Yemeksepeti’nin sahibi Delivery Hero 2018 sonuçlarını açıkladı

 Delivery Hero bugün faaliyet raporunu bugün açıkladı

Yemeksepeti’nin sahibi olan Delivery Hero, 2018 finansal sonuçlarını açıkladı. Delivery Hero’nun paylaştığı verilere göre, şirketin 2018 geliri 665,1 milyon Euro oldu.

Delivery Hero’nun bugün duyurduğu rapordan derlediğimiz verileri paylaşıyoruz:

-Delivery Hero’nun 2018 geliri 665,1 milyon Euro seviyesinde gerçekleşti. 2017’ya oranla yüzde 46 artış var.  665 milyon Euro’luk gelirin bölgelere dağılımı şöyle: Avrupa (221,1 milyon Euro), Ortadoğu-Afrika (316,4 milyon Euro), Asya (192,5 milyon Euro) ve Amerika (62,1milyon Euro). Buradaki toplam 792,4 milyon Euro olarak görünüyor. Fakat giderler düşüldüğünde 665,1 milyon Euro’ya ulaşılıyor.

-Delivery Hero’nun  2018 sipariş sayısı ise 401,8 milyon oldu. Bu siparişlerin bölgelerin bazındaki kırılımı şu şekilde: Ortadoğu-Afrika (190,6 milyon), Avrupa (92,6 milyon), Asya (82,6 milyon) ve Amerika (36 milyon).2016’da 197 milyon sipariş almıştı. Bu rakam 2017’de yüzde 48 artarak 292 milyona çıktı.

665,1 milyon Euro’luk gelirin 460 milyon Euro’luk bölümü komisyonlardan geliyor.

-Delivery Hero’nun yıllık raporunda Ar-Ge için harcanan miktarın 42,2 milyon Euro olduğu belirtiliyor. 2017’de bu rakam 29 milyon Euro düzeyindeydi.  Bir yıl öncesine göre yüzde 45 artış görülüyor. Delivery Hero’nun Ar-Ge çalışanı ise 906 kişi ve toplam işgücünün yüzde 3,6’sına denk geliyor.

-Şirketin çalışan sayısına baktığımıza ise toplam 16 bin 627 kişiye istihdam sağladığını görüyoruz. 2017’da 9 bin 72 olan çalışan sayısına artmasında en büyük gerekçe, şirketin kendinin sahip olduğu teslimat personelinin artması olduğunu görüyoruz.

Delivery Hero 41 ülkede, 4 bin şehir ve 290 binden fazla restoranla faaliyet gösteriyor.

-Delivery Hero’nun yıllık raporunda yöneticilere ödenen maaş ve diğer yan ödemeleri de görüyoruz. Buna göre, Delivery Hero CEO’su Niklas Östberg geçen yıl 250 bin 200 Euro’su temel maaş, 25 bin 300 Euro’su yan haklar olmak üzere toplam 275 bin 500 Euro kazandı. Ayrıca Östberg’e 1 milyon Euro tutarında hisse de verildi

Delivery Hero, Yemeksepeti’ni 2015 yılında 589 milyon dolara satın alarak Türkiye pazarına girmişti.

[Güncelleme]: Yemeksepeti’nin 2017 geliri 49,4 milyon Euro idi. 2018 faaliyet raporunda geçen yıla ait gelir bilgisi açıklanmadı. Delivery Hero’ya dün Yemeksepeti’nin 2018 gelirini sorduk. Şirket bu yıl gelir bilgisi açıklamadıklarını belirtti. Şirket bununla birlikte sipariş sayılarının Türkiye’de yüzde 40 arttığını aktarırken, mobilden gelen sipariş verisini de paylaşmadı. 

Akıllı telefon varken, giriş kartına gerek yok

0

Sensormatic’in çözümüyle akıllı telefonlarla giriş-çıkış kartına gerek kalmıyor

Mobil cihazların hızla yaygınlaşmasıyla birlikte, akıllı telefonlar temel iş süreçlerinin de vazgeçilmezi oldu. Sensormatic’in sunduğu mobil geçiş kontrol çözümü ise akıllı telefonların hayatımızı kolaylaştırdığı alanlara bir yenisini ekliyor: Kartlı geçiş yerine “okut ve geç” dönemini başlatan bu çözüm, akıllı telefonların giriş kartı yerine kullanılmasını sağlıyor. Konforlu bir çalışma ortamı arayan perakende profesyonelleri için kart taşıma zorunluluğunu ortadan kaldıran bu sistemde, telefonu okuyucuya yaklaştırarak geçiş yapılabiliyor.

Akıllı telefona indirilen uygulama üzerinden telefonun sahibini otomatik olarak tanıyan çözüm, giriş çıkışların kontrol altına alınmasına ihtiyaç duyulan her yere kolayca entegre edilebiliyor. Ofis içinde kontrol ve yetkiye tabi bölümlere sadece ilgili kişilerin girmesi sağlanıyor. Giriş çıkış hareketlerinin gerçek zamanlı olarak sisteme işlenmesiyle birlikte, denetleme süreçlerini kolaylaştıran raporlar da elde ediliyor. Mobil cihaz uygulamalarına ek olarak, parmak izi ve iris okuyucu gibi biyometrik okuyucular da kartlı geçiş sistemlerine alternatif olarak kullanılabiliyor.

Passware yazılımı ile tüm personel verileri hızlıca raporlanıyor

 Sensormatic tarafından geliştirilen Passware Personel Devam ve Kontrol Sistemi (PDKS), ile giriş çıkış ve mesai saatlerini hatasız biçimde takip ederken, bordrolamaya veri sağlamak, kişilerin ofis içindeki yol haritalarını görüntüleyip, lokasyonlarını belirlemek ve acil durumlarda anlık yoklama yapabilmek mümkün oluyor.

Ofise ziyaretçi geldiğinde e-posta ile ilgili kişi anında bilgilendiriliyor. Çalışanların yaptığı giriş çıkışlar mesai saatleri baz alınarak raporlanıyor ve bordrolama süreçleri kolaylaşıyor. Ziyaretçilerin dolaşabileceği alanlar Passware üzerinde tanımlanarak, bina içindeki bölümlerin giriş çıkış yetkileri hızlıca güncellenebiliyor.

 

 

Microsoft sağlıkta hayat kurtaracak! (Video)

0

Microsoft sağlık alanında yaptığı yenilikleri düzenlediği bir etkinlikte basın mensuplarına tanıttı. Bizim de katıldığımız etkinlikte şirket, yaptığı yenilikleri açıkladı. Biz de bu videomuzda sizlere Microsoft‘un sağlık alanında hangi yeniliklere imza attığı anlattık. 

Microsoft hem sağlık personelinin hem de hastaların hayatını kolaylaştıracak işbirlikleri yapıyor. Biz de bu videomuzda bunların neler olduğuna yakından bakıyoruz. 

Şimdi lafı daha fazla uzatmadan sizleri videomuzla baş başa bırakalım. İyi seyirler…

Microsoft’tan sağlık alanında önemli yenilikler!

Teknoloji devi sağlık alanındaki geliştirmelerini sürdürüyor. İnsanların hayatını daha da kolaylaştırmak için hastanelerle işbirliği yapan şirket, endüstrinin dönüşümünü destekleyeceğini söyleyen yeni ürünlerini tanıttı. Teknoloji devi bu sayede daha fazla insanın hayatına dokunacak aynı zamanda sağlık kuruluşlarının çalışmasını daha verimli hale getirecek.

