Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 626

Xona uyduları yatırım aldı

0

Xona, navigasyon uyduları ağının ticari ve güvenlik endüstrileri için yol gösterici bir ‘Kuzey Yıldızı’ görevi göreceğini söyledi. Küçük navigasyon uydularından oluşan bir ağ geliştiren uzay teknolojisi girişimi Xona, A serisi finansman turunu 19 milyon dolar ile tamamladı. Tur, Future Ventures ve Seraphim Space’in yanı sıra yeni yatırımcılar NGP Capital, Industrious Ventures, Murata Electronics, Space Capital ve Aloniq tarafından yönetildi.

Xona uyduları yatırım ile daha ileri seviyeye ulaşacak

SpaceX, Ford, NASA ve Blue Origin’den navigasyon ve uzay uzmanlarından oluşan Xona ekibi, fonların ticarileşmeye doğru ilerledikçe alçak Dünya yörüngesindeki (LEO) uydu ağının dağıtımını hızlandırmak için kullanılacağını söyledi. Ayrıca, otonom teknolojiler için uygun ölçekte hassas navigasyon sağlamak üzere tasarlanan uydu hizmeti Pulsar’ın beta testine de başlayacak.

Xona’nın CEO’su Brian Manning: “Bir asır önce, insanlar başka yöntemler mevcut olmadığında güvenilir rehberlik için Kuzey Yıldızı’na bakıyordu. Gelecek yapay zeka ve otomasyondur; Pulsar hizmetimiz, önceki yüzyıllarda insanlık için Kuzey Yıldızı neyse bu endüstriler için de o olmayı hedefliyor” dedi.

Ağ, Xona’nın daha fazla güvenlik, doğruluk ve kullanılabilirlik sunarak otonom sistemler için daha uygun hale getirdiğini ve hayati ulusal altyapıyı koruduğunu söyleyerek GPS’e alternatif olarak hareket edecek. Xona’ya göre bundan faydalanabilecek olası sektörler arasında tarım, otomotiv ve savunma yer alıyor.

Seraphim Space’in genel ortağı Rob Desborough: “Yarım asırlık kullanımın ardından GPS’e olan bağımlılığımız mutlak hale geldi Kesintiler küresel ekonomide hesaplanamayan hasarlara yol açabilirken, iyileştirmeler tamamen yeni endüstrilerin kapısını aralayabilir. GPS’in başarısız olmasını veya düşman güçlerin onu yanıltmasını beklemek, güvenlik veya ticari endüstrilerimiz için bir seçenek değil. Xona ve öncü ekip, modern çağın ihtiyaç duyduğu GPS’i oluşturmaya çalışıyor. Biz de onların dönüştürücü vizyonunu desteklemeye devam etmekten mutluluk duyuyoruz” dedi.

Xona’nın ortakları ve müşterileri arasında Hava Kuvvetleri Araştırma Laboratuvarı (AFRL), ABD Uzay Kuvvetleri ve İngiliz telekomünikasyon şirketi Spirent yer alıyor. Geçtiğimiz Ağustos ayında şirket, Xona’nın Pulsar hizmetini kullanarak bir LEO konumlandırma, navigasyon ve zamanlama ağı kurmak için AFRL ve ABD Uzay Kuvvetleri’nden 1,2 milyon dolarlık bir sözleşme aldı.

Meta Game On programı ilk mezunlarını verdi!

Meta ve Game Factory iş birliğiyle hayata geçirilen Meta Game On programı, yerli oyun stüdyolarını stratejik büyüme yollarıyla tanıştırarak ilk mezunlarını verdi. Program, özellikle mobil uygulama ve oyun sektöründe faaliyet gösteren Türk stüdyolarının global arenada rekabet edebilirliğini artırmayı hedefliyor. Aralık ayında başlatılan ve büyük bir hızla devam eden program, İstanbul’daki son etkinlikle sona erdi.

Meta Game On’a katılan şirketler arasında Spektra Games, Rotatelab, Lokum Games, Apps Teknoloji, Mage Games, Gamester Kids, Gameguru, Fuse Games, Metaverse Dijital Teknoloji, Nitrogen Games, Bratziska, Last Games, Kosk Games, Gamer Arena ve Steer Studios (Savvy Games Group bünyesinde) yer aldı. Bu stüdyolar, Meta’dan sağlanan özel mentorluk desteği ve çeşitli avantajlarla donatıldı. Program, oyunlarını genişletme ve yeni pazarlara açılma konusunda katılımcılara değerli bilgiler sundu.

Eğitimler ve çalışma oturumlarının yanı sıra, Meta Game On katılımcıları etkili medya planlaması üzerine yoğunlaşarak oyunlarının tanıtım stratejilerini geliştirme fırsatı buldu. Deloitte gibi önde gelen danışmanlık firmalarının yanı sıra Ludus Ventures ve Boğaziçi Ventures gibi yatırım şirketlerinden gelen desteğe ek olarak, sektörün önde gelen melek yatırımcılarından kişisel deneyim paylaşımlarıyla zenginleşen bir network olanağı sağlandı.

Meta Game On, Türkiye’deki oyun stüdyolarını dünya çapında bir rekabette öne çıkaracak stratejilerle donatmayı sürdürecek ve yerli oyun endüstrisinin gelişimine katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Dell ofise dönmeyen çalışanlara VPN ve kimlik takibi ile karşılık veriyor!

Dell, 10 yılı aşkın süredir insanların uzaktan çalışmasına izin veriyor. Ancak Şubat ayında bir RTO talimatı yayınladı ve 13 Mayıs’a gelindiğinde çoğu çalışan ya tamamen uzaktan ya da hibrit olarak sınıflandırılacak.

Bu aydan itibaren hibrit çalışanların her çeyrekte en az 39 gün Dell ofisine gitmesi gerekiyor. Bu arada, Business Insider’ın Mart ayında bildirdiğine göre, tamamen uzaktan çalışanlar terfi için uygun değil.

Artık The Register, Dell’in çalışanların önemli bir süre boyunca ofiste olduklarını doğrulamak için çalışanların rozet geçişlerini ve VPN bağlantılarını izleyeceğini bildiriyor.

İsimsiz bir kaynak yayına şunları söyledi: “Bu muhtemelen RTO’nun talimatı sonrasında kaç personelimizin uzak kalmayı seçtiğine ilişkin resmi rakamlara yanıttır.”

Dell’in hibrit çalışanları takip etme yöntemlerinin aynı zamanda bir renk kodlama sistemi de içereceği bildiriliyor. Register, Dell’in “rozet takibinden haftalık tesis ziyareti verilerini şirketin insan sermayesi yönetimi yazılımı aracılığıyla çalışanlara sunmayı ve onlara durumlarını özetleyen renk kodlu derecelendirmeler vermeyi planladığını” bildirdi. “Tutarlı”dan “sınırlı”ya kadar renkler mavi, yeşil, sarı ve kırmızı.

Şirkette çalıştığı bildirilen farklı bir kişi, yöneticilerin kaç tane tehlike işaretini kabul edilebilir olarak değerlendirecekleri konusunda tutarlılık göstermediklerini söyledi. Bu kafa karışıklığı, kaynağın “Burası boktan bir gösteri” demesine neden oldu.

Adı açıklanmayan bir kişinin “Dell’i tanıdığı” bildirildi ve şirketin ofisine yeterince sık gelmeyenlerin Dell COO’su Jeff Clarke’a yönlendirileceğini iddia etti.

Dell’in çalışanlarından kaçının uzaktan çalıştığı tam olarak belli değil. Register bugün Dell’in ABD’deki çalışanlarının yaklaşık yüzde 50’sinin, uluslararası çalışanların ise yüzde 66’sının uzaktan çalıştığını bildirdi. Mart ayında isimsiz bir kaynak Business Insider’a Dell’deki her ekibin yüzde 10-15’inin uzaktan çalıştığını söyledi.

Dell’in CEO’su ve kurucusu Michael Dell de uzaktan çalışmayı destekliyordu ve 2022’de bir blog kaleme alarak şirketin “pandemi herkesi eve göndermeden önce bile uzaktan veya ofis tabanlı çalışan ekip üyeleri arasında anlamlı bir fark bulamadığını” söyledi.

Bazıları, şirketin aniden katılaşan ofis politikasının, şirketin işten çıkarmaları önleyebilmesi için insanları işi bırakmaya zorlama girişimi olduğundan şüpheleniyor. Şirket, mevzuata ilişkin başvurulara göre 2023’te 13.000 kişiyi işten çıkardı.

The Register’a yapılan açıklamada bir temsilci, şirketin “esnek bir yaklaşımla eşleştirilen yüz yüze bağlantıların inovasyonu ve değer farklılaşmasını teşvik etmek için kritik öneme sahip olduğuna” inandığını söyledi.

Enplus ile Türkiye Tenis Federasyonu’ndan büyük iş birliği!

0

Enplus, spor alanındaki desteklerine bir yenisini daha ekledi. Bu kapsamda Enplus ile Türkiye Tenis Federasyonu (TTF), yaz aylarında Enplus Masters Kadınlar Serisi’ni 3 farklı ilde gerçekleştirecek. Masters seviyesinde bir seriyi kapsayan üç kadınlar turnuvasının ilki 1-9 Haziran 2024 tarihleri arasında TTF İzmir Tenis Merkezi’nde, ikincisi 1-7 Temmuz 2024 arasında TTF Ankara Tenis Merkezi’nde, üçüncüsü 16-25 Ağustos 2024 tarihleri arasında da TTF İstanbul Tenis Merkezi’nde düzenlenecek.

Birçok kadın sporcunun keşfedilmesini sağlayacak!

Bu iş birliğinin ilk aşamada 3 yıl olarak planlandığını söyleyen Enplus CEO’su Murat Hatipoğlu,

“Geçen sene iş birliğimize A milli kadın takımının sponsorluğu ile başladık. Federasyon Başkanımız Cengiz Durmuş’la da çok güzel bir iletişimimiz oldu. Bunu daha istikrarlı, daha sürdürülebilir bir yapıda nasıl geliştirebileceğimizi düşündük. Bu sene itibarıyla da önümüzdeki üç yıl için özel bir sponsorluk anlaşması yaptık.

Her yıl İzmir, Ankara, İstanbul’da özel bir Enplus Masters Kadınlar Serisi Kupası düzenleyeceğiz. Biz marka olarak destek verdiğimiz bir takım sosyal sorumluluk projeleriyle Türkiye’de genç kızlarımızı özellikle desteklemek istiyoruz. Sayın Cengiz Durmuş’un tenise olan tutkusu ve konsantrasyonu ile Türkiye’de bu alanda gözle görülür bir hareketlenme ve gelişim olduğunu görüyoruz.

Federasyonun dünyanın en iyi sporcusunu çıkarma konusunda ciddi çalışmaları mevcut. Gerçekten dünya standartlarında sporcularımız var. Bu iş birliğimizi pekiştirmek için tenise dair çalışmalarda istikrarlı olmaya kararlıyız. İlk etapta üç yıl sürecek ancak ilerleyen yıllarda daha da uzun soluklu iş birliklerimiz olacak. Enplus Masters Kadınlar Serisine yüksek sayıda katılım bekliyoruz.

