Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 715

Copilot’ta yapay zeka görsel devrimi!

Microsoft, Copilot yapay zeka aracına yönelik son güncellemesinde kullanıcı deneyimini iyileştiren bir dizi yeni özellik ve arayüz güncellemesi duyurdu. Bu güncellemeler arasında, doğrudan uygulama içinde görüntü düzenleme araçları ekleyerek resim oluşturmayı ve özelleştirmeyi kolaylaştıran özellikler bulunuyor.

Copilot’un yeni özellikleri arasında, içerik üreticilerin metinden görsele yönlendirmelerle yapay zeka destekli görseller oluşturabilmesine olanak tanıyan bir güncelleme bulunuyor. Bu görseller, doğrudan Windows, mobil ve web platformları üzerinden özelleştirilebiliyor.

Güncelleme aynı zamanda Copilot’un web ve mobil uygulamalarındaki kullanıcı arayüzüne odaklanıyor. Yeni bir arayüz, daha sade ve şık bir görünüm sunarken, önerilen istemlerle ilgili yeni eğlenceli bir menü içeriyor. Microsoft ayrıca, ücretsiz online yapay zeka görüntü oluşturucu Copilot için Designer adlı yeni bir aracı kullanıma sundu. Bu araç, kullanıcılara satır içi düzenleme özelliği sağlıyor.

Microsoft’un açıklamasına göre, Copilot’taki bu yeni özelliklere ücretsiz erişim mümkünken, satır içi görsel yeniden boyutlandırma ve yeniden oluşturma araçları Pro abonelere özgü olarak sunulacak. Copilot, Google Chrome, Firefox, Safari ve Microsoft Edge tarayıcılarında çalıştığı gibi Android ve iOS için de bir uygulamaya sahip.

Şu ana kadar, Copilot üzerinde 5 milyardan fazla görsel oluşturulduğunu ve sohbet gerçekleştiğini belirten Microsoft, bu güncellemeyle birlikte kullanıcıların daha etkileşimli ve özelleştirilebilir bir deneyim yaşayacaklarını vurguluyor.

Copilot’u kullanmak:

Copilot, Google Chrome, Firefox, Safari ve Microsoft Edge tarayıcılarında çalışmaktadır. Ayrıca Android ve iOS için Copilot uygulamaları da mevcut.

Dünyanın ilk şeffaf dizüstü bilgisayarı Lenovo’dan!

0

Lenovo, Mobil Dünya Kongresi 2024 (MWC 2024) etkinliği kapsamında göz alıcı bir adım atarak güncellenmiş cihazlarını sergilemeye hazırlanıyor. Ancak firmanın dikkat çeken hamlesi, dünyanın ilk şeffaf OLED ekranlı dizüstü bilgisayarını tanıtacak olmasıyla öne çıkıyor. Bu hamle, dizüstü bilgisayar endüstrisinde genellikle benimsenen standart tasarım anlayışını aşarak, sadece nesil değişimlerinde estetik özelliklerin eklenmediği yepyeni bir döneme işaret ediyor.

CES 2024’te Dünyanın ilk şeffaf dizüstü bilgisayarı OLED ekranlı televizyonları görmüş olsak da, Lenovo’nun bu yeniliği dizüstü bilgisayar dünyasına taşıması, sektördeki tasarım konseptlerine getirilen yenilik ihtiyacını vurguluyor. Şirketin, şeffaf OLED ekran teknolojisine hızlı bir şekilde adapte olması, LG’nin Signature OLED T modeli ve Samsung’un dünyanın ilk şeffaf MicroLED ekranını tanıttığı CES 2024’ün ardından anlamlı bir adım olarak karşımıza çıkıyor.

Lenovo’nun şeffaf dizüstü bilgisayarının, tamamen şeffaf bir ekrana sahip çerçevesiz bir tasarıma sahip olacağı konuşuluyor. Ancak, tasarımın geri kalanında çok fazla değişiklik olmayacak gibi görünüyor. Bu futuristik görünüme sahip dizüstü bilgisayarlar, şeffaf ekran teknolojisinin günlük kullanımda ne kadar etkili olduğu konusunda bir dizi soruyu da beraberinde getiriyor. Görüş açıları, parlaklık ve kontrast gibi temel konulardaki performansı merakla beklenen bir yenilik.

MWC 2024 etkinliği, 26-29 Şubat tarihleri arasında gerçekleşecek ve Lenovo’nun şeffaf dizüstü bilgisayarını detaylı bir şekilde görmemize olanak tanıyacak. Bu inovasyonun, sektörde yeni bir tasarım dalgası başlatma potansiyeli taşıdığı şüphesiz.

Snapdragon 8 Gen 4 özellikleri sızdırıldı! Amiral gemileri heyecanlanmaya başladı!

0

Amiral gemisi telefonlara güç vermesi beklenen Snapdragon 8 Gen 4 yonga seti üzerindeki perde yavaş yavaş aralanıyor. Qualcomm’un Snapdragon 8 Gen 3’ün halefi olacak olan bu yeni yonga setinin beklenen özellikleri şu şekilde:

Qualcomm’un İlk Oryon Çekirdekleri ve 3nm Fabrikasyon Süreci: Snapdragon 8 Gen 4, Qualcomm’un ilk özel Oryon çekirdeklerini taşıyacak. Bu çekirdeklerle birlikte, yonga seti TSMC’nin (N3E) 3nm fabrikasyon sürecinden faydalanacak. Bu gelişmeler, 2021 yılında Qualcomm tarafından satın alınan Nuvia’nın katkılarıyla gerçekleşecek. N3E süreci, yüzde 25-30 oranında verimlilik, yüzde 10-15 performans artışı ve yüzde 33’e kadar transistör yoğunluğu artışı sağlayacak.

Snapdragon 8 Gen 4

Oryon/Phoenix Çekirdekleri ve CPU Tasarımı: Snapdragon 8 Gen 4, özel Oryon/Phoenix çekirdekleri ile birlikte ARM Cortex CPU tasarımlarını ortadan kaldıracak. Ancak çekirdeklerin adlandırılması konusunda hala belirsizlik bulunuyor. Qualcomm, Oryon olarak açıklamış olsa da, Phoenix’e dair söylentiler devam ediyor. Yonga seti, selefindeki 1 + 3 + 4 CPU kümesini bırakacak ve yerine daha basit bir konfigürasyon olan 2 (4GHz) + 6 kümesini benimseyecek. Verimlilik çekirdeklerine sahip olmayacak olması, çok çekirdekli görevlerde önemli bir iyileşmeye işaret ediyor. Güç tüketimi artışının ise 3nm süreciyle kapatılması bekleniyor.

Adreno 830 ile Güçlendirilmiş GPU: Snapdragon 8 Gen 4’ün GPU bölümünde Adreno 830 bulunacak. Henüz platformun diğer özellikleri net değil, ancak erken 3DMark Wild Life Extreme sonuçları, Apple M2’den yüzde 10 daha hızlı olduğunu iddia etmişti. Adreno 830’un 7.200 puan aldığını belirtelim. Diğer yonga setlerinin puanları şu şekilde:

  • MediaTek Dimensity 9300: 5.760
  • Snapdragon 8 Gen 3: 5.170
  • Apple A17 Pro: 4.389
  • Apple M2: 6.759

Uber halka arz sonrası büyüme gösteriyor!

Uber, halka açık bir şirket olduğundan bu yana bir ilke imza atıyor yıllık ölçekte kar elde ediyor. Uber, 2019’da halka açıldığından bu yana ilk tam yıl karını açıkladı ve yılın son çeyreğindeki güçlü rezervasyonların kar ve geliri Wall Street beklentilerinin ötesine taşımasıyla hisseleri tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.

