Intel parayı otonom sürüş teknolojisine gömdü

İşlemci devi Intel, PC pazarı hızla daralırken ve mobil cihazlarda da Intel işlemcileri tercih edilmeyince çareyi başka bilişim platfromlarında aramakta buldu. Bu politika gereği ilk olarak dronelara yönelen Intel, satın aldığı şirketler vasıtasıyla kendi drone teknolojilerini geliştirdi ve hatta ilk ticari drone sistemin de kısa süre önce duyurdu. Ama Intel’in yatırımları bu kadarla kalmıyor. Teknoloji devi ABD’li firma şimdi de otonom sürüş teknolojileri geliştirmek için 250 milyon dolarlık bütçe ayırdığını ilan etti.

Intel Inside otomobiller çok uzakta değil

Los Angeles Auto Show’da konuşan Intel CEO’su Brian Krzanich, şirketin planladığı 250 milyon dolar tutarındaki yatırımlar arasında bağlantılı otomobiller, iletişim, derin öğrenme ve siber güvenlik odaklı teknolojiler bulunuyor. Tüm bu yatırımlarla Intel, kendi otonom sürüş teknolojisini geliştirmiş olacak. Yani bir anlamda, Intel telefonlara işlemci veya işletim sistemi yerleştirmek konusunda gecikmiş olabilir ama yeni çağda yollardaki bütün otomobillere kendi işletim sistemini ve donanımlarını yerleştirmek için Google, Tesla, Apple gibi rakipleriyle yarışıyor. Brian Krzanich’a göre otomoti ednüstrisinin yeni çağda, yüksek teknolojik alt yapıya hazırlanması gerektiğinin de altını çizdi çünkü otonom sürüş teknolojisine sahip bir otomobilin bir günde 4000 GB veri trafiği yaratması bekleniyor. Bu verinin bir kısmı aracın iç ağında hareket edecekken, büyük bir bölümünün de internet alt yapısı üzerinden hareket etmesi bekleniyor. Dolayısıyla, şirket otomobilleri geleceğin PC’leri gibi görüyor ve bu pazarda yer almak için gerekli atılımları yapıyor. İşlemci devinin bu anlamda başarılı olduğunu de söylemek mümkün zira şimdiden BMW ile resmi işbirliği olan şirket aynı zamanda Tesla’nın otonom sürüş teknolojilerini geliştiren MobilEye firması ile de ortak çalışmaları var. Tüm bu çabalar ise 2021’de otoyollara çıkacak “Intel Inside” otomobili üretmek. Şirketin şu anda 30 farklı otomobil modelinde farklı ürünleri de kullanılıyor. 2020’ye geldiğimizde ise şirket 49 otomobil modelinde yer almayı planlıyor.

2017’de şirketleri bekleyen dijital tehditler

0
Tehdit Öngörüleri, yıllık olarak Kaspersky Lab’ın uzman Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi* tarafından ve şirketin geniş çaplı içgörülerine ve uzmanlığına dayanarak hazırlanıyor. 2017 için hazırlanan listede; kişiye özel ve tek kullanımlık araçların etkisi, saldırgan kimliğini saklamak amacıyla yanlış yönlendirme yöntemlerinin kullanımındaki artış, ayrım yapılmaksızın her alanda internete bağlı bir dünyanın kırılganlığı ve bilgi savaşlarında siber saldırıların kullanımı gibi konular öne çıkıyor.

“Tehlike Göstergeleri”nin Düşüşü

Tehlike Göstergeleri, bilinen zararlı yazılımların özelliklerini paylaşmak ve aktif bir zararlı yazılımı tespit etmekte uzun zamandır başarıyla kullanılan bir yöntem olarak biliniyor. Kaspersky uzmanlarının ProjectSauron APT‘yi keşfetmesiyle birlikte bu durum artık değişti. Analizler sonucunda, tüm özelliklerini her bir kurbanına özel değiştirebilen bir zararlı yazılım platformuyla karşı karşıya olunduğu ve dolayısıyla güçlü YARA** kuralları gibi önlemlerin desteği olmaksızın IoC’ler yardımıyla diğer kurbanların tespit edilemeyeceği ortaya çıkmış oldu.

Kısa Ömürlü Zararlı Yazılımların Yükselişi

Kaspersky Lab uzmanları, 2017 yılında cihazların belleklerinde konuşlanan ve ilk yeniden başlatma sırasında kendisini silecek olan zararlı yazılımların ortaya çıkacağını öngörüyor. Söz konusu yazılımların, genel anlamda bir keşif ve kimlik bilgileri toplama amacını taşıdığı ve tespit edilmemeye önem veren saldırganların son derece hassas ortamlarda kullanacağı yöntemler olarak belirtiliyor. Kaspersky Labs’da Kıdemli Güvenlik Uzmanı görevi yapan ve Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi üyesi Juan Andrés Guerrero-Saade, konuyla ilgili olarak şöyle diyor: “Bunlar çarpıcı gelişmeler, fakat saldırganlar karşısında çaresiz olduğumuz anlamına gelmiyor. YARA kurallarının daha geniş bir kabul görmesinin zamanının geldiğine inanıyoruz. Bu sayede araştırmacılar şirketleri uçtan uca tarayabilecek, ikili öğelerde saklı özellikleri inceleyip tespit edebilecek ve bilinen saldırıların parçalarını bulmak üzere bellekleri tarayabilecek. Kısa ömürlü bulaşıcılar, gelişmiş anti-zararlı yazılım çözümlerinde proaktif ve sofistike buluşsal yöntemlerin önemini ortaya çıkarıyor.”