Şimdi gelin hep beraber Microsoft’un sağlık sektörü için sunduğu çözümlere yakından bakalım.

Microsoft 365: Sağlık kuruluşları için geliştirilen bu uygulama sağlık ekiplerinin birbiriyle sağlıklı ve güvenli bir iletişim kurmasına yardımcı oluyor. Hastane ekibi aynı zamanda Microsoft Team ile de bu sayede iletişim kuruyor. Ekipler, mobil ve masaüstü cihazlarına bildirim geldiğinde sık sık uyarılıyor. Bu kısımda konunun aciliyeti bildirim sıklığını artırmak için önemli. Aciliyet durumuna göre bildirimler 20 dakikada bir düşebiliyor. Ancak çok acil bir durum olduğunda 2 dakikada bir akıllı cihaz sahibini uyarıyor. Böylece acil durumlara daha hızlı müdahale edilebiliyor. Uygulama sayesinde hastane personelinin de hasta kayıtlarına erişimi kolaylaşıyor.

Microsoft Healthcare Bot: Sağlık kuruluşlarına sunulan yeni hizmetlerden biri de Microsoft Healthcare Bot. Yapay zeka destekli bu bot, sanal asistanlarla sohbet etmeyi sağlıyor. Böylece, asistan her aşamada insanların yanında olabiliyor. Kuruluşlar işle ilgili çoğu sorunu bot ile çözebiliyor.

Azure API: Bulut sistemleri gün geçtikçe çok daha önemli bir hale geliyor. Bu sayede veriler çok daha kolay bir şekilde saklanıyor ve paylaşılıyor. Microsoft bu sistemi sağlık kuruluşları için de geliştirdi. Hastane çalışanları yeni sistem sayesinde birbirleriyle çok daha kolay çalışabiliyor ve verileri çok daha kolay bir şekilde paylaşabiliyor.

Tüm dünyadaki insanlar için iyi bir şeyler yapmak için yola çıktığını söyleyen Microsoft, bu yolda alanında başarılı kuruluşlarla çalışıyor. Aralarında Finlandiya’da bir çocuk kliniği de bulunan kuruluşların sayısı gün geçtikçe artıyor.

Turkcell ile İTÜ kampusları 5G’ye hazır

0

Turkcell ve İTÜ yaptıkları çalışmayla İTÜ kampuslarındaki mevcut mobil şebeke altyapısı yeniledi ve 5G’ye hazır hale getirdi

Turkcell ve İTÜ, 5G kapsamındaki işbirliklerine bütün hızıyla devam ediyor. Bu kapsamda Turkcell, üniversitenin tüm kampuslarındaki 4.5G altyapısını yenilerek teknolojik olarak geliştirdi. Bu sayede İTÜ’nün mobil altyapısı şimdiden 5G’ye hazır hale geldi. C-RAN şebeke mimarisi (merkezileştirilmiş mobil şebeke) kullanılarak gerçekleştirilen şebeke yenileme çalışmasıyla öncelikle veri iletim hızları daha da iyileştirildi ve mobil abonelerin 4.5G üzerinden daha düşük veri gecikmesi ile servis alabilmeleri sağlandı.  

Oluşturulan yeni mimariyle İTÜ Ayazağa Kampusu’nda “merkezileştirme” konsepti kullanıldı ve çekim noktalarına kurulan cihaz sayısı önemli oranda azaltıldı. Altyapı yenileme ve merkezileştirme çalışmaları sonrasında gözlem periyodunda Turkcell abonelerinin deneyimledikleri data iletim hızları yüzde 30 artış gösterdi. Sistem odalarının merkezileştirilmesi sonucunda yüzde 25 oranında enerji tasarrufu da sağlandı.

5G çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz 

Turkcell Şebekelerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gediz Sezgin, “4.5G şebekemizi kurarken, bu altyapının 5G’ye de uygun olmasına büyük önem verdik. Geldiğimiz noktada dünyanın en hızlı 4.5G şebekesine sahip olmanın gururunu yaşıyoruz. 5G çalışmalarına başladığımız ilk günden bu yana ülkemizin önde gelen üniversitelerinden İTÜ ile yakın bir işbirliği içerisinde çalışıyoruz. İTÜ’de başlattığımız C-RAN şebeke mimarisi çalışmasını Türkiye’nin her köşesine yayarak, en kaliteli ve hızlı servislerini müşterilerimizle buluşturmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin dünyada 5G’de söz sahibi olması için aralıksız olarak çalışmaya devam ediyoruz” dedi.

Konuya ilişkin açıklama yapan İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca ise, “ İşbirlikleri, birlikte yürütülen projeler ve Ar-Ge faaliyetlerini kapsayan her alanda kamu, özel sektör, iş dünyası işbirliklerinin arttığına şahit oluyoruz. Ülkemizin ekonomik ve sosyal hayattaki bu hızlı dönüşümünün yeni nesil teknolojiler ile giderek artacağını biliyoruz. Bu kapsamda İTÜ olarak 5G teknolojisi testlerinde işbirliklerine gitmekten son derece memnunuz. Bu işbirliklerin gelişerek devam edeceğine ve ülkemize fayda sağlayacağına emin olarak ilerliyoruz” diye konuştu.

Yapılan çalışmalar sonrasında dünyanın en iyi 4.5G altyapısından birine sahip olan İTÜ Ayazağa Kampusu, geleceğe hazır bir test merkezine dönüştü. Turkcell ve İTÜ önderliğindeki bu çalışma ile İTÜ Ayazağa Kampüsü; sürücüsüz araç, akıllı şehir sistemleri, IOT gibi gelecek nesil teknolojiler için denemelerin yapılacağı 5G’ye hazır ve üniversite öğrencilerinin de kullanabileceği bir açık hava teknoloji laboratuvarı haline geldi.

Yenibirlider Derneği’nin Genel Müdürü Jülide Erdoğan oldu

0

Türkiye’nin yeni nesil liderleri desteklemeyi hedefleyen derneğe yeni genel müdür atandı

Türkiye’nin gelecek nesil liderlik ekolünü oluşturmak, yetenekli gençleri fırsatlarla buluşturmak ve alanlarında öncü bireyler olmaları konusunda onları desteklemek üzere çalışmalarını sürdüren Yenibirlider Derneği’nin Genel Müdürü Jülide Erdoğan oldu. 
 
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü’nden 2001 yılında mezun olan Jülide Erdoğan, yüksek lisans eğitimini Marmara Üniversitesi’nde Kalkınma İktisadı ve İktisadi Büyüme Ana Bilim Dalı’nda tamamladı. 
 

Jülide Erdoğan STK tarafından 15 yıl deneyime sahip

Gönüllülük, sivil toplum ve gençlik çalışmalarıyla üniversite yıllarında tanışan, 2005 – 2007 yılları arasında Beyoğlu Belediyesi Gençlik Merkezi’nde 2007 – 2010 yılları arasında ise Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nda çeşitli görevler üstlenen Erdoğan, 2010 yılı Mayıs ayı itibariyle Toplum Gönüllüleri Vakfı’nda Projeler Departmanı Yöneticiliği yapmaya başladı. 2016 yılında ise yine Toplum Gönüllüleri Vakfı’nda Genel Müdürlük görevini üstlendi. 2017 yılından bu yana edindiği bilgileri ve deneyimi, Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden birisi olan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde “Proje ve Fon Geliştirme Teknikleri” dersi ile öğrencilere aktaran Erdoğan, halen çeşitli sivil toplum kuruluşlarında ve platformlarda jüri ve danışman olarak yer alıyor.
 
