Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 593

Satılık ve kiralık konut piyasasında düşüş trendi devam ediyor!

0

Rapora göre reel fiyatlardaki düşüş 11 aydır devam ediyor. Reel fiyatlardaki yıllık değişim oranı ülke genelinde yüzde -21’e, İstanbul’da yüzde -22,8’e, İzmir’de ise yüzde -20,2’ye kadar gerilemiştir. Ankara’da da düşüş görülmüş fakat yüzde -17,3 seviyesinde kalmıştır.

Reel konut fiyatında düşüş devam ediyor

2020 Mayıs’tan itibaren sürekli artan ülke genelindeki reel konut fiyat endeksinin 2023 Temmuz’dan bu yana gösterdiği düşüş 2024 Mayıs’ta da devam etmiştir (Şekil 1). Reel konut fiyat endeksi Mayıs’ta Nisan’a kıyasla 3,8 puanlık azalışla 166,2 olmuştur. Nisan’dan Mayıs’a enflasyon oranı yaklaşık yüzde 3,4 olurken Türkiye genelinde cari konut fiyat artışı aynı dönemde yüzde 1’de kalmıştır. Son aylarda cari konut fiyatları sistematik olarak enflasyonun altında kaldığından reel fiyatlar azalmaktadır.

Türkiye genelinde reel konut fiyat endeksi (2017 Eylül=100)

Reel satış fiyatında düşüş üç büyükşehirde de devam ediyor

Önceki dokuz ayda olduğu gibi konut reel satış fiyatı üç büyükşehirde Mayıs ayında da düşmüştür (Şekil 2). Nisan’dan Mayıs’a reel konut fiyatı İstanbul’da 3,9 puan, Ankara’da 3,5 puan, İzmir’de ise 3,8 puan azalmıştır. Mayıs’ta reel konut fiyat endeksi (Eylül 2017=100) İstanbul’da 162,8, Ankara’da 186,4, İzmir’de ise 173 olmuştur.

Üç büyük ilde reel satılık fiyatları (2017 Eylül=100)

Reel fiyatlarda yıllık değişim negatifte devam ediyor

Ağustos 2022’de yüzde 65,8’e ulaşan yıllık reel fiyat artışı Eylül 2022’den itibaren hızla inişe geçmiştir. Büyük depremin etkisiyle Şubat 2023’te geçici olarak yükselen yıllık reel fiyat Mart’tan itibaren yeniden azalmaya başlamış ve Mayıs 2024’te yıllık fiyat değişimi oranı Nisan 2024’e kıyasla 4,7 puan azalarak yüzde -21 ile negatif değerlerde seyrini sürdürmüştür.

Türkiye genelinde satılık konut reel fiyatlarının yıllık değişimi (%)

Cari fiyatlarda artış yavaşlıyor

Cari fiyatlardaki artış oranı İstanbul’da yüzde 1, Ankara’da yüzde 1,5, İzmir’de ise yüzde 1,2 olmuştur. Ortalama konutun m2 fiyatı Mayıs 2024 itibariyle İstanbul’da 39.455 TL, Ankara’da 21.564 TL ve İzmir’de 33.013 TL’dir.

İstanbul’da zirveye yüzde 240,9 Temmuz 2022’de ulaşıldıktan sonra düşüş başlamış ve yıllık fiyat artışı Mayıs 2024’te yüzde 35,5’e gerilemiştir. Ankara ve İzmir’de ise zirveye Eylül 2022’de ulaşılmış yüzde 205,6 ve yüzde 183,1 olmuştur. Mayıs 2024’te ise bu iki ilimizde yıllık artış oranları sırasıyla yüzde 45,1’e ve yüzde 40,1’e gerilemiştir.

Konut talebinde yavaşlama

2023 Şubat ayındaki depremden sonra çok sert bir düşüş gösteren konut talebi Temmuz’daki artıştan sonra Kasım’a kadar düşmüştür. Konut talebi Aralık’ta artış trendine geçmiş, artış Şubat ayına kadar devam etmiştir. Şubat’ta 114,2’ye yükselen talep göstergesi Mart’tan itibaren azalmaya başlamış ve Nisan’da 105,6’ya gerilemiştir. Mayıs’ta talebin yeniden yükselişe geçtiği gözlemlenmektedir. Konut talep göstergesi Mayıs’ta Nisan’a kıyasla yüzde 10,9 artarak 117,1’e yükselmiştir. Konut talebi geçen yılın Mayıs ayına kıyasla yüzde 5,2 daha düşüktür.

Talep göstergesi (2020 Şubat=100)

Reel kirada yıllık değişim negatif alanda

Türkiye genelinde enflasyondan arındırılmış reel kirada yıllık değişim oranları uzun süredir azalmaktadır. Mayıs ayından Haziran ayına istisnai artış hariç, ortalama reel kirada yıllık değişim oranı Şubat 2023’te yüzde 86,6 ile zirve yaptıktan sonra inişe geçmiştir. Şubat 2024 itibariyle yerini negatif artışlara bırakan yıllık reel kira fiyatları değişimi Mayıs ayında yüzde -14,6 oldu. Yani reel kiralar geçen yılın aynı ayına göre ortalamada yüzde 14,6 düşüktür.

Türkiye genelinde cari kira fiyatlarının yıllık değişimi Mart’tan Temmuz’a kadar düştükten sonra Ağustos’ta bir miktar yükselmişti. Ancak kira fiyatlarının yıllık değişim oranı Eylül’den itibaren düşüştedir. Nisan 2024’te yüzde 50,8 olan kira fiyatlarının yıllık değişim oranı Mayıs 2024’te yüzde 49,8’e gerilemiştir.

Kiralık konut piyasasında talebin önemli bir özelliği de mevsimsel etkiye açık olmasıdır. Nisan ve Eylül ayları arasında artan talep, izleyen aylarda azalmakta, kış aylarında ise nispeten durağan bir seyir izlemektedir. Bahar ve yaz aylarında kiralık konut talebinde ortaya çıkan bu yükselişte tayinle il değiştirenlerin ve üniversite öğrencilerinin etkili oldukları düşünülebilir. Bu nedenle talep göstergesinde değişimler yorumlanırken mevsimsel etkiler göz önünde tutulmalıdır.

Kiralık konut talep göstergesi Ağustos – Kasım arasında düşerken Aralık’tan sonra hafif tempoda artış eğilimine girmiştir. Mayıs ayında kiralık konut talep endeksi yüzde 19,7’lik güçlü bir artış göstermiştir Yıllık bazda baktığımızda ise kiralık konut talebindeki artış yüzde 3,4’tür.

Talep göstergesi (2020 Şubat=100)

sahibinden.com ve Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) tarafından hazırlanan Kiralık ve Satılık Konut Piyasası Görünümü Mayıs raporunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Endüstriyel bulut platformu Robolaunch 1,5 milyon dolar yatırım aldı!

0

Simya VC liderliğinde gerçekleşen yatırım turuna, Ford Otosan tarafından kurulan Türkiye otomotiv sanayisinin ilk girişim sermayesi şirketi olan Driventure ile Türkiye Kalkınma Fonu ve ODTÜ TEKNOKENT ortaklığıyla kurulan INVEST101’in de katılımıyla endüstriyel bulut platformu Robolaunch’a toplam 1,5 milyon dolarlık yatırım yapıldı. Robolaunch aldığı bu yatırımla; robotik çözümlerini geliştirerek ve Avrupa ve ABD pazarlarına açılmayı planlıyor.

Yerli girişim Robolaunch’un yapay zekâ, makine öğrenimi ve robotik uygulamalar için özel olarak tasarlanmış bulut tabanlı yazılım geliştirme ve dağıtım platformu, ölçeklenebilir çözümler sunarak; uygulamaların geleneksel yöntemlere kıyasla daha az maliyetle ve daha kolay bir şekilde devreye alınmasını sağlıyor.

Yeni yatırımlarla büyümeyi ve küresel alanda varlık göstermeyi hedefliyor

Robolaunch Kurucu Ortağı Hidayet Gürcan Tunç

Robolaunch Kurucu Ortağı Hidayet Gürcan Tunç, konuyla ilgili şu açıklamada bulundu: “Aldığımız yatırımla öncelikle satış ekibimizi büyütmeyi, hedef odaklı pazarlama kampanyaları düzenlemeyi, yapay zekâ ve robotik alanında uluslararası fuarlara katılarak bilinirliğimizi artırmayı planlıyoruz. Özellikle üretim ve akıllı şehir uygulamalarında Robolaunch’u sektöre entegre etmeye yönelik çalışmalarımız, bu yatırım ile birlikte yeni ve umut verici iş birliklerinin kapısını aralayacak.”  Türkiye pazarı dışında da büyümelerini sürdürmek istediklerine vurgu yapan Tunç, sözlerine şöyle devam etti: “Bu stratejiyle; yeni pazarlara erişimimizi sağlayarak, müşteri tabanımızı genişletmeyi ve global varlığımızı güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Avrupa ve ABD pazarına açılmayı önceliklendiriyoruz. Öte yandan endüstriyel bulut platformumuzu ve robotik çözümlerimizi geliştirerek araştırma ve geliştirme faaliyetlerimize de yatırım yapacağız. Bu sayede ürünlerimizin performansını ve kullanıcı deneyimini iyileştirerek müşterilerimize daha üstün bir hizmet sunmayı amaçlıyoruz.”