2017 ile ilgili diğer Tehdit Öngörüleri

Saldırıları kimin yaptığını tespit etmek zorlaşacak: Siber saldırıların uluslararası ilişkilerde giderek daha önemli bir rol oynamasıyla birlikte, saldırıları kimin yaptığını bilmek politik açıdan atılacak misilleme gibi adımlar bağlamında temel bir sorun teşkil edecek. Kimlik tespiti arayışı ise kimliği konusunda yanıltıcı ipuçları bırakan suçluların sayısında bir artışı beraberinde getirecek. Bilgi Savaşlarının Yükselişi: 2016’da dünya hack edilmiş bilgilerin agresif amaçlarla kullanılması konusunu ciddiye almaya başladı. Bu tarz saldırıların 2017’de artması bekleniyor ve insanların bu tarz verilere inanmaya eğilimli oluşlarından faydalanabilecek saldırganların söz konusu bilgileri kısmen veya manipüle edilmiş olarak açıklamaları riski bulunuyor. Kaspersky Lab uzmanları, sözde, çoğunluğun iyiliği için hackleyip veri ortaya döken “Robin Hood” tarzında hackerların sayısında da artış öngörüyor. Siber Sabotaja Karşı Artan Savunmasızlık: Hayati önem taşıyan altyapı ve üretim sistemleri, hiç korunmayarak veya çok az korunarak internete bağlı kaldığı sürece, özellikle de jeopolitik gerginlik dönemlerinde saldırganların ilgisini çekmeye devam edecek. Mobil Casusluk: Kaspersky Lab uzmanları özellikle mobil cihazları hedef alan ve güvenlik endüstrisinin adli analiz amacıyla mobil işletim sistemlerine tam erişim almakta zorlanacak olması gerçeğinden faydalanacak casusluk harekatlarıyla daha fazla karşılaşılacağını öngörüyor. Finansal Saldırıların Metalaştırılması: 2016’da yaşanan SWIFT soygunu gibi saldırıların “metalaşacağı” öngörülüyor. Bu konuda uzmanlaşan kaynakların yeraltı forumlarında paylaşılması veya hizmet olarak satılması söz konusu. Ödeme Sistemleri Tehlikede: Çeşitli Ödeme sistemleri giderek popülerleşerek yaygın hale gelirken, Kaspersky Lab bunların suçluların ilgisini de daha fazla çekeceğini öngörüyor. Fidye Yazılımlarında “Güven”in Kırılması: Uzmanlar fidye yazılımlarının yükselişinin devam edeceğini öngörürken, diğer yandan da kurbanların artık saldırganlara giderek daha az güveneceğini, yani ödeme yapmaları durumunda verilerinin iade edileceğine inanmayacaklarını tahmin ediyor. Bunun ödeme yapmaya hazır insanlar için bir dönüm noktası teşkil edeceği öngörülüyor. Aşırı Kalabalık İnternette Cihaz Bütünlüğü: Nesnelerin interneti (IoT) cihazları üreticileri piyasaya güvenliği sağlanmamış ve sorun teşkil eden cihazlar çıkartmaya devam ederken, hackerların bu işe el atması ve mümkün olduğunca çok sayıda cihazı kullanım dışı bırakması riski yüksek. Dijital Reklamların Kriminal Cazibesi: Önümüzdeki yıl içerisinde, reklamcılık sektöründe görmeye alıştığımız takip ve hedefleme araçlarının benzerlerinin sözde aktivistlerin ve muhaliflerin izlenmesinde kullanıldığını göreceğiz. Benzer şekilde, IP adresi kombinasyonları, tarayıcı bilgileri tespiti, ilgi alanları ve oturum açma seçimleri sayesinde mükemmel hedef profilleme imkanları sunan reklam ağları, gelişmiş siber casusluk failleri tarafından hedeflerini vurmada kullanılacak.

ZTE’den gelecek nesil veri merkezi: ZEGO

0
Önceden tasarlanmış, montajı tamamlanmış, entegre ve test edilmiş bir IDC altyapı sistemi olan ve birçok senaryoya uygulanabilen ZEGO, standart tak-çalıştır modüller halinde bir veri merkezi tesisine teslim edilebiliyor. Güç kaynağı ve soğutma sistemlerinin de modüler olarak kurulabilmesi sayesinde maliyetleri de büyük ölçüde azaltıyor. Geleneksel IDC güç kaynaklarıyla kıyaslandığında, ZEGO’nun standartlaştırılmış, prefabrik ve entegre IDC güç kaynağı ve soğutma modülleri dağıtım süresini %60, ön maliyetleri de %13 oranında azaltıyor.

Güç tüketiminde tasarruf

Gerektiği gibi yapılmayan planlama ekstra güç tüketimine neden olabiliyor. Örneğin, BT yükü fazla tahmin edildiğinde, BT cihazları aşamalı olarak dağıtıldığında ve bir fazda gerekenden daha büyük bir ölçekte çalıştırıldıklarında, güç kaynağı ve soğutma sistemleri maksimum yük altında kalabiliyor. Bu gibi durumlarda, BT cihazlarının ekstra cihazlarla soğutulması gerekebiliyor, çünkü soğutma sistemi uygun şekilde tasarlanmamıştır. Modüler bir tasarımla müşteriler, altyapıda büyük ölçekli bir tasarımdan kaynaklanan gereksiz harcamaları ortadan kaldırarak, bu maliyetleri en aza indirebiliyorlar. Bu nedenle ZEGO’nun genişletilebilir tasarımı IDC’lerin daha verimli çalışmasını ve düşük maliyetli olmalarını sağlıyor. IDC sektörüne 2012 yılında giren ZTE, veri merkezi çözümleriyle bugüne kadar dünya genelinde 200’den fazla müşteriye aktarılan hizmetler kapsamında oldukça olumlu geri dönüşler sağladı.

Comodo’dan yeni sertifika yönetim platformu

0
Comodo, yeni Comodo Sertifika Yöneticisi’ni (CCM) piyasaya sundu. Eksiksiz ve tüm yaşam çevrimini kapsayan bir dijital sertifika yönetim platformu olan CCM, şirketlerin;  tüm dijital sertifika eko sistemlerini eşsiz bir entegrasyon, otomatik bulma ve kullanım kolaylığıyla yönetmelerine imkan vererek, süresi dolmuş bir sertifikayı bir daha asla gözden kaçırmamalarını sağlıyor. CCM, hangi sertifika otoritesinden alınmış olursa olsun, şirketlerin bünyeleri içindeki tüm sertifikaları kendi başlarına yönetmesine, anında yapılandırmalarına ve kontrol etmelerine imkan sağlarken, süresi dolmak üzere olan sertifikaları da bildiriyor. CCM’nin öne çıkan bir özelliği de; şirket içindeki tüm iç ve dış SSL/TLS sertifikalarını otomatik olarak bulması. CCM, bunları tek bir merkezi envanter altında organize ederek, SSL/özel anahtar bilgisinin (PKI) izlenmesini ve yönetilmesini basitleştirebiliyor. CCM, “ayarla ve unut” (set-and-forget) özelliği ve sertifika yenilenmesi yapmanın yanı sıra, Comodo Sertifika Otoritesi tarafından verilmiş sertifikalar için PKI arşivlenmesi de yapabiliyor. CCM; otomatik izleme, Google, Apple ve Experian tarafındanda tecrübe edilen ve yanlışlıkla sertifika süresinin dolması nedeniyle meydana gelen itibar hasarı ile gelir kaybının önlenmesine yardımcı oluyor. CCM’nin özellikleri bunlarla da sınırlı değil. Bu ürün; ya doğrudan CCM üzerinden ya da Microsoft Aktif Dizin sertifika şablonlarının kullanımı yoluyla kurumların kendi özel Sertifika Otoritesi olmalarını sağlıyor. Bu da; şirketlerin maliyet- etkin bir şekilde, SSL, S/MIME (kilit arşivleme ve kurtarma dahil), güvenli oturum açma, kullanıcı ve makine kimlik denetimi, web sunucu doğrulama ve akıllı kart gibi gelişmiş güvenlik imkanlarını etkinleştirmelerine olanak tanıyor.

