F-Secure’dan iOS9 kullanıcıları için ücretsiz reklam engelleme

0
fsecure2F-Secure, içerik sağlayıcılarının daha kullanıcı dostu reklam uygulamalarına yönlendirecek yeni bir reklam engelleyici uygulamasını devreye aldığını açıkladı. F-Secure AdBlocker isimli yeni uygulama,ücretsiz bir araç olan F-Secure AdBlocker, kullanıcılara bilinmeyen reklam sunucularından gelen trafiği engelleyerek veri tüketiminde tasarruf etmelerini ve internette daha hızlı gezinmelerini sağlıyor. F-Secure AdBlocker ücretsiz kullanımı kolay bir uygulama ve reklam verenlerden gelen internet trafiğini filtreliyor. Reklam engelleme, kısa süre önce yayınlanan ve uygulamanın 2015’te online yayıncılara maliyetinin 22 milyar dolar olacağını açıklayan raporun ardından ilgi odağı oldu. Bununla birlikte, F-Secure Labs’in yürüttüğü yeni tarihli bir araştırmaya göre, online reklamcılık uygulamalarının son kullanıcılara maliyeti zaman ve veri kaybı olarak yansıyor. F-Secure Labs araştırmacıları, üçüncü şahıs takip uygulamalarını engellemenin internette gezinmeyi Alexa’da ilk sıralarda yer alan haber sitelerini nasıl etkilediğini araştırdı. Çalışma sonuçlarına göre, F-Secure Freedome VPN kullanarak takip uygulamalarını engellemek veri tüketimi ve sayfa yükleme sürelerinin azaldığını ortaya koydu. F-Secure Güvenlik Danışmanı Sean Sullivan, bu ve benzeri testlerin kullanıcıların online reklama maruz kalmaları üzerinde kontrol isteği ihtiyacı bulunduğunu söyledi. Konuya ilişkin bir açıklama yapan Sean Sullivan, “Medyada reklamcılığın düzenlendiği birçok alan mevcut. Dolayısıyla tüketicilerin onlineda gördükleri reklam içeriğini yumuşatma fikri aslında biraz aptalca” dedi. Sullivan, TV reklamlarının sesini kısmanın iyi bir yöntem olduğunu ve ses seviyelerinin rahatsız edici olmamasının genellikle yasalarla düzenlendiğini kaydetti. Sullivan’a göre, dijital medyada reklam engellemek, kullanıcılara sesi kısmaları için bir yol öneriyor. F-Secure AdBlocker, Safari’de reklam yüklemeyi engelleyerek internette gezinmeyi daha hızlı hale getiriyor ve bant genişliğinden tasarruf sağlıyor. Çözüm, Apple iOS 9’a gömülü şekilde gelen yeni içerik engelleme özelliğiyle geliyor ve F-Secure Security Cloud’daki filtreleri kullanıyor. Öncelikle tanınan reklam veren sunucular bu bulutta toplanıyor ve uygulama ile listede bulunan sunuculardan gelen içerik engelleniyor. Gelen reklamları engelleyerek kullanıcıların cihazlarında internet sayfaları yüklenirken daha az veri tüketiliyor. Dolayısıyla internet siteleri daha hızlı yükleniyor ve daha az bant genişliği harcanıyor. F-Secure Labs’ten elde edilen veriler, takip ve reklam networklerinin internetin en çok kullanılan özelliklerinden biri olduğunu ortaya koyuyor. İlk 100 alan adının yarısından fazlası reklam ve takip üzerine ayrılmış durumda. Sullivan’a göre, F-Secure AdBlocker’ın ardındaki fikir, yayıncıların reklamdan elde ettikleri gelirleri ortadan kaldırmak değil kullanıcılara online reklam için sınırlar oluşturma yöntemi. Sullivan, “Tüketiciler reklam görmek istemiyor. Çünkü telefon ekranında yanıp sönen bannerlar dikkatlerini dağıtıyor ve bağlantı hızları yavaşlıyor” değerlendirmesini yapıyor. Ama bu, kullanıcıların genelde reklamlara duyarsız olduğu anlamına gelmiyor. YouTube’daki film fragmanları çok seviliyor ve firmaların podcast’lerinden çok şey öğrenmek mümkün. Sullivan, “Bu durumda reklam engellemenin reklam verenler için tüketicilerin görmek istemeyeceği şeylerden çok, yoğunlaşmak istedikleri içerikler için bir fırsat” yorumunu yapıyor. F-Secure AdBlocker, Safari ve Safari View kullanan uygulamalardaki reklamları engelleyen ücretsiz bir uygulama. F-Secure AdBlocker şu an Apple App Store’da mevcut ve Apple’ın iOS 9 ve ARM64 işlemcili cihazlarında kullanılabiliyor. (iPhone 5S ve üstü modeller, iPad Mini / Retina 3 ve üstü modeller ile iPad Air ve 6. nesil iPod Touch)

Philips Ambilight teknolojisi artık signage ekranlarda!

0
ambilightİlk tanıtımı Amsterdam-Hollanda’da düzenlenen ISE 2015 fuarında yapılan “BDL4335QL” kodlu Philips “Q-Serisi” signage ekranlar profesyonel görüntü sistemleri pazar lideri Astel Elektronik tarafından Kasım 2015’ten itibaren dünya ile eş zamanlı olarak Türkiye’de de kullanıcıların beğenisine sunulacak. Yeni ve farklı tasarımlarıyla da dikkat çeken seri, dünyanın ilk “Ambilight” teknolojilisignage ekranları olarak tüm dünyada merakla bekleniyor. Algılarda daha büyük bir görsel şölen yaratın! Ambilight’ın “LED” aydınlatma teknolojisi; signage ekranın arkasındaki duvara, ekrandaki içerikte görünen renkler ile uyumlu, dinamik ve canlı bir ışık yansıtıp boyama yaparak, ekranın önünden geçen kişilerin dikkatini çekiyor. İzleyicilerde çok daha büyük bir ekrana bakıyormuş algısı yaratıyor. Göz alıcı ve güvenilir bir aydınlatma! Kendini kanıtlamış bir LED aydınlatma teknolojisi olan “Ambilight”, günümüze kadar 10 milyonun üzerinde tüketici ve otel odası TV setinde başarılı bir şekilde kullanılırken; bu göz alıcı benzersiz teknolojinin temelindeki gücünde ekranın arka paneline entegre edilmiş yüksek performanslı, renkli “LED”ler yatıyor. Smart Player Dahili Bellek ile zahmetsiz, 7/24 signage deneyimi! Philips BDL4330QL’in sahip olduğu 8GB dahili bellek sayesinde tüm içerikler signage ekranlara yüklenip, direk oynatılabiliyor. Dahili browser ile entegre çalışan bu bellek aynı zamanda online içerik oynatımı sırasında bellek kaşesi görevi de görür. Bu sayede ağ bağlantısında bir sorun oluştuğunda, dahili bellek depoladığı içeriği oynatmaya devam eder ve böylece çevrimiçi olunmadığında bile 7/24 kesintisiz içerik gösterimi sağlanır. Diğer özellikleri ile de akıllı ve artı değerli performans! Güçlü olduğu kadar ekonomik de olan Philips BDL4335QL signage ekranlar; “Ambilight” teknolojisinin yanı sıra direk LED arka aydınlatması, çift çekirdekli işlemcileri, arttırılmış dahili belleği, kolay kullanımı ve güvenli uzaktan erişim seçenekleriyle de öne çıkıyor. Bilgiye ve içeriğe erişimi göz alıcı bir şekilde sağlayın! Philips’in dünyada bir ilk olan “Ambilight” aydınlatma teknolojisine sahip signage ekranlarını, Kasım 2015 itibari ile Türkiye’de satışa sunacak olan Astel Elektronik’in Pazarlama Direktörü Kaan Kısakol; Philips’in geliştirdiği “Ambilight” teknolojisinin alışılmışın ötesinde bir signage deneyimi vaad eden, serinin yenilikçi bir ürün olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Astel olarak misyonumuz en güncel ve yenilikçi görüntü sistemlerini yakından takip edip herkesten önce Türkiye pazarının beğenisine sunarak ülkemizin pazarının dönüşümünde öncü rol oynamak. Dünyanın en prestijli profesyonel görüntü sistemleri markalarından Philips’in, Signage Solutions Ambilight teknolojisi ile donatılmış olan dünyanın ilk signage ekranları, görselliğin giderek önem kazandığı günümüz dünyasında, tüketicilerin dikkatini çekme ve dolayısıyla bilgiye, içeriğe erişim noktasında diğer tüm signage çözümlerinden ayrı bir yerde duruyor. Bu ve benzeri ürünler ile signage pazarının etkisinin ve etki alanının çok daha genişleyeceğinden eminiz.”

Kendi kendine giden belediye otobüsü

2
singapur_otobusSayıları çift hanelere ulaşan otomotiv sektörü üreticileri otonom sürüşe sahip, yani kendi kendine gidebilen araçlarını bir bir duyuruyor. ABD’de bazı eyaletlerde şoför koltuğunda birinin oturması şartıyla bu araçların yollarda seyredebilmesi de kanuni olarak onaylanmış durumda. Ancak iş bununla sınırlı değil. Uzakdoğudan gelen bir haber, bu işin sadece otomobillerle ya da kamyonlar için olmadığını kanıtladı. Singapur, şehir caddelerinde ilk kendi kendine giden belediye otobüsünün test sürüşünü 2016’da yapmaya hazırlanıyor. Test için belirlenen 6 kilometre uzunluğundaki parkur, aracın şehir trafiğinde yol alıp alamayacağını gösterecek. Singapur Ulaştırma İdaresi tarafından yapılan duyuru, 2016’nın ikinci yarısında bu testin gerçekleştirileceğini içeriyor. Singapur yerel yönetimi bu konuda çeşitli kuruluşlarla işbirliğine de gitmiş durumda. Bunların arasında Infocomm Research, A*STAR (Singapur Bilim, Teknoloji ve Araştırma Ajansı) ile Singapur – MIT işbirliğinden doğan SMART bulunuyor.

