Çatışma bölgesi Ukrayna’yı HermeticWiper da vurdu

0
Ukrayna’daki çatışmalarla ilgili olarak sınır güvenliğinin yanısıra siber güvenlik ile ilgili gelişmeler de yakından izleniyor. ABD merkezli şirketlerin yatırımcı raporlarında da işaret eden siber saldırılar siber güvenlik şirketlerinin raporlarına da yansıyor. Uygulama biçimi ise çok enteresan . Gerçek savaşta baraj ateşinin ardınndan özel birliklerin nokta hedefleri vurmasına benzer biçimde DDoS saldırılarının ardından bilgi silen HermeticWiper zararlı yazılımı da Ukrayna’yı vurdu. Siber güvenlik şirketi ESET’in verilerine göre, Ukrayna’daki yüzlerce bilgisayar, DDoS saldırıları dalgasının bir dizi Ukrayna web sitesini çökertmesinden sadece birkaç saat sonra risk altına girdi. ESET Araştırma Birimi, Ukrayna’daki bir dizi kuruluşun, HermeticWiper adlı veri silen yeni zararlı yazılımın rol aldığı bir siber saldırıyla karşı karşıya kaldığını bildirdi. ESET verilerine göre, bu kuruluşlar ağlarındaki yüzlerce bilgisayarın etkilendiğini tespit etti. Saldırı, bir dizi dağıtılmış hizmet reddi (DDoS) saldırısının ülkedeki birçok önemli web sitesini çevrimdışı duruma getirmesinden sadece birkaç saat sonra gerçekleşti. ESET ürünleri tarafından Win32/KillDisk.NCV olarak tespit edilen veri silici, ilk önce 23 Şubat çarşamba günü yerel saatle 17.00’dan (Türkiye saatiyle 18.00) hemen önce tespit edildi. Bu arada veri silicinin zaman damgası, 28 Aralık 2021’de derlendiğini gösteriyor ve bu da saldırının üzerinde bir süredir çalışılıyor olabileceğini düşündürüyor. HermeticWiper, popüler disk yönetim yazılımının meşru sürücülerini kötüye kullandı. ESET araştırmacıları, ”Silici, verileri bozmak için yasal EaseUS Partition Master yazılımının sürücülerini istismar ediyor” değerlendirmesini yaptı. Saldırganlar, Kıbrıs merkezli Hermetica Digital Ltd. adlı bir şirkete verilen gerçek bir kod imzalama sertifikası kullandılar. Bu yüzden silicinin adı bu oldu. Ayrıca, en az bir olayda, tehdit aktörlerinin kötü amaçlı yazılımları çalıştırmadan önce bir kurbanın ağına erişebildikleri görülüyor. Çarşamba günü erken saatlerde, haftalardır ülkeyi hedef alan yeni bir DDoS saldırısı dalgasında bir dizi Ukraynalı web sitesi çevrimdışı duruma getirilmişti. Ocak ayının ortasında, başka bir veri silici Ukrayna’yı taradı. WhisperGate olarak adlandırılan silici, fidye yazılımı olarak maskelendi.

Akıllı ve yaşanır şehirler için Sürdürülebilir Mobilite İnisiyatifi

Türkiye’nin kent ulaşım sistemlerinin geleceğini  tasarlamak hedefiyle yola çıkan Sürdürülebilir Mobilite İnisiyatifi, ilk işbirliğini Özyeğin Üniversitesi ile gerçekleştirdi. Kentleşme ve ulaşımın çevresel, ekonomik ve sosyal etkilerine dijitalleşme ekseninde çözüm bulmak amacıyla; Renault Group desteğiyle hayata geçen Sürdürülebilir Mobilite İnisiyatifi (SMİ), ulaşım sistemlerinin yeni düzene daha iyi entegrasyonuna katkı sağlamak ve inovatif çözümler geliştirmek amacıyla yola çıktı. Sürdürülebilir Mobilite İnisiyatifi (SMİ), kentleşme ve ulaşımı tüm bileşenleriyle inceleyen inisiyatif, megakentlerdeki trafik yoğunluğu, enerji tüketimi, hava kalitesi ve sosyokültürel etkilere odaklanıyor. SMİ, kentsel ulaşımın ancak farklı disiplinlerin bir araya gelmesiyle çözümlenebileceği yaklaşımıyla iş dünyası, girişimci ekosistemi, sivil toplumu ve akademisyenlerle birlikte dijital çözümler arıyor. Doğu: Yaşam kalitesini artırmayı hedefliyoruz Denizcilikle ilgili olduğu için şu anda yaşanan çevre problemlerini çok önce fark etmesinin mümkün olduğunu belirten SMİ Sözcüsü ve Renault Group Türkiye CEO’su Hakan Doğu, “Kentleşmenin artmasıyla yaşam kalitesini arttırmak için sürdürülebilir, akıllı ve yenilikçi bir ulaşım planlama yaklaşımına ihtiyaç duyuyoruz. Bunu ancak ortak akıl çözüm getirebilir ve geleceğin mobilitesini tasarlayabiliriz. Bu nedenle, geleceğin ulaşım çözümlerini tasarlayacak bir bağımsız düşünce kuruluşu olarak yola çıktık” diyor Ulusal ve uluslararası paydaşların katılımıyla Swissotel’de gerçekleşen etkinlikte AB Türkiye Delegasyonu Ulaştırma Sektörü Yöneticisi Dr. Göktuğ Kaya ve akıllı şehir planlamacılığı alanından dünyanın önde gelen mimarlarından Sotiris Tsoulos konuşmacı olarak yer aldı. Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Esra Gençtürk, “Paydaşlarımızla birlikte imza attığımız tüm çalışmalarımızda önceliğimiz, sürdürülebilir bir dünyada insana yakışır bir yaşam şekline çok disiplinli bilimsel katkıda bulunmak ve veri ile beslenen etkisi yüksek çözümler üretebilmek.  Özyeğin Üniversitesi’nin benimsemiş olduğu bu özgün yaklaşımın en güncel örneği de geleceğin ulaşım çözümlerimi tasarlamak üzere yola çıkmış olan SMI ile iş birliğimiz. Bu işbirliği çerçevesinde mobilite sorunlarına veri güdümlü çözümler üretmek amacı ile araştırma projesi fonlayan kuruluşlara başvurularda bulunarak (AB, TÜBİTAK gibi) ortak, örgün ve sürekli eğitimler gerçekleştirmeyi, ortak veri ambarını geliştirmeyi ve sürdürülebilir çözümler sunacak girişimcilere teknik destek olmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. SMİ’nin odaklanmasının en çarpıcı boyutlarından birini, startup’lara odaklanması oluşturuyor. Modelin startup bacağında Özyeğin Üniversitesi, kuluçka merkezi ile önemli bir yer tutuyor. SMİ’nin modeli startup’ları destekliyor Buradaki startup modeli, SMİ ve ekosisteminin  ürettiği bilgiler ve fikirlerle start-up’ların desteklenmesine, startup’ların geliştirecekleri özgün ürünler ve uygulamalarla ulaşımın geleceğine çözüm önermeye ve bunu karar vericilere sunmaya dayanıyor. Yenilikçi ulaşım çözümleri için çalışan start-up ekosisteminin yatırımcılarla finanse edilmesine uygun ortam sağlamak ve üniversite öğrencilerinin bu perspektifte geleceğe hazırlanmalarını sağlamak, bu iş modelinin önemli hedefleri olarak ifade ediliyor.

