Blippar,  AG platformu binocular’ı satın aldı

0
blipparArtırılmış gerçeklik teknolojisi ile fiziksel dünyayı anında hayata geçiren Blippar, Layar’dan sonra sanal deneyim uygulama ajansı Binocular’ı satın aldı. Sanal prova üzerine uzmanlaşmış, Austin, Teksas merkezli Binocular, şimdiye kadar Beyaz Saray, Google, Disney, Apple, Nike, Microsoft, IBM, Dell, Sony, Audi ve Olimpiyatlar gibi pek çok kurum ve organizasyon için sanal deneme uygulamaları geliştiren bir teknoloji ajansı. Firma, geçtiğimiz yıl dünyadaki güneş gözlüklerinin yüzde 75’ini üreten ve aralarında Ray-Ban, Miu Miu, Armani, Dolce & Gabbana, DKNY, Tiffany gibi ünlü markalara güneş gözlüğü üreten Luxotica için Glasses.com uygulamasını geliştirerek kullanıcıların, akıllı telefon kullanarak çok gerçekçi çizimlerle güneş gözlüklerini prova etmelerini sağlamıştı. Uygulama, “En İyi Teknoloji Kullanımı” dalında 2014’te Cannes Lions Bronz Ödülüalmıştı. Anlaşmanın şartları açıklanmamış olsa da, Blippar CEO’su ve kurucusu Ambrish Mitra, birlikte çalıştığı her bir ticari marka için on milyonlar değerindeki ilişkileri sebebiyle Binocular’ın alım itibariyle kârlı olduğunu dile getirdi. Bu yıl Mart ayında 45 milyon dolar yatırım alan Blippar, geçtiğimiz yıl Amsterdam merkezli artırılmış gerçeklik uygulaması Layar’ı da bünyesine katmıştı. Blippar’ın kullanıcı sayısı tüm dünyada 50 milyonu geçmiş durumda. Blippar Türkiye CEO’su Zehra Öney Blippar dünya hedefli büyüme stratejisi ile değerli satın almalar yaparak sağlam bir şekilde büyüyor. Son yapmış olduğumuz Binocular satın alımından sonra markaların deneysel pazarlama alanındaki eksiklerini tamamlayıp onlarla kurulmuş ilişkilerimizi sağlamlaştırmakla kalmayıp, Binocular’ın ürettiği etkileyici teknolojiyi de Blippar sayesinde geliştirme fırsatına sahip olduk. Böylece önümüzdeki günlerde Blippar Türkiye olarak birlikte çalıştığımız markalara “sanal prova” alanında daha fazla içerik sunma imkânına sahip olacağız. Bu uygulamalar bilhassa kişisel bakım ve moda markalarınn deneysel pazarlamada çok ileri teknolojileri kullanabilmeleri ve tüketicilerine gerçek bir deneyimi sunabilmeleri için önemli bir alt yapı olacaktır.

Veeam cirosunda bir önceki yıla göre yüzde 17 artış elde etti

0
veeam logoModern veri merkezlerinin kesintisiz çalışabilmesi için yenilikçi çözümler sunan Veeam Software, Q3 sonuçlarını duyurarak şirketlerin, Veeam’in bütünsel erişilebilirlik çözümleri sunan yenilikçi yaklaşımına olan olumlu yaklaşımlarını göz önüne serdi. Özellikle 2014’ün üçüncü çeyreğiyle karşılaştırıldığında:
  • Çeyrekte gerçekleşen ciroda yüzde 17 büyüme ya da sabit kurda yüzde 26 büyüme;
  • Özellikle Veeam Availability Suite Enterprise Plus sürümünde geçen yıla göre yüzde 86 ciro artışı;
  • Veeam Availability Suite’in tüm sürümlerinde yüzde 49 ciro artışı;
  • Özellikle şirket müşterilerinden gelen taleplerde 2014’e göre yüzde 23 büyüme.
Veeam’in özellikle şirket pazarındaki muazzam büyümesi en büyük eski yedekleme rakibinin düşen ciro performansı karşısında güçlü bir şekilde parlıyor. Açıkçası CIO’lar artık yedeklemenin yeterli olmadığının farkındalar. Erişilebilirlik çözümlerine ihtiyaçları var ve sadece Veeam müşterilerin, çalışanların ve iş ortaklarının kesintisiz çalışma taleplerini karşılayabileceğini kanıtladı. Aslında BT yöneticileri Veeam Availability Suite v9’un piyasaya çıkışını ve sağlayabileceği yetkinlikleri hevesle bekliyorlardı. Bunun nedeni de bu çeyrek içinde genel satışa sunulacak olan ürünün hakkındaki haberleri ve özellik güncellemelerini çoktan 25 bin kişinin kayıt olarak öğrenmek istemesi. Veeam CEO’su Ratmir Timashev yeni müşterilerinin devamlı kendilerine, sahip oldukları eski yedekleme çözümlerinin kesintisiz çalışan bir şirketin taleplerini karşılamakta yetersiz olduğunu ilettiklerini söyledi ve sözlerine şöyle devam etti “Geçtiğimiz çeyrekte şirket sonuçlarımızın çarpıcı biçimde artması sürpriz değildi. Müşterilerimiz şirketleri için bütünsel bir erişilebilirlik yaklaşımına ihtiyaç duydukları kararına vardılar ve bunun da eski sistemleri kullanan geçici bir tasarım şeklinde bir araya getirilmiş bir çözüm olmasını istemiyorlardı.” Buluttaki hızlı büyüme yeni Veeam Bulut ve Hizmet Sağlayıcı Programı’ndaki gelişmeleri yönlendiriyor Veeam’in büyümesi Veeam Availability Suite’in şirket satışlarıyla sınırlanmıyor. Bulut da Veeam’in başarısının ardında yatan gerçeklerden biri. Örneğin; Veeam Bulut Sağlayıcı programı geçen yıla göre işlem sayılarında yüzde 73’lük bir artış gösterdi ve dünya çapında 9 bin 700’den fazla hizmet ve bulut sağlayıcısı da bu programın bir parçası. Bu sayılar Veeam Cloud Connect için hizmet sunmak üzere lisans alan 980’den fazla hizmet sağlayıcıyı da kapsıyor. Aslında Veeam bulut hizmetlerini sunan hizmet sağlayıcıların sayısındaki gözle görülür artış Veeam’i Veeam Bulut ve Hizmet Sağlayıcı Programı’nı (VCSP) duyurmaya itti. Bu program hizmet sağlayıcılara yeni müşteri kazandıracak ve özellikle hizmet olarak felaket kurtarmaya (DRaaS) olan talebin yoğunlaştığı böyle bir dönemde ciro artırımını sağlayacak, kullanıma hazır teklifler sunmalarını sağlıyor. En son yapılan bir araştırma Veeam iş ortaklarının hedef pazarlarında var olan ve olası müşterilerini karşılaştırmaları istendiğinde yüzde 71’i müşterilerinin yarısından fazlasının DRaaS ile yakından ilgilendiğini ortaya koyuyor. Sanal makine kopyalamaya yönelik Veeam Cloud Connect’in genişletilmiş fonksiyonelliği ve v9’daki yük devretme özelliği hizmet sağlayıcılara müşterilerine bulut tabanlı DRaaS sağlama yetkinliği veriyor. Küresel iş ortaklıklarına yeni başkan yardımcısı Veeam ayrıca yönetici düzeyinde ekibini genişleterek Cisco, EMC, HP, Microsoft, NetApp ve VMware gibi işbirliği yaptığı ortaklarıyla derin kökleri olan ortaklıklarını ve iş fırsatlarını ileri taşımak amacıyla Küresel İşbirliklerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak Andy Vandeveld’in atandığını duyurdu. Vandeveld bu yeni rolünde, örneğin bulut tabanlı ve yazılım tanımlı kanallar üzerinden, Veeam’in erişilebilirlik çözümlerini sunacak yeni iş fırsatlarını ortaya çıkarmak amacıyla işbirliği ekosistemiyle stratejik ilişkilerini denetleyecek. Ek olarak ve Veeam’in “Birlikte Daha İyiyiz” iş ortağı filozofisini temel alarak, geniş Veeam iş ortağı tabanında ciro artışına önayak olacak ve dünya çapındaki sistem entegratörleriyle daha sıkı bağlar oluşturmanın yollarını arayacak. Vandeveld Veeam’e katılmadan önce Citrix’te Şirket İşbirlikleri Satışı Başkan Yardımcılığı ve Brocade’de Küresel Sistem Entegratörleri Dünya Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Vandeveld, Veeam’deyse Dünya Satış ve Pazarlama Kıdemli Başkan Yardımcısı Daniel Fried’e doğrudan bağlı olarak çalışacak. Küresel insani yardım teşkilatı veri merkezi erişilebilirliğini sahipleniyor Küresel insani yardım teşkilatı World Vision, Veeam Erişilebilirlik çözümlerini eski yedekleme çözümlerinin yerine koymaya karar veren 11 bin 300 yeni müşteriden biri. Sahip olduğu eski yedekleme aracı kötü bir performans veriyordu ve bu yüzden de BT ekibi gerçek bir erişilebilirlik çözümü aramaya başlamıştı. Veeam’i kullanmaya başladıktan sonra World Vision dünya çapındaki 105 ülkede bulunan 46.000 ekip üyesinin tüm yıl boyunca 7 gün 24 saat uygulamalar ve veriye erişimini sağlayabildi. World Vision’ın BT Yöneticisi Kenneth Seow eski yedekleme aracının tabiatı gereği geleneksel olduğunu ve parçalı kurtarma ve otomatik kurtarma doğrulaması gibi sanallaştırmadan yararlanacak gelişmiş kurtarma özelliklerine sahip olmadığını söylüyor. “Veeam, eski yedekleme aracımızdan çok daha hızlı yedekleme yaparak riskleri azaltmamıza yardımcı oluyor. Veeam sayesinde yedekleme penceremiz yüzde 63 azaldı. Daha hızlı yedekleme daha sık yedekleme yapmamızı sağlıyor ve daha fazla kurtarma noktası için yüzde 30 daha fazla yedekleme eklememize imkan veriyor. Veeam yedekleme ayrıca çok da istikrarlı. Eski yedekleme aracımız güvenilmezdi ve izin verilebilir yedekleme penceresi ne zaman aşılsa yedeklemeleri kaçırmamıza neden oluyordu.” Veeam’in bu çeyrekte gösterdiği finansal performans şirketlerin eski yedeklemeden erişilebilirliğe geçişinin tek sonucu değil. 2015’in üçüncü çeyreği boyunca Veeam aşağıdakileri de gerçekleştirdi:
  • 200 ülkede 168.000 müşteri: Veeam, 2015’in üçüncü çeyreğinde 11 bin 300 toplu ödeme yapan müşteri kazandı. Veeam’in erişilebilirlik çözümleri dünya çapında 10 milyona yakın sanal makineyi koruyor.
  • Dünya çapında 34.500 ProPartners: Veeam’in kanala verdiği sözler çözümlerimize yeni satıcılar ve VAR (Değer Katılmış Satıcı) eklenmesiyle devam ediyor.
  • Çalışan sayısındaki artış: Veeam’in şu anda dünya çapında 1.950 çalışanı bulunuyor.

