Girişimler Avrupa’ya MediaMarkt Startup Challenge ile açılacak
Koç Üniversitesi Karma Gerçeklik Laboratuvarı açıldı
Laboratuvarda, sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik teknolojileriyle nesnelerin interneti, biyosensörler, dijital ikiz, 3B ortamlar, fotogrametri gibi etkileşimli tasarım araç ve kavramları kullanılarak yeni nesil ara yüzler geliştirilecek
Koç Üniversitesi Karma Gerçeklik Laboratuvarı Rumeli Feneri kampüsünde düzenlenen törenle hizmete girdi. Üniversitenin laboratuvarı Yenilikçi ve Yaratıcı İstanbul Mali Destek Programı çerçevesinde, İstanbul Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle kuruldu ve sanal gerçeklik (VR) ve artırılmış gerçeklik (AR) teknolojilerini birleştiriyor.
Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Umran İnan’ın ev sahipliğindeki törene, rehabilitasyon ve psikolojik dayanıklılık alanlarında kullanılan sanal gerçeklik sistemlerinin tasarımı, geliştirilmesi ve değerlendirilmesi konularında araştırmalar yapan dünyanın önde gelen uzmanlarından Güney Kaliforniya Üniversitesi, Yaratıcı Teknolojiler Enstitüsü Merkezi Medikal Sanal Gerçeklik Bölüm Direktörü, Psikolog Albert Skip Rizzo ile Güney Kaliforniya Üniversitesi, Yaratıcı Teknolojiler Enstitüsü Araştırma ve Geliştirme Entegrasyonu Yöneticisi, Arno Hartholt da katıldı.
Karma Lab, KUAR’ın parçası olarak kuruldu
Koç Üniversitesi-Arçelik Yaratıcı Endüstriler Araştırma ve Uygulama Merkezinin (KUAR) bir parçası olarak kurulan Karma Lab’de aynı zamanda Koç Üniversitesi, Medya ve Görsel Sanatlar Programı akademisyenleriyle birlikte sektörün önemli isimleri de ders verecek. Sosyal, beşeri ve fen bilimlerinin disiplin sınırlarının iç içe girdiği interdisipliner ekipler halinde çalışmaların yapılacağı Karma Gerçeklik Laboratuvarı, Kamu-Üniversite-Sanayi işbirliği prensiplerinin gözetilerek etkileşimli ve gerçek zamanlı yeni nesil medya teknolojilerini (AR/VR/XR) topluma faydalı alanlarda kullanmak üzere Ar-Ge ve uygulamalar yapacak.
Farklı disiplenlerden ekipler çalışıyor
Karma Gerçeklik Laboratuvarı Akademik Koordinatörü Dr. Asım Evren Yantaç şöyle konuştu: “Bireyin deneyim ve ihtiyaçlarından yola çıkarak; farkındalık derecesini, duyusal ve sosyal yeteneklerini, teknik becerilerini geliştiren, geniş kitlelere ölçeklenebilir, XR uygulamaları ve içerikleri geliştirmek amacıyla kurulduk. İlk faaliyetimiz de eğitimleri devam eden Sanal ve Artırılmış Gerçeklik programımız oldu. Farklı yaş ve profilden 40 katılımcımız Karma Lab’de yüz yüze uygulamalı, mentörler eşliğinde ücretsiz eğitim alıyor. Program farklı disiplinlerden gelen yaratıcı ekipler halinde çalışarak proje geliştirme süreçlerini uygulamalı olarak öğretmeyi hedefliyor.”
Sanal gerçekliğin ruh sağlığı alanında kullanımı
Karma Lab’ın açılışında konuşan Güney Kaliforniya Üniversitesi, Yaratıcı Teknolojiler Enstitüsü Merkezi Medikal Sanal Gerçeklik Bölüm Direktörü, Psikolog Albert Skip Rizzo, konuşmasında sanal gerçeklik uygulamalarının ruh sağlığı alanındaki kullanımları ve tekniğin son durumu ile ilgili bilgi vererek, yakın gelecek uygulamaları hakkında öngörülerini paylaştı. Sanal gerçeklik uygulamalarının askeri alanda kullanımlarına değinen Rizzo, araştırmaların özellikle travma sonrası stres bozukluğu yaşayan bireylerde olumlu sonuçları işaret ettiğini söyledi.
Açılış etkinliği kapsamında, katılımcılar karma gerçeklik teknolojisiyle geliştirilmiş bir çalışmayı da deneyimleme fırsatı buldu.
Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Ahmet Cemal Dördüncü seçildi
Ahmet Dördüncü görevi Mustafa Seçkin’den devraldı
Dünyanın en büyük sürdürülebilirlik platformu olarak tüm paydaşları bir araya getiren ve sürdürülebilir kalkınma için işbirliği ve ortak eylemi teşvik eden UN Global Compact’in Türkiye Ağı’nın Başkanlığına, Akkök Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Ahmet Cemal Dördüncü seçildi. Dördüncü, 2022 yılına kadar yürüteceği görevi, Unilever Türkiye, Orta Asya ve İran Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Seçkin’den devraldı.
Polman: “Acil eylem ihtiyacı için sesimizi daha yüksek çıkarmalıyız”
6 Mayıs’da Zorlu PSM Sky Lounge’da gerçekleştirilen 7. Olağan Genel Kurul Toplantısına BM Global Compact Başkan Yardımcısı Paul Polman da konuk konuşmacı olarak katıldı. Polman yaptığı konuşmada, insanlığın pek çok açıdan çelişki içinde yaşadığına dikkat çekerek, “Günümüzde insanlar daha uzun ve sağlıklı yaşam sürmeye başladı. Her zamankinden daha fazla insan eğitim alırken, dünya ekonomisi de inanılmaz bir büyümeye tanık oldu. Ancak, bu benzeri görülmemiş küresel büyümenin bir bedeli var. Gerçeklerle yüzleşecek olursak, bugün dünyamız iklim değişikliğinin artışı ile oluşan büyük eşitsizlik nedeniyle önemli bir krizde…” dedi.
Seçkin: “Hedefleri yerine getirmedikçe hepimiz kaybediyoruz!”
Mustafa Seçkin de konuşmasında, Global Compact Türkiye’nin gerek sekretarya deneyimi ve kapasitesi gerekse üyelerinin uygulamaları ile dünyada örnek gösterilen, her yeni platforma davet edilen, çalışmaları yakından takip edilen ve takdir edilen bir platform haline geldiğini vurguladı.