21 milyar cihaz internete bağlanacak

Bilgi güvenliğinin bel kemiğini oluşturan dijital sertifikalar ve yönetimi, dijital olan her şeyin güvenliğinin sağlanması ihtiyacının artmasıyla birlikte çok daha karmaşık bir yapıya kavuştu. 2020 yılında internete bağlı nesne, akıllı cihaz (IOT) sayısı 21 milyarı bulacak ve şirketlerin daha iyi bir güvenlik yönetimi sertifikası kullanması gerekecek. Çünkü son zamanlarda güvenlik zafiyetleri yüzünden rekor kıran DDoS saldırıları, daha iyi bir güvenlik yönetimi sertifikası kullanmayı zaruri hale getirecek. Bu noktada; önemli tespit ve uyarılara ihtiyaç var: Değişik sertifika otoritelerinden alınmış çok sayıda sertifikanın manuel olarak kurum içinde izlenmesi ve takip edilmesi hatalara ve yanlış yönetime neden olduğu gibi yenilemelerin, süresi dolmuş veya zayıf sertifikaların gözden kaçmasına- feci boyutlara ulaşması olası güvenlik zafiyetlerine yol açabilir. Az personelle çalışan IT departmanları için zaman ve kaynak yoğunluğu bakımından bu oldukça basittir. CCM bu sorunu tamamen ortadan kaldırmaktadır.

 

Dijital sertifika hayati önemde

IDC’de Güvenlik Ürünleri Araştırma Yöneticisi Robert Westervelt,  dijital sertifikaların güvenlik ve güven için hayati öneme sahip olduğunu vurguluyor ve  “Manuel yönetimi tolere edemeyecek kadar önemli ve kapsamlı bir iştir. Biz, otomatik sertifika yönetim çözümlerinin zorunlu en iyi uygulama olduğunu ve ağa bağlı cihazlar ile nesnelerin internetinin hızla artmasıyla daha da önemli bir gereksinim haline dönüştüğünü düşünüyoruz” diyor.  

Samsung ürün tasarım aşamasındaki sırrını açıkladı

Samsung, beyaz eşya geliştirirken gerçek insan yaşamına değer katmak için insan odaklı uzmanlardan oluşan HOLMES ekibini tanıttı. Teknolojik ürünlerin tasarımı konusunda örnek oluşturacak bir hikayeye sahip olan Holmes ekibi adını müthiş gözlemler yapabilme ve çarpıcı sonuçlara varabilme yeteneğiyle ünlü Sherlock Holmes’dan alıyor. Ekip, gerçek bir evi taklit eden bir laboratuvarda çalışmalarını sürdürüyor. Duvarları termal görüntü kameraları ve sensörlerle kaplı laboratuvarda, araştırmacılar kendi varlıklarını kamufle eden özel bir kamera aracılığıyla denekleri gözlemliyorlar. Böylece, katılımcıların kendilerini mümkün olduğunca rahat ve evlerinde hissetmeleri sağlanıyor. Samsung Electronics Türkiye Tüketici Elektroniği Satış ve Pazarlama Direktörü Mert Gürsoy, “Samsung’un oluşturduğu HOLMES ekibi, birçok etkeni hesaba katarak etkin bir büyük veri analizi sunmak için çalışıyor. Ekip, her bir tüketici elektroniği ürününü pazara sunulmadan önce on binlerce deneyden geçiriyor. AddWash teknolojisi de aylar süren çalışmalar ve büyük veri analizinden sonra tüketicilerin beğenisine sunulacak tasarıma kavuştu” dedi.

AddWash için 10 bin testten elde edilen veriler analiz edildi

AddWash akıllı kapak teknolojisinin geliştirme sürecinde 10 bin testten elde edilen veriler toplanarak, analiz edildi. Tüketicilerin psikolojisi ve davranışları üzerine elde edilen bulgular AddWash’un ergonomik tasarımına öncülük etti. Bu doğrultuda AddWash’un ergonomik tasarımı,tüketicinin makine kapağına eğildiğinde belinde oluşan baskıyı %70 azaltıyor ve her seferinde makinenin ana kapağını açmak için eğilmek yerine pencereyi kullanmalarına imkân vererek omurga zorlanmalarını %40.8 oranında düşürüyor. Ayrıca HOLMES ekibi en doğru tasarıma karar vermek için, ortalama bir yetişkin ya da çocuğun AddWash kapağını açmak için ne kadar efor harcadığını ölçtü. Bu ölçüm sonucunda Samsung, yetişkinlerin kolayca açabildiği ama çocukların açamadığı kapak mekanizmasını üretti. Giysilerin kolayca sığabildiği ve çocuğu ya da evcil hayvanı olan aileleri endişelendirmeyecek şekilde kapağın doğru biçim ve boyutta olduğundan emin olundu.

Samsung’tan dev satın alma!

0
Samsung tarihindeki en büyük satın alma olan 8 milyar dolarlık işlem ise Samsung artık otomobiller ve evler için önemli bir ses sistemi üreticisine dönüşecek.