Girişimlerin büyüme yolculuğunda stratejik rol oynuyor

Simya VC Yönetici Ortağı Selma Bahçıvanoğlu da şunları söyledi: “Simya VC olarak ilk günden beri geleceği şekillendirecek ileri teknolojilere yatırım yapıyoruz. Bu yatırımımız da yatırım stratejimize oldukça uyum sağlıyor. Robolaunch’un teknolojisi gerçekten olağanüstü. Mevcut müşteri tabanları, bu teknolojinin kendi endüstrilerindeki gücünün önemli bir kanıtı. Robolaunch’un büyüme yolculuğunda, onları sadece maddi olarak desteklemekle kalmayıp aynı zamanda Simya ve 212’nin network’üyle müşteri erişimlerini ve pazar penetrasyonlarını genişletmede de önemli bir rol oynayacağız. Simya VC olarak inovatif çözümler üreten yerli girişimlere desteğimizi sürdüreceğiz.”

Endüstriyel alanda ilk müşterisi Ford Otosan

Driventure Genel Müdürü İlknur İlkyaz Gül, “Driventure, yenilikçi teknolojilere ve yaratıcı girişimlere yatırım yaparak geleceği şekillendirmeyi hedefliyor. Akıllı mobilite, endüstri 4.0, otomotivde müşteri deneyimi ve sürdürülebilirlik gibi projeleri destekleyerek geleceğin teknolojilerini keşfetmek için çalışıyoruz. Bu vizyonla, Endüstri 4.0 alanındaki ilk yatırımımızı Robolaunch’a yapma kararı aldık. Robolaunch’un ilk endüstriyel müşterisinin Ford Otosan olduğunu da gururla belirtmek isterim. Ford Otosan’ın Dijital Ürünler ve Servisler ekipleri, Robolaunch’ın bulut platformunu kullanarak görüntü işleme ve fabrika otomasyonu teknolojilerini geliştiriyor, süreçleri daha verimli hale getiriyor. Bu iş birliğinin başarılı sonuçları ve ekiplerimizin memnuniyeti, Robolaunch’un potansiyelini gösteriyor. Yatırımımız, Robolaunch’un teknolojilerini geliştirmesine ve kullanım alanlarını genişletmesine katkıda bulunacaktır” dedi.

Türkiye Kalkınma Fonu Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu üyesi Dr. Elif Altuğ, CFA  yatırıma yönelik şunları söyledi: “Kurulduğumuz günden bugüne, Türkiye Kalkınma Fonu bünyesindeki 7 farklı fonumuz ile farklı aşamalardaki şirketlere sermaye finansmanı sağlayarak Türkiye’deki teknoloji geliştirme ekosistemini desteklemek için çalışıyoruz. Robolaunch’un gerçekleştirdiği bu tura ODTÜ Teknokent ile birlikte kurduğumuz INVEST101 Fonu kapsamında katıldık. Robolaunch’un AI ve robotik uygulamalara yönelik geliştirdiği yazılım geliştirme ve dağıtım platformu ile bu alanda önemli bir rol üstleneceği ve bu yatırım turu ile birlikte var olan müşteri portföyünü globale taşıyacağını düşünüyoruz. Türkiye Kalkınma Fonu olarak, Robolaunch’un büyümesine ve yenilikçi ürün geliştirme süreçlerine katkı sağlamaktan heyecan duyuyoruz. Yeni nesil teknolojilere yaptığımız yatırımlarla ülkemizin geleceğine katkıda bulunmaya devam edeceğiz.”

Yapay zekâ destekli mobil yatırım uygulaması!

İnfo Yatırım, yapay zekâ destekli yeni mobil yatırım uygulaması infox’u düzenlediği basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu. Yeni yatırım uygulaması infox ile piyasadaki tüm yatırım ürünleri, karşılaştırmalı veriler, piyasadan anlık haberler, yapay zekâ destekli çözümler, robotik işlem imkânları ile tek bir platformda yatırımcıların önüne geliyor ve başka uygulamalara ihtiyaç bırakmıyor. Gelişmiş temel ve teknik analiz özellikleri, detaylı grafikler ve verilerle bilgiyi güce dönüştüren infox en gelişmiş araçları sunmakla kalmıyor, aynı zamanda bu araçların nasıl kullanılacağını öğretiyor, yatırımcıyı güncel gelişmeler, uzman yorumları ve analizlerle destekliyor. Yatırımcılar infox ile algoritmik işlemleri yapmaya ve arbitraj fırsatlarını robotik yöntemlerle yakalamaya imkân verirken, bunların tek bir dokunuşla kolayca yapılabilmesini sağlıyor. Ayrıca yatırımcılar Play Store ve App Store’den infox Akıllı Yatırım Uygulamasını indirerek görüntülü görüşmeyle kolayca hesap açtıktan sonra yatırımlarını yapabilecek.

 Yeni teknolojiler sermaye piyasalarını tabana yayıyor

Basın toplantısında açılış konuşmasını gerçekleştiren Hedef Holding Yönetim Kurulu Başkanı Namık Kemal Gökalp şunları söyledi: “Bugün İnfo Yatırım’ın geliştirdiği, yatırımcılarımızı yapay zekâ destekli güçlü bir dijital yatırım uygulaması ile buluşturduğumuzu ilan etmek üzere bir aradayız. infox adını verdiğimiz bu uygulama ile daha fazla bireysel yatırımcının finansal piyasalara erişmesini, kolayca ve güvenli biçimde yatırım yapabilmesini, birikimlerini verilere dayalı olarak en rasyonel biçimde değerlendirebilmesini istiyoruz. Kısaca yeni teknolojilerle yatırım alanının ve sermaye piyasalarının tabana yayılmasına katkıda bulunmak istiyoruz. Türkiye’nin yatırım ve girişimcilik ekosistemi Hedef Holding olarak tüm bu alanlarda faaliyet gösteren şirketlerimizle, hedeflerinin peşinden cesaretle koşanların yanında olmaya devam edeceğiz.”

Sermaye piyasalarındaki rekabette fark yaratan en önemli faktörlerin bilgi ve teknoloji olduğunu belirten İnfo Yatırım Genel Müdürü Tarkan Akgül ise şunları söyledi: “İnfo Yatırım olarak teknoloji yatırımlarına çok önem veriyor, yatırımcılarımızı en gelişmiş dijital teknolojilerle desteklemek için öncü olmaya devam ediyoruz. Şimdi ise sermaye piyasalarında birikimlerini değerlendirmek, birikimlere doğru yön vermek için gereken finansal ve yatırım okur yazarlığı, dijital yetkinlikler, tüm yatırım araçlarına tek bir platformdan erişim, temel ve teknik analizler, uzman görüşleri, gerçek zamanlı piyasa verileri gibi bir yatırımcının ihtiyacı olan tüm bilgi ve yetenekleri bir arada bulunduran uygulamamızı tüm yatırımcıların hizmetine sunuyoruz.”

infox’un her seviyeden amatör ve profesyonel kullanıcılara hitap eden bir uygulama olarak yatırımcıların hizmetinde olduğunu belirten Akgül, şu anda tüm kullanıcıların uygulamayı indirip, hesap açabileceklerini ve hemen kullanmaya başlayabileceklerini de sözlerine ekledi.

infox uygulamasının öne çıkan özellikleri hakkında konuşan İnfo Yatırım Dijital Pazarlama Direktörü Barbaros Kınay, “Yeni yatırım uygulamamıza infox ismini verdik. İnfo Yatırım’ın bilgi anlamına gelen ‘info’su ile burnu daima iyi koku alan ve her zaman fırsatların peşinden koşan tilki anlamına gelen fox’un birleşiminden oluşuyor. Yayına aldığımız infox’un en önemli özelliklerinden de bahsetmek istiyorum. infox’ta yapay zekâ destekli teknik ve temel analiz seçeneği var. En kullanışlı listeleme modelleri ile yurtiçi ve yurtdışı piyasaları için listeler oluşturup, takip edebileceksiniz. Gündem menüsü ile en son ekonomik ve şirket haberlerine, halka arzların detaylarına ve ekonomik takvime ulaşabilecek, arbitraj robotları, algoritma robotları ve portföy optimizasyonu ile işlem yapabileceksiniz” dedi.

