İki yıl önce, 2014 yılı için “Türk tarihinin en uzun yılına hazır olun” demiştim. Etkilerini onlarca yıl hissedeceğimiz bir yıl olarak tarihe geçti. Ardından yeniden yapılanma yılı 2015 başladı ve onun da sonuna geldik.
2016 yılı için böyle kesin hükümler vermeyeceğim ama ferahfeza işler ve kararlar alınıp daha umutlu bir dönem geçireceğimize dair hisler taşıyorum.
Sakın ha, hayatınızı başkalarının hisleriyle yönlendirmeyin… Herkes tedbirini almalıdır.
Eğer şahsım adına konuşacak olursam; bereketli bir yıl geçirdiğimi söyleyebilirim. Bir yazar olarak yoğun bir yıl geçti. Hayatımın en fazla yazı ürettiğim bir dönem oldu. İnşallah bu verimlilik önümüzdeki yıllar için de bir temel oluşturur.
Geçmiş yıllarda periyodik olmayan şekilde yazdığım bilişim yazıları 2015 yılı itibariyle düzene girdi. Teknoloji çepeçevre etrafınızı sarmaya yoğunlaşmışsa, sizin de onu anlamaya çalışmanız gerekir. Teknoloji okur yazarlığı konusunda bir katkımız olursa ne mutlu bana…
Sadece bu sayfalarda değil, gıda sektöründe daha yoğun bir çalışmam var. Sadece teknoloji karın doyurmuyor, olarak da yorumlayabiliriz… Hele dünyada hala 2 milyar insan yoksulluk sınırlarındaysa, gıda ve beslenme konusu da ilgi alanımda olması gerekiyor…
Unutmayalım ki gıda sektörü önümüzdeki beş yıl içinde, Türkiye’nin bir numaralı sektörü olacak!..
Bu yazı konularında zıtlıklar olduğunun farkındayım… Aynı ikilem yılın kelimesinde de yok mu?
Oxford, 2015 yılının kelimesi olarak bir “emoji”yi seçti. Yani kelimeler kullanmadan duygumuzu ifade eden bir şekil seçildi. Aslında bu bir ilkti.
Yılın kelimesi, eski ve karmaşık sözcüklerden değil, dijital dünyadan seçti. Daha da ilginci bir bir duyguyu ifade eden bir şekli seçti. Sonuç olarak gülmekten ağlayan emoji, yılın kelimesi oldu.
İncelenmeye değer bir durumdur…
Oxford ekibi, emojilerin başlarda gençlerin kullandığı fakat geçtiğimiz yıl içerisinde global bir patlama yaşadığını tespit etti. Emojinin, görsel olarak kalıcı, duygusal anlamda etkileyici ve sürekliliğini koruyan dijital dünyadaki yaşamın temel yapı taşı haline geldiğini de ayrıca belirtti.
Oxford Sözlükleri’nin başkanı Caspar Grathwohl, “Emojiler gittikçe zenginleşen bir iletişim şekli. Linguistik sınırlarını aşan bir olgu.” diye gerekçesini açıkladı.
Her ne kadar emoji Oxford sözlüklerinde 2013 yılında girmiş olsa da, emojileri ilk ortaya koyan Shigeta Kurita, bu akımı 1999 yılında Messenger ile popülerleştirmişti. Kelimenin kökü de Japonca’dan geliyor. “E” resim anlamına gelirken, “Moji” de karakter anlamına geliyor.
Yılın kelimeleri, toplumun nasıl dönüştüğünü ve etkilendiğini de gösteriyor. Bunun için yılın kelimesine diğer adaylara ve önceki yılın kelimelerine bakalım.
Blocker, Dark, Mülteci, Lumberseksüel Oxford’un diğer aday kelimeleriydi… Eğer seçenek bu kelimeler ise, benim de tercihim emoji olurdu… Eğer Türkiye sınırlarında bir seçim yapsaydık, yılın kelimesi ne olurdu?
Aslında yılın kelimesi ilk olarak 2013 yılında “Selfie” ile başladı. Daha önce de yılın kelimeleri seçiliyordu ama bu kadar etkili ve konuştuğumuz bir konu değildi.
Sonuçta bizim yıl içindeki tercihlerimiz, o yılın kelimelerine karar verilmesinde etkili oluyor. İyi niyetlerimiz, sağduyulu seçimlerimiz ve olumlu adımlarımız olumlu sonuçlar ve olumlu kelimelerin hayatımızda artmasına neden olacak.
Sağlıklı, bereketli yeni nice yılları beraber geçirmek dileklerimle… 2015 Yılı Nasıl geçti?
İki yıl önce, 2014 yılı için “Türk tarihinin en uzun yılına hazır olun” demiştim. Etkilerini onlarca yıl hissedeceğimiz bir yıl olarak tarihe geçti. Ardından yeniden yapılanma yılı 2015 başladı ve onun da sonuna geldik.
2016 yılı için böyle kesin hükümler vermeyeceğim ama ferahfeza işler ve kararlar alınıp daha umutlu bir dönem geçireceğimize dair hisler taşıyorum.
Sakın ha, hayatınızı başkalarının hisleriyle yönlendirmeyin… Herkes tedbirini almalıdır.
Eğer şahsım adına konuşacak olursam; bereketli bir yıl geçirdiğimi söyleyebilirim. Bir yazar olarak yoğun bir yıl geçti. Hayatımın en fazla yazı ürettiğim bir dönem oldu. İnşallah bu verimlilik önümüzdeki yıllar için de bir temel oluşturur.
Geçmiş yıllarda periyodik olmayan şekilde yazdığım bilişim yazıları 2015 yılı itibariyle düzene girdi. Teknoloji çepeçevre etrafınızı sarmaya yoğunlaşmışsa, sizin de onu anlamaya çalışmanız gerekir. Teknoloji okur yazarlığı konusunda bir katkımız olursa ne mutlu bana…
Sadece bu sayfalarda değil, gıda sektöründe daha yoğun bir çalışmam var. Sadece teknoloji karın doyurmuyor, olarak da yorumlayabiliriz… Hele dünyada hala 2 milyar insan yoksulluk sınırlarındaysa, gıda ve beslenme konusu da ilgi alanımda olması gerekiyor…
Unutmayalım ki gıda sektörü önümüzdeki beş yıl içinde, Türkiye’nin bir numaralı sektörü olacak!..
Bu yazı konularında zıtlıklar olduğunun farkındayım… Aynı ikilem yılın kelimesinde de yok mu?
Oxford, 2015 yılının kelimesi olarak bir “emoji”yi seçti. Yani kelimeler kullanmadan duygumuzu ifade eden bir şekil seçildi. Aslında bu bir ilkti.
Yılın kelimesi, eski ve karmaşık sözcüklerden değil, dijital dünyadan seçti. Daha da ilginci bir bir duyguyu ifade eden bir şekli seçti. Sonuç olarak gülmekten ağlayan emoji, yılın kelimesi oldu.
İncelenmeye değer bir durumdur…
Oxford ekibi, emojilerin başlarda gençlerin kullandığı fakat geçtiğimiz yıl içerisinde global bir patlama yaşadığını tespit etti. Emojinin, görsel olarak kalıcı, duygusal anlamda etkileyici ve sürekliliğini koruyan dijital dünyadaki yaşamın temel yapı taşı haline geldiğini de ayrıca belirtti.
Oxford Sözlükleri’nin başkanı Caspar Grathwohl, “Emojiler gittikçe zenginleşen bir iletişim şekli. Linguistik sınırlarını aşan bir olgu.” diye gerekçesini açıkladı.
Her ne kadar emoji Oxford sözlüklerinde 2013 yılında girmiş olsa da, emojileri ilk ortaya koyan Shigeta Kurita, bu akımı 1999 yılında Messenger ile popülerleştirmişti. Kelimenin kökü de Japonca’dan geliyor. “E” resim anlamına gelirken, “Moji” de karakter anlamına geliyor.
Yılın kelimeleri, toplumun nasıl dönüştüğünü ve etkilendiğini de gösteriyor. Bunun için yılın kelimesine diğer adaylara ve önceki yılın kelimelerine bakalım.
Blocker, Dark, Mülteci, Lumberseksüel Oxford’un diğer aday kelimeleriydi… Eğer seçenek bu kelimeler ise, benim de tercihim emoji olurdu… Eğer Türkiye sınırlarında bir seçim yapsaydık, yılın kelimesi ne olurdu?
Aslında yılın kelimesi ilk olarak 2013 yılında “Selfie” ile başladı. Daha önce de yılın kelimeleri seçiliyordu ama bu kadar etkili ve konuştuğumuz bir konu değildi.
Sonuçta bizim yıl içindeki tercihlerimiz, o yılın kelimelerine karar verilmesinde etkili oluyor. İyi niyetlerimiz, sağduyulu seçimlerimiz ve olumlu adımlarımız olumlu sonuçlar ve olumlu kelimelerin hayatımızda artmasına neden olacak.
Sağlıklı, bereketli yeni nice yılları beraber geçirmek dileklerimle… Anonymous Türkiye’ye Ne Kadar Zarar Verdi?
Rusya ile yaşanan savaş uçağı krizi sonunda fiili çatışmaya dönüştü. Ancak bu çatışma gerçek dünyada değil, sanal dünyada devam ediyor ve son derece ciddi sonuçları var.
