Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 776

Aktif Ventures ve Destekbank’tan önemli iş birliği

0

Türkiye’nin en büyük özel sermayeli yatırım bankası Aktif Bank iştiraki Aktif Ventures, Destekbank ile yeni bir iş birliğine imza attı. Aktif Ventures’ın hayata geçirdiği, Türkiye’nin en güçlü API pazaryeri olma özelliğine sahip Apilion ile entegrasyon sağlayan Destekbank, müşterilerine fatura ödeme ve uluslararası para transferi hizmeti sunacak.  

Girişimlere yatırım yapma, onlarla birlikte büyüme ve uçtan uca inşa etme misyonuyla faaliyete geçen Aktif Ventures, sahip olduğu API pazaryeri platformu Apilion ile Destekbank’a hizmet verecek. Böylece, 2022 yılında faaliyetlerine başlayan Destekbank; bünyesine farklı finansal hizmetleri dahil edebilmek için uzun altyapı çalışmaları sürecine gerek kalmadan zamandan tasarruf ederek, Apilion’un hazır API servislerini kullanarak hizmet verebilecek. Apilion ve Destekbank arasında gerçekleştirilecek ilk entegrasyon kapsamında, kullanıcılara fatura ödeme ve uluslararası para transferi hizmeti sunulacak. Destekbank müşterileri, tüm kurum fatura ödemeleri imkânının yanı sıra uygun oranlarla uluslararası para transferi işlemleri yapma fırsatı da bulacak.

Fintech alanında iş birlikçi yaklaşımlar

Finansal teknolojiler alanında güçlü API servisleri ile bankacılık sektörüne katkı sağlamaya devam ettiklerinin altını çizen Aktif Bank Genel Müdürü Ayşegül Adaca, “İştirakimiz Aktif Ventures’ın yaklaşık bir yıl önce hayata geçirdiği Apilion, bugün en fazla API’ye sahip bir pazaryeri olarak dikkat çekiyor. Hem bankamız hem de iştiraklerimizle, finansal teknolojiler alanında iş birlikçi bir yaklaşım benimsemenin önemine gönülden inanıyoruz” dedi.

Aktif Ventures Genel Müdür Vekili Yasemin Evsahibioğlu ise “Türkiye’nin en güçlü API pazaryeri Apilion ile fintech ve bankacılık dünyasına sunduğumuz hizmetlerle, iş ortaklarımızı her geçen gün artırıyoruz. Bu kapsamda sektörümüzün yeni oyuncularından Destekbank ile iş birliği yapmaktan ve Apilion’un servisleri ile onlara destek olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz” dedi.

Akayoğlu: “Kurduğumuz güçlü iş birlikleri ile sektörde emin adımlarla yürüyoruz.” 

Destekbank Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Özgür Akayoğlu, “Bankacılık sektörünün en yeni ve dinamik bankalarından biri olarak, Aktif Bank grubu ile stratejik ortaklığımızı güçlendirecek yeni bir iş birliğine imza atmaktan son derece mutluyuz. Aktif Ventures’ın Apilion çözümlerini sistemlerimize entegre ederek çok yakında müşterilerimize fatura ödemeleri ve uluslararası para transferi hizmetlerini de sunmaya başlayacağız” dedi.

Kurumsal girişimcilik ödülleri 5. kez sahiplerini buldu

Girişimci Kurumlar Platformu ve Özyeğin Üniversitesi iş birliğiyle bu yıl beşinci kez düzenlenen Kurumsal Girişimcilik Ödülleri’nde en iyi kurum içi girişimcilik projeleri, en etkili kurum & iş birliği projeleri, jüri özel ödülü ve bu sene ilk defa ödül kategorisine eklenen en iyi kurum içi girişimcilik programı ödülleri, 12 Aralık Salı günü Corporate & Startup Day’de açıklandı.

Bu yıl 39 farklı şirketten 32 kurum içi girişimcilik projesi, 30 startup iş birliği ve 13 farklı şirketten en iyi kurum içi girişimcilik programı başvurusu alındı. Yarışmaya katılan adaylar arasındaki değerlendirmede; ana faaliyet alanına yakınlık, yaratılan ölçülebilir değer ve ticarileşme gibi genel kriterler öne çıkarken; kurum içi girişim kategorisinde, fikrin kurum içinde çalışanlardan gelmesi; iş birliği kategorisinde girişim ile ortak ürün geliştirme; kurum içi girişimcilik programında ise ticarileşen fikir sayısı, programa dahil olan çalışan sayısı gibi özel kriterler göz önünde bulunduruldu.

Girişimci Kurumlar Platformu Başkanı Tuğrul Ağırbaş ödüllerle ilgili olarak; “Girişimci Kurumlar Platformu olarak 2019 yılından itibaren verdiğimiz kurum içi girişimcilik ödüllerine olan ilginin her yıl arttığını başvuru sayısının yükselişinde görebiliyoruz. Girişimcilik ekosistemimizde yer alan kurum-girişim iş birliklerinin ve kurum içi girişimcilik projelerinin her yıl artarak güçlenmesi girişimcilik ekosistemimiz adına çok sevindirici… Ekosistemimizdeki gelişime paralel olarak bu sene ilk defa ödüllerimize En İyi Kurum içi Girişimcilik Programı kategorisini de ekledik. Gelen başvuru talepleri de doğru zamanda doğru adımlar attığımızı gösteriyor. Jüri ekibi olarak birbirinden değerli projeleri değerlendirirken iyi projeler nedeniyle çok zorlandığımız ancak bir kadar da ekosistem adına sevindirici bir süreç yaşadık. Tüm adayları ve kazananları tebrik ediyoruz” dedi.

Seçkin üyelerden oluşan jüri, kazananları seçti

Ödül değerlendirme jürisinde Girişimci Kurumlar Platformu Başkanı Tuğrul Ağırbaş, Softtech Ventures Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Soner Canko ve Fast Company Türkiye’nin Kurucusu Rauf Ateş ve Girişimci Kurumlar Platformu Kurucusu İhsan Elgin yer aldı.

Türkiye’nin dev şirketlerinden çıkan girişimler

En iyi Kurum içi Girişimcilik Projesi kategorisinde AZKarbon (İnci Holding), Kiralarsın (QNB Finansbank) ve Memotive (Fark Labs) ilk üçe girerken; En Etkili Kurum & İş Birliği Projesi kategorisinde E-bike (Otokoç Otomotiv & Alba E-Bikes), Görüntü İşleme Teknolojisi ile Stok Yönetimi (Vodafone & Ayvos) ve RuviOil Diver – Tank Taban Muayenesi için Yenilikçi Robotik Çözüm (Tüpraş & AISfield) isimli iş birliği projeleri ödül aldı. Bu sene yeni eklenen En İyi Kurum içi Girişimcilik Programı kategorisinde Anadolu Efes Girişim Atölyesi (Anadolu Efes), Ford Otosan Kurum içi Girişimcilik Programı (Ford Otosan), imagIN (İş Bankası) ödüle layık görülürken, Kamu & STK En İyi Programı kategorisinde ise Tech İstanbul (İstanbul Büyükşehir Belediyesi) ödülün sahibi oldu. Güçlü adayların yer aldığı elemede Jüri Özel Ödülleri ise Kahve Atıklarının İleri Dönüşümüyle Üretilen Ahşap Bazlı Paneller (Kastamonu Entegre & Wastepresso), Ürünlerimizi Fazlasıyla Geri Kazanıyor, Kazandırıyoruz (Eczacıbaşı Holding & Fazla Gıda) ve W-Energy for Equality (Aygaz & Learneco) projelerine verildi.

Getir ABD’li Freshdirect’i satın aldı

Türkiye’nin lider online market ve yemek ürünleri teslimat platformu Getir, ABD pazarındaki etkisini artırmak adına New York, New Jersey ve Connecticut eyaletlerinde faaliyet gösteren online market devi FreshDirect’i resmen satın aldığını duyurdu. Yapılan bu stratejik anlaşma, Getir’in küresel düzeydeki büyüme hedeflerine bir adım daha yaklaşmasını sağlayacak.

Yıllık 650 Milyon Dolarlık Dev Anlaşma

Resmi açıklamada anlaşmanın bedeli belirtilmese de, Getir’in yıllık 650 milyon dolar ciroya sahip olan FreshDirect’i bünyesine kattığı bilgisi öne çıkıyor. Bu, Getir’in büyüme stratejisinin ve uluslararası genişleme planının önemli bir parçasını oluşturuyor.