Gelişmeye devam edecek

İnfo Yatırım Ürün Geliştirme Direktörü Elçin İnan Ballı ise açıklamasında şunları söyledi: “İnfox ile birlikte İnfo Yatırım’ın dijital şubesini de hayata geçirmiş oluyoruz. Yepyeni bir teknoloji ve altyapı ile uygulamamızı kullanıcılarla buluşturuyoruz. Uygulama sermaye piyasalarında işlem yapılan bir uygulama olmanın ötesinde tüm finansal işlemlerin tek uygulamada yapılabildiği bir uygulama olma yolunda adım adım ilerleyecek. Ürün hayatına başladığı günden itibaren gelişmeye devam edecek. Her yeni güncelleme ile yeni piyasalarda işlem yapma şansı, Türkiye’de ilk kez yapılacak bir sadakat uygulaması ve uçtan uca deneyim sunan bir uygulamaya dönüşecek.”

Elektrik depolayan beton: evlerimiz dev piller mi olacak?

Araştırmacı Damian Stefaniuk’un liderliğindeki bir ekip, elektriği depolayan yeni bir beton geliştirerek tüm evleri devasa pillere dönüştürebileceklerini iddia ediyor. Bu teknoloji, MIT’deki araştırmacılar tarafından bulunan enerjiyi değiştirilmiş bir betonun içinde depolama yöntemiyle mümkün hale geliyor.

MIT araştırmacıları, su, çimento ve araba lastiklerinin üretiminde kullanılan karbon siyahı karışımını süper kapasitörlere dönüştürerek uzun vadeli enerji depolama sorununa çözüm arıyorlar. Süper kapasitörler, lityum iyon pillerle kıyaslandığında uzun vadeli depolama konusunda dezavantajlı olsalar da, çok hızlı bir şekilde şarj edilip boşaltılabiliyorlar.

Stefaniuk ve ekibi, bu teknolojinin yenilenebilir enerji depolama için cazip bir seçenek olabileceğine inanıyor. Yeni malzeme, gün içinde dalgalanan yeşil enerji üretimini dengeleyerek elektrik şebekesindeki baskıyı azaltabilir.

Şu anda, süper kapasitörlerin yalnızca küçük miktarlarda enerji depolayabildiği ve hala geliştirilmesi gereken bazı engellerin bulunduğu belirtiliyor. Ancak Stefaniuk, ölçek büyütüldüğünde bu teknolojinin bir konutun günlük enerji ihtiyacını karşılayabileceğine inanıyor.

Ekip, bu yenilikçi betonun bir yapı malzemesi olarak kullanılmasının yanı sıra, enerji depolayan duvarlar, temeller ve sütunlar gibi yapı elemanlarını destekleyebileceğini öne sürüyor. Bu gelişme, arabaları kablosuz olarak hızlı bir şekilde şarj edebilen yollar gibi benzer potansiyel uygulamaları da beraberinde getirebilir.

Bu teknolojinin gelecekte enerji depolama alanında önemli bir rol oynaması beklenirkenşu anda hala geliştirme aşamasında olduğu ve daha fazla araştırma ve geliştirme gerektiği belirtiliyor.

Eleştirmenler YouTube etkisinin araştırılmasını istiyor!

Bir mektupta Amerikan Ekonomik Özgürlükler Projesi, Talep İlerlemesi ve diğer dokuz grup, Salı günü Adalet Bakanlığı rekabet şefi Jonathan Kanter’a, YouTube platformunun kablolu yayın ve yayın hizmetlerine rakip olarak büyümesi ve ABD’de satılan akıllı telefon ve TV’lere ön kurulumuyla ilgili endişelerini dile getirdi.

Gruplar, düzenleyici kuruma ABD’deki en iyi yayın hizmetleri arasında yer alan ve Google’ın halihazırda internet arama pazarına hakim olan çevrimiçi reklamcılık teknolojisinde lider YouTube’u araştırması çağrısında bulundu.

Gruplar, “YouTube’un, rakiplerini dışlamak, müşterileri kilitlemek ve paket hizmetlerin satın alınmasını zorlamak için çok sayıda pazardaki hakimiyetini kullanma konusunda on yıllık bir geçmişi var.” diye yazdı.

Gruplar, şirketin abonelik yayın hizmeti olan YouTube TV‘nin büyümesinin Google’ın “oturma odası hakimiyeti olasılığını” artırdığını söyledi. Bir YouTube sözcüsü, “İzleyecek bir şey arayan herkes bu alanın çok rekabetçi olduğunu görebilir.” dedi ve şirketin hem Netflix ve Disney+ gibi yayın hizmetleriyle hem de Meta’nın Instagram ve TikTok gibi diğer video platformlarıyla rekabet halinde olduğunu ekledi.

Nisan ayında Alphabet, YouTube’un üç aylık reklam gelirinin geçen yılın aynı dönemine göre %21 artışla 8 milyar dolardan fazla olduğunu bildirdi. Google yöneticisi Philipp Schindler, izleyici analiz firması Nielsen’in verilerine dayanarak platformun bir yıldan fazla bir süredir ABD’de en çok izlenen yayın hizmeti olduğunu söyledi.

Google halihazırda Adalet Bakanlığı ve çeşitli eyaletler tarafından açılan iki antitröst davasıyla mücadele ediyor. Biri şirketin çevrimiçi arama pazarını tekeline aldığını, diğeri ise dijital reklam teknolojisi pazarına hakim olduğunu iddia ediyor.

Google, başarılarının yasal yollardan geldiğini söyleyerek her iki davaya da karşı çıktı. Savunucu gruplara göre YouTube, “Google’ın tekelini destekleyen taburenin üçüncü ayağı.”.

American Economic Liberties Project’te avukat olan Lee Hepner, grupların YouTube konusundaki endişelerini arama davasında itiraz edilen davranışlarla karşılaştırdı. Bu davada antitröst yetkilileri, akıllı telefon üreticileriyle yapılan milyarlarca dolarlık gelir paylaşım anlaşmalarının Google’ın çevrimiçi arama hakimiyetini sürdürmesine olanak tanıdığını iddia etti.

Hepner, “Google TV, esasen Google’ın kendi akış hizmeti için bir dağıtım sistemi değilse nedir?” dedi.

Büyük teknoloji şirketlerine yönelik antitröst endişeleri, Donald Trump yönetiminde Google ve Facebook’un ana şirketi Meta Platforms’a karşı açılan davalarla yönetimlerden geçti.

Başkan Joe Biden’ın antitröst yetkilileri ise Google’a karşı ikinci bir dava ve Amazon.com ile Apple’a karşı davalar açtı.

Apple hisseleri yapay zeka tanıtımının ardından rekor kırdı!

Apple, yeni yapay zeka özelliklerinin duyurulduğu WWDC 2024 etkinliğinin hemen ardından hisselerinde önemli bir yükseliş yaşadı. Salı günü piyasa kapanışında, Apple hisseleri bir günde yüzde 7’den fazla artarak rekor bir seviyeye ulaştı.

Bu yükseliş, Apple’ın birinci sınıf tüketici cihazlarının zayıf satışlarıyla boğuştuğu bir dönemde geldi ve şirketin bu yıl S&P 500 endeksine göre düşük performans sergilemesinin ardından hisse senedi için bir nefes alma vesilesi oldu.

Apple’ın piyasa değeri, mevcut hisse senedi fiyatı olan 207 doları koruduğu takdirde 200 milyar dolar daha artabilir. Şu anda 3,18 trilyon dolarlık piyasa değeriyle dünyanın en değerli şirketi konumunda olan Microsoft’un piyasa değeri ise Apple’ın gerisinde kalmaktadır.

WWDC 2024 etkinliğinde, Apple geniş yelpazedeki sorguları yanıtlayabilen ve önceki versiyonlara göre daha karmaşık görevleri yerine getirebilen geliştirilmiş bir Siri sanal asistanını duyurdu. Ayrıca, iPhone’lar, iPad’ler ve Mac bilgisayarlar için en son işletim sistemleriyle birlikte gönderilecek uygulamaları ve çeşitli yapay zeka özelliklerini tanıttı.

Gartner analisti Tuong NguyenApple’ın platformunu ve cihazlarını geliştirmek için yatırım yaptığını belirterek, “Apple, bir sonraki bilgi işlem, arayüz ve deneyim çağını mümkün kılmak için ileriye dönük adımlar atmaya devam ediyor” dedi.

Apple’ın geliştirilen yapay zeka özellikleri ve WWDC 2024 etkinliğinde duyurulan yenilikler, analistler tarafından yeni iPhone serisinin tanıtılmasıyla birlikte şirketin satışlarını artırabileceği öngörüsünü destekliyor. En az 13 analist, etkinlik sonrasında Apple hisselerine ilişkin fiyat hedeflerini yükseltirken, şirketin gelecek dönemde daha da güçlenebileceğini belirtiyor.


Elon Musk, OpenAI’a açtığı davayı geri çekti!

Elon Musk, yapay zeka alanında önemli bir rol oynayan şirketlerden biri olan OpenAI’a karşı açtığı davadan vazgeçti. Ancak bu karar, şirketle arasındaki gerilimin sona erdiği anlamına gelmiyor.Musk’ın OpenAI’a karşı açtığı dava, şirketin kurucu üyeleriyle arasında imzalanan anlaşmanın ihlal edildiğini iddia ediyordu. Musk, bu üyelerin şirketi kar amacı gütmeyen bir kuruluş haline getirmeyi ve teknolojisini açık kaynak olarak tutmayı taahhüt ettiğini belirtmişti. Ancak Microsoft’un OpenAI’ı yatırım yapması sonrasında, şirketin kapalı kaynaklı bir yan kuruluşa dönüştüğünü öne sürmüştü.