Putin’in IŞİD konusunda Türkiye’yi suçlamasından sonra Türkiye’ye saldırmaya karar veren hacker grubu Anonymous, 14 Aralık’ta 5 sunucusu ODTÜ’de bulunan Nic.tr alan adı servisine saldırmaya başladı. 40 Gbps hızındaki saldırı ise ODTÜ’nün açıklamasına göre, dünyada yaşanmış en yoğun DDoS saldırısı…
Anonymous bu ilk saldırı ile .tr alan adlı Türk sitelerine yurt dışından erişimi zorlaştırmayı başardı. Böylece özellikle e-ticaret siteleri, yurt dışındakü müşterilerinden sipariş alamamaya başladı. Bu aynı zamanda online servisler aracılığı ile yurt dışına yapılan ihracata sekte vurmak anlamına geliyor. Ancak şimdilik zararın boyutu net değil. 7 günlük zararın, on milyonlarca doları bulabileceği de tahmin ediliyor.
Fakat sorun burada bitmedi. Anonymous ilk saldırının ardından yeni saldırların devam edeceğini duyurmuştu ve dün akşam üzeri saatlerinde, bankacılık servislerine benzer bir DDoS saldırısı düzenlendi. Hazırlıksız yakalanan bankaların online servisleri beklenmedik şekilde çöktü, ulaşılamaz hale geldi. Böylece, online olarak para transferi yapmak isteyenler banka sitelerine ulaşamadılar. Bankada sakladığı altınını, dolarını, hisse senedini, fonunu, tahvilini satarak kazanç sağlamak isteyenler yine online servislere ulaşamadılar ve alım satım yapamadılar.
Yüzlerce milyon dolar zarar
Sadece dün İstanbul Borsası’ndaki işlem hacmi son bir ayın en düşük seviyesinin de altına indi. Son bir haftadır BİST 100 endeksindeki yüksek hacimli şirketlerin işlem hacmi günlük 600-900 milyon adet arasındayken, sadece akşam kapanışa yaklaşmışken başlayan saldırı sonrasında BİST 100 endeksinin işlem hacmi 423 milyon adet olarak gerçekleşti. Bugün ise daha da büyük düşüş bekliyoruz zira günün yarısına ulaşmamıza rağmen BİST 100 endeksi sadece 62 milyon adet seviyesinde. Sadece bir günde yüzlerce milyon TL’lik menkul kıymet ticareti hacmine balta vurulduğu görülüyor. Sadece borsa aracı kurumlarının bir günlük komisyon zararı 3-4 milyon TL’ye ulaşmış durumda.
Kısaca söylemek gerekirse insanlar borsada işlem yapamakta zorlanıyor. Bu banka sistemlerine erişemedikleri için mi yoksa saldırı altında olan bir online finans sisteminde işlem yapmak istemediklerinden mi, şu anda biliemiyoruz ama şurası açık ki Ruslar Türkiye’nin menkul kıymetler piyasalarına ağır hasar verdirmeyi başardılar. Bu da, Türk şirketlerini vurmayı başardıkları anlamına geliyor. Eğer bu saldırılar sürecek ve engellenemeyecek olursa, zararın boyutlarının daha da büyüyeceğini tahmin edebiliriz.
Peki Türkiye’nin sanal dünyadaki varlığını koruyan ve bu saldırılarla saldırganları bertaraf edebilecek bir sanal güvenlik operasyonu ekibimiz yok mu?
Onu da başka bir analizde inceleyeceğiz. Tweet Atarak Drone Kullanılabilecek!
Twitter’ın, Dronelar ile ilgili her geçen gün kontrol altına alınmasına yönelik gelen eleştirilerin üstüne bu denli karışıklığa yol açabilecek bir sistemin patentini alması, dikkatleri de üzerine çekmesine vesile oldu.
Şu an için Twitter, söz konusu bu sistemi ve kullanım detayları ile ilgili net bilgileri paylaşmış değil. Öyle görünüyor ki Twitter, tweetler ile kullanılabilecek bir Drone sistemi ile de çalışmalar yapıyor olabilir.
Öte yandan, hükümetler bazında bu sistem ile ilgili ne derece açıklamalar geleceği de daha şimdiden büyük merak konusu halini almış durumda. Zira her geçen gün yasalar ile Drone kullanımının sınırlandırılmasına yönelik çalışmalar gündeme gelmeye devam ediyor. Güvenli Online Yılbaşı Alışverişi İçin 10 İpucu
ESET’in Kıdemli Güvenlik Araştırmacılarından Stephen Cobb, PC’ler ve akıllı telefonlarla güvenli online yılbaşı alışverişi için 10 ipucu paylaştı.
- Önce bakım, sonra alışveriş yapın. İnternet tarayıcınızı, işletim sisteminizi ve güvenlik yazılımınızı güncelleyin. Bu güncellemeler zararlı yazılımlara ve dolandırıcılıklara karşı sizi koruyacaktır. Fırsat bulmuşken bilgisayarınızdaki gereksiz dosyaları silin, temizlik yapın ve sisteminizi rahatlatın. Online parasal aktivitelere başlamadan sisteminizi ücretsiz olarak zararlı yazılımlara karşı tarayabilirsiniz: www.eset.com/tr/online-scanner
. Aynı şekilde cep telefonlarınızın da sistemlerini güncel tutun.
- Verilerinizi, fotoğraflarınızı kaybolmadan yedekleyin. Bilgisayarınızın virüs saldırısı sonucu çökmesi ya da verilerinizin kötü amaçlı olarak şifrelenmesi gibi tehlikelere karşı bilgilerinizi ve dijital fotoğraflarınızı düzenli olarak yedekleyin!
- Güvenli parasal transferler yapın. Online sipariş verirken, internet sayfasının SSL kullandığına emin olun. Genel olarak tarayıcınızda küçük bir kilit sembolü olarak gözükür. Eğer bu sembolü göremiyorsanız, URL (adres çubuğunu) kontrol edin. İnternet sitenizin önünde http yerine https ya da shttp görmeniz gereklidir. Öte yandan bazı internet güvenlik yazılımları da parasal tranferlerde ekstra koruma sunuyor. ESET Smart Security, ‘Bankacılık ve Ödeme Sistemleri Koruması‘ ile finansal işlemlerde sahte siteler ve klavye okuyuculara karşı güvenlik sağlıyor:https://www.youtube.com/watch?
v=HSDiOVZ5aEk
- Bildik yerden alışveriş yapın. Doyurucu bilgi sağlayan, teslimatta sorun yaşatmayan ve kendini kanıtlamış internet sitelerinden alışveriş yapın.
- İnanılmaz tekliflere inanmayın. Eğer teklif gerçek olamayacak kadar güzelse büyük ihtimalle gerçek değildir.Örneğin revaçta olan 2 bin liralık bir telefon 200 liraya satılıyorsa, bu tekliften uzak durmanızda fayda var. Her indirim sahtedir demiyoruz, ama kendinize ‘bu kadar da olur mu?‘ diye sorun. Özellikle sosyal medya araçlarından gelen şüpheli tekliflerde ESET Sosyal Medya Tarayıcısı, hızlı ve ücretsiz olarak bu linkleri kontrol etmenizi sağlar:www.eset.com/tr/social-media-
scanner/
- Halka açık Wi-Fi noktalarında alışveriş yapmayın. Eğer alışveriş yapacaksanız Wi-Fi bağlantısının güvenli olduğundan emin olun. Bağlantı ikonundaki kilit sembolünü arayın. Halka açık ücretsiz bağlantılar üzerinden kredi kartı bilgileriniz çok kolay görüntülenir ve bu da başınıza gelmesini hiç istemeyeceğiniz bir hırsızlığa yol açabilir.
- Çok fazla soru soranlara dikkat edin. Bazı zararlı yazılımlar çevrimiçi dolduracağınız formlara otomatik olarak satır ekleyebilir. Bir site size haddinden fazla soru soruyorsa, örneğin annenizin kızlık soyadı gibi, alışverişi hemen bırakın.
- Koruma yazılımı kullanın. Dijital dünyaya her gün 300 bin zararlı yazılım dahil oluyor. Lisanslı ve proaktif internet güvenliği yazılımları, PC‘lerinizi, tabletlerinizi ve telefonlarınızı bu zararlı yazılımlardan korur. ESET NOD32 veya ESET Smart Securty sizi siber suçlulara karşı güvende tutar.
- Telefonuma bir şey olmaz demeyin. Mobil telefonlara yönelik siber saldırılarda 2014 ve 2015’te adeta patlama yaşandı. ESET araştırmalarına göre, global ölçekte her üç akıllı telefondan biri güvenlik ihlaline uğradı. Ayrıca telefonlar çok fazla unutuluyor, kayboluyor ya da çalınıyor. Mobil güvenlik yazılımlarıyla telefonunuzu siber saldırılara karşı koruyabilir, kaybolması durumunda kilitleyebilir, hatta kötü ellere geçmesin diye verilerinizi uzaktan silebilirsiniz. ESET Mobile Security, bu imkanları sunuyor.
- Alışveriş sonrası kredi kartı ekstrelerinizi / hareketlerinizi kontrol edin.Dolandırıldıysanız ilk olarak ekstreden fark edebilirsiniz. Size yabancı gelen harcamalara dikkat edin. Örneğin İtalya’da tatil yapmadıysanız fakat Roma’da harcama yaptığınız görünüyor ise bankanızla hemen irtibata geçmekte fayda var.