Otomobil ürünlerinde rekabete hazırlık

Bu yeni satın alam Samsung’un akıllı otomobiller içinde yer almak için Google ve Apple ile rakabet edeceğinin de bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Samsung’un elektronik konusundaki geniş birikiminin Harman’ın otomotiv içi ürünler konusundaki uzmanlığı ile birleştiğinde, akıllı otomobiller için önemli ürünlerin ortaya çıkacağı düşünülüyor. Harman’ın sadece müzik değil, connected cars, güvenlik, elektronik, bağlantı ve telematiks odaklı ürünleri BMW, VW, Toyota başta olmak üzere toplam 30 milyon otomobilde kullanılıyor. Samsung’un satın alma işlemi hakkında daha fazla bilgi verip vermeyeceği şu anda bilinmiyor.

Veri depolamaya 13,2 milyar dolar harcanacak

0
Bağımsız araştırma kuruluşu Technavio’ya göre 2016 ve 2020 yılları arasında NAS pazarının yüzde 11 oranında büyümesi tahmin ediliyor. Kurumların verilerini güncel tutmaları ve güvenliğini sağlayabilmeleri, iş süreçlerinin kesintiye uğramadan devam etmesini sağlıyor. Bu alanda hizmet veren Synology, kurumların ve profesyonellerinin depolama ihtiyaçlarını karşılamak için Ar-Ge çalışmalarına devam ediyor. Kullanıcıların hizmetine sunulan DSM 6.1 beta (DiskStation Manager) sürümü ile Synology NAS cihazlarının all-in-one (hepsi bir arada) sunucu olarak kullanılması ve IT stratejilerinin merkezine konumlandırılması sağlanıyor. Synology’nin DSM 6.1 beta sürümü, kullanıcıların, yenilikçi NAS deneyimini farklılaştırıyor.

Verilere her yerden, her zaman ve kolayca erişilecek

DSM 6.1 beta sürümü birçok yeniliği beraberinde getiriyor. İşletim sisteminin yenilikleri; sistem durumu izleme, geliştirilmiş veri bütünlüğü sağlama, dosyaların kendi kendini iyileştirmesi ve Apple’ın Time Machine için genişletilmiş destek sunmasının yanı sıra, sistem yöneticilerinin işlerini kolaylaştırmak için esnek güncelleme seçenekleri sunuyor. Active Directory Domain servisi ile Synology NAS modelleri, kullanıcıları, grupları ve cihazları yönetmek için kullanımı kolay araçlara sahip.

Büyük boyutlu verileri aktarmak sorun olmaktan çıkacak

Synology tarafından yeni geliştirilen SITA (İnternet Aktarım Hızlandırıcısı) teknolojisi Presto ile bilgisayar ve internet üzerinden uzaktaki Synology NAS cihazları arasındaki dosya transferi ve performans optimize edilebiliyor. Universal Search uygulaması ile Synology NAS cihazları üzerinden, belgelere, multimedya dosyalarına veya herhangi bir uygulamaya istenilen an hızlıca erişilebiliyor. Synology kullanıcıları, cihaz üzerinde bulunan USB bellek sürücüleri ile NAS cihazından basit şekilde istenilen dosya veya belgeleri kopyalayıp yedekleyebiliyor. Synology tarafından sunulan özelleştirilebilir kurallar sayesinde kullanıcıların hangi dosyalara erişip erişemeyecekleri oluşturulan izin protokolü ile belirlenebiliyor.

Kimin hangi dosyaya erişebileceğine siz karar verin

Farklı ihtiyaçlara göre farklı çözümler sunduklarını belirten Synology Türkiye Ürün Müdürü Volkan Yiğit, “Ar-Ge çalışmalarımız sayesinde kullanıcılarımızın yeni teknolojilerden yararlanmasını sağlıyoruz. Synology High Availability’nin son sürümü, S.M.A.R.T testleri ve SSD Trim (Uygun Biçimlendirme Komutları) ile sunucuların düzenlenmesini sağlarken, kullanıcıların bölünmüş alanlarını azaltmak için çekirdek sunucu eklenmesine izin veriyor. Virtual DSM Manager sürümü, hizmet kesintisini önlemek için üçüncü bir makinede saklanan verileri tutarken, kullanıcıların sorunsuz şekilde iki Synology NAS cihazları arasında DSM sanal örneklerin aktarılmasını sağlıyor. Bununla birlikte, Btrfs özelliklerinden yararlanarak sanal DSM yöneticisi oluşturup, saniyeler içerisinde tüm makineleri geri yüklemeye olanak sağlıyor.” dedi.

Felaket durumunda bile veri kaybedilmiyor

Snapshot Replication uygulaması, belgeleri korumak için sanal makine verileri veya diğer önemli dosyaların felaket durumunda güvenli ve kullanılabilir kalmasını sağlamak için güncellenmiş yönetim araçlarının denetimini sağlıyor. Ayrıca anlık kopyalama işlemi yapmaya imkân tanıyor. Daha fazla esneklik için yerel birimlere anlık görüntüler kaydedilebiliyor. Hyper Backup’ın son sürümü sayesinde ise gelişmiş bütünlük kontrolleri yedekleri güvenli tutularak, veri tekilleştirme ile depolama tüketimi azaltılıyor. Hyper Backup uygulamasıyla kullanıcılar ayarlarını özelleştirebiliyor, veri saklama kuralları oluşturulabiliyor.

Blesh, Volkswagen için selfie çeken akıllı anahtarlık geliştirdi

Blesh, Bluetooth teknolojisini entegre ederek geliştirdiği akıllı anahtarlık ile Volkswagen araç sahiplerinin hayatını kolaylaştıracak.

Arabanın Anahtarını ve Telefonu Kaybetmeye Son

Volkswagen tarafından Volkwagenim mobil uygulamasına dahil edilen akıllı anahtarlık araç sahiplerine çok özel bir deneyim sunuyor. Kullanıcıların telefonları ile araba anahtarları arasında bir iletişim sağlayan akıllı anahtarlık, ikisinden biri kaybolduğunda özel alarmı ve lokasyon takibi sayesinde bulunmalarını kolaylaştıracak. Mobil uygulama içinden “Telefonumu Bul” veya duruma göre “Anahtarlığımı Bul” seçenekleri her zaman kullanıcıların kurtarıcısı olacak.

