Dünyanın önde gelen ağ güvenliği çözümleri üreticisi Cyberoam, küçük ölçekli işletmeler, şubeler ve ev ofislere yönelik sınıfının en performanslı ve uygun fiyatlı birleşik tehdit yönetimi çözümü CR10wiNG’i duyurdu. Kurumsal nitelikteki güvenlik standartlarını küçük işletmelerin hizmetine sunmak için tasarlanan CR10wiNG, kablosuz bağlantı özelliği sayesinde kablosuz cihazları da koruma altına alıyor.
802.11 n/b/g kablosuz bağlantı standartlarını ve 8 adede kadar sanal erişim noktasını destekleyen CR10wiNG, bağlantı noktasından itibaren sağladığı güçlü korumayı kablosuz bağlantıya sahip cihazlara doğrudan yansıtabiliyor. CR10wiNG, böylece ofisteki tüm kablolu ve kablosuz cihazlar için tehditlere karşı en iyi korumayı sağlıyor.
Kablosuz ağınızda misafirlerinizi güvenle ağırlayın
Çoğu şirketlerdeki kablosuz ağların, özellikle misafir kullanıcıların bağlantılarını takip etme konusundaki yetersizliğinden dolayı veri hırsızlığı ve benzer risklere açık olduğuna dikkat çeken Cyberoam Türkiye Ülke Müdürü Emre Aktaş, şunları söyledi:
“Küçük ofis veya ev ofise sahip olan çoğu şirket, kablosuz bağlantıların güvenliğini sağlayacak bilgi birikimine sahip değil ve bu alana kaynak ayırmakta zorlanıyor. Özellikle de farklı bölgelere yayılmış ofis ve mağazalara sahip işletmeler, hem kendi çalışanlarına, hem de müşterilerine ve misafirlerine güvenli kablosuz erişim sunmak için uygun çözümler arıyor. Cyberoam CR10wiNG’i tüm bu ihtiyaçları karşılamak üzere tasarladık.”
CR10wiNG, çalışanların ağ aktivitelerinin kimlik bazlı olarak düzenlenmesine izin vermenin yanı sıra, ağ üzerindeki misafir kullanıcıların internet erişimini de denetim altına alabiliyor. Ayrıca sahip olduğu çoklu sanal erişim noktası desteği sayesinde aynı ağ üzerinde satış, pazarlama, destek, misafir ve diğer amaçlar için ayrılmış, her biri kendi kurallarına sahip bağımsız erişim alanları oluşturabiliyor. Böylece erişim güvenliğini garanti altına alınırken, her türlü yetkisiz erişimin önüne geçiyor.
Binlerce kişilik şirketlerin güvenliğinden ilham aldı
Kurumsal şirketlerin ihtiyaçlarına cevap vermek üzere kurgulanmış özelliklerden ilham alan CR10wiNG, küçük işletmeleri ve ofisleri kurumsal nitelikte güvenlik çözümleriyle tanıştırmak için tasarlandı. CR10wiNG, kablosuz bağlantı özelliği sayesinde Wi-Fi yönlendirici ve firewall uygulamalarını tek bir kutuda birleştiriyor. Ayrıca uzak konumlardaki sınırlı bağlantı olanağına sahip ofisler için USB aracılığıyla 3G/4G bağlantı özelliğini de destekliyor.
CR10wiNG küçük şirketlerin daha büyük şirketlerle işbirliği yapmak için ihtiyaç duyduğu güvenlik standartlarına uyumluluğunu sağlamanın yanı sıra, sahip olduğu yüksek performans sayesinde yatırımın geleceğini de garanti altına alıyor. Saniyede 400 megabit hızında firewall korumalı bağlantıya izin veren CR10wiNG, saniyede 60 megabit veriyi gerçek zamanlı olarak tehditlerden arındırabiliyor. KOBİ’ler güvende olacak
Dünyanın önde gelen ağ güvenliği çözümleri üreticisi Cyberoam, küçük ölçekli işletmeler, şubeler ve ev ofislere yönelik sınıfının en performanslı ve uygun fiyatlı birleşik tehdit yönetimi çözümü CR10wiNG’i duyurdu. Kurumsal nitelikteki güvenlik standartlarını küçük işletmelerin hizmetine sunmak için tasarlanan CR10wiNG, kablosuz bağlantı özelliği sayesinde kablosuz cihazları da koruma altına alıyor.
802.11 n/b/g kablosuz bağlantı standartlarını ve 8 adede kadar sanal erişim noktasını destekleyen CR10wiNG, bağlantı noktasından itibaren sağladığı güçlü korumayı kablosuz bağlantıya sahip cihazlara doğrudan yansıtabiliyor. CR10wiNG, böylece ofisteki tüm kablolu ve kablosuz cihazlar için tehditlere karşı en iyi korumayı sağlıyor.
Kablosuz ağınızda misafirlerinizi güvenle ağırlayın
Çoğu şirketlerdeki kablosuz ağların, özellikle misafir kullanıcıların bağlantılarını takip etme konusundaki yetersizliğinden dolayı veri hırsızlığı ve benzer risklere açık olduğuna dikkat çeken Cyberoam Türkiye Ülke Müdürü Emre Aktaş, şunları söyledi:
“Küçük ofis veya ev ofise sahip olan çoğu şirket, kablosuz bağlantıların güvenliğini sağlayacak bilgi birikimine sahip değil ve bu alana kaynak ayırmakta zorlanıyor. Özellikle de farklı bölgelere yayılmış ofis ve mağazalara sahip işletmeler, hem kendi çalışanlarına, hem de müşterilerine ve misafirlerine güvenli kablosuz erişim sunmak için uygun çözümler arıyor. Cyberoam CR10wiNG’i tüm bu ihtiyaçları karşılamak üzere tasarladık.”
CR10wiNG, çalışanların ağ aktivitelerinin kimlik bazlı olarak düzenlenmesine izin vermenin yanı sıra, ağ üzerindeki misafir kullanıcıların internet erişimini de denetim altına alabiliyor. Ayrıca sahip olduğu çoklu sanal erişim noktası desteği sayesinde aynı ağ üzerinde satış, pazarlama, destek, misafir ve diğer amaçlar için ayrılmış, her biri kendi kurallarına sahip bağımsız erişim alanları oluşturabiliyor. Böylece erişim güvenliğini garanti altına alınırken, her türlü yetkisiz erişimin önüne geçiyor.
Binlerce kişilik şirketlerin güvenliğinden ilham aldı
Kurumsal şirketlerin ihtiyaçlarına cevap vermek üzere kurgulanmış özelliklerden ilham alan CR10wiNG, küçük işletmeleri ve ofisleri kurumsal nitelikte güvenlik çözümleriyle tanıştırmak için tasarlandı. CR10wiNG, kablosuz bağlantı özelliği sayesinde Wi-Fi yönlendirici ve firewall uygulamalarını tek bir kutuda birleştiriyor. Ayrıca uzak konumlardaki sınırlı bağlantı olanağına sahip ofisler için USB aracılığıyla 3G/4G bağlantı özelliğini de destekliyor.