Google Inbox’a akıllı cevap özelliği geliyor

0
inbox[1]E-posta iletişimi iş dünyasının en önemli parçası. Ancak yoğun iş gündemi içinde her e-postaya cevap vermek mümkün olmayabiliyor. Bu gibi durumlar için Google Inbox uygulaması şimdi ilginç bir çözümü devreye almak üzere. Gelen e-postaları yapay zeka ile değerlendirecek olan Google Inbox, e-postanın içeriğine uygun olarak önceden hazırlanmış kalıp cevaplar önerecek ve hızlıca cevap göndermeyi mümkün olacak. Böylece, mobil cihazdan cevap yazmak gibi zor bir işlem için harcanan zamandan tasarruf sağlanacak. Uygulama, her kullanıcının e-postalara ve kontak kişilere verdiği cevapları zaman içinde inceleyerek, her kullanıcıya özel kalıp cevaplar hazırlayacak. Böylece karşıdaki kontak kişi, gelen e-postanın kullanıcının tarzına sahip olduğunu fark edecek. Smart Reply isimli bu yeni özellik Android ve iOS cihazlarına önümüzdeki hafta yüklenmeye başlayacak.  

Hilton ve MC Dean otellerine Wi-Fi cezası

0
internet-wifi-camere-hotelİş yolculukları hepimizin hayatının bir parçası. Özellikle yurt dışı seyahatlerde, internet bağlantısının çok büyük sorun olduğunu da biliyoruz. Yüksek ücretler ödeyerek satın aldığımız bağlantımızı farklı cihazlara paylaştırmak için kullandığımız kişisel Wi-Fi spotlarımız sayesinde hayatımızın biraz daha kolaylaştığını kabul etmemiz lazım. Öyle değil mi, tek bir bağlantıyı hem telefonumuza, hem tabletimize, hem bilgisayarımıza paylaştırınca, her bir cihaz için ayrı ayrı bağlantı satın almaktan kurtuluyoruz. Üstelik artık akıllı telefonlarımız da güçlü bir router görevi görürken bazen beraber seyahat ettiğimiz iş arkadaşlarımıza, aile bireylerimize de internet sağlamak için kablosuz bağlantı noktası görevi görüyorlar. Ancak bu pratik çözüm uzun zamandır kapitalizmin acımasız açlığı karşısında kullanılamaz hale dönüşmüştü. Seyahatler sırasında MC Dean, Hilton veya Marriott gibi büyük otel gruplarında konaklayanlar kadar, bazı küçük otellerin misafirleri de, kablosuz bağlantı noktalarının çalışmaz/bağlanılmaz hale dönüştüğünü görüyorlardı. Kablosuz bağlantı noktalarının sinyallerini engelleyerek onları pratik olarak kullanılmaz hale getiren bir teknolojiyle müşterilerini otelin fahiş fiyatlı kablosuz internet bağlantısını satın almaya zorlayan otellerin bu kurnazca çözümleri şimdi tüm dünyada tepki toplarken, ABD’de ağır para cezalarına dönüşüyor. En son, Marriot oteller grubu FCC tarafından, müşterilerinin kişisel iletişim özgürlüğünü engellediği için, ağır para cezasına çarptırılmıştı. Şimdi MC Dean ve Hilton otelleri de ceza ödemeye mahkum edildi. MC Dean otellerinin, misafirlerinden 1000 doları geçen boyutlarda internet bağlantı ücretleri istediği tespit edilirken ödeyeceği ceza miktarı 800 bin doları buldu. Hilton ise 25 bin dolar cezaya çarptırıldı. Bu rakamlar aslında, milyar dolar seviyesinde cirolar yapan dev otel zincirleri için büyük cezalar sayılmaz. Hatta 25 bin dolarlık ceza, Hilton otellerinde bir hafta konaklayan bir iş adamının ortalama ücretini ancak yakalıyor. Ancak burada önemli olan yasaların bu “eşkıyalığa” artık resmen dur demiş olması. Bir düşünün, odanızda oturup çalışırken, diğer cihazınızla internete erişmeniz gerekiyor ve laptop’unuzun wi-fi spotunu açıyorsunuz ama kaldığınız otel o sinyalleri engelleyerek sizi daha fazla para ödemeye mecbur bırakmak için sinsice karşı sinyaller yayıyor. Eğer misafir kaldığınız otellerde benzer uygulamalarla karşılaşırsanız, itiraz etmenizi ve bu haberleri göstererek, yaptıkları saygısızlık karşısına ağır ceza ödeyeceklerini hatırlatmanızı tavsiye ederim. Gerçi bu uygulamayı kişi bazında durdurmaları mümkün olmayabilir ama en azından acilen internet bağlantısına ihtiyaç duyduğunuz sırada size ücretsiz internetsiz bağlantısı temin edebilirler.

HP’den 53 milyar dolarlık bölünme!

0
Hewlett Packard Enterprise installs new signage on the exterior of its Palo Alto, CA headquarters. CREDIT: Hewlett Packard Enterprise
Hewlett Packard Enterprise installs new signage on the exterior of its Palo Alto, CA headquarters. CREDIT: Hewlett Packard Enterprise
Hewlett Packard Enterprise, Pazartesi günü Hewlett-Packard Company’den ayrılarak; senelik 53 milyar ABD Dolar gelir, sektördeki en kapsamlı ürün portföyü ve teknolojinin geleceği ile bunun kurumsal müşterilere faydaları konusunda benzersiz bir vizyonla yeni bir başlangıç yapıyor. Bu önemli olayı unutulmaz kılmak adına, aralarında şirketin Başkanı ve CEO’su Meg Whitman’ın da bulunduğu şirket temsilcileri, ortakları ve müşterileri bir araya gelerek New York Borsası’nda açılış zilini çalacak; şirket “HPE” kısaltmasıyla işlem görmeye başlayacak. Whitman yaptığı açıklamada: “Bugünün pazarında kazananlar; teknolojinin gücünü fikirlerin gücünü ateşlemek için kullananlar olacaktır. Yeni Hewlett Packard Enterprise da müşterileri için bu yolculuğu hızlandırmak adına kurulmuştur. Hewlett Packard Enterprise bir yandan müşterilerinin kazanmalarına yardımcı olacak, diğer yandan da hissedarlarımız için büyüme ve uzun vadede değer yaratacak vizyona, finansal güce ve esnekliğe sahiptir” dedi. Teknolojinin, şirketleri ve tüm sektörleri görülmemiş bir hızla dönüştürme gücünün bulunduğu bu dinamik pazar ortamında, Hewlett Packard Enterprise; altyapı, hizmetler, yazılım ve finansal hizmetler alanlarında inovasyon ve sektör liderliği anlamında zengin bir mirasa sahiptir. Hewlett Packard Enterprise müşterilerin klasik IT hizmetlerini optimize etmeleri için ihtiyaç duyduğu ileri teknoloji çözümlerini sunarken, aynı zamanda onlara ihtiyaçlarına uygun güvenli, bulut tabanlı, mobil için hazır bir geleceği inşa etmelerinde yardımcı oluyor. Hewlett Packard Enterprise, müşterilerinin işlerini dönüştürmelerini ve gelecekte büyümelerini sağlayacak 4 kilit alana odaklanıyor. Bu alanlar 1 trilyon ABD Doları’ndan(üçüncü taraf verilerine göre) daha fazla pazar büyüklüğünü temsil ediyor:
  • Müşterilerine, bilgilerini geleneksel IT ile beraber özel, yönetilen ve açık bulut ortamlarında kesintisiz şekilde yönetmelerine yardımcı olmak için Hibrid altyapıya dönüşme,
  • Bilgiyi içgörüye, içgörüyü aksiyona dönüştürecek şekilde organize edilmiş veri güdümlü bir kuruma dönüşme,
  • Risk yönetimi, operasyonların izlenmesi, bilgi ve uygulamaların korunması ve operasyonel bütünlüğün sürdürülebilmesi için dijital kurumları koruma,
  • Mobilite ve ağ çözümleri aracılığıyla çalışanlar, müşteriler ve iş ortakları için en üst düzeyde deneyimler yaratacak şekilde iş yerinde verimliliği sağlama.