50 Metrelik Dünyanın En Uzun Selfie Çubuğu

Bluetooth ile çalışan akıllı anahtarlık aynı zamanda bir selfie kumandası olarak da çalışıyor. Blesh tarafından tasarlanan cihaz, kullanılan teknolojinin imkanları kapsamında “Selfie Kumandası” işlevi ile sahiplerinin 50 metreye kadar mesafeden telefonlarını yöneterek selfie çekmesini de imkan sunuyor. Bu sanal selfie çubuğu ile artık daha geniş kadrajlı selfieler çekilebilecek… Konuya ilişkin açıklama yapan Blesh CEO’su Devrim Sönmez, “Dünyanın önemli otomotiv üreticilerinden Volkswagen’in akıllı anahtarlık için teknoloji partneri olarak Blesh’i seçmesi bizi gururlandırdı. Blesh olarak Bluetooth teknolojisi ile çalışan beacon’lar konusunda hem Türkiye’de hem de dünyada ilgi gören bir Türk şirketiyiz. Türkiye geneline yerleştirdiğimiz ve 20 milyon kişiye erişim imkanı sağladığımız 35 bin adet sensörle 100’ü aşkın lider ve önemli şirkete hizmet veriyoruz.TRPE Capital liderliğinde yakın dönemde aldığımız 4 milyon dolarlık yatırımın da katkısıyla Ar-Ge gücümüzü artırıp yenilikçi projeler ortaya koyarak emin adımlarla büyümemizi sürdüreceğiz” dedi.

Akıllı Anahtarlık Neler Sunuyor?

Anahtarım Nerede? Volkswagenim mobil uygulamasıyla anahtarlığınızın son konum bilgisine ulaşabilir, sesli uyarı vermesini sağlayarak yerini bulabilirsiniz. Telefonum Nerede? Anahtarınız cebinizde ama telefonunuzu bir türlü bulamıyorsunuz. Sorun yok. Anahtarlığınızın üzerindeki Volkswagen logosuna iki kez basarak telefonunuzun sesli uyarı vermesini sağlayabilirsiniz. Selfie Kumandası Madem tüm aile/arkadaşlar bir arada, fotoğraf çekmek için kimse kendini feda etmesin. Telefonunuzu uygun bir yere yerleştirerek anahtarlığınızın üzerindeki logoya basabilir, uzaktan fotoğraf çekebilirsiniz. Eksiksiz aile/arkadaş fotoğrafları için birebir.

Volkswagen Audi sahtekarlığını itiraf etti

0
Alman Bild gazetesinin geçen hafta manşetine taşıdığı Audi otomobillerindeki emisyon hile yazılımının varlığı, bugün Volkswagen grubu tarafından kabul edildi. Bild’in ABD Çevre Koruma Ajansı’ndaki bulgulara dayandırdığı iddiasına göre, Audi marka otomobillerin otomatik vites sistemlerine, emisyon testi sırasında vites devriyle oynayan gizli bir yazılım yerleştirilmiş durumda.

Hileli otomatik vites yazılımı

Bu yazılım, aracın direksiyonu hareketsizken motor uzun süre çalıştırıldığında emisyon testine girdiğini anlayarak emisyon miktarını düşürüyor. Direksiyonda 15 derecelik bir oynama tespit edildiğinde ise aracın yola çıktığı tespit ediliyor ve yeniden performanslı sürüş moduna geçerek, yüksek emisyon salgılamaya devam ediyor. Volkswagen şimdi bu iddianın doğru olduğunu kabul etti. VW marka dizel araçlarda yaşanan skandal nedeniyle ABD’de 17 milyar dolar ceza ödeyecek olan şirket ayrıca şirket hissedarlarında da verdikleri hasar nedeniyle 10 milyar dolara yakın tazminat ödemek zorunda. Şirket şimdi Audi araçlarındaki varlığını kabul ettiği hileli yazılımlar nedeniyle bir bu kadar daha ceza ve tazminat ödeme riskiyle karşı karşıya kaldı.

Fidye yazılımı mağdurları çığ gibi büyüyor

0
Kaspersky Lab’ın üç ayda bir yayınladığı BT Tehditleri Evrimi raporuna göre; dosya şifreleyen fidye yazılımlarına maruz kalan internet kullanıcılarının sayısı 2016’nın 3. çeyreğinde 2 kattan daha fazla artarak dünya çapında 821.865 kişiye ulaştı. Saldırıya uğrayanların sayısı son üç çeyrektir artış gösteriyor. Türkiye’de ise söz konusu türdeki zararlı yazılımlardan kullanıcıların %2.13’ü etkilendi. Kaspersky Lab Baş Güvenlik Araştırmacısı David Emm, fidye yazılımları ve özellikle de şifreleyicilerin gerek bireysel kullanıcılar gerekse şirketler için en tehlikeli tehditlerden biri olmaya devam ettiğini belirterek, “Zararlı yazılımlar sunucuları da hedeflemeye başladı. Linux ve Mac sistemleri için türevleri var ve siber suçlular kendilerini gizlemek için her türlü şeyi deniyor. Örneğin BitMessages ve elektronik para birimi Bitcoin’i dahi kullanıyorlar. Şifreleyici zararlı yazılımların beraberinde getirdiği, bütün verilerinizi kaybetme ve işlerinizin durması gibi büyük riskleri göz önünde bulundurup bu tür tehditlere karşı hazırlıklı olmak ve onlardan korunmak önemli.” dedi.

Önce şifreliyor sonra fidye istiyor

Şifreleyici fidye yazılımları, yani kurbanlarının dosyalarını şifreledikten sonra deşifre etme vaadiyle fidye isteyen zararlı yazılım türü, günümüz siber suçlularının dahil olduğu en yaygın faaliyetler arasında olmaya devam ediyor. Yazılım geliştirme maliyetleri çok düşük ve başarılı bir saldırı yüksek miktarda gelir kazandırabiliyor. Son zamanlarda saldırıya uğrayan kullanıcıların sayısındaki artıştan büyük oranda Trojan-Downloader.JS.Cryptoload adı verilen, JavaScript dilinde programlanmış ve farklı türlerde şifreleyici fidye yazılımları indirme kabiliyetine sahip bir indirici (downloader) ailesi sorumlu. Bunlardan dünya genelinde ve üçüncü çeyrekte en yaygın olanları CTB-Locker (kullanıcıların %28.34’üne saldırmış), Locky (%9.6) ve CryptXXX (%8.95). Türkiye’de ise en yaygın olanları Locky (Şifrelici fidye yazılımları tarafından saldırıya uğrayan Kaspersky Lab ürünleri kullanıcılarının %9.7’si), CTB-Locker (%7.44) ve TeslaCrypt (%2.14). “Üçüncü çeyrekte tespit ettiğimiz fidye yazılımı türevlerinin sayısı toplamda 32.000 türevi aşarak, ikinci çeyrekte keşfettiklerimizin 3.5 katına ulaştı. Bunun sebebi günümüzde güvenlik şirketlerinin yeni fidye yazılımı örneklerini mümkün olduğunca hızlı tespit edebilmek için birçok kaynak ayırması olabilir. Böylece suçlular da tespit edilmemek için zararlı yazılımlarının birçok farklı türevini yaratmaya itiliyor.” diyor, Kaspersky Lab fidye yazılımı uzmanlarından Fedor Sinitsyn.