DELL, 50 milyar dolara EMC’yi satın alıyor!

0
dell_co-wallpaper-1366x768ABD’nin dev teknoloji/donanım üreticisi Dell’den sızan verilere göre firma veri depolama çözümleri üreten EMC’yi 50 milyar dolar karşılığında satın almak üzere. Anlaşmaya dair resmi açıklama yapılmamış olsa da iki şirketten sızan veriler de imzaların atıldığını ve basın duyurularının hazırlandığını söylüyor. Ancak anlaşmadaki en ilginç detay, gizli gerçekleştirilen bu satın alma anlaşmasından EMC’nin cayma hakkının bulunması. Bu maddeye göre, eğer EMC belli bir süre içinde başka bir firmadan daha iyi bir teklif alacak olursa, DELL’e cüzi bir ceza ücreti ödeyerek, daha yüksek teklif veren firmanın teklifini kabul ettiğini duyurabilecek. Başka bir deyişle, EMC kendini açık arttırmaya çıkaracak ve piyasada en fazla ücreti veren firmayla anlaşacak ancak açık arttırmanın başlangıç ücreti 50 milyar dolar olacak zira Dell 50 milyar doları masaya koymuş ve “bileğine güvenen pehlivan gelip daha fazlasını versin,” mesajını dünyaya vermiş durumda. Peki bu anlaşmanın pratik anlamı ne olacak? Kurumsal pazarda güçlü bir donanım üreticisi olan Dell, EMC sayesinde, büyük veri konusunda firmalara artık çok daha fazla çözüm sunabilecek ve kurumsal pazardaki payını daha da artıracak görünüyor. Eğer satın alma gerçekleşirse, 50 milyar dolarlık bu alışveriş, teknoloji dünyasındaki en büyük satın almaların başına oturacak gibi görünüyor. ABD’de gün içinde duyurulacak haber, Türkiye saatiyle akşam saatlerine denk gelecek. Konuyla ilgili çok daha derin analiz ve haberlerimizi de yarın TechInside içinde paylaşacağız.  

Türkiye VoLTE teknolojisine hazırlanıyor

0
Pretty customer services operator smiling at you with colleagues in background - copyspace
Pretty customer services operator smiling at you with colleagues in background – copyspace
Defne Telekomünikasyon’un Genel Müdürü Oğuz Haliloğlu, 2015 yılının Ağustos ayında gerçekleştirilen 4,5 G ihalesi sayesinde mobil şebekelerin geçeceği LTE teknolojisinin çağrı merkezi firmalarını da olumlu yönde etkileyeceğini söyledi. Bu gelişme sayesinde mobil şebekelerin “Voice over LTE” (VoLTE) adı verilen teknolojiyi kullanmaya başlayacağını belirten Haliloğlu, çağrı merkezlerinin de bu sayede tüm şebekelerde daha yüksek bir ses kalitesine ulaşacağını kaydetti. “Müşteri ile agent karşılıklı konuşur gibi olacak” Haliloğlu şunları söyledi: “Çağrı merkezi sektöründe müşterilerin en çok şikayet ettikleri noktalardan biri, özellikle kalabalık çağrı merkezlerinde, agentların seslerinin iyi duyulmaması ve kaliteli bir iletişim kurulamamasıydı. VoLTE’nin hayata geçmesiyle birlikte, çağrı merkezleri de sanki agent ile arayan kişi karşılıklı olarak konuşuyorlarmış gibi net bir ses kalitesine sahip olacak. Ayrıca şu anda özellikle şebekeden gelen sesin kalitesinin sınırlı olması ses tanıma teknolojilerini de sınırlıyordu. VoLTE ile birlikte şebekeden gelen sesin kalitesi çok ciddi anlamda artacağı için ses ve konuşma tanıma teknolojileri daha hassas, daha duyarlı ve daha iyi tanır hale gelecek. Bu da ses teknolojilerinin çağrı merkezi sektöründe daha verimli kullanılmasını ve agent sayısının azaltılarak operasyonel giderlerin düşürülmesini sağlayacak. Diğer taraftan çağrı merkezlerine teknik altyapı sağlayan Defne Telekomünikasyon gibi firmalar açısından da yeni iş potansiyellerinin ortaya çıkmasına yardımcı olacak.” “2015’te operasyonel maliyetler arttı” Çağrı merkezi sektörünün yaklaşık 80 bin kişiye istihdam sağlayan, bölgesel kalkınmaya destek olan önemli ve stratejik sektörlerden biri olduğuna dikkat çeken Oğuz Haliloğlu, “Çağrı merkezlerinin müşteri memnuniyeti ve yönetimi konusunda firmalara ve kurumlara yarattığı katma değerin öneminin anlaşılmasıyla birlikte sektördeki iş hacmi de büyümekte ve yeni yatırımlar artmakta. Ancak 2015’te enflasyondan ve döviz kurundaki artıştan dolayı çağrı merkezlerinin operasyonel maliyetlerinde ciddi bir artış gözlemlendi. Piyasalardaki daralmadan dolayı çağrı merkezi hizmeti alan firmalar ise aldıkları hizmetin ücretini arttırmak konusunda daha temkinli davranmaktalar. Bu nedenle çağrı merkezlerinde maliyeti düşürme çabaları hızlandı ve bu 2016 yılında da devam edecek. Defne Telekomünikasyon’un sektöre sunduğu farklılaşmış yenilikçi çağrı merkezi ürünleri gibi operasyonel verimliliği arttıran ve maliyeti düşüren yazılımlar daha da önem kazandı” dedi. “Yeni yasada çağrı merkezlerinin durumu net değil” IVR, Speech Recognition ve Text-to-Speech (TTS) gibi gelişen sesli yanıt teknolojileri (IVR, Speech Recognition, Text-to-Speech vb) çağrı merkezi sektöründeki maliyetleri düşüreceğini ve çağrı merkezlerindeki agent’ların daha verimli kullanılmasını sağlayacağını ileri süren Oğuz Haliloğlu, “Son kullanıcıların daha standart ve rutin işlemlerini agent’a ihtiyaç duymadan sesli yanıt sistemlerini kullanarak kolaylıkla halletmesi, çağrı merkezlerinin operasyonel maliyetlerini düşürecek.Çağrı merkezleri de agent’larını müşteri memnuniyetini arttırmada daha etkili alanlarda kullanabilecek. Bunun yanında, 1 Mayıs 2015’te yürürlüğe giren Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkındaki Kanun’da Çağrı Merkezleri e-posta ve kısa mesaj ile ticari elektronik ileti kapsamı içinde değerlendirilmekte. Bu yeni kanun ile tüketicilerin izni olmadan ticari elektronik ileti ve sesli arama yapılamıyor. Ancak bu kanununda çağrı merkezleri açısından bazı açık konular ve net olmayan alanlar var. Örneğin izin alma sırasında kullanılabilecek araçlar, yöntemler ve içerik net değil, alınan iznin geçerlilik süresi tanımlı değil, hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcıların yükümlülükleri tam net değil, vb.zaman içinde kanunun tekrar elden geçirileceğine ve çağrı merkezleri lehine değiştirileceğine inanıyoruz. ” ifadelerini kullandı.

Epson’dan ödüllü su altı fotoğrafları

0
SAMSUNG CAMERA PICTURES Bu yıl 30 Eylül – 3 Ekim 2015 tarihleri arasında İzmir’in Seferihisar ilçesinde düzenlenen TSSF ALTIN PALET SUALTI GÖRÜNTÜLEME TÜRKİYE ŞAMPİYONASI’nda sessiz ve sakin sualtı dünyasındaki eşsiz güzellikler yaklaşık 100 dalıcının katılımıyla su üstüne çıkarıldı. Seferihisar Kalesi’nde düzenlenen sergide yer alan fotoğraflar Epson Stylus Pro 7890 ve Epson Stylus Pro 11880 modelleriyle basıldı. Epson sponsorluğuyla düzenlenen fotoğraf sergisi büyük ilgi gördü.  

Güvenli liman sona erdi!

0
NetApp EMEA Yasal Hizmetler Müdürü Dierk Schindler
NetApp EMEA Yasal Hizmetler Müdürü Dierk Schindler
İptal kararının ardından NetApp tarafından NetApp EMEA Yasal Hizmetler Müdürü Dierk Schindler imzasıyla yapılan açıklama şöyle: “Avrupa Adalet Divanı 6 Ekim Salı günü aldığı bir karar ile ABD-AB Safe Harbour (Güvenli Liman) Anlaşmasını iptal etti. Bu iptal kararı, AB’den ABD’ye veri transferleri yapılmasını ortadan kaldırıyor. Safe Harbour ilkeleri olmaksızın, özel bilgilerin aktarılması yasak veya çok daha pahalı ve zaman alan yollarla gerçekleşebiliyor. Bu nedenle şirketler, AB’den ABD’ye transferi yapılan verilerin, AB normlarına göre güvenliğinin sağladığını gösteren yeni transfer yöntemleri bulmak zorunda. Bu kararın, Güvenli Liman Anlaşması çerçevesinde ticari faaliyetlerini yürüten ABD merkezli şirketler üzerinde kısa ve uzun vadeli etkileri olacaktır. NetApp olarak AB veri güvenliği kanunları çerçevesinde faaliyetlerimizi sürdürürken aynı zamanda şirketlerin AB ve global veri koruma kanunlarına uygun teknoloji altyapılarını hayata geçirmelerine yardımcı oluyoruz. Aşağıda konu ile ilgili görüşlerine yer verdiğimiz NetApp EMEA Yasal Hizmetler Müdürü Dierk Schindler, konuyla ilgili röportaj isteklerinize memnuniyetle yanıt verecektir.  Konuyla ilgili hazırlamayı planladığınız bir haber olursa da aşağıdaki görüşleri değerlendirebilirsiniz. “Bu yeni karar, iş dünyasının doğru teknolojik ve yasal temellere sahip olması gerektiğini gösteren net bir işarettir. Şirketler, faaliyet gösterdikleri ülkelerdeki veri koruma yasalarını belirlemeli ve bu yasalara uygun adımlar atmalıdır. Veri mahremiyeti konusunun artık hiçbir iş alanı için arka plana atılamayacak bir konu olduğunu da düşünürsek, bu yöndeki temellerin ilgili ülkelerde pazara girmeden önce en başından atılması gerekiyor. Özellikle bu karardan sonra; çalışanlar, müşteriler ve iş ortakları hizmet aldıkları veya ortaklık yaptıkları şirketlerin, kişisel veri koruması sağlayıp sağlamadığına ve kişisel mahremiyet haklarına saygı duyup duymadıklarına daha fazla dikkat edecektir. Ayrıca bu karar, efektif veri mahremiyet programlarının ve veri yönetim uygulamalarının, kişisel veri ile iş yapan tüm kurumlar için bir şart olduğunu da ortaya koymuştur. Bu veriler ister kurum içi dahili sistemler ister harici bulut servisleri üzerinde depolanıyor olsun kurumlar; topladıkları, işledikleri, ulaştıkları, taşıdıkları tüm verilerin veri mahremiyeti yasalarına uygun şekilde korunduğu ve yalnızca önceden üzerinde anlaşılan şartlar altında yasal ve kanuna uygun şekilde kullanıldığı konusunda müşterilerine, iş ortaklarına ve çalışanlara güvence vermek zorundadır.  Ticari başarı büyük oranda müşteri güveni ile doğru orantılıdır. Veri ihlalleri veya bu verilere yetkisiz erişim ve verilerin yetkisiz kullanımı bir kurumu bir dakika içerisinde çökertebilir. Ancak, eğer iyi uygulanırsa veri güvenliği, bir kurumun farklılaşmasında büyük bir fırsat da yaratabilir.”