Uber halka arz sonrası yeni bir döneme geçiş yaptı

Özel bir şirket olarak son yılında olduğu gibi, 2023’te kârın artmasına yardımcı olan yatırımlardan büyük bir gerileme yaşadı. CEO Dara Khosrowshahi, hazırlanan konuşmasında “2023, Uber için bir dönüm noktasıydı” dedi. Uber ve diğer araç paylaşımı şirketleri, COVID-19 salgınıyla mücadele etti. Hisseleri kısa süre önce S&P 500 endeksine katılan şirket, hükümetin karantinaları milyonları evde tuttuğu için araç çağırma işinin sekteye uğradığını gördü. Ancak Uber, pandemi sırasında maliyetleri düşürmeye ve o zamanlar yeni oluşan bir gıda dağıtım bölümü kurmaya odaklandı. Bu bölüm, o zamandan beri büyük bir gelir kaynağı haline geldi. Bu arada Uber’in araç çağırma hizmeti yavaş yavaş toparlandı ve dördüncü çeyrekteki rakamlar her ikisinin de doğru yönde ilerlediğini gösteriyor.

Teslimat geliri yüzde 6 arttı ve işin araç paylaşımı kısmından elde edilen gelir de yüzde 34 yükseldi. Endüstri analistleri ayrıca şirketin üyelik platformundaki büyümeye de dikkat çekti.

William Blair’den Ralph Schackart, “Uber One’ın şu anda 25 ülkede yaklaşık 19 milyon üyesi var. Uber One üyeleri, bir önceki yıla göre yaklaşık 700 baz puanlık bir artışla, mobilite ve teslimat brüt rezervasyonlarının yaklaşık yüzde 30’unu oluşturuyor” dedi

Zacks Investment Research anketine katılan analistlere göre Uber, Wall Street’in beklediği 15 sentlik hisse başına kazançtan çok daha iyi bir rakamla 1.43 milyar dolar veya hisse başına 66 sent kazandı. Şirket geçen yılın aynı döneminde 595 milyon dolar, yani hisse başına 29 sent kazanmıştı. Gelir, Wall Street’in 9,75 milyar dolarlık tahminlerini aşarak 9,94 milyar dolara ulaştı.

Brüt rezervasyonlar önceki yıla göre yüzde 22 artışla 37,6 milyar dolara yükseldi. Yıl içinde Uber, 37.3 milyar dolarlık gelirle 1.9 milyar dolar kar elde etti.

Elevate: araba mı, robot mu? ikisi bir arada!

Güney Koreli otomotiv devi Hyundai, Cradle adlı girişimi ve endüstriyel tasarım firması Sundberg-Ferar ile işbirliği yaparak geliştirdiği yeni nesil elektrikli araç projesi “Elevate” için heyecan verici görseller paylaştı. Bu özel proje, sadece bir otomobil değil, aynı zamanda bir UMV (Ultimate Mobility Vehicle/Nihai Hareketlilik Aracı) olarak tanımlanıyor.

Elevate, çekirgelerin bacaklarından ilham alarak tasarlanan çok eklemli ve kompleks bir yapıya sahip. Araç, düz yolda sürüş yapabilme özelliğine ek olarak, zorlu arazilerde, merdivenlerde çıkabilme, su üzerinde yol alabilme ve çukurları atlayabilme gibi benzersiz yeteneklere sahip robotik ayaklarıyla dikkat çekiyor.

Hyundai’nin Başkan Yardımcısı John Sush, Elevate’in özellikle engelli bireylere yönelik çığır açan bir çözüm sunduğunu belirterek, “Dünyanın dört bir yanındaki engelli insanlar, Elevate sayesinde kapılarına kadar gelip tekerlekli sandalyeleriyle binmelerini sağlayabilecekler.” dedi.

Firma, Elevate’in sadece bir araç olmanın ötesinde, hareketlilik özgürlüğünü vurgulayan bir gelecek vizyonuna hizmet ettiğini belirtiyor. Elevate’in tasarımı, arazi keşifleri, inşaat projeleri veya acil durum arama kurtarma operasyonları gibi geleneksel araçların ulaşamadığı yerlere erişim sağlama amacını güdüyor.

Hyundai, Elevate’in insanların temel bir hareketlilik hakkına olan katkısını ön plana çıkararak, gelecekte tüketicilerin daha pratik ve çeşitli seyahat çözümleri talep edeceğini öngörüyor. Elevate projesi, Hyundai’nin sadece bir otomobil üreticisi olmanın ötesinde, insanların yaşamlarını daha erişilebilir kılan bir teknoloji lideri olma hedefine bir adım daha yaklaştığını gösteriyor.

ARM gelirlerini artırırken yapay zekaya odaklanıyor

0

İngiltere merkezli çip tasarımcısı ARM, tarihinde ikinci kez çeyrek açıklaması yaparken gelir ve kârının arttığını açıkladı. Eylül 2023’te ilk halka arzını gerçekleştiren firma, 31 Aralık’ta sona eren 3 aylık dönemde gelirlerinin bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %14 oranında artarak 824 milyon dolara ulaştığını duyurdu.

ARM’dan yapılan açıklamaya göre firmanın lisans geliri son çeyrekte %18 oranında artışla 354 milyon dolara ulaştı. Firma için analistler tarafından öngörülen toplam gelir 720 ila 800 milyon dolar seviyesindeydi ve firma 824 milyon dolar gelir açıklayarak bu beklentileri geride bırakmış oldu. ARM’ın hissedarlara gönderdiği mektupta CEO Rene Haas bu iyi rakamları Armv9 teknolojisi için alınan daha yüksek telif ücretlerine bağladı. Haas giderek daha fazla sayıda müşterinin v9’u benimsediğini söylerken firmanın yeni telif büyümesi akışlarını yönlendiren bulut sunucuları ve otomotiv gibi büyüyen pazarlarda pazar payı kazanmaya devam ettiğini vurguladı.

CEO ayrıca akıllı telefon pazarının büyümeye geri döndüğünü ve genel yarı iletken pazar görünümünün iyileştiğini yazdı. Yapay zekâ da güçlü ve enerji tasarruflu silikona talep yaratarak akıllı telefon pazarındaki büyümeye yardımcı oluyor.  Haas, “Gördüğümüz şey, bu yapay zekâ iş yüklerini çalıştırabileceklerinden emin olmak için hem kullanıcılar hem de firmalar giderek daha yüksek performansa sahip teknolojiye geçiş yapıyorlar” dedi ve ekledi: “Kimse yeni bir uygulama çıktığında yeterli performansa sahip olmadığı için geride kalmak istemiyor. Bu da hem daha fazla cihazın kullanması hem de bu cihazların daha yoğun kullanması açısından v9’un benimsenmesini hızlandırdı.”

ARM CEO’su ayrıca firmanın “Hesaplama Alt Sistemleri” yaratma stratejisinin özellikle bu dönemde popülerliği kanıtladığını çünkü “yapay zekanın büyümesinin kıt tasarım kaynaklarına daha fazla talep getirdiğini şu sözlerle açıkladı: “Karmaşık çiplerin tasarımı giderek zorlaşıyor ve daha uzun sürerken, buna çip üretim döngülerinin de daha uzun sürmesi de ekleniyor. Bu da çip tasarımcılarının ürün lansmanı için daha kısa sürede daha fazlasını yapmaları gerektiği anlamına geliyor.

Buna karşın örneğin bir Arm Neoverse CSS müşterisi, gelişmiş bir sunucu çipinin ilk konsept tasarımından çalışan silikon modeline sadece 13 ayda başarıyla geçerek geliştirme süresini yüzde 50 azalttı ve bir diğeri de 80 yıllık mühendislik çabasından tasarruf ederek maliyette 20 milyon doların üzerinde tasarruf sağladığını bildirdi.”