Organikçiler Twitter’ı çok sevdi

0
pregnant-mums-eating-healthy-foodMobil yaşamın günlük yaşam alışkanlıklarımız arasında kuşkusuz en çok değişime uğrattığı alan alışveriş. Artık pek çok insan alışverişini online internet sitelerinden gerçekleştirirken her geçen gün bu sitelere yönlendikleri kanallar da çeşitlilik gösteriyor. Twitter’ı sadece gündemden haberdar olmak, sohbetlere katılmak ve dünyada neler konuşulduğunu görmek için kullanmakla yetinmeyen pek çok kullanıcı da çoktan Twitter’ı gündelik alışveriş rutinini gerçekleştirmek için kullanmaya başladı. Bu konuda dev markalardan sonra ilk adımı atanlar da doğal ve organik ürünler satan küçük ve orta ölçekli işletmeler oldu. Ürünlerini ve satış kampanyalarını günlük olarak takipçilerine aktaran bu işletmeler kendilerini takip eden ve kısa sürede düzenli müşteri halini alan Twitter kullanıcıları sayesinde satış oranlarını da arttırıyorlar. Bu firmaların bir çoğu, Twitter’ın yakın zamanda 200’ü aşkın ülke ve bölgeye genişlettiği self-servis reklamcılık platformu Twitter Ads sayesinde 15 farklı dilde hedef kitlelerine etkin şekilde ulaşabiliyor. Yani örneğin Türkiye’de üretim yapan bir orta ölçekli firma, dünyanın herhangi bir ülkesindeki potansiyel müşterisine ulaşıp kendisini tanıtabiliyor. İşte Türkiye’de Twitter’ı etkin kullanan doğal ve organik ürün satışı yapan şirketlere bir kaç örnek: @Tazedirekt Taze ve günlük ürünleri müşterilerinin kapısına kadar getiren şirket Twitter hesabında paylaştığı görseller ve mesajlarla iştah kabartıyor @tazemasa Şirket, mevsiminde yetişen meyve, sebze ve diğer ürünleri müşterileriyle buluştururken Twitter hesabında yerel lezzet adresleri hakkında da bilgi paylaşıyor. @Memleketten Yaklaşık 6 yıldıryerel lezzetlerin satışını yapan firma kampanyalarını da Twitter’dan duyuruyor. @RayaOrganik : Organik ürünlerini müşterileriyle buluşturan şirket kimi zaman lezzetli tarifleri de takipçileriyle paylaşıyor @SabunoCom : Organik sabun ve kişisel bakım ürünlerini takipçilerine tanıtıyor. @KarahalilSut : Çatalca’daki çiftliklerinde üretilen günlük sütü pazarlayan firma Twitter hesabı aracılığıyla duyurularını yapıyor. @FriendIyOrganic : Doğa dostu temizlik ve bakım ürünleri pazarlayan şirket Twitter hesabında müşterilerinden gelen soruları da cevaplıyor.

Intel Security, güvenlik politikasını değiştiriyor

0

intel secIntel Security bugün, işletmelerin dünya çapındaki veri ihlallerine ve hedefli saldırılara karşı daha agresif ve etkin savunma yapabilmelerine imkan vermek amacıyla yeni kurumsal stratejisini açıklıyor. Tehdit savunma döngüsünün kilit aşamalarını birleştiren, daha entegre ve daha açık bir güvenlik sistemiyle birlikte yeni strateji, ileri görünürlük ve pratik operasyonel kontrol için en etkili alanlar olan uç nokta ve bulut üzerine odaklanıyor. Bu kontrol noktaları, dünya klasmanındaki tehdit algılama ve analitik çalışmaları tarafından sağlanıyor. Strateji ayrıca, merkezileştirilmiş yönetim ve Intel ve üçüncü taraf ürünleriyle bağlantılı mimarisiyle güçlendirilmiş ve basitleştirilmiş kullanıcı deneyiminin altını çiziyor. Bu açık ve entegre sistem kanalıyla Intel Security, işletmeleri, daha fazla tehdidi, daha hızlı ve daha az kaynakla çözebilmesi için güçlendirmeyi amaçlıyor.

Intel Security, bilinen tehditlere karşı kurumları koruma yönündeki çekirdek gücüne odaklanmaya devam etmekle birlikte, yeni tehditleri daha hızlı algılamaya yardımcı olacak ve bunları hızla düzeltecek iş akışlarına imkan verecek araçların geliştirilmesine yönelik yatırımlarını genişletiyor. Koruma, algılama ve düzeltmenin gerçek zamanlı merkezileştirilmiş yönetimle, tehdit savunma döngüsü olarak bilinen uyarlanabilir geri besleme döngüsünde birleştirilmesi sayesinde güvenlik, zamanla gelişen ve tekrarlayan döngü içinde evrimleşiyor ve öğreniyor. Bu model, karşılık verme ile ilgili gelişmelere daha çabuk uyum sağlanmasında olduğu kadar, tehditlerin engellenmesinde, açıkların tespit edilmesinde ve iyileştirmelerin yapılmasında kurumların daha etkili olmasına yardımcı oluyor.

Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Intel Security Grubu Genel Müdürü Chris Young, saldırıların artan hacimleri ve karmaşıklığın, kurumlar için bir kısır döngü oluşturduğunu ve hız ve etkinliğin hayati önem kazanmasına yol açtığını söylüyor. Young, hızla genişleyen saldırı alanı yanı sıra yetenek ve uzmanlık eksikliği karşısında, savunma ekiplerinin, daha hızlı, daha etkili ve daha az kaynak kullanarak, devam eden saldırı döngüsünü kırmak amacıyla onları güçlendirecek olay görünürlüğü, basitleştirilmiş yönetim ve yetenek alanlarında kazanmaları gerektiğini belirtiyor.

Intel Security ayrıca, yeni stratejiyi desteklemek amacıyla, her biri gelecek teknolojilere ve ürünlere temel oluşturacak yeni çözümleri açıklıyor. McAfee Endpoint Security 10.X, cihazlara daha hızlı tarama ve uygulamayla koruma sağlayan, akımlaştırılmış yeni bir çevik uç nokta hizmetleri platformu sunuyor. Yeni bir uç nokta tehdit algılama ve karşılık verme çözümü olan McAfee Active Response, tehdit olaylarını izlemek ve bunlara karşılık vermeye dönük güçlü ve otomatik araçlarla bir dizi uç nokta faaliyetlerine yönelik talep üzerine ve sürekli görünürlük sağlıyor. Çözümler, tehdit savunma döngüsüne, yüksek hızlı, yüksek keskinlikle, kapalı döngü yaklaşım oluşturmak amacıyla Intel Security’nin geniş kabul görmüş merkezileştirilmiş yönetim platformunda hem kullanılabiliyor hem de yönetilebiliyor. Intel Security ayrıca, tehdit istihbaratı paylaşımı yoluyla tehditlerin algılanmasını artırmak üzere tasarlanmış Trusted Automated eXchange of Indicator Information (TAXII) standartları ve Structured Threat Integration Expression (STIX) yapısını destekliyor.

E-arşiv fatura entegrasyonunda Ticimax ve FIT Solutions imzası

0
tcmx1 Ocak 2016’dan itibaren 2014 yılı bilançosu 5 milyon TL ve üzeri olan internet üzerinden satış yapan mükelleflere zorunlu olacak e-arşive geçiş için sadece 2 ay kaldı. E-faturaya kayıtlı kullanıcı olan fakat e-arşiv fatura uygulaması zorunluluğu bulunmayan mükellefler istemeleri halinde uygulamadan faydalanabilecek. Ticimax ve FIT Solutions, ilk 50 e-arşiv faturasını ücretsiz kullandırıyor Ticimax, geliştirdiği e-arşiv fatura entegrasyonu ile kullanıcılarına e-ticaret panelleri üzerinden kolay, hızlı ve güvenilir bir şekilde e-arşiv faturası oluşturma imkanı sağlıyor. Üstelik e-dönüşüm dünyasına FIT Solutions ve Ticimax işbirliğiyle kolay ve güvenli bir şekilde dahil e-ticaret sitelerine bir fırsat daha geliyor. İki firmanın işbirliğiyle ilk 50 e-arşiv faturanızı ücretsiz kullandırma olanağı sağlamaları açısından yine Türkiye’de bir ilki sunuyor. E-fatura ve e-arşivin vergi mükelleflerine sunduğu avantajlar E-fatura, kağıt fatura ile aynı yasal özelliklere sahip ve elektronik ortamda hazırlanan bir fatura çeşidi. Dijitalin hayatını kolaylaştıran tüm özelliklerine sahip e-fatura, kullanıcılarına tüm fatura işlemlerini eski fatura sistemine göre çok daha verimli, faydalı ve avantajlı bir şekilde gerçekleştirme olanağı sunuyor. E-fatura ayrıca düşük maliyetli ve çevreci olmasıyla vergi mükelleflerine avantaj getiriyor. E-arşiv ise tüm faturaları, e-fatura sistemine kayıtlı olmayan mükelleflere son kullanıcılara, elektronik ortamda gönderme olanağı sağlayan sistem. Vergi mükellefleri 10 yıl boyunca elektronik ortamda saklanan faturalarına diledikleri zaman kolayca ulaşabildikleri gibi kağıt masraflarından kurtuluyor. İşletmeler böylece hem kendilerine hem de çevreye katkı sağlıyor. E-arşiv Uygulamasından yararlanmak isteyen mükelleflerin, öncelikle e-fatura uygulamasına kayıtlı olmaları gerekiyor. E-arşivin diğer avantajları arasında son kullanıcılara e-faturaları gönderebilmek ve yeni bir reklam mecrasına sahip olabilmek sayılabilir. Uygulamanın ayrıca muhasebe ve bilgi işlem sistemlerine uyumlu olduğunu kaydetmekte yarar var.

YouTube’a ileri sarma özelliği geliyor!

0
AH-2015-Youtube-LOGO-108-1600x1067YouTube, mobil kullanıcı sayısının günden güne artmasından sonra farklı platformlarda yer alan uygulamalarını yeni özellikler ile güncellemenin yanında daha kullanışlı bir arayüzü kullanıcılarına sunmaya başladı. Geçtiğimiz gün ücretli YouTube Red sistemini duyuran YouTube’un, yakında Android platformundaki uygulamasını yeniden güncelleyeceği ortaya çıktı. YouTube v10.43 sızan APK dosyası YouTube‘a gelecek olan yenilikleri içeriyor. YouTube, güncelleme ile daha sade bir arayüze kavuşmanın yanında videoda ileri ve geri sarma opsiyonlarını da barındırıyor. Bu özellik şimdilik resmi olarak sunulmuyor. Ancak ilerleyen günlerde YouTube uygulamasını Google Play Store‘dan güncelleyerek ileri ve geri sarma özelliğini kullanabilirsiniz. YouTube v10.43 APK. dosyasını buradan indirebilirsiniz.   Kaynak: ShiftDelete.net

Tek satır kod yazmadan uygulama geliştirmek mümkün mü?