CR10wiNG küçük şirketlerin daha büyük şirketlerle işbirliği yapmak için ihtiyaç duyduğu güvenlik standartlarına uyumluluğunu sağlamanın yanı sıra, sahip olduğu yüksek performans sayesinde yatırımın geleceğini de garanti altına alıyor. Saniyede 400 megabit hızında firewall korumalı bağlantıya izin veren CR10wiNG, saniyede 60 megabit veriyi gerçek zamanlı olarak tehditlerden arındırabiliyor. Kurumsalda mobil dönüşüm
Bir HP şirketi olan Aruba Networks (NYSE: HPQ), Aruba 320 Serisi erişim noktaları (Access Point-AP) tanıtarak dijital işyeri için daha iyi ağ performansını müjdeliyor. 2018 itibariyle büyük işletmelerdeki çalışanların yüzde 75’inin günde üç kereden daha fazla video etkileşiminde bulunacağı öngörülmektedir. Dolayısıyla, Bilgi İşlem departmanları artan Wi-Fi kapasite performans gereksinimlerini desteklemekte güçlük çekiyor. Buna ilave olarak, daha yüksek performansa sahip 802.11ac Wave 2 altyapısının çıkmasıyla birlikte, MU-MIMO destekli yeni mobil cihazları yönlendirerek ve gruplandırarak bu cihazlardan faydalanabilmek için doğru ağ istihbaratına gereksinim duyulmaktadır.
320 serisi, sektörün çok kullanıcı çoklu giriş/çoklu çıkış (MU-MIMO) gruplama destekli ilk 802.11ac Wave 2 AP’sidir, bunun sonucunda ağ kapasitesi önemli ölçüde güçleniyor. Aygıt yazılımı güncellemeleri, batarya ömrünün izlenmesi ve konfigürasyon değişiklikleri için bataryayla çalışan Aruba İşaretleyicilerinin (Beacons) yönetilmesine yardımcı olan bir BLE işaretleyicisini entegre eden sınıfının tek Wave 2 AP’sidir.
Aruba Wave 2 beta tüketicisi olarak, 50’den fazla ülkede 62 milyondan fazla üyesiyle dünyanın lider internet televizyon ağı olan Netflix Inc., yeni geliştirilen uygulamaların bant genişliği ve kapasite gereksinimlerini desteklemek amacıyla 802.11ac teknolojisindeki gelişmeleri yakından takip ediyor.
Dijital çalışma ortamında #GenMobile’ı desteklemek için Wave 2 güçlendiriliyor
Wave 2 cihazlarının öngörülen tsunami etkisine hazırlanmak için; Aruba, başlangıçta “sticky client” (yapışkan müşteri) sorununa çözüm getiren patenli ClientMatch teknolojisine yeni inovasyonlar getirmiştir. Aruba’nın geliştirilmiş yeni ClientMatch teknolojisi, Wave 2 MU-MIMO müşterileri için akıllı farkındalık özeliğini içermektedir, bu sayede MU-MIMO cihazlarını Aruba 320 Sersi AP’ler üzerinde otomatik olarak yönlendirip gruplandırılıyor. Bu sayede 320 serisi, birden fazla Wave 2 destekli cihaza aynı anda veri iletebiliyor ve dolayısıyla genel ağ kapasitesini artırıyor. Bu Wave 2 geliştirmeleri sayesinde, ClientMatch teknolojisi sadece bireysel cihaz performansını iyileştirmekle kalmayacak, aynı zamanda 802.11ac Wave 2 için genel ağ kapasitesini de güçlendirecektir. Bu sonuç, geliştirilmiş ClientMatch teknolojisi kullanılmayan diğer rakip Wave 2 çözümleriyle karşılaştırıldığında performansta yüzde 42’ye kadar bir iyileşmeye tekabül etmektedir.
“802.11ac Wave 2 çözümlerinin daha hızlı benimsenmesi için; Qualcomm Atheros, yeni nesil Wi-Fi ekipmanı üretmek için Aruba gibi ağ kurma liderleriyle birlikte çalışmaktadır,” diyen Qualcomm Incorporated iştiraki Qualcomm Atheros Inc. Ürün Yönetimi Başkan Yardımcısı Irvind Ghai sözlerine şu şekilde devam etmiştir: “Aruba, geliştirilmiş ClientMatch dinamik MU-MIMO gruplandırmasıyla Wave 2 performansını maksimize etmek için inovatif bir yaklaşım benimsemiştir. Bu teknoloji, MU-MIMO destekli mobil cihazları otomatik olarak belirleyip işletme ölçeğinde performans ve kapasite sağlamak için en yakın Wave 2 destekli erişim noktasına yönlendirmek üzere tasarlanmıştır.”
Fiyat ve satışa sunulma
Aruba 320 serisi Erişim Noktaları (AP), 2015 takvim yılının üçüncü çeyreğinde satışa sunulacaktır. 320 serisi AP fiyatları, ABD listesinde 1,395$’dan başlamaktadır. Enhanced ClientMatch de yeni ArubaOS 6.4.4 geliştirilmiş yazılımının bir parçası olarak Haziran itibariyle satışa sunulacaktır. AWS Türkiye’de
Amazon Web Services (AWS), 190 ülkede aralarında büyük firmaların, start-up’ların ve kamunun da olduğu 1 milyonun üzerinde müşterisine maliyetlerini düşürmede ve inovasyon süreçlerini hızlandırmalarında büyük katma değer sağlıyor. Amazon Web Services Türkiye Ülke Lideri Murat Yanar, AWS hakkında detaylı bilgiler verirken Türkiye pazarındaki hedeflerini TechInside mikrofonlarına anlattı.
Android Pay neden başarılı olsun ki?
Apple’ın dijital ödeme servisi Apple Pay geçen yıl servise girdiğinde, Google başını duvara çok vurmuş olmalı çünkü yıllardır Android telefonlarında bulunan Google Wallet hizmeti atıl durumda beklerken Google bu ödeme servisi hakkında neredeyse hiç adım atmadı, kullanıcıları sahip olacakları kolaylıklar konusunda bilgilendirmedi.
Ancak Apple, ödeme servisi işine çok iyi hazırlanarak giriş yapmıştı. ABD ekonomisinde çok önemli yer tutan sayısız mağazayı kendi renklerine katarak açılış yapan Apple, daha ilk günden iPhone sahiplerine alış veriş yapabilecekleri binlerce mağaza hediye etmişti.
Google şimdi, geliştiriciler konferasında Android Pay hizmetini duyurdu. Bu yeni servis isim olarak Apple Pay’ı anımsatsa da aslında hepimiz onun Google Wallet’ın devamı olduğunun farkındayız. Peki, Google şimdi ne yapacak da insanların Android Pay’ı kullanmasını sağlayacak? Farkı nerede yaratacak?
2015 sonuna doğru hizmete başlayacak olan Android Pay için en önemli yenilik, ABD’deki büyük operatörlerin çoğuyla anlaşmaya varmış olması. AT&T, Verizon ve T-Mobile artık satacakları telefonlara Android Pay’ı yükleyecekler ve kullanıcılar daha telefonu aldıkları anda Android Pay’ı kullanmaya başlayacak. Hatta bu operatörler, bu servisi kullanan müşterilerinin telefon faturalarını da Android Pay üzerinden otomatik olarak tahsil edecekler. Yani çok sayıda kullanıcı, otomatik olarak Android Pay’ı kullanmaya başlayacak.
Android Pay’i aktif olarak kullananların sayısı arttınca da, mağazaların Android Pay ödeme sistemlerine geçişi hızlanacak ve Google 2016 içinde ABD içinde hızla pazar payı kazanacak.