Eodev.com, Brainly küresel öğrenme topluluğuna katılıyor

1
brain-bgEodev.com, iOS ve Android platformlarındaki yeni Brainly ortak mobil uygulaması ile birleşecek ve tek bir çatı altında, dünya çapında bir ortak öğrenme projesinin önemli üyeleri arasındaki yerini alacak. Yeni ortak uygulama sayesinde, 35 farklı ülkeden, aylık 40 milyondan fazla kullanıcıya doğrudan bilgi aktarımı sağlanabilecek. Uygulama, farklı ülkelerdeki öğrencilerin, kendi eğitim sistemlerine uygun olarak en doğru bilgiye ulaşabilmeleri için yerel bir arayüz ve bilgi tabanı ile hizmet vermeye devam edecek. Artık Türk öğrenciler, Eodev.com uygulamasını, Google Play ve AppStore mağazalarında “Brainly” ismi ile kullanacaklar. Eodev.com, kurulduğu 2012 ​yılından beri gösterdiği başarı ivmesiyle Türkiye’de aylık 5 milyondan fazla öğrenciye zorlandıkları ders konularında birbirlerine yardımcı olma imkanı sunmuş ve sunmaya devam ediyor. Global bir platforma geçişile Brainly, Türk öğrencilere daha modern bir bakış açısı altında, daha geniş bir bilgi tabanı sunacaktır. Brainly​ , milyonlarca öğrenciyi, pek çok öğretmen ve eğitim gönüllüsünü, okul derslerinde birbirlerine ücretsiz yardım edebilmeleri için bir araya getiren çok özel bir sosyal eğitim topluluğudur. Portal, eğitimde fırsat eş itliğini sağlamak adına öğrencilere eşsiz bir fırsat sunmaktadır. İnternet erişimine sahip herkes, aradığ ı ders konusunu ya da sorularını bulmak üzere ortak bilgi veri tabanından yararlanabilir ya da topluluğ a danışabilir; karş ılığında ise, cevap bekleyen diğer öğrencilere yardımda bulunabilir. Brainly’nin CEO’su Michał Borkowski​ , yeni küresel mobil uygulamayı şöyle ifade ediyor: “​ Tüm öğrenciler için bilgiye erişimi daha hızlı ve daha kolay kılıyoruz. Yeni arama motoru fonksiyonu sayesinde öğrenciler, sınavlara hazırlanırken, kompozisyon veya performans ödevleri ile ilgili sınıf projeleri yaparken ihtiyaç duyabilecekleri herhangi bir ders konusunu araştırabilecekler. Tüm konuların ve sınıf seviyelerinin tek bir uygulamada toplanması ile gereken bilgiye ulaşmak çok daha kolay olacak​” dedi. Yenilenen modern tasarımlı mobil uygulama sayesinde, servis kalitesi, servis hızı ve en önemlisi topluluk verimi artırılabilecek. Navigasyon şimdi daha sezgisel ve ortak veri tabanı kullanımı daha da erişilebilir hale geliyor. Nasıl kullanılır? Eodev üzerinden, anlamadığımız ya da daha fazla bilgiye ihtiyaç duyduğumuz okul dersimizle ilgili bir soru sorup, sadece birkaç dakika içinde başka bir öğrenciden anlaşılabilir bir cevap alabiliriz. Bazılarımız, “ben her şeyi bilirim” diyenlerden ise, engin bilgilerimizi kullanarak cevap bekleyen diğer öğrencilere yardım ederiz! Ne kadar yardımcı olursak, o kadar teşekkür ve puan toplar, ​Acemi’den Dahi’ye​ kadar​ farklı rütbeler kazanarak toplulukta lider moderatörler olabiliriz. Böylece, içerik kalitemiz moderatörlerimiz tarafından sürekli kontrol edilirken, Eodev topluluğumuz da sürekli büyür ve grup çalışmasının avantajlarından faydalanırız!

Twitter’dan yeni bir özellik: “Anlar”

0
twitter momentsHer gün milyonlarca Tweet atılıyor. Bu Tweet’ler arasında Twitter dışında başka hiçbir yerde göremeyeceğiniz şeyler mevcut: dünya liderleri ile ünlü isimler arasındaki diyaloglar, meydana gelen olayları anında bildiren vatandaşlar, kültürel caps’ler, gece oynanan muhteşem maça dair canlı yorumlar ve daha da fazlası… Bazı hesapları takip etmiyor olabilirsiniz, bu sebeple yalnızca Twitter’da görebileceğiniz olayları bulmakta sorun yaşayabilirsiniz. Twitter’ın yeni özelliği “Anlar” ile artık bu durumu değiştirebilirsiniz. Twitter’ın en iyileri, hangi hesabı takip ettiğinizin hiçbir önemi olmaksızın, “Anlar” sayesinde, artık bir tık uzağınızda. Bunun içinse Twitter’da yayılan haberleri takip edebileceğiniz “Anlar” adı verilen yeni sekmeyi ziyaret etmeniz yeterli. Twitter, Anlar özelliğini tanıtmak için şöyle bir açıklama yaptı: “Telefonunuzdaki yeni yıldırım (lightning) işareti ikonuna dokunarak artık önemli “Anlar”ın bir listesini görebilirsiniz. Yeni hikayeler gün içinde çıktıkça biz de listeyi güncellemeye devam edeceğiz. Daha fazlasını mı arıyorsunuz? Ekranı kaydırarak “Eğlence,” “Spor” gibi başlıklar altında geçmiş günlerden paylaşımlar bulabilirsiniz. Twitter’ın En İyi “Anlar”ından Haberdar Ol “An”a tıkladığınız zaman, başlık ve açıklamanın olduğu bir giriş bölümüne yönlendirileceksiniz. Ekranı kaydırarak hikayelerin tam ortasına daldığınızda; burada büyük resimler, otomatik yürütülen videolar, Vinelar ve GIFler bulabilirsiniz. Tek bir dokunuşla Tweet’lerin tamamını görebilir, sonrasında Tweet’leri favorilerinize ekleyebilir, Retweet’leyebilir ve daha fazlasını yapabilirsiniz. Çift dokunuş ise Tweet’leri hemen Retweet ve Favorilerinize eklemenize imkan sağlar. En alttaki ilerleme çubuğu her An’da daha ne kadar içerik olduğunu gösterir. Ekranı yukarı veya aşağı kaydırmak sizi rehber bölümüne geri götürür. Bir An’ın sonunda kendi fikirlerinizi yazmanız ve takipçilerinize göndermeniz için “Paylaş” butonu bulunur. Bir An’ı Takip Etmek “Anlar”, yeni bilgiler veya önemli Tweet’ler mevcut oldukça güncellenir. Hikayenin en son baktığınız zamandan sonra güncellenmiş olduğunu o An ile ilişkili resmin sağ üst kısmında mavi bir nokta görünce anlayabilirsiniz. Daha sık güncellenen hikayeler için, canlı spor müsabakaları veya ödül törenleri gibi her dakikanın önemli olduğu etkinliklerde, An’ı takip et seçeneğine tıklayabilirsiniz. Bu seçenek An’ın içindeki Tweetler’in doğrudan timeline’ınızda çıkmasını sağlayacaktır. Bu şekilde gerçek zamanlı olarak güncellemeleri sekmeler arasında değişim yapmadan takip edebilirsiniz. Hikayeler ve konuyla ilgili Tweetler bittiği zaman timeline’ınız eski haline dönecektir. Bugün, “Anlar”ın büyük bir kısmı bizim ekibimiz tarafından, bazıları ise Bleacher Report, Buzzfeed, Entertainment Weekly, Fox News, Getty Images, Mashable, MLB, NASA, New York Times, Vogue ve Washington Post gibi partnerlerimiz tarafından hazırlanmaktadır. Şimdilik az sayıda partnerimiz olmasına rağmen gelecekte bu grubu genişletmeyi planlamaktayız. Twitter topluluğu muhteşem hikâye anlatma ve yaratıcılık yetenekleriyle bizi her gün şaşırtmaktalar. Twitter topluluğunun daha fazla partnerimizden gelecek olan Anlar ile yapacaklarını görmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz. (“Anlar”ın nelere göre hazırlandığını ve bu süreçteki politika ve standartları öğrenmek tıklayın) Başlangıç olarak “Anlar”ı Amerika Birleşik Devletleri’nde Android, iPhone ve masaüstü internet kullanıcılarına sunuyoruz, ancak Tweet’lerde olduğu gibi bir An’ı her yerde paylaşabilirsiniz. Yani eğer herhangi bir Tweet’te mesajlarınızda veya başka bir yerde gömülü olarak bir An’a yönlendiren bir link bulursanız ABD dışında yaşıyor olsanız dahi An’ın keyfine ABD’de yaşayanlardan farksız bir şekilde erişebilirsiniz. Bu özelliğin başka yerlerde de kullanılabilir olması için gelecek haftalarda ve aylarda çok sıkı çalışıyor olacağız.”