Jülide Erdoğan, sivil toplum alanındaki 15 yıllık deneyimiyle 2019 yılı Mart ayı itibariyle Yenibirlider Derneği’nin genel müdürlük görevini üstlendi.

Garanti Bankası’nın adı değişiyor, Garanti BBVA oluyor

0

Garanti Bankası’nın da ana ortağı olan BBVA Grubu dijital dönüşüm projesi başlattı ve marka stratejisiyle logo değişti

Garanti’nin bünyesinde bulunduğu Banco Bilbao Vizcaya Argentaria (BBVA )Grubu, yürüttüğü dijital dönüşüm stratejisi doğrultusunda, dinamik ve dijital dünyaya uygun olarak yenilenen logosu ile faaliyet gösterdiği tüm pazarlarda tek bir global markaya, “BBVA”ya dönüşüyor.BBVA Grubu, Meksika’da BBVA Bancomer, Arjantin’de BBVA Frances, Amerika Birleşik Devletleri’nde BBVA Compass ve Peru’da BBVA Continental markalarıyla faaliyet gösteriyordu. Bu dönüşümle birlikte artık tüm pazarlarda, BBVA isminin yanındaki ikinci markasını kaldırarak sadece BBVA markasını kullanacak.

BBVA dijital kurum olma yolunda önemli bir adım atıyor

BBVA bu stratejiyle dünya çapında faaliyet gösteren dijital bir kurum olma yolculuğunda önemli bir adım daha atıyor. Bu adım, kullanıcıların dijital bir kurumda aradıkları tutarlı müşteri deneyimi beklentilerine de hizmet ediyor. Ayrıca bununla birlikte, BBVA’nın ürün ve hizmetlerinin birçoğu global kullanıma sunularak, faaliyet gösterdiği pazarlara uygun olarak uyarlanabilecek.

Yasal süreçlerin ardından Garanti BBVA olacak

Yeni marka stratejisinin Türkiye’deki yansıması ise 2019 yılı içinde, BBVA Grubu’nun küresel ölçekte sahip olduğu marka gücünün Garanti markası ve logosunun yanına eklenmesiyle hayata geçecek. Dokuz yılı aşkın bir süredir BBVA Grubu ile Türkiye ekonomisine değer katan Garanti, bu strateji doğrultusunda gerekli yasal süreçlerin tamamlanmasından sonra faaliyetlerini “Garanti BBVA” markasıyla sürdürecek. 

Garanti Bankası’nın sitesindeki bilgiye göre, BBVA’nın Garanti Bankası’ndaki hissesi yüzde 49,85 seviyesinde bulunuyor. Bankanın 30’dan fazla ülkede 75 milyona yakın müşteriye hizmet veriyor. BBVA’nın logo değişimine ilişkin paylaştığı videoyu aşağıda seyredebilirsiniz  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Türkiye için rekabetin anahtarı robotik otomasyon

0

KPMG Türkiye’ye göre,  Robotik Süreç Otomasyonu (RPA) uygulamaları Türkiye’nin verimlilik problemine hızlı ve etkin bir çözüm getirebilecek

Uluslararası vergi, denetim ve danışmanlık firması KPMG’nin Türkiye ortaklarından Tanıl Durkaya, günümüzde artan Robotik Süreç Otomasyonu (Robotic Process Automation-RPA) ve akıllı otomasyon uygulamalarının Türkiye ekonomisi için büyük fırsat potansiyeli taşıdığını söyledi.

Sürdürülebilir kalkınmada RPA’nın yaratacağı fırsatlar

Türkiye’nin RPA teknolojilerinde henüz başlangıç aşamasında olduğunu hatırlatan Durkaya, “RPA uygulamalarına ilişkin beş seviyeli bir olgunluk tablomuz var. Türkiye henüz bunun başında. Gelecek beş yılda bu teknolojilerin kullanımı ile birlikte yatırımlar da hızla artacak. RPA teknolojisi ile eşleşecek çözümler geliştirerek ülke olarak bu ekosistemde yer edinmemiz lazım. Aksi takdirde trenin gerisinde kalırız, bu teknolojilerin sadece kullanıcısı değil, bunlara katkıda bulunan bir ülke olmalıyız. Bu bizi dünya arenasında da ön plana çıkaracaktır” dedi.

Beş aşamalı iş planı

KPMG Türkiye, 2018’de yapılan iki ayrı araştırmanın sonuçlarına dayanarak, şirket yöneticilerinin insan-robot işgücünü entegre etmede yaşadığı zorlukları aşmalarına yardımcı olmak için beş aşamalı bir İşgücü Kılavuz Modeli geliştirdi:

  1. Dönüştürme: İş ve teknoloji stratejisini çalışanlar için çıkarımlara dönüştürme
  2. Şekillendirme: Robotların işlemsel olan ve tekrarlayan işleri devralmasının ardından çalışanların artan serbest zamanlarını değerlendirme
  3. Tasarlama: RPA uygulamalarının mevcut işgücü üzerindeki etkilerini tasarlama ve yönetme
  4. Değişim: Mevcut iş süreçlerini ayrıntılı şekilde anlatılması ve süreç sahiplerinin seçilen RPA konusunda ayrıntılı olarak bilgilendirilmesi
  5. İzleme: RPA uygulamalarıyla kaydedilen ilerlemenin izlenmesi ve olası senaryolara karşı hazırlık.

Ayrıca RPA kullanımı ile robot-insan işbirliğinin kurgulanmasına ilişkin yönetişim modeli de iş planı içerisinde önemli bir başlık oluşturuyor.

 

İSÜ’ye Teknoloji Transfer Ofisi

0

İstinye Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi ( İSÜ Tech)  açıldı

İstinye Üniversitesi Topkapı Kampusu’nda gerçekleşen açılışta İstinye Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi (İSÜ Tech) hakkında bilgi veren TTO Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Melik Ertuğrul, “Ofisimizde halihazırda dört tane modülümüz var. Bunlar; proje destek, girişimcilik ve kuluçka, üniversite-sanayi iş birliği ve fikri mülkiyet birimleri. Kuluçka merkezimizin fiziki alt yapısı tamamen kuruldu ve başvurular için ilk çağrımıza çıktık. 16 kişilik kapasitemiz bulunuyor. Proje birimimizde akademisyenlerimizin proje yazmaları konusunda destekler veriyoruz. İSTKA, AB ve TÜBİTAK projelerine yönelik desteklerimiz mevcut. Akademisyenlerimiz de bu konuda son derece aktif” dedi.

İSÜ Tech sağlık alanında öne çıkıyor

İstinye Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Melih Bulu ise TTO’lar hakkında bilgi vererek, “TTO’ların amacı burada üretilen bilginin toplumdaki ilgili noktalarla buluşmasını sağlamak. TTO’ların bir diğer görevi ise burada üretilen bilgilerin korunması, patent, faydalı model gibi başvuruların yapılıp onların alınması. Diğer bir konu da burada üretilen bilgilerin bunu üreten hocalar ya da öğrencilerimiz tarafından şirketleşmesi. Bunu da TTO bünyesinde olan kuluçkada yapıyoruz. Sağlıkla ilgili konularda çok ciddi bir alt yapımız var. Bu da bizi sağlık alanında ön plana çıkarıyor. Burada birçok proje geliştirme ve deneme imkanımız oluyor. Üniversitemizde mühendislik bölümü, sağlık alanına da destek veriyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Veri hırsızlarının yöntemleri e-Safe Zirvesi’nde ele alınacak

0

Teknolojinin gelişmesine paralel olarak artan siber güvenlik olayları ile kredi kartı dahil pek çok kişisel veri hırsızlığında kullanılan yöntemler Ankara’daki zirvede ortaya konulacak

Kredi kartı başta olmak üzere son dönemde veri hırsızlarının göz diktiği kişisel verilerin korunması KVKK’nın ev sahipliğinde 24 Nisan 2019 tarihinde düzenlenecek 2.eSafe Kişisel Verileri Koruma Zirvesi’nde ele alınacak.

