Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 665

Güneş ışığı ile yeşil yakıt olan metanol elde edilebilecek!

Araştırmacılar, CO2’yi verimli bir şekilde metanole dönüştürmek için bakır ve nanokristal karbon nitrür kullanarak güneş ışığıyla çalışan bir süreç geliştirerek sürdürülebilir yakıt üretimi ve CO2 azaltımı yolunda önemli bir adım attılar. Yeni yeşil yakıtlar yaratmanın yolunu açan bu keşifle, ışıkla aktive olan bir malzeme üzerinde biriken tek bakır atomlarına güneş ışığı tutarak CO2’i metanole dönüşüyor.

Nottingham Üniversitesi Kimya Fakültesi, Birmingham Üniversitesi, Queensland Üniversitesi ve Ulm Üniversitesi’nden araştırmacılardan oluşan uluslararası bir ekip, nanokristal karbon nitrür üzerine tutturulmuş bakırdan oluşan bir malzeme tasarladı. Bakır atomları, güneş ışınlarının etkisi altında CO2’den metanol üretiminde önemli bir adım olan elektronların karbon nitrürden CO2’ye geçmesini sağlayan nanokristal yapı içinde konumlandırılıyor. Araştırma, Royal Society of Chemistry’nin Sustainable Energy & Fuels dergisinde yayımlandı.

Fotokataliz işleminde ışık, elektronları uyaran yarı iletken bir malzemenin üzerine tutularak elektronların malzeme boyunca ilerleyerek CO2 ve su ile tepkimeye girmesi ve böylece yeşil bir yakıt olan metanol de dahil olmak üzere çeşitli faydalı ürünlerin elde edilmesi sağlanıyor. Son zamanlarda kaydedilen ilerlemeye rağmen, bu süreç verimlilik ve seçicilik eksikliğinden muzdarip.

Karbondioksit küresel ısınmaya en büyük katkıyı yapan maddedir. CO2’yi faydalı ürünlere dönüştürmek mümkün olsa da, geleneksel termal yöntemler fosil yakıtlardan elde edilen hidrojene dayanmaktadır. Sürdürülebilir güneş enerjisinden ve her yerde bulunan suyun bolluğundan yararlanarak foto- ve elektro-katalize dayalı alternatif yöntemler geliştirmek bu yüzden oldukça önemli.

Geliştirilmiş Kataliz için Nano Ölçekli Kontrol

Nottingham Üniversitesi Kimya Fakültesi’nde araştırma görevlisi olan ve araştırma ekibine liderlik eden Dr. Madasamy Thangamuthu, geliştirdikleri teknikle ilgili şunları söyledi: “Fotokatalizde kullanılan çok çeşitli farklı malzemeler var. Fotokatalizörün ışığı emmesi ve yük taşıyıcılarını yüksek verimlilikle ayırması önemlidir. Bizim yaklaşımımızda malzemeyi nano ölçekte kontrol ediyoruz. Işıkla etkin etkileşimin yanı sıra yeterli yük ayrımına olanak tanıyan kristal nano ölçekli alanlara sahip yeni bir karbon nitrür formu geliştirdik.”

Araştırmacılar, karbon nitrürü gerekli kristallik derecesine kadar ısıtarak bu malzemenin fotokataliz için işlevsel özelliklerini en üst düzeye çıkaran bir süreç tasarladılar. Magnetron püskürtme kullanarak, çözücüsüz bir işlemle atomik bakır biriktirdiler ve yarı iletken ile metal atomları arasında yakın temas sağladılar.

Şaşırtıcı Verimlilik Artışları

Nottingham Üniversitesi Kimya Fakültesi’nde deneysel çalışmaları yürüten doktora öğrencisi Tara LeMercier şunları söyledi: “Işık tarafından üretilen akımı ölçtük ve bunu katalizörün kalitesini değerlendirmek için bir kriter olarak kullandık. Bakır olmadan bile, yeni karbon nitrür formu geleneksel karbon nitrürden 44 kat daha aktif. Ancak, bizi şaşırtan bir şekilde, 1 g karbon nitrür başına sadece 1 mg bakır ilavesi bu etkinliği dört katına çıkardı. En önemlisi de seçicilik, bir başka sera gazı olan metandan değerli bir yeşil yakıt olan metanole dönüşüm.”

Nottingham Üniversitesi Kimya Fakültesi’nden Profesör Andrei Khlobystov “Karbondioksit valorizasyonu, Birleşik Krallık’ın net sıfır hedefine ulaşmasında anahtar rol oynamaktadır. Bu önemli reaksiyon için katalizör malzemelerimizin sürdürülebilirliğini sağlamak hayati önem taşımaktadır. Yeni katalizörün en büyük avantajı, gezegenimizde bol miktarda bulunan karbon, nitrojen ve bakır gibi sürdürülebilir elementlerden oluşmasıdır” diyor.

Ozempic kimlik avı saldırıları hızla artıyor!

Ozempic çılgınlığı artarak devam ederken, siber güvenlik uzmanları kullanıcıları sahte olabilecekleri, mali kayıplara ve veri çalınmasına yol açabilecekleri gibi riskler nedeniyle ucuz çevrimiçi fırsatlara karşı dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.  Kaspersky uzmanları da, kilo vermeyle ilgilenen tüketicilere ünlü zayıflama ilacını sunan meşru görünümlü kimlik avı sayfalarıyla ilgili endişe verici bir eğilim keşfettiler.

Diyabet ilacı Ozempic’in kilo verdirici ve iştah kesici özelliklerinin bulunması, ünlülerin ve dolayısıyla halkın ilacın peşine düşmesine yol açarak yeni bir çılgınlık yarattı. Ünlülerin, kilo vermek isteyenleri ilacı satın almaya teşvik ederek satışların bir önceki yıla göre %58 oranında artmasına ve buna bağlı olarak fiyat artışına yol açtı.

Ancak Ozempic’in popülaritesinden yararlananlar yalnızca ilaç şirketleri değil. Kaspersky uzmanları, tıpkı sevdikleri ünlüler gibi hızla kilo vermeyi uman ancak giderek artan yüksek fiyatı ödeyemeyen kişileri hedef alan bir dizi kimlik avı dolandırıcılığı keşfetti. Dolandırıcılar, Ozempic’i daha ucuza sunan sahte web siteleri oluşturarak, durumdan şüphelenmeyen kurbanların isim, adres ve banka bilgileri gibi kişisel verilerini girdikleri bir form doldurmalarını istiyor. Web sayfalarını çoğu alışveriş sitesinden ayırt etmek zor olduğu için avlarını kolayca tuzağa düşürebiliyorlar.

Ozempic satışlarına ek olarak, bu tür kaynaklardan bazıları ilerlemenin izlenmesine yardımcı olacak bir telefon uygulaması yüklemeyi teklif ediyor.

Dolandırıcılığa kanan masum müşterilerin para kaybetmesi, sahte bir ürün için ödeme yapması ya da hiçbir şey alamaması söz konusu. Daha da endişe verici olanı, yanlışlıkla isimlerini, adreslerini, banka bilgilerini ve diğer hassas verilerini bir suçlunun eline teslim etme riski olarak karşımıza çıkıyor.

Dolandırıcılar, Barbenheimer biletleri, Mortal Kombat oyunları veya ucuz tatiller gibi son modaya katılmak için alternatif yollar arayan çaresiz kurbanları tuzağa düşürmek için sosyal ve kültürel trendlere hızla uyum sağlıyor. Kaspersky’nin kimlik avı önleme sistemi, 2023 yılında 709 milyondan fazla kimlik avı ve dolandırıcılık web sitesine erişim girişimini engelledi. Bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 40 artış gösterdi.

Uzmanlar bu gibi kimlik avı dolandırıcılıklarının kurbanı olmamak için şunları öneriyor:

  • Sadece doktor veya eczacının tavsiyesiyle ilaçlarınızı alın ve sadece tavsiye edilen ve onaylanan ilaçları kullanın.
  • İyi bir teklife tıklamadan önce iki kez düşünün. Bir şey gerçek olamayacak kadar iyi görünüyorsa, muhtemelen gerçek değildir.
  • Gönderene güvenebileceğinizden emin olmadığınız sürece e-postaları açmayın veya içindeki bağlantılara tıklamayın.
  • Bir gönderici meşru olsa da mesajın içeriği tuhaf görünüyorsa, alternatif iletişim araçlarını kullanarak göndericiyle iletişime geçip mesaj içeriğini doğrulayın.
  • Bir web sitesiyle etkileşime geçmeden önce adını Google üzerinde aratın, yorumları inceleyin ve WHOIS hizmetleri aracılığıyla oluşturulma tarihini doğrulayın. Alan adı yakın zamanda kaydedilmiş gibi görünüyorsa dikkatli olun.
  • İnternette gezinirken Kaspersky Premium gibi kanıtlanmış bir güvenlik çözümü kullanın. Bu çözümler uluslararası tehdit istihbarat ağlarına erişimleri sayesinde spam ve kimlik avı kampanyalarını tespit edip engelleme yeteneğine sahiptir.

Veri analitiği konferansında gündem yapay zekâ oldu!

Veri, analitik ve yapay zekâ odaklı içerikleriyle önemli konuşmacıları ağırlayan Data Science Days, 27 ve 29 Mart tarihlerinde düzenlendi. Bu yıl dördüncü kez yapılan etkinliğin ilk gününde, çalışanların veri ve analitik yetkinliklerini geliştirecek veri okuryazarlığı eğitimi gerçekleşti.

Etkinliğin Kolektif House Maslak’ta düzenlenen konferans gününde ise global arenada tanınan veri bilimi uzmanları, yapay zekâ teması çerçevesinde sektördeki en güncel konu başlıklarını mercek altına aldı.