Tabi Apple da bu sırada boş durmayacak ve Avrupa’daki varlığını güçlendirmek için Avrupalı ve Uzak Doğulu mağazaları kendine bağlamaya çalışacak ancak Apple’ın ve Google’ın yapılan her alışverişten vergi keser gibi komisyon alıp devletlerin maliye bakanlıklarına ortak olmasına diğer ülkeler ne kadar sıcak bakar bilemiyoruz.
Avrupa Komisyonu’nun, ABD istihbarat ajansları ile çalıştıkları tescillenen ABD teknoloji şirketlerinin ayağını Avrupa’dan kesmek için her türlü imkanı kullandığını biliyoruz. Dolayısıyla, bu sistemlerin Avrupa’ya yayılması biraz daha zaman alabilir. E-GÜVEN’den, herkese e-imza daveti
E-GÜVEN, yalnızca iş süreçlerini kolaylaştırarak maliyetleri azaltmak ve zamandan kazandırmakla kalmıyor, çevrenin korunmasına da katkı sağlıyor. e-fatura, e-tebligat, e-devlet, e-defter ve KEP başta olmak üzere pek çok projede birey ve kurumlar için gerekli e-imza altyapısını sağlayan, e-imza kullanım alanlarını geliştirmek üzere yeni projeler geliştiren E-GÜVEN, bugüne kadar 10 binden fazla ağaç kurtardı.
E-GÜVEN’in imza süreçlerini kağıt üzerinden elektronik ortama taşıyan ürün ve uygulamalarının ekolojik sistem için de anlam taşıdığını vurgulayan E-GÜVEN Genel Müdürü Can Orhun şunları ifade etti: “Düşük kağıt tüketimi ülkeler için önemli bir gelişmişlik, şirketler içinse önemli bir modernleşme simgesi. Bir insanın yıllık ortalama oksijen ihtiyacını karşılamak için 7 – 8 ağaç gerekiyor. E-GÜVEN olarak şirketlerin e-imzalı projeler üretmesine destek olarak ve bireylerin e-imza edinmesini sağlayarak kurtardığımız 10 binden fazla ağaçla ortalama 1500insanın oksijen hakkını elinden almamış olduk. Bu değerli kazanımı, doğaya saygılı ve teknolojiyi yakından takip eden şirket ve bireylerin bilinçli tutumuyla elde ettik. Henüz e-imzaya geçmemiş tüm birey ve kurumları bu duyarlılığın bir parçası olmaya davet ediyoruz.”
Nüfus artışı ve ekonomideki büyümenin doğal kaynakların üzerindeki baskıyı artırarak çevrenin doğal yapısını bozmaya yönelik tehdit oluşturduğunu belirten Orhun, “Diğer yandan yaşanan hızlı teknolojik dönüşüm ve eskiden kağıt üzerinde yapılan işlemlerin elektronik ortama taşınması doğa üzerindeki bu tahribatı azaltmak için bize ciddi bir fırsat sunuyor” dedi. Nesnelerin interneti ile pazarlama eğitimi
Dijital şehirler, akıllı evler, sizin yerinize düşünen, plan yapan, üreten, birbiri ile iletişime geçebilen ve en önemlisi sizin adınıza karar verebilen “şeylerle” birlikte yaşamaya hazır mısınız?
“Nesnelerin İnterneti”, big data ve makinalar arası iletişim; internetin keşfinden bu yana yaşanan en büyük paradigma kaymasının habercisi. Kadir Has Üniversitesi bünyesinde kurulan #IoTAkademi, tüketicileri ve iş süreçlerini temelinden etkileyecek ve dijital dönüşümü hızlandıracak olan bu yeni paradigmaya karşı kurumları hazırlamak için yola çıktı.
Toplamda 10 farklı konuşmacının yer aldığı eğitimde; 6 farklı atölye çalışması ile katılımcılar; iBeacon – Oculus Rift – Akıllı Saatler – Google Glass – 3D Printer – Drone – Mobil Sensörler ve Robotlar ile tanışma ve akıllı nesneleri birebir deneyimleyerek proje geliştirme şansı bulacak.
13 Haziran – 27 Haziran tarihleri arasında her cumartesi; günde 7 saat (09.00-18.00) olmak üzere toplamda 21 saat olarak planlanan bu eğitime; özellikle pazarlama çalışanları, FMCG, perakende, mağazacılık, B2B sektörlerde odaklanmış yöneticiler, reklamcılar, yazılım geliştiricileri, akademisyenler ve öğrenciler başta olmak üzere; günümüzün ve geleceğin teknoloji entegreli pazarlama süreçlerini öğrenmek ve deneyimlemek isteyen herkes katılabilir.
Daha fazla bilgi almak isterseniz, #IotAkademi internet sitesini ziyaret edebilirsiniz: http://www.iotakademi.com İstanbul İhracatçılar Birliği, Azure’a taşındı
Microsoft Türkiye Sunucu ve Bulut Platformu Grup Müdürü Mehmet Üner,“Mevcut sunucu sahasının yetersizliği nedeniyle sanallaştırma, iletişim ve finansal yazılımlardaki geliştirmelerden ve güncellemelerden yararlanamayan ve verimlilik kaybı yaşayan İİB, Microsoft Azure platformuna geçişten sonra maksimum erişilebilirlik ve noktadan noktaya özel ağ özelliği ile mevcut sistemde 7/24 kesintisiz iş sürekliliği sağladı. Böylece sistem transformasyonu geçiren İİB, kendi bulut ortamını oluşturmak gibi ileriye dönük genişletilebilir ve yönetimi kolay bir platforma geçmiş oldu” dedi.
Ayrıca iş gücünü daha verimli kullanmak ve uzmanlık alanlarına odaklanmayı amaçlayan BT müşterilerini gelecek teknolojilerle tanıştıran Adeo’nun İİB’ye sağladığı IT transformasyonu sonucunda Microsoft’un Office 365 ürününden de hizmet almaya başlayan İİB, ek güvenlik, raporlama, yönetim, bakım ve güncelleştirme gibi maliyetler gerektirmeden yüksek depolama alanlı posta kutularının yanı sıra hızlı ve kesintisiz bir iletişim sistemine sahip oldu.
Microsoft’un “kullandığı kadar öde” prensibi ile sunduğu hizmetler sonucunda, İİB, her yerden erişim ve ISO9001 sertififikasına sahip veri merkezleri aracılığı ile Azure ve Office 365 kullanırken yüksek oranda maliyet tasarrufu elde ederek maksimum verimlilik sağladı.
İİB Bilgi İşlem Sorumlusu Cihan Hoş konuya dair şunları söyledi:
“Ar-Ge çalışmalarımız sonucunda bulut hizmetlerini mevcut pazarda yaygın, güvenli ve maksimum verimlilik sunarak bize sağlayabilecek olan markanın Microsoft olduğuna karar verdik ve Adeo’nun danışmanlığı ve desteğiyle yola çıkaraj Microsoft ‘un Azure ve Office 365 ürünleri ile tanışma imkanına sahip olduk.” Zoru başardı, ödül aldı
Türkiye’de ilk 500 şirketin yüzde 70’e yakınının BT altyapı kurulum ve eğitim hizmetlerini sağlayan BT Eğitim, geçen yılın en büyük ve zorlu bilişim projelerindeki çalışmaları nedeniyle Yılın Eğitim İş Ortağı Ödülü’ne layık görüldü. BT Eğitim’e ödülü, 8-10 Mayıs 2015 tarihleri arasında Çeşme’de gerçekleştirilen Cisco Türkiye İş Ortakları Zirvesi’nde verildi.