Getir

FreshDirect, meyve, sebze, et, süt ürünleri ve hazır yiyeceklerin yanı sıra etkileyici hızlı teslimat hizmeti sunmasıyla biliniyor. Bu satın alımın ardından FreshDirect markası korunacak ve Getir uygulamasına entegre edilerek, kullanıcılara daha geniş bir ürün yelpazesi sunulacak.

Getir’in CEO’su, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Bu satın alma, şirketimizin büyüme yolculuğunda önemli bir kilometre taşıdır. Getir ile FreshDirect için yeni fırsatlar, genişletilmiş yetenekler ve gelişmiş iş birliği getireceğinden eminiz. FreshDirect üyelerini resmi olarak Getir topluluğuna davet etmekten mutluluk duyuyoruz!” şeklinde değerlendirmede bulundu.

Bu anlaşma, Getir’in küresel düzeydeki büyüme stratejisine ivme kazandırmayı amaçlıyor. FreshDirect’in güçlü piyasa konumu ve Getir’in teknoloji odaklı hizmet anlayışı, birleşerek online market sektöründe önemli bir aktörü daha ortaya çıkarıyor.

Çin, yerli çiplerle çalışan ExaFlop sınıfı süper bilgisayar duyurdu

0

Çin, süper bilgisayar teknolojisindeki liderliğini pekiştirmek üzere, Çin Ulusal Savunma Teknolojisi Üniversitesi tarafından geliştirilen yeni bir süper bilgisayar olan Tianhe Xingyi’yi duyurdu. Bu önemli adım, ülkenin yerli çiplerle donatılmış bir ExaFlop sınıfı süper bilgisayar ile dünya sahnesindeki etkisini artırmayı amaçlıyor.

Bu yeni nesil süper bilgisayarın öne çıkan özellikleri arasında, genel CPU hesaplama gücü, ağ yetenekleri, depolama kapasitesi ve uygulama hizmeti yetenekleri gibi birçok açıdan selefinin iki katı performans sunması yer alıyor. Çin, bu hamlesiyle sadece yerli çipleri kullanarak teknolojik bağımsızlığını vurguluyor, aynı zamanda süper bilgisayar teknolojisinin geldiği son noktada önemli bir rol üstleniyor.

ExaFlop

Tianhe Xingyi’nin teknik detayları ve performans rakamları şu anda gizemini koruyor, ancak The Next Platform’un raporları, bilgisayarın yerli çipleri olan MT3000’ü kullanarak exascale performansına ulaşabileceğini öne sürüyor. Bu, Çin’in, yüksek performanslı donanım alanında Amerikan ürünlerine erişim sınırlamalarıyla karşı karşıya kaldığı bir dönemde, yerli çipleriyle ne kadar ileri gidebileceğini gösteren önemli bir adımı temsil ediyor.

Çin, süper bilgisayar çalışmalarındaki son gelişmelerini genellikle gizli tutuyor ve performans verilerini paylaşmaktan kaçınıyor. Ancak, Tianhe Xingyi’nin çeşitli sektörlerde kullanılacak yüksek performanslı bilgi işlem uygulamalarını, yapay zeka model eğitimini ve büyük veri analizini destekleyeceği belirtiliyor. Bu da, sadece bilimsel araştırmalara değil, aynı zamanda endüstri ihtiyaçlarına da hizmet edebileceği anlamına geliyor.

Tianhe Xingyi’nin performansı henüz Top 500 listesinde yer almıyor ve Çin, Batı standartlarına uymak yerine, süper bilgisayarları için Gordon Bell ödülü başvurularına odaklanmayı tercih ediyor. Bu da, gelecekte bu bilgisayarın ödüllerle taçlandırılabileceği bir potansiyeli işaret ediyor.

Çin’in süper bilgisayar teknolojisinin bu yeni aşaması, yerli çiplerle donatılmış ExaFlop sınıfında bir bilgisayarın mümkün olduğunu göstererek, ülkenin teknolojik yeterlilik yolculuğunda önemli bir kilometre taşı olarak karşımıza çıkıyor.

Google, Android’e kimlik avı koruması eklemeye hazırlanıyor

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, kimlik avı saldırıları da giderek karmaşık hale geliyor. Google, Android işletim sistemine entegre edilecek yeni bir özellikle, kullanıcıları kimlik avı ve diğer aldatıcı davranışlardan korumak istiyor . Android 14 QPR2 Beta 2 sürümü incelemelerinde ortaya çıkan bu özellik, kullanıcıların güvenliğini artırmayı hedefliyor.

Ayarlar menüsünde bulunan “Güvenlik ve Gizlilik” bölümü altında yer alan “Daha Fazla Güvenlik ve Gizlilik” seçeneği altında gizli bir “Aldatıcı Uygulamalar İçin Tarama” sayfası dikkat çekiyor. Bu özellik etkinleştirildiğinde, uygulamaların kimlik avı veya diğer aldatıcı davranışlar açısından taranacağı belirtiliyor. Google, bu taramanın cihazda özel olarak gerçekleştiğini ve tespit edilen tehdit durumunda bilgilerin Google Play Protect’e gönderileceğini açıklıyor.

Google Android'

Aldatıcı uygulamaların tespiti konusundaki teknik ayrıntılar henüz net değil. Ancak Android 14 QPR2‘nin kaynak kodları, “ContentProtection” adlı yeni bir sistem hizmetinin, belirli aldatıcı davranış belirtileri için tarayıcı olabileceğini gösteriyor. Bu sistem, uygulamaların şifre veya kimlik bilgisi gibi hassas verileri talep etmeye çalıştığını algılamayı amaçlıyor.

Geliştirilen bu özellik, Google Play Protect tarafından daha önce eklenen gerçek zamanlı güvenlik özelliklerine katılarak Android kullanıcılarının güvenliğini artırmayı hedefliyor. Kötü amaçlı yazılımların hızla evrimleştiği bir dönemde, bu tür güvenlik önlemlerinin önem kazandığı unutulmamalıdır.

Bu yeni özellik, kullanıcıları kimlik avı saldırılarından koruyarak dijital güvenliği artırma potansiyeline sahiptir. Ancak, güvenliği artıran her özellik gibi, kullanıcıların bu özelliği bilinçli bir şekilde kullanmaları önemlidir. Android kullanıcıları, bu güvenlik özelliğinin etkinleştirilip edilmediğini düzenli olarak kontrol etmeli ve bilinmeyen kaynaklardan uygulama indirme konusunda dikkatli olmalıdır.

Apple Vision Pro, Ocak’ta piyasaya girebilir!

0

Bu aynı zamanda Apple için de büyük bir bahis; teknoloji devinin 1998’de Mac işini yeniden canlandırma arayışından bu yana belki de en büyük kumarı.

Söylentilere inanılacak olursa, Apple’ın ilk nesil Vision Pro kulaklıklarını piyasaya sürmesine bir aydan biraz daha uzun süre kalmış olabilir. Sektör tahmincisi ve güvenilir bilgiler sızdıran Bloomberg teknoloji gazetecisi Mark Gurman’a göre Apple, yılbaşından hemen sonra çalışanlarına Vision Pro’nun nasıl kullanılacağı konusunda eğitim verecek. Daha sonra da bu kişiler, kulaklıklar hakkında kulaklığın ulaştığı mağazalardaki çalışanlara eğitim verecek.

Bu haber eğer doğruysa şaşırtıcı değil. Apple her zaman Vision Pro‘nun 2024’te geleceğini söylerdi ve bu yıl gördüğümüz yavaş bilgi akışına ve uygulamalı deneyimlere dayanarak bunun gerçekleştiğini görüyoruz.

Apple’ın ilk VR/AR başlığı ne kadar etkileyici olsa da, Apple ürünündeki diğer ürünlerle benzerliği en iyi ihtimalle minimum düzeyde. Apple’ın ürünü satacak kişilere vermesi gereken eğitim, yalnızca Apple Vision Pro’nun neler yapabileceği hakkında değil, aynı zamanda maliyeti, gerekli özelleştirme ve hatta neden harici pil olduğu hakkında da olacaktır.

Başka hiçbir Apple ürünü lansmanında karşılaştırmalı engellerle karşılaşmadı.