Türkiye’nin ilk ve tek veri ve analitik konferansı Data Science Days, veri ve analitik konularına odaklanarak Türkiye’nin en büyük veri bilimi topluluğunu bir araya getirdi. Yenilikçi fikirlerin paylaşımına ve gelişimine olanak sağlamayı hedefleyen etkinliğin ilk gününde online platformda yapılan veri okuryazarlığı eğitimi düzenlendi. Bu kapsamda “Veri ile Kritik Düşünme”, “Analitik Temeller”, “Tablolarla Tanışma”, “Veri Görselleştirme Temelleri”, “Veri Güvenliği ve Gizliliği”, “Veri Etiği” konularında doyurucu içerikler sunuldu. Katılımcılar, tam gün süren program sonucunda katılım sertifikası aldı.

Yapay zekanın tamamlayıcı rolü alternatif rolüne dönüşebilir!

29 Mart’ta Kolektif House Maslak’ta gerçekleşen konferans gününe toplam 180 kişi ilgi gösterdi. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Analytics Center & İstanbul Tech Week Yönetim Kurulu Üyesi Başak Tulga Önen, şunları söyledi: “Teknoloji, insanların yaptığı işin alternatifi veya tamamlayıcısı konumunda. Örneğin RPA bir alternatif. Yani birtakım görevleri insanların yerine robotlar yapıyor. Yapay zeka ise şu anda tamamlayıcı konumunda. Yani işlerimizi daha iyi yapmamızı sağlıyor, müşterilerimize (iç ve dış) daha fazla değer sunmamızı sağlıyor. Ancak yapay zeka için bu ‘tamamlayıcı’ rolü ‘alternatif’ rolüne dönüşebilir. Yapay zeka teknolojisini bir ‘tamamlayıcı’ olarak kullanırken aynı zamanda eğitiyorum, kendi bilgimi onunla paylaşıyorum ve en az benim kadar akıllı hale getiriyorum. Bir nevi kendi topuğuma sıkıyorum. Sorum şu: İnsanların, makinelere karşı bir rekabet avantajı kalacak mı? Yaptıkları işler için daha yüksek fiyat isteyebilecekler mi? Hangi işler için insanlar daha avantajlı durumda olacak? Bununla birlikte şu an ülkeler adeta yarış halinde, herkes kendi altyapısını geliştirerek, verisini tamamen içeride tutarak yapay zekalar geliştirmek istiyor. Buna İngilizcede ‘sovereign AI’ deniliyor, yani yapay zekada egemenlik sahibi olmak. ABD-Çin arasındaki yarışa son dönemde Hindistan, Suudi Arabistan, Japonya, İtalya gibi ülkeler girdi. Yapay zeka savaşının kazananları hangi ülkeler olacak? Hangi ülkeler yapay zekada egemenlik sahibi olabilecek?”

Ardından İTÜ Öğretim Üyesi & İTÜ Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Genel Müdürü Dr. Nazım Kemal Üre, “Pekiştirmeli Öğrenme: Yapay Zeka Devrimindeki Gelecek Adım” konulu bir konuşma gerçekleştirdi.

Yapay zeka müşteriyi daha iyi tanıma imkânı veriyor

Etkinliğin devamında “Yapay Zeka Uygulamalarını Ne Ölçüde Hayata Geçirebildik?” panelinde Velox Partners Ortağı Mustafa Fuat Vardar, TFI Tab Gıda Yatırımları CTO’su Erman Karaca, FutureBright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula ve Eczacıbaşı Topluluğu CIO’su Hilmi Koçak konuşmalarını yaptı.

Erman Karaca, panelde yaptığı konuşmada “Sektörde öncü olmak ve farklılaşmak için gelişmiş dijital teknolojilerden yararlanıyoruz. Yapayı zekayı ve makine öğrenmesini de işimizde sürdürülebilir büyüme sağlayabilmek için kullanıyoruz. Bu noktada amacımız, operasyonel verimliliği sağlamak. Yapay zeka sayesinde artık müşterimizi tanımaya başladık, onların davranışlarını da analiz ediyoruz” dedi.

Her noktada yapay zeka ve veri bilimi modülleriyle yürütülen süreçler var

aiXplain Baş Bilim İnsanı Kareem Darwish’in “Dakikalar İçinde Yapay Zeka Çözümleri Oluşturma ve Dağıtma” konulu konuşmasının ardından, “Bilmeniz Gereken Yapay Zeka Teknolojileri” panelinde Cerebrum Tech Kurucusu & Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Erdem Erkul, Mindberg.ai Kurucusu & Yönetici Ortağı Hakan Yılmaz ve Trendyol Veri Bilimi Başkanı Umut Beşikçi ve Odeabank Veri Yönetimi Direktörü Gamze Kaplan Gökalp, katılımcılar ile buluştu. Umut Beşikçi, şunları söyledi: “Her noktada yapay zeka ve veri bilimi modülleriyle yürüttüğümüz süreçler var. Örneğin bir kullanıcı ekosistemimize girdiğinde ana sayfa ile karşılaşıyor. Buradaki içeriklerin tümü veri bilimiyle ilerletilen süreçler. Özellikle Trendyol’un yurt dışı açılım vizyonuyla birlikte veri bilimi bölümüne çok iş düşüyor. İhtiyaçları belirliyor ve ihtiyaçlar doğrultusunda çözümler üretiyoruz. Hedefimiz, çığır açmaktan ziyade uygun çözümleri üretmek.”

Etkinliğin öğleden sonraki bölümünde ise bir sonraki konuşmacı Kaggle Ürün Müdürü Nate Keating oldu. Akabindeki “Veri ve Analitik Altyapısı-En İyi Uygulamalar” temalı panelde ise Demirören Teknoloji CDO’su Koray Kocabaş, Google Cloud Türkiye Müşteri Mühendisliği Yöneticisi Alev Aydın, Microsoft Azure Güney Doğu Avrupa Müşteri Başarısı Birimi Bölge Lideri Cüneyt Batmaz ve IBM Yazılım Ürünleri Teknik Satış Ekibi Yöneticisi Murat Yeşil, önemli bilgiler verdi.

Etkinlikte bir sonraki konuşmacı olan Ally AI Kurucu Ortağı Gökhan Çapan, “Önceden Eğitilmiş Yapay Zeka Modelleri ve Uygulamaları” konusunda çarpıcı değerlendirmelerde bulunurken, günün son konuşmasında ise DataCebo İş Geliştirme Müdürü Elisa Castañer, “Sentetik Veri-Neden Önemli ve Nereye Gidiyor?” teması altında görüşlerini katılımcılarla paylaştı.

Microsoft Teams sonunda Office paketinden ayrılıyor!

Microsoft, Microsoft 365 ve Office 365 abonelik hizmetinin Microsoft Teams hariç tutan yeni bir sürümünü piyasaya sürecek. Bu kararın, Avrupa Birliği’nin incelemesi ve rakip Slack’ten gelen şikayetler sonrasında alınmış olması ilgi çekici.

Bu hamle, Microsoft’un geçen yıl AB ve İsviçre’de Microsoft Teams teklifi olmadan Office 365 paketini satmayı kabul etmesinden sonra geldi. Şirket, Teams’i 2017 yılında Office 365 paketine ücretsiz bir teklif olarak tanıtmıştı.

Birçok işletme, Microsoft’un iki teklifi birleştirerek haksız bir avantaj elde ettiğini ileri sürdü. Salesforce’un sahibi olduğu Slack, Microsoft’un pazarda baskın olan üretkenlik paketi aracılığıyla Teams’i müşterilere zorla yüklettiğini ve Microsoft Teams sohbet ve video hizmetinin gerçek maliyetini sakladığını iddia ederek bu hareketi “yasa dışı” olarak nitelendirdi.

Microsoft yaptığı açıklamada, ayrıştırmanın aynı zamanda çokuluslu şirketlere farklı coğrafyalarda satın alma işlemlerini standartlaştırmak istediklerinde daha fazla esneklik sağlayarak Avrupa Komisyonu’ndan gelen tepkilere de yanıt vermekte olduğunu söyledi. Henüz bu değişiklik yürürlüğe girmiş değil.

KVKK’da Çığır Açacak Değişiklikler!

0

Av. Sinan Görkem Gökçe

12 Mart 2024’te 8. Yargı Paketi olarak da anılan kanun değişikliği Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda (KVKK) uzun süredir beklenen değişiklikler anılan kanun değişikliği ile gerçekleşti.

KVKK, kişisel verilerin işlenmesine dair veri sorumlularının uyması gereken yükümlülükleri düzenliyor. Bu kapsamda, KVKK’da uzun süredir tartışmalı olan temelde iki konuda kritik değişiklikler oldu. Yeni değişikliklerle yurt dışına kişisel veri aktarımı ve özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartlarına dair önemli değişiklikler getirildi.  

Özel Nitelikli Kişisel Verilerin İşlenme Şartları Değişti

Sağlık, cinsel hayat, sendika ve vakıf üyeliği bilgileri ile biyometrik veriler özel nitelikli kişisel veriler olarak düzenleniyor. Yeni değişikliklerde de özel nitelikli kişisel verilerin neler olduğu değişmedi. Ancak değişiklik öncesinde KVKK, bu verileri halihazırda sağlık ve cinsel hayat verileri ve diğer özel nitelikli kişisel veriler olarak ayırıyordu. KVKK’daki yeni değişiklikler birlikte, bu ayrımı büyük ölçüde ortadan kalktı.

Bu alandaki en önemli yenilik, pratik dünyada sıkça karşılaşılan istihdam, iş sağlığı ve güvenliği, sosyal güvenlik, sosyal hizmetler ve sosyal yardım alanlarındaki veri işleme faaliyetleri için getirilen düzenleme. Bu kapsamda, ilgili kişinin açık rızası olmasa dahi, gerekli şartlar sağlanırsa, bu sayılan alanlardaki hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmesi için verilerin işlenmesi mümkün olabilecek.