Yıl boyunca başarılı çalışmaları ile dikkat çeken iş ortaklarının ödüllendirildiği etkinlikte, teknolojik yatırımlar, Cisco mimarilerinde gerçekleştirilen başarılı projeler, problem çözme ve satış yaklaşımları baz alınarak yapılan seçimde, BT Eğitim gerçekleştirdiği başarılı çalışmalar nedeniyle “Yılın Yetkili Eğitim İş Ortağı” oldu.
Cisco olarak 19 yıldır Türkiye’de iş ortakları ile gerçekleştirdikleri etkin çalışmalarla fark yarattıklarının altını çizen Cisco Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Işıl Hasdemir “İş ortaklarımızın başarılı projelerini takdir ediyoruz ve onlarla birlikte büyüyeceğimize inanıyoruz. BT Eğitim ile sürdürdüğümüz verimli iş ortaklığını “Yılın Yetkili Eğitim İş Ortağı” ile ödüllendirmekten mutluluk duyuyoruz” dedi.
Türkiye’nin ilk ve tek “Uygulama Merkezli Altyapı Yetkili Teknoloji İş Ortağı”
Sektörde Cisco ile birlikte değer yaratma üzerine kurulu bir çalışma yürüttüklerini belirten Cumhur Kızıları, bunun sonucunda BT Eğitim’in mayıs ayı itibariyle Cisco’nun “Uygulama Merkezli Altyapısı” (Application Centric Infrastructure –ACI) için Türkiye’deki ilk ve tek “Yetkili Teknoloji İş Ortağı” (Authorized Technology Provider –ATP) olarak atandığını açıkladı. Cumhur Kızıları, “Cisco’nun yeni nesil uygulama ihtiyaçları düşünülerek yaratılmış bir veri merkezi ve bulut çözümünü olan ACI, yakın gelecekteki BT projelerinin merkezinde yer alacak. Bu nedenle Cisco tarafından ACI için Türkiye’nin ilk ve tek ATP olarak atanmamız, önümüzdeki dönemde de EMEAR bölgesindeki önemli eğitim ve projelerde yer alacağımız anlamına geliyor” dedi.
Cisco eğitimlerine sınıf atlattı
Üst üste yılın en iyisi seçilmenin büyük bir onur olmakla birlikte, büyük bir sorumluluğu da beraberinde getirdiğini dile getiren BT Eğitim Genel Müdür Yardımcısı Cumhur Kızıları, ”Türkiye’nin ve EMEAR bölgesi ülkelerinin medar-ı iftiharı olacak, zorlu bilişim projelerinin hayata geçirilmesinde başarıyla destek vermek, yıllara dayanan bir deneyim ve güçlü bir kadronun sonucu. BT Eğitim olarak, 14 yıldır Cisco müşterileri ve iş ortaklarının hedeflerine ulaşması için mümkün olan en iyi eğitim ve hizmetleri sunuyoruz. Cisco müşterileri ve iş ortaklarının değişen teknoloji ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla biz de dünyayla paralel bir şekilde eğitim ve hizmetlerimizi sürekli yeniliyor ve geliştiriyoruz. Bu çerçevede ACI için ATP olarak atanmamızın yanı sıra geçtiğimiz ay Cisco’nun Borderless, Collaboration ve Data Center alanlarında Uzman Eğitim İş Ortağı olmayı başararak Türkiye’deki Cisco eğitim deneyimine sınıf atlattık” dedi. Intel, Altera’yı satın aldı!
2015’in en büyük şirket satın almalarından biri, dün gerçekleşti. Intel’in duyurusuna göre, mikro işlemci devi, rakibi Altera’yı 16,7 milyar dolar
ödeyerek satın aldı.
Altera, otomotiv, giyilebilir cihazlar, medikal cihazlar ve havacılık/uzay alanında kullanılan işlemcileri üretmesiyle tanınıyor. Dev üreticilerle büyük hacimli anlaşmaları bulunan Altera’yı satın alarak Intel artık sadece masa üstü pazarında değil, yeni çağda otomobillerden evlerimizdeki akıllı cihazlara kadar çok yoğun olarak talep görecek mini işlemcilerin üreticisi konumuna yükselmiş durumda.
Aslında Altera ve Intel zaten uzun zamandır çok yakın çalışıyordu ve Altera’nın tasarladığı işlemciler Intel’in fabrikalarında üretiliyordu. Intel şimdi bu satın alma ile birlikte Altera’nın geliştirdiği çok önemli işlemci teknolojilerine de sahip oldu.
Altera’nın teknolojileri ayrıca Intel’in lider konumda olduğu sunucu işlemcilerini güçlendirmek için de kullanılacak. Intel’in kolayca modifiye edilebilen Altera çipleri sayesinde, sunuculara ve veri merkezlerine çok güçlü bulut yetenekleri kazandırması bekleniyor.
Intel halihazırda sunucu işlemcileri pazarında %95 pazar payına sahip. Altera’yı satın alan Intel bir anlamda, bu pazardaki konumunu pekiştirip geleceğini de garanti altına almış oldu.
ödeyerek satın aldı.
Altera, otomotiv, giyilebilir cihazlar, medikal cihazlar ve havacılık/uzay alanında kullanılan işlemcileri üretmesiyle tanınıyor. Dev üreticilerle büyük hacimli anlaşmaları bulunan Altera’yı satın alarak Intel artık sadece masa üstü pazarında değil, yeni çağda otomobillerden evlerimizdeki akıllı cihazlara kadar çok yoğun olarak talep görecek mini işlemcilerin üreticisi konumuna yükselmiş durumda.
Aslında Altera ve Intel zaten uzun zamandır çok yakın çalışıyordu ve Altera’nın tasarladığı işlemciler Intel’in fabrikalarında üretiliyordu. Intel şimdi bu satın alma ile birlikte Altera’nın geliştirdiği çok önemli işlemci teknolojilerine de sahip oldu.
Altera’nın teknolojileri ayrıca Intel’in lider konumda olduğu sunucu işlemcilerini güçlendirmek için de kullanılacak. Intel’in kolayca modifiye edilebilen Altera çipleri sayesinde, sunuculara ve veri merkezlerine çok güçlü bulut yetenekleri kazandırması bekleniyor.
Intel halihazırda sunucu işlemcileri pazarında %95 pazar payına sahip. Altera’yı satın alan Intel bir anlamda, bu pazardaki konumunu pekiştirip geleceğini de garanti altına almış oldu. Windows 10’un çıkış tarihi kesinleşti
Windows 10, Microsoft tarihindeki en sansasyonel işletim sistemi olacak denilebilir. Windows 8 ile aradığını bulamayan, üstelik de Windows 8’in başarısızlığının sorumluluğunu üzerine alan CEO Steve Ballmer’ın istifa etmesiyle CEO’su da değişen Microsoft, Windows 8’den sonra nasıl bir işletim sistemi geliştireceği üzerine çok kafa yordu.
