Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 592

Apple, ChatGPT entegrasyonu için OpenAI’a para ödemiyor!

Apple, yıllık geliştiricilere yönelik WWDC konferansında büyük bir duyuru yaparak OpenAI’ın ChatGPT yapay zeka modelini iPhone, iPad ve Mac işletim sistemlerine entegre edeceğini duyurdu. Ancak bu işbirliği finansal anlamda sıradışı bir yapıda gerçekleşiyor; Apple, OpenAI’a doğrudan para ödemeyecek.

Bloomberg tarafından yayımlanan bir rapora göre, Apple ve OpenAI arasındaki işbirliği tamamen “itibar” odaklı. Apple, ChatGPT sayesinde teknolojisini milyonlarca kullanıcının hizmetine sunarak OpenAI’a büyük bir tanınırlık kazandırıyor. Bununla birlikte, herhangi bir nakit ödemesi yapılmıyor.

Anlaşmanın detaylarına göre, Apple, ChatGPT’yi iOS 18, iPadOS 18 ve macOS Sequoia’daki yapay zeka yeteneklerini güçlendirmek için kullanacak. Örneğin, Siri gibi hizmetler, ChatGPT’yi daha karmaşık istekleri işlemek için kullanabilecek. Ayrıca Apple’ın platformlarında yazma araçları da ChatGPT’yi kullanarak metin üretimi, özetleme ve farklı tonlarda metinler oluşturma gibi yeteneklere sahip olacak.

Kullanıcılar, bu yeniliklerden yararlanmak için ek bir hesap açma zorunluluğu olmadan ChatGPT’yi kullanabilecekler. Ancak ek özellikler ve daha gelişmiş yetenekler için aylık abonelik ücreti olan ChatGPT Plus’a geçiş yapabilecekler. Bu abonelikten elde edilecek gelir, OpenAI ve Apple arasında paylaşılacak.

Apple’ın bu tür işbirliklerini genişletmeye yönelik planları da mevcut; firma, Anthropic ve Google gibi diğer yapay zeka şirketleriyle de görüşmeler yapıyor. Gelecekte, benzer gelit paylaşımı anlaşmalarıyla bu şirketlerin ürünlerini ve çözümlerini entegre etmeyi planlıyor.

Sonuç olarak, Apple ve OpenAI arasındaki işbirliği sadece teknolojik entegrasyonlarla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda yapay zeka alanındaki büyüme ve yenilikleri teşvik etmeyi hedefliyor. Bu işbirliği, her iki şirket için de stratejik önem taşıyor ve yapay zeka teknolojilerinin kullanıcılar arasında daha geniş bir kabul görmesine katkıda bulunuyor.

Galaxy Z Fold 6 fiyatı belli oldu: pahalı mı, yoksa değer mi?

Samsung’un merakla beklenen yeni katlanabilir telefonu Galaxy Z Fold 6, ABD pazarında yüksek fiyatıyla dikkat çekecek. 1900 dolar ile başlayacak olan fiyatlar, 256 GB versiyon için 2020 dolar ve 512 GB versiyon için 2260 doları bulacak. Bu fiyatlar, önceki model Galaxy Z Fold 5‘e kıyasla yaklaşık olarak 100 dolarlık bir artışı temsil ediyor.

Galaxy Z Fold 6, tasarımında önemli yeniliklere sahip olacak. Daha kare ve sert köşelere sahip olan telefon, hem estetik hem de dayanıklılık açısından önceki modellerden farklılık gösterecek. Qualcomm’un güçlü işlemcisi Snapdragon 8 Gen 3 ile donatılan telefon, kullanıcılarına yüksek performans sunmayı hedefliyor. Ayrıca 239 gramağırlığıyla, selefinden 14 gram daha hafif olması bekleniyor, bu da kullanım kolaylığı açısından önemli bir avantaj sağlayabilir.

Kamera özellikleri açısından Galaxy Z Fold 6, kullanıcıların beklentilerini karşılayacak bir yapıya sahip. 50 MP ana kamera10 MP 3x zumlu telefoto kamera ve 12 MP ultra geniş kamera ile fotoğraf tutkunlarına geniş bir yelpaze sunacak. Ön tarafta ise 4 MP ekran altı ve 10 MP selfie kamerası bulunacak.

Samsung, Galaxy Z Fold 6‘yı Lacivert, Gümüş Gölge ve Pembe renk seçenekleriyle tüketicilerin beğenisine sunacak. Bu renk seçenekleri, kullanıcıların telefonlarını kişiselleştirmelerine olanak tanıyacak.

Galaxy Z Fold 6‘nın özellikleri ve fiyatlandırması, Samsung’un katlanabilir telefon teknolojisindeki en son ve en iddialı adımını temsil ediyor. Tüketiciler, bu yeni modelin piyasaya sürülmesiyle birlikte daha geniş ekran deneyimi ve güçlü performansı bir arada bulabilecekler.

Tesla hissedarları Elon Musk’a dava açıyor!

Tesla hissedarları tarafından açılan dava, Musk’ın xAI’yi kurma kararına yönelik en doğrudan meydan okumalardan biri; Tesla üzerinde daha fazla oy kontrolü elde etmedikçe yapay zeka geliştirme çalışmalarını şirket dışında yürüteceği tehdidinin hemen ardından geldi.

Dava ayrıca Tesla’nın, hissedarların muhtemelen bu yılın başında bir yargıç tarafından düşürülen 56 milyar dolarlık tazminat paketini yeniden onaylamak için oy kullanacakları yıllık toplantısına ev sahipliği yapmasının planlanmasından sadece birkaç saat önce açıldı.

Musk uzun zamandır Tesla’nın gerçek değerinin sadece elektrikli araç üreticisi değil, aynı zamanda bir yapay zeka şirketi olması olduğunu iddia ediyordu. Bu iddia, Tesla’nın hisselerinin bir teknoloji şirketi kadar yüksek fiyatlı olmasının ve dört büyük otomobil üreticisinin toplamından daha değerli olmasının nedenlerinden biri.

Bu yeni şikayet Perşembe günü, Tesla adına Delaware Chancery Court’taki Cleveland Bakers ve Teamsters Emeklilik Fonu, Daniel Hazen ve Michael Giampietro tarafından sunuldu. Raporda, Musk ve Tesla’nın yönetim kurulu üyelerinin, hissedarlara karşı vekalet görevlerini ihlal ettikleri ve CEO’nun rakip bir şirket kurmasına izin vererek Musk’ı haksız yere zenginleştirdikleri iddia ediliyor.

Davadaki davacılar ayrıca Musk’ın xAI’ı yaratıp yöneterek Tesla’nın iş etiği kurallarını ihlal ettiğini ve yönetim kurulunun Musk‘ın bu kuralları hiçbir engele maruz kalmadan ihlal etmeye devam etmesine izin verdiğini söylüyor. Mahkemeden Musk’ı xAI’deki hissesinden vazgeçmeye ve bunu şirketlerine devretmeye zorlamasını istiyorlar. 

Şikayette, “Delaware’de halka açık büyük bir şirketin CEO’sunun – yönetim kurulunun açık onayıyla – rakip bir şirket kurabileceği; ardından yetenek ve kaynakları kendi şirketinden startup’a yönlendirebileceği fikri mantıksız.” diyor. Musk’ın eylemlerini, Coca-Cola CEO’sunun rakip bir alkolsüz içecek şirketi kurması ve ona malzeme göndermesi gibi varsayımsal bir durumla karşılaştırıyor.

Elon Musk'

Musk, xAI’ı 2023’te başlattı ve yakın zamanda OpenAI, Microsoft ve Alphabet gibi rakiplerle rekabet etmeyi amaçlayan girişim için 6 milyar dolar fon topladı.

Davacılar, kısa bir süre sonra Tesla’nın yetenekleri ve kaynakları şirketten xAI’e yönlendirmeye başladığını belirtiyor. Dava, en az 11 çalışanın doğrudan Tesla’dan xAI’a katıldığını söylüyor ve Tesla’nın AI ile ilgili verilere xAI erişimini nasıl sağladığına işaret ediyor. 

Davacılar ayrıca CNBC’nin, Musk’ın Tesla için ayrılmış büyük miktarda yapay zeka işlemcisi sevkiyatını Nvidia’dan, daha önce Twitter olarak bilinen sosyal medya şirketi X’e yönlendirdiğini bildirdiğine de işaret ediyor. Musk, birkaç hafta önce X’te şirketin bu yıl “eğitim ve yapay zekanın birleşimine” 10 milyar dolar harcayacağını paylaşmıştı ve ayrıca Tesla’nın “yapay zeka ve robot biliminde lider” haline gelmesine yardımcı olmak için Nvidia’nın pahalı çiplerine ihtiyaç duyulacağını da söylemişti.

Musk, şirketin Teksas’taki yeni veri merkezinin hâlâ yapım aşamasında olduğunu ve bunları saklayacak yeri olmadığını iddia ederek çipleri X’e yönlendirdiğini itiraf etti.

Bu haftanın başlarında diğer Tesla hissedarları Musk’a karşı ayrı bir dava açtılar ve onun içeriden alınan bilgileri kullanarak otomobil üreticisinin hisselerini 2021 ve 2022’de satarak milyarlarca dolar kazandığını iddia ettiler.

Japonya, Google ve Apple’a darbe vurdu!

Japonya parlamentosu, Google ve Apple gibi teknoloji devlerinin akıllı telefon uygulama mağazalarındaki tekelleşmesini kırmak amacıyla önemli adımlar attı. Yeni yasa, bu şirketlerin üçüncü taraf uygulama ve hizmetlerin satışını ve çalıştırılmasını kısıtlamasını yasaklıyor. Bu değişiklik, pazarda rekabeti artırmayı ve daha küçük rakiplerin de büyüme fırsatı bulmasını sağlamayı hedefliyor.

Kabul edilen yasaya göre, Apple’ın iOS ve Google’ın Android işletim sistemleriyle çalışan akıllı telefonlarda, bu şirketlerin kendi platformlarıyla doğrudan rekabet eden uygulama ve hizmetlerin satışı engellenemeyecek. Örneğin, Apple App Store veya Google Play Store‘da bulunan bir uygulamanın, bu platformların sunduğu hizmetlerle rekabet edebilmesi ve kullanıcılara daha fazla seçenek sunabilmesi mümkün olacak.

Ayrıca, yasa teknoloji devlerinin internet arama sonuçlarında kendi hizmetlerine öncelik vermesini de yasaklayarak adil rekabeti teşvik etmeyi amaçlıyor. Bu düzenleme ile birlikte, kullanıcıların daha çeşitli hizmetlere erişimi sağlanarak inovasyonun teşviki amaçlanıyor.

Yeni yasaya göre ihlaller sonucunda ciddi cezalar öngörülüyor. Bir şirketin yurt içi gelirinin yüzde 20’sine kadar ceza kesilebilecek ve ihlaller devam ederse bu oran yüzde 30’a kadar çıkabilecek. Bu cezaların amacı, kurallara uygunluğu sağlamak ve rekabeti korumak olarak belirtiliyor.

2025 yılı sonunda yürürlüğe girmesi planlanan bu yasa, Avrupa Birliği’nin benzer bir düzenlemeyi Mart ayında uygulamaya koymasının ardından geliyor. Japonya’nın aldığı bu adım, küresel düzeyde teknoloji devlerinin piyasada hakimiyetini sınırlamaya yönelik artan bir eğilimi yansıtıyor.

Teknoloji devlerinin artan düzenleme baskısı altında, önümüzdeki dönemde benzer adımların diğer ülkelerde de gündeme gelebileceği öngörülüyor. Japonya’nın bu yasa değişikliği, teknoloji sektöründe rekabetin artmasını ve tüketicilere daha geniş seçenekler sunulmasını teşvik ederek, dijital ekonomide adalet ve inovasyonun önemini vurguluyor.

OpenAI’nın gelirleri hızla artıyor: yıllık gelir 3,4 milyar ulaştı!

Yapay zeka alanında önde gelen teknoloji şirketi OpenAI, son raporlara göre gelirlerini hızla artırmayı başardı. CEO Sam Altman tarafından yapılan açıklamalara göre, OpenAI’ın yıllık geliri 3,4 milyar dolar seviyesine yükselmiş durumda. Bu rakam, bir önceki yıl olan 2022‘de 1 milyar dolar‘ın üzerindeyken, 2023‘te ise 1,6 milyar dolar‘a çıkmış.

OpenAI, gelirlerinin büyük bir kısmını ürün ve hizmetlerinden elde ediyor. Özellikle ChatGPT‘nin Plus sürümü gibi ücretli hizmetlerin önemli bir katkısı bulunuyor. Ayrıca firma, geliştiricilere büyük dil modellerini uygulama ve hizmetlerinde kullanma imkanı sunarak gelirlerini çeşitlendiriyor. Microsoft Azure aracılığıyla yapay zeka modellerine erişim sağlayarak yaklaşık 200 milyon dolar gelir elde etmeyi hedefleyen OpenAI, Microsoft‘un destekleriyle bu alandaki faaliyetlerini genişletiyor.

OpenAI'nın gelirleri

Son dönemde Apple ile bir işbirliği anlaşması da yapan OpenAI, ChatGPT’nin Apple’ın iPhoneiPad ve Mac‘lerinde doğrudan kullanılmasını sağlıyor. Bu ortaklık, OpenAI’ın ürünlerinin daha geniş kullanıcı kitlesine ulaşmasına olanak tanıyor.

OpenAI ayrıca, GPT-5 gibi yeni ve gelişmiş yapay zeka modelleri üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Şirketin bu yeni nesil modelle ilgili detayları henüz tam olarak açıklamadığı belirtiliyor ancak gelişim sürecinin devam ettiği biliniyor.

OpenAI, yapay zeka alanındaki faaliyetlerini genişleterek ve büyüyerek gelirlerini önemli ölçüde artırmaya devam ediyor. Yüksek teknolojiye dayalı ürün ve hizmetlerle sektördeki konumunu güçlendiren firma, gelecekteki büyüme hedeflerini de net bir şekilde belirlemiş durumda.

YouTube’da reklam engelleme devri bitiyor!

YouTube, reklam engelleme araçlarına karşı verdiği mücadelede önemli bir adım atıyor. Ortaya çıkan bilgilere göre, YouTube reklamların doğrudan video akışına eklendiği sunucu tabanlı reklam enjeksiyonunu test etmeye başladı. Bu yeni yöntem, reklamların engellenmesini neredeyse imkansız hale getiriyor.

YouTube, uzun süredir reklam engelleyicilere karşı savaş halinde ve görünüşe göre bu savaşın kazananı olma yolunda ilerliyor. Sunucu tabanlı reklam enjeksiyonu, reklamların video içeriğinin bir parçası olarak cihazlara aktarılmasını sağlıyor. Bu, geleneksel reklam engelleyicilerin artık reklamları ayırt edip engelleyemeyeceği anlamına geliyor.

SponsorBlock adlı, videolardaki sponsorlu reklam bölümlerini atlamak için kullanılan bir uzantı, YouTube’un bu yeni yöntemi denediğini bildirdi. Sunucu tabanlı reklam enjeksiyonu, kullanıcıların cihazlarına gönderilen videoların içerisine reklamların doğrudan entegre edilmesiyle çalışıyor. Böylece reklamlar, videodan ayrı olarak sunulmadığından, engellenmesi neredeyse imkansız hale geliyor.

Bu yeni yöntem, özellikle mobil cihazlarda popüler olan üçüncü taraf istemcileri hedef alıyor ve kullanıcıları YouTube Premium’a abone olmaya teşvik etmeyi amaçlıyor. Şu an için bu değişiklik test aşamasında ve henüz genel kullanıma sunulmuş değil. Ancak, testlerin başarılı olması durumunda, bu yeniliğin tüm platformda uygulanması bekleniyor.

YouTube’un bu hamlesi, reklam engelleyicilerin işlevselliğini ciddi ölçüde azaltarak, kullanıcıları Premium aboneliğe yönlendirebilir. Reklam engelleyici araçlar, reklamları tespit edip engellemek için yeni yöntemler geliştirmek zorunda kalacak veya kullanıcılar reklamsız bir deneyim için Premium abonelik satın almak durumunda olacaklar.

YouTube’un reklam engelleyicilere karşı başlattığı bu yeni savaş, platformun reklam gelirlerini koruma ve artırma stratejilerinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Kullanıcılar, bu değişikliklerin platformda uygulanıp uygulanmayacağını ve reklam engelleyicilerin bu duruma nasıl yanıt vereceğini merakla bekliyor.

Elon Musk’ın 56 milyar dolarlık devasa ödeme paketi onaylandı, ama mücadele devam ediyor

Tesla hissedarları, CEO Elon Musk’ın 56 milyar dolarlık ödeme paketini ve Tesla’nın merkezinin Teksas’a taşınmasını büyük bir çoğunlukla onayladı. Musk, X hesabından yaptığı açıklamada, oy kullanan hissedarlara teşekkür etti ve desteğin kendisi için çok önemli olduğunu belirtti.

Tesla hissedarları, Elon Musk’ın 2018’de belirlenen ödeme paketini yeniden onayladı. Bu onay, Musk’ın dev maaşını hemen alacağı anlamına gelmiyor, ancak yatırımcıların geniş desteğine sahip olduğuna dair güçlü bir sinyal veriyor. 2018 yılında anlaşmaya varılan bu paket, Tesla’nın piyasa değeri, gelir ve kârlılık hedeflerine ulaşması şartıyla Musk’a ödenecekti. Musk, hedeflerin tümüne ulaştığını ve bu nedenle ödeme paketini hak ettiğini savunuyor.

Hukuki süreç halen devam ediyor

Her ne kadar hissedarlar Musk’ın ödeme paketini onaylamış olsa da süreç henüz tamamlanmış değil. Bu yılın başlarında Delaware yargıcı56 milyar dolarlık paketin adil olmayan bir süreçle belirlendiğini öne sürerek anlaşmayı geçersiz kılmıştı. Musk, bu kararı bozmak için uzun bir yasal mücadele vermeye devam edecek ve potansiyel olarak son oylamayla ilgili yeni davalarla uğraşmak zorunda kalacak.

Hissedarlar ayrıca Tesla’nın yasal merkezinin Delaware’den Teksas’a taşınmasını ve Kimbal Musk ile James Murdoch’ın yönetim kurulu üyeliklerinin devam etmesini de onayladı. Musk’ın paylaşımının ardından Teksas Valisi Greg Abbott, “Ne kişisel ne de kurumsal gelir vergisi olan bir eyalete hoş geldiniz,” açıklamasını yaptı.

Elon Musk, geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamalarda, ödeme paketinin onaylanmaması durumunda odağını Tesla dışındaki robotik ve yapay zeka gibi alanlara kaydıracağını söyleyerek açık bir tehditte bulunmuştu. Tesla yönetim kurulu ise Musk’ın bu dev ödeme paketini hak ettiğini ve onun liderliğinde şirketin büyük başarılara imza attığını ifade etmişti.

Resmi sonuçlar bekleniyor

Musk, oylamanın onaylandığını duyursa da resmi sonuçların bugün içinde açıklanması bekleniyor. Hissedarların yıllık toplantının başlangıcına kadar oylarını değiştirme hakları bulunuyor, ancak önemli bir sürpriz beklenmiyor.

Elon Musk, bu dev ödeme paketi onaylandığı takdirde Tesla’nın gelecekteki başarılarına odaklanmaya devam edeceğini ve şirketin büyüme hedeflerine ulaşmasında kritik bir rol oynayacağını belirtiyor.

Apple’dan yeni yapay zeka: mükemmel ama kusursuz değil!

Apple, uzun zamandır üzerinde çalıştığı yapay zeka platformu Apple Intelligence‘ı WWDC 2024’te nihayet tanıttı. Mesaj ve mailleri özetleme, özel emojiler oluşturma ve gelişmiş Siri yetenekleri gibi etkileyici özelliklerle öne çıkan bu yenilik, yapay zekanın günlük hayatımıza entegrasyonunda önemli bir adım olarak görülüyor.

WWDC 2024’de tanıralan Ancak Apple CEO’su Tim Cook, şirketin yapay zekasının kusursuz olmadığını da açıkça itiraf etti. The Washington Post’a verdiği röportajda Cook, Apple Intelligence’ın test edildiğini ve kullanıma hazır hale getirilmesi için büyük çaba sarf edildiğini vurguladı. Fakat yapay zekanın doğası gereği hata yapma ihtimalinin her zaman var olduğunu da ekledi:

“Yüzde 100 olduğunu iddia edemem… Teknolojinin kullanıma hazır olup olmadığı konusunda derinlemesine düşünmek de dahil olmak üzere, elimizden gelen her şeyi yaptığımızı düşünüyorum. Bu yüzden çok kaliteliolacağına eminim. Ancak dürüst olmak gerekirse bunun %100’ün altında olduğunu söyleyebilirim. Yüzde 100 olduğunu asla iddia edemem.”

Bu sözler, yapay zekanın geliştirme aşamasında olduğunu ve zamanla daha da iyileştirileceğini gösteriyor. Nitekim,büyük dil modellerinin karmaşıklığı ve veriye bağımlılığı göz önüne alındığında, şu anda %100 hatasızlık beklemek gerçekçi değil.

Öte yandan, şirket Intelligence’ın bazı hatalara yol açması kaçınılmaz olsa da, kullanıcılar için yine de oldukça faydalıbir araç olması bekleniyor. Özellikle üretken yapay zeka alanındaki gelişmeler, Siri’nin daha da akıllı hale gelmesine ve kullanıcılara daha kişiselleştirilmiş deneyimler sunmasına imkan tanıyacak.

Sonuç olarak, Apple Intelligence, yapay zekanın günlük hayatımızdaki rolünü önemli ölçüde genişletme potansiyeline sahip. Apple’ın bu alandaki çalışmaları takdire şayan olsa da, yapay zekanın kusursuz olmadığını ve her zaman gelişmeye açık olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Waymo, kazanın ardından yazılım ve haritalamasını geri çağırıyor!

Waymo, filosundaki sürücüsüz özellikli araçların toplam sayısı olan 672 araca yönelik bir yazılım güncellemesini tamamladıktan sonra geri çağırma işlemini Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi’ne (NHTSA) yapıyor.

Güncelleme, telefon direğine “düşük hasar puanı atayan” yazılımdaki bir hatayı düzeltiyor ve haritayı, ara sokaktaki daha önce dahil edilmemiş olan zorlu yol kenarını hesaba katacak şekilde güncelliyor.

Bu, Waymo’nun geçen Şubat ayında 444 aracın geri çağrılmasına yol açan iki küçük çarpışmadan sonra şimdiye kadarki ikinci geri çağırması. Ve bu, federal araştırmacıların ABD’de otonom araçlar işleten neredeyse tüm büyük şirketleri araştırdığı, sürücüsüz araç endüstrisine yönelik düzenleyici incelemelerin arttığı bir zamanda geliyor.

En son geri çağırmaya yol açan olay 21 Mayıs’ta Phoenix’te meydana geldi. Yerel raporlara göre boş bir Waymo aracı, her iki tarafı ahşap telefon direkleriyle kaplı bir ara sokaktan yolcu alma noktasına doğru gidiyordu. Direkler kaldırım üzerinde değil, yolla aynı hizadaydı ve araçlar için uygun yolu tanımlamak üzere boylamasına sarı şeritlerle çevrelenmişti. Şirket, Waymo aracının kenara çekilirken saatte 8 mil hızla direklerden birine çarptığını ve bir miktar hasara yol açtığını söyledi.

Waymo’nun geri çağrılması, şirketin mühendisleri tarafından araçların düzenli bakım ve test için geri döndüğü merkez depoya gerçekleştirildi. Bu, Tesla‘nın son geri çağırmalarından bazılarının aksine, kablosuz bir yazılım güncellemesi aracılığıyla gerçekleşmedi.

Waymo sözcüsü Katherine Barna yaptığı açıklamada, “Filomuzun tamamında haritalama ve yazılım güncellemelerini zaten kullandık ve bu mevcut operasyonlarımızı etkilemiyor.” dedi.

Waymo Robotaksiler

“Daha fazla şehirde daha fazla sürücüye hizmet verdikçe, sürücülerimizin, topluluk üyelerimizin, düzenleyicilerimizin ve politika yapıcılarımızın güvenini kazanmak için çalışarak önce güvenlik yaklaşımımızı sürdüreceğiz.”

Waymo, özellikle kendi araçlarının açıkça hatalı olduğu olaylarla ilgili olarak güvenliği konusunda proaktif olmaya çalışıyor. Şirket, birkaç “tek taraflı” kaza ve olası trafik kanunu ihlalleri de dahil olmak üzere sürücüsüz araçlarıyla ilgili iki düzineden fazla olay nedeniyle NHTSA tarafından soruşturma altında. Pek çok olay, 21 Mayıs’taki telefon anketi kazasına benzer şekilde, sabit nesnelerin çarpmasını içeriyordu.

Sürücüsüz araçlar nedeniyle çok sayıda yaya ve çevredeki diğer kişiler yaralandı, bu da daha fazla düzenleyici incelemeye ve halkın öfkesine yol açtı. Bu arada hükümet, endüstrinin güvenlik iddialarının abartıyı karşılayıp karşılamadığını belirlemek için şirketlerden, özellikle de kazalarla ilgili olarak her zamankinden daha fazla veri talep ediyor.

Şirketler, araçlarının öngörülemeyen veya tehlikeli şekilde davrandığı videoların internette yayılmasıyla, kameralı akıllı telefonların çoğalmasının kendilerine karşı çalıştığını fark ediyor.

Startup’lara 230 milyon dolar destek!

0

Amazon Web Services (AWS), üretken yapay zeka uygulamalarının geliştirilmesini hızlandırmak için dünyanın dört bir yanındaki startup’lara 230 milyon dolarlık destek taahhüdünde bulunduğunu duyurdu. Bu taahhüt ile startup’lara, özellikle de erken aşamadaki şirketlere, yapay zeka (AI) ve makine öğrenimi (ML) teknolojilerini daha iyi kullanmaları için AWS kredileri, mentorluk ve eğitim sağlanacak. Yeni taahhüdün bir kısmı, karmaşık zorlukların üstesinden gelmek için üretken yapay zekadan faydalanan en iyi 80 erken aşama startup’ın her birine uygulamalı uzmanlık ve 1 milyon dolara kadar AWS kredisi sağlayan bir program olan AWS Üretken Yapay Zeka Hızlandırma Programı’nın (AWS Generative AI Accelerator) ikinci grubunu finanse edecek. AWS Üretken Yapay Zeka Hızlandırma programı için başvurular 19 Temmuz’a kadar devam edecek. Başvurular https://aws.amazon.com/startups/accelerators/generative-ai  adresinden yapılıyor.   

Unicorn’ların yüzde 96’sı AWS üzerinde çalışıyor  

AWS Yapay Zeka Ürünleri Başkan Yardımcısı Matt Wood konuyla ilgili şunları söyledi: “AWS, 18 yılı aşkın bir süredir diğer tüm bulut sağlayıcılarından daha fazla startup’ın işlerini kurmasına, başlatmasına ve ölçeklendirmesine destek oluyor. Yani tüm AI/ML unicorn’larının yüzde 96’sının AWS üzerinde çalışıyor olması bir tesadüf değil. Bu destek taahhüdümüzle, tüm dünyanın öğrenme, bağlantı kurma ve iş yapma şeklini her yönden etkileyecek yeni yapay zeka uygulamalarının geliştirilmesi için ihtiyaç duyulan yapı taşlarını sağlayarak startup’ların birinci sınıf şirketler kurmasına ve ölçeklendirmesine yardımcı olacağız.”

İlgilenen startup’lar bu fonlara nasıl erişebilecekleri hakkında daha fazla bilgi için https://aws.amazon.com/tr/startups/generative-ai/ adresini ziyaret edebilirler. Startup’lar, AWS kredilerini AWS bilgi işlem, depolama ve veri tabanı teknolojilerinin yanı sıra en düşük maliyetle yüksek performans sunan, enerji açısından verimli yapay zeka çipleri olan AWS Trainium ve AWS Inferentia2’ye erişmek için kullanabilirler. Bu krediler, şirketlerin kendi FM’lerini (temel modeller) oluşturup eğitmelerine yardımcı olan tam olarak yönetilen bir servis olan Amazon SageMaker ve üretken yapay zeka uygulamalarının kolayca ve güvenli bir şekilde oluşturulması için model ve araçlar sunan Amazon Bedrock’a erişim için de kullanılabilir.

Yatırımcı olmak için sadece bir cep telefonu yeterli olacak!

0

Son yıllarda dünyada hızla büyüyen ve Türkiye’de 10 yıllık geçmişi olmasına rağmen 200 milyar lira büyüklüğü aşan alternatif yatırım fonları piyasasına yeni bir ivme kazandıracak mobil uygulama Fonmap hayata geçti. Türkiye’de ilk defa girişim sermayesi yatırım fonları (GSYF) ve gayrimenkul yatırım fonlarında (GYF) tamamen dijital ortamda işlem yapılmasını sağlayacak uygulama Fonmap, yatırımcılara yeni bir fırsat penceresi açıyor.

Nitelikli yatırımcılar Fonmap ile hiçbir evrakla uğraşmaksızın geleceğin unicorn’larına, büyüme potansiyeli yüksek girişimlere ve AVM, lojistik merkezi, ofis, arsa, konut projesi gibi getiri potansiyeli yüksek gayrimenkullere yatırım yapabilecek.

Fonmap uygulaması sayesinde SPK tarafından ihracı onaylanmış GSYF ve GYF’lerin bilgisine ulaşılıyor ve fon alımı yapılabiliyor. Fonmap’in hizmetlerinden faydalanmak isteyenler ücretsiz olarak hesap açabiliyor.

Alternatif fonlara pay devri özelliği ile likidite imkânı

GYF ve GSYF’ler 5-7 veya 10 yıl gibi sürelerle kurulan uzun vadeli fonlardır. Fonun süresi dolmadan yatırımcıların fondan çıkış yapmaları veya paylarını başka yatırımcılara devretmeleri ise çok zordur. Ancak Fonmap mobil uygulaması ile bu durum değişiyor. Uygulamanın ikinci fazında devreye alınacak özellikle birlikte, henüz süresi dolmamış yani itfa olmamış fonların devredilmesi sağlanacak. Fonmap kullanıcıları portföylerindeki fonları kısmi olarak veya tamamen elden çıkarmak istediklerinde kendi paylarını Fonmap’teki diğer yatırımcılara satabilecek. Böylece henüz süresi dolmamış bu fonlardaki payları, ilgilenen başka Fonmap kullanıcıları alarak portföylerine ekleyebilecek. Bu özellik aynı zamanda ihraca kapanan fonların yatırımcılar nezdinde yeniden ulaşılabilir olmasını mümkün kılacak. Bu sayede ise fonların likiditesi artacak.

Girişimlere ve gayrimenkullere dijital ortamda yatırım imkânı

Fonmap Kurucu ve Genel Müdürü Tuba Ertugay
Fonmap Kurucu ve Genel Müdürü Tuba Ertugay

Türkiye’de ilk ve tek olan Fonmap uygulaması ile alternatif yatırım fonlarına erişimi tamamen dijital ortama taşıyoruz” sözleriyle yeni uygulamayı tanıtan Fonmap Kurucu ve Genel Müdürü Tuba Ertugay şunları söyledi: “Fonmap’te, bireysel yatırımcıların önündeki erişim engellerini kaldırarak alternatif yatırım fonlarına yatırımı geniş kitlelere ulaştırma amacıyla yola çıktık. Fonmap’in alternatif yatırım fonlarına sağlayacağı erişim kolaylığı ve likiditenin, sermaye piyasalarına yepyeni bir soluk ve anlayış getireceğine inanıyoruz. Fonmap’te yatırımcılar, alternatif yatırım fonlarını keşfederek, portföylerini zenginleştirebilecekler. Uygulamamızın kullanıcıları, SPK tarafından ihracı onaylanan fonları tek bir uygulama üzerinden takip edebiliyor ve anlaşmalı olduğumuz portföy yönetim şirketlerinin ihraçtaki fonlarını alabiliyor. Finansal geleceklerine yatırım yapmak isteyen yatırımcılar sadece birkaç tıkla geleceğin unicorn’unun veya bir AVM’nin yatırımcısı olabiliyor. Fon performans takibi için de yatırımcıların portföylerinin büyüklük ve getirisini kolayca takip edebileceği bir kullanıcı deneyimi tasarladık. Fonların performansını, altın, BIST 100 endeksi, temel döviz kurları ile karşılaştırmalı görerek, yatırım kararlarına derinlik sağlayan ekranlar sunuyoruz. Bunun yanı sıra, yeni ihraç edilen fonlara dair duyurular, Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) bildirimleri, bağımsız denetim raporları ve piyasadan haberlerle de yatırımcının güncel duruma hâkim olarak yatırım yapabilmesi için dinamik bir ortam oluşturduk. Dağıtım anlaşması yaptığımız ilk portföy yönetim şirketleri, Re-Pie Portföy, Albaraka Portföy, İstanbul Portföy, BV Portföy, 24 Gayrimenkul ve Girişim Sermayesi Portföy ve Neo Portföy oldu.”

Evrak imzalamadan yatırımcı olmak mümkün

Fonmap’in olmadığı dünyada, bir yatırımcının, portföyüne herhangi bir GSYF ve GYF eklemek istediğinde, o fonu ihraç eden portföy yönetim şirketine bizzat başvurması gerekiyor. Saklama hesabı açılması için yüzlerce sayfalık sözleşmelerin her sayfasının imzalanması şartı var. Farklı PYŞ’lerin fonlarını portföyüne eklemek için yatırımcı bu işlemleri her şirket için ayrı ayrı tekrarlamak durumunda.

Fonmap ile bu süreci tamamen değiştiriyoruz. Fonmap’e kâğıt üzerinde herhangi bir evrakla uğraşmadan kaydolmak çok kolay” diyen Ertugay, “Alternatif yatırım fonlarına erişimi artırarak, ülkemiz girişim ekosisteminin ve gayrimenkul pazarının sürdürülebilir büyümesine katkı sunmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

Fonmap uygulamasında kayıt ve hesap açma süreci, çipli kimlik kartının telefonların NFC özelliği ve müşteri temsilcisiyle yapılan canlı görüntülü görüşme ile tamamen dijital ortamda tamamlanıyor. Saklama hesaplarının portföy saklama kuruluşunda açılması ve Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş. (MKK) sicil numarasının hesaba eklenmesi eş zamanlı olarak gerçekleşiyor ve bu işlemler 1-2 iş günü arasında tamamlanıyor. Mevcut durumda bu süreç haftalar alabiliyor.

ParTec, Microsoft’a patent ihlali davası açtı!

0

Münih merkezli ParTec, AB’nin ilk exascale sistemi olacak Jüpiter ve Bologna’daki Leonardo süper bilgisayarı da dahil olmak üzere bir dizi Avrupa süper bilgisayar projesinde yer alıyor.

Şirket ve lisanslama acentesi BF exaQC AG, yaklaşık 150 patente sahip olduklarını söylüyor; bunların en önemlisi, bu patent davasının merkezinde yer alan, ParTec’in dinamik modüler sistem mimarisi (dMSA) olarak adlandırdığı yapıyla ilgili.

Pazartesi günü ABD’nin Teksas Doğu Bölgesi Bölge Mahkemesinde açılan davada ParTec, Microsoft’un bulut tabanlı Azure AI platformunu oluştururken dMSA ile ilgili patentler gibi patentlerini ihlal ettiğini iddia ediyor. Şirket, patentli teknolojisi olduğunu iddia ettiği teknolojinin kullanımına karşı ihtiyati tedbirin yanı sıra lisans ücretleri ve zarar tazminatı talep ediyor.

ParTec CEO’su Bernhard Frohwitter yaptığı açıklamada, “Microsoft, bulut bilişim platformu Azure’un bir parçası olarak ürettiği yapay zeka süper bilgisayarlarıyla fikri mülkiyetimizi ihlal ediyor. Bu nedenle ABD’nin Teksas şehrinde dava açmaya karar verdik.” dedi.

Frohwitter aynı zamanda şirketin lisans acentesi olan BF exaQC’nin (BFX) CEO’sudur. Mahkeme dosyasına göre, “Patentlerin üçüncü taraflara lisans verme ve Asserted Patents’ı uygulama konusunda münhasır hakka sahiptir.”.

ParTec’in mahkeme başvurusu, şirketin patentlerinin dinamik kaynak yönetimi etrafında döndüğünü, böylece kullanımın artırılmasına ve bilgi işlem hızının en üst düzeye çıkarılmasına yardımcı olmak için bilgi işlem görevlerinin bilgi işlem kümeleri boyunca dinamik olarak atandığını belirtmekte.

Patentlerinde açıklanan buluşlardan önce, genel amaçlı işlemcilerin kalıcı olarak atanan hızlandırıcılarla eşleştirildiği, ancak bu düzenlemenin tipik olarak kaynakların gereğinden fazla veya az tahsis edilmesiyle sonuçlandığı iddiasıyla devam ediyor.

ParTec, çözümünün işlem birimlerini ve hızlandırıcıları birleştiren, ancak bunları serbestçe ve dinamik olarak birbirlerine atanabilir hale getiren modüler bir bilgi işlem sistemi olduğunu iddia ediyor.

Mahkeme belgesi daha sonra Microsoft’un Azure AI sistemi ve Azure AI altyapısını detaylandırarak Redmond devinin kendi tanımlamalarına atıfta bulunur. Bu sistem, “masif ölçekte modellerin verimli çalıştırılmasını destekleyebilen özelleştirilmiş bir donanım ve yazılım yığını” olarak tanımlanmıştır. Ayrıca, “CPU’lar, GPU’lar, DPU’lar, sistemler, (ve) ağlamanın” tam bir teknoloji yığını olduğunu içerir.

ParTec, ihlal iddialarının spesifik hükümleriyle ilgili olarak, Azure AI’in “birçok donanım hesaplama düğümü”, “birçok donanım yükseltici” ve “bir kaynak yöneticisi” olduğunu belirten Microsoft’un kendi açıklamalarına yeniden atıfta bulunuyor. Bu kaynak yöneticisinin donanım yükselticilerini hesaplama düğümlerine atadığını belirtiyor.

Aslında mahkeme dosyasında Microsoft’un Azure AI platformunun sayfalar dolusu açıklamalarına yer verilerek, yeteneklerine ilişkin açıklamaların patentlerinin açıklamalarıyla eşleştiğini göstermeye çalışılıyor.

ParTec bir jüri duruşması yapılmasını istiyor, dolayısıyla bunun Microsoft’un şirketin patentlerini ihlal ettiğine karar vermek için yeterli olup olmadığına karar vermek jüri üyelerine kalmış olacak.

Ancak fikri mülkiyet aktivisti ve danışman Florian Mueller, ip fray blogunda şunları yazarak bu adıma karşı çıkıyor: “ParTec’in Microsoft’a karşı açtığı dava açıkça diğerleri lisans anlaşmalarına girmezse veya patentler geçersiz kılınmazsa (veya onları etkisiz hale getirecek kadar daraltılmazsa), bu tür davaların sonuncusu olmayacak.”.

Unity ile sıfırdan ileri seviye kodlama kariyerinize başlayın!

Oyun geliştirme dünyasına adım atmak isteyenler için kaçırılmayacak bir fırsat sunan Sıfırdan İleri Seyiyeye Unity ve Kariyer Geliştirme Programı, Co-Founder Academy, Skilled Hub ve BUG Lab TEKMER iş birliğiyle düzenleniyor. Oyun geliştirmeye yeni başlayanlardan deneyimli geliştiricilere kadar herkese hitap eden bu kapsamlı program, katılımcılara oyun geliştirme dünyasında sağlam bir temel oluşturma fırsatı veriyor.

Katılımcılar, Unity ile Oyun Geliştirme Bootcamp Programı’na kayıt yaptırdıklarında, oyun geliştirme dünyasında sağlam bir temel oluşturma fırsatı elde edecekler. Program, başlangıç seviyesinden deneyimli geliştiricilere kadar herkesi hedefliyor. Temel oyun geliştirme ve programlama konularında, oyun geliştiricilerin rolleri ve süreçleriyle tanışacaklar. Unity Editörü’nü etkin bir şekilde kullanmayı öğrenirken aynı zamanda C# programlama dilini kullanarak oyun mantığı oluşturmayı ve versiyon kontrol sistemlerini keşfetme fırsatı bulacaklar.

Unity ile oyun geliştirme dünyasına ilk adımınızı atın!

Gelişmiş programlama ve Nesne Yönelimli Programlama (OOP) konularında, katılımcılar daha derin bir anlayış geliştirecekler. OOP’nin temel kavramları olan kapsülleme, kalıtım, çok biçimlilik ve soyutlama gibi ileri düzey programlama tekniklerini öğrenecekler. Ayrıca, C# dilindeki daha derin konuları keşfederek oyuncu deneyimini geliştirmek için yapay zeka eklemeyi öğrenecekler.

Oyun tasarımı ve grafiksel elemanlar konusunda, katılımcılar oyunlarını daha etkileyici hale getirmek için çeşitli araçlarla tanışacaklar. Kullanıcı arayüzü tasarımı, görsel kalitenin artırılması ve oyunun canlandırılması gibi konuları içeren bu bölümde, katılımcılar yaratıcılıklarını ve tasarım yeteneklerini geliştirecekler.

Son olarak, 2D ve 3D oyun geliştirme uygulamalarıyla, katılımcılar gerçekçi oyunlar oluşturmayı öğrenecekler. Üç boyutlu fizik motoru ve karakter kontrol sistemleriyle tanışarak gerçekçi oyun dünyaları yaratabilecekler. Aynı zamanda, klasik oyun ruhunu yakalayıp, iki boyutlu oyun tasarımı ve animasyonlarla yaratıcılıklarını sergileyebilecekler. Program, katılımcıların oyun geliştirme yeteneklerini geliştirmelerine ve Unity kullanarak profesyonel düzeyde oyunlar oluşturmalarına olanak tanıyor.

Programı başarıyla tamamlayan mezunlar, YTÜ Teknopark Katılım Sertifikası ve Skilled Hub Eğitim Sertifikası ile ödüllendirilecektir. Mezunlar, sektördeki iş birlikleri kapsamında staj ve iş imkanlarına erişim sağlama avantajına sahip olacaklardır.

Unity oyun geliştirme eğitim programına başvurular, 23 Haziran 2024 tarihine kadar devam etmektedir. Detaylı bilgi almak veya başvuru yapmak için [email protected] adresine e-posta gönderebilir, sosyal medya hesaplarımızdan bize ulaşabilirsiniz ya da başvuru formunu doldurabilirsiniz. Bu heyecan verici eğitim programında sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyarız.

📆 Son Başvuru Tarihi: 23 Haziran 2024
🔗 Başvuru Formu: bit.ly/4bxjwfH

Havaları suni olarak soğutmak mümkün mü? Güneş etkisini azaltmak için milyonlar harcanıyor!

0

Güneş jeomühendisliği, güneş ışığını yansıtarak belki de bulutları yapay olarak aydınlatarak veya yansıtıcı parçacıkları atmosfere iterek gezegeni soğutmaya yönelik bir dizi taktiği kapsar.

Bu teorileri test etmeye yönelik hileli çabalar alarma neden oldu çünkü bilim insanları bunun başka ne gibi etkilere yol açabileceği hakkında pek bir şey bilmiyor. Daha fazla deneme ilerlemeden önce bu bilgi boşluklarını kapatmak için daha fazla araştırma yapılması çağrılarına yol açtı.

The New York Times’ın haberine göre Çevre Savunma Fonu (EDF), güneş enerjisi jeomühendisliği araştırmaları için “milyonlarca dolar” bağış dağıtmayı planlıyor. EDF, güneş jeomühendisliğiyle ilgili endişelerini paylaştığını ve bu nedenle olası etkilerine ilişkin çalışmaları desteklediğini söyledi.

EDF’de baş bilim insanı yardımcısı Lisa Dilling bir e-postada “Solar jeomühendisliğinin istenmeyen sonuçlarından çok endişeliyiz, bu yüzden potansiyel etkileri tahmin etmeye yardımcı olacak ve hükümetlerin bilinçli kararlar vermesine yardımcı olmak için gerekli olan politika ile ilgili bilim türünü geliştirecek politika ile ilgili araştırmalara odaklanıyoruz.” dedi.

EDF, güneş enerjisi jeomühendisliği çalışmalarına ne kadar para yatıracağını söylemeyi reddetti. Ayrıca New York Times, Cisco Systems’te liderlik rolleri üstlenen ortakların liderliğindeki LAD İklim Fonu’nu bağışçılardan biri olarak adlandırmasına rağmen, bu girişime fon sağlayanların kim olduğunu söylemeyi de reddetti.

Dilling, sonraki adımların arasında “etkilere kısa vadede odaklanan bir araştırma gündemi geliştirmek” için bilim adamlarıyla birlikte çalışmayı ve bir “yönetim yapısı” oluşturmayı içerdiğini söylüyor. Bu korkulukları yerleştirdikten sonra EDF, sonuçlarını dergilerde ve konferanslarda paylaşması beklenen araştırma projelerini ödüllendirmeyi planlıyor.

Hava tahmini uydu

Mart ayında Birleşmiş Milletler Çevre Asamblesi’nde yapılan hararetli görüşmeler, güneş enerjisi jeomühendisliğine yönelik yeni uluslararası yönergelerin ortaya çıkmasıyla sonuçlanamadı. 2010’dan bu yana,  belirli büyük ölçekli jeomühendislik türleri üzerinde geçerliliğini yitirmiş bir küresel moratoryum var. Son yıllarda ilerleyen küçük ölçekli deneyler hariç, dil belirsiz.

Geçen hafta Alameda, California, Washington Üniversitesi bilim adamlarının deniz tuzu parçacıkları püskürtmek için yeni teknolojiyi test etmesinin engellenmesi yönünde oy kullandı. Bu, Deniz Bulutu Parlatma (MCB) adı verilen bulutları daha yansıtıcı hale getirme stratejisinin bir parçası. Mart ayında 30’dan fazla bilim insanı Science Advances dergisinde MCB için bir araştırma yol haritası öneren bir makale yazdı.

Graham Feingold, NOAA’nın Kimyasal Bilimler Laboratuvarı’nda bir araştırmacı, o dönemde bir basın bülteninde “MCB’ye olan ilgi artıyor, ancak politika yapıcılar şu anda MCB’nin ne zaman ve nasıl uygulanması gerektiği konusunda karar vermeleri için ihtiyaç duydukları bilgiye sahip değiller.” dedi.

Kesinlikle daha az bilimsel bir güneş jeomühendisliği ekibi geçen yıl tepkilere yol açtı. Meksika, bir jeomühendislik girişiminin sınırları içinde kükürt dioksitle dolu hava balonları fırlatmasının ardından gelecekteki deneyleri yasakladı. Kurucu ortaklar işi aldılar ve Nevada’da kükürt dioksit gazı oluşturmak için bir otoparkta mantar ilacı kızartarak bunu tekrar denediler.

Kirletici olarak kükürt dioksit asit yağmurlarına yol açabilir. Stratosferik aerosol enjeksiyonu (SAI) adı verilen yansıtıcı parçacıkların atmosfere gönderilmesi, Antarktika’daki ozon deliğini de genişletebilir. Bunlar, uzmanların potansiyel serpintiyi daha iyi anlamadan güneş enerjisi jeomühendisliğine ilerleme konusunda endişelenmelerinin sadece birkaç nedeni.

Ve günün sonunda çevre savunucuları, güneş enerjisi jeomühendisliğinin, iklim değişikliğini gerçek anlamda kontrol altına almanın tek yolu olan daha temiz enerjiye geçiş çabalarını azaltmadığından emin olmak istiyor.

EDF’den Dilling “Sera gazı emisyonlarını mümkün olan en hızlı şekilde azaltmak, iklim değişikliğiyle başa çıkmak için hayati öneme sahiptir. Bu, EDF’nin öncelikli hedefi olarak kalmaya devam ediyor.” diyor.

Kobi’ler için yapay zekâ destekli şirket analizi!

Ekonomik, jeopolitik, toplumsal ve çevresel belirsizliklerle şekillenen küresel paradigma, ülkemizde istihdamın %70,6’sını sağlayan küçük ve orta ölçekli işletmeleri (KOBİ) derinden etkiledi. Beklenmedik olayların oluşturduğu riskleri yönetmenin yolu etkin bir dijital dönüşüm stratejisi benimsemekten geçse de, KOBİ’lerin iş modellerini 21. yüzyılın gereksinimlerine hazırlamasına engel olan durumlar ortadan kalkmadı. Yerli teknoloji ve danışmanlık şirketi SMC, kurumsallaşmak isteyen KOBİ’lerin risk ve fırsatlarla, güçlü ve zayıf yönlerini yaklaşık 20 dakika içinde keşfedebilmelerini sağlayan yapay zeka (YZ) destekli Üstat9 adlı bir ürün geliştirdi.

SMC Stratejik Yönetim Danışmanlığı Yönetim Kurulu Başkanı Lida Yanık
SMC Stratejik Yönetim Danışmanlığı Yönetim Kurulu Başkanı Lida Yanık

KOBİ’ler için dijitalleşmenin bir gizem olarak kaldığını ya da başarısız olunduğunu belirten SMC Stratejik Yönetim Danışmanlığı Yönetim Kurulu Başkanı Lida Yanık, “YZ, büyük veri, IoT, Endüstri 4.0 gibi kavramlar, iş modellerinin eksik yanlarını, güçlü yönlerini, karşılaşabileceği risk ve fırsatları bilmeyen KOBİ’ler için daha da bilinmez bir evren yaratıyor. SMC olarak tamamen yerli yatırım ve yerli yazılım ekipleri ile geliştirdiğimiz Üstat9; iş yönetimi yazılımı seçme sürecinin olmazsa olmazı olan, analiz, öneri, iyileştirme, dijitalleşme ve kurumsal sürdürülebilirlik olarak sıralanan beş adımla, KOBİ’lerin organizasyonel gelişim sürecine destek oluyor” dedi.

KOBİ’ler veriden yararlanmakta zorlanıyor

Dünya Ekonomik Forumu’nun Haziran 2023’te yayımladığı bir çalışmada, KOBİ’lerin %64’ünün iş verilerinden yararlanmayı zorlayıcı buldukları görüldü. Verilerin potansiyelinin tam anlamıyla açığa çıkarılmasının verimli ve dayanıklı olmanın ön koşulu olduğunu hatırlatan Lida Yanık, “KOBİ’lere yönelik çok sayıda ERP sistemleri, iş yönetim yazılımları var. Dijital kurumsal kaynak yönetimi çözümlerinin bir gereklilik olduğu fark edilse bile, yola nasıl çıkılacağı bilinemiyor. Tam da bu noktada şirketler için süreç analizi devreye giriyor. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin departman bazındaki riskleri kurumsallaşma yolculuklarının ilk adımında keşfetmelerine olanak tanıyan Üstat9, yapay zekanın gücüyle iş süreçlerinde riskleri belirleyip bu risklere sunduğu öneriler ile de aşılmasını kolaylaştırıyor. KOBİ’ler bu sayede organizasyonel gelişme sonrası dijitalleşirken zamanlarını daha etkin, verilerini de eksiksiz ve sürekli yönetebiliyor” diye konuştu.

20 dakikada kapsamlı analiz

Bir işletmenin, departmanın, ürünün veya iş sürecinin güçlü ve zayıf yönleri ile potansiyel risk ve fırsatlarını belirlemeyi tanımlayan risk analizinin bugüne dek elle yapıldığını dile getiren Lida Yanık, “Üstat9, iş dönüşümünün lokomotifi yapay zekayı Türkiye’de ilk kez süreç analizine entegre ediyor. KOBİ sahiplerinin analiz sorularına verdiği yanıtlar, yapay zeka tarafından değerlendiriliyor ve işletmenin güçlü, zayıf yönleri ve risklerini ortaya konarak bu risklere getirdiği öneriler ile çözümü de kendi içinde sunuyor. Üstat9, bu analiz ışığında organizasyon şemasından şirket KPI’larına, görev tanımlarından performans kriterlerine ve tüm şirket raporlama standartlarına, dijitalleşmenin temelini oluşturacak tüm süreç iyileştirme metodolojilerini yapay zekanın gücüyle tasarlıyor. Analizlere göre sunulan önerilerle işletmeler, risk ve fırsatların rehberliğinde ideal yol haritasına ulaşıyor. Süreç, ERP seçimi, süreç yönetimi ve sürdürülebilir kurumsallaşma adımlarıyla devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Apple’ın yeni yapay zeka özellikleri heyecan verici ama maliyetleri var!

Apple, 2024 Worldwide Developers Conference (WWDC) etkinliğinde “Apple Intelligence” başlığı altında yeni yapay zeka özelliklerini tanıttı. Bu yeni özellikler, kullanıcıların emojilerini özelleştirmesine ve özel görseller oluşturmasına imkan tanıyacak.

Ancak, bu yeniliklerin çevresel etkileri de dikkat çekiyor. Yapay zeka, yüksek enerji tüketimiyle bilinen bir teknolojidir ve Apple’ın bu yeni özellikleri, iklim maliyetlerini artırabilir.

Özellikle, yapay zeka tarafından oluşturulan görsellerin iklim üzerindeki olumsuz etkileri endişe yaratıyor. Büyük görüntü oluşturma modelleri, bilgiyi sıralamak veya metin oluşturmak için kullanılan diğer modellere kıyasla daha fazla enerji tüketiyor. Tek bir görüntü oluşturmanın, bir akıllı telefonu %50 kapasiteye kadar şarj etmek kadar elektrik tükettiği belirtiliyor.

Apple, bu yeni özelliklerin enerji tüketimini ve iklim maliyetlerini ne kadar etkileyeceği konusunda henüz net bir açıklama yapmış değil. Ancak, yapılan araştırmalar, yapay zeka modellerinin enerji yoğunluğunun önemli olduğunugösteriyor.

Apple’ın bu yeni özelliklerinin, şirketin ve kullanıcıların iklim hedefleriyle uyumlu olup olmadığı konusu da merak konusu. Gelişmeleri takip etmeye devam edeceğiz.

Yandex Ads Ecomm+ CMO etkinliği’nde yenilikçi reklam çözümlerini tanıttı

Yandex Ads Türkiye, e-ticaret ve dijital pazarlama sektöründen 100’den fazla temsilcinin katıldığı özel bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Türkiye’nin önde gelen CMO’larıyla ve sektör temsilcileriyle e-ticaret reklam çözümlerinin geleceğinin masaya yatırıldığı etkinlikte, Yandex Ads ekibi e-ticaret reklamcılığının geleceğini belirleyecek yenilikçi teknolojiler hakkında öngörülerini paylaştı. Toplantıda Yandex Ads’in Türkiye pazarına verdiği önemin altı çizilirken, yenilikçi yaklaşımlar ve Yandex Ads Ecomm+ çözümü ile iş ortaklarını başarıya taşıyacak çözümleri sunma konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan Yandex Ads Uluslararası Satış Direktörü Vladimir Vodyanov, Yandex’in dünya çapında 26 bin 300 tam zamanlı çalışanıyla etkileyici iş gücünü vurgularken, şirkette toplam 10 bin developer ve mühendisin istihdam edildiğini aktardı. Türkiye ofisinde ise 10’dan fazla çalışanla güçlü bir yapıya sahip olduklarını belirten Vodyanov, “Türkiye’de şimdiye dek 250’den fazla marka ve 80 ajans ile iş birliği yaptık. Güçlü bir topluluk oluşturmak amacıyla birçok etkinlik ve workshop gerçekleştirdik. Önümüzdeki dönemde de Yandex’in en yeni AdTech teknolojilerini kullanarak, Türkiye’deki varlığımızı daha da güçlendirmeyi planlıyoruz” diye konuştu.

 Yandex Ads Uluslararası Satış Direktörü Vladimir Vodyanov
Yandex Ads Uluslararası Satış Direktörü Vladimir Vodyanov

Sadece sonuçlar için ücret alınıyor

Yandex Ads Büyüyen Pazarlardan Bölge Başkanı Veronika Zueva konuşmasında, e-ticarette dönüşümleri artırmak için makine öğrenimi algoritmalarını kullanan özel çözümleri olan Yandex Ads Ecomm+’da AdTech ve Yandex Ads’in devrim niteliğindeki sonuç başına ödeme reklam modelinin gelişimini anlattı. “Eskiden ödeme yapar ve işe yaraması için dua ederdiniz- şimdi ise sonuç almak için sadece ödeme yapmanız yeterli. Biz, tıklamalar ve gösterimler için değil, sadece sonuçlar için ücret alıyoruz. Bu da bizi işinizin doğrudan bir uzantısı olarak hareket eden ilk AdTech sağlayıcısı yapıyor, yani başarınıza en az sizin kadar yatırım yapıyoruz” dedi.

Yandex Ads Büyüyen Pazarlardan Bölge Başkanı Veronika Zueva
Yandex Ads Büyüyen Pazarlardan Bölge Başkanı Veronika Zueva

Uygulanan bu yaklaşım sayesinde hem Türk e-ticaret sektörü hem de Yandex Ads Türkiye ekibi başarılı sonuçlara ulaştı. Geçen yıldan bu yana, şirketin Türkiye’deki Yandex Ads Ecomm+ çözümünden elde ettiği gelir yüzde 344 oranında artarken, aktif müşteri sayısı yüzde 123 oranında arttı. Ayrıca Yandex Navigator’da reklam fırsatlarını portföyüne ekleyen Yandex Ads Türkiye, çok yakında birçok yeni reklam ürününü Türkiye pazarına sunmayı planlıyor.

Yandex Ads Türkiye Kıdemli İş Geliştirme Müdürü Turan Yurdakul, e-ticarette yeniden hedeflemenin önemini vurgulayarak, Yandex Ads Ecomm+ ürününün son dönemde ciddi bir büyüme gerçekleştirdiğini söyledi. Yurdakul, “Performansa dayalı reklamcılık, yeniden hedefleme ile kullanıcı edinimini birleştirerek daha fazla dönüşüm, gelir, ROI ve büyüme sağlayan güçlü bir motor oluşturuyor” dedi.

Toplantıda son olarak Yandex Ads Uluslararası Reklam Arayüzleri Hizmet Başkanı Andrei Senaev, çerezsiz çözümlerin önemini vurguladı. Senaev, çerezlerin aşamalı olarak kaldırılmasıyla birlikte gelişen dijital ortamda reklam başarısını sağlamak için bu çözümlerin kritik önemde olduğunu belirtti.

Sabancı Üniversitesi Finans Kürsü Başkanı, Prof. Dr. Özgür Demirtaş da sunumuyla global ekonomik trendler hakkında görüşlerini paylaştı.

Yandex Hakkında

Yandex, makine öğrenimi ile desteklenen akıllı ürünler ve hizmetler geliştiren bir teknoloji şirketidir. Şirket, tüketicilere ve işletmelere çevrimiçi ve çevrimdışı dünyada daha iyi yol almalarında yardımcı olmayı amaçlamaktadır. 1997 yılından bu yana, dünya standartlarında yerelde ilgili aramalar ve navigasyon ürünleri sunmanın yanı sıra, mobilite, e-ticaret, çevrimiçi eğlence, bulut bilişim ve diğer pazarlara da yayılmıştır ve dünya genelinde milyonlarca tüketiciye hizmet etmektedir.

Nvidia, veri merkezi GPU pazarında %98 pazar payını yakaladı!

Yarı iletken analist firması TechInsights tarafından yapılan araştırmaya göre, Nvidia 2023 yılında veri merkezi GPU pazarında muazzam bir başarı elde etti. Firmanın gerçekleştirdiği 3,76 milyon veri merkezi GPU satışı, pazarın neredeyse tamamını, %98’ini oluşturdu. Bu rakam, Nvidia’nın sektördeki hakimiyetini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Nvidia’nın bu başarısının ardında yatan faktörlerin başında, yenilikçi ürünler ve müşteri odaklı yaklaşım geliyor. Yıllık döngüde yeni GPU’lar sunarak teknolojiyi sürekli olarak güncelleyen Nvidia, müşteri ihtiyaçlarına hızlı ve etkili bir şekilde yanıt veriyor. Bu strateji, Nvidia’nın pazardaki liderliğini korumasını sağlıyor.

Ancak, rekabetin de giderek kızıştığı bir dönemde Nvidia’nın karşısında sert bir rekabetle karşılaşması bekleniyor. Rakip firmaların da teknoloji alanındaki ilerlemeleriyle birlikte, Nvidia’nın pazar payını korumak için sürekli olarak yeni stratejiler geliştirmesi gerekiyor.

Bu noktada, AMD’nin Nvidia’ya karşı ciddi bir rakip olduğunu belirtmek gerekir. AMD, Nvidia’nın rakibi olarak ortaya çıkan MI300 serisinin satışlarının 1 milyar dolara ulaştığını açıkladı ve bu yıl için 4 milyar dolarlık bir hedef belirledi. Ayrıca, AMD’nin gelecek yıllarda yeni GPU’larını piyasaya sürerek rekabeti kızıştırmayı planladığı biliniyor.

Nvidia’nın başarısı, yapay zeka teknolojilerinden en iyi şekilde yararlanmasıyla mümkün oldu. Yıllar boyunca sektördeki öncülüğünü koruyan Nvidia, yapay zeka ve veri analizi gibi alanlarda sunduğu çözümlerle müşterilerinin ihtiyaçlarına yanıt veriyor. Bu da firmanın gelecekteki büyüme ve rekabet stratejileri açısından önemli bir avantaj sağlıyor.

Nvidia’nın pazardaki liderliği ve gelecekteki hedefleri, teknoloji dünyasında heyecan uyandırmaya devam ediyor. Firmanın gelecek dönemde nasıl bir strateji izleyeceği ve rekabet karşısında nasıl bir performans sergileyeceği, sektörün yakından takip ettiği konular arasında yer alıyor.

Tek tıkla ödeme dönemi başlıyor!

0

Türkiye’nin önde gelen ödeme platformlarından Hepsipay, alışveriş deneyimini kökten değiştirecek yeni uygulamasıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Dijital cüzdan teknolojisini bir adım öteye taşıyan uygulama sayesinde kullanıcılar, tüm kredi kartlarını güvenle saklayabilecekleri Hepsipay dijital cüzdanlarıyla karekod okutarak hızlı ve pratik bir şekilde ödeme yapabilecek.

Hepsipay ile cüzdansız ödeme başlıyor!

Muğla Akyaka’da açılan Hepsipay Kite School’da düzenlenen etkinlikle tanıtılan uygulama, Türkiye’de bir ilke imza atıyor. Yakın zamanda hayata geçmesi planlanan uygulama ile Hepsipay kullanıcıları, fiziksel kartlarını yanlarında taşıma zorunluluğu olmadan tüm kredi kartı kampanyalarından ve taksit seçeneklerinden yararlanmaya devam edebilecek.

Hepsipay Genel Müdürü Ozan Bayülgen, yaptığı açıklamada Hepsipay’i, alışveriş deneyimini hızlandıran ve kolaylaştıran bir “alışveriş arkadaşı” olarak tanımladı. Bayülgen, 16 milyon kullanıcının Hepsiburada dışındaki anlaşmalı e-ticaret sitelerinde ve 28 farklı markanın ödeme ekranında Hepsipay’in hızlı, güvenli ve kolay ödeme imkanından faydalandığını belirtti. Dijital cüzdan sayesinde kullanıcıların kart bilgisi girme, kart seçme ve 16 haneli güvenlik kodu gibi zaman alıcı adımları atlatarak alışverişlerini daha hızlı tamamlayabildiğini vurguladı.

Hepsipay, sunduğu bu yenilikçi çözümle hem tüketicilere hem de işletmelere önemli avantajlar sağlamayı hedefliyor. Bayülgen, yeni uygulamanın getirdiği kolaylıklar sayesinde işletmelerin yeni müşterilere ulaşabileceğini ve alışverişe dönüşüm oranlarını artırarak e-ticaret hacimlerini katlayabileceklerini ifade etti.

Yeni uygulamanın tanıtımı için Akyaka’da kurulan Hepsipay Kite School’un, dijital cüzdanın sunduğu hız, özgürlük ve esneklik kavramlarını yansıttığını belirten Bayülgen, “Rüzgardan ilham alarak yeni uygulamamızla müşterilerimize rüzgar hızında ve güvenli ödeme vadediyoruz. Bundan sonra müşterilerimizin hem online hem de fiziksel alışverişleri için ihtiyaç duydukları tek şey Hepsipay olacak” dedi.

Güvenliğin ön planda tutulduğu uygulamada, Hepsipay kullanıcılarının kredi kartı bilgileri banka seviyesinde güvenlik önlemleriyle korunuyor. Merkez Bankası ve ilgili düzenleyici kurumların denetiminde lisanslı bir ödeme kuruluşu olan Hepsipay, müşterilerinin kişisel ve kredi kartı bilgilerini ekstra güvenlik önlemleriyle saklıyor. Kullanıcılar şifreleme teknolojisiyle korunan dijital cüzdanlarını online platformlarda ve fiziksel mağazalarda güvenle kullanabiliyor.

Hepsipay’in Akyaka’da hizmete açtığı Kite School, kite surf tutkunlarını ağırlamaya başladı. Deneyimli eğitmenlerin rehberliğinde kite surf yapmak isteyenler için ideal bir ortam sunan okulda, 24-28 Haziran tarihleri arasında dünya şampiyonu Gianmaria Coccoluto’nun katılımıyla “Free Style Kite Kampı” düzenlenecek.

Satılık ve kiralık konut piyasasında düşüş trendi devam ediyor!

0

Rapora göre reel fiyatlardaki düşüş 11 aydır devam ediyor. Reel fiyatlardaki yıllık değişim oranı ülke genelinde yüzde -21’e, İstanbul’da yüzde -22,8’e, İzmir’de ise yüzde -20,2’ye kadar gerilemiştir. Ankara’da da düşüş görülmüş fakat yüzde -17,3 seviyesinde kalmıştır.

Reel konut fiyatında düşüş devam ediyor

2020 Mayıs’tan itibaren sürekli artan ülke genelindeki reel konut fiyat endeksinin 2023 Temmuz’dan bu yana gösterdiği düşüş 2024 Mayıs’ta da devam etmiştir (Şekil 1). Reel konut fiyat endeksi Mayıs’ta Nisan’a kıyasla 3,8 puanlık azalışla 166,2 olmuştur. Nisan’dan Mayıs’a enflasyon oranı yaklaşık yüzde 3,4 olurken Türkiye genelinde cari konut fiyat artışı aynı dönemde yüzde 1’de kalmıştır. Son aylarda cari konut fiyatları sistematik olarak enflasyonun altında kaldığından reel fiyatlar azalmaktadır.

Türkiye genelinde reel konut fiyat endeksi (2017 Eylül=100)

Reel satış fiyatında düşüş üç büyükşehirde de devam ediyor

Önceki dokuz ayda olduğu gibi konut reel satış fiyatı üç büyükşehirde Mayıs ayında da düşmüştür (Şekil 2). Nisan’dan Mayıs’a reel konut fiyatı İstanbul’da 3,9 puan, Ankara’da 3,5 puan, İzmir’de ise 3,8 puan azalmıştır. Mayıs’ta reel konut fiyat endeksi (Eylül 2017=100) İstanbul’da 162,8, Ankara’da 186,4, İzmir’de ise 173 olmuştur.

Üç büyük ilde reel satılık fiyatları (2017 Eylül=100)

Reel fiyatlarda yıllık değişim negatifte devam ediyor

Ağustos 2022’de yüzde 65,8’e ulaşan yıllık reel fiyat artışı Eylül 2022’den itibaren hızla inişe geçmiştir. Büyük depremin etkisiyle Şubat 2023’te geçici olarak yükselen yıllık reel fiyat Mart’tan itibaren yeniden azalmaya başlamış ve Mayıs 2024’te yıllık fiyat değişimi oranı Nisan 2024’e kıyasla 4,7 puan azalarak yüzde -21 ile negatif değerlerde seyrini sürdürmüştür.

Türkiye genelinde satılık konut reel fiyatlarının yıllık değişimi (%)

Cari fiyatlarda artış yavaşlıyor

Cari fiyatlardaki artış oranı İstanbul’da yüzde 1, Ankara’da yüzde 1,5, İzmir’de ise yüzde 1,2 olmuştur. Ortalama konutun m2 fiyatı Mayıs 2024 itibariyle İstanbul’da 39.455 TL, Ankara’da 21.564 TL ve İzmir’de 33.013 TL’dir.

İstanbul’da zirveye yüzde 240,9 Temmuz 2022’de ulaşıldıktan sonra düşüş başlamış ve yıllık fiyat artışı Mayıs 2024’te yüzde 35,5’e gerilemiştir. Ankara ve İzmir’de ise zirveye Eylül 2022’de ulaşılmış yüzde 205,6 ve yüzde 183,1 olmuştur. Mayıs 2024’te ise bu iki ilimizde yıllık artış oranları sırasıyla yüzde 45,1’e ve yüzde 40,1’e gerilemiştir.

Konut talebinde yavaşlama

2023 Şubat ayındaki depremden sonra çok sert bir düşüş gösteren konut talebi Temmuz’daki artıştan sonra Kasım’a kadar düşmüştür. Konut talebi Aralık’ta artış trendine geçmiş, artış Şubat ayına kadar devam etmiştir. Şubat’ta 114,2’ye yükselen talep göstergesi Mart’tan itibaren azalmaya başlamış ve Nisan’da 105,6’ya gerilemiştir. Mayıs’ta talebin yeniden yükselişe geçtiği gözlemlenmektedir. Konut talep göstergesi Mayıs’ta Nisan’a kıyasla yüzde 10,9 artarak 117,1’e yükselmiştir. Konut talebi geçen yılın Mayıs ayına kıyasla yüzde 5,2 daha düşüktür.

Talep göstergesi (2020 Şubat=100)

Reel kirada yıllık değişim negatif alanda

Türkiye genelinde enflasyondan arındırılmış reel kirada yıllık değişim oranları uzun süredir azalmaktadır. Mayıs ayından Haziran ayına istisnai artış hariç, ortalama reel kirada yıllık değişim oranı Şubat 2023’te yüzde 86,6 ile zirve yaptıktan sonra inişe geçmiştir. Şubat 2024 itibariyle yerini negatif artışlara bırakan yıllık reel kira fiyatları değişimi Mayıs ayında yüzde -14,6 oldu. Yani reel kiralar geçen yılın aynı ayına göre ortalamada yüzde 14,6 düşüktür.

Türkiye genelinde cari kira fiyatlarının yıllık değişimi Mart’tan Temmuz’a kadar düştükten sonra Ağustos’ta bir miktar yükselmişti. Ancak kira fiyatlarının yıllık değişim oranı Eylül’den itibaren düşüştedir. Nisan 2024’te yüzde 50,8 olan kira fiyatlarının yıllık değişim oranı Mayıs 2024’te yüzde 49,8’e gerilemiştir.

Kiralık konut piyasasında talebin önemli bir özelliği de mevsimsel etkiye açık olmasıdır. Nisan ve Eylül ayları arasında artan talep, izleyen aylarda azalmakta, kış aylarında ise nispeten durağan bir seyir izlemektedir. Bahar ve yaz aylarında kiralık konut talebinde ortaya çıkan bu yükselişte tayinle il değiştirenlerin ve üniversite öğrencilerinin etkili oldukları düşünülebilir. Bu nedenle talep göstergesinde değişimler yorumlanırken mevsimsel etkiler göz önünde tutulmalıdır.

Kiralık konut talep göstergesi Ağustos – Kasım arasında düşerken Aralık’tan sonra hafif tempoda artış eğilimine girmiştir. Mayıs ayında kiralık konut talep endeksi yüzde 19,7’lik güçlü bir artış göstermiştir Yıllık bazda baktığımızda ise kiralık konut talebindeki artış yüzde 3,4’tür.

Talep göstergesi (2020 Şubat=100)

sahibinden.com ve Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) tarafından hazırlanan Kiralık ve Satılık Konut Piyasası Görünümü Mayıs raporunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.