Kaspersky Lab’dan fide yazılımlarından korunmanın 5 püf noktası

Kaspersky Lab uzmanları, sebep olabilecekleri ağır sonuçlar göz önüne alındığında şimdiye kadar yaratılmış en tehlikeli zararlı yazılımlardan biri olan şifreleyici fidye yazılımlarından korunabilmek için bir takım önlemler alınabileceğini söylüyor: 1- Dosyalarınızı yedekleyin. Tüm dosyalarınızı yedeklemeniz teknik olarak mümkün değilse, en önemlilerini seçin. 2- Güvenilir bir güvenlik çözümü kullanın ve bu sırada gelişmiş güvenlik özelliklerini devre dışı bırakmayın. Bunlar genellikle yeni fidye yazılımlarını davranışları üzerinden tespit etmeye yarayan özelliklerdir. Örneğin Kaspersky Internet Security – çoklu cihaz 2017, kullanıcıların dosyalarında sıra dışı bir değişiklik fark eder etmez bunların taze birer kopyasını oluşturarak çalınmalarını önler. Sonra bu yazılımı yakından inceleyerek, şüpheli bir davranışta bulunduğunda onu bloke eder. 3- Bilgisayarınızdaki yazılımları güncel tutun. En popüler yazılımların çoğunun ve işletim sistemlerinin otomatik güncelleme özelliği bulunur. Bu özelliği açık tutun ve yazılımların size yaptığı güncelleme hatırlatmalarını görmezden gelmeyin. Şirketlerin de sistemleri için önem taşıyan yamaları düzenli olarak takip etmesi önem taşıyor. 4- Dosyalarınız bir fidye yazılımı tarafından şifrelendiyse ve fidye ödemeniz talep ediliyorsa, ödemeyin. Suçlulara gönderdiğiniz her bir bitcoin bu işin karlılığı konusunda inançlarını sağlamlaştırır, bu da yeni fidye yazılımlarının yolunu açar. Diğer taraftan, Kaspersky Lab dahil birçok güvenlik şirketi fidye yazılımlarıyla her gün mücadele etmektedir. Bazen şifrelenen dosyaları kurtaracak deşifre yazılımları geliştirilmektedir. Bunları www.nomoreransom.orgadresinden takip edebilirsiniz. Başınıza bir saldırı gelirse polisi bilgilendirerek gerekli araştırmanın başlamasını sağlayın. 5- Basit güvenlik kurallarını bilin ve onlara uyun. İnternetten indirdiğiniz ve e-posta ile aldığınız dosyalara, özellikle de güvenilmeyen kaynaklardan aldıklarınıza, dikkat edin. Örneğin, bir mp3 dosyasının .exe şeklinde bir uzantısı varsa kesinlikle bir müzik parçası değil, zararlı yazılımdır. Dosyalarınızın doğru uzantılar taşıdığından ve kullandığınız güvenlik yazılımının testlerinden başarıyla geçtiğinden emin olun.

Siemens AG 4,5 milyar dolara yazılım firması satın alıyor

0
Avrupa’nın en büyük endüstri kuruluşu Siemens AG, Mentor Graphics Corp isimli yazılım şirketini satın almak üzere yürüttüğü pazarlıkları 4,5 milyar dolara sonlandırmak üzere. Yarıiletkenler tasarlamak için yazılımlar üreten firma, Siemens AG’nin daha hızlı ve efektif ürün geliştirmesine katkı sağlayacak.

Siemens AG şirket satım alımlarıyla yenileniyor

Siemens AG, 2016’nın başında da  ABD merkezli mühendislik firması CD-adapco’yu satın almıştı. Şirketin hissedarları da bu satın almaları destekliyor ve satın almalar yoluyla daha aktif, daha geniş imkanlara sahip bir şirkete dönüşüm yapılmasını istiyorlar. Siemes AG, mevcut yapısıyla çok hantal bir endüstri şirketi olarak görülüyor ve hissedarları tarafından çağa ayak uyduramadığı eleştirisine hedef oluyor.

Facebook CrowdTangle’ı satın aldı

0
Facebook, 4 yaşındaki bir internet analiz aracı olan CrowdTangle’ı satın aldığını duyurdu. CrowdTangle, içeriklerin internette nasıl yayıldığını takip ediyor ve bu takibi bir rapor haline dönüştürebiliyor. Böylece içerik üreticileri, ürettikleri haberlerin, videoların, farklı içeriklerin hangi kanallardan ve nasıl yayıldığını tespit ederek kendi kullanıcılarını daha yakından tanıma imkanına kavuşuyorlar.

Facebook reklamverenlere yeni raporlar sunacak

Facebook şimdi bu aracı satın alarak, reklam verenlerine ve içerik üreticilerine, geliştirdikleri kampanyaların nasıl yayıldığına dair raporlar ulaştırmayı planlıyor. Bir diğer deyişle, daha başarılı viral kampanyaları yaratmak için gerekli doneler artık CrowdTangle aracından sağlanacak. Facebook’un satın alma için ne kadar ödediği bilinmiyor ancak CrowdTangle’ın son fon arayışında yatırımcılardan 2,2 milyon dolarlık fon topladığı biliniyor. Dolayısıyla, alışverişin milyar dolarlar seviyesinde olmadığı tahmin ediliyor. Ancak fiyat olarak küçük bir alışveriş olmasına rağmen aracın Facebook reklam projelerinde etkisinin büyük olacağı düşünülüyor.