Yeni CEO başa geçtiğinde, Steve Ballmer zamanında geliştirilmeye başlayan Windows 9’u da tamamen çöpe atarak, Windows 10’u sıfırdan geliştirmeye başladı. Kısa sürede ve test kullanıcılarının yoğun katılımıyla inşaa edilen Windows 10’u şu anda milyonlarca test kullanıcısı aktif olarak kullanıyor ve işletim sistemi resmen yayınlandığında bu kullanıcılar Windows 10’u ücretsiz olarak kullanmaya devam edecekler. Yani Windows 10, daha ilk günden milyonlarca kullanıcıya kavuşacak. Peki ama Windows 10 ne zaman piyasaya çıkacak?
Microsoft’un bugün yaptığı duyuruya göre, Windows 10’un resmi çıkış tarihi 29 Temmuz olacak.
Ayrıca test kullanıcılarının yanı sıra, geçen 6 ay içinde Windows 7 ve üstü işletim sistemli yeni PC veya tablet satın alanlar da ücretsiz olarak Windows 10’a geçiş yapabilecek.
Windows 10’un son büyük Windows lansmanı olması da bekleniyor. Microsoft artık yeni bir Windows üretmeyecek, işletim sistemi küçük güncellemelerle zaman içinde evrilecek. Yani Windows 11 olmayacak. İşletim sistemi yoluna Windows ismiyle devam edecek ve Microsoft, düzenli ve sık aralıklarla işletim sistemini güncelleyerek yenileyecek. Ancak bu sistemin tam olarak nasıl işleyeceği ve Microsoft’un nasıl gelir elde edeceği şimdilik net değil.
Umarız bu yeni Windows da, Windows 8 gibi hayal kırıklığı yaşatmaz ve yeni CEO Satya Nadella’yı da koltuğundan etmez. Apple’ın harita merakının arkasındaki sebep
Google’ın aksine Apple uzun yıllardır haritalandırma servisine çok özen göstermedi. Google hem uydudan hem de sokaklara saldığı otomobillerle insan gözü seviyesinden dünyanın bütün şehirlerini harıl harıl kayıt altına alırken, Apple telefonlarında kullanılacak harita uygulamaları için veriyi başka şirketlerden satın almayı tercih etti. Sokak seviyesindeki üç boyutlu görüntüler ise ilgi alanına bir türlü giremedi.
Hatta Apple’ın bu umursamazlığı sonucunda, iki gün boyunca Apple Map’ın gösterdiği yöne gidip sonra da ters yöne iki üç bin kilometre yol almış olduklarını fark eden yaşlı ABD’li çiftin hazin öyküsü gibi haberlerle karşılaşmak olağan hale geldi. Öyle ki, bazı durumlarda iPhone kullanıcılarına, Apple’ın harita uygulamasını kullanmamaları bile tavsiye edildi.
Apple’ın harita uygulamasındaki hataları rakipleri de affetmedi ve Samsung kendi telefonlarının reklamlarını, Apple harita hatalarıyla alay eden kurgular üzerine geliştirdi. Şehirlerin en işlek merkezine, iPhone haritaları ile geziye çıkıp kaybolan maceracıların öykülerini anlatan enstalasyonlar yerleştirdi.
Apple şimdi, haritalandırma faaliyetine önem vermeyişinin büyük bir hata olduğunu anlamış olacak ki, gizemli otomobillerle ABD sokaklarını karış karış dolaşmaya başladı. Üzerine özel kamera sistemleri yerleştirilmiş otomobillerin Apple’a ait olduğu bir süre önce ortaya çıkmıştı.
Peki Apple’ı bir anda haritalandırma faaliyetine yönelten asıl sebep nedir?
Yeni gelişen teknolojilerin büyük oranda harita sistemlerine ihtiyaç duyması, Apple’ı bu alandaki açığını gidermeye mecbur bırakmış görünüyor. Artık sadece mobil cihazlardaki harita uygulaması veya navigasyon uygulamaları değil, sürücüsüz otomobiller, akıllı gözlükler, sanal reklam ve ödeme servisleri, büyük oranda harita verisine dayanacak.
Gözünüzdeki dijital gözlükle sokakta yürürken, yanından geçtiğiniz veya yaklaştığınız bir mağaza sizi fark ederek hemen gözlüğünüze sanal bir reklam gönderecek. Siz mağazaya bakarken belki de sadece sizin görebileceğiniz, sadece size özel bir indirim veya kampanya teklifi, mağazanın camında yanıp sönmeye başlayacak. Bu indirimi çevredeki diğer insanlar göremeyecek veya onlara da başka teklifler görünecek.
Ya da sürücüsüz otomobilinizle ilerlerken, otomobilin çok doğru hesaplanmış harita ve navigasyon bilgilerine ihtiyacı olacak. Akşam vakti ailesiyle birlikte sürücüsüz otomobiline binip “KİT, bizi pizzacıya götür,” diyen bir babaya otomobilinin “şu pizzacıda süper indirimler var,” teklifi götürebilmesi ve Apple’ın o pizzacıdan reklam ve komisyon alabilmesi için de sürücüsüz otomobilin hangi sokakta, hangi köşede, hangi pizzacının bulunduğunu çok iyi bilmesi gerekecek. Kısacası Apple, yakın gelecekteki teknolojik hizmetlerden ekmek yemek istiyorsa, harita işinde rakiplerini yakalamak zorunda.
Dolayısıyla, Apple’ın bu ani haritalandırma telaşı, dijital gözlük ve sürücüsüz otomobil teknolojileri üzerindeki çalışmalarının da ispatı kabul edilebilir.
Tabi, Apple her zaman için sürpriz yaparak, herkesi ters köşeye yatırabilecek potansiyele sahip ancak haritaları küçümseyerek zamanında yeterince yatırım yapmadığı için şu anda pişman olduğunu tahmin etmek zor değil. ABD sokaklarını karış karış dolaşan kameralı özel Apple otomobilleri de bu pişmanlığın ispatı olarak karşımızda duruyor. Tayfun Acarer’in BTK’daki 10 yılı


Dell’den yazılım etkinliği
Dell’in, Türkiye, Dubai ve Polonya olmak üzere üç ayrı ülkede yazılım odaklı gerçekleştirdiği 1. Kullanıcı Grubu Konferansı’nın (1st User Group Conference-UGC) Türkiye ayağı, 28 Mayıs Perşembe günü gerçekleştirildi.
Dell Software yazılımı uzmanlarınca geliştirme projeleri ve dağıtım stratejilerinin paylaşılacağı konferansta; Bilgi Güvenliği, Bilgi Yönetimi ve Sistem Yönetimi alanlarında ortaya konan en iyi yayılma stratejilerinden de örnekler sunuldu.
Diğer kullanıcılarla deneyimlerini paylaşma imkanı bulacak olan kullanıcılar, en iyi uzmanlardan tavsiyelerin yanı sıra Dell ürünleri, Software, yeni teknolojiler ve iş süreçlerine ilişkin ayrıntılı bilgi alma fırsatı da bulacaklar.
Alanında bölgede bir ilk
Kullanıcı Grup Konferansı, 300’ü aşkın Dell Software son kullanıcısı, iş ortakları ve distribütörlerine ev sahipliği yaptı. Ünlü sunucu Burcu Esmersoy’un sunumuyla renk kattığı etkinlikte, katılımcılar üst düzey Dell yöneticilerinden IDC analistlerini, güvenilir güvenlik danışmanlarından Fortune 500 listesindeki şirket temsilcilerini, dünyanın alanında önde gelen uzmanlarını dinleme olanağı buldular.