Kişisel Verilerin Yurt Dışına Aktarılması Sil Baştan Düzenlendi

Kanun, kişisel verilerin yurt dışına aktarılması için tamamen yeni ve önceki düzenlemelerle farklı bir sistematik benimsiyor. Buna göre; artık üç kademeli ve alternatifli bir aktarım rejim var.

Yeni düzenlemelere göre artık ilgili kişinin açık rızasının olması, verinin yurt dışına aktarılmasına doğrudan imkan vermeyecek. Bu kapsamda, veri sorumlusu ve veri işleyen;

  • Kişisel verinin aktarılacağı ülke veya spesifik sektörler için Kurul tarafından verilmiş bir yeterlilik kararı sorgulayacak. Henüz Kurul tarafından bu yönde verilmiş bir karar yok.
  • Yeterlilik kararı yoksa; taraflar ancak belirlenen güvencelerden birini sağlaması halinde verileri yurt dışına aktarabilecek.
  • Taraflar güvenceleri de sağlayamıyorsa; sadece “arızi durumlar” için yurt dışına kişisel veri aktarımı yapabilecek. Sürekli kişisel veri aktarımları için kişilerin açık rızasının alınması, artık yurt dışına aktarıma imkan vermeyecek.

Bu noktada, uygun güvenceler arasında yer alan standart sözleşmelerden bahsetmek gerekir. GDPR uygulamasına örneklerine rastladığımız standart sözleşmeler, henüz Kurul tarafından ilan edilmedi. Bununla birlikte, standart sözleşmelerin Kurul’a bildirilmesi için de elektronik bir sistem kurulmasını bekliyoruz. Bu konu ikincil düzenlemelerin de yayımlanmasıyla netleşecek.

Bununla birlikte, arızi olmak kaydıyla kişisel verilerin yurt dışına aktarılabileceği ilk hal ilgili kişinin muhtemel riskler hakkında bilgilendirilmesi kaydıyla, aktarıma açık rıza vermesi. Bu kapsamda, yeni düzenlemeyle birlikte, açık rızaya dayalı yurt dışına veri aktarımı kısıtlanmış oldu.

Yurt Dışına Aktarımda Kullanılacak Standart Sözleşmeler 5 İş Günü İçinde KVK Kurumu’na Bildirilecek

Yurt dışına veri aktarımı için uygun güvence yöntemlerinden biri olan “standart sözleşmeler” veri sorumlusu veya veri işleyen tarafından 5 iş günü içinde KVK Kurumu’na bildirilecek. Aksi halde, 50.000 Türk Lirası’ndan 1.000.000 Türk Lirası’na kadar idari para cezası düzenlenebileceği öngörülüyor. Bu konu, standart sözleşmeler konusunda GDPR’dan farklılaşa bir nokta olduğunu söyleyebiliriz.

Geçiş Düzenlemeleri: 1 Eylül 2024’e Kadar Tüm Uyum Çalışmaları Gözden Geçirilmeli

Kanun, iki aşamalı bir geçiş öngördü. Buna göre; açık rızaya dayalı yurt dışına veri aktarımı düzenlemeleri 1 Eylül 2024’e kadar uygulanacak, bu tarihten sonra açık rızaya dayalı yurt dışına sürekli kişisel veri aktarımı gerçekleştirilmemeli. Kalan düzenlemeler, 1 Haziran 2024’te yürürlüğe girecek. 

Uyumluluk İçin Ne Yapmalı?

Bu durumda veriyle temas eden herkes (veri işleyenler de dahil) tüm veri aktarım süreçlerini tekrar kurgulamak zorunda olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü artık açık rızaya dayalı aktarım (eğer arızi bir durum yoksa) mümkün değil.

Veri sorumluları ve veri işleyenlerin bu esaslı değişiklikleri içselleştirmesi, yeni düzenlemelere uygun aydınlatma süreçleri tasarlaması, veri aktarım taahhütlerinin ve veri aktarımlarının yeni düzenlemelere göre tekrar kurgulanması önemli. Nitekim, ilgili kişilerin açık rızasına başvurulabilecek haller tekrar tespit edilmeli ve buna uygun yöntemler belirlenmeli.

Bu değişiklikler ve ikincil düzenlemelerin de yayımlanmasıyla kapsamlı bir KVKK uyum çalışması yürütülmesi, var olan projelerin ise bu değişiklikler kapsamında güncellenmesi gerekeceğini düşünüyorum.

Son olarak gündemde kendine sıkça yer “Paypal ve Applepay” gibi uygulamalar için de bu değişiklikleri değerlendirmek isterim. Paypal ve Applepay gibi kuruluşlara yönelik ödeme mevzuatından kaynaklı birçok yükümlülük ve kısıtlama var. Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşlarının Bilgi Sistemleri ile Ödeme Hizmeti Sağlayıcılarının Ödeme Hizmetleri Alanındaki Veri Paylaşım Servislerine ilişkin Tebliğ m. 21 uyarınca ödeme ve elektronik para kuruluşlarının “birincil ve ikincil sistemleri ile veri yedekleme merkezlerini yurt içinde bulundurmaları” zorunludur. Bu sebeple, Paypal ve Applepay gibi ödeme ve elektronik para kuruluşlarının birincil ve ikincil sistemler ile veri yedekleme merkezleri burada olması gerekli. Bunun temel sebebi de veri lokalizasyonunu sağlayabilmek. Başka deyişle, ödeme ve elektronik para kuruluşlarının verilerini Türkiye’de tutma zorunluluğu asıl olarak KVKK’dan kaynaklanmıyor, ödeme ve para kuruluşları ile ilgili mevzuattan kaynaklanıyor. Bu sebeple de yasakların kalktığını söylemek doğru bir değerlendirme değil.

Bununla birlikte, Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK) 2024 yılı Eylem Planı kapsamında bu konuya ilişkin de özel hedef var. Söz konusu Eylem Planı’nda;Sınır Aşan Veri Transferleri Mevzuatı Risk Değerlendirme Komisyonu kurularak KVKK dışındaki sektörel düzenlemelerde parçalı bir şekilde yer alan veri lokalizasyonuna yönelik hükümlerin, verilerin korunması ile veriye dayalı ticari hayatın etkin şekilde sürdürülebilmesi arasında “makul denge” kurulması ilkesi doğrultusunda gözden geçirilmesinin hedeflendiğini de belirtmek isterim.

Özetle KVKK’daki ilgili değişiklikler, her ne kadar birkaç maddede değişiklik getiriyor olsa da; kişisel veri işleme süreçlerinin esasında büyük değişiklikler gerektirecek.

KVKK’daki değişikliklerle başlayacak uyum döneminin herkes için verimli olmasını umuyoruz.

görkem gökçe

Av. Görkem Gökçe

1981 Kırklareli doğumludur. Öğrenim hayatını Kadıköy Anadolu Lisesi, Üsküdar Amerikan Lisesi, İstanbul Üniversitesi ve Harvard Üniversitesi’nde sürdürmüştür. Halen İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde lisansüstü çalışmalarını sürdürmektedir. Yaklaşık yirmi yıllık hukuk kariyerine sahip olan Görkem Gökçe; Gökçe Avukatlık Ortaklığı’nın kurucusudur. Kendisi bilişim ve teknoloji hukuku ile teknoloji yatırımları alanında uzman kabul edilmektedir. Kadir Gökçe Vakfı ve Trakya Güneşi Platformu’nun kurucu başkanıdır.

Türkiye’de kaç fiber internet abonesi var?

0

Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER) Başkanı Halil Nadir Teberci, Avrupa FTTH (Eve Kadar Fiber)  Konseyi’nin yayımladığı raporları ve ülkemizin fiber altyapıda son dönemdeki durumunu değerlendirdi. Teberci, Konsey’in yayınladığı FTTH/B raporu yaygınlık verilerine bakıldığında Türkiye EU39 ortalamasının altında kaldığına dikkat çekerek, ülkemizin %69 ile 39 ülkeyi kapsayan ortalama fiber yaygınlık oranının altında olduğunu belirtiyor. Dünya ile karşılaştırmanın yapıldığı bir diğer rapora göre, ülkemizde toplam hanelerin sadece %25,3’ünde fiber abonelik gerçekleştiği ve bu oranla ülkemizin küresel sıralamada 83 ülke arasında 50. Sırada olduğu görülüyor.

Konuya ilişkin detaylı değerlendirmede bulunan TELKODER Başkanı Halil Nadir Teberci şunları söyledi: “TELKODER olarak uzun yıllardır ülkemizin haberleşme altyapısının hızla fiber altyapıya dönüştürülmesi gerektiğini vurguluyoruz. Bu konuda temsil ettiğimiz sektör oyuncularıyla önemli adımlar da attık. Ancak maalesef bu alandaki gelişim çağın gerektirdiği hızda olmadı. Bunun sonuçlarını global bağımsız STK’ların raporlarında da net biçimde görüyoruz. FTTH/B raporu yaygınlık verilerine bakıldığında Türkiye 39 ülkeyi kapsayan ortalama fiber yaygınlık oranının altında ve hanelerin sadece %25,3’ünde fiber abonelik bulunuyor. Bu da küresel sıralamada bizi maalesef alt sıralara mahkûm ediyor. İlgili raporda Eylül 2019 ile Eylül 2023 yılları arasındaki verilere dayanarak, ülkemizde 18 milyon hanenin yer aldığı binalara fiber altyapısının götürülmüş olduğu belirtiliyor. Dört yılın karşılaştırması alınarak yapılan hesaplamalarda Türkiye’nin ikinci sırada olması aslında şaşırtıcı değil ve temelde de iki sebebe dayanıyor. Bunlardan ilki, ülkemizin özellikle fiber konusunda Avrupa’daki gelişmeleri geriden takip etmesi. Dört yıllık süreçte bina ve hane erişimi konusunda diğer ülkelerdeki gelişmelerin yavaşlamış olduğu görülüyor zira bu ülkelerde hane erişim konusundaki gelişmeler 2019 yılına gelindiğinde neredeyse tamamlanmış ve doygunluğa ulaşmış durumda. Bir diğer sebep de tabii ki ülkelerdeki nüfus ve hane sayısı ile doğru orantılı. Diğer ülkeler ile kıyaslandığında ülkemiz nüfusunun daha kalabalık olması ve hane sayısının fazla olması da bu verileri etkilemekte”.