Tüm bu olumlu açıklamalara karşın ARM, sunucu ve bulut pazarındaki payıyla ilgili genel bir değerlendirme ve 2024 beklentileri konusunda herhangi bir açıklama yapmaktan kaçınıyor. Analistler, çip üreticileri için son kullanıcı pazarı kadar (ve hatta belki de daha büyük) potansiyelin sunucu ve bulut pazarında yatmakta olduğu görüşündeler.

Beyaz saray, deepfake’lere karşı kriptografik doğrulama getiriyor!

Beyaz Saray, Başkan Joe Biden’ın videolarını “kriptografik olarak doğrulamak” amacıyla yeni bir güvenlik önlemi üzerinde çalışıyor. Bu adım, son zamanlarda yapay zeka ile üretilen deepfake içeriklerin artması ve kamuoyunu yanıltma potansiyeli karşısında bir çözüm olarak geliştirildi.

Başkan Biden’ın Yapay Zeka Özel Danışmanı Ben Buchanan, Business Insider’a yaptığı açıklamada, Beyaz Saray’ın, resmi iletişimlerini doğrulamak ve sahte içerikleri engellemek için bir sistem geliştirmeye odaklandığını belirtti. Buchanan, “Her türlü açıklama veya videoyu esasen kriptografik olarak doğrulamak” amacının bu çabaların temelini oluşturduğunu ifade etti.

Geçtiğimiz yıl içinde yapay zeka konusundaki idari emirlerle birlikte, Ticaret Bakanlığı’nda bir Yapay Zeka Güvenlik Enstitüsü kurularak içeriğin filigranlanması için standartlar oluşturulmuştu. Ancak, Beyaz Saray iletişimini doğrulama çabası ayrı bir girişim olarak öne çıkıyor. Buchanan, bu sürecin “uzun vadeli” olduğunu ancak çalışmaların devam ettiğini vurguladı.

Beyaz Saray’ın deepfake amacı, Başkan Biden’ın resmi videolarını izleyen herkesin, içeriğin gerçek olduğunu ve üçüncü bir tarafça manipüle edilmediğini hemen anlayabilmesini sağlamak. Buchanan, “Bu, zarar verme potansiyelinin farkında olduğumuz bir durum. Bunun önüne geçmeye çalışıyoruz.” dedi.

Bu önlem, geçen ay yaşanan yapay zeka tarafından üretilen robocall deepfake skandalının ardından geldi. Sahte ses kayıtlarıyla yapılan bu aramalar, Federal İletişim Komisyonu tarafından yasa dışı ilan edilmişti. Ancak, bu tür sahtekarlıkların önüne geçmek için daha sofistike önlemlere ihtiyaç duyulduğu düşünülüyor.

Federal İletişim Komisyonu, perşembe günü yaptığı açıklamada, bu tür aramaların yasa dışı olduğunu ilan etti.

Bu çabaların sonunda, Beyaz Saray, yapay zeka ile üretilen sahte içeriklere karşı daha etkili bir koruma sağlamayı hedefliyor. Buchanan, “Bu, güvenilir bir bilgi kaynağı olmak isteyen her hükümet için önemli bir sorun. Sorunu fark ettik ve çözmeye odaklandık.” şeklinde konuştu.

Apple iTunes alternatifi uygulamalar ile karşınızda!

Apple, Windows için iTunes’u resmi olarak Apple Müzik, TV ve Device uygulamalarına ayırdı. Apple’ın Windows makineleri için test ettiği Apple Music, Apple TV ve Apple Devices uygulamaları resmi olarak kullanıma sunularak uzun bir ön izleme dönemine son verildi. Ayrıca bazı bilgisayarlardaki iTunes uygulamasına da son verildi.

Apple iTunes alternatifi uygulamalar

Windows 10 ve sonraki sürümlerde PC kullanıcıları, cihazları yönetmek ve “Apple Music” ile “Apple TV” içeriğine erişmek için üç ayrı uygulamayı indirebiliyor. Microsoft, Microsoft Store için “Apple Music” ve “Apple TV” uygulamalarına yönelik planlarını ilk olarak Ekim 2022’de duyurmuştu. Dolayısıyla iTunes’tan ayrılma bir yıldan fazla süredir üzerinde çalışılıyor.

Bağımsız Apple Music, Apple Devices ve Apple TV uygulamaları Ocak 2023’te ön izleme olarak kullanıma sunuldu. Apple o tarihten bu yana düzenli güncellemeler yapıyor. Bugün itibarıyla üç Windows uygulamasından “Önizleme” etiketi kaldırıldı.

‌Apple Music‌ uygulaması, Windows kullanıcılarına iTunes Store’dan satın aldıkları ürünler de dahil olmak üzere iTunes arşivlerindeki müzikleri dinlemeleri ve yönetmeleri için bir yol sunarken, ‌Apple TV‌ uygulaması kullanıcıların iTunes’dan film ve TV şovlarını izlemesine ve yönetmesine olanak tanır. Her iki uygulama da Apple’ın yayın hizmetlerine, ‌Apple Music‌ ve Apple TV+’ a erişim sağlıyor. Apple Devices uygulaması, bilgisayar sahiplerinin iPhone’larını ve iPad’lerini güncellemelerine, yedeklemelerine, geri yüklemelerine ve yönetmelerine ve bilgisayarlarındaki içerikleri senkronize etmelerine olanak sağlamak için tasarlanmış durumda.

Bağımsız uygulamaları kullanmak için Windows 10 veya üzeri gerekiyor. iTunes’tan geçiş yapmak için üç uygulamanın da yüklenmesi gerekiyor. Uygulamalar bir PC’ye eklendikten sonra iTunes yalnızca podcast’lere ve sesli kitaplara erişmek için kullanılıyor. iTunes arşivi, ‌Apple Music‌ ve ‌Apple TV‌ uygulamaları tarafından kullanıldığı için silinmemeli. Windows 10’a güncelleme yapamayan PC kullanıcıları iTunes’u kullanmaya devam edebilir. Ancak yeni bağımsız uygulamalar, Mac arayüzlerini daha yakından yansıtan çok daha modern ve kullanımı kolay bir deneyim sunuyor.

İngiltere füzyon reaktörü rekor kırdı

0

İngiltere nükleer füzyon reaktörü enerji üretimi açısından yeni dünya rekoru kırdı. Bilim insanları, İngiltere’nin 40 yıllık füzyon reaktörünün tamamen kapatılmadan önceki son çalıştırmalarında enerji üretimi açısından dünya rekoruna ulaştığını açıkladı. Oxfordshire’daki Ortak Avrupa Torusu (JET) 1983’te faaliyete geçti. Çalışırken geçici olarak güneş sistemindeki en sıcak noktaydı ve sıcaklığı 150 milyon santigırat dereceye ulaştı.

İngiltere füzyon reaktörü ile yeni bir başarı elde etti

Reaktörün önceki rekoru, 2021’de 5 saniye süren ve 59 megajul ısı enerjisi üreten bir reaksiyondu. Ancak 2023’ün sonlarındaki son testlerinde, yalnızca 0,2 miligram yakıt kullanarak 69 megajul üretime ulaşırken 5,2 saniye boyunca reaksiyon sürdürerek bunu aştı. Birleşik Krallık Atom Enerjisi Otoritesi’nden Mikhail Maslov, 8 Şubat’ta düzenlediği basın toplantısında bunun 12.5 megavatlık bir enerji üretimine denk geldiğini, bunun da 12.000 eve güç sağlamaya yeteceğini söyledi.

Günümüzün nükleer enerji santralleri, enerjinin ve daha küçük parçacıkların açığa çıkması için atomların parçalandığı fisyon reaksiyonlarına dayanmakta. Füzyon tersine çalışıyor ve daha küçük parçacıkları daha büyük atomlara sıkıştırıyor. Füzyon, fisyonun yarattığı radyoaktif atıkların hiçbiri olmadan daha fazla enerji üretebiliyor. Ancak henüz bu süreci bir enerji santralinde kullanmanın pratik bir yoluna sahip değiliz.

