Haritacılığın yeniden yükselişi…

0
image1Bilinen en yüksek dağ Mons, Mars’ın en yüksek zirvesidir. 27 km yüksekliğindeki bu volkanik dağ, 8.8 bin metre yüksekliğindeki Everest’in üç katıdır. Akıllı haritacılık uygulamalarının uzay teknolojisi ile birleşmesi bize bu bilgiyi verdi. Günlük hayatımızda kullanacağımız bir bilgi değil ama akıllı haritacılık, günlük hayatımız için inanılmaz fırsatlar sunuyor. Malum, Tesla ve Google sürücüsüz araçlarını artık rahatlıkla yollara koyabiliyorlar. Çünkü araçların beynine akıllı haritaları yüklemiş durumdalar. Yine de, haritacılığın asıl şimdi başladığını söyleyebilirim. Harita niye önemli? Bugün dünyadaki yanlış haritalama veya yeni trafikteki kullanılır adıyla yanlış navigasyon bilgileri yüzünden 300 bin trafik kazası yaşandığı tahmin ediliyor. Daha da komiği var. Önceki yıl 117 turist, yanlış haritalama yüzünden ıssız yerlerde kayboldular. Yanlış haritalamayı daha ilkokuldan keşfetmişsinizdir… Afrika mı daha büyük, Kuzey Amerika mı? Meksika mı büyük, Alaska mı? Geleneksel dört köşe haritalara bakarak Kuzey Amerika ve Alaska diyorsanız, yanlış bir karar vermiş olursunuz. image2Haritadaki temel mantık şudur: Ufkun ötesinde ne var? Ufuk ötesini gösterdiği için Piri Reis, öncü ve önemli biriydi. Şimdi torunları çok daha ileriye giderek, yeni ufuklar açmak istiyor. Nasıl mı? Maalesef Mars’ın en yüksek dağı hakkında bir kanaatimiz oluştu ama hala yeryüzünün bilinmeyen o kadar çok sırları var ki? Dijital dünyada harita yarışları sürüyor. Google ve Yandex 8 milyon kilometre yol haritalaması yaptı. Ve her yıl da 1 milyar dolar, harita ve navigasyon için yeni harcama yapıyor. Hatırlarsanız, iki yıl önce Apple harita bölümünde köklü revizyon yapmıştı. Çünkü rakibi Google’a önemli saha kaptırmış oldu. Google, harita uygulamasında başarılı olamasaydı, sürücüsüz araba işine giremeyeceği gibi, akıllı gözlük GoogleGlass projesine de başlamazdı. Unutmayalım ki geleceğin en geniş reklam alanı, dijital haritalar olacak. Apple’ın canını sıkan noktaların başında da bu geliyor… Madem bu kadar yatırım yapılıyor, keşfedilecek başka ne var? Erbil’e gittiğimde, geniş bahçeli, ilginç binalar dikkatimi çekti. Haritada adları yoktu. Bilen fazla kişi yok. Ama Kuzey Irak’ın bu binalardan kontrol edildiği söylendi. Doğru olmasa bile gizemli binalar ve araziler… Aslında böyle arazi ve binalar her ülkede bulunuyor. Hangi harita uygulamasına girerseniz girin, dünya üzerinde on binlerce görünmeyen, bilinmeyen bina ve arazi bulabilirsiniz. Hatta uçuşa yasak bölgeler sebebiyle, çoğu kere uçaklar üzerinden direk uçuş yapamaz. En popüleri Amerika’daki 51. Bölge denilen yerdir. Askeri alanlar, istihbarat merkezleri, önemli ARGE laboratuvarları, hükümet ve kraliyet binalarını bunlara ekleyebilirsiniz. Bazılarını adları ise farklı ve fake adlarla bilinir. En fazla haritada gösterilmesi yasak olan alanın Amerika ile Fransa ülkeleri olduğu tahmin ediliyor. Haritalamanın ne kadar önemli olduğunu, trafik kaza rakamları da gösteriyor. Her yıl 50 milyon trafik kazası oluyor ve 1.3 milyon kişi yol kazalarında ölüyor ve bunun katları sayısınca da insan sakat kalıyor. Bir de bunlara eklenen 100 milyarlarca dolar maddi hasar oluşuyor. Bütün iş kazalarındaki ölümlerin yüzde 60’ı yollarda meydana geliyor. Yani bütün ölümlü dramların onda birine denk geliyor. image3Eğer akıllı haritalama yapabilirsek ve bu bilgiyi interaktif şekilde araçlarla paylaşabilirsek bunları önlememiz mümkün olacak. Akıllı harita ve akıllı ekipmanlar birlikte kullanmak kaydıyla. Biri diğeri olmadan hayata geçmesi etkin sonuç doğurmaz. Dünya yüzeyinin yüzde 70’i deniz ve okyanuslardan oluşuyor. Karaları yeterince bilmiyoruz ama asıl fırsatların olduğu alanın denizler olduğunu bilmemiz gerekiyor. Okyanuslar üzerine bilebildiğimiz sadece güneş ışınlarının ulaşabildiği 60 katlı bina yüksekliğinde bir bölgedir. Bu da elmanın kabuğu kadar bir derinliği ifade ediyor. 11 bin metre derinliğinde çukurların olduğunu, binlerce metre derinliklerin olduğunu biliyoruz ama buradaki yaşam hakkında fazla bilgiye sahip olmadığımız gibi haritasını da çıkarabilmiş değiliz. Ancak akıllı haritalama yapan deniz araçları yapabilirsek, okyanusları yeniden keşfetme fırsatı yakalayacağız. Okyanus canlıları, deniz bitkileri, planktonik varlıklar gibi bilmediğimiz bir zenginliği su altı haritalarıyla öğrenme ve yeni imkanlara ulaşma yolunu açacağız. Şimdiye kadar bütün coğrafya bilgilerimizi toplasak, en eski haritalardan akıllı haritalara kadar her bilgiyi toplasak bile yeryüzünün ancak yüzde 16’sının gerçek haritasının çıkarıldığını söyleyebiliriz. Haritacıların bir diğer faaliyet alanı da mağaralar olmalıdır. Dünyanın en büyük mağarasının Gürcistan’da olduğu tahmin ediliyor. Türkiye’nin mağaraları da iddialıdır ama hiç biri için bir haritalama yapılmamıştır. Efsanelerle gezilip, konuşuluyor ama onları keşfetme konusunda daha yolun başındayız. Haritacıların işi bununla da sınırlı kalmayacak. Rüzgarlar, dalgalar, bulutlar onları bekliyor. Haritacıların yeni uğraş alanlarının yeni fırsatlar doğuracağının en güzel örneğini Başarsoft’un elektrikteki kayıp-kaçak tespitinde de görebiliriz. Türkiye’de üretilen elektriğin yüzde 13’ünü iletim hatlarındaki kayıplar ve kaçak tüketim oluşturuyor. Eğer kayıp ve kaçak düşürülebilirse, elektriğin maliyeti de düşecek. Başarsoft, akıllı elektrik şebekeleriyle iletilen ve nihai tüketiciye ulaşıncaya kadar dağıtılan elektriği 6 kademede ölçümleyen bir yazılım geliştirdi. Geliştirilen ölçümleme sistemi Türkiye’de kayıp-kaçak oranının yüzde 70’in üzerinde olduğu Dicle EDAŞ bölgesindeki pilot bölgede denendi. Şanlıurfa’da kaçak oranının yüzde 90 olduğu 500 aboneli pilot bölgede yazılım sonrasında bu oran yüzde 50’ye düştü. İkinci aşamada 5 bin aboneyi kapsayacak şekilde genişletilen pilot proje daha sonra Türkiye genelinde kullanılabilir hale gelecek. image4Başarsoft Genel Müdürü Alim Küçükpehlivan, 6 ay önce de akıllı elektrik sayaçlarının değişim ve yönetimini yapan Amerikan Apex firması ile işbirliği sözleşmesi imzaladıklarını söylüyor. Bu işbirliğinin ardından Hindistan’ın elektrik dağıtım şirketinin, Başarsoft’un elektrikteki kayıp ve kaçağı önleyen, elektrik şebeke arızalarını ve arızanın koordinatlarını belirleyen yazılımı ilgisini çekti. İngiliz su dağıtım şirketi Thames Water ile Fransız kablolu televizyon şirketi Canal+ da bu haritalama yazılımıyla ilgileniyor. Piri Reis’in ruhu yeniden diriliyor da diyebiliriz. Yeter ki resmin tamamını görüp, yeni rüzgarlara yelken açabilelim. Evet, haritacılık yeniden yükselişte. Etrafımızı tanımak için bu önemli. Dahası, dünyayı tanıdığınız ölçüde yönetebilirsiniz…