Böylece Türkiye’de bu sporu yapan ama henüz keşfedilmemiş birçok kadın sporcumuzun bu vesileyle keşfedilmesini ya da başarılarını daha geniş kitlelere duyurabilmesini amaçlıyoruz” dedi.

İş birliği hakkında değerlendirme yapan Türkiye Tenis Federasyonu Başkanı Cengiz Durmuş ise,

Çalışmalarımızı yürütürken kadınların en büyük destekçilerinden biri olan Enplus, federasyonumuz için çok önemli bir yol arkadaşı oldu. Türkiye Tenis Federasyonu’nun Ankara, İstanbul ve İzmir’deki tesislerinde gerçekleşecek 2 ulusal 1 uluslararası Master turnuvalarında Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından gelen kadın sporcular kupayı kaldırmak için mücadele edecek” diye konuştu.

Bakan Kacır, Girişimcilik Destek Programı’nı duyurdu!

0

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, KOSGEB destek programlarının yeniden yapılandırıldığını ve girişimcilere büyük fırsatlar sunan “Girişimcilik Destek Programı”nı duyurdu. Bu program kapsamında, ülkemizin stratejik hedeflerine uygun sektörlerde faaliyet gösteren ve katma değer ile nitelikli istihdam yaratma potansiyeline sahip girişimlere 2 milyon TL’ye kadar finansman desteği sağlanacak. 

Girişimcilere 2 milyon TL’ye varan destek!

Programın amacı, Anadolu’nun dört bir yanında saklı olan girişimcilik potansiyelini ortaya çıkarmak ve fikirden ürüne, üründen pazara uzanan yolculuğu kolaylaştırmak. Özellikle genç, kadın, engelli, gazi ve şehit yakınlarının girişimcilik faaliyetleri desteklenecek ve bu gruplara ait girişimciler için destek üst limiti artırımlı olarak uygulanacak. 

Bakan Kacır, KOBİ’lerin Türkiye ekonomisinin belkemiği olduğunu vurgulayarak, “KOBİ’lerimiz, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarma yolculuğumuzda beraber yürüdüğümüz yol arkadaşlarımızdır” dedi. 

KOSGEB’in, 2002 yılından bu yana 1,3 milyon KOBİ’ye 180 milyar lira destek sağladığını belirten Bakan Kacır, KOBİ’lerin rekabetçilik ve inovasyon yetkinliklerini geliştirmenin önemine dikkat çekti. Bu kapsamda, yeşil dönüşüm projeleri için Dünya Bankası ile iş birliği içinde “Türkiye Yeşil Sanayi Projesi” başlatıldığını ve KOBİ’lerin karbon ayak izlerini azaltma ve kaynak verimliliğini artırma çalışmalarına destek verildiğini açıkladı. 

Ayrıca, geçtiğimiz yıl yaşanan deprem felaketlerinin ardından KOBİ’lerin yaralarını sarmak için Dünya Bankası ve Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı ile ortaklaşa “Deprem Sonrası Ekonomik Canlanma Projesi” hayata geçirildi. Bu proje kapsamında bugüne kadar 52 binden fazla işletmeye 16,8 milyar lira kaynak aktarıldı. 

Bakan Kacır, KOSGEB’in girişimcilikten kapasite geliştirmeye, küresel rekabetten afet sonrası destek programlarına kadar geniş bir yelpazede KOBİ’lerin yanında olduğunu ve yeni “Girişimcilik Destek Programı” ile bu desteğin daha da güçleneceğini belirtti. 

Windows 11, Görev Yöneticisi’nde önemli değişimler yolda!

Windows için gerçekleşecek önemli güncellemelerden biri Microsoft’un, kullanıcıların açık izni olmasa bile BitLocker’ı varsayılan olarak etkinleştirerek kullanıcıların cihazdaki verilerinin güvenliğini artırması.

Windows 11 2024 (24H2) Güncellemesi yolda ve görünüşe göre kurulum sırasında BitLocker disk şifrelemesini varsayılan olarak etkinleştirmeye çalışacak. 

Deskmodder tarafından paylaşılan söylentilere göre, Windows 11 24H2’de yer alan yeniden işlenmiş kurulum süreci, prosedürü önceden devre dışı bırakmak için görünür bir seçenek olmadan arka planda sistem diskini şifreleyebilir.

BitLocker, ilk olarak Microsoft tarafından Windows Vista ile tanıtılan bir tam birim şifreleme teknolojisidir; bu sistem, bir disk birimini bir parolanın arkasına kilitleyerek kullanıcıların verilerini ve işletim sisteminin kendisini şeffaf bir şekilde korumak için tasarlanmıştır. Parola ayrıca her işletim sistemi önyüklemesi sırasında parolayı girmenize gerek kalmadan TPM 1.2 güvenlik yongasına da kaydedilebilir.

BitLocker şifrelemesi bir bilgisayarın güvenliğini önemli ölçüde artırabilir, ancak aynı zamanda şifrelenmiş birimde dosya okurken ve yazarken G/Ç performansını da etkileyebilir. Bu teknoloji geleneksel olarak Windows’un Enterprise ve Pro sürümleri için isteğe bağlı bir özellikti, ancak Windows 11 24H2, görünüşe göre tam birim şifrelemeyi Windows Home gibi Windows sürümlerinin kullanıcılarına bile dayatacak.

Windows 11

Microsoft’un Windows 11’in Insider sürümlerinde sıklıkla yeni özellikler denediği göz önüne alındığında, varsayılan BitLocker şifrelemesi Windows 11 24H2’nin son sürümünde bulunmayabilir. Tam hacimli şifrelemeyi devre dışı bırakmak yeterince kolay olacak, çünkü bunun için özel Windows ayarları var.

24. yarı için planlanan resmi olarak duyurulan başka bir değişiklik, daha geniş bir kullanıcı tabanı için çok daha az tartışmalı olacak. Microsoft tarafından birkaç gün önce duyurulduğu üzere Windows 11 Insider Preview Build 22635.3570 (Beta kanalı), RAM performansını gösteren yeni ölçümler içeren güncellenmiş bir Görev Yöneticisi içeriyor.

Yeni Görev Yöneticisi, eski MHz değerini, modern DDR RAM’in gerçekte nasıl çalıştığına daha yakın olması gereken daha yeni Saniyede Mega Aktarım (MT/s) ile değiştirecek. SDRAM günlerinde, bellek yongaları döngü başına yalnızca bir veri aktarımı gerçekleştiriyordu. Ancak Çift Veri Hızlı SDRAM ile bellek yongaları döngü başına iki aktarım gerçekleştirebilir.

Modern DDR5 RAM modüllerinin 6000 MHz’de çalıştığı bildirilebilirken gerçek saat 3000 MHz. Performansı ölçmenin doğru yolu o zaman 6000 MT/s olacak. RAM üreticileri, kullanıcıların kafa karışıklığını önlemek için hâlâ daha büyük MHz değerleri kullanıyor ancak Windows 11 24H2, en azından RAM belleğinin gerçekte nasıl davrandığına dair daha net bir tablo sunmalı.

Dell hacklendi! Milyonlarca kişinin verileri tehlikede

0

Dell, son yaptığı açıklamada şirketin güvenlik sistemlerindeki zafiyet nedeniyle gerçekleşen bir veri ihlaline işaret ederek yaklaşık 49 milyon müşterinin kişisel bilgilerinin tehlikede olduğunu duyurdu. Kısacası Dell hacklendi. Şirket veri ihlaline dair çok gecikmeden açıklama yaptı.

Dell hacklendi!

Dell, veri ihlalinden etkilenen müşterilere kısa bir süre önce bildirimler göndermeye başladı. Şirket, yaptığı açıklamada önemli bir durum olmadığını, kimsenin kredi kartı gibi finansal bilgilerinin çalınmadığını, sadece kişilere ait isim bilgileri, fiziksel adres bilgilerisipariş bilgileri ve servisteki ürün bilgilerine dair veri ihlali gerçekleştiğini söylüyor.

Amerikalı bilgisayar üreticisi Dell, veri ihlaline dair bir açıklamada bulundu.

49 milyon Dell müşterisinin verileri tehlikede!

Şirket veri ihlaliyle alakalı şöyle diyor:

Dell Technologies, bilgilerinizin gizliliği ve güvenliği konusunu ciddiye alıyor. Şu anda, Dell’e yapılan alışverişlerle ilgili sınırlı türde müşteri bilgisini içeren bir veritabanını içeren bir Dell portalıyla ilgili bir olayı araştırıyoruz. İlgili bilginin türü göz önüne alındığında, müşterilerimiz için önemli bir risk olmadığına inanıyoruz.

Ayrıca son raporlara göre çalınan verilerin Dark Web’te aktif olarak satışa sunulduğu ortaya çıktı. Şu anda, bu veriler aracılığıyla şirketin 2017 ile 2024 arasındaki tüm satış verilerine erişilebiliyor. Veri ihlalinden etkilenen müşterilerin çoğunluğunun Amerika, Hindistan, Çin, Avustralya ve Kanada’da olduğu belirtiliyor.

Şirket, yayınladıkları gönderide şu anda kendilerinin de ne yaptığını şu sözlerle açıkladı:

Olayı tespit ettikten sonra, hemen olay yanıt prosedürlerimizi uyguladık, araştırmaya başladık, olayı kontrol altına almak için adımlar attık ve yetkililere bildirdik. Ayrıca bu olayı araştırmak için üçüncü bir parti forensik (iz sürücü) firma ile anlaştık. Durumu izlemeye devam edeceğiz.

Şirket, şu anda kullanıcıların ne yapması gerektiğini de şöyle açıkladı:

Araştırmamız, bilgilerinizin bu olay sırasında erişime açık olduğunu gösteriyor, ancak etkilenen bilginin sınırlı olması nedeniyle önemli bir risk olmadığına inanıyoruz. Bununla birlikte, teknik destek ve telefon dolandırıcılıklarından kaçınmanıza yardımcı olacak ipuçlarını daima aklınızda bulundurmalısınız. Dell hesaplarınız veya alımlarınızla ilgili herhangi şüpheli aktivite fark ederseniz, lütfen derhal endişelerinizi [email protected] adresine bildirin.

Otokoç Otomotiv liderliğinde Sustainability Innovation Challenge başladı!

Otokoç Otomotiv, sürdürülebilir bir mobilite ekosistemi yaratma vizyonu doğrultusunda, Plug and Play ile güçlerini birleştirerek, “Otokoç Otomotiv Sustainability Innovation Challenge” programını hayata geçirdi. Koç Holding’in 2050 yılına kadar karbon nötr hedefleri doğrultusunda başlatılan bu program, çevresel sürdürülebilirlik alanında yenilikçi çözümler geliştiren erken ve ileri aşama startup’ları desteklemeyi amaçlamaktadır.

Program kapsamında, mobilite ekosistemine değer katabilecek, ticarileşmiş ve mevcut müşterileri olan startup’lar, 3 Mayıs – 3 Haziran 2024 tarihleri arasında başvurularını buradan yapabilirler.

