Türkiye’nin en çok ziyaret edilen e- ticaret platformlarından sahibinden.com, 2015 yılı ikinci çeyrek sahibindex “alışveriş” verilerini açıkladı. 2015’in Nisan – Mayıs – Haziran aylarını kapsayan döneminde alışveriş kategorisine girilen ilanlarda ilk sırayı cep telefonu alırken, onu bilgisayar ve giyim&aksesuar ilanları izledi.
1 Nisan – 30 Haziran 2015 tarihleri arasında elde edilen, sahibindex “alışveriş” verilerine göre, cep telefonu teknoloji kategosinde en çok satışı gerçekleşen ürün oldu. Cep telefonunda en çok tercih edilen marka ortalama 680 TL’lik satış fiyatıyla Samsung olurken, onu Apple, LG ve Nokia takip etti. Akıllı telefonlar içinde ise en çok satılan cep telefonu altın renkli iPhone 5S oldu. Satışı gerçekleşen cep telefonlarında Android işletim uygulamalı, dokunmatik ekran en çok tercih edilen özellikler arasında yer aldı.
İncelenen dönemde sahibinden.com kullanıcıları dizüstü bilgisayarda en çok HP markasını tercih etti. Netbook’larda Acer, Tablet PC’de de Apple kullanıcıların ilk tercihi oldu.
Klasik severlerin tercihi SLR fotoğraf makinelerinde ise en çok satılan marka Canon oldu. Canon’u, sırasıyla Nikon ve Sony takip etti.
IBM, bugün yaptığı açıklamada, bulut tabanlı veri tabanı hizmeti sunan Compose şirketini satın aldığını açıkladı. Compose daha önce MongoHQ ismiyle tanınıyordu, kısa süre önce ismini Compose olarak değiştirmişti. Satın almanın detayları, fiyatlandırılması gibi konular hakkında açıklama yapılmadı.
Compose kurulduğu 2010’dan bu yana, kullanıcılarına internet üzerinden erişilebilen veri tabanı hizmeti sunuyordu. Şirket toplamda 6.4 milyon dolarlık yatırım toplamayı başarmıştı. Compose şu anda 3600 şirkete hizmet veriyor ve 100 binden fazla veri tabanı barındırıyor. IBM; satın almanın tamamlanmasından sonra Compose’un hizmetlerine aynen devam edeceğini ve müşterilerin hiçbir şey hissetmeyeceğinin altını çiziyor.
Günümüzde şirketler ve çalışanların çoğu karbon ayak izlerini azaltmanın yolunu arıyor. Gereksiz baskı işlemleri yüksek miktarlarda kağıt, sarf malzemesi kullanımı ve enerji tüketimine neden oluyor. Dijitalleşen iş süreçleri sayesinde iş yerlerinde yapılan baskı miktarının giderek azaldığı düşünülse de gereksiz yapılan baskı işlemleri nedeniyle şirketlerin baskı hacimleri hala çok yüksek seviyelerde bulunuyor. Bu durum ağaçların kesilmesi, gereksiz enerji tüketimi ve su kaynaklarının azalması gibi çevre sorunlarına neden oluyor. Xerox, gereksiz baskı işlemlerinin doğaya verdiği zararın önüne geçmek ve baskı hacimlerini azaltarak şirketlerin baskı maliyetlerini düşürmek amacıyla geliştirdiği Xerox Baskı Farkındalık Aracı adlı yeni yazılımını Türkiye’de ofislerin kullanımına sunuyor.
Aylık geri bildirim sunuyor
Bir masaüstü aracı olarak kullanılabilen yazılım uygulaması ile şirket kendisi için aylık bir baskı sayısı ve enerji tasarrufu hedefi koyabiliyor. Ofisteki her çalışanın baskı işlemlerini bu hedef doğrultusunda baskı türü ve adeti olarak gözlemleyen ancak basılan belgenin içeriğiyle hiçbir şekilde ilgilenmeyen yazılım, sağladığı aylık geri bildirimler ile kullanıcılara gereksiz baskı işlemlerini gösteriyor. Ayrıca baskı alışkanlıklarını değiştirmelerini sağlayacak ipuçları veriyor.
Uygulamanın basit arayüzü ve interaktif gösterge paneli ile çalışanlar anlık baskı işlemlerini gözlemleyebiliyor ve şirketin aylık baskı tasarruf hedeflerine göre kendini değerlendirebiliyor. Xerox Baskı Farkındalık Yazılımı, çalışanlara hem çalıştıkları kuruma hem de çevreye karşı faydalı olma hissini yaşatıyor.
Rekabet ortamı yaratıyor
Xerox Baskı Farkındalık Yazılımı üzerinden baskı işlemlerinin miktarı, ne sıklıkta ve ne türde yapıldığı görüntülenebiliyor. Yazılım çalışanlara baskı hedefleri doğrultusunda kolektif hareket etme imkanı tanıyor, bireysel baskı tasarruf miktarlarını diğer çalışanlarla karşılaştırarak olumlu bir rekabet ortamı yaratıyor.
Şirketlerin baskı masraflarını azaltıyor
İş yerlerine daha az kağıtla; daha az israf ve daha az masraf vadeden Xerox Baskı Farkındalık Aracı ile şirketler; kağıt, toner, elektrik gibi giderlerinde önemli tasarruflar sağlarken, çevreye saygılı bir iş yapış biçimine de kavuşuyor. Xerox Baskı Farkındalık Yazılımı, aylık bir sabit ücret karşılığında kişi ve kuruluşların kullanımına sunuluyor. Xerox, yazılımı tanıtmak için şu videoyu da yayına aldı:
https://www.youtube.com/watch?v=NyZxkPoNXxU
Veri koruma çözümleri alanında dünyanın önde gelen çözüm sağlayıcı firmalarından birisi olan Acronis, bulut için geliştirdiği veri koruma platformu Acronis Data Protection Platform’u pazara sunduğunu duyurdu. Yeni kuşak bulut platformu; servis sağlayıcıların, değer katan iş ortaklarının ve distribütörlerin müşterilerine sundukları veri korumasını yeniden tanımlıyor. Acronis Data Protection Platform yedekleme, felaket kurtarma, güvenli dosya senkronizasyonu ve paylaşımı için komple bir veri koruma çözümü sunuyor. Bulut üzerindeki verilerin korunmasına yönelik servisler açısından henüz yeterli hizmet sunumunun bulunmadığı hızlı büyüyen pazarda, Acronis söz konusu çözümle iş ortaklarına önemli bir ivme kazandıracak. Platform; servis sağlayıcılar, değer katan iş ortakları ve distribütörler tarafından kullanılan farklı yaygınlaştırma ve iş modelleri ile geniş kapsamlı teknoloji ortamlarını destekliyor.
Bu duyuruyla birlikte Acronis, pazarın önde gelen bulut yedekleme çözümü Acronis Backup Cloud’un yeni versiyonunun yanı sıra yeni dosya senkronizasyon ve paylaşım çözümü Acronis Files Cloud’u da pazara sunmuş oldu. Acronis, ayrıca, veri yedekleme ve felaket kurtarımı için sunduğu “hepsi bir arada” çözümü Acronis Felaket Kurtarma Hizmetinin de global olarak erişilebilir olduğunu açıkladı.
Bulut, Veri Koruması Açısından Önemli Büyümeye İşaret Ediyor
İş dünyası felaketlerle karşı karşıya kalma, veri kaybı yaşama risklerine karşı her zamankinden daha fazla açık durumda. Birçok kurum daha güçlü koruma sağlamak için bulut çözümlerini araştırıyor. IDC tarafından gerçekleştirilen araştırma sonuçlarına göre(*); harici bulut altyapılarını halen kullanan ya da gelecek 12 ay içinde kullanmaya başlayacak olan işletmeler açısından bulut altyapısına geçme nedenleri arasında %55 ile ilk sırada veri depolama, yedekleme ve kurtarma alıyor.