Blokzincir altyapısı, dış ticaret süreçlerini hızlandırıyor

İthalat ve ihracatta belgelerin blokzincir ağı ile kayıt altına alınmasıyla dış ticaret süreçlerini hızlandırmak üzere VakıfBank, STM, Doğuş Otomotiv, Doğuş Teknoloji ve Ünsped Gümrük Müşavirliği tarafından hayata geçirilen Türk Ticaret Zinciri Projesi’nde ilk fazın sonuna gelindi. VakıfBank’ın katkıda bulunduğu bu proje ile birlikte dış ticarette dijitalleşme sürecinin önemli adımlarından biri atıldı. Günümüzün popüler çalışmalarından blokzincir teknolojisinin, dış ticaret süreçlerini hızlandırmak ve maliyetleri düşürmek amacıyla kullanıldığı Türk Ticaret Zinciri Projesi’nde önemli bir aşama geride bırakıldı. 2021 yılında VakıfBank’ın yanı sıra Savunma Teknolojileri Mühendislik (STM), Doğuş Otomotiv, Doğuş Teknoloji ve Ünsped Gümrük Müşavirliği’nin katılımıyla başlayan projenin ilk fazı başarıyla tamamlandı.

313 belgenin iş akışı ve paydaş analizi tamamlandı

Şu ana kadar proje kapsamında ithalat ve ihracat süreçlerinde önceliğe sahip 313 belgenin iş akışları ve paydaşları tek tek çıkarıldı ve analiz çalışması yapıldı. İlk fazda nakit yönetimi ödemelerinden sonra oluşan “vergi ödemesi” ve “Gümrük Vergi Tahsil Alındısı” (GVTA) belgesi test verileriyle blokzincir ağına yazıldı. Böylece her bir paydaşın, ilgili belgeyi kendi yetkileri doğrultusunda görüntülemesi sağlandı. Proje ile dış ticaret süreçlerinin akıllı sözleşmeler yoluyla hızlandırılması, şifreleme ve dağıtık defterler yoluyla veri güvenliği ve takibinin güçlendirilmesi, paydaşlar arasında iş birliğinin artırılması ve tekrar eden veri paylaşımının ortadan kaldırılması hedefleniyor. Bir sonraki fazda dış ticaretteki farklı belgelerin sisteme alınması planlanmaktadır.

VakıfBank projede önemli bir rol üstlendi

Dijital bankacılıktaki yetkinliği ile VakıfBank, dış ticarete güven, hız ve kolaylık getirecek en güncel teknolojileri ürün ve hizmete dönüştürme konusunda öncü bir rol üstlenen bu çok paydaşlı projenin yürütülmesinde önemli bir rol üstlendi. Müşterilerinin yoğun olarak kullandığı Online Vergi Tahsilat (API), Gümkart, SMS Gümrük hizmetleriyle dış ticaret ve nakit yönetimi süreçlerinde birçok ilke imza atan VakıfBank, blokzincir teknolojisi ile hizmet kanallarını daha da çeşitlendirmeyi amaçlıyor. Türk Ticaret Zinciri projesi, çok paydaşlı ve çok aşamalı bir veri paylaşımına dayanan dış ticarette tüm süreçlerin dijitalleşmesi yolunda önemli bir adım olarak dikkat çekiyor. Platforma ithalatçı ve ihracatçı firmalardan antrepo işletmelerine dış ticaretin tüm aktörlerinin dahil edilmesiyle birlikte gerçek etkinin yaratılması bekleniyor. Blokzincir teknolojisinin, birçok belge üretimine gerek duyulan dış ticaret sürecinde paydaşlar arasındaki iletişim trafiğini azaltacağı, veri paylaşımını daha şeffaf, izlenebilir, doğrulanabilir ve kontrol edilebilir hale getireceği öngörülüyor.