Ahmet Cemal Dördüncü: “Zaman, insan onuruna yakışır bir gelecek için elimizi taşın altına koyma zamanı…”
Global Compact Türkiye Ağı’nın yeni başkanı Ahmet Cemal Dördüncü de Genel Kurul’da yaptığı teşekkür konuşmasında şunları dile getirdi: “İş dünyası doğru iş birlikleri ile tüm bilgi birikimini, kıvraklığını ve kaynaklarını hedeflere çözüm üretmeye kanalize ettiğinde ve en iyi bildiği şeyi, yani ‘iş yapmayı’ sorumlu hale getirdiğinde dönüşümün dinamosu olmaması için hiçbir neden yok! Önümüzde daha gidecek uzun bir yol var, ancak etki yaratmak isteyen paydaşlar için Global Compact Türkiye’nin doğru bir adres olduğuna inanıyoruz.”
2019-2022 Dönemi Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu
Asil üyeler (Alfabetik sıra ile)
Ahmet Dördüncü, Akkök Holding (Başkan)
Ahmet Erdem, Shell
Akansel Koç, TİSK
Aysun Sayın, Boyner Grup
Burcu Gündüz, AÇEV
Can Çaka, Anadolu Efes
Cem Köksal, Zorlu Holding
Demet İkiler, WPP
Dilek Cesur, Yeşim Tekstil
Ebru Dildar Edin, Garanti
Ebru Tüzecan, Koç Holding
Elvan Ünlütürk, TÜSİAD
Erdal Karamercan, Eczacıbaşı Holding
Melsa Ararat, Sabancı Üniversitesi
Mustafa Seçkin, Unilever Türkiye
Servet Yıldırım, Coca Cola İçecek
Yedek üyeler (Alfabetik sıra ile)
Engin Tuncer, Eyüp Sabri Tuncer
Erkin Erimez, ARGE Danışmanlık
Erol Mizrahi, Polisan
Haluk Kayabaşı, Kibar Holding
Denetleme kurulu (Alfabetik sıra ile)
Betül Aygensu, TKYD
Murat Alsan, KPMG
Filliustam.com ile 81 ilde garantili boya hizmeti
Nitelikli usta yetiştirmek konusunda çalışan firma, filliustam.com ile 81 ilde işin profesyonellerini tüketiciler ile buluşturuyor
Filli Boya, hayata geçirdiği Filli Ustam uygulaması ile tüketicilerin hayatını kolaylaştırıyor. filliustam.com internet sitesi üzerinden ulaşılabilen uygulamada inşaat boyacılığı mesleki yeterliliğine sahip, Filli Boya ürün ve davranış eğitimlerini almış eğitimli ustalar yer alıyor. Filli Ustam uygulamasından Filli Boya ürünleri kullanılarak yapılan işler de, iki yıl boyunca Filli Boya’nın uygulama ve ürün garantisi ile güvence altına alınıyor.
Filli Ustam uygulaması nasıl çalışıyor?
filliustam.com sitesine giren tüketiciler, bulundukları il ve ilçede kendilerine en yakın lokasyondaki ustaların listesine ulaşıyorlar. Usta listesinden diledikleri ustanın profiline girerek profil resimlerini, iş deneyimlerini, uzmanlık alanlarını, referansarını ve hatta müşteri anket puanlarını görebiliyor. Seçilen ustaya boyatılacak alan ve iletişim bilgileri iletilerek keşif randevusu talebi gönderiliyor. İş talebini alan usta, tüketiciyi 24 saat içinde arayarak keşif için randevulaşıyor. Yapılan keşif sonrasında filliustam.com üzerindeki keşif süreci sekmesini kullanarak süreç başlatılıyor. Anlaşma sağlanan Filli Usta, anlaşılan tarih ve saatte Filli Usta ile boya işlemine başlıyor.
E-ticaretin en hızlı büyüyeceği beş ülkeden biri Türkiye
Etkinlikte dünyanın yeni milyonerlerini yetiştiren sektör olan uluslararası e-ticaretin geleceği ve Türkiye’nin bu büyüyen pazardaki yeri tartışıldı
DHL Express isim sponsorluğunda, Türkiye İhracatçılar Meclisi ve Ticaret Bakanlığı desteğiyle, World E-commerce Forum tarafından düzenlenen DHL Uluslararası E-İhracat Konferansı, Türkiye İnovasyon Haftası kapsamında İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.
DHL Express Global Satış Programlarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Leendert Van Delft, konferansta yaptığı sunumda, Statista verilerine göre 2018-2022 yılları arasında Türkiye’nin perakende e-ticaret satışlarının yıllık bileşik yüzde 12 büyüme göstermesinin beklendiğini ve bu oranla Hindistan, Endonezya, Güney Afrika ve Meksika ile birlikte e-ticarette en yüksek büyüme oranına sahip ilk beş ülke arasında yer aldığını belirtti.
Sosyal medyadan online satış yüzde 93 büyüdü
Leendert Van Delft, “2018’de 50 milyar TL seviyesinde e-ticaret geliri oluşturarak başarılı bir yıl geçiren Türkiye önümüzdeki dönemde yeni başarılar için kollarını sıvamış durumda. 2019’da e-ticarette yüzde 35 büyüme bekleniyor. Dünyaya baktığımızda son 4 yılda e-ticaret sektörünün ilk milyonerlerini yetiştirmeye başladığını görüyoruz. Özellikle sosyal medya platformlarından online satışlarda yıllık yüzde 93 gibi çok ciddi bir büyüme var. E-ticarette 2019 ve sonrasının hızlı, güvenli ve mobil alışveriş etrafında şekilleneceğini söyleyebiliriz. Yeni teknolojiler, hızlı işlem tamamlama imkanları ve hızlı teslimat ihtiyacı bu gelişmeleri tetikliyor.Satın almaların çoğunluğunun online olarak gerçekleştirildiği bir dünyaya doğru ilerliyoruz. E-ticaretin potansiyelini şöyle düşünebiliriz; şu ana kadar tüm dünyada KOBİ’lerin yalnızca yüzde 17’si online satışa geçmiş durumda ve bunların çoğunluğu gelişmiş ülkelerin şirketleri. Tüm dünya bu iş modelini benimsediğinde e-ticaretin alacağı boyut gerçekten muazzam olacaktır” diye konuştu.