4
windows appUygulamalar, artık yazılım pazarının en önemli katmanı haline dönüştü. Microsoft da Windows 10’u zengin uygulamalarla donatmak için şimdi kritik bir adım attı. Microsoft’un yayınladığı yeni uygulama geliştirme aracı sayesinde artık tek satır kodlama bilgisine sahip olmayan geliştiriciler de, tarayıcı üzerinde işlem yapıyormuş gibi rahatlıkla Windows 10 uygulamalarını geliştirip yayınlayabilecekler. Windows App Studio’ya gelen güncelleme sayesinde mümkün olan yeni uygulama geliştirme araçları, son derece gelişmiş, etkileyici uygulamalar geliştirmeyi mümkün kılmıyor ancak çok sayıda kullanıcının, basit araçlar ve yöntemler sayesinde, kullanışlı, amaca hizmet eden, pratik uygulamalar geliştirmesini sağlıyor. Temel şablonlar üzerine oturan uygulamalarda geliştiriciler bu şablonlardaki değerleri ve görsel öğeleri değiştirerek kendilerine özel uygulamaları hayata geçirebiliyor. Dileyen kullanıcılar bu şablonlara çok basit HTML müdahalesi ile daha da özelleştirilebilen uygulamalar yaratabiliyorlar. Microsoft’un bu hamlesi ile özellikle kişisel bloglar için mobil güncelleme uygulamaları, KOBİ’ler için müşterileriyle iletişimi sıcak tutabilecek basit uygulamalar gibi seçenekler artık çok kolayca hayata geçebilecek.  

MasterPass, dünyada ilk Apple Watch uygulamasını kullanıma sundu

0
masterpassMasterCard’ın dijital ödeme çözümü MasterPass, Türkiye’deki kullanıcılara özel ilk Apple Watch uygulamasını kullanıma sundu. Dünyada ilk kez bir akıllı giyilebilir cihaz üzerinde çalışan MasterPass uygulaması sayesinde BiTaksi yolculukları tek dokunuşla ödenebiliyor. Seyahat tamamlandıktan sonra Apple Watch’a gelen uyarı ekranında ödeme kolay, güvenli ve hızlı şekilde gerçekleştirilebiliyor. Dünyada ilk kez Türkiye’de hayata geçirilen Apple Watch üzerinden MasterPass ile ödeme çözümü, MasterCard Türkiye’nin inovasyon çalışmalarının bir meyvesi olarak dikkat çekiyor. MasterCard’ın MasterPass mobil cüzdan çözümü ile mobil ödemelerin yanında yüz yüze mağaza içi ödemelerde ve elektronik ticarette de tek tık ile kart kullanıcılarının hayatı kolaylaşıyor. Tüm dünyada 24 ülkede geçerli olan MasterPass, global olarak 250 bini aşkın ödeme noktasında kullanıcılara güvenli ve kolay bir dijital ödeme platformu sunuyor. MasterPass’e kartını ekleyen kullanıcılar dünyanın her yerinde MasterPass logosu gördükleri ödeme noktalarında tekrar tekrar kart bilgisi girmeden alışverişlerini tamamlayabiliyor. MasterCard Hızlı Gelişen Avrupa Ülkelerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Onur Kurşun, şunları söyledi: “Dijital bir evrim geçiriyoruz ve alışveriş biçimleri dâhil hayatımız gözle görülür şekilde değişiyor. Tüm alışveriş deneyimi dijitalleşirken, akıllı telefonlarla birlikte akıllı giyilebilir teknolojiler de birer ödeme aracına dönüşüyor. MasterCard olarak, dünyanın her noktasında ve her cihazda ödeme yapmanın en güvenli ve hızlı yollarını geliştirmek üzere inovasyon faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. MasterCard’ın online ödeme çözümü MasterPass ile internete bağlı tüm cihazlarla ve mağaza içi alışverişlerde cüzdan taşımaksızın her seferinde kolay bir alışveriş için hızlı ve güvenli platform sunuyoruz. Bunlar arasında Apple Watch akıllı saatler de yer alıyor. Artık Apple Watch sahipleri, saatleri üzerinden BiTaksi ile yaptıkları seyahatlerin ücretini tek dokunuşla ödeyebiliyor. Bu ödeme teknolojisini dünyada ilk kez Türkiye’de lanse ettik. Nakitsiz bir dünya vizyonuyla güvenli ve hızlı ödeme teknolojileri geliştirmeyi sürdüreceğiz.” BiTaksi Stratejik Planlama Grup Müdürü Altan Açıkgöz ise Apple Watch uygulaması sayesinde saatten taksi çağırılabildiğini belirterek, “Gelen taksicinin kim olduğunu ve ne kadar uzakta bulunduğunu saatinizden görebilir, yolculuk sonunda sürücüye puan verebilirsiniz. Dünyada ilk kez Apple Watch üzerinden taksi yolculuğunuzun ücretini MasterPass’teki kredi kartınızla ödeyebilirsiniz” dedi.

Şeyden önce, şeyden sonra… Nesneler çağına hoşgeldiniz?

0

emberify_iot_1Hayatın her noktasında, hepimizi şaşırtacak senaryolar kuruluyor.

Mesela, geçenlerde bir konferansta dinlemiştim, İngiltere’de evlerde 72 milyon kettle yani su ısıtıcı ev aleti varmış. Düşünün, Manchester United ile Chelsea arasında kıyasıya bir futbol maçı var. İngiltere’de hayat ekranlara kilitlenmiş. Devre arasında bütün evlerde kettlelar fişe takılıyor ve hızlı bir çay faslı başlıyor.

Eğer, akıllı kettle kullanılsa, cihaz kendini soğutmayacak ve tahmin edemeyeceğiniz boyutta bir enerji tasarrufu olacak. Çay telaşı da ortadan kalkacak.

Basit ve faydalı bir uygulama değil mi?

Amerika’nın en büyük mobil operatörü Verizon, bugünlerde akıllı cihazlara odaklanmış durumda. Aslında biraz daha geniş düşünüyor. Nesneler arası internet (IoT) ile yapabileceğine kafa yoruyor, demeliyiz.

Verizon, bu alanda Amerika’da en fazla gelir elde eden şirket konumunda. Şimdilik stratejisini üç ana alana odaklamış durumda: Akıllı video, akıllı aydınlatma ve akıllı trafik… Zaten kanaatim, ileride trafik işaretleri ve çizgilerinin en az akıllı otomobiller kadar akıllı olacağı yönünde.

Verizon, şimdiden yılda 175 milyon dolar tasarruf elde etmiş durumda. Yeni rekabet alanı nesneler arası internet.

İşte, yeni çağın ayak seslerini duyuyoruz ama adını tam koymadık. Şey dememin sebebi de o. Şeyden sonra ne olur, onu da bilemiyorum.

Big Data okyanusunda, nesneler arası internet arasında kalan insanoğlu, acaba yeni döneme hangi adı verecek?

Batıda IoT (Internet of Things) diyorlar. Herşeyin interaktif ve akıllı hale geldiği bir dönemde, şeyler asıl unsur olabilir.

Çiçeğin de ağacın da ruhu vardır, derdik ama cansız kategorisinde sayardık… Şimdi oturduğun sandalyenin, buzdolabının, ayakkabının, gözlüğünün, arabanın, evlilik alyansının bile ruhunun olduğunu düşünsenize…

Chip, sensor ve yeni duyarlı teknolojilerle donatılan her şey, yeni yaşam biçimimizi de belirleyecek.

8 milyara insana karşılık 80 milyar şeyin, düşündüğünü, karar verdiğini ve birbiriyle iletişim içinde olduğunu bir düşünsenize.

Bu, çocukluğumuzdan beri kurgulanan, robotlar döneminden çok farklı bir durum. Daha ilginç, daha ürkütücü ama daha fonksiyonel. Hiç bir gelecek senaryosu bu kadar gerçekçi olmadı. Çünkü 5G ve sonrasındaki ağa teknolojisinin hangi boyutlara varacağı hesaplanamıyor.

“Şirketlerin yönetim kurullarında akıllı nesneler olacak mı?” sorusu bile gündeme geldi.

Şimdi 2030 yılına dair bazı öngörülerde bulanabiliriz ama sonrası için tahminlerimiz sadece yüzde 5’i geçmez.

Bu kadar iddialı, kesin olan bir gerçek hakkında geniş kitlelerin haberi olmamasının gelecekte ne gibi sorunlar doğuracağı ise ayrı bir tartışma konusudur. Çünkü, “Nesnelerin İnterneti” dediğimiz bu yapıdan hala yüzde 87’nin haberi yok. Duymamışlar ve ne gibi sonuçlar doğuracağını da düşünemiyorlar.

İki konunun kapsamını hesap etmemiz gerekiyor. Big Data büyüklük ve derinliği ile internete duyarlı akıllı nesnelerin sayısı…

Aslında bilgisayardan sonra ilk akıllı nesne banka ATM’leriydi. Sonra internet geldi ve işin ucu bambaşka yerlere dokunmaya başladı. Cep telefonuyla birlikte bağlantısızlaşan bu nesneler bugün bile 5 milyar sayısına ulaştı.

Önümüzdeki beş yılda 50 milyarı aşması beklenen akıllı şeylerin ekonomik büyüklükleri ise daha fazla katlanıyor.

Üç yıl önce, yürüyüş ve koşu mesafemizi ölçen fitbit gibi bilezikler çıktığında, işin bu safhaya varacağı belki hesaplanmamıştı. Artık gözlükten otomobile, saatten buzdolabına etrafımız IoT’lar ile çevrilmeye başlandı.