Başvuru sahipleri, Düşük Karbonlu Mobilite, Enerji ve Su Yönetimi, Çevre ve Atık Yönetimi, Eşitlik ve İnsanlığın Geleceği için Çözümler, Sürdürülebilirlik Destekli Yeni İş Modelleri gibi alanlarda yenilikler sunabilirler. Ayrıca Karbon Ofsetleme, Susuz Yıkama Çözümleri ve Fosil Yakıtların Verimli Kullanımı gibi daha niş ihtiyaç alanlarında da projeler geliştirilebilir.

Seçilen startup’lar, teknolojik yetkinlikleri, odak alanları ve Otokoç Otomotiv ile uyumları gibi kriterler çerçevesinde değerlendirilecek ve sonuçlar DemoDay etkinliğinde duyurulacak. Bu etkinlikte, Koç Holding, Otokoç Otomotiv ve Plug and Play yöneticilerinin yanı sıra, sektörün önde gelen isimlerinden oluşan bir jüri karşısında sunum yapma şansı elde edecekler. Başarılı startup’lar, Otokoç Otomotiv’in iş birimleriyle entegre olarak gerçek test ortamlarında pilot uygulamalar gerçekleştirme ve Koç Topluluğu şirketleri ile potansiyel iş birlikleri ve yatırım fırsatlarına erişim sağlama imkanı bulacaklar.

Otokoç Otomotiv, bu program ile sürdürülebilirlik alanında çözümler geliştiren yerel ve küresel startup’lara kapılarını açarak, sektörde öncü bir pozisyon edinmeyi ve startup ekosisteminde güçlü bir mentorluk rolü üstlenmeyi hedefliyor.

Unreal Engine 5 ile sıfırdan kendi oyununuzu geliştirin!

0

Hayalinizdeki oyunları gerçekleştirmenin zamanı geldi! Co-Founder Academy, Skilled Hub ve BUG Lab TEKMER iş birliğiyle sunulan Unreal Engine Oyun Geliştirme Eğitim Programı, sizlere kendi oyunlarınızı baştan yaratma fırsatı sunuyor.

Kendi oyununuzu tasarlamak, hayal gücünüzün sınırlarını zorlamak ve tutkularınızı bir sanat eserine dönüştürmek demektir! Her bir kod satırını yazdıkça, karakterlerinizin ve dünyalarınızın hayat bulduğunu görmek, yaratıcı bir maceranın en heyecan verici yanlarından biridir. Oyun geliştirme süreci, sanat ve teknolojiyi birleştiren benzersiz bir disiplinler arası dansa davet eder sizi.

Müzikten anlatıya, tasarımdan programlamaya kadar her alan, bu büyüleyici serüvende kendine has bir rol oynar. Kendi oyununuzu geliştirmenin getirdiği bu derin tatmin ve başarı duygusu, emeklerinizin dünya çapında oyuncular tarafından keşfedilmesiyle katlanarak artar. Haydi, gelin bu eşsiz yolculukta bizimle birlikte yerinizi alın ve hayallerinizi gerçekleştirme şansını yakalayın!

132 saatlik eğitim programıyla oyun sektöründe kariyerinizi yaratın

Bu üç aylık online eğitim programı, Unreal Engine 5 kullanarak oyun geliştirme sürecindeki temel ve ileri düzey teknikleri kapsamlı bir şekilde öğretmeyi amaçlıyor. Program, katılımcıların yaratıcı vizyonlarını teknik beceriyle birleştirerek oyun geliştirme dünyasına adım atmalarını sağlayacak.

  • En Son Teknolojiye Erişim: Unreal Engine 5’in güçlü araçlarını kullanarak oyunlarınızı gerçek zamanlı olarak geliştirin.
  • Kapsamlı Öğrenme Deneyimi: 48 saatlik teknik dersler, 48 saatlik uygulamalı çalışmalar ve sektörel ihtiyaçlara yönelik 36 saatlik özel oturumlarla donatılmış 132 saatlik derinlemesine eğitim.
  • Profesyonel Ağ Oluşturma: Deneyimli eğitmenler ve sektör profesyonelleri ile bağlantı kurarak, kariyerinize değer katan bir ağ inşa edin.
  • Kariyerinize Yön Verin: Bu eğitimle edindiğiniz bilgi ve beceriler, sizi oyun geliştirme sektöründe aranan bir uzman yapacak.

Eğitimler, Bahçeşehir Üniversitesi’nden Zafer Masalcı gibi sektörün tecrübeli isimleri tarafından verilecek. Dersler, oyun tasarımının yanı sıra karakter animasyonu, yapay zeka ve çok oyunculu oyun geliştirme gibi konuları da kapsayacak. Gerçek zamanlı projelerle teorik bilgiler pratiğe dökülecek.

Programı başarıyla tamamlayan katılımcılar, YTÜ Teknopark ve Skilled Hub’dan alacakları sertifikalarla kariyerlerinde önemli bir adım atmış olacaklar.

Kendi oyununuzu yaratma ve geliştirme sürecinde kendinizi geliştirmek için bu benzersiz fırsatı kaçırmayın. Co-Founder Academy, Skilled Hub ve BUG Lab TEKMER iş birliğiyle hayalinizdeki oyunu gerçeğe dönüştürme şansını yakalayın!

👉 Başvuru Formu: https://forms.gle/ERbr863zbdup6dE38

📆 Son Başvuru Tarihi: 20 Mayıs 2024

Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın!

Başvurularınızı bekliyoruz!

İletişim bilgileri: [[email protected]]

Dünya elektriğinin 3’te 1’i yenilenebilir enerji kaynaklarından!

İkim değişikliğine dikkat çekmek ve yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişi hızlandırmak üzere kurulan lobi grubu ve düşünce kuruluşu Ember Climate tarafından hazırlanan Global Electricity Review 2024 raporu yayınlandı. 191 sayfalık belgede pek çok konu ele alınmakla birlikte en önemli konu başlığı şüphesiz ki yenilenebilir enerji kaynaklarıyla üretilen küresel elektriğin payının geçen yıl ilk kez yüzde 30’un biraz üzerine çıkması oldu.

Bu tarihi orana ulaşılması, 2022’de üretilen enerjinin yüzde 11,9’unu temsil ederken 2023’te yüzde 13,4’ünü temsil eden rüzgar ve güneş enerjisinde devam eden genişleme sayesinde oldu. AB, ABD ve Brezilya rüzgâr ve güneş enerjisindeki artışın büyük bir kısmını oluştursa da Çin yenilenebilir enerji alanında yeni rüzgâr ve güneş enerjisi kaynaklarının sırasıyla yüzde 60 ve yüzde 51’ini yaratarak açık ara lider oldu.

Yenilenebilir enerji sektörü için yeni bir dönüm noktasına ulaşılmış olsa da, rakamların beklentilerin altında kaldığı görülüyor. Rüzgâr enerjisindeki büyüme üst üste ikinci yılda da geriledi. 2021’de rüzgâr enerjisi yaklaşık 250 TWh artarken, 2023’te 206 TWh’lik nispeten küçük bir artış kaydedildi. Oysa beklenti, çok daha hızlı bir büyüme sağlanmasıydı. Rüzgar ve güneş enerjisinden elde edilen 513 TWh’lik birleşik enerji artış ise 2022’de görülen 517 TWh’lik artıştan biraz daha düşüktü.

Güneş enerjisi söz konusu olduğunda ise rakamlar daha iyi gözükmekle birlikte bazı uyarılar var. Çin 2023 yılında daha az güneş ışığı gördü, bu da yeni güneş panellerinin etkisini sınırladı ve bazı ülkeler güneş enerjisindeki artışlarını eksik bildirdi. Rapor, bunların geçici faktörler olduğunu ve bunlar gerçekleşmemiş olsaydı, güneş enerjisi için gerçek artışın 307 yerine 387 TWh civarında olabileceğini söylüyor.

Buna ek olarak, hidro enerji son beş yılın en düşük seviyesine gerileyerek küresel enerjideki payını sadece yüzde 14,3’e düşürdü ve rüzgar ve güneş enerjisinin elde ettiği kazanımların gerisinde kaldı. Her ne kadar 2023 yılında yeni barajlar devreye girmiş olsa da, kuraklıklar hidro enerji toplamayı çok daha az verimli hale getirmeye devam ediyor. Meksika, hidroelektrik gücünün yüzde 42 civarında düştüğünü görerek özellikle sert bir darbe aldı.

Netice itibarıyla Ember Climate tarafından hazırlanan rapora göre 2023 yılında güneş enerjisi kaynaklarındaki artış oranı %23, rüzgar enerjisi kaynaklarındaki artış oranı %10 ve fosil enerji kaynaklarındaki (kömür, petrol ve doğalgaz gibi) artış oranı ise %0,8 olarak gerçekleşti.  Rüzgar, güneş, hidroelektrik, diğer yenilenebilir enerji kaynakları 2023 yılında toplam elektrik arzının %30’unu geçerken nükleer enerji ise yaklaşık %9,1’ini oluşturdu. Rapora göre dünyadaki enerjinin çoğunun düşük karbonlu kaynaklar tarafından üretilmesi çok uzun sürmeyebilir.

Yenilenebilir enerji artan talebin tamamını karşılamaktan henüz uzak

Ember raporu ayrıca, yenilenebilir ve diğer temiz enerji kaynaklarının 2023’te önemli kazanımlar elde etmesine rağmen, bunun 627 TWh’lik ek talebi karşılamak için yeterli olmadığına işaret ediyor. Rüzgar ve güneş enerjisindeki beklenenden düşük büyüme, hidroelektrik enerjideki düşüş ve biyoenerji gibi diğer kaynaklardaki küçük kazanç, talebi karşılamak için fosil yakıtlarda 135 TWh’lik bir artış gerektiği anlamına geliyordu.

Bu durum, 2023 yılında elektrik talebindeki göreceli artışın 2012’den 2022’ye kadar görülen yüzde 2,5’lik ortalamanın biraz altında, sadece yüzde 2,2 olmasına rağmen gerçekleşmiştir. Artan talebin büyük çoğunluğu 606 TWh ile Çin’den geldi ve 99 TWh ile Hindistan’ın çok önünde yer aldı. Bu arada, ABD, AB, Asya-Pasifik ve Afrika’daki elektrik talebi bir miktar düştü. Elbette Çin de kendi talebini karşılamak için çok sayıda rüzgar ve güneş enerjisi altyapısı inşa etti.

Rüzgar ve güneş enerjisi beklentileri karşılasaydı, kuraklık olmasaydı veya talep daha düşük olsaydı, 2023’te küresel karbon emisyonlarında bir düşüş görülebilirdi. Kömür ve doğal gaz kullanımındaki küçük bir artış, 2023 yılında yüzde 1 daha fazla emisyona neden olmuştur. Ancak, temiz enerji çok daha fazla büyüdüğü için her iki fosil yakıtın göreceli kullanımı biraz azaldı ve 2023’te elektrik üretiminin karbon yoğunluğunda yüzde 1,2’lik bir düşüş görüldü.