SUSE SAP Uygulamaları için SUSE Linux Enterprise Server 12’yi Tanıttı

0
larger-14-SUSE-LinuxEnterprise12-1SUSE – SUSE Linux Enterprise 12,’ye dayalı SUSE Linux Enterprise server‘ın yakında satışa sunulacağını bugün duyurdu. SUSE Linux Enterprise server, yüksek bulunurluğa sahip girişimci-sınıfı IT hizmetlerinizi, fiziksel ve sanal altyapıda veya bulut altyapısında etkin bir şekilde dağıtarak yönetmenizi sağlayan güvenilir, ölçeklendirilebilir ve güvenli bir platform. Tam işletim sistemi geri yükleme, canlı kernel yamalama ve kurulum otomasyonu gibi yeni özellikler, Linux üzerinde görev kritik SAP çözümüne dayalı işlemlerin konuşlandırılmasını basitleştirmeye yardımcı olmakla birlikte bu işlemlerin çalışma süresini artırabilir. Bunun sonucunda, müşteriler zaman ve kaynak tasarrufu sağlayabilecek ve yüksek performans ve güvenilirlik elde edebilecek. SUSE Linux Enterprise Server’ın Linux üzerindeki SAP çözümleri için bir numaralı platform olduğunu belirten SUSE Başkanı ve Genel Müdürü Nils Brauckmann, “SAP Uygulamaları için SUSE Linux Enterprise Server 12, SAP ile uzun yıllara dayalı işbirliği ve kurumsal müşterilerin artan kritik programlama ihtiyaçlarının bir adım önünde olmasına yardımcı olan SAP çözümleri entegrasyonu ve uyumlaştırması üzerine kurulmuştur” diyor. Brauckmann ayrıca SUSE’nin Linux üzerindeki SAP çözümlerinin iş yüklerini yönetmek için ilk tercih olmaya devam edeceğini de sözlerine ekliyor. SAP Uygulamaları için SUSE Linux Enterprise Server 12, görev-kritik SAP çözümlerine dayalı iş yüklerini yöneten kurumsal müşterilerine şu avantajları sunuyor: Tam işletim sistemi geri yükleme—Bu özellik sayesinde kullanıcılar, kernel dosyaları dahil sistemin anlık görüntüsünü (snapshot) alıp o noktaya geri yükleme yaparak daha iyi bir esnekliğe sahip olabiliyor. SUSE Linux Enterprise Canlı Yama için Hazır—SUSE Linux Enterprise Server 12, SUSE Linux Enterprise Live Patching ile canlı kernel yama teknolojisi için gerekli altyapıya da sahip. Bu altyapı ile müşteriler yeniden önyükleme yapmadan veya bir sonraki servis penceresini beklemeden güvenlik yamalarını güncelleyebilecek. Kümelendirme için eklentiler—SUSE Linux Enterprise High Availability Extension, iş sürekliliğini artırmak ve SAP çözümleri için felaket kurtarma kabiliyetleri sağlamak için yeterli olgunluğa erişmiş sektör lideri bir çözüm sunuyor. Donanım yetkilendirme (Hardware enablement)— SAP Uygulamaları için SUSE Linux Enterprise Server 12, müşterilerin en güncel donanım üzerinde SAP çözümlerini çalıştırabilmesi için SUSE Linux Enterprise Server 12’nin donanım yetkilendirme özelliğinden faydalanıyor. Kurulum Sihirbazı otomasyonu ve SAP’ın çok katmanlı (n-tier) kurulum imkanı—Kurulum Sihirbazı, manüel müdahaleye gerek duymadan kurulumları otomatik yapabilir. Çok katmanlı kurulum imkanı, bir müşterinin bilişim ortamında bulunan SAP çözümlerine dayalı sistemlerin dağıtılmış kurulumunun yapılmasını sağlayarak SAP çözümlerinin klasik çok katmanlı mimari yaklaşımına göre tüm bilişim ortamında kurulabilmesine yönelik müşteri ve ortakların taleplerini yerine getiriyor. SAP Uygulamaları için SUSE Linux Enterprise Server 12’nin Ortakları Fujitsu Global SAP Pazar Açılımı Direktörü Wolfgang Hopfes, “Güvenilir SAP Global Ortağı olarak 40 yılı aşan tecrübesi ile Fujitsu, SAP S/4HANA gibi en son geliştirmeler dahil olmak üzere SAP uygulamaları ve veri tabanlarına yapılan yatırımın optimize edilmesine yardımcı olan basitleştirilmiş ve güvenli çözümler üretmek için SUSE Linux Enterprise Server’ın esnekliği ve tutarlılığından faydalanıyor” diyor. Dinamik pazar koşulları, bulut ve büyük veri analizi gibi ortaya çıkan yeni trendler ve uygulama seçeneklerinde yaşanan patlama gibi durumlar karşısında zorluk yaşayan müşterilerinin performansını iyileştirmesine, güvenilirliği artırmasına, riski azaltmasına ve gereksiz maliyetleri önlemesine yardım etmek için platform düzeyinde ortaklıklar kurma ve entegrasyon sağlamaya yönelik fırsatları daha fazla aramaya başladıklarını belirten Hithachi Data Systems Küresel İttifaklar Başkan Yardımcısı Jim Beckman, Hitachi Data Systems açısından, SAP Uygulamaları için SUSE Linux Enterprise Server ile entegrasyonun son kullanıcılara böyle bir değeri nasıl sunduklarının ve kullanıcıların istedikleri iş sonuçlarına ulaşmalarına nasıl yardımcı olduklarının mükemmel bir örneği olduğunu vurguluyor. HP Bütünleşik Sistemler Pazarlamadan sorumlu Başkan Yardımcısı Paul Miller, “SAP Uygulamaları için SUSE Linux Enterprise Server 12 ile, SUSE SAP HANA portföyü için sektörün güvendiği HP ConvergedSystem’de benzersiz bir farklılık yaratmaya devam ediyor. Bu duyuru, HP’nin müşterilerimizin yüksek standartlarını ve güvenli, yüksek performanslı, amaç odaklı çözümlere yönelik kullanıcı gereksinimlerini karşılayabilmek üzere seçenek ve kapsamlı bir fonksiyonellik sunmasını sağlıyor” diyor. Lenovo, EBG WW Stratejik İttifaklar ve GM HPC İş Birimi Başkan Yardımcısı ise, “SAP HANA pazarındaki en büyük oyunculardan ikisi olan Lenovo ve SUSE, Lenovo’nun Sidtem x, x6 platformumuzun bir parçası olarak sunduğu kapasite ve performanstan daha faza faydalanabilmek adına SAP Uygulamaları için SUSE Linux Enterprise Server 12’nin kabiliyetlerinin uyumlaştırılması üzerine çalışmalarını uzun süredir sürdürüyor. Müşterilerimizin SAP HANA ve SAP Business Suite için bu entegre çerçeveyi kaldıraç olarak kullandıklarını gösterebiliyor olmaktan heyecan duyuyoruz” diyor. SUSE ile kurdukları sağlam ortaklık sayesinde, özellikle de SAP HANA pazarı içi SGI UV ve SUSE Linux Enterprise Server’ı birleştirerek kurumsal müşterileri için gerçek bir katma değer sağladıklarını söyleyen SGI pazarlama direktörü Bob Braham, SGI UV cihazında tek sistem basitliği ve üst düzey ölçeklendirilebilirdik özelliği ile bellek içi, ölçeği büyütülebilir bir bilgisayar aygıtı bulunduğunu vurguluyor. Unisys Görev-Kritik Sunucu ve Çözümler Başkan Yardımcısı Rob Cashman, “SAP Uygulamaları için SUSE Linux Enterprise Server 12 ve Forward! by Unisys platformu, ERP’den gerçek zamanlı veri analizine kadar görev-kritik SAP uygulamaları için müşterilere performans, güvenilirlik, bulunabilirlik ve güvenliği bir arada sunuyor” diyor.  

Üniversitelerde Fikri Mülkiyet Hakları Yönetimi Konferansı

0
new-universitiesBoğaziçi Üniversitesi Prof. Gülay Barbarosoğlu’nun açılışını yapacağı konferansta, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık açılış konuşmasını yapacak. Üniversitelerde Fikri Mülkiyetlerin Yönetimi Uluslararası Konferansı’nın, başkanlığınıBoğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Ayşegül Toker’in yapacağı açılış paneline ise, TÜSİAD Murat Peksavaş, Borsa İstanbul CEO’su Tuncay Dinç ve TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi katılıyor. Uluslararası, Bölgesel ve Ulusal Düzeyde Akademik Fikri Mülkiyeti (FM) Ticarileştirmek Üzere Kamu Kurumlarının Teknoloji Transfer Ofislerine Yönelik Uluslararası, Bölgesel ve Ulusal Stratejileri konulu panel ile sürecek konferansta “En İyi Uygulama” konu başlığı altında da 3 panel daha gerçekleştirilecek. Uygulama örnekleri “Avrupa Yatırım Fonu (AYB) – Başarılı Teknoloji Transferini Hızlandırıcı Fonlarda Fikri Mülkiyet Hakları”, “Finans Sektöründe Fikri Mülkiyet Hakları” Borsa İstanbul ve “GE Ventures Fikri Mülkiyet Hakları” konu başlıklarındaki panellerde değerlendirilecek.