Hacker’ların Hedefi Yılbaşı Alışverişleri
Sahtekarların amacı açık. Saf kullanıcıları kandırıp onların kötü amaçlı bir programı indirmelerini veya bir bilgi çalma sitesinde gizli bilgilerini girmelerini sağlamak. Kaspersky Lab’in belirlediği bir örnekte bir e-posta, müşterinin kolisinin bir DHL ofisinde olduğunu, ancak alıcının 48 saat içinde bir bağlantıya tıklayıp takip sayfasına bilgi girmesi gerektiğini, aksi halde kolinin göndericiye iade edileceğini söylüyordu.
Ancak bağlantı, bir DHL sitesi yerine kullanıcıyı DHL gibi duracak şekilde hazırlanmış, kullanıcıdan kişisel bilgilerinin girmesinin istendiği bir bilgi çalma sitesine yönlendiriyordu. Bu sahtekarlığın daha ikna edici durmasını ve kullanıcıya daha meşru görünmesini sağlayan, kullanıcının, kişisel bilgileri alındıktan sonra yeniden resmi DHL web sitesine yönlendirilmesi. FedEx adına da benzer mesajlar gönderildi: kullanıcı, hesap kimlik bilgilerini girmesi için bir bilgi çalma sitesine yönlendiriliyor.
Kaspersky Lab Kıdemli Web İçeriği Analisti Andrey Kostin şunları söyled: “Bu tür sahtekarlıklarda yeni bir şey olmasa da bunlar, saf kullanıcıları kandırma çabaları daha ikna edici hale geldikçe siber suçluların kullanıcı hesaplarına erişmesi için başarılı bir yöntem sunmaya devam ediyor. Noel döneminin keşmekeşi ve alış veriş çılgınlığı sürerken Internet’ten alış veriş yapanlar yaptıkları satın alımlar hakkında perakendecilerden çok sayıda e-posta alıyor. Bu, kuşkulu e-postaları farketme veya bunları yakın incelemeye alma olasılığını düşürerek kişisel ve hesap erişim bilgilerini yanlışlıkla ifşa etme ve bunun sonucunda da para kaybetme riskini veya daha büyük riskleri arttırıyor”.
Kaspersky Lab, bilgi çalma mesajlarına kanmamaları için Internet kullanıcılarının, özellikle de risklerin arttığı Noel döneminde dikkatli ve tetikte olmalarını öneriyor;
- E-posta mesajlarındaki bağlantılara asla doğrudan tıklamayın; isteğin gerçek olduğundan emin olmak için bunları el ile yazıp URL’yi öyle ziyaret edin.
- Bir sayfa sizden gizli verilerinizi girmenizi istiyorsa, önce mutlaka adres çubuğunda URL’yi kontrol edin ve herhangi bir şey kuşku verici duruyorsa, bilgilerinizi girmeden önce iki kez düşünün.
- Güvenliğinizi ve gönül rahatlığınızı biraz daha arttırmak istiyorsanız, kişisel bilgilerinizi ve paranızı güvende tutmak ve mutlu bir tatil geçirmek için güvenlik yazılımınızın güncel olduğundan ve çok cihazlı Kaspersky Internet Security yazılımında olduğu gibi bilgi çalmayı önleme araçları içerdiğinden emin olun.
2016’da Türkiye’de İnternet Ucuzlayacak mı?

Red Hat üçüncü çeyrek sonuçlarını açıkladı
Açık kaynak çözümleri sağlayıcısı Red Hat, Inc. (NYSE: RHT) 30 Kasım 2015’te sona eren 2016 mali yıl üçüncü çeyreğinin finansal sonuçlarını duyurdu.
Red Hat Başkan ve Yönetim Kurulu Üyesi Jim Whitehurst, “Müşteriler açık kaynak teknolojilerini ve bulut teknolojisini benimseyip BT altyapılarını dönüştürdükçe, teknoloji ve ortaklık yatırımlarımız sağlam sonuçlar üretmeye devam ediyor. Üçüncü çeyrekte, yeni teknolojilerle ve Microsoft ve Microsoft’un Azure Cloud’u ile stratejik ortaklık başlatarak açık hibrit buluttaki lider konumumuzu güçlendirdik. Girişimlerimizin odağında, müşterilerimizin farklı ortam ve altyapılarda uygulamalarını kurmalarını ve yönetmelerini sağlamak yer alıyor” diyor.
Red Hat Başkan Yardımcısı, Faaliyetler ve Mali İşler Müdürü Frank Calderoni ise, “Bu alanda önderliğin de ötesine geçerek güçlü bir çeyrek dönem yaşadık. Bugün, arka arkaya dört çeyrek boyunca, toplam gelir büyümesini bir önceki yıla kıyasla sabit para birimiyle yüzde 20 ve daha fazla artırmış bulunuyoruz. İşimize yatırım yapmaya devam etmemiz sayesinde 2016 mali yılının başından bugüne dek güçlü bir gelir büyümesi elde ederek, Genel Kabul Gören Muhasebe İlkeleri-GAAP-dışı faaliyet gelirlerinde yüzde 18, faaliyetlerdeki nakit akış büyümesinde yüzde 16 artışa ulaşmış bulunuyoruz” diyerek görüş bildiriyor.
Gelir: Çeyrek dönemde toplam gelir önceki yılın aynı dönemine oranla, ABD doları olarak yüzde 15, sabit para birimiyle ise yüzde 21 artarak 524 milyon dolara ulaştı. Çeyrek dönemde abonelik gelirleri önceki yılın aynı dönemine kıyasla ABD doları olarak yüzde 16, sabit para biriminde ise yüzde 22 arttı. Abonelik gelirleri toplam gelirlerin yüzde 87’sini oluşturuyor.
Abonelik Gelirlerinde Patlama: Altyapıya yönelik hizmet ve ürünlerden gelen abonelik gelirleri bu çeyrek 373 milyon dolara ulaşarak, önceki yılın aynı dönemine oranla ABD doları olarak yüzde 12, sabit para birimi olarak yüzde 18 artış kaydetti. Uygulama Geliştirmeye ve gelişmekte olan diğer teknolojilere yönelik abonelik geliri ise bu çeyrekte 84 milyon dolara ulaşarak, ABD doları olarak yüzde 37, sabit para birimiyle ise yüzde 45 arttı.
Faaliyet Geliri: Bu çeyrekte GAAP -Genel Kabul Gören Muhasebe İlkeleri-dışı faaliyet geliri, önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 3 artarak, 69 milyon dolar oldu. Nakit olmayan, hisse bazlı tazminat masrafları, gayri maddi aktiflerin amortizasyonu ve kurumsal kombinasyonlardan kaynaklanan işlem maliyetleriyle ilgili düzeltmelerden sonra, üçüncü çeyrek GAAP -Genel Kabul Gören Muhasebe İlkeleri-dışı gelir, önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 13 artarak 123 milyon dolar oldu. Üçüncü çeyrekte, GAAP faaliyet marjı yüzde 13, GAAP-dışı faaliyet marjı ise yüzde 23,5 olarak gerçekleşti.
Net Gelir: Son çeyrek için GAAP-Genel Kabul Gören Muhasebe İlkeleri uyarınca net gelir 47 milyon dolar veya seyreltilmiş hisse başına 0,25 dolar oldu, geçtiğimiz yılın aynı çeyreğinde bu rakam 48 milyon dolar veya seyreltilmiş hisse başına 0,26 dolar olmuştu. Nakdi olmayan hisse bazlı tazminat masrafları, gayri maddi aktiflerin amortizasyonu, kurumsal kombinasyonlardan kaynaklanan işlem maliyetleri ve borç indiriminden çıkan nakdi olmayan faiz masrafları hesaplandığında son çeyrekte GAAP-dışı net gelir 89 milyon dolar veya seyreltilmiş hisse başına 0,48 dolar oldu; geçtiğimiz yıl aynı dönemde bu rakam, 79 milyon dolar ve seyreltilmiş hisse başına 0,42 dolardı.
Nakit: Üçüncü çeyrekte işletme faaliyetlerinden gelen nakit akışı bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 5, yılbaşından bugüne kadar ise yüzde 16 artışla 140 milyon dolar oldu. Üçüncü çeyrekte adi hisse senedi piyasasından yapılan yaklaşık 78 milyon dolarlık 987 bin civarındaki hisse geri alımı sonrası 30 Kasım 2015 itibariyle toplam nakit, nakit benzerleri ve yatırımlar 1,87 milyar dolar oldu. Yine 30 Kasım 2015 itibariyle mevcut hisse alımı izinlerinden geri kalan bakiye yaklaşık 352 milyon dolar olmuştur.
Ertelenmiş Gelir: Çeyrek dönem sonunda şirketin toplam ertelenmiş gelir dengesi geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 14’lük artışla 1,49 milyar dolar oldu. Toplam ertelenmiş gelirlere döviz kurlarından kaynaklanan negatif etki geçen yılın aynı dönemine kıyasla 78 milyon dolar oldu. Sabit kur bazında toplam ertelenmiş gelir yüzde 20 artış kaydetmiş olacak.