JET, plazmada hidrojenin iki kararlı izotopu olan döteryum ve trityum atomlarını bir araya getirerek helyum oluşturdu. Aynı zamanda büyük miktarda enerji açığa çıkardı. Bu, güneşimize güç veren reaksiyonun aynısı. Tokamak olarak bilinen, elektromıknatıs halkaları kullanılarak çörek şeklinde plazma içeren bir tür füzyon reaktörüydü.

Bilim insanları, döteryum-trityum yakıtıyla ilgili son deneyleri geçen yıl Ekim ayında JET’te gerçekleştirdi ve diğer deneyler Aralık ayına kadar devam etti. Ancak makine artık tamamen kapatıldı ve önümüzdeki 16 yıl içinde hizmet dışı bırakılacak. Bu gelecekteki araştırmalar ve ticari reaktörler için hayati bir bilgi olacak. Matthews: “Biraz gösterişle ortaya çıkması harika. Asil bir geçmişi var. Zamanını doldurdu ve kullanım dışı kalma döneminde de ondan biraz daha fazla bilgi çıkaracak” diyor. JET’in daha büyük ve daha modern bir alternatifi olan Fransa’daki Uluslararası Termonükleer Deneysel Reaktör (ITER) tamamlanmak üzere  ve ilk deneylerinin 2025’te başlaması bekleniyor. ITER inşaat projesi başkan yardımcısı Tim Luce, basın toplantısında ITER’in enerji üretimini 500 megawatt’a, hatta muhtemelen 700 megawatt’a çıkaracağını söyledi.

FCC, robot çağrılarda yapay zekâ kullanımını yasakladı

Telefonunuz çalıyor, ekranda tanımadığınız bir numara veya çağrı merkezinin numarası var. Çağrıyı yanıtladığınızda sizi önceden kaydedilmiş bir mesaj karşılayıp sizi bir ürün veya hizmet almaya yönlendiriyor. Ya da bir siyasi partinin adayı size bir mesaj veriyor… Eğer bu senaryo ile karşılaştıysanız (ki muhtemelen karşılaşmışsınızdır) size bir kötü haberimiz var. Muhtemelen yapay zekâ teknolojisi ile artık bu sahneyi çok daha sık yaşamak zorunda kalabilirsiniz.

Ülkemizde bu konuda nasıl bir yasal düzenleme var, sunulan ürün ve servisler yasal bile olsa robot çağrı almak istemeyen kullanıcı neler yapmalı kestirmek oldukça zor ancak ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC) da tam bu konuda önemli bir karara imza attı.  FCC dün yayınladığı bir kararla robot aramalarda ses klonlama teknolojisinin kullanılmasının yasadışı olduğunu ilan etti. Son dönemde siyasi adayların ve hatta yakın aile üyelerinin seslerini taklit eden yapay zekâ destekli deepfake kayıtlarla insanların kafasını karıştırma olanağı sunan teknolojiler nedeniyle bu tür aramaların arttığı gözleniyor.

FCC Başkanı Jessica Rosenworcel yaptığı açıklamada “Kötü niyetli kişiler, savunmasız aile üyelerini gasp etmek, ünlüleri taklit etmek ve seçmenleri yanlış bilgilendirmek için istenmeyen robot çağrılarla yapay zekâ tarafından üretilen sesleri kullanıyor” dedi ve ekledi: “Eyalet başsavcıları artık bu dolandırıcılıkları engellemek ve halkın dolandırıcılık ve yanlış bilgilendirmeden korunmasını sağlamak için yeni araçlara sahip olacak.”

Robot çağrılarda yapay zekâ ile dolandırıcılık artıyor

FCC’nin bu adımı, geçtiğimiz ay New Hampshire’da yapılan başkanlık önseçimleri öncesinde, Başkan Biden’ı taklit eden sahte bir robot çağrının seçmenleri oy kullanmamaya teşvik ettiği bir olayın ardından geldi. Söz konusu vakada tahminen 5,000 ila 25,000 arasında arama yapıldığı öngörülüyor. New Hampshire Başsavcısı John Formella Salı günü yaptığı açıklamada, yapay zeka tarafından üretilen ve Başkan’ın sesine benzetilen kaydın iki Teksas şirketiyle bağlantılı olduğunu ve cezai soruşturmanın devam ettiğini söyledmişti.

FCC’nin aldığı karar aslında ABD Telefon Tüketicisini Koruma Yasası’nı (TCPA) temel alıyor. Bu yasa, tele-pazarlama aramalarının yapılmasını ve otomatik telefon arama sistemleri ile yapay veya önceden kaydedilmiş sesli mesajların kullanımını kısıtlıyor.  FCC kuralları uyarınca, tele-pazarlamacıların tüketicileri robot olarak aramadan önce açık yazılı onay almaları gerekiyor. Şimdi açıklanan Deklarasyon Kararı da aslında aramalarda yapay zekâ tarafından üretilen seslerin de aynı standartlara tabi tutulmasını sağlıyor. FCC tarafından yapılan açıklamada şu ibarelere yer veriliyor:

“TCPA, FCC’ye robot arama yapanlara para cezası vermesi için sivil yaptırım yetkisi vermektedir.  Komisyon ayrıca, yasadışı robot aramaları kolaylaştıran telefon taşıyıcılarından gelen aramaları engellemek için adımlar atabilir.  Buna ek olarak, TCPA bireysel tüketicilerin ya da bir kuruluşun robot arama yapanlara karşı mahkemede dava açmasına izin vermektedir.  Eyalet Başsavcıları TCPA kapsamındaki robot arama tanımlarına bağlı olabilecek kendi yaptırım araçlarına sahiptir.”

Son olarak belirtmeliyiz TCPA, bu yasaya aykırı davranışlarda bulunan kişi ve firmaların yaptıkları robot arama başına ceza almalarını ve ayrıca telefon operatörlerinin de cezai işleme tabi olabileceklerini düzenliyor.

Nvidia CEO’su Ulusal Mühendislik Akademisi’ne seçildi

Nvidia CEO’sunun mühendislik dünyasına özel “olağanüstü katkıları” GPU’lar ve yapay zeka alanlarındaydı; bu, pek de sürpriz değil.

NAE’ye her yıl bir dizi yeni üye, birkaç aylık bir seçim sürecinin ardından seçilir. Potansiyel üyelerin sahip olduğu belirli nitelikler, başarılar ve katkılar değerlendiriliyor. Akademi, yalnızca şu alanlarda olağanüstü katkılar yapmış olanları onurlandırmayı amaçlar:

  • Mühendislik araştırması, uygulaması veya eğitimi
  • Mühendislik literatürü
  • Yeni ve gelişmekte olan teknoloji alanlarının öncülüğü
  • Geleneksel mühendislik alanlarında büyük ilerlemeler
  • Mühendislik eğitimine yenilikçi yaklaşımlar geliştirme ve/veya uygulamak

NAE, yeni seçilen üyelerin her birinin kısa bir tanımını, adlarını, mevcut veya en son mesleklerini ve ayrıca seçildikleri anlamına gelen başarıları özetleyen bir cümleyi yayınlar. Nvidia CEO’sunun ise “yapay zeka devrimini körükleyen yüksek güçlü grafik işleme birimlerine” itibar ediyor.

NAE’nin açıklamasını tartışamayız. Nvidia’nın GPU‘ları gerçekten yüksek güçlü ve veri bilimcileri, işletmeler ve araştırmacılar için son derece arzu edilir. Elbette Nvidia, tüketici kullanımına sunulan en iyi grafik kartlarının da arkasında. Ayrıca, Nvidia’nın esnek ürünlerinin talebi, tedarikin karşılanmasının umutlarını aşmaya devam ediyor.