Optimizely’ye Türk çözüm ortağı

0
O_SA/B Testler ile Dönüşüm optimizasyonu alanında dünyanın en güçlü platformu Optimizely, Türkiye pazarında UX alanındaki çözüm ortağı olarak Sherpa’yı tercih etti. Optimizely, kişiselleştirilmiş pazarlama ve veriye dayalı inovatif çözümlerini, Türkiye’de Sherpa ’nın uzmanlığı ve UX deneyimleri ile birleştirdi. A/B ve multivariate testleriyle kullanıcılara en doğru web deneyimini sunarak şirketlerin dönüşüm oranlarını artırmalarını amaçlayan Optimizely’nin en öne çıkan özelliği kullanım kolaylığı. Optimizely’nin A/B Testing aracı ile şirketler, web sitesi ya da mobil uygulamalarında daha iyi bir müşteri deneyimi sunmak için kullanıcıların tüm aksiyonlarını derinlemesine ölçümleyebiliyorlar. Razorfish, Possible ve McCann Connected gibi dünya devlerinin de çözüm ortağı olduğu Optimizely’nin müşteri sayısı, bugün 7 bin firmaya ulaştı. En çok trafik alan ilk 10 bin web sitesinden yüzde 5’ine dokunan Optimizely, kurulduğundan bu yana 500 binin üzerine senaryoyu, toplamda 7 milyar defa müşterilerinin kullanıcılarına ulaştırdı. Sherpa , Optimizely iş ortaklığı ile Türkiye’deki e-ticaret ve perakende firmalarının da veriye dayalı UX analitik ile müşterilerini daha yakından tanımalarını ve web siteleri için doğru aksiyonlar almalarını sağlamayı amaçlıyor.

Dünya genelinde 30.000 Latex Yazıcı kuran HP, başarısını kutluyor!

0
Latex_310_1HP, Geniş Formatlı Baskı Dünya Pazarlama Direktörü Joan Perez Pericot, “30.000 adet Latex yazıcı, olağanüstü başarımızın bir kilometre taşıdır. HP Latex teknolojisinin çok işlevselliği,  müşterilerimizin duvar kaplama, perde baskıları, yer döşeme gibi iç mekân dekorasyonuna dair kar marjı yüksek uygulamalarda öncü bir rol oynamalarını, Solvent ve UV-teknolojisini  kullanmayı tercih etmeyen ve bu konuda hassas olan bir çok kurumsal firmaya da daha yüksek marjlarla  çözüm sunabilme alternatifi sağlıyor. HP Latex yazıcılar yeni endüstri standardı kabul ediliyor ve malzeme sağlayıcıları bu eğilimi 72’den fazla malzeme tedarikçisi ve HP Latex yazıcılar için sertifika çıkaran 360’ı aşkın farklı malzeme ile destekliyor. HP Latex portföyü HP Latex 310, 330, 360 ve 370 yazıcıları, solventin giremediği iç mekanlara yüksek hız, yüksek kalite ve aynı gün teslimatla ulaşarak daha sağlıklı üretim ortamları kurmanın yanı sıra, müşterilerin yeni geniş formatlı uygulamalara başarılı bir şekilde geçiş yapmalarına yardımcı oluyor. HP Latex 3100 ve 3500 yazıcılar, hizmet sağlayıcılarına kısa iş-dönüş süreleri içinde çeşitli uygulamaların zamanında teslim edilmesi için etkili ve yüksek hacimli üretim yolları sağlıyor. HP Latex 3500yazıcılar, yüksek hacimli standart iş akışları için tasarlandı. Bu da bu ürünü özel uygulama üretimi için ideal kılıyor ve üretkenliği artırdığı gibi üretim maliyetlerini de düşürüyor. HP Latex 3100 yazıcı ise farklı iç mekan ve dış mekan uygulamalarında yüksek görüntü kalitesi sağlıyor ve geniş tabela ve PSP (Baskı Hizmet Sağlayıcıları) görüntüleri için ideal bir çözüm olarak ön plana çıkıyor.

Microsoft’tan hacker’a ibretlik ceza

3
jakubÇek Cumhuriyeti’nde yaşayan Jakub F isimli hacker, uzun süre boyunca aralarında Microsoft’un yazılımlarının da bulunduğu sayısız telifli yazılımı, müzik ve sinema eserini kanunsuz olarak kopyalarak sattı ancak sonunda yakayı ele verdi ve mahkemeye çıkarıldı. Microsoft, HBO Europe, Sony Music ve Twentieth Century Fox’u temsil eden avukatların karşısında hacker mahkemede 250 bin dolar cezaya çarptırıldı. Ancak bu cezayı ödeme gücü olmayan Hacker’a, firmalar çok ilginç bir anlaşma şartı teklif ettiler. Hacker’ın yasa dışı kopyalama ve korsanlığa karşı bilgilendirici bir video hazırlaması karşılığında firmalar cezayı tashil etmekten vazgeçecek ancak tek bir şartla: Videonun en az 200 bin kez izlenmesi gerekecek. Jakub’un hazırladığı video ilk aşamada büyük ilgi görmedi ancak bu ilginç haber medyaya yayıldıktan sonra video bugün itibariyle 500 bin izlenme sayısına ulaşmış durumda ve rakam hızla artıyor. Kısaca söylemek gerekirse, medya Jakub’ın hayatını kurtardı. Yoksa 250 bin doları ödemek için uzun yıllar boyunca hapis yatması gerekecekti ve hapisten çıktığında insanları istedikleri yere ışınlayan yeni nesil iPhone’lara alışması biraz zaman alacaktı. Video ise şu:

GİB Açıkladı: “E-Fatura’da Kesinlikle Erteleme Yok”

0
DSC_8035ERP Komitesi ve Kurumsal Dönüşüm Platformu’nda ikinci kez bir araya gelen Özel Entegratörler toplantısında 30’dan fazla temsilci eFinans ev sahipliğinde bir araya geldi. ERP komitesi ve Kurumsal Dönüşüm Platformu Koordinatörü M.Göker SARP ‘ın ERP Komitesi ve Özel Entegratörlerle birlikte organize edilen kurul toplantıları ve Kamu Spotu projesi hakkında verdiği bilgilerle başlayan toplantının ilk bölümünde, özel entegratör temsilcileri kamu spotu projesi, yıl sonundaki e-fatura geçişisi ve gündemdeki e-dönüşüm başlıkları hakkında bilgi alışverişinde bulundular ve gündemi birlikte yorumladılar. İlk toplantıda olduğu gibi ikinci bölümde ise Geliri İdaresi Başkanlığından Denetim ve Uyum Yönetimi Daire Başkanı Mutlu Akın ve Engin Uysal’ın da katılımıyla toplantının birinci bölümünde konuşulan ve toplantı moderatörü tarafından kendilerine iletilen konular hakkındaki yorumlarını ilettiler, planlarını paylaştılar ve kendilerine yöneltilen soruları birinci elden cevaplamaya özen gösterdiler. “ GİB’in ERP Komitesi Özel Entegratörler toplanısında yaptığı açıklamalara göre; e-fatura’da kesinlikle erteleme olmayacak. GİB Aralık’ın ilk haftası mükelleflere mektup ile bildirimde bulunarak yıl sonu geçmesi beklenen 30.000’e yakın firmaya konuyu tekrar hatırlatmış olacak ve başvuru sürecini hızlandırmaya çalışacak. Bildiğiniz gibi e-fatura için son başvuru tarihi 31 Aralık (bu tarih dahil) ancak e-fatura başvurusu öncesinde tamamlanması gereken bir de Mali Mühür süreci var, son başvuru tarihi yaklaştıkça ve ertelenme olmayacağına dair bilgiler yaygınlaştıkça mükelleflerin başvuruları yığılmamaya başlayacak, ayrıca TÜBİTAK’in günlük Mali Mühür üretme kapasitesini de hesaba katarsak mükelleflerin başvurularını son başvuru tarihini beklemeden yapması gerekiyor.” Özel entegratörler arasında iletişimin geliştirilmesi ve sektörel düzenlemeler için toplantılar devam ediyor olacak. Bir sonraki Özel Entegratörler kurul toplantısına VBT firması evsahipliği yapıyor olacak.