Fiyat oldukça büyük bir engel

Apple’ın ürünlerinin genellikle rakiplerinden daha pahalı ama Vision Pro başka bir düzlemde.

3.499 ABD doları, neredeyse güçlü bir orta seviye M3 Pro MacBook Pro 14 inç ile eşdeğer; en pahalı ve en iyi iPhone’un iki katından fazla; güzel bir araba için yeterli peşinat.

Apple VR ve karma gerçeklik başlıklarının geliştirilen işlemci sayesinde herhangi bir ana cihaza ihtiyaç duymadan çalışabileceği belirtiliyor. Analistler, cihazların iCloud senkronizasyonu gibi işlemleri de gerçekleştirebileceğini tahmin ediyor.

Muhtemelen 2025’te piyasaya sürüleceği söylenen Vision Pro’nun çok daha ucuz versiyonları etrafında yeni bir heyecanın temelini oluşturulacak.

Uzamsal Hesaplama sorusu

Vision Pro ile Apple, “Uzaysal Bilgi İşlem” adını verdiği tamamen yeni bir dijital deneyim kategorisini tanıtmayı amaçlıyor.

Basitçe söylemek gerekirse bu, 3 boyutlu bir alanda bilgi işlem yapmak anlamına geliyor. Nesneler sadece yüzünüzün önünde 2 boyutlu bir ekranda bulunmuyor. Yakın, uzak ve her yerdeler. Bu, Apple’ın uygulama ortaklarının şu anda yeni öğrendiği bir geliştirme dili.

Tüketiciler için bu, yeni bir arayüz sınırı. Bu kafa karışıklığı, bilgisayar dünyasına başaşağı girmeye benzer bir şey olabilir; ancak tüm korkutucu unsurlar olmadan. Uygulamalı deneyimlerimde de belirttiğim gibi, Apple tüm bunları sezgisel hale getirme konusunda mükemmel bir iş çıkarıyor ancak açı eğik olsa bile öğrenme eğrisinden kaçış yok.

Apple yeni ürün form faktörlerini ve arayüz paradigmalarını tanıtmış olsa da hiçbir zaman Vision Pro kadar radikal bir şey sunmadı. Cebinizden çıkardığınız bir iPhone ile kafanıza taktığınız ve gözlerinizi kapatan bir kulaklık arasında dünyalar kadar fark var. Ne olursa olsun tüketiciler bilinmeyene giriyormuş gibi hissedecekler.

Pil ürün içerisinden çıkarıldı

Son olarak pil takımı var. Yakın geçmişte Apple, pil takımını kulaklığın dışına koymaya karar verdi. Görünüşte bu, bitmiş bir pil paketinden şarj edilmiş yeni bir pil takımına kolayca geçiş yapmanıza olanak tanıyor, ancak Vision Pro’nun birden fazla paketle birlikte gönderileceğine dair bir gösterge yok.

Bunun daha belirgin nedeni, Apple’ın giyilebilirliği ve konforu en üst düzeye çıkarmak için kulaklığın ağırlığını düşük tutmak istemesi. Yine de kulaklığı taktığınızda ve o küçük gümüş paket yanınızda kanepede durduğunda, onu tutmanız mı yoksa cebinize mi atmanız gerektiğini düşünürken bulabilirsiniz.

O metal levhadan kulaklığa kadar gidecek kablodan kaçış yok. Gerçekçi olmak gerekirse, çoğu kullanımınız oturarak gerçekleştirileceğinden belki de fark etmeyeceksiniz.

Yine de bir Apple ürününde harici pil desteğinin olması normal değil ve Apple’ın kolayca çözemeyeceği bir sorunun göstergesi.

Robotik bronkoskopi işlemi başarıyla tamamlandı!

0

Asya’da ilk robotik bronkoskopi işlemi tamamlandı. Noah Medical’in Galaxy Sistemi akciğer nodüllerini tanımlama ve biyopsi yapma sürecini otomatikleştiriyor.

Prosedürde, akciğer nodüllerinin tanımlanması ve biyopsi alınması sürecini otomatikleştirmek için Noah Medical tarafından tasarlanan Galaxy Sistemi kullanıldı. Başarılı ameliyat, Noah Medical’in robotik bronkoskopi sisteminin Asya’daki ilk klinik denemesinin başlangıcını işaret ediyor. Prosedüre katılan cerrahlardan biri olan Calvin Ng: “Asya’da bu heyecan verici yeni teknolojiyi deneyen ilk tesis olmaktan heyecan duyuyoruz. Galaksi Sistemi, robotik bronkoskopideki en yeni nesildir ve bunun Hong Kong’da ve nihayetinde daha geniş Asya bölgesinde kullanıldığını görmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz” dedi.

Robotik bronkoskopi ile yeni dönem

Galaxy sistemi doktorlarla işbirliği içinde tasarlandı. Özellikleri arasında güçlendirilmiş floroskopili tescilli entegre tomosentez (TiLT Teknolojisi), tek kullanımlık bir bronkoskop ve “çoğu bronkoskopi odasına kolay entegrasyon” sağlayan küçük, kompakt bir ayak izi yer alıyor. Noah Medical’e göre cihaz, klinik öncesi bir denemede lezyona doğru yüzde 100 başarılı bir navigasyon, yüzde 100 tanısal verim ve yüzde 95 lezyon içinde alet doğruluğunun yanı sıra yüzde 100 lezyon içinde alet doğruluğu ve yüzde 90-95 olduğunu gösterdi.

Devam eden Hong Kong denemesi için ilk hastalar kaydedildi ve deneme, sistemin TiLT Teknolojisinin etkinliğini, doğruluğunu ve genel teşhis verimini göstermek için kuruldu. Noah Medical’ın CEO’su Jian Zhang: “Dr. Ng, Dr. Lau ve Prince of Wales Hastanesi ekibini, ileri robotik akciğer teknolojilerini Asya’ya getirme konusundaki sürekli çabalarından dolayı tebrik ederizç Milyarlarca hastaya fayda sağlayacak olan akciğer kanserinin erken teşhis ve tedavisi fırsatını dünya çapında keşfetmenin heyecanını yaşıyoruz. Misyonumuz, Dr. Ng ve Dr. Lau gibi öncülerle birlikte, doktorların akciğer kanserini her zamankinden daha doğru ve verimli bir şekilde teşhis etmesine ve tedavi etmesine yardımcı olmak” dedi. Galaxy System, Mart ayında FDA onayı aldıktan sonra ABD’deki ilk bronkoskopisini Mayıs ayında tamamladı.

Fast food zinciri yapay zeka kullanacak

0

Wendy’s, arabaya sipariş alan yapay zeka destekli bir sohbet robotunun testini genişletiyor. Zincir, yaptığı açıklamada franchise sahiplerinin ürünü 2024 yılında test etme şansına sahip olacağını söyledi. Google Cloud’un yapay zeka yazılımı tarafından desteklenen araç şu anda Columbus, Ohio yakınlarındaki şirket tarafından işletilen dört restoranda aktif durumda. Yakında daha fazla lokasyonun kullanmaya başlaması planlanıyor. Wendy, mayıs ayında pilotu duyurdu ve fast-food restoranlarının yüksek işçilik maliyetleri ve arabaya servisin kalıcı popülaritesiyle mücadele ettiği bir dönemde yapay zeka yarışına katıldı. Wendy yaptığı açıklamada, yazılımın restoran personelinin müdahalesi olmadan siparişlerin ortalama yüzde 86’sını alabildiğini ve bu yılın başlarında belirtilen yüzde 85 hedefini aştığını söyledi.

Fast food zinciri yapay zeka için 2024’ü hedefliyor

Wendy’s, sistemin müşterilere gerçek zamanlı yanıtlar oluşturmak ve uyum sağlamak için üretken yapay zekayı kullandığını söyledi. Tek bir lokasyonda servis süreleri Columbus ortalamasından 22 saniye daha hızlıydı.

Chatbot, Wendy’nin arabaya servis kiosklarında sıraya giren müşterilerden sözlü sipariş alabilecek ve bunun uzun bekleme sürelerini azaltmaya yardımcı olacağı umudunu taşıyacak. Wendy, şirketin mevcut büyük dil modelinin (LLM) üzerine özel bir sohbet robotu oluşturmak için Google ile birlikte çalıştı. Şirket Google I/O etkinliğinde bununla ilgili güncellemeleri açıklayacak. Bunların hepsi Google’ın yapay zekaya yönelmesiyle birlikte gidiyor. Çünkü Bulut birimi, şirketlerin kendi verilerini temel alarak farklı amaçlar için kendi modellerini devreye alma fikrini satıyor.