Trump’ı destekleyenleri işten atıyorlar

0
ABD’de, Donald Trump’ın tüm saldırgan söylemlerine rağmen başkanlık seçimlerini kazanması beklenmedik derecede büyük bir şok etkisi yarattı. Yeni başkana sempati duyan bir ilkokul öğrencisinin, annesi tarafından evden atıldığını gösteren video medyada tartışma konusu olmuşken şimdi de teknoloji şirketlerinde başkanlık kavgası baş gösterdi. Seçim döneminde, Trump haberlerini silen Facebook çalışanları ile bunun sansür olduğunu dile getiren Facebook çalışanları arasındaki tartışmaya Zuckerberg müdahil olmak zorunda kalmıştı ve hiçbir haberin silinmeyeceğini söylemişti. Zuckerberg’ün bu tavrı, seçimden sonra Clinton’ın ekibi tarafından, rakibine seçimi kazandıran önemli bir faktör olarak sayılmıştı.

Trump’ı destekleyenleri aramızda istemiyoruz

Şimdi ise, yemek siparişi servisi grubHub’da çalışanlara gönderilen mektup konuşuluyor. Şirketin CEO’su Matt Maloney çalışanlara gönderdiği mektupta “eğer Trump bu şirkette çalışıyor olsaydı, o saldırgan söylemleri nedeniyle anında kovulurdu. Eğer siz de yeni başkanı destekliyorsanız, hemen istifa edin,” ifadeleri dikkat çekti. ABD’de yeni başkana karşı protestolar hala devam ediyor ve polis yöneticileri bu hareketlerin protestodan isyana dönüşmek üzere olduğunun altını çiziyorlar. Öyle görünüyor ki, sokaklardaki kavgalar, teknoloji şirketlerinde çalışan gençlerin arasına da yayılmak üzere. Yeni hafta ile birlikte başka şirketlerde de şiddetli tartışmalarının baş göstermesi bekleniyor.

Avrupa şirketlerine uzay madenciliği vizesi çıktı

0
Uzay madenciliği, yeni dönemin en büyük gündem maddesi olabilir. Özellikle büyük teknolojik üretimler için büyük hacimlerde gerekli olan madenleri dünya dışından getirmenin daha ekonomik olacağı bir döneme girmek üzereyiz. Bunun için ABD’de şirketler hazırlıklarını yapıyorlar. Bu arada NASA da tamamen bilimsel amaçlı madencilik için ilk görevine çıktı. Trilyonlarca dolar değerinde madene sahip olduğu düşünülen bir astreoide doğru yola çıkan OSIRIS-REx isimli uzay aracı 2017 Eylül’inde asteroid’e inecek ve sadece 60 gramlık örnek alıp üç yıl boyunca asteroidin üzerinde bekleyecek. Ardından yeniden harekete geçip dünyaya 2021 yılında dönecek olan uzay aracındaki örnekler incelendikten sonra bu asteroide tam kapsamlı bir madencilik aracı gönderilecek.

Şirketler hazır ama yasa yok

Avrupalı uzay ajansları da boş durmuyorlar. Uzay madenciliği şirketlerinin yasal alt yapısını oluşturmak isteyen Avrupa’da gerekli yasal düzenlemeler tamamlandı ve ilk yasa Lüksemburg’ta hayata geçti. Aynı zamanda Avrupa Birliği’nin de merkezi olan Lüksemburg’ta kurulmuş bulunan 20’den fazla Avrupalı uzay madenciliği şirketi de böylece yasal dayanağa kavuşmuş oldu. Yasayla beraber, uzaydaki cisimlerin dünyaya indirilmesi halinde mülkiyetinin kime ait olacağı sorusuna cevap verildi. Böylece Avrupalı madencilik şirketleri uzaydan dünyaya indirdiği madenlerin mülkiyetine sahip olabilecek ve başkasının hak iddia etmesinin önüne geçilecek.  

Facebook Messenger’da halka açık sohbet dönemi başlıyor

0
Facebook, mesajlaşma uygulaması Messenger’a yeni bir özellik kazandırıyor. Messenger bugüne kadar kişisel veya grup sohbetleri için kullanılan bir uygulamaydı ancak bu durum değişiyor. Messenger’a eklenecek olan yeni halka açık sohbet odası özelliği ile uygulama, internetin ilk dönemlerinde çok popüler olan IRC sohbet odalarına benzeyecek. Halka açık sohbet odası özelliği daha önce Messenger güncellemelerinin kodları içinde bulunmuş ancak Facebook konu hakkında yorum yapmamıştı.

İlk deneme Kanada ve Avustralya’da yapılacak

Şimdi ise Facebook’tan gelen açıklama ile konu netlik kazandı. Sohbet odalarını ilk defa Kanada ve Avustralya’da denemeye başlayacak olan Facebook, testler bittiğinde ise bu özelliği tüm dünyanın kullanımına açacak. Messenger sohbet odalarında kullanıcılar diledikleri konu başlığı ile bir sohbet başlatabilecekler ve halka açık olan bu sohbetlere herkes katılabilecek. Kullanıcılar odalara trollerin dadanmaması için eğer dilerlerse, katılımcıları yöneticinin onayına da bırakabilecekler. Sohbet odalarında yapılan sohbetler herkes tarafından da okunabileceği için, sohbet katılımcılarının yanında, çok sayıda okuyucu da olacak. Sohbet odalarının, sosyal medyadaki yeni ilgi odağı olacağı ve kullanıcıların Snapchat gibi alternatiflere daha az zaman harcayacağı düşünülüyor.

AT&T de video kalitesini düşürecek

0
ABD’de operatörlerin mobil veri trafiğinde video kalitesini düşürme uygulaması genişliyor. Daha önce T-Mobile’ın uyguladığı yöntemi şimdi AT&T de “Stream Saver” uygulamasıyla gündemine aldı ve 2017’de hayata geçireceğini açıkladı. Stream Saver uygulaması, kullanıcıların mobil internet bağlantısından izledikleri videonun kalitesini maksimum 480p kalite ile sınırlayacak. Böylece kullanıcı daha yüksek kalitede bir videoyu izlemeye başlasa bile kalite otomatik olarak 480p’ye inecek.

Video kalitesini düşürmek çözüm mü?