Daha düşük karbon emisyonlarının başlangıcı

Ember, 2023’ün fosil yakıt endüstrisi için en yüksek su seviyesi olduğunu ve bundan sonra rüzgar ve güneş enerjisinin mevcut yörüngesinde devam edeceği varsayımıyla emisyonların düşeceğini öngörmektedir. Rapor 2024 yılı için güneş enerjisinin 600 TWh, rüzgarın 289 TWh, hidroelektriğin 332 TWh, nükleer ve diğerlerinin ise toplam 80 TWh’ye yükseleceğini öngörmektedir. Bu, o yıl için öngörülen 968 TWh’lik talepten çok daha fazla olacak ve fosil yakıt enerji üretiminde düşüşe yol açacaktır.

Raporun da kabul ettiği gibi bu tahmin iyimserdir. Kuraklıklar devam ederse ve talep Ember’in tahminlerinden daha da yüksek olursa o zaman fosil yakıt enerjisindeki düşüş bir başka hafif artışa dönüşebilir.  

Uzun vadede Ember, 2030 yılına kadar yenilenebilir enerjinin üç katına çıkarılmasının emisyonları neredeyse yarı yarıya azaltacağını tahmin ediyor. Bu da küresel enerji arzına 14.000 TWh ekleyerek öngörülen 9.000 TWh’lik talebi karşılamaktan daha fazlasını sağlayacaktır. Nükleer ve son teknoloji hidrojen enerjisi üretiminden elde edilen ek güçle birlikte, çoğu kömür olmak üzere fosil yakıt gücü yüzde 37 oranında azalabilir ve böylece emisyonlar yüzde 45 oranında düşebilir.

Bağlantılı araç teknolojilerinin kullanımı artıyor!

Dijitalleşme kavramı bugün dünya ekosistemi için en önemli gündem maddelerinden biri olurken; otomotiv, bu alanda rekabet avantajı sağlamak, müşteri deneyimini iyileştirmek ve iş süreçlerini verimli hale getirmek adına dijitalleşmeye yön veren sektörlerin başında bulunuyor. Teknolojinin hızla ilerlediği otomotiv sektörünün IoT teknolojisi ile etkileşimi gün geçtikçe artarken, bu sayede araçlar daha akıllı, daha verimli, daha güvenli ve daha eğlenceli bir hale geliyor. Türkiye de otomotiv sektöründeki bu IoT teknolojilerini son dönemde uygularken, bu teknolojinin kullanım durumu ve yaygınlığı, her yıl artmaya devam ediyor.

Vodafone Business 35’in üzerinde otomobil markasına sunduğu servislerle hem markalara hem de sürücülere yepyeni bir sürüş deneyiminin kapılarını açıyor. Vodafone Busines bugün Türkiye’de 1 milyondan fazla araçta Acil Çağrı Sistemi (e-Call) ve 300 binden fazla araçta da e-SIM hizmeti sağlarken, 35 binden fazla araçta ise sahip olduğu altyapısıyla Bağlantılı Araç (Connected Car) çözümünü aktif olarak sürücülerin kullanıma sunuyor.

37 farklı otomobil markasına bağlantı altyapısı

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu
Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu

Bugün tüm sektörlerin odağında dijitalleşme ve IoT teknolojilerinin bulunduğunu ifade eden Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, otomotivin bu alanda en fazla atılım yapan sektörlerin başında geldiğini hatırlattı. Kestioğlu, konuyla ilgili şu şekilde konuştu:

“Dijitalleşme ve IoT devrimi neredeyse bütün sektörlerde tüm hızıyla devam ederken, bağlantılı araç kavramı da yoğun bir şekilde hayatımıza girmeye başladı. IoT, yapay zekâ, sensörler ve diğer iletişim protokollerini entegre ederek araçlar arası ve çevresel etkileşimi mümkün kılan teknolojilerden olan bağlantılı araçlar ise sürücü güvenliğini artırmak ve kullanıcı deneyimini geliştirerek kolaylaştırmanın yanında, araç içi verilerin anlık alınması, yazılım güncellemelerinin uzaktan yapılabilmesi de günümüzün en inovatif teknolojilerinin başında geliyor. Yani mobilite dediğimiz kavram, artık bir noktadan bir diğer noktaya ulaşımdan çok daha fazlasına evrilerek, bu yolculuk esnasında sürücü ve yolcuların hayatını kolaylaştıracak bir deneyime dönüşmüş durumda diyebiliriz.

Bizler de Vodafone Business olarak tam da bu noktada şu anda 35’in üzerinde farklı otomobil markasına Türkiye’de toplamda 1 milyondan fazla araca Acil Çağrı Sistemi (e-Call) servisi sağlıyoruz. Bunun yanında 300 binden fazla araçta e-SIM çözümü sunarken, 35 binden fazla araçta ise sahip olduğumuz altyapımız sayesinde Bağlantılı Araç (Connected Car) çözümümüzle sürücülerin ve yolcuların sürüş deneyimlerine yepyeni bir soluk getiriyoruz. Yolculuk paradigmasını yepyeni bir dünyaya dönüştüreceğini düşündüğümüz bağlantılı araçlar teknolojisinin önümüzdeki dönemde çok daha büyük potansiyellere sahip olduğunun farkındayız. Vodafone Business olarak işletmelerin dijitalleşmesine liderlik ederken, önümüzdeki dönemde özellikle bu alandaki yatırım payımızın daha da artacağını belirtebilirim.”

Acil Çağrı Sistemi hayat kurtarıyor

Acil durumlarda otomatik olarak acil yardım çağrısı yapabilen bir sistem olan Acil Çağrı Sistemi (e-Call), otomobil kazası gibi acil bir olayda, araçtaki sensörler ve GPS yardımıyla aracın konumunu ve durumunu acil yardım çağrı merkezine iletebiliyor. Acil Çağrı Sistemi hizmeti için araç içerisine üretim sırasında Vodafone Türkiye SIM profilleri entegre ediliyor. Bu sayede herhangi bir kaza durumunda araç içerisinde sistemler, kaza anına dair verileri alarak otomatik olarak 112 Acil Yardım Çağrı Merkezi’ni arıyor.

112 çağrısı içerisinde aracın lokasyon bilgileri bulunurken, 112 arandıktan sonra ekipler aracı geri arayarak, gerçekleşen konuşmaya istinaden durumun aciliyetini netleştirebiliyor. Bu sayede insan müdahalesine gerek kalmadan acil çağrı merkezleri koordinasyonunda, ekiplerin olay yerine hızlı gelmesi ile trafik kazalarında gerçekleşebilecek olası can kayıplarının önüne geçilebiliyor. Ayrıca tüm bunlara ek olarak aracın otomatik araması dışında, acil durumlarda manuel olarak düğmeye basılarak da 112 Acil Yardım Çağrı Merkezi’ne ulaşım sağlanabiliyor.

e-SIM’le daha fazla bağlantı seçeneği

Araçlara internet bağlantısını sağlayan ve kullanıcıların farklı operatörler arasında geçiş yapmasını kolaylaştıran bir teknoloji olan e-SIM hizmeti ise Türkiye’de akıllı telefonlar ve diğer cihazlarla birlikte otomobillerde de kullanılmaya başlandı. Bu hizmet, otomobil sahiplerine daha dijital bir deneyim sunuyor. Geleneksel SIM kartların aksine plastik kullanımı söz konusu olmadığından, çevreci bir teknoloji olan e-SIM daha geç arızalanmasının yanında, uzaktan müdahale ile değişiklikler yapılmasına fırsat tanıyabiliyor. Böylelikle herhangi bir fiziksel müdahaleye de gerek kalmıyor.

Bağlantılı Araç hizmetiyle navigasyon, eğlence ve uzaktan kontrol imkânı

Otomobillerin internete bağlanabilme yeteneğini ifade eden Bağlantılı Araç (Connected Car) hizmetiyle de Türkiye’de birçok modeldeki otomobil markası kullanıcılarına, bağlantılı araç özellikleri sunuyor. Bağlantılı Araç teknolojisi otomobillerin uzaktan yazılım güncellemelerinin yapılabilmesi (OTA) bu sayede de en yeni ve güncel yazılımlarla otomobillerin kullanılabilmesine olanak sağlıyor. Telemetre verilerinin araç üreticilerine otomatik gitmesiyle önleyici bakım planlamasına imkân sunan Bağlantılı Araç teknolojisi, araç için internet ve eğlence sistemi ve navigasyon servisi kolaylığı da sunuyor. Sistem ayrıca aracın anlık takibi ve uygulama üzerinden kapı açma/kapama, klima açma/kapama, elektrikli araçların şarj durumunun görüntülenmesi vb. hizmetlerin uzaktan kontrol edilebilmesine de mümkün kılıyor.

Raspberry Pi uzaktan erişim aracı sunuyor!

Raspberry Pi’ler yerleşik bir uzaktan erişim aracına sahip oluyor: Raspberry Pi Connect. Raspberry Pi Connect, en azından kendi DynDNS, VPN ve diğer uzaktan erişim şemalarınızı çalıştırmıyorsanız, bir Pi hesabı oluşturmak için iyi bir neden gibi görünüyor.

Raspberry Pi uzaktan erişim avantajları

Çok geçmeden, ücretsiz RealVNC hesabınızda küçük kartlarınız ve “gerçek” bilgisayarlarınız için yer kalmıyor. SSH ya da X bağlantısı gibi güçlendirilmiş bir yol izleseniz bile, hepsinin nerede olduğunu takip etmeniz gerekir. Tek kartlı bilgisayarlarda yeniyseniz ya da sadece başlamak için hevesliyseniz, tüm bunların üstesinden gelmek kolay değil. Raspberry Pi Connect, ister kendinizi kontrol etmek ister uzaktan yardım sağlamak için bir tarayıcı açabileceğiniz neredeyse her yerden bir Raspberry Pi’ye erişmenin yeni bir yerleşik yolu. Raspberry Pi 4, 5 veya Pi 400 kitinde, Pi connect’i tek bir terminal satırıyla kuruyor. Pi’yi yeniden başlatıyor ve ardından Pi’yi bir Raspberry Pi ID’ye bağlamak için yeni bir tepsi simgesine tıklıyorsunuz.

O andan itibaren, connect.raspberrypi.com adresini ziyaret ettiğinizde masaüstünüze şifrelenmiş bir bağlantı sağlanıyor. Mümkünse doğrudan bir bağlantıdır, değilse Londra’daki röle sunucuları üzerinden çalışır, DTLS ile şifrelenir ve yalnızca hizmetin çalışması için gereken meta veriler tutuluyor. Pi, tepsisinde birinin bağlandığına dair bir bildirim gösterecek ve ekran paylaşımını buradan yönetebileceksiniz.Pi’nin dokümanlar sitesinde ayrıntılar hakkında çok daha fazlası var.

Connect yalnızca Pi OS’nin Bookworm sürümünü Wayland pencere sunucusu ile çalıştıran 64 bit sistemlerde çalışır.Connect kısmen Pi’nin kendi uzak masaüstü seçeneğini sunan X’ten Wayland’e geçişi nedeniyle oluşturuldu. Pi firmasına göre, hizmet Zoom, Slack, Teams ve diğer video paylaşım hizmetlerine benzer bir eşler arası WebRTC bağlantısı üzerinde çalışıyor.Tüm hizmet şu anda beta aşamasında ve şirket, aktarma sunucuları üzerinden ne kadar trafik bekleyeceğinden tam olarak emin olmadığını söylüyor.