Yurtdışı e-ticaret alışverişlerinde vergi muafiyeti sıfırlandı
Yurtdışındaki e-ticaret sitelerinden alınan ürünlerdeki 22 Euro’luk muafiyet sonlandırıldı
Yurtdışı e-ticaret şirketlerinden siparişle alınarak kargoyla teslim edilen ve fiyatı 22 Euro’yu aşmayan ürünlere tanınan vergi muafiyeti kaldırıldı. Gümrük Kanununun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete’de bugün yayımlandı. Karara göre, e-ticaret kapsamında kargoyla gönderilen ve fiyatı 22 Euro’yu geçmeyen ürünlere tanınan vergi muafiyeti sıfırlandı. Bu muafiyet 75 Euro ‘luk bir limitteydi. Muafiyet önce 30 Euro’ya, 2016’da ise 22 Euro’ya düşürülmüştü.
Öte yandan, bedeli gönderi başına 150 Euro’yu geçmeyen kişisel kullanıma mahsus kitap ve benzeri basılı yayınlardan vergi alınmayacak. Karar, 30 Mayıs’ta yürürlüğe girecek.
Ödeal ilk çeyrek sonuçlarını açıkladı
Cep telefonları için mobil POS özelliği ile öne çıkan Ödeal, yılın ilk çeyreğine air sonuçlarını açıkladı. 81 ilde 64’ün üzerinde fazla sektörde faaliyet gösteren şirket, bu dönemde üye işyeri sayısını yüzde 26, cirosunu ise yüzde 140 artırdı. İşlem adedinde ise yüzde 240 artış yaşandı.
Halkbank ile iş birliği
2014 yılında hayata geçirilen ‘Cepte POS’ uygulaması belirli sebeplerden POS yatırımı yapmayan işletmeler için bir seçenek olarak karşımıza çıkıyor. Yılın ilk çeyrek sonuçlarının açıklandığı toplantıda Halkbank ile yapılan iş birliğini de açıklandı. Artık Halkbank şubelerinde sözleşmeyle birlikte yazarkasa satılmaya başlanıyor.
Konuyla ilgili bir açıklama yapan Ödeal Kurucu Ortağı Fevzi Güngör, “Ödeal Cepte POS”,“Ödeal POS” ve “Ödeal Yazar Kasa POS” çözümleriyle birlikte ürün-hizmet portföylerini tamamladıklarını vurguladı. İlk olarak Cepte POS ile işe başladıklarını söyleyen Güngör, daha sonrasında diğer iki uygulamayla faaliyete devam ettiklerini açıkladı.
Güngör açıklamasına şu şekilde devam etti;
“Ödeal POS, anlaşmalı bankalar için tek POS üzerinden taksit imkanına ek olarak, tüm bankalar için aynı komisyon oranı gibi farklı avantajlar sunuyor. Geçen sene ise üçüncü faza geçtik. “Ödeal Yazarkasa POS” ürününü piyasaya sürdük. Profilo Ödeme Sistemleri ile devam eden stratejik ortalık dahilinde, S900 model Yeni Nesil Yazar Kasa POS cihazı ile mobil olarak tahsilat yapmak isteyen işletmelerin ihtiyaçlarını çözdük.”
Yeni nesil POS uygulamasının en çok kullanıldığı ilk beş şehir şu şekilde sıralanıyor;
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Yurtdışından telefon getirme süresine düzenleme
Yurtdışından telefon getirme süresi değiştirildi
Yurtdışından iki yılda bir tane olan cep telefonu getirebilme olanağı, üç yılda bir olarak yeniden düzenlendi. Cumhurbaşkanlığı’nın 4458 Sayılı Gümrük Kanununun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Kararı bugün Resmî Gazete’de yayımlandı. Karara göre, yurtdışından getirilen akıllı telefonlarının Türkiye’de kullanımına ilişikin düzenlemede değişiklik yapıldı. Bundan böyle, iki yılda bir tane olan cep telefonu getirebilme imkanı, 3 yılda bir olarak degiştirildi. Düzenleme 30 Mayıs’ta yürürlüğe girecek.
Öte yandan, yurtdışından getirilen cep telefonlarının kayda girmesi için 2019 itibariyle 618,60 TL harç ücretinin yatırılması gerekiyor. Şu an için bu ücrette değişiklik yapılmadı.
AstraZeneca, yapay zekâyla ilaç keşfini hızlandıracak
AstraZeneca ve BenevolentAI, kronik böbrek ve idiyopatik pulmoner fibrozis hastalıklarında yeni tedavi yöntemleri keşfetmek ve geliştirmek için yapay zekâ ve makine öğrenimi kullanmak üzere uzun süreli bir iş birliği başlattıklarını duyurdu.
Her iki kurumdaki bilim insanları, AstraZeneca’nın genomik bilimi, kimya ve klinik verileriyle, BenevolentAI’ın temellendirilmiş bilimsel veri (genler, proteinler, hastalıklar ve bileşimler) ağı olan hedef tanılama platformunu ve biyomedikal bilgi grafiklerini geliştirmek için işbirliği içinde çalışacak.
Her iki şirket, bu karmaşık hastalıkların altında yatan mekanizmaları anlayabilmek için sonuçları birlikte değerlendirecek ve yeni potansiyel ilaç hedeflerini daha çabuk tanımlayabilmek için çalışacak. Bu amaçla, bulgular arasındaki bağlantıları tespit etmek için verileri sistematik olarak analiz eden makine öğrenimi ve daha önce bilinmeyen bağlantılardan çıkarım yapan yapay zekâ kullanılacak.
Veri zenginliğinin potansiyelinden yararlanmak
AstraZeneca Biyofarmasötik Araştırmalar ve Geliştirmeden Sorumlu Başkan ve AstraZeneca Başkan Yardımcısı Mene Pangalos bu işbirliği üzerine şunları söyledi: “Araştırmacı bilim insanları tarafından kullanılabilecek devasa miktardaki veriler, her sene katlanarak artıyor. AstraZeneca’nın hastalık alanlarındaki uzmanlığı ve sahip olduğu büyük, kapsamlı veri setlerini, BenevolentAI’ın alanının öncüsü yapay zekâ ve makine öğrenme yetenekleriyle birleştirerek karmaşık hastalık biyolojisine yönelik anlayışımızı geliştirmek ve hastaların gündelik hayatını olumsuz yönde etkileyen hastalıkları tedavi edebilecek yeni hedefler belirlemek için bu veri zenginliğinin potansiyelinden yararlanabiliriz.”