Ancak dileyen kullanıcılar hesap ayarlarından bu sınırı kaldırabilecekler. Daha önce de T-Mobile benzer bir uygulamayla mobil internet bağlantısında video kalitesini 480p ile sınırlamıştı. Eğer kullanıcılar bu sınırın dışına çıkmak isterlerse kullanıcı profil ayarlarından gerekli düzenlemeyi yapıyordu. Fakat T-Mobil, 480p ve altındaki videoların, veri planındaki trafik limitinde yer kaplamayacağını açıklamıştı. Yani kullanıcılar trafik limiti sorunu yaşamadan diledikleri kadar video seyredebiliyorlardı. Ama videoların 480p’den daha kaliteli olmaması şartı vardı. AT&T ise 480p video trafiğini sıfır saymayacak ancak video kalitesi Full HD’den 480p’ye inince, kullanıcıların aylık kullanım miktarında önemli bir düşüş yaşanması ve limitlerini aştıkları için ekstra faturalarla karşılaşma sorununa çözüm olacağı düşünülüyor. Benzer uygulamarın dünyadak diğer GSM operatörlerinde de benimsenmesi bekleniyor zira artık bütün sosyal medya servisleri de video üzerine odaklanmışken operatörlerin alt yapıları bu ağır yükü kaldırmakta zorlanıyor.

Tümleşik iletişim pazarı 144 milyar dolara koşuyor

0
İnternete erişimin kolaylaşmasıyla birlikte mobil cihazlar sadece kişisel hayatımızın değil, iş hayatımızın da vazgeçilmez bir parçası oldu. Ofis ortamında ulaşılan uygulamalara artık mobil cihazlardan da erişilebiliyor. Bu durum, iş modellerini, çalışma alışkanlıklarını değiştiriyor ve mobilitenin önemini ortaya çıkarıyor. Her yerden ve her zaman bilgiye ulaşma ihtiyacı mobilite ile desteklenirken, şirketler iş sürekliliğini kesintiye uğratmamak için yenilikçi çözümler kullanmayı tercih ediyor. Sade ve kolay yönetilebilir bir sistem altyapısıyla farklı iletişim modellerini bir araya getirmeyi başaran şirketler, maliyet, iş gücü ve iş süreçleri bakımından avantaj elde ediyor. Kurumların iletişim kurma ve işbirliği süreçlerinde kolektif çalışmayı sağlayan Unify, şirketlere katma değer sunan ve iş performansını artıran çözümleriyle dönüşüme öncülük ediyor.

2021’de toplam 28 milyar cihaz birbirine bağlanacak

2021 yılına kadar internete bağlı cihaz sayısı yıl bazında yüzde 23 büyüyecek. 2021’de toplam 28 milyar cihazın birbirine bağlı olması öngörülüyor. İletişim yazılımları ve servisleri sunan Unify, farklı networkleri, cihazları ve uygulamaları kullanımı kolay tek bir çatı altında birleştirip, iş birimlerinin zengin ve anlamlı bir iletişim deneyimi yaşamasını sağlıyor. Tümleşik iletişim teknolojileri iş süreçlerini kolaylaştırırken maliyetleri azaltıyor ve verimliliği artırıyor.

2020’de mobil işgücünün toplama oranı yüzde 42 olacak

Kurumların tümleşik iletişim uygulamalarını tercih etme sebeplerinin başında verimliliği artırmak geldiğini belirten Unify Türkiye Ülke Müdürü Erda Tütüncüoğlu, “Yaptığımız araştırmalarda kurumların tümleşik iletişim çözümlerini tercih etmelerinin nedenleri arasında yüzde 53 ile verimliliği artırmak ve yüzde 11 ile geleneksel araçların kullanımındaki zorlukların geldiğini görüyoruz. Dünya genelinde mobil işgücünün toplam işgücüne oranının şu anda yüzde 37’ler seviyesinde olduğu ve bu oranın 2020 yılında yüzde 42 seviyesine yükseleceği tahmin ediliyor. Çalışanların mekân ve zaman bağımsız iş uygulamalarına ve kurum verilerine erişip, iş süreçlerini verimli kılma oranlarının giderek artacağı kanaatindeyiz.” dedi.

Rusya LinkedIn’i yasakladı

0
Rusya’nın batılı teknoloji şirketlerine karşı sert tutumu, eski NSA/CIA ajanı Edward Snowden’in ortaya çıkardığı Prism skandalından beri çok netleşmişti. ABD’den kaçan Snowden’e de kucak açan ve sığınma hakkı veren Rusya, muhtemelen Snowden’den öğrendiği bazı bilgiler ışığında, artık ülkesinde hiçbir batılı internet/teknoloji şirketini istemediğini açık açık dile getirmeye başladı. Bu çatışmanın son kurbanı ise kariyer odaklı sosyal ağ LinkedIn oldu. Microsoft’un 24 milyar dolar ödeyerek satın aldığı LinkedIn artık Rusya’da yasaklı. Rusya’nın geçen yıl çıkardığı veri merkezi yasasına dayanarak, Rusya’da faaliyet göstermesi mahkemece yasaklanan LinkedIn bundan böyle Rusya’da erişime kapatılacak.

Microsoft’a burada istenmiyorsun mesajı

Söz konusu yasa, Rus vatandaşlarına hizmet veren servislerin, Rus vatandaşlarına ait verileri sadece Rusya içindeki veri merkezlerinde saklaması zorunluluğu getiriyor. Bu yasa ile, aynı ABD’de istihbarat servislerin yaptığı gibi, Rus istihbarat servisleri de, söz konusu veri merkezlerine girip ülkede kimin ne yaptığını takip edebilme imkanına kavuşuyor. Ancak yasanın çıkmasından sonra, ülkede veri merkezi kurmayan batılı dijital servisler, birbir ofislerini kapatmak zorunda kalmışlardı. Googl Rusya’da işlettiği Ar-Ge ofisini de Rusya dışına taşımış, Rusya ile batılı internet/teknoloji şirketleri tam anlamıyla soğuk savaşa girmişti. Yeni kararla birlikte Rusya Microsoft’a da ağır bir darbe vurmuş oldu. Microsoft’un müşterilerinin bilgilerini sorgusuz sualsiz NSA ve CIA’ye teslim ettiğinin ortaya çıktığı Prism skandalından sonra Rusya ülkedeki devlet kurumlarında Microsoft ürünlerinin kullanımını yasaklamış, mümkün olan ilk fırsatta tüm Microsoft ürünlerinin Rus menşeli alternatif yazılımlarla değiştirilmesi emrini vermişti. Rusya’da şu anda Facebook’a alternatif çok popüler bir Rus sosyal ağı kullanılıyor. Google’a alternatif olarak Yandex servisleri hizmet veriyor. Microsoft ve Apple’a alternatif yaratma çabaları da tüm hızıyla devam ediyor.