PC pazarı bu haberle karıştı!
Kişisel Bilgisayar (PC) pazarında işlerin iyi gitmediği bir kaç yıldır tüm sektör tarafından biliniyor ve öngörülüyordu. Tabletlerin ortaya çıkmasıyla azalan laptop satışlarından sonra akıllı telefonların geniş ekranlarıyla Web üzerinde sörf için uygun hale gelmesi ve mobil uygulamaların hızla yaygınlaşmasıyla internete erişmek için telefonu yeterli bulan çok sayıda kullanıcı PC almaktan vazgeçti. Bu nedenle PC pazarı son birkaç yıldır küçülme eğilimindeydi.
Bu atmosferde üreticiler düşen PC satışları nedeniyle kaygılıyken koltuklar da el değiştirmeye başladı. Bu güne dek Mac satışlarında Google’ın PC’lerinin önünde olan Apple artık Chromebook’ların arkasına düştü. Google’ın Chromebook PC’lerini üreten Dell, Lenovo ve HP’nin son çeyrekte 2 milyon adet Chromebook sattığı ortaya çıktı. IDC’nin raporlarına göre Apple’ın Mac’leri ise 1.7 milyon adette kaldı.
Böylece, özellikle ABD’de vazgeçilmez gibi görünen Mac’ler ilk defa düşük fiyatlı, düşük donanımlı, hızlı ve pratik web bağlantısı sağlayan Chromebook’lardan daha az satılan bir ürün olarak konumlandı. Ancak bu durumun Apple’ı çok rahatsız ettiği söylenemez zira Apple kendi ürünlerini kendisi üreten ve yüksek kar marjı uygulayarak kazancını maksimumda tutan bir firma. Chromebook’lardan adet olarak daha az satış da yapsa, kazanç bakımından liderliği bırakmıyor. Yani piyasadaki paranın büyük dilimi hep Apple’a gidiyor.
Google’dan mobil geliştiriciler için ücretsiz analitik uygulamaları
Google Firebase ile ilgili I/O 2016’da çok önemli güncellemeler yaptı, ama onun öncesinde buna neden ihtiyaç duyduğuna bakalım: Akıllı telefon pazarının doyum noktasına yaklaşması, mobil uygulama dünyasına da etki ediyor. Sıfırdan bir uygulama geliştirip, bunu gelire dönüştürmek eskisi kadar kolay değil. Mobil uygulama geliştiricilerin “altına hücum” çağı neredeyse sona erdi ve önümüzde bir başarı hikayesine karşı binlerce iflas, hüsran ve hayal kırıklığı bulunuyor.
Hal böyleyken geliştiricilere yeni olanaklar sunarak, adeta kısır döngüye giren mobil uygulama ekosistemini canlandırmak platform geliştiricilere düşüyor. Google’ın bu yılki geliştirici konferansı I/O 2016’da tanıttığı yenilenen Firebase de bunun önemli bir örneği. Özellik havuzu genişletilen ve yepyeni niteliklerle donatılan platform sayesinde, artık her uygulama geliştirici ileri düzey analitik servislerinden faydalanarak yeni gelir modelleri kurgulayabilecek.
Bu veriler sayesinde mobil uygulamaları indiren ve kullanan kişilerin, teknik adıyla “kitle”nin detaylar ortaya çıkıyor. Geliştiriciler, hitap ettikleri kitlenin davranışlarını daha detaylı şekilde görüntülerken, reklam kampanyalarının da performans grafiğini aynı arayüz üzerinde görüntüleyebiliyor.
Dünden bugüne Google Firebase
Bir buçuk yıl önce, Ekim 2014’te Firebase adı verilen uygulama geliştirme servisi Google tarafından satın alındığında kullanıcı sayısı 110 binin biraz üzerindeydi. Bugün ise aynı ağda 470 bin geliştirici hizmet alıyor. Google da odağını Firebase kullanan geliştiricilere çevirdi ve onların ihtiyaç duydukları pek çok hizmeti (belki biraz da fazlasını) kullanıma açtığını duyurdu. firebase.google.com adresine taşınan Firebase tasarım olarak da Google’ın bir süredir tüm uygulamalarını taşıdığı Materyal Tasarım anlayışına uygun bir yapıyla kullanıcıları karşılıyor. Arka planda Google Cloud Platform ile aynı hesap sistemini kullanan Firebase, bu sayede geliştiricilere bulut servislerine de kolay erişim imkanı sağlıyor.Artık her geliştiricinin mobil analitik erişimi var
Google Firebase kullanıcısı mobil geliştiriciler, bizzat Google Analytics’i geliştiren ekip tarafından hazırlanan bir dizi mobil analitik hizmetinden faydalanabiliyor artık. Bunu kullanmak için tıpkı web sitelerinin Analytics kullanırken yaptığı gibi, uygulamaya birkaç satırlık kod eklemeleri yeterli oluyor. Bu işlemin ardından tüm temel kullanıcı verileri, uygulamanın içinden Firebase veritabanına aktarılıyor. Üstelik daha detaylı bilgilere erişmek isteyen geliştiriciler, mobil uygulamalarının analiz edilmesini istedikleri tüm bölümlerde benzer işlemleri yaparak çok daha kapsamlı bir içgörüye sahip olabiliyor.
Bu veriler sayesinde mobil uygulamaları indiren ve kullanan kişilerin, teknik adıyla “kitle”nin detaylar ortaya çıkıyor. Geliştiriciler, hitap ettikleri kitlenin davranışlarını daha detaylı şekilde görüntülerken, reklam kampanyalarının da performans grafiğini aynı arayüz üzerinde görüntüleyebiliyor.
Kitle hakimiyeti Google Firebase ile sağlanıyor
Ürün pazarlamanın en kritik unsuru olan “kitle”, aslında yeni tüm yeni işlevler için de temel sütun işlevi görüyor. Uygulamalar içinde uzaktan konfigürasyon değişiklikleri yapılacağı zaman, bunu kitle üzerinde A/B testler yaparak gerçekleştirmek mümkün oluyor. Örneğin bir oyun geliştiricisi, kitle segmentlerinden birini seçerek o gruba özel ekstra bir hak tanımlayabiliyor. Google Cloud Messaging tabanlı çalışan yeni bildirim sistemi ise kullanıcılara sunulan yeniliklerden bir diğeri. Hatta servisin adı artık Firebase Cloud Messaging olarak anılıyor. Şirket buradan hem iOS ve Android hem de web uygulamaları için sınırsız bildirim desteği sağlıyor. Üstelik bu bildirimlerin tamamı ücretsiz! İşin mali boyutuna girmişken, Google’ın bu hizmetler için ücretlendirme tablosunda da sadeleştirmeye gittiğini belirtmekte fayda var. Analytics, Hata Raporlama, Uzaktan Konfigürasyon ve Dinamik Linkler özelliklerinin tamamı sınırsız kullanıma açık ve ücretsiz sunuluyor. Firebase ile kullanılabilen dört ayrı ücretli ürün bulunuyor ve bunlar Test Lab, Depolama, Gerçek Zamanlı Veritabanı ve Barındırma (Hosting) olarak sıralanıyor. Bu servislerden faydalanmak isteyen mobil geliştiriciler belirli kısıtları olan bir ücretsiz plan, startup’lara özel bir aylık tarife ya da “kullandıkça öde” modeli arasında tercih yapabiliyorlar.Facebook haber akışı için kategorilendirme mi geliyor?
1,5 milyar kullanıcısıyla dünyanın dörtte birine hizmet veren sosyal medya Facebook, aynı zamanda dünyanın en önemli haber mecrası haline de geldi. Çoğu kullanıcı dünyada olan bitenleri, kendi haber akışında beliren haberlerden ve arkadaşlarının paylaşımlarından öğrenirken, Facebook’un haber akışında belirecek haberleri nasıl seçtiği sorusu da tartışmalara neden oluyor. ABD’de gündemde olan yeni bir tartışmada Facebook’un kullanıcıların haber akışı için seçtiği makalelerden oluşan Instant Articles servisinde Facebook editörlerinin tamamen yanlı davrandığı ve kendi politik görüşlerine uygun olmayan “tutucu” haber ve makaleleri servisin dışında tuttuğu suçlamaları yüzünden Zuckerberg şu günlerde zor günler yaşıyor ve ABD’nin tutucu kesiminden ağır eleştiriler alıyor.
Öte yandan Facebook’un beta testine soktuğu yeni bir özelliği haber akışı sayfasında yakında karşımıza çıkabilecek yenilikler hakkında ipuçları veriyor. Test aşamasından sızan görüntülere göre, Facebook akış içinde belirecek haberlerin seçimini kullanıcılara bırakıyor. Kullanıcılar çok geniş bir kategori listesi içinden kendi ilgi alanlarına uygun konuları seçerek, haber akışını kendisi belirliyor.
Yeni kategori sisteminin ise çok detaylı olduğu vurgulanıyor. Örneğin seyahat/turizm kategorisi altında onlarca alt kategori bulunuyor ve hatta alt kategorilerin de altında yine onlarca alt kategori bulunabiliyor. Örneğin, seyahat haberleri almak isteyen bir kullanıcı, deniz kenarı tatilleri, doğa yürüyüşleri, deniz araçları ile yolculuk, tren yolculukları, Uzak Doğu, Avrupa, Güney Amerika, Afrika, Orta Doğu, Avustralya, çadır kampları, şehir turları, kültür turizmi, iş seyahatleri, gastronomi turizmi gibi onlarca farklı kategori ve bunların da alt kategorileri arasında seçim yaparak haber akışını kendi ilgi alanlarına göre şekillendirebiliyor.
Sosyal medya servisinin bu yeni kategori sistemini hayata geçirip geçirmeyeceği şimdilik net değil. Sosyal medya devi çok sayıda arayüz geliştirmesini aynı anda test ediyor ve birçoğunu eleyebiliyor. Acak ABD’de büyük gürültü koparakn haber akışında taraflı yayın tartışması yüzünden Facebook’un haber akışının kontrolünü kullanıcılara bırakacak bir kategori sistemini bir an önce devreye almak istediği de biliniyor.
Yeni kategori sisteminin ise çok detaylı olduğu vurgulanıyor. Örneğin seyahat/turizm kategorisi altında onlarca alt kategori bulunuyor ve hatta alt kategorilerin de altında yine onlarca alt kategori bulunabiliyor. Örneğin, seyahat haberleri almak isteyen bir kullanıcı, deniz kenarı tatilleri, doğa yürüyüşleri, deniz araçları ile yolculuk, tren yolculukları, Uzak Doğu, Avrupa, Güney Amerika, Afrika, Orta Doğu, Avustralya, çadır kampları, şehir turları, kültür turizmi, iş seyahatleri, gastronomi turizmi gibi onlarca farklı kategori ve bunların da alt kategorileri arasında seçim yaparak haber akışını kendi ilgi alanlarına göre şekillendirebiliyor.
Sosyal medya servisinin bu yeni kategori sistemini hayata geçirip geçirmeyeceği şimdilik net değil. Sosyal medya devi çok sayıda arayüz geliştirmesini aynı anda test ediyor ve birçoğunu eleyebiliyor. Acak ABD’de büyük gürültü koparakn haber akışında taraflı yayın tartışması yüzünden Facebook’un haber akışının kontrolünü kullanıcılara bırakacak bir kategori sistemini bir an önce devreye almak istediği de biliniyor. Android uygulamalarında 65 milyar rekoru
Geliştiriciler konferansı I/O da sunumlarına devam eden Google, Android ekosistemi hakkında bilgi verdiği toplantıda, Google Play üzerinden indirilen uygulama sayısının sadece 2015’te 65 milyar’ı geçtiğini açıkladı.
Geçtiğimiz yıl Temmuz ayında Google’ın açıkladığı rakamlarda, 12 aylık indirme sayısı 50 milyar olarak görünüyordu. Aynı dönemde iOS uygulama indirme sayısı ise 25 milyarda kalmıştı. Öte yandan, uygulamalar konusunda istatistikler tutan App Annie servisine göre, hem Google’ın mağazası, hem iOS marketlerinde (üçüncü parti mağazalar dahil) 2015 yılı için toplam 111,2 milyar adet indirme kaydedilmiş durumda.
Google’ın açıkladığı diğer rakamlara göreyse, 2015 yılı içinde Google’ın mobil işletim sistemine sahip 600 adet telefon modeli piyasaya çıktı. Android Wear konusunda çalışan ortakların sayısı ise 12’ye çıktı. Yani 12 şirket artık Google’ın giyilebilir işletim sistemine sahip akıllı saatleri üretiyor. Yine Google’ın mobil işletim sistemine sahip TV modelleri artık milyon mertebesinde satılıyor ve 100 otomobil modelinde Android Auto yazılımı kullanılıyor. Google’ın mobil sisteminin dünya çapındaki kullanıcılarının sayısı ise 1.4 milyardan fazla. IDC’nin son raporuna göre, Android 2015 yılını pazarın %82,6’sına sahip şekilde lider olarak bitirdi.
Öte yandan Google, mobil işletim sisteminde ne kadar kazanç sağladığını hiçbir zaman açıklamıyor ancak Oracle’ın Google’a açtığı bir dava için mahkemeye sunulan raporda Oracle’ın hesaplamasına Google’ın mobilden, çoğunluğu reklam gelirleri olmak üzere, 43 milyar dolar kazanmış olduğu vurgulanıyor.
Uber sürücüsüz otomobilleri teste başladı
Alternatif taksi/araç paylaşım servisi Uber, kendi geliştirdiği sürücüsüz otomobil teknolojisini test etmek için ilk prototip araçlarını Pittsburgh’ta kullanıma soktu.
Uber’in geçtiğimiz yıl Pittsburgh’ta açtığı teknoloji merkezinde sürücüsüz otomobil teknolojileri geliştireceği vurgulanmıştı. Şimdi yollara dökülen prototip otomobillerin, bu merkezde geliştirilmiş kamera/sensör ve yazılımlarla donatılmış olduğu anlaşılıyor.
Şirketin yöneticilerinden John Bares de, yeni teknolojilerini tanıtmak için gazetecileri sürücüsüz otomobil teknolojileriyle donattıkları bir Ford Fusion ile şehir içinde yolculuğa çıkardı. Ayrıca şirketin resmi blog sayfasında yayınlanan makaleye göre, Uber’in test için Pittsburgh’u seçmesi de tesadüf değil. Çoğunlukla karlı ve yağmurlu bir iklimi olan, dar sokaklara sahip ve eskimiş bir altyapı üzerine kurulu olan şehrin çok zor test koşulları sağladığını vurgulayan şirket, araçların bu test ortamında başarı sağlaması halinde, başka heryerde başarılı olacağının da altını çiziyor.
Araçlara adapte edilen sensör ve kameralar ise Uber tarafından özel olarak geliştirilmiş bir sistem. Her yönde 100 metreye kadar görüş sağlayan sensörlerin çarpışmaları önlemek için yeterli öngörüye sahip olduğu vurgulanıyor.
Uber, ABD’de otonom sürüş teknolojileri geliştiren diğer firmalarla birlikte Self-Driving Coalition for Safer Streets (Daha güvenli sokaklar için otonom sürüş koalisyonu) hareketinin bir üyesi. Bu koalisyon ABD hükumetine otonom sürüş teknolojilerini tanıması ve günlük hayata sokması, gerekli yasaları çıkarması için lobi faaliyetinde bulunuyor. Üstelik bu konuda başarıya ulaşmaları da çok yakın çünkü ABD’denin “Karayolları Yönetimi” olan The National Highway Traffic Safety Administration’ın Temmuz ayında otonom sürüş teknolojilerine sahip otomobillerin ABD karayollarına çıkışını yasallaştıracak bir kanun üzerinde çalıştığı biliniyor. Diğer bir deyişle, ABD’de sürücüler Temmuz ayından itibaren artık direksiyon başında kitap okuyabilecek, film seyredebilecek, sosyal medyada sohbet edebilecek.
Adobe yeni uygulamasını tanıttı: Spark
Dijital yayıncılık alanında ürünler veren Adobe, bu kez profesyonelleri değil ama sosyal medya kullanıcılarını veya işinde ya da okulundaki projeler için pratik bir görsel düzenleme uygulamasına ihtiyaç duyanları hedef alan Spark uygulamasını tanıttı. Spark, profesyonel kullanıma yönelik hazırlanan ve uzmanlık gerektiren Photoshop veya Indesign gibi bilindik Adobe uygulamarının aksine kullanıcılara hazır formatlar üzerinde birkaç tuşla düzenlemeler yaparak kendi görsellerini oluşturma imkanı sunuyor.
Spark, sosyal medyada kişisel hesaplarında günlük, anlık paylaşımlar yapan amatör kullanıcılar kadar, küçük işletmelerinin dijital dünyadaki görsel ihtiyaçlarını karşılamak isteyen işletme sahiplerinin de hem masa üstünde hem de mobilde hızlıca kullanabilecekleri pratik bir görsel düzenleme yazılımı olarak konumlanıyor.
Canva’ya rakip
Uygulama çok basitçe, kullanıcının çekip hazırladığı görselleri veya uygulama veri tabanında ücretsiz olarak bulunan stok görselleri, mevcut formatlar üzerinden farklılaştırmaya imkan tanıyor. Spark’ı, benzer bir işlev sunan ücretsiz web uygulaması Canva ile benzeştirmek mümkün. Adobe’nin de yeni uygulaması ile internette giderek popülerleşen ve Adobe ürünlerine rakip olmaya başlayan Canva ile rekabet edebilmek için Spark’ı yarattığı düşünülüyor. Ücretsiz olarak ve sosyal medya hesapları üzerinden üye olmaya imkan tanıyan uygulama ile sadece bir görsel, bir web hikayesi veya bir video klip hazırlamak mümkün oluyor. Kullanıcı dilerse sıfırdan kendi çektiği fotoğrafları işleyerek projesini oluşturabiliyor veya hazır şekilde sunulan sayısız örnek üzerine kendi seçtiği görselleri, renkleri, metinleri uygulayarak istediği projeyi oluşturabiliyor. Adobe’nin yayınladığı tanıtım videosunu aşağıda izleyebilirsiniz:Güneş enerjisi panellerinde büyük rekor
Güneş enerjisi konusunda en büyük handikaplardan biri güneşten aldığı ışığı elektrik enerjisine çeviren güneş panellerinin düşük verimle çalışmasıydı. Maksimum %22 gibi verim oranlarına çıkılabilen teknolojide pek çok ucuz panel çok daha düşük verimle çalışıyordu. Bu da, anlamlı bir enerji üretimi için çok büyük alanların güneş enerjisi panelleri ile kaplanması zorunluluğunu doğuruyordu. Üstelik panellerin maliyetinin yüksek olduğunu da unutmamak gerekiyor.
Bilim insanları şimdi, güneş enerjisini elektriğe çevirme konusunda umut doğuran bir gelişmeye imza attı. Avustralya’daki New South Wales Üniversitesi’ndeki bilim insanları güneş enerjisi panellerinin %34,5 verimle çalışmasını sağladı. Bu yeni teknoloji, panellerinin veriminde %44 artış anlamına geliyor. Bu oran, güneşin altında normal şekilde duran bir panelde erişilen verim miktarı. Üniversite ayrıca yoğunlaştırılmış güneş ışığı altında verim oranını %40’a çıkartarak ayrıca bir rekor daha kırdılar. Yoğunlaştırılmış güneş ışığı aynalar gibi yansıtıcılarla güneş ışığının çevreden toplanıp enerji panellerinin üzerine yönlendirilmesiyle elde ediliyor. Bu sistemle çalışan büyük güneş enerjisi santralleri, ABD ve Avrupa’da orta ölçekli şehirlere elektrik sağlamak için kullanılıyor.
Bilim insanları bu orana ulaşmayı çok uzun yıllar boyunca beklenmiyor olduklarını da vurguluyorlar. Yani yeni çalışma, güneşten enerji elde etmek konusundaki teknolojilerde çok büyük bir gelişme olarak kabul ediliyor.
Allo ve Duo Google’ın yeni mesajlaşma uygulamaları olacak
Google’ın bu yılki geliştiriciler konferansı I/O çok bereketli geçti. Home, Assistant, Duo ve Allo gibi Google ekosistemi açısından devrimsel ürünler tanıtan Google’ın en çok ilgi çeken yeni ürünleri arasında yeni sohbet uygulamaları Allo ve Duo oldu.
Google’ın mevcut sohbet servisi Hangouts ile aynı anda çalışmaya devam edece Allo ve Duo uygulamaları aynı zamanda Facebook’un WhatsApp ve Messenger uygulamalarına da rakip olacak.
Allo uygulaması Google’ın yapay zeka ile entegre ettiği yeni sohbet uygulaması olacak. Kullanıcıların yazışma stillerini zaman içinde öğrenecek olan Allo, sohbetler içinde belli mesajları okuduğunda, verilecek cevab için otamatik olarak bazı seçenekleri kullanıcının önüne çıkaracak. Bu sayede kullanıcılar, o cevabı yazmak için klavye üzerinde uğraşmak yerine sadece ilgili seçeneğe basarak sohbete devam edecekler.
Örneğin, sohbet başlangaçlarında her zaman sorulan “Merhaba Ahmet nasılsın?” sorusu için Ahmet’in sık kullandığı “Sağol iyiyim?”, “Ne olsun, sürüklenip gidiyoruz,” gibi standart cevaplar artık seçenek şıkkı şeklinde klavyenin hemen üzerinde belirecek. Böylece kulanıcılar sıkışık anlarında, otobüste, metroda, otomobil kullanırken telefon klavyesinde yazı yazmak için enerji harcamak zorunda kalmayacaklar.
Ayrıca elbette Google’ın Türkçe’de bile son derece başarıyla ses tanıyan ve sesten-yazıya çevirim yapan klavyesi de işin içine girdiğinde artık mesajlaşmalar çok daha hızlı ve kolay gerçekleşecek.
Video görüşmeler için Duo
Google Duo ise video görüşme yapmayı sağlayan, çok hızlı ve çok basit, bir diğer deyişle çok sade bir uygulama. Gogle Duo ile kullanıcıların karmaşık arayüzler ve sayısız menü seçeneği arasında boğulmadan doğrudan bir tuşa basarak video görüşmelerini başlatıp sonlandırabilmesini hedeflemiş. İki uygulamanın yanında, benzer özelliklere sahip Google’ın eski mesajlaşma yazılımı Hangouts aynı şekilde çalışmaya devam edecek ve Google bu servise yatırım yapmaya devam edecek. Google’ın amacı, Hangouts’un iş dünyasında ve ofislerde kullanılmaya devam etmesi ve iş dünyasına odaklı özel bir servis haline dönüşmesi.117 milyon Linkedin hesabı tehlikede
Popüler kariyer sosyal ağı Linkedin’de 117 milyon hesabın şifrelerinin çalındığı ortaya çıktı. Hacker’ların Darknet’te 117 milyon hesap bilgisini satışa çıkarmasıyla anlaşılan olayda, satışı yapan hacker’ın 2012’de siteyi hackleyen aynı hacker olması dikkat çekti.
Böylece 2012 yılında duyurulan hack olayında elde edilen bilgilerin, düşünülenden daha fazla olduğu da ortaya çıkmış oldu. Sosyal ağın yöneticileri de 2012 yılındaki hacker saldırısını hafife almış olduklarını itiraf etmek zorunda kaldı.
Kariyer sosyal ağı, şifreleri çalınan kullanıcılara ulaşarak şifrelerini değiştirmeleri gerektiğine dair uyarmaya çalışırken bir yandan da tüm kullanıcıları için de şifrenizi değiştirin uyarısı yaptı.
2012 yılında gerçekleşen saldırıda hacker’lar 6,5 milyon Linkedin kullanıcının şifresini ele geçirmişti. Linkedin’in kullanıcı hesap şifrelerini şifrelemeden veri tabanına kayıt ettiği ve bu sayede hacker’ların hesap şifrelerini kolayca okuyabildikleri anlaşılmıştı.
Yeni satış dalgasında, Peace isimli aynı hacker’ın 117 milyon kullanıcı hesabı için 5 bitcoin (2200 dolar) istediği dikkat çekti.
2012 yılındaki hack olayı sonrasında bazı kullanıcılar gizli bilgilerinin açığa çıkmasına neden olduğu için Linkedin’e 5 milyon dolarlık dava açmıştı. Bu saldırıda şifrelerle birlikte email adreslerinin ve başka kişisel verilerin açığa çıkması nedeniyle yine benzer davaların açılacağı düşünülüyor. Bu arada, çalıntı verilerin satışını yapan hacker arama motoru LeakedSource, kullanıcıların başvurması halinde kendilerine ait verilerin arama sonuçlarından çıkarılacağını da açıkladı. Ancak bu işlem elbette hayır amaçlı yapılmayacak, kullanıcılardan verilerinin silinmesi için belli bir “fidye” ücreti istenecek.
Google, Echo’ya rakip cihazını duyurdu: Home
Birkaç gün önce Google’dan sızan bilgiler teknoloji devinin Amazon’un son derece beğeni toplayan akıllı ev asistanı Echo’ya rakip bir ürünü tanıtmak üzere olduğunu fısıldıyordu. Google nihayet bugün merak edilen o ürünü tanıttı. Daha önce isminin Chirp olacağı söylenen cihaz, Google Home ismiyle tanıtıldı.
Google Home tek başına çalışan bir donanım. Ancak aynı zamanda Google’ın yeni duyurduğu Asistant servisi ile bağlantılı çalışıyor. Asistant servisi, Apple’ın Siri’si gibi ses komutuyla çalışan bir sanal asistan. Google Echo’ya rakip olarak konumlandırdığı cihaz ise bu servise evden ulaşmak için kullanılan bir donanım.
Aynı Amazon Echo’da olduğu gibi, Google Home’a sesle komut vermek ve önemli bilgileri asistan cihazın güçlü hoparlörlerinden sesli şekilde duymak mümkün olacak. Yeni cihaz sayesinde kullanıcılar evde diledikleri müziği sesli komutla çalabilecekler, internette arama yapabilecekler, önemli e-postalar hakkında uyarı alabilecekler. Google, Home ürününün kullanıcıların ihtiyaçlarına göre çok esnek şekilde konfigüre edilebileceğinin de altını çiziyor.
Google’ın, her yıl düzenlediği geliştiriciler forumu I/O’da tanıttığı yeni ev asistanı ayrıca, Chromecast ile de uyumlu olacak. Böylece kullanıcılar oturdukları yerden televizyonlarına sesle kumanda edebilecekler. Firma, ürünün fiyatını şimdilik açıklamadı ancak Amazon Echo ile rekabet edebilmesi için daha uygun fiyata satılacağı düşünülüyor. Amazon Echo’nun fiyatı ise 180 dolar.
Galaxy TabPro S kurumsal alanda iddialı
Samsung, Windows 10 işletim sistemiyle çalışan birinci sınıf teknolojisini aktardığı yeni nesil Galaxy TabPro S ile kurumsal kullanıcılarına, gerçek bir bilgisayar işlevselliğini, maksimum düzeyde performans ve enerji verimliliğiyle tek bir tablette sunuyor.
Galaxy TabPro S; evde, işyerinde ya da seyahatte maksimum üretkenlik arayışında olan kullanıcılara hitap ediyor. Tablet, Windows 10 Home ya da işe yönelik Windows 10 Pro ile gerçek bir bilgisayar işlevselliği sunuyor. Galaxy TabPro S’in mevcut BT altyapısına uyumluluğu da kullanıcı avantajlarından bir diğeri.
6,3 millimetre inceliğinde ve 693 gram ağırlığındaki Galaxy TabPro S tüm gün kolayca taşınabilecek şekilde tasarlandı. Cihaz kapsamında yer alan tablet boyutundaki aynı zamanda kılıf olarak da kullanılan klavyesi , tableti daha da kullanışlı hale getiriyor. Ek olarak Galaxy TabPro S’in klavyesi üzerinde bulunan Pogo pin, cihazı bağımsız olarak eşleştirme ya da şarj etme ihtiyacını ortadan kaldırıyor.
Windows’a yönelik ilk Super AMOLED ekranlı tablet olarak sunulan Galaxy TabPro S, çoklu dokunmatik ekranın yanı sıra %94 gerçeğe en yakın renklerle daha derin bir renk kontrastı ve sınıfının en iyisi görüntüleme deneyimi için daha keskin detaylar içeriyor. Enerji verimliliği sağlayan,12 inçlik Süper AMOLED ekran sayesinde kullanıcılar; oyunları, filmleri ve diğer popüler içeriği doğru renkler ve net bir şekilde görüntüleyebiliyorlar.
Galaxy TabPro S 4.5G deneyimi ve güçlü performans sunuyor
Galaxy TabPro S, Samsung’un ileri teknolojisiyle en yüksek düzeyde performans ve enerji verimliliği sunuyor. Windows’la çalışan cihaz, en hızlı ve en gelişmiş bağlantı için LTE Cat 6’yı destekleyen ilk tablet olarak da öne çıkıyor. Bu sayede kullanıcıların en iyi 4.5G deneyimini elde etmesi için güçlü bir iletişim performansı veriyor. Geliştirilmiş hızlı şarj özelliğiyle, 2,5 saatte tamamen şarj olan cihaz, 10.5 saatlik şarj ömrü sunarak gün boyu kullanım avantajı sağlıyor. Güç kaynağına dayalı performans için fansız, ikisi bir arada tablete yönelik tasarlanmış Intel’in son nesil Core M (skylake) işlemcisiyle donatılan Galaxy TabPro S, ses bozulmalarını ortadan kaldırmak ve verimliliği en yüksek düzeye çıkarmak için sadece 4,5 W enerji tüketiyor. Üretkenliği arttırmak için çoklu bağlantı noktasına sahip adaptör (HDMI, USB Type A & C) ve Bluetooth Pen de ayrı ayrı satışa sunuluyor. Galaxy TabPro S, Türkiye’de 2 bin 999 TL’den başlayan tavsiye edilen kullanıcı fiyatıyla raflardaki yerini aldı.Microsoft Nokia markasını Foxconn’a sattı
Microsoft’un, elinde bulunan Nokia (Feature Phone/düşük fiyatlı low end telefonlar) markasını, Çin’in en büyük telefon üreticisi Foxconn’a sattığı açıklandı. 350 milyon dolarlık alışverişin içinde Microsoft’un elinde bulunan 4500 kişi çalıştıran telefon fabrikası da dahil olacak. Anlaşmayla birlikte Microsoft artık Nokia markasını kullanarak telefon üretemeyecek. Bu hak artık tamamen Foxconn’un elinde olacak. Foxconn aynı zamanda Apple için iPhone üreten taşeron üretici olarak da tanınıyor.
Microsoft’un Nokia’nın mobil telefon departmanını satın alması teknoloji dünyasında büyük sansasyona yol açmıştı. O güne kadar Windows telefonları üreten firmalara işletim sistemi sağlayarak destek olan Microsoft artık doğrudan telefon üreticisi olarak ortaklarına karşı rakibe dönüşmüş, bu da piyasada büyük rahatsızlık yaratmıştı. Microsoft telefon üreticilerinin “gönlünü almak” ve yeniden Windows telefonları üretmeye başlamalarını sağlamak için birçok üreticiye yüzlerce milyon dolara varan “teşvik primi” ödemek zorunda kalmıştı.
Ancak Microsoft’un tüm çabalarına rağmen, firma telefon piyasasında tutunamadı. Düşük fiyatlı Nokia modelleri de, high-end Lumia modelleri de son derece hayal kırıklığı yaratan çok düşük satış rakamlarında kaldı.
Yeni satışın ardından Microsoft artık düşük fiyatlı, düşük özellikli telefonlarla artık uğraşmayacak ve sadece yüksek seviye telefonları geliştirmek için çalışacak. Söylentilere göre Microsoft’un bu yıl içinde yüksek seviye bir Lumia çıkarması bekleniyor. Önümüzdeki sene ise yine kendi markası olan Surface Phone’u piyasaya süreceği düşünülüyor.
Microsoft’un büyük pişmanlığı
Microsoft’un telefon pazarındaki büyük düşüşü, bu alana odaklanmayı seçmeyen Satya Nadella’nın yönetiminde daha da belirgenleşti. Önceki yıl 8.6 milyon Lumia satan Microsoft, geçen yıl sadece 2.3 milyon adet telefon satabildi ancak bu düşüş bekleniyordu zira Microsoft yöneticileri basın toplantılarında, ucuz telefon işine girmelerinin büyük hata olduğunu ve yeni yıldaki odak noktalarının telefon olmayacağını vurguluyorlardı. Şirketin şimdi “uğraşmaya değecek” oranda kar bırakan, yüksek fiyatlı, yüksek kaliteli telefonlara odaklanması bekleniyor. Nokia markasının Foxconn’a satışı da bunun en büyük işareti.Akıllı ev için umut vadeden proje
Kickstartter’da ortaya çıkan ve düz yüzeyleri kontrol cihazlarına dönüştüren Knocki isimli ürün akıllı ev konusunda önemli bir gelişme olarak görülüyor.
35 bin dolarlık proje hedefine 1 saatte ulaşan Knocki’nin özelliği, yerleştirildiği düz yüzeyde (masa, tepsi, duvar) kullanıcının el hareketleriyle tanımlanmış dijital kontrol bölgeleri oluşturuyor. Böylece oturduğunuz yerden elinizi masaya iki kez vurarak odadaki ışıkları açıp kapayabiliyor, müzik çalmaya başlayabiliyor, müziğin sesini açıp kapayabiliyor veya diğer elektronik/dijital cihazlarınıza hükmedebiliyorsunuz.,
Knocki’nin uyumlu olduğu cihazlar arasında,Google’ın Nest’i, Philips’in akıllı ampülleri, Samsung’un akıllı cihazları ve Wi-Fi uyumlu pek çok cihaz da yer alıyor. Cihaz ayrıca Spotif ve Gmail gibi uygulamalarla da uyumlu. Kickstarter projesinde fiyatı 69 dolara olan cihaz için şimdiden 200 bin dolarlık sipariş verilmiş durumda. Geliştiricinin planlarına göre Kickstarter bağışçıları ürünlerini Kasım ayında teslim almaya başlayacaklar.
HP, süper hızlı 3D yazıcı tanıttı
3D yazıcı pazarı yükselişini sürdürürken önlerindeki en büyük handikaplardan biri, yavaş çalışıyor olmalarıydı. Küçük bir tasarımı objeye dönüştürmek için baskı ve soğuma süresi dahil bazen bir güne yakın beklemek gerekebiliyorken teknoloji firmaları bu süreci kısaltmak için çalışmalarını sürdürüyorlardı.
Şimdi iyi haberler, HP’den geldi. HP’nin tanıttığı yeni 3D yazıcılar, piyasadaki diğer örneklere oranla 10 kat daha hızlı çalışıyor. Üstelik fiyatları da rakiplerine oranla daha düşük. Yazıcıların şimdilik tek handikapı, tek renk ve tek materyal basabiliyor olmaları.
HP’nin yeni Jet Fusion 3D 3200 ve Jet Fusion 3D 4200 modelleri, sektörde lider konumda olan Stratasys ve 3D Systems’in ürünlerine rakip olarak geliştirilmiş.
Rakip ürünlerde baskı materyali lazer ile objeye dönüştürülürken HP’nin teknolojisinde hedef noktaya dökülen materyal ısıtılarak tepkimeye sokuluyor ve Inkjet benzeri bir yöntem kullanılıyor. Yazıcılar, bu işlemi her layer için tekrarlayarak, objeyi kısa sürede oluşturuyor. HP’nin yazıcıları saniyede 340 milyon noktayı (voxels) hedefleyebiliyor.
3D yazıcıların şimdilik tek dezavantajı tek renk materyal kullanabiliyor olmaları. Ancak HP’nin rakipleri ile arasındaki farkı kısa sürede kapatacağı düşünülüyor. Piyasa standartlarından 10 kat daha hızlı çalışabilen bir teknolojiyi geliştirmek işin zor kısmı olarak yorumlanıyor. Renkli materyalleri yazıcılara adapte etmenin ise bundan sonraki geliştirme adımları olacağı düşünülüyor.
HP’nin yeni yazıcıları yaklaşık bir çamaşır makinesi boyutunda ve endüstriyel cihazların fiyatı 130 bin dolardan başlıyor. Yüksek model olan Jet Fusion 3D 4200’ın fiyatı ise şimdilik belli değil. HP fiyatlandırma üzerinde çalışıyor. HP yeni yazıcılarında amacın prototip üretmekten öte, yazıcıları üretim bandına yerleştirmek olduğunu söylüyor. Yani cihazlardan hızlı ve seri şekilde çıkarılacak ürünlerin doğrudan pazara sunulacak ürünler olmasını hedefliyor.
Amazon gizemli bir tablet üzerinde çalışıyor
Amazon, Echo isimli akıllı hoparlörü sayesinde akıllı ev ve sanal asistan konularında önemli yol kat etti. İnsanları sabahları e-mail’lerini okuyan, trafik hakkında bilgi veren, sesli komut alarak internette arama yapan, telefon açan, mesaj yazan Echo, Amazon’un en başarılı projelerinden biri olarak şirketin gözdesi oldu.
E-ticaret ile adını duyuran dev şirket, şimdi ise Echo’da edindiği deneyimi tabletlerine aktarmaya hazırlanıyor. Şirketten sızan bilgilere göre e-ticaret devi, sesle kontrol özelliğine odaklanmış bir tablet hazırlıyor. Echo’nun özelliklerini ve yeteneklerini bir tablete taşımak isteyen Amazon böylece Echo’yu bir adım ileri taşımış olacak ve insanların sanal asistanını her an yanında taşımalarını sağlayacak.
Daha önce Fire tabletleri ile aradığını bulamayan ama e-paper teknolojisiyle ürettiği e-kitap okuyucusu Kindle tabletleri ile kitap severlerin gözdesi olan Amazon’un bu kez tam anlamıyla bir tablet değil ama “tablet gibi” bir cihaz üzerinde çalıştığı vurgulanıyor.
Knight isimli cihazın, kullanıcıların elleri meşgulken bile sesli komutlara cevap vereceği ve web sayfalarını, uygulamaları açacağı, fotoğraf ve video oynatacağı da belirtiliyor. Tablette, şirketin sesli arama fonksiyonu Alexa’nın yüklü olması da bekleniyor. Ancak Alexa’nın Siri gibi işlev göreceği ve kullanıcıyla konuşacağı, sesli komutlara sesli cevap vereceği de söyleniyor. Şirket eğer bu yeni ürünüyle de Echo’da olduğu gibi başarı kazanacak olursa, daha önce deneyip pişman olduğu akıllı telefon işine yeniden el atması ve iPhone gibi üst düzey telefonlara rakip olabilecek akıllı telefonlar üretmesi mümkün olacak. e-ticaret devi şirket, yeni tableti ile kan kaybeden tablet piyasasında yeni bir heyecan yaratacak ve kendine yeni kapılar açacakmış gibi görünüyor.
John McAfee neyin peşinde?
John McAfee ismini, ünlü McAfee yazılımını geliştiren kişi olarak tanıyoruz. Dünyanın ilk ticari antivirüs yazılımı olan McAfee, sonrasında Intel’e satıldı ve John McAfee ile bağlantısı kalmadı ancak John McAfee teknoloji gündeminden düşmedi.
Kısa bir süre için kendine Güney Amerika’da, macera dolu bir hayat kuran McAfee, orada kendisine kurulan devlet komplosundan kaçarak kurtulduktan sonra yeniden ABD’ye yerleşti ve önümüzdeki seçimlerde ABD başkanlığına da aday oldu.
FBI’ın, San Bernardino’daki terörist saldırı sonrasında saldırganın üzerinden çıkan iPhone’u kırması için Apple’a baskı yaptığı sırada, iPhone’u Apple’a gerek kalmadan kırabileceğini açıklamasıyla da gündeme gelen McAfee şimdi ise yeni kurduğu şirketi ile gündemde.
Salı günü, küçük bir teknoloji şirketi olan MGT Capital Investments, ABD borsasında en çok işlem gören ve en çok yükselen hisse oldu. Bir günde 108 milyon hissenin el değiştirdiği şirketin değeri aynı gün içinde %37 arttı. Şirketin yaptığı duyuruda, John McAfee’nin CEO olarak şirketin başına geçtiği, şirketin isminin ise John McAfee Global Technologies Inc. olarak değiştiği bildirilmişti. Yatırımcıların bu gelişme üzerine, şirket hisselerine yatırım yaptığı anlaşılıyor.
Daha önce Online Gaming üzerine odaklanan şirketin McAfee’nin işin başına geçmesiyle, siber güvenlik konusuna odaklanacağı açıklandı. John McAfee şirketin onun siber güvenlik ürünlerine yatırım yapacağını, kendisinin de işin başında süreci yöneteceğini açıkladı.
Diğer bir deyişle, yakında McAfee ismiyle yeni siber güvenlik ürünleriyle karşılaşacağız gibi görünüyor.
Hizmet ihtiyacını karşıladılar, 3 milyon USD yatırım aldılar
Armut.com’un çalışma mantığı oldukça basit; evinizi boyatacak bir boyacı, musluğu tamir edecek bir tesisatçı ya da günlük hayat ihtiyaçlarını sizin yerinize çözecek bir diğer usta aradığınızda bu platforma giriyorsunuz. Yaklaşık 90 bin hizmet veren arasından size uygun olanı seçip, fiyatta anlaşınca işi yaptırıyorsunuz.
Türk usulü “hizmet piş, ağzıma düş” mantığından yola çıkarak adını alan startup, yakın zamanda 3,2 milyon dolarlık bir yatırım aldığını açıkladı. 2011 yılında kurulan şirket, Avrupa kaynaklı yatırım fonları Addventure (%75) ile aynı zamanda ilk yatırımcısı da olan Hummingbird’ten (%25) toplamda 3,2 milyon dolarlık önemli bir yatırım daha aldı.
Armut nasıl böyle olgunlaştı?
Konuya ilişkin açıklama yapan Armut.com kurucu ortağı Başak Taşpınar Değim, aldıkları bu yatırımla beraber “hizmet piş, ağzıma düş” vizyonuna, yani, hizmet almayı çok daha kolay ve güvenilir hale getirme hedefine daha hızlı ilerlemek istediklerini belirtti. Diğer kurucu ortak Erol Değim de, 30 kişilik uzman ekiplerini büyüterek, pazarlama, ürün geliştirme ve müşteri hizmetleri alanlarına yatırım yapacaklarını, akademik başarısı yüksek gençlerden oluşan dünya çapında bir ekip kurmayı hedeflediklerini söyledi. Şirket önümüzdeki yıl yurtdışına açılmayı da hedefliyor. Armut.com aldığı bu son yatırımla toplam 4,2 milyon dolar yatırım almış oldu.Bitcoin için alternatif ödeme kanalı
Dijital para birimleri online alışverişlerde giderek daha fazla tercih ediliyor. Takip edilemeyen yapısı nedeniyle farklı alanlarda büyük ilgi de gören Bitcoin’in en büyük handikabı ise alışverişte el değiştiren Bitcoin’in alıcının cüzdanından alıp satıcının cüzdanına geçirirken yaşanan zaman kaybı.
Sistemin çok ağır işlemesi nedeniyle para transflerinin onlarca dakikayla ifade edilmeye başlaması, Bitcoin’in geleceği açısından büyük tehlike oluşturuyor. Alışverişte harcanan paranın, satıcının hesabına transfer edilmeden başka bir alışverişte kullanılma tehlikesi de bulunuyor. Bu da online alışverişlerde sorun yaratıyor. Para transferi işleminin giderek yavaşlaması ve blokchain sisteminin yapısı gereği, yeni Bitcoin’leri hesaplamanın daha da zor olması nedeniyle, para transferi işlemlerinin giderek yavaşlaması da sorunun gelecekte de kolayca çözülemeyeceğini gösteriyor.
Bitcoin cüzdanı olarak hizmet veren Blockchain şimdi bu sorunu gidermek için kısmi bir çözüm hazırlığı içinde. Thunder isimli açık kaynak kodlu alternatif bir ağ yaratan Blockchain, Bitcoin sahiplerinin Thunder üzerinde para transferi yapmasına imkan tanıyor. Bu transferler Bitcoin’in ana zincir ağına işlenmemiş oluyor, dolayısıyla para resmen transfer edilmemiş oluyor ancak kullanıcıların Blockchain cüzdanlarından çıkarak, önceki alışverişlere gönderilmesi gerekirken yanlışlıkla başka işlemlerde harcanması önlenmiş oluyor. Thunder üzerinde yapılan transfer işlemleri ana zincir üzerinde onaylandığında, kullanıcıların Blockchain cüzdanlarına kaydediliyor.
Bağımsız Thunder sunucularında saniyede 100 bin adete kadar alışverişi işlemek mümkün oluyor. Böylece alışverişlerde Bitcoin’lerin birbirine karışmasına fırsat vermeden para tarafların Thunder cüzdanları arasında değiş tokuş yapılıyor. Bitcoin zinciri içinde alışveriş onaylandığında ise para, Blockchain cüzdanlarna kaydediliyor. Saniyede 100 bin işlem ise çok güçlü bir performans. Dünya çapında işlem yapan Visa’nun sunucuları saniyede 2000 kadar alışverişi işleyebiliyor ve bu kapasite saniyede 56 bine kadar çıkabiliyor.