Türkiye’nin fiber internet altyapısının en az 2-3 katına çıkması gerekiyor

Yaygınlık rakamlarında dikkat edilmesi gereken bir nokta da sokağa ve apartmana kadar gelen fiber altyapının fiber kablolarla evlere taşınıp taşınmadığı konusu oluyor. Teberci, bu konuda dikkat edilmesi gereken noktaları da şöyle özetliyor: “Fiber yaygınlık rakamlarını sağlıklı değerlendirmek gerekir. Çoğu zaman sokağa ve apartman önlerine kadar giden bir fiber altyapıdan bahsediyor olabiliriz. Evlerin içine kadar çekilmemiş bir fiber, gerçek fiber teknolojisinin hızlarını da kalitesini de tüketicilere tam yansıtamıyor maalesef… Yüksek hızda internet çağımızın en önemli gerekliliği, hem iş dünyası hem de vatandaşlar hem de güçlü ekonomiler için büyük önem taşıyor. Türkiye’nin fiber internet altyapısının en az 2-3 katına çıkması gerekiyor ve iyi planlamalarla evlerin içine kadar fiber bağlantıların yapılmasını da düşünüyor olmamız gerekiyor. Unutulmaması gereken bir nokta ise mobil iletişimde bir çok dünya ülkesinin uzun süredir kullandığı ve bizim henüz geçemediğimiz 5G  için de yaygın ve güçlü bir fiber altyapı gerekiyor. Çünkü baz istasyonlarının iletişimini de bu istasyonların bağlı olması gereken fiber hatlar sağlıyor”

Karar vericiler süreci hızlandırabilir

Uzun süredir, fiber şebeke üzerinden sunulan internet hizmetlerin kalitesi ve hızını olumlu yönde etkileyecek düzenlemeler konusundaki oldukça yavaş ilerlemeler, Türk Telekom tarafından mevcut bakır kablo altyapısının fibere dönüştürülmesi konusunda yaşanan belirsizlikler, fiber altyapı kurmak ve altyapısını genişletmek isteyen alternatif işletmecilerin karşılaştığı engeller ile bunların son kullanıcıya etkileri gibi konular 2024 yılında da haberleşme hizmetlerinde, vatandaşı doğrudan etkileyecek konular olarak karşımıza çıkıyor.

Türkiye için çözümün zor olmadığını ve karar vericilerin süreçleri hızlandırabileceğini belirten Teberci, “BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) tarafından 2 Ocak 2024 tarihinde onaylanan Türk Telekom (TT) fiber dönüşüm teklifinin daha yararlı olabilmesi için yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Fiber konusunda atılan her türlü adım desteklenmeli ancak, fiber dönüşüm sürecinin AB örneklerinde olduğu gibi doğru şekilde yapılabilmesi için BTK hem dönüşüm takvimini netleştirmeli hem de fiber altyapı paylaşımı (SAYE-Sanal Ayrıştırılmış Yerel Erişim) düzenlemesini hayata geçirmelidir. Ayrıca, Türk Telekom’un sunduğu fiber dönüşüm teklifi üzerindeki belirsizliklerin giderilmesi ve daha şeffaf bir sürecin işletilmesi adına gerekli adımların atılması gerekmektedir. Bunula birlikte, Mevzuata göre, herhangi bir güzergâhta altyapı işletmecilerine kazı izni verilebilmesi için talep edilen güzergâhlarda paylaşılabilir bir altyapı olmadığının ispatlanması zorunluluğu getirilmiştir. İşletmeciler, fiber altyapı kurmak istedikleri noktalarda mevcut altyapı var ise geçiş hakkı yönetmeliği gereği, altyapıyı paylaşmak zorunda olduklarından, birçok noktada yerleşik işletmeciye bağlı kalmaktadır. Avrupa ülkelerindeyse tesis paylaşımı yalnızca yerleşik işletmeciye getirilen bir yükümlülüktür. Bu durum bu ülkelerde pazarı kapatıcı bir etken yaratmamakta ve hâkim durumun kötüye kullanılmasına engel olmaktadır” dedi.

Ayrıca, geçiş hakkı sağlayıcılarına yapılan izin başvurularına ya geç cevap alındığını ya da hiç cevap alınamadığını da hatırlatan Teberci, “Şehirlerarası güzergâhlarda tesis edilecek projeler birden fazla geçiş hakkı sağlayıcısının tasarruf sahipliğine konu olabildiğinden, geçiş hakkı sağlayıcısı her bir kurumun izin başvuru değerlendirme sistemi farklılık arz etmektedir. Bu nedenle de söz konusu geçiş hakkı izinlerinin ne zaman verileceği öngörülememektedir. Geçiş hakkı izin başvurularının, geçiş hakkı sağlayıcıları tarafından daha kısa sürelerde değerlendirilerek işletmecilere bilgi verilmesinin sağlanması, geçiş hakkı izinlerinin elektronik ortamda yapılabilmesi için gerekli altyapının oluşturulmasını da içerecek şekilde geçiş hakkı sürelerinin ve süreçlerinin belirlendiği mevzuat düzenlemesi yapılması gerekmektedir” dedi.

Polisler için GPS Takip Dartları geliyor!

0

Tüm dünyada polis departmanları, riskli araba kovalamacalarına daha güvenli alternatifler arayışı içinde. Hedeflerine ulaşmak için genellikle casus filmlerinde gösterilen teknolojiden ilham alıyorlar gibi görünüyor.

New York’ta bulunan Old Westbury Polis Departmanı, araba kovalamacaları sırasında kaçan araçlarla başa çıkmak için yenilikçi bir yöntem uygulamaya koydu. Bazı devriyeler, StarChase adlı bir şirketten gelen, ısı ile aktive olan yapışkanlı köpükten yapılmış projektilleri fırlatan araç monteli fırlatıcılarla donatıldı.

Bu zararsız dartlar, kablosuz bir GPS takip cihazı ile donatılmış olup, yasal kuvvetlerin tehlikeli bir takip yapmadan kaçan aracın konumunu gerçek zamanlı olarak izlemesini sağlıyor. Dartlar sıkıştırılmış hava kullanılarak ateşleniyor ve yaklaşık olarak saatte 30 mil hızla seyahat ediyor. Köpükten yapıldıkları için, araçlara veya halka kalıcı bir zarar vermemeleri bekleniyor.

Washington, Teksas, Michigan ve Tennessee’deki departmanlar da sistemi benimsemiş durumda, ancak herkes bu sistemin yasallığına ikna olmuş değil.

Yasal sorunlar var

Bazıları takip sisteminin Dördüncü Değişiklik haklarını ihlal edip etmediğini açıkça sorguluyor. Eğer kullanım, herkesin muhtemelen hayal ettiği gibi, şüpheliyi olabildiğince hızlı bir şekilde yakalamak (onlar hakkında bilgi öğrenmek için polisin onları sürüşte bırakmasını beklemek değil) ve şüpheli yakalandıktan hemen sonra dartı çıkarmak şeklinde olursa, bu bir sorun teşkil etmiyor.

Açıkçası, takip sistemi tüm kovalamacaları sona erdiremeyecek. Bir kovalamacanın sonlandırılıp sonlandırılmayacağına dair karar, şüphelenilen suçun ciddiyeti gibi faktörlere bağlı olacak. Dahası, polis, bir takip dartını başarıyla yerleştirebilmek için şüpheli bir aracın peşinden yeterince uzun süre gitmek zorunda kalacak. Ve eğer bu anti-takip önlemi yaygın bir ilgi görürse, suçluların polis onları takip etmeyi bıraktıktan sonra araçlarını durdurup GPS dartı olup olmadığını kontrol etmeye başlayacağından emin olabilirsiniz.

Samsung yarı iletken üretiminde atık su kullanacak!

0

Yarı iletken endüstrisi, üretim süreçlerinde kullanılan büyük miktarlarda su ile tanınıyor; her bir çipin üretimi için binlerce litre ultra saf su gerekiyor. Ultra saf su (UPW), suyun içindeki ince partiküller ve mikroorganizmalar dahil olmak üzere safsızlıklardan arındırıldığı, geriye yalnızca H2O’yu oluşturan temel hidrojen ve oksijen molekülleri bırakıldığı bir su türünü ifade ediyor.

Küresel çip kıtlığı tarafından tetiklenen yarı iletkenlere olan talebin artmasıyla birlikte, Samsung Semiconductor üretim hatlarını genişletme planları yapıyor. Bunun bir sonucu olarak, 2030 yılına kadar şirketin tesisleri için gerekli olan endüstriyel suyun mevcut miktardan iki kat fazlasına çıkması bekleniyor.

Samsung, çip üretimi için günde 400 milyon litre atık suyu arıtıp kullanmayı planlıyor. Atık su, şirketin Hwaseong tesisinde endüstriyel kullanım için güvenli bir standarta ulaşacak şekilde işlenecek ve arıtılacak.

Yarı iletken üretiminde ve kalitesinde en ufak safsızlıklar bile etkili olabileceği için, su, potansiyel olarak hassas yarı iletken üretim sürecine zarar verebilecek herhangi bir kirlilikten tamamen arındırılması için birden fazla filtrasyon ve arıtma aşamasından geçecek.