OpenAI ise iddiaları reddetmiş ve şirketin misyonunun insanlığa fayda sağlayacak yapay zeka teknolojileri geliştirmek olduğunu vurgulamıştı. Şirket, herhangi bir sözleşmenin ihlal edilmediğini ve kurucu üyeler arasında böyle bir taahhüt bulunmadığını belirtmişti.

Musk’ın davayı geri çekme kararı, yargıcın OpenAI’ın davayı reddetme talebini inceleyeceği ön duruşmadan bir gün önce geldi. Ancak bu durum, Musk’ın OpenAI’a karşı olan rekabetçi duruşunu zayıflatmıyor. Musk, kendi yapay zeka şirketi xAI’ı kurarak, bu alandaki rekabeti artırmayı hedefliyor. xAI, Grok adlı sohbet robotunu bünyesine katarak önemli bir finansman sağlamıştı.

Öte yandan, Elon Musk, Apple’ın OpenAI’ın teknolojilerini iOS 18’e entegre etmesinin ardından iPhone’ları şirketinden yasaklayabileceğini açıkladı. Bu, teknoloji dünyasında büyük yankı uyandıran bir hamle olabilir.

Şimdilik Elon Musk’ın OpenAI’a karşı açtığı dava geride kalmış gibi görünse de, ilerleyen süreçte yeniden gündeme gelebileceği ve şirketler arasındaki rekabetin devam edeceği tahmin ediliyor.

AB’den Çinli elektrikli araçlara yüzde 38 ek vergi şoku!

Avrupa KomisyonuÇin’den ithal edilen elektrikli araçlara yüzde 38’e varan ek gümrük vergileri getirildiğini duyurdu. Mevcut yüzde 10’luk gümrük vergisinin üzerine uygulanacak olan bu ek vergiler, önümüzdeki aydan itibaren geçerli olacak. Bu karar, AB’nin Çin menşeli elektrikli araçlara yönelik haksız devlet sübvansiyonları iddialarınailişkin dokuz aylık bir soruşturmanın ardından alındı.

Komisyonun yaptığı açıklamaya göre, Çinli elektrikli araç üreticileri haksız sübvansiyonlardan büyük ölçüde yararlanarak fiyat avantajı elde ediyor ve bu durum AB endüstrisine zarar veriyor. Yeni düzenlemeyle, Çinli markalara uygulanacak vergi oranları değişiklik gösterecek ve yüzde 38’e kadar çıkabilecekBYD yüzde 17,4Geely yüzde 20SAIC yüzde 38,1, soruşturmada işbirliği yapan diğer BEV üreticileri yüzde 21 ve işbirliği yapmayan diğer BEV üreticileri yüzde 38,1 oranında ek vergiyle karşı karşıya kalacak.

Türkiye’nin durumu belirsiz

AB’nin bu kararının Türkiye’ye de etkileri olabilirTürkiye’nin AB ile olan Gümrük Birliği anlaşması ve uyumluluğu kapsamında bu oranları uygulaması olası gözüküyor. Ancak, yetkililerden bu konuda henüz bir açıklama gelmedi. Eğer Türkiye bu oranları uygulamazsa, mevcut yüzde 40 ek gümrük vergisinin üzerine bu oranlar eklenebilir.

AB Başkan Yardımcısı Margaritis Schinas, soruşturmanın geçici sonuçlarının haksız sübvansiyondan kaynaklandığını belirtti. Komisyon, Çin elektrikli araçlarının önümüzdeki yıl AB’de yüzde 15’lik bir pazar payına sahip olmasını bekliyor. Ayrıca, Çin yapımı elektrikli araçların fiyatlarının AB yapımı modellere kıyasla genellikle yüzde 20 daha düşük olduğunu vurguladı.

Birçok AB otomobil üreticisi, Çin’in bu karara misilleme yapabileceği ve hatta AB otomobillerini kendi pazarından men edebileceği endişesini taşıyor. Bazı AB ülkeleri ise yeni karara karşı çıkmakta. Komisyonun gümrük vergilerine ilişkin kararını bozmak için en az 11 hükümetin karşı çıkması gerekiyor.

Yeni vergilerin uygulanmasıyla birlikte, AB’nin yılda 2 milyar Avro ek gelir elde etmesi bekleniyor. Gümrük vergileri, Dünya Ticaret Örgütü kuralları doğrultusunda önümüzdeki aydan itibaren geçici olarak uygulanacak ve Çin’in bu vergilere itiraz etmek için dört hafta süresi bulunuyor.

iOS 18 ile iPhone’larda yavaş şarj uyarısı geliyor!

Apple’ın en son işletim sistemi güncellemesi iOS 18’in beta sürümünü yükleyen kullanıcılar, Apple’ın henüz resmi olarak açıklamadığı yenilikleri keşfetmeye devam ediyor. Bu yeniliklerden biri de iPhone’un yavaş şarj aletiyle şarj edildiğinde kullanıcıyı uyaracak olması.

iOS 18 güncellemesi, iPhone pil sağlığı ve şarj ayarlarında birkaç önemli değişiklik içeriyor. Özellikle iPhone 15 kullanıcıları için daha fazla şarj sınırı ayarı ekleyen Apple, şarj süreciyle ilgili daha fazla kontrol ve bilgi sunmayı hedefliyor. Ancak, kullanıcıların ilgisini çeken en önemli yeniliklerden biri, telefonun yavaş şarj aletiyle şarj edildiğinde kullanıcıyı haberdar eden yeni özellik.

iOS 18 ile birlikte, Ayarlar menüsünün Pil bölümüne, iPhone’un yavaş şarj cihazıyla şarj edilip edilmediğini gösteren bir özellik eklendi. Kullanıcılar, 5W kablosuz şarj cihazıyla şarj ettikten sonra yavaş şarj bildirimi aldıklarını belirtiyor. Yavaş şarj süreleri, Pil ayarlarında son 24 saat veya son 10 gün içindeki pil kullanımı ve şarjı gösteren bölümde turuncu bir çubukla gösteriliyor. Bu sayede kullanıcılar, hangi dönemlerde yavaş şarj yaşadıklarını kolayca görebiliyor.

Hangi şarj hızının “yavaş şarj” olarak kabul edildiği belirsiz

Şu an itibariyle hangi şarj hızının “Yavaş Şarj Cihazı” mesajını tetiklediği tam olarak belli değil. Apple, iOS 18’in final sürümünü yayınladığında büyük olasılıkla bu değişiklik hakkında daha fazla bilgi içeren bir yazı yayınlayacak. Kullanıcıların bu özelliği nasıl daha verimli kullanabilecekleri ve hangi durumlarda yavaş şarj uyarısı alacakları konusunda daha fazla bilgiye sahip olmaları bekleniyor.

iOS 18 ile gelen bu yeni özellik, kullanıcıların pil sağlığını korumalarına ve şarj süreçlerini daha iyi yönetmelerine yardımcı olmayı amaçlıyor. Apple’ın bu tür yeniliklerle kullanıcı deneyimini geliştirmeye devam etmesi, iPhone kullanıcılarının cihazlarını daha verimli kullanmalarını sağlayacak. iOS 18’in final sürümüyle birlikte daha fazla detayın ortaya çıkması bekleniyor.

Tesla’nın insansı robotu Optimus, otonom çalışmaya başladı!

Tesla, insansı robotu Optimus’ta önemli bir kilometre taşına daha ulaştı. Şirket tarafından yapılan son güncellemede, Optimus’un artık otonom olarak fabrikada çalışmaya başladığı duyuruldu. Tesla, kısa bir süre önce CEO Elon Musk‘ın liderliğinde şirketin 2018’den bu yana elde ettiği kilometre taşlarının bir listesini sundu. Bu liste, 2024 Yıllık Hissedarlar Toplantısı’nda Elon Musk’ın 56 milyar dolarlık 2018 CEO Performans Ödülü’nün onaylanması için hissedarları oy kullanmaya teşvik etme çabalarının bir parçası olarak yayınlandı. Ancak bu duyuruda dikkat çeken en önemli gelişme, Optimus’un otonom olarak fabrikada çalışmaya başlaması oldu.

Tesla’nın X platformunda yayınladığı gönderide, “Fabrikada otonom olarak görev yapan iki Optimus robotu konuşlandırıldı,” ifadeleri kullanıldı. Şirket, son iki yılda Optimus üzerinde üç büyük tasarım revizyonu ve robotun ellerinde dört revizyon gerçekleştirdi. Ayrıca, Optimus artık Tesla’nın ofis ve laboratuvarlarında da günlük olarak otonom bir şekilde geziniyor.

