Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 586

Startup yatırım şirketleri nelerdir?

Startup yatırım şirketleri, günümüzde girişimcilik ekosisteminin önemli bir parçası haline gelmiştir. Bu şirketler, genellikle risk sermayesi (venture capital), melek yatırımcı (angel investor), özel sermaye (private equity) veya kuluçka (incubator) gibi farklı yatırım modelleriyle faaliyet gösterirler. Her biri farklı bir odak ve stratejiye sahip olabilir.

Bir startup yatırım şirketi, genellikle yatırımcılardan topladığı fonlarla yeni ve büyüme potansiyeli olan şirketlere yatırım yapar. Bu yatırımlar, genellikle girişimcinin iş fikrini, ekibini, iş modelini ve büyüme potansiyelini değerlendirerek yapılır. Yatırım şirketleri, yatırım yapacakları şirketleri seçerken belirli kriterlere göre hareket ederler. Örneğin, şirketin pazar potansiyeli, rekabet avantajı, iş modeli, ürün veya hizmetin yenilikçiliği ve yönetim ekibinin yetkinliği gibi faktörler göz önünde bulundurulur.

İşte bunlardan bazıları:

  1. Risk Sermayesi (Venture Capital) Şirketleri: Genellikle büyük fonlara sahip olan ve teknoloji, sağlık, finans, perakende gibi çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerdir. Yatırımcılar, genellikle şirketin hisselerinin bir kısmını satın alır ve şirketin büyümesine ve gelişmesine yardımcı olur.
  2. Melek Yatırımcılar: Bireysel olarak hareket eden yatırımcılardır ve genellikle kendi kişisel servetlerinden yatırım yaparlar. Melek yatırımcılar, genellikle start-up aşamasındaki şirketlere odaklanır ve girişimciler için mentorluk ve danışmanlık sağlar.
  3. Kuluçka (Incubator) Programları: Kuluçka programları, genellikle yeni girişimcilere erken aşamada finansal destek, ofis alanı, mentorluk ve eğitim gibi kaynaklar sağlar. Bu programlar, girişimcilerin fikirlerini test etmelerine, iş modellerini geliştirmelerine ve işlerini büyütmelerine yardımcı olur.
  4. Hızlandırıcı (Accelerator) Programları: Hızlandırıcı programları, genellikle kısa süreli yoğun bir eğitim ve mentorluk programı sunarlar. Bu programlar, genellikle birkaç ay süren yoğun bir programdır ve girişimcilere işlerini hızla büyütmeleri için gereken araçları ve kaynakları sağlar.
  5. Korporatif Yatırım Şirketleri: Büyük şirketlerin kendi risk sermayesi kolları veya yatırım fonları vardır. Bu şirketler, genellikle kendi endüstrilerindeki yenilikçi girişimlere yatırım yaparlar ve bu şirketlerle stratejik işbirlikleri kurarak kendi faaliyetlerini genişletmeyi amaçlarlar.

Her bir yatırım şirketi türü, farklı bir odak ve stratejiye sahiptir ve girişimciler için farklı fırsatlar sunabilir. Girişimciler, iş fikirlerine ve ihtiyaçlarına en uygun yatırım şirketi türünü seçmek için dikkatli bir araştırma yapmalıdır.

Bir start-up için yatırım almanın birçok avantajı vardır. İlk olarak, girişimcilerin sınırlı kaynakları olduğunda, yatırım şirketlerinden gelen finansal destek işlerini büyütmek için kritik olabilir. Bu fonlar, ürün geliştirme, pazarlama, iş geliştirme ve operasyonel faaliyetler gibi çeşitli alanlarda kullanılabilir. Ayrıca, yatırım şirketleri genellikle girişimcilere işlerini nasıl daha etkili bir şekilde yönetebilecekleri konusunda rehberlik eder ve stratejik tavsiyelerde bulunur.

Ancak, bir start-up için yatırım almak kolay değildir. Yatırım şirketleri, yatırım yapacakları şirketi seçerken belirli kriterlere göre hareket ederler. Örneğin, şirketin büyüme potansiyeli, ürün veya hizmetin yenilikçiliği, pazar büyüklüğü, rekabet avantajı ve yönetim ekibinin nitelikleri gibi faktörler göz önünde bulundurulur. Bu nedenle, bir girişimcinin yatırım almak istiyorsa, iş fikri ve iş modeli üzerinde titiz bir çalışma yapması ve yatırım şirketlerinin beklentilerine uygun bir strateji geliştirmesi önemlidir.

Startup yatırım şirketleri, girişimcilere sadece finansal destek sağlamakla kalmaz, aynı zamanda deneyimli bir ekiple danışmanlık ve mentorluk hizmetleri sunarlar. Bu, girişimcilerin başarılı bir işletme kurmalarına ve büyütmelerine yardımcı olur. Ayrıca, yatırım şirketlerinin geniş iş dünyası ağları sayesinde girişimciler yeni iş fırsatlarına erişebilir ve büyümelerini hızlandırabilirler.

Sonuç olarak, start-up yatırım şirketleri, yeni ve yenilikçi fikirlere sahip girişimcilere büyük bir destek sağlarlar. Bu şirketler, finansal destek sağlamanın yanı sıra, danışmanlık hizmetleri, mentorluk ve iş dünyasındaki bağlantılarıyla girişimcilerin başarılı olmalarına yardımcı olurlar. Ancak, bir girişimcinin yatırım almak için doğru stratejiyi geliştirmesi ve doğru yatırım ortağını seçmesi önemlidir.

Girişimci insanların özellikleri nelerdir?

Girişimcilik, modern ekonomilerin itici güçlerinden biri olarak kabul edilir ve girişimcilerin sahip olduğu özellikler, bu sürecin başarısını doğrudan etkiler. Girişimci insanların özellikleri, onları diğer bireylerden ayırır ve iş dünyasında başarılı olmalarını sağlar. Bu yazıda, girişimci insanların sahip olduğu temel özellikleri ele alacağız.

1. Risk Alma Yeteneği

Girişimcilerin en belirgin özelliklerinden biri, risk alma yetenekleridir. Bir startup kurmak ve sürdürmek, pek çok belirsizliği ve finansal riski beraberinde getirir. Başarılı girişimciler, bu riskleri değerlendirebilir ve yönetebilirler. Risk alma yeteneği, aynı zamanda girişimcinin belirsizliklerle başa çıkabilme kapasitesini ve zorluklar karşısında cesurca hareket edebilmesini de içerir. Örneğin, Apple’ın kurucusu Steve Jobs, birçok kez büyük riskler alarak yenilikçi ürünler geliştirmiş ve bu riskler, Apple’ı dünyanın en değerli şirketlerinden biri haline getirmiştir.

2. Yenilikçilik ve Yaratıcılık

Girişimciler, yenilikçi düşünme ve yaratıcı problem çözme becerileriyle tanınırlar. Yeni fikirler üretme ve bu fikirleri hayata geçirme yetenekleri, onları rekabetten bir adım öne çıkarır. Yenilikçilik, sadece yeni ürünler veya hizmetler yaratmakla sınırlı kalmaz; aynı zamanda iş süreçlerini optimize etmek, müşteri deneyimini iyileştirmek ve pazarlama stratejilerini geliştirmek gibi alanlarda da kendini gösterir. Örneğin, Tesla’nın kurucusu Elon Musk, yenilikçi düşüncesiyle otomotiv endüstrisinde devrim yaratmış ve elektrikli araçların popülaritesini artırmıştır.

3. Motivasyon ve Kararlılık

Girişimciler, yüksek düzeyde içsel motivasyona sahiptirler. Kendi işlerini kurma ve büyütme arzuları, onları sürekli olarak çalışmaya ve gelişmeye iter. Bu süreçte karşılaştıkları zorluklar ve engeller, motivasyonlarını kırmaz; aksine, bu zorlukları aşmak için daha fazla çaba gösterirler. Kararlılık ve azim, girişimcilerin uzun vadeli hedeflerine ulaşmalarında kritik bir rol oynar. Amazon’un kurucusu Jeff Bezos, başlangıçta küçük bir kitap satışı sitesi olarak başlayan işini, büyük zorluklara rağmen, dünyanın en büyük e-ticaret platformlarından biri haline getirmiştir.

4. Liderlik ve Takım Yönetimi

Başarılı girişimciler, etkili liderlerdir. İyi bir lider, takımını motive edebilir, yönlendirebilir ve onları ortak bir hedef doğrultusunda bir araya getirebilir. Liderlik becerileri, girişimcinin ekibinin potansiyelini en üst düzeye çıkarmasına ve işin büyümesine katkı sağlar. Ayrıca, girişimciler genellikle mükemmel iletişim becerilerine sahiptir, bu da takım içinde ve dışında etkili işbirliğini teşvik eder. Örneğin, Microsoft’un kurucusu Bill Gates, etkili liderlik becerileriyle şirketini global bir teknoloji devi haline getirmiştir.