ClickMeLive, 4,4 milyon dolar yatırım aldı

0
Geçen yılın haziran ayında kurulan ve Türkiye’de canlı yayın esnasında alışveriş imkânı sunan video alışveriş platformu ClickMeLive, henüz ilk yılını geride bırakmadan 2021 yılının en büyük tohum yatırımlarından birine imza attığını duyurdu. SGN Family Office, Yıldız Ventures’ın yanı sıra Codeway Studios Kurucusu Anıl Şimşek, Platform XIT Kurucuları Deniz Güven ve Tarkan Ersubaşı, Dr. Nuri Demirdöven ve Çetin Amato’nun aralarında bulunduğu yatırımcılardan 4,4 milyon dolar tohum yatırımı alan ClickMeLive, aldığı bu yatırımla uygulamayı geliştirmeyi ve yeni nesil alışverişin DNA’sını çözerek Türkiye’de büyümeyi; orta vadede  ise Avrupa ve ABD’ye eş zamanlı açılmayı hedefliyor.  ÇİN’DE PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ YARIM TRİLYON DOLARA KOŞUYOR Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan ClickMeLive CEO’su Kurt Onur, kullanıcılara yeni bir alışveriş deneyimi sunan uygulamanın e-ticaret dünyasının yeni trendi olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi; “Pandemiyle birlikte dijital dönüşüm hızlanırken, tüketici beklentileri de ciddi ölçüde değişti. Özellikle Z kuşağının video içerik destekli alışveriş tecrübesiyle bu yöndeki talepleri giderek artarken, dünya genelinde Asya başta olmak üzere pek çok ülkede online alışveriş deneyimini eğlenceli videolarla destekleyen ve böylelikle eğlenceyi anında satın alma ile harmanlayan uygulamalara yatırımlar artıyor. Yapılan araştırmalara göre canlı yayın üzerinden online alışveriş pazarının değeri Çin’de 2017-2020 yılları arasında ciddi bir artış gösterdi ve söz konusu dönemde yıllık bileşik büyüme oranı (CAGR) 4 kat arttı. Çin’de 2017 yılında 3 milyar dolar olan pazar büyüklüğünün 2020 yılında 171 milyar dolara ulaştığı tahmin edilirken, pazarın değerinin 2022 yılında 423 milyar dolara ulaşması bekleniyor.”   ÜRÜNÜN SATIŞA DÖNÜŞME ORANI YÜZDE 1’DEN YÜZDE 20’LERE ÇIKIYOR Araştırma şirketi McKinsey’nin yaptığı analize göre Çin’deki büyüme ve ABD pazarındaki hareketlilik referans alındığında kullanıcıların video izlerken alışveriş yapmasına olanak sağlamanın yanında canlı sohbet ve yenilikçi etkileşim özellikleriyle izleyicinin katılımını da destekleyen video alışveriş uygulamaları üzerinden satışların 2026 yılına kadar tüm e-ticaretin yüzde 10 ila 20’sini oluşturabileceğine dikkat çeken Kurt Onur; “Standart e-ticaret sitelerinde görüntülenen bir ürünün satışa dönüşme oranı yüzde 1 ila 1,5 arasındayken, video alışveriş uygulamalarında izlenen bir ürünün satışa dönüşme oranı yüzde 20 seviyelerine kadar çıkabiliyor. Tüm bu araştırmalar, oranlar ve sayılar kullanıcılarına değer yaratma noktasında markalara yeni bir kanal sunan video alışveriş trendinin potansiyelini gözler önüne seriyor.” dedi.  “TÜRKİYE’DE ve YURT DIŞINDA BÜYÜMEYİ HEDEFLİYORUZ” ClickMeLive olarak kendilerinin de bu yeni nesil alışveriş deneyiminin Türkiye’deki öncülerinden olduklarını vurgulayan Kurt Onur, sözlerine şöyle devam etti; “2021 yılının Haziran ayından bu yana canlı yayınlar, kısa videolar, hikayeler ve reklam filmleriyle iş ortaklarımızın ürünlerini doğrudan satmasına aracılık ediyoruz. Kullanıcı sayımız hızla artmaya devam ederken, Türkiye’nin değerli markalarından da yoğun ilgi görüyoruz. Henüz ilk yılımızı geride bırakmadan Türkiye girişimcilik ekosisteminin öncü kurumlarından ve deneyimli yatırımcılarından aldığımız yatırım için mutluyuz ve gururluyuz. Aldığımız bu yatırımla uygulamamızı daha da geliştirip, yeni nesil alışverişin DNA’sını çözmenin yanı sıra önce Türkiye’de büyümeyi ve orta vadede Avrupa ve ABD’ye açılmayı hedefliyoruz. Orta ve uzun vadede hedefimiz Türkiye’de pazar payımızı yüzde 20’ye taşımak.”

Perakendeciler mağaza içi daha iyi bağlantıya ihtiyaç duyuyor

0
Incisiv tarafından yayınlanan ve Verizon tarafından finanse edilen yeni bir araştırma, perakendecilerin mağaza içi ağ tıkanıklığını azaltmanın ve hem müşteriler hem de çalışanlar arasında hızla artan mobil cihaz kullanımını desteklemenin yollarını bulmakta zorlandıklarını ortaya koydu. Incisiv’in 2022 Bağlantılı Perakende Deneyimi Araştırması, bakkal ve genel mal perakendecilerinin yalnızca yüzde 22’sinin müşterilere ve çalışanlara sunulan dijital bağlantıdan memnun olduğunu buldu. Bu sayı, özel ve büyük mağazalar için yüzde 55’e kadar yükseldi. Ancak bu, mağaza içi bağlantıların mevcudiyeti ve güvenilirliği ile ilgili sorunlarla mücadelenin neredeyse yarısını bıraktı. Anket, perakendecilerin yüzde 93’ünün 2025’in başında mağazalarında toplam (müşteri ve çalışan) mobil cihaz kullanımında artış beklediğini, yüzde 83’ünün ise önümüzdeki 12-24 ay içinde durumun daha da acil hale geleceğini keşfetti. Perakendecilerin artan ağ oluşturma taleplerinin büyük ölçüde envanter yönetimi gibi mağaza içi süreçler tarafından yönlendirilmesi bekleniyor. Katılımcılar, Incisiv’e bağlı teknolojiye dayanan ilişkili, otomatik görevlerin yüzdesinin, üç yıldan kısa bir süre içinde şu anda yüzde 19’dan yüzde 62’ye, 2025 yılına kadar üç katına çıkacağını söyledi.