En güvenilir reklam formatı arkadaş tavsiyesi

0
friendsEn güvenilir reklam formları bildiğimiz ve güvendiğimiz kişiler olmaya devam ediyor. Nielsen Global Reklama Güven Raporu (Nielsen Global Trust in Adversiting Report)’na göre 60 ülkedeki çevrim içi katılımcıların %83’ü arkadaş ve ailelerinin tavsiyelerine güvendiklerini belirtiyor. Bu rakam 2013 yılında 58 ülkedeki katılımcıların %84 olan oranından bir puan düşük. Edinilmiş çevrim içi kanallar da güvenilir reklam formatları arasında yer alıyor. Markalı internet sitelerinde yer alan reklama güven 2015 yılında yüzde bir puan artışla %70’e ulaşarak hem en güvenilir reklam formatı sıralamasında ikinci oldu hem de bu sayede 2013 yılındaki sıralamasını korudu. Araştırmaya katılanların yüzde altmış altısı tüketicilerin görüşlerini paylaştıkları çevrim içi bildirimlere güvendiklerini belirterek 2013’e göre yüzde iki puan kaybeden bu reklam formatını 2015 yılında üçüncü sıraya yerleştirdiler. Ayrıca global katılımcıların yarısından fazlası (%56) üye oldukları e-posta bültenlerine güvendiklerini belirterek 2013 yılındaki aynı oranı ortaya koydular. Doymuş bir pazarda reklam etkinliğini en yüksek seviyeye çıkarmak için tek bir basit çözüm olmasa da tüketicilerin her gün kullandıkları medya platformlarında kendilerine sunulan reklamlar hakkında ne hissettiklerini anlamak iyi bir başlangıç. Nielsen Expanded Verticals’ın Başkanı Randall Beard “Reklam verenler tüketicileri çevrim içi olarak takip etmeye başlamalarına rağmen çevrim içi reklam kampanyaları işe yaramıyor çünkü herhangi bir farkındalık yaratmıyor ya da satın alma isteği uyandırmıyor” sözleriyle durumu açıklayarak, “Tüketiciler içerik tüketiminde ve markalarla olan etkileşimlerinde artık hiç olmadığı kadar kontrolü elinde bulundurdukları için günümüzde reklamların akılda kalıcılığı ve etkinliğini başarılı bir şekilde arttırmanın tek yolu reklamın farklı ekranlar arasında uyandırdığı yankıyı anlamaktan geçiyor” diyor. Nielsen Global Reklama Güven Araştırması 60 ülkeden 30,000 çevrim için katılımcıyla gerçekleştirilerek 19 ücretli, kazanılmış ve edinilmiş reklam mecrasına ilişkin tüketici hassasiyeti ölçüldü. Sonuçlar tüketiciler arasında en fazla yankı uyandıran ve gelişim potansiyeline sahip olan reklam formatlarını ortaya koydu. Geleneksel Reklam Güven Halen Yüksek Medyadaki devam eden parçalanmaya rağmen çevrim içi formatlarındaki artış geleneksel (çevrim dışı) ücretli kanallara olan güveni yıpratmadı. Televizyon, gazete ve dergiler güvenilir reklam formatları olmaya devam ediyor. Her 10 global katılımcıdan altısı (%63) televizyon reklamlarına tamamen ya da kısmen güvendiğini belirtiyor; bu 2013’e göre yüzde birlik bir artış demek. Gazete ve dergi reklamlarına duyulan güven ise televizyona göre daha az; tüketicilerin %60’ı gazete reklamlarına %58’i ise dergi reklamlarına güvendiğini belirtiyor; bu rakamlar 2013 sonuçlarına göre gazete reklamlarında yüzde birlik dergi reklamlarında ise yüzde ikilik bir düşüşe işaret ediyor. Ücretli ve mobil reklamlara olan güven 2013’ten beri istikrarlı bir seyir izliyor. Global katılımcıların hemen hemen yarısı çevrim içi video reklamlarına (%48, 2013’e göre herhangi bir değişiklik yok), arama motoru sonuçlarında sunulan reklamlara (%47, yüzde bir düşüş) ve sosyal ağlarda yer alan reklamlara (%46, yüzde iki düşüş) tamamen ya da kısmen güvendiklerini belirtiyor. Her on global katılıcıdan yaklaşık dördü çevrim içi banner reklamlara (%42, herhangi bir değişiklik yok) ve mobil reklamlara (%43, yüzde iki düşüş) güvendiklerini ifade ediyor. Katılımcıların hemen hemen üçte biri (%36, yüzde bir düşüş) mobil metin mesajı reklamlarına güvendiklerini belirtiyor. “Dijital reklam ve ölçüm konusunda kendilerini giderek daha fazla rahat hisseden markalar dijital reklam harcamalarını istikrarlı bir şekilde arttırıyor ancak, ancak televizyon formatları %85-90 ile halen en yüksek tek seferlik (yani reklam her izleyiciye sadece bir defa ulaşması) izleyici erişimine sahip” ifadesini kullanan Beard sözlerine, “Dijital reklamlar hassas odaklı kampanyalar, reklam sunumu sırasında değişiklikler ve daha yaratıcı seçenekler gibi oldukça önemli yararlar sunsa da televizyonu terk edip tamamen dijital platforma kaymak herhangi bir pazarlamacı için çok cesur bir adım olur. En iyi yatırım getirisini elde etmek için hem çevrim dışı hem de çevrim içi kanalların bir karışımından faydalanılmalı” şeklinde devam etti. Geleneksel Formatlar Y Kuşağında Güçlü Yankı Uyandırıyor İnternet çağında reşit olan Y kuşağı (21-34 yaş arası) çevrim içi ve mobil formatlara en yüksek güvene sahipken bunu çok yakın bir arayla X kuşağı (35-49 yaş arası) izliyor. Y kuşağının yarısı ya da hemen hemen yarısı çevrim içi video reklamlarına (%53), sosyal ağlarda yer alan reklamlara (%51) ve çevrim içi banner reklamlarına (%47) güvenirken yine Y kuşağında her 10 kişiden 4’ü (%41) mobil telefonlardaki metin reklamlarına güveniyor. Y kuşağının güveninin ortalamanın üstünde kaldığı reklam formatları sadece çevrim içi ve mobil ile sınırlı değil. Söz konusu izleyici grubu aralarında televizyon, gazete ve dergilerinde bulunduğu 19 reklam formatı/kanalından 18’ine en yüksek güveni duyarken 19 formattan 16’sında aksiyon almaya en istekli grup olarak öne çıkıyor. “Y kuşağı medyayı kendilerinden yaşça büyük karşıtlarından daha farklı tüketiyor. İçeriği ne zaman, nerede ve hangi cihaz ile izleyecekleri, dinleyecekleri ve okuyacaklarını konusunda daha fazla kontrol kullanıyorlar,” diyen Beard sözlerine şu şekilde devam etti; “Geleneksel kanallara daha az güvenseler bile bu formatlar üzerinden aksiyon alma yönündeki güven ve istekleri yüksek seyretmeye devam ediyor. Kuşaklar arası entegre ve çok kanallı bir yaklaşım en iyi seçenek olmakla beraber Y kuşağı söz konusu olduğunda bu yaklaşım çok daha fazla önem kazanıyor.”  
Y KUŞAĞI HEMEN HEMEN TÜM REKLAM FORMATLARINA EN YÜKSEK GÜVENİ DUYUYOR
Reklam Formatlarına Tamamen ya da Kısmen Güvenen Katılımcıların Oranı
Z Kuşağı (15-20 yaş) Y Kuşağı (21-34 yaş) X Kuşağı (35-49 yaş) Bebek Patlaması Kuşağı (50-64 yaş) Sessiz Kuşağı (65+ yaş)
Tanıdığım kişilerin tavsiyesi 83% 85% 83% 80% 79%
Markalı internet siteleri 72% 75% 70% 59% 50%
Çevrim içi yayımlanan tüketici yorumları 63% 70% 69% 58% 47%
Gazete makalesi gibi editoryel içerikler 68% 68% 66% 60% 55%
Televizyon reklamları 58% 67% 64% 55% 48%
Marka sponsorlukları 62% 66% 62% 52% 42%
Gazete reklamları 57% 62% 62% 55% 53%
Dergi reklamları 57% 62% 61% 50% 46%
Sinema öncesi reklamlar 54% 60% 55% 42% 31%
Televizyon programlarında ürün yerleştirme 51% 60% 56% 42% 39%
Reklam panoları ve diğer açık hava reklamlar 59% 60% 57% 46% 38%
Üye olunan e-postalar 54% 57% 56% 53% 54%
Radyo reklamları 51% 55% 57% 49% 42%
Çevrim içi video reklamları 45% 53% 50% 37% 27%
Arama motoru sonuçlarında sunulan reklamlar 43% 52% 50% 41% 33%
Sosyal ağlarda yer alan reklamlar 45% 51% 47% 35% 26%
Mobil cihazlarda yer alan reklamlar (akıllı telefonlar, tablet cihazlar vs.) 42% 48% 45% 31% 20%
Diğer banner reklamlar 36% 47% 43% 34% 25%
Mobil telefonlarda yer alan metin reklamları 32% 41% 38% 27% 18%
  Aksiyon Almak İçin Çevrim İçi Formatlar Daha Kolay Nielsen’in araştırması güven ile aksiyon alma arasındaki net bağlantı ortaya koyarken satın alma isteği söz konusu olduğunda güvenilirliğin her zaman için bir ön gereklilik olmadığını da gösteriyor. Düşük güvenirliğe sahip formatların bile tüketicileri satın alma noktasına çekmede son derece etkili oldukları görülüyor. Arkadaşlarının ve ailelerinin görüşlerine güvendiğini belirten aynı orandaki global katılımcılar en azından bazen (her seferinde %83) bu görüşler doğrultusunda aksiyon aldıklarını belirtiyor. Benzer bir şekilde, katılımcıların belirttikleri güven ve aksiyon oranları markalı internet siteleri için de (her seferinde %70) aynı oluyor. Öte yandan bir çok ücretli reklam formatı için katılımcıların belirttikleri aksiyon oranı güven oranını aşıyor. Bunun anlamı ise güvendikleri reklam bulmaktansa aksiyon aldıklarını belirten tüketicilerin daha fazla olduğu. Bu durum özellikle çevrim içi ve mobil formatlar için geçerli. Katılımcıların belirttikleri aksiyonlar arama motoru sonuçlarının sunduğu reklamlara (%47 güven; %58 aksiyon alma), sosyal medyada yer alan reklamlara (%46 güven; %56 aksiyon alma) ve mobil telefonlardaki metin reklamlarına (%36 güven; %46 aksiyon alma) olan güvenlerini iki haneli bir oranda aşıyor. “Aksiyonun güveni en fazla oranla aştığı formatlar ortak bir özelliğe sahipler: ürün/hizmetlere kolay erişim” diye ifade eden Beard, “Beğeniyorsunuz ve satın alıyorsunuz. Çevrim içi ve mobil formatlar tüketicilerin anda yaşamasını son derece kolaylaştırıyor. Çoğunlukla tüketiciler sadece bir bağlantıya tıklıyor ve ürün hakkında daha fazla bilgi alabilecekleri ya da onu satın alabilecekleri bir yere yönlendiriliyorlar” diyor.  