Bu duyuru, Elon Musk ve Tesla’nın 2018 yılında üzerinde anlaşılan 56 milyar dolarlık tazminat paketini onaylatmaçabalarının yoğunlaştığı bir döneme denk geldi. Musk, belirlenen tüm hedeflere ulaşmış olmasına rağmen, bu paketinin onaylanması süreci bir krize dönüşmüş durumda. Ancak bu krizin olumlu yanlarından biri, Optimus’un artık fabrikada otonom olarak çalışmaya başlaması oldu.

Tesla, Optimus’un gelişimi hakkında daha fazla detay vermese de, bu otonom çalışma iddiasının önceki yayınlanan videolara mı yoksa mevcut fiili duruma mı atıf yaptığını netleştirmedi. Ancak her durumda, 2021 yılında duyurulan Optimus’un gelişimi büyük takdir topluyor. Özellikle geçen yıl tanıtılan Optimus 2 ile robotun işlevselliği önemli ölçüde arttı.

Elon Musk, ilk çeyrek raporu sırasında Optimus’un yıl içinde sınırlı üretime geçebileceğini ve 2025’te satışa çıkabileceğini belirtmişti. Musk, genelde bu tür tarihler konusunda iyimser olsa da, sınırlı bir satışın mümkün olabileceği düşünülüyor. Son olarak, Musk bu yıl içinde Optimus’un ellerinde bir revizyon daha yapılacağını ve robotun 22 serbestlik derecesine sahip ellerle donatılacağını açıkladı. Bu, Optimus’a neredeyse bir insanla aynı yeterlilikte görevleri yerine getirebilecek bir esneklik kazandıracak.

Tesla’nın Optimus robotu ile ilgili bu yeni gelişme, robotik ve yapay zeka alanında atılan önemli adımlardan biri olarak dikkat çekiyor.

Microsoft, disksiz Xbox Series X’i duyurdu!

0

Microsoft’un Xbox Games Showcase 2024 etkinliği, oyun dünyasının merakla beklediği bir dönemeç haline geldi. Etkinlik sırasında, Microsoft oyunseverlere heyecan verici duyurular yaptı ve yeni oyunlarını resmen duyurmanın yanı sıra, oyuncuları daha fazla heyecanlandıran bir gelişme daha yaşandı: Xbox Series X konsolunun disksiz tamamen dijital versiyonu tanıtıldı.

Yeni disksiz tamamen dijital Xbox Series X, standart Xbox Series X ile aynı güçlü donanıma sahip olacak ve aynı üstün performansı sergileyecek. Bu yeni versiyon, oyunculara geleneksel disk sürücüsü kullanmadan dijital içeriklere erişim imkanı sunacak. Beyaz renkteki bu 1TB konsol, bu sonbaharda tatil sezonunda raflardaki yerini alacak. Ancak kesin çıkış tarihi hakkında Microsoft henüz net bir açıklama yapmadı.

Disksiz tamamen dijital Xbox Series X’in fiyatı ise 450 dolar (500€) olarak belirlendi. Ayrıca, yeni beyaz renkteki 1TB Xbox Series S için 350 dolar (350€) ve diskli özel sürüm 2TB Galaxy Black Xbox Series X için ise 600 dolar (650€) gibi fiyatlarla satışa sunulacak.

Microsoft, yeni 1TB Xbox Series S’in, mevcut 1TB Xbox Series S’in yerini alacağını ve “stoklar tükenene kadar” mevcut olacağını belirtti. Disksiz tamamen dijital Xbox Series X’in duyurusu bir sürpriz olmamakla birlikte, bu yeni sistemin uzun bir süredir geliştirildiği ve daha önce FTC davasında sızdırıldığı biliniyordu.

Yeni konsolların çıkış tarihleri ve diğer detayları için Microsoft’un resmi açıklamalarının beklenmesi gerekiyor. Ancak şimdiden Xbox hayranları, bu sonbaharda raflardaki yerlerini alacak olan yeni konsollarla ilgili heyecanlarını ve beklentilerini artırmaya başladılar.

Nokia 3D uzamsal ses için ilki gerçekleştirdi!

0

Telekomünikasyon ve teknoloji şirketi Nokia, sesli iletişim teknolojisinde bir atılım duyurdu. Şirket, ‘yeni Sürükleyici Ses ve Ses Hizmetlerini kullanan dünyanın ilk hücresel aramasını’ gerçekleştirdiğini duyurdu. Şirkete göre codec, günümüzün tek sesli akıllı telefon sesli arama deneyimi yerine, kullanıcıların aramaları gerçek zamanlı olarak 3D uzamsal sesle duymasına olanak tanıyor.

Nokia 3D uzamsal ses ile neler sağlıyor?

Mevcut akıllı telefon aramaları, ses öğelerini bir arada sıkıştıran ve daha düz ve daha az ayrıntılı ses çıkaran monofonik. Ancak bu yeni teknoloji, arayan kişinin her şeyi sanki diğer kişiyle birlikteymiş gibi duyacağı 3D sesi de beraberinde getirecek. Nokia’nın Başkanı ve CEO’su Pekka Lundmark, Finlandiya’nın Dijitalleşme ve Yeni Teknolojiler Elçisi Stefan Lindström ile ilk canlı, kapsamlı sesli ve görüntülü görüşmeyi gerçekleştirdi.

Çağrı, yakında çıkacak olan 5G Gelişmiş standardının bir parçası olan yeni IVAS codec teknolojisi tarafından etkinleştirildi. Lundmark, Nokia’nın Espoo’daki kampüsünden Lindström’ü arayarak, yeni IVAS teknolojisiyle deneyimlenebilecek ayırt edici akustik boyutları ona gösterdi. Şirketin basın açıklamasına göre IVAS codec teknolojisi, bağlı herhangi bir cihazda (örneğin akıllı telefonlar, tabletler veya PC’ler) canlı mekansal ses sağlayarak insanları üç boyutlu sesle gerçek hayattaki etkileşim için bir araya getiriyor.

Açıklamada bunun, günümüzde akıllı telefonlarda ve PC’lerde kullanılan monofonik telefon sesinin kullanıma sunulmasından bu yana canlı sesli arama deneyiminde ileriye doğru atılan en büyük adım olduğu da eklendi. Lundmark, “Sesli aramaların geleceğini gösterdik. Bu çığır açan ses teknolojisi, sizi arayanın ortamına götürerek sesli ve görüntülü aramalar için mekansal ve büyük ölçüde geliştirilmiş bir dinleme deneyimi yaratarak kurumsal ve endüstriyel uygulamalar için önemli avantajlar sunuyor” diye ekledi.

Açıklamaya göre 3GPP IVAS codec standardı, IVAS codec’in kamu işbirliği çerçevesinde 13 şirketten oluşan bir konsorsiyum tarafından geliştirildi. Nokia, IVAS standardı için akıllı telefona özgü formatı geliştirdi ve genel olarak standardizasyon çabalarında öncü oldu. Yenilik aynı zamanda operatörler, yonga seti ve cep telefonu üreticileri arasında birlikte çalışabilirliğin sağlanmasında ve mekansal iletişimin herkes için erişilebilir hale getirilmesinde bir anahtar görevi görebilir.

Starfactory roket üretiminde iddialı

0

Dünyanın en güçlü roketi Starship, geçen hafta 6 Haziran Perşembe günü dördüncü kez göklere çıktı. Şu ana kadar Starship uçuş testlerinin hiçbiri roketin alınmasıyla sonuçlanmadı. Her ne kadar Starship tamamen yeniden kullanılabilir olacak şekilde tasarlanmış olsa da SpaceX, uzay aracını hızlı bir şekilde test etmek ve onu her seferinde biraz daha ileriye taşımak için birçok prototip üretti.

Starfactory roket üretim tesisi

Artık SpaceX, geliştirme zaman çizelgesini daha da hızlandırmayı hedefliyor. Şirket, Teksas’ın güneyindeki Starbase fırlatma sahasındaki üretim tesisi Starfactory’yi geliştirmek için çalışıyor. SpaceX sonunda günde bir Starship roketi üretmeyi hedefliyor.

Starship’in dördüncü uçuş testi SpaceX için bir dizi önemli dönüm noktasına işaret etti. Bunlar arasında bir Süper Ağır güçlendiricinin ilk yumuşak sıçraması ve Starship’in üst aşaması için kontrollü iniş yanması yer alıyor. Bunu yapmak için Starship’in Dünya’nın etrafında dolaşması ve hipersonik yeniden girişte hayatta kalması gerekiyordu.

SpaceX her zaman hızlı başarısız ol, hızlı öğren yaklaşımını benimsemiştir. Uçuş testleri patlayıcı bir şekilde sonuçlanabilse de, çoğunu hızlı bir şekilde arka arkaya başlatıyor ve her uçuşta performansı artırmak için ayarlamalar yapıyor. Bu yılın başlarında, SpaceX’in Starship’i bu yıl dokuz kez fırlatmak için FAA ile birlikte çalıştığına dair raporlar ortaya çıktı.