Girişte belirtildiği gibi, NAE’ye seçilmek bir mühendise verilebilecek en yüksek mesleki onurlardan biri. Bu Şubat’taki yeni üye seçimleri, Aralık ayında yapılan bir oylama ile sonuçlanan bir yıllık bir seçim sürecinin sonucu. Huang, Salı günü duyurulan 114 yeni üye ve 21 uluslararası üyeden biriydi.

Nvidia 900 ton H100 GPU sattı

Yeni NAE üyeleri listesi, mühendislik alanındaki aydınlatıcı isimlerle dolu olsa da, bilgisayar grafiklerine katkıda bulunan başka bir yeni üye olmadı ve sadece bir kişinin yapay zeka için tanındığını gördük. IBM Research‘ün Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Araştırma Direktörü olan Dario Gil de NAE’ye kabul edilecek. Gil, “endüstri ve toplumda yapay zeka ve kuantum bilgisayarlarının ilerlemesi ve pratik kullanımı” alanındaki başarılarıyla tanınıyor.

Yeni seçilen sınıfın, Huang da dahil olmak üzere, resmi olarak NAE’ye kabul edilmesi 29 Eylül’de gerçekleşecek. Tören tamamlandığında, toplamda 2,310 ABD üyesi ve 332 uluslararası üye olacak.

137 kripto para madencisi ABD’nin toplam gücünün %2,3’ünü kullanıyor!

Bu girişim, sektörün yıllık olarak tükettiği fahiş enerji miktarı nedeniyle kripto para madenciliğini düzenleme ve cezalandırma yönündeki daha büyük çabanın bir parçası.

ÇED şimdilik sadece veri topluyor ancak bu yeni veriler gelecekte madencileri cezalandıracak yeni düzenlemelerin doğmasına neden olacak. Bu, şirketin kripto para madenciliğinin ABD enerji talebinin %2,3’ünü temsil ettiğini öne süren bir çalışma (ilk olarak Inside Climate News tarafından bildirildi) yayınlamasının ardından geldi.

EIA yöneticisi Joe DeCarolis Ocak ayında yaptığı açıklamada, “Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kripto para madenciliği faaliyetlerinin enerji üzerindeki etkilerini analiz etmeye ve yazmaya devam etmeyi planlıyoruz…” dedi . “Özellikle kripto para madenciliği için enerji talebinin nasıl geliştiğine odaklanacağız, yüksek büyüme gösteren coğrafi alanları belirleyeceğiz ve kripto para madenciliği talebini karşılamak için kullanılan elektrik kaynaklarını ölçeceğiz.

DeCarolis’in sözleri, ABD’nin kripto para madenciliğinin neden olabileceği çevresel zorluklara yakından dikkat edeceğini özetliyor. ABD hükümetinin özellikle yoğun nüfuslu bölgelerde enerjinin güvenilirliğini ve sürdürülebilirliğini etkileyen madencilik operasyonlarına karşı sıkı önlemler almak istediği tahmin edilebilir. Potansiyel olarak konutlarda daha yüksek elektrik maliyetlerine ve yoğun saatlerde elektrik kesintisi sorunlarına yol açabilir. Ocak 2024 itibarıyla EIA, 137 kripto madencilik tesisi tespit etti. 

EIA, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kripto madenciliği operasyonlarının son birkaç yılda önemli ölçüde büyüdüğünü, ABD merkezli tüm kripto madencilik operasyonlarının tek başına ülkenin tüm elektrik tüketiminin %0,6 ila %2,3’ünü tükettiği noktaya geldiğini buldu. Karşılaştırma yapmak gerekirse, ABD Bitcoin madenciliği endüstrisinin tamamı, Utah veya Batı Virginia’nın yıllık enerji bütçesini tüketiyor. Bitcoin madenciliğinin dünya çapındaki tahmini güç çekişinin, küresel talebin %0,2 ila %0,9’u arasında olacağı tahmin ediliyor; bu da Yunanistan veya Avustralya’nın kendi başlarına aynı güç çekişine denk geliyor.

En çok kripto para kullanan ülkeler

Bitcoin madenciliği Amerika Birleşik Devletleri’nde, özellikle ABD sınırları içinde gerçekleşen aşırı miktardaki madencilik nedeniyle, güce çok aç. EIA, ABD’de gerçekleşen Bitcoin madenciliğinin küresel payının 2020’de yüzde 3,4’ten 2022’de yüzde 37,8’e yükseldiğini buldu.

Bitcoin endüstrisinin inanılmaz güç talepleri, Bitcoin madenciliği algoritmasının her geçen yıl daha da zorlaşmasının bir sonucu. Bugün Bitcoin, sekiz ila on yıl önceki gibi değil; geçmişte tek bir bilgisayarda madencilik yapıp makul bir kâr elde edebilirdiniz. Günümüzde ise Bitcoin’in toplanabilmesi için yüzlerce özel madencilik cihazında (ASIC) çıkarılması gerekiyor. Bitcoin algoritmasının sürekli zorluğu, kripto para madenciliği zorlaştıkça daha yüksek güç maliyetleri yaratıyor.

Bitcoin’in popülerliği arttıkça bu güç fenomeninin daha da büyümesini bekleyebiliriz. 2024, kripto paranın, Nisan ayındaki yarılanma etkinliğinden sonra (Bitcoin madenciliği için ödül yarıya indirildiğinde) madencilik karının azalması ve büyük ölçekli kurumsal benimseme sayesinde, rekor 69.000 dolarlık yüksek seviyesini geçmesi beklenen en olaylı yıllardan biri olması bekleniyor.

Apple Vision Pro’dan en gerçeküstü görüntüler!

Apple Vision Pro, aşılması zor performanslar gösterdi. Amacı günlük yaşamda devrim yaratmak olsaydı, bu gözlükler günlük işler için vazgeçilmez hale geldiğinden inkar edilemez bir şekilde başarılı olmuştu.

Hayal edilemeyeni düşünün; Apple Vision Pro bunu gerçeğe dönüştürebilir. Sosyal medya platformları, bu gerçeküstü ürünü sergileyen kullanıcılar için en önemli vitrin görevi görüyor.

Bir kullanıcı, kişisel kimliğini yeniden tanımlayabilecek bir özellik kullanarak erkek arkadaşının yüzünü Leonardo DiCaprionun yüzüyle değiştirerek kaprisliliği başka bir düzeye taşıdı. Asil amaçlara hizmet edebilse de bu teknoloji aynı zamanda kimlik hırsızlığı ve kimliğe bürünme konusunda endişeleri de artırıyor.

Yolda

Dikkat dağıtıcı sürüşe karşı yasalara rağmen, bir Amerikalı direksiyon başındayken Apple Vision Pro’yu takmayı tercih etti. Polisin durmasıyla sonuçlanan bu pervasız hareket, yoldaki teknolojik dikkat dağıtıcı unsurların potansiyel tehlikelerini vurguladı.

Sıradan Görevlerde Devrim Yaratıyor

En sıradan işler bile sanal gerçeklik gözlükleriyle keyifli hale gelebiliyor. Elektrik süpürgesinin bir video oyununa dönüştüğünü veya el değmemiş alanlara yönlendirildiğinizi hayal edin; bunların hepsi Apple’ın yenilikçi ürünüyle mümkün.

Sonsuz Olasılıklar: NBA Oyunlarından Üniversite Çalışmalarına

Apple Vision Pro’nun etkisi henüz tamamen keşfedilmedi. Sosyal medya platformları, çeşitli uygulamalarını gösteren videolarla dolu.

Bunlar arasında canlı oyuncu istatistikleriyle sürükleyici NBA oyunları, alternatif manzaralarda koşu bantlarında koşan spor salonu tutkunları ve metroda üniversite ödevlerini tamamlayan öğrenciler yer alıyor.