KVKK Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir ve eSafe Kurucusu Musa Savaş’ın açılış konuşmasıyla başlayacak etkinlikte, 2016 yılında yürürlüğe giren Kişisel Verilerin Korunması Kanunu sonrası gelişmeler değerlendirilecek. Kanun sonrası, kişisel veri işleyen şirket, kurum ve kuruluşların uymaları gereken kurallar, hangi verilerin işlenebileceği ve veri güvenliğine ilişkin yükümlülükler başta olmak üzere kişisel verilerin işlenmesiyle ilgili tüm konuların konuşulacağı etkinlik, alanında 16 uzman ile 300’den fazla katılımcıyı biraraya getirecek. Etkinlik, Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun Ankara’daki merkezinde düzenlenecek. 

Teknik yönler de ele alınacak

Zirvede, kişisel verileri korumanın hukuki yönlerinin yanı sıra teknik yönleri de ele alınacak. Türkiye İhracatçılar Meclisi Genel Sekreteri Prof. Dr. Kerem Alkin “Kişisel Veri Ekonomisi”, KVK Uzmanı Hakan Arslan “Kişisel Verilerle İlgili Başvuru ve Şikayet Hakkı”, Kişisel Verilerin Yönetimi Derneği Başkanı Ahmet Hicabi Erdinç “Kişisel Verilere İlişkin Suçlar ve Kabahatler Neticesinde Verilebilecek Hapis, İdari Para ve Disiplin Cezaları” konularında değerlendirme yapacak.

Kişisel Verilerin siber güvenlik gerektiren alanlarında ise konunun önde gelen uzmanlarından Eyüp Çelik “Kişisel Verilerinizi Hacker’lardan Nasıl Korursunuz?”, BTK Sosyal Medya Uzmanı Abdi Baktur “Dijital Yerlilerin Mahremiyeti”, Bilgi Güvenliği Uzmanı Atalay Keleştemur “Kredi Kartlarında Kişisel Verilerin Korunması” konularında sunum yapacak.

Görsel: Prof. Dr. Faruk Bilir, KVKK Başkanı 

Start-up’lara ilk çeyrekte 20 milyon dolar yatırım geldi

0

İlk çeyrekte en çok yatırım alan girişim Modanisa oldu

2019’un ilk çeyreğinde start-up’ların 19,6 milyon dolar yatırım aldığı açıklandı. Start-up ekosistemine ait verileri derleyen platform oStartups.watch’un verilerine göre, yılın ilk çeyreğinde start-up’lara 19,6 milyon dolar yatırım geldi. En çok yatırım alan girişim ise 15 milyon dolarla Modanisa oldu. Dikkat çeken diğer iki yatırım da start-up Omma Sign ve Shopi’ye yapıldı.

28 ülke arasında 16. sıradayız

Startups.watch’un verileri en çok yatırım alan beş dikey sektöre yer veriyor: Buna göre, tesettür giyim, SaaS, yapay zekâ, fintech ve perakende teknolojileri en çok yatırım çeken start-up’lar oldu. Bu çeyrekte toplam 12 yatırım işlemi yapıldığını not edelim. Avrupa’da en çok yatırım yapılan start-up’lar sırasıya İngiltere (1,8 milyar dolar), Almanya (1,1 milyar dolar) ve Fransa’dan (1 milyar dolar) çıktı. Türkiye takibi yapılan 28 ülke arasında 16. oldu. En az yatırım alan start-up’lar ise 823 bin dolarla Estonya’dan geldi. Veriler arasında yurtdışındaki Türklerin yaptığı çıkışlar da bulunuyor. Buna göre, Microsoft’un satın Citus Data ve Miniclip’in satın aldığı Masomo ilk  çeyrekte yurtdışındaki Türklerin yaptığı önemli çıkışlar oldu.

Kadın girişimci verileri

Startups.watch’un paylaştığı verilerde kadın girişimcilere ilişkin veriler de aktarılıyor. Veriler 2018 sonu itibarıyla ülkemizde yüzde 16,9 oranında kadın girişimci olduğunu ortaya koyuyor. Bu, 2017’ye göre yüzde 1,5’lik artış anlamına geliyor. Dünyadaki tabloda ise yüzde  17 kadın girişimci olduğu verisine ulaşıyoruz. Türkiye, Avrupa’da ise İspanya’nın ardından ise ikinci sırada bulunuyor. Bu yılın ilk çeyreğinde yatırım alan kadın yatırımcılar ve aldıkları yatırım miktarları da şöyle: Shopi (Aslı Kubilay – 520 bin dolar) ve Özden Pusat (Tutumlu Anne – 320 bin dolar). Kadınların en çok tercih ettiği ilk dikey ise e-ticaret, pazaryeri ve biyoteknoloji oldu. En çok yatırım alan üç kadın yatırımcı Demet Mutlu (Trendyol), Hande Çilingir (Insider) ve Rina Onur (Hemen Kiralık) olurken, kadın kurucuların yaptığı en büyük üç çıkış Demet Mutlu (Trendyol), Aslı Gökdere (Evmanya) ve Aytül Erçil (Isra Vision) şeklinde karşımıza çıkıyor.

 

Snapchat’in kullanıcı sayısı yeniden artıyor

1

Bir dönem gençler arasında çok popülerken ve Facebook’u tahtından indireceği düşünülürken, Zuckerberg’ün yaptığı zekice hamlelerle pek çok rakipsiz özelliğini Facebook’a kaptırarak Facebook’tan kullanıcı çalabilme yetisini kaybeden Snapchat, yeniden yükselişe geçiyor olabilir mi?

Raporlar olumlu gelişme gösteriyor

Uzun süredir kullanıcı sayısı yavaş yavaş eriyen Snapchat’in 2019 1Ç raporlarına göre kullanıcı sayısı yeniden yükselişe geçti. Son çeyrekte 4 milyon yeni kullanıcı kazanan Snapchat böylece 190 milyon kullanıcı sayısına ulaştı.

Öte yandan Snapchat’in geçtiğimiz yıl bu dönemde günlük aktif kullanıcı sayısı 191 milyon idi. Son bir sene içinde özellikle Instagram ile ağır rekabete giren Snapchat’in bu rekabetten yara aldığı gözleniyordu. 

Çamaşır yıkama ve kuru temizleme uygulaması Mr Jeff Türkiye pazarına girdi

0

Çamaşır yıkama ve kuru temizleme uygulaması Türkiye’de

İspanya ve Latin Amerika’da bin 200’den fazla franchise bayisi ile çamaşır yıkama ve kuru temizleme servisi veren Mr Jeff, Türkiye pazarına girme kararı aldı. Başlangıç olarak İstanbul, Ankara ve İzmir’de franchise vermeye başladıklarını söyleyen Mr Jeff Türkiye Büyüme Sorumlusu Gökhan Karakoç, “Yıl sonuna kadar Türkiye’de 150 bayiye ulaşacağız” dedi.