Bu hedefe ulaşmalarına yardımcı olmak ve sınırları daha da ileriye taşımak için SpaceX, Starfactory’yi inşa ediyor. SpaceX, üretim tesisi faaliyete geçtikten sonra günde bir yeni Starship roketi geliştirme hedefini iddialı bir şekilde belirledi. SpaceX’in Falcon Yapıları Üretim Mühendisliği Müdürü Jessie Anderson: “Gemilerimiz ve Süper Ağır güçlendiricilerimiz inşa edildi ve ya fırlatılmaya hazır ya da önümüzdeki birkaç uçuş için test aşamasındayız ve SpaceX’in Starfactory’si büyümeye devam ettikçe üretim hattından daha fazlası çıkacak. Şu anda inşaat halinde olan fabrikanın en son aşaması bu yaz faaliyete geçecek ve bize 100.000 metrekarelik daha fazla alan sağlayacak” dedi.

SpaceX’in gerçekten günde bir Starship üretip üretmeyeceği henüz bilinmiyor. Elon Musk’un yıllar boyunca oldukça iddialı vaatlerde bulunduğunu belirtmekte fayda var. Örneğin geçtiğimiz günlerde Starship’in sonunda bir milyon insanı Mars’a göndereceğini belirtmişti. Bununla birlikte, Starship’in en son uçuş testi, sıcak aşama ayrımları, yumuşak sıçramalar ve daha fazlası dahil olmak üzere etkileyici kilometre taşlarına ulaştı.

Yeni Intel SoC çözümü elektrikli araç maliyetlerini düşürüyor!

0

Elektrikli araçlar tüm dünyada geçtiğimiz birkaç yıl içinde muazzam bir yükseliş sergilese de, satın alma maliyetlerinin yüksek oluşu (hele ki ikinci el piyasasının henüz oturmadığı göz önüne alınırsa) hala bu sektörün gelişiminin önündeki en büyük engellerden birisi olarak göze çarpıyor. Intel ise geliştirdiği yeni SoC çözümü ile hem inovasyonu hızlandırma hem de maliyetleri düşürme iddiasında.

Gelişmiş batarya ve e-motor teknolojisi ile ilişkili yüksek maliyetler nedeniyle elektrikli araçların üretimi şu anda geleneksel benzinli araçlara göre daha pahalı. Yakın vadeli çözüm, elektrikli araç istasyonu altyapısıyla daha iyi entegrasyon da dahil olmak üzere araç düzeyinde enerji tasarrufu yoluyla mevcut batarya teknolojisinin verimliliğini artırmaktır. Bir Intel Şirketi olan Silicon Mobility’nin bugün piyasaya sürdüğü yeni OLEA U310 çip üzerinde sistem (SoC) ile çözdüğünü iddia ettiği zorluk da tam olarak bu.

Bu yeni nesil teknoloji, elektrikli araçların (EV) genel performansını önemli ölçüde artırmayı, tasarım ve üretim süreçlerini kolaylaştırmayı ve çeşitli EV istasyon platformlarında sorunsuz çalışmayı sağlamak için SoC hizmetlerini genişletmeyi vaat ediyor.

Sektörde bir ilki temsil eden yeni SoC, şuan için donanım ve yazılımı bir arada sunan tek eksiksiz çözüm olarak lanse ediliyor ve dağıtılmış yazılıma sahip elektrikli mimarilerde güç aktarım alanı kontrolü ihtiyacını karşılayacak şekilde tasarlanmış.  Benzersiz bir hibrit ve heterojen mimari ile üretilen tek bir OLEA 310 FPCU, bir invertör, bir motor, bir dişli kutusu, bir DC-DC dönüştürücü ve bir yerleşik şarj cihazını kontrol ettiği bir sistem kombinasyonunda altı adede kadar standart mikro denetleyicinin yerini alabiliyor.

İnovasyonun yanında güvenlik de ön planda

Orijinal ekipman üreticileri (OEM’ler) ve Tier 1 tedarikçileri ise 310 FPCU’yu kullanarak birden fazla ve çeşitli güç ve enerji işlevlerini aynı anda gerçek zamanlı olarak kontrol edebiliyorlar. Üstelik FPCU, ISO 26262 işlevsel güvenlik standardının otomotiv güvenlik bütünlüğü seviyesinin en yüksek seviyesi olan ASIL-D tasarımına hazır olacak şekilde tasarlanmış durumda.

Bu yenilikçi çözüm, malzeme listesinin (BoM) azaltılmasına ek olarak, ilk rakamlara göre %5’e varan enerji verimliliği artışı, aynı güç için %25 motor küçültme, %35 daha az soğutma ihtiyacı ve günümüz EV’lerine kıyasla 30 kata kadar pasif bileşen küçültme vadediyor. Intel’e göre “Yeni Silicon Mobility çözümünün faydaları, elektrikli araç üreticilerinin olağanüstü performansa, gelişmiş menzile ve potansiyel olarak daha düşük üretim maliyetlerine sahip yazılım tanımlı elektrikli araçlar tasarlamalarını sağlıyor çünkü artık entegre edecekleri daha az bileşen var.”

 Yeni çözüm ayrıca Intel Automotive’in mevcut yapay zeka ile geliştirilmiş yazılım tanımlı araç (SDV) SoC ailesini tamamlıyor ve sektörün tamamen elektrikli ve yazılım tanımlı bir geleceğe doğru dönüşümünü toplu olarak ilerletecek gibi gözüküyor.

Nadir toprak elementleri için yenilikçi çözüm: Biyolojik Liç

Avusturya BOKU Tulln ve IMC Krems Uygulamalı Bilimler Üniversitesi arasındaki araştırma işbirliği, nadir toprak elementlerinin geri kazanımına yönelik iki aşamalı, çevre dostu ve sürdürülebilir bir süreç geliştirmek için biyolojik liç ve biyobirikimin daha da geliştirilmesini kullanıyor. Biyolojik liç veya biyoliç, geleneksel hidrometalurjik zenginleştirme yöntemleriyle çözünmeyen metal sülfürlerin, bakteriler yardımıyla çözeltiye alınma işlemi olarak tanımlanıyor.

Yapılan laboratuvar çalışmalarının biyobirikim adımında, elektronik hurdalardan %85’e varan metal geri kazanım oranları elde edilmiş durumda. Başarının anahtarı biyoteknolojik süreçlerin kombinasyonunda yatıyor. Halen geliştirilme aşamasında olan bu yöntemlerin umut verici temelleri yakın zamanda Frontiers in Microbiology dergisinde de yayınlandı.

Son yıllarda cep telefonları, elektrikli araçlar ve bilgisayarlar gibi çok çeşitli elektronik cihazlarda kullanılan nadir toprak elementlerine olan talepteki keskin artış dikka çekici boyutlara ulaşmış durumda. Buna karşın, özellikle akıllı telefon ve bilgisayar gibi cihazların ömürleri nispeten kısa (genellikle 3 ila 8 yıl) olduğu için nadir toprak elementleri içeren atıklarda da ciddi bir artış var. Nadir toprak elementlerinin önemli bir hammadde kaynağı olmasına ve hatta AB tarafından kritik hammadde olarak sınıflandırılmasına rağmen, bu atıkların çoğu hala kullanılmadan çöp sahalarında son bulmaktadır. Bu nedenle, verimli geri kazanım yöntemleri üzerine yoğun araştırmalar yürütülmekte.

Çalışmada kullanılan mikrobiyoloji temelli biyoliç ve biyobirikim yöntemleri, diğer alternatif yöntemlerle kıyaslandığında elektronik atıklardan kritik hammaddelerin geri kazanılması için umut verici bir ‘yeşil’ alternatif teknolojiyi temsil ediyor. Üstelik bu yöntemler daha uygun maliyetli, tehlikeli veya kirletici ikincil atık üretmiyor ve daha az enerji kullanıyor.

Bakterilerin rolü büyük

Süreçlerin temel prensipleri, elektronik atıktan demir, bakır veya alüminyum gibi belirli metalleri ‘süzebilen’ belirli mikroorganizmalar tarafından asit üretimine dayanmakta. Bu metaller, daha sonraki biyobirikimde değerli nadir toprak elementlerinin emilim sürecine müdahale etmekte. Araştırmada farklı türlerden bir dizi bakteri kullanılmış. Örneğin, Çek Cumhuriyeti’ndeki asidik bir maden gölünden (pH 2.6) toplanan ve daha sonra laboratuvarda birlikte yetiştirilen Acidithiobacillus thiooxidans ve Alicyclobacillus disulfidooxidans, biyolojik liç işleminde kullanılmış.