4G staj dönemi, 5G ise hakimiyet paylaşma çağı olacak. Nesneler Çağının başlangıcı 2018’de hayata geçecek 5G sistemlerinin açılışıyla gerçekleşebilir.

Ekonomik olarak nasıl bir çığ geldiğini şöyle hesap edebilirsiniz. 2015 yılında 1.5 milyar akıllı telefon kullanılıyor. 2020 yılında bu rakam 6 milyar adedi geçecek.

Soru şu: 6 milyar akıllı telefon veya sahibi, 50 milyarı aşan diğer akıllı cihazları yönetebilecek mi?

Telefonların ekonomik değerini elinizdekiler ile kıyas ederek hesaplayabilirsiniz. Ben size diğer alanda oluşan pazardan birkaç detay vereyim.

Akıllı cihazların en basiti kabul edilen RFID yani Radyo Frekansı ile Tanımlama etiketi için şu an dünyadaki pazar büyüklüğü 11.1 milyar dolar olarak kabul ediliyor. 2024 yılı için hedeflenen büyüklük ise 21.9 milyar dolar olması bekleniyor.

Önümüzdeki 20 yıl içinde Nesneler Arası İnternetin oluşturacağı ekonomik büyüklük 17 trilyon dolar olacak. Mac Kinsey’in araştırmasına göre ise 2024 yılında 11 trilyon dolar bir ekonomik büyüklük bizi bekliyor. Veya konuyu bilmeyen yüzde 87’yi IoT bekliyor…

Cisco ise önümüzdeki 10 yıl içinde, IoT alanında kamuda 4.6 trilyon dolar, özel sektörde ise 14.4 trilyon dolar bir ekonomik büyüklük olacağını öngörüyor.

Hep harcamadan bahsetmeyelim: Akıllı cihazlarla donatılan mutfaklarımızda yüzde 15’lik tasarruf olacağı hesaplanıyor. Yani israfı önlemede akıllı cihazların büyük katkısı olabilir.

Biz öyle bakıyoruz ama şu anda Google ve Samsung gibi dev oyuncular, akıllı cihaz sektörünün şirketlerine yönelik dev satın almalar gerçekleştiriyor. 3.2 milyar dolarlık Nest Labs ve 200 milyon dolarlık Smart Things bunların başında geliyor.

Google’ın sürücüsüz otomobilleri haftada 10 bin mil, sürüş denemesi gerçekleştiriyor. 2020 yılında dünyadaki 1 milyar arabanın dörtte biri akıllı cihazlarla donatılması hedefleniyor.

Şeyden sonra herşey farklı olacak. Ve şu anda bütün dünya, Nesneler Çağına hazırlanıyor ya biz?

Facebook, slideshow özelliğini duyurdu

0
facebook slideshowFacebook, hareketsiz fotoğraflardan oluşan, reklamcılar için kullanımı kolay, insanlar içinse ilgi çekici videolar oluşturulmasını sağlayan slideshow özelliğini kullanıma sundu. Yeni bir video oluşturma aracı olmasının yanı sıra yeni bir reklam formatı da olanslideshow, özellikle bağlantı hızının daha yavaş olduğu, gelişmekte olan ülkelerdeki reklamcıların marka hikayelerini anlatmalarına yardımcı oluyor. slideshow, video oluşturmak için yeterli kaynağa sahip olmayan küçük işletmeler için de etkin bir alternatif olarak dikkat çekiyor. slideshow’u Kenya ve Nijerya’da Coke Studio Afrika programının yeni sezonunu duyurmak için kullanan Coca Cola, 2 milyon ile hedeflediklerinin iki katı insana ulaştı ve programın Kenya’daki bilinirliğini 10 puan artırdı. Bu başarılı sonuçları mümkün kulanslideshow’un reklamcılara ve insanlara sunduğu avantajlar arasında şunlar da yer alıyor:
  • Her ölçekten işletmeye video oluşturma şansı sunuyor: slideshow, video oluşturmak için gerekli olan zaman ve kaynak ihtiyacını azaltıyor. İşletmeler, slideshow oluştururken kendi görsellerini kullanabildikleri gibi Facebook’un stok fotoğraf kütüphanesinden de görsel seçebiliyor.
  • Daha fazla insana video ile her cihazda ulaşılabiliyor: dosya boyutunun daha küçük olması reklamcıların daha fazla insana cihaz ve/veya bağlantı hızı fark etmeksizin ilgi çekici videolarla ulaşmasını sağlıyor.
  • Daha az veri kullanıyor: 15 saniyelik bir slideshow, dosya boyutu olarak aynı uzunlukta bir videodan 5 kat daha küçük.

Endüstriyel internet ile işbirlikleri güçlenecek

0
ge12015 yılı için “Yatırımcı Gözüyle Fikri Mülkiyet Hakları” teması ile gerçekleşen konferansın ilk gününde, GE Ventures yöneticilerinin katılımı ile gerçekleşen panelde, fikri mülkiyet hakları en iyi uygulamalar ile ele alındı. GE Türkiye İnovasyon Merkezi start-up’ları ağırlayacak Panelin moderatörlüğünü üstlenen GE Türkiye Stratejik Yatırımlar Direktörü Erdoğan Çeşmeli, GE’nin yatırımcı ve girişimcilerin bileşiminden oluştuğunu belirterek inovasyonda öncelikli konunun müşterinin ihtiyacına cevap vermek olduğuna dikkat çekti. Müşterilerin kendilerine özgü ihtiyaçlarını karşılamaya odaklanan dijital endüstri firması GE olarak, yazılım alanındaki yatırımlarına Predix ile bir yenisini eklediklerini de sözlerine ekledi. 130’dan fazla start-up’ın GE tarafından küresel standartta desteklendiğini vurgulayan Çeşmeli, bu sene faaliyetlerine başlayan GE Türkiye İnovasyon Merkezi’nin ülkemizdeki tüm girişimcilere açık olduğunu belirtti. GE Ventures endüstriyel internete odaklanarak işbirlikleri gerçekleştiriyor GE Ventures’dan İş Geliştirme ve Lisanslama Genel Müdürü Matthew T. Gunnison, Küresel İş Geliştirme Lideri Brian Selby, Küresel İşbirliği Yönetimi Genel Müdürü Takahiro Murata ve GE Aydınlatma EMEA Teknoloji Organizasyonu İnovasyon Müdürü Roland Batai’nin yer aldığı panelde, GE Ventures’ın endüstriyel internete odaklanıp ortaklık geliştirdiği vurgulandı. GE Ventures’ın 130 kişilik ekiple 8 farklı ülkede çalıştığı ve Türkiye’de de 10 start-up ile işbirliği için görüşmeler yapıldığının ifade edildiği panelde, GE kaynaklarının kaldıraç olarak kullanılarak aşama kaydedilmesinin hedeflendiği belirtildi. Konferansın ‘İnovasyon Günü’ olarak adlandırılan ikinci gününde ise açılış konuşmasını Canan M. Özsoy’un gerçekleştirdiği GE’nin ‘akıllı işbirlikleri ile oluşan akıllı şehirler’ temalı etkinliği gerçekleştirildi. GE Ventures Küresel İş Geliştirme Lideri Brian Selby, GE Aydınlatma EMEA Teknoloji Organizasyonu İnovasyon Müdürü Roland Batai’nin de katılımı ile gerçekleşen etkinlikte söz alan diğer konuşmacılar ise; Türk Telekom Çapraz Sektör İş Geliştirme Müdürü Burçin Açan, Sampaş İş Geliştirme Direktörü Serdar Yümlü, Vestel Ventures Genel Müdürü Metin Salt oldu. Program, Türkiye’deki verimli akıllı şehirler için kritik önceliklerin kamu ve özel sektörden paydaşlar ile bir arada ele alınmasını ve yerel iş ortaklarının enerji verimliliği, aydınlatma ve video analitiği gibi spesifik akıllı şehir teknolojilerini test etmesi ve geliştirmesi için pilot aksiyon planının oluşturulmasını amaçladı. Şehirler işbirlikleri ile akıllanacak Akıllı işbirlikleri yoluyla akıllanan şehirler odağında gerçekleşen panel, konferans kapsamındaki tüm konuşmacıların katılımı ile gerçekleşti. Özel sektör, yerel yönetimler, kamu kurumları arasındaki işbirliğinin önemine dikkat çekilen panelde, işbirliği olmadan büyük verinin ve analizinin verimli olmayacağı vurgulandı; Dünyanın ve Türkiye’nin önündeki, geleceği yakalayacak en önemli fırsatın bu olduğunun da altı çizildi.

Öğrenme yeteneği olan Antivirüs mümkün mü?