Mobil bankacılıkta truva atı tehlikesi büyüyor

0
Dijital yaşamlarımız yalnızca masaüstü bilgisayarlar yerine daha çok telefonlara odaklanmaya başladığından, birçok kötü amaçlı yazılım geliştiricisi, odaklarının bir kısmını mobil tehditler oluşturmaya kaydırdı. Araştırmacılar, yalnızca bir yıl içinde neredeyse 100 bin yeni mobil bankacılık Truva atı türü buldu. Kimlik avı ve şüpheli yazılımların indirilmesi ve yürütülmesi dahil olmak üzere geleneksel bulaşma yollarının çoğu hala kullanılabilir durumda. Ancak siber saldırganların, telefon sahiplerini güvenilir görünen yazılımları indirmeye çekmek için Google Play dahil olmak üzere resmi uygulama mağazalarına sızdıkları da biliniyor. Bu teknik genellikle Uzaktan Erişim Truva Atlarının (RAT’ler) dağıtımıyla ilişkilendiriliyor. Google, kötü amaçlı uygulamaların mağazasında barındırılmasını önlemek için güvenlik engelleri korurken, bu denetimleri sessizce atlatmanın yöntemleri vardır. Örneğin 2021’de Malwarebytes, Google Play’de 10 milyondan fazla etkin yüklemeye sahip kullanışlı bir barkod tarayıcı olarak gizlenmiş bir uygulama buldu. Uygulama yasal yazılım olarak gönderilirken, büyük bir kullanıcı tabanı biriktirdikten sonra yazılıma bir güncelleme yapıldı ve uygulamayı agresif bir reklam yazılımı sıkıntısına dönüştürdü. Kaspersky tarafından yayınlanan yeni araştırmaya göre, 2021 yılında 17 bin 372 yeni mobil fidye yazılımı Truva atı ve toplam 3 milyon 464 bin 756 kötü amaçlı kurulum paketinin yanı sıra 97 bin 661 yeni mobil bankacılık Truva atı çeşidi tespit edildi.

Türkiye’nin enerji kaynağı güneş ve rüzgar olacak

0
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) öngörülerine göre, Türkiye’de 2021-2026 döneminde devreye girecek yenilenebilir enerji kapasitesinin yaklaşık yüzde 80’ini güneş ve rüzgar oluşturacak. Türkiye’de 2021-2026 döneminde devreye giren yenilenebilir enerji kapasitesinin ise bugünkü seviyesine göre 26 Gigavat (GW) artışla yüzde 53 oranında büyüme göstermesi bekleniyor. Tahminler, hidroelektrik yatırımlarındaki büyümenin ise yavaşlayacağı yönünde oluştu. Rüzgar enerjisinde ise 2022-2024 döneminde beklenen yavaşlamanın ardından yeniden toparlanma öngörülüyor. Böylelikle Türkiye, Paris Anlaşması hedeflerine güneşte 7, rüzgarda ise 4 yıl erken ulaşmış olacak. Ayrıca rapora göre yenilenebilir enerji kapasitesi artışında Türkiye Avrupa’da beşinci, dünyada ise on ikinci olacak. Bu büyüme, bugünkü seviyeye göre ise yüzde 53’lük büyüme anlamına geliyor.

2025 güneş yılı olacak

0
Rethink Energy, önümüzdeki iki yıl içinde devreye girecek yeni polisilikon üretim kapasitesinde bir artış olacağını ve 2025 yılına kadar bir güneş paneli bolluğuna yol açacağını tahmin ediyor. Güneş panellerinin üretim kapasitesinin 2030 yılına kadar yılda 1.000 GW’ı aşması bekleniyor. 2025, üreticilerin pazara daha fazla arz getirmesi nedeniyle büyük elektrikli araç alımı için de öngörülen yıl. Rethink Energy ile güneş enerjisi analisti Andries Wantenaar: “Polisilikon kıtlığı, 250 GW polisilikon güneş enerjisinin devreye alınacağı 2023 yılının ortalarına kadar dünya çapındaki güneş enerjisi kurulumlarını sınırlamaya devam edecek. Polisilikon fiyatının 2020’nin rekor düşük seviyesine dönmesi en az beş yıl alacak, ancak daha sonra daha da düşecek” diyor. Rapora göre, yeni üretime neredeyse sıfır yatırım yapıldığından, birçok şirketi işsiz bırakan pandemiden önceki yıllarda düşük maliyetli Çin üretimi ana nedenlerden biri olarak gösteriliyor. 2020’de sokağa çıkma kısıtlamaları talebi bastırırken, polisilikon fiyatlarının pandemi sırasında kilogram başına 6 dolarla rekor düşük seviyelere ulaşmasıyla endüstrinin karı sıfıra düştü. Rethink Energy, polisilikon fiyatlarındaki toparlanma ve sektöre geri dönen karlılık ile fabrikaların güneş enerjisi modüllerinin üretimini artıracağını ve 2023 yılına kadar piyasaya daha fazla arz geleceğini belirtiyor.

Yeni yatırım alan Glocalzone, Latin Amerika’ya açılıyor

0
420 bin euro yatırım aldığı açıklanan Glocalzone, yeni yatırımla global pazara açılmaya hazırlanıyor. Pandemide büyümeyi sürdürdüklerini söyleyen Glocalzone CEO’su Doğan Turan, globalleşmeye Latin Amerika’dan başlayacaklarını belirtiyor. Turan, modellerini dünyanın farklı ülkelerinde test ve ıspat etmeye odaklanacaklarını ifade etti. Tüm dünyayı etkisi altına alan pandemiye rağmen tüm ana metriklerinde minimum yüzde 300 büyüyen Glocalzone, tüm dünyada uluslararası alışverişin en temel pazaryerlerinden biri olmayı amaçlıyor.  Glocalzone, seyahat eden insanların seyahatleri esnasında ek gelir elde ederek masraflarını azaltmalarına ve sonraki seyahatleri için ek bütçe oluşturmalarına olanak sağlıyor. Glocalzone, Koray Gültekin Bahar, Ahmed Faruk Karslı, Erman Turan, İlker Diker, Uğur Şeker, Bülent Tekmen, Kerem Seçkin, Angel Effect ve Angel Effect üye ağında yer alan bireysel yatırımcılar Gülin Ölçer, Muhammet Kaya isimlerinin de yer aldığı köprü turunda yatırım aldı. Yatırımcılar arasında yer alan Koray Gültekin Bahar “Bireysel olarak da kullanıcısı olduğum Glocalzone’a global yolculuğuna ilk adım olan bu turunda da hem bireysel hem de yönetim kurulunda yer aldığım Angel Effect olarak yatırım sağladık. Hem fikre, hem girişimceye olan inancımız ile globalde ilerlemelerini izleyecek olmak bizi çok heyecanlandırıyor” diyor.

