadışı Gizli Anlaşma” istedi

Cuma günü sahibi olduğu X platformunda bir gönderi yayınlayan Elon Musk, “Avrupa Komisyonu X’e yasadışı gizli bir anlaşma teklif etti: eğer kimseye söylemeden sessizce konuşmayı sansürlersek, bize ceza vermeyeceklerdi. Diğer platformlar bu anlaşmayı kabul etti. X kabul etmedi” yazdı. Musk ayrıca “Avrupa halkının gerçeği öğrenebilmesi için mahkemede halka açık bir mücadele vermeyi dört gözle bekliyoruz,” yazdı.

Elon Musk’ın bu paylaşımı, Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı ve AB’nin Dijital Çağdan Sorumlu Üyesi ve Rekabetten Sorumlu Komisyon Üyesi Margrethe Vestager ile yine Avrupa Komisyonu üyesi Thierry Breton’un hem basın bülteni olarak duyurusunu yaptıkları hem de X üzerinde yayınladıkları mesajlara cevap niteliği taşıyor.

Komisyon eskiden Twitter platformunda mavi onay işaretlerinin “güvenilir bilgi kaynakları anlamına geldiği” ancak bugün “herkesin böyle bir ‘doğrulanmış’ statü elde etmek para karşılığında kolaylıkla abonelik satın alabileceğini” belirterek bu durumun dezenformasyonu artırdığına inanıyor.

Bu konu ilk olarak geçtiğimiz yıl Eylül ayında gündeme gelmiş ve ardından Musk ile AB yetkilileri ağız dalaşına girmişlerdi. Şimdi AB Komisyonu, X’in bu konudaki tutumuyla ilgili bir rapor düzenledi ve sosyal medya platformunun Dijital Hizmetler Yasasını ihlal ettiği yönünde ön bulgular açıkladı. AB Komisyonu X’e (eski adıyla Twitter) “para cezaları uygulayabilir ve önemli değişiklikler yapmasını gerektirebilir”.

X’ten özel bir ekip mi kurması istendi? Bu yasal mı?

Avrupa Komisyonu’nun kısa süre önce X ile iletişime geçerek platformda yer alan ‘yanlış bilgileri’ kaldırmak için AB’de sayıları yüzlerle ifade edilebilecek bir ekibi işe almasını istediği iddia ediliyor. Musk da gönderisinde bu durumu doğruluyor.  Gizli anlaşmayla ilgili paylaşımından kısa bir süre sonra Elon Musk X’e karşı bir yaptırım uygulaması halinde Komisyon’u mahkemeye vermeyi planladığını paylaşmıştı.

Avrupa Komisyonu sözcüsü Thomas Regnier, “Dijital Hizmetler Yasası’nın amacı, Avrupa vatandaşları için, başta ifade özgürlüğü olmak üzere haklarına saygılı, güvenli ve adil bir çevrimiçi ortam sağlamaktır” diyor ve ekliyor: “DSA, kullanıcılar için adil ve şeffaf bir şikayet mekanizması gerektirmektedir. Bir hesap askıya alınırsa, kullanıcı karara itiraz etme hakkına sahiptir. Bu, kararların keyfi olmaması gerektiği ve kullanıcıların çevrimiçi varlıklarını koruma yetkisine sahip olduğu anlamına gelir… Bir hesap kısıtlandığında, kullanıcı bilgilendirilmeli ve karara itiraz etme hakkına sahip olmalıdır.”

DSA’ya uyum neden önemli, nasıl bir ceza verilebilir?

Dijital Hizmetler Yasası (DSA), Avrupa Komisyonu tarafından bu Şubat ayında tam olarak uygulanmaya başlanan yeni bir yasal düzenleme paketi. Bu düzenleme çerçevesinde Meta (Facebook, Instagram ve WhatsApp’ın çatı kuruluşu), X (eski adıyla Twitter) ve Google gibi şirketlere, bildirildikten sonra “yasadışı” içeriği kaldırmamayı da içeren ihlaller için yıllık gelirlerinin %6’sına kadar para cezası verilebiliyor. Neyin yasa dışı sayılacağı ise AB üye ülkelerinin belirli ulusal yasalarına bağlı olarak, bu yasaların AB yasalarıyla uyumlu olması koşuluyla değişebiliyor. Örneğin, Almanya’da yasa dışı olan içerik, başka bir üye devlette yasa dışı olmasa bile Almanya’daki kullanıcılar için kaldırılmalıdır.

Avrupa Komisyonu ayrıca sosyal medya platformu X’i “aranabilir ve güvenilir bir reklam havuzu sağlamadığı için reklamcılık konusunda gerekli şeffaflığa uymamakla” ve her ikisi de DSA’yı ihlal eden “uygun araştırmacıların kamuya açık verilerine bağımsız olarak erişmesini” yasaklamakla suçladı. Bugün, Avrupa Komisyonu’nun bulguları “ön bulgu” niteliğinde ancak karşılıklı açıklamalara bakılırsa sular oldukça ısınacak gibi duruyor.

CISA tatbikatta bir ABD federal kurumuna sızdı!

0

ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA), 2023 yılında adı açıklanmayan bir federal kurumda yapılan kırmızı ekip tatbikatının, kurumun en kritik varlıklarını istismara açık bırakan bir dizi güvenlik hatasını ortaya çıkardığını açıkladı.

CISA bunlara SILENTSHIELD değerlendirmeleri adını veriyor. Ajansın özel kırmızı ekibi, araştırmak için bir federal sivil yürütme organı (FCEB) ajansını seçer ve bunu önceden haber vermeksizin yapar. Tüm bunlar uzun vadeli düşman bir ulus-devlet tehdit grubunun manevralarını simüle etmeyi hedefler.

Ajansın tatbikatla ilgili açıklamasına göre, kırmızı ekip hedef ajansın Oracle Solaris yerleşkesindeki yamalanmamış bir güvenlik açığından (CVE-2022-21587 – 9.8) yararlanarak ilk erişimi elde etmeyi başardı. Kimliği doğrulanmamış bir uzaktan kod çalıştırma (RCE) hatası olan ve neredeyse maksimum 9.8 CVSS derecesi taşıyan CVE-2022-21587’nin Şubat 2023’te CISA’nın bilinen istismar edilen güvenlik açığı (KEV) kataloğuna eklendiğini belirtmek gerekir. CISA’nın kırmızı ekibi tarafından ilk saldırı 25 Ocak 2023 tarihinde gerçekleştirildi.

CISA’nın raporunda şu ifadeler yer alıyor: “Ekip, erişim sağladıktan sonra kuruluşun güvenilir temsilcilerini yama uygulanmamış cihaz hakkında derhal bilgilendirdi, ancak kuruluşun mevcut yamayı uygulaması iki haftadan fazla sürdü. Buna ek olarak, kuruluş etkilenen sunucularda IOC’leri ortaya çıkaracak ve tam bir olay müdahalesine yol açması gereken kapsamlı bir araştırma yapmadı.”