Sürdürülebilir üretim yönünde önemli bir adım

Samsung, bu girişimi sürdürülebilir üretim yönünde önemli bir adım olarak görüyor. Atık su kullanarak, şirket tatlı su kaynaklarına olan bağımlılığını büyük ölçüde azaltıyor ve böylece su koruma çabalarına katkıda bulunuyor.

Bu hamlenin, diğer şirketlerin de benzer yöntemleri benimsemesiyle, çip üretim endüstrisinde büyük bir etki yaratması bekleniyor. Bu, uzun süredir çevresel etkileri nedeniyle eleştiri altında olan bir endüstride sürdürülebilir uygulamalar için yeni bir standart belirleyebilir.

Yapay zekanın e-ticarete etkisi ne olacak?

Teknolojinin sınırları zorladığı, inovasyonun her alanı dönüştürdüğü bir dönemde, e-ticaret sektörünün öncüleri ve düşünce liderleri, WORLDEF İstanbul 2024 E-Ticaret Zirvesi’nde bir araya geliyor. 6-7-8 Haziran tarihlerinde Yeni Kapı Gösteri Merkezi’nde düzenlenecek olan bu zirve, “Perakendenin Rönesansı” temasıyla sektördeki son gelişmeleri, yenilikleri ve geleceğe dair vizyonları ele alacak.

Sedat Ateş, WORLDEF E-Ticaret Vakfı’nın Genel Sekreteri, e-ticaret ve dijital pazarlama konularında derin bilgi birikimine sahip bir figür olarak, sektördeki en çarpıcı trendler ve yapay zekanın etkileri üzerine değerli görüşlerini paylaştı. Ateş, özellikle yapay zekanın e-ticarette nasıl bir dönüşüm yarattığını ve bu teknolojinin iş süreçlerinde nasıl hayati bir rol oynayabileceğini vurguladı.

Yapay zeka: E-Ticaret’in geleceğini şekillendiriyor

Ateş, yapay zekanın e-ticareti nasıl etkilediğini ve bu alanda yarattığı dönüşümü detaylandırarak, bu teknolojinin kullanıcı deneyimini nasıl zenginleştirdiğini, veri analizi ve içerik üretimi konularında nasıl devrim yarattığını aktardı. Ayrıca, Elon Musk’ın insan zekasını aşabilecek yapay zeka gelişimine dair öngörülerine değinerek, bu teknolojinin müşteri davranışlarını anlama ve iş süreçlerini optimize etmede oynayabileceği rolü vurguladı.

Geleceğin teknolojileri: E-Ticaret’e yön veriyor

VR gözlüklerden beyin dalgalarıyla kontrol edilebilecek alışveriş sistemlerine kadar, Ateş gelecekte e-ticaretin hangi teknolojik yeniliklerle şekilleneceğine dair önemli ipuçları sundu. Bu teknolojilerin tüketicilere sunacağı yenilikçi deneyimler, alışverişin sadece bir ihtiyaç değil, aynı zamanda bir keyif meselesi haline geleceğinin sinyallerini veriyor.

WORLDEF İstanbul 2024: Global bir vizyon

WORLDEF İstanbul 2024, uluslararası katılımcıları, düşünce liderlerini ve teknoloji girişimlerini bir araya getirerek, e-ticaretin bugününü ve yarınını şekillendirecek. Etkinlik, Dubai Commerce City gibi önemli iş ortaklarıyla global bir işbirliği ve vizyon sunuyor. Ayrıca, Amazon Türkiye, Hepsiburada, Trendyol gibi lider firmaların CEO’ları ve Neil Patel, Ed Vaizey gibi dünya çapında tanınan konuşmacıların katılımıyla zengin bir içerik vaat ediyor.

Başarıya giden yol: Veri ve trendler

E-ticarete giriş yapmayı düşünen yeni girişimciler için Ateş, veriye hakim olmanın, trendleri doğru analiz etmenin ve etkili bir strateji ile hareket etmenin önemini vurguladı. Başarılı bir e-ticaret girişimi için gerekli olan bu unsurlar, sektörde sürdürülebilir bir başarı için kritik öneme sahip.

WORLDEF İstanbul 2024, e-ticaretin geleceğini keşfetmek, global trendler hakkında bilgi sahibi olmak ve sektör liderleriyle doğrudan iletişim kurmak isteyen herkes için benzersiz bir fırsat sunuyor. Bu etkinlik, teknoloji ve inovasyonun e-ticaret üzerindeki etkilerini derinlemesine anlamak ve sektördeki son yeniliklerle tanışmak için kusursuz bir platform.

İletişim ve kayıt

Etkinlik hakkında daha fazla bilgi ve kayıt için lütfen WORLDEF adresini ziyaret edin. WORLDEF İstanbul 2024, geleceğine yön vermek isteyen herkesi bekliyor.

Akbank Mobil, Togg’a geldi!

Togg ve Akbank, T10X akıllı cihazında günlük bankacılık işlemlerinin yanı sıra fintek ve blokzincir tabanlı geleceğin dijital çözümleri için iş ortaklığına imza attı. Togg, son olarak Akbank ile birlikte, akıllı cihaz ekranı üzerinden mobil bankacılık işlemlerinin gerçekleştirmesinden fintek ile mobilite ekosistemi arasında köprü görevi görecek blokzincir senaryolarının hayata geçirilmesine kadar uzanan kapsamlı bir iş ortaklığına imza attı.

İş ortaklığı kapsamında, Nesnelerin İnterneti teknolojisiyle Togg akıllı cihaz deneyimini zenginleştiren çözüm, Togg kullanıcılarıyla buluşuyor. Dünyada ilk olan bu çözüm sayesinde, Akbank’ın mobil bankacılık çözümü telefondan öteye taşınarak Togg akıllı cihazların ekranında sunuluyor.  Standardın dışında bankacılık deneyimi sunan bu çözümler sayesinde, Togg akıllı cihazlar üzerinden mobil bankacılık işlemlerini gerçekleştirmek mümkün hale geliyor. Bunun için Trumore dijital platformu üzerindeki Tru.Store’da kullanıcıların hizmetine sunulan Akbank Mobil Uygulamasını indirmek ve kullanmak yeterli oluyor. T10X kullanıcıları uygulama üzerinden erişilen Akbank Mobil uygulaması ile HGS ödemeleri başta olmak üzere ödeme ve para transferi işlemlerini hızlı ve kolay bir şekilde gerçekleştirebilecek, hesaplarını ve kartlarını görüntüleyebilecekler. Uygulamadaki servisler ise sürekli olarak güncellenerek Togg kullanıcılarının hayatını kolaylaştırmaya devam edecek.

Akbank ve Togg iş birliği kapsamında alanında ilk olma niteliği taşıyan blokzincir kullanıcı senaryosu çalışmaları, gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonu sayesinde Togg akıllı cihazlarının dijital değer olarak kullanılmasını mümkün kılacak çözümlerin testi ile başlatıldı. Togg’un blokzinciri üzerinde akıllı kontratlarla geliştirdiği “Tokenizasyon” teknolojisi kullanılarak T10X sahipliğini temsil eden dijital varlıkların oluşturulduğu, saklandığı ve paylaşıldığı bu çalışma sayesinde gelecekte Togg akıllı cihazlarının dijital değer olarak temsil edilebilmesi hedefleniyor. T10X sahipliği ve kullanım haklarının dijital varlıklar olarak yönetilebilir hale gelmesinin, ilgili yasal düzenlemelerin imkân verdiği ölçüde; uzun vadede ikinci el araç satışında güvenli ödeme, kullandıkça ödeme, araç kiralama, kolay kredi gibi birçok finansal hizmetlerin önünü açması bekleniyor. Gerçek dünya varlıklarını dijitalleştirmenin kaçınılmaz olacağı bir gelecekte, Akbank ve Togg iş birliği ile kapıların bugünden aralanmasının yolları belirleniyor.

Yapay zeka reçete yazıyor!

0

İngiltere’de her yıl yapılan yaklaşık 237 milyon ilaç hatasını azaltmayı ve doktorların ilaç reçetelerken karşılaştıkları zorluklara bir ‘güvenlik ağı’ sunmayı amaçlayan yeni bir yapay zeka aracı, Oxford Üniversitesi’nde geliştirildi. İlaçlar tıbbın temel taşlarından biri olsa da, bazen doktorlar reçeteleme sırasında hatalar yapabiliyor ve hastalar ilaçlarını doğru şekilde alamayabiliyor. DrugGPT adlı bu yeni AI aracı, doktorlara ilaç reçetelerken bir güvenlik ağı sunarak ve hastaların ilaçlarını neden ve nasıl alacaklarını daha iyi anlamalarına yardımcı olacak bilgiler vererek bu iki sorunu ele almayı hedefliyor.

Sağlık profesyonelleri, bir hastanın durumunu chatbot’a girerek anında ikinci bir görüş alabilecek. Prototip versiyonlar, önerilen ilaçların bir listesini veriyor ve olası advers etkiler ile ilaç-etkileşimleri konusunda uyarılarda bulunuyor. Oxford Üniversitesi‘nin Sağlık için AI laboratuvarındaki ekibin liderliğini yapan Prof. David Clifton, “Büyük bir avantajı, nedenini açıklaması,” diyor ve bu aracın özellikle ilaçları neden önerdiğini araştırma, akış şemaları ve referanslar göstererek belirtiyor.

Bazı doktorlar, teşhislerini kontrol etmek ve tıbbi notlar veya mektuplar yazmak için ChatGPT ve Google’ın Gemini gibi yaygın üretken AI chatbotlarını zaten kullanıyor. Ancak, bu araçların yanlış bilgi verebileceği riski nedeniyle, uluslararası tıp dernekleri daha önce klinisyenlerin bu araçları kullanmamalarını tavsiye etti.