Google’ın Wendy’s ile yaptığı çalışmanın bir kısmı, yapay zekanın Wendy’nin bazı dillerini tazelemesini sağlamak anlamına geliyor. Bir chatbot müşterinin siparişini alır almaz, aşçıların ekranında belirecek. Daha sonra bir işçi, diğer siparişlerde olduğu gibi, tamamlanan yemekleri teslim alma penceresinde müşterilere teslim edecek. Google Cloud CEO’su Thomas Kurian yaptığı açıklamada , arabaya serviste yapay zeka sohbet robotu kullanmanın bazı zorluklarını kabul ediyor. Botun, örneğin bir aracın arka koltuğundaki çocuklardan duyduğu sesleri görmezden gelmesi ve ayrıca bir siparişin ortasında fikrini değiştiren müşterilerle de ilgilenmesi gerekecek.

Google Chrome 121 Beta neler sunuyor?

0

Google’ın hızlı Chrome sürüm döngüsü, Chrome 120’nin geniş çapta kararlı bir şekilde kullanıma sunulmasıyla aynı hafta içinde şirketin beta kanalında yayınladığı Chrome 121 ile devam ediyor. Bu sürümle Google, yakında deneme olarak test edebileceğiniz bir dizi yapay zeka özelliğinin temelini atıyor. Ayrıca bazı yeni normal özellikler de mevcut.

Chrome 121, üretken yapay zeka özelliklerini masaüstünde test etmeye başlayacak. Google, yeni Ayarlar sayfasında kullanıma sunulacak olan Chrome 121 ile üretken yapay zeka özelliklerini test etmeye başlayacağını duyurdu. Google, tarayıcısının bu sürümüyle tam olarak hangi özelliklerin gelmesi gerektiğinden bahsetmedi, yalnızca “Gelecek kilometre taşlarında daha fazla ayrıntı paylaşılacak” dedi. İfadelere göre, bu aynı zamanda masaüstü bilgisayarlar için yeniden tasarladığınız Materyal’e çok benzer şekilde yavaş bir kullanıma sunulabilir gibi görünüyor. Özelliklerin en erken Chrome 121 ile kullanıma sunulması bekleniyor.

Google Chrome 121 Beta özellikleri

Bazı Chrome uzmanları sayesinde, ne tür özelliklerin yakında kullanıma sunulabileceğine dair zaten bir fikrimiz var. X’teki (eski adıyla Twitter) Leopeva64’e göre, söz konusu yeni ayarlar sayfası, yapay zeka destekli sekme organizasyonu, sizin için metinler üreten “Yazmama yardım et” ve ” yapay zeka ile temalar oluştur” gibi özellikleri açmanıza olanak tanıyacak. Bu seçenek muhtemelen Android 14’ün duvar kağıdı oluşturma yeteneklerine benzer olacak. Ancak şu anda araçlar kullanıma hazır değil. Bunların etkinleştirilmesini engelleyen sunucu tarafı bağımlılıkları var. Bu nedenle Google’ın bazı anahtarları çevirmesini beklememiz gerekiyor.

Android’de bir üçüncü taraf şifre yöneticisi kullandığınızda, Chrome’da bazen otomatik doldurma sorunu yaşanabiliyor. Bunun nedeni, tarayıcının kendi otomatik doldurma seçeneklerini sunması. Bu nedenle, iki farklı yöntemin bazen birbirini etkilemesi mümkün. Chrome 121, Chrome’un otomatik doldurma sistemini tamamen kapatmanıza olanak tanıyan bir seçenek üzerinde çalışıyor. Henüz testlerde bir gelişme görememiş olsak da, özelliğin lansmana tamamen hazır olması için halen biraz zamana ihtiyaç olabilir.

Chrome 121, masaüstünde daha iyi bir bellek tasarrufu üzerinde çalışıyor. Ayrıca Chrome 121, Android’deki web uygulamalarına yönelik geri yükleme seçenekleri üzerinde çalışıyor.

Amazon usulsüz iade dolandırıcılık çetesi REKK’e dava açtı!

0

ABD’li e-ticaret ve teknoloji devi Amazon’un Washington Batı Bölgesi Mahkemesi’ne yapığı dava başvurusu, REKK olarak bilinen uluslararası bir dolandırıcılık örgütünün 20 üyesini ve içeriden kötü niyetli kişiler olarak hareket eden yedi eski Amazon çalışanını hedef alıyor. İddiaya göre çevrimiçi forumlarda ve sosyal medyada Organize Perakende Suç (ORC) çetesi olarak faaliyet gösteren bu dolandırıcılık hizmeti sağlayıcısı, bir ücret karşılığında bireyler için yasadışı geri ödemeler sağlıyor.

Dava başvurusunda detaylandırılan plana göre örneğin bir iPad veya MacBook gibi bir ürünü ücretsiz edinme peşinde koşan kişiler, önce Amazon üzerinden bir ürün siparişi veriyor ve ardından aldatıcı bir iade ödemesi almak için REKK’e genellikle ürünün maliyetinin bir yüzdesi (örneğin %10’u) kadar bir ücret ödüyor. Amazon’un çevrimiçi perakende platformu üzerinden bir sipariş vermiş gibi gözüken sahte müşteriler bu siparişin detaylarını REKK’e bildiriyor. REKK daha sonra, Amazon’un destek temsilcilerini sosyal mühendislik taktiklerini kullanarak aldatıyor, Amazon sistemlerine yetkisiz erişim sağlıyor ve/veya Amazon çalışanlarına rüşvet verme yoluyla manipüle ederek para iadesi talebinde bulunuyorlar. Başarılı bir iade ödemesi alınınca da sözde ‘müşteriler’ REKK’e komisyonu ödüyor. Siparişi verilen ürün ise “sözde müşteride” kalıyor.

İade dolandırıcılığı ciddi bir pazara dönüşmüş durumda

Bir iade dolandırıcılığı çetesi olarak REKK, hileli iade hizmetleri sunan ve oldukça büyük olduğu tahmin edilen bir yeraltı endüstrisindeki oyunculardan birisi. Kasım 2019’da REKK çeşitli perakendecilerden (örneğin LuLu Lemon, bol., Samsung, ASOS, Nike ve Home Depot) 100.000’den fazla siparişi, yalnızca Amazon ile sınırlı olmamak üzere dünya çapında 30.000’den fazla müşteriye hileli bir şekilde iade ettiğini açıklamıştı.

REKK’in üyeleri Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Avrupa’daki Amazon çevrimiçi pazarlarını hedef almakta ve hizmetlerini tanıtmak ve Amazon’dan gayrimeşru geri ödemeler isteyen bireylerle iletişim kurmak için “@refundingclub”, “@rekks”, “@rekksupport” ve “@rekkvouches” gibi çeşitli Telegram hesaplarını kullanmakta. Ayrıca bu çetenin üyeleri Nulled (“rekk” kullanıcı adını kullanarak), Reddit (“rekksalt” kullanıcı adı altında ve “r/REKKRefundService” alt dizininde faaliyet göstermektedir) ve Discord (“rekk#5319” kullanıcı adıyla) gibi platformlarda hizmetlerini tanıtmakta ve para iadesi arayan kişilerle iletişim kurmaktadırlar.

Özellikle, grubun ana Telegram kanalı @refundingclub’ın 5 Aralık’ta 35.000’den fazla abonesi vardı ve dolandırıcılık olarak kabul edilen iade hizmetlerinin açıkça reklamını yapmaktaydılar. Amazon siber suçlar avukatı Jamie Wendell konuyla ilgili olarak LinkedIn bildiriminde “Yalnızca Kasım ayında Amazon, üç kıtadaki kolluk kuvvetlerinin birden fazla iade grubuna karşı harekete geçmesini destekleyerek milyonlarca dolarlık dolandırıcılıktan sorumlu kuruluşların tutuklanmasını ve çökertilmesini sağladı” diyor ve ekliyor: “Yasadışı geri ödeme hizmetlerinin kullanıcıları bunun kurbansız bir suç olmadığını ve bu faaliyetin gerçek sonuçları olduğunu bilmelidir. Amazon olarak ORC’nin kötü niyetli aktörlerini takip ederek bu tür planları durdurma kararlılığımızı sürdürüyoruz.”