KEV kataloğuna eklenen güvenlik açıkları birkaç anlama gelmektedir. Birincisi bu açıkların siber suçlular tarafından istismar edildikleri bilinmektedir ve ciddi sonuçlara yol açabilirler. İkincisi, hatalar kataloğa eklendiğinde, FCEB kurumlarının bunları yamalaması gereken son tarihler de gelir. KEV kataloğunun uygulamaya konmasından bu yana CISA, federal kurumların bu son tarihlere ne derece uydukları konusunda net bir bilgi vermese de bu vaka yama zaman çizelgelerine her zaman uyulmadığını göstermekte.

CISA ilk saldırıdan sonra manevralarını da yenilemiş

Solaris bölgesine erişim sağladıktan sonra kırmızı ekip, hassas web uygulamalarına ve veritabanlarına aylarca erişim sağlamalarına rağmen, eksik kimlik bilgileri yollarını tıkadığı için ağın Windows kısmına geçemediklerini fark etti. Yılmayan CISA, hedef kurumun kimliği belirsiz üyelerine kimlik avı saldırıları düzenledikten sonra Windows ağına girmeyi başardı.

Bu erişimi elde ettikten sonra, kırmızı ekip kalıcı bir RAT (uzaktan erişim trojanı) enjekte etti ve daha sonra güvenli olmayan yönetici kimlik bilgilerini keşfetti, bu da aslında değerlendirilen ajans için oyunun bittiği anlamına geliyordu.  CISA, “Erişilen sunucuların hiçbirinde, ağdaki hassasiyetlerine ve kritik işlevlerine rağmen, fark edilebilir herhangi bir ek koruma veya ağ erişim kısıtlaması yoktu” diyor.

CISA saldırısı 5 ay boyunca fark edilmemiş!

Değerlendirmenin ilk beş ayında, hedef FCEB ajansı SILENTSHIELD faaliyetlerinin hiçbirini tespit edememiş veya düzeltememiş, bu da gerçek kötü niyetli faaliyetleri tespit etme kabiliyeti konusunda endişelere yol açmıştır.

Tespit sorunlarından işlemlerin başlarında şüphelenilmişti. Örneğin, tatbikatın Solaris aşamasında enjekte edilen RAT, ajansta hiç kimseyi uyarmadan C2 üzerinden 8 GB ağ trafiğinin akmasına neden oldu. Yapılan resmi açıklamaya göre CISA’nın sonunda ajansı zor durumdan kurtarmasının ardından, güvenlik ekibi ve sistem yöneticileriyle haftalık toplantılar düzenlenerek “bilinen teknikler için yanıt sürelerinde ölçülebilir iyileşmeler ve daha önce bilinmeyen ticari araçları ortaya çıkaran davranış tabanlı tespitler” sağlandı.

Benzer siber tatbikatlar ülkemizde de BTK koordinasyonuyla gerçekleştiriliyor. Ayrıca Milli Savunma Bakanlığı aracılığıyla katıldığımız bölgesel ve NATO tatbikatları da mevcut. Ancak söz konusu siber tatbikatlar ardından kapsamlı raporlar ve bulgular kamuoyuyla paylaşılmıyor.

OpenAI ücretli abone sayısında rekor artış! 10 milyona yaklaşıyor!

OpenAI, ücretli abone sayısını hızla artırmaya devam ediyor ve rakiplerini geride bırakıyor. Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, OpenAI’nin yaklaşık 9,88 milyon ücretli aylık abonesi var. Bu sayı, YouTube TV‘nin abone sayısından 2 milyon fazla ve Disney+’a da oldukça yakın.

OpenAI ücretli abone sayısında bu kadar hızlı büyümesinin arkasındaki ana etkenlerden biri, ChatGPT Plus. Ayda 20 dolara satılan bu hizmet, kullanıcılara gelişmiş yapay zeka araçlarına erişim sunuyor ve büyük ilgi görüyor. 7,7 milyon ChatGPT Plus abonesi, OpenAI’nin yıllık tekrarlayan gelirinin %55’ini (1,9 milyar dolar) oluşturuyor.

OpenAI, yapay zeka alanında lider konumda

OpenAI’nin başarısı sadece abone sayısıyla sınırlı değil. Şirket, yapay zeka alanında da lider konumda. Bu hafta yayınlanan bir rapora göre, OpenAI’nin ürünleri yapay zeka alanındaki en popüler ve karlı ürünler olarak kabul ediliyor.

OpenAI, önümüzdeki on yıl içinde yapay genel zekaya (AGI) ulaşmayı hedefliyor. Bu hedefe ulaşmak için şirket, yapay zeka sistemlerinin yeteneklerini ölçmek için beş kademeli bir ölçek geliştirdi. Bu ölçek, şirket çalışanları ve yatırımcılarla dahili olarak paylaşıldı.

OpenAI’nin hedefi: güvenli ve faydalı AGI

OpenAI’nin tüzüğü, AGI’yi “ekonomik açıdan en değerli işlerde insanlardan daha iyi performans gösteren, tüm insanlığa fayda sağlayan son derece otonom sistemler” olarak tanımlıyor. Şirket, doğrudan güvenli ve faydalı AGI geliştirmeye odaklanıyor.OpenAI, yapay zeka alanında hızla büyüyen ve lider konumda olan bir şirket. ChatGPT Plus gibi yenilikçi hizmetler ve AGI’ye ulaşma hedefi ile OpenAI, önümüzdeki yıllarda da yapay zeka sektörünü önemli ölçüde etkileyecek gibi görünüyor.

Avrupa birliği, X’in mavi tik onay işareti hakkında soruşturma başlattı!

Avrupa Birliği, Elon Musk’ın yönetimindeki Twitter platformunun mavi tik onay işaretinin şeffaflık ve hesap verebilirlik gerekliliklerini karşılamadığını iddia ederek büyük bir soruşturma başlattı. AB yetkilileri, mavi tikin, platformda adı geçen kişilerin kimliklerini doğrulamayı amaçlamasına rağmen, özellikle abonelik karşılığında herkes tarafından alınabilmesinin yasaları ihlal ettiğine karar verdi.

Twitter’ın yeni sahibi Elon Musk, platformu 44 milyar dolara satın aldıktan sonra bir dizi değişiklik yaparakreklamverenlerin harcamalarını duraklatmasına veya büyük ölçüde azaltmasına neden oldu. Bu değişiklikler arasında, Twitter Blue aboneliği alan her hesabın hızla mavi tik ile onaylanması yer alıyor. Ancak bu durum, troll ve dolandırıcıların da platformda daha fazla yer edinmesine yol açtı.

Doğrulanmış hesaplar için mavi tik, abonelik almayan hesaplardan kaldırıldı, bu da mavi tikin anlamını kaybetmesine ve herkes tarafından kolayca alınabilen bir rozet haline gelmesine yol açtı. Bu durum, dolandırıcılık faaliyetlerinde artışa neden oldu çünkü doğrulanmış hesapların paylaşımları diğerlerine göre öne çıkarıldı.

AB’nin Dijital Hizmetler Yasası (DSA), sosyal medya şirketlerine sahte içerikleri önlemek için adımlar atmalarını zorunlu kılıyor. Finansal Times’ın raporuna göre, Twitter’ın abonelik karşılığında onaylama uygulaması, DSA’yı ihlal ediyor. AB düzenleyicileri, bu uygulamanın kullanıcıların platformda karşılaştıkları içeriği değerlendirirken özgür ve bilinçli karar vermelerini zorlaştırdığını belirtiyor.