MediaMarkt 2023 yılı mali sonuçlarını ve 2024 yılı hedeflerini açıkladı!

0

MediaMarkt Türkiye CEO’su Hulusi Acar, CECONOMY ve MediaMarktSaturn Grubun rakamsal verilerine, şirketin 2024 hedeflerine, tüketici elektroniği pazarının güncel durumuna, şirketin Deneyim Şampiyonluğu vizyonu çerçevesindeki yeni proje ve yatırımlarına ve sürdürülebilirlik çalışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

MediaMarktSaturn yılda 2 milyardan fazla tüketiciye temas ediyor

MediaMarkt Türkiye’nin global çatı şirketi, Almanya merkezli MediaMarktSaturn, Avrupa’da 11 ülkede, 1.000’e yakın mağazasında 45 binden fazla ürün çeşidiyle tüketicilerle buluşuyor. Mağazalarda temas edilen müşteri sayısı ise 2 milyardan fazla. 50 bini aşkın çalışanı bulunan MediaMarktSaturn Perakende Grubu’nun 2023 mali yılı cirosu 22,2 Milyar Euro olarak gerçekleşirken, faaliyetler sonrasında elde edilen NET FVÖK 243 Milyon Euro oldu.

Almanya’dan sonra en büyük mağaza satış hacmi Türkiye’de

MediaMarkt Türkiye olarak MediaMarktSaturn Perakende Grubu içerisinde sadece 1 sene içerisinde 5’inci sıradan 2’nci sıraya yükselmenin gururunu yaşadıklarını söyleyen Hulusi Acar, sözlerine şöyle devam etti: “2023 finansal yılı toplamında MSH Grubun Almanya’dan sonra en büyük mağaza satış hacmine sahip ülkesi olduk. Daha öncesinde İspanya, İtalya ve Avusturya’nın ardından 5’inci sıradayken, hızlı mağaza açılışlarımızla fiziksel olarak büyüyerek 2’nci sıraya yükseldik. Ülkemizden aldığımızı ülkemize yatırarak, mağaza açmaya, diğer kanallara yatırım yapmaya, istihdamı artırmaya devam ederek Türkiye olarak güçlü performansımızı sürdüreceğiz.”

“Türkiye’de kazandığımızı yine Türkiye’ye yatırıyoruz”

Hulusi Acar, MediaMarkt Türkiye’ye ilişkin genel istatistikleriyse şöyle aktardı: “MediaMarkt Türkiye olarak 30 ilimizde 98 mağazamız, toplamda 240 bin metrekareyi aşan satış alanımız, toplamda 3 bin 742 çalışanımız var. Mağazalarımız ve mediamarkt.com.tr de yılda 300 milyonu aşkın ziyaretçiyi ağırlıyoruz. MediaMarkt Türkiye olarak bundan 5 yıl önce hayata geçirdiğimiz, cazip fırsatlarla hizmetlerin bir araya toplandığı bir sadakat programımız var. Ülkemizin en büyük sadakat programlarından biri olan MediaMarkt CLUB’ın bugün üye sayısı 6 milyona ulaştı.”

Acar, önceliklerinin Türkiye’de kazandıklarını Türkiye’ye yatırmak olduğunu, istihdam konusundaki çalışmalarının devam ettiğini vurgularken sözlerine şu şekilde devam etti: “MediaMarkt Türkiye olarak her geçen yıl istihdama katkı sağlamaya devam ediyoruz. 2021 mali yılında 2 bin 941 olan çalışan sayımızı bir sonraki sene 3 bin 227’ye çıkardık. 2023 yılında ise %13’lük bir artış ile istihdam ettiğimiz kişi sayısı 3 bin 648 oldu. 2024 yılı başından itibaren sadece bu zamana kadar istihdamı %4 artırdık ve sene sonuna kadar yine %10 artışla çalışan sayımızı 4 bine çıkarmayı planlıyoruz. 2016 yılında pazar lideri olma hedefimiz doğrultusunda başlattığımız atılımlarımızın neticesinde 2022 yılında organize perakende kanalının liderliğine ulaşmıştık. 2023 yılında da bu liderliğimizi güçlendirerek koruduk ve 2024 yılında da liderliğimizi sürdüreceğiz. Ülkemize yatırım yaparak büyümeye devam edeceğiz.”

Mağaza yatırımları önemini koruyor, ziyaretçi sayısı artıyor

Türkiye’de mağaza sayısını sürekli olarak artıran MediaMarkt Türkiye, mağaza ziyaretçi sayısı ve toplam mağaza ortalamalarında her yıl bir önceki yıla göre daha yüksek bir ziyaretçi sayısına ulaştı. Ocak ayından bu yana MediaMarkt mağazalarında 22 milyon ziyaretçiye ulaşılırken yıl sonu hedefiyse 90 milyon ziyaretçi olarak belirtildi. Yine ziyaretçi sayısı düzenli olarak artan mediamarkt.com.tr’de 260 milyon online ziyaretçiye ulaşılması bekleniyor.

MediaMarkt Türkiye aynı zamanda Deneyim Şampiyonluğu vizyonu doğrultusunda alışveriş deneyimine yatırım yapmaya devam edecek. Farklı mağaza konseptleriyle tüketicileri benzersiz alışveriş deneyimine davet eden MediaMarkt Türkiye, stok yönetimini talep farklılaşmalarına uygun olarak gerçekleştirirken tüketicilerin isteklerine odaklanıyor. Şirket bu şekilde 2024 yılında pazar payında da FVÖK’te de artış hedefliyor.

Türkiye pazarında Avrupa’ya göre hareketlilik daha fazla

Açıklamalarına Türkiye’deki tüketici elektroniği pazarıyla ilgili bazı rakamları ve değerlendirmelerini paylaşarak devam eden MediaMarkt CEO’su Hulusi Acar, Türkiye pazarındaki talebin Avrupa’ya göre daha canlı ve dinamik kalabildiğinin altını çizdi. 85 milyonluk nüfusta 30 yaşın altında olanların oranının yüzde 44 olduğuna dikkat çeken Acar, Türkiye’de nüfusun genç ve dinamik yapısını koruduğunu aktardı. 2023 rakamlarını paylaşan Acar, talepteki sürekliliği şöyle açıkladı: “565 bin evlilik ve 172 bin boşanma sayısını dikkate aldığımızda, yılda yaklaşık 1,5 milyon insanın sadece yeni ev kurma/ayırma nedenli yeni elektronik ihtiyaçları doğuyor. Bunun yanında, 7 milyonu üniversitede olmak üzere 26 milyon öğrencimiz bulunuyor. Kısacası, Türkiye’de yeni ev ve buna bağlı ürün/hizmet ihtiyacı birçok Avrupa ülkesinin toplam nüfusundan dahi yüksek. Sahip olduğumuz ev interneti penetrasyonunun oranı ise 2022 yılında %90 iken 2023 yılında bu rakam %94 olmuş. Türkiye’nin cazip demografik ve sosyoekonomik yapısının, modern yaşam tarzının ve pazar eğilimlerinin, önümüzdeki yıllarda tüketici elektroniği pazarındaki büyümeyi destekleyeceğini düşünüyoruz.”

“Yeni ürün kategorilerinde inovasyon öncülüğüne devam edeceğiz”

MediaMarkt Türkiye olarak yalnızca pazardan büyük pay almak için değil, tüketicinin yenilik talebine cevap verebilen tüketicinin inovasyon dendiğinde aklına gelen ilk marka olmak için de çalıştıklarını söyleyen Hulusi Acar, tüketicilere ürün deneyimleme olanağı sunmanın önemine dikkat çekti. Acar, aynı zamanda 2023 yılında talebin en fazla büyüdüğü ürünlerin başında airfryer’ların geldiğini, robot süpürge, dikey şarjlı süpürge, scooter ve drone’lara olan talebin arttığını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “MediaMarkt bunların her birinde pazar lideri olmakla kalmıyor, pazarda adeta bir ‘early adopter’ gibi davranarak, müşteriye bu ürünleri deneyimleme şansı tanıyor. Örneğin, bu yılın da hızla büyüyen ürünleri arasında E-mobility (elektrikli ulaşım) var. MediaMarkt burada da lider olacak, bu ürünleri de yine Türkiye’deki tüketiciler gelip bizim mağazalarımızda deneyimleyecek. Önümüzdeki dönemde yapay zekayı da teknoloji ürünleri içinde daha fazla göreceksiniz ve burada da yine biz öncü olacağız.”

Pazar görünümü 2024 için pozitif

MediaMarkt Türkiye CEO’su Hulusi Acar’ın paylaştığı rakamlara göre tüketici elektroniği pazarının büyüklüğü 2023 yılında 534 milyar TL’ye ulaştı. 2024’ün ilk çeyreğinde ise 182 milyar TL’yi buldu. Son 2 yılda da 3 haneli büyüme gösteren, adetsel olarak da tüketicinin ilgisini devam ettirdiği pazara ilişkin 2024’ün kalanı için de pozitif bir görünümün hakim olduğunu belirten Acar, “Elbette 3 haneli büyümeler olmasa da rasyonel ekonomik politikaların da etkisiyle 2024’ün sonuna geldiğimizde 750 milyar TL’yi aşacağı tahmin ediliyor,” yorumunda bulundu. Türkiye’de tüketici elektroniği pazarının birçok alt kategoride geliştiğini ve en büyük payı GSM ve büyük ev aletleri kategorilerinin aldığını söyleyen Hulusi Acar, “teknoloji süper mağazası” olarak rekabetin en yoğun olduğu kendi alanlarında MediaMarkt Saturn Holding olarak Türkiye’de ve globalde rekabette farklılaşmayı başardıklarını, bunun nedenininse yalnızca tüketici elektroniği perakendeciliği odaklı iş yapma yaklaşımları olduğunu belirtti.

Kadın istihdamında hedef %50

Kadın istihdamına öncelik verdiklerini vurgulayan Acar, kadın istihdamında hedefledikleri oranın yüzde 50 olduğunu aktardı. Acar, sözlerine şu şekilde devam etti: “Elektroniğin kadını erkeği olmaz diyoruz ve önümüzdeki 4 sene içerisinde kadın istihdamını %50’ye getirmeyi hedefliyoruz. Kadın istihdamını artırmaya yönelik yapılan çalışmalar neticesinde toplamda kadın çalışan oranımız %35, kadın takım lideri oranımız ise %20, mağazalarımızdaki tüm yönetim kademelerindeki kadın oranımız ise %19 oldu. Bu yıl kadın çalışan oranımızın %40’a ulaşmasını sağlamayı hedefliyoruz.

Yeni açtığımız mağazalardaki işe alımlarda da istihdam edilenlerin en az %50’sinin kadın çalışan olması da hedeflerimiz arasında. Ayrıca bizim mağazalarımızda iş ortaklarımızın tanıtım görevlileri de var. Onları da kendi çalışanlarımızı ve ailelerini eklediğimizde 25 bine yakın insana dokunuyoruz.”