Fakat Clifton ve meslektaşları, DrugGPT’nin etkinliği hakkında bir ön baskıda, “ABD tıp lisansı sınavlarında insan uzmanlarıyla rekabet edebilecek performanslar elde ettiğini” belirtiyor. Clifton, “Bir doktor olduğunuzu hayal edin: Her yıl güncellenen bir sürü farklı tıbbi yönergeyi takip etmeye çalışıyorsunuz. Bu zor,” diyor ve “İnsanı döngünün dışında bırakmamak önemli. ‘Bilgisayar hayır diyor’ problemi istemiyorsunuz. Daima bir insan gibi bir yardımcı pilot olmalı. Bu bir güvenlik ağı: tavsiyenizi karşılaştırabileceğiniz bir öneri.”

Diğer araştırmalar, İngiltere’de her yıl yaklaşık 237 milyon ilaç hatası yapıldığını ve bunun yaklaşık 98 milyon sterline mal olduğunu ve 1.700’den fazla hayatı kaybettirdiğini tahmin ediyor. Hataların sadece yaklaşık %2’si ciddi zarara yol açabilecek potansiyele sahipken, en az hata yapanların genel pratikteki doktorlar ve en fazla hata yapanların bakım evlerinde reçete yazan doktorlar olduğu belirtiliyor.

Yahoo eski CEO’su Marissa Mayer yapay zekâ kervanına katıldı!

1999 – 2012 yılları arasında Google’da çalışan ve 2012 – 2017 arasında Yahoo’nun Başkanı ve CEO’su olarak görev yapan Marissa Mayer de yapay zekâ kervanına katıldı. Mayer’in 2018’de kurduğu Sunshine (eski adıyla Lumi Labs), fotoğraf paylaşmayı kolaylaştıran yapay zekâ destekli yeni uygulamasını tanıttı.

Geliştirilen uygulama insanların gezilerin, partilerin veya arkadaş buluşmalarının fotoğraflarını kolayca oluşturmalarına ve paylaşmalarına yardımcı olmayı amaçlıyor. Shine bunu, sizin ve başkalarının fotoğrafları orijinal çözünürlüklerinde ekleyebileceği paylaşılan albümler oluşturarak yapıyor.

Çektiğiniz fotoğrafları inceleyip hangilerini yüklemek istediğinize karar veremeyecek kadar tembelseniz, uygulamanın yapay zekâ destekli “Manuel Modunu” açabilirsiniz. Manuel Mod seçildiğinde, Shine’ın yapay zekâsı fotoğraflarınızı tarıyor, paylaşmaya değer olduğunu düşündüklerini seçiyor ve sizden seçimi onaylamanızı istiyor. Siz onayladıktan sonra uygulama fotoğrafları paylaşılan albüme yüklüyor. Yapay zekânın seçilen fotoğrafları otomatik olarak albümlere yüklediği bir “Sihirli Mod” da var. Uygulamanın App Store’daki açıklamasına göre, emin olmadığı fotoğraflar varsa, yapay zekâ bunları gözden geçirmenizi istiyor.

Arkadaşlarına ve ailesine fotoğraf göndermeyi sık sık unutanlar için Shine aslında oldukça iyi bir fikir gibi görünüyor. WhatsApp gibi uygulamaların fotoğraf çözünürlüğünü düşürebildiği göz önüne alındığında, fotoğraflara orijinal çözünürlüklerinde erişebilmek de harika bir çözüm. Mayer’in kurucu ortaklarından olduğu Shine’ın arkasındaki girişim Sunshine da kullanıcı gizliliğini ciddiye alıyor gibi görünüyor; web sitesinde kullanıcı verilerini asla üçüncü taraflara satmayacağını ve uygulamalarında reklam yayınlamayacağını belirtiyor.

Bununla birlikte, uygulamanın tasarımı 2010’ların başından kalma bir görünüme sahip. Uygulama son derece hantal görünümlü ve bugün alışık olduğumuz uygulamalara hiç benzemiyor. Mor renk şeması ve hippi görünümlü yazı tipi ile uygulamanın iki eski Yahoo yöneticisinin -Mayer, Sunshine’ı Yahoo’da arama ve reklamcılıktan sorumlu eski kıdemli başkan yardımcısı Enrique Muñoz Torres ile birlikte yönetiyor- fikri olduğunu kesinlikle söyleyebilirsiniz.

Apple’da Vision Pro için uygulamalar üzerinde çalışan Bryce Schmidtchen, eski adıyla Twitter olan X’te tam olarak bu konuyu eleştirdi ve “Lütfen, bir tasarımcı tutabilir misiniz? Bu uygulama harika bir amaca hizmet ediyor ama görsel tasarımı şok edici derecede kötü ve modası geçmiş” diye yazdı. Mayer ise bunun bir sorun olduğunu kabul etti ve Schmidtchen’e “Lütfen bize potansiyel iş ortağı adayları gönderin” dedi ve bir UI/UX tasarımcısı için bir iş ilanının bağlantısını paylaştı.

Mayer’in yanıtı göz önüne alındığında, uygulamanın görsel tasarımını iyileştirmek için hala yer olduğunu düşündüğü halde Shine’ı şimdi piyasaya sürmeye karar vermesi garip. Belki de Mayer bir rakibinin önüne geçmek ya da Shine gibi bir uygulamaya ilgi olup olmadığını test etmek istemiştir.

Otonom araç karşılaştırması neden mümkün değil?

Tesla’nın açık ara lider olduğunu düşünüyorsanız, bunun nedeni muhtemelen onun genel amaçlı bir sistem olarak değerini görebilmeniz. FSD Beta henüz mükemmel olmasa da her yerde çalışıyor. Sistemi hemen hemen her caddeye, yola veya otoyola götürebilirsiniz ve neredeyse her yerde olduğu gibi aynı performansı gösterecek.

Otonom araç karşılaştırması teknik olarak çok zor

Oldukça farklı tasarım hedefleri

Cruise, Waymo ve Baidu’nun sistemlerini karşılaştırmaya çalışırken de benzer bir sorun var. Bu sistemler, hiçbir yerde kullanılamamaları ve ana otoyollar boyunca ulusal kapsama alanı olmaması nedeniyle gerçekten kötü. Bu sistemlerin çok farklı geliştirme yolları göz önüne alındığında, bunları gerçekten karşılaştırmak zor.

Öngörülebilir gelişimin eksikliği

GM’nin Cruise bölümü geçen yıl büyük sorunlarla karşılaşmadan önce yapılmıştı. Cruise’u lider ilan ettikten kısa bir süre sonra, sevimli küçük bir Cruise arabası aslında onun hatası olmayan bir kaza geçirdi. Pikaptaki bir adam bir yayaya çarptı ve onu Cruise aracının yoluna fırlattı, bu durumda aracın birinin üzerinden geçtiğini anlayamadı. Daha sonra yayayı aracın altında birkaç metre sürükledikten sonra güvenli bir şekilde durdu.

Cruise, bir gecede yerel coğrafi sınırlamalı ve haritalı robotaksi pazarında açık bir kazanandan Kaliforniya’da yasaklanana dönüştü. Benzer şeylerin başka şirketlerin başına geldiğini de gördük. Bunun en dikkate değer örneği, 2018 yılında yolun karanlık bir bölümünden geçmeye çalışan bir kadının bir geliştirme aracının çarpmasıyla aniden sona eren Uber’in sürücüsüz araç çalışmalarıydı.

Tahmin edilemez bir oyun

Farklı sistemlerin bitiş çizgisine giden o kadar farklı yollar kullandığı, kötü bir şekilde kaybetme ya da aniden sona atlama ihtimali olduğu göz önüne alındığında, şu anda hiç kimse gerçekten kimin kazandığını söyleyemez. Hiç kimse yarışı herkesin bitireceğini, hatta herkesin başaracağını bile söyleyemez. Bu nedenle otonom araç karşılaştırması yapmak pek de mümkün değil.

Çin plugin araç pazarı yüzde 33’e ulaştı!

0

Paylaşım açısından Şubat ayında plugin araçların yüzde 33 pazar payına ulaştığı görüldü. Tam elektrikli araçlar (BEV’ler) tek başına ülkenin otomobil satışlarının yüzde 22’sini oluşturuyordu. Bu da 2024 payını yüzde 33’e (yüzde 20 BEV) çekti ve çeyreğin son ayının genellikle güçlü bir ay olduğunu düşünürsek, ülkenin eklenti araç pazar payının ilk çeyrekte yüzde 35 civarında biteceğini varsayabiliriz. Bununla birlikte yılın ilk yarısında bu oranın şimdiden yüzde 40’a yakın olması bekleniyor.

Çin plugin araç istatistiği

Geçen ayın en çok satanlar tablosuna bakıldığında, genel tablodaki en çok satan 4 model, elektrikli araç tablosundaki modellerin birebir aynısıydı. Bu da iki tablo arasında tanık olduğumuz birleşme sürecini bir kez daha kanıtlıyor. İşte Şubat ayının en çok satan elektrikli modelleri istatistikleri ve Çin plugin araç pazarı:

BID Qin Plus (BEV+PHEV) 27.851 kayda ulaştı ve kendisine ilk sırada yer buldu. Tesla’nın yıldız modeli 22.537 kayıt alarak genel sıralamada 2. sıraya yerleşti. Görünüşe göre ABD crossover Çin pazarındaki seyir hızı ayda yaklaşık 25.000-30.000 adedi buldu. BYD’nin orta boy SUV’si, Çin otomotiv pazarında tartışmasız liderdir, ancak bu sefer yıldız oyuncu liderlik pozisyonunu “sadece” 22.079 tescil alarak Qin Plus modeline bıraktı.