Twitter’dan resmi bir açıklama henüz gelmedi ancak AB’nin bu yönde aldığı kararlar doğrultusunda, Twitter’a yıllık küresel cirosunun %6’sına kadar para cezası uygulanabilir.

Tesla robotaksi tanıtımı Ekim ayına ertelendi!

Uzun zamandır merakla beklenen Tesla’nın otonom robotaksi tanıtımı ertelendi. İlk etapta 8 Ağustos tarihinde tanıtılması planlanan robotaksi, şimdi Ekim ayında düzenlenecek bir etkinlikte görücüye çıkacak.

Edinilen bilgilere göre erteleme kararı, proje üzerinde çalışan ekiplere ek prototipler üretmeleri için daha fazla zaman tanımak amacıyla alındı. Bu bilgi Tesla çalışanlarına iletilmiş olsa da, henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

Hisselerde sert düşüş

Elon Musk’ın 8 Ağustos tarihini açıklamasının ardından yükselen Tesla hisseleri, erteleme haberinin ortaya çıkmasıyla birlikte yüzde 8,4 düşüş yaşadı.

Tesla’nın otonom taksi fikri yeni değil. Elon Musk, 2016 yılında kaleme aldığı ikinci Master Plan’da bu konudan bahsetmişti. 25 bin dolardan daha ucuz bir araç bekleyen tüketiciler ve yatırımcılar, robotaksinin bu beklentiyi karşılamaması nedeniyle şimdiden eleştiriyor. Buna karşın, bazı kesimler de robotaksinin heyecanla bekliyor.

Tam otonom sürüş sorunu

Tesla’nın robotaksi için tam otonom sürüşe ihtiyacı var. Fakat şirket, on yılı aşkın bir süredir üzerinde çalıştığı otonom araç teknolojisi ve sürücülere sunduğu FSD (Full Self-Driving) sistemi tam otonom değil, sürekli sürücü denetimi gerektiriyor. Musk’ın tam otonom sürüş için verdiği tarihlerde de gecikmeler yaşanmıştı. Bu nedenle robotaksinin de ertelenmesi sürpriz olarak değerlendirilmiyor.

Peki Tesla hazır mı?

Tesla’nın robotaksi için hazır olup olmadığı merak konusu. Şirketin önümüzdeki aylarda bu soruyu nasıl yanıtlayacağı ise merakla bekleniyor.

Samsung Galaxy Ring, abonelik gerektirmeyecek!

0

Samsung, 10 Temmuz’daki Unpacked etkinliğinde yeni katlanır telefonlar, akıllı saatler ve kulaklıkların yanı sıra ilk akıllı yüzüğü Galaxy Ring‘i de tanıttı. Galaxy Ring’in piyasaya sürülmeden önce bazı özelliklerinin abonelik gerektirdiğisöylentileri dolanıyordu. Fakat Samsung bu söylentileri net bir şekilde yalanladı. Kullanıcılar Galaxy Ring’i satın aldıktan sonra tüm özelliklerine erişebilecekler.

Galaxy Ring’in tek seferlik satın alma ücreti 399 dolar olarak belirlendi. Türkiye fiyatı ve satış tarihi ise henüz belli değil. Yüzük, hareket kontrolü, uyku analizi ve kalp atış hızı takibi gibi özelliklere sahip. Bu sayede, uyurken saat takmak istemeyen kullanıcılar için ideal bir aksesuar olma potansiyeline sahip.

Samsung, Galaxy Ring’e gelecekte daha birçok özellik eklemeyi planlıyor. Yüzükte, Samsung’un BioActive sensörükullanılıyor. Bu sayede, basit okumalardan ve uyku puanlarından daha fazlasının da mümkün olacağı öngörülüyor.

Galaxy Ring, abonelik gerektirmeyen yapısıyla öne çıkan bir akıllı yüzük. Hareket kontrolü, uyku analizi ve kalp atış hızı takibi gibi özellikleriyle kullanıcılara konforlu bir deneyim sunmayı vadediyor. Samsung’un BioActive sensörüyle entegre edilmiş olması da yüzüğe gelecekte daha birçok fonksiyon kazandıracak gibi görünüyor.

Amazon’un AI aracı Rufus tüm ABD müşterileri için yayında!

Rufus, temel olarak Amazon müşterilerinin çeşitli alışveriş ihtiyaçları ve ürünlerle ilgili sorularını yanıtlayarak müşterilerin zamandan tasarruf etmelerine ve daha bilinçli satın alma kararları vermelerine yardımcı olmak için tasarlandı. Rufus’un çalışma tarzı da oldukça kullanıcı dostu gibi görünüyor zira müşteriler Rufus’a belirli ürünlerle ilgili sorular soruyor ve Rufus da kısa yanıtlar veriyor. Rufus yanıtlarını ürün listeleme ayrıntılarında, müşteri yorumlarında ve topluluk Soru-Cevaplarında bulunan yararlı bilgilere dayanarak oluşturuyor.

Örneğin müşteriler Rufus’a “Bu kahve makinesinin temizliği ve bakımı kolay mı?” ve “Bu maskara sağlıklı bir güzellik ürünü mü?” gibi sorular sorup yanıt alabiliyor. Ayrıca ürün hakkında daha fazla bilgi edinmek için Rufus’un sohbet penceresinde gösterdiği ilgili sorulara tıklayabiliyor veya müşteri yorumlarına hızlı ve faydalı bir genel bakış elde etmek için “Müşteriler ne diyor?” seçeneğine dokunabiliyor. Buna karşın Rufus sadece Amazon’un online alış-veriş uygulamasında çalışıyor ve web sürümünde mevcut değil.

Amazon’un ilk duyurusunu Şubat ayında yaptığı Rufus’u sonunda müşterilere açması (henüz Beta ve sadece ABD’de geçerli olduğunu belirtmekte fayda var) önemli bir gelişme. Amazon’un yılın en büyük indirim kampanyası olan Prime Day’in 16 Temmuz’da başlayacağı da düşünülürse, Rufus müşterilere ek bir değer katan bir yapay zekâ sohbet robotu olarak değerlendirilebilir.  

Buna karşın ilk incelemelere göre önerilen ürünlerin bazılarını web sürümüyle karşılaştırıldığında Rufus’un otomatik olarak tanıtılan ürünleri listelemediği görülüyor. Ürünler hakkında belirli sorular da sorabilirsiniz, ancak yanıtlar açık kaynaklardan veya intrnetten değil doğrudan açıklamalardan alınmış gibi görünüyor. Her Amazon müşterisinin bildiği gibi, bu açıklamaları satıcılar oluşturduğu için bazıları tam olarak gerçeği yansıtmayabiliyor.

Amazon, botun ürün kataloğunun yanı sıra müşteri yorumları, topluluk Soru-Cevapları ve web’de bulunan herkese açık bilgiler üzerinde eğitildiğini söylüyor. Ancak, bu kamuya açık bilgileri hangi web sitelerinden ve ne amaçla aldığını açıklamadı. Hatta bunların perakendeye yakın web siteleri olduğunu da teyit etmedi. Rufus’un Amazon web sürümüne ne zaman geleceği ve tüm dünyada ne zaman kullanıma açılacağı da henüz bilinmiyor.