Nadir toprak elementlerini geri kazanmak için kullanılan zenginleştirme işleminin önündeki temel pratik zorluk ise e-atıklarda tipik olarak bulunan diğer metallerin yüksek içeriği. Özellikle demir, bakır ve alüminyum biyoteknolojik süreci engellemekte. Araştırmacılar bu sorunun üstesinden gelmek için başka bir yenilikçi seçenek buldular: Mikropları “eğitmek”. IST-Klosterneuburg’da geliştirilen morbidostat adlı bir cihaz kullanılarak organizmalar kademeli olarak daha yüksek metal konsantrasyonlarına alıştırılıyor. Ancak, organizmaların değerli maddeleri biriktirme yeteneklerini kaybetmemeleri için biyobirikim sürecinin dikkatli bir şekilde yürütülmesi gerekiyor.

Nadir toprak elementlerinin geri dönüşümde verimlilik

Şu anda nadir toprak elementlerini çıkarmak için kullanılan yöntemler, çevreye zararlı yan ürünlerin oluşması ve yeni sorunlu maddelerin ortaya çıkmasıyla ilişkili kimyasal süreçlere dayanmaktadır. Biyoteknolojik yöntemlerin bir kombinasyonu kimyasal yöntemlere göre açık avantajlara sahiptir, çünkü hem liç hem de bakteri hücrelerinde birikim çevre dostu ve sürdürülebilirdir ve sürecin hiçbir aşamasında tehlikeli veya kirletici maddeler üretilmez.

Ancak, e-atık bileşimindeki geniş çeşitliliğin üstesinden gelmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Alüminyum, demir veya bakır gibi karışan metallerin konsantrasyonu değişse bile, teknoloji sonuçların tekrarlanabilir ve güvenilir olmasını sağlayacak şekilde çalışmalıdır. BOKU ve IMC Krems’teki araştırmacılar bunu başarmak için çeşitli stratejiler izliyor. Bir diğer strateji de biyolojik liç ve biyolojik birikimden sorumlu bakterileri yüksek konsantrasyonlarda karışan metallere alıştırmak.

Yapılan ortak çalışma, pek çok umut vadeden ön sonuç içeriyor. Bununla birlikte, bu çalışmaların kontrollü laboratuvar ortamlarında tekrarlanması ve akabinde pratiğe dökülebilmesi büyük önem taşıyor.

Apple, son hamlesi ile Elon Musk’ın hedefi oldu!

Tesla CEO’su, Apple’ı çalışanlarının şirkete Apple cihazlarla girmesini yasaklamakla tehdit ediyor.

Pazartesi akşamı Musk, sosyal medya platformu X’te OpenAI teknolojisini Apple’ın sistemlerine eklemenin “kabul edilemez bir güvenlik ihlali olduğunu” yazdı.

Ayrıca, SpaceX’i de içeren işletmelerine gelen ziyaretçilerin Apple cihazlarının kapıda kontrol edileceğini ve cihazların Faraday kafesinde saklanacağını belirtti.

Musk’ın Tesla, SpaceX ve X’te çalışan 100.000’den fazla çalışanı bulunan işyerlerinde Apple cihazlarını yasaklama tehdidi, Tesla CEO’su ile OpenAI arasındaki hukuki mücadelenin ortasında geldi. Mart ayında Musk, yapay zeka şirketinin insanlığa fayda sağlamak yerine kârı ön planda tuttuğunu iddia ederek OpenAI ve CEO’su Sam Altman’a dava açtı.

Apple’ın OpenAI ile ortaklığını duyurması, iPhone üreticisi yapay zekayı iOS 18 ve macOS Sequoia gibi işletim sistemlerine entegre etse bile kullanıcıların kişisel verilerinin gizli kalacağını vurguladı. Teknoloji devi, yapay zeka sistemini kullandıklarında kullanıcılar hakkında veri toplamayacağını veya cihazlarında depolanan kişisel verileri aramayacağını söyledi.

Ancak Musk, Apple kullanıcılarının kişisel verilerinin gizli kalacağına dair şüphelerini dile getirdi. 

Mistral AI, 640 milyon dolarlık yatırım topladı!

Bir hatırlatma olarak Mistral AI, yapay zeka alanına nispeten yeni bir katılımcıdır. Şirket, OpenAI, Anthropic ve diğer AI devlerine Avrupalı ​​bir rakip oluşturmak için yaklaşık bir yıl önce 112 milyon dolarlık devasa bir tohum turu topladı.

Meta ve Google DeepMind mezunları tarafından ortaklaşa kurulan şirket, OpenAI’in GPT-4o, Anthropic’in Claude 3 ve Meta‘nın Llama 3’ü gibi günümüzün en iyi performans gösteren modellerine rakip olmak amacıyla temel modeller üzerinde çalışıyor.

Mistral AI ayrıca açık ağırlıklara sahip açık kaynak lisansı altında önceden eğitilmiş ve ince ayarlı modeller de yayınladı. Örneğin, Mistral 7B, Mistral 8x7B ve Mistral 8x22B, atıf dışında kullanım veya çoğaltma konusunda hiçbir kısıtlamaya sahip olmayan açık kaynaklı bir lisans olan Apache 2.0 lisansı altında piyasaya sürüldü.

Mistral AI’in Mistral Large gibi en gelişmiş modelleri, API öncelikli ürünler olarak yeniden paketlenmek üzere tasarlanmış özel modellerdir. Şirketin kod için ilk üretken yapay zeka modeli olan Codestral, çıktıları ticari faaliyetler için kullanılamadığından kısıtlayıcı bir lisansa sahip.

Şirketler Mistral Large’ı, kullandıkları miktara göre ödemek zorunda kalacakları bir API aracılığıyla kullanabilirler. Şirket ayrıca şu anda kullanımı ücretsiz olan Le Chat adında bir sohbet asistanı da sunuyor. Şirketin ayrıca Microsoft Azure gibi bulut sağlayıcılarıyla da dağıtım ortaklıkları var; Microsoft aynı zamanda Mistral AI’in küçük hissedarıdır.

Mistral AI’in kurucu ortağı ve CEO’su Arthur Mensch bir açıklamada “Yeni ve mevcut yatırımcıların işimize duydukları güveni yenilemelerinden ve büyümesini desteklemelerinden memnuniyet duyuyorum. Bu yeni tur, bizi AI’nın sınırlarını zorlamak ve en son teknolojiyi herkesin eline ulaştırmak için benzersiz bir konuma getiriyor.” dedi.

Microsoft destekli Mistral

B Serisi turuna liderlik eden General Catalyst, başlangıçta mevcut bir yatırımcıydı. Financial Times’a göre yapay zeka girişimi, 468 milyon Euro özsermaye ve 132 milyon Euro borç topladı. Uzun yatırımcı listesinde Lightspeed Venture Partners, Andreessen Horowitz, Nvidia, Samsung Venture Investment Corporation ve Salesforce Ventures yer alıyor.

Diğer yatırımcılar arasında Belfius, Bertelsmann Investment, BNP Paribas, Bpifrance (Dijital Girişim fonu aracılığıyla), Cisco, Eurazeo, Headline, Hanwha Asset Management’in girişim fonu, IBM, Korelya Capital, Latitude, Millennium New Horizons, Sanabil Investments, ServiceNow ve SV Angel bulunuyor.

Mistral AI’in son 18 aydaki çalışması, temel modellerin piyasaya sürülmesi konusunda etkileyiciydi.

Cybertruck park yerine sığmayınca davalık oldu!

0

Tesla Cybertruck, kendisinden önce gelen çoğu kamyona benzemiyor. Bu nedenle normalde büyük bir pikap kullanmayacak yeni bir alıcı grubunun ilgisini çekti. Salt Lake City’li bir adamın kısa süre önce bu durumdan kurtulmanın bir yolunu bulmaya çalışırken öğrendiği gibi, 5 metreden uzun, yaklaşık 8 metre genişliğinde ve Frigidaire gibi inşa edilmiş bir kamyona sahip olmak ve onu kullanmak tedirgin insanlara göre değil diyebiliriz.

Cybertruck park yerine sığmadı ancak sürücünün kendi hatasıydı

Blaine Raddon, aracın lansmanını internette izledikten sonra bir Cybertruck rezervasyonu yaptırdı ancak kamyonu sipariş ettiğinden beri yaşam durumu değişti. O ve karısı ayrıldı ve garajı olan bir evden dar park yerleri olan bir apartman kompleksine taşındı. Yeni kamyonunu aldıktan sonra park yerine sığmadığını fark etti ve kamyonunu teslim eden satıcıya ulaşıp iade edip edemeyeceğini sordu. Yönetici, Raddon’a, durumunun büyük olasılıkla Tesla’nın kamyonu yeniden satın almasını tetikleyecek öngörülemeyen bir durumu gerektirmediğini söyledi ve ona, bir Cybertruck sahibinin elektrikli aracı ilk yıl satıp satmadığını belirten bir Tesla Araç Sipariş Anlaşması imzaladığını hatırlattı. 50.000 dolar para cezasına çarptırılabilirler ve gelecekteki Tesla’ları satın almaları yasaklanabilir. Business Insider’a göre notta, “Koşullarıma uymayan bir kamyonu elimde bulundurmaya zorlamak haksızlık gibi görünüyor ve sözleşmedeki satış yasağı dilinin ruhuna hiç de uymuyor” diye ekledi.