Görünüm: Red Hat’in görünümünde 17 Aralık 2015’teki ticari şartlar ve döviz kurlarındaki durum dikkate alınmıştır. Bütün yıl için:
· Gelir görünümünün 2,044 milyar dolardan 2,048 milyar dolara artması bekleniyor.
· Tüm yıl için GAAP faaliyet karının yaklaşık yüzde 14,1, GAAP-dışı faaliyet karının ise yaklaşık yüzde 23,5 artması bekleniyor.
· Tüm yıl için hisse başına (EPS) tamamen seyreltilmiş GAAP kazançlarının hisse başına yaklaşık 1,05 dolar olması beklenmektedir. Tüm yıl için hisse başına tamamen seyreltilmiş GAAP harici kazançların ise hisse başına 1,86 dolar olması bekleniyor. Hem GAAP hem de hisse başına düşen GAAP-dışı; çeyrek dönem başına 1 milyon dolarlık diğer gelirlere, yıllık yüzde 29 fiili vergi oranına ve 186 milyon dolarlık tamamen seyreltilmiş hisse ödenmemişlerine işaret etmektedir.
· İşletme faaliyetlerinden gelen nakit akışı aralığında beklenti 695 milyon dolardan 705 milyon dolara yükselmiştir.
Dördüncü çeyrek için:
· Gelir görünümünün 535 milyon dolardan 539 milyon dolara artması bekleniyor.
· GAAP faaliyet karının yaklaşık yüzde 13,3, GAAP-dışı faaliyet karının ise yaklaşık yüzde 22,5 artması bekleniyor.
· Tamamen seyreltilmiş GAAP EPS kazançlarının hisse başına yaklaşık 0,26 dolar olması beklenmektedir. Tamamen seyreltilmiş GAAP-dışı EPS kazançlarının ise yaklaşık 0,47 dolar olması bekleniyor. 16 Ekim 2015’teki basın bülteninde de belirtildiği gibi EPS beklentisi içerisinde; 4 milyon dolarlık faaliyet giderleri veya Ansible, Inc.in satın alınmasından kaynaklanan hisse başına 0,02 dolarlık etki de bulunmaktadır.
GAAP’tan GAAP-dışına denkleştirme:
Tüm yıl GAAP-dışı faaliyet karı beklentisi; yaklaşık 163 milyon dolarlık nakdi olmayan hisseye dayalı ödeme giderlerinin yıl sonuna tahmini etkisinin, yaklaşık 26 milyon dolarlık maddi olmayan aktiflerin amortismanının ve ticari birleşmelerden kaynaklanan yaklaşık 4 milyon dolarlık işlem maliyetlerinin çıkartılması sonrası oluşturulmuştur. Tüm yıl için tamamen seyreltilmiş GAAP-dışı EPS beklentisi ise önceki cümlede belirtilen giderlerin ve borç iskontosunun artışından kaynaklanan yaklaşık 19 milyon dolarlık nakdi olmayan faiz giderlerinin çıkarılması sonrası oluşturulmuştur.
Dördüncü çeyrek dönem için GAAP-dışı faaliyet karı beklentisi; yaklaşık 42 milyon dolarlık nakdi olmayan hisseye dayalı ödeme giderlerinin tahmini etkisinin, yaklaşık 7 milyon dolarlık maddi olmayan aktiflerin amortismanının çıkartılması sonrası oluşturulmuştur. Dördüncü dönem için tamamen seyreltilmiş GAAP-dışı EPS beklentisi ise önceki cümlede belirtilen giderlerin ve borç iskontosunun artışından kaynaklanan yaklaşık 5 milyon dolarlık nakdi olmayan faiz giderlerinin çıkarılması sonrası oluşturulmuştur. Bu açıklamalar ileriye dönük beklentiler olup gerçek sonuçlar farklılık gösterebilir. Google, Yapay Zekalı Mesajlaşma Servisi Hazırlıyor
Facebook’un satın aldığı WhatsApp ve yine Facebook’un dahili mesajlaşma uygulaması Messenger, dünyanın en popüler anından mesajlaşmaları uygulamaları olmayı sürdürüyor. Bir zamanlar Microsoft’un MSN Messenger’ı veya Google’ın Hangout servisleri kendi ekosistemlerinden yararlanarak yüksek popüleriteye ulaşmış olsa da artık Facebook’un üstünlüğünü aşabilmek kolay değil.
Ancak Google yarışı bırakmış değil. İnternet devi şimdi yapay zeka ile güçlendirilmiş yeni bir mesajlaşma servisi üzerinde çalışıyor. Wall Street Journal’ın haberine göre, Google’ın geliştirdiği yapay zeka kullanıcıların sohbet uygulamasına sorular sorup cevap almasını sağlayacak. Bir anlamda, Apple’ın Siri’sine de benzeyecek olan uygulama sayesinde kullanıcılar Google arama uygulamasını kullanmak zorunda kalmadan mesajlaşma uygulaması içinden arama yapabilecekler.
Peki yapay zeka, mesajlaşma uygulamasında pratik olarak ne anlam ifade edecek?
Kullanıcılar, mesajlaşma uygulamasına basitçe, “bugünkü hava durumu nasıl olacak?” diye sorduklarında, bölgelerindeki hava durumu hakkında bilgi alabilecekler. Ancak bu özellik zaten Google’ın arama motorunda bulunuyor ve OK Google fonksiyonu ile bunu gerçekleştirmek çok kolay. Yine de mesajlaşma uygulaması içindeki yapay zeka, sadece internet üzerindeki verilere değil, kontaklarla ilgili detaylara da hakim olacak.
“Bugün kimlerle randevum var?” sorusuna, mesajlaşma uygulamanız, “Saat 14’te Necati Bey’le, saat 16’da ise X şirketinin yöneticileriyle görüşmenüz var,” cevabı gelebilecek. Ya da, ” X projesi hakkında kimlerle konuşmuştum?” sorusuna karşılık, mesaj kayıtlarında bu konu hakkında konuştuğunuz tüm insanların listesi karşınıza gelecek. Elbette bu işlemleri Google arama motoru ile gerçekleştirmek mümkün değil.
Google’ın yeni uygulamayı ne zaman kullanıcı karşısına çıkaracağı veya finale ulaştırıp ulaştırmayacağı da belli değil ancak bu amaçla Google’ın Telegram isminde bir Start-Up’ı satın aldığını ve yeni uzmanları bünyesine kattığını biliyoruz. Bakalım, arkasından nasıl bir uygulama çıkacak. Takipteyiz. Yeni Nesil Haritada Yapay Zeka Dönemi!
Otonom sürüş sistemlerini desteklemek amacıyla geliştirilen yeni harita sistemi sayesinde, GPS’ten gelen verilerle aracın ön kısmına yerleştirilen kamera bilgilerini harmanlayan yapay zeka teknolojisini araçlarda kullanmaya hazırlanan Toyota, bu sayede sistemi çok daha basite indirgemeyi amaçlıyor. Toplanan verileri, data merkezine gönderip burada otomatik olarak birleştirilmesini ve doğrulanmasını sağlayarak yüksek hassasiyete sahip bir dünya haritasının oluşturulmasını hedefleyen Toyota, bu konuda önemli bir adım attı.
Lazere İhtiyaç Duymuyor
Bu sistem sayesinde, halihazırda otonom sürüş sistemleri üzerinde Ar-Ge çalışmalarını sürdüren şirketlerin geliştirdikleri prototiplerde yer verdikleri 3 boyutlu lazer tarayıcıları ortadan kaldırmayı hedefleyen Toyota, yeni nesil harita okuma sisteminin her araca uygulanabilir olmasını amaçlıyor. Otonom sürüş sistemleri konusunda atılmış önemli adımlardan biri olarak görülen bu sistem, lazer tabanlı sistemlerindeki anlık görüntü tarama, işleme, doğrulama gibi yüksek enerji ve zaman kaybına neden olan süreçleri de ortadan kaldırıyor.
2020’de Yollarda Olacak
Her ne kadar Toyota’nın geliştirmiş olduğu bu sistem şimdilik yüksek yanılma olasılığına sahipmiş gibi görünse de, aynı sistemi kullanan araçların topladıkları verilerin artması ile bu konuda kusursuza yakın netlikte veriye erişmenin mümkün olabileceği iddia ediliyor. Ayrıca sistemin düz yoldaki en yüksek hata payının şu anda yaklaşık 5 santimetre olduğu belirtiliyor. Toyota 2020 yılından itibaren seri üretim modellerine bu sistemi entegre etmeyi hedefliyor.
Kaynak: ShiftDelete.Net Performansınızı Artıracak En İyi 5 Ürün!
Bu noktada, hem işlevsellik hem de taşınabilirliği ile, iki önemli aday bulunuyor. İşletim sistemi baz alınarak düşünüldüğünde, bir Mac OS veya Windows sistemini en iyi sunan MacBook ve Dell XPS 13; taşınabilirliği, performansı ve güncel yenilikleri bir araya getirebiliyor.
Özellikle fansız yapısı ve yüksek çözünürlüğü ile MacBook, taşınabilirlik odaklı arayışlara en iyi cevap veren ürünlerden… Keza Dell XPS 13 ise, Windows kanadının aynı temellerini üstlenen tepe ürünleri arasında yer alıyor.