Toplum derin bir dönüşümün eşiğinde; Apple Vision Pro şimdiye kadarki en önemli ilerlemelerden birine işaret ediyor.

İnsan formundaki ilk yapay zeka Tong Tong büyük tartışma yarattı!

Üç yaşındaki bir çocuğu andıran Tong Tong, yapay zeka teknolojisinde dikkat çekici bir sıçramayı temsil ediyor.

Tong Tong, bir çocuğun gelişim yolculuğuna benzer bir başarı olan, özerk öğrenme yeteneklerine ve çevresini keşfetme yeteneğine sahip.

Şaşırtıcı bir şekilde yaratıcıları, Tong Tong’un duyguları bile deneyimleyebildiğini ve daha önce bilim kurgu dünyasına özgü bir gelişmişlik düzeyini temsil ettiğini iddia ediyor.

Tong Tong neler yapabiliyor?

Ocak ayı sonlarında Genel Yapay Zeka Teknolojileri Fuarı‘nda tanıtılan Tong Tong’un özellikleri ve işlevleri dikkat çekici:

  • Görünüm: Tong Tong, gerçek çocuksu ifadeleri taklit eden ve gerçekçi kişiliğini artıran 3 boyutlu animasyonlu bir yüze sahip.
  • Etkileşim: Sınırlı konuşmalara katılma, basit soruları yanıtlama, şarkı söyleme ve temel oyunlara katılma becerisine sahip olan Tong Tong, etkileşimli deneyimleri kolaylaştırıyor.
  • Yetenekler: Yaklaşık 600 kelimeyi kapsayan bir kelime dağarcığı ve nesneleri ve bireyleri tanımlama kapasitesiyle Tong Tong, bilişsel hüner sergiliyor.
  • Teknoloji: Yapay zeka, makine öğrenimi ve doğal dil işlemenin bir karışımından yararlanan Tong Tong, yapay zeka inovasyonunun en ileri noktasını temsil ediyor.

Ancak Tong Tong’un harika yaratımının ortasında, geliştirme metodolojisinin şeffaflığıyla ilgili endişeler devam ediyor. Açıklığın olmaması, özellikle Tong Tong’un duygusal deneyimlerinin özgünlüğü ve doğruluğu konusunda etik ikilemleri artırıyor.

Dahası, Tong Tong’un manipülasyon potansiyeline; özellikle de şüphelenmeyen bireyler, özellikle de çocuklar üzerindeki etkisine ilişkin çok sayıda endişe var.

Yapay zeka camiasındaki eleştirmenler de Tong Tong’un gelişimini destekleyen bilimsel titizlik konusunda şüphelerini artırdı ve bunu yapay zekada gerçek bir ilerlemeden ziyade mevcut teknolojilerin ayrıntılı bir uygulaması olarak gördüler.

Tong Tong, AI ile insan zekası arasındaki çizgiyi bulanıklaştırdıkça; onun varlığının etik ve teknik sonuçları yoğun inceleme ve tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Gemini AI uygulaması nasıl kullanılıyor?

Google’ın ortak çalışma yapay zeka aracı Bard, adını değiştirdi ve artık Gemini olarak biliniyor. Araç artık Google Play Store’da bir uygulama olarak da mevcut. Bu, Android telefonunuzda Google’ın yapay zeka asistanıyla sohbet etmenin her zamankinden daha kolay olduğu anlamına geliyor.

Google Gemini uygulaması nasıl indiriliyor?

Başlamak için öncelikle Gemini uygulamasını Android cihazınıza indirmeniz gerekiyor. İşte nasıl başlayacağınız:

  • Adım 1: Telefonunuzda Google Play Store’u ziyaret edin.
  • Adım 2: Mağazada Google Gemini uygulamasını arayın.
  • Adım 3: Uygulamanın adının yanındaki Yükle düğmesini seçin.
  • Adım 4: Gemini’yi telefonunuza indirdiniz.

Artık Android cihazınıza yüklenen Gemini uygulamasıyla yeni aracı deneyimlemeye başlayabilirsiniz. Uygulamayı kullanmaya başlamak için şu adımları izleyebilirsiniz:

  • Adım 1: Gemini uygulamasını açın.
  • Adım 2: Başlarken öğesini seçin.
  • Adım 3: Gemini’nin yardımcı olabileceği yolları inceledikten sonra Diğer’i seçin ve sonraki sayfada Kabul ediyorum’u seçin.
  • Adım 4: Gemini’nin yardım edebileceği yollar her geçen gün genişliyor. Fikirlerinizi hayata geçirmenize, bir beceri öğrenmenize, telefonunuzda görevleri gerçekleştirmenizi kolaylaştırmanıza ve çok daha fazlasına yardımcı olabiliyor.

Artık ses, metin veya resim aracılığıyla Gemini’yi kullanmaya başlayabilirsiniz. Yaz, Konuş veya fotoğraf paylaş yazan kutuya istediğinizi ekleyin ve ardından posta simgesini seçin . Ayrıca uygulamanın üst kısmındaki bir öneriyle de başlayabilirsiniz.

Gemini’yi yükledikten sonra, “Hey Google” veya “OKGoogle” dediğinizde Google Asistan’ın yerini almasını sağlayabilirsiniz. Ayarı, size yanıt verenin Google Asistan değil Gemini olacağı şekilde değiştirmek için aşağıdakileri yapabilirsiniz:

  • Adım 1: Gemini uygulamasında sağ üstteki Profil resminizi seçin.
  • Adım 2: Ardından Ayarlar’ı seçin.
  • 3. Adım: Google’dan Dijital asistanları seçin .
  • 4. Adım: Gemini’yi varsayılan dijital asistanınız olarak seçin.
  • Adım 5: Gemini’nin artık “Hey Google” ve “OK Google” komutlarına yanıt vermesini istemiyorsanız bu adımları tekrarlayın ve Google Asistan’ı seçin.

Gemini uygulaması şimdilik yalnızca ABD’deki ve İngilizce dilindeki Android telefonlar için kullanılabiliyor. Yakın zamanda başka ülkelere ve dillere de yayılmasını bekliyoruz, ancak bunun zamanlaması belirsiz.

Gemini “önümüzdeki haftalarda” iOS’taki Google uygulamasına eklenecek. Yukarıdaki gibi özel bir Gemini uygulaması olmayacak ancak Google, iPhone için Google uygulamasına aynı Gemini işlevselliğini ekliyor.

Avrupa’nın en derin madeni dev bir batarya oluyor!

Finlandiya’da Helsinki’nin 450 kilometre kuzeyinde yer alan Pyhäsalmi Madeni, tam olarak 1.440 metre derinliğe sahip. Bakır ve çinko yatakları tükenmiş olan Pyhäsalmi’de, şimdi başka bir hummalı çalışma var: yerçekimi gücüyle elektrik üretimi. Bölgede devasa vinçler ve kablolar kullanılarak 2 MWh gücünde bir yerçekimi bataryası, yani enerji depolama alanı kurulacak. Eski madende bir şafttan aşağıya bırakılan ağır yüklerin enerjisini yakalamak için mükemmel olan ve kullanılmayan çok sayıda dikey alan var ve İskoç enerji depolama teknoloji firması Gravitricity de tam olarak bunu kullanmayı planlıyor.

İlk olarak belirtmek gerekirse Gravitricity’nin Finlandiya madenindeki amacı 1.400 metre yüksekliğinde bir yerçekimi bataryası değil, bunun yerine 530 metrelik bir yardımcı şaftta daha küçük bir batarya kurmak. Tamamlandığında, batarya görünüşe göre iki megawatt-saat depolama kapasitesine ulaşabilecek. Gravitricity Yönetim Kurulu Başkanı Martin Wright “Bu proje, teknolojimizin düşük talep dönemlerinde enerjiyi yakalayıp depolayabilen ve gerektiğinde hızla serbest bırakabilen güvenilir ve uzun ömürlü enerji depolamayı nasıl sunabileceğini tam ölçekte gösterecek” diyor. Peki ama yerçekimi bataryası nasıl çalışıyor?