Raddon, BI’ya kurallara uyan bir kişi olduğunu ve Tesla’nın konuyla ilgili kararına karşı çıkmayı ya da karara itiraz etmesi için bir avukat tutmayı planlamadığını söyledi. Ayrıca, aracı orada tutmasının kendi binası için uygun olduğunu ancak kamyonun park yerinden dışarı çıkarken başka bir araba tarafından hasar görmesi durumunda sorumlu tutulmayacaklarını söyledi.

Raddon, karara itiraz etmek amacıyla şirkete daha uzun bir not gönderdikten sonra bir hafta boyunca Tesla’dan haber alamadığını söyledi. Kendimi bu durumla ilgili birkaç şey üzerinde kafamı kaşırken buluyorum. Tesla’nın, Raddon’un karısından ayrılmasına ve yeni aracı için yeterli yeri olmayan bir apartman kompleksine taşınmaya zorlanmasına cevabı, onu, aracı satmaya çalışırsa 50.000 dolarlık dava açılma riskiyle karşı karşıya kalacağı ve başka bir Tesla almasına asla izin verilmeyeceği konusunda uyarmak oldu.

Apple, halüsinasyonları durdurabileceğinden pek emin değil!

The Washington Post’a verdiği röportajda Cook, yeni Apple Intelligence sisteminin yüzde 100 güvenle yanlış veya yanıltıcı bilgi üretmeyeceğini “asla iddia etmeyeceğini” söyledi.

Cook, “Teknolojinin kullandığımız alanlarda hazır olup olmadığı konusunda derinlemesine düşünmek dahil, yapmayı bildiğimiz her şeyi yaptığımızı düşünüyorum.” diyor.

“Bu yüzden çok kaliteli olacağına eminim. Ancak dürüst olmak gerekirse bunun yüzde 100’ün altında olduğunu söyleyebilirim. Bunun yüzde 100 olduğunu asla iddia edemem.”

Apple, Pazartesi günü Dünya Çapında Geliştiriciler Konferansı sırasında AI özelliklerini iPhone, iPad ve Mac’e getirecek olan yeni Apple Intelligence sistemini açıkladı. Bu özellikler e-posta yanıtları oluşturmanıza, özel emojiler oluşturmanıza, metni özetlemenize ve daha pek çok şeye olanak tanır.

Diğer tüm yapay zeka sistemlerinde olduğu gibi bu da halüsinasyon olasılığını beraberinde getiriyor. Yapay zekanın işleri nasıl yanlış anlayabileceğiyle ilgili son örnekler arasında geçen ay Google’ın Gemini destekli yapay zeka genel değerlendirmelerinde bize pizzaya peynir koymak için yapıştırıcı kullanmamızı söyleyen olay veya saçma cevaplar vermesine neden olan yakın zamanda ortaya çıkan bir ChatGPT hatası yer alıyor.

Apple yapay zeka

Apple ayrıca ChatGPT’yi Siri’ye eklemek için OpenAI ile ortaklık kurduğunu da duyurdu. Sesli asistan, chatbot için daha uygun bir soru aldığında ChatGPT’ye dönecek, ancak bunu yapmadan önce izninizi isteyecek. Özelliğin WWDC sırasında gösterilen demosunda, yanıtın altında “Önemli bilgileri hatalara karşı kontrol edin” yazan bir sorumluluk reddi beyanı görebilirsiniz.

Entegrasyon sorulduğunda Cook, Apple’ın gizlilik konusunda “öncü” olması ve şu anda “en iyi modele” sahip olması nedeniyle Apple’ın OpenAI’i seçtiğini söyledi. Apple da ileride OpenAI ile ortaklık yapmayabilir. Cook, “Diğer insanlarla da bütünleşiyoruz.” diye yanıt verdi.

Pazartesi günkü açılış sonrası canlı oturumda Apple kıdemli başkan yardımcısı Craig Federighi, Apple’ın sonunda Google Gemini’yi iOS’a da getirebileceğini söyledi.

Microsoft güvenlik değişiklikleri Gmail entegrasyonunu etkiliyor!

Yazılım üreticisi Microsoft, 16 Eylül’den itibaren Outlook kişisel hesapları için Temel Kimlik Doğrulama desteğini sonlandırmayı planlıyor; 19 Ağustos’ta Outlook web uygulamasının hafif sürümünü kaldırıyor ve 30 Haziran’dan itibaren artık Outlook.com’daki Gmail hesaplarını desteklemeyecek.

Tüm bu değişiklikler, Microsoft’un Güvenli Gelecek Girişimi’nin güvenlik uygulamalarına yönelik revizyonunun bir parçası.

Outlook.com, Hotmail ve Live.com kullanıcılarının 16 Eylül’den itibaren e-posta hesaplarına Modern Kimlik Doğrulama’yı kullanan uygulamalar aracılığıyla erişmeleri gerekecek. Microsoft’un kendi oturum açma istemini kullanmayan üçüncü taraf e-posta uygulamalarına yönelik destek bu yılın sonlarında sona erecek. Outlook’un iş ortağı grubu ürün yöneticisi David Los, bir blog yazısında “Microsoft, bir kişinin hesabında oturum açmak için yalnızca kullanıcı adını ve parolasını sağladığı yöntem olan Temel Kimlik Doğrulamayı artık desteklemeyecek.” diyor.

Outlook, Apple Mail ve Thunderbird’ün en son sürümleri bu değişiklikleri destekleyecek; dolayısıyla bu durum, Microsoft’un adlandırdığı şekliyle “Modern Auth”u destekleyecek şekilde güncellenmemiş tüm uygulamaları büyük ölçüde etkileyecektir. Los, “Modern Kimlik Doğrulama yöntemleriyle, kullanıcıların fark edemeyeceği, ekstra bir güvenlik katmanı ekleyen ek arka uç işlemleri/belirteçler uyguluyoruz.” diye açıklıyor.

Microsoft, etkilenen Outlook kullanıcılarıyla Haziran ayı sonuna kadar iletişime geçerek onları yakında desteklenmeyecek bir e-posta uygulaması kullandıkları konusunda uyarmayı planlıyor. Bu, bir uygulamanın ayarlarını normal şifre seçeneği yerine OAuth2 kullanarak kimlik doğrulaması yapacak şekilde değiştirmek veya yalnızca mevcut hesabı kaldırıp yeniden eklemek kadar basit olabilir.

Yakın zamanda bir iPhone’da Outlook hesabınız için parola sorulduğunu fark ettiyseniz bunun nedeni, hesabınızı başlangıçta Temel Kimlik Doğrulama ile yapılandırmış olmanız olabilir. Apple’ın iOS’un en son sürümleri artık varsayılan olarak Modern Kimlik Doğrulamayı desteklemektedir; bu nedenle, parola istemleri görürseniz hesabı kaldırıp tekrar eklemeniz gerekecektir. Microsoft’un daha fazla bilgi içeren tam destek makalesi burada bulunmaktadır.

Microsoft ayrıca ay sonunda tüketicilerin Outlook.com’daki Gmail hesaplarına erişme olanağını da kaldıracak. Bu özellik ilk olarak 2019 yılında Microsoft’un Gmail, Google Drive ve Google Takvim’i Outlook.com web posta istemcisine entegre etmesinin bir yolu olarak tanıtıldı. Ancak yeni Windows için Outlook uygulaması ve Mac için Outlook, Gmail hesaplarını desteklemeye devam edecek.

Microsoft ayrıca Windows Mail ve Takvim kullanıcılarını, yerleşik Windows Mail ve Takvim uygulamalarına yönelik desteğin bu yılın sonuna doğru sona ermesinden önce, Windows için yeni Outlook uygulamasına taşımaya devam ediyor.

Son olarak Microsoft, başlangıçta eski tarayıcılar için hafif bir seçenek olarak tasarlanan Outlook web uygulamasının hafif sürümünü de 19 Ağustos’ta kaldırmayı planlıyor. Los, “Müşterilerimizi daha iyi korumaya yardımcı olmak için güvenlik çalışmalarımızı hızlandırırken, Outlook web uygulamasının hafif sürümünü kullanımdan kaldırıyoruz.” diyor.

“Bu, 2024’ten sonra müşterilerin Outlook.com’u çalıştırmak için desteklenen bir tarayıcının en son sürümlerini çalıştırmaları gerektiği anlamına geliyor.”

Outlook.com için minimum tarayıcı gereksinimleri, Microsoft Edge veya Chrome sürüm 79 veya üstü, Firefox sürüm 78 veya üstü, Safari sürüm 16 veya üstü ve Opera sürüm 76 veya üstüdür. Microsoft, ayrıca Outlook.com’a erişim için yalnızca Windows 10 veya daha yeni sürümleri ve Windows Server 2016 veya daha yeni sürümleri destekleyecektir. Firefox ve Chrome’un Linux sürümleri, macOS Sonoma, Ventura ve Monterey kullanıcılarının yanı sıra hala posta hizmetine erişebilir.