Refund-as-a-Service olarak bilinen iade dolandırıcılığı operasyonu, hizmetlerinin işe yaradığının kanıtı olarak yasadışı Amazon iadelerinin ekran görüntülerini Telegram kanallarında sık sık paylaşıyor. Sadece geçen yıl Amazon, dolandırıcılık uygulamalarını caydırmak için faaliyetleri manuel olarak incelemekle görevli müfettişler ve perakende platformlarında hırsızlık, dolandırıcılık ve kötüye kullanımla mücadele etmek için 15.000 kişiyi aşan bir işgücü istihdam ederek sahteciliği önlemek için en az 1,2 milyar dolar harcadığını söylüyor.

Şirket, dolandırıcılık faaliyetlerini tespit ettikten sonra, bunu durdurmak için müşterileri uyarmak, hesapları sonlandırmak ve geri ödeme dolandırıcılığına karışan kişilerin yeni hesaplar oluşturmasını engellemek gibi çeşitli önlemler aldığını söylüyor.

Garanti BBVA, ATM’lerinde güneş enerjisine geçti

Türkiye’nin önde gelen bankalarından Garanti BBVA, sürdürülebilirlik alanındaki çabalarını artırarak Pendik Kampüs ve Güneşli Hizmet Binası ile ATM’lerinde güneş enerjisi üretimine geçti. Bankanın açıklamasına göre, Pendik Kampüs ve Güneşli Hizmet Binası çatılarına kurulan güneş enerjisi panelleri ile birlikte ATM’lerde de güneş enerjisi üretimi sağlanacak.

Pendik Kampüs ve Güneşli Hizmet Binası’na kurulan güneş enerjisi santrali projesinin kurulu gücü yaklaşık 300 kW olup, yıllık üretim kapasitesi 350 MWh olarak planlanmaktadır. Ayrıca, bu yılbaşından itibaren ATM çatılarına yerleştirilen 81 güneş enerjisi paneli ile enerji üretimine başlanmıştır.

Pendik Kampüs’ün GES kurulu gücü 103 kW, yıllık üretim kapasitesi 122 MWh; Güneşli Hizmet Binası’nın kurulu gücü ise 193 kW, yıllık üretim kapasitesi ise 228 MWh olarak belirlenmiştir. Bu projenin hayata geçirilmesiyle yıllık 1 milyon TL tasarruf sağlanması ve 160 ton karbon emisyonunun engellenmesi hedeflenmektedir, ki bu miktar, doğada yaklaşık 9.884 ağacın azaltabileceği sera gazı miktarına denk gelmekte.

Garanti BBVA, güneş enerjisi panel kurulumları ile bir ATM’nin aylık enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 40-50 (aylık ortalama 150 KWh) tüketimini güneş enerjisinden karşılayacak. ATM kurulumları ve kabin değişimlerine ait yapılan üretimin yılsonunda yaklaşık 60 bin KWh’a ulaşması planlanmaktadır. Bu enerji üretimiyle de doğada 1800 ağacın azaltabileceği sera gazı miktarına denk gelen, 30 tona yakın karbon emisyonunun engellenmesi hedeflenmekte.

Bu adım, Garanti BBVA’nın sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda attığı önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Banka, çevre dostu uygulamalarıyla enerji tasarrufu sağlayarak hem çevreye duyarlılığını artırıyor hem de toplumsal sorumluluğunu yerine getiriyor.

İnovasyonun yeni yüzü Dell Technologies Forum 2023’te konuşuldu!

Dell Technologies Forum teknoloji liderleri ve meraklıları için en son trendleri ve yenilikleri bir araya getirdi. Bu yılki forum, yapay zeka, Nesnelerin İnterneti (IoT), bulut bilişim, siber güvenlik gibi birçok alanda en güncel teknoloji çözümleri ve geleceğin teknolojilerine dair derinlemesine bilgiler sunarak katılımcıların ilgisini çekti. Teknik oturumlar ve Dell Technologies uzmanlarıyla yapılan etkileşimler, katılımcılara kendi deneyimlerini genişletme fırsatı verdi.

Dell Technologies Forum

Techinside olarak Dell Technologies Forum’u yerinde izledik ve yorumladık. Dell’den çok önemli yöneticilerle gerçekleştirdiğimiz röportajlar, videomuzda!

Türkiye’nin dijital dönüşümüne katkı

Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü Işıl Hasdemir, Türkiye’nin dijital dönüşümündeki rolünün altını çizerek, “Dell olarak, inovasyon ve işbirliği ile Türkiye’nin dijital dönüşümüne katkıda bulunmaktayız. Teknolojinin herkes için daha iyi bir gelecek yaratma gücüne inanıyoruz ve Forum, bu vizyonu destekleyen bir platform olarak önem taşıyor,” dedi.

Etkinlik, dijital dönüşüm yolculuklarında kurumlara rehberlik edecek çeşitli atölye çalışmaları, oturumlar ve paneller ile zenginleştirildi. Açılış oturumunda Dell Technologies’in üst düzey yöneticileri ve farklı sektörlerden gelen uzmanlar, katılımcılarla bir araya gelerek bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Bu etkileşimler, Türkiye’nin iş ve teknoloji dünyasında yeni ufuklar açılmasına olanak sağladı. 

Yeni saldırı yöntemi: “Yapay zekâ”yı “yapay zekâ”ya kırdırmak!

Yapay zekâ güvenlik riskleri denince çoğu kişinin aklına dünyayı ele geçirmeye çalışan robotlar, insanın zararlı bir tür olduğuna kanaat getiren gelişmiş yapay zekâ uygulamaları ve neticesinde nükleer felaketin yaşandığı kıyamet senaryoları geliyor. Oysa durum çok daha farklı, zira çok tartışılan yapay genel zekâ ve OpenAI’ın sözüm ona gizli “Q-star” projesi olmadan da günümüzde yapay zekâ uygulamalarını siber dolandırıcılık başta olmak üzere pek çok kötü amaçlı uygulama ve servis için kullanmak pekala mümkün.

Büyük dil modellerinin (LLM) endüstride ve kuruluşlar arasında hızla artan kullanımıyla birlikte, araştırmacılar da LLM’lerin güvenilirliğini, daha doğrusu belirli şekillerde yönlendirildiklerinde zararlı ve önyargılı içerik üretmeye yatkınlıklarını da test etmeye başladılar. Robust Intelligence ve Yale Üniversitesi’ndeki araştırmacıların bu konudaki son çalışması ise ChatGPT gibi mimarisi, veri kümeleri, eğitim metodolojileri ve diğer ayrıntıları kamuya açık olmayan “kara kutu” LLM’lerin bile yaratıcıları tarafından konulan sınırlardan kaçmasını ve zehirli içerik üretmesini sağlamanın mümkün olduğunu ortaya koydu

Araştırmacıların TAP (Tree of Attacks with Pruning- Budamalı Saldırı Ağacı) olarak adlandırdıkları yeni yöntem, temel olarak hizalanmamış bir LLM’yi kullanarak başka bir hizalanmış LLM’yi kırmayı ya da başka bir deyişle hızlı ve yüksek bir başarı oranıyla LLM için konulmuş sınırlandırmaları aşmasını sağlıyor. ChatGPT ve diğer yapay zekâ sohbet robotlarının arkasındaki gibi hizalanmış bir LLM, zarar verme potansiyelini en aza indirmek için açıkça tasarlanmıştır ve örneğin normalde bir bombanın nasıl inşa edileceğine dair bir bilgi talebine yanıt vermez. Hizalanmamış bir LLM ise doğruluk için optimize edilmiştir ve genellikle bu tür kısıtlamalara sahip değildir veya kısıtlamaları çok daha azdır.

TAP ile araştırmacılar, hizalanmamış bir LLM’nin hizalanmış bir hedef LLM’yi potansiyel olarak zararlı bir konuda nasıl uyarabileceğini ve ardından orijinal uyarıyı iyileştirmeye devam etmek için yanıtını nasıl kullanabileceklerini gösterdiler. Süreç temelde, oluşturulan istemlerden biri hedef LLM’yi jailbreak yöntemiyle kırıp istenen bilgiyi kusmasını sağlayana kadar devam ediyor. Araştırmacılar, en son hizalanmış LLM’leri bile jailbreak etmek için küçük LLM’leri kullanabildiklerini keşfettiler.