Intel’de işlemci sorunları: Oyuncular AMD’ye yönleniyor!

0

Intel‘in on üçüncü ve on dördüncü nesil işlemcileri, oyun performansında büyük hayal kırıklığı yarattı. Performans sorunlarıyla karşılaşan kullanıcılar, işlemcilerini iade edemiyor ve bu durum Intel’e yönelik tepkileri artırıyor. Rekabette geride kalan Intel, işlemcilerde yaşanan ciddi sorunlarla da mücadele ediyor.

Son kullanıcılardan gelen raporlar, on üçüncü ve on dördüncü nesil Intel işlemcilerde çökme ve donma problemlerinin sıkça yaşandığını ortaya koyuyor. Path of Titans yapımcısı Alderon Games, uyguladıkları tüm yamalara rağmen sorunların devam ettiğini açıkladı. Şu ana kadar yaşanan sıkıntılar beş ana başlık altında toplanmış durumda:

  • Çökme problemleri
  • Oyun sunucularında çökmeler
  • Geliştiricilerin sistemlerinde çökmeler
  • Topluluk sunucularında çökmeler
  • Benchmark esnasında çökmeler

AMD işlemcilere geçiş

Alderon Games, bu sorunları aşamayınca tüm sunucularını AMD işlemcilere geçirmiş ve çökme oranlarının 100 kat azaldığını belirtmiştir. Stüdyo, sunucusu olan veya sunucu kiralayan oyunculara da AMD işlemciler kullanmalarını tavsiye ediyor. Ayrıca tüm oyunculara, sorunlu Intel işlemcilerden uzak durulması ve AMD tercih edilmesi konusunda bildirim gönderildi.

Intel’den aessizlik

Intel, yaşanan bu performans sorunları ve kullanıcı şikayetleriyle ilgili henüz bir açıklama yapmadı. İşlemcilerdeki bu ciddi sorunlar, firmanın oyun dünyasında itibarını zedeliyor. Kullanıcılar, Intel’in bu sorunlara bir çözüm bulmasını ve mağduriyetlerinin giderilmesini bekliyor.

Çinli bilim insanları hipersonik füzeleri takip edebilen lazer tabanlı radar geliştirdi!

Çinli bilim insanları, gökyüzünde saniyede 7 kilometre hızla hareket eden nesneleri takip edebilen inanılmaz derecede hassas bir lazer tabanlı radar sistemi geliştirdiklerini duyurdu. Bu yeni atılım, hipersonik füze yarışında önemli bir dönüm noktası olarak nitelendiriliyor ve Çin’in bu alandaki lider konumunu pekiştiriyor.

Radar sistemi, Tsinghua Üniversitesi Elektronik Mühendisliği bölümünden Profesör Zheng Xiaoping ve ekibi tarafından geliştirildi. Sistem, üç farklı mikrodalga iletişim bandını kullanan lazerlerle çalışıyor. Bu sayede dedektörün düğümler arasında ışık hızında iletişim kurması sağlanıyor ve yüksek hızlı tespitlerde ısı üretimi sorunu ortadan kalkıyor.Son derece hassas olan radar sistemi, saniyede 7 kilometre hızla giden bir hipersonik füzeyi sadece 28 santimetre hata payıyla takip edebiliyor. 600 kilometre menzile sahip olan sistem, füzenin hızını da %99,7 doğrulukla tahmin edebiliyor.

lazer tabanlı radar

Yapılan testler, sistemin Mach 20 hızında (saniyede 6.2 kilometre) hareket eden 10 füzeyi aynı anda takip edebildiğini gösteriyor. Bu,lazer tabanlı radar  hipersonik füzelerin tespit edilmesi ve önlenmesi açısından büyük bir ilerleme anlamına geliyor.Yeni radar sisteminin geliştirilmesi, ABD ve Rusya’nın hipersonik füze programlarına karşı önemli bir hamle olarak görülüyor. Geçtiğimiz aylarda ABD Hava Kuvvetleri, Marshall Adaları çevresinde hipersonik füze testi gerçekleştirmişti. Bu test, ABD’nin süper hızlı füzelerin geliştirilmesi konusunda geride kaldığını gösteren bir işaret olarak yorumlanmıştı.

Çin’in yeni radar sistemi, hipersonik füzelerin tespit edilmesi ve takip edilmesi için önemli bir çözüm sunuyor. Bu sistem, gelecekte hava savunma sistemlerinin temelini oluşturabilir ve ülkelerin hava sahalarını hipersonik füze saldırılarına karşı daha iyi korumasına yardımcı olabilir.Radar sistemi şu ana kadar sadece yer tabanlı simülasyonlarda test edilmiş olsa da, sistemin uçaklara veya hava savunma füzelerinin başlarına monte edilebilecek kadar küçük olduğu belirtiliyor. Bu da sistemin daha geniş bir yelpazede kullanılabileceği anlamına geliyor.

Çin’in bu yeni radar sistemi, hipersonik füze teknolojisindeki gelişmelerin hızla devam ettiğini gösteriyor. Bu durum, gelecekteki savaşlarda ve uluslararası ilişkilerde önemli bir etkiye sahip olabilir.

SpaceX Falcon 9 motorunda feci arıza! 

SpaceX’in son Falcon 9 fırlatması beklenmedik bir motor arızasıyla karşılaştı. Vandenberg Uzay Kuvvetleri Üssü’nden geçtiğimiz 12 Temmuz‘da gerçekleştirilen bu fırlatmada, roketin üst kademesi Starlink internet uydularını taşıyan kısmında ciddi bir motor sorunu ortaya çıktı. İlk aşama planlandığı gibi başarılı bir şekilde Dünya’ya geri dönerken, ikinci kademe motoru ikinci ateşlemeyi tamamlayamadı.

SpaceX CEO’su Elon Musk, olayı “Rapid Unscheduled Disassembly” (RUD) olarak nitelendirerek, roketin üst kademesinde beklenmeyen bir parçalanma yaşandığını açıkladı. Bu durum, SpaceX’in 2016’dan bu yana devam eden 335 ardışık başarılı fırlatma serisine son verdi.

Şirketin açıklamasına göre, Starlink uyduları düşük bir yörüngeye yerleştirilmiş durumda ve SpaceX ekipleri şu anda iyon iticileri aracılığıyla bu uyduları doğru yörüngeye taşımak için çalışmalarını sürdürüyor. Ancak atmosferik sürüklenme nedeniyle uyduların bu süreçte zarar görebileceği belirtiliyor.

Musk, SpaceX’in iyon iticileri maksimum verimle çalıştırma çabalarını da dile getirdi ve bu sürecin, gelecekteki SpaceX görevlerini etkileyebileceğini vurguladı. Şirketin yörüngede halihazırda 6,100’den fazla Starlink uydusubulunuyor ve yaşanan bu olayın, önümüzdeki fırlatmaların planlanmasını etkileyebileceği ifade ediliyor.