L’Oréal, kalıcı güzelliğin kısa videosunun peşinde

0
Güzellik arayışı kalıcı güzelliğe odaklanırken L’Oréal Grup, bu yıl 30’uncusunu düzenlediği global inovasyon yarışması Brandstorm’da bir dakikalık videoların peşine düştü. Yarışmacı öğrenci ve genç profesyoneller; kuracakları üç kişilik ekiple, kapsayıcılık, sürdürülebilirlik ve teknoloji görevlerinden birini seçerek üç slayt ve 1 dakikalık video hazırlayacak. Başvuruları 25 Mart’a kadar sürecek yarışmanın Türkiye finallerini kazanan ekip L’Oréal Türkiye’de staj yapma fırsatı elde edecek ve uluslararası arenada rakipleriyle yarışacak. Global arenada kazanan adaylarsa, Paris’teki L’Oréal Grup merkez ofisinde projelerini geliştirebilecekleri bir girişimcilik deneyimi yaşayacak. Kendisini, dünyanın lider tekno-güzellik şirketi olarak tanımlayan L’Oréal Grup’un, kapsayıcı güzelliği güçlendirici ürün ve hizmetler hayal eden; sürdürülebilir güzelliğin bir sonraki boyutunu keşfetmek isteyen; teknolojiyle desteklenen kişiselleştirme ve deneyimlerle güzellikte devrim yapmak isteyen katılımcıları bulmaya çalışan L’Oréal’in sosyal medyada hakim hale gelen bir dakikalık videolara yönelmesi, tekno-güzelliğin bir sonraki adımında teknolojinin etkisinin artacağına işaret ediyor. Salesforce’un verdiği destek ise, istenen insan kaynaklarını net tanımlama ve arama sürecini bir adım ileri götürmenin yolunu gösteriyor.

GittiGidiyor’un pazarlama otomasyonuna MarTech ödülü

GittiGidiyor, Akıllı Pazarlama Otomasyon Projesi ile MarTech Awards’ta En İyi Pazarlama Otomasyonu Teknolojisi ödülünün sahibi oldu. Alışveriş yolculuğunda en yüksek faydayı sağlamayı hedefleyen teknoloji, kullanıcıların alışveriş davranışlarına dair verilerini kullanarak kişiye özel gerçek zamanlı iletişim yapabilmeyi sağlıyor. GittiGidiyor’un “Akıllı Pazarlama Otomasyon Projesi”, kullanıcıların site üzerindeki alışveriş, ziyaret, sepet, favoriye ekleme ve yorum yapma gibi davranış ve etkileşim verilerini detaylı analiz ederek, gerçek zamanlı iletişim yapılabilmesine olanak sağlıyor. Bu sayede kullanıcılara ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda bir alışveriş deneyimi sunulurken, iş süreçlerinde de verimlilik artıyor. “GittiGidiyor’da yaptığımız her işte kullanıcılarımızı işimizin merkezinde tutuyor ve onlarla olan bağımızı daha da güçlendirmeye odaklanıyoruz. Akıllı Pazarlama Otomasyon Projesiy’le de kişiye özel bir alışveriş deneyimi sunuyor, alışveriş süreçlerinde kolaylık sağlıyoruz” diyen GittiGidiyor CMO’su Feyza Dereli Fedar, projenin yeniklikçi kampanyalar tasarlamalarına yardımcı olduğunu belirtiyor.  

Güvenli internet kullanımı için yapılması gerekenler!

0
Hayatımızı kolaylaştıran internet, pek çok güvenlik riskini de beraberinde getiriyor. Bu nedenle doğru ve dikkatli olunmadığı sürece, siber tehlikeleri de içerisinde barındırıyor. Güvenilir olmayan internet altyapısı, siber saldırılara çok müsait. Maddi ve manevi büyük kayıplara sebep olabilen siber saldırılar, milyonlarca insanı tehdit ediyor. Alınacak basit önlemler sayesinde güvenli bir şekilde interneti kullanmak mümkün. İşte uygulayabileceğiniz bazı yöntemler.

İnternet güvenliği nasıl sağlanır?