Facebook çalışanlarına 4 ay doğum izni

0
facebookFacebook’un CEO’su, birkaç gün önce, 2 aylık doğum iznine çıkacağını açıklayarak büyük şaşkınlık yaratmıştı. İş dünyasında oluşan bu şaşkınlığın nedenini, TechInside’da yayınladığımız bu analizde detaylıca incelemiştik. Analizimizde de belirttiğimiz gibi, Zuckerberg farklı yönetim bakış açısını yeniden ortaya koyarak şimdi tüm çalışanların 4 ay doğum iznine çıkabileceğini açıkladı. Mark Zuckerberg’ün babalık iznine ayrılacağını duyurmasının ardından Facebook, tüm tam zamanlı çalışanları için nerede yaşadıkları ve cinsiyetleri fark etmeksizin ücretli doğum iznini dört aya çıkardığını açıkladı. Anneler kadar babaların da yeni doğan bebekleriyle zaman geçirmeleri gerektiğine inanan Facebook’un bu yeni politikası 1 Ocak 2016 itibariyle uygulamaya alınacak. Bu uygulamanın bebek evlat edinenler için de geçerli olacağını vurgulayan Facebook Global İnsan Kaynakları Başkanı Lori Goler konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Facebook olarak çalışanlarımızı ve onların önem verdikleri insanları desteklemeye odaklanıyoruz. Hayatlarının her evresinde onların yanında olmayı istiyoruz ve ücretli doğum izni bunun önemli bir parçası.” Türkiye’de ise, kadınlar dört aylık doğum izni kullanabilirken babalar için annenin hastane sürecine yardımcı olabilmesi amacıyla sadece beş günlük izin hakkı bulunuyor.

Türk Telekom ve Amazon Web Services ortaklığı!

0
ttnet amazonTürk Telekom Grubu, Amazon Web Services altyapısı üzerinden Türkiye’deki işletmelere son teknoloji bulut çözümlerini sunacak. Türkiye’deki işletmelerin sanal sunucu gibi pek çok teknoloji ihtiyacı, Türk Telekom Grubu güvencesi ve Amazon Web Services altyapısıyla BuluTT Market üzerinden karşılanacak. Bu önemli iş birliği, Türk Telekom Grubu Kurumsal İş Birimi CEO’su Mehmet Ali Akarca ve Amazon Web Services Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Bölgesi Teknoloji ve Çözüm Mimarisi Başkanı Attila Narin’in katıldığı bir basın toplantısıyla duyuruldu. Türk Telekom Grubu, Amazon Web Services iş birliğiyle Türkiye’deki işletmelere son teknoloji bulut çözümlerini sunacağını duyurdu. Yapılan bu iş birliğiyle Türkiye’deki küçükten büyüğe tüm işletmeler, Amazon Web Services’in küresel altyapısı üzerinden sanal sunucu hizmeti alabiliyor. Dünyada ve Türkiye’de şirketler, donanımdan, internet erişimine kadar çeşitli bilişim gereksinimleri için sanal sunucuya ihtiyaç duyuyorlar. Sanal sunucuları kiralayan şirketler, ilk yatırım maliyeti, bakım ve işletme giderleri gibi birçok maliyetten kurtuluyor. Bu nedenle birçok şirket sanal sunucu kiralama yöntemini tercih ediyor. Türk Telekom Grubu şimdi de dünyanın bu alandaki lider şirketi Amazon Web Services altyapısı üzerinden sanal sunucu hizmeti sunmaya başlıyor. Türk Telekom Grubu’nun Amazon Web Services altyapısı üzerinden sunduğu sanal sunucu hizmeti ile Türkiye’deki işletmeler; dünyanın en gelişmiş bulut altyapısından faydalanıyor, TL cinsinden saatlik ücretlerle kullanım imkânına sahip oluyor, bakım ve enerji maliyetlerini azaltıyorlar. Türkçe ve kullanıcı dostu ara yüz sayesinde sunucularını kolaylıkla yönetebilen işletmeler, ihtiyaca göre sunucu seçimi, siparişin ardından dakikalar içerisinde hızlı kurulum, yüksek güvenilirlikte ve yüksek hızlarla erişim imkânı elde ediyorlar. Sanal sunucu hizmetleri, Türk Telekom tarafından sunulan çağrı merkezi desteğiyle kullanılabiliyor. Ayrıca Türk Telekom Grubu’nun sanal mağazası BuluTT Market üzerinden şirketlere sunucu hizmetinin yanı sıra, online dosya, veri depolama, e-posta çözümleri ve video konferans gibi ihtiyaç duydukları bir çok bulut çözümü de sunuluyor. Akarca: İşletmeler, altyapı ve işletim giderlerinde yüzde 83’e varan tasarruf imkânı elde edecekler Türk Telekom Grubu Kurumsal İş Birimi CEO’su Mehmet Ali Akarca, “Türk Telekom Grubu olarak, küçük esnaftan dev holdinglere kadar farklı ölçeklerdeki iş yerlerinin tüm iletişim ihtiyaçlarını tek noktadan karşılıyoruz. Ses, internet ve veri merkezi hizmetlerinden bulut bilişim çözümlerine kadar sunduğumuz 100’den fazla ürün ve servisimizle işletmelerin teknoloji ortağıyız. Müşterilerimizin ihtiyaçları ve beklentileri bizim için çok önemli. Amazon Web Services ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği kapsamında Türkiye’deki iş yerlerinin teknoloji ihtiyaçlarına yönelik güvenilir, ölçeklenebilir, yüksek performanslı ve hesaplı çözümler sunacağız. Türkiye’deki işletmeler, BuluTT Market üzerinden sunduğumuz Amazon Web Services hizmetlerinden, kullandıkları kadar ödeme yaparak uygun koşullarda faydalanabilecekler. Sanal sunucu hizmeti, altyapı ve işletim giderlerinde yüzde 83’e varan tasarruf imkânı sağlayacak. Ayrıca işletmeler, bakım ve yönetim giderlerinde tasarruf sağlayacak; ihtiyaç duymaları halinde genişleyebilen bir bilgi sistemi altyapısına da sahip olacaklar. Hizmetlerimiz, KOBİ’lerin, büyük işletmelerin ve kamu kurumlarının operasyonlarını güçlendirmelerinin yanı sıra, hizmet kalitelerini ve çeşitliliğini artırmalarına da yardımcı olacak” dedi. Akarca sözlerine şöyle devam etti: “Ülkemizi bölgesinde bir veri merkezi üssü olarak konumlamak için teknoloji yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Türkiye’deki işletmelerimizin global alanda rekabet edecek düzeye ulaşması için en ileri teknoloji hizmetlerine sahip olmalarının gerektiğine inanıyoruz. Amazon Web Services ile yaptığımız bu çalışmayı bu kapsamda şirketlerimize rekabet avantajı sağlayacak bir iş birliği olarak değerlendiriyoruz”. Amazon Web Services Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Bölgesi Teknoloji ve Çözüm Mimarisi Başkanı Attila Narin de şu açıklamalarda bulundu: “Amazon Web Services’i 2006 yılında hayata geçirdiğimizde, Türkiye’deki kullanıcılar bu hizmeti ilk kullananlar arasındaydı. Bugüne kadar Amazon Web Services’i kullanan her ölçekteki şirkette çok büyük yenilikler gördük. BuluTT Market’le birlikte, çok daha fazla Türk şirketinin bulut teknolojisini kullanarak işlerini büyütmek ve başarılı olmak için gerekli olan güvenlik, ölçeklenebilirlik ve güvenilirlik hizmetlerini uygulayabileceklerini düşünüyoruz”. Türk Telekom Grubu’nun Amazon Web Services altyapısı üzerinden sunduğu sanal sunucu hizmeti, BuluTT Market üzerinden, işletmelere fatura ile ödeme yapma imkanı tanıyor.