SoftBank, AI çip üreticisi Graphcore’u satın aldı

0

Graphcore, SoftBank ile sağladığı anlaşmayı Perşembe günü CEO Nigel Toon tarafından kaleme alınan bir açıklamayla duyurdu ve satın almanın “ekibimizin dönüştürücü yapay zekâ teknolojileri oluşturma yeteneklerinin takdir edildiğinin bir göstergesi” dedi. Satın alma işleminin kesin meblağı duyurulmasa da yaklaşık 600 milyon dolar değerinde olduğu düşünülüyor.

2022 yılında bir Graphcore cihazının Nvidia A100 GPU’yu alt ettiği bir vaka çalışması duyurulmuştu. Ayrıca Graphcore kitinin GPU tabanlı bir ilaç keşfi iş yükünün üstesinden gelmek için gereken süreyi yarıya indirdiği başka bir vaka çalışması açıklanmıştı. Ancak bu başarılara rağmen, şirket gelir elde etmek ve kârlı hale gelmek konusunda pek başarılı olamamıştı. Şirket 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 46 düşüşle sadece 2,7 milyon dolar gelir ve 206,8 milyon dolar işletme gideri bildirmiş arkasından ise işten çıkarmalar yaşanmıştı.

Graphcore’un işleri tersine çevirmeyi umduğu yollardan biri Çin’e girmekti ancak bu hamle, ABD’nin Çin’e çip satışını kısıtlamasıyla engellendi. Graphcore zorlanırken, Nvidia’nın geliri, üretken yapay zekâ altyapısı için fiili standart haline geldikçe arttı.

CEO Nigel Toon “Yapay zekâ bilişimine olan talep çok büyük ve artmaya devam ediyor. Yapay zekânın tüm potansiyelini ortaya çıkarmak için verimliliği, esnekliği ve hesaplama gücünü artırmak için yapılması gereken çok şey var. SoftBank sayesinde artık Graphcore ekibinin yapay zekâ teknolojisi için manzarayı yeniden tanımlamasını sağlayabilecek bir ortağımız var” diyor.

SoftBank, alımı AGI yolunda önemli bir adım olarak görüyor

SoftBank Investment Advisers’ın yönetici ortağı Vikas J Parekh ise konuyla ilgili açıklamasında, “yeni nesil yarı iletkenler ve hesaplama sistemleri, yapay genel zekâ (AGI) yolculuğunda çok önemli bu misyonda Graphcore ile işbirliği yapmaktan memnuniyet duyuyoruz” dedi.

Graphcore’un ürünleri çoğunlukla üçüncü taraf donanımlarla entegre edilmek üzere tasarlandığından, Arm destekli sunuculara da bir ivme kazandırabilir. Başka bir deyişle Softbank, Arm dünyasını Graphcore teklifleriyle şu ya da bu şekilde donatabilir ve bu da yapay zekâ altyapı sektörünü biraz daha rekabetçi hale getirmeye yardımcı olabilir.

X, verdiği sözleri yerine getiremiyor!

X, eski CNN yıldızı Don Lemon, spor spikeri Jim Rome ve eski ABD Temsilcisi Tulsi Gabbard’ın yer aldığı yeni şovları duyurdu.

Birkaç gün sonra X CEO’su Linda Yaccarino, Tucker Carlson ve Paris Hilton gibi diğer ortakların adını vererek “Açıkça görülebilecek bir video ekosistemi inşa ediyoruz.” diye yazdı.


“Sırada kim var?”

Görünüşe göre bu iyimserlik erkendi. X’in bu yılın başlarında duyurduğu anlaşmaların birçoğu Yaccarino’nun Vegas’ta görünmesinden bu yana geçen altı ayda suya düştü.

Lemon’un şovu, Musk’la yaptığı ilk röportajın ters gitmesinin ardından daha başlamadan çok aleni bir şekilde dağıldı. Şovunun Nisan ayında yayınlanması beklenen Gabbard, X’i sık sık kullanıyor ancak anlaşması duyurulduğundan beri söz verilen “belgesel tarzı videolardan” hiçbirini yayınlamadı.

Carlson ve Hilton gibi diğer erken isimlendirilmiş ortaklar X’te aktif, ancak aynı zamanda herhangi bir resmi düzenlemeden uzaklaşmış gibi görünüyor. Carlson, içeriğinin çoğunu kendi ücretli video ağında yayınlarken, ücretsiz videoların bir kısmını X ile paylaşmakta.

Twitter (X) herkes için ücretli oluyor!

Şirkete yakın bir kişiye göre sorun, reklam verenlerin bu şovları finanse etme konusundaki ilgisizliği. Bu hafta X’te canlı olarak The Jim Rome Show’da olağan reklam arası, sponsorlardan gelen mesajlar yerine rock müzik ve X gönderilerinin görüntüleriyle doluydu. İlk olarak X’te yayınlanan kısa üç ila beş dakikalık dövüşler üreten WWE, bu hafta şovlardan önce veya şovların ortasında herhangi bir video reklamı da eklememişti.

Bu orijinal içeriği finanse edecek para akışı yoksa, içerik genellikle yapılmıyor. Oldukça basit.

Ancak X, sahip olduğu yüksek kaliteli videoya, ortaklarının (ve reklam verenlerin) şüphesiz görmek isteyeceği türden birinci sınıf muameleyi göstermeyi de başaramadı. İnsanların bu orijinal programları izleyebilmesi için uygulama içinde özel bir video sekmesi veya bölümü yok, ancak X yöneticileri tarafından Şubat ayından beri sözler verildi.

Şirket, Nisan ayında yeni bir bağlantılı TV uygulamasını kamuoyuna duyurdu ve “yakında” geleceğine söz verdi, ancak şu ana kadar gelmedi.

Belki hala zaman vardır. Khloé Kardashian’ın bu sonbaharda X’e özel bir video podcast sunacağı bildirildi.

AB, Yapay Zeka Yasası ile geri sayımı başlattı!

20 gün içinde, 1 Ağustos’ta yeni yasa yürürlüğe girecek ve 24 ay içinde (yani 2026’nın ortalarında) hükümleri genel olarak yapay zeka geliştiricileri için tamamen geçerli olacak.

Ancak, yasa AB’nin AI kural kitabını uygulamaya yönelik aşamalı bir yaklaşım benimsiyor, bu da o zamana kadar farklı yasal hükümler uygulanmaya başlayacağı için dikkate alınması gereken çeşitli son tarihler olduğu anlamına geliyor.

AB milletvekilleri, geçen yılın Aralık ayında yapay zekaya ilişkin bloğun ilk kapsamlı kural kitabı üzerinde siyasi bir anlaşmaya vardılar.

Çerçeve, kullanım durumlarına ve algılanan riske bağlı olarak AI geliştiricilerine farklı yükümlülükler getiriyor. AI kullanımlarının büyük kısmı düşük riskli kabul edildikleri için düzenlenmeyecek ancak AI için olası kullanım durumlarının az bir kısmı yasa kapsamında yasaklanmıştır.

Yapay zekanın biyometrik kullanımı veya kolluk kuvvetleri, istihdam, eğitim ve kritik altyapı alanlarında kullanılması gibi sözde “yüksek riskli” kullanım durumları yasalarca izin veriliyor, ancak bu tür uygulamaların geliştiricileri veri kalitesi ve önyargıya karşı olma gibi alanlarda yükümlülüklerle karşı karşıya kalıyor.