Araştırmacılar, “Ampirik değerlendirmelerde, TAP’ın yalnızca az sayıda sorgu kullanarak sorguların %80’inden fazlası için en gelişmiş LLM’leri (GPT4 ve GPT4-Turbo dahil) jailbreak yapan istemler ürettiğini gözlemledik” diye yazdı. “Bu durum, jailbreak üretmek için önceki son teknoloji kara kutu yöntemini önemli ölçüde geliştiriyor.”

Yani özetle, örneğin bir mail dolandırıcılığı yapmak istediğinizde “üzgünüm size yardımcı olamıyorum” diyen ChatGPT ve benzerleri, doğru soruyu sormayı başarırsanız size anında yardım sağlayabiliyor. Araştırmacılar ise geliştirdikleri yöntemle işte bu doğru soru ve yönlendirmeyi yine yapay zekâ sayesinde otomatikleştirebiliyor. Araştırmacılara göre üretken yapay zekâ uygulamaları kodlama konusunda da uzmanlaşmaya başladığı için bu yöntem sayesinde basit dolandırıcılık çabalarından sofistike siber saldırılara dek pek çok alanda yapay zekâdan destek almak mümkün.

Yapay zekâ güvenliği mercek altında

Yeni araştırma, son aylarda LLM’lerin eğitim verilerini ve hassas bilgileri doğru komutla ifşa etmek gibi istenmeyen davranışlara nasıl ikna edilebileceğini gösteren ve sayısı giderek artan çalışmaların sonuncusu. Araştırmaların bir kısmı, LLM’lerle doğrudan etkileşime geçerek potansiyel olarak zararlı veya istenmeyen bilgileri ortaya çıkarmalarını sağlamaya odaklanmıştır. Diğer çalışmalar ise modelin bir kullanıcı girdisine yanıt verirken ürettiği verilerdeki metin, ses ve görüntü örnekleri incelenerek bu verilerde gizlenmiş dolaylı istemler aracılığıyla hedef bir LLM’den aynı davranışı nasıl ortaya çıkarabileceğini incelemektedir.

Bir modelin amaçlanan davranıştan sapmasını sağlamak için kullanılan bu tür ipucu enjeksiyon yöntemleri, en azından bir dereceye kadar manuel etkileşime dayanmaktadır ve uyarıların ürettiği çıktılar genellikle anlamsız olmuştur. Yeni TAP araştırması, bu saldırıların tamamen otomatik ve daha güvenilir bir şekilde nasıl uygulanabileceğini gösteren daha önceki çalışmaların geliştirilmiş hali olması açısından dikkat çekici.

Ekim ayında Pennsylvania Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, başka bir LLM kullanarak bir LLM’yi jailbreak etmek için geliştirdikleri yeni bir algoritmanın ayrıntılarını yayınladılar. Prompt Automatic Iterative Refinement (PAIR) adı verilen algoritma, bir LLM’nin diğerini jailbreak etmesini içeriyordu. Araştırmacılar, “Yüksek düzeyde PAIR, saldırgan ve hedef olarak adlandırdığımız iki kara kutu LLM’yi birbiriyle karşı karşıya getiriyor; saldırgan model, hedef modeli kıracak aday istemleri yaratıcı bir şekilde keşfetmek üzere programlanıyor” dedi. Araştırmacılara göre PAIR, yapılan testlerde sadece 20 sorguda “semantik olarak anlamlı” ya da insan tarafından yorumlanabilir jailbreak’leri tetikleyebildi. Araştırmacılar bunu önceki jailbreak tekniklerine göre 10.000 katlık bir gelişme olarak tanımladılar.

LLM modellerini kırmak 1 dakikadan kısa sürüyor

Robust Intelligence ve Yale’deki araştırmacıların geliştirdiği yeni TAP yöntemi, araştırmacıların “düşünce ağacı” adını verdikleri muhakeme sürecini kullanması bakımından farklı bir yaklaşıma sahip.  Araştırmacılar, “Geliştirdiğimiz yöntemin en önemli kısmı, TAP yönteminin hedefe istemleri göndermeden önce bunları değerlendirmesi ve jailbreak ile sonuçlanma olasılığı düşük olanları budaması” diyor ve ekliyor: “Düşünce ağacı muhakemesini kullanmak, TAP’ın geniş bir istem arama uzayında gezinmesini sağlar ve budama, hedefe gönderilen toplam sorgu sayısını azaltır.” Araştırmacılar bu sayede bir yapay zekâ modeli kullanarak diğer bir yapay zekâ modelini kırmanın 1 dakikadan kısa sürdüğünü söylüyor.

Elon Musk’ın yapay zekâ girişimi xAI tarafından piyasaya sunulan Grok, kısa bir süre önce adım adım uyuşturucu nasıl yapılır tarifi vermişti. Araştırmacılar benzer şeyleri ChatGPT dahil neredeyse tüm üretken yapay zekâ uygulamalarına yaptırmanın son derece kolay olduğunu ifade ediyorlar.

Türkiye’nin ilk online şantiye yönetimi çözümü

PirCloud Online Proje-Şantiye ve İşletme Yönetim Platformu, proje ve şantiye sahalarını şirket merkezine bağlayarak dijital bir süreç bütünlüğü sağlıyor. Logo Yazılım’ın onaylı ekosistem çözümleri ailesine katılan PirCloud, bulut tabanlı yapısı sayesinde işletmelere maliyet ve zaman avantajı sağlıyor.

Logo Yazılım, onaylı ekosistem çözümlerine PirCloud Online Proje-Şantiye ve İşletme Yönetim Platformunu ekledi. Türkiye’nin ilk online proje-şantiye çözümü PirCloud, inşaat sektörünün yanı sıra proje ve şantiyelerdeki tüm iş alanlarında kullanılabiliyor. Yap-sat ve taahhüt alanında çalışan ana müteahhit, onlara bağlı çalışan elektrik, mekanik, peyzaj, izolasyon, mobilya gibi tüm alt taşeron firmaların yanı sıra; rüzgâr ve güneş enerjisi projeleri yapan firmalar da PirCloud platformundan yararlanabiliyor. Ayrıca temizlik, güvenlik, danışmanlık, ajans, müşavirlik gibi proje bazlı çalışan hizmet sektöründeki firmalar da süreçlerini PirCloud ile kolaylaştırabiliyor.

Logo Yazılım Türkiye Genel Müdürü Akın Sertcan
Logo Yazılım Türkiye Genel Müdürü Akın Sertcan

Onaylı ekosistem çözümleri ailesine Türkiye’nin ilk online şantiye yönetimi çözümü PirCloud’u eklemekten dolayı duydukları memnuniyeti ifade eden Logo Yazılım Türkiye Genel Müdürü Akın Sertcan, “Her sektörden müşterilerimizin ihtiyaçları için Logo Yazılım onaylı ekosistem çözümleri ailesini genişletmeyi sürdürüyoruz. Bulut tabanlı altyapısı sayesinde her zaman ve her yerden ulaşılabilen PirCloud, ek lisans ve bakım bedelleri olmadan avantajlı bir kullanım sağlıyor. Logo ERP çözümleriyle entegre olarak çalışan platform, tüm proje paydaşlarının dijital ortamda hizalanmasını sağlıyor. İnşaat, enerji, üretim ve hizmet gibi temel sektörlerde proje-şantiye yönetiminde kayıp ve hataları kontrol altına alarak verimliliği artırıyor” ifadelerini kullandı.

Proje-şantiye yönetimi için tam entegrasyon

PirCloud, “Ticari Yönetim” ve “Proje-Şantiye Yönetimi” olmak üzere iki konsepti birleştirerek temel çözüm paketi ile sunuluyor. Merkez ve sahaları güçlü bir şekilde bağlıyor. Standart paketin Ticari Yönetim kısmı, ERP ile tam entegre çalışıyor. Ayrıca, uçtan uca 360 derece proje-şantiye yönetimi için uygun fonksiyonları sağlayan ek paketlerle de geliştirilebiliyor.