Volkswagen 3D akıllı gözlük kullanmaya başlıyor

0
google glassArtırılmış gerçeklik gözlükleri, Google’ın Glass gözlükleri ile yıllar önce gündemimize girmişti. Google Glass, sosyal hayatta büyük tepki çekince Google gözlük projesini sadece iş dünyasındaki profesyonellere yönelik olarak revize edeceğini belirtmişti. Gerçi, Microsoft’un Hololens sansasyonundan sonra Google Glass’ı tekrar sosyal alanlara uygun olarak düzenleme kararı alsa da, iş dünyası için revize edilen model de hala geçerliliğini sürüdürüyor. Alman otomotiv devi Volkswagen de şimdi, fabrikasındaki işçilerin doğru lojistik verilere ulaşabilmesi için 3D akıllı gözlük kullanacağını duyurdu. Fabrikadaki işçilerin 3 ay boyunca sürecek denemede 3D akıllı gözlükler kullanacağını vurgulayan Volkswagen, basın duyurusunda gözlüğün markası hakkında bilgi vermemiş olsa da basın bülteniyle yayınladığı görseldeki işçinin Google Glass’a benzeyen bir gözlük kullandığı da dikkatlerden kaçmadı. İşçiler gözlükleri, fabrikadaki montaj işlemleri sırasında gerekli verilere pratik biçimde ulaşabilmek için kullanacak.

Ortam sanal zarar gerçek

0
bimsaÜniversite öğrencilerine yönelik gerçekleştirilen Siber Güvenlik Farkındalığı Yarışması 2015’e, 48 üniversiteden 175 yarışmacı, toplamda 104 slogan, 75 poster, 8 kısafilm 7 el ilanından oluşan 194 eser katıldı. Türkiye dışında, Irak, Almanya, Hırvatistan, Pakistan ve Romanya’dan da takip edilen “Siber Güvenlik Farkındalığı Yarışması”ndaçalışmalar twitter’da #siberfarkindalik ve facebook’ta/guvenlikyarismasi adresinde takipçiler tarafından oylanarak değerlendirildi. “GÜVENLİĞE YATIRIM YAPIYORUZ” BimSA sponsorluğunda düzenlenen yarışmanın Seçici Kurulu’nda yer alan BimSA Genel Müdürü Tunç Taşman, “ABD Başkanı Barack Obama’nın başlattığı ve her yıl Ekim ayında gerçekleştirilen “Siber Güvenlik Ayı” etkinlikleri çerçevesinde Lostar’ın organizatörlüğünde düzenlediğimiz yarışmamızda kazananları tebrik ediyorum. Siber güvenlik farkındalığı için önemli bir çalışma gerçekleştirdik. BimSA olarak, güvenlik konusu faaliyet alanlarımızın ayrılmaz bir parçası. Bu konu üzerinde çok hassasiyetle duruyoruz, ve gerekli yatırımları yapıyoruz. ISO 27001 Bilgi Güvenliği sertifikamız ile yaptığımız çalışmaların güvenilirliğini belgeliyoruz.” dedi. Slogan kategorisinde “#siberuzay/Ortam sanal, zarar gerçek” sloganıyla Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nden Gürol Canbek 1.’inci, “#BirTık/Bir TIK’la her şey değişebilir”sloganıyla Gazi Üniversitesi’nden Salih Erdem Erol 2.’inci, #BeAvare/“Siber Güvenlik Vücutta Bağışıklık Sistemi Gibidir, Fakında ol” sloganıyla KTO Karatay Üniversitesi’nden Emin Naci Ülker 3.’üncü oldu. El ilanı kategorisinde “Zor Değil” isimli çalışmasıyla Akdeniz Üniversitesi’nden Cem Ilgazlı 1.’inci, #wecandoit isimli çalışmasıyla Ege Üniversitesi’nden Halil Altar 2’.inci, “İzinVermeyin” isimli çalışmasıyla Erzincan Üniversitesi Şükran Akdemir ise 3.’üncü oldu. Poster kategorisinde ise, “klişeler2” isimli ortak çalışmalarıyla Anadolu Üniversitesi’nden Zübeyir Topal ve Kadir Has Üniversitesi’nden Oğuzcan Ünver 1.’ciliği, “AğaTakılma” konseptindeki posterleriyle Akdeniz Üniversitesi’nden Selim Burunkaya ve Ekremcan Arslan 2.’ciliği, “Siber Son” konseptindeki poster çalışmalarıyla Akdeniz Üniversitesi’nden Çağla Uysal ve Turgut Yılmaz 3.’cülüğü kazandılar. sa Film, kategorisinde ise “Bilinmeyen Kişi” isimli filmiyle Akdeniz Üniversitesi’nden Pelin Özkaya 1.’inci, “Siber Son” isimli kısa filmleriyle Akdeniz Üniversitesi’nden Çağla Uysal ve Turgut Yılmaz Kısa “Neden Bilgi Güvenliği” isimli kısa filmiyle ODTÜ’den Gürol Canbek 3.’üncü oldu.