Üçüncü bir risk katmanı da yapay zeka sohbet robotları gibi araçların üreticilerine daha hafif şeffaflık gereklilikleri getiriyor.

OpenAI’in GPT’si gibi genel amaçlı AI (GPAI) modelleri üreticileri için, ChatGPT’nin altında yatan teknoloji için de bazı şeffaflık gereklilikleri var. Genellikle hesaplama eşiğine göre ayarlanan en güçlü GPAI’lerin, sistemsel risk değerlendirmesi yapması da gerekebilir.

Yapay zeka sektörünün bazı unsurlarının, bir avuç Üye Devlet hükümetinin desteğiyle yürüttüğü yoğun lobi faaliyetleri, yasanın Avrupa’nın ABD ve Çin’deki rakipleriyle rekabet edebilecek yerli yapay zeka devleri üretme kabiliyetini kısıtlayabileceği endişesiyle GPAI’ler üzerindeki yükümlülükleri hafifletmeye çalıştı.

Aşamalı uygulama

Öncelikle, yapay zekanın yasaklı kullanımları listesi, yasanın yürürlüğe girmesinden altı ay sonra, yani 2025’in başlarında geçerli olacak.

Yakında yasa dışı olacak olan yapay zeka için yasaklı (veya “kabul edilemez risk”) kullanım örnekleri arasında Çin tarzı sosyal kredi puanlaması, internetin veya CCTV’nin hedefsiz taranmasıyla yüz tanıma veri tabanlarının derlenmesi ve kolluk kuvvetleri tarafından kamusal alanlarda gerçek zamanlı uzaktan biyometri kullanımı yer alıyor.

Ancak, kayıp veya kaçırılan kişilerin aranması gibi birkaç istisnadan biri geçerli olmadığı sürece.

Daha sonra, yürürlüğe girmesinden dokuz ay sonra, yani yaklaşık olarak Nisan 2025’te; uygulama kuralları kapsam dahilindeki yapay zeka uygulamalarının geliştiricileri için geçerli olacak.

AB’nin AI Ofisi, yasayla kurulan bir ekosistem oluşturma ve denetim organı, bu kodları sağlamaktan sorumlu. Ancak yönergeleri gerçekten kimin yazacağı hala soru işaretleri yaratıyor.

Bu ayın başlarında yayınlanan bir Euractiv raporuna göre AB, kodların taslağını hazırlamak için danışmanlık şirketleri arıyordu ve bu durum, AI endüstrisi oyuncularının kendilerine uygulanacak kuralların şeklini etkileyebilecekleri yönündeki sivil toplum endişelerini tetikledi.

Daha yakın zamanda MLex, Avrupa Parlamentosu üyelerinin süreci kapsayıcı hale getirmesi yönündeki baskılarının ardından AI Ofisinin genel amaçlı AI modelleri için uygulama kodlarını hazırlamak üzere paydaşları seçmek için bir ilgi beyanı çağrısı başlatacağını bildirdi.

Bir diğer önemli son tarih ise yürürlüğe girmesinden 12 ay sonra, yani 1 Ağustos 2025’te, şeffaflık gerekliliklerine uyması gereken GPAI’lara ilişkin kuralların uygulanmaya başlanması olacak.

Yüksek riskli AI sistemlerinin bir alt kümesine en cömert uyumluluk son tarihi verildi, yürürlüğe girdikten sonra 36 ay yükümlülüklerini yerine getirmelerine izin verildi. Diğer yüksek riskli sistemler daha erken, 24 ay sonra uyum sağlamalı.

Amazon, temiz enerji konusunda ne kadar dürüst?

Amazon Employees for Climate Justice grubunun bir raporu, şirketin ABD’deki veri merkezlerinin yalnızca %22’sinin gerçekten temiz enerjiyle çalıştığını savunuyor.

Çalışanlar, her bir veri merkezinin nerede bulunduğunu ve bölgesel şebekelerdeki enerji karışımını (kömür, gaz veya petrolden mi, yoksa güneş veya rüzgardan mı geldiğini) incelemişler.

Amazon, diğer birçok şirket gibi, bir güneş santrali veya rüzgar çiftliği tarafından üretilen belirli miktarda temiz güç için yenilenebilir enerji kredileri (REC’ler) satın alır. Teoride, REC’lerin yeni yenilenebilir enerjinin inşa edilmesini sağlaması beklenir. Gerçekte, bu her zaman gerçekleşmez. Çalışan araştırması, Amazon’un REC’lerinin %68’inin ayrıştırıldığını; yani yeni yenilenebilir altyapıyı finanse etmediklerini, ancak halihazırda var olan veya halihazırda inşa edilecek olan yenilenebilir enerjilere kredi verdiklerini buldu.

Bir Amazon sözcüsü %22 rakamının “yanlış rakamlara ve varsayımlara dayandığını” söyledi ve etkinleştirdiği yüzlerce rüzgar ve güneş projesi çevrimiçi olana kadar REC’leri kullandığını belirtti. Yine de, çalışan grubu hesaplamalarının arkasında duruyor ve bu yüzlerce projenin erken sayılmaması gerektiğini ve hepsinin şirketin veri merkezleriyle aynı yerlerde olmadığını söylüyor.

Yeni veri merkezleri inşa edildikçe, fosil yakıt bağımlı şebekelerin yeni fosil yakıtlı enerji santralleri inşa etmesi anlamına gelebilir.

Amazon ayrıca veri merkezlerine güç sağlayan şebekelere özel olarak bağlı krediler satın almaz. Şirket, örneğin Virginia’da kullanılan elektriği telafi etmek için Kanada veya Arizona’dan REC’ler satın alabilir. Krediler ayrıca enerjinin kullanıldığı zamana bağlı değil; veri merkezleri tüm gün ve gece çalışır, ancak çoğu yenilenebilir enerji yalnızca belirli zamanlarda kullanılabilir.

Çalışan grubu, şirketin Google’ın benimsediği yaklaşımı izlemesi gerektiğini savunuyor. Google, faaliyet gösterdiği her şebekede 7/24 karbon içermeyen enerji kullanmayı hedefliyor. Amazon, temiz enerji satın alırken “emisyon öncelikli” bir yaklaşımı tercih ettiğini, yani eylemlerinin karbon azaltımlarını en üst düzeye çıkardığını söyledi. Ancak Princeton’ın yaptığı bir araştırma, 7/24 yaklaşımının daha etkili olduğunu buldu.

Elbette, her teknoloji şirketi şimdi daha da büyük bir zorlukla karşı karşıya: Yapay zekanın muazzam enerji talebini karşılamak. Microsoft’un enerji kullanımı, yapay zeka sayesinde 2020’den bu yana yaklaşık %30 arttı.

Google’ın emisyonları 2019’dan bu yana neredeyse %50 arttı. Pan, bunun şirketlerin doğru hedeflere sahip olmasını ve ilerlemeyi dürüstçe iletmesini daha da önemli hale getirdiğini söylüyor ve “%100 yenilenebilir enerji duyurusu dikkat dağıtıcı.” diye ekliyor.