Dell’in son 3 yıl içerisinde önemli bir satın alma süreciyle birlikte dönüşüme girdiğini belirten Dell Kurumsal Yazılım Direktörü Brent Schroeder, kurumların ihtiyaçlarını baştan uca karşılayabilmek için gerekli tüm yatırımları gerçekleştirdiklerini vurguladı. Schroeder, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Dell yazılım olarak sistem yönetimi, ağ yönetimi, kimlik erişim yönetimi, bilgi yönetimi, mobil işgücü yönetimi ve güvenlik alanında tüm ihtiyaçları tek bir marka altında sağlıyoruz. Vizyonumuza paralel olarak kurumların sürekli karmaşıklaşan BT altyapılarını nasıl daha basitleştireceğinin, zamanlarını nasıl daha değerli kılacağının, veriyi en verimli nasıl yöneteceklerinin yanıtını veriyoruz. İster en karmaşık bulut yapısına ya da mobil iletişime sahip olun isterse de düzenlemeler karşısında uyum sağlamaya çalışın Dell Software olarak yanınızda olacağız.”
“Veri kralsa güvenlik de kraliçedir”
Etkileyici sunumuyla dinleyicilere keyifli dakikalar yaşatan Dell Yazılım Güvenlik Stratejisti Ramses Gallego, “Günümüzde inanılmaz hızlı bir değişim ve dönüşüm yaşanıyor. Bu dönüşümde veriyi en iyi kullananlar bir adım öne çıkıyor. Veri çağımızın vazgeçilmez bir parçası. Ancak burada unutulmaması gereken konu tam anlamıyla şu: Veri kralsa, güvenlik de kraliçedir! Güvenliği tüm BT çözümlerinden ayrı düşünmek imkansızdır. Dell de baştan uca sunduğu çözümlerde hiçbir güvenlik şirketinin sahip olmadığı avantajla kusursuz bir güvenlik çözümü sunabiliyor” dedi.
Titiz anne 200 bin dolarlık Apple 1’i çöpe attı
Pek çok büyük kurumun depolarında, demirbaş olarak kayda geçtiği için çöpe atılamayan sayısız bilgisayar, yazıcı, faks, PC, MAC gibi teknolojik ürünler çürümeye terk edilmiştir. Zaman geçtikçe artık yetersiz kaldıkları için değiştirilen bu cihazlar, bir süre değersiz bir çöp gibi görülse de, belli bir süre sonra antika konumuna yükselebiliyorlar. Temiz veya iyi korunmuş olanlarının kolleksiyoncular tarafından büyük paralar ödenerek satın alındığını da, e-bay gibi servislerde sıkça görebiliyoruz.
Ancak bu sefer karşılaştığımız bir olay, teknolojinin antika değerinin farkına varamadığımızda ne kadar büyük zarar edebileceğimizi de gösteriyor.
Kaliforniya’da yaşayan bir ev kadını, eşinin ve çocuklarının evin garajına depoladığı eski teknolojik ürünlerin yarattığı karmaşadan o kadar rahatsız oldu ki, eline süpürgeyi alıp ne bulduysa çöpe attı. Ancak çöpe attığı ürünler arasında, 1970’li yıllarda bizzat Steve Jobs ve Steve Wozniak tarafından elle inşaa edilmiş ve bir şirkete satılmış ilk nesil Apple bilgisayar da bulunuyordu. Çok değerli bir antika olarak tanımlanan bu cihazlara kolleksiyoncuların 200 bin dolar ödediğini bilmeyen titiz ev kadını kocasının sakladığı bu eski Apple 1 bilgisayarı çöp olarak görüp mahalledeki çöp arabasına attıktan sonra, çöpleri ayrıştıran merkezdeki çalışanlara piyango vurmuş oldu. Geri dönüşüm merkezindeki çalışanların dikkatini çeken bilgisayar, çöpten kurtarılıp temizlenip tekrar çalışır hale getirildikten sonra bir kolleksiyoncuya tam 200 bin dolara satıldı.
Şimdi herkesin aklındaki soru şu: Sayısız kurumun ve şirketin tozlarla kaplı depolarında, IT departmanlarının güneş görmeyen köşelerinde, kim bilir hangi gizli servetler yatıyor, kim bilir hangi hazineler tozlarla kaplı şekilde keşfedilmeyi bekliyor?
Astel “PT-RZ12K” ile Türkiye’yi tanıştıracak
Astel Elektronik güvencesiyle yaz aylarında tüketicilerle buluşacak olan “PT-RZ12K”, dünyanın en hafif 3-çip DLP lazer projektörü olmasının yanısıra sağladığı üstün görüntü kalitesiyle “dijital signage” operasyonları için katma değerli bir çözüm olarak öne çıkıyor.
12,000 lümen parlaklığa ve WUXGA (1920×1200) çözünürlüğe sahip “PT-RZ12K”, 120Hz kare hızı ve yüksek kare hızlı içerik uyumu sayesinde, hareket bulanıklığını (motion blur) azaltarak çok daha net görüntüler sunuyor.
Rakiplerinin bir adım ötesine geçen “20,000:1” kontrast oranını, “WUXGA” çözünürlüğün zengin detayları ile birleştiren “PT-RZ12K”; simülasyon merkezleri, kontrol odaları ve eğitim kurumlarının yanı sıra; büyük ölçekli mekanlarda, sanal gerçeklik uygulamalarında ve kurumsal uygulamalarda fark yaratacak üstün bir performans sergiliyor.
Geometrik ayar özellikleri ile sistem ve kurulum esnekliği
Lazer ışık kaynağına sahip yeni “PT-RZ12K”; yatay, dikey ve “360 derece” projeksiyon yapabiliyor. Çoklu ekranlı projeksiyon ve geometrik ayar özellikleri ile “PT-RZ12K”, büyük bir sistem ve kurulum esnekliği sağlıyor. 12,000 lümen parlaklığa ve SXGA+ (1400 x 1050) çözünürlüğe sahip “PT-RS11K” modeli de, “PT-RZ12K” ile eş zamanlı olarak 2015 yazında piyasaya sürülecek.
Eşsiz bir lambasız projeksiyon alternatifi
Dünyanın En Hafif ve Yüksek Kare Hızlı 3-Çip DLP Lazer Projektörü “PT-RZ12K”yı Türkiye pazarına sunacak olan Astel Elektronik’in Pazarlama Direktörü Kaan Kısakol, lazer ışık kaynağından güç alan lambasız projektörlerin görüntü sistemlerinin geleceğini tayin edeceklerine dikkat çekti. Kısakol, “Lazer teknolojisinin düşük sahibiyet maliyetleri, zahmetsiz bakım olanağı, düşük güç tüketimi ve çevre dostu materyal kullanımı gibi sayısız avantajı mevcut” dedi.
Lazer teknolojisinin çığır açan yenilikleri PT-RZ12K’da
PT-RZ12K lazer aydınlatma teknolojisinin bu avantajlarını üstün görüntü kalitesi eşliğinde sunarak farklılaştığını kaydeden Kısakol, “WUXGA (1920 x 1200) çözünürlüğe, 12,000 lümen gibi lazer projektörler arasında az bulunan bir ışık gücüne ve sonsuz kurulum esnekliği sağlayan özelliklere sahip PT-RZ12K ile kullanıcılar birbirinden farklı sayısız uygulamada lazer teknolojisinin çığır açan yenilikleri ile tanışacaklar” dedi.