MediaMarkt sürdürülebilirlik alanında da öncü olmayı hedefliyor

MediaMarkt Türkiye, ürün yaşam döngüsünü uzatmak, atık oranını azaltmak ve de kullanıcıların teknolojik ürünlere erişimini daha da kolaylaştırabilmek adına çözümler sunmaya devam ediyor. MediaMarkt’ın Almanya’dan sonra en çok geri alım yapan şirketi ise MediaMarkt Türkiye olarak öne çıkıyor. MediaMarktSaturn Grubu, 1,2 milyondan fazla cihazın onarımını gerçekleştirerek 3 bin 500 tondan fazla elektronik atığın azaltılmasını sağladı. MediaMarkt Türkiye ise bugüne kadar 148 bin kullanılmış cihazı yenileme amacı ile geri aldı ve 12 bin yenilenmiş ürünü yeniden tüketicilerle buluşturdu.

4 yılda 24 bin çocuğa ulaşacak

MediaMarkt Türkiye’nin deprem bölgesindeki çocukları hedefleyen “Eğitimle Daha İyiye” projesine dikkat çeken MediaMarkt CEO’su Hulusi Acar, projenin uzun soluklu olduğunu ve 4 yılın sonunda en az 24 bin çocuğa ulaşmayı hedeflediklerini aktardı. Hulusi Acar, sözlerini şöyle tamamladı: “Tırlarımız Ekim ayından itibaren deprem bölgesinde ve şimdiye kadar 2500’den fazla çocuğa ulaştık ve projenin birinci yılı tamamlandığında 6000 çocuğa ulaşmış olmayı hedefliyoruz. Eğitim tırlarımızın ikisi ‘Bilişim ve Tasarım Mucitleri’ konsepti ile çocukların bilişim ve tasarım öğrenmesini sağlarken, üçüncü tırımız olan Düş Gezgini de çocukların sanatsal becerilerini geliştirmeyi amaçlıyor. Dördüncü tırımız da ilk durağı olan Hatay’a doğru hareket etti. Bu tırımız da Bilim Tırı olarak çocukların hayatına dokunacak.”

Kendi markalarını tüketicilere sunuyor, Türkiye’de üretim hedefliyor

MediaMarkt Türkiye, kendi markaları olan PEAQ, KOENIC ve ISY’ı Türkiye’deki mağazalarında ve online alışveriş sitesi mediamarkt.com.tr’de tüketicilerle buluşturuyor. “Bir MediaMarkt markasıdır” diyerek bütçe dostu ve kaliteli alternatifleri, MediaMarkt kalitesi ve güvencesiyle sunmayı ve bu ürünlerden bazılarını Türkiye’de üretmeyi amaçlayan MediaMarkt, Türkiye’deki tüketicilerin kullanıcı dostu ürün gruplarıyla orta ve orta-üst segmentte yüksek teknolojiye sahip ürünlere erişebilmesini sağlayacak. Bu kapsamda önümüzdeki dönemde hem küçük ev aletleri hem de beyaz eşya kategorisinde B Plus segmentte enerji dostu ve yüksek teknoloji ürünler tüketicilerle buluşacak.

Sanayide yüksek teknoloji hamlesi! İşsizlik düştü

0

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin sanayi üretiminde önemli bir atılım gerçekleştirdiğini açıkladı. Özellikle yüksek teknoloji üretimindeki yüzde 34,4’lük yıllık artış, ülkenin Milli Teknoloji Hamlesi hedeflerine doğru ilerlediğini gösteriyor. Bu yükseliş aynı zamanda Türkiye’nin katma değer üreterek büyüme stratejisinin meyvelerini vermeye başladığını da gösteriyor. 

Sanayi üretimi arttı, işsizlik düştü

Mart ayı sanayi üretim endeksi verilerine göre, sanayi üretimi yıllık bazda yüzde 4,3 oranında artış kaydetti. Bu artışın lokomotifi ise yüksek teknoloji ürünleri oldu. Yüksek teknoloji üretimindeki bu sıçrama, Türkiye’nin teknoloji odaklı bir ekonomiye verdiği önemi tüm dünyaya gösterdi.

Sanayi üretimindeki olumlu tabloya ek olarak, istihdam cephesinde de sevindirici gelişmeler yaşanıyor. Mart 2024 itibarıyla işsizlik oranı yüzde 8,6’ya gerileyerek bir önceki yılın aynı dönemine göre 1,4 puanlık bir düşüş kaydetti. Bu düşüşte genç işsizlik oranındaki iyileşmenin önemli bir payı bulunuyor. Genç işsizlik oranı yüzde 15,1 seviyesine inerek yaklaşık 12 yılın en düşük seviyesine ulaştı. 

KOSGEB’de gerçekleştirilen KOBİ Ödülleri Töreni’nde konuşan Bakan Kacır, mart ayı sanayi üretim endeksi ve iş gücü istatistiklerini değerlendirerek, istihdam ve sanayi üretimindeki bu başarıyı KOBİ’lerin dinamizmine bağladı. Türkiye ekonomisinin can damarı olan KOBİ’ler, girişimcilerin ve emekçilerin çabalarıyla ülkenin büyümesine önemli katkı sağlıyor. KOBİ’lerin desteklenmesi ve güçlendirilmesi, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedefleri için kritik öneme sahip. 

Şekillendirilmiş yapay zeka için 1 milyar dolar!

0

Wayve, sürücüsüz arabalara güç vermek için yapay zeka için 1 milyar dolar topladı. Londra merkezli girişim, otonom sürüş için ‘Şekillendirilmiş Yapay Zeka’ ürünleri geliştirecek. İngiliz yapay zeka şirketi Wayve, otonom sürüş teknolojisini geliştirmek için 1 milyar dolardan fazla para topladı. Londra merkezli start-up, otonom sürüşe yönelik “‘Şekillendirilmiş Yapay Zeka” ürünlerini geliştirmek için kullanılacak 1.05 milyar dolarlık C serisi yatırım turunu tamamladı.

Şekillendirilmiş yapay zeka yatırımı

Avrupa’da bir yapay zeka start-up’ına bugüne kadar yapılan en büyük yatırım ve aralarında fonlama turuna liderlik eden Japonya’nın SoftBank’ı Nvidia ve Microsoft’un da bulunduğu büyük isim destekçileri var. Dünya çapında otonom ürünler geliştiren birçok şirkette gördüğümüz gibi, otonom teknoloji sağlama konusunda farklı yaklaşımlar var. Wayve’in çözümü yapay zekaya bazılarından daha fazla güveniyor, donanımdan bağımsız ve haritalama kullanmıyor.

Somutlaştırılmış yapay zeka, firma tarafından “makinelerin gerçek dünya ortamlarındaki insan davranışıyla etkileşime girme, anlama ve onlardan öğrenme biçimini dönüştürmek için gelişmiş yapay zekanın araçlara ve robotlara entegrasyonu” olarak tanımlanıyor. Wayve, kurulduğu 2017 yılından bu yana bu yaklaşıma öncülük ettiğini iddia ediyor. Halka açık yollarda uçtan uca derin öğrenmeli otonom sürüş sistemi geliştiren ve test eden ilk şirket olduğunu söylüyor.

Geçtiğimiz yıl Londra’da Wayve AV ile “unutulmaz” bir yolculuktan keyif alan Bill Gates’in de aralarında bulunduğu bazı ünlü hayranların ilgisini şimdiden çekti. Şu anda Wayve, “Araba kullanmak için Chat GPT” olarak tanımladığı özerklik için temel modeller oluşturuyor. Bunlar araçların her ortamda görmesine, düşünmesine ve sürmesine olanak tanıyacak. Uzun vadede şirketin planı, henüz herhangi bir anlaşması olmasa da OEM’lerin araçlarına uygulanabilecek ürünleri piyasaya sürmek.

Prometheus, engelleri nöroteknoloji ile kaldıracak!

Allianz Trade ve üretken yapay zekâ (AI) tarafından desteklenen yeni nesil nöral arayüz geliştiricisi Fransız start-up Inclusive Brains, beyin dalgaları, kalp aktivitesi, yüz ifadeleri, göz hareketleri gibi çeşitli nörofizyolojik verileri  zihinsel komutlara dönüştüren yeni bir beyin-makine arayüzü türü olan Prometheus’u geliştirmek için birlikte çalışmaya başladı. Prometheus, ellerini kullanamayan veya konuşamayan bireylerin iş istasyonlarını veya bağlı nesneleri çalıştırabilmeleri ve dijital ortamlarda klavyede yazabilmeleri için; ekrana dokunmalarına, sesli komutları kullanmalarına gerek kalmadan gezinmeleri yardımcı olacak yenilikçi bir teknoloji. Allianz Trade ve Inclusive Brains iş birliği, engelli insanlara daha fazla özerklik sağlayan ve onların eğitim ve iş gücüne erişimlerini kolaylaştıran yapay zekâ destekli yardımcı çözümlerin geliştirilmesini hızlandıracak.

Beyin-Bilgisayar arayüzlerine yapay zekâ desteği

Inclusive Brains, 2022 yılında nörobilimciden yapay zekâ girişimcisine dönüşen Profesör Olivier Oullier ve siber güvenlik ve yapay zekâ uzmanı Paul Barbaste tarafından iddialı ve net bir misyonla kuruldu. Bu misyon üretken yapay zekâ ve Beyin-Bilgisayar Arayüzlerini (BCI) bir arada kullanarak, hayati kazalar veya nörodejeneratif hastalıklar nedeniyle hareket yeteneğini kaybeden insanların topluma dahil edilmesini iyileştirmeyi içeriyor. Inclusive Brains, Prometheus BCI’ı bu hedef ile geliştirilmeye başlandı.

Inclusive Brains Kurucu Ortağı ve CEO’su Olivier Oullier, “Inclusive Brains’in üretken yapay zekâ modelleri ve çok modlu nöral arayüzleri; fiziksel özellikleri, yetenekleri ve ihtiyaçları ne olursa olsun ve ne kadar özel olurlarsa olsunlar herkese fayda sağlayacak. Gerçek kapsayıcılık, hiçbir ayrım gözetmeksizin her birimize yardımcı olacak çözümler geliştirmek demek. Bir bilgisayarı zihinle, gözle ya da göz kırparak veya sıkarak kontrol edebilmek, felçli birçok insana dünyayla iletişim kurma şansı vereceği için hayat değiştiren bir imkân. Üretken yapay zekanın Büyük Dil Modelleri (LLM) insan dilini anlamada önemli bir yol kat etti, ancak kelimeler insan-makine etkileşimlerinin tüm nüanslarını yakalayamıyor. Özellikle de kelimeleri yüksek sesle söylemenizin veya yazmanızın önüne geçen bir engele sahipseniz. Bu nedenle, yapay zekâ modellerimizi beyin dalgaları, yüz kasları, göz hareketleri veya kalp atışları gibi çeşitli nörofizyolojik verilerle eğitiyoruz. Çünkü makineler ve dijital ortamlar, her kullanıcının ne kadar benzersiz olduğuna ve gerçek zamanlı olarak nasıl hissettiklerine uyum sağlamak için ancak bu şekilde gerçekten güçlendirilebilir ” diyor.