Yerçekimi bataryası nasıl çalışır

Aslında çok sofistike bir enerji üretimi senaryosu değil, enerjinin yenilenmesi söz konusu. Enerji santralleri tarafından üretilen fazladan enerji, devasa ağırlıkları kurulan şaftlarda yukarı doğru hareket ettirmek için kullanılır. Daha sonra ise sistemde enerji açığı olduğu anlarda yük aşağı düşürülür ve enerji toplanır.

Yerçekimi bataryaları temelde yeni bir fikir de değil ve Gravitricity’nin ağırlık-kablo-vinç tasarımı piyasadaki tek tasarım değil. Farklı yüksekliklerdeki rezervuarlar arasında pompalanan sıvı, tepelerden aşağı yukarı itilen ve rejeneratif frenlerle enerji toplayan yüklü tren vagonları ve su altına çekilen ve yüzeye geri döndürülen büyük kaldırma silindirlerinin hepsi yıllar içinde önerilmiş veya test edilmiş teknolojiler. Tüm bu çeşitli yerçekimi bataryası tasarımlarının amacı, kıtlık zamanlarında enerji sistemlerini desteklemektir.

Ancak günümüzde dünya fosil yakıtlardan, değişken yenilenebilir enerji kaynakları olarak da bilinen güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına geçmeye çalıştıkça bu anlık ihtiyaç ve farklı çözümler iki kat daha önemli hale gelmektedir.

Elbette bu, yerçekimi bataryalarının kötü yanlarının olmadığı anlamına gelmiyor. Ölçeklendirme hala zor ve bir yerçekimi bataryası tarafından üretilen enerji miktarı, megavat-saat başına çok daha ucuz olmasına rağmen geleneksel bataryalara kıyasla çok küçük. Projeyi farklı kılan ise terk edilmiş bir madenin kullanılması.

Birçok yerçekimi batarya sistemi yüzeyde çalışmak üzere tasarlanmış olsa da, bunların yeraltına yerleştirilmesi enerji açıkları üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilir. 2023’ün başlarında yayınlanan bir araştırmaya göre, fosil yakıt kullanımı azaldıkça, kirlilik endişeleri arttıkça ve kaynaklar kurudukça terk edilmiş yeraltı madenlerinin sayısı küresel olarak artıyor. Makalenin yazarları, küresel olarak terk edilmiş madenlerin toplam sayısını tahmin etmenin zor olduğunu kabul ediyor, ancak sadece ABD’de yarım milyondan fazla maden olduğunu ve bunların çoğunun yerçekimi pilleriyle yeniden kullanılabileceğini söylüyorlar.

Araştırmacılar, başta ABD, Çin, Hindistan ve Rusya’da yoğunlaşan dünyadaki terk edilmiş madenlerin yerçekimi bataryalarına dönüştürülmesi halinde 70 terawatt-saate kadar enerji elde edilebileceği sonucuna vardılar.

Disney+ şifre paylaşımına kilit vurdu! Türkiye’de de olacak mı?

Dünyanın önde gelen dijital içerik platformlarından biri olan Disney+, ABD’de şifre paylaşımını engelleme kararı alarak kullanıcılarına 14 Mart tarihinden itibaren yeni politikalarını duyurdu. Bu güncelleme ile birlikte, artık Disney+ aboneleri ABD genelinde şifre paylaşımı konusunda kısıtlamalarla karşılaşacak. Ancak, Türkiye gibi diğer ülkelerde bu özelliğin ne zaman aktif olacağı belirsizliğini koruyor.

Disney+, 14 Mart tarihinden itibaren ABD’de kayıtlı olan kullanıcıları için şifre paylaşımını kısıtlama yoluna gidiyor. Yeni politikaya göre, abonelerin Disney+ hesapları sadece bir evde kullanılabilecek. Bu değişiklikle birlikte, kullanıcılar arasında şifre paylaşımının önüne geçilmesi ve platformun gelirlerinin korunması hedefleniyor.

Özellikle Netflix’in benzer bir adım atmasının ardından, Disney+’ın da bu konuda adım atması pek şaşırtıcı değil. Şirket, kullanıcılarından gelen eleştirilere rağmen, politikayı ihlal eden aboneleri takip edeceğini belirtti. Bu hamle, benzer bir uygulamanın Netflix tarafında olumlu bir etki yaratmış olmasıyla dikkat çekiyor. Netflix, benzer bir kısıtlama getirdikten sonra 5,8 milyon yeni abone kazanmıştı.

Türkiye’de ise Disney+’ın şifre paylaşımı kısıtlamalarının ne zaman aktif olacağı belirsizliğini koruyor. Ancak benzer bir adımın Netflix tarafından atıldığını göz önüne alarak, Türk kullanıcıların da bu değişiklikle karşılaşabileceği öngörülebilir. Bu konuda güncellemeleri takip etmek için kullanıcılara bir süre daha zaman tanınıyor.

İlk Türk astronot Alper Gezeravcı ve Ax-3 ekibi Dünya’ya geri döndü!

0

İlk Türk astronot Alper Gezeravcı, geçtiğimiz ocak ayında SpaceX’in Falcon 9 roketiyle Kennedy Uzay Merkezi’nden Ax-3 misyonu içinde yer alarak Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) fırlatıldı. Uzay ortamında deneyler gerçekleştiren Alper Gezeravcı, geçtiğimiz dakikalarda diğer astronotlar ile birlikte Dünya’ya döndü.

Alper Gezeravcı Dünya’da!

48 saat önce Uluslararası Uzay İstasyonu‘ndan (ISS) ayrılan SpaceX Dragon kapsülünün içinde yer alan Ax-3 ekibi, saat 16.29‘da ABD‘nin Florida eyaleti açıklarında denize düştü. Saat 17.28‘de ise kapsülden çıktılar ve gelen gemiyle alındılar.

ABD‘nin Teksas eyaletindeki Houston şehrinde kapsamlı sağlık taramasına girecek Gezeravcı ve diğer astronotlar, bir süre karantina altında tutulacak. Gezeravcı‘nın Türkiye’ye ne zaman döneceği ise şimdilik bilinmiyor.

Gezeravcı, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda bulunduğu süre boyunca 13 önemli deney gerçekleştirdi. Türk Uzay Ajansı ve TÜBİTAK tarafından belirlenen bu deneylerde tuz stresi ve uzay şartları gibi birçok önemli konuda araştırmalar yaptı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, resmi X (Twitter) hesabı üzerinden şu açıklamayı yaptı;

Türkiye’nin insanlı ilk uzay bilim misyonu tamamlandı. İlk astronotumuz @TURKastro Alper Gezeravcı, 21 gün süren görev boyunca Türk bilim insanları tarafından hazırlanan on üç bilimsel deney gerçekleştirdi. Uluslararası Uzay İstasyonuna gidişte 36 saat, dönüşte 47 saat olmak üzere toplam 83 saat Dragon kapsülünde Ax-3 mürettebatıyla birlikte idi. Bu misyon, Türk çocukları için ilham kaynağı olarak tarihe kaydedildi.

Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

Lenovo şeffaf bir dizüstü bilgisayar üzerinde çalışıyor!

0

CES’in geride kalmasıyla birlikte yılın en büyük teknoloji etkinliklerinden birisi olan Mobil Dünya Kongresi 2024’ün (MWC) zamanı geldi. Etkinlik 26 – 29 Şubat 2024 tarihlerinde Barselona’da düzenlenecek ve Lenovo bu etkinliğe damga vurmaya hazırlanıyor. Teknoloji devi, mevcut cihazlarına altı yükseltme ve heyecan verici yeni bir konsept ile ürün gamını geliştirmeye hazırlanıyor! Windowsreport’un özel haber olarak verdiği ve güvenilir kaynaklara dayandırdığı bir habere göre Lenovo, şeffaf bir dizüstü bilgisayar üzerinde çalışıyor. MWC’de görücüye çıkması beklenen ürün hakkında henüz teknik detaylar bilinmese de ürünün ilk görüntüleri basına sızmış durumda.