İlaç keşfinin geleceği ve gelişimi yapay zekâ, veri ve biyoloji arasında köprü kurmakta yatıyor
BenevolentAI CEO’su Joanna Shields ise şu değerlendirmeleri yaptı: “Günümüzde milyonlarca insan etkili bir tedavisi olmayan hastalıklarla mücadele ediyor. İlaç keşfinin geleceği ve gelişimi yapay zekâ, veri ve biyoloji arasında köprü kurmakta yatıyor. Yeni öngörüler geliştirmek, kronik böbrek ve idiyopatik pulmoner fibrozis hastalıkları için gelecek vaat eden yeni tedaviler tespit etmek adına AstraZeneca ile güçlerimizi birleştirdiğimiz için çok mutluyuz.”
Biletall.com CEO’su: En uygun uçak bileti pazar günü satılıyor
Online bilet alımında alırken dikkat edilmesi gereken noktalar haberimizde
Bilet alımında günlerin hatta saatlerin bile fark ettiğini belirten online seyahat markası biletall.com Ceo’su Yaşar Çelik,“Uçak biletlerinde hafta içi seyahat etmek, hafa sonu seyahat etmekten daha avantajlı. Sabah uçuşu yerine akşam uçuşunu tercih ederek daha uygun fiyatlara bilet bulabilirsiniz’’ dedi.
Sabah yerine akşam uçun
Uçakla seyahat eden yolcuların en çok dikkat ettiği konuların başında ucuz uçak biletini tercih ettiklerini belirten Çelik, ” Özellikle yılbaşı, resmi tatiller ve yaz döneminde bilet fiyatları oldukça pahalı oluyor. Uygun uçak biletini satın alabilmek için sabah yerine akşam uçuşlarına rezervasyon yapmalarını öneriyorum. Uçuşunuz yurt içine olacaksa cuma günleri uçak bileti almaktan kaçının. 2018’de en pahalı yurt içi uçak bileti Cuma günleri satıldı. Pazar sabah saatleri ise ucuz uçak bileti bulmak için en ideal gün. Yurt dışına seyahat etmeyi planlıyorsanız en az 2 ay öncesinden rezervasyon yaptırarak en iyi uçuş teklifini yakalayabilirsiniz. Yurt dışına bilet almak için en doğru zaman Ocak ayı. Yaptığımız analizlere göre en ucuz yurt içi uçak biletleri Mart ayında satılırken, en pahalı yurt içi biletleri Ağustos ayında satıldı”diye konuştu.
Saatlerin önemi büyük
Tatil planının son güne bırakılmasının çok kötü bir tercih olacağını söyleyen biletall.com CEO’su Yaşar Çelik, bu tercihin hem bütçe hem de seyahat açışından sıkıntı çıkaracağının altını çizdi. Zamanlamanın çok önemli olduğunu vurgulayan Çelik, günlerin hatta saatlerin bile fiyatları etkilediğini söyledi. Çelik sözlerine şöyle devam etti:“Doğru plan ile fiyat ve tatil açışından güzel bir tatil yapabilirsiniz.Bayram ve tatillerde biletler hızlıca tükeniyor. Bu yüzden özellikle uzun tarihli bayram/resmi tatillerde biletinizi günler öncesinden almanız gerekiyor. 2018 yılında yurtiçi uçuşlarında en uygun bilet 23.00 ile 00.00 arasında, yurtdışı uçuşlarında ise en ucuz bilet 03.00 ile 04.00 arasında satıldı.”
Alibaba Çin’in en değerli markası oldu
Markanıın değeri 141 milyar dolar olarak hesaplandı
Perakende devi Alibaba’nın Çin’in en değerli markası olduğu açıklandı. Araştırma firması Kantar’ın yaptığı araştırmaya göre, Alibaba 141 milyar dolar değerle Çin’in en değerli markası olmayı başardı. BrandZ Top 100 Most Valuable Chinese Brands isimli araştırmada Alibaba’nın geçen yıla oranla marka değerini yüzde 59 artırdığı aktarılıyor. Çalışma, Alibaba ilk kez bu listeye 2015’te girmeye başladığını ve o yıldan bu yana değerini yüzde 136 artırdığını ortaya koyuyor.
İlk 100’deki markaların 900 milyar dolara yaklaştı
Kantar araştırması ilk 100’e giren markaların değerinin 889,7 milyar dolar ulaştığını bulguluyor. Bu rakam geçen yıla oranla yüzde 30’luk artış anlamına geliyor. Sıralamada ilk 10’a giren şirketler ve değerleri şu şekilde: Alibaba (141 milyar dolar), Tencent (138,2 milyar dolar), ICBC (40,7 milyar dolar), China Mobile (39,1 milyar dolar), Moutai (36,6 milyar dolar), Huawei (33,2 milyar dolar), Pingan (27 milyar dolar), Baidu (26,7 milyar dolar), China Construction Bank (22,8 milyar dolar) ve JD (21,1 milyar dolar).
Göz önüne alınan ölçütler
Kantar’ın yürüttüğü çalışmada göz önünde bulundurulan ölçütler de belirtiliyor. Buna göre, markanın finansal değerleri ve markadan alışveriş yapan müşterilerin görüşleri dikkate alınıyor. Sıralama için ayrıca markaların Çin’de kurulması, halka açık işlem görmesi veya finansal verilerinin halka açık şekilde paylaşılması gibi ölçütler de bulunuyor.
Sabancı Üniversitesi Sanayi Odaklı Projeleri’nin çıktılarını paylaştı
18 katılımcı kurumun 23 projesinde çalışan 88 lisans öğrencisinin poster sunumları ile paylaşıldı
Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesindeki Sanayi Odaklı Projeler (SOP) 3. akademik dönemini birçok yeni proje ve işbirliği yapılan farklı sektörlerdeki sanayi kuruluşları temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen, bahar daveti ile kapattı.
Sabancı Üniversitesi’nin üniversite-sanayi işbirliğine yeni bir boyut kazandırdığı Sanayi Odaklı Projeler’in çıktıları, 2 Mayıs’ta Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici ile Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Canan Atılgan’ın ev sahipliğinde toplam 18 katılımcı kurumun 23 projesinde çalışan 88 lisans öğrencisinin poster sunumları ile paylaşıldı.
Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Canan Atılgan konuşmasında: “Sanayi odaklı projelerimiz (SOP) üçüncü yılını tamamlamakta. SOP kapsamında, öncelikle sanayi kuruluşu paydaşlarımız bize gündelik bir problemlerini projelendirme isteğiyle geliyor, biz de bu problemi hocalarımızla paylaşıp mezuniyet projeleri kapsamında uygunluğunu değerlendiriyoruz. Böylelikle son halini alan projeleri öğrencilerimize açıyoruz, ve sahiplenilmesini sağlıyoruz. Bu sistem ile biz bu yıl dahil 64 proje kapsamında 225 öğrencimizi mezun ettik, bunlardan 88 öğrencimiz 23 proje ile bugün poster sunumlarını yapıyorlar. SOPlarla bir araya gelmek, sanayi ile birlikte “daha neler yapabiliriz, daha büyük neler geliştirebiliriz”i birlikte düşünmek için çok güzel bir başlangıç noktası oluyor. Hedefimiz, SOP’a katkı veren firmalarla yaptığımız daha geniş kapsamlı yaklaşık 2,5 milyon bütçeli 11 araştırma proje hacmimizi, yeni tanışıklıklarla daha da büyütmek ve farklı kurumlarla işbirliği ile sağlamlaştırmak.” dedi.
Sanayi Odaklı Projeler (SOP) işbirliği modelinde kurumlar karşılıklı olarak çeşitli avantajlara sahip oluyor
Sabancı Üniversitesi tarafından geliştirilen işbirliği projesi ile sanayi kurumlarının araştırma gündeminde yer alan ancak; insan, zaman, teknik ekipman gibi kaynak kısıtları olan araştırma konularının, üniversite işbirliği ile projelendirilerek hayata geçirilmesine olanak sağlanıyor. Öte yandan projede işbirliği içinde olunan sanayi kuruluşları bürokratik engellerle karşılaşmaksızın, projede çalışan öğrenciler ve danışman öğretim üyesinin koordinasyonunda Sabancı Üniversitesi’nin en ileri teknolojilerle donatılmış laboratuvarlarının sunduğu araştırma imkanlarından özgürce yararlanabiliyor. Ayrıca projelerde çalışan dördüncü sınıf öğrencileri de sanayi kurumları için etkin bir insan kaynakları havuzu oluşturarak kurumlara potansiyel çalışma arkadaşlarını tanıma ve yetiştirme şansı da veriyor. Programın en avantajlı yönlerinden biri de, somut sorunlara, somut ve inovatif çözüm önerileri getirilebilmesi, fikrin ürüne dönüşmesidir.
SOP süreci nasıl devam ediyor?
SOP programına katılmak isteyen kurum;yılda iki defa, istediği sayıda, farklı mühendislik alanlarındaki konularda proje önerisinde bulunabiliyor. Tüm proje önerileri öğretim üyelerinden oluşan seçici kurul tarafından değerlendiriliyor. Güz döneminde başlayan projeler, Ekim – Mayıs ayları arasında yürütülerek sonuçlanıyor. Şubat ayında başlayan projeler ise bir sonraki akademik yılda devam ederek Aralık ayında tamamlanıyor.
Sanayi projelerinde biri kurum tarafından diğeri Sabancı Üniversitesi öğretim üyeleri arasından olmak üzere, en az iki danışman görev alıyor. Öğrenciler, ilk üç ay projenin tasarım evresi üzerinde çalışırken bir yandan da karmaşık bilim ve mühendislik problemleri, sürdürülebilir kalkınma, ekonomi, çevre sorunları, üretilebilirlik, etik, sağlık, sosyal ve politik sorunlar, proje yönetimi, risk yönetimi ve değişim yönetimi, fikri mülkiyet hakları, yenilikçilik ve girişimcilik, iş sağlığı ve güvenliği konularında seminerlere ve grup çalışmalarına katılarak eğitim alıyor. Öğrencilerden aldıkları eğitimleri projelerine yansıtmaları bekleniyor.
Güvenlik kamerasında güvenlik açığı
Antivirüs yazılım kuruluşu ESET’in IoT cihazlarına yönelik araştırması, güvenlik kameralarında da güvenlik açıklarının oluştuğunu ortaya koydu
ESET IoT araştırmasına göre bulut kamera D-Link DCS-2132L ’de yetkisiz erişimlere kapıyı açabilen çoklu güvenlik açığı söz konusu. Kameranın en ciddi sorunu ise video akışını şifrelemeden iletmesi.
ESET’in Slovakya Bratislava’daki Araştırma Laboratuvarı’ndan ESET Araştırmacısı Milan Fránik, “Ne kamera ve bulut arasındaki bağlantı, ne de bulut ve görüntüleme uygulaması arasındaki bağlantı şifrelendiği için sistem, ‘ortadaki adam (MitM – Man in the Middle)’ saldırılarına ve video yayınlarının davetsiz misafirler tarafından izlenmesine açıktır” bilgisini paylaştı.
Eklenti de sorunlu
Tespitlere göre kamerada bulunan bir başka ciddi sorun, ‘mydlink services (D-Link hizmetlerim)’ internet tarayıcısı eklentisinde gizli. İnternet tarayıcısı eklentisi, TCP tünelinin oluşturulmasını ve istemcinin tarayıcısında canlı video oynatmayı yönetir ancak aynı zamanda localhost üzerinde dinamik olarak oluşturulmuş bir bağlantı noktasını dinleyen bir tünel aracılığıyla video ve ses veri akışlarına yönelik isteklerin iletilmesinden de sorumlu. Fránik“Eklenti güvenlik açığı, kameranın güvenliği için korkunç sonuçlar doğurabilirdi, çünkü saldırganların orijinal ürün yazılımını kendi hileli sürümleriyle değiştirmelerini mümkün kılabilir” diyor .
Üreticiye bildirildi
ESET, tespit edilen tüm güvenlik açıklarını üreticiye bildirdi. Öncelikli olarak myDlink eklentisindeki güvenlik açıklarından bazıları güncellemeyle hafifletildi ve yamalandı, ancak şifrelenmemiş iletim ile ilgili sorunlar devam ediyor.
Maxis Yenilikçi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun ilk yatırımı Kolay İK’ya oldu
Maxis’ten ilk yatırım Kolay İK’ya geldi
Türkiye İş Bankası‘nın ülkemiz girişimcilik ekosisteminin büyümesine katkı sağlayabilecek girişimlere yatırım yapma amacı ile kurduğu Maxis Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi’nin bünyesindeki Yenilikçi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu yatırımlarına başladı.Yenilikçi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ilk yatırımını Türkiye’nin ilk bulut tabanlı insan kaynakları yönetimi platformu olan Kolay İK’ya yaptı.