İspanya’da 2015 yılında bir grup girişimci tarafından kurulan ve oradan 10’den fazla ülkeye sıçrayan Mr Jeff, 4 ay içinde  başabaş noktasına ulaşılan iş modeli ile Türkiye’deki girişimcilerin ilgi odağı haline geldi. Türkiye’de 2,1 milyar liralık pazar hacmine sahip olan yıkama ve kuru temizleme sektörü, yılda yüzde 19’luk büyüme gösteriyor.


Ulaşılabilir ve kârlı iş modeli

 Türkiye’deki franchise’lara özel olarak Mr Jeff ailesine katıldıktan sonra, ilk bir yıl boyunca kullanım bedeli ve pazarlama ücreti almayacaklarını vurgulayan Gökhan Karakoç, ‘’Dijital yaklaşımımız ve aylık üyelik planlarımız sayesinde kuru temizleme sektörünün geleneksel işleyişini değiştirme hedefindeyiz. Türkiye, maksimum getiri sağlayacağımız ülkelerin başında geliyor.  En kısa zaman zarfında İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde etkin olmayı ve 2019 yılı sonuna kadar 150 bayiye ulaşmayı hedefliyoruz. Sistemimizin en önemli avantajı düşük başlangıç yatırımı ile franchise kurulabilmesi ve  ulaşılabilir, kârlı  bir iş modeline sahip olması” dedi.

Ev işlerine destek fikriyle doğdu

Mr Jeff’i kurma fikrinin ev işlerine çözüm bulma gerekliliğinden doğduğunu anlatan Karakoç şöyle devam etti:  “İki kişilik bir evde ayda ortalama 8 kere çamaşır makinesi çalıştığını düşünürsek; yıkama,kurutma ve ütüleme işlemleri ile uğraşılan ciddi bir zaman söz konusu. Bu sebeple, bu işleri bizim için yapan mobil uygulama kurguladık ve özellikle büyük şehirde yaşayan insanlara zaman kazandırmayı hedefledik.’’

Mr Jeff, internet sitesi ve mobil uygulaması aracılığıyla eve teslim çamaşır yıkama ve kuru temizleme servisi sağlıyor.  Sistem, aylık abonelik planları veya şehrin farklı bölgelerinde mevcut olan bayilerden verilebilecek tek seferlik sipariş sistemi ile çalışıyor. Kullancıları uygulama üzerinden kendilerine uygun planı seçtikten sonra giysileri Mr Jeff torbaları aracılığı ile evlerinden alınarak yıkanıp ütüleniyor ve evlerine teslim ediliyor.

 

[Rapor] E-ticaret hacmi 2018’de 60 milyar lira oldu

Türkiye’de e-ticaret pazarındaki gelişmeleri uluslararası standartlara göre ölçümleyen  Türkiye e-Ticaret 2018 Pazar Büyüklüğü raporu bir basın toplantısı ile  açıklandı. Rapora göre, Türkiye’de e-Ticaret sektörü 2018 yılında büyümesini hız kesmeden sürdürerek yüzde 42 oranında artışla  59,9 milyar TL’lik büyüklüğe ulaştı.

Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Kübra Erman Karaca’nın açılış konuşmasını yaptığı toplantıda, sunum TÜBİSAD e-Ticaret Komisyonu Başkanı Burak Ertaş tarafından gerçekleştirildi. Deloitte Türkiye Direktörü Alper Günaydın ise toplantıya konuşmacı olarak katıldı.

Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Kübra Erman Karaca’nın açılış konuşmasını yaptığı toplantıda, sunum TÜBİSAD e-Ticaret Komisyonu Başkanı Burak Ertaş tarafından gerçekleştirildi. Deloitte Türkiye Direktörü Alper Günaydın ise toplantıya konuşmacı olarak katıldı.

Basın toplantısının açılış konuşmasını yapan TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı  Kübra Erman Karaca,  e-ticaret sektörünün Türkiye ekonomisi için zorlu geçen bir yılda hızlı büyümesini sürdürdüğünü belirterek şöyle konuştu: “KOBİ’lerin teknolojik devrimi yakalayıp, yeni iş modellerine uyum sağlayarak sundukları ürün ve hizmetlerle ekonomik büyümeye katkısı son derecede önemli. Her iki kesimin bu dinamikleri dijital ticaretin büyümesine katkı sağlıyor.” 

İlk sitenin pazar payı yüzde 50’yi geçti

Türkiye e-ticaret Pazar Büyüklüğü çalışmasının bu sene de bir parçası olmaktan çok mutlu olduklarını ifade eden Deloitte Türkiye Direktörü Alper Günaydın ise 2018’de büyük alışveriş sitelerinin yüksek performanısına dikkat çekti. Günaydın, ilk 10 büyük alışveriş sitesinin pazar payının artış göstermeye devam ettiğini belirterek, geçmiş yıllara paralel büyük ölçekli sitelerin trafik, alışverişe dönme oranı ve sepet büyüklüğü performansları küçük sitelere göre daha fazla arttığını ifade etti. Geçtiğimiz 5 yılda ilk 10 sitenin  pazar payı yüzde 40 seviyesinden yüzde 53’e yükseldi.

TÜBİSAD e-Ticaret Komisyonu Başkanı Burak Ertaş ise  e-ticaret hacminin büyümeye devam etmesinin  sadece sektör açısından değil, ülke ekonomisi açısından da sevindirici olduğunu belirterek şunları söyledi: “Türkiye’de son 5 yıla baktığımızda e-ticaret hacminde ortalama yüzde 33’lük bir büyüme görüyoruz. Geçtiğimiz yıl yüzde 42 oranında bir büyüme oldu. Sektörümüzden gelen olumlu verilere  karşılık e-ticaretin toplam perakende pazarına oranı ise yüzde 5.3 ile gelişmekte olan ülkelerin ortalamasının altında kalıyor.” 

 

Raporun alt kırılımları şöyle:

Tatil-Seyahat: 22,9  milyar TL  (yüzde 54 yıllık büyüme)

Sadece Online Perakende: 20,8 milyar TL  (yüzde 41 yıllık büyüme)

Çok Kanallı online Perakende: 10,7 milyar TL  (yüzde 30 yıllık büyüme)

Online Bahis : 5,5 milyar TL (yüzde 26 yıllık büyüme)

 

Sadece online perakende:

Online Pazaryeri : 10,4 milyar TL (yüzde 48  yıllık büyüme)

Online- Çok Kategorili: 4,8 milyar TL (yüzde 37 yıllık büyüme)

Online – Özel Alışveriş: 4,4 Milyar TL (yüzde 35  yıllık büyüme)

Online – Dikey: 1,2 Milyar TL (yüzde 26 yıllık büyüme)

 

Çok kanallı online perakende:

Çok KanallıElektronik: 3,4 Milyar TL (yüzde 13 yıllık büyüme)

Çok KanallıGiyim & Ayakkabı : 2,6 Milyar TL (yüzde 52 yıllık büyüme)

Çok Kanallı – Ev & Dekorasyon : 1,3 Milyar TL (yüzde 46 yıllık büyüme)

Çok Kanallı – Eğlence & Kültür : 0,5 Milyar TL (yüzde 30 yıllık büyüme)

Çok Kanallı – Diğer : 2,8 milyar TL  (yüzde 30 yıllık büyüme)

[Araştırma] Blok zinciri yatırımları 3 yılda yüzde 400 artacak

0

Uluslararası denetim, vergi ve danışmanlık firması KPMG’nin yürüttüğü Teknoloji Sektöründe İnovasyon Araştırması’nın sonuçları, blok zinciri teknolojisine yönelik yatırımların önümüzdeki senelerde çığ gibi büyüyeceğine işaret ediyor. Araştırmaya göre blok zincirine yapılan risk sermayesi yatırımları 2018’de 2,85 milyar dolara ulaştı. Bu rakam 2017 yılına kıyasla yüzde 316 oranında bir artışa denk geliyor. Blok zinciri çözümlerine yönelik küresel ölçekteki harcamaların 2022 yılında 11,7 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor. Blok zincirinin şirketlere sağladığı katma değerin ise 2025 yılına kadar 176 milyar doları; 2030 yılına kadar ise 3,1 trilyon doları aşacağı tahmin ediliyor.