5. Pazar Bilgisi ve Stratejik Düşünme

Girişimciler, pazarlarını ve müşterilerini derinlemesine anlarlar. Pazar trendlerini izler, müşteri ihtiyaçlarını belirler ve bu bilgileri stratejik kararlar almak için kullanırlar. Stratejik düşünme, uzun vadeli planlama yapma ve işlerini sürdürülebilir bir şekilde büyütme yeteneği anlamına gelir. Bu özellik, girişimcilerin rekabet avantajı elde etmelerine yardımcı olur. Örneğin, Zara’nın kurucusu Amancio Ortega, hızlı moda konseptiyle pazar bilgisi ve stratejik düşünceyi birleştirerek küresel bir marka yaratmıştır.

6. Esneklik ve Adaptasyon Yeteneği

İş dünyası sürekli değişim içindedir ve girişimciler bu değişimlere hızlı bir şekilde uyum sağlayabilirler. Esneklik, girişimcilerin yeni koşullara, müşteri taleplerine ve piyasa dinamiklerine adapte olabilme yeteneklerini ifade eder. Başarılı girişimciler, planlarının başarısız olması durumunda bile hızla toparlanır ve yeni stratejiler geliştirirler. Örneğin, Slack’in kurucusu Stewart Butterfield, ilk girişimi olan bir oyun projesi başarısız olunca, aynı ekip ile iş iletişimi için kullanılan Slack’i geliştirerek büyük bir başarıya imza atmıştır.

7. Ağ Kurma ve İlişki Yönetimi

Girişimciler, güçlü bir iş ağına sahip olmanın önemini bilirler. İş dünyasında başarılı olmak için doğru kişilerle bağlantı kurmak ve bu ilişkileri yönetmek kritik öneme sahiptir. İş ağları, girişimcilere yeni fırsatlar sunabilir, işlerini büyütmelerine yardımcı olabilir ve onlara değerli kaynaklar sağlayabilir. Örneğin, LinkedIn’in kurucusu Reid Hoffman, geniş iş ağı ve bağlantıları sayesinde LinkedIn’i profesyonel dünyanın en önemli platformlarından biri haline getirmiştir.

8. Müşteri Odaklılık

Girişimciler, müşterilerinin ihtiyaçlarını ve beklentilerini anlamaya büyük önem verirler. Müşteri memnuniyeti ve geri bildirimleri, iş stratejilerinin merkezinde yer alır. Müşteri odaklı bir yaklaşım, girişimcilerin sadık bir müşteri kitlesi oluşturmasına ve işlerini sürdürülebilir bir şekilde büyütmesine yardımcı olur. Örneğin, Airbnb’nin kurucuları, müşteri geri bildirimlerini dikkate alarak platformlarını sürekli geliştirmiş ve kullanıcı dostu bir hale getirmişlerdir.

Girişimci insanların sahip olduğu bu özellikler, onların iş dünyasında başarılı olmalarını sağlar. Risk alma yeteneği, yenilikçilik, motivasyon, liderlik, pazar bilgisi, esneklik, ağ kurma ve müşteri odaklılık, girişimcileri diğer bireylerden ayıran temel niteliklerdir. Bu özellikler, girişimcilerin karşılaştıkları zorlukları aşmalarına ve fırsatları değerlendirmelerine olanak tanır. Girişimciliğin doğasında bulunan bu özellikler, modern ekonomilerin dinamizmini ve yenilikçiliğini besleyen unsurlardır. Girişimcilik, bireylerin kendi potansiyellerini gerçekleştirmelerine ve toplumlara ekonomik değer katmalarına olanak tanıyan bir süreçtir. Bu nedenle, girişimci ruhunu ve özelliklerini teşvik etmek, sadece bireysel başarılar için değil, aynı zamanda toplumsal kalkınma için de büyük önem taşır.

Arpadan yapılan biyoplastik geri dönüşüme katkı sağlayacak

0

Arpadan yapılan yüzde 100 biyolojik olarak parçalanabilen plastik, yalnızca 2 ayda ayrışıyor. Dünya çapında plastik atıkların yalnızca yüzde dokuzu geri dönüştürülürken, geri kalanı ya yakılıyor ya da çöplüklere atılıyor.

Arpadan yapılan biyoplastik önemli kullanım potansiyeline sahip

Kopenhag Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, arpa nişastasının şeker pancarı atıklarından elde edilen lifle harmanlanmasından biyolojik olarak parçalanabilen bir plastik geliştirdi. Doğada sadece iki ayda çözünen yeni malzeme, gıda ambalajı ve diğer şeyler için kullanılabilecek.

Yeni malzeme aynı zamanda plastik üretiminin iklim ayak izini de azaltıyor. Kopenhag Üniversitesi Bitki ve Çevre Bilimleri Bölümü’nden Profesör Andreas Blennow: “Plastik atıklarımızla ilgili, geri dönüşümün çözemediği çok büyük bir sorunumuz var” dedi.

Bilim insanları, mevcut türlere göre daha sağlam ve suya dayanıklı yeni bir biyoplastik geliştirdi. Blennow: “Mevcut biyoplastiklerden daha güçlü ve suya daha iyi dayanabilen yeni bir biyoplastik türü geliştirdik. Aynı zamanda malzememiz yüzde yüz biyolojik olarak parçalanabilir ve çöp kutusu dışında bir yere atılması halinde mikroorganizmalar tarafından gübreye dönüştürülebilir” dedi.

Araştırmacılar, dünya çapında plastik atıkların yalnızca yüzde dokuzunun geri dönüştürüldüğünü, geri kalanının ise ya yakıldığını ya da çöplüklere atıldığını öne sürüyor. Blennow ayrıca biyoplastiklerin zaten var olduğunu ancak yüzde 100 parçalanabilir olmadıklarını da iddia etti. Endüstriyel kompost tesislerinde özel koşullar altında bunların yalnızca sınırlı bir kısmı bozunabilir.

Bu tür malzemeler için biyoplastik terimlerinin kullanılmasının aslında yanıltıcı olduğunu vurguladı. Yeni malzeme biyokompozit olarak adlandırılıyor ve ana bileşenleri bitki aleminde yaygın olan amiloz ve selülozdan oluşuyor.

Araştırmacılar, tanelerinde saf amiloz üreten yeni bir arpa çeşidi geliştirdi. Saf amilozun su ile etkileşime girdiğinde macuna dönüşme ihtimali normal nişastaya göre çok daha az Selüloz tüm bitkilerde bulunan bir karbonhidrat ve bunu pamuk ve keten liflerinin yanı sıra ahşap ve kağıt ürünlerinden de biliyoruz. Araştırmacıların kullandığı selüloz, yerel şeker endüstrisi atıklarından elde edilen ve nanoselüloz olarak adlandırılan bir madde Phys.org’un bildirdiğine göre, keten ve pamuk elyaflarından bin kat daha küçük olan bu nanoselüloz elyaflar, malzemenin mekanik mukavemetine katkıda bulunan şeyler.

Güney yarımkürenin en büyük santrali Avustralya’da olacak

Avustralya, Güney yarımkürenin en büyüğü unvanın sahip olacak 1.3 GW’lık rüzgar santraline ev sahipliği yapacak. Rüzgar çiftliğinin 2027 yılına kadar faaliyete geçmesi ve Victoria eyaletinin enerji talebinin yüzde sekizini karşılaması bekleniyor.

Güney yarımkürenin en büyük santrali

Danimarkalı türbin üreticisi Vestas, Avustralya’daki Golden Plains Rüzgar Santrali’nin ikinci aşaması için türbin tedarik edecek ve Güney Yarımküre’deki en büyük rüzgar santrali konumunu sağlamlaştıracak. Bir basın açıklamasında, tamamlandığında Golden Plains Rüzgar Santrali’nin 1.3 GW’lık bir güç kapasitesine sahip olacağı belirtildi.

Avustralya, 2050 yılına kadar net sıfır emisyon statüsüne ulaşmayı hedefliyor ve ada ülkesinin fosil yakıtlardan uzaklaşma yönünde büyük planları var. Açık deniz rüzgar enerjisi santrallerine yoğun yatırım yapan diğer ülkelerin aksine Avustralya, kara rüzgar enerjisi teknolojisiyle çalışıyor.