En çok satanlar tablosunun geri kalanına bakıldığında, tabloya üç model yerleştiren Wuling öne çıkıyor. Temel özelliklerde Mini EV 6. sırada, süpermini Bingo 10. sırada ve yeni Starlight sedan 17. sırada yer aldı. Tablodaki en büyük sürpriz 14. sırada yer alan Chery Fengyun A8 PHEV, BYD Qin ailesiyle rekabet edecek bir sedan. BYD sedan ile kabaca aynı boyuta sahip ancak daha yüksek başlangıç ​​fiyatları ve benzer elektrikli özellikleri ile yeni Chery’nin bu segmentte (sedanlar) ne kadar iyi performans göstereceğini görmek ilginç olaca.k

AT&T veri ihlali iddialarını doğruladı

0

AT&T veri ihlalini doğruladı ve milyonlarca müşteri şifresini sıfırladı. AT&T müşterilerinin şifrelerini ve sosyal güvenlik numaralarını içeren verileri içeren bir dosya, karanlık ağda haftalardır mevcuttu. AT&T, internette dolaşan bir veri sızıntısının 7.6 milyondan fazla mevcut müşteriden ve 65 milyon eski müşteriden gelen bilgileri içerdiğini kabul etti. Şirket, etkilenen aktif müşterilerin güvenlik şifrelerini sıfırladı ve sızdırılan bilgilerin “tam ad, e-posta adresi, posta adresi, telefon numarası, sosyal güvenlik numarası, doğum tarihi, AT&T hesap numarası ve şifreyi içerebileceğini” söyledi.

AT&T veri ihlali iddalarına cevap verdi

AT&T, etkilenen müşterilere hangi verilerin dahil edildiğini ve buna yanıt olarak müşteriler için ne yaptığını bildirmek için “e-posta veya mektup” aracılığıyla ulaşıyor.

Şirketin sızdırılan verilerin gerçek olduğunu kabul etmesi ancak bazı haber kanallarının AT&T’ye şifrelenmiş şifrelerinin güvenlik açığını bildirmesinden sonra geldi. ayrıca sızıntının ilk raporları da 2021’de çıktı. Şifreler genellikle şirket desteği veya mağaza içi doğrulama ile yapılan telefon görüşmelerinde hesap güvenliği için kullanılan dört haneli sayısal PIN’lerdir ve bir güvenlik araştırmacısının analizi, şifrelerin “şifresinin çözülmesinin kolay” olduğunu ortaya çıkardı.

Bu SSS , müşterilerin Equifax, Experian ve TransUnion kredi bürolarından ücretsiz dolandırıcılık uyarıları ayarlayabileceklerini söylüyor. AT&T’ye göre veri seti, 2019 veya daha öncesine ait gibi görünüyor ve kişisel mali bilgiler veya çağrı geçmişi içermiyor. Şirket, “durumu analiz etmek için harici siber güvenlik uzmanlarıyla” çalıştığını ve şu ana kadar sistemlerine “yetkili erişim kanıtı” bulunmadığını söylüyor. AT&T daha önce 70 milyon kullanıcının verisinin ihlal edildiği iddialarıyla gündeme gelmiş ancak bu iddiaları yalanlamıştı.

Suudi Arabistan robot Sara’yı tanıttı

0

Suudi Arabistan geçtiğimiz günlerde Riyad’da QSS AI & Robots tarafından geliştirilen ilk insansı robotu Sara’yı tanıttı. Sara, Suudi Arabistan’da yaygın olan teknolojik ilerleme ile geleneksel sosyal kısıtlamaların bir birleşimini temsil ediyor. Suudi toplumsal normlarına uygun görülen özellikleri bünyesinde barındırmaya programlanan Sara, ülkenin muhafazakar doğasını yansıtacak şekilde siyaset veya cinsiyet tartışmalarından kaçınıyor.

Suudi Arabistan robot Sara için açıklama yaptı

QSS AI & Robots CEO’su Elie Metri yaptığı röportajda: “Sara kendisinin bir kız olduğunu biliyor, 25 yaşında, 1,62 santimetre boyunda, Suudi kıyafetleri giyiyor” dedi. Ayrıca Metri, Sara’nın Nazik olması gerektiğini, siyaset konuşmaması, seks konuşmaması gerektiğini çünkü Suudi Arabistan’da olduğumuzu vurguluyor.

Geleneksel değerlere bağlı kalacak şekilde tasarlanan Sara, geleneksel bir elbise olan abaya’yı giyiyor ve iki dilli olarak Arapça ve İngilizce konuşarak Suudi Arabistan’ın teknolojik gelişime yaptığı yatırımı sergiliyor. Ancak konuşmaları tartışmalı konulardan uzak durmak için özenle seçilmiştir. Bu kasıtlı tasarım seçimi, teknolojik ilerleme ile toplumsal muhafazakarlık arasındaki dengeyi yansıtıyor.

Suudi Arabistan’ın şeriat hukukuna dayanan yasal ve kültürel çerçevesinin sınırları içinde faaliyet gösteren Sara’nın yapay zekası, QSS AI & Robots tarafından hazırlanan özel bir dil öğrenme modeliyle destekleniyor. Her ne kadar son reformlar bazı sosyal kısıtlamaları hafifletmiş olsa da, seks ve politika gibi konuların yasaklı kalması, gelişmiş yapay zeka teknolojilerinin kültürel açıdan hassas ortamlara entegre edilmesinin karmaşıklığını vurguluyor.

Sara’nın açılışı Suudi Arabistan’ın yapay zeka ilerlemelerinde bir dönüm noktası olmasına rağmen, onun kuruluşunun arkasındaki şirket QSS AI & Robots geçmişte tartışmalarla karşı karşıya kaldı. Muhammed adlı başka bir insansı robotun karıştığı daha önceki bir olay, robotun bir kadın muhabire uygunsuz bir şekilde dokunduğu iddia edilen bir videonun yayılmasıyla öfkeye yol açtı. QSS AI & Robots CEO’su Elie Metri, olayı kültürel farklılıklara bağlayarak savundu ve robotun hareketlerinin kasıtsız olduğunu belirtti.

Sara’nın tanıtımı, teknolojik yenilik ile köklü sosyal değerler arasındaki kesişimin karmaşık bir sembolü olarak hizmet ediyor. Suudi Arabistan’ın robot bilimi ve yapay zeka alanındaki ilerlemelerini sergilerken, programları da ülkenin muhafazakar ahlakının altını çiziyor. Muhammed’i çevreleyen tartışmalar, yapay zekanın topluma daha fazla entegre olmasıyla birlikte ortaya çıkan zorlukların ve potansiyel yanlış anlamaların altını çiziyor.

Yörüngede yakıt ikmali planı değişiyor!

Çin Havacılık ve Uzay Araştırmaları Enstitüsü geçtiğimiz günlerde Halk Kurtuluş Ordusu’nun (PLA) öğrenilen derslere dayalı askeri doktrin ve eğitim yöntemlerini uyarlamasını vurgulayan bir rapor yayınladı. Bir savunma yüklenicisi, Çin’in uzay yeteneklerindeki ilerlemesini gösteren, jeosenkronize Dünya yörüngesinde (GEO) bir uzay yakıt tankeri sergiledi.

Yörüngede yakıt ikmali

Raporda, Çin Komünist Partisinin (ÇKP), yalnızca teknoloji sağlamayı değil aynı zamanda uluslararası normları şekillendirmeyi de hedefleyerek yeni ticari kuruluşların uzay sektörüne girmesine izin verdiği belirtiliyor. Çoğu zaman göz ardı edilmesine rağmen bu gelişmeler, PLA’nın savaş sırasında yörüngedeki uzay operasyonlarını sürdürmesine yardımcı olabilir. PLA, 2018’den beri askeri uydu operatörlerini uzay tabanlı yakıt ikmali konusunda eğitmek için bir bilgisayar simülasyon programı geliştiriyor.

Pekin’deki bir Stratejik Destek Gücü (SSF) birimi, 2018’de PLA’nın uzay tabanlı yakıt ikmali eğitimi için bir simülasyon aracına olan ihtiyacını özetleyen bir makale yayınladı. PLA’nın Ulusal Savunma Teknolojisi Üniversitesi (NUDT), 2022’deki mevcut geliştirme çabalarını, uydu servis görevleri için gereken belirli yakıt ve zaman parametrelerinin eksik olması nedeniyle eleştirdi.

Çin’in yörünge hizmeti konusundaki girişimleri, Çin Uzay İstasyonunun inşasındaki rolünde ve bu tür faaliyetlerin 2016’dan bu yana Bilim ve Teknoloji Bakanlığı’nın kalkınma planlarına dahil edilmesinde açıkça görülüyor. Intersteller Walk gibi Çinli şirketler, lansmana imza atarak uydu geliştirme sektörüne girdi. ABD istihbarat topluluğu, Çin’in uzaya karşı silah olarak ikili kullanım yeteneklerine sahip olabilecek yörünge hizmeti konusunda kaydettiği ilerlemenin farkındadır. Ancak Çin resmi medyası, robot kollu uyduların enkaz gözlemi ve hafifletme teknolojisini test etmek için olduğunu belirtti. İngilizce Çince yayınlar da uzayda hizmet konusunda uluslararası işbirliği ve müzakere planlarını özetlemekte.

Şeffaflığa ilişkin kaygılarla ilgili olarak, algılar kültürel olarak farklılık gösterir ve düzenli tartışmalar anlayışı geliştirebilir. Çin’in İngilizce resmi belgeleri ve uluslararası işbirliği çabalarını özetleyen yayınlar, açık diyaloğa ilgi duyulduğunu gösteriyor. Çin’in uzay yeteneklerindeki, özellikle de yörüngedeki hizmetlerdeki ilerlemeleri hem askeri hem de sivil girişimleri yansıtıyor. Potansiyel silahlanma konusunda endişeler mevcut olsa da, şeffaflığa ve uluslararası işbirliğine yönelik çabalar, uzay faaliyetlerine yapıcı katılıma ilginin sinyalini veriyor.