Ülkemizde farklı ölçekteki pek çok şirketin önemli bir yazılım ihtiyacını karşılayan Kolay İK’nın Türkiye’deki hızlı büyümesini ve yurt dışı açılımını desteklemek üzere yatırım yapmaya karar verdiklerini belirten Maxis Genel Müdürü Selami Düz, girişimcilik ekosisteminin tüm paydaşları ile işbirliğine dayalı bir anlayış içerisinde girişimleri desteklemeye devam edeceklerini belirtti.
500 bin dolarlık yatırım
2016 yılında kurulan ve bugün farklı ölçekteki şirketlerde çalışan 200 binden fazla kişi tarafından kullanılan Kolay İK, Maxis Yenilikçi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun 500 bin dolar ile katıldığı yaklaşık 1,3 milyon dolar tutarındaki yatırım turu ile yurt dışı açılımını hızlandırmayı ve yurt içinde kurumsal pazardaki etkinliğini artırmayı amaçlıyor.
İnsan kaynakları süreçlerini dijitalleştirip tek çatı altında yürütülmesini sağlayarak bir yandan verimliliği artırırken diğer yandan hataları en aza indiren Kolay İK, şirketlere; izin, eğitim, bordro, yemek kartı yönetimi, harcama, bireysel emekliliğe otomatik katılım, özlük bilgileri, performans yönetimi, vardiya planlama gibi birçok farklı alanda çözüm sunuyor.
WhatsApp’te güvenlik açığı
Güvenlik açığından kaç kişinin etkilendiği bilinmiyor
WhatsApp’te yeni bir güvenlik açığı ortaya çıktı. Yeni açık şu şekilde belirlendi: Hacker’lar, WhatsApp’ın sesli arama özelliğini kullanarak, hedef kişinin telefonu çaldırdı. Aranan kişi aramaya yanıt vermemiş olsa dahi, casus yazılım telefona yerleştirildi.
Açık bu ay başında ortaya çıktı
WhatsApp bu açığın aslında Mayıs ayı başında bulunduğunu teyit etti. Söz konusu casus yazılımın ardında İsrail’in NSO Grubu’nun bulunduğu iddia ediliyor. NSO’nun ürettiği Pegasus isimli yazılımı araştırma hedeflerini etkilemek ve cihazlarının çeşitli yönlerine erişmek isteyen hükümetlere lisanslı olarak satılıyor. WhatsApp yayımladığı açıklamada doğrudan NSO’yu sorumlu tutmuyor fakat “Bu saldırı, cep telefonu işletim sistemlerinin işlevlerini üstlendiği bildirilen casus yazılımları sunmak için hükümetlerle birlikte çalıştığı bilinen özel bir şirketin tüm özelliklerine sahip” diyerek şirketi işaret ediyor. Bu iddialara karşılık NSO da Financial Times’a bir açıklama yaptı ve konuyla ilgileri bulunmadığını iddia etti. Şirket bununla birlikte kodun nasıl ve kime karşı kullanıldığını da bilmediğini aktardı.
En güncel sürümü kullanın
WhatsApp’ın açıklamasında bu güvenlik açığından kaç kullanıcının etkilendiğini paylaşmadı. Mesajlaşma uygulamasını 1,5 milyardan fazla kişinin kullandığını not edelim. WhatsApp açığa karşı kullanıcılarını uygulamanın güncellenmiş sürümü kullanmaları yönünde uyarıyor.
[Araştırma] Akıllı stadyum devri
Araştırma teknolojinin stadyumları nasıl dönüştürdüğünü inceliyor
Dijital gelirlerle büyüyen akıllı stadyum ekonomisi 2017 itibariyle dünyada 3,87 milyar dolarlık hacme ulaştı. Bu rakamın 2023 yılına kadar, yıllık ortalama yüzde 21’lik artışla 12,42 milyar dolara çıkacağı tahmin ediliyor. Akıllı stadyumları inceleyen KPMG, teknoloji sayesinde taraftara sunulan dijital hizmetleri değerlendirdi. KPMG Türkiye Spor Sektör Lideri Hakan Uçak, “Günümüzde deneyim ekonomisinin hızla geliştiği bir gerçek. Tüketiciler fiziksel ürünlerden çok deneyim peşindeler. Eğlence sektöründe faaliyet gösteren firmalar bu talebe cevap vermek için hızlı bir adaptasyon sürecine girdiler. Birçok spor kompleksi de altyapı yatırımlarını bu talepler doğrultusunda gerçekleştiriyor” diye konuştu.
KPMG’ye göre akıllı stadyumlarla hayatımıza giren altı yenilik şöyle:
Taraftarlar stada ‘bağlanacak’
- Stadyumların ‘akıllanmaları’ için öncelikle dijital altyapılarının geliştirilmesi gerekiyor. Günümüzde taraftarlar, maçlar sırasında internet üzerinden sürekli etkileşim halinde. Stadyumların bu etkileşimin kesintiye uğramaması için internet altyapılarını geliştirmeleri bekleniyor.
- Bir tıkla koltuğa sipariş
- Geleceğin stadyumlarda ileri teknoloji sayesinde operasyon maliyetleri de düşecek. Taraftarlar, yiyecek, içecek ve ticari ürün alışverişlerini cep telefonlarıüzerinden koltuklarına sipariş edebilecek. Dileyen müşteriler ise alışveriş yapmak istedikleri standın doluluk oranı konusunda kendilerini uyaran uygulamalardan faydalanacak.
- Taraftara özel hizmet
- Akıllı stadyumlar, taraftarların paylaşıma açtıkları özel verileri üzerinden özel alışveriş paketleri sunabilecek. Taraftarların biletlerini ne zaman aldıkları, kimlerle maça gittikleri, maç sırasında neler sipariş ettikleriyle ilgili verileri analiz eden stadyumlar kişiye özel ‘sadakat programlar’ hazırlayacak, bu sayede taraftarlar daha ‘kişisel’ deneyimler yaşayabilecek.
- Güvenlikte anlık veri paylaşımı
- Akıllı stadyumlar, kamera ve sensörlerin topladığı veriler sayesinde taraftarların güvenliğini maksimuma çıkarma kapasitesine sahip olacak. Yeni teknolojiler, güvenlik güçleriyle anlık veri paylaşımı yapılmasını ve güvenlik sorunlarına hızlı çözümler üretilmesini sağlayacak.