Karadaki rüzgar santralleri için kullanılan türbinler çok daha küçük ve bu nedenle kanatlarının dönüşü başına daha az enerji üretiyor. Bununla birlikte, Avustralya’nın iddialı planları, daha küçük kapasiteli bir teknoloji kullandığı ve hala Güney Yarımküre’deki en büyük rüzgar santralini inşa ettiği anlamına geliyor. Golden Plains Rüzgar Çiftliği, küçük Rokewood kasabasının yakınındaki Golden Plains Shire’da yer alıyor. Kasaba, Victoria eyaletinin Melbourne’dan sonra ikinci büyük şehri olan Geelong’dan yaklaşık 60 km uzakta.

Rüzgar çiftliğinin alanı mahsul ve hayvancılığı destekliyor. Rüzgar santralinin inşaatı 2023 yılında başladı ve iki aşamaya bölündü.  İlk aşamada Vestas V162-6,2 MW rüzgar türbinleri kullanılarak 756 MW elektrik üretim kapasitesi kuruldu. Şirket şu anda EnVentus platformunun bir parçası olarak 122 adet türbin kuruyor ve gelecek yıl ticari faaliyetlere başlaması bekleniyor. Power’ın haberine göre rüzgar santrali, 2028 yılında kullanımdan kaldırılacak olan 1.480 MW’lık kömürle çalışan Yallourn elektrik santralinin yerine geçecek şekilde planlanıyor.

Projenin ikinci aşamasına ilişkin planlar arasında aynı güçte 93 türbinin daha sahaya kurulması ve 577 MW elektrik üretim kapasitesinin eklenmesi yer alıyordu. İki faz birlikte 1,3 GW güç çıkışına sahip olacak. 2027’de beklenen ikinci aşama ticari hale geldiğinde, Golden Plains Rüzgar Santrali yılda 4.500 GWh enerji üretecek ve Victoria eyaletinin enerji talebinin yüzde sekizini karşılayacak.

Gotion batarya hücre teknolojisini duyurdu

0

Emerging Technology News’in (ETN) bildirdiği gibi, Çinli bir pil üreticisi olan Gotion High-Tech, yıllık konferansında iki yenilikçi pilin ve katı hal teknolojisindeki ilerlemelerin lansmanını duyurdu. G-Current 5C batarya bunlardan ilki; 9.8 dakikada yüzde 80’e, 15 dakikada ise yüzde 90’a kadar şarj olabiliyor. Bu uyarlanabilir pil, lityum demir fosfat, lityum manganez demir fosfat ve lityum nikel kobalt manganez kimyalarını kullanır ve hem elektrikli araçlarda hem de hibrit araçlarda kullanılabiliyor.

Gotion batarya hücre teknolojisi şarj verileri

Gotion, ETN’ye G-Current’in “hemen seri üretime hazır” olduğunu doğruladı. Stellar pilinde ikinci nesil silikon karbon ve hızlı şarj olan bir elektrolit kullanılıyor. Yalnızca beş dakika sonra 350 kilometre (217 mil) ve on dakikalık şarjın ardından 600 kilometre menzil sunuyor. Dokuz dakikada yüzde 10’dan yüzde 70’e kadar şarj olabiliyor. Bir basın açıklamasında Gotion, Stellary’nin temel güvenlik özelliğinin, ısısının yüzde 70’ini üç saniyede paketin dışına aktarabilmesi olduğunu vurguladı. Güvenilirliği garanti etmek için kablosuz pil yönetim sistemine de sahiptir. Stellary, Gotion’un µm seviyesindeki Gen7 tesisinde üretilecek ve bu da üretim giderlerinde yüzde 50’lik bir azalma sağlayacak.

Bu hızlı şarj edilen pillere ek olarak Gotion, tamamen katı hal teknolojisine sahip Gemstone pilini de tanıttı. Bu pil, çoğu NCM pilinden yüzde 40 daha yüksek olan, kilogram başına 350 watt-saatlik etkileyici bir enerji yoğunluğuna sahip ve bu, elektrikli araç aralığını ve enerji verimliliğini önemli ölçüde artıracak. Gemstone pilinin 2027 yılında piyasaya sürülmesi planlanıyor ve ticari kullanıma sunulmasının 2030 yılında gerçekleşmesi bekleniyor ve tek şarjla 1.000 kilometre sürüş menzili sunacak.

Gotion High-Tech’in pil teknolojisindeki bu ilerlemeleri, elektrikli araçları tüketiciler için daha çekici hale getirmeye hazırlanıyor. G-Current ve Stellary pillerin hızlı şarj süreleri, geniş menzilleriyle birleştiğinde, EV’nin rahatlığı ve kullanılabilirliğiyle ilgili yaygın endişeleri gideriyor. Ayrıca, alıcılar 7.500 dolarlık federal vergi kredisinden, yakıt ve bakımdan tasarruftan ve karbondioksit emisyonlarını azaltma potansiyelinden yararlanabilirler.

Biden-Harris yönetimi, İki Partili Altyapı Yasası aracılığıyla altyapı için fon sağlayarak elektrikli araç pazarını da destekliyor. Elektrikli araç şarj cihazlarının yaygın olarak bulunmasına yardımcı olmak amacıyla, eyaletlere, yerel yönetimlere, Yerli kabilelere ve diğer kuruluşlara, bu girişimin bir parçası olarak 30 Mayıs’ta 1.3 milyar dolarlık hibeye erişim izni verildi.

Yapay zeka pilotlu askeri jet testleri başarıyla geçti

0

Yapay zeka pilotlu askeri jet, savaş testinde düşman savaşçısını başarıyla önledi. Iowa Üniversitesi ve Lockheed Martin, havadan havaya önleme senaryolarında yapay zekanın kullanımını göstermek için bir araya geldi. Yapay zeka, komuta verildiğinde jetin yönünü, hızını ve yüksekliğini kontrol ederek jeti kontrol ediyordu. Yapay zeka, tam ölçekli bir Aero L-29 Delfín jetini uçurdu.

Yapay zeka pilotlu askeri jet testleri

Aero L-29 Delfin (“Yunus” anlamına gelir), Çekoslovak havacılık üreticisi Aero Vodochody tarafından geliştirilen ve üretilen bir eğitim jeti. Ülkenin ilk yerli olarak tasarlanıp üretilen jet uçağı. Yapay zeka pilotunu standart kafa kafaya dövüşler, yön dışı karşılaşmalar, füze desteği ve füze yenilgisi durumları gibi farklı senaryolarda test etmek için her uçuş için sekiz test vakası gerçekleştirildi.

Lockheed Martin ekibi genel testlerden ve sonuçlardan etkilendi. Simülasyondan gerçek dünyaya “öğrenilmiş davranışların sorunsuz geçişini” gözlemlediler ve yapay zeka ajanının “kasıtlı ve kararlı” hareket ettiğini fark ettiler.

Iowa Teknoloji Enstitüsü’nden OPL profesörü Dr. Tom Schnell: “Bu, yeni uçuş arayüzünün ilk canlı uygulamasıydı; yeni yetenekleri göstermek için ayrı bileşenlerin L-29’a başarılı bir şekilde entegre edildiğini görmek heyecan verici. Sistemin tamamı canlı uçuşta simülasyondan daha iyi performans gösterdi” dedi.

Bu testler, havadan havaya görevler için yapay zeka odaklı özerkliğin hızlı bir şekilde geliştirilmesi ve değerlendirilmesine yönelik daha kapsamlı bir programın parçasıdır. Aynı bağlamda, bu yılın sonuna doğru ek uçuşların da planlanması planlanıyor. Bu gelişme, USAF’ın AI pilotlu bir F16’yı gerçek bir insanla başarıyla karşı karşıya getirdiği haberinin ardından geldi. X-62’nin kokpitinde “arızalara karşı korumalı” bir insan pilotu vardı ancak bunun dışında tamamen yapay zeka tarafından kontrol ediliyordu. Düelloyu yapay zeka pilotu kazandı ama asıl sorun X-62’nin kuralları çiğnemesiydi.

Lockheed Martin, gelecekteki testlerin, saldırı karşı hava ve savaş yönetimi senaryolarına daha fazla uçak dahil ederek karmaşıklığı artırarak bu başarıların üzerine inşa edileceğini açıklıyor. Lockheed Martin aynı zamanda müşterilerimize eyleme geçirilebilir istihbarat ve stratejik üstünlük sağlamak için büyük hacimli verileri işleyerek, birleştirerek ve analiz ederek insan performansını artıran makine öğrenimi çözümleri sağlamayı da amaçlıyor.

Eski OpenAI yöneticisi, yeni bir AI şirketi kurdu!

OpenAI’nin uzun süreli baş bilim insanı olan Sutskever, SSI’yi eski Y Combinator ortağı Daniel Gross ve eski OpenAI mühendisi Daniel Levy ile birlikte kurdu.

Sutskever, OpenAI’deki “süper zeki” AI sistemlerinin yükselişiyle AI güvenliğini geliştirme çabalarının ayrılmaz bir parçasıydı. Bu alanda OpenAI’in Süper Hizalama ekibini birlikte yöneten Jan Leike ile çalıştı. Ancak hem Sutskever hem de Leike, AI güvenliğine yaklaşım konusundaki OpenAI liderliği ile yaşanan dramatik bir anlaşmazlığın ardından Mayıs ayında şirketten ayrıldılar. Leike şu anda rakip AI şirketi Anthropic’te bir ekibi yönetiyor.

Sutskever uzun zamandır AI güvenliğinin daha zorlu yönlerine dikkat çekiyor. 2023’te Leike ile birlikte yazdığı bir blog yazısında, insanlardan daha üstün zekaya sahip AI‘in on yıl içinde gelebileceğini ve geldiğinde mutlaka iyi huylu olmayacağını öngörmüş ve bu nedenle kontrol edilip sınırlandırılma yollarının araştırılmasının gerekliliğini vurgulamıştı.

Açıkça görülüyor ki Sutskever, bu davaya olan bağlılığını hala sürdürüyor. Çarşamba öğleden sonra, Sutskever’in yeni şirketinin kuruluşunu duyuran bir tweet’te şu ifadeler yer aldı: “Yetenekleri mümkün olan en hızlı şekilde ilerletmeyi planlıyoruz ve bu sırada güvenliğimizin her zaman önde olmasını sağlayacağız. Bu şekilde, huzur içinde ölçeklenebiliriz. Tekil odağımız, yönetim yükü veya ürün döngüleri tarafından dikkatimizin dağılmasını engeller ve iş modelimiz, güvenlik, emniyet ve ilerlemenin kısa vadeli ticari baskılardan korunmasını sağlar.”

OpenAI'nın gelirleri

Sutskever, Bloomberg ile yeni şirket hakkında daha detaylı konuştu, ancak finansman durumu veya değerlemesi hakkında konuşmaktan kaçındı.

Daha belirgin olan şey, OpenAI’den farklı olarak (2015’te kar amacı gütmeyen bir kuruluş olarak başlatılmış, ardından hesaplama gücü için gereken büyük miktarda para daha belirgin hale geldiğinde yeniden yapılandırılmıştı) SSI’ın baştan itibaren kar amacı güden bir şirket olarak tasarlanmasıdır. Yapay zeka konusundaki ilgi ve ekibin nitelikleri göz önüne alındığında, yakında büyük miktarda sermaye ile boğulabilir. Gross, Bloomberg’e şunları söyledi: “Karşılaştığımız tüm sorunlar arasında, sermaye artırmak bunlardan biri olmayacak.”

SSI’ın Palo Alto ve Tel Aviv’de ofisleri var ve şu anda teknik yetenekler için işe alım yapıyor.

Nvidia Rekor kırıyor ve dünyanın en değerli şirketi oluyor!

Nvidia, 2024 yılına rekorlar kırarak başladı ve durmak bilmiyor. Hisseleri yüzde 40‘a yakın bir artışla dünyanın en değerli şirketi konumuna yükseldi. Bu yükselişle Microsoft ikinciliğe geriledi.

Yaklaşık iki yıldır devam eden üretken yapay zeka trendi, Nvidia’yı adeta uçurdu. On milyarlarca dolarlık devasa siparişler, yatırımcıların Nvidia hisselerine yoğun ilgi göstermesine neden oldu ve hisseler sürekli artıyor.

Nvidia artık zirvede

Üretken yapay zeka fırtınasının başladığı günden bu yana 11 kat civarında artan Nvidia hisseleri, sadece bu yıl 3 katdeğer kazandı. Son 1 ayda ise yüzde 40 artan hisseler 135 dolar seviyesini aştı. Bu da Nvidia’nın pazar değerini 3.33 trilyon dolara taşıdı.

Dünyanın en değerli şirketi konumundaydı Microsoft‘un değeri ise 3.32 trilyon dolardı. Böylece Nvidia, kıl payı rakibini geçerek tahtından indirdi. Firmanın henüz kayıp yaşaması beklenmiyor.

Microsoft da geride kalmıyor

Ancak Microsoft da yapay zeka tarafına önemli yatırımlar yaptığı için hisseleri yükselişte. Bu bakımdan liderlik, iki firma arasında yıl boyunca gidip gelecek gibi duruyor.

Nvidia’nın bu başarısı, yapay zeka alanındaki öncülüğünü ve güçlü pazar konumunu bir kez daha gösteriyor. Şirketin önümüzdeki dönemde de bu ivmeyi sürdürmesi ve yatırımcılarının ilgisini çekmeye devam etmesi bekleniyor.

Elektrik fiyatları Fransa’da negatife düştü

Azalan talep ve artan yenilenebilir enerji üretiminin bir araya gelmesi, Fransa’da elektrik fiyatlarının düşmesine ve birçok nükleer reaktörün geçici olarak kapatılmasına yol açtı. Bloomberg modeli, 20 Haziran itibariyle perşembeden pazara günlük kullanımın ortalama 6 gigawatt düşeceğini öngörüyor. Şebeke operatörü, güneş ve rüzgar enerjisinin artmasına neden olan olumlu hava koşulları nedeniyle Electricite de France SA’dan (EDF) birden fazla nükleer üniteyi devre dışı bırakmasını talep etti.

Elektrik fiyatları için dinamik fiyatlandırma

Şebeke operatörü, bazı nükleer reaktörlerde EDF operasyonlarının durdurulmasını talep ederek, “Güneşli ve rüzgarlı havalar güneş ve rüzgar üretimini artırdı” dedi. Buna uygun olarak EDF, Golfech 2, Cruas 2 ve Tricastin 1’deki nükleer reaktörleri kapattı ve bu hafta sonu üç reaktörü daha kapatmayı planlıyor. Ayrıca bazı yenilenebilir enerji üreticileri, fiyatların negatif olduğu durumlarda ceza ödememek için üretimlerini düşürmek zorunda kalacak.

Fransa’nın elektriğinin neredeyse üçte ikisi nükleer filosundan geldiğinden, ülkede özellikle hafta sonları giderek daha fazla negatif elektrik fiyatlandırması yaşanıyor. İspanya ve Kuzey ülkeleri gibi diğer bölgelerde de bu sorun yaşanıyor. Temiz enerjiye geçiş iklim hedeflerine ulaşmak için çok önemli olsa da, yeterli pil depolamasının olmaması, talebin düşük ve yenilenebilir üretimin yüksek olduğu zamanlarda reaktörlerin ara sıra kapanmasını gerektiriyor.

Fransa’da gün öncesi elektrik fiyatları, Epex Spot ihalesinde Megawattsaat başına -5,76 Euro’ya düşerek son dört yılın en düşük seviyesine geriledi. Benzer şekilde Almanya’nın kontratı da 7,64 Euro’ya düştü.

Uydu mega takımyıldızları ozonun iyileşmesini geciktiriyor

0

Uydu mega takımyıldızları ozon deliğinin iyileşmesini tehlikeye atabilir. Eski uydular Dünya’nın atmosferine düşüp yandığında, arkalarında Dünya’nın koruyucu ozon tabakasını aşındıran küçük alüminyum oksit parçacıkları bırakıyor. Yeni bir çalışma, bu oksitlerin 2016 ile 2022 arasında 8 kat arttığını ve düşük Dünya yörüngesindeki uyduların sayısı arttıkça birikmeye devam edeceğini ortaya koyuyor.

Uydu mega takımyıldızları araştırması

1987 Montreal Protokolü, ozon tabakasını korumak için ozona zarar veren CFC’leri başarıyla düzenledi, Antarktika üzerindeki ozon deliğini daralttı ve elli yıl içinde toparlanması bekleniyor . Ancak alüminyum oksitlerin beklenmedik büyümesi, önümüzdeki yıllarda ozonun başarı öyküsünün duraklamasına neden olabilir.

Alçak Dünya yörüngesindeki 8.100 nesneden 6.000’i son birkaç yılda fırlatılan Starlink uydularıdır. Küresel internet kapsamına olan talep, küçük iletişim uydu sürülerinin fırlatılmasında hızlı bir artışa neden oluyor. SpaceX, 12.000 Starlink uydusu daha fırlatma izniyle ve 42.000 kadarının da planlanmasıyla bu girişimin öncüsü konumunda. Araştırmanın yazarları, Amazon ve dünya çapındaki diğer şirketlerin de 3.000 ila 13.000 uydu arasında değişen takımyıldızları planladıklarını söyledi.

Alçak Dünya yörüngesindeki İnternet uydularının ömrü yaklaşık beş yıl kadar kısadır. Şirketler daha sonra internet hizmetini sürdürmek, planlı eskime ve plansız kirlilik döngüsünü sürdürmek için yedek uydular fırlatmalı. Alüminyum oksitler , Dünya’yı zararlı UV radyasyonundan koruyan stratosferik ozonu yok eden kimyasal reaksiyonları tetikler . Oksitler ozon molekülleriyle kimyasal olarak reaksiyona girmez, bunun yerine ozon ve klor arasında ozon tabakasını tüketen yıkıcı reaksiyonları tetikliyor. Alüminyum oksitler bu kimyasal reaksiyonlar tarafından tüketilmediğinden , stratosfer boyunca sürüklenirken onlarca yıl boyunca ozon molekülü molekülünü yok etmeye devam edebilir.

Ancak uyduların üst atmosfere düşüp yanmasıyla oluşan kirleticilere henüz çok az dikkat ediliyor . Uydu kirliliğine ilişkin daha önceki çalışmalar büyük ölçüde bir fırlatma aracının uzaya fırlatılmasının roket yakıtının salınması gibi sonuçlarına odaklanmıştı. Yazarlar, Güney Kaliforniya Üniversitesi Viterbi Mühendislik Okulu’ndan bir araştırma ekibi tarafından yapılan yeni çalışmanın, üst atmosferdeki bu uzun ömürlü kirliliğin boyutuna ilişkin ilk gerçekçi tahmin olduğunu söyledi.

Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde astronotik alanında araştırmacı ve yeni çalışmanın ilgili yazarı Joseph Wang, “İnsanlar ancak son yıllarda bunun bir sorun olabileceğini düşünmeye başladı” dedi.

ARM bellek güvenlik mekanizması kırıldı!

0

Araştırmacılar Arm’ın bellek güvenlik mekanizmasını kırdı ve yüzde 95 bypass oranına ulaştı. Arm, 2018 yılında bellek güvenliği ihlallerini tespit etmeyi ve cihazları bellek kusurlarından yararlanan saldırılara karşı güçlendirmeyi amaçlayan Bellek Etiketleme Uzantıları (MTE) adı verilen bir donanım güvenlik özelliğini tanıttı. Arm v8.5-A mimarisine ve sonraki sürümlere eklenmiştir. Ancak son araştırmalar MTE’nin güvenlik vaatlerini yerine getiremeyebileceğini öne sürüyor.

ARM bellek güvenlik mekanizması için beklenmedik etki

MTE, 16 baytlık fiziksel bellek bloklarını 4 bitlik meta veri anahtarlarıyla etiketleyerek çalışır. Bir program, bir işaretçi kullanarak etiketli bir blok içindeki verilere eriştiğinde, donanım, işaretçinin o bellek bloğu için eşleşen anahtarı içerip içermediğini kontrol eder. Uyumsuzluk bir hataya neden olur ve yasaklı bellek alanlarına erişmeye çalışan açıklardan yararlanma olasılığını yakalar.

Teknolojinin, sistem ve veri hırsızlığına yol açabilecek arabellek taşmaları ve serbest kullanım sonrası hataları gibi yaygın C/C++ bellek bozulması hatalarına karşı bir savunma olduğu öne sürüldü. Arm, MTE’nin geliştiricilerin test sırasında bu hataları yakalamasına ve çalışma zamanında saldırıları durdurmasına yardımcı olacağını umuyordu. Ancak Seul Ulusal Üniversitesi, Samsung ve Georgia Tech’ten araştırmacılar, spekülatif yürütme saldırıları kullanılarak MTE’nin yaklaşık yüzde 95’inin dört saniyeden kısa bir sürede atlanabileceğini gösterdi.

“TikTag: Spekülatif Yürütme ile Breaking Arm’s Bellek Etiketleme Uzantısı” adlı makaleleri , spekülatif işlemlerin veri önceden getirilmesini nasıl etkilediğini gözlemleyerek keyfi bellek adresleri için MTE etiketlerini çıkarabilen TIKTAG-v1 ve TIKTAG-v2 olarak adlandırılan iki tekniğin ana hatlarını çiziyor. Spekülatif yürütme, CPU’ların bazı işlemleri önceden gerçekleştirdiği ve gerekmediği takdirde sonuçları attığı bir optimizasyon tekniğidir. Ancak verilere spekülatif olarak erişim, bilgi sızdıran zamanlama yan kanallarının kalmasına neden olabilir.

Araştırmacılar, kavram kanıtlama kodunu kullanarak MTE etiketlerini Android ve Linux çekirdeğindeki Chrome’dan dört saniyeden kısa bir sürede yüzde 95’in üzerinde başarıyla çıkarmayı başardı. Çıkarılan etiketlerin mutlaka doğrudan yararlanmaya olanak sağlamadığını unutmamak önemlidir. Parolalar ve şifreleme anahtarları gibi hassas veriler doğrudan açığa çıkmaz. Ancak saldırganların MTE korumalarını zayıflatmasına olanak tanıyarak MTE’yi daha karmaşık saldırılara karşı daha az etkili hale getiriyor. Makalede araştırmacılar, spekülatif yürütmenin önbellek durumlarını sızdırmasını önlemek için donanımı değiştirmek, spekülasyon bariyeri talimatları eklemek, doldurma talimatları eklemek ve spekülatif erişimi kısıtlamak için korumalı alanı geliştirmek gibi bu güvenlik açıkları için birden fazla çözüm önerdi.

Meta yapay zeka ses içerikleri için AudioSeal’ı duyurdu!

0

Meta, yapay zeka tarafından oluşturulan konuşmaya filigran eklemenin bir yolunu geliştirdi. AudioSeal adı verilen araç, sonunda dolandırıcılık ve yanlış bilgilendirme amacıyla ses klonlama araçlarının artan kullanımıyla mücadeleye yardımcı olabilir.

Meta yapay zeka ses içeriklerine odaklandı

Meta, yapay zeka tarafından oluşturulan içeriğin çevrimiçi olarak tespit edilmesine yardımcı olabilecek, yapay zeka tarafından oluşturulan ses kliplerine filigran olarak bilinen gizli sinyalleri yerleştirebilen bir sistem oluşturdu.  AudioSeal adı verilen araç , örneğin tam bir saat süren bir podcast’in yapay zeka tarafından oluşturulmuş olabileceğini tespit edebilen ilk araç. Meta’da araştırma bilimcisi olan Hady Elsahar, ses klonlama araçlarını kullanarak büyüyen yanlış bilgi ve dolandırıcılık sorununun üstesinden gelmeye yardımcı olabileceğini söylüyor. Kötü niyetli aktörler, Başkan Joe Biden’ın sesli deepfake’lerini oluşturmak için üretken yapay zekayı kullandı ve dolandırıcılar, kurbanlarına şantaj yapmak için deepfake’leri kullandı. Filigranlar teorik olarak sosyal medya şirketlerinin istenmeyen içerikleri tespit etmesine ve kaldırmasına yardımcı olabilir.

Ancak bazı büyük uyarılar var. Meta, filigranları kendi araçları kullanılarak oluşturulan AI tarafından oluşturulan sese uygulama planının henüz olmadığını söylüyor. Ses filigranları henüz geniş çapta benimsenmemiştir ve bunlar için üzerinde anlaşmaya varılmış tek bir endüstri standardı yoktur. Yapay zeka tarafından oluşturulan içeriklere yönelik filigranların, örneğin kaldırılarak veya sahte olarak değiştirilerek  değiştirilmesi kolay.

Elsahar, hızlı algılama ve bir ses dosyasının hangi öğelerinin yapay zeka tarafından oluşturulduğunu belirleme yeteneğinin, sistemi kullanışlı hale getirmede kritik öneme sahip olacağını söylüyor. Ekibin filigranları tespit etmede yüzde 90 ila yüzde 100 arasında bir doğruluk elde ettiğini, bu da sese filigran ekleme konusundaki önceki girişimlerden çok daha iyi sonuçlar elde ettiğini söylüyor.

AudioSeal GitHub’da ücretsiz olarak mevcut. Herkes onu indirebilir ve yapay zeka tarafından oluşturulan ses kliplerine filigran eklemek için kullanabilir. Sonunda yapay zeka ses oluşturma modellerinin üzerine yerleştirilebilir, böylece bunlar kullanılarak oluşturulan herhangi bir konuşmaya otomatik olarak uygulanabilir. Bunu yaratan araştırmacılar, çalışmalarını Temmuz ayında Avusturya’nın Viyana kentinde düzenlenen Uluslararası Makine Öğrenimi Konferansında sunacaklar. 

Uydular deprem tespiti için kullanılabilir mi?

0

Uydular depremlerden haftalar önce erken uyarı işaretlerinin tespit edilmesine yardımcı olabilir. Litosfer ve iyonosferdeki anormallikler günler öncesinden tespit edilebiliyor. Uydular deprem tespiti için anomalilikleri izleyebiliyor.

Ülkemizde Şubat 2023’teki yıkıcı depremin ardından, bir araştırmacı günler, hatta haftalar önce ortaya çıkan bazı ilgi çekici potansiyel uyarı işaretlerini ortaya çıkardı. Eğer bu modeller devam ederse, bu çok daha eski deprem tespit ve uyarı sistemleri için yeni bir dönem anlamına gelebilir.

Uydular deprem tespiti için anomaliliklerde kullanılabilir

Tahran Üniversitesi’nden Dr. Mehdi Akhoondzadeh, 7.8 büyüklüğündeki depremin gerçekleştiği zamana ait uydu verilerini incelemeye karar verdi. Çin’in Zhangheng 1, NASA’nın Aqua ve Aura’sı ve Avrupa Uzay Ajansı’nın Swarm uydu üçlüsü gibi yörünge görevlerinden elde edilen okumaları inceledi. ABD Jeolojik Araştırma Kurumu’nun (USGS) deprem kayıtlarıyla çapraz kontrol yapıldıktan sonra çok ilginç bazı anormallikler ortaya çıktı.

Akhoondzadeh’in Uygulamalı Jeodezi Dergisi’nde yayınlanan makalesine göre, en çarpıcı ipucu aslında büyük ipucundan yaklaşık üç hafta önce yeraltında başladı. Aqua’daki cihazlar, 19 ila 12 gün önce, kabuk ve üst mantonun bir kısmı da dahil olmak üzere gezegenimizin en dış katı kabuğu olan litosferde bir sıcaklık artışı tespit etti. Fakat bu sadece bir başlangıçtı. Birkaç gün içinde, su buharı, metan, ozon, karbon monoksit ve “aerosol optik derinliği” olarak adlandırılan havadaki parçacıklar üzerinde garip okumalar şeklinde başka atmosferik bozukluklar da ortaya çıkmaya başladı. Bu atmosferik belirtiler yaklaşık beş gün sürdü.

Soluduğumuz havanın üzerindeki yüklü parçacıklardan oluşan süper bölge olan iyonosferin partiye katılması en uzun sürdü. Beş gün sonra bazı iyonosferik düzensizlikler ortaya çıktı, ancak elektron yoğunluğu ve sıcaklık sapmaları gibi gerçekten şüphe götürmez işaretler yalnızca 24 saat öncesine kadar fark edilmedi.

Akhoondzadeh, litosferden atmosfere, oradan da iyonosfere doğru ilerlemenin önemli bir ipucu olduğunu düşünüyor. Bu anormalliklerin tamamının, son kırılmadan çok önce, Dünya kabuğunun derinliklerinde gürleyen süreçlerden kaynaklandığı ileri sürülüyor. Erken sismik tehlike işaretlerini sağlayabilecek kapsayıcı bir fenomen olarak “litosfer-atmosfer-iyonosfer eşleşmesi” veya LAIC fikrini öne sürüyor. Elbette bu, şu ana kadar yaşanan tek bir depreme bakıldığında sadece bir hipotezden ibaret. Araştırmacıların, LAIC’in güvenilir bir öncü sistem olarak ortaya çıkıp çıkmadığını görmek için farklı bölgelerdeki çok daha fazla olaydan elde edilen verileri analiz etmesi gerekecek.

Olimpiyat Oyunları için siber güvenlik önlemleri artırıldı

0

2024 Paris Olimpiyat Oyunları öncesinde siber güvenlik önlemleri güçlendirildi. Paris Olimpiyat organizatörleri, oyunlar öncesinde siber güvenliği artırmak ve potansiyel siber saldırılara karşı koruma sağlamak için Cisco ve Eviden’ı görevlendiriyor.

Olimpiyat Oyunları için siber güvenlik tedbirleri

Etkinlik, bilet ödeme bilgileri de dahil olmak üzere çok miktarda veri nedeniyle birincil hedef durumunda. Google’ın sahibi olduğu siber güvenlik firması Mandiant’ın bir raporu , çok sayıda hükümet yetkilisi ve üst düzey karar vericinin katılacağı için casusluk gruplarının bilgi toplamak için 2024 Olimpiyatlarını hedef alma ihtimalinin yüksek olduğu konusunda uyarıyor.

Siber güvenliği sağlamak amacıyla Paris 2024 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları Organizasyon Komitesi, siber güvenlik hizmetleri sağlaması için Cisco’yu görevlendirdi. Londra 2012’den bu yana Olimpiyatlarda ağ ekipmanı sağlayan Cisco’nun rolü, Fransa’daki oyunlara yönelik siber güvenlik altyapı çözümlerini kapsayacak şekilde genişletildi.

Olimpiyat ortağının web sitesinde yer alan bir gönderide, “Cisco’nun çözümleri güvenli, sorunsuz, güvenilir ve işbirliğine dayalı bir ağ oluşturacak ve böylece tüm sporcular, seyirciler ve paydaşlar için yeni ve güçlendirilmiş bir deneyim yaratacak” deniyor.

Cisco’ya göre 2021 Tokyo Oyunları 450 milyon siber saldırıya maruz kaldı ve şirket bu yaz Paris Oyunları’nda bu rakamın sekiz katını bekliyor. Cisco, kimlik ve ağ erişim çözümlerini dağıtacağını, rekabet sitelerindeki yaklaşık 50.000 akredite kişinin internet trafiğini izleyeceğini ve Cisco Talos kolu aracılığıyla görünürlük ve algılamayı kullanacağını söylüyor.

Cisco Fransa’nın Paris 2024 teknik direktörü Eric Greffier: “Paris 2024 Oyunları ile ilgili teknolojik zorluklar, işletmelerin karşılaştığı teknolojik zorluklarla aynı, bu da onu gerçek ölçekli bir BT projesi haline getiriyor” dedi. Atos Grubu işletmesi, tehditleri yapay zeka destekli siber güvenlik tespit ve yanıt platformu AIsaac’ı kullanarak izleyecek.

Paris 2024 Başkanı Tony Estanguet: “Siber güvenlik alanında geniş deneyime sahip Eviden ile çalışmaktan çok memnunuz. Eviden ekipleri, Paris 2024’ün dünyanın sporla ilgili zorluklarının üstesinden gelmesine yardımcı olmak için tehditlerle mücadele etmek için çok sayıda çözüm uygulayacak. dijital çağ ve Olimpiyat ve Paralimpik Oyunlarının teslimini güvence altına almak” dedi.

Fransa’nın siber güvenlik kurumu ANSSI tarafından hazırlanan bir rapor , ülkenin en son spor etkinliği olan 2023 Rugby Dünya Kupası sırasında büyük ölçekli bir siber saldırının tespit edilmediğini tespit etti ancak Olimpiyatların daha cazip bir hedef olabileceği konusunda uyardı.

Nadir toprak metali kullanmayan mıknatıslar motorları değiştirecek!

0

Nadir toprak metalleri içermeyen radikal yeni bir mıknatıs, motorlar tasarımlarını sonsuza kadar değiştirme potansiyeline sahip. Toplumun elektrikli bir dünyaya geçişi için elektrikli araç motorları ve elektrik şebekesi pilleri gibi birçok teknolojinin ön plana çıkması gerekecek. Bu teknolojilerin çoğu, hem para hem de çevresel ve toplumsal bozulma açısından maliyetli olabilecek nadir toprak metallerini gerektiriyor. Nadir toprak metalsiz mıknatıslar ise önemli bir yenilik sağlıyor.

Nadir toprak metalsiz mıknatıslar

Dünyanın fosil yakıtlardan hızlı bir şekilde uzaklaşması gerektiği bir sır değil . İnsanlığın çığır açan yeşil enerji geçişini çevreleyen en büyük endişelerden biri, geleceğe güç sağlayacak elektrik motorlarının ve elektrik pillerinin nadir toprak metallerine ihtiyaç duyması ve bu metalleri elde etmenin hem çevresel hem de toplumsal düzeyde felakete yol açabilmesidir. Bu nedenlerin yanı sıra genel pahalılık ve kıtlık nedeniyle Tesla gibi otomobil üreticileri , büyüyen EV filolarına güç sağlamak için aktif olarak alternatif malzemeler arıyor. Basitçe söylemek gerekirse, insanların yeşil enerji geleceğimiz için alternatif malzemeleri araştırmaya yeterli zamanı yok.

Materials Nexus adlı İngiliz teknoloji şirketi yakın zamanda yapay zeka platformunun yardımıyla nadir toprak metallerini tamamen içermeyen bir mıknatıs geliştirdiklerini duyurdu . İngiltere merkezli şirket, yalnızca üç ay içinde yapay zeka kullanarak nadir toprak metalleri kullanmayan bir mıknatısı başarıyla geliştirdiklerini duyurdu; şirkete göre bu, normalden yaklaşık 200 kat daha hızlı.

Materials Nexus, mıknatısı sentezlemek ve test etmek için Henry Royce Enstitüsü (Birleşik Krallık ulusal enstitüsü) ve Sheffield Üniversitesi ile birlikte çalıştı. Şirket, benzer bir yapay zeka tasarım yaklaşımının, yarı iletkenlerin ve süper iletkenlerin tasarımı da dahil olmak üzere yeşil enerjiye geçişin diğer yönlerinde de devrim yaratabileceğini söyledi. MagNex’in ortaya çıkmasından sadece birkaç gün önce, İngiltere ve Japonya’dan bilim adamları yapay zekayı kullanarak demir bazlı süper iletken bir mıknatısı başarıyla geliştirdi.

Yetenekli yapay zekanın gelişi, iş güvenliğinin neden olduğu endişenin yanı sıra fazlasıyla hak edilmiş şüpheciliği de beraberinde getirirken, yapay zeka özellikle malzeme bilimi alanında devrim niteliğinde olmaya uygun. Yapay zeka, yeşil enerji geçişinin diğer önemli alanlarındaki malzemeleri keşfetmek için halihazırda kullanılıyor ve yapay zekanın iklim değişikliğine karşı mücadelede güçlü bir müttefik olabileceğini gösteriyor.

Steve Jobs yaşasaydı, serveti ne kadar olacaktı?

0

Apple’ın ileri görüşlü kurucu ortağı Steve Jobs , genellikle finansal kazançlarından ziyade durmaksızın yenilik arayışıyla hatırlanıyor. Ancak bugünkü potansiyel net değerini hayal etmek büyüleyici bir egzersiz. Apple ve Disney’deki hisseleri birleştirildiğinde Jobs’un varsayımsal serveti 45.432 milyar dolara ulaşabilirdi. Bu rakam tek başına onun girişimci girişimlerinin muazzam mali etkisinin altını çiziyor.

Steve Jobs serveti: 25 yaşında 100 milyon doları geçmişti

Apple’daki hisselerini hiç satmasaydı, değeri hızla 273 milyar dolara fırlayabilirdi . Bu senaryo, stratejik karar almanın servet birikimi üzerindeki derin etkisini vurgulamakta. Jobs’un Apple hisselerini satıp Pixar’a yatırım yapma kararı , büyük getirisi olan, kurnaz ve ileriyi düşünen bir yatırımcı olarak itibarını güçlendiren bir kumardı.

Astronomik zenginlik potansiyeline rağmen Jobs’un paraya karşı tutumu son derece kayıtsızdı. 1996 yılındaki bir PBS belgeselinde şu meşhur ifadeyi kullandı: “23 yaşımdayken 1 milyon doların üzerinde değerim vardı, 24 yaşımdayken 10 milyon doların üzerinde ve 25 yaşımdayken de 100 milyon doların üzerinde bir servetim vardı ve bu o kadar da önemli değildi” diyor. Zenginliğe dair bu bakış açısı kariyeri boyunca, hatta ciddi mali kayıp dönemlerinde bile tutarlı kaldı.

Jobs’un zenginliğe yönelik minimalist yaklaşımı kişisel hayatına da yayıldı. Walter Isaacson, Jobs’un biyografisinde Palo Alto’daki mütevazı yaşam koşullarını anlatarak Jobs’un lüks yerine normalliği tercih ettiğini vurguladı. Jobs, 1997’den 2011’deki istifasına kadar Apple’dan sembolik yıllık 1 dolarlık maaş aldı. Bu, şirketin yeniden canlanmasına ve büyümesine olan bağlılığının bir kanıtıydı.

Jobs’un Apple’dan aldığı tazminat , 90 milyon dolarlık Gulfstream V uçağı ve seyahat masrafları için önemli miktarda geri ödeme gibi benzersiz ayrıcalıkları da içeriyordu . Bu ikramiyelere rağmen Jobs’un yaşam tarzı nispeten basit kaldı ve gösterişten çok içerik üzerine odaklandı. Pixar ve Disney’den elde ettiği mali kazançlar servetini daha da artırdı ve yıllık milyonlarca temettü sağladı. Steve Jobs’un bugünkü potansiyel net değeri büyüleyici bir rakam olsa da onun mirasını gerçekten tanımlayan şey onun zenginliğe ve yaşama yaklaşımıdır. Jobs, tutku ve amacın finansal motivasyon kadar etkili bir şekilde başarıya yol açabileceğini gösterdi.

Elon Musk cinsel taciz davasıyla gündemde!

0

Sekiz eski SpaceX mühendisinden oluşan bir grup, Los Angeles’taki (Amerika Birleşik Devletleri) bir eyalet mahkemesinde, havacılık şirketi ve CEO’su Elon Musk’u kadın çalışanlarına karşı cinsel taciz ve cinsiyet ayrımcılığıyla suçlayan bir dava açtı.

Elon Musk cinsel taciz iddialarına henüz yanıt vermedi

Buna ek olarak, Musk tarafından teşvik edildiği iddia edilen “yaygın cinsiyetçi kültürü” kınadıktan sonra şirket tarafından misillemeye maruz kaldıklarını ve bunun ardından 2022’de Kaliforniya yasalarını ihlal ederek işten çıkarıldıklarını iddia ediyorlar, bugün ABD medyasının bildirdiği davayı ayrıntılarıyla anlatıyorlar.

Dört erkek ve dört kadın tarafından açılan davada, CEO’nun çalışanlarına yönelik cinsel fotoğraflar ve aşağılayıcı yorumlar yayınladığı iddia ediliyor. Metinde: “Bu eylemler, işyerindeki duygusal huzurunu bozmak amacıyla davacıların rahatsız edilmesi, sıkıntıya neden olması ve refahlarına izinsiz girilmesi gibi öngörülebilir sonuçlara yol açtı.” ifadesi yer alıyor.

Bundan sonra, şikayetlerinin birkaç kez göz ardı edildiği iddia edilen şirketin kadın mühendislerinin “rutin olarak” maruz kaldığı iddia edilen cinsel taciz ve ayrımcılık olayları nedeniyle Musk’ın “utanç verici” yönetimi hakkındaki endişelerini ifade eden bir mektup yazmaya karar verdiler. Benzer şekilde, sekiz eski çalışana göre, şirketin geri kalan yöneticilerini, CEO’nun o sırada sosyal ağlarında yaptığı diğer cinsiyetçi yorumları reddetmeye çağırmışlar ama başarısız olmuşlardır.

Eski çalışanlar, miktarı belirtilmeyen parasal tazminat ve SpaceX’in bu “yasadışı” işten çıkarma formülüne devam etmesini yasaklayan bir emir talep ediyor. SpaceX ise, yazdıkları mektubun zarar verici olduğunu ve eski çalışanların şirket politikalarını ihlal etmeleri nedeniyle yasal olarak işten çıkarıldıklarını temin ederek bu eyleme katıldığını reddetti.

iOS 18 ne zaman yayınlanacak?

0

Apple Event 2024, iOS 18 ve markanın yapay zeka aracına verilen isim olan Apple Intelligence’ın ayrıntılarının açıklandığı Dünya Geliştiriciler Konferansı’nın (WWDC) 35. edisyonunun bir parçası olarak düzenlendi.

Geri sayım başladı! iOS 18 ne zaman yayınlanacak?

Aylarca süren söylentilerin ardından nihayet iPhone işletim sisteminin yeni sürümü hakkında resmi bilgi geldi. Beklentinin, özellikle yapay zekanın dahil edilmesiyle teknolojide devrim yaratacağı yönünde. iOS 18’in beta sürümünün, geliştiricilerin testlere başlayabileceği 10 Haziran Pazartesi gününden itibaren başlaması planlanıyordu. Ancak halka açık beta sürümü Temmuz ayına kadar kullanılamayacak. Test sürümleri yüklenirken ortaya çıkabilecek olası uyumsuzluk sorunları göz önüne alındığında sabırlı olmak ve resmi lansmanın yapılacağı Eylül 2024’e kadar beklemek en doğrusu.

iOS 18’in yeni özellikleri Apple Event 2024’te duyuruldu. iOS 18’in özellikleri çevrimiçi ortamda iyi karşılandı; en büyük değişikliklerden biri ana ekranın özelleştirilmesi oldu. Ayrıca tüm uygulamalar için, duvar kağıdına özelleştirilebilir bir renk tonu ekleme seçeneği sunan yeni bir karanlık mod da mevcut. Simgeler de özelleştirilebiliyor. Yeni yazılımın bir diğer özelliği de mesajların programlanabilmesi, bu da telefonlarına hatırlatıcı ayarlaması gereken kişilere yardımcı olma konusunda faydalı olabiliyor.

Gizlilik koruması Apple cihazları için her zaman önemli olmuştur ve bu kez yeni iOS 18 sürümüne sahip iPhone, telefonun yanı sıra uygulamaları da kilitleyebilen Face ID özelliğine sahip olacak. Ayrıca uygulamalar, yalnızca sahibinin erişebilmesi için gizli bir klasörde saklanabiliyor.

Bu güncellemelere Siri için bir güncelleme de eşlik edecek; bu güncelleme, yalnızca ona sorarak uygulamalara gitmenize yardımcı olacak yapay zekanın eklenmesiyle gelişecek.

Hidrojen yakıt hücreli bisikletler yeni ulaşım aracı olacak!

0

Bugün satılan e-bisikletlerin çoğuna pil paketleri güç verirken, bazıları hidrojen yakıt hücrelerinin olanaklarını araştırıyor. İsviçreli teknoloji girişimi HydroRide Europe AG, yalnızca yakıt hücresiyle çalışan bisikletler sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda kullanıcıların hidrojen depolarını hızlı bir şekilde doldurmalarına olanak tanıyan kompakt bir dolum istasyonu sağlayarak sürdürülebilir kentsel ulaşım için benzersiz bir çözüm sunuyor.

Hidrojen yakıt hücreli bisikletler: HydroRide Europe AG

Kaide destekli bisikletler hem işe gidip gelme hem de eğlence amaçlı kullanım için giderek daha popüler hale geliyor ve bu durum dünya çapındaki e-bisiklet pazarını 2030 yılına kadar yaklaşık 120 milyar dolara çıkaracak. Bu bisikletler kıdemli sürücülere yeni fırsatlar sunuyor ve sürüş için gereken çabayı azaltıyor. Lityum-iyon pillerin yeniden şarj edilmesi çok fazla kesinti gerektirdiğinden, piyasadaki bisikletlerin çoğu artık bunları kullanıyor.

HydroRide Europe AG, şehir bisikletleri için hızlı yeniden doldurma seçenekleri sunarak e-bisikletçileri hidrojen yakıt hücrelerine çekmeyi umuyor. Şirketin küçük hidrojen jeneratörü, yaklaşık beş ila altı saat içinde 200 mililitre arıtılmış sudan 20 gram hidrojen üretebiliyor. Dikkat çekici bir şekilde, bu yeniden doldurma istasyonu, şebeke gücüne ihtiyaç duymadan güneş enerjisi kullanarak şebekeden yeşil hidrojen üretebilir; yine de spesifik operasyonel ve verimlilik rakamları verilmemekte.

Üretilen hidrojen, 25 cm’lik (9,8 inç) şişe şeklindeki bir kapta 1 MPa’lık bir iç basınçta tutulur. Bu konteyner, 60 km’ye (37 mil) kadar menzil sağlamak için yerleşik 180 W’lık bir yakıt hücresine güç sağlar ve HydroRide’ın HYRYD bisikletlerinin şasisine sığar. Tükenmiş bir konteynerin yenisiyle değiştirilmesi yalnızca 3 ila 10 saniye sürer, dolayısıyla kesinti süresi minimum düzeyde olur.

HydroRide’ın ürün serisi bir spor modeli, alçak adımlı bir banliyö bisikleti ve 19,5 kg’lık (43 lb) küçük bir katlanır şehir bisikletinden oluşur. Her modelde güvenli durma için güvenilir disk frenleme ve 23 km/saat hıza kadar pedal yardımı için arka göbek motoru bulunuyor. HydroRide, filo operatörleri için Gogoro’nun pil değiştirme istasyonlarına benzer bir konteyner değiştirme istasyonu oluşturuyor; ancak belirli spesifikasyonlar açıklanmamış. Bu istasyonlarda sürücüler boş hidrojen kaplarını güneş enerjisiyle doldurulacak “şarjlı” kaplarla değiştirebiliyorlar.

Nvidia dünyanın en değerli şirketi oldu!

Nvidia artık dünyanın en değerli şirketi. Çünkü üst düzey çiplerinin satışını körükleyen üretken yapay zeka çılgınlığı sona erecek gibi görünmüyor.

Nvidia dünyanın en değerli şirketi unvanını aldı

Çip üreticisi, Apple’ı geçerek ikinci sırayı aldıktan birkaç hafta sonra Microsoft’u geride bırakarak en üst sıraya yerleşti. Nvidia’nın hisse fiyatı son 18 ayda hızla yükseldi. Ocak 2023’te 15 doların altındaydı ve şu anda 135 dolar seviyesinde, bu da şirketin değerini 3,34 trilyon dolar yapıyor.

Şirket, bu dönemde teknoloji endüstrisini kasıp kavuran üretken yapay zeka dalgasını başarıyla atlattı çünkü her yapay zeka şirketinin ihtiyaç duyduğu temel yapı taşlarını, yani yapay zeka modellerini oluşturmak ve çalıştırmak için ihtiyaç duydukları son derece güçlü GPU’ları sağlıyor.

Altına hücumda en çok parayı kazananlar kazma ve kürek satıcıları oluyor. Yapay zeka hücumunda bunun karşılığı, Nvidia tarafından sağlanan yüksek performanslı çipler ve bunların etrafındaki altyapı. Nvidia, en son kazanç açıklamasında büyük teknoloji şirketlerinin büyük dil modellerinin (LLM) eğitimi ve çalıştırılması için yaptığı yatırımın ölçeği hakkında bazı fikirler verdi.

OpenAI ve Anthropic’ten DeepMind ve Meta’ya kadar büyük AI oyuncularının tümü Nvidia’yı temel alıyor. Örneğin Tesla’nın eğitim yapay zeka kümesini genişletmesi 35.000 H100 GPU içerirken Meta, en son LLM’si olan Llama 3’ü 24.000 H100 GPU kümesi üzerinde eğitti. Bu GPU’ların fiyatları farklılık gösterse de, her biri kolayca onbinlerce dolara ulaşabiliyor; bu da Nvidia hisselerinin neden bu kadar yükseldiğini açıklamanın uzun bir yolu.

Nvidia, Meta ve Tesla tarafından oluşturulanlara benzer kümelerin, ‘ Yapay zeka fabrikaları ‘ olarak tanımladığı, “verinin girip zekanın çıktığı” yeni nesil veri merkezlerinin örnekleri olduğunu söyledi. Mali yılın ilk çeyreğinde Nvidia, boyutları yüzlerce ila onbinlerce GPU arasında değişen ve hatta bazılarının ölçeği 100.000 GPU’ya ulaşan yapay zeka fabrikaları kuran 100’den fazla müşteriyle çalıştığını açıkladı. Ancak belki de Nvidia’nın hisse fiyatındaki sürekli büyümeyi körükleyen şey, yapay zekanın etkisinin daha yeni başladığı inancı.

Şu anda yapay zeka harcamalarının çoğu hiper ölçekleyiciler ve teknoloji şirketlerinin kendisiyle sınırlı ancak ufukta başka büyük pazarlar da var. Kuruluşlar, kendi geniş (ve çoğu zaman göz ardı edilen) kurumsal veri depolarını oluşturmak için yapay zeka yetenekleri geliştirmeye başlamak isteyeceklerdir. Nvidia aynı zamanda ulusların kendi altyapıları ve verileri üzerine kurulu kendi yerel yapay zeka tekliflerini oluşturmaya başlayacağı ‘egemen yapay zekanın’ yükselişini de öngörüyor. Çip şirketi, egemen yapay zekanın tek başına bu yıl tek haneli milyarlarca yüksek bir iş hacmine ulaşmasını bekliyor ve bazı büyük endüstri oyuncuları şimdiden bu fikirden para kazanmaya başladı.