Eksiksiz Veri Koruması: Gelişkin yapıdaki bulut mimarisi ile Acronis Veri Koruma Platformu; yedekleme, felaket kurtarma, dosya senkronizasyon ve paylaşımının da yer aldığı SaaS (software-as-a-service) çözümleri sağlamaktadır. Söz konusu platform Acronis AnyData Engine –pazarda bir benzeri olmayan, herhangi bir lokasyondaki herhangi bir verinin toplanması, depolanması, kurtarılması, kontrol edilmesi ve erişimine imkan veren güçlü veri koruma teknolojisi- ile güçlendirilmiştir.
Farklı İş Modellerini Destekleyen Esneklik: Acronis Veri Koruma Platformu tüm iş ortaklarının ihtiyaçlarını karşılamak üzere farklı iş modellerini, farklı yaygınlaştırma ihtiyaçlarını desteklemektedir:
· Değer Katan Satıcılar ve Distribütörler – Acronis tarafından barındırılan ve kolay kullanımlı SKU’larla birlikte sağlanan Veri Koruma Platformunu bir hizmet olarak satabilirler.
· Servis Sağlayıcılar – Veri Koruma Platformunu kendi bünyelerinde barındırabilir, yönetebilir ve kendi markaları ile sunabilirler.
Büyük oranda esneklik sağlayan “kullandığın kadar öde” modelleri ise, iş ortaklarının yeni veri koruma hizmetleriyle birlikte üst kategori ya da çapraz hizmetleri satabilmelerine imkan vermekte, halihazırdaki sunum portföylerini genişletme fırsatları yaratmaktadır.
Geniş Yelpazede Teknoloji ve Ortam Desteği: Acronis Veri Koruma Platformu servis sağlayıcıların farklı ortam ihtiyaçlarına özel olarak hazırlanmış olup, Windows, Mac, Hyper-Visor, VMware, RHEV, Oracle VM, Microsoft Exchange ve SQL’in yanı sıra XEN, KVM, Linux, Virtuozzo, Docker, Open-Xchange ve MySQL ı da destekleyerek geniş kapsamlı sistem desteği sunmaktadır. Platform bünyesindeki otomasyon özelliği iş ortaklarına kolay ve hızlı ölçeklendirme yapabilme imkanı vermekte, böylece iş ortaklarının, büyüyen işlerine paralel olarak milyonlarca kullanıcıyı sorunsuz biçimde desteklemesi sağlanmaktadır.
Acronis Backup Cloud: Yeni Versiyonuyla Artık Daha Fazla Sayıda Sistemi ve Cihazı Destekliyor
Acronis Backup Cloud pazarda kendisini kanıtlamış bir bulut yedekleme ve kurtarma çözümüdür. Global olarak erişime hazır olan Acronis Backup Cloud’un yeni versiyonu ile aşağıdaki pek çok yeni özellik kullanıma sunuluyor:
· Microsoft SQL, Microsoft Exchange ve Mac OS X ortamları için genişletilmiş destek
· Büyük hacimli verilerin kolaylıkla buluta taşınması için verilerin posta yoluyla Acronis’e gönderilerek yüklenmesini sağlayan özel “Initial seeding” hizmeti
· Doğrudan merkezi yönetim konsolu kullanılarak lokal yedekleme ve kurtarma yapabilme
Bulutta Güvenli Dosya Paylaşımı ve Senkronizasyonu: Acronis Files Cloud
Acronis Files Cloud hem ofis içindeki çalışanların hem de mobil çalışanların kolay kullanımlı ve güvenli bulut hizmeti ile güvenli dosya erişim, senkronizasyon ve paylaşımını gerçekleştirmesine imkan sağlıyor. Bu çözüm servis sağlayıcıların ve iş ortaklarının, sayıları hızla artan mobil kullanıcıları ve giderek yaygınlaşan BYOD yaklaşımını güvenli biçimde destekleyerek kurumların bu alandaki ihtiyaçlarını karşılayabilmelerine yardımcı oluyor. Acronis Files Cloud; Box, Dropbox gibi son kullanıcı düzeyindeki çözümler ya da daha az güvenli dosya erişim, senkronizasyon ve paylaşım çözümlerinden farklı olarak, dokümanların ve işle ilgili dosyaların özel bulutta saklanmasını sağlarken, kriptolama, denetim kayıtları ve kullanıcı yönetimi gibi kapsamlı güvenlik fonksiyonları ve kontrolleri de sunuyor. Acronis Files Cloud İngilizce, Almanca ve Rusça olarak pazarda yerini alırken, ilave diller için destek ise bu yılın ikinci yarısı için planlanıyor.
Acronis Felaket Kurtarma Hizmetine Global Erişim Sağlanabiliyor: Acronis Felaket Kurtarma Hizmeti; dosyaları, sunucuları, ve tüm veri merkezlerini koruyacak, hepsi bir arada ve hibrid yapıda bir bulut yedekleme ve felaket kurtarma çözümüdür. Hem kurtarma noktası hedeflerine (RPO) hem de kurtarma zamanı hedeflerine (RTO) odakladığından, özellikle veri kaybına, sistem kesintilerine ve risklerin azaltılmasına karşı üst düzeyde hassasiyet gösteren kurumlar için tasarlanmıştır. Acronis Felaket Kurtarma Hizmetlerine global olarak erişilebilmektedir.
“Dünyanın her yerinde, kurumlar, bir felaketle karşı karşıya kalma, veri kaybetme ve bunların getirdiği sıkıntıları yaşama konusunda “eğer karşılaşırsak” yerine “ne zaman karşılaşırız” diye yaklaşmalıdır” diyen Acronis kurucusu ve CEO’su Serguei Beloussov, Acronis veri koruma platformu Acronis Data Protection ile komple veri korumasının hem kolay uygulanabilir hem de hemen her ölçekteki kurum için ulaşılabilir maliyetli bir çözüm olduğunu ifade etti ve söz konusu çözümün fırsatlarla dolu olan bu pazara yatırım yapmak isteyen servis sağlayıcı firmalara ve değer katan iş ortaklarını güçlendireceğini söyledi.
“Acronis’in yedekleme, felaket kurtarımı, güvenli dosya senkronizasyonu ve paylaşımını adresleyen kapsamlı bir bulut platformu sunma vizyonu, izole nokta çözümlerden daha güçlüsünü arayan pek çok kuruma cazip gelecektir” diyen ESG kıdemli analisti Jason Buffington, veri koruması alanında saygın bir isme sahip olan Acronis’in esneklik ve kolay kullanım özelliklerini de eklediği bulut platformu ile veri kaybı ve felaket durumlarına karşı eksiksiz biçimde korunarak BT hizmetleri sunabilme konusunda pek çok kuruma ilham vereceğine inandığını söyledi.
Dünyanın en büyük antivirüs yazılım kuruluşlarından ESET ve ‘teknolojiyi hizmete dönüştüren öncü banka‘anlayışıyla geliştirdiği yenilikçi fikirlerle dijital bankacılık sektörüne değer katmaya devam eden Türk Ekonomi Bankası‘nın (TEB) düzenlediği ESET-TEB Kurumsal Bilgi Güvenliği Toplantıları’nın Samsun ayağı Samsun Serra Otel’inde yapıldı. Dijital dünyadaki güvenlik riskleri ve çözümleri konusunda kurumları ve kullanıcıları bilgilendirmeyi amaçlayan toplantıya Samsun’dan pek çok kurumun temsilcisi ve IT yöneticileri katıldı.
Ekran yoluyla suç işliyorlar
Toplantıda konuşan Suç Bilimleri Uzmanı İsa Altun, Türklerin internete çok hızlı giriş yaptığını ve kullanıcıların yeterince bilgilenmeden internetin sunduğu bilgi okyanusunda yüzmeye çalıştığını söyledi. “Hem bireyleri hem de kurumları istismar etmeye odaklanan pek çok siber suçlu var“ diyen Altun, “Bunlar suçlarını, bulundukları yerden masalarından kalkmadan, olay mahalline kapıdan değil ekrandan girerek gerçekleştiriyorlar. Maalesef bu yöndeki eğilim giderek artıyor. Klasik suçların modası geçiyor. Ekran başında gerçekleştirilen nitelikli siber dolandırıcılık, suçlulara daha kolay geliyor. Bu durumdan ancak teknoloji desteğiyle bilgisayarın bağışıklık sistemi güçlendirilerek ve tehlikeler konusunda bilinçlenerek korunmak mümkün“ dedi.