HP yeni DeskJet Ink Advantage yazıcılarını duyurdu

0
HP Deskjet Ink Advantage 3635 All-in-One Printer, Right facing, with output
HP Deskjet Ink Advantage 3635 All-in-One Printer, Right facing, with output
HP, mobil baskı ile Orijinal HP mürekkepli kartuşlarının gücünü birleştiren yeni Ink Advantage baskı sistemleri ile birlikte kaliteli baskı deneyimini bireysel tüketiciler ve mikro işletmeler için daha erişilebilir ve uygun maliyetli hale getiriyor. • HP DeskJet Ink Advantage 3835 All-in-One yazıcı all-in-one faks birleşimi ile çok yönlü, kullanımı kolay baskı deneyimi sağlıyor • HP Deskjet Ink Advantage 3635 e-All-in-One yazıcı, akıllı telefonlar, tabletler ve internet bağlantılı PC’lerden   ekonomik, yüksek kaliteli fotoğraf ve belgelerin kablosuz olarak basılmasını, taranmasını ve kopyalanmasını sağlıyor • HP Deskjet Ink Advantage 4535 All-in-One yazıcı akıllı telefonlar ve tabletlerden uygun maliyetli, web bağlantılı mobil baskı imkânı tanıyor • HP DeskJet Ink Advantage 4675 All-in-One yazıcı düşük maliyetli sarf malzemeleriyle faks, ADF ve üretkenlik özellikleri sunuyor • HP DeskJet Ink Advantage 5575 All-in-One yazıcı kullanıcılara akıllı telefonları ya da tabletlerinden baskı alma imkânını sunarken, üç kolay adımda laboratuvar kalitesinde fotoğraflar üretiyor HP Kişisel Sistemler ve Baskı Grubu Inkjet, Baskı Çözümleri ve Grafik Çözümlerinden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Stephen Nigro, yeni yazıcılarla ilgili şu görüşleri paylaşıyor: “Mobil platforma günden güne daha fazla öncelik veren aileler, her geçen gün daha da bağlantılı hale gelen yaşam tarzlarının gereksinimlerine karşılık verecek kullanımı kolay ve uygun maliyetli yazıcılara ihtiyaç duyuyorlar. İster mutfakta tablette, ister ev ofisinde dizüstü bilgisayarda olsun, yeni yazıcılar hem kişisel hem de profesyonel projeler için yüksek kaliteli ve esnek baskı çözümleri sağlayacak.” HP DeskJet Ink Advantage 3835 All-in-One HP DeskJet Ink Advantage 3835 All-in-one kullanıcılara, baskı maliyetlerini düşük tutup hem akıllı telefondan hem de tabletten baskı alma imkânı sunuyor. 1 HP’nin en düşük maliyetli mürekkepli kartuşları ve basitleştirilmiş görevler çok yönlü, kolay kullanımlı ve faks özellikli bu all-in-one, uygun maliyetli baskı deneyimine destek verecek. HP Deskjet Ink Advantage 3635 All-in-One HP Deskjet Ink Advantage 3635 All-in-One yazıcı, kompakt ve alandan tasarruf sağlayan tasarımı sayesinde gerek evde gerekse hareket halinde uygun maliyetli ve kablosuz baskı, tarama ve kopyalama işlevlerini sunuyor. Kullanıcılar neredeyse her yerden akıllı telefonlarını, tabletlerini ya da internet bağlantılı PC’lerini kullanarak zahmetsiz mobil baskı deneyiminin keyfini yaşayabiliyorlar.   Deskjet Ink Advantage 3635, düşük maliyetli Orijinal HP mürekkepli kartuşların sağladığı laboratuvar kalitesinde fotoğraflar ve lazer netliğinde belgelerin yanı sıra çok yönlü tarama ve kopyalama özellikleriyle kullanıcılar için tasarruflu ve ideal bir yol arkadaşı olacak. HP Deskjet Ink Advantage 4535 All-in-One Hem şık ve hem de alandan tasarruflu HP Deskjet Ink Advantage 4535 All-in-One, fotoğrafları, kreatif projeleri ve belgeleri yüksek baskı hızlarında ve düşük maliyetle basmak isteyenler için mükemmel bir seçim. Kullanıcılar akıllı telefon, tablet ve internet bağlantılı PC’den kablosuz olarak aldıkları baskıları HP Printer Control(2)  uygulaması ile doğrudan bir mobil cihaza taratabiliyorlar. HP Deskjet Ink Advantage 4675 All-in-One Yeni HP Deskjet Ink Advantage 4675 All-in-One yazıcı kullanıcılara akıllı telefon ya da tabletlerinden kablosuz baskı alma esnekliğini sunuyor. Faks, ADF ve üretkenlik özelliklerine sahip yazıcı, düşük maliyetli Orijinal HP mürekkepli kartuşlarıyla laboratuvar kalitesinde fotoğraflar ve lazer netliğinde belgeler sunuyor. Kopyalama ve tarama özellikleri de cabası. HP Deskjet Ink Advantage 5575 All-in-One HP Deskjet Ink Advantage 5575 All-in-One, yalnızca beş dakika süren bir mobil yükleme ile kullanıcılarına akıllı telefonları ve tabletlerinden kablosuz baskı alma esnekliğini sunuyor. Projeler, hobiler, iş belgeleri için ideal bir yazıcı olan Ink Advantage 5575, hem kişisel hem de kurumsal amaçlar için kenarlıksız, laboratuvar kalitesinde fotoğraflar ve net belgeler sunuyor.

Logosphere’de yazılım rüzgarı

0
Logo tarafında dördüncü kez düzenlenen Logosphere etkinliği 6 Ekim Salı günü Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını Logo Yazılım İcra Kurulu Başkanı Mehmet Buğra Koyuncu’nun yaptığı etkinlikte; e-Dönüşüm ve ERP başta olmak üzere, İş Zekâsı, CRM, İnsan Kaynakları, Perakende gibi birçok çözümün katılımcılara tanıtıldığı interaktif sunumlar gerçekleştirildi.  Logo ve iş ortaklarının başarılı projelerinin yer aldığı “Başarı Hikayeleri” sunumlarında Ceyo’dan Opel Türkiye’ye kadar tanınmış markaların yetkilileri katılımcılarla buluştu. Biz de etkinlik sırasında Mehmet Buğra Koyuncu ile sizleri bilgilendirmek için sohbet ettik.

Reklam engelleme trendi pahalıya mal olabilir

6
Adblock-Plus-for-Android[1]Mobil reklamların haddini aşarak mobil cihazların neredeyse tüm kaynaklarını tüketen baş belalarına dönüştüğünü daha önce yazmıştım. Bu sorun, telefon üreticilerini, işletim sistemi geliştiricilerini, internet servis sağlayıcılarını ve elbette kullanıcıları da son derece rahatsız ediyordu. Soruna bulunan çare ise, reklam engelleme yazılımları oldu. Ad-blocking yazılımları artık çok daha popüler ve üstelik endüstriden de büyük destek görüyor. Telefonun hafızasını, pilini, kaynaklarını tüketen arsız reklamlar yüzünden sattığı telefonun pilinin çabuk bittiğini gören telefon üreticisi, telefonuna fabrikada ad-blocking uygulaması yüklüyor. İnternet alt yapısının, sürekli veri transferi yapan arsız reklamlar yüzünden zorlandığını fark eden servis sağlayıcı müşterilerini ad-blocking kullanmaya teşvik ediyor… Süreç böyle devam edip gidiyor. Sonuçta, ad-blocking uygulamaları son dönemde büyük bir ivme kazandılar. PageFair’in araştırmasına göre dünyada 200 milyondan fazla insan reklam engelleme yazılımı kullanarak internette sörf yapıyor. Bu az bir rakam değil. Neredeyse dünyada internete bağlı kullanıcıların %10’una denk geliyor ve rakamın giderek büyüdüğünü de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Ad-block uygulamalarını sevenlerin çoğu ise mobil kullanıcılardan oluşuyor çünkü mobil reklamlar gerçekten rahatsız edici boyutlara ulaşmış durumda. Ancak şimdi Ad-block uygulamalarının yaygınlaşmasıyla, mobil dünyada yeni bir tehdit ortaya çıkmış durumda: Ücretli uygulamalar. Reklamların özgürce gösterildiği dönemde, uygulamaları ücretsiz sunup reklamdan para kazanan geliştiriciler, artık ad-block uygulamaları nedeniyle reklamdan para kazanamadıklarını fark ettikçe, kullanıcılardan para isteyen ücretli uygulamalara dönmeye başlıyorlar. Bu da kullanıcıların artık ücretsiz uygulama cennetinin sonuna gelmesi anlamına geliyor. Ücretsiz oyunlar, ücretsiz araçlar, ücretsiz müzik, ücretsiz uygulamalar… Ad-block dünyası genişledikçe, ücretsiz uygulama dünyası küçülecek. Bu aynı zamanda ad-block uygulamalarının da zararına bir gelişme çünkü ücretsiz uygulamalar ortadan kalktıkça, ad-block uygulamalarına ihtiyaç da kalmayacak ve telefonda boşuna hafıza yiyen ad-block uygulamaları sonunda uninstall edilecek. Kısacası, ad-block uygulamalarının daha akıllı olması ve diğer uygulamalarla iletişim halinde çalışması, sadece standart reklam uygulamalarının dışına çıkan arsız reklamları kapatması, uygulama geliştiricilerinin de ad-block uygulamaları ile işbirliği yaparak, kullanıcıların lehine revizyonlara gitmesi gerekiyor ki, hem uygulama geliştiriciler reklamlardan para kazanmaya devam etsinler, hem ad-block uygulamaları gereksiz duruma düşmesin, hem de kullanıcılar uygulamalara para ödemek zorunda kalmasın… Bakalım, mobil uygulama dünyası bu işbirliğini gerçekleştirebilecek mi yoksa herkesin zarar ettiği bir yıkım mı gerçekleşecek?