  • VPN kullanın
VPN, güvenli bir internet deneyimi için en çok ihtiyaç duyulan şeylerin başında gelmektedir. Bu alandaki öncü şirketlerden biri olan ExpressVPN’in açıklamasına göre, kişilerin internet trafiklerini korumaları ve kimliklerini çevrimiçi ortamda gizlemeleri için en kolay ve en etkili yoldur. VPN temel olarak bilgisayarın fiziksel olarak bulunduğu yerden karşıdaki ağa şifreli bir tünel oluşturuyor. Expressvpn Şifreli olduğu için de dışarıdan görüntülenemiyor. Cihaza özelleşmiş bir ağ sürücüsü kuran VPN hizmeti ayrıca karşıdaki ağdan cihaza bir IP numarası atıyor. Böylece uygulamalara ve yerel adreslere erişim sağlanıyor. Bu sayede internette karşınıza çıkabilecek tehlikeler ve bilgisayarınızdaki kişisel bilgiler arasında bir katman daha beliriyor. VPN servisine ihtiyaç duyan kullanıcılar için birçok farklı seçenek bulunuyor. Web’de anonim olarak gezinmek özellikle gizliliğin korunması açısından oldukça önemli. Kimi zaman bazı sosyal medya platformları ülkemizde erişime kapatılabiliyor. Bu aşamada, platformlara ulaşmak için VPN programlarına ihtiyaç ortaya çıkıyor.
  • Şifre belirlerken dikkat edin
İnternet üzerinden eriştiğimiz tüm hesaplar, belirli bir şifre ile korunuyor. Söz konusu hesapların çokluğu bizi bu konuda tembel davranmaya itebiliyor. Bu şifrelerin doğru bir şekilde oluşturulması ve birbiriyle benzerlik içermemesi gerekiyor. Kullanıcıların kısa ve çabuk bulunabilir sayı veya harf dizileri kullanmama konusunda dikkatli olmaları gerekiyor. Belli bir uzunlukta karakter içeren isim, yaş, doğum tarihi gibi tahmin edilebilir öğelere sahip olmayan şifreler, güvende olmanıza yardımcı oluyor. expressvpn
  • Parola yöneticisi kullanın
Hesap şifre ve parolalarınızı hatırlamakta sorun yaşıyorsanız, parola yöneticilerinden yararlanabilirsiniz. Parola yöneticileri ile güçlü parolalar oluşturabilirsiniz. Kredi kartı şifrelerinizi, güvenlik sorularını parola yöneticisinde saklayabilirsiniz. 1Password ve LastPass gibi parola yöneticileri, parolalarınızı açık bir şekilde parola gözükmeden paylaşmanızı sağlar. Parola yöneticileri, sahte web sitelere giriş yapmanızı ekler. Web site domaininde sizin fark edemeyeceğiniz tek karakterlik farkı, parola yöneticisi algılar ve giriş yapmanızı engeller.
  • İnternete eriştiğiniz cihazların yazılımlarını güncel tutun
Güvenli internet deneyimi için olmazsa olmazlardan biri de güncel yazılım kullanmaktır. Ne yazık ki, Android, iOS ve Windows gibi işletim sistemleri zaman içerisinde sahip olduğu güvenlik açıkları ile gündeme geliyor. Şirketler yayınladıkları güncellemeler ile kullanıcılarının bu açıklar nedeniyle zarar görmesini engelliyor. Bu nedenle güncellemeleri kapamak ya da artık desteklenmeyen sürümleri kullanmak, siz ve kişisel bilgileriniz için bir tehdit oluşturuyor. 2017 yılında yüzbinlerce bilgisayarı etkileyen Wannacry fidye yazılımı saldırısı, Windows’un yayınladığı güncellemeyi alamayan binlerce bilgisayarı etkilemiştir. Oysa ki, Windows, bu saldırıya karşı aylar öncesinden güncelleme yayınlayarak güvenlik açıklığını kapatmayı hedeflemiştir. Lisanssız ürünler kullanmanız durumunda da siber tehditlere maruz kalabilirsiniz. Lisansa sahip olmayan veya ‘’crackli’’ diye tabir ettiğimiz yazılım ve uygulamalar, güncelleme almadığı için her zaman güvenlik açıklarına sahiptir. Bu yazılım ve uygulamaları kullanarak kolaylıkla siber saldırıların hedefi olabilirsiniz.
  • İki aşamalı kimlik doğrulama kullanın 
İki aşamalı kimlik doğrulama aslında oldukça basit bir güvenlik önlemidir. Bu özellik, hesabınızın çalınması durumunda hesabınızı kurtarmada size büyük oranda yardımcı olacaktır. Gerektirdiği fiziksel erişilebilirlik nedeniyle, hesaplarınızın güvende olması için oldukça kritik bir öneme sahip. Bu özelliği kullandığınız zaman, biri hesaplarınıza girmek istediğinde genellikle cep telefonunuza gelen bir koda sahip olması gerekir. Söz konusu durum, sizi yüzde 100 korumasa da bilgisayar korsanlarının işini önemli ölçüde zorlaştırır.
  • Authenticator uygulamalardan yararlanın
Authenticator (doğrulama) uygulamaları, iki aşamalı kimlik doğrulamadan daha güvenli bir seçenek olarak kabul edilir. Google Authenticator, Microsoft Authenticator veya Okta gibi üçüncü parti uygulamalar üzerinden telefonunuz üzerinde anlık alacağınız kod sayesinde hesaplarınıza girişte kimlik doğrulamayı daha güvenli hale getirebilirsiniz. Authenticator uygulamalar, hesap parolanıza sahip olan bir kişinin hesabınıza girmeye çalışması sonucunda size uyarı verir. Bilgisayardan giriş yaparken hesapta göreceğiniz kodu; uygulama üzerinden üç seçenek arasından seçmenizi ister.

LC Waikiki’nin hızlı kasası yabancı dilde konuşuyor

Türkiye’nin global moda perakende markası LC Waikiki, teknoloji yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Hazır giyim perakendeciliğinde Türkiye’de ilk kez hayata geçirilen Hızlı Kasa uygulamasıyla, LC Waikiki müşterileri kasa sırası beklemeden, ödeme süreçlerini kendileri yapabiliyorlar.

LC Waikiki, giyim sektörünü teknoloji ile buluşturuyor

Giyim sektöründe Türkiye’de bir ilk olan hızlı kasa uygulaması Özdilek Park LC Waikiki mağazasında hayata geçirildi. Alışveriş keyfini kolay ve hızlı bir şekilde tamamlamaya yardımcı olan Hızlı Kasa uygulamasında müşteriler, görsel ve sesli yönlendirmelerle aldıkları ürünleri kasaya kolayca tanıtabiliyor, ödemelerini aynı ekran üzerinden yaparak alışverişlerini hızla tamamlayabiliyorlar. Yabancı müşteriler için İngilizce, Rusça ve Arapça gibi çoklu dil desteği de sunulan uygulamanın hayata geçirildiği ilk ayda, hızlı kasaların kullanım oranı yüzde 30’a ulaştı. Türkiye’de bir ilke imza atarak hızlı kasa ve RFID teknolojisini (radyo frekansı kullanarak nesneleri otomatik olarak tanıma yöntemi) bir arada kullanan LC Waikiki, projeyi uygun lokasyonlarda yaygınlaştırmayı planlıyor.

Lityum rezervlerinde mevcut durum nasıl?