Şirketlerin yüzde 41’i üç yıl içinde blok zincirine geçmeyi planlıyor

 Araştırmaya göre, teknoloji şirketlerinin yüzde 15’i; telekomünikasyon şirketlerinin yüzde 14’ü ve medya şirketlerinin yüzde 6’sı blok zinciri teknolojisine önümüzdeki üç yıl içerisinde orta/büyük ölçekli bir yatırım yapılacağını öngörüyor. Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 41’i şirketlerinin önümüzdeki üç yıl içerisinde blok zincirini uygulamaya koyacağını tahmin ediyor.

Araştırmaya göre blok zincirinin sağlayacağı faydalar şöyle sıralanıyor:

  • Verimlilikte artış (yüzde 23)
  • Ürün veya hizmette farklılaşma (yüzde 12)
  • Maliyette azalma (yüzde 9)
  • Daha iyi bir içgörü (yüzde 9)

Blok zincirini uygulamaya koymanın önündeki en büyük zorluklar ise şöyle:

  • İspatlanmamış iş vakası (yüzde 24)
  • Teknolojik karmaşıklık (yüzde 14)
  • Yeni yatırım için sermaye yetersizliği (yüzde 12)

KPMG’nin 2016-2017 yılları arasında yürüttüğü blok zinciri projelerine dayanan tahminlere göre, blok zinciri kullanımı, mutabakat sürecinde veya hatalarda yüzde 95’e varan azalma; verinin etkinliğinde yüzde 40’a varan artış ve yüzde 25’e varan gelir artışı sağlıyor.

Blok zincirinin sunduğu faydalar

 Araştırmada teknoloji-medya-telekom (TMT) şirketlerinin blok zincirini uygulamaya koyabileceği alanlar şu şekilde özetleniyor:

  • Şirketler arasında doğrudan ödeme yapılmasını sağlamak
  • Farklı varlık, mülkiyet, lisans ve IP türlerinin takibi ve işlemi
  • Bazı tam tasdik işlemlerinin düzene koyulması

Bunlara ek olarak blok zinciri birçok üçüncü tarafı da kapsayan karmaşık bir tedarik zincirinin idaresini sağlayabilir ve duran varlıkların alımını dönüştürebilir. IT sistemlerini, faaliyetleri düzene koyacak ve rutin adımları azaltacak şekilde değiştirebilir. Üçüncü tarafların performansı, otomatikleştirilebilir ve gözlenebilir; böylelikle hizmet seviyesi anlaşmasının (SLA) takibi iyileştirilebilir.

‘Akıllı sözleşmeler’

 Blok zinciri uygulamasının temel özellikleri arasında ‘akıllı sözleşmeler’ de yer alıyor. Akıllı sözleşmeler, daha önceden kararlaştırılan bir düzenlemeyi otomatik olarak yürürlüğe koyan bir protokol. Örneğin; akıllı sözleşme belirli koşullar altında otomatik bir iade süreci başlatıyor veya bir satıştan sonra kararlaştırılan komisyon için otomatik ödeme yapıyor. Böylelikle geleneksel süreçlerdeki gecikmeler ortadan kalkarken; şeffaflık artıyor, taahhütlerin yerine getirilmesi için aracıya duyulan ihtiyaç azalıyor.  Akıllı kontratlar da blok zincirinin diğer kısımları gibi tarafların onayı olmadan değiştirilemeyeceği için mali tabloların doğruluğu ve güvenilirliği de artıyor.

‘Standart süreçler daha uygun’

 Araştırmayı değerlendiren KPMG Türkiye Teknoloji, Medya ve Telekomünikasyon Sektör Lideri Serkan Ercin, şirketlerin öncelikle hangi süreçlerini blok zinciri uygulaması için uygun olduğuna karar vermesi gerektiğini söyledi. Ercin, “Bir süreç ne kadar standartlaşmışsa, blok zinciri kullanımı için o kadar uygun. Ayrıca blok zincirinin özellikle parçalı veriler için, tüm paydaşlar arasında senkronize olarak çalışan tek bir kaynak oluşturarak büyük fayda sağladığı söylenebilir” diye konuştu.

IAB Türkiye ve Boğaziçi Üniversitesi’nden dijital kamp daveti: UniChallenge+

0

IAB TR ve Boğaziçi Üniversitesi Akbank UniChallenge+Dijital Öğrenci İşleri Eğitim Kampı ile gençleri bir kez daha dijitale davet ediyor

Akbank UniChallenge+ Dijital Öğrenci İşleri Eğitim Kampı 17-28 Haziran tarihlerinde IAB Türkiye tarafından Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi desteğiyle bu yıl kapılarını beşinci kez gençlere açacak.

Üniversitelerin 3. ve 4. sınıflarında okuyan ve yeni mezun olmuş öğrencilerin katılabileceği “eğlenerek öğrenme’’ kavramıyla hazırlanan iki haftalık programda; öğrenciler, dijitaldeki kariyer imkânlarına nasıl gidileceğinin yollarını öğrenecekler. Akbank UniChallenge+ Dijital Öğrenci İşleri Eğitim Kampı’nda katılımcılar eğitim süresince, dijital dünyayı daha yakından tanırken başarılı markaların öykülerini ajans ve reklamverenlerden dinleme şansı da bulacaklar.

Katılımcılar Akbank tarafından belirlenecek konu kapsamında 5’er kişilik gruplar halinde mentorlarıyla birlikte proje geliştirecekler ve çeşitli eğlence aktivitelerinin de olduğu eğitim kapsamında balık tutmayı dahi öğrenecekler.

Son başvuru tarihi 19 Mayıs

Dijitalin deneyimleneceği program için son başvuru tarihi 19 Mayıs. 12 gün sürecek eğitim kampına katılan ekiplerden ilk üçe giren ekip üyeleri IAB TR üyesi firmalarda 1 aylık staj imkânı elde edecek. Şehir dışından gelen katılımcılara Boğaziçi Üniversitesi’nin yurtlarında konaklama imkânı sağlanacak.

Katılım kontenjanının 50 kişi ile sınırlı olduğu programa 4 yılda 943 başvuru yapıldı ve bu başvuruların 579’u İstanbul dışından geldi. Başvurusu kabul edilen 200 katılımcıdan 117’sinin kamp sonrasında staj ve iş imkânı bulduğu eğitim, bu yıl da sektöre insan kaynağı yaratacak.