BTK Başkanı Tayfun Acarer görevine veda etti
2005 yılında Telekomünikasyon Kurulu Başkanlığı görevine atanan Dr. Tayfun Acarer, adı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu olarak değiştirilen Kurul’un Başkanlığı’na 2010 yılında yeniden atandı.
BTK Başkanı Dr. Tayfun Acarer için düzenlenen veda törenine BTK Kurul 2. Başkanı Dr. Ömer Fatih Sayan ile Kurul üyeleri İhsan Kulalı, Celalettin Dinçer ve Hidayet Yıldız da katıldı. Acarer için düzenlenen veda törenine Kurum Başkan Yardımcıları, Daire Başkanları, Müdürler ve BTK personeli de katıldı.
Dr. Tayfun Acarer, veda töreninde yaptığı duygusal konuşmada 10 yıldır BTK’nın Başkanlığını yaptığını belirterek, “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu bürokrasi içinde kurumsal kimliğini tamamlamış ve kurumsal yapısını oturtmuş ilk üç kurum arasında sayılabilir” dedi.
Acarer, BTK Başkanlığı döneminde çok önemli icraatlar yaptıklarını hatırlatarak, “3G ihalesini yaparak Türkiye’yi 3G teknolojisi ile tanıştırdık. Cep telefonu kayıt sistemini getirerek özellikle kayıt dışı cep telefonlarını engelledik, cep telefonu gasp ve hırsızlığını azalttık. Numara taşıma sistemini getirerek abonelerin numaralarını değiştirmeden operatör değiştirmelerine imkan sağladık. Güvenli internet uygulamasını başlatarak özellikle çocuklarımızın internetin zararlı ortamlarından korunmasını sağladık” dedi.
Acarer’in konuşmasının ardından BTK 2. Başkanı Dr. Ömer Fatih Sayan söz alarak yaptığı hizmetlerden dolayı Acarer’e teşekkür etti ve plaket takdim etti. Kurul üyesi İhsan Kulalı da yaptığı konuşmada Acarer’e teşekkür ederek günün anısına çiçek takdim etti.
Veda törenine Dr. Tayfun Acarer’in eşi Dr. Ülker Acarer katıldı. Acarer veda töreninde “Burada en büyük teşekkürü eşime yapmak istiyorum. Bu süreçte bana büyük destek verdi.”dedi.
Acarer, Kurum personeli ile tek tek tokalaşarak vedalaştı.
Sayan vekalet edecek.
BTK Başkanı Dr. Tayfun Acarer’in görev süresinin sona ermesi nedeniyle BTK Başkanlığı’na Kurul 2. Başkanı Dr. Ömer Fatih Sayan vekalet edecek. Geçen hafta Kurul’da yapılan seçimde Sayan, oybirliği ile Kurul 2. Başkanlığı görevine seçildi. Çelik sektörü yüksek teknolojiye yöneliyor
Dünya piyasalarındaki rekabet şartları giderek zorlaşıyor. Şartlara uyum sağlamanın yolu ise teknolojiyi üretim tekniklerine entegre etmekten geçiyor. Çelik İhracatçıları Birliği de bu amaçla sektör temsilcilerinin dünyadaki teknolojik yenilikleri yakından takip etmesi ve üretim tekniklerini güncelleyebilmesi için dünyanın önde gelen çelik firmalarından yetkililerin katılımı ile “Çelik Sektörünün Teknolojik ve Yapısal Dönüşüm Çalıştayı”nı düzenledi. Dört gün süren çalıştay sonunda üretimde yeni teknolojileri kullanarak maliyetlerin düşürülmesi ve ürün yelpazesinin genişletilmesine odaklanan Türk çelik sektörü temsilcileri, bu alanda yapılacak yeni yatırımların devlet tarafından da desteklenmesini bekliyor.
Türk çelik sektörü 2023 yılı Türkiye ihracat hedefinin 55 milyar dolarını üstlenmeye odaklanarak çalışmalarını sürdürüyor. Sektör, bunu başarabilmek için ise katma değerli üretim ile ihracat değerinin artırılması, hurda bağımlılığını azaltılması, cevherden üretimin artırılması ve teknolojiyi sektöre entegre ederek yeni üretim tekniklerinin geliştirilmesi konularına yoğunlaştı. Çelik İhracatçıları Birliği de sektör temsilcilerinin günün değişen koşullarına uyum sağlayarak rekabet gücünü artırması için 26-29 Mayıs tarihleri arasında “Çelik Sektörünün Teknolojik ve Yapısal Dönüşüm Çalıştayı”nı düzenledi. Birlik bünyesinde faaliyetlerini sürdüren MATİL A.Ş; T.C. Kalkınma Bakanlığı, T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, İstanbul Kalkınma Ajansı ve Türkiye Çelik Üreticileri Derneği desteğiyle organize edilen çalıştayın ana konusu mevcut elektrikli ark ocak tesislerinde hurda yerine alternatif hammaddeler kullanılarak üretim maliyetlerinin düşürülmesiydi.
Çin, İtalya, Avusturya, İngiltere, Rusya, Hindistan ve Almanya’nın çelik tesislerini kuran ve ekipmanlarını üreten firmalardan yetkililerin katıldığı çalıştayda sektör temsilcilerine yatırım alternatifleri ve üretim maliyetini düşürücü çözümler anlatıldı. Dört gün boyunca süren çalıştay sonunda ise aktarılan bu tekniklerin Türk çelik sektörüne entegre edilebilmesi için acilen yapılması gerekenler belirlendi. Öncelikle fizibilite çalışmaları için gerek ark ocaklı gerekse entegre tesislerin temsilci ve danışmanları ile bir çalışma grubu oluşturulacak. Ardından 1 ve 2 milyon ton civarında üretim yapan tesislerin bir araya gelerek kuracağı sıvı metalden üretim yapılabilecek ortak bir tesisin yaratacağı fayda vurgulandı. Söz konusu tesis için gereken arazi ve izinler ile ilgili alınabilecek devlet destekleri belirlenecek. Son olarak yatırım optimizasyonu ve yurtiçi kaynakların kullanılması konusunda çalışmalar yapılacak.
Ayrıca çalıştay süresince değişik yatırım büyüklüklerine göre yatırım maliyetleri, mevcut veya beklenen hammadde fiyatlarına göre üretim maliyetleri, finansman gereçleri, önerilen teknolojilerin avantajlı yönleri gibi birçok ana madde de çelik sektörü temsilcilerine detayları ile aktarıldı.
Çalıştayın genel değerlendirmesini yapan Çelik İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci, “Türk çelik sektörü olarak üretim ve ihracatta zor günler geçiriyoruz. Bu zorlukta her geçen gün artarak devam ediyor. Geçtiğimiz yıl üretimde dünya sekizincisi olan sektörümüz, 2015’in ilk dört ayında dokuzunculuğa geriledi. Oysa sektörümüzün potansiyeli çok daha yüksek. Bu potansiyeli kullanabilmemiz ve ihracat gelirimizi artırabilmemiz için ise katma değerli ürün üretmemiz gerekiyor. Bunu başarabilmek ve dünya ile rekabet edebilmek için de yeni teknolojileri üretim hatlarına adapte etmemiz kaçınılmaz hale geldi. Artık yolumuza yalnızca inşaat çeliği üreterek devam edemeyiz, yeni teknolojileri kullanarak ürün çeşitliliğimizi artırmalıyız. Bu doğrultuda birliğimiz bünyesinde faaliyetlerini sürdüren MATİL şirketimiz tarafından düzenlenen “Çelik Sektörünün Teknolojik ve Yapısal Dönüşüm Çalıştayı” ile firmalarımızın dünyadaki yeni teknolojiler konusunda detaylı bilgi sahibi olmasını sağladık. Dört gün boyunca mevcut ark ocaklı tesislerimizin rekabet gücünün artırılması, yeni yatırım alternatifleri, cevherden üretim yapan entegre tesislerin kurulumu gibi önemli başlıklar ele alındı. Son teknolojiler ve dünyadaki çözüm önerileri yurtdışından gelen önemli firmalarımızın yetkilileri tarafından aktarıldı. Çalıştay, sektör temsilcilerimizin dünyayı yakından takip edebilmesi, eksiklerin tespiti ve yapılması gerekenlerin belirlenmesi açısından oldukça verimli oldu” dedi.
Ekinci, “Dünya koşullarında rekabet koşulları zor. Bizler birbirimizin rakibi değiliz. Asıl rakiplerimiz yurtdışındaki üreticiler. Bu nedenle Türk çelik sektörünün yükselmesi için hep birlikte hareket etmeliyiz. Yeni teknolojilere odaklanmalı, maliyetlerimizi en aza indirerek ürün çeşitliliğimizi artırmalı ve bunu yapmamızı sağlayacak yeni yatırımlar için adımlar atmalıyız” diyerek sözlerini bitirdi.
Çalıştay süresince çelik sektörü temsilcilerine destek veren T.C Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakan Danışmanı Ahmet Taşkın ise yaptığı konuşmada “Türkiye’nin 2023 yılı hedefi dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında yer almak. Çelik sektörümüze baktığımızda dünya dokuzunculuğu ile bu hedefi çoktan başarmış olduğunu görüyoruz. Ancak sektörün rekabet gücünün artırılması için iki konuyu çözmesi gerekiyor. Bunlar hurda bağımlılığının azaltılması ve katma değerli üretimin artırılması. Her iki konuda sektörün yapısal bir dönüşüme girmesi gerekiyor. Bunu da yeni teknolojileri üretim faaliyetlerine entegre ederek ulaşacaktır. Sektör temsilcileri, çalıştay ile dönüşümü sağlayacak yatırımlar için gereken tüm teknikler, maliyetler, avantajlar, yer temini ve tüm fizibilite çalışmaları konusunda bilgi edindi. En kısa sürede yeni yatırımlar için adımlar atılacaktır” dedi. Finans şirketleri her ay 50 siber saldırı alıyor
Araştırma, gelişmiş siber tehditlerin finans sektöründe 98, perakende sektöründe 197 gün sonra belirlenebildiğini ortaya koydu. Finans şirketlerinin yüzde 83’ü, perakende şirketlerinin ise yüzde 44’ünün her ay 50’nin üzerinde saldırıyla karşı karşıya kaldığı saptandı.
Arbor Networks’ün desteğiyle gerçekleştirilen araştırmaya göre, gelişmiş siber tehditler finans sektöründe 98, perakende sektöründe 197 gün boyunca sistemde aktif kalabiliyor. Saldırıları ağlarına girdiği anda belirlemeyi hedeflemelerine rağmen gelişmiş siber tehditleri uzun süre fark edemeyen perakende ve finans sektörü için Ponemon Enstitü Başkanı Dr. Larry Ponemon, “Gelişmiş tehdidi tespit etme süresi çok uzun; saldırganlar içeri giriyor ve yol açtıkları hasar onarılamaz hale gelene kadar kalıyorlar” dedi.
Türkiye’nin de içinde bulunduğu Kuzey Amerika ve Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgesindeki (EMEA) 14 ülkeden 844 finans ve 675 perakende şirketinin mercek altına aldığı araştırmada, siber güvenlik bütçelerinin yüzde 40’ının teknolojiye, yüzde 37’sinin personele ve yüzde 20’sinin hizmet alımına ayrıldığı saptandı. Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 55’i İnternet sistemlerini çökerten DDoS saldırılarını gelişmiş tehdit olarak gördüğünü belirtirken, ancak yüzde 39’u bu saldırıları kontrol altına alma konusunda etkin olabildiklerini söyledi. Aynı katılımcıların yüzde 71’i gelişmiş tehditlerin önlenebilmesi için en umut verici çözümün ağlar ve trafik hakkında istihbarat sağlayan teknolojiler olduğunu ifade etti.
Konuyla ilgili olarak Arbor Networks Türkiye Ülke Müdürü Serhat Atlı ise “Teknoloji çözümleri, kullanılabilirlik, iş akışı ve bunları kullanan kişiler arasında daha iyi bir denge kurmanın zamanı geldi. Çözüm sağlayıcıları olarak, bu yeni siber güvenlik gerçeğine müşterilerimizin uyum sağlamalarına yardımcı olmalıyız” dedi.
T.HACKATHON’da fikirler yarışacak
Yeni yeteneklerin keşfedilmesini sağlayacak T-Hackathon, 8-9-10 Haziran 2015 tarihlerinde ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Nesnelerin Interneti (IoT), enerji ve bilişim alanlarında fikri olanlar takım kurarak 3 gün sürecek hackathon’da proje geliştirecek.
Hackathon, birden fazla gün süren ve kalabalık bir insan topluluğunun iş birliği halinde, sınırlı bir zaman diliminde bilgisayar programlama faaliyetini yürüterek bir ürün çıkarmaya çalıştıkları bir etkinlik. Mutlaka 42 saat içerisinde sıfırdan geliştirilmiş bir ürün/uygulama olması gereken T-Hackathon’da, başlamadan önce temayla uyumlu bir uygulama fikri bulmak, gerekli bilgileri toplamak ve uygulamanın nasıl kodlanacağını araştırıp öğrenmek konusunda bir engel bulunmuyor. Ekipler istedikleri teknolojiyi, 3. parti kütüphaneyi veya kaynak kodunu kullanabilecekler. Yarışmacılar ayrıca, mobil platformu da hedef platform olarak kullanabilecekler.
Başarılı bulunan ekipler dünyanın en büyük ve en etkili girişim hızlandırma programı Y Combinator tarafından 1-2 Ağustos tarihlerinde San Francisco’da düzenlenecek YC Hacks hackathonuna başvurma şansı elde edecekler ve kabul edilmeleri halinde tüm masrafları Y Combinator tarafından karşılanacak. Katılımcıların YC Hacks’e katılmaları halinde, geliştirecekleri ürünlerini tüm dünyaya duyuracak, her biri birbirinden yetenekli insanlarla tanışacak ve Silikon Vadisi’ne ilk adımı atacaklar.
Katılımın kısıtlı sayıda tutulacağı T-Hackathon’da yer almak isteyenler, 3 Haziran’a dek www.t-hackathon.com sitesi üzerinden başvurularını tamamlayabilir. 