2021’in sonunda, küresel olarak bilinen lityum kaynakları rezervleri, Güney Amerika ve Avustralya ağırlıklı olmak üzere 89 milyon tona yükseldi. Bununla birlikteBolivya’nın 21 milyon ton lityum kaynağı, Arjantin’in 19 milyon tonu, Şili’nin 9.8 milyon tonu ve Avustralya’nın 7.3 milyon ton kaynağı bulunuyor. Elektrikli araç pillerine olan talep katlanarak artmaya devam ederken, lityuma olan talepte de ciddi artış yaşanıyor. Çin’de lityum karbonat fiyatları Ocak ayında ton başına 300.000 yuan’ı (66.195 $) geçti ve şimdi ton başına 382.500 yuan’a (84.423 $) yükseldi. Amerika Birleşik Devletleri Jeolojik Araştırmaları (USGS) raporunda, “Lityum arz güvenliği Asya, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki teknoloji şirketleri için en büyük öncelik haline geldi Akü tedarikçileri ve araç üreticileri için güvenilir, çeşitlendirilmiş bir lityum tedariki sağlamak için teknoloji şirketleri ve keşif şirketleri arasında stratejik ittifaklar ve ortak girişimler kurulmaya devam etti” denildi. Killi Resources CEO’su Kathryn Cutler, “Nadir toprak elementleri, özellikle otomobillerin karbondan arındırılması ve elektrifikasyonu konusunda endüstrinin tedarik zinciri için giderek daha önemli hale geliyor ve West Tanami projemize ek değer sağlıyor” diyor.

RENAULUTION: Renault’un elektrikli araç stratejisi

Renault, elektrikli ve içten yanmalı motorlu otomobiller için ayrı bölümler oluşturmaya çalışıyor. Fransız otomobil üreticisi tanıttığı “stratejik araştırması” ile üç yıl içinde ilk kez pozitif yıllık gelir bildirdi ve geri dönüş planının programın ilerisinde olduğunu belirtti. Fonları daha sağlam temellere dayanan firma, elektrikli otomobillere geçişte öncülük ederken hisse maliyetleri yükselen Tesla ve Volkswagen gibi şirketlere yetişme çabalarını hızlandırıyor. Renault, “saf elektrikli bir varlığın” Fransa merkezli olabileceğini ve ortaklığa açık olabileceğini, içten yanmalı motor ve hibrit otomobiller için ayrı bir kuruluşun ise Fransa dışında çok iyi bir şekilde merkezlenebileceğini ve aynısını yapabileceğini belirtti. Bununla birlikte İspanya, Renault’nun hibrit aktarma organları üretimindeki en önemli merkezi diyebiliriz. Firma içten yanmalı motorları Romanya, Türkiye ve Güney Kore’den tedarik ediyor. Düşük karbonlu bilgi birikimine odaklanan firmalar için finansman yöneticileri arasında artan seçim, Tesla’nın dünyanın en değerli otomobil üreticisi haline gelmesine yardımcı oldu ve bazı tüccarlar ve analistlerin farklı otomobil üreticilerini içten yanmalı motorları ve elektrik şirketlerini ayırmayı hesaba katmaya teşvik etmesine yol açtı. Renault’ın 2030 yılına kadar Avrupa’da tamamen elektrikli olma hedefi de bu alanda büyük bir öneme sahip. Hatta Renault’un stratejisi “RENAULUTION” olarak da anılıyor.

Oto servis firmaları elektrikli araç devrimine hazırlanıyor

0
Otomobil endüstrisinin elektrikli araçlara hızla gelişen geçişi, daha yüksek hibrit ve elektrikli araç benimseme oranları şirketlerin yeni donanımı anlamasını ve yönetmesini gerektiriyor. Bu da, otomobil servis merkezleri için yeni zorluklar doğuruyor. Elektrik motorları ve pil hücreli motorlar daha yaygın hale geldikçe, servis ve lastik merkezleri için teknisyenler, yeni ekipman ve güncellenmiş eğitim gerektiriyor. Mevcut elektrikli satış hacmi ABD otomobil pazarı için hala oldukça düşük olsa da, Bridgestone Perakende Operasyonları Başkanı Marko İbrahim, şirketin önümüzdeki yıllarda elektrikli ve hibrit modellere beklenen geçişe hazır olmak için şimdiden hamleler yaptığını söyledi. General Motors (GM) Baş Ekonomisti Elaine Buckberg’e göre, Society of Automotive Analysts tarafından düzenlenen yakın tarihli bir web konferansında, ABD otomobil pazarında 2020’de yalnızca 24 farklı elektrikli araç bulunuyordu ve bu sayının 2025 yılına kadar 153’e çıkması bekleniyor. Bridgestone şu anda EV hizmetlerini hem Austin, Texas hem de San Francisco, California’da 44 lokasyona genişletiyor ve teknisyenlere yüksek gerilimli motorlar ve pille çalışan motorlarla çalışacak araçlar sağlıyor.

Kalite 4.0 teknolojiden daha fazlasını gerektiriyor

0
Boston Consulting Group’un (BCG) yakın tarihli bir raporuna göre üreticilerin yaklaşık üçte ikisi, Kalite 4.0’ın beş yıl içinde operasyonlarını önemli ölçüde etkileyeceğine inanıyor. Ancak sadece yüzde 16’sı şirketlerinin Kalite 4.0 uygulamalarını uygulamaya başladığını ve yüzde 63’ü henüz planlama aşamasına bile gelmediğini söylüyor. Kalite 4.0, üreticilerin kaliteyi geliştirme, yönetme ve sürdürme şeklini değiştiren makine öğrenimi, tahmine dayalı analitik, IoT, yapay zeka, sosyal medya, büyük veri ve bulut bilişim gibi teknolojileri sınıflandıran Endüstri 4.0 konseptini tamamlayıcı niteliktedir. Kalite 4.0, üreticilerin sürekli iyileştirmeyi sağlamak ve genel iş performansını iyileştirmek için kalite yönetimi sistemi (QMS) yazılımı gibi – kaliteyi yönetmek için geleneksel sistemlerle yeni teknolojileri aşılarken aldıkları yaklaşımı tanımlar. Kalite 4.0’ın arkasındaki temel kolaylaştırıcı teknolojiler nelerdir? Kalite 4.0 yaklaşımında kullanılan temel teknolojiler, tipik olarak Endüstri 4.0’ı etkinleştirenleri yansıtır. Bununla birlikte, dijital çağa bağlı kalmak için yeni teknolojiler önemli olsa da, üreticilerin öncelikle son derece sezgisel ve kapsamlı kalite yönetim sistemleri teknoloji çözümlerini içeren resmi bir kalite yönetimi stratejisine sahip olmaları gerekir. Aksi takdirde, Kalite 4.0 başarısı için gerekli temele sahip olamayacaklardır.