E-ihracatta yapılan yedi önemli hata

E-ihracat her ölçekten firma için gündemini korumaya devam ediyor. Büyük şirketler küresel anlaşmalar yaparak e-ihracata kolayca başlayabiliyor ancak KOBİ’lerin önemli bir bölümü için konu henüz bilinmezliklerle dolu. Bu nedenle sık tekrarlanan hatalar var. TOBB E-ticaret Meclisi Üyesi, Ticimax E-ticaret Sistemleri Kurucusu Cenk Çiğdemli, e-ihracat firmalarının başarısız olmasına sebep, en sık karşılaşılan yedi hatayı paylaştı.

Yanlış dilde reklam vermek

E-ihracatta en önemli basamaklardan biri, hedef ülkeye yönelik sosyal medya ve Google reklamları. İngilizce uluslararası bir dil olabilir ama potansiyel müşteri kitlenizin hepsinin İngilizce bildiğini varsaymak doğru bir yaklaşım değil. Belki Avrupa ülkelerinde hedef kitleniz İngilizce okuma konusunda sorun yaşamayabilir fakat Rusya, Balkanlar, Ortadoğu ve Türki coğrafyada herkesin İngilizce bildiğini düşünmemelisiniz. Mutlaka hedef ülkeye göre sitenizin çevirisini de yaptırarak, yerel dillere uygun reklam içerikleri hazırlatmalısınız. İnterrnet sitesinde dil seçeneklerinin kullanıcı tarafından değiştirilebilmesini tercihe bırakmalısınız.

Yanlış para birimi ile ödeme seçeneği:

Yaygın hatalardan biri de yerel para birimlerine göre entegre edilmemiş fiyatlandırmalardır. İnternet sitenizde tüm dünya için olmasa da, en azından potansiyel bir milyar müşterinin bulunduğu Rusya, Türki Cumhuriyetler, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Avrupa ülkeleri için kendi para birimleriyle ödeme yapma seçeneği sunuyor olmalısınız. Müşterilerinize ürün fiyatlarını kendi ülkelerinin para biriminde gösterebilirseniz, sepet terk oranlarının hızla düştüğünü de görebilirsiniz.

Ödeme sistemlerini ayarlamadan dünyaya açılmak

Çinlilerin e-ihracattaki başarılarının en önemli sebeplerinden birinin gittikleri ülkenin şapkasını takmaları olduğu bilinir. Şapkanın altındaki en önemli unsurlardan biri de ödeme sistemleri. Türkiye’de PayPal olmadığı için, yola çıkmadan önce ilk yapmanız gereken “Ödemeleri nasıl alırım?” sorusuna ülkelere göre cevaplar aramaktır. Bazı KOBİ’ler her ülkeden her kredi kartıyla ödeme alınabileceğini düşünüyor fakat durum böyle değil. Ödeme esnasındaki zorluklar da sepet terk oranlarının yükselmesine sebep oluyor. Mesela Ortadoğu’ya satış yapmak istiyorsanız, kapıda ödeme seçeneğiniz de olmalı. Almanya’yı hedefliyorsanız, burada kredi kartından ziyade PayPal, Giropay, Clickandbuy ve Sofort Überweisung gibi e-ödeme sistemlerinin yaygın olduğunu bilmelisiniz. Amazon, Ebay, Walmart, Jet.com, Rakuten, Etsy, Souq, Cdiscount, Zalando, Ozan.ru gibi küresel ve yerel pazar yerlerinde satış yapacaksanız da sadece birine ya da birkaçına odaklanmanızı öneririm. Çünkü her birinin dinamikleri, müşteri kitlesi, kategorileri çok farklı.

Gümrük vergisini yanlış hesaplamak

Fiyatlandırma yaparken ülkelerin ekonomik durumlarını göz önünde bulundurmalısınız. Aksi halde bazı ülkeler için fiyatlarınız aşırı ucuz, bazı ülkeler için ise aşırı pahalı kaçabilir. Fiyatlandırmalara ülkelere göre gümrük vergi oranlarını da iyi hesaplayarak yansıtmalısınız ki yaptığınız satışın astarı yüzünden pahalıya denk gelmesin. Ayrıca fiyat belirlerken maliyeti arttıran diğer satış komisyonları, lojistik ücretler, akreditif masrafları ve sigorta gibi unsurları da düşünmekte fayda var.

Yanlış kargo firması seçimi

Yanlış kargo seçimi de sık yapılan hatalardan biri. Hedef bölgenizi iyi bilmeyen bir kargo firması, teslim süresini uzatacak ve müşterilerinizi bıktıracaktır. Ayrıca lojistikte iyi bir matematik yapmazsanız, ürün fiyatından fazla kargo parası ödemek ya da ödetmek zorunda kalabilirsiniz. Ürününüzü pazar yerlerinde satmak istiyorsanız, bazı pazar yerlerinin kargo hizmetleri oluyor, onlardan faydalanabilirsiniz. Ülkelere göre alışveriş alışkanlıklarına uyum sağlamak zorunda olduğunuzu da unutmamalısınız. Mesela Ortadoğu ve Rusya’da en yaygın ödeme biçimi, kapıda ödeme. Bu ödemeyi alabilecek yerel kargo firmalarıyla anlaşma yapılması önemli.

Yanlış ülkeye yanlış kampanya

Nabza göre şerbet vermek hayatta olduğu gibi e-ihracatta da mühimdir. Her ülkenin kendine göre adetleri, kültürleri, alışkanlıkları vardır. Bir ülkede işe yarayan pazarlama yöntemi diğerinde ters tepebilir. Hedef pazarlarınızla ilgili ayrıntılı bir pazar araştırması yapmanın yanı sıra, ne tür reklamların tercih edildiğini, ne tür kampanyaların iş yaptığını da araştırmalısınız. Yoksa müşteri kazanmak bir yana, pazarı daha başlangıçta kaybedebilirsiniz.

Her ürünü her ülkeye satmaya çalışmak

E-ihracata başlamadan önce hazırlık aşaması büyük önem taşıyor. Bu aşamada alanında uzman danışmanlarıyla iyi bir fizibilite çalışması yapmanız gerekiyor. Her ürünü her ülkeye satamazsınız. Mesela Rusya’ya deri ceket satabilirsiniz ama Ortadoğu’da bu ürün çok rağbet görmeyebilir. Sultan kayığı tarzında fantezi kahve fincanlarını Ortadoğu’ya satabilirsiniz ama belki Avrupalı müşteriye satamazsınız. Yola koyulmadan önce hangi ürünleri hangi ülkelere satabileceğinizi iyi bilmelisiniz.

Jack Dorsey, Trump ile görüştü

0

ABD Başkanı Donald Trump’ın Twitter tutkusu çok iyi biliniyor. Hiçbir şekilde Twitter hesabından vazgeçmeyen, gizli servisin kendisine verdiği güvenli telefonda Twitter kullanabilmesini şart koşan ve ülke meselelerini bakanlarından, danışmanlarından önce Twitter’da paylaşarak şok yaratan Trump, sonunda Twitter’ın kurucusu Jack Dorsey ile buluştu.

Jack Dorsey ile Twitter yöneticilerinin de yer alacağı toplantıda, Twitter’ın açıklamalarına göre, “halka açık paylaşımların sağlığı” konusu görüşülecek. 

Diğer bir deyişle Twitter ekibi, Türkiye konusundaki görüşlerini de sık sık Twitter üzerinden ve diplomatik üsluptan yoksun şekilde paylaşarak kriz yaratan Trump’ın, özellikle Twitter’ın kurallarına ters düşen üslubu konusunda konuşması bekleniyor zira pek çok kullanıcı tehdit, hakaret, ırkçılık ve saldırganlık içeren tweet’leri nedeniyle Twitter’ın kurallarını çiğneyen Trump’ın hesabının kapatılmasını istiyor. Ancak elbette Jack Dorsey, Trump taraftarı olmamasına rağmen, ABD Başkanı’nın hesabını kapatmaya cesaret edemiyor.