Teknoloji koruyor, merak bulaştırıyor
Toplantıda konuşan ESET Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Alev Akkoyunlu, son bir yıldır ‘Phishing‘ yani oltalama saldırılarında olağanüstü artış olduğunu söyledi. Akkoyunlu, “Güvenlik yazılımlarını ve teknolojiyi aşmakta zorlanan hackerler, bilgisayar kullanıcılarını oltalarına düşürerek kandırmaya çalışıyor. Son dönemde bu konuda en çok karşılaştığımız zararlı program, fidye yazılımı Cryptolocker oldu. Siber suçlular, bu zararlı yazılımı içeren sahte e-fatura ve mesajları, kullanıcılarda merak uyandıracak ve gelen maili doğruluğunu sorgulamadan açılmalarını sağlayacak şekilde tasarlıyorlar. Kargo beklemiyorsunuz ama kargo bilgisi veya adres değişikliği isteği geliyor ya da sizin adınızla oldukça yüksek meblağlı bir GSM faturası karşınıza çıkıyor. Maildeki eklentiyi tıkladığınız anda virüs, bilgisayarınıza bulaşıyor. ESET dahil çoğu antivirüs yazılımı Cryptolocker’i tespit ederek kullanıcıları uyarıyor ve zararlı yazılımın çalışmasına izin vermiyor. Ancak yine de bazı kullanıcılar, dosyayı açtırmayan antivirüs uygulamasını devre dışı bırakmaya ve dosyaya ısrarla ulaşmaya çalışıyor. Lütfen bunu yapmayın. Bu e-postanın içeriği tuhaf olsada çok önemli görünüyorsa, mailde verilen ekli dosyayı açmak yerine ilgili kurumun web sayfasına ya da çağrı merkezine başvurarak bilgi alın. Bu yapılabilecek en doğru şey“ diye konuştu.
Mobil bankacılığı çok sevdik
TEB İnternet ve Mobil Bankacılık Yöneticisi Gülşah Çavuşovalı ise Türklerin dijital ve mobil hayata hızla entegre olduğunu söyledi. Çavuşovalı, “Online bankacılık gelişiyor ancak özellikle mobil bankacılığa güçlü bir yönelim var. Türkiye’de mobil bankacılık müşterisi, 2014 yılında bir önceki yıla göre iki kat artarak 6 milyon 711 bin kişiye ulaştı. Öte yandan mobil bankacılık uygulamamız CEPTETEB’i kullanan müşterilerimizin %55’i, sadece bu kanalı kullanarak bankacılık işlemlerini diledikleri zaman diledikleri yerden gerçekleştiriyor“ dedi. Müşterilerinin beklentilerine cevap vermek için şirketlerin de dijitalleşmesi ve mobil teknolojileri kullanması gerektiğini vurgulayan Çavuşovalı, dijitalleşme ile oluşabilecek güvenlik risklerinden korunmanın mümkün olduğunu söyledi.
10 ilde bilgilendirme toplantıları
ESET-TEB Kurumsal Bilgi Güvenliği Toplantıları, İzmir, Antalya, Eskişehir, Bursa, Konya ve Samsun’da gerçekleştirildi. Toplantılar 2015 yılı boyunca Denizli, Kayseri, Gaziantep ve Adana’da da yapılacak.
TomTom ve Bosch otonom sürüş için haritalar alanında işbirliği konusunda anlaşmaya vardı. Bu anlaşma çerçevesinde, TomTom, gerekli haritaları tasarlarlarken, Bosch, sistem mühendisliği çalışmaları temelinde, bu haritaların karşılamak zorunda olduğu özellikleri tanımlıyor. Haritalar, şimdiden Bosch’un Almanya (A81) ve ABD’nin (I280) bazı ana yollarında test ettiği otomatikleştirilmiş araçlarda kullanılıyor. Otomatik sürüş gelişimi birçok parçalardan oluşan bir bulmaca gibi kabul ediliyor. Hollandalı harita ve trafik bilgi sağlayıcısı TomTom (TOM2) ve Bosch birlikte bu resmi tamamlamaya yaklaşıyor.
Bu girişimin önemine değinen Bosch Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Dirk Hoheisel, “2020’de sadece yüksek hassasiyetli haritalar ile otoyollarda otomatik sürüş yapılabilecek” diyor. TomTom Başkan Yardımcısı Jan Maarten de Vries ise konuyla ilgili şunları söylüyor: “2015 sonuna kadar, Almanya’daki tüm otoban ve otoban benzeri yollarda otomatik sürüş için yeni yüksek hassasiyetli haritalara sahip olmak istiyoruz. Yol kapsamı daha sonra Avrupa ve Kuzey Amerika’nın geri kalanına genişletilecek.”
Mevcut haritadan farkı ne?
Mevcut navigasyon sistemlerinde ve yüksek otomasyonlu sürüş için kullanılan haritalar iki açıdan farklılık gösteriyor. Birincisi, doğruluk oldukça yüksek. (desimetre hassasiyeti açısından). İkincisi, yüksek otomasyonlu sürüş için harita bilgileri birden fazla katmandan oluşuyor. Geleneksel temel navigasyon katmanı sürülecek yolların devamı da dahil olmak üzere, A noktasından B noktasına yolları hesaplamak için kullanılıyor. Yerelleştirme katmanı son derece hassas harita verileri sağlayan yeni bir konumlandırma kavramı kullanıyor. Bu bilgi, otomatik aracın şerit içindeki konumunu doğru bir şekilde hesaplamak için kullanıyor. Bunu yapabilmek için araç, lokalizasyon katmanındaki bilgiyi sensör ile algıladığı çevre ile karşılaştırıyor. Böylece araç konumunu yol ile göreceli olarak çevresi ile doğru bir şekilde tanımlanıyor.
Şerit, hız ve yükseklik algısı var
Lokalizasyon tabakasının üstündeki planlama tabakası sadece yol şerit tipleri, trafik işaretleri, hız limitleri gibi nitelikleri içermekle kalmıyor aynı zamanda yokuş ve yamaç gibi yol geometrisi içeren 3 boyutlu bilgileri de sağlıyor.
Yüksek otomasyonlu sürüşte, güvenlik ve konfor önemli bir şekilde güncel harita bilgisine bağlıdır. Bu bağlamda, Bosch ve TomTom harita verilerini güncel tutmak için çeşitli unsurlara ve hizmetlere yüksek önem veriyor. TomTom haritalama filosu doğru yeni yollar ve güzergahlar sağlamak için bu konuda çalışmaya devam ediyor. TomTom ve Bosch, yollardaki son değişiklikleri kaydetmek için gerekli sensörler ile donatılmış araç filolarını geri bildirim için kullanmayı planlıyor.
Japon devi Sony’nin, ABD Hollywood’da kurulu film şirketi Sony Pictures Entertatinment’ın 2014 sonunda yaşadığı hack’lenme deneyimi, tarihe geçecek, ders kitaplarına girecek derecede önemli bir vakaydı.
ABD’nin ve Kuzey Kore’nin birbirine nükleer saldırı imasında bulunmasına kadar ilerleyen hack krizi boyunca Kuzey Koreli hacker’lar, Sony’nin tüm sistemlerine girmiş, yöneticilerin e-posta yazışmalarına kadar şirkette ne var ne yoksa almışlar, hatta Sony’nin henüz piyasaya çıkmamış filmlerini internete koyarak şirkete on milyonlarca dolarlık zarar vermişlerdi.