Wincor Nixdorf Security Roadshow gerçekleştirildi

0
Türkiye’nin alanındaki ilk etkinliği olma özelliği taşıyan Wincor Nixdorf Security Roadshow, 1 Ekim tarihinde 4.Levent Mövenpick Otel’de gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü TechInside Yayın Koordinatörü Fatih Sarı’nın yaptığı etkinlik, Wincor Nixdorf’tan Murat Karagözoğlu‘nun açılış konuşmasıyla başladı. Daha sonra sahneye çıkan Wincor Nixdorf Yazılım CV’si Karan Oberio, Global Bakış ile Güvenlik, Dünyada neler Oluyor? konulu bir sunum yaptı. Sunumunda ATM tarafındaki tehditler üzerinde duran Oberio, bunların çözümü için neler yapılması gerektiğini de katılımcılarla paylaştı. Çok önemli bir etkinlik Karan Oberio’dan sonra sahneye BKM Güvenlik Yöneticisi Aycan Aydoğan çıktı. Aydoğan, Bugün Türkiye’de Güvenlik başlıklı sunumunda BKM’nin bu alandaki faaliyetlerini ve gelecek stratejilerini paylaştı. Bu etkinliğin çok büyük önem taşıdığına dikkat çeken Aydoğan, sektördeki tüm bileşenlerin bu konuyu desteklemesi gerektiğinin de altını çizdi. Türkiye’nin adaylığı bekleniyor Etkinliğin en renkli konuklarından biri de European ATM Security Team (EAST) Geliştirme Direktörü Una Dillon oldu. Bölgesel ve Genel Hatlarıyla Güvenlik başlıklı sunumuna katılımcıları Türkçe selamlayarak başlayan Dillon, EAST organizasyonu ile ilgili bilgiler verdi. Türkiye’nin BKM öncülüğünde EAST üyeliği için başvurduğunu belirten Dillon, üyelik müzakerelerinin kısa sürede tamamlanacağını ve Türkiye’nin de EAST üyesi ülkeler arasındaki yerini alacağını sözlerini ekledi. Etkinlikte öğle yemeğinin ardından demo turuna geçildi. Özenle hazırlanmış ve Wincor Nixdorf ürün ve çözümlerinin yer aldığı demo alanında gruplara ayrılan katılımcılar tüm bölümlerde konunun uzmanlarından detaylı bilgiler de aldı.  Demo turundan sonra bir kez daha sahneye çıkan Karan Oberio, bu defa “Güvenli müşteri tecrübesi için Wincor Nixdorf’un sunduğu katmanlı yazılım çözümleri” başlıklı sunumunda şirketin ürünleri hakkında bilgiler verdi. Etkinlik moderatörü Fatih Sarı’nın katılımcılara yönelttiği soruları doğru yanıtlayanlara ise toplam üç adet iPad mini 4 hediye edildi. Wincor Nixdorf Security Roadshow, Murat Karagözoğlu’nun kapanış konuşmasıyla sona erdi.

İnternette görünenin ötesinde neler var?

0
1444207108_DS_Deepweb_Etkinlik_Detay_984x355_İnternette, arama motorları tarafından bulunamayan her şeyin dahil olduğu kısma Deep Web (Derin Web) adı verilmektedir ve bu gizemli alanın bildiğimiz statik internetin 500 katı büyüklüğünde olduğu tahmin edilmektedir. Dijital Stüdyo, oldukça merak uyandıran bu kavramın tüm sırlarını öğrenmek isteyenler için, 24 Ekim Cumartesi günü Workington Levent 199 Şubesi’nde, “Deep Web” üzerine Türkiye’deki ilk etkinliği gerçekleştirecek. Etkinliğin yol göstericiliğini gerçekleştirecek ve Türkiye’de, siber güvenlik alanında en derin teorik ve pratik bilgiye sahip BT profesyonellerinin başında gelen Halil Öztürkçi, etkinliğin içeriği ile ilgili “İnternette bulamadığınız herhangi bir şey, aslında oralarda bir yerlerde olabilir. Hayır, Google’da yeterince arka sayfalara baktığınızda ya da arama yaptığınız anahtar kelimeleri değiştirdiğinizde bulabileceklerinizden bahsetmiyoruz. Bahsettiğimiz, arama motorları tarafından dahi bulunamayanlar” açıklamasında bulundu. BT güvenlik ekipleri, yazılım geliştiriciler ve dijital pazarlama profesyonelleri tarafından Deep Web kavramı etrafındaki sorular ve bunları yanıtlama çabaları her geçen gün artıyor. İnternet içerisinde neden bu kadar büyük ve bilinmeyen bir alan var? Böyle bir ayrımın olabilmesi nasıl mümkün oluyor? Ve bu alanı kullananlar kimler, yani kabaca ifade edersek, içeride neler oluyor? Bu soruların etrafına, ışığın etrafına toplanan ateş böcekleri gibi her gün yüzlerce, binlerce internet kullanıcısı geliyor ve Deep Web’in sırlarına öğrenebilmek için kafa patlatıyor. Dijital Stüdyo ve Workinton iş ortaklığında gerçekleştirilecek etkinlikte “Deep Web” ile ilgili bulabildiğiniz ancak doğruluğundan emin olamadığınız, çoğunlukla kulaktan dolma cevaplarla karşılaştığınız sorulara artık güvenilir ve anlaşılır yanıtlar bulabilmeniz amaçlanıyor. Kayıt ve detaylı bilgi için Dijital Stüdyo’nun web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Teknolojide “Made in Turkey” ile 55 milyar dolar açık kapanabilir

0
madein2Türkiye’nin yüksek teknoloji ürünlerdeki dış ticaret açığı 55 milyar doların üzerine çıktı. Cumhuriyet’in 100’ncü yılında 500 milyar dolar ihracat hedefleyen Türkiye’nin dış ticaret açığını kapatması, hedeflerine ulaşabilmesi için öncelikle teknolojide “made in Turkey” markasını yaratması gerekiyor. Yeni yüzyılın en önemli teknolojilerinden biri olarak kabul edilen 3D yazıcıyı tamamen yerli sermaye ile TeTe markasıyla Türkiye’de üreten Talat Sam, Türkiye’nin bu yolda doğru, hızlı ve kalıcı adımlar atması gerektiğine dikkati çekti. Ülkemizin yüksek teknoloji olarak nitelendirdiği ürünlerin büyük çoğunluğunun Dünya Bankası tarafından ‘orta teknoloji’ olarak kabul edildiği bilgisini veren Sam, “Türkiye, ‘tedarik ve ucuz iş gücü’ kavramları arasına sıkışıp kaldı. Bir an önce küresel çapta rekabet gücü olan, Ar-Ge ve inovasyon konusunda üzerine düşeni yapmış, made in Turkey markasını dünyaya duyuracak firmalara ihtiyacımız var” dedi. Talat Sam, Türkiye’de hayallerin ancak, “made in Turkey” markasıyla sürdürülebilir üretim ve satışı sağlanan ürünlerle mümkün olduğunu dile getirerek, şunları söyledi: ”Beklentimiz; bu konuda ortaya konacak iradenin siyasi düzlemden bağımsız ilerlemesi. Yüksek teknolojili ürün üretimi Türkiye’de hükümetlerin değil devletin politikası olmalı ve hükümetler değişse dahi aynı kararlılıkla sürdürülmeli. Televizyon, araba, bilgisayar gibi küresel üretim trendleri olan ürünleri kaçırdık. İlk kez dünya çapında değeri olan bir ürünü Türkiye’de üretip, ihraç etme şansımız var. Umarım 3D yazıcıda treni kaçırmayız.” madein1“Kamu garantili alım iyi bir çözüm olabilir” Dünyanın yakın geleceğine damga vuracak bir diğer teknoloji olan IoT (nesnelerin interneti) alanında ODTÜ Teknokent’te hizmet veren ve geçen yıl Türkiye’nin bu alanda en hızlı büyüyen firması olan Ankaref’in Genel Müdürü Erhan Binici de kamunun bu alanda öncü rol oynaması gerektiği söylüyor. Binici’ye göre kamu garantili alım, yurtiçinde üretilen ürünlerin maliyetlerinin düşmesi, ithal ürünlerin yurtiçinde üretilebilmesi ve ihraç pazarlarında yerli firmaların etkinliğinin artması gibi çok ciddi avantajları beraberinde getirecek. 55 milyar dolarlık açığın Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) son yayımladığı Küresel Rekabet Raporu ile beraber okunması gerektiğine vurgu yapan Binici, şöyle devam etti: “Rapora göre Türkiye 140 ülke arasında 51. sıraya geriledi. Yüksek teknolojili ürün üretemezseniz küresel rekabet gücünüz de düşer. Bu sorunun çözümünde kamuyu önemli bir kilometre taşı olarak görüyoruz. Ülkemizde Gayri Safi Milli Hasıla’nın yüzde 7’si kamu alımları üzerinden gerçekleşiyor. Bu noktada kamu kurumlarının yerli firmaları alım garantisi ile yüksek teknolojili ürün üretimine teşvik etmeli. Bazı yabancı markaların Türkiye’de ulaştığı satış rakamları, kendi ülkelerindeki rakamların maalesef çok daha üzerinde. Bu algının değişmesi lazım. Hem kamunun hem de özel tüketicilerin pahalı da olsa yerliden yana bir irade koyması gerekli. Bu bilinç ülke genelinde oluşursa kısa sürede ileri teknoloji açığını azaltır, hatta bütçenin artıya geçmesini dahi sağlayabiliriz.”