- Eve kadar destek
- Akıllı stadyumlar, maçtan çıkan taraftarlara dönüş yolunda karşılaşabilecekleri sorunlara karşı (hava, trafik durumu vs) dijital platformlar üzerinden çözüm önerileri sunacak.
- ‘Maçtan sonra da görüşelim’
- Taraftar deneyiminin merkezinde canlı karşılaşmalar olsa da, akıllı stadyumların taraftarlarla daha ‘yoğun iletişim’ kurması mümkün. Maç günleri dışında dijital oyunlar ve ürün satış sayfaları gibi uygulamalar üzerinden müşterilerle temas devam ettirilecek.
Türkiye’de durum
KPMG Türkiye Spor Sektör Lideri Hakan Uçak, akıllı statların hayatımıza girmesiyle futbola olan ilginin daha da artacağını belirterek, akıllı statların taraftarı statlara daha fazla çekeceğinin altını çizdi. Akıllı stat uygulamalarının her alanda olduğu gibi futbol endüstrisinde dijital dönüşümün habercisi olacağını vurguladı.
Uçak, “Türkiye’de, akıllı stadyumlar konusunda hareketlilik yavaş yavaş başladı. 2016’da hizmete giren Beşiktaş’ın Vodafone Park Stadyumu, dijital altyapısıyla gündeme gelmişti. Stadyumda 50 bin ziyaretçinin ihtiyacını karşılayacak yüksek bant genişlikli Wi-Fi, 2G, 3G ve 4.5G ağ bağlantıları var, ayrıca taraftarlar farklı noktalarda konumlanan ve tek merkezden yönetilen 700’den fazla etkileşimli ekran ve 2 bin 200’den fazla koltuk içi ekrandan maçın önemli pozisyonlarını ve maç istatistiklerini takip edebiliyor. Benzer ekran uygulamaları, Trabzonspor’un Medical Park Stadyumu’nda da mevcut” dedi.
Galatasaray’ın Türk Telekom Stadyumu’nda kısa süre önce hayata geçirilen ‘nakitsiz tribün’ uygulamasıyla da taraftarlar, stadyum ve çevresindeki mağazalar, büfeler ve GS Store’da dijital cüzdan uygulaması üzerinden alışveriş yapabiliyor.
Elon Musk’ın internet uyduları fırlatılmaya hazır
Elon Musk’ın, SpaceX şirketi üzerinden tüm dünyaya internet hizmeti sunma planı hayata geçiyor.
İnternet girmeyen yer kalmayacak
Starlink projesini hayata geçirmek için Dünya yörüngesine, 1500 mini uydu taşıyacak olan SpaceX, daha sonra bu mini uydular üzerinden, okyanuslardan dağlara kadar, dünyanın her köşesine düşük maliyetli geniş bant internet bağlantısı hizmeti verebilecek.
Uyduların ilk partisi ise 14 veya 15 Mayıs günü uzaya çıkmış olacak. İlk partide 60 adet uydu bulunacak ve Space X, bu 60 uydu ile ilk denemeleri gerçekleştirecek, olası sorunları analiz edecek ve ardından diğer uyduları da yörüngeye yerleştirecek.
Musk yine de yaptığı duyuruda, ilk uydu yerleştirmesi sırasında pek çok sorun ve hata yaşanabileceğini ancak bu hatalardan ders çıkartılacağını da vurguladı. Sonuçta, kocaman bir otomobili dev bir gezegene isabet ettirememiş bir uzay şirketinin, minik uyduları yörüngede doğru noktaya yerleştirememesi de sürpriz olmayacak.
[Araştırma] Önümüzdeki 10 yıl içinde her 100 aracın 25’i elektrikli olacak
Araştırmaya göre, tüketicilerin çoğunluğu elektrikli araçları pahalı, menzili kısa ve şarj süreleri uzun olduğu için tercih etmiyor
TEB Cetelem, Cetelem Araştırma Merkezi desteğiyle hazırlanan “Elektrikli Taşıtların Gizemi” başlıklı raporunu açıkladı. Aralarında Türkiye’nin de olduğu 16 ülkede, yaşları 18 ile 65 arasında değişen, 10 bin 600 kişiyle gerçekleştirilen araştırma, tüketicilerin elektrikli araçlarla ilgili düşüncelerini ortaya koyuyor. Rapora göre, tüketicilerin çoğunluğu elektrikli araçları pahalı, menzili kısa ve şarj süreleri uzun olduğu için tercih etmiyor. Ancak elektrikli araçlar konusundaki gelişmeler çok hızlı ilerliyor. Araştırmalar batarya fiyatlarının hızla düştüğünü, buna bağlı olarak menzillerin arttığını ve hızlı şarj istasyonlarının da giderek yaygınlaştığını gösteriyor.
Cetelem Gözlemevi’nin araştırmasına katılanların beyanlarından elde edilen sonuçlara göre 2030 yılında dünyada satılan araçların yüzde 25’ini elektrikli araçların oluşturması öngörülüyor. Bu rakamın satın almanın teşvik edildiği Çin’de yüzde 36, Norveç’te ise yüzde 39’a kadar yükselmesi bekleniyor. Araştırmaya katılan Türk sürücülerin beyanlarına göre 11 yıl sonra Türkiye’de satılacak araçların yüzde 29’unu elektrikliler oluşturacak.
Tüketicilerin elektrikli araçlarla arasındaki mesafe her geçen gün kısalıyor. Cetelem Gözlemevi’nin 2019 elektrikli araçlar raporu ile 2012’de yayınlanan ilk elektrikli araçlar araştırması karşılaştırıldığında, aradan geçen 7 yıl içinde tüketicilerin sadece elektrikli araçlarla ilgili bilgi seviyesi değil aynı zamanda içten yanmalı motoru olmayan bu tip araçlara olan ilgisinin arttığı görülüyor.
Bu süre içinde gerçekleştirilen tanıtım çalışmaları ve yollarda daha sık görülmeye başlanan elektrikli otomobiller sayesinde insanların gün geçtikçe bu yeni ürünü daha çok benimsediği anlaşılıyor. 2012’de yapılan anket çalışmasında, tüketicilerin ürünün teknolojisine yeterince güvenmemesi, bu ürünü satın almama nedeni olarak üçüncü sırada yer alırken, bugün bu unsur bir satın almama nedeni olarak altıncı sırada yer alıyor.