HP, dünyanın iş için üretilmiş ilk tabletini tanıttı

0
hp_elitex2HP, iş dünyasına yönelik tasarlanan tableti, HP Elite x2 1012’yi duyurdu. Profesyoneller için tasarlanmış çok yönlü bu ürün, tablet rahatlığı ve tam bir dizüstü bilgisayar verimliliğini bir arada sunuyor. HP Kurumsal Bilgisayar Kategori Müdürü Uğur Varlıoğlu yaptığı açıklamada, ‘’Kullanıcıların sevebileceği şekilde sadelik ve şıklığa sahip; incelik, hafiflik ve güçlülüğü de barındırmak üzere tasarlanmış HP Elite x2 1012, BT departmanlarının üretkenlik ihtiyaçlarını dayanıklılık, hizmet kabiliyeti güvenlik ve yönetilebilirlikle birlikte sağlıyor.” dedi. Tasarım ve performansta yeni bir seviye HP Elite x2 1012, HP’nin estetiğe odaklanarak CNC alüminyumdan ile işlenmiş üst düzey bir tasarıma sahiptir. Sadece 8,1 mm kalınlığa ve 1 kg’dan daha az ağırlığa sahip olan tablet, 150 dereceye kadar çevrilebilir özelliği ile de dikkat çekiyor. Böylelikle kullanıcılar görüntüleme ve klavye kullanımı için ürünü dik bir konuma ayarlayabiliyor veya arkaya yatırarak ekranı kullanarak yazı yazabiliyor. HP Elite x21012, 12 inçlik diyagonal Full HD ekranı 3:2 görüntü oranı ile birlikte görüntüleri farklı ışık durumlarına göre otomatik olarak ayarlanabiliyor. Performans, profesyoneller için son derece önemli olduğundan, Elite x2 1012 uzun şarj ömrüne ek olarak Windows 10 işletim sistemi ile geliyor. 6. nesil Intel Core MvPro işlemci ile enerji verimliliği ve SSD teknolojisi için optimize edilmiş bu tablet adeta sessiz çalışan fansız soğutma sistemi ile de öne çıkıyor. Elite x2 1012, Bang&Oufsen tarafından ayarlanmış premium sesler ve HP’nin Gürültü Azalma yazılımı sayesinde konferans aramalarında katılımcıların mükemmel kalite ve netlikte görüşme yapmalarını sağlar. HP’nin Elite serisinin son üyesi olan Elite x2 1012, bir cihazın karşılaşabileceği en zorlu iş ortamlarının üstesinden gelecek şekilde MIL-STD testini geçecek şekilde tasarlandı. Tablette, Corning® Gorilla® Glass 4 ekran ile birlikte kullanılan çift katmanlı alüminyum kaplama güç ve ağırlık arasında  doğru dengeyi ortaya koyuyor. Thunderbolt 3 ve USB-A bağlantı noktaları da bulunan Elite x2 1012, ticaret ile uğraşan kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik tasarlanmıştır. Cihaz, opsiyonel olarak 4G LTE modeme de sahiptir ve böylelikle her yerde, başka bir cihaza gerek kalmadan internete bağlanma kolaylığı sunar. Qualcomm Technologies’in endüstride lider teknolojisi üzerine inşa edilmiş Qualcomm Snapdragon X5 LTE modem, hızlı ve güvenilir bağlantı sağladığı gibi tüm 3G ve 4G ağları da destekliyor. Elite x2 1012, hareket halindeki kullanıcıların rahatlıkla içerikler yaratabilmeleri için standart olarak App Launch ile birlikte HP Active Pen isimli özel kalemi ile birlikte gelir. Endüstrinin standardı olan WACOM teknolojisine dayanan kalem, ekranda yazarken veya çizerken çizgilerin kalınlığının kontrolü için basınç sensörleri ile entegre edilmiştir. Kalem aynı zamanda programlanabilir Bluetooth uygulama başlatma düğmesine de sahiptir. Böylece kullanıcılar OneNote’u veya bir diğer favori Windows uygulamasını hızlıca başlatabiliyor. Son kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılamak ve eşsiz bir içerik yaratmalarını mümkün kılmak için Elite x2 1012, , isteğe bağlı olarak tam boy arkadan aydınlatmalı iki klavye seçeneği sunuyor. HP Advanced Keyboard, dokunmatik farede yer alan NFC sensörüne sahip olup oturum açma güvenliği için akıllı kart okuyucusuyla donatılmıştır. Advanced Keyboard bağlantısının kesilmesi durumunda Elite x2 1012, bilgi güvenliği için otomatik olarak kullanıcının oturumunu kapatıyor. HP Travel Keyboard ise kullanıcılara, sadece 395 gr fazladan ağırlığında ve 1.5mm inceliğinde bir klavye kullanım imkânı sunuyor. Üretkenlikten ödün verilmemesi için Elite x2 1012, 3 adet opsiyonel kablolu ve kablosuz docking ünitesine de sahip. Elite x2 1012’deki Thunderbolt 3 portu ile kolay bir şekilde HP Elite USB-C  HP Elite USB-C Docking Station ile bağlantı kurularak çift 2k görüntü elde edilirken Elite Thunderbolt 65W Dock ile de çift 4k ekran imkanı elde edilebiliyor. Elite x2 1012, Advanced Wireless Docking Station ile de kablosuz hızlı bağlantıya imkan veren WiGig teknolojisini kullanarak ağ, ekran ve cihazlara bağlantıyı sağlıyor. Akıllı telefon ve aksesuarları şarj ederken USB-C portundan geçen güç, aygıtın tam 1 iş günü boyunca şarjlı kalmasını sağlıyor. Sonunda BT’nin sevebileceği çok yönlü bir tablet Kullanıcılarına daha büyük mobil üretkenlik sağlamak isteyen BT için güvenlik ve yönetilebilirlik en önemli endişelerdir. Bu ihtiyaçları karşılamak üzere, Elite x2 1012 HP Sure Start ile entegre edilmiş BIOS düzeyinde bir güvenlik, HP Touchpoint Manager ile kolay yönetilebilirlik ve opsiyonel Intel® Core™ M vPro™ işlemci ile desteklenmiştir. Elite x2 1012,  dinamik korumalı HP Sure Start, HP Müşteri Güvenliği, TPM ve opsiyonel olan parmak izi okuyucusu veya akıllı kart okuyucusunu içeren yerleşik, güvenlik yetenekleriyle donatılmış bir şekilde geliyor. Bunların hepsi verileri ve kullanıcı kimliğini korumak için birlikte çalışır. Opsiyonel bir Intel Core M vPro işlemciyle, BT Elite x2 1012 tabletini kablolu ya da kablosuz ağlar üzerinden açıp yönetebiliyor. Bugünün modern iş gücü, aygıtların mobil, dayanıklı ve güvenilir olmasını gerektiriyor. Tabletin destek çubuğu sadece 2 vidası kullanıcı tarafından çıkarılarak değiştirilebiliyor. Cihaz herhangi bir bakım gerektirdiğinde, sistemin arıza süresini düşürmek ve kullanıcıları üretken tutmak amacıyla kolayca servis için tasarlanmıştır. Eğer aygıt düşürüldüyse veya daha kapsamlı onarıma ihtiyacı varsa,  servis edilebilir bileşenler -batarya, LCD/dokunma modülü, depolama, sistem kartı, WLAN veWWAN modülleri gibi- kolayca çıkarılır, onarılır ve servis teknisyenleri tarafından değiştirilir. Bu da, BT’nin son kullanıcı üretkenliğini, zamanında ve daha az pahalı olan basitçe ekranı çıkarma ve iç bileşenleri değiştirmeye dayanan onarımları sayesinde sürdürmesine olanak sağlar. Elite x2 1012’yi hali hazırda var olan altyapılara entegre etmek için HP, 180 ülkede ve 230.000 kanal iş ortağında çeşitli servisler ve 7/24 destek sağlıyor.  Buna cihazı küresel stok bulundurma biriminden satın alabilmek de dahil. Büyük müşteriler, ülkeye özel stok bulundurma birimleri ve parça numaraları hakkında endişelenmek yerine bir tek küresel stok bulundurma biriminden ürünü temin edebilmenin rahatlığına sahip oluyor. Ek olarak,  donanım ve servis parçalarına da her ülkede dünya çapında sipariş verilebilecek şekilde sahip olunabiliyor.

Amazon hacklendi mi?

0
amazonDünyanın önde gelen online alışveriş sitelerinden Amazon, kısmen de olsa hacklenmiş olabilir. Bu durumun neticesinde bazı Amazon müşterilerinin mail adresi ve şifrelerinin çalınmış olabileceği ifade ediliyor. Amazon şifreniz çalınmış olabilir! Ortaya çıkan bilgilere göre Amazon’un bazı kullanıcılara gönderdiği mailde bu kullanıcıların mail adresi ve şifrelerinin 3. kişilerin eline geçmiş olabileceği uyarısı yapılıyor. Şirket, resmi olarak bir açıklama yapmasa da gönderilen mailde bazı kullanıcıların bilgilerinin hackerlar tarafından ele geçirilmiş olabileceği ve kötü niyetli olarak kullanılabileceği söyleniyor. Yapılan uyarıda olağan dışı bir bilgi aktarımının gerçekleşmiş olabileceği ve müşterilerin mağdur olmaması için çaba gösterildiği açıklanıyor. Bunun yanında Amazon’un bu kullanıcılara yaptığı öneri ise şu an kullandıkları şifreleri değiştirmeleri yönünde. Şu an kaç tane Amazon müşterisinin hesabının tehlikede olduğu ise bilinmiyor. Ülkemizde de bulunan Amazon müşterilerinin bir an önce hesap şifrelerini değiştirmeleri güvenlik açısından doğru bir hamle olacaktır.   Kaynak: ShiftDelete.Net

Piar İletişim, Artırılmış ve Sanal Gerçeklik Çözümleri sunuyor

0
Piar İletişim Kurucuları Selin ve Berke Oran
Piar İletişim Kurucuları Selin ve Berke Oran
Piar İletişim, müşterinin yeni medya ihtiyaçlarına cevap verecek yenilikçi çözümler sunma hedefiyle, merkezi İngiltere’de bulunan, ödüllü ve patent sahibi dijital çözümler sunan A.i.Solve şirketinin Artırılmış Gerçeklik (Augmented Reality) ve Sanal Gerçeklik (Virtual Reality) çözümlerini Türkiye’deki müşterilerine sağlayacak olmanın heyecanını yaşıyor. Piar İletişim’in sunacağı çözümler arasında gerçek zamanlı görselleme, sanal kıyafet giyme canlandırmaları, 3 boyutlu oyun simülasyonları ve interaktif artırılmış gerçeklik deneyimleri bulunuyor. Piar İletişim, stratejik iletişim danışmanlığı, medya planlama, medya ilişkileri, içerik yönetimi, tasarım, etkinlik, video prodüksiyon ve kriz yönetimi, sosyal medya yönetimi, dijital iletişim ve tasarım alanlarında hizmet vermek üzere Mayıs 2014 yılında Selin Batı Oran ve Berke Oran tarafından kuruldu ve yönetiliyor. Şirket, dinamik ve yenilikçi karakteriyle Alcatel-Lucent Teletaş, Microsoft, Avon ve T-Systems gibi özellikle teknoloji ve life sytle odaklı şirketlere sunduğu etkili hizmetlerle öne çıkıyor.