Prometheus Allianz Trade tarafından desteklenecek

Prometheus teknolojisi halihazırda oldukça gelişmiş durumda. Inclusive Brains, beyin, kalp, yüz, gözler gibi çeşitli nöropsikolojik sinyalleri aynı anda izleyebilen, işleyebilen ve sınıflandırabilen çok modlu bir veri toplama platformu geliştirdi. Bu veriler Prometheus’un merkezinde yer alan yapay zekâ modeli ile birleştiğinde, kişinin yeteneklerine ve ihtiyaçlarına bağlı olarak insanların bir dış iskelet kolunu zihinleriyle, göz kırparak, sıkarak veya bazı yüz ifadeleriyle kontrol etmelerini sağlıyor.

Bilişsel engelli ve felçli kişileri destekleyen kuruluşlarla çok sayıda kullanılabilirlik testi gerçekleştirildi. Ancak, projeyi etkin ve etkili hâle getirmek için Inclusive Brains’in kararlı ve güçlü bir ortağın desteğine ihtiyacı bulunuyordu. İşte bu noktada devreye giren Allianz Trade, Inclusive Brains ile ortaklık kurarak projeye finansman, strateji ve görünürlük konularında önemli katkılar sağlayacak.

Allianz Trade CEO’su Aylin Somersan Coqui, Olumlu sosyal etki için yapay zekâ ve nöroteknolojiden yararlanmak üzere Inclusive Brains ile iş birliği kurmaktan gurur duyduklarını söylüyor.” ‘Kapsayıcılık’ Allianz Trade’in temel değerlerinden biri ve bunu desteklemek için inovasyonun gücüne gerçekten inanıyoruz. Üretken yapay zekâ ve nöroteknolojiler geliştirme alanında ön saflarda yer alan bir start-up’la kapsayıcılık bakımından olumlu sosyal etkiler yaratma amacıyla kurduğumuz bu ortaklık, temel değerlerimizden biri olan bu taahhüdümüzün doğal bir uzantısı. Fizyolojik sensörler ve iki dış iskelet kolu satın alarak Prometheus BCI’ın Ar-Ge ve malzeme ihtiyaçlarına finansal, stratejik ve lojistik destek sağlayacağız. Ayrıca, kapsayıcılığı ilerletmekle ilgilenen herkesin ortaklığımızdan faydalanabilmesi ve projeye katkıda bulunabilmesi için Prometheus AI modelini açık kaynak haline dönüştürme konusunda Inclusive Brains’i destekleyeceğiz. Uygun şekilde eğitilip programlandıktan sonra dış iskelet kolları, felçli insanları destekleyen kâr amacı gütmeyen bir kuruluşa verilecek. Ayrıca, Inclusive Brains ve Prometheus’a daha geniş bir erişim sağlamak için küresel ölçekteki tüm iletişim çabalarını destekleyeceğiz. Yapay zekanın kapsayıcılığı teşvik etme gücü konusunda insanların farkındalığını artırmak için önemli bir katkımız olabileceğine inanıyoruz.”

İlk somut uygulama, Olimpiyatlarda görülecek

Prometheus nöroteknolojisi birkaç hafta sonra Olimpiyat Meşalesi Koşusu sırasında bedensel engelli bir meşale taşıyıcısı tarafından kol dış iskeletini kontrol etmek için kullanılacak. Inclusive Brains ve Allianz Trade, Prometheus’un halka açık bu ilk uygulaması ve kullanımıyla işyerinde ve ötesinde kapsayıcılığı geliştiren yapay zekâ destekli yardımcı teknolojiler alanındaki bilimsel ve endüstriyel çabaları destekleme yönünde insanların farkındalığını artırmayı amaçlıyor.

Allianz Trade CEO’su Aylin Somersan Coqui Prometheus’un kendileri için önemini şöyle ifade ediyor. “Allianz Grubu 2006 yılından bu yana Uluslararası Paralimpik Komitesi’nin tarihi bir ortağı ve bu nedenle Prometheus’un bizim için özel bir anlamı var. Prometheus, değerlerimiz ile bilim ve yeniliğe yaptığımız yatırımlarla tamamen örtüşüyor. Bu, uzun bir yolculuğun ilk adımı: Inclusive Brains ile zihinle kontrol edilebilen bir klavyenin geliştirilmesi ve işyerinde güvenliği artırmak için yapay zekâ modellerinden yararlanılması gibi başka somut kullanım alanlarında da çalışmalar planladık. Son teknoloji nöral arayüzlerle birleştirilmiş üretken yapay zekanın engelli bireylerin entegrasyonunu hızlandıracağına ve tüm bireyler için fırsat eşitliği konusunda fayda sağlayacağına inanıyoruz.”

Inclusive Brains’in Kurucu Ortağı ve CTO’su Paul Barbaste ise teknoloji ve yapay zekadan yararlanmanın önemini vurguluyor. “Genel nüfus tarafından kitlesel olarak benimsenmeden önce engelli insanların hayatlarını değiştiren uzaktan kumandanın izinden giderek, donanımdan bağımsız üretken yapay zekâ destekli nöral arayüzlerimiz, herkese yardımcı olacak yeni nesil akıllı araçların ve iş istasyonlarının önünü açacak. Bağlı cihazları zihinle kontrol etmek aslında insanların bir süredir yaptığı bir şey. Ancak, zihinsel komutların günlük işlerde ve geniş ölçekte kullanılabilmesi için yeterli hassasiyette çalışmasını sağlayacak kontrolü geliştirebilmek büyük bir zorluk. Bu nedenle inovasyonumuzu uygulanabilir ve ölçeklenebilir bir ürüne dönüştürmek için değerlerimizi ve vizyonumuzu paylaşan küresel bir şirketle çalışmamız gerekiyordu. Yine aynı nedenden dolayı Allianz Trade ile ortaklık yapmaktan mutluluk duyuyoruz, çünkü hedeflerimiz aynı: daha büyük bir iyilik için teknoloji ve yapay zekadan yararlanmak.”

FTX, 11 milyar doları geri ödeyebileceğini taahhüt ediyor!

FTX çöküşünden kısa bir süre sonra gözden düşen Sam Bankman-Fried’in yerine CEO olarak gelen John Ray III, borsanın kalan varlıklarını sattıktan sonra 16 milyar dolardan fazla paraya sahip olabileceğini, yani borçlarının çok üzerinde olabileceğini söyledi.

İflas uzmanı, “İflas talep tutarlarının %100’ünün ve sivil toplum alacaklılarına faizin iadesini öngören bir 11. bölüm planı önerebilecek konumda olmaktan memnuniyet duyuyoruz.” diye ekledi.

Borçlarının dolar cinsinden olması ve varlıklarının çoğunun son derece spekülatif dijital emtialar ve hızlı büyüyen girişimlerdeki hisselerden oluşması şirkete yardımcı oldu. Kasım 2022’de FTX’in çöküşü sırasında, bir bitcoin yaklaşık 20.000 dolar değerindeydi; şimdi bunun üç katından fazlasına satılıyor.

Yasal olarak konuşursak, çoğu platformun eski kullanıcıları olan FTX alacaklıları kaybettikleri parayı geri alacak. Ancak pratik açıdan bakıldığında, kripto para varlıklarını etkili bir şekilde o zamanın düşük fiyatlarından satmaya zorlandıkları ve son kazanımları kaçırdıkları için kendilerini daha az mutlu hissedebilirler.

FTX’e, karizmatik genel müdür Sam Altman ile aralarındaki anlaşmazlıklar nedeniyle istifa eden bir grup eski OpenAI çalışanının oluşturduğu yapay zeka girişimi Anthropic’teki büyük hissesi de yardımcı oldu. Borsa bu hisseyi bu yıl Mart ayında 824 milyon dolara sattı.

Bankman-Fried, şirketin hileli çöküşünde oynadığı rol nedeniyle Mart ayında 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Duruşması sırasında, tüm mevduat sahiplerine beklenen geri ödemenin, cezasında hafifletici bir faktör olması gerektiğini savunmaya çalıştı. Bankman-Fried, Ray’in müdahale edip şirketin hesaplarını dondurmamış olması durumunda şirketin o dönemde karşılaştığı likidite sorunlarından çıkış yolunu bulabileceğini iddia etti.

FTX saldırısı

Hakim Lewis Kaplan, iddiayı “tamamen reddetti” ve iddiayı “yanıltıcı, mantıksal açıdan kusurlu ve spekülatif” olarak nitelendirdi.

Kaplan şunları ekledi: “Ganimetini Las Vegas’a götüren ve çalınan parayla başarılı bir şekilde bahse giren bir hırsız, cezasında indirim hakkına sahip değildir.”

FTX planı, fonların eski mevduat sahiplerine dağıtılmasından önce hâlâ mahkemelerin onayına ihtiyaç duyuyor.

Ray, şirketin iflasını ilan etmesinden kısa bir süre sonra FTX’e katıldı; bu durum Bankman-Fried’ı üzdü; Bankman-Fried, şirketin faaliyetlerini sürdürmesini amaçlayan birinin yerine başkasını getirme arzusunu dile getirdi.

FTX’e katılmadan önce Ray’in en önemli pozisyonu Kaliforniyalı enerji devi Enron’un parçalanmasını denetlemekti. 2004 yılında iflas sürecinden çıktıktan sonra şirketin başkanlığına atandı; beş yılını şirketin işlerini gevşetmek için harcadı ve sonunda alacaklıların fonlarının yarısından fazlasını iade etti.

Beyçelik Gestamp, uçtan uca güvenlik için Trend Micro çözümlerini tercih etti!

0

Siber güvenlikle ilgili risklerin arttığı ve siber saldırıların giderek daha yoğunlaştığı son dönemde bulut üzerinden kullandığı uygulamaları güvende tutmak ve altyapısını siber saldırılara karşı daha güvenli hale getirmek isteyen Beyçelik Gestamp, siber güvenlik alanında dünyanın önde gelen şirketlerinden Trend Micro’nun çözümlerini tercih etti.

Beyçelik Holding’in ilk kuruluşu olarak 1976 yılında kurulan ve uluslararası bir şirket olarak faaliyetlerini sürdüren Beyçelik Gestamp, otomotiv yan sanayi metal sektöründe kalıp, teçhizat ve komponent tasarlıyor, geliştiriyor ve üretiyor.

Yenilikçi ürünleriyle daha güvenli ve hafif araç tasarımına destek olan Beyçelik, insan güvenliğinin artırılması, enerji tüketiminin azaltılması ve çevrenin korunması ana ilkeleriyle faaliyet gösteriyor.

Kurulduğu günden itibaren kısa sürede kalıp tasarımı ve imalatı ile sac şekillendirme alanlarında sektöründe lider konuma gelen şirket 2007 yılında İspanya merkezli uluslararası alanda otomotiv metal sektörünün lider şirketlerinden Gestamp Automocion ile ortaklık yaparak Türkiye’deki başarısını uluslararası pazarlara taşıdı.

Sac şekillendirme ve kalıpçılık alanında Türkiye’nin ilk AR-Ge merkezine sahip olan Beyçelik Gestamp, yenilikçi ürünleri ve teknolojileriyle yakaladığı hızlı büyüme ivmesini sürdürüyor.

Şirket şu anda 2 ülke, 6 lokasyon ve 11 fabrikada toplam 350 bin metrekare alanda sürdürülebilirlik, sürekli gelişim ve müşteri odaklılık ilkeleriyle Türkiye’ye ve sektöre değer katmaya devam ediyor.