Cumhurbaşkanı’nın hesabını silin!

Öte yandan ABD Başkanı’nın Twitter’dan, kendi hesabı için daha fazla yetenek, daha fazla yetki isteyebileceği, beğenmediği yorumlar yapan kullanıcıların veya düşmanlık beslediği ülkelerin yöneticilerine ait hesapları tek düğmeye basarak silmek gibi imkanların açılmasını isteyeceğine dair espriler de ABD medyasında dile getiriliyor. Bir kısım kullanıcı ise bunların şaka olmadığını ve Trump’ın bunları gerçekten isteyeceğini vurguluyor.

 

Bahreyn’den Türk start-up’lara özel fırsatlar

0

Bahreyn Ekonomik Kalkınma Kurulu (EDB); Startup Turkey Türk start up’larına özel ücretsiz hızlı kurulum desteği verdiğini açıkladı. Bu süreçte Türk start up’lara Bahreyn’deki start up ekosistemine hızlı giriş ve sunulan fırsatlardan yararlanma imkânı sunacak. Türk start up’lar bu hızlı kurulum süreci ile Bahreyn ve GCC (Körfez Arap Ülkeleri İş Birliği Konseyi) pazarına girebilecekler.

Hızlı kurulum süreci aşağıdaki servisleri kapsayan özel bir danışmanlık hizmeti olarak yürütülecek ve EDB tarafından bu hizmetler start up’lara ücretsiz olarak verilecek:

  • Oturma izni, vize koşulları ve ticari sicili kapsayan pazara hızlı giriş işlemleri
  • Bahreyn merkezli kurum ve kuruluşlar tarafından sağlanan yardım ve finansal desteklere erişim
  • Bahreyn’deki iş geliştirme merkezlerinden ve hızlandırıcı kurumlardan nasıl yararlanılacağına dair rehberlik hizmeti

Bu maddelerin yanı sıra Bahreyn merkezli hızlandırıcılar, iş geliştirme merkezleri ve ortak çalışma alanları Türk start up topluluğuna, işlerini büyütmek ve geliştirmek için ihtiyaç duyacağı bağlantıları kurmalarını desteklemek amacıyla kendi program ve network’lerini de açacaklar.

Sağlanan tüm bu olanaklar başlangıç seviyesindeki start up’lara, gelişmeleri ve GCC ülkeleri de dahil geniş bir pazara ulaşma imkanı sunan Bahreyn start up ekosistemine tam erişim olanağı sunuyor. Bahreyn, komşu ülkelere oranla yüzde 30-40 daha düşük maliyetli operasyon ortamı, kalifiye yerel iş gücü, tüm GCC pazarına erişimi kolaylaştıran coğrafi bir merkez ve start up’ların büyüme ve gelişmesine elverişli bir ortam ve altyapı sunuyor.

Türkiye’nin Bahreyn’deki doğrudan yatırımı 300 milyon dolara yaklaştı

Bahreyn EDB İş Geliştirme ve Start up’lar Müdürü Pakiza Abdulrahman, sunulan imkânlarla ilgili ”Bu olanaklar Türk start up’larına daha fazla erişim sağlayacak. Bahreyn, hızlı büyüyen, bölgedeki en büyük pazar olan Suudi Arabistan pazarını da kapsayan, komşu ülkelere kolay erişim imkânı sunan ve güçlü bağlantıları olan bir pro-start up merkezi. Bahreyn,teknolojik start-up’lara ürün ve hizmetlerini test etmek, geliştirmek ve ölçeklendirmek için destekleyici bir start up ekosistemi sunuyor.” dedi. Hızlı kurulum sürecinin sunduğu faydalar, 29 Nisan’da Uniq Istanbul’da düzenlenecek Start up Türkiye Fuarı’nda yer alacak Bahreyn EDB standında start up’lara sunulacak.

Türkiye, 2018’de Bahreyn’de gerçekleştirdiği 297 milyon doları bulan Doğrudan Yabancı Yatırım (DYY) ile Bahreyn’e en çok yatırım yapan üçüncü ülke oldu. Bahreyn hâlihazırda İş Bankası, Ziraat Bankası, Yapı Kredi, Finansbank ve Kuveyt Türk gibi Türkiye’nin önde gelen bankalarına ev sahipliği yapıyor. TAV, Orta Anadolu, Gama Holding, Göknur Gıda ve Sönmez Metal gibi şirketlerin yanı sıra gıda ve içecek sektöründe de Mado, Simit Sarayı, Sütiş, ve Köşebaşı faaliyet gösteriyor. Ayrıca Bogazici Ventures (Menapay), Justmop and Mental Up gibi start up’lar da Bahreyn’de operasyonlarını kurma sürecindeler.

Görsel: Pakiza Abdulrahman, Bahreyn EDB İş Geliştirme ve Start up’lar Müdürü

Video yayıncılığında hızın formülü: Yerel veri merkezleri ve CDN

0

Yüksek miktarda veri aktarımı gerektiren video yayıncılığında herhangi bir gecikme yaşanmaması için şehrin merkezinde, ileri teknolojiye sahip ve CDN hizmeti sunabilen veri merkezlerine ihtiyaç var

Türkiye’nin veri merkezi Radore, video yayın hizmetlerinin sıklıkla konuşulduğu şu günlerde, gerekli altyapılar için uyarılarda bulunuyor. We Are Social ve HootSuite’in her yıl yayımladığı Küresel Dijital Raporu‘na göre, Raporda Türkiye’deki kullanıcılar günde ortalama 7 saat 15 dakikalarını internette geçiriyor.

Sorunsuz video deneyimi için altyapı önemli

Yüksek hızlı internetin yaygınlaşmasıyla video tüketiminin her geçen gün arttığına dikkat çeken Radore Veri Merkezi Genel Müdürü Sadi Abalı, “Bölgenin en fazla video tüketilen ülkesi olan Türkiye’deki kullanıcıların çevrimiçi video hizmetlerine hızla adapte olduğunu gözlemliyoruz. Hızla büyüyen bu pazarda tüketicilerin sorunsuz bir video deneyimi için internet ağlarının yanı sıra video hizmeti veren şirketlerin altyapıları da büyük önem taşıyor. Bulut bilişim çözümleri bu devasa verinin saklanması, işlenmesi ve yayınlanması için fırsat sunuyor” dedi.

Yerel veri merkezleri daha hızlı veri aktarıyor

Yerel veri merkezlerinin konumları sayesinde çok daha hızlı veri aktarımında bulunabildiğini belirten Abalı, verinin fiziksel ağlardaki yolculuk mesafesinin, belirleyici faktörlerden biri olduğu bilgisini verdi. Veri merkezlerinin, internet üzerinden sunulan hizmetlerin daha kaliteli ulaştırılması için rolü gün geçtikçe artıyor. CDN (İçerik dağıtım ağı) çözümleri hızlı veri aktarımı konusunda yayıncıların elini kolaylaştırıyor. İnternet siteleri ve uygulamalardaki statik içerikler kullanıcılara en yakın konumdaki CDN sunucusundan iletildiği için yayın sırasında yaşanan gecikme süreleri de azalıyor.