Samsung, Tizen kartını oynuyor

0
tizenSamsung kısa süre önce Google ile kavga etmek pahasına, Tizen işletim sistemini devreye almaya karar vermişti. Beklenen kavganın da yöneticiler katında, Samsung ve Google’ın CEO’ları seviyesinde, yüksek sesle gerçekleştiği basına sızmıştı. Bağrış çağrışlarla geçen kavgalara rağmen, Samsung Tizen projesinden vazgeçmedi ve şimdi gelen bir rapora göre Samsung 2016’de yüksek profilli bir Tizen telefonu piyasaysa sürecek. Samsung’un asıl amacı, Tizen’i kısa süre içinde BlackBerry’inin ardından en çok kullanılan dördüncü işletim sistemine dönüştürmek. Sonrasında ise kademe kademe yükselerek piyasadaki büyük oyuncu olmayı hedefliyor. Tizen’in hızlı gelişmesi için anahtar role sahip olan uygulamaların da hızla gelişmesi bekleniyor zira Samsung Tizen uygulama geliştiricilerine, 2016 sonuna kadar tüm uygulama gelirlerinin kendilerine kalacağı sözünü verdi. Yani Google, Apple, BB veya Windows gibi satışlardan komisyon almayacak. Bu da Tizen uygulamalarının çok karlı olacağı anlamına geliyor.  

Mobil alışveriş için özel olarak geliştirilen mobil uygulamalar revaçta

0
mobil shopİnternet ortamında yapılan alışveriş hacminin her geçen gün artması ve masaüstü bilgisayarlardan akıllı telefon ve tablet gibi mobil cihazlara taşınması, alışveriş alışkanlıklarımızı da kökten değiştirmeye başladığı için, mobil alışveriş ayrı bir inceleme konusu olarak karşımıza çıkıyor. Fiyat ve karşılaştırma sitesi Bilio.com da bundan hareketle, düzenli olarak yaptığı mobil alışveriş eğilimlerini ortaya koyan anket çalışmalarıyla e-ticaret dünyasına, yazılımcılara ve girişimcilere fikir verecek sonuçlar elde ediyor. 13-18 Kasım tarihleri arasında Bilio.com’un web sitesi üzerinden yaptığı mobil alışveriş anketinin sonuçları şöyle: Mobil alışverişte “güven” sorunu var “Akıllı telefonunuz üzerinden alışveriş yaptınız mı?” sorusunu yanıtlayan 1.500 kişiden yalnızca yüzde 40’ının “evet” yanıtını verdiği, geri kalan yüzde 60’lık kesimin ise, bugüne kadar akıllı telefonlarından hiç alışveriş yapmadığı görülüyor. Anket sonuçlarına göre, bu kişilerin, mobil alışveriş süreçlerine yeterince güvenmedikleri için akıllı telefonlardan alışveriş yapmamayı tercih ediyor. Neden mobil alışveriş? Ankette akıllı telefonları üzerinden alışveriş yaptıklarını söyleyen kişilerin yüzde 85’i, mobil alışveriş için akıllı telefon yerine tableti tercih ediyor. Mobil alışveriş yapanların yüzde 48’i ise, kullanım kolaylığı nedeniyle mobil alışverişi tercih ederken, yüzde 36’sı fırsatları kaçırmamak, yüzde 16’sı da güvenli bir alışveriş deneyimi yaşamak için mobil alışverişi tercih ettiklerini belirtiyor. Bu kişiler, mobil alışverişlerinde en çok, yüzde 50 oranıyla teknoloji ürünlerini satın alıyorlar. Geri kalan kısım ise, yüzde ağırlığına göre sırasıyla moda, kozmetik ve dekorasyon ürünleri takip ediyor. Akıllı telefon kullanıcılarının mobil alışveriş için tercih ettiği özel bir gün veya dönem ise yok. Anketi yanıtlayanların yüzde 83’ü “En çok hangi dönemde mobil alışveriş yaparsınız?” sorusuna “Farketmiyor” yanıtını verirken, yüzde 7’lik oranlarla en çok Sevgililer Günü ve Yılbaşı özel günler kategorisinde öne çıkıyor. Mobil uygulamalar tercih ediliyor Bilio.com’un anketini yanıtların yüzde 61’i, alışveriş yapacakları sitenin mobil uygulaması olmasının veya web sitesinin mobil cihazlara uyumlu olarak erişilmesinin, alışveriş kararlarını etkileyeceğini belirtiyor. Akıllı telefon kullanıcılarının yüzde 46’sı web siteleri üzerinden alışveriş yapmayı tercih ederken, yüzde 54’ü de e-ticaret sitelerinin farklı telefon işletim sistemleri için özel olarak geliştirdiği mobil uygulamaları kullanıyor. Mobil alışveriş yapanların yüzde 64’ünün akıllı telefon işletim sistemi Android iken, yüzde 16’sı iOS işletim sistemlerine sahip akllı telefonlarla internetten alışveriş yapıyor.

HP, akıllı saatlerle mi geri dönecek?

0
HP OHP, on sene öncenin çok güçlü bir donanım ve teknoloji markası olarak piyasanın en büyük oyuncularından biriydi. Rakibi Compaq’ı rekor fiyatla satın alması, tüm dünyada manşetlere taşınan HP ne yazık ki teknolojinin hızla gelişen sınırlarına yetişmekte yeterince hızlı davranamadı ve akıllı telefon devriminde rol almakta yavaş kaldı. Aslında çevremizde Android ve iOS telefonlar patır patır piyasaya çıkarken elbette HP de boş durmadı. Android henüz çok yeniyken, akıllı telefonların henüz “ne kadar küçük olursa o kadar değerli olur” anlayışıyla satın alındığı, insanların kalın parmaklarıyla minicik ekranlardaki küçücük tuşlara basmaya çalışırken akrobasi yaptığı o komik yıllarda, HP de kendi mobil işletim sistemini geliştirmeye ve Android’le iOS’un karşısında üçüncü mobil işletim devi olarak yer almayı planlıyordu. O yıllarda elbette Windows Mobile de yer alıyordu Microsoft’un bile umudunu kestiği ve güncelleme bile yapmadığı eskimiş bir işletim sistemi olan Windows Mobile’ı kimse ciddiye almıyordu. Ancak ne var ki, HP’nin mobil işletim sistemi pratik olarak başarıya ulaşamadı. Popüler olamadı. Birkaç model akıllı televizyon ve bugün adını hatırlamadığımız bazı telefon modellerinde kendine yer bulduysa da Android ve iOS karşısında tutunamadı. Ancak HP pes etmiş değil. Akıllı telefon devrimini kaçıran HP şimdi, hem iş dünyasında hem de sosyal hayatta büyük önem kazanacak gibi görünen giyilebilir cihazları ve akıllı saatleri hedef almış durumda. Dünyanın beşinci büyük saat üreticisi olan Hintli Titan ile işbirliği anlaşması imzalayan HP’nin yakında Hindistan’daki büyük teknoloji birikmini de kullanarak, hem ekonomik hem de güçlü akıllı saatler piyasaya sürmesi bekleniyor. HP ve Titan, yeni işbirliği hakkında henüz detaylı bir açıklama yapmış değiller ancak akıllı telefon devrimini kaçırarak gündelik teknoloji ürünlerindeki hakimiyetini yitiren HP uzun zamandır iş dünyasına yönelik güçlü ürün ve hizmet yelpazesi sayesinde varlığını koruyabiliyordu. Bu yeni anlaşma sayesinde, yine hem iş dünyasındaki profesyonel kullanıcıları hem de sosyal hayatında, gündelik yaşamında giyilebilir cihazlara ilgi duyacak teknoloji tüketicilerini memnun edebilecek ürünler ortaya koyması mümkün olacak. Bakalım, HP’nin Titan ile anlaşmasının arkasından nasıl ürünler ortaya çıkacak ve bu yeni hamle, eski devin yeniden kükremesini sağlayabilecek mi?  