Şirket, şantiye, satın alma ve satışların cep telefonundan yönetilebildiği PirCloud üzerinden, dashboard ekranında tüm projeler listeleniyor. Her proje TL, USD, EUR, GBP olmak üzere dört farklı para biriminde finansal olarak saniyeler içinde gösteriliyor. Proje özetinde günlük planlanan ve gerçekleşen gelir ve giderler hesaplanıyor ve gelir gider kontrolü kolaylaşıyor.

Anlık proje ve iş yönetimi avantajı

PirCloud, tüm özelliklerinin yanı sıra bir iş ve proje yönetim platformu olarak tüm işletme ve proje paydaşlarıyla dijital ortamda online çalışmaya imkân veriyor. Müşteriler, tedarikçiler ve taşeronlar ile onların çalışanları, mali müşavir, bankalar, hatta sigorta şirketleri ile entegre çalışabilen platform, paydaş entegrasyonu ile giderek büyüyen bir proje-şantiye yönetim ekosistemine dönüşüyor.

Dört temel sektör olan inşaat, enerji, üretim ve hizmet sektörlerinin proje-şantiye yönetiminde kayıp, hata ve tüm maliyet unsurları PirCloud üzerinde kategorilendirilebiliyor. Anlık proje ve iş yönetimi olanağı sağlayan PirCloud, bütün çıktıları anlık ve doğru olarak sunuyor, planlamayı, bütçelemeyi ve kontrolü kolaylaştırarak hız ve zaman kazandırıyor. Gerekli bilgileri proje bittikten sonra değil aylık, haftalık, günlük ve anlık görmeye imkân veriyor.

Mistral AI, 415 milyon dolarlık finansman turunu tamamladı!

Mistral AI, 385 milyon Euro topladı; Bloomberg‘e göre şirketin değeri yaklaşık 2 milyar dolar. Ayrıca şirket, bugün ticari platformunu da açıyor.

Bir hatırlatma olarak, Mistral AI; OpenAI’e Avrupalı ​​bir rakip oluşturmak için altı aydan kısa bir süre önce 112 milyon dolarlık bir tohum turu geçirdi. Google’ın DeepMind ve Meta çalışanları tarafından ortaklaşa kurulan şirket, açık teknoloji bakış açısına sahip temel modeller üzerinde çalışıyor.

Andreessen Horowitz (a16z), Lightspeed Venture Partners’ın AI şirketine bir kez daha yatırım yapmasıyla son finansman turuna liderlik ediyor. Salesforce, BNP Paribas, CMA-CGM, General Catalyst, Elad Gil ve Conviction gibi uzun bir yatırımcı listesi de tura katılıyor.

Kurucu ve CEO Arthur Mensch bir açıklamasında, “Mayıs ayında Mistral AI’nın yaratılmasından bu yana net bir yol izliyoruz: Teknolojiye açık, sorumlu ve merkezi olmayan bir yaklaşıma dayanan, üretken yapay zeka konusunda küresel bir uzmanlığa sahip bir Avrupa şampiyonu yaratmak.” dedi.

Eylül ayında şirket, Mistral 7B adlı ilk modelini piyasaya sürdü. Bu büyük dil modeli, yaklaşık 7 milyar parametreden oluşan “küçük” bir veri kümesi üzerinde eğitildiğinden GPT-4 veya Claude 2 ile doğrudan rekabet etmesi gibi bir hedef söz konusu değil.

Şirket, Mistral 7B modeline API’ler aracılığıyla erişim açmak yerine, geliştiricilerin kendi cihazlarında ve sunucularında çalıştırabilmesi için onu ücretsiz olarak indirilebilir hale getirdi.

Model, atıf dışında kullanım veya çoğaltma konusunda herhangi bir kısıtlamaya sahip olmayan açık kaynaklı bir lisans olan Apache 2.0 lisansı altında piyasaya sürüldü. Ayrıca, herkes tarafından çalıştırılabilse de kapalı kapılar ardında özel bir veri seti ve açıklanmayan ağırlıklarla geliştirildi.

AB’deki yapay zeka düzenlemelerini de etkiledi

Mistral AI, AB’nin Yapay Zeka Yasası etrafındaki tartışmaların şekillenmesinde de önemli bir rol oynadı. Fransız yapay zeka girişimi, temel modellerin tamamen muaf tutulması için lobi faaliyetleri yürütüyor ve düzenlemenin, son kullanıcılar tarafından doğrudan kullanılan ürünler üzerinde çalışan şirketler ve kullanım durumları için geçerli olması gerektiğini söylüyor.

AB milletvekilleri yalnızca birkaç gün önce siyasi bir anlaşmaya vardılar. Temel modeller üzerinde çalışan şirketler bazı şeffaflık gereksinimleriyle karşı karşıya kalacak ve veri kümelerindeki teknik belgeleri ve özetleri paylaşmak zorunda kalacak.

Mistral AI’in en iyi modeline artık yalnızca bir API aracılığıyla erişilebiliyor

Şirket hâlâ temel modellerinden para kazanmayı planlıyor. Bu nedenle Mistral AI bugün geliştirici platformunu beta olarak açıyor. Bu platform sayesinde diğer şirketler Mistral AI modellerini API’ler aracılığıyla kullanmak için ödeme yapabilecek.

Geliştiriciler, Mistral 7B modeline ek olarak yeni Mixtral 8x7B modeline de erişebilecek. Bu model, giriş belirteçlerini işlemek ve yanıt vermek için en uygun parametre grubunu seçmek için “bir yönlendirici ağı” kullanıyor.

Şirket, konuyla bağlantılı olarak bir blog yazısında “Bu teknik, maliyet ve gecikmeyi kontrol ederken modelin parametre sayısını artırır çünkü model, token başına toplam parametre kümesinin yalnızca bir kısmını kullanıyor. Somut olarak, Mixtral’ın toplam 45B parametresi var; ancak token başına yalnızca 12B parametre kullanıyor. Bu nedenle, 12B modeliyle aynı hızda ve aynı maliyetle girdiyi işliyor ve çıktı üretiyor.” diye yazdı.

Mixtral 8x7B ayrıca Apache 2.0 lisansı altında piyasaya sürüldü ve ücretsiz olarak indirilebiliyor. Mistral’ın geliştirici platformunda üçüncü bir model olan Mistral-medium mevcut. 

Mistral AI’in diğer modellerinden daha iyi performans gösterdiği iddia ediliyor ve yalnızca ücretli API platformu aracılığıyla edinilebiliyor; indirme bağlantısı mevcut değil.

Rekabet Kurumu’ndan Meta’ya soruşturma

0

Facebook adıyla sosyal medya dünyasının yapıtaşı haline gelen Meta, 2023 yılında Twitter(X) ile rekabete girmek için Threads platformunu kullanıcılarının beğenisine sundu. İlk döneminde büyük bir ilgiyle karşılaşan platformla ilgili Meta’nın koyduğu bazı kurallar tartışmalara neden olmuştu.

Rekabet Kurumu, Threads ile Instagram’ı bağlaması nedeniyle Meta’ya dava açtı

Meta, Threads’ı ilk günden itibaren Instagram’ın “Yazışma bölümü” olarak tanıttı. Çıkış tarihi Twitter’ın çalkantılı dönemine denk gelince büyük bir ilgi gördü. Ancak Meta, Threads platformunun Instagram’ın bir parçası olduğunu adeta dayatması, Rekabet Kurumu’nun gözünden kaçmadı.

Yapılan açıklama şu şekilde;

Meta Platforms, Inc.in, kullanıma yeni sunmuş olduğu Threads isimli uygulamayı, Instagram uygulaması ile bağlamak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiği iddiasına yönelik yürütülen önaraştırma Rekabet Kurulunca karara bağlandı.

Önaraştırmada elde edilen bilgi, belge ve yapılan tespitleri 23.11.2023 tarihli toplantısında müzakere eden Rekabet Kurulu, bulguları ciddi ve yeterli bularak; Meta Platforms Inc. hakkında soruşturma açılmasına, 23-54/1031-M sayı ile karar vermiştir.

Toyota, elektrikli araçlara manuel vites getiriyor

Dünyanın önde gelen otomobil üreticilerinden biri olan Toyota, elektrikli araç segmentinde bir devrim yapmaya hazırlanıyor. Otomotiv endüstrisinde manuel vitesin yerini otomatik şanzımanın almasıyla birlikte, Toyota, geleneksel sürüş keyfini arayan sürücülerin taleplerine cevap vermek amacıyla elektrikli araçlarına manuel vites eklemeye kararlı.