Mevcut güvenlik yazılımlarının güncelliğini kaybettiğini ve güvenlik gereksinimlerini artık karşılayamadığını belirten Beyçelik Gestamp Kurumsal Sistemler ve Ağ Yönetimi Birim Lideri Ünal Altınsaray şunları söyledi:

“Uzun süre şirkete gelmeyen kullanıcılar güncellemeleri alamıyordu ve bu kullanıcıları korumakta zorluk çekiyorduk. Ajan yükleyemediğimiz yazıcı, kamera ve IoT cihazlarında oluşabilecek zafiyetleri tespit edecek ve gerektiğinde önleyebilecek bir sisteme sahip değildik. Bulut tabanlı e-posta çözümüne geçmemize rağmen e-posta trafiğini kendi altyapımızda karşılayıp bulut ortamına gönderiyorduk.

Hem internet bağlantımızı etkili bir şekilde kullanmak hem de BEC gibi teknolojileri etkin bir şekilde kullanabilmemizi sağlayacak OneDrive, SharePoint ve Teams gibi uygulamaların yanı sıra akıllı telefonlar ve tabletler gibi akıllı cihazlarımızı da koruyabilecek bulut tabanlı bir güvenlik çözümüne ihtiyaç duyuyorduk.

Ayrıca birçok farklı güvenlik ürününe sahip olduğumuzdan hepsini ayrı ayrı yönetmek çok zor oluyor ve gelen alarmları tek bir yerden göremiyorduk. Farklı noktalardan gelen alarmların birbirinden bağımsız olaylarla mı yoksa aynı olayla mı ilgili olduğunu yorumlamamız çok uzun sürüyordu ya da yorumlayamıyorduk. Alarmları 7/24 izleyecek gerektiğinde harekete geçebilecek bir işgücüne sahip değildik.”

Tüm güvenlik süreçlerini tek yerden yönetme imkanına kavuştu

Bu doğrultuda şirketin siber güvenlik ihtiyaçlarını karşılayacak modern bir çözüm arayışına girdiklerini ifade eden Altınsaray şunları söyledi:

“Gartner Magic Quadrant’ta lider konumda olan farklı üreticilerin birçok ürünü vardı. Farklı üreticilerin ürünlerini kullanabilirdik ancak bunları yönetmek için farklı farklı arayüzlere girmemiz gerekecek ve entegrasyonlar için çok fazla işgücü harcamamız gerekecekti. Ayrıca entegrasyonların sürekliliği konusunda da çeşitli şüphelerimiz vardı.

Alarmları yorumlamak için SOAR veya XDR gibi ilave bir çözüm gerekiyordu. Yaptığımız araştırmalar sonucunda Trend Micro’nun tüm ihtiyaçlarımızı karşılayabilen tek üretici olduğunu gördük. Ayrıca Gartner Magic Quadrant ve Forrester Wave’de liderler arasında yer alıyordu.

Gartner müşteri değerlendirmelerinde de ürünleri oldukça yüksek puana sahipti. Tüm ürünleri tek bir arayüz üzerinden yönetilebiliyor ve alarmlar tek bir noktada toplanıyordu. Bu nedenle alarmlar hızlı ve kolayca yorumlanabiliyordu.

Ayrıca halihazırda Trend Micro’nun antivirüs, e-posta güvenliği, anti-spam ve sandbox çözümlerini kullanıyorduk. Şimdiye kadar bu ürünlerle ilgili hiç sorunla karşılaşmadık ve en önemlisi herhangi bir performans kaybına neden olmuyorlardı. Bu doğrultuda tercihimizi Trend Micro’dan yana kullandık.”

TikTok, AI tarafından oluşturulan içeriği otomatik olarak etiketleyecek!

Bu değişiklikle birlikte, bir içerik oluşturucunun TikTok platformunda OpenAI’in DALL·E 3’ü gibi bir hizmetle oluşturulan içeriği yayınlaması halinde, izleyicilere bunun yapay zeka ile oluşturulduğunu bildirmek için bu içeriğe otomatik olarak bir etiket eklenecek.

Sosyal video platformu bunu, Microsoft ve Adobe’nin ortak kurduğu Coalition for Content Provenance and Authenticity (C2PA) teknolojisi olan İçerik Kimlik Bilgilerini uygulayarak yapıyor. İçerik Kimlik Bilgileri içeriğe belirli meta veriler ekliyor ve TikTok bunu daha sonra yapay zeka tarafından oluşturulan içeriği anında tanımak ve etiketlemek için kullanabilir.

Sonuç olarak TikTok, içerik kimlik bilgileri eklenmiş olarak platforma yüklenen yapay zeka çıktılarını otomatik olarak etiketlemeye başlayacak. Değişiklik Perşembe günü kullanıma sunulacak ve önümüzdeki haftalarda dünya çapındaki tüm kullanıcılar için geçerli olacak. 

TikTok, zaten TikTok AI efektleriyle yapılmış içerikleri etiketliyor ancak şimdi diğer platformlarda da uygulanan İçerik Kimlik Bilgileri gibi özelliklere sahip içerikleri etiketleyecek. Microsoft, Adobe ve OpenAI zaten İçerik Kimlik Bilgileri’ni destekliyorlar ancak Google da bu özelliği desteklemeyi taahhüt etti.

TikTok, içeriğin yapay zeka ile oluşturulmuş veya geliştirilmiş olduğu durumlarda yaratıcıların bunu açıklamasını zaten istiyor. Ancak şirket, verdiği bir demeçte yeni değişikliği yapay zeka tarafından üretilen içeriğin etiketlenmesini sağlamanın bir başka yolu olarak gördüğünü, aynı zamanda yaratıcılara da baskıyı azaltacağını belirtti.

Önümüzdeki aylarda TikTok, İçerik Kimlik Bilgilerini platformda TikTok AI efektleri kullanılarak oluşturulan AI tarafından oluşturulan içeriğe de eklemeye başlayacak. İçerik Kimlik Bilgileri meta verileri, yapay zeka tarafından oluşturulan içeriğin nerede ve nasıl oluşturulduğuna veya düzenlendiğine ilişkin ayrıntıları içerecek ve indirildiğinde içeriğe bağlı kalacak. İçerik Kimlik Bilgilerini benimseyen diğer platformlar, içeriği otomatik olarak yapay zeka tarafından oluşturulmuş olarak etiketleyebilecek.

Dolayısıyla TikTok, AI içeriğini kendi hizmetinde etiketlemeyi taahhüt ederken aynı zamanda TikTok’ta oluşturulan AI içeriğinin başka bir platformda yayınlandığında da doğru şekilde etiketlendiğinden emin olmaya yardımcı olmaya çalışıyor.

TikTok Operasyon ve Güven ve Güvenlik başkanı Adam Presser bir basın açıklamasında, “Yapay zeka tarafından oluşturulan içerik inanılmaz bir yaratıcı çıkış noktasıdır, ancak izleyiciler için şeffaflık kritik öneme sahip.” dedi.

“Platformlar genelinde içeriği etiketlemek için meslektaşlarımızla ortaklık kurarak içerik oluşturucuların AI tarafından oluşturulan içeriği sorumlu bir şekilde keşfetmesini kolaylaştırıyor, aynı zamanda TikTok’ta yasak olan zararlı veya yanıltıcı AIGC’yi caydırmaya devam ediyoruz.”

TikTok, İçerik Kimlik Bilgilerini uygulayan ilk video paylaşım platformu olduğunu öne sürüyor. Meta’nın Şubat ayında içeriğe kaynak ekleme konusunda C2PA’nın çözümünü geliştirmeyi planladığını duyurduğunu belirtmekte fayda var.

Perşembe günkü duyurunun bir parçası olarak platform, seçimlerde aldatıcı yapay zeka kullanımıyla mücadele etmeye kararlı olduğunu ve politikalarının, etiketli olsun ya da olmasın yapay zeka tarafından oluşturulan zararlı yanıltıcı içeriği kesin bir şekilde yasakladığını söyledi.

EasyCep 150. Mağazasını Bakü’de açtı!

0

Türkiye yenilenmiş telefon pazarının öncüsü olan EasyCep, sürdürülebilir ve yenilikçi iş modeliyle uluslararası büyümesine devam ediyor. Katar’dan sonra yurt dışındaki bir sonraki büyük adımını Azerbaycan’ın başkentinde atan şirket, Bakü’nün en prestijli caddelerinden biri olan 28 May Caddesi’nde ilk deneyim ve satış mağazasını açtı.

2023 yılında dört kat büyüme kaydetmesinin ardından bu yıl 340 bine yakın elektronik cihazı yenilemeyi hedefleyen EasyCep, yeni mağazasıyla Azerbaycan’da tüketicileri bütçe dostu yenilenmiş telefonların ekonomik ve çevresel avantajlarıyla tanıştıracak.

Müşteri deneyimi odaklı yaklaşımı ile tüketicilerin güvenilirlik ihtiyacını karşılayan EasyCep, Azerbaycan’ın önde gelen mobil operatörlerinden Nar ile iş birliği yaparak, yenilenmiş telefonlar, uzman teknik inceleme ve yenileme hizmetleri, zengin aksesuar çeşitleri sunuluyor. Nar tarafından yenilenmiş telefonlar için sağlanan 12 ay garanti güvencesi ise Azerbaycan’da ikinci el telefon pazarını dönüştürecek bir ilk olma özelliğini taşıyor.

EasyCep Kurucu Ortağı ve CEO’su Mehmet Akif Özdemir konuyla ilgili olarak, “Katar’da başlayan yurt dışı yolculuğumuza Azerbaycan’la devam ederek ülkenin lider iletişim şirketi Azerconnect ve önde gelen mobil operatörlerinden Nar ile iş birliğine gitmiştik. Bu kez ise Azerbaycan’da kendi mağazamızı müşterilerimizle 150’nci buluşma noktamız olarak açmanın gururunu yaşıyoruz. Azerbaycan’da tüketicilerin, eski telefonları yenileyerek sunduğumuz güvenilir, esnek ödeme seçenekleri ile çok daha ulaşılır, çevreci ve profesyonel hizmetlerimizi hızla benimseyeceğine inanıyoruz” dedi.

EasyCep Bakü

EasyCep Azerbaycan’ın CEO’su Seymur Cavadov ise, Bakü’de yeni açılan mağazanın açılış etkinliğinde heyecanını dile getirdi: “Azerbaycan’da ilk mağazamızı açmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Yenilenmiş telefon kavramı buradaki tüketiciler için yeni olabilir, ancak yenilenmiş telefonların avantajları ile tanışınca hızla benimseyeceklerinden eminiz. Müşterilerimizin, sunduğumuz garanti güvencesi ve esnek ödeme seçeneklerine yoğun ilgi göstereceğine inanıyoruz. Bunun yanında, yenilenmiş telefonların yeni cihaz üretiminden kaynaklı karbon emisyonunu engellediği göz önünde bulundurulduğunda, müşterilerimizin çevresel açıdan bilinçli tercihler yapmaktan da memnuniyet duyacaklarını öngörüyoruz. Herkesi, sunduğumuz bu önemli avantajları keşfetmeye davet ediyoruz.”