Lenovo’dan kurumsal inovasyon merkezi müjdesi

0
lenovo logoLenovo, Supercomputing 2015 Konferansı’nda, 2016 yılının başında Pekin’de açılacak yepyeni bir ileri teknoloji İnovasyon Merkezi’nin (EIC) müjdesini verdi. Aynı zamanda Barcelona Supercomputing Centre ve EIC projelerinde Oxford Üniversitesi ile sürdürülen ilişkilerin de kapsamının genişletildiğini açıklayan Lenovo, Intel® Scalable System Framework kapsamında geleceğin yüksek performanslı bilgisayar sistemi (HPC) tasarımlarına ve optimizasyona odaklanan çok sayıda yeni girişim haberi de verdi. Lenovo, bu kapsamda HPC kullanıcılarına açık kaynak ekonomisi sağlamayı amaçlayan OpenHPC’nin kurucu üyelerinden biri olacağını açıkladı. Lenovo Girişimci İnovasyon Merkezleri Yaklaşık bin sunucuyla donatılmış olan Pekin EIC, bu yıl açılmış olan Almanya Stuttgart’taki Lenovo EIC’ye katılarak yenilikçi işbirliğine ortak bir global erişimsağlayacak. HPC, büyük veri analizleri, bulut ve hiper ölçek veri merkezleri gibi alanlardaki araştırmalar; yaşam bilimleri, imalat, enerji ve mühendislik gibi endüstrilere odaklanacak. Oxford Üniversitesi ve Barcelona Supercomputing Center (BSC) ile Yeni İşbirlikleri Oxford Üniversitesi, Lenovo’nun yeni İnovasyon Merkezi iş ortaklarından biri oluyor. Büyük veri hacimli ortamlarda HPC enerji verimliliğinin iyileştirilmesi konusunda birlikte çalışılan Oxford Üniversitesi’yle, aynı zamanda HPC kullanım maliyetlerini azaltmak ve daha küçük kuruluşların teknoloji potansiyellerini gerçekleştirmelerine yardımcı olmak üzere tasarlanmış, açık kaynaklı bir dizi yazılımın geliştirilmesine yönelik ortak bir değerlendirme projesinin startı verildi. Lenovo ile Barcelona Supercomputing Center (BSC) arasında devam eden işbirliği ise planlama, performans araçları, enerji verimliliği ve büyük veri gibi konuları de içine alacak şekilde genişletildi.

Yapay zekanın yerini yapay yığın zekası mı alacak?

2
robot-artificial-intelligenceYapay zekanın (AI) çok geliştiğinde insanoğlunu gereksiz olarak göreceği ve hatta kendine karşı tehdit olarak görüp insanları ortadan kaldırmaya kalkabileceği tehlikesi tüm bilim insanlarının en büyük endişesi. Bu alanda yapılmış filmleri ise saymaya gerek yok. Matrix’ten, Terminator’e kadar, sayısız bilim kurgu filmi, yapay zekanın insanları yok edeceği fikrini işleyerek popüler oldu. Ancak mesele film senaryolarından daha ciddi. Elon Musk’tan Stephen Hawking’e kadar, binlerce bilim insanı ve aydın, geçtiğimiz sene dünyayı yapay zeka çalışmalarına karşı uyardı ve ortak bir bildiri hazırlayıp yapay zekanın çok gelişmesi halinde, insanoğlunu yok edeceğinin altını çizdiler. Bilim insanları yapay zekayı barışçıl amaçlar için geliştirecek olsalar bile, bu teknolojiyi günün birinde savaş alanlarında kullanarak düşmanları yok etmek isteyecek devletler, askeri kuruluşlar veya örgütler ortaya çıkacaktır. Son derece gelişmiş silahlara sahip ve yok etme dürtüsüyle donatılmış, kendi başına düşnüme yetisi bulunan bu robot askerler insanoğlu tehlike oluşturacağı kadar, elektrik santralleri, barajlar, hava limanları, oto yollar, nükleer santraller gibi toplumların hayati organlarını elinde bulunduracak yapay zeka yazılımlarının da birgün kontrolden çıkmasın riski bulunduğunu kabul etmek gerekiyor. Bilim insanları şimdi bu tehdide karşı yapay yığın zekası (Artifical Swarm Intellegnce) isimli yeni bir kavramı ortaya attılar. Yapay Yığın Zekası, yani ASI, yapay zekadan daha güvenli bulunuyor çünkü işin içinde insanların bulunması öngörülüyor. Yani yapay zeka işlevini görürken, zekasını diğer insanların deneyimlerinden ve zekasından alacak. Dolayısıyla, düşünce biçimini geliştirirken, insanların endişeleri, korkuları, vicdanları da yapay yığın zekanın bir parçası olacak. Yapay yığın zeka, bir işlem hakkında karar verirken, ilişkide olduğu insan gruplarının vicdanı, duyguları, düşünceleri kararda etkili olacak. Savaş alanında çatışan bir robot asker, bağlantılı olduğu yapay yığın zeka zayesinde, elini kaldırıp teslim olan, savaşmayan bir düşman askerine ateş etmeyecek ve onu bağlayıp etkisiz hale getirecek. Aslnda normal yapay zekanın da bunu yapma potansiyeli bulunuyor ancak aynı yapay zekanın, insan hayatını hiçe sayıp her türlü tehdidi yok edecek kesin ve acımasız bri tavır geliştirmesi de mümkün olduğundan, işin içinde insan zekası ve vicdanı olmadan yapay zekanın ne kadar acımasız olabileceğini tahmin etmek kolay değil. Şimdi bu alanda çalışan yeni start-up’lar da ortaya çıktı. Örneğin, İngiliz EnSwarm şirketi, geliştirdiği yapay yığın zeka ile işe alma ve iş performansını değerlendirme süreçlerini, yapay yığın zeka ile birleştiriyor. Kısaca söylemek gerekirse, bilim dünyası çok çekindiği yapay zekaya karşı şimdi işin içine insan duygularını ve vicdanını katacağı yapay yığın zekası (ASI) kavramını geliştirmeye çalışıyor ve yakında bu terimi çok daha fazla duyacağız gibi görünüyor.

Robotlar mı, akıllı sensörler mi kazanacak?

0

robotsBizim neslimiz robot hikayeleriyle büyüdü. Robotların dünyayı işgal edeceği endişeleri bir tarafta, robotların bütün ağır yüklerimizi alacağı bir hizmetçiler rehaveti diğer yanda gelecek senaryolarını okuduk.

Geçmiş 50 yıllık dönemde robotların ağırlıkta olduğu bir üretim teknolojisi anlayışı ile verimliliğimizi hesap ettik.

Robotlaşma bir nevi otomasyondu, verimlilikti, hassas işlerin şartı, sıfır hata payının vazgeçilmeziydi.

Robotlaşma katma değerli üretim, ileri teknoloji ve hızın ifadesiydi.

Geldiğimiz noktada robot anlayışı da, verimlilik anlayışı da değişti.

Yeni nesil üretim, verimlilik ve katma değerde esas olan Big Data kullanımı oldu. Bunun da vazgeçilmezi “sim kart” teknolojisi oldu. Sim kartlar ile sensörler akıllanacak ve tahmin etmeyeceğini her noktaya akıllı sensörler yerleşecek.

Sim kart tarihi cep telefonlarından önce başlıyor. 1956 yılında İsveçli MTA şirketi yarı otomasyonlu mobil telefonu yaptığında, 40 kg ağırlığında sim kartı vardı. Haliyle cebe sığacak, bir insanın taşıyacağı hafiflikte değildi.

1973 yılında Martin Cooper ilk cep telefonuna sim kart takan kişi olmuştu. Ancak bugünkü anlamıyla 1991 yılında hayatımıza girmeye başladı.

Cep telefonlarıyla başlayan sim kart kullanımı bununla yetinmedi. Otomobiller, veri paylaşımı, tarım uygulamaları derken aklımıza gelen her yerde sim kartlar karşımıza çıkmaya başladı.