Toyota‘nın bu yöndeki adımları, aldığı yeni bir patenti duyurarak gözler önüne serildi. Şirketin geliştirdiği sanal manuel şanzıman, elektrikli araçlarda manuel vites deneyimini simüle ederek sürücülere daha fazla kontrol ve özgürlük sunmayı hedefliyor.

Yapılan patent başvurusuna göre, sanal manuel şanzıman sadece altı vitese sınırlı olmayacak; aksine, sürücülerin tercihlerine göre çeşitli tork modelleri arasından seçim yapabilecekleri bir sistem sunacak. Bu yenilikçi teknoloji, sürücülere 14 farklı vites seçeneği sunarak sürüş deneyimini özelleştirmelerine olanak tanıyacak.

Toyota, bu teknolojiyi geçtiğimiz yıl tanıttığı yeni Lexus UX 300e modelinde test etmeye başladı. Deneyimleyenler, sanal manuel vites sisteminin gerçek bir manuel şanzımanın hissini benzer şekilde aktardığını ve sürücülere araçlarını daha kişiselleştirebilmeleri için geniş bir kontrol yelpazesi sunduğunu belirtiyor.

Toyota

Sanal manuel vites teknolojisinin 2026’dan önce ticari olarak kullanıma sunulması beklenmiyor, ancak Toyota mühendisleri, sistemin aracın performansını dengeli bir şekilde simüle ettiğini ve sürücülere manuel vites deneyimini yaşatmanın ötesine geçen bir özgürlük sağladığını vurguluyor.

Toyota‘nın bu adımı, otomotiv dünyasında manuel vitesin özlemini çeken sürücülere hitap ederken, elektrikli araç teknolojisinin sınırlarını genişletme çabasını da yansıtıyor.

One UI 6.1: Samsung’dan devasa güncelleme

Güncel teknoloji dünyasında adından sıkça söz ettiren Samsung, akıllı telefonları için geliştirdiği güncellemelerle kullanıcı deneyimini bir üst seviyeye taşımaya devam ediyor. Şirket, One UI 6.0 ve Android 14 güncellemeleriyle mevcut telefonlarına yenilikler getirirken, bir yandan da One UI 6.1 güncellemesi üzerinde çalışıyor. Peki, One UI 6.1 güncellemesi ile neler değişecek?

Yapılan sızıntılara göre, One UI 6.1 güncellemesi kullanıcılara bir dizi yenilik sunacak. Yapay zeka özellikleriyle güçlendirilen duvar kağıdı oluşturucusu, kullanıcıların adı ve arka plan detayları gibi girdilere dayanarak özelleştirilmiş duvar kağıtları oluşturmasına imkan tanıyacak. Kilit ekranı da portre ve hava durumu efektleri ekleyerek daha estetik bir görünüm kazanacak.

Fotoğraf düzenleme konusunda ise sürükleyici bir deneyim vaat eden One UI 6.1, yapay zeka destekli bir fotoğraf düzenleyici içerecek. Kullanıcılar, basit sürükle-bırak hareketleriyle nesnelerin yerini değiştirebilecek ve görüntüleri genişletebilecek. Bu özellik, fotoğraf düzenleme konusunda yeni bir boyut açabilir.

Samsung Notes uygulaması da güncelleme ile önemli bir iyileştirme alıyor. Uzun metinleri maddelere dönüştürebilen ve el yazısı notlarını otomatik olarak biçimlendirebilen bir özetleme özelliği ekleniyor.

Sesli aramalarda önemli bir gelişme ise Voice Focus özelliği ile karşımıza çıkıyor. Bu özellik, görüşmeler sırasında konuşmaları canlı olarak bir dilden diğerine çevirebilecek. Yüksek sesli ortamlarda izolasyon sağlama yeteneği, kullanıcıların iletişim deneyimini artıracak.

Pil performansıyla ilgili getirilen yeni Pil Koruma özelliği ise pilin %80’e kadar şarj edilmesini sağlayarak enerji yönetimine daha fazla esneklik katıyor.

One UI 6.1 güncellemesiyle Samsung, kullanıcılarına daha kişiselleştirilmiş ve gelişmiş bir deneyim sunmayı hedefliyor. Galaxy S24 ile birlikte piyasaya sürülmesi beklenen bu güncelleme, teknoloji tutkunlarının merakla beklediği bir dönemeç olabilir.

İGA İstanbul Havalimanı, 2050 yılına kadar tamamen net sıfır olacak!

FutureFlow.Life haberine göre, İGA İstanbul Havalimanı, 2050 yılına kadar tamamen net sıfır olmayı hedefliyor. Bu hedef doğrultusunda çalışmalarına devam eden havaliamanı, ACI EUROPE tarafından, iklim değişikliğiyle mücadele ve karbon ayak izi azaltımı konularında, havalimanlarında gereken yöntem ve standartların belirlendiği “Havalimanı Karbon Akreditasyonu” programında, 4. seviye olan “Dönüşüm” seviyesine ulaştı.

4. seviye; kurumun karbon yönetiminin, “IPCC 1,5°C 2050 Net Zero” hedefleri doğrultusunda küresel iklim hedefleriyle uyumlu hâle gelindiğini ve operasyonların mutlak emisyon azaltımları göz önünde bulundurularak yönetildiğini ifade ediyor. Bu programdaki en yüksek aşama ise 5. seviye.

Haberin detayları için: FutureFlow.Life

Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin ilk ünitesi için işletmeye alma izni verildi!

0

Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK), Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) inşaat projesini yürüten AKKUYU NÜKLEER A.Ş’ye ilk güç ünitesini devreye almak için gerekli olan “İşletmeye Alma İznini” verdi.

Süreç, AKKUYU NÜKLEER A.Ş’nin birinci güç ünitesinin devreye alma aşamasına başlamaya hazır olduğunu teyit eden kapsamlı belgeleri NDK’ya sunmasıyla başladı. İzin için gereken başvuru belgelerinin ilki 17 Mart 2023 tarihinde, ikincisi ise 24 Ağustos 2023 tarihinde NDK’ya sunuldu.NDK Kurulu, başvuru belgelerinin ayrıntılı şekilde incelenmesinin ardından Akkuyu NGS’nin 1’inci ünitesinin işletime alınması için gerekli iznin verilmesini onayladı. Verilen bu izin, NGS inşaatının son aşaması olan ve santralin güvenli bir şekilde işletilmesine temel teşkil eden başlatma, ayarlama ve çalıştırma süreçlerine geçilmesini mümkün kılıyor.

Akkuyu Nükleer Güç Santrali

Bir sonraki aşama ise birinci güç ünitesinin işletilmesi için gerekli lisansın alınmasına yönelik çalışmaların yapılması olacak. Bu lisans, nükleer yakıtın reaktöre yüklenmesini ve devreye alma öncesi kontrol işlemlerine başlanmasını sağlayacak. AKKUYU NÜKLEER A.Ş. uzmanları lisans başvurusu için teknik belgeleri hazırlamayı sürdürüyor.
AKKUYU NÜKLEER A.Ş Genel Müdürü Anastasia Zoteeva, Türkiye’nin ilk nükleer güç santralinin devreye alınmasına ilişkin önemli bir aşama olan işletmeye alma izninin verilmesi konusunda şunları söyledi: “Lisanslama bir nükleer güç santrali için son derece önemli bir süreçtir. Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali Akkuyu NGS için alınan her lisans Türkiye’de ilktir. Nükleer Düzenleme Kurumu’nun Akkuyu NGS’nin ilk ünitesinin işletime alınması için izin verme kararı, Türk mevzuatının ve NGS inşasına yönelik uluslararası standartların tüm gerekliliklerini yerine getirdiğimizi ve ilerlemeye hazır olduğumuzu teyit etmektedir. Başvuru belgelerini hazırlayan uzmanlarımıza, başvurunun incelenmesine katılan NDK uzmanlarına ve tabii ki ilk ünitenin zamanında işletime alınmaya hazır olmasını sağlayan inşaatçılara ve montajcılara teşekkür etmek istiyorum. Akkuyu NGS’nin ilk ünitesinin devreye alınmasına izin verilmesiyle projenin gelişiminde yeni, önemli ve daha da sorumluluk gerektiren bir aşamaya giriyoruz.”