Microsoft, yeni Windows 10 cihazlarıyla şov yaptı

1
surface bookMicrosoft, yeni Surface, Lumia ve Microsoft Band cihazlarını New York’ta tanıttı. Oturumların hızlı ve güvenli şekilde açılmasını sağlayan Windows Hello1, Windows 10 cihazlarını birer kişisel asistana dönüştüren yeni Cortana2, Surface üzerinde iyileştirilmiş dokunma ve kalem özelliği ve yeni Lumia 950 ve 950 XL telefonların kişisel bilgisayar gibi çalışmasına imkân veren Continuum gibi yeni Windows 10 deneyimlerini içeren cihazlar ile mobilite yeni bir aşamaya yükseliyor. 110 milyon cihaz Windows 10 kullanıyor Halen dünya çapında 110 milyon cihazdan kullanılan Windows 10, aynı dönem bazında Windows 7’nin üç katına varan yükseltme oranı ile tarihin en hızlı başlangıcını yaptı. Microsoft, 1,25 milyarın üzerinde ziyaretin gerçekleştirildiği Windows Store’da Windows 10 için aralarında Box, Facebook, Instagram, Candy Crush Soda Saga, Flipagram, Uber ve diğerlerinin de bulunduğu tamamen yeni evrensel uygulamaların da çıkışını duyurdu. Bu uygulamalar, yeni Microsoft cihazlarında bulunacak olan mevcut Windows 10 deneyimlerini daha da zenginleştiriyor. “Gerek Windows 10 gerekse yeni Microsoft cihazları ile yepyeni büyülü deneyimlerin tam merkezinde olacaksınız” diyen Microsoft CEO’su Satya Nadella, “İnsanları Windows’a ihtiyaç duymaktan Windows’u seçmeye ve nihayetinde de Windows’u sevmeye doğru taşıyoruz. Bu cihazlar tüm Windows ekosistemi için daha da fazla coşku ve fırsat yaratmayı vaat ediyor” diye ekledi. Surface dizüstünü yeniden tanımlıyor Microsoft, yüksek doğruluk ve hassasiyette kalem ve dokunma desteğine sahip, güçlü, yüksek performanslı yeni dizüstü bilgisayarı Surface Book ile dizüstü bilgisayarı yeniden tanımlıyor. Ultra ince Surface Book, 6. Nesil Intel Core i5 ve Core i7 işlemcilerin etkileyici gücünü 12 saate kadar çıkan pil ömrü ile birleştiriyor. İyileştirilmiş gecikme ve uzaklık açısı ile yüksek kontrastlı bir 267 dpi ekrana sahip olan 13.5 inçlik optik laminasyonlu PixelSense Ekran sadece güzel bir görünüşe sahip olmakla kalmıyor; aynı zamanda üzerinde doğal ve akıcı bir şekilde yazı yazılmasına da imkan veriyor. Yerinden çıkartılabilen ekran, üzerinde çizim yapılabilen, not alınabilen ve Microsoft Edge gibi Windows programlarından yararlanılabilen bir not panosu olarak da kullanılabiliyor. İsteğe bağlı ayrık GPU, Surface Book’un kusursuz video düzenleme, hızlı gerçekleme veya sarmalayıcı oyun için donanım ivmeli grafiklerin tam gücünden yararlanabilmesine imkan veriyor. Dizüstünüzün yerine geçebilen tablet Surface Pro 4 Microsoft aynı zamanda dizüstü bilgisayarın yerine geçebilecek en ince, en hafif ve en güçlü tablet Surface Pro 4’ü de tanıttı. Sadece 8,4 mm kalınlığında olan cihaz, şaşırtıcı 12.3 inçlik PixelSense Ekran’ı ve 6. Nesil Intel Core m, Core i5 ve Core i7 işlemcileri ile öğrencilerden profesyonellere kadar herkesin yolda da daha fazlasını yapabilmesine imkan veriyor. Surface Pro 4 sadece Surface Pro 3’ten yüzde 30 daha güçlü olmakla kalmıyor, aynı zamanda daha sessiz çalışması, daha az ısınması ve dokuz saate varan pil ömrü ile daha yüksek tasarruf da sağlıyor. Yeni Surface Pro 4 Type Cover6 klavyeli kılıf ise hızlı ve akıcı yazım için tuşlar arasında en uygun aralıkların bırakıldığı, yeniden tasarlanan mekanik klavyesi ile Surface Pro 4’ü anında tabletten laptopa dönüştürüyor. Surface Pro 3 ile geriye uyumlu olan yeni Surface Pro 4 Type Cover klavyeli kılıf; isteğe bağlı parmak izi okuyucusu ile Windows Hello’nun rahatlığını ve şirketlerin kullandığı düzeyde güvenlik sunan isteğe bağlı parmak izi okuyucuya da sahip. Yeniden tasarlanan ve 1.024 adet basınç hassasiyet düzeyi bulunan Surface Pen, bir ucundaki hassas mürekkep ve diğer ucundaki silgi ile belgeleri yazmanıza, çizmenize ve işaretlemenize izin veriyor. 7 Ekim’den itibaren belirli pazarlarda ön sipariş verilebilecek olan Surface Book, Surface Pro 4 ve yeni aksesuarlar 26 Ekim’den itibaren Kanada ve Birleşik Devletler’de, sonrasında da diğer pazarlarda satın alınabilecek. Lumia telefonlar Windows 10’un gücünü gözler önüne seriyor Ilk Windows 10 Lumia telefonları olan Lumia 950 ve Lumia 950 XL’in de tantan Microsoft, bu iki amiral gemisi ürün ile cep telefonu alanındaki iddiasını daha da güçlendirmiş oldu. Gitgide daha çok insanın gün boyu birden fazla cihaz kullanmasıyla Windows 10 ister kişisel bilgisayar olsun, ister tablet, isterse de yeni telefonlar, bir cihazdan diğerine pürüzsüz ve verimli geçişe imkan veren tanıdık ve tutarlı bir deneyimsağlıyor. Yeni Microsoft Display Dock ile daha da geliştirilen telefonlara yönelik Continuum özelliği ile, telefonu bir monitöre bağlayarak verimlilik ve eğlence tadını büyük ekran üzerinde sunuyor. Bu aksesuar ile kişisel bilgisayarınız haline gelen akıllı telefonunuzla ister Microsoft Office gibi Windows 10 uygulamalarını bir klavye ve fare ekleyebilip kullanabilir, isterniz de gelen çağrılara bakabilir veya diğer işlerinizi yapabilirsiniz. 20 megapiksel, üçlü LED doğal flaşa ve 4K video kayıt özelliğine sahip en son nesil PureView kameraları ile Lumia 950 ve Lumia 950 XL en zorlu koşullarda dahi daha hızlı odaklama ve daha net fotoğraf ve videolar çekmenize imkan veriyor. Lumia ailesinin bir diğer yeni üyesi ise, Microsoft’un Windows 10 ile çalışan 4G LTE akıllı telefonu Lumia 550 oldu. Erişilebilir fiyat, tavizsiz kalite ve özel Microsoft hizmetlerine değer veren kullanıcılara hitap eden Lumia 550, süper hızlı internet, ultra yüksek LTE hızlarına sahip en son Qualcomm Snapdragon dört çekirdekli işlemci ve en iyi Microsoft hizmetlerini kullanıcılara sunuyor olacak. Formunuza Microsoft Band 2 ile kavuşun Microsoft aynı zamanda daha sağlıklı yaşamaya yardımcı olmak üzere tasarlanan en son giyilebilir fiziksel etkinlik cihazı Microsoft Band 2’nin çıkışını da duyurdu. Yeni Microsoft Band’in sahip olduğu kavisli ekran cihazın daha da rahat giyilmesini sağlarken Cortana8 ise tek bir düğmeye dokunarak metin iletilerini cevaplamanıza veya anımsatıcıyı ayarlamanıza imkan veriyor. Sürekli optik kalp atış hızı ölçer ve tümleşik GPS’e sahip olan akıllı bileklik, yakılan kalorileri, derin egzersiz ve uyku kalitesini takip ettiği gibi –artık çıkılan kat sayısını da kaydediyor- tüm bunları iki güne varan pil ömrü ile yapıyor. iOS ve Android cihazlar için özel bir uygulama olan ve bir Web Panosu üzerinden evrensel bir Windows uygulaması olarak temin edilebilen Microsoft Health ise kullanıcıların sağlık hedeflerini belirlemesine ve pratik içgörüler almasına imkan veriyor. 6 Ekim’de seçili pazarlardan ön siparişi verilebilecek olan Microsoft Band 2, 30 Ekim’de ABD’de, ardından diğer pazarlarda satışa çıkacak. holoGeliştiriciler için Microsoft HoloLens geliyor Windows 10 ile çalışan Microsoft HoloLens dünyanın hiçbir şekilde bağlı olmayan ilk holografik bilgisayarı. İster eğitim için olsun, ister tasarım, ister sağlık hizmetleri, isterse de eğlence, HoloLens başka hiçbir cihaz veya platformda mümkün olmayan yenilikçi deneyimler yaratıyor. 7 Ekim’den itibaren başvuruları alınmaya başlanan Microsoft HoloLens Development Edition’a 2016’nın ilk çeyreğinde kullanıcılar sahip olabilecek.