Her şeyden önce, şeffaflık trendinin çok yeni bir teknoloji olmasa da yayılmakta olduğunu belirtmeliyiz. Peki ama neden bu kadar uzun sürdü? Öncelikle, teknoloji pahalı üretim süreçleri içerdiği için. Bu aynı zamanda daha yüksek bir fiyat anlamına geliyor ki bu da ev müşterileri için iyi değil. Bununla birlikte artık şeffaf panellerin üretimi biraz daha kolay olduğu için pazar büyümeye başlıyor. LG’nin CES’teki şeffaf OLED’i bunun mükemmel bir örneği. Dolayısıyla şeffaf bir dizüstü bilgisayar için doğru zaman gelmiş olabilir.

Lenovo’nun şeffaf dizüstü bilgisayarı çerçevesiz bir tasarıma sahip ve ekran tamamen şeffaf. Ürünün gövdesi de de tamamen şeffaf görünüyor, ancak ana bileşenler şeffaf olmayan bir bölüme yerleştirilmiş. Ayrıca, muhtemelen bağlantı noktalarını barındıran, tüm gövdeyi çevreleyen ve şeffaf olmayan ince bir çerçeve de var.

Ürüne dair herhangi bir teknik özellik şuan için bilinmiyor ancak dizüstü bilgisayar Windows 11 çalıştırıyor ve hepimizin bildiği Lenovo tasarım dilini takip ediyor. Bakıldığında, klasik bir dizüstü bilgisayardan ziyade günümüzde giderek daha popüler hale gelen çift ekranlı dizüstü bilgisayarlara daha yakın bir tasarım mevcut. Ancak nihai soru, şeffaf dizüstü bilgisayarlara gerçekten ihtiyacımız var mı ve pazarda ciddi bir benimseme kazanması mümkün mü? Lenovo’nun kullanım senaryolarını nasıl pazarladığını görmek için gözümüz MWC’de olacak ve belki de teknik özellikler, pil ömrü ve genel yetenekler hakkında bazı bilgiler edineceğiz.

Lenovo ürün gamının çoğu güncellenecek

Yine windowsreport‘un ulaştığı bilgilere göre Lenovo, şeffaf tasarımlı bu yeni dizüstü bilgisayara ek olarak mevcut ürün gamının da büyük bir çoğunluğunu yenileme ve yükseltme kararı aldı.  Örneğin Lenovo ThinkBook 14 G4, dokunmatik ekranı ve çadır veya tablet modu da dahil olmak üzere istediğiniz şekilde kullanmanıza olanak tanıyan 360 derecelik menteşesi ile artık tam bir 2’si 1 arada ürün.

G4 ayrıca iyi bilinen dış çentiğe sahip ancak bazı bağlantı noktalarını kaybediyor. Sağ tarafta bir güç düğmesi, bir microSD kart okuyucu, bir USB-A ve bir Kensington kilidi bulunurken, sol tarafta bir kulaklık / mikrofon kombinasyonu, iki USB-C bağlantı noktası, başka bir USB-A ve bir HDMI bağlantı noktası var.

Lenovo ThinkPad T14 Gen 5’ler de yenileniyor

Lenovo ThinkPad T14 Gen 5 (Intel), güvenli yüz tanıma ve hoş bir port değişikliği için kamera, mikrofonlar ve diğer sensörleri barındıran belirgin bir üst çentik ile yine yükseltme alan ürünler arasında. Opsiyonel akıllı kart okuyucusunu kaybeden sağ tarafta artık opsiyonel bir SIM yuvası, bir USB-A, bir Ethernet portu ve bir Kensington yuvası bulunuyor. Sol tarafta iki USB-C, bir HDMI bağlantı noktası, bir USB-A ve bir kulaklık/mikrofon kombinasyonu bulacaksınız.

Aynı değişiklikler Lenovo ThinkPad T14 Gen 5 AMD versiyonu için de geçerli. Her iki versiyon da iki renkte geliyor: gümüş veya siyah. Lenovo ThinkPad T14S Gen 5, bağlantı noktası revizyonunun yanı sıra çentik güncellemesini de alıyor. Sağ tarafta iki USB-A bağlantı noktası ve bir Kensington kilidi, sağ tarafta ise iki USB-C bağlantı noktası, bir HDMI, bir kulaklık/mikrofon kombinasyonu ve bir SIM yuvası bulacaksınız. Bu kurumsal cihaz ayrıca önemli ölçüde daha ince çerçevelere sahip.

Belki de en şaşırtıcı yükseltme ise Lenovo ThinkPad x12 Ayrılabilir Gen 2. Evet, doğru okudunuz: x12 nihayet ikinci nesle kavuşuyor. Ancak büyük değişiklikler bekliyorsanız hayal kırıklığına uğrayacaksınız zira ürünün dış kasasında değişen bir şey yok: bağlantı noktası seçimi aynı ve klavye, menteşe tasarımı ve kalem de aynı. Son olarak, Lenovo ThinkVision M14T Gen 2 iki yeni USB-C bağlantı noktası ve yeni bir panel ile yenileniyor.

Microsoft yeni Windows versiyonunun adını açıkladı!

0

Microsoft, bu sonbaharda piyasaya sürülmesi beklenen yeni Windows işletim sistemi sürümünün, beklenenin aksine Windows 12 değil, Windows 11 olarak adlandırılacağını doğruladı. Şirket, yeni sürümü, Windows 11’in bir sonraki yıllık özellik güncellemesini sürüm 24H2 olarak tanıtacak.

Microsoft Windows 11 sürüm 24H2

Bugün yayınlanan bir önizleme derlemesinde, Windows Insider programının bir parçası olan kullanıcılar, Ayarlar > Sistem > Hakkında bölümünde sürüm numarasının 24H2 olarak güncellendiğini görecekler. Bu, Windows 11’in bu yılın yıllık özellik güncellemesi olarak devam edeceğini gösteriyor.

windows

Windows kullanıcılarının beklentilerine yanıt veren bu karar, Microsoft’un yeni bir sürüm yerine tüm Windows 11 kullanıcılarının kolayca güncelleme yapabilmesini sağlama amacını taşıyor. Önceki tahminlerde, yeni sürümün Windows 12 olarak adlandırılacağına dair spekülasyonlar bulunuyordu. Ancak Microsoft’un resmi doğrulaması, bu beklentileri sona erdirdi.

Windows 12 ne zaman çıkacak? İşte yeni iddialar

Microsoft, Windows kullanıcı kitlesini piyasadaki üçüncü bir sürümle daha da zorlamak istemediği için bu mantıklı olabilir. Ayrıca, sonbahar güncellemesini başka bir Windows 11 özellik güncellemesi olarak yayınlamak, tüm Windows 11 kullanıcılarının kolayca güncelleme yapabileceği anlamına geliyor.

windows 12

Windows yapay zekaya odaklanacak

Windows 11’in yeni sürümü, özellikle yapay zeka araçlarına odaklanarak kullanıcılarına daha zengin bir deneyim sunmayı hedefliyor. Bununla birlikte, büyük bir güncelleme olmasa da, yeni sürümde birçok yeni yapay zeka özelliği ve genel kalite iyileştirmeleri bekleniyor.

Microsoft’un Windows 11’in yeni sürümü hakkında daha fazla ayrıntıyı önümüzdeki aylarda paylaşacağı düşünülüyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Aşağıdaki yorumlar kısmına yazabilirsiniz.