Özellikle giyilebilir teknolojiler dediğimiz saat, gözlük ile birlikte kullanma alanları hayallerimizin de ötesine geçmeye başladı.

Ancak geleneksel robot anlayışımız da sim kartlar ile birlikte yeni bir anlayış kazandı. Sim kartlar, endüstriyel üretimde kullanılan robot artışında ivme kazandıran bir etken oldu.

Konunun anlaşılması için dünyadaki robot kullanımına bir bakalım.

Hali hazırdaki kullanım itibariyle en yoğun robot kullanımı otomotiv sektöründe… Onu sırasıyla elektrik-elektronik, metal, plastik, gıda ve ilaç sanayi takip ediyor.

Şu anda dünyada 10 bin çalışana göre robotlaşma sadece 66 adet olarak var sayılıyor. Otomotiv sanayi öncü durumunda ve Japon otomotiv sanayiinde 10 bin kişiye karşılık 1.520 robot kullanılıyor.

Aslında sektörlerdeki büyüme oranları da dikkat çekici durumunda. Otomotivde 2010 yılına göre 2013 yılında yüzde 82 oranında robot kullanımı artmış görünüyor. Bu sektörü yüzde 80 ile metal sanayi, yüzde 44 ile gıda sanayi, yüzde 35 ile ilaç sanayi izliyor.

Buna rağmen halen 6 milyon istihdam sağlayan elektronik sektörüne geleceğin en fazla robot kullanan sanayisi olarak bakılıyor.

Endüstriyel üretimde robot kullanan ülkeler sıralamasında geleneksel teknoloji devleri ilk sırada yer alamıyor. Burada 10 bin işçi başına kullanılan robot sayısı kriter olarak kullanılıyor. Buna göre 396 oranıyla Güney Kore’yi 332 robot sayısıyla Japonya takip ediyor. Ardından Almanya, İsveç, İtalya, ABD, İspanya, Tayvan, Fransa ve Kanada olarak sıralanıyor.

Son yıllardaki robotlaşma rakamları daha ilginç bir seyri gösteriyor: Mesela 2012 yılında Çin’de kullanımda olan robot sayısı 96 bin civarında iken 2013 yılında 36 bin 560 yeni robotu üretime katarak rekor kırdı.

Aynı yıl Japonya’da 26 bin, ABD’de 23 bin, Güney Kore’de 21 bin, Almanya’da ise 18 bin civarında robot endüstrinin hizmetine girdi.

Malum bu yılın en büyük teknoloji çıkışı sürücüsüz otomobillerde oldu. Akıllı sensörlerle yüklü sürücüsüz bir otomobilin robottan ne farkı vardır? Robot mu diyeceğiz yoksa akıllı otomobil mi? Dönüşümle birlikte kavramlar da değişmek zorunda.

Dünyanın en büyük robot üreticileri arasında İsveçli ABB, Alman Kuka ve Japon Yaskawa anılıyor. Her üç firma da yeni yatırım planları yapıyor. Japonya’daki altı robot üreticisinin üretimlerinin yarısını Çinliler alıyor. Bu yüzden Çin’de robot üreticileri ülkede üretim araştırması yapıyor.

Bütün bunların yanı sıra hizmet sektöründe de robot kullanımı artıyor. Otomasyon dışında robot kullanımı için sim kart veya akıllı sensörler bir zorunluluk olarak görülüyor.

2015 yılına kadar 171 milyar dolar değerinde 95 bin hizmet robotu hayatımıza girmiş olacak. Bu rakamın içinde mutfak robotları, ev süpürgeleri, çim biçme makinaları dahil değil.

Sağlık sektörü de bundan payını alıyor. Geçen yıl 570 bin robotik cerrahi operasyonu yapıldığı tahmin ediliyor.

Robotlar binlerle sayılırken, sim kartlar milyar ile konuşuluyor. Halen dünyada 6,5 milyar adet sim kart olduğu tahmin ediliyor. 2020 yılında bu rakamın 50 milyar olacağı düşünülüyor.

Vücut terimizi ölçen çamaşırlar, nabzımızı sayan saatler, kalori kaybımızı haber veren ayakkabılar gibi yüzlerce giyilebilir teknoloji yanı sıra çocuğun çantası – bisikleti, eşin arabası gibi her nesnedeki sim kartlar hesap edildiğinde bu rakam 100 milyarı aşması şaşırtıcı olmaz. O yüzden “Nesneler Çağı” diyoruz.

Eğer robotik pazar değeri olarak bakacak olursak, 2020 yılına kadar pazarın büyüklüğünün 152 milyar doları aşacağı tahmin ediliyor. Robotlara bağlı olarak da bazı sektörlerdeki verimliliğin de yüzde 30 artacağı öngörülüyor.

“Ne kadar robot o kadar işsizlik” diye bir hükme de varabilirsiniz. Yüzde 90’na varan emek maliyetinden tasarruf yapılabilecek. Buna bağlı olarak çalışma mesailerinin de değişmesi zorunluluğu doğacak. Diğer taraftan da da bu kadar boş zaman, çoğu hizmet sektöründe olmak üzere yeni iş alanları da doğurabilecek.

Küresel olarak tam otomasyonun gerçekleşmesiyle 9 trilyon dolar maliyet tasarrufu sağlanacağı da başka bir hesaplamada ortaya çıktı.

Sadece robot ve sim kart üzerinden fikir yürütmeyin. Geleceğin sim kartı şimdi kullandığımızdan da farklı olacak. Japon Docomo telefona takılma zorunluluğu olmayan yeni bir sim kart üzerinde tartışıyor. Ancak yeni kartlara yeni özellikler de yüklenecek. Her nesneye bir kart veya akıllı sensör ekleyebilirsiniz.

Mevzuat ne kadar müsaade eder bilinmez ama gelecekte banka ödeme sistemlerinde, kimlik belgesi olarak, sağlık bilgileri güvenliğinde en geçerli araç sim kart olabilir.

Bir taraftan bulut veri paylaşımı, bir yandan yeni nesil akıllı sim kartlar eşyalara robot özelliği katacak. Bulut sistemlerin dönüşümü üzerine de kafa yormak gerekiyor.

Endüstriyi yeniden yapılandıracak ve verimli kılacak iki teknoloji olan robot ve sim kart birlikteliği geleceğin vazgeçilmezi olacak.

Sadece Google örneği ile pazardaki hareketi anlatmak istiyorum. Google, akıllı termostat üreticisi Nest’ten sonra Boston Dynamics şirketini satın aldı. Bu şirket BigDog projeleri arasında 46.6 km hızla koşan çitayı herkes hatırlar. Aynı şekilde, yapay zeka firması DeepMind de portföyüne katıldı.

Peki, bunca oluşacak yeni yapı pastasından kim ne kadar pay alacak? Kim nerede nasıl konumlanacak? Robotlar mı, akıllı sensörler mi daha baskın olacak?

Yoksa onlar kazanacak, insanlık kaybedecek mi? Yaşayıp göreceğiz!..

Google’ın robot köpeği eğitime başladı!

0

Google’ın 2013 yılında bünyesine kattığı Boston Dynamics’in ürettiği robot köpek Spot, gerçek doğa koşullarında eğitime başladı. Spot şu an Deniz Kuvvetleri tarafından test ediliyor ve doğanın zorlu koşullarında, keşfin zor olduğu engebeli arazilerde kullanılıyor. 

15-11/23/googlein-robot-kopegi-egitime-basladi.jpg

500 metre gibi bir uzaklıktan bir oyun konsolu veya dizüstü bilgisayar ile kontrol edilen Spot, silahlı çatışma gibi durumlarda nasıl hareket edeceğini ve nasıl yardım sağlayacağını da öğreniyor. Kullanım açısından da çok kolay olduğu üreticinin “4 yaşındaki bir çocuk bile kullanabilir” cümlesinden anlaşılıyor.

72.5 kilogram ağırlığındaki Spot’un aldığı eğitim şu an arama kurtarma, doğal afetler gibi durumlarda yardımcı olmayı içeriyor. İlerleyen test aşamalarında ise düşman bölgesine sızma, yer tespiti gibi amaçlar için kullanılabilir.

Kaynak: ShiftDelete.Net