Fiyat düşüyor, menzil artıyor ama şüpheler hala var
Sürücülerinin elektrikli taşıtlar için önemli bir ölçüt olarak gördükleri satın alma fiyatı, menzil ve şarj alt yapısı son yıllarda çok fazla gelişme gösterdiği halde kafalardaki soru işaretleri ortadan kalkmış değil. Cetelem Gözlemevi 2019 raporu da gösteriyor ki, bunca gelişmeye rağmen bu üç unsur halen insanların elektrikli taşıtları benimsemesinin önündeki en büyük engel olarak görülüyor.
Araştırmaya katılan pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de otomobil sahiplerinin elektrikli otomobil satın almama nedeni olarak çok pahalı, menzilin kısa, batarya şarj süresinin uzun ve şarj altyapısının yetersiz olması geliyor. Türk tüketicilerinin yüzde 66’sı araç pahalı olduğu için almıyorum derken, şarj altyapısının yetersiz olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 39’da, şarj süresi çok uzun diyenlerin oranı ise yüzde 35’te kalıyor.
2030 yılında satılan 100 aracın 25’i elektrikli olacak
Cetelem Gözlemevi raporuna bu yıl ilk kez dahil edilen Norveç, elektrikli araç sahipliği konusunda Çin’le birlikte, diğer 14 ülkeye göre oldukça mesafe kat etmiş görünüyor. Otomobil satışlarının yüzde 20,9’unu elektrikli, yüzde 31,3’ünü ise şarj edilebilir ve edilemez hibritlerin oluşturduğu Norveç’te araştırmaya katılanların büyük çoğunluğu, çeşitli güçlü teşviklere rağmen elektrikli araçları pahalı bulduğunu söylüyor.
Benzer bir tavrı, alımların teşvik edildiği Çinli tüketiciler de sergiliyor. Ancak araştırmaya katılanların verdiği cevaplar içinde elektrikli araçları pahalı bulanların ortalaması yüzde 86 iken, Norveç ve Çin’de bu oran yüzde 64 ve 65 seviyesinde kalıyor.
Elektrikli araçların her iki ülkede de teşvik edilmesi, bu araçların pazardaki payının doğal olarak ilerleyen yıllarda diğer ülkelerden farklı olarak daha yüksek olacağını da ortaya koyuyor. Araştırmaya verilen cevaplardan yola çıkılarak, 2030 yılında satılacak elektrikli araçların klasik araçlara oranının ortalama yüzde 25’ler seviyesinde olacağı tahmin edilirken, Çin’de bu oranın yüzde 36, Norveç’te ise yüzde 39’a ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye’de ise bu oranın yüzde 29’a ulaşacağı tahmin ediliyor.
Bataryalar ucuzluyor, menzil artıyor kullanım maliyetleri giderek düşüyor
Elektrikli araçların 2030 yılından itibaren yaygınlaşacak olmasının birinci nedeni bataryaların ucuzlayacak olması. 2010 yılında 1 kilovat saat için 1000 dolarlık bir maliyet söz konusuyken, bu rakam günümüzde 5’te 1 oranında geriledi. Gelecekte ise 150 dolarların altına inmesi bekleniyor. Bu da otomobillerin fiyatlarının düşmesini ya da ucuzladığı için daha yüksek kapasiteli bataryalar kullanılarak menzilinin artmasını sağlayacak.
Elektrikli araçlar ancak devlet teşvikiyle ilgi çekici hale gelebiliyor
Cetelem Gözlemevi araştırması da gösteriyor ki tüketicilerin önemli bir kısmı elektrikli araçların yüksek satın alma maliyetlerine rağmen, kullanım sırasında gerek enerji tüketimi gerekse servis-bakım giderleri açısından klasik araçlara göre çok daha avantajlı olduğunun farkındalar. Tüketiciler açısından bakıldığında daha az enerji ve bakım masrafı anlamına gelen bu gelişme verimsiz içten yanmalı motorlarıyla trafikte boşa yakıt harcayan ve sıkça servise gitmek zorunda kalan kentli tüketicilerin dikkatini elektrikli araçlara çekecek gibi görünüyor. Tabi raporun da ortaya koyduğu gibi gerekli teşvik ve alt yapı yatırımlarının yapılması halinde. Çünkü elektrikli araçlar yoğun ilgi gördükleri Çin ve Norveç’te ciddi devlet desteğiyle satılıyor. Çin’de devletin satın alma desteği araç başına 8.700 Dolar’a ulaşırken, Norveç’te bu destek 11.500 Dolar’ı aşıyor. Üstelik teşvikler sadece bununla da sınırlı kalmıyor. Elektrikli araç sahipleri otoyol ve feribotlardan da ücretsiz yararlanıp, bazı şehirlerde otopark ücreti de ödemiyorlar.
Ama elektrikli araçlar tıpkı raporun başlığında olduğu gibi gizemini muhafaza ediyor. Gelişmeler gelecekte elektrikli araç sayısının bugünden çok daha fazla olacağını ortaya koyuyor ama içten yanmalı motorların birden bire sahneden çekileceğini de söyleyemiyor.
TEB Cetelem Genel Müdürü: “Elektrikli araçlar geleceğin mobilite dünyasının en önemli konularından biri olacak”
TEB Cetelem Genel Müdürü Stephane Becoulet Cetelem Gözlemevi 2019 raporunun elektrikli araçların gelecekte herkesin ilgi alanına gireceğini gösterdiğini belirterek şöyle konuştu: “Son yıllarda yapılan bütün araştırmalar elektrikli araçların geleceğinin herkesi ilgilendiren bir konu olduğunu gösteriyor. Fakat bu araçların ulaşılabilir olması için gerek üreticilerin gerek altyapıdan sorumlu olanların gerekse bu araçları satın almayı düşünenlerin ekstra çaba harcamaları gerekiyor. Menzil şimdiye kadar, bataryaların çok pahalı olmasından ötürü en büyük engel olarak görülüyordu. Ancak teknolojinin gelişmesi ve bataryaların giderek daha ucuz olması bu sorunu ortadan kaldıracak gibi görünüyor. Tüketiciler de sadece elektrikli olduğu için satın aldığı otomobilin teknoloji harikası olması gerektiğini düşünmez ve beklentilerini düşürürse fiyat/menzil kısır döngüsünden de çıkılacaktır.”