Şirketlerin İş Takibi İçin TeamGram
McKinsey tarafından yapılan bir araştırmaya göre ortalama bir ofis çalışanı, zamanının %20-%25’ini şirket içinde zaten olan bilgilere ulaşmaya veya iş arkadaşlarıyla koordinasyon sağlamaya çalışarak harcıyor. Bu, herkesin haftada bir gün işe hiç gelmemesi kadar büyük bir ekonomik kayba yol açıyor.
Şirket içindeki bilgiye anında ulaşmayı sağlarken, çalışanlar arasındaki koordinasyonu da artıran TeamGram, iş dünyası ve teknolojideki gelişmeleri KOBİ’ler için bir fırsata dönüştürmeyi hedefliyor. Kurulum gerektirmeyen kolay kullanımı ve uygun maliyeti ile dikkat çekerken, işletmelere daha iyi bir ekip olma, daha çok iş bitirme ve daha çok satış yapma konularında yardımcı oluyor.
TeamGram ile entregre CRM’e kavuşun
TeamGram kullanıcıları, şirketlerindeki ekip arkadaşlarına görevler verebiliyor ve yapılacak işlerin takibini kolaylıkla yapabiliyorlar. Entegre CRM sayesinde şirket içindeki tüm faaliyetler müşteriler ile ilişkilendirilebiliyor. Teklif ve sipariş yönetimi ile satış süreçleri de kolaylıkla kayıt altında tutulabiliyor. Hangi müşteriyle ilgili ne yapıldığı anında görülebiliyor. TeamGram kullanan işletme, işle ilgili dosyaların depolandığı ortak bir alana sahip oluyor.
TeamGram, hem web üzerinden, hem de iPhone ve Android uygulamalarıyla mobil olarak da kullanılabiliyor. İster sahada ister ofiste olsun, tüm çalışanların akıllı telefonlarından rahatlıkla erişim sağlayarak bilgi paylaşmasını ve ihtiyaç duydukları bilgiye ulaşarak anında aksiyon alabilmesini sağlıyor. Ekipler bu sayede, istedikleri zaman istedikleri yerden yapılacak işleri takip edebiliyor, yorum yazabiliyor, iş arkadaşlarına görev atayabiliyor, dosya ve görsel paylaşımı yapabiliyor. Şirket yöneticileri ise tek ekrandan yeni satış fırsatları, verilen teklifler, alınan siparişler, tamamlanmış/gecikmiş işler gibi şirketin daha fazla iş yapmasına ve daha iyi çalışmasına yönelik tüm göstergeleri takip edebiliyor.
Sosyal medya kadar kolay kullanım
TeamGram, artık her gün kullanmaya alıştığımız sosyal medya platformlarına benzeyen kolay bir kullanım sunuyor. Daha önce hiç iş takibi veya CRM programı kullanmamış KOBİ’ler, eğitime gerek duymadan birkaç saat içerisinde kullanmaya başlayabiliyor. TeamGram, sadece müşteri ilişkileri yönetimi için değil, yapılacak işlerin takibi, teklif ve sipariş yönetimi konularında da KOBİ’lere çözüm sunuyor.
TeamGram’ı ücretsiz denemek mümkün.
TeamGram’in 3 kullanıcılık ücretsiz bir sürümü bulunuyor. Daha büyük ekipler için düşük maliyetli abonelik paketleri sunuluyor. Kurumların Hibrit Buluta Geçişini Kolaylaştıran EMC Veri Gölü Geliştirildi
EMC Corporation, kuruluşların ayrı noktaları olduğu kadar, genel bulutu da kolayca ölçeklendirmelerini sağlayan yeni ürünler, özellikler ve kapasiteleri kapsayan EMC Isilon Scale Out NAS Veri Gölü’nün yeni sürümünü kullanıma sunduğunu duyurdu. IsilonSD Edge, yeni nesil Isilon OneFS ve Isilon CloudPools, yapılandırılmamış verilerin yalnızca ana veri merkezinde değil, uzak ofisler gibi veri merkezinin farklı konumlarında da kullanılabilir olmasına ve bulut arşivlemesine olanak tanıyarak EMC Data Lake (Veri Gölü) çözümünü geliştirdi. Daha verimli bir Veri Gölü sunmak üzere tasarlanan yeni Isilon çözümleri, birden fazla iş akışını birleştirerek kullanıcıların verilere tüm konumlardan erişmelerine ve verileri analiz etmelerine olanak tanıyor.
Üç önemli trend kurumları dönüştürüyor:
– İlki, iş gücünün dağınık bir hal almasıyla, şirketlerin de daha küresel bir duruma gelmesi.
– İkincisi, yapılandırılmamış veri hacmi hızla büyüyor ve her iki yılda bir iki kat artıyor. Böylece, verilerin etkili bir şekilde yönetilmesi ve aynı zamanda verilerden değer elde edilmesi gereksinimini artırıyor.
– Son olarak hibrit bulut, veri merkezlerini en verimli ve etkili şekilde çalıştırmak isteyen müşteriler için rakipsiz bir seçenek haline geldi.
EMC Veri Gölü 2.0 stratejisi ve yapılan yeni duyurular, bu zorlukların yönetilmesi açısından büyük önem taşıyor. Daha önce Veri Gölü dağıtımları, yalnızca ana veri merkezindeki – ya da yakınındaki – veri kaynaklarının çekilmesiyle sınırlıydı. Şu anda Veri Gölü 2.0, tüm trendlere uygun olarak genişlemesi ve yapılandırılmamış verileri ana veri merkezinde, farklı depolama konumlarında ve bulutta, basit ve tutarlı bir şekilde yönetilmesini sağlıyor.
EMC Isilon Bölge Yöneticisi Ender Bozanoğlu, yenilenen strateji hakkında şunları söyledi:
“Veri merkezinin tam merkezindeki ve farklı noktalarındaki yapılandırılmamış verilerin yüksek büyüme hızı, organizasyonların hem veri artışını yönetmelerini hem de iş istihbaratı ve değer elde etmek için fazlasıyla dağıtılmış veri depolarından faydalanmanın yeni yollarını bulmalarını zorlaştırıyor. Aynı zamanda maliyetlerin düşürülmesi için BT yöneticilerinin üzerindeki baskılar da sürüyor. Yeni Isilon çözümleri, veri merkezinin her parçasını optimize edecek ve sorunsuz kullanıcı deneyimi yaşatacak. Ayrıca kurumlar dev veri yığınlarıyla mücadele ederken ve büyük veri stratejilerinde değişiklik yaparken yeni ekonomik fırsatlar yaratacak şekilde tasarlandı.”
Etkili Yazılım Tanımlı Depolama Olanağı
EMC IsilonSD Edge, uzak ofislerde veya kenar konumlarda veri yönetimini en düşük maliyetli şekilde basitleştirmek için tasarlanmış, yazılım tanımlı yeni bir çözüm. Farklı konumların eskiden beri maliyet, düşük kapasite, yönetim karmaşası, çakışan formatlar ve zaman zaman yaşanan yönetişim zorlukları gibi sorunları vardı. Bu durum, bu konumlarda çalışan bilgi işçilerinin verimliliğini olduğu kadar, BT’nin de verileri görüntüleme ve yönetme becerisini etkiliyordu. IsilonSD Edge, olağan donanım üzerinde çalışan, yüzde 100 yazılım tanımlı bir ortam sunuyor. IsilonSD Edge, VMware ESX’i destekliyor ve yönetim kolaylığı için VMware vCenter ile tam olarak entegre çalışıyor. IsilonSD Edge, OneFS işletim sisteminin yeteneklerinin hiçbirinden ödün vermez ve verileri sorunsuz şekilde ana merkezden/ana merkeze çoğaltır, 36TB’a kadar ölçeklendirirken OneFS’nin veri hizmetlerini ve protokollerini destekler. IsilonSD Edge, üretim dışı kullanım için ücretsiz ve üretim kullanımı için küme başına lisanslı olarak kullanıma sunulacak.
Gelecek nesil OneFS ile Merkezin Optimizasyonu
Veri Gölünü farklı konumlarla genişletmeye ek olarak, EMC yeni ve gelecek nesil Isilon OneFS işletim sistemiyle Veri Gölü’nü merkezde de geliştiriyor. Bu zengin seçenek, esnekliği artırmak, yönetimi basitleştirmek, etkinliği yükseltmek ve çok büyük Veri Gölleri için kesintisiz çalışma sağlamak üzere tasarlandı. Ayrıca önemli bir diğer iyileştirme de tam İşleme Sırasında Yükseltme (Non-Disruptive Upgrade – NDU) desteği. Küçük kod aileleri için NDU desteği veren OneFS, artık büyük kod ailelerinde de çalışarak Veri Gölü esnekliğini artırıyor. Daha esnek Veri Gölü, yükseltmeler sırasında uygulama iş yükündeki sorunlar ve kullanıcılar için çalışamama süresinin önüne geçmeye yardımcı olacak.
Yeni nesil OneFS’de, müşterilerin uygulamalarını ya da son kullanıcı ortamlarını, gerektiğinde yükseltme öncesi duruma getirmelerini sağlayacak esnek yazılım yükseltmesini geri alma özelliği de bulunuyor. Bu özellikler, altyapı yöneticilerine sorunsuz bir kullanıcı deneyiminden ve kritik ortamların sürekli çalışır durumda kalacağından emin olmalarını sağlayacak parçacıklı seçenekler sunuyor.
CloudPools ile Buluta Kadar Genişleme
EMC merkez ve kenarda depolama odaklı çözümlere ek olarak, EMC Isilon’un kolayca genel, özel ve hibrit bulutlara kadar genişlemesini sağlayacak, Isilon ürün yelpazesine yönelik yeni bir yazılım uygulaması olan EMC CloudPools’u da sunuyor. Şirket içindeki verilerin büyük bölümü, düzenleme ve uyum amaçlarına yönelik olarak uzun süre muhafaza edilmesi gereken soğuk verilerden oluşuyor. EMC CloudPools, Isilon’un, bulut ağ geçidi gerektirmeden verileri Amazon Web Hizmetleri, Microsoft Azure ve Virtustream gibi genel bulutlara doğal biçimde katmanlamasını sağlıyor. Ayrıca, veri merkezinin EMC Elastic Bulut Depolama (ECS) ve özel bir bulut olarak Isilon’a genişlemesini sağlıyor. Isilon, ana merkez ad alanını buluta genişleterek, konumdan bağımsız olarak veri erişimine olanak tanınıyor. Veri buluta katmanlandığında, bulutta duran kurum verilerinin güvenliğini sağlamak için, taşıma sırasında şifreleniyor ve sıkıştırılıyor. Bu da kurumların, Veri Göllerini bulut ölçeğinde bir kapasiteden yararlanacak şekilde genişletmelerini ve verilere tutarlı şekilde ve kolayca erişeceklerinden ve yöneteceklerinden emin olmalarını sağlıyor.
EMC IsilonSD Edge, gelecek nesil EMC Isilon OneFS ve EMC Isilon CloudPools, 2016 başında Türkiye’de satışa sunulacak. Google ve Ford Birlikte Çalışacak
Ford, Google ile başarılı olabilir
Google ile anlaşabilen ilk otomobil firması olmak Ford’a, özellikle rakipleriMercedes, BMW, Volvo ve Tesla karşısında yüksek bir avantaj getirebilir.2014 yılındaki CES etkinliğinde Ford CEO’su Mark Field, 5 yıl içerisinde bir firma sürücüsüz arabaları getirecek demişti. Raporlara göre bu birleşme yasal olarak Ford firmasından ayrı olacak ve böylece firmanın yük altına girmesi önlenecek. Volvo bu konuda tam tersi bir tutum almış, yaşanan kazaların veya hacklenme olaylarının tüm sorumluluğunu üstlenmişti. Bunun karşılığında Google, sürücüsüz arabaların üretimine yardımcı olabilecek ve onları güvenle müşterilere ulaştıracak bir firma kazanmış oluyor. Her ne kadar CES 2016’da Google ve Ford ortaklığının duyurulması beklense de yine Yahoo Autos raporlarına göre, bu anlaşma sadece özel bir anlaşma değil. Yani Google, istediği başka bir firmayla sürücüsüz araba üzerine çalışmakta özgür. Kaynak: ShiftDelete.NetTürkiye Ağır Saldırı Altında
Türkiye’nin son dönemde yaşadığı uluslararası krizlerle bağlantısı olabilecek bir siber saldırı 14 Aralık’tan beri Türkiye internet alt yapısını zorluyor.
ODTÜ’de, .tr alan adını düzenleyen nic.tr’den yapılan basın açıklamasına göre, 14 Aralık’ta başlayan DDoS saldırısı, Türk web sitelerine erişimi engelleyecek biçimde yoğunlaştı ve dünyanın en büyük sanal saldırılarından birine dönüştü.
Basın açıklamasında şu ifadeler dikkat çekti:
“14 Aralık 2015 Pazartesi günü, yurtiçi ve dışında 5 (beş) ayrı noktada konuşlanmış bulunan 6 (altı) adet “.tr” alan adı sunucusuna doğru gelen DDoS saldırısına bağlı olarak çok ciddi ölçüde Internet bant genişliği yoğunlukları yaşanmıştır. Saldırı temel olarak, “DNS yükseltme saldırısı” (DNS Amplification Attack) olarak başlamıştır. Bu saldırı, “.tr” Alan Adları’ndan ilgili IP adreslerine ulaşılmasını engellemek amacıyla, sahte ağ trafiği üretmek de dahil olmak üzere, DNS sunucularımıza doğru yoğun ağ trafiği yollanması şeklinde ülke dışındaki kaynaklar tarafından
organize bir şekilde gerçekleştirilmiştir.”
Saldırı şiddeti azalarak günlerce devam ederken, telekom operatörleri, saldırının etkisini azaltmak için önlem aldılar ancak yine de bazı önemli e-ticaret sitelerine yurt dışından erişimde sorunlar yaşandığı anlaşıldı. Ayrıca Türkiye içinde de çoğu web sitesinin yavaşladığı ve erişimde gecikmeler yaşandığı ortaya çıktı.
Saldırı 22 Aralık sabahı itibarıyla etkisini kaybederken, hangi ülkeden veya hangi gruptan kaynaklandığı tespit edilemedi ancak saldırının Rusya ile yaşanan krizden dolayı Rus hacker grupları tarafından organize edildiği şüphesi de bulunuyor. Boeing, İzmir’de Uçak Bakım Atölyesine Destek Oldu
Boeing’in desteklediği bir program sayesinde dün İzmir’in Selçuk ilçesinde bulunan Selçuk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yeni bir uçak bakım atölyesi açıldı. Atölye, 10., 11. ve 12. sınıf öğrencilerine uçak bakımı konusunda uygulamalı eğitim imkânı sağlayacak.
Boeing’in Selçuk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi – Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi (METEM) ile olan işbirliği, 2013 yılında, merkezin açılışından sadece iki yıl sonra başladı. Bu merkezin Uçak Bakım Bölümü’ndeki fiziksel koşulların ve malzemelerin yetersizliği, uzay ve havacılık endüstrisinin gelecekteki en yetenekli teknisyenlerinin yetiştirilmesine olanak vermiyordu. Bu nedenle Boeing, bu akademik yılda 131 öğrencinin eğitim alacağı bu atölyenin geliştirilmesine ve eğitim kaynaklarının sağlanmasına destek oldu. Öğrenci sayısının iki yıl içinde 200’e ulaşması bekleniyor.
Boeing Türkiye Genel Müdürü – Ülke Temsilcisi Ayşem Sargın Işıl, “Bu okula uzay ve havacılık alanında daha iyi mesleki eğitim fırsatları sağlayarak destek olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Boeing, Türk öğrencilerin uzay ve havacılık alanındaki eğitim koşullarını iyileştirmek üzere gelecekte de teknik okullarla ortaklıklar kurmaya devam edecek.”
Açılış töreninde konuşma yapan Selçuk Kaymakamı Ayhan Boyacı, “Boeing’in bu güzel jesti hepimizi çok duygulandırdı. Eğitim öğrenim çağındaki Selçuk’taki tüm gençlerimiz adına Boeing’e şükranlarımızı iletiyorum” dedi. Selçuk Belediye Başkanı Dr. Dahi Zeynel Bakıcı ise “Boeing’in böylesine yerel bir katkı vermesi çok önemli. Boeing havacılık sektöründe teknolojide lider firma ve böyle bir projeye katkısı çok önemli. Eğitime verdikleri katkıdan dolayı kendilerini tebrik ediyor ve kutluyorum. Mesleki eğitime verdikleri her katkı memleketin ve bölgenin kalkınması için çok önemli, hayırlı uğurlu olsun” dedi.
Öğrencilere uçak gövdesi ve kanadına yönelik faaliyetlerin yanı sıra ısıl işlemler ve mekanik testler, uçaklardaki yönelik ametal malzemelerin bakımı, takılıp çıkarılabilir bağlantı unsurlarının bakımı ve onarımı, transvers elementlerin bakımı ve onarımı ve kanat ve kuyruk arasındaki bağlantı konularında uzman olmalarını sağlayacak eğitimler verilecek.
METEM Müdürü Sedat Yeşilyağcı, “Hedefimiz, öğrencilerimize bilimsel ve teknolojik gelişmelerle uyumlu şekilde kalifiye teknisyenler olmaları için fırsat sunmak. Bu atölyedeki programı tamamlayan öğrenciler, uçak bakımı konusundaki çalışmalarını tamamen tamamlamış olacak” dedi. Autodesk, Abone Olma Sistemine Geçiyor!
Autodesk yazılımlarını satın almak isteyenler için son fırsat. Autodesk kalıcı lisansı satın alabilmek için süre azalıyor! Autodesk, artık abone olma sistemine geçiyor.
Özellikle endüstriyel kullanıma dönük profesyonel yazılımlar geliştiren Autodesk, yazılım lisanslama politikasını değiştiriyor. Kalıcı lisans satışı yerine, abonelik sistemini benimseyen Autodesk, artık proje bazlı lisanslama yapma imkanı ve düşük giriş maliyeti avantajı sunuyor olacak.
:: Mobil dönüşüm sürecini konuştuğumuz röportajımıza BURADAN ulaşabilirsiniz…
Neden bu değişiklik yapıldı?
Esasında dünyayı etkisi altına alan mobil dönüşüm ve değişen kullanım alışkanlıklarımız, artık kalıcı olarak satın almak yerine hizmetlere abone olmamıza yol açtı.
Bu değişikliklerle birlikte Autodesk, müşterilere daha düşük bir giriş maliyeti, daha fazla araç seçeneği ve kullandıkça ödeme imkanı sunan abonelik sistemini getiriyor.
:: Autodesk ile yeni abonelik sürecini konuştuğumuz röportajı buradan izleyebilirsiniz…
Yazılımın belirli bir sürümünü kullanabilmek için kalıcı lisans satmayı bırakacak olan Autodesk, Desktop Subscription (kullandığın süre kadar öde) modeliyle , bulut ve ağ aboneliği ürünlerini ve hizmetlerini sürekli olarak yenileyip geliştirmeyi, bulut hizmetleriyle daha sıkı bir şekilde bütünleştirmeyi, birden çok cihazdan her zaman erişim sağlamayı, dağıtım ve yönetimi kolaylaştırmayı ve dosya uyumluluk sorunlarını azaltmayı planlıyor. Bu da mobil cihazların ve bulut kullanımının arttığı günümüzde oldukça yerinde bir değişiklik.
Autodesk, hem kısa süreli projeler hem de ilk yatırım maliyetlerini azaltabilmek için, abonelik süresini 3 aya kadar indirmiş durumda. Böylece yapacağınız süreli bir iş için, Autodesk ürününü lisanslamanız artık çok daha kolay.
Bu değişiklikler, mevcut Autodesk kullanan firmalar ve kullanıcıları nasıl etkileyecek?
Daha önce Autodesk’ten kalıcı lisans alan kullanıcılar, kalıcı lisansları gereği yazılımlarını kullanmaya devam edebilecekler. Sadece 31 Ocak ve 31 Temmuz’dan sonra başka bir lisans almak istediklerinde, bu lisansı kalıcı olarak satın alamayacaklar. Kalıcı lisans edinmeniz için son tarih, yazılımına göre değişmekle beraber 31 Ocak ve 31 Temmuz 2016.
Kalıcı lisansların kullanımı devam edecek!
Günümüzde kullanılmakta olan veya sonlandırılma sürecine kadar yeni kalıcı lisans alan müşteriler, ürünü etkin bir şekilde bugün ve gelecekte kullanmaya devam edecekler.
Kalıcı lisansını, Autodesk Maintenance Subscription (bakım anlaşması) ile birlikte satın alan müşteriler, Maintenance Subscription avantajlarından faydalanmayı sürdürebilecekler.
Bulut servisleri için bir değişiklik var mı?
BIM 360, PLM 360 ve Fusion 360 gibi ayrı satın alınan Cloud Service Subscription tekliflerinde yer alan bulut servisleri için herhangi bir değişiklik bulunmamakta.
Son tarihler 31 Ocak ve 31 Temmuz
Autodesk, kalıcı lisans satışını kademe kademe durdurup, abonelik sistemine geçmeye başlıyor. İlk tarih 31 Ocak 2016. Tek başına kullanılabilen ACAD LT, ACAD ve 3DSMax gibi yazılımların çoğu için, 31 Ocak 2016’dan sonra kalıcı lisans satışı durdurulacak.
31 Ocak tarihinden sonra ise bu yazılımları 3 aydan 3 yıla kadar abonelik seçenekleri ile temin edebileceksiniz.
Autodesk Design & Creation Suite ürünleri ve seçili bazı ürünler için kalıcı lisans satışının durdurulacağı tarih ise 31 Temmuz 2016.
31 Ocak 2016’da kalıcı lisans satışı duracak yazılımlar;
- Autodesk 3ds Max
- Softimage ile Autodesk 3ds Max
- Autodesk AutoCAD
- Mac için Autodesk AutoCAD
- Autodesk AutoCAD Architecture
- Autodesk AutoCAD Inventor LT Suite
- Autodesk AutoCAD LT
- Mac için Autodesk AutoCAD LT
- Autodesk AutoCAD LT Civil Suite
- Autodesk AutoCAD Electrical
- Autodesk AutoCAD Map 3D
- Autodesk AutoCAD Mechanical
- Autodesk AutoCAD MEP
- Autodesk AutoCAD P&ID
- Autodesk AutoCAD Plant 3D
- Autodesk AutoCAD Raster Design
- Autodesk AutoCAD Revit LT Suite
- Autodesk AutoCAD Utility Design
- Autodesk AutoCAD Civil 3D
- Autodesk CAiCE
- Autodesk Fabrication CADmep
- Autodesk Fabrication CAMduct
- Autodesk Fabrication ESTmep
- HSMWorks Premium
- HSMWorks Professional
- Autodesk Inventor HSM
- Autodesk Inventor HSM Pro
- Autodesk Inventor
- Autodesk Inventor LT
- Autodesk Inventor Professional
- Autodesk Maya
- Autodesk Maya with Softimage
- Autodesk Maya LT
- Autodesk Motion Builder
- Autodesk Mudbox
- Autodesk Navisworks Simulate
- Autodesk Navisworks Manage
- Autodesk Point Layout
- Autodesk Revit Architecture
- Autodesk Revit LT
- Autodesk Revit MEP
- Autodesk Revit Structure
- Autodesk Showcase
- Kurumsal Autodesk Sketchbook Pro
- Autodesk Structural Bridge Design
- Autodesk Vehicle Tracking
31 Ocak 2016’dan sonra yukarıdaki yazılımları almak isteyen kullanıcılar, kalıcı lisans yerine yazılıma kullanacakları süre kadar abone olabilecekler.
31 Temmuz 2016’da kalıcı lisans satışı durdurulacak yazılımlar;
Autodesk Design ve Creation Suite Ürünleri:
- Autodesk 3ds Max Entertainment Creation Suite Standard
- Autodesk Building Design Suite Premium
- Autodesk Building Design Suite Standard
- Autodesk Building Design Suite Ultimate
- Autodesk Entertainment Creation Suite Ultimate
- Autodesk Factory Design Suite Premium
- Autodesk Factory Design Suite Standard
- Autodesk Factory Design Suite Ultimate
- Autodesk Infrastructure Design Suite Premium
- Autodesk Infrastructure Design Suite Standard
- Autodesk Infrastructure Design Suite Ultimate
- Autodesk Maya Entertainment Creation Suite Standard
- Autodesk Plant Design Suite Premium
- Autodesk Plant Design Suite Standard
- Autodesk Plant Design Suite Ultimate
- Autodesk Product Design Suite Premium
- Autodesk Product Design Suite Ultimate
Tek başına kullanılabilen ürünler:
- Autodesk Alias AutoStudio
- Autodesk Alias Concept
- Autodesk Alias Design
- Autodesk Alias SpeedForm
- Autodesk Alias Surface
- Moldflow Adviser Standard/Premium/Ultimate
- Moldflow Insight Standard/Premium/Ultimate
- Moldflow Synergy
- Nastran
- Nastran in-CAD
- Vault Office
- Vault Workgroup
- Vault Professional
- VRED
- VRED Design
- VRED Professional
- VRED Render Node
- VRED Server
- Autodesk CFD
- Autodesk CFD Design Study Environment
- Autodesk CFD Motion
- Autodesk CFD Advanced
- Autodesk TruContour
- Autodesk TruMulti-Tool
- Autodesk TruComposites
- Autodesk TruLaser
- Autodesk TruComp
- Autodesk Studio Wall
Büyük veri pazarı 1 trilyon dolara koşuyor
Teknolojide son büyük zıplama, mobil teknolojilerle uygulama/yazılım alanında yaşanmıştı. Sayısız teknoloji firması insanları mobil cihazlara alıştırmaya çalışsa da Apple pratik, cazip, karizmatik bir telefon piyasaya sürene kadar dokunmatik ekranı akıllı telefonlar kimsenin ilgisini çekmiyordu. Elbette insanları dokunmatik ekranlı bir telefon kullanmaya teşvik edecek internet servisleri, sosyal medya imkanları ve daha da önemlisi mobil internet imkanı yeterince geniş değildi. Ancak 2005’ten sonra değişen bu trendle, dokunmatik ekranlar karşımıza yeni bir mobilite kavramı ortaya çıkardı. PC üreticilerinin dahi varlıklarını tehdit eden akıllı telefonlar ve tabletler sayesinde bugün internet dünyasının büyük oranda mobil cihazlara odaklandığını biliyoruz.
Öte yandan günümüzde yeni bir kavram hızla yükselerek çok büyük bir ekonomik değer yaratmak üzere hızla ilerliyor: Büyük Veri…
Sayısız web servisi, sayısız ticari operasyon, sayısız mobil uygulama ve yazılım, çok büyük oranda veri üretiyor ve bu veriler artık altından bile değerli kabul ediliyor. Dünya tam anlamıyla veriler üzerinde dönüyor. Bir web sitesine mi girdiniz, tarayıcınız bu veriyi hemen kaydederek Google’a gönderiyor. Google hızla aksiyon alarak ziyaret ettiğiniz web sitesini ve tıkladığınız linkleri, resimleri analiz ederek sizin ilgi alanlarınızı kayıt altına alıyor. Bir sonraki web sitesine girdiğinizde ise sayfadaki reklamlarda bu ilgi alanlarına uyguna reklamlar görmeye başlıyorsunuz. Google’a, bu reklamları göstermesi içinse sayısız firma reklam ödemesinde bulunuyor. “Benim faaliyet alanımla ilgili sayfaları gezen kullanıcılara, benim reklamımı göster,” diyerek Google’ın veya rakiplerinin reklam servislerinde açık artırmaya girerek para ödeyen reklam verenler sayesinde, bu dev internet servisleri her yıl yüz milyarlarca dolar ciro yapıyor. Ayrıca, bizim oluşturduğumuz bu veri havuzu sayesinde pazarlama kampanyalarını yürüten ve para kazanan sayısız şirketin de dünya ekonomisini döndürdüğünü unutmayalım.
İşte IDC’nin analizlerine göre, bu dev ekonomi içinde hizmet veren şirketlerin ekonomik büyüklüğünün, 2019 yılında 50 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu rakam elbette büyük veriyi kullanarak oluşan ekonomik büyüklük değil büyük veri teknolojisini sağlayan, üreten, uygulayan teknoloji şirketlerinin kazancını temsil ediyor.
Dell’in CEO’su Michael Dell’in tahminleri ise çok daha büyük. Michael Dell’e göre, 2020’ye yaklaştığımızda büyük veri konusunda çalışan şirketlerin yöneteceği pazarda 1 trilyon dolar para dönecek.
Araştırma şirketi International Institute for Analytics’e (IIA) göreyse 2020’ye geldiğimizde iş dünyasının yarısı akıllı teknolojiler sayesinde işliyor olacak ve kullanılan her uygulama, her yazılım, devasa boyutlarda veri üretecek. Bu veriyi işleyebilmek, analiz edebilmek ve paraya çevrilebilir yararlı bilgiye dönüştürebilmek başlı başına bir sanayi haline gelecek.
Sadece bu verinin analizi sayesine ABD iş dünyası 2020 yılında yıllık 60 milyar dolardan fazla tasarruf sağlayabilecek. Bu tasarruf, reklam, pazarlama gibi faliyetlerin dev bütçelerinden sağlanacak. Artık şirketler, ürünlerini kampanyalarını duyurmak için devasa kampanyalara dudak uçuklatan paralar harcamak yerine, sadece ürünleri ile ilgilenecek potansiyele sahip daha küçük kitlelere, nokta atışı kampanyalar ulaştıracaklar. Bir mağaza, alışveriş merkezinin her yerini yeni ürünleribi duyurmak için pahalı ilan panoları ile donatmak yerine, kapısının önünden geçen ve onun ürünleri ile ilgilenen müşteriye özel olarak “eğer şimdi içeri girip yeni ürünümüzü alırsanız, size %15 indirimimiz var,” teklifini anında oluştururak müşterinin cep telefonuna gönderecek. Bu sayede dev ilan/reklam bütçelerinden kurtulacağı gibi doğru müşteriye satışa dönüşme potansiyeli çok yüksek, nokta atışı bir kampanya oluşturmuş olacak ve bunun için katlanması gereken tek maliyet, büyük veri teknolojisini iş sürecine entegre etme maliyeti olacak, bu da bir defalık yapılacak harcama olacak. Dolayısıyla, şirketler akıllandıkça ve büyük veri analizleri güçlendikçe, tasarrufun boyutu da büyüyecek.
Elbette tüm dünyayı saracak bu büyük veri ekonomisi içinde, bu sistemleri çalıştıracak, büyük veri ile uyumlu çalışacak sistemler üretecek, büyük veriyi paraya çevirecek pratik çözümler geliştirecek yetenekli ve donanımlı uzmanlara da ihtiyaç olacak. Bugünden o konuda çalışmaya başlayacak gençlerin, 2020’ye yaklaşırken büyük rağbet göreceğini ve önemli kariyer fırsatları yakalayacaklarını da tahmin etmek zor değil.
Bakalım bizim iş dünyamız, sanayicilerimiz ve üniversitelerimiz tsunami haline gelmiş ve hızla ilerleyen bu büyük veri dalgasının gücünü yakalayabilecek mi yoksa o dalganın altında ezilip ağır hasar mı alacak, birkaç sene içinde göreceğiz. Apple’ın yeni başkanı o mu olacak?
Apple’ın efsanevi başkanı Steve Jobs’tan sonra iş başına geçen Tim Cook da sonsuza kadar bu görevi yürütemeyeceğini biliyor. Yaşı artık ilerleyen Tim Cook’un kendi velihatını belirlemesi an meselesiydi ki, şimdi o ismin artık kesinleşmiş olduğu anlaşılıyor.
Microsoft’un kurucu ortağı ve CEO’su Steve Ballmer’ın yerini Satya Nadella’ya bırakması gibi, Tim Cook’un da önümüzdeki dönemde geri çekilerek yerini daha genç bir CEO’ya bıraktığını göreceğiz ve bu kişinin de, Tim Cook’un en gözde subayı olarak tanınan, Jeff Williams olacağı anlaşılıyor.
Apple’ın yeni COO’su olarak atanan Williams’ın, Cook’un gözdesi olması aslında rastlantı değil. Tim Cook’un Jeff Williams’ta belki de kendi gençliğini gördüğü bile söylenebilir çünkü Williams da Tim Cook ile benzer bir geçmişe sahip. İki iş adamı da mühendislik lisansından sonra Duke Üniversitesinde işletme yüksek lisansı yapmışlar. Ve yine ikisi de kariyerlerinin ilk dönemlerinde IBM’de çalışırken daha sonra Apple’a transfer olmuşlar. Dolayısıyla Williams’ın kariyer profili, neredeyse tıptatıp, Tim Cook’ın pofiline benziyor. Ayrıca, Jeff Williams da iş dünyasında, aynı Tim Cook gibi, detaycılığı, güçlü hafızası ve uzun boyu ile tanınıyor. Kısaca söylemek gerekirse, Tim Cook emekli olduktan sonra Apple’ın başına kendi gençliğini getirmek gibi bir plan yapıyor.
Elbette, Tim ve Jeff arasında çok sayıda farklılık da bulunuyor ve Jeff Williams birgün Apple’ın CEO’su olacak olursa, kendine has bir yönetim stiline sahip olacak ve şirketi çağın gereklerine göre değiştirecek ancak Cook’un, Williams’ın zihnini daha rahat okuyabildiği için onun başarılı olacağına güvendiği de tahmin edilmesi zor bir varsayım değil.
Daha net söylemek gerekirse, önümüzdeki birkaç sene boyunca Apple lansmanlarında Jeff Williams’ı sahneden daha fazla göreceğiz ve Cook onun artık medya önünde pişip yetiştiğine inandığında, Williams’ı Apple’ın yeni başkanı olarak lanse edecek.
Game of Apple
Elbette bu sırada Apple’ın başkanlık koltuğunda gözü olan başka adayların Williams’ın şansını azaltmak için nasıl hamleler yapacaklarını ve Tim Cook ile aralarını açmak için nasıl “kumpaslar” kuracaklarını da izleyecek olabiliriz. Her krallıkta olduğu gibi, Apple krallığında da taht kavgaları çok kanlı olabilir ve bu oyunlar sırasında Williams’ın ismi de sürpriz şekilde silinebilir. Heyecanla izleyip göreceğiz. Toplu harita güncellemesi devri bitiyor
TomTom’un yeni harita platformu, geleneksel harita yapım metodlarının yanı sıra kitle kaynaklı dataları da optimize ederek en yüksek kalitede ve güncel haritaları sunmasını sağlıyor. Şirket için önemli bir kilometre taşını temsil eden bu yenilik müşterilerine gerçek zamanlı haritalar sunan önemli bir adım.
Gerçek zamanlı doğru bilgi sunuyor
Konuyla ilgili TomTom CEOsu Harold Goddijn şunları söylüyor: “Müşterilere sürekli güncelleme sağlayan global platformu TomTom olarak ilk defa biz sunuyoruz. Topluca harita güncellemeleri dönemi bitti, değişiklikler saptandıkça artık haritaları anında sürekli güncelleyebiliyoruz. Bu da sürücü yardım uygulamaları ve yüksek otomasyonlu sürüş gibi gelecekteki kullanım durumları için gerekli olan gerçek zamanlı kalite ve doğruluk sağlayarak TomTom’u benzersiz kılıyor.”
TomTom’un yeni işlem harita yapım platformu, verimlilikte büyük avantajlar getiriyor ve reel dünyadaki değişiklikleri tespit etme ve kullanıcının cihazındaki haritayı güncelleme arasındaki zamanı en aza indiriyor.
Bu yeni platform, yeni kaynakların sensör verilerini verimli bir şekilde işlemek için ölçeklenebiliyor. TomTom’un gerçek zamanlı haritalarını kullanan kişiler otomotiv, mobil ve konum tabanlı online uygulamalar arasında her zaman doğru ve güncellenmiş haritalara erişiyor.
TomTom Haritalar ve Lisanslama Genel Müdürü Charles Cautley konuyla ilgili şunları söylüyor: “Bu, TomTom haritalar ekibi için çok önemli bir proje. Başardığımız şey ve bunu başarma süremizle ilgili gurur duyuyorum. Bu yeni platformla ilgili birçok potansiyel var. Bu yeni platformla artan müşteri gereksinimlerini karşılayan yüksek kaliteli harita içeriği sunmak için sabırsızlanıyoruz.” 