Taklitçi robot yüz ifadelerini kopyalıyor!

0

Gülümsemek var olan en farklı jestlerden biri. Robotikte yüz ifadelerini tahmin etmek insan-robot etkileşimi için oldukça önemli. Çoğu robot, insan duygularını ancak insan bunları ifade etmeyi tamamladıktan sonra tanıyabilir ve bunlara tepki verebiliyor. Robotlar sıklıkla gecikmeli ifadeler sergilese de, birçok robotik yüz, insanlarla etkileşimde bulunurken insan yüz ifadelerini taklit edebilir.

Taklitçi robot yüz ifadelerinin aynısını yapıyor

Bu tür robot teknolojilerini ilerletmeyi ve daha kullanıcı dostu hale getirmeyi amaçlayan Columbia Üniversitesi’nden bir araştırma ekibi, Emo adında bir robot yarattı. Bu antropomorfik yüz robotu, bir insanın gülümsemesini 839 milisaniye önceden tahmin edebiliyor ve aynı anda yüzünü bir gülümsemeyle canlandırabiliyor. Araştırmacılara göre bu eşzamanlı gülümseme davranışı, fiziksel insansı robotların insanlara daha özgün ve doğal görünmesini sağlamaya yönelik bir adımdır. Robotik sözlü iletişimdeki hızlı gelişmeler, büyük dil modelleri sayesinde mümkün oluyor ancak sözsüz iletişim buna ayak uyduramıyor.

Bu ifadeler organik olmak yerine genellikle titizlikle önceden programlanıyor, kalibre ediliyor ve planlanıyor. Daha insani etkileşimler geliştirmeye yönelik bir adım olan yüz robotiklerindeki son gelişmeler, duyguların dinamik yüz gösterimlerini genişletmeye ve geliştirmeye odaklandı. Araştırmacılar, yüz animatroniği için karmaşık donanım ve yazılım tasarımlarına ihtiyaç duyulduğunun altını çiziyor. Önceki araştırmalar insanlara benzeyen dikkat çekici yüz robotları üretmiş olsa da, bunlar öncelikle önceden programlanmış yüz hareketlerine dayanıyor.

Grubun önceki robot platformu Eva, yüz ifadelerini kendi kendine modelleyebilen ilk kişilerden biriydi. Bununla birlikte, daha inandırıcı bir sosyal temas sağlamak için robotun, kendi yüz ifadesinin yanı sıra konuşan kişinin yüz ifadesini de tahmin edebilmesi gerekiyordu. Bu, ekibin selefi Eva’yı geride bırakan gelişmiş bir antropomorfik yüz robotu olan Emo’yu geliştirmesine yol açtı. 26 aktüatöre sahip robot, doğrudan bağlanan mıknatıslar aracılığıyla asimetrik ifadeler sunarak hassasiyeti artırıyor. Ayrıca gözlerine yerleştirilmiş yüksek çözünürlüklü kameralar, insansı görsel algıyı kolaylaştırarak karşılıklı yüz ifadelerini tahmin etmeye yardımcı oluyor.

Araştırmacılara göre Emo, hem kendisinin hem de konuşan kişinin yüz ifadelerini tahmin etmek için ikili bir sinir ağı çerçevesi kullanıyor ve bu da gerçek zamanlı ortak ifadeyi mümkün kılıyor. 23 yüz ifadesi motoru ve boyun hareketi için üç motorla Emo’nun donanım yükseltmeleri, etkileşim yeteneklerini önemli ölçüde artırıyor ve yükseltilmiş ters model, beş kat daha hızlı motor komut üretimine olanak tanıyor. Ayna tarafından oluşturulan yüz temsilleri aracılığıyla, ilk sinir ağı, robotun, donanımından gelen motor komutlarını yorumlayarak kendi duygusal yüz ifadelerini tahmin etmesini destekledi. Bu arada ikinci ağ, bir konuşma sırasında muhatabın yüz ifadelerini tahmin etmek için eğitimden geçti.    

Neuralink insan testlerine nasıl katılabilirsiniz?

0

Neuralink şimdi sizi neuralink.com/ Patient-registry adresinden Hasta Kaydına kaydolmaya davet ediyor  . “Ana Çalışma” (veya Hassas Robotik Olarak İmplante Edilen Beyin-Bilgisayar Arayüzü) olarak adlandırılan bu klinik deney, Neuralink’in geleceğe doğru attığı ilk adım.

Klinik deney için Neuralink tanıtım videosunda “Çalışmaya katılarak insan kapasitesinin sınırlarının yeniden tanımlanmasına yardımcı olacaksınız. Sevdiklerinizle bağlantı kurmanın, internette gezinmenin ve hatta yalnızca düşüncelerinizi kullanarak oyun oynamanın keyfini hayal edin” diyor.

Uygulamanın ilk dört sorusu çoğu adayı elemek için tasarlandı. Kayıt, kuadripleji, parapleji, körlük veya görme bozukluğu, afazi veya iletişim kuramama, sağırlık veya işitme bozukluğu ve önemli uzuv amputasyonu gibi önemli bir fiziksel engeli gerektiriyor. Neuralink: “Şu anda yalnızca uygun koşullara sahip bireylerin başvurularını kabul ediyoruz” diyor. Ayrıca adayların 18 yaşında veya daha büyük olması ve yalnızca ABD veya Kanada’dan olması gerekmektedir. Yaşam kalitelerindeki iyileşmeler sayesinde bu kişiler implanttan en fazla faydayı elde edecekler. Şu ana kadar sadece bir kişiye implant takıldı. 29 yaşındaki felçli Nolan Arbaugh, implantı bilgisayarında video oyunları oynamak için zihinsel yeteneklerini kullanmak amacıyla kullandığını iddia ediyor. Arbaugh, “sekiz yıl önce garip bir dalış kazası” geçirmiş ve bu kaza onu boynundan aşağısı engelli bırakmıştı.

Arbaugh: “Beynim kullanılan tek araçtır; Fare hareketi dahil ekranda gördüğünüz her şey benim. Bence çok hoş” diyor. FDA Prime Study’yi onayladı. Yaklaşık on sekiz ay boyunca katılımcılara dokuz adet kişisel ve ev ziyareti gerçekleştirildi. Haftada iki kez birer saatlik araştırma oturumlarına katılıyor. Uzun vadeli takip, ilk çalışmanın son analizinden sonra 20 ziyaretle beş yıl boyunca gerçekleştiriliyor. Aşağıdaki video ile Neuralink testleri hakkında bilgi edinebilirsiniz.

Activision, kullanıcılarına saldıranların peşinde!

TechCrunch’a göre, kötü aktörler; Activision kullanıcısı kurbanların bilgisayarlarına başarılı bir şekilde kötü amaçlı yazılım yüklüyor ve erişimlerini oyun hesapları, hatta kripto cüzdanları için girişleri çalmak için kullanıyorlar.

İsimsiz bir kaynağa atıfta bulunan yayın, video oyunu yayıncısının kurbanların kötü amaçlı yazılımı kaldırmasına ve hesaplarının kontrolünü yeniden ele geçirmesine yardımcı olduğunu, ancak kötü amaçlı yazılımın nasıl yayıldığını söylemek için henüz yeterli bilgi olmadığını bildirdi.

Ancak Activision sözcüsü, şirketin kötü amaçlı yazılımın kaldırılmasına yardımcı olduğunu reddetti ve sorunun Activision yazılımı veya platformlarıyla değil, üçüncü taraf yazılım satıcılarıyla ilgili olduğunu belirtti. TechCrunch’ın kaynağı, kötü amaçlı yazılımın “yalnızca üçüncü taraf araçları yüklü olan insanları etkileyebileceğini” söyledi ve insanların bunu genellikle oyunlarıyla birlikte kullanılan Activision tarafından geliştirilmemiş yazılımlardan aldığını ima etti.

Activision sözcüsü Delaney Simmons, şirketin “daha geniş endüstride bazı oyuncu kimlik bilgilerinin, izinsiz yazılım indirme veya kullanmaktan kaynaklanan kötü amaçlı yazılımlar tarafından tehlikeye atılmış olabileceği iddialarının farkında olduğunu” belirtti. Simmons, şirketin sunucularının “güvenli ve tehlikeye atılmamış” olduğunu ekledi.

Üçüncü-parti kökenli, bilgisayar korsanlığı şemasının Call of Duty için hile yazılımı geliştiren Zeebler olarak bilinen biri tarafından ortaya çıkarılmış gibi göründüğü için kesinlikle makul bir teori.

Zeebler, TechCrunch’a, müşterilerinden birinin yazılımı için hesaplarını çaldığında kampanyayı keşfettiğini söyledi. Bunu araştırdıktan sonra, çalınan kimlik bilgilerini içeren bir veritabanı keşfettiği bildirildi. Ayrıca, kötü amaçlı yazılımın gerçek yazılım gibi görünecek şekilde gizlendiğini, ancak aslında kurbanların yazdığı kullanıcı adlarını ve şifreleri çalmak için tasarlandıklarını söyledi. Zeebler muhtemelen hile yazılımlarının insanların girişlerini toplamak için klonlanması gibi üçüncü taraf araçlardan bahsediyor, ancak Activision’ın resmi oturum açma tasarımını kullanan kimlik avı şemaları da var.

Sonuç olarak, insanlar ne indirdiklerine dikkat etmeli ve her zaman yazdıkları giriş sayfasının gerçek olup olmadığını iki kez kontrol etmeli.