1
antivirusAntivirüs yazılımları dijital çağda çok önemli bir görev üstleniyor. Tüm dijital dünyanın sağlıklı şekilde işleyebilmesi için bu yapıyı bozacak zararlı yazılımları tespit ederek elimine eden antivirüs yazılımları sayesinde sorun yaşamadan istediğimiz web sitesine girebiliyoruz, değerli kazanımlarımızı sakladığımız banka hesaplarımızı, finansal yatırımlarımızı online olarak kontrol edebiliyoruz, online olarak güven içinde alış veriş yapabiliyoruz, iletişim kurabiliyoruz. Ancak antivirüs yazılımlarının da zafiyetleri yok değil. Yapısal olarak en büyük sorunları, sürekli veri taban güncellemesine ihtiyaç duymaları ve elbette bir virüsü tanıyabilmeleri için o virüsün veri tabanına girecek kadar yaygınlaşmış, bilinen, ünlü bir virüs olması gerekiyor. Yani eğer, sadece size özel bir virüs yazılmışsa ve bu virüsün yayılma özelliği yoksa hiçbir antivirüs yazılımının dikkatini çekmeksizin çok sinsice sistemlerinize sızıp orada çok uzun süre dikkat çekmeden yaşamayı başarması çok mümkün. Özellikle de şüğhe çekmememk için internet bağlantısı gerektirmeden sistem içinde bilgi topluyor, ardından sisteme erişimi olan kötü niyetli hacker tarafından toplanan veriler offline olarak virüsün veri tabanından toplanıyorsa, kurumların bu virüsleri/torjanları fark etmesi neredeyse imkansıza yakın oluyor ki, büyük kurumlara karşı girişilen endüstriyel casusluk operasyonları için bu tür offline özel tasarım / haute couture virüslerin yazıldığını çok iyi biliyoruz. Yaşananları gözünde canlandırmayanlar için sık yaşanan örnek bir senaryoyu hızlıca anlatayım… A şirketi, rakibi B şirketinin büyük bir güvenlik çemberi içinde korunan özel verilerine, proje detaylarına, ihale tekliflerine ulaşmak istiyor ancak online bir saldırı ile bu verilere ulaşma şansı bulunmuyor. Bu durumda A şirketi özel hackerler kiralayarak B şirketinin sistemlerine offline olarak yüklenecek özel bir trojan yazdırıyor. Sonra bu trojan’ı B şirketinde çalışan casuslarına verip şirketin sunucularına yükletiyor. O noktadan sonra trojan B şirketine çalışan casusun erişim hakkı olmayan sistemlerine bile bulaşmak için kendine yollar arıyor, dikkat çekmeden tüm sistemi tarıyor. Özel yazılmış bir virüs olduğu için antivirüs yazılımlarının veri tabanında da bulunmuyor ve dikkat çekmeden işini bitirip topladığı verileri yine offline olarak özel bir klasörde saklıyor. Ardından B şirketinde çalışan casus bu verileri minik bir USB diske kopyalayıp düzenli olarak A şirketindeki gizli patronlarına iletiyor. İşte bu tür, gizli/özel hazırlanmış virüsleri yakalayabilmek için akıllı antivirüs yazılımlarına ihtiyaç duyuluyor. Antivirüs şirketleri bir aşamaya kadar şüpheli hareketler yapan yazılımları, veri tabanında kaydı bulunmasa bile, mercek altına alabiliyor ancak kullanıcı/yönetici izniyle sisteme yüklenmiş ve çalışma izni verilmiş bir yazılımı durup dururken şüpheli ilan edip her yerde alarmlar çaldırmak kolay iş değil. İşler bu seviyeye geldiğinde bir bilgisayarı çalıştırmak neredeyse imkansız hale geliyor ve antivirüs yazılımı saniye başı alarm verip her türlü yazılımı şüheli ilan etmeye başlayabiliyor. Dolayısıyla Antivirüs yazılımları yüz binlerce yıldır o mükemmel antivirüsü oluşturmak için yapay zeka çalışmalarının peşine koşuyorlardı. Aslında amaç çok basit. Yapay zekaya sahip bir antivirüs yazılımı, veri tabanı güncellemesine gerek duymaksızın, virüs belirtileri gösteren her türlü kodu/yazılımı tanıyıp, hangisinin virüs, hangisinin masum olduğunu anlayabilmeli. İşte bu amaca yaklaşan yeni bir yazılım şimdi teknoloji dünyasında heyecan yaratıyor. Microsoft’un ve güvenlik firması İnvincea’nın ortaklaşa destek verdikleri bir projeyi yürüten Deep isimli bir antivirüs firması, veri tabanı güncellemesine gerek duymayan bir antivirüs sistemi üzerinde çalıştıklarını ve sistemin şimdiden zararlı yazılımları %95 başarıyla tespit ettiğini açıkladı. Yanlış anlaşılmasın, bu %95 başarı oranına, veri tabanına kayıtlı olmayan sürpriz yumurta virüslerini tespit etme konusunda ulaşılmış. Yani yazılım, hiçbir antivirüs firmasının veri tabanında kayıtlı olmayan ve sadece bu yeni yapay zekayı test etmek için üretilmiş özel test virüslerinin %95’ini kendi kendine tespit etmiş. İşte yakın gelecekte büyük kurumları sık sık karşılaştıkları endüstri casusluğu konusunda koruyacak olan yeni nesil antivirüs yazılımları bu teknolojiye dayanacak. Yapay zekalı antivirüs yazılımları sadece kurumları değil, evimizdeki kişisel sistemlerimizi, akıllı telefonlarımızı, akıllı televizyonlarımızı, akıllı buzdolaplarımızı, akıllı otomobillerimizi de koruyacak.

Güney Kore’nin yeni büyük şirket oluşturma planları

0
guneykoreLiman güvenliği teknolojileri, 470 kat daha dayanıklı organik solar paneller, yapay zekaya sahip 3 boyutlu mikroişlemciler… Bunlar teknoloji geliştirme konusunda dünyanın ilk sıralarında bulunan Güney Kore’de son birkaç hafta içinde duyurulan yenilikler. Bunun ardında ise yalnızca ideal bir bilgi seviyesi ve çalışma ortamı değil, aynı zamanda büyük şirketlerin verdiği destekler de bulunuyor. Sayılardan gidelim. Business Korea‘da yayınlanan bir yazıya göre ülkedeki üç büyük mobil operatör önümüzdeki dokuz yıl içinde sadece BT alanındaki girişimlere 1.7 trilyon Won, yani yaklaşık 1.44 milyar dolar yatırım yapmayı planlıyor. Bu büyük üç şirketi bir araya getirip yatırımlarını yönlendirecek kurum ise ülkenin BTK’sı olarak tanımlayabileceğimiz The Korea Telecommunications Operations Association (KTOA). KTOA’nın bünyesinde oluşturulan Korea IT Fund (KIF), yatırımların yönetildiği merkez konumunda bulunuyor. Bu kapsamda KIF tarafından 2002’den bu yana verilen 253 milyon dolarlık desteğin ulaştığı şirket sayısı ise 500’ün üzerinde. KIF kanalıyla yönlendirilecek ve ülkenin üç büyük mobil operatörü (SK Telecom, KT ve LG U+) tarafından yapılacak yatırımların hangi alanlarda olduğu da netleşmiş durumda. Buna göre bu ciddi miktardaki destek nesnelerin interneti, bulut bilişim, büyük veri, bilgi güvenliği, yazılım ve akıllı cihazlar üzerine çalışan şirketlere gidecek. Özetle, Güney Kore’nin kendi içinde yeni bir Samsung, LG ya da Hyundai çıkarmasının yolu açılmış olacak. Telekom operatörleri yalnız değil Ülkedeki girişim kültürünün hızla yayıldığını söylemek rahatlıkla mümkün. 2014 sonunda çıkan bir haberde, sadece 2015 özelinde yeni girişim sermayesi yatırımlarının 1,5 trilyon Won’a yani yaklaşık 1 milyar 320 milyon dolar olduğuna değiniliyor. Bu girişim kültürünün diğer ülkelerdeki girişim sermayesi temsilcilerinin de dikkatini çektiği açık. 2013 tarihli güncel değil belki ama önemli bir örnek, ABD Silikon Vadisi merkezli üç yatırım fonu olan BlueRun Ventures, Altos Ventures ve Formation 8’in, Güney Kore’deki lokal girişimlere 200 milyon dolar ayırması oldu. Uzun yıllardır titizlikle devam ettirilen bu yaklaşımın sonuçları bugün karşımıza yazının başında aktardığımız Liman güvenliği teknolojileri, 470 kat daha dayanıklı organik solar paneller, yapay zekaya sahip 3 boyutlu mikroişlemciler olarak çıkıyor. Türkiye’nin de girişimci yetiştirme ve geliştirme konularında hevesli olduğunu söylemek mümkün. Ancak yerli olsun cari açığı azaltsın mantığından önce; sektörel liderlikler elde edilsin, hep yenilikçi olunsun mantıklarının yerleşmesi orta ve uzun vadede daha doğru bir yaklaşım olacağa benziyor.

Brightstar’a yeni bilgi teknolojileri direktörü

0
brighstarDünyanın en büyük mobil cihaz distribütörü Brightstar, 2009’dan bu yana Türkiye’de faaliyet gösteriyor. Tüm ülkede 1350’den fazla perakende satış noktasına, iş ortağı olan üreticilerin ürünlerini ulaştıran Brightstar, Türkiye’de operatör olarak Vodafone ile çalışıyor, zincir kanalında ise Teknosa, Mediamarkt, Vatan, Evkur vb. perakendecilere ürün tedarik ediyor. Vodafone Türkiye’ye akıllı cihaz tedariki ve dağıtımının yanı sıra tedarik zinciri yönetimi, satış kanalı yönetimi, kanal desteği, kanal operasyonları, tersine lojistik ve müşteri ilişkileri alanlarında hizmet veren Brightstar, deneyimli yönetici Pedro J. Rodríguez Blasco’nun kuruma Türkiye, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgelerinden sorumlu Bilgi Teknolojileri Direktörü pozisyonunda katıldığını duyurdu. Bilgi Teknolojileri sektöründe 15 yıllık deneyim 1960 Madrid doğumlu Blasco, StayinFront, Roche Pharma, Serono Biotech ve Pharmacia Corporation gibi kurumlarda, yerel, bölgesel ve global düzeyde proje yönetimi ve müşteri destek hizmetleri pozisyonlarında çalışarak elde ettiği 15 yıllık deneyimini Brightstar’a getiriyor. 2015’in Eylül ayında Brightstar ailesine katılan Blasco, görevi kapsamında Türkiye, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgelerindeki bütün BT operasyonunun küresel standartlarla uyum içinde etkin çalışması için gereken destek yapısını sağlamanın yanısıra Brightstar’ın hizmet verme stratejisinin bir parçası olarak müşteri bağlılığı BT uygulama ve entegrasyonunu yönetmek gibi konuların sorumluluğunu üstleniyor. Toplam 6 dil konuşuyor Madrid’deki Complutense Üniversitesi Edebiyat Bölümü’nden 1983 yılında mezun olan Blasco, 1986’da Floransa’daki Istituto di Loppiano’da Sosyal Bilimler derecesini aldıktan sonra 1987-1989 yılları arasında İstanbul Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı eğitimi aldı. Ana dili İspanyolca olan Blasco, Fransızca, İtalyanca, İngilizce ve Türkçe’yi çok iyi derecede konuşuyor. Ayrıca Portekizce’si orta düzeyde olan deneyimli yönetici, klasik Arapça okuyabiliyor ve temel düzeyde Modern Yunanca ve İbranice biliyor. İspanyol vatandaşı olan, evli ve bir çocuk babası Blasco’nın hobileri arasında ise gitar çalmak, İtalyan yemekleri pişirmek ve tarih kitapları okumak yer alıyor.