İmalatta başarılı edge programı için 3 öneri

0
Üreticiler, esnek bir tedarik zinciri ve üretim ortamı yaratmaya çalışıyor. Artık hızlı ve etkili kararlar almak için verilere her zamankinden daha fazla güveniyorlar. Fabrikaları ve eski varlıkları birbirine bağlamak çoğu üreticinin başladığı yerdir. Uç bilgi işlem, verilerin üretildiği konumlarda veya yakınında veri toplamalarına, işlemelerine ve/veya depolamalarına olanak tanıyor. Herhangi bir üreticinin bir uç girişimi başlatması için hala zaman var. Üreticilerin yalnızca yüzde 27’si uç bilgi işlemin şu anda üretimde olduğunu belirtiyor. Ancak, önümüzdeki 2 yıl içinde üreticilerin yüzde 56’sı pilot uygulamalara başlayacak ve üreticilerin yüzde 17’si pilot aşamadan tam üretime geçecek. İşte 3 adımda doğru uç girişimi başlatmanın yolu: Doğru KPI’ları Oluşturun: Başarıyı sağlamak için (özellikle bir pilot uygulamada) en iyi uygulama, doğru temel performans göstergelerini kullanmaktır. Uç bilişimin konuşlandırıldığı işlevsel alanlara bağlanan KPI’ların, projeyi PoC/pilot aşamasından çıkarma olasılığı çok daha yüksektir. BT ve OT Grupları Arasında İşbirliğine Dayalı Bir Yaklaşım Yapın: Hem BT hem de OT gruplarını baştan dahil etmek önemlidir. OT daha çok verileri birleştirme ve esneklik/güvenilirlik sağlama ihtiyacıyla yönlendirilirken, BT çok daha fazla uçtaki analitiklere ve uzak konumları birbirine bağlamaya odaklanır. BT ve OT ekiplerini kullanan üreticilerin, uç nokta pilotlarının tam üretime geçtiğini görme olasılıkları yüzde 47 daha fazla. Uzun Vadeli Başarıyı Sağlamak İçin Doğru Ortakları Seçin: Bir uç girişimi oluştururken doğru ortağı seçmek çok önemlidir. Mevcut altyapınızla entegre olabilen ve bunlarla bağlantı kurabilen, kanıtlanmış güvenlik yeteneklerine, endüstri sektörü uzmanlığına, mevcut uç dağıtımlarına/kanıt noktalarına ve kuruluşların kendilerini dönüştürmesine yardımcı olan yenilikçi tekliflere sahip bir iş ortağı seçin.

Yerli kompozit malzeme üreticisi Kordsa, 2021’de rekor kâr yazdı

Lastik güçlendirme, inşaat güçlendirme ve kompozit teknolojileri alanlarında faaliyet gösteren bir ileri malzeme şirketi olan Kordsa, bir önceki yıla göre operasyonel karlılığını yaklaşık iki kat, net kârını ise beş kat arttırdı. Kordsa, 856 milyon liraya (96 milyon dolar) varan net karının yanı sıra, stratejik yatırımlar ve inovasyon çalışmalarının başarılı çıktıları ile operasyonel verimliliğini de yükseltti. Kordsa’nın FAVÖK’ü 1,2 milyar liraya (137 milyon dolar) ulaştı. Bunda, 4 bin 900 çalışanı olan Kordsa’nın, Türkiye, Endonezya, Tayland, Brezilya, ABD’de faaliyet gösteren global bir yapıda olması rol oynadı. Otomotiv sektöründe yaşanan çip krizine ve tedarik zincirindeki problemlere karşılık global bir oyuncu olmanın avantajını kullanan Kordsa, 2021’deki etkin finansman yönetimi ile de net borç/FAVÖK göstergesini de 2,2x seviyelerine düşürmeyi başardı. Kordsa CEO’su Ali Çalışkan, “Bugün Amerika’dan Asya Pasifik’e kadar geniş bir coğrafyada, geleceğin lider ileri malzeme tedarikçisi olma yolunda ilerliyor; yaptığımız yatırımlar ve inovasyonlarla yüksek teknolojili sürdürülebilir malzemeler geliştiriyor ve üretiyoruz. Attığımız stratejik adımlarla güçlü finansal sonuçlar ve yüksek bir kârlılık elde ettik. Hedefimiz bir yandan lastik güçlendirme teknolojilerindeki dünya liderliğimizi korumak, inşaat güçlendirme teknolojilerinde konumumuzu güçlendirmek, bir yandan da kompozit yatırımları ile büyüttüğümüz portföyümüzle önümüzdeki dönemde dünyanın lider ileri malzeme şirketlerinden biri olmak” şeklinde konuşuyor. Kordsa, geliştirdiği sürdürülebilir ürünleri ve sürdürülebilir üretim modeli ile global pazarda da rekabet avantajı yakalıyor. 2021 Carbon Disclosure Project (CDP–Karbon Saydamlık Projesi) Su Programı Değerlemesinde Kordsa, dünyada su kaynaklarını korumaya yönelik attığı etkin, şeffaf ve ölçülebilir adımlarla dünya genelinde değerlendirilen yaklaşık 12 bin şirket arasında A alarak yüksek performans gösteren 118 şirket arasına girdi ve Türkiye’den “A” listesine giren üç şirketten biri oldu.