Aslında bu boyutta olmasa bile, şirketler sık sık hacker saldırılarıyla karşı karşıya kalıyorlar. Her çalışanın, her sabah bilgisayar başına oturup açtığı her e-posta bir güvenlik riski içeriyor. Elbette büyük şirketler, büyük güvenlik yatırımları yaparak, sunucularını, sistemlerini saldırılara karşı korumak için ellerinden geleni yapıyorlar ama bu noktada hem maliyetlerini azaltacak hem de riskleri minimuma indirecek en basit önlemi gözden kaçırıyorlar: Eğitim.
Bir şirkette, şirket içi eğitimler verilirken, her departmana kendi uğraş alanlarına uygun eğitimler seçiliyor, dolayısıyla teknoloji eğitimleri de sadece IT departmanı için programlanıyor. Oysa IT departmanı için planlanan eğitimler kadar teknik detay içermese de bir şirketteki tüm çalışanlar için mevcut teknolojileri nasıl kullanacaklarına yönelik bir kaç saatlik kısa eğitimler verilmesi, hem güvenlik risklerini en aza indirecek, hem de çalışanların teknolojiyi kendi işleri sırasında daha verimli kullanamaları sağlanacaktır. Yani, bir çalışanın sabah e-postalarını açarken hangi e-postanın dolandırıcı/hacker e-postası olduğunu anlayabilecek kadar teknolojiden anlaması, o şirketin sunucularına virüs sızması riskini en aza indirecek, güvenlik hizmetleri için harcanacak mesaiyi ve maliyeti düşürecektir.
Aynı şekilde, bir çalışanın, bulut bilişim servislerini etkin kullanabilmesi, bir proje sırasında iş arkadaşları arasında gidip gelen ve çoğu kez hatalara neden olarak projeyi uzatan dosyaların çok daha kolay şekilde işlenmesini sağlayacak, şirket içinde iş süreçlerinin daha hızlı, daha etkin, daha karlı hale dönüşmesine yardımcı olacaktır.
Bir çalışanın telefonuna e-mail hesabını yükleyebilmesi kadar telefonundan görüntülü konferans yapmayı öğrenmesi, toplantıya gideceği müşteriye ulaşırken şehrin trafiği az rotalarını nasıl bulacağını bilmesi, öğle yemeği için restoranların arasında onlarca dakika dolaşmak yerine, daha yerinden kalkmadan hangi restoranda hangi menülerin olduğunu görüp doğrudan öğle yemeğini yiyeceği restorana gidebilmesi veya benzeri pek çok küçük teknolojik detay, bir işyerindeki verimliliğe büyük katkılar sağlayacaktır. Ancak bunun için, şirketin tüm çalışanlarına düzenli olarak “güncellenmiş teknolojik eğitimler” vermek gerekiyor.
İyi bir yöneticinin, şirketinin çalışma mekanizmasını planlarken, tüm bu küçük detayları göz önüne alması, çalışanlara güncel teknoloji eğitimleri ulaştırması ve şirketinin teknolojiyle adaptasyonunu güncel tutabilmesi, bugünün ağır rekabetçi yapısında artık başarıyla başarısızlığın arasındaki ayırt edici nokta olarak karşımızda duruyor.
Nesnelerin interneti temelli çözümler yaşamın her anına temas etmeye başladı. Bunun son ve çarpıcı örneklerinden biri ise İETT’den geldi. Kurum, uçaklardaki karakutuya benzer bir cihazı otobüslerine yerleştirerek uzaktan takip ve kontrol edebilecek. Ancak asıl fayda, araç içine yerleştirilecek sensörlerden elde edilen verilerin değerlendirilmesiyle ortaya çıkacak.
Toplamda 80’in üzerinde farklı verinin alınacağı uygulama kapsamında araçların iç ortamdaki klima sıcaklıkları, yapılan frenleme sayıları, motor sıcaklığı, aracın rölantide kalma süresi gibi pek çok veri tek bir merkezden yönetilebilecek. Bu da, sürüş güvenliği ve yakıt tasarrufuna yönelik önlemlerin alınmasını sağlayacak.
İETT Genel Müdürü Mümin Kahveci, yerleştirilecek kutu ile birlikte otobüslerdeki tüm bilgilerin, arıza ve kaza sebeplerinin de anlık olarak tespit edilebileceğini söylüyor. “Sistemde araçlarda bulunan elektronik haberleşme ağ yapısını kullanarak şoförlerin araç kullanım performanslarını da anlık görebileceğiz. Böylece şoförlerimizi performanslarına göre değerlendirmeye tabi tutacağız.” diyen Kahveci, kazalara yönelik araştırmaların bu veriler ışığında yapılarak şoförlere gerekli eğitimlerin verileceğini de sözlerine ekliyor.
Beklediğiniz otobüs ne kadar dolu?
Proje kapsamında elde edilecek verilerden bir diğeri ise otobüslerdeki yolcu oranı. Otobüslerin ağırlığını ölçebilen sistem sayesinde doluluk oranları tespit edilebilecek. İETT, bu veriler ışığında yolcu yoğunluğunun olduğu bölgelere ek otobüs seferi koyabilecek.
Tarihi hakkında net bir bilgi verilmeyen sistemden elde edilen veriler sadece İETT merkezindeki yetkililere değil, yolculara da avantaj sağlayacak. Otobüslerin doluluk oranlarının İETT’nin mobil uygulaması olan MOBİETT’e entegre edilmesiyle birlikte yolcular bekledikleri otobüsün ne kadar dolu olduğunu cep telefonlarından görebilecek.
Satın almanın gerçekleşmesiyle birlikte kablosuz ağ güvenliğine yönelik vizyonunu güçlendiren ve ürün portföyünü çeşitlendiren Fortinet, kurumsal büyüme stratejisi doğrultusunda 5 milyar dolarlık kurumsal Wi-Fi pazarına açılarak entegre, akıllı ve güvenli kablosuz ağ çözümlerini dünya çapındaki müşterilerine sunma fırsatını yakaladı.
Fortinet’in güvenli Wi-Fi pazarlarında başarısı kanıtlanmış çözümleri, FortiAP güvenli kablosuz erişim noktaları ve kurumsal şubeler ile küçük ölçekli işletmelere hitap eden FortiWiFi entegre güvenlik araçlarıyla birlikte, şirketin “gelişmiş teknolojiler” portföyündeki en hızlı büyüyen arasında yer alıyor. Meru tarafından geliştiren akıllı Wi-Fi çözümlerinin Fortinet portföyüne eklenmesi ise, her an, her yerde, şirketler, eğitim kurumları, hastaneler ve turizm işletmeleri gibi yüksek kapasiteli iş yükü ve yüksek yoğunluklu kablosuz kullanıcı barındıran tüm ortamlarda, yüksek performanslı, güvenli ve kesintisiz bir kullanıcı deneyiminin devamlılığı anlamına geliyor.
Fortinet Kurucusu, Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Ken Xie, “Her türlü olası saldırı vektörlerine karşı müşterilerimizi, veri merkezlerinden bulut ortamlarına ve son kullanıcı cihazlarına kadar, siber tehditlere karşı kesintisiz bir şekilde korumak ve ihtiyaç duydukları görünürlüğü onlara sunmak amacıyla pazar liderliğini elinde bulunduran uçtan uca güvenlik platformumuzu güçlendiriyoruz. Meru satın almasının, içinde bulunduğumuz mobil çağda farklı ölçeklerdeki işletmelerin güvenli kablolu ve kablosuz ağ sistemleri kurmasına yardımcı olacak yeni çözümler ve hizmetler geliştirmemizi sağlayacağına inanıyoruz” diyor.
Fortinet ve Meru müşterileri, Fortinet’in mobil son kullanıcılar için sunduğu güvenli ve kesintisiz bağlantı hizmetinden yararlanırken, her iki şirketin kanal iş ortakları da pazara sunabilecekleri ürün çeşitliliğinden sonuna kadar faydalanabilecek. Meru çalışanları ise, tüm işlemler tamamlandığında resmi olarak Fortinet’in çalışanı olacak.
Fortinet, satın almayla bağlantılı olarak, her bir Meru hissesi için 1.63 dolar ödüyor. Bu da öz sermaye değeri açısından 44 milyon dolarlık bir işleme karşılık geliyor.