“İnsanlar, Amazon’un harika işler başardığını düşünüyor, oysa aslında yapay zekanın büyümesi gibi gerçek zorluklar var. Gerçekten, sürdürülebilirlik daha fazla kaynağa ve daha fazla önceliklendirmeye ihtiyaç duyuyor.”

X, “beğenmeme butonu” getiriyor!

X, henüz planlarını resmi olarak duyurmamış olsa da, daha yakın tarihli bulgular olumsuz oylama özelliğinin aslında Reddit tarzı bir olumsuz oylama simgesi yerine bir “beğenmeme” düğmesine benzeyebileceğini gösteriyor.

X iOS uygulamasında bulunan kod referansları artık X’in kalp şeklindeki “beğen” düğmesinin yanında kırık kalp simgesi olarak görünen bir düğme ve ayrıca bir “olumsuz oylama” özelliğine doğrudan referanslar gösteriyor.

Twitter, Elon Musk’ın  satın alımından önce 2021’de de aşağı oylamayı test etti. Ancak orijinal deney sırasında Twitter, tüm gönderilerde hem yukarı oylama hem de aşağı oylama düğmelerini test etmişti.

Son testler, X’in yalnızca yanıtlar için aşağı oylamaya izin vermeyi düşündüğünü, böylece uzun bir ileti dizisinin en üstünde daha iyi yanıtları sergilemeye yardımcı olurken daha az beğenilen yanıtları ileti dizisinin daha aşağısına taşıdığını gösteriyor. Bu, kullanıcıların özellikle insanları kızdırmak için tasarlanmış içerikler yayınlamasını ve bir etkileşim biçimi olarak beğenmeme oluşturmaya çalışmasını önleyebilir.

Bu ayın başlarında, X‘te tersine mühendis Aaron Perris (@aaronp613), X’in iOS uygulamasında geliştirme aşamasında görünen bir olumsuz oylama özelliğine atıfta bulunan referanslar buldu. Şimdi iOS uygulamasında, düğmenin kırık bir kalp olarak biçimlendirilebileceğini gösteren ek resim dosyaları ve özelliğin kendisine daha doğrudan referanslar buldu.

X’te paylaşılan ekran görüntülerinde Perris, X’in uygulamasının artık bir “oy vermeme” işlevine yönelik birkaç yeni eklenmiş referans ve kullanıcıdan eylemde bulunmasını ve oy vermesini onaylamasını isteyen metin dizeleri içerdiğini buldu.

“Yanıtlar” yerine “gönderiler”e atıfta bulunan ifadeler göz önüne alındığında, X’in platformdaki tüm gönderilere mi yoksa yalnızca yanıtlar için mi olumsuz oylama özelliği getirmeyi düşündüğü net değil.

Bu, X’in Musk’ın sahipliği altında “beğeniler” sisteminde yaptığı tek değişiklik değil. Daha yakın zamanda, X beğenileri herkesin görüşünden gizlemeye başladı ve Musk’ın da dediği gibi, insanların daha “keskin” içerikleri beğenmesine ve imajlarını korumasına olanak sağladı.

Samsung Galaxy AI’yı 200 milyondan fazla cihaza taşıyor

Samsung, bugün düzenlediği Galaxy Unpacked 2024 etkinliğinde yeni amiral gemisi cihazlarının yanı sıra yapay zeka platformu Galaxy AI‘nın genişletilmiş özelliklerini de tanıttı. Şirket, bu yılın sonuna kadar 200 milyondan fazla cihaza Galaxy AI’yı sunmayı hedefliyor.

Galaxy AI, bu yılın başlarında Galaxy S24 serisiyle birlikte tanıtılmıştı ve o zamandan beri akıllı saatler ve kulaklıklar gibi diğer Galaxy ürünlerine de entegre edildi. Samsung, platformun yıl sonuna kadar dünya çapında 200 milyon cihazda kullanılabileceğini öngörüyor.

Bu hedefe ulaşmak için Samsung, Galaxy Z Flip 6, Galaxy Z Fold 6, Galaxy Buds 3, Galaxy Buds 3 Pro, Galaxy Watch 7 ve Galaxy Watch Ultra gibi yeni ürünlerinin satışlarını da hesaba katıyor.

Galaxy AI, halihazırda One UI 6.1 güncellemesiyle Galaxy S, Galaxy Tab S ve Galaxy Z serileri gibi birçok üst düzey telefona ve tablete sunulmuş durumda. Samsung, uyumlu katlanabilir cihazlar için One UI 6.1.1 güncellemesiyle Galaxy AI’ya daha fazla özellik eklemeyi planlıyor. Bu güncellemenin önümüzdeki aylarda Galaxy S serisi telefonlara da gelmesi bekleniyor.

Samsung’un bugünkü etkinlikte tanıttığı yeni Galaxy AI özelliklerinden bazıları şunlar:

  • Mesajlaşma uygulamaları için yapay zeka destekli yanıt önerileri: Bu özellik, mesaj yazarken bağlamı ve konuşma geçmişini dikkate alarak otomatik yanıt önerileri sunuyor..
  • Samsung Notes’ta Çizim Yardımcısı: Bu özellik, kullanıcıların kaba bir çizim yaparak onu gerçekçi bir resme dönüştürmelerine yardımcı olacak.

New York cezaevi, mahkumlara PlayStation oyunları satın aldı

0

New York’un ceza infaz kurumları, mahkumların iyi davranışlarını teşvik etmek amacıyla 59 bin dolar harcayarak 1.247 adet video oyunu satın aldı. Bu oyunlar arasında PlayStation 4 ve PlayStation 5 platformları için popüler oyunlar bulunuyor: Mortal Kombat 1Street Fighter VIMadden NFL, NBA 2K24 gibi spor ve aksiyon oyunlarının yanı sıra Life is Strange: True Colors gibi hikaye odaklı oyunlar da yer alıyor.

Ancak yetkililer, hapishaneden kaçış temalı oyunları, örneğin A Way Out‘u listeye dahil etmeme kararı aldı. Bu adım, kurumun güvenlik endişelerini göz önünde bulundurduğunu gösteriyor.

Yetkililer, oyunların haftalık olarak iyi davranış sergileyen mahkumlara sunulmasıyla, hapishane içindeki çatışmaların azaltılmasını umuyor. Ancak bu uygulama, kamuoyunda farklı tepkilere neden oldu. Bazı New Yorklular ve eski cezaevi personelleri, bu paraların mahkumların temel ihtiyaçları için kullanılması gerektiğini savunarak oyun alımını eleştirdi.

Ceza İnfaz Memurları Yardımlaşma Derneği Başkanı Benny Boscio, bu kaynakların mahkumların sağlık ve temel ihtiyaçları için harcanması gerektiğini belirtirken, diğerleri ise oyunların mahkumların motivasyonunu artırabileceğini savunuyor.

Bu gelişme, ceza infaz politikaları üzerindeki tartışmaları yeniden alevlendirdi ve kamuoyunu ikiye böldü.

Spotify, sosyal medya uygulamasına dönüşüyor!

Podcast yayıncıları, Yorumlar sayesinde Anketler ve Soru-Cevaplar benzeri diğer etkileşimli özelliklerde olduğu gibi dinleyicileriyle doğrudan Spotify içinde etkileşime geçebilecek.

Uygulamanın 2023’te yapılan yenilikleriyle birlikte; TikTok benzeri bir keşif akışı, sanatçıların ürün ve konser bileti satışı yapabildiği sanatçı profilleri ve hikaye paylaşma yeteneği ekleyen Spotify, sadece bir müzik akış uygulaması olmaktan çıkıp sesle ilgili her şeyin merkezinde olduğu bir sosyal ağa dönüşüyor.

Bu hafta podcast bölüm sayfalarındaki yorumlara yönelik eklenen desteğin ardından şimdiki soru, Spotify’ın gelecekte müzik sanatçıları için benzer bir şey ekleyip eklemeyeceği. Bu, uygulama için daha da ilgi çekici bir ekleme olabilir; çünkü müzisyenlerin etrafındaki hayran kitleleri, çoğu podcast’in etrafındaki hayran kitlelerinden daha büyük ve daha aktif olma eğiliminde.

Spotify Podcast Ürün Başkan Yardımcısı Maya Prohovnik ile yorum özelliğinin başlatılması hakkında konuşurken, sanatçı sayfalarına da yorum desteği eklenmesiyle ilgili bir soru soruldu.

Prohovnik, böyle bir fikrin değerlendirildiğini açıkça reddetmedi, bunun yerine başlangıçta yorum yapmayı reddetti ve ardından şunları ekledi: “Spotify’daki diğer formatlara (yorum desteğini) genişlettiğimiz bir dünya görebiliyorum, ancak her zaman format ve bu tür yaratıcılar, sanatçılar için doğru olanı yapmak istiyoruz.”

Spotify, yorumların eklenmesiyle kullanıcıların sadece ses açıp telefonlarını ceplerine koydukları bir uygulama değil, aynı zamanda aktif olarak etkileşimde bulundukları, tıpkı geleneksel bir sosyal ağda olduğu gibi düşüncelerini, duygularını ve görüşlerini paylaştıkları bir uygulama öngörüyor.

Bu özellikler bir araya geldiğinde, sıradan bir müzik akış uygulaması olmaktan çıkıp, kullanıcıların daha büyük sosyal ağlarda harcadıkları zaman ve reklam bütçeleri için rekabet etmeyi hedefleyen bir uygulama ortaya çıkmaya başlıyor.

Bir müzik uygulaması içerisinde sosyal ağ kurma fikrinin daha önce Spotify’ın en büyük rakibi Apple tarafından da denendiğini belirtmekte fayda var.

Yapay zeka bilgisayarlar pazarı büyütüyor!

Geleneksel PC pazarı, IDC’nin son raporuna göre, art arda yaşadığı yedi çeyreklik düşüşün ardından nihayet 2024’ün ikinci çeyreğinde büyümeye geçti. IDC’nin yayımladığı verilere göre, masaüstü bilgisayarlar, dizüstü bilgisayarlar ve iş istasyonlarını kapsayan ancak tabletleri veya x86 sunucularını içermeyen bu pazar, global sevkiyatlarını yüzde 3oranında artırarak 64,9 milyon adede ulaştırdı.

Ancak, Çin’deki zayıf talep hâlâ küresel büyümeyi sınırlıyor. Çin hariç tutulduğunda ise dünya genelindeki sevkiyatlar yıldan yıla yüzde 5’in üzerinde bir büyüme kaydetti. Bu, pazarın pandemi sonrası toparlanma sürecine girdiğini gösteriyor.

Rapor, büyümenin arkasındaki ana etmenler arasında yapay zeka destekli PC’ler ve tüketici yenileme döngüsününolduğunu belirtiyor. Ancak, yapay zeka destekli PC’lerin henüz satışlara güçlü bir etki yapmaya başlamadığı da rapor ediliyor. Önümüzdeki dönemlerde bu segmentte daha belirgin büyüme bekleniyor.

İkinci çeyrekte en büyük büyümeyi yüzde 20,8 ile Apple gösterdi. Onu, yüzde 13,7’lik büyüme ile Acer takip etti. Pazarın ilk beş lideri ise sıralamada değişiklik olmadan Lenovo, HP, Dell, Apple ve Acer olarak sıralandı.

Analizler, pandemi sonrası keskin düşüşün sona erdiğini ve önümüzdeki çeyreklerde pazarın toparlanma sürecine girdiğini gösteriyor. Bu toparlanma sürecinin, yapay zeka destekli PC’ler ve yeni teknolojik yeniliklerin pazara sunulması ile ivme kazanabileceği öngörülüyor.

Samsung ilk kez grev eylemiyle karşı karşıya

Teknoloji devi Samsung Electronics tarihinde ilk defa, sendikalı işçiler ücret zammı talebiyle greve gitti. Yıl başından beri devam eden görüşmelerde uzlaşmaya varılamaması, işçileri grev kararı almaya itti. Sendika, enflasyon ve artan yaşam maliyetlerini göz önünde bulundurarak en az %8.1 zam talep ederken, Samsung ise %2.8’lik zam teklifinin ötesine geçmeyi reddediyor.

3.000 işçi grevdeyken, 5 günlük ikinci grev tehlikesi korkutuyor

Ulusal Samsung Elektronik Sendikası’na (NSEU) bağlı 30.000 işçiden 6.000’i greve katıldı. Bugün sona ermesi beklenen grevin ardından sendika, anlaşma sağlanamaması durumunda 5 günlük bir ikinci grev daha başlatacağını duyurdu. Bu durum, Samsung’un üretim ve mali durumunu olumsuz etkileme riski taşıyor. Şirket yetkilileri ise şimdilik grevin yonga üretim hattını etkilemediğini açıkladı.

Son dönemde rekor kâr açıklayan Samsung’un çalışan memnuniyeti konusunda sıkıntılar yaşadığı görülüyor.NSEU, maaş artışı, ek ikramiye ve izin sistemi gibi konularda iyileştirmeler talep ediyor. Sendika yetkilileri,Samsung’un rekor kârlardan elde ettiği payı çalışanlarıyla paylaşması gerektiğini savunuyor.

Görüşmeler devam ediyor, ikinci grev tehlikesi krizin derinleşmesine yol açabilir

Samsung ve NSEU arasında görüşmeler devam ediyor. Ancak taraflar arasındaki uçurumun kapanması zor görünüyor.İkinci bir grevin gerçekleşmesi durumunda kriz daha da derinleşebilir ve Samsung’un itibarını olumsuz etkileyebilir.Yetkililer, grevin sona ermesi ve tarafların bir an önce anlaşmaya varması için yoğun çaba sarf ediyor.

Grevin sonuçları sadece işçileri değil, tüm teknoloji sektörünü etkileyebilir

Samsung’daki bu tarihi grev, sadece şirketi ve çalışanlarını değil, tüm teknoloji sektörünü de etkileyebilir. Benzer grevlerin diğer elektronik firmalarında da yaşanması riski bulunuyor. Bu durum, küresel çapta tedarik zincirlerini ve elektronik ürünlerin fiyatlarını da etkileyebilir.