EMC ve VMware yeni bulut hizmetleri şirketi Virtustream’i duyurdu

0
EMCEMC ve VMware yaptıkları açıklamada Virtustream markası altında, her iki şirketin bulut ürün ve çözümleriyle Virtustream’in bulut ürün ve çözümlerini bir araya getirerek yeni bir bulut hizmet şirketi kurma planlarını duyurdu. EMC ve VMWare’in eşit pay sahibi olacakları Virtustream’in CEO’su Rodney Rogers olacak. Virtustream’in finansal sonuçları 2016 senesinin birinci çeyreğinden itibaren VMWare’in mali bilançosu içinde yer alacak. Virtustream’in büyük ölçekli işletmelere yönelik bulut hizmetlerine odaklanarak, 2016 senesinde yüzlerce milyon dolar kalıcı gelir sağlaması, önümüzdeki yıllarda da milyar dolarlık bir şirket olması bekleniyor. Virtustream, BT altyapısıyla ilgili harcamalar için en büyük pazarlardan biri olan karma bulut alanında lider olacak. Şirket, dahili altyapılar ve kurumsal Hizmet Olarak Altyapı (PaaS) platformu için tamamen yönetilen hizmetler portföyü sunacak ve müşterilerin kritik misyonlu, yaşamsal uygulamaları dahil tüm uygulamalarını bulut tabanlı BT ortamlarına taşımalarına olanak sağlacak. Virtustream, Kurumsal Karma Bulut çözümünü sistemlerinde kullanan işletmelere uyumlu bir açık bulut deneyimi sunacak. Konuyla ilgili bir açıklama yapan EMC Corporation Yönetim Kurulu Başkanı Joe Tucci, “Virtustream aracılığıyla satın alma alışkanlarındaki değişikliklere ve pazarda gözlemlediğimiz BT bulut operasyonları modellerine karşılık veriyoruz. Müşterilerimiz bize sürekli olarak BT dönüşümlerine ve karma buluta geçiş süreçlerine odaklandıklarını söylüyor. EMC bugün karma bulut çözümlerini eksiksiz sunan bir sağlayıcı olarak kendini konumlamış durumda” dedi. Yeni şirket EMC Bilgi Altyapısı, VCE, Virtustream ve VMWare’in bulut teknolojileri alanındaki ürün ve çözümlerini kapsayacak ve aşağıdakileri içeren çözümleri sunacak:
  • VMware vCloud Air,
  • VCE Bulutla Yönetilen Hizmetler,
  • Virtustream’in Hizmet Olarak Altyapı (IaaS) çözümü,
  • EMC’nin Veri Depolamayla Yönetilen Hizmetleri
  • Nesne Depolama Hizmetleri
Virtustream bu varlıkları işletmelere bütünleşik bir Hizmet Olarak Altyapı çözümü sunmak için entegre edecek. Çözüm, tüm iş yüklerini, bir dizi hizmet ve sisteme konuşlandırma seçeneği içeren bir hizmet portföyüyle destekleyecek şekilde tasarlandı. Şirket, EMC’nin mevcut dahili özel bulut çözümü, konuşlandırma süreçlerini açık bulut ortamı içine entegre edecek; uygulama geliştiricileri, yöneticiler, mimarlar ve son kullanıcılar için ortak bir deneyim sunacak. Virtustream’in bulut hizmetleri doğrudan ya da iş ortakları aracılığıyla müşterilere sunulacak. VMware, VMware’in Kıdemli Başkan Yardımcısı Ajay Patel’in önderliğinde bir Bulut (Teknolojileri ve Çözümleri) Sağlayıcı Yazılımı iş birimi kuracak. VMware’in vCloud Air Network gibi bulut yazılım ve çözümlerini bulut sağlayacılara sunmaya odaklanacak olan bu iş birimi, bulut sağlayıcılara karma bulutun sunduğu fırsatlardan hızla yararlanma konusunda yardımcı olacak. Yeni iş birimi ayrıca, VMware vCloud Air Uygulama Hizmetleri, vCloud Director ve vCloud Air Network ekiplerinde yer alan uzmanlar ve varlıkların yanı sıra Virtustream’in planlama ve veri taşıma konusundaki kılavuz aracı xStream Bulut Yönetimi Platformu ile Viewtrust yönetişim, risk ve uyumluluk çözümünü de içeren Yazılım İş Birimi’ni kapsayacak. Bulut tabanlı ERP büyüyecek 451 Group adlı araştırma şirketinin yakın zaman önce yayınladığı bir rapora göre BT altyapılarına yapılan harcamaların neredeyse üçte birini bulutla alakalı teknolojilere yapılan harcamalar oluşturuyor. Ayrıca, Bulut Hizmetleri alıcıları daha çok uygulama yığınlarına odaklanmaya başlıyor. Basit bir altyapıya olan talep, yerini entegrasyon ve yönetim özellikleri içeren çözümlere olan yüksek talebe bırakıyor. Büyük ölçekli işletmelerin bulut hizmetleri teknolojilerini benimseme oranı yükselmeye devam ederken, özel ve karma mimarilere olan eğilim açık mimarilere oranla daha fazla. Global ERP pazarının 20202 senesine kadar 41.2 milyar USD’lık bir büyüklüğe sahip olması ve Bulut Tabanlı ERP’nin dahili ERP’den daha hızlı büyümesi bekleniyor3. Yönetici Görüşleri Rodney Rogers, Virtustream CEO’su “Yeni Virtustream’e önderlik etme fırsatına sahip olmaktan dolayı onur ve heyecan duyuyorum. Fikri Mülkiyetlerimizi ve kritik misyonlu uygulamalar için kolektif bulut platform ve hizmetlerimizin özelliklerini birleştirmeye yönelik vizyonumuz EMC ve VMware’in gücü ile destekleniyor. Bu vizyonumuz sektörde eşi benzeri olmayan, büyük ölçekli işletmelere odaklı bir karma bulut çözümü sunmamızı sağlayacak. Virtustream’in dünyanın en büyük 5 hizmet sağlayıcısından birisi olacağına inanıyoruz. Bunun müşterilerimiz, iş ortaklarımız ve EMC için ne anlama geldiğini düşünmek de bizi ayrıca heyecanlandırıyor.” Pat Gelsinger, VMware CEO’su “Yeni Virtustream şirketi sektörün en kapsamlı karma bulut ürün ve çözümlerini sunacak ve işletmelerin tüm uygulamalarını bulut tabanlı BT ortamlarına taşımalarına; dahili ve harici ortamları sorunsuz biçimde yönetmelerine olanak sağlayacak. Yeni Virtustream şirketinin vCloud Air’in güçlü ivmesi ile VMware ve EMC için olağanüstü büyüme fırsatları getireceğini görüyoruz.” David Goulden, EMC Bilgi Altyapısı CEO’su “EMC Federation için heyecan verici bir dönemdeyiz. Bugün yapılan duyuru müşterilerimizin tüm uygulamalarını bulut ortamına taşımalarına yardımcı olma stratejimizin merkezini oluşturuyor. Yeni Virtustream şirketi işletmelerin tek bir kaynaktan yararlanarak hızlı bir şekilde hem açık hem de özel bulutun en iyi özelliklerini birarada barındıran bir karma bulut tabanlı BT ortamı kurmalarına olanak sağlayacak. Federation’ın Kurumsal Karma Bulut çözümü, Virtustream ve vCloud Air’in bulut ürün ve çözümlerinin eklenmesi ile müşterilerine yalnızca seçenek ve esneklik sunmakla kalmayacak, aynı zamanda büyümeyi hızlı şekilde optimize etmelerine ve işlerini dönüştürmelerine yardımcı olacak.”

SAP, bulutta %116 gelir artışıyla büyümeye devam ediyor

0
SAP_logo (1)SAP 2015’in üçüncü çeyreğinde, bulut alanında bir kez daha güçlü bir büyüme gerçekleştirerek, rakiplerini geride bıraktı SAP’nin Concur’u satın almasının sağladığı katkı göz ardı edildiğinde bile şirketin ana faaliyet alanı sadece bulut olan rakiplerine karşı bir adım öne çıktığı kaydedildi. Üçüncü çeyrek dönemde IFRS olmayan toplam bulut ve destek gelirleri geçen yıla oranla %116’lık bir büyüme göstererek, (sabit kurda %90) 600 milyon Euro seviyesine ulaştı. SAP’nin buluttaki satış başarısının en önemli göstergesi olan yeni bulut abonelikleri, üçüncü çeyrekte %102 oranında artarak 216 milyon Euro oldu. SAP’nin IFRS olmayan bulut ve yazılım gelirleri ise %19’luk güçlü bir büyüme ile (sabit kurda %12) 4.12 milyar Euro seviyesine yükseldi. SAP ayrıca IFRS olmayan faaliyet kârını %19 oranında artırarak (sabit kurda %15) 1.62 milyar Euro seviyesine taşıdı. 2015 yılı üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını değerlendiren SAP CEO’su Bill McDermottşöyle konuştu: “SAP, şirketlere sadeleşmenin yol haritasını sunuyor. Müşteri deneyimini geliştirmekten, iş ortaklarıyla dijital ağlar üzerinden iş birliğine,; işgücü bağlılığından temel operasyonların SAP S/4HANA ile yönetilmesine kadar tüm alanlarda müşterilerimizin dijitalleşmesine yardımcı oluyoruz. SAP HANA veritabanı ve platformunun mümkün kıldığı ‘canlı sistem stratejisi’, şirketlerin ‘nesnelerin interneti’ kavramının sunduğu fırsatları en iyi şekilde değerlendirmesini sağlıyor. Bu yeni mimari, karmaşayı ortadan kaldırarak süreçleri son derece hızlı hale getiriyor, ve işletmelerin gerçek zamanlı çalışmasına olanak sağlıyor. Üçüncü çeyrek sonuçlarımızın da doğruladığı bu başarılı stratejiyle müşterilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz”. SAP CFO’su (SAP Finans Başkanı) Luka Mucic ise şirketin üçüncü çeyrek büyüme sonuçlarıyla ilgili şu bilgileri paylaştı: “Bu dönemde faaliyet karımızın gelirimizin de ötesinde bir büyüme kaydetmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu büyüme, şirketimizde hayata geçirdiğimiz dönüşümün ve her iş alanında operasyonel mükemmelliğe odaklanmamızın olumlu etkilerini yansıtıyor. Özellikle geçtiğimiz yılın aynı dönemine oranla bulut brüt kârımızda görülen yaklaşık yüzde 9’luk artış bu etkinin somut bir göstergesi. Ek olarak, işletme faaliyetlerinden kaynaklanan nakit akışımızı ve serbest nakit akışımızı da artırmaya devam ettik. 2015’in ilk dokuz ayında işletme faaliyetlerinden kaynaklı nakit akışımız 3,2 milyar Euro’yu aştı ve serbest nakit akışımız da 2014’ün aynı dönemine kıyasla yüzde 8 arttı”. SAP Türkiye Genel Müdürü Zeynep Keskin ise sonuçları şöyle değerlendirdi: “Dijital bir dönüşümün içerisindeyiz ve bu herkesi etkiliyor. Çalışma şeklimiz, tüketim şeklimiz, kaynakları kullanma şeklimiz ve yaşam deneyimlerimiz sürekli değişiyor. Türkiye’deki şirketlerin de bu dönüşümün hızına yetişerek, stratejilerini belirlemeleri çok önemli. En önemli önceliklerimizin başında, Buluta erişimi sadeleştirerek, mobil, iş analitiği, büyük veri yönetimi çözümlerimizle iş süreçlerindeki karmaşayı önleyerek müşterilerimizin işlerini daha basit ve hızlı yönetmelerine yardımcı olmak geliyor. Müşterilerimizle sürdürdüğümüz başarılı ortaklıkların performansımıza da yansıdığını görüyoruz. SAP Türkiye olarak başarılı bir üçüncü çeyrek geçirdik. Gösterdiğimiz başarılı performans ile EMEA (Avrupa, Orta Doğu ve Afrika) bölgesinde en hızlı büyüyen ülkeler arasında yer aldık. Türk şirketlerinin küresel pazarlarda üstünlük sağlayacak rekabet gücü kazanmalarına teknolojimizle destek olma hedefi ile bu başarımızı artırarak sürdürmeyi hedefliyoruz”. 2015 Üçüncü Çeyrekte Öne Çıkanlar İnsan Kaynakları Yönetimi, Satış, Pazarlama ve Ticaret Çözümlerinde İvme Devam Ediyor Şirketler, hem esnek hem de daimi çalışanlardan oluşan toplam iş gücünü yönetilebilmek için dünya çapında SAP’ye başvuruyor. Bu doğrultuda SAP İnsan Kaynakları Yönetimi alanında sunduğumuz çözümlerin temelini oluşturan Success Factors Çalışan Merkezi, 73 ülkede yerelleştirildi ve üye müşterilerinin sayısı sadece son 12 ayda %79’luk bir artışla 800’ü aştı. Bu başarısıyla SAP, özellikle ABD dışındaki pazarlarda İnsan Kaynakları Yönetimi alanında en büyük rakiplerini geride bırakıyor. SAP, Satış, Pazarlama ve Ticaret Çözümleri’nde de önemli başarılar elde etti. Bu çözümler sayesinde işletmeler geleneksel Müşteri İlişkileri Yönetimi uygulamalarından gerçek-zamanlı müşteri etkileşimine geçiş yaparak pazarlama, satış, destek ve ticaret arasındaki sınırları ortadan kaldırıyor. SAP, işletmelerin müşterilerini tüm kanallardan gerçek zamanlı olarak izleyerek onlarla etkileşim kurmalarını destekleyen, e-ticaret süreçlerini uçtan uca tek bir değer zinciri içinde gerçekleştirmelerini sağlayan benzersiz çözümler sunuyor. Satış, Pazarlama ve ticaret uygulamalarına ilişkin bulut aboneliklerinin çift haneli büyüme göstermesi de üçüncü çeyrek sonuçları arasında öne çıkıyor. SAP S/4HANA Müşteri Portföyü Büyümeye Devam Ediyor SAP’nin yeni dijital çözümü SAP S/4HANA’ya yönelik talebin de etkisiyle, giderek daha çok sayıda işletme SAP HANA kullanıyor. Üçüncü çeyrek sonu itibarıyla tüm endüstriler ve bölgelerde 1300’den fazla kurum SAP S/4HANA kullanıcısı oldu. SAP S/4HANA, şirketlerin değer zincirlerini gerçek-zamanlı ve kesintisiz olarak birbirine bağlayarak öngörüleri eyleme dönüştürebilmelerine olanak sağlıyor. SAP SAP İş Ağları’nda Güçlü İvme – Concur’un da etkisi ile üç haneli büyüme SAP, İş Ağları çözümleri ile (SAP Business Networks), iş dünyasını dijitalleştiriyor ve verimli iş birliklerinin artışına güçlü bir ivme kazandırıyor. Diğer bir deyişle, önceki yılın aynı dönemine oranla %159 (sabit kurda %125) artış sağlandı. Üçüncü çeyrekte, SAP Business Network (SAP İş Ağları) segmenti toplam geliri 412 milyon Euro’ya (sabit kurda 358 milyon Euro) ulaştı; bu alanda geçtiğimiz yılın üçüncü çeyreği ile karşılaştırıldığında %159 büyüme (sabit kurlarda yüzde 125) kaydedildi. Concur satın almasının kazandırdığı ivmenin etkisiyle 2015’in üçüncü çeyreğindeki aboneliklerde de önemli bir büyüme görüldü. Yaklaşık 1.9 milyon bağlantılı şirket SAP bünyesindeki Ariba iş ağı üzerinden yaklaşık 730 milyar Dolar hacminde ticaret gerçekleştiriyor. Yılda yaklaşık 30 milyon kullanıcı seyahat ve masraf yönetimini Concur üzerinden yürütüyor. SAP müşterileri, yılda 1,7 milyon esnek çalışanı Fieldglass platformu üzerinden yönetiyor. Bölgelere Göre Performans 2015 yılının üçüncü çeyreğinde EMEA bölgesi, IFRS olmayan bulut ve yazılım gelirlerinde %13’luk bir büyüme ile güçlü bir performans sergiledi. EMEA bölgesinde, SAP’nin IFRS olmayan bulut abonelik ve destek gelirlerindeki artış ise yeni bulut abonelikleriyle birlikte %67 oranında gerçekleşti. Almanya ve Fransa, lisanslı yazılım alanında bölgede öne çıkan ülkeler olmaya devam etti. Amerika bölgesi ikinci çeyrekte çift haneli büyüyerek IFRS olmayan bulut ve yazılım gelirlerini %32 oranında artırdı. Bölgede yeni bulut aboneliklerindeki üç haneli büyümenin etkisiyle toplam bulut ve destek gelirleri %139 oranında büyüdü. Latin Amerika’nın yaşanan makroekonomik sorunlara karşın performansını artmayı sürdürmesi büyümeye katkıda bulundu. Asya-Pasifik Japonya (APJ) bölgesinde ise IFRS olmayan toplam bulut ve destek gelirleri, %88 oranında büyüdü. Bu büyümenin etkiyle IFRS olmayan bulut ve yazılım gelirleri %8 artış gösterdi. Yeni bulut abonelikleri çift haneli olarak büyürken, SAP, Hindistan ve Güney Kore’de bulutta ve kurumsal yazılımlarda güçlü bir performans sergilendi. Şirket 2015’e ait öngörülerini aşağıdaki şekilde sıraladı.
  • SAP, faaliyetlerini 2015 yılı öngörüleri ile paralel sürdürüyor.
  • SAP, bulut iş kolunda yakaladığı güçlü ivme ile bulut abonelikleri ve destek gelirlerinde 2015 yılını sabit kurda 1.95 – 2.05 milyar Euro aralığında (2014 yılı 1.10 milyar) bitirmeyi hedefliyor. Bu aralığın üst limiti sabit kurda % 86’lık bir büyümeyi temsil ediyor. Concur ve Fieldglass’ın bu büyümeye sabit kurda yaklaşık %50 katkı sağlaması bekleniyor.
  • SAP, 2015 yıl sonunda IFRS olmayan bulut ve yazılım gelirlerinde sabit kurda %8 ile %10 aralığında (2014: 14.33 milyar Euro) artış sağlamayı hedefliyor.
  • SAP 2015 yılsonunda IFRS olmayan faaliyet kârının sabit kurda 5.6 milyar ile 5.9 milyar Euro aralığında olmasını bekliyor. (2014: 5.64 milyar Euro)
Şirketin 2015 öngörülerinin sabit kur üzerinden hesaplanırken, mevcut rakamların döviz kurlarındaki dalgalanmalardan etkilenme ihtimali de göz önüne alınıyor. Yılın geri kalanında kurlar Eylül 2015 seviyesinde kalırsa, SAP’nin IFRS olmayan bulut ve yazılım geliri artış oranının ve IFRS olmayan faaliyet kârı artışının 2015 genelinde %7-9 aralığında artması bekleniyor (2015’in dördüncü çeyreğinde %2-4).