Hitachi Data Systems (HDS), iş kritik bilişim altyapıları tasarım, dağıtım ve bakımı konusunda pazar lideri ViON ile olan 35 yıllık iş ortaklıklarını yeni bir aşamaya taşıdıklarını duyurdu. Bu yeni düzenlemeyle birlikte iki marka hizmetlerini ABD Federal Hükümeti ve kamu sektörüne yönelik sundukları üstün teknolojili depolama sistemlerinin de ötesine taşıyarak, sektörler arasında büyük veri analizi ve Sosyal İnovasyon çalışmalarına odaklanacaklar. Genişleyen iş ortaklığı kapsamında atılacak ilk adımda HDS bünyesindeki tüm Hitachi Sanallaştırma ürünleri ViON’un büyük veri çözümleri portföyüne eklenecek.
HDS Türkiye Ülke Müdürü Serdar Sayar konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “35 yıldan uzun süredir ViON ile sürdürdüğümüz iş ortaklığımız özellikle devlet ve kamu sektöründeki başarılı grafiğimizin arkasındaki en önemli itici güçlerin başında geliyor. Endüstri değişip geliştikçe yeni eğilimler ve ihtiyaçlar ortaya çıkıyor. Biz de Büyük Veri Analizi ve Sosyal İnovasyon gibi gelişen müşteri ihtiyaçları doğrultusunda iş ortaklıklarımızı da genişletiyoruz”.
HDS ve ViON’un genişlettiği iş ortaklığı ile birlikte kamu altyapısında kullanılan birçok uçtan uca çözümde birçok farklı sistem, sensör ve cihazdan alınan verilerin gerçek zamanlı analizlerinin yapılması ve yönetilebilmeleri çok daha kolay hale geliyor. Hitachi Sanallaştırma teknolojileri, ViON’un portföyüne uygun bir şekilde video kameralar, sensörler ve sosyal medya gibi ortamları bütünleşik ve tek bir platformda sunarak, anlamlı veri bütünleri elde edilebilmesini sağlıyor. Bu çözümler sayesinde kullanıcılar istedikleri veri akışlarını operatörlerin iş istasyonlarına yönlendirerek saha ekipleri için her türlü veriyi erişilebilir kılabiliyor. Aynı zamanda yüksek öncelikli süreçlerde gerçek zamanlı görüntüleme ve gelişmiş durumsal farkındalık yaratılmasını sağlıyorlar.
Aspen Institute ve Intel Security tarafından sonuçları bugün açıklanan ankete göre, kritik altyapı şirketlerinde çalışan bilgi teknolojileri (BT) yöneticileri (ankete katılanların yüzde 86’sı), artan siber güvenlik tehditlerine karşı tedbir alabilmek için tehdit istihbaratının paylaşılmasına yönelik kamu-özel ortaklığına ihtiyaç duyulduğunu düşünüyor. Ankete yanıt verenlerin çoğunluğu (yüzde 76) ulusal sınırlar içerisinde kritik bir altyapı şirketi siber saldırı sonucunda zarar gördüğünde ulusal savunma gücünün müdahale etmesi gerektiğini savunuyor. Ayrıca, ankete yanıt verenlerin çoğu şirketlerine karşı tehditlerin arttığını kabul ediyor ancak mevcut güvenlik tedbirlerine güvenlerinin yüksek olduğunu belirtiyor.
Siber Ataklara Karşı Sınırı Korumak: Kritik Altyapı Anketi-Holding the Line Against Cyber Threats: Critical Infrastructure Readiness Survey başlıklı anket, araştırmaya katılan kritik altyapı sağlayıcılarının son üç yıl içerisinde siber güvenliği artırmak için sarf ettikleri çabaların sonuçlarından memnun olduklarını ortaya çıkardı ancak diğer taraftan bazı şirketler (yüzde 70) saldırıların giderek arttığını düşünüyor. Yanıt verenlerin neredeyse yarısına göre (yüzde 48), önümüzdeki üç yıl içerisinde kritik altyapıya yüksek ihtimalle bir siber saldırı gerçekleştirilecek ve bu da sonuç olarak büyük ihtimalle insan hayatına mal olacak.
Intel Security Türkiye ve Azerbaycan Direktörü İlkem ÖzarTürkiye’de kritik altyapı savunmasına büyük önem veriliyorIntel Security Türkiye ve Azerbaycan Direktörü İlkem Özar ise son yıllarda ülkemizde de, başta enerji, finans, telekom vb. olmak üzere tüm kritik altyapılarımızın savunmasına stratejik bir yaklaşımla büyük önem verildiğini ve yatırım yapıldığını belirtirken, kritik altyapıların korunması için kamu-özel sektör işbirliğinin öneminin altını çiziyor. Riskleri en aza indirgemek içinse eğitim verilmesinin yanı sıra, uzmanlık oluşturulmasının da kilit bir nokta olduğunun vurguluyor.
Aspen Institute’te Homeland Security Program Direktörü Clark Kent Ervin, anket verilerinin siber saldırıları önlemek ve bu saldırılara karşı savunma yapmak için kamu ve özel sektörün çıkarlarının nasıl birleştirilebileceğine dair yeni ve hayati önemde bazı konuları gündeme getirdiğini vurguluyor ve politika yapıcılar ile kurumsal liderlerin bu sorunu benzer şekilde ele alması gerektiğini öğütlüyor.
Anket sonuçları, kritik altyapı sağlayıcıları ile mevcut tehdit ortamı arasında bir kopukluk olabileceğini gösteriyor:
İyileştirmeler fark ediliyoR: Ankete yanıt verenler, son üç yıl içerisinde kendilerinin siber saldırılara karşı zafiyetinin azaldığına inanıyor. Katılımcılardan geriye dönük olarak güvenlik durumlarını değerlendirmeleri istendiğinde, yüzde 50’si üç yıl öncesinde şirketlerini “çok veya oldukça çok” zayıf olarak değerlendireceklerini belirtirken, buna karşın sadece yüzde 27’si şirketlerinin şu anda “çok veya oldukça çok” zayıf olduğunu düşünüyor.
Devlet katılımı teşvik ediliyor: Konu devletin özel sektörün işine dahil olmasına geldiğinde özel sektör genellikle çekimser kalıyor; ancak ankete yanıt verenlerin yüzde 86’sı altyapının korunması alanında kamu ve özel sektör arasındaki işbirliğinin başarılı bir siber savunma için kritik olduğunu düşünüyor. Ayrıca, katılımcıların yüzde 68’si kendi hükümetlerinin de siber güvenlik alanında değerli ve hatırı sayılır bir ortak olabileceğine inanıyor.
Mevcut çözümlere güven duyuluyor: Ankete yanıt verenlerin yüzde altmış dördü, iyi düzeyde BT güvenlik tedbirlerinin halihazırda uygulanması sayesinde ölümcül bir saldırının henüz gerçekleşmediğini düşünüyor. Anket katılımcılarının yüzde 84’ü, uç nokta koruması, ağ güvenlik duvarı ve güvenli web ağ geçidi gibi kendi güvenlik araçlarının performansından memnun veya çok memnun olduğunu ifade ediyor.
Aksaklıklar artıyor: Ankete yanıt verenlerin yüzde 70’inden fazlası, şirketlerindeki siber güvenlik tehdit düzeyinin giderek yükseldiğini düşünüyor. Ankete yanıt veren her on kişiden yaklaşık dokuzu (yüzde 89), son üç yıl içerisinde şirketlerinde güvenli olduğunu düşündükleri bir sistem üzerinde en az bir saldırı yaşadıklarını söylüyor, bu da yılda ortalama 20 saldırıya tekabül ediyor. Katılımcıların yüzde 41’i, bu saldırıların sonucunda fiziksel bir hasar yaşandığını belirtiyor.
İnsan hayatına mal oluyor mu?: Ankete yanıt verenlerin yüzde kırk sekizi, önümüzdeki üç yıl içerisinde kritik altyapıda insan hayatına mal olan bir siber saldırısının gerçekleşme ihtimalinin bulunduğunu düşünüyor; ancak ankete yanıt verenlerin hangi koşullar altında bu saldırıların insan hayatına mal olacağına inandığını belirleyecek ilave sorular sorulmadı. Ankete katılanlar arasında Avrupalılara kıyasla daha fazla ABD’lilerin bu senaryonun gerçekleşme ihtimalinin “oldukça yüksek” olduğunu düşünüyor.
Kullanıcı hatası hala 1 numaralı sorun: Ankete yanıt verenler, kritik altyapıya yapılan başarılı saldırıların en büyük sebebinin kullanıcı hatası olduğuna inanıyor. Kurumlar güvenlik düzeylerini güçlendirebilirler ancak çalışanlar münferit olarak kurumlarının ağlarına başarılı bir şekilde bulaşan kimlik avı amaçlı e-postaların (phishing emails), sosyal mühendislik ve drive-by browser downloads’un kurbanı olabilir.
Devlet müdahale etmeli: Ankete yanıt verenlerin yüzde yetmiş altısı, ulusal sınırlar içerisinde kritik bir altyapı şirketi siber saldırı sonucunda zarar gördüğünde ulusal savunma gücünün müdahale etmesi gerektiğini savunuyor.
Ülkeler farklı bakış açılarına sahip: Ankete ABD’den yanıt verenler, Avrupalılara kıyasla kritik altyapıda insan hayatına mal olacak katastrofik bir siber saldırının gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyor. ABD kaynaklarının yüzde 18’i önümüzdeki üç yıl içerisinde bu senaryonun gerçekleşme ihtimalinin “çok yüksek” olduğunu, ancak Almanya’daki katılımcıların yüzde 2’si ve Birleşik Krallıktaki katılımcıların yüzde 3’ü bu ihtimalin “çok yüksek” olduğunu düşünüyor.
Türkiye’deki sıcak yaz mevsimi boyunca şirket yönetici ve çalışanlarının toplantıdan toplantıya koşturmak yerine zahmetsizce katılım sağlamaları ve üretkenlik seviyelerini koruyabilmeleri için Avaya “serinletici” bir fırsat sunuyor. Çok sayıda kanal ve cihaz ile müşteri ve ekip katılımını etkinleştiren çözümlerin lider sağlayıcısı Avaya, bulut bilişim tabanlı görüntülü konferans çözümünü Türkiye’deki tüm şirketlerin ücretsiz kullanımına açtı.
Şirketler; çok katılımcılı video konferans, dosya paylaşımını ve işbirliğini içeren Avaya’nın ödüllü video konferans çözümü olan Avaya Scopia’yı 30 gün boyunca ücretsiz olarak kullanabilecekler. Masaüstü ve mobil cihazlarla sorunsuz erişim sayesinde, büyük veya küçük tüm şirket sahipleri ve çalışanları, yer, cihaz ve işletim sistemi ne olursa olsun, Avaya Scopia ile yüz yüze görüşmeler yapabilecekler. Avaya Scopia kullanıcıları, mobil cihazları, masaüstü bilgisayarları ya da video konferans salon sistemlerini kullanarak biraraya gelebilirler ve gerektiğinde ilave kullanıcıları kolaylıkla davet edebilirler. Katılımcılar işbirliği yapmak ve sunumları incelemek üzere gerçek zamanlı olarak yüz yüze toplantı yapabilirler. Ayrıca geç katılan katılımcılar, grubun geri kalanını engellemeden, önceden paylaşılan bilgileri gözden geçirebilirler.
Bant genişliğinin sorun olduğu yerlerde, Avaya Scopia’nın gelişmiş ses ve video işleme özelliği her katılımcıya band genişliği açısından etkin veri akışı sunarak, hem yöneticilere toplantının tam kontrolünü verir, hem de herkesin aynı anda tüm toplantı katılımcılarını görmesini sağlar.
Bir toplantıya kağıt kalemle girmek artık hızla demode oluyor.
Cep telefonları ve tabletler not almak için çok pratik uygulamalar içeriyor.
Görüşmelerinizi, toplantılarınızı kayıt altına almanızı sağlayan uygulamalar sayesinde, artık iş arkadaşlarınızla/ortaklarınızla yaptığınız toplantılardaki önemli detaylar üzerinde tekrar çalışırken aradığınız her şeyi telefonunuzdaki ses kayıtları arasında hızlıca bulabileceksiniz.
İşte, çalışma hayatınız boyunca, mobil cihazlarınızla toplantılarınızı ve telefon görüşmelerinizi kaydetmenizi sağlayacak beş yardımcı uygulama.
Pio Smart Recorder
iOS için ücretsiz olan bu ses kayıt cihazı sayesinde, toplantılarınızı baştan sonra kaydedebileceğiniz gibi, kayıt anındaki önemli anlara notlar eklemniz ve böylece daha sonra o önemli noktalara kolayca geri dönmeniz mümkün oluyor.
Uygulamanın güzel bir yanı da, toplantı iş dışına taşıp “geyik” muhabbetine döndüğünde ekrana tek tıklamayla ses kaydını durdurup, konu tekrar işe döndüğünde, yine tek tıklamayla, aynı dosya üzerine kayıt yapmaya imkan vermesi. Bu sayede, daha sonra toplantı kayıtlarınızı dinlerken çok sayıda ses dosyası arasında kaybolmanız da engelleniyor. iOS cihazlarına sahip kullanıcıların hayatını kolaylaştıracak çok başarılı bir uygulama.
Voice Record Pro
Yine iOS kullanıcılarına hitap eden ücretsiz bir uygulama olan Voice Record 3 dolarlık bir ödemeyle reklamsız Pro versiyonuna yükseliyor. Her formatta ses kaydedebilen uygulamanın en güzel özelliklerinden biri de, Google Drive, Dropbox, OneDrive, Box ve SoundCloud servislerine yükleme yapabilmesi veya bu servislere yüklediğiniz dosyaları geri çağırabilmesi. Böylece, telefonunuzda büyük boyutlar kaplayacak olan toplantı kayıtlarınızı bulut üzerinde kolayca yönetebiliyorsunuz.
Easy Voice Recorder Pro
Eğer Android kullanıcıysanız, yukarıdaki iki seçenek işinize yaramayacaktır ancak sizin için de kullanışlı seçenekler var. Easy Voice Recorder uygulaması, 4 dolar karşılığında reklamları kaldırıp Pro versiyonuna yükseliyor. Eğer ses uzaktan kaydediliyorsa, uygulamanın düşük yoğunluklu sesleri kaydetmek için de bir özelliği bulunuyor. Böylece büyük toplantı masalarında, masanın diğer ucundaki kişilerin seslerini de kayıtlarınızı tekrar dinlerken kolayca duyabilirsiniz. Masanın uzak ucunda oturan müşterilerinizden birinin önemli bir isteğini, kayıt cihazı kaydedemediği için atlamak istemeyebilirsiniz.
TapeACall Pro
Toplantı dışında, telefon görüşmelerinizi kaydetmek isterseniz, yine özel bir yazılıma ihtiyacınız olacak. Ancak telefon görüşmelerini kaydetmek kolay iş değil. TapeACall Pro uygulaması, yıllık on dolarlık ücretiyle, iPhone’daki görüşmelerinizi kayıt altına alıyor ve dilediğiniz zaman tekrar dinlemenizi sağlıyor. Böylece, hassas görüşmelerinizde, müşterlerinizin isteklerini kayıt altına alıp daha sonra yaşanabilecek sorunların önüne geçmiş oluyorsunuz. Tabi, görüştüğünüz kişilere, görüşmenin kayıt edildiğini hatırlatmanızda fayda olacaktır.
Call Recorder
Bu Android uygulaması ise, ücretsiz bir servis sunuyor ve yaptığınız görüşmelerdeki kayıtları, bulut depolama servisinize yüklüyor. İzinsiz kişilerin uygulamanıza erişip görüşme kayıtlarınızı dinlemesini engellemek içinse uygulamanın şifre koruma özelliği bulunuyor.
Yüzlerce müşteri hizmetleri uzmanını, bu alandaki vizyonerleri ve düşünce liderlerini en güncel ve en iyi uygulama ve yenilikleri paylaşmak üzere sektörün müşteri deneyimine odaklanan en kapsamlı etkinliği olan G-Summit Türkiye’nin bu yılki tema konusu “Mükemmel Müşteri Yolculuğu” idi…
İletişim merkezinden arka ofise kadar her alanda müşteri deneyimi teknolojilerinin nasıl kolayca uygulanabildiğinin aktarıldığı ve müşteri deneyimlerinin yönetilmesine ilişkin uzmanlık, bilgi ve perspektiflerin paylaşıldığı etkinlikte ayrıca müşteri deneyimi alanında farklı sektörlerden katılım gösteren liderler ve konuşmacılar ile sohbetler, sunumlar ve görüşmeler gerçekleştirildi.
Genesys Ürün ve Çözümler Başkan Yardımcısı Scott Kolman’ın ve EMEA bölgesinde satıştan sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Mark Turner’ın açılış konuşmasının ardından başlayan etkinlikte, Gartner tarafından hazırlanan ve Genesys’in üst üste yedi yıldır lider olduğu “Contact Center Infrastructure Magic Quadrant” raporu da paylaşıldı.
Gün içinde yoğun bir koşuşturma yaşayan İstanbullular, artık ulaşmak istediklere noktalara en kestirme yoldan ulaşacaklar. Metrobüs, metro, füniküler ve tramvay hatlarıyla ilgili detayları sunan yeni Yandex.Metro uygulaması, kullanıcılarının trafiğe takılmadan, toplu taşıma araçları ile varmak istedikleri yere ulaşmaları için yol gösterecek.
Son derece sade ve kullanıcı dostu yapısıyla, harita üzerinde yalnızca birkaç dokunuşla rota oluşturulabilen Yandex.Metro ile kullanıcılar, ortalama yolculuk süresini de görerek en uygun güzergahı kolayca seçebilecek ve interaktif şematik harita yardımıyla hatlara dair detaylara kolayca hakim olacaklar.
Hangi Vagona Binmeniz Gerektiğini Yandex.Metro Söyleyecek
Yandex.Metro, kullanıcıların gidecekleri lokasyona en yakın çıkışta inmeleri için hangi vagona binmeleri gerektiğini de kolayca anlaşılır grafik çizimlerle gösterebiliyor. Bu sayede kullanıcılar, ulaşmak istedikleri noktaya varırken en ufak bir zaman kaybına bile uğramıyor. Uygulama, internet bağlantısına ihtiyaç duymadığı için; bağlantınızın olmadığı ya da hattınızın çekmediği durumlarda bile Yandex.Metro’nun tüm özelliklerinden yararlanabilirsiniz.
Uygulamanın iOS sürümünü AppStore’dan, Android sürümünü ise Google Play’den indirebilirsiniz. Yandex.Metro ile ilgili detaylı bilgiyi https://yandex.com.tr/kullan/metro/ adresinden alabilirsiniz.
Kaspersky Lab, altı Avrupa ülkesinde 16 yaşından büyük 6000 tüketicinin katıldığı bir anket düzenledi. Bulgular önemli bilgileri belleğimizde tutamamamızın nedeninin, bunları hatırlama sorumluluğunu akıllı telefonlar gibi dijital cihazlara devretmek olduğunu gösteriyor. Ankete katılan en genç (16 – 24 yaş aralığı) tüketicilerin yarısından azı (%43), akıllı telefonlarının bilmeleri veya hatırlamaları gereken her şeyi barındırdığını söylüyor.
Kaspersky Lab bu fenomeni Dijital Amnezi olarak adlandırıyor. Yani depolaması ve sizin için hatırlaması için bir dijital cihaza emanet ettiğiniz bilgileri unutma deneyimi.
Çalışmada Dijital Amnezinin kanıtları her yaş grubundan kadın ve erkeklerde eşit olarak görüldü.
Beklendiği üzere çalışma, dijital cihazlarda, özellikle de akıllı telefonlarda depolanan verilerin kaybedilmesi veya ihlal edilmesinin bir çok kullanıcıyı harap ettiğini gösterdi. Kadınların onda dördü ve 16 – 24 yaş aralığında aynı oranda tüketici, belleklerini cihazlarında depoladıkları ve bir daha asla geri alamayacaklarını düşündükleri için üzüntüden yıkılacaklarını belirtmiş. Cihazları fotoğraflar ve iletişim bilgilerini sadece cihazlarında saklayan kadınlar ve gençlerin dörtte biri aşırı derecede üzüleceklerini söylemiş.
Dijital hizmetlere hatıralarımızın bekçisi olarak giderek artan bağımlılık ve bu hatıraları kaybetmenin şiddetli duygusal etkisi endişe verici; çalışmada, Avrupa’nın her yerinden tüketicilerin bu cihazları BT güvenliğiyle yeteri kadar koruyamadıkları görülmüş. Özellikle akıllı telefonlar ve tabletlerde güvenlik zayıf: sadece üçte biri (%36) akıllı telefonlarına ve sadece dörtte biri (%23) tabletlerine ekstra BT güvenliği yüklemiş. Beşte biri (%21) cihazlarının hiçbirini ek güvenlikle korumamakta.
Kaspersky Lab Baş Güvenlik Araştırmacısı David Emm şunları söylüyor: “Bağlantılı cihazlar hayatlarımızı zenginleştiriyor ancak bununla birlikte Dijital Amneziye neden oluyorlar. Nasıl hatırladığımız ve belleğimizi nasıl koruyacağımız ile ilgili uzun vadeli çıkarımları anlamamız gerekiyor. Bizim için en önemli kimselerin telefon numaraları sadece bir tık uzağımızda; işte bu yüzden ayrıntıları hatırlamaya zahmet etmiyoruz. Bunun yanı sıra ankete katılanların %86 gibi büyük bir çoğunluğu, git gide daha da bağlantılı olan dünyamızda insanların, hatırlamak isteseler bile hatırlamaları için çok fazla sayıda numara ve adrese vb.’ye sahip olduğunu söylüyor. Bu kıymetli bilgileri kaybetmek veya bunların ihlal edilmesinin sadece bir rahatsızlık yaratmayacağını da gördük; birçok insanı gerçek anlamda derin üzüntülere boğabiliyor. Kaspersky Lab, insanların verilerinin maruz kaldığı riskleri anlamalarına ve örneğin cihazlarını ve verilerini koruyan güvenlik yazılımları yükleyerek bu risklerle başa çıkmaları için onları güçlendirmeye yardımcı olmaya kendini adamıştır.”
‘Dijital Amnezinin yükselişi ve etkisi: Artık hatırlamadığımız şeyleri neden korumamız gerekiyor’ başlıklı derinlikli bir raporu, şubağlantıda bulabilirsiniz.
Castrol ve Türkiye’nin lider teknoloji perakende şirketi TeknoSA, teknoloji ve performansı sevenler için Türkiye’nin farklı illerinde sanal sürüş deneyimi yaşatacak.Castrol’ün Titanium FST teknolojisi ile geliştirilmiş, şimdiye kadar üretilen en güçlü motor yağı olan Castrol EDGE ürününün özelliklerini kişilerin günlük yaşamıyla birleştiren dünyanın ilk sanal sürüş deneyimi, Türkiye’de TeknoSA mağazalarında tüketicilerle buluşacak. Yaklaşık 2 dakika boyunca gerçeklik ile sanal dünya arasındaki sınırlarını kaldıran sürüşlerde, katılımcılar Castrol EDGE’in güçlendirdiği bir Ford Mustang ile benzersiz bir Virtual Drift (Sanal Drift) co-drive heyecanını tadacaklar.
Castrol EDGE’in tasarladığı “Sanal Sürüş Deneyimi”, Temmuz ayının ikinci yarısında başlayıp 27 Eylül’e kadar Türkiye çapında 10 ilde 11 TeknoSA mağazasında gerçekleşecek. Katılımcılar, hem dünya ile aynı zamanda farklı bir deneyimi test edecek hem de arasından seçilecek bir kişi Ekim ayında Atina’da efsane pilot Ken Block ile sürüş deneyimi yaşayacak. Ayrıca, her mağazada deneyimleyen bir kişi, toplamda 11 kişi, Iphone 6 kazanma şansını da yakalayacak.
Castrol EDGE’ tarafından üç boyutlu bilgisayar oyunu teknolojisiyle gerçek sürüşü birleştiren özel prodüksiyonda Ford Mustang aracı kullanan Formula Drift pilotu Matt Powers, üç boyutlu sanal dünyanın hızla değişen ortamına tam olarak uyum sağlarken, gerçek dünyayı görmeden otomobil kullanmanın benzersiz olduğunu ifade etti. Düşen kayalar, çatlayarak yarılan pist, tüneller ve dik uçurumlar gibi pek çok heyecan verici ayrıntının yer aldığı sanal dünyadaki deneyimi diğer üç boyutlu etkinliklerden farklı kılan ise, sürücünün sabit bir konum yerine gerçek bir aracı kullanması. Aracın adeta bir oyun konsoluna dönüştüğü özel 360 deneyimi sunan video ve sanal sürüş deneyimi http://edgetitaniumtrials.castrol.com/tr/virtualdrift#trial adresinde meraklılarla buluşuyor.
Etkinlik Takvimi ve Yerleri:
17-19 Temmuz – İstanbul – Cevahir AVM TeknoSA mağazası
24-26 Temmuz – İstanbul – Maltepe Park CarrefourSA TeknoSA mağazası
31 Temmuz-2 Ağustos – Bursa – Kent Meydan TeknoSA mağazası
7-9 Ağustos – İzmir – Forum Bornova TeknoSA mağazası
14-16 Ağustos – Denizli – Forum Çamlık TeknoSA mağazası
21-23 Ağustos – Antalya – Mark Antalya TeknoSA mağazası
28-30 Ağustos – Konya – Kulesite TeknoSA mağazası
4-6 Eylül – Kayseri – Kayseri Park TeknoSA mağazası
11-13 Eylül – Adana – Adana M1 TeknoSA mağazası
18-20 Eylül – Ankara – Cepa TeknoSA mağazası
25-27 Eylül – Samsun – Samsun Bulvar TeknoSA mağazası
KOBİ’ler için bir IT departmanı barındırmak hatta kendi alan adlarına sahip e-posta adresleri oluşturmak bile bazen pahalı bir seçenek haline gelebilir. Bu nedenle iş dünyasında çalıştığınız şirkerlerin kimi zaman gmail veya hotmail uzantılı e-postalar verdiğine şahit olabiliyorsunuz. Bazen maliyet, bazen de alan adına dayalı bir e-posta hesabı açmak için yeterli bilgi sahibi olmamaktan kaynaklanan sorunlar nedeniyle KOBİ’ler kendilerine ücretsiz ve kolay kullanımlı gmail veya hotmail hesapları açabiliyorlar.
Ancak bu hesaplar, sadece uzantıları nedeniyle değil, isim seçimi nedeniyle de profesyonellikten uzak duruyor. Ahmet Yazıcı isimli bir çalışan için gmail’de hesap açmaya kalkıştığınızda, elinizde fazla bir seçenek kalmıyor. On binlerce Ahmet Yazıcı kombinasyonu ile karşılaşabiliyorsunuz ve sonunda ortaya çıkan e-posta adresi [email protected] gibi bir görünüme ulaşıyor.
Google şimdi bu problemi yenmek isteyen KOBİ’ler veya profesyonel şahıslar için, Google for Work servisini işaret ediyor. KOBİ’ler bu servise, kendilerine ait olan alan adını girerek, alan adı uzantılı eposta hesapları yaratma şansına kavuşuyorlar. Üstelik Google test aşamasındaki bu servisi için aylık 2 dolar ücret alıyor. Aslında Google for Work servisi yeni değil. Sadece e-posta servisi değil, KOBİ’niz için zengin bir bulut bilişim servisi almak istediğinizde aylık 3 dolarlık ödemeyle Google for Work’un tüm yeteneklerinden faydalanabiliyorsunuz.
Elbette, Google kadar dev bir yapının hizmetlerinde kimi zaman sorunlar çıkabiliyor. Güvenlik nedeniyle çok sıkı bir onay ve yeniden tanımlama süreçleri bulunuyor. Dolayısıyla, bu servisi kullanmaya başlamadan önce tüm güvenlik sorularınızı, kurtarma seçeneklerinizi en baştan netçe belirlemeniz gerekiyor, aksi halde şifrelerinizi unuttuğunuzda keyfiniz çok kaçabilir.
Google, şimdilik test aşamasında olan bu yeni 2 dolarlık özel e-posta servisi için detay vermiyor ancak yakında resmen yayına sokacağı anlaşılıyor. Böylece artık iş dünyasında sık karşılaştığımız gmail ve hotmail uzantılı “kurumsal” e-posta adreslerinin sayısının hızla azalacağını tahmin edebilirsiniz.
2015 yılının ilk çeyreğinde Dell, iş istasyonları alanındaki sürekli yükselişini devam ettirdi. International Data Corporation’ın (IDC) çeyrek bazlı iş istasyonu raporuna göre, Dell Türkiye üst üste 5 çeyrekte de pazar payını artırarak ilk sıraya çıkmayı başardı. IDC verilerine göre, ilk çeyrekte iş istasyonları pazar payında yüzde 17’lik artış yakalayan Dell, Türkiye’deki payını yüzde 48.4’e çıkardı.
Dell Türkiye Ülke Müdürü Didem Duru
Dell, iş istasyonu pazarında müşterilerin ve işlem güvenilirliği performansına odaklandı. Şirketin, Türkiye iş istasyonu pazarında zirveye çıkmasını sağlayan inovatif iş istasyonu çözümleri Dell Precision M3800, Dell Precision Tower serisi ve Dell Precision Rack 7910 beğeniyle karşılandı.
“Dell, alanında uzman kullanıcıların ihtiyaçlarını dikkate alarak en iyi performansı sunan özelliklerle donattığı iş istasyonları yaratıyor” diyen , sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Şirket olarak müşterilerimizi dinleyerek, iş istasyonları çözümlerine yeni özellikler katmaya devam ediyoruz. Tüm bunların yanı sıra Türkiye’deki iş ortaklarımız da Precision markamıza güvenerek yatırımda bulundu ve pazara çözümlerimizin faydalarını başarılı bir şekilde anlattılar. Tüm bu gelişmeler Dell olarak kanalla birlikte istikrarlı bir büyüme yaşadığımızın göstergesi oldu.”
İnovatif iş istasyonu çözümleri Türkiye’de ilgiyle karşılandı
Dell Precision Tower 5810, Tower 7810, Tower 7910 ve Rack 7910 çözümleri mühendislik, üretim ve medya ile eğlence sektörü gibi bilgi işlem yoğun alanlardaki müşterilerin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak geliştirildi. Dell’in performansı artıran son sürüm yazılım aracı Dell Precision Optimizer 2.0, iş istasyonlarını otomatik olarak ayarlayarak uygulama performansını en üst seviyeye çekmeyi başardı.
Dell’in patentine sahip olduğu Güvenilir Bellek Teknolojisi (Reliable Memory Technology -RMT) felaketlere sebep olan bellek hatalarını proaktif şekilde engelliyor ve bellek yaşam süresini uzatıyor. Ayrıca sistemler internet bağlantısına sahip olmadığı durumlarda dahi Dell’e özgü Intel vPro eklentisi, uzaktan BIOS yönetimi ve sabit sürücü temizliği yapabiliyor.
Dünyanın en ince ve hafif 15 inç mobil iş istasyonu Dell Precision M3800, video editörlerine, grafik tasarımcılarına, mühendislere ve diğer alanında uzman kullanıcılara daha önce hiç olmadığı kadar taşınabilirlik, eşsiz güç ve